VAKIFLAR

  1. VAKIFLAR


    Vakıf; kişinin taşınır veya taşınmaz mallarına hiçbir dış tesir altında kalmadan sırf kendi rıza ve isteğiyle şahsi mülkiyetinden çıkarıp hayır ve hasenat gayesiyle yine kendisi tarafından belirtilen şart ve hizmetlerin yerine getirilmesi için ebedi olarak tahsis etmesidir.
    Vakıflar genellikle dini tarihi hukuki ve sosyal yönlerden olmak üzere değişik açılardan ele alınıp incelenir. Vakıfların iktisadi yönden ele alınmaları ve incelenmeleri ve vakıfların ekonomik fonksiyonlarının gün ışığına çıkartılması da mümkündür. Vakıflar üzerinde daha çok mali yönden güçlendirilmesi ve gelir temini konularında durulmuştur. Günümüz vakıflarından çokça örnek vermek mümkündür. Çünkü günümüzde her alanda çok sayıda vakıf kurulmuştur. Bunlardan en önemlisi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakfıdır.
    Vakıfların Amaçları
    Vakıflarımızın kuruluş amaçları toplumsal dayanışma ve yardımlaşmadır.
    Vakıfların genel amaçları içinde ekonomik ve mali bakımdan güçsüz durumda olmaları onları desteklemek, güçlendirmek ve onların sosyal ve ekonomik durumlarını düzeltmek vardır.
    Vakıflar bir yandan doğrudan doğruya komu hizmetleri yaparlarken diğer yandan da bir kısım ihtiyaç sahiplerine direkt olarak ekonomik ve mali yardımlarda bulunmaktadırlar.
    Ayrıca Vakıfbank sermayesinin büyük bir bölümü vakıflara ait bir banka olarak Türkiye’de ve Dünya’da tek banka olma özelliğini taşımaktadır.
    Vâkıfın Tarihçesi
    Vakıfların ilk olarak ne zaman ortaya çıktığı hususunda çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bir kısım araştırmacılara göre vakıf İslamiyet’ten öncede vardı. Bir kısım araştırmacılara göre ise vakıf İslamiyet’le başlamıştır. Öyle ki; temelinde Allah rızası, hayır duygusu, insanlık ve yurt sevgisi yatan vakıfların gelişmesinin başlıca sebeplerinden biride İslam dininin hayrı ve içtimai hizmetlere verdiği önemdir.
    Vakıflar en mükemmel ve en görkemli dönemini Osmanlılar devrinde yaşamıştır, sayıları yüz binleri aşan insanlığa hizmette geniş alanlara yayılan Türk-İslam vakıflarının sanat yönüyle de zirveye ulaşması bu dönemde olmuştur.
    Cumhuriyetin kurulmasından ve medeni kanunun kabulünden sonrada vakıflar bir müddet daha eski esaslara göre idare edilmiştir. Vakıflar idaresinde asıl değişiklikler 5 Haziran 1935 tarihinde yürürlüğe giren 2762 sayılı “Vakıflar Kanunu” ile yapılmıştır.
    Bu kanunda vakıflar dörde ayrılmıştır;
    Mazbut Vakıflar
    Mülhak Vakıflar
    Cemaat ve Esnaf Vakıfları
    Yeni Vakıflar
    1- Mazbut Vakıflar: Söz konusu 2762 Sayılı Kanunun 1. Maddesinde Genel Müdürlük tarafından idare edileceği gösterilen, bu Kanunun neşrine kadar mazbutiyet altına alınmış olan ve on seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş bulunan vakıflar ile Kanunen veya fiilen hayrî hizmeti kalmaması üzerine, idaresi doğrudan Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlanan vakıflardır. Ayrı ayrı tüzel kişiliğe sahip olmakla beraber bu vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temsil ve idare edilir. Bütün iş ve işlemleri Genel Müdürlükçe yürütülür.
    2- Mülhak Vakıflar: Soydan gelenlere şart edilmiş, mütevellilerince idare ve temsil edilen tüzel kişiliğe haiz vakıflardır. Vakıf senedinde yazılı şartlara göre vakfın evladından olan mütevellilerce idare edilir ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce de denetlenir.
    3- Cemaat ve Esnafa Mahsus Vakıflar: Cemaat ve esnafa mahsus vakıflar, bunlar tarafından seçilen kişi veya kurullarca yönetilir. İlgili Makamlarla Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından teftiş edilir ve denetlenir.
    4-Türk Medenî Kanununa Tâbi Yeni Vakıflar: Cumhuriyetin kurulmasından sonra, şahısların isteği üzerine, bağımsız mahkemeler tarafından kurulup, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kuruluş senedine uygunluk yönünden denetlenen vakıflardır.
    Vakıflar Genel Müdürlüğünün, 21.5.1970 tarihli 1262 sayılı Kanunla sınaî, ticarî, ziraî yatırımlara girmesi sağlanmış; 8.6.1984 tarihli 227 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de bazı birimlerin ismi değişerek, devlet standardı içindeki yerine oturmuştur.
    Vakıflar Genel Müdürlüğüne bir görev olarak tevdi edilen vakıf eski eserlerimizi korumak, kollamak, gelecek nesillere ulaştırma görevi, bu eserlerin bütün insanlığın kültürel mirası olduğu düşünüldüğü zaman, başta mülkî amirler, belediyeler olmak üzere bütün vatandaşlarımız tarafından top yekûn korunması gereken eserlerdir. Tarihimizin ve kültürümüzün bir parçası olan vakıf eserlerin korunması, bir kurum ve kuruluşa emanet edilemeyecek derecede ortak sorumluluk gerektirmektedir. Fert bu sorumluluğu paylaştığımız taktirde, tarihi vakıf eserlerimiz sonsuza kadar yaşayacaktır.
    ATATÜRK VE VAKIFLAR
    1 Mart 1922'de T.B.M.M.’ni Açış Nutkundan
    “Vakıflarla ilgili konulara gelince; bilinmektedir ki vakıflar memleketimizin mühim bir servetini teşkil eder. Bu servetten millet ve memleketin gerektiği şekilde istifade edebilmesi için Şer’iyye Vekâletiyle beraber bütün Bakanlar Kurulunun ve hatta Yüce Meclisin bu hususu ehemmiyetle tetkik ile bu büyük müessesenin haraplıktan korunmasını ve memlekete faydalı bir hale konulmasını temenni eylerim.
    Efendiler;
    Vakıfların varoluş esprisi göz önüne alınınca; bunun dinî müesseseler ile beraber hizmet ve sosyal dayanışmayı hedeflediği ortaya çıkar.
    Vakıfların imarethaneler, bîmarhâneler, hastahaneler, kütüphaneler, kervansaraylar, hamamlar, çeşmeler, mektepler, medreseler, ve diğer irfan müesseselerini kapsamış olması, vakıflara ait konuların çözümünde uyulması zorunlu olan esasları göstermektedir.”
    K. ATATÜRK
    1 Mart 1339 (1923) T.B.M.M.’nin 4.Toplantı Yılını Açarken
    ‘Efendiler,
    Geçen sene zarfında Evkaf Vekâleti; dînî ve hayrî yapıların tamir ve inşaatında oldukça mühim bir faaliyet göstermiştir. Yapılan tamirler, yurdun çeşitli yerlerinde olmak üzere toplam; 126 cami ve mescit ile 31 medrese ve mektep, 22 su yolu ve çeşme, 175 akar ve 26 hamama ulaşmıştır.
    339 senesinde İstanbul’a ait olup, şimdiye kadar teşkilâtsızlık yüzünden ihmal edilen bentlerin tamiratı ciddiyetle göz önüne alınarak; bu hususta bir kanun tasarısı hazırlanıp, Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiştir ve adı geçen Kanunun Yüce Meclis tarafından kabulü halinde İstanbul’da susuzluk tehlikesine maruz kalan halk ve dinî yapıların su ihtiyacı mümkün olduğu kadar azaltılacaktır.
    Toplamı önemli bir miktara ulaşan vakıflar giderlerinin hiçbir denetime tutulmadan harcanması uygun olmadığı gibi, devamlı olarak halk tarafından yapılan şikâyetlerin bir an önce tetkiki mümkün olmadığından, yeniden Teftiş Kurulu oluşturulması bütçeye konmuştur.
    Aylık yirmi beş, elli kuruş gibi küçük bir ücretle hizmetlerini yürütmekte olan din görevlilerinden 487 kişinin maaşlarına şimdiye kadar 13006 lira zam yapılmış ve bu sene içinde bir o kadar lira zam kararlaştırılmıştır.
    Efendiler !
    Geçen sene arz etmiştim. Bu sene de tekrara mecburum ki, vakıflar konusu mühimdir. Memleket ve milletin hakiki menfaati yönünden tetkik ve günün gereklerine uygun bir şekilde çözülmesi lâzımdır, çok gereklidir.”
    K. ATATÜRK
    Telgraf
    Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine
    Son inceleme gezilerimde çeşitli yerlerdeki müzeleri ve eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim.
    1.İstanbul’dan başka Bursa, İzmir, Antalya, Adana ve Konya’da bulunan müzeleri gördüm. Bunlarda şimdiye kadar bulunabilen bazı eserler muhafaza olunmakta ve kısmen de yabancı uzmanların yardımıyla tasnif edilmektedir. Ancak memleketimizin hemen her tarafında emsalsiz hazineler halinde yatmakta olan eski uygarlık eserlerinin ilerde tarafımızdan ortaya çıkarılarak ilmî bir şekilde koruma ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmali yüzünden çok harap bir halde olan âbidelerin korunmaları için Müze Müdürlüklerine ve kazı işlerinde kullanılmak üzere (arkeoloji) uzmanlarına şiddetle ihtiyaç vardır. Bunun için Maarifçe yurt dışına öğrenime gönderilecek öğrencilerden bir kısmının bu konuya ayrılmasının uygun olacağını düşünmekteyim.
    2.Konya’da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir tahribat içinde bulunmalarına rağmen, sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin gerçek mimarî şaheserleri sayılacak kıymette bazı binalar vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alâeddin Câmii, Sahip Atâ Medrese Cami ve Türbesi, Sırçalı Mescit ve İnce Minareli Cami derhal ve acele olarak onarıma muhtaç bir durumdadırlar. Bu tamirin gecikmesi ve âbidelerin tamamen ortadan kalkmasına sebep olacağından, öncelikle asker tarafından kullanılanlarının boşaltılmasını ve tamamının uzman kişiler kontrolünde onarımının temin edilmesini rica ederim.’
    K.ATATÜRK
    VAKIFLARDA MAL VARLIĞI
    Vakıf mal topluluğu mahiyetinde olan bir medeni hukuk tüzel kişisidir. Kuruluşunda ve işleyişinde, kişi topluluğu olan derneklerin aksine, esas rolü kişiler değil, tahsis edilen mallar oynar.
    Vakfedenin yapacağı vakıf kurma işleminde iki esas unsurdan biri amacın belirlenmesi, diğeri ise bu amacı gerçekleştirecek malların tahsisidir. Bu bakımdan, vakfı kuranların sayısı herhangi bir öneme sahip değilken, tahsis edilen malların nitelik ve nicelik itibariyle belirlenen amacın gerçekleştirilmesine elverişli olması gereklidir.
    Vakfın kuruluşunda esas rolü oynayan mal unsuru, işleyişinde de etkisini sürdürür. Vakfın amaçları doğrultusunda yapılacak faaliyetler sahip olduğu mallarla gerçekleştirilir. Vakfın yönetim organı, vakıf senedinde belirlenen amaçları gerçekleştirmek için, yine vakıf senedinde gösterildiği şekilde vakfın mallarının ya aynından ya da gelirinden yaralanarak bu faaliyetleri yapmakla yükümlüdür. Bir mal veya mal topluluğunun belli bir amaca sürekli olmak üzere tahsis edilerek, bir tüzel kişilik meydana getirmesi olarak tanımlanabilecek vakıf, tanımdan da anlaşıldığı gibi üç temel unsurdan oluşur. Bunlardan ilki, bir mal veya mal topluluğu; ikincisi, belli bir amaç; üçüncüsü ise, tüzel kişilik meydana getirmek üzere yapılan tahsistir.
    Mal kavramı hukuki anlamda, mülkiyet konusu olabilen maddi varlığa sahip bütün eşya ile mal varlığına girebilen hakları ifade eder. Mal varlığı ise, bir kişinin sahip olduğu mal, hak ve borçların tamamından oluşan hukuki bütünlüktür.
    Bir vakfın varlığı dendiğinde ise, bu tanım doğrultusunda, vakfın sahip olduğu mal, hak ve borçların tamamından oluşan hukuki bütünün anlaşılması gerekir.
    1- Genel Olarak Vakfın Mal Varlığı
    Mal varlığı, bir kişinin sahip olduğu para ile ölçülebilen mal, hak ve borçların tamamından oluşan hakiki bütünlüktür. Herkes mutlaka bir mal varlığına sahiptir. Vakıf da tüzel kişilik kazanması ile birlikte bir mal varlığına sahip olur. Vakıf, tesciliyle beraber tüzel bir kişilik kazanır ve bağımsız bir şahsiyet haline gelir. Tescilin diğer bir sonucu da tahsis edilen malları, başka bir işlemi gerektirmeksizin vakfın mülkiyetine geçirmesidir. Vakfın ilk mal varlığı vakıf senedi ile kendisine tahsis edilen mal ve haklardan meydana gelir. Bu mal varlığı, dar anlamda vakıf mal varlığını ifade eder. Geniş anlamda vakfın mal varlığını ise, kuruluşta tahsis edilenlerle birlikte, sonradan elde edilen tün değerler, ihtiyatlar, vakfın işletmeleri için ayrılan sermayeler ve borçlardan oluşur. Vakfın, malları organları vasıtasıyla talep eder. Kural olarak bu görevi yerine getirecek organ, vakıfta tek zorunlu organ olan yönetim organıdır.
    2- Vakfın Gelirleri
    Vakfın varlık kazanabilmesi için bir mal varlığına sahip olması şart olduğu gibi, faaliyet gösterebilmesi için de bu mal varlığının gelir getirmesi gereklidir.
    Vakfın, kuruluş aşamasında tahsis edilen malların tabii ve medeni semerelerine ilaveten, kurulmasından sonra gerçekleştiği bazı faaliyetler sonucu veya bağışlar yoluyla da gelir elde edebilir. Bu gelirler genel olarak şöyle sıralanabilir.
    Faiz Gelirleri: Vakıf çoğu zaman belli bir para tahsisi ile kurulur. Başlangıçta yapılan bu para tahsisi vakfın mal varlığını oluşturur. Vakıf, amacı doğrultusunda yapacağı faaliyetler için bu parayı harcarsa, başka bir mal varlığı olmaması veya para dışındaki mal varlığı değerlerinin amacın gerçekleşmesi için elverişli olmaması halinde kuruluşundan kısa bir süre sonra dağılması söz konusu olabilir. Bu sebeple mal olarak belli bir miktar para tahsis edilmişse, bunun çeşitli yollarla değerlendirilerek gelirinden yararlanılması gerekir. Bunun içinde de çoğu zaman tahsis edilen paranın bir bankaya yatırılmak suretiyle faizinden yararlanılır. Vakıfların sahip oldukları parayı Devlet bankalarından birine veya Vakıflar Bankasına yatırmalarını zorunluluk olarak öngörmüştür. Daha yüksek faiz veren özel teşebbüse ait bir bankaya parasını yatırma imkânı tanımamaktadır. Çünkü daha fazla gelir elde etme uğrunda vakıf mal varlığının riske atılmasına karşılık, güvenilir ama daha az gelir getiren Devlet güvencesine sahip olan bankalara yatırım yapılmasını tercih eder.
    Kira Gelirleri: Vakfın sahip olduğu taşınır ve taşınmaz malların kiraya verilmesi yoluyla elde edilecek gelirler vakfın kira gelirlerini oluşturur. Kiraya verme işleminin usul ve esasları, kira sözleşmesinin süresi vakfın yönetim organınca tayin edilir.
    Sosyal Faaliyet Gelirleri: Vakıf, amacını gerçekleştirmek için sosyal faaliyetlerde bulunabileceği gibi gelir elde etme amacıyla da bu tür faaliyetler düzenleyebilir. Örnek olarak konferans, sempozyum, panel, balo ve yemekli toplantılar, konserler, kermesler gösterilebilir.
    Yayın Gelirleri: Vakıf, sosyal faaliyetlerde olduğu gibi yapacağı yayınlarla da hem amacını gerçekleştirebilir hem de gelir elde edebilir. Yayın olarak, amacı doğrultusunda yayınlayacağı kitap, dergi ve hatta gazete zikredilebilir. Buna ek olarak, sadece gelir elde etmeyi amaçlayan takvim, ajanda ve benzeri yayınlar da yapılabilir.
    Hizmet Bedeli Olan Gelirleri: Vakıf, amacına ve faaliyet konusuna uygun birtakım hizmetler sunabilir. Bu hizmetler ücretsiz olabileceği gibi vakfın bunlar karşılığında belli bir miktar ücret alması da mümkündür. Örneğin, vakıf bir verem hastanesi işletiyorsa, buradan ekonomik durumu elverişli olmayanlar ücretsiz olarak yararlanırken, diğer hastalardan tedavi karşılığı ücret alınması söz konusu olabilir.
    Aidat Gelirleri: Vakıf esas itibariyle üyeleri olmayan, başka bir deyişle olmaması gereken bir tüzel kişiliktir. Üyelik müessesesi yine bir medeni hukuk tüzel kişisi olan derneklerde söz konusudur. Kanun koyucu, sadece istihdam edilenlere ve işçilere yardım vakıflarında, çalışanlardan ve işçilerden aidat alınmasını öngörmüştür. Buna rağmen, uygulamada yaygın bir şekilde diğer tür vakıfların da üye kaydettikleri ve aidat aldıkları görülmektedir. Hatta bazı vakıfların gelirlerin önemli bir kısmını üye aidatları oluşturmaktadır. Böylece, dernekten farksız bir örgütlenmesi ve çalışma tarzı olan vakıflar ortaya çıkmaktadır. Bunun önemli bir sonucu olan Medeni Kanunun öngördüğü dernek ve vakıflar ayrımını manasız hale getirmesi, bu ayrıma göre düzenlenen hükümleri işlemez duruma getirmesidir. Hatta bu yolla, her şeyiyle dernek şeklinde olan, ancak derneklerin amaçla sınırlı olarak taşınmaz mal edinme ilkelerini aşan vakıflar vücuda getirilmekte. Adeta dernek ile vakıftan unsurlar taşıyan karma bir tüzel kişilik ortaya çıkmaktadır ki, Medeni Kanuna göre kurulabilecek tüzel kişilik türleri bakımından geçerli olan sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkelerine aykırı olarak ortaya çıkan bu karışık ya da karma tüzel kişilik kabul edilemez.
    Oysa vakfın amacına ve bu doğrultuda yaptığı hizmetlere inanan kimseler, üye olmasalar bile bağışlar yolu ile vakfı destekleyebilir. Vakıf, herhangi bir bağış veya aidat gibi gelirleri olmasa dahi amacı doğrultusunda faaliyet göstermesini sağlayacak bir mal tahsisiyle kurulmalıdır. Bu bakımdan bağış ve aidat gibi gelirler, vakıf bakımından olması halinde hizmet çerçevesini genişletici ancak olmaması halinde de vakfın faaliyetini olumsuz olarak etkilemeyecek mahiyet taşımalıdır.
    Kanunen Vakfa Tahsis Edilen Gelirler: Vakfa, özel bir kanunla bazı gelirler tahsis edilmiş olabilir. Nitekim Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun 3. maddesi ile kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan aktarılacak gelirler tahsis edilmiştir.(m.7) Bu fonun hangi kaynaklardan oluşacağı aynı kanunun 4. maddesinde düzenlenmiştir. Bunların çoğunluğu, Devletin tahsil etmesi gereken kamu alacağı niteliğindeki ödemelerdir. Ayrıca, Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikte de kurban derilerini toplama yetkisi ve bunda elde edilecek gelirlerin %95’inin bu vakıflara verilmesi öngörülmüştür.
    İştiraklerden Elde Edilen Gelirler: Vakıf belli bir şirkete ait hisse senetlerinin tahsisi ile kurulmuş olabilir. Bunun gibi, vakfın kuruluşundan sonra da, böyle bir şirketin hisse senetleri gelir getirmesi amacıyla alınmış olabilir. Bunlarda elde edilecek kâr payları vakfın gelir kalemleri arasında yer alır.
    Bağış Yoluyla Elde Edilen Gelirler: Burada söz konusu olan, vakfeden veya üçüncü şahıslar tarafından vakıf senedinin bir gereği olmamasına rağmen yapılan kazandırmalardır. Bu kazandırmanın hangi türde olduğu kazandırmayı yapan şahsın iradesi tayin eder. Örneğin, hastane işleten sağlık amaçlı bir vakfa bağışta bulunan kişi, hastane odalarından birine adının verilmesi veya hastane bahçesine büstünün dikilmesini mükellefiyet olarak yüklemiş olabilir. Bu takdirde vakıf, bu mükellefiyetle yüklü olarak bağışlananı iktisap eder. Bu bakımdan, vakıf yönetim organının mükellefiyetli bağışlamalarını kabul ederken titiz davranması gerekir. Eğer mükellefiyet vakfın amacıyla uyuşmuyorsa veya yerine getirmesi vakfa çok fazla külfet yüklüyorsa, bu gibi hallerde bağışlamanın kabul edilmemesi vakfın menfaatlerine daha uygundur.
    Vakfa Ait İktisadi İşletmelerden Elde Edilen Gelirler: Vakıf iktisadi amaç ile kurulamamakla beraber, iktisadi amaç gütmeksizin bir iktisadi işletmeye sahip olabilir. Bu da iki şekilde ortaya çıkabilir. Birincisi, vakfa mal varlığı olarak bir iktisadi işletmenin tahsis edilmiş olmasıdır. İkincisi ise vakfın iktisadi bir işletme kurmasıdır. Birinci halde vakıf, iktisadi işletmenin sahibi olurken, onun gelirleriyle de amacı doğrultusunda hizmet eder. Ancak burada, vakıf tüzel kişiliği ve hukuki şekliyle iktisadi faaliyetlerin yürütülmesine imkân tanıyan bir durum söz konusu değildir. Asıl gaye vakfın amacı doğrultusunda faaliyet göstermesi olup, tahsis edilen iktisadi işletme, gelirleriyle vakfı amacına ulaşmayı sağlayacak bir vasıtadır. Özellikle mirasın taksimi sebebiyle büyük iktisadi işletmelerin parçalanarak güçlerini kaybetmesi, bu şekilde bir vakıf kurmak ve onun eliyle işletmeyi idare etmek suretiyle önlenebilir. Bunun için iktisadi işletmenin mahiyetinin tahsise elverişli olması şarttır. Örneğin, çok ortaklı bir anonim şirketin ortaklarından birinin ölümü sebebiyle tümüyle bir vakfa tahsisi söz konusu olamaz. Ama ölen ortak artık şirketteki hisselerini kuracağı bir vakfa tahsis edebilir.
    Vakfın iktisadi işletmeye sahip olabileceği ikinci hal, kurulmuş olan vakfın bir iktisadi işletme iddiasıyla ortaya çıkabilir. İktisadi işletme doğrudan vakfın amacını gerçekleştirmeye yönelik olabileceği gibi, vakıf amacıyla doğrudan ilgisi olmamakla beraber, elde edilecek gelirlerle vakfın amacını gerçekleştirmesi için kurulmuş ta olabilir. Örneğin, sağlık amaçlı bir vakfın kuracağı okul işletmesi vakfın doğrudan amacına yönelik olduğu halde, bir market işletmesi geliriyle vakfın amacının gerçekleştirilmesine hizmet edecek bir iktisadi işletmedir. Amaca ulaşmak için kullanılan vasıta iktisadidir.
    3-Vakfın Giderleri
    Doğrudan Doğruya Vakfın Amacına Yönelik Harcamalar: Vakfın giderlerinin başında, doğrudan doğruya vakfın amacının gerçekleştirilmesi için yapılan harcamalar gelir. Her vakfın amacına göre bu tür harcamaların yapılacağı alanlar değişir. Örneğin, eğitim alanında faaliyet gösteren bir vakıf öğrencilere burs sağlamak, kitap, defter ve benzeri eğitim araçları temin etmek, kurslar düzenlemek, okul ve öğrenci yurdu açıp işletmek vb.
    Dolaylı Olarak Vakfın Amacına Yönelik Harcamalar: Bu tür harcamalar doğrudan doğruya vakfın amacını gerçekleştirmeye yönelik olmamakla beraber, nihai olarak vakfın amacının gerçekleşmesinde veya o yönde faaliyet göstermesinde rolü olan harcamalardır. Bu harcamaların bir kısmı her müessesede ortaya çıkabilecek genel giderlerdir: Personel giderleri, kira, yakıt kırtasiye, elektrik, su, temizlik, sigorta, telefon, tamirat ve benzeri giderlerdir. Bunlara merkez ve şubelerin tefrişat ve genel tamirat giderleri de dolaylı harcamalar arasında yer alır.
    Vergiler: Vakfın giderleri arasında yer alan vergiler ne doğrudan ne dolaylı olarak vakfın amacına yöneliktir.
    Vakıfların Mal Edinimi, Akar Cinsinden Olan Malların Değiştirilmesi
    1. Vakıflar; mal edinebilirler, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilirler.
    2. Mülhak, cemaat ve yeni vakıflara başlangıçta özgülenen mal ve haklar vakıf yönetiminin başvurusu üzerine, Denetim makamının görüşü alınarak mahkeme kararı ile, sonradan iktisap ettikleri mal ve hakları ise bağımsız ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek rapora dayalı olarak vakıf yetkili organının kararı ile daha yararlı olanları ile değiştirilebilir veya paraya çevrilebilir.
    3.Vakıf yöneticileri, iktisap ettikleri veya değiştirdikleri taşınmaz malları tapuya tescil tarihinden itibaren bir ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirirler.
    İktisadi İşletme ve Şirket Kurulması
    Vakıflar; amacını gerçekleştirmeye yardımcı olmak veya vakfa gelir temin etmek amacıyla, Genel Müdürlüğe bilgi vermek şartıyla iktisadi işletme ve şirket kurabilir, kurulmuş şirketlere ortak olabilirler.
    Vakıf Ormanları ve Suları
    Özel vakıf ormanları kurulabilir.
    Vakıf Muhasebesi
    Vakıflar, muhasebe kayıtlarını Genel Müdürlükçe belirlenecek usul ve esaslar dahilinde tutmak zorundadırlar.
    Tutulacak defter ve kayıtlar ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
    Vakıflar varlıklarını, ekonomik kural ve riskleri gözetmek suretiyle değerlendirirler.
    4-Uluslararası Faaliyet
    Uluslararası Faaliyet
    Vakıflar; amaç veya faaliyetleri doğrultusunda, uluslararası faaliyet ve işbirliğinde bulunabilirler, yurt dışında şube ve temsilcilik açabilirler, üst kuruluşlar kurabilirler ve yurt dışında kurulmuş kuruluşlara üye olabilirler.
    Vakıflar; yurt içi ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve nakdi bağış ve yardım alabilirler, yurt içi ve yurt dışındaki benzer amaçlı vakıf ve derneklere ayni ve nakdi bağış ve yardımda bulunabilirler.
    Yurt dışı nakdi yardımların banka aracılığıyla alınması ve Genel Müdürlüğe bildirilmesi zorunludur.
    Bildirimin şekli ve içeriği yönetmelikle düzenlenir.
    Yabancı Vakıflar
    Yabancı vakıflar, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının izniyle Türkiye’de faaliyette ve işbirliğinde bulunabilirler, şube açabilirler, üst kuruluşlar kurabilir ve kurulmuş üst kuruluşlara katılabilirler
    5. Denetim
    Vakıfların Denetimi
    Mülhak, cemaat ve yeni vakıflarda iç denetim esastır.
    Vakıf; organları tarafından denetlenebileceği gibi, bağımsız denetim kuruluşlarına da denetim yaptırabilir.
    Vakıf yöneticileri, en az yılda bir defa yapılacak iç denetim raporları ile sonuçlarını, rapor tarihini takip eden iki ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirir.
    Vakıfların amaca uygunluk, iktisadi işletmelerinin mevzuata uygunluk denetimi Genel Müdürlükçe yapılır.
    Denetim
    Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun hükümlerine tabidir.
    Denetimin nasıl yapılacağı, sonuçları ve bu Kanuna göre kurulmuş olsun veya olmasın bütün vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödeyecekleri denetim giderlerine katılma payı, vakfın safî gelirinin yüzde beşini geçmemek üzere tüzükle belirlenir.
    Beyanname Verme Yükümlülüğü
    Vakıf yönetimi; vakfın yönetici veya yönetim kurulu üyeleri listesini, bir önceki yıla ait faaliyet raporlarını, mali tablolarını ve bu tabloların uygun araçlarla yayınlandığına dair belgeyi, işletme ve iştiraklerinin mali tabloları ile yönetmelikle belirlenecek diğer bilgileri içeren beyannameyi her takvim yılının ilk altı ayı içerisinde Genel Müdürlüğe verir.
    6. Vergi Muafiyeti
    Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınmasının Şartları
    Vergi muafiyeti tanınması talebinde bulunacak vakıfların başvuru tarihi itibariyle aşağıda belirtilen şartların hepsini bir arada taşıması gerekmektedir:
    1. Faaliyet Konusu
    Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınacak vakfın; sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma konularında faaliyette bulunmayı amaç edinmiş olması gerekir. Vakfın faaliyet konusu bu sayılanlardan birisi veya birden fazlası ile ilgili olabilir. Ancak, vergi muafiyeti talebinde bulunacak vakfın bu faaliyetlerinin kamuya açık ve Devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı etki yapacak düzeyde olması gerekir. Belli bir yöre veya belli bir kitleye hizmeti amaçlayan vakıflara vergi muafiyeti tanınması mümkün değildir.
    2. Faaliyet Süresi
    Vakıfların, vergi muafiyeti talebinde bulunmadan önce kuruldukları tarihten itibaren en az bir yıl süre ile faaliyette bulunuyor olması ve bu süre içindeki faaliyetleri ile Devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı etki sağlamış olmaları gerekmektedir.
    3. Defter Tutma
    Vergi muafiyeti tanınacak vakıfların bilanço esasına göre defter tutmaları gerekir.
    4. Mal Varlığı ve Yıllık Gelir
    Vergi muafiyeti talebinde bulunan vakıfların vergi muafiyeti talebinde bulundukları tarihte en az 300.000.000.000. TL. gelir getirici mal varlığına ve en az 30.000.000.000.TL. yıllık gelire sahip olmaları gerekir.
    5. Gelirin Harcanma Şekli
    Vakfın resmi senedinde yıl içinde elde edilen brüt gelirlerin en az üçte ikisinin sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma faaliyetlerinden oluşan amaçlara harcanacağının yazılı olması ve son bir yılda bu koşulu fiilen yerine getirmiş olması ve vergi muafiyetinin devamı süresince de bu şarta uyulması gerekir.
    6. İlgili Kuruluşların Görüşünün Alınması
    Vakıfların vergi muafiyetleri taleplerinin Maliye Bakanlığınca ilk değerlendirilmesi yapıldıktan sonra, vakfa vergi muafiyeti tanınıp tanınmayacağı konusunda Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ve vakıf resmi senedinde amaç edinilen konulara göre ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınır.
    7. Maliye Bakanlığı Merkezi Denetim Elemanlarınca Yapılacak İnceleme
    Yukarıda sayılan şartların yerine getirilmesi halinde, vergi muafiyeti talebinde bulunan vakfın, kurulduğu tarihten inceleme tarihine kadar olan faaliyet ve çalışmaları, görevlendirilecek Bakanlık merkezi denetim elemanınca incelenir.
    7. VAKIFLARIN SONA ERMESİ
    Vakfın Sona Ermesi
    Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir.
    Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır.
    Sona Eren veya Dağıtılan Yeni Vakıfların Mal ve Hakları
    Sona eren yeni vakıfların borçlarının tasfiyesinden arta kalan mal ve haklar; vakıf senedinde yazılı kurum veya kuruluşa, senetlerinde özel bir hüküm bulunmayanlarda ise Genel Müdürlüğün görüşü alınarak mahkeme kararıyla benzer amaçlı bir vakfa; dağıtılan yeni vakıfların borçlarının tasfiyesinden arta kalan mal ve haklar ise Genel Müdürlüğe intikal eder.
    8. TEŞKİLAT
    Vakıflar Genel Müdürlüğü
    Bu Kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz Başbakanlığa bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
    Başbakan Genel Müdürlüğün yönetimi ile ilgili yetkilerini gerekli gördüğü takdirde görevlendireceği Devlet Bakanı vasıtasıyla kullanabilir.
    Vakıflar Genel Müdürlüğü, merkez ve taşra teşkilatından oluşur.
    Genel Müdürlüğün merkezi Ankara'dadır.
    Meclisin oluşumu
    Meclis, Genel Müdürlüğün en üst seviyedeki karar organıdır.
    Meclis; Genel Müdür, üç Genel Müdür yardımcısı ve I. Hukuk Müşaviri olmak üzere beş, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü, Başbakanca vakıf konusunda bilgi ve deneyim sahibi yükseköğrenim mezunları arasından atanacak beş, yeni vakıflarca seçilecek üç, mülhak ve cemaat vakıflarınca seçilecek birer üye olmak üzere toplam on yedi üyeden oluşur. Ayrıca yeni vakıflar üç, mülhak ve cemaat vakıfları ise birer yedek üye seçer.
    Seçimler; yeni vakıflarda yönetim organının, mülhak vakıflarda vakıf yöneticilerinin, cemaat vakıflarında yönetim kurullarının seçeceği birer temsilcinin iştiraki ile Genel Müdürlüğün daveti üzerine ayrı ayrı yapılır. Genel Müdür aynı zamanda Meclisin de başkanıdır.
    Genel Müdür alınan kararları yürütmeye yetkili ve görevlidir. Genel Müdürün çeşitli nedenlerle görevinde bulunmadığı durumlarda Genel Müdüre vekâlet eden Meclis Başkanlığına da vekâlet eder.
    Meclisin çalışmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
    9. DİĞER HÜKÜMLER
    Muafiyet ve istisnalar
    Yurt içi veya yurt dışında vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla gerçek ve tüzel kişiler; Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon, stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler.
    Bu faaliyetlerle ilgili sponsor kişi veya şirketler Genel Müdürlüğün belirleyeceği esaslar dahilinde reklam alabilirler.
    Vakıflar adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz eski eserlerin; bakım, onarım ve restore edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması dahil Genel Müdürlüğün kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşülür.
    Kuruluşunda veya kurulduktan sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar Veraset ve İntikal Vergisinden istisnadır.
    Eski Eserlerin Tespiti, Tescili ve Yaşatılması
    Vakıflara ait taşınır ve taşınmaz eski eserlerin tespiti, envanterinin çıkarılması, tescili, Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait olanların korunması, mülkiyeti el değiştirmiş eski eserler ile koruma alanlarının kamulaştırılması, değerlendirilmesi, onarım ve restorasyonu Genel Müdürlükçe yürütülür.
    Vakıf Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması
    Vakıflara ait taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları; Genel Müdürlük, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile kullananları tarafından korunur.
    Eski Eserlerin Vakfı Adına Tescili
    Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun hazine, belediye veya özel idarelerin mülkiyetine geçmiş eski eserler hiçbir hükme gerek kalmaksızın vakfı adına tescil edilir.

     

     

    JoLiE - 23.09.2007 - 21:30
  2. kötü lan bu ne ezq

     

     

    arokh - 07.04.2009 - 22:26
  3. hayır yha kopyala oluyooo cümlelerin hepsini kopyalayın orda küçük bir kutu çıkıyor ona tıklayın kopyala yazıo çıkıo

     

     

    v bjmnbv - 16.03.2010 - 17:00
  4. Sikiyim lan bu ne daha açık ve daha iyi kaynaklar kullan piç.

     

     

    SeksiBoy - 18.04.2012 - 22:52



Benzer Konular

  1. Kibris Cumhuriyeti Döneminde Vakiflar
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Tarih Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11.12.2009, 00:32

copyright

Soru Cevap