BORÇLAR HUKUKU



  1. Haksız fiilin olabilmesi için sonunda bir zarar olmak zorundadır. Borçlar Hukukunda zarar olmazsa sorumluluk yoktur. Borçlar Hukukunda tehlike sorumluluğu var ancak orada da zarar kavramı vardır.
    Zarar genel olarak iki başlık altında incelenebilir.
    1- Maddi Zarar
    2- Manevi Zarar

    MADDİ ZARARda kişinin rızası olmaksızın malvarlığı değerlerinde bir azalma olmaktadır.
    Malvarlığı: Aktif – Pasif değerlerinin para olarak karşılığıdır. Maddi hakların yanı sıra manevi haklar da vardır. ( Fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar. Ekonomik geleceğin sarsılmasında. )
    Malvarlığında azalama net malvarlığında olan azalmadır. Aktif – pasif =Malvarlığı
    Aktiflerin azalması ya da pasiflerin artması şeklinde olabilir. Aktiflerindeki artışın önüne geçilmesi de malvarlığı değerlerini azaltıyor. Pasiflerdeki azalmanın önüne geçilmesi de malvarlığını azaltan bir sebeptir.

    MADDİ ZARAR:
    1-Fiili Zarar 2- Yoksun kalınan kar
    Zarar verilen davranışın neticesinde zarar verilen şeyin değerinde bir azalma meydana gelir
    Örneğin trafik kazası yapan bir araçta aracın tamir edilmesi için harcanması gereken bir paranın yanı sıra aracın kaza sebebiyle değerinin azalması da fiili zarar olarak nitelendirilir.
    Kaza yapan araç eğer ki ticari minibüs, ya da ticari taksi ise o zaman araç bir müddet kullanılamayacağı için bu durumda aynı zamanda yoksun kalınan kar söz konudur.
    Son zamanlarda normatif zarar kavramı tartışılmaktadır.
    Bir kimsenin malvarlığında bir zarar olmasa ama zarar kişinin hakkını kullanmasını önlüyorsa bu durumda zarar verme kavramından söz edilir mi kavramı tartılmaktadır.
    Örneğin Fenerbahçe’nin AB kupası öncesi yapılan şike iddiaları sebebiyle Aziz YILDIRIM maç gidemedi Bu durumu bir zarar verir mi tartışılmaktadır.
    Alman Hukukçulardan bazıları bunu normatif bir zarar olarak kabul etmektedir. Müspet Zarar Menfi zarar ayrımı haksız fiilde söz konusu değildir.

    ZARARIN ORTAYA ÇIKMASI:
    1- Doğrudan zarar : Araya ilave bir sebep girmeksizin doğrudan doğruya verilen zarardır. Örn:bir kimsenin camının kırılması
    2- DOLAYLI ZARAR: Haksız fiil sonucu başka faktörlerinde eklenmesi suretiyle verilen zarardır.
    Bir kimse ölümcül olmayan bir rahatsızlıktan dolayı ambulansla hastaneye kaldırılırken ambulans kaza yaptı ve hasta kaza sebebiyle öldü.
    3-YANSIMA SURETİYLE MEYDANA GELEN ZARAR: 3. kişilerin bu haksız fiil dolayısıyla zarar görmesidir.
    ÖRNEĞİN: Yolda giderken işlenen cinayeti gören insan psikolojik bunalıma girdi. Bu durumda 3. kişinin uğradığı yansıma zararıdır.

    ZARAR:3 başlık altında incelenebilir.
    1- Mevcut Zarar 2- Müstakbel Zarar 3- Muhtemel Zarar
    Hakimin zararı hesapladığı tarihe kadar ortaya çıkan zararlara mevcut zarar denir.
    Müstakbel Zarar: Zararın hesap edildiği tarihte henüz gerçekleşmemiş olan ama gerçekleşmesine kesin gözüyle bakılan zararlardır. Haksız fiil sonucunda gerçekleşen bir zarar vardır ama geleceği dolayısıyla uğradığı zarara müstakbel zarar denir.
    B.K. m42/ f:2 )) Zararın hakiki miktarını tespit etmek imkanı olmadığı zaman ,sonra ortaya çıkacak olan zararlar tespit edilecektir.
    Zarar henüz yok risk ortaya çıkarsa zarar da ortaya çıkacaktır diyorsak muhtemel zarar vardır. Ama kesinlik yoktur.
    Bir kimseye AİDS virüsü bulaştırmıştır. Normal tedavilerde ortaya çıkan zarar mevcut zarardır. Ancak sonradan ortaya zarar çıkabilir.
    Muhtemel zarar söz konusu olmadığı zaman tazminata hükmetmek mümkün değildir.

    MANEVİ ZARAR:
    Haksız fiil sonucunda kişilik değerlerinde meydana gelen azalma manevi zarar
    Bu konuda iki görüş vardır.
    1-Objektif Görüş: kişilik değerlerinde meydana gelen zarardır.
    2- Sübjektif Görüş: Zararın hissedilmesi. Haksız fiil sebebiyle şahsiyet haklarının ihlali sebebiyle yaşadığı acı , ıstırap, keder olarak tanımlanır.
    Objektif teori giderek yaygınlaşmaya başladı.
    Objektif Görüş –Sübjektif Görüşü şu başlıklar altında eleştiriyor.
    -Aynı olay hakkında kişiler farklı duygular besleyebilir.
    Saldırının kimde ne kadar üzüntüye sebep olduğu
    Saldırının kimde ne kadar üzüntüye sebep olduğunu belirleyemeyiz.
    Hükmi şahıslarla temyiz kudretini kaybetmiş kişilere sübjektif görüşe göre nasıl tazminat verilecek?
    Sübjektif teoriyi terketmek gerekir.

    TEK TARAFLI HUKUKİ İŞLEMLERDEN DOĞAN BORÇLAR:

    Bu konuya verilebilecek eni iyi örnek İlan suretiyle yapılan vaatlerden doğan borçlardır.
    İLAN SURETİYLE YAPILAN VAATLERDEN DOĞAN BORÇLAR: Kişi borçlu olmak konusunda tek tarafı bir irade beyan etmiş ve bu beyanla borç altına girmiştir.
    Günlük hayatta zama zaman karşılaştığımız bir durumdur. Belli kişiler ve kurumlar ilanda bulunurlar.
    Örneğin: Çevre ile ilgili en güzel kompozisyonu yazana ödül verileceğinin açıklanması. Eğer böyle bir ilan duyurulmuşsa bir ilan suretiyle borç doğmuştur.
    İr kimse bu ilana güvenerek başvuruda bulunmuşsa vaat eden vaadini yerine getirmelidir. İlan suretiyle vaadden söz edebilmek için ilanın söz konusu olması gerekir. ( Bu ilan televizyon,radyo ,gazete vb. yollarıyla yapılmalıdır.)
    İlanın muhatabı çoğu zaman kamuoyudur. Ancak belli kişilere yönelik ilan da yapılabilir. Örneğin: Şu hastalığın çaresini bulana ödül verilecek.)
    İlanda ödüle hak kazanmak için yapılması gerekenler ifade edilmelidir. B.K. 19 ve 20 ye aykırı olmamak koşuluyla
    Bu edim imkansız olmayacak. Para ile ölçülebilir nitelikte bir değer olması gerekir.
    İlan suretiyl vaadin şartları oluşmuşsa vaat sahibi vaadini yerine getirmelidir.
    En iyi edimi belirleme yetkisi vaat sahibine aittir. Vaat sahibi dilerse bu yetkiyi bir jüriye bırakabilir. Bazen edimi ilk defa yerine getirdiyse ona da ödül verilebilir.
    Edim bir kişiye verilecektir. Ancak edim bölünebilir değilse bu durumda ödülü kimin alacağı konusunda kur’a çekilmesi yoluna gidilecektir.
    Borçlar Kanunun 8. maddesinde vaatte bulunan kişiye edim gerçekleşmeden önce vaadinden dönme imkanı verilmiştir. Eğer vaatten dönülmüşse bir başkasının vaat için yapmış olduğu iyi niyetli harcamaları karşılamak zorundadır. Tabi karşılanacak olan zarar vat edilen şeyin değerinden daha yüksek olamaz.
    Eğer tazminat isteyen kişinin edimi yerine getiremeyeceği anlaşılmışsa tazminat ortadan kalkıyor. Bu durumda ispat yükü vaat edene düşer.

    KANUNDAN DOĞAN BORÇLAR
    Kanundan doğan borçlar da çeşitli başlıklar altında incelemek gerekir.
    1-Haksız Fiilden doğan borçlar : Kanun hükmü sebebiyle borç altına girilmesidir.
    B.K. m.41 Haksız fiili açıklamaktadır.
    Haksız Fiil: Kusurlu ve hukuka aykırı bir biçimde bir başkasına zarar vermektir. Zarar veren verdiği zararı tazmin etmek zorundadır.

    Haksız Filin Unsurları:
    1-Davranış
    2-Zarar
    3-İlliyet Bağı
    4-Kusur
    5-Hukuka aykırılık
    Haksız fiilden söz edebilmek için bu unsurların hepsi gerçekleşmiş olmalıdır.

    1-DAVRANIŞ: Bir insan davranışı olmalıdır. Hayvandan kaynaklanan davranışlarda davranış sahibi hayvana bakıp gözetme yükümlülüğü olan kişidir.
    Burada davranış açısından iki unsur vardır:
    a) Maddi Unsur: Hareketin yapılması yada yapılmaması
    b) Psikolojik Unsur(İradi Unsur) Kişinin davranışı iradi olmalıdır.
    c) Davranış iradi olmazsa haksız fiil olmaz. (Refleks,Hipnotize Uyurgezerlik)
    d) Sarhoşların davranışları iradi değil ama kendilerini bu duruma iradi olarak sokmuşlarsa bu durumda davranış iradidir.
    e) Bu davranış müspet ya da menfi şekilde olabilir. Ancak bu anlamda ararlında fark yoktur.

    HUKUKİ İŞLEMİN YOKLUĞU VE GEÇERSİZLİĞİ
    YOKLUK: Hukuki işlemin kurucu unsurlarından birinin yada hepsinin olmaması durumunda yokluk söz konusu olur.
    Örn: Evlenmenin yokluğu durumu buna örnektir. Kişilerin evli olmadığının tespit edilmesi ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi gerekiyor.
    Yoklukta bir ‘tespit’ Davas açmak gereklidir. Hakimin kararı açıklayıcı bir karardır. Aslında o işlem baştan beri yoktur.
    Geçersizlik: Kurulmuş olan bir hukuki işlemin çeşitli sebeplerle hüküm ve sonuç doğurmamasıdır.
    Eksiklik: Kurucu unsurlar tamamdır. Geçerlik unsurları da tamdır. Ancak etkinlik unsurlarında birtakım eksiklikler vardır.
    Örn: ‘3. sınıfa sorunsuz geçersen sana burs vereceğim’
    Burada unsurlar tamdır. Ancak önemli olan taliki şartın gerçekleşmesidir. Taliki şartın gerçekleşmesiyle işlem hüküm ve sonuç doğurmaya başlayacaktır.

    Vasiyetnamede de böyledir. Kurucu ve geçerlilik unsurlarını da tam yaptı . Vasiyetnamenin yürürlüğe girmesi için kişinin ölmesi gerekir.
    Mümeyyiz küçüğün yaptığı işleme icazet verilmesi durumunda da etkinlik unsuru vardır.
    Etkinlik unsurları tamamlanabilir bir unsurdur. Vasiyetçi ölürse eksik unsur tamamlanmıştır.
    Bu tür işlemlere topla işlem de denir.
    Bu tür geçersizliğe aynı zanda askıda geçersizlik de denir.
    Eksiklik hakim tarafından re’sen dikkate almalıdır. Tarafların bunu ifade etmesine gerek yoktur.
    (İcazet anne ve baba tarafından birlikte verilir)

    BUTLAN:Hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için belli şartlar aranmıştır. Bu şartlara aykırılık varsa butlan söz konusu olur. B.K. 19. ve 20. maddelerinde düzenleniyor.
    Bu konuda her hukuk düzeni farklı düzenlemeler yapabilir.
    Ehliyetsizli halinde (gayrımümeyyiz) de butlan vardır. Diyen yazarlar vardır. Ancak teorik olarak burada işlemi yok saymak gerekiyor.
    Muvazaalı işlemlerde görünürdeki işlemler yok hükmündedir.
    Butlan halinde kurucu unsurlar vardır. Ancak işlemin geçerli olabilmesi için aranan şartlar sağlanmamıştır.
    Butlan halinde ‘ölü doğmuş’ diye düşünülür.
    Batıl bir işlemin geçersizliğine yol açan sebep ortadan kalksa bile işlem geçerli hale gelmez.
    Kural böyledir ancak bazen batıl işlemlerin tahvil yoluyla geçerli hale gelebilmesi mümkündür.
    Tahvil : geçersiz olan bir sözleşmenin kendisine yakın bir sözleşmeye (geçerli) dönüştürülmesidir.
    Noter satış sözleşmesini yapamaz. Eğer yapılmışsa Bu satış sözleşmesi değil satım vadi sözleşmesine tahvil edilir.
    Tahvil yoluyla batıl bir sözleşmenin geçerli olabilmesi için:
    1-) Batıl bir işlem olmalıdır.
    2-) Tahvil yoluyla dönüştüreceği tüm işleminin sonuçlarını bünyesinde taşıması gerekir.
    3-) Taraflar sözleşmenin geçerli olmadığını bilselerdi öbür işlemi yaparlarsa

    BUTLAN SEBEPLERİ:
    İlgili herkes ileri sürebilir, hakim re’sen dikkate alması gerekir. Butlanı her iki taraf da ileri sürebilir. (Ancak bazı yazarlar şahsiyet haklarına aykırılık durumunda karşı taraf butlanı ileri süremez.)
    Butlanın mutlaka dava yoluyla ileri sürülmesine gerek yoktur. Ancak bazı durumlarda tespit davası açabilir.
    Butlanın dava yoluyla ileri sürüldüğü durumlarda hakimin ararı inşai niteliktedir. Eğer batıl bir sözleşme varsa tasarruf da gerçekleşmişse verilen şeyler( taşınırsa: İstihkak, sebepsiz zenginleşme , Taşınmazlarda –tapu sicilinin tashihi

     

     

    CA-CHALLENGE - 01.07.2008 - 18:50



Benzer Konular

  1. Borçlar Hukuku Test Soruları 3
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Üniversite.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11.04.2012, 01:59
  2. Borçlar Hukuku Test Soruları 2
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Üniversite.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11.04.2012, 01:50
  3. Borçlar Hukuku Test Soruları 1
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Üniversite.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11.04.2012, 01:38
  4. Borçlar Hukuku Genel
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Üniversite.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 04.09.2010, 00:08
  5. BORÇLAR HUKUKU
    Konuyu Açan: caniketta35, Forum: Üniversite.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 20.03.2008, 14:50

copyright

Soru Cevap