REKLAM




+ Konuyu Cevapla

Dilimizin yabancı dillerin etkisinden kurtarılması nedir ?

  1. Yazan: aspirin79
    No Avatar

    REKLAM


    Dil yaşayan bir varlıktır. Kendisini oluşturan ulusun yaşamıyla birlikte gelişir; o ulusun türkülerini, efsanelerini, destanlarını, geleneklerini, düşünce sistemini, yaşam biçimini… kısaca kültürünü oluşturur. Dil olmazsa bir ulustan söz edilemez. Öyleyse dilin niteliği bir ulusun kültürel yapısını, gelişimini yakından ilgilendirir.

    Her dilin kendine özgü bir yapısı vardır. Dolayısıyla dünyaya bakışımızı, benliğimizin bir parçası olan anadilimiz koşullandırır.

    Eğer bir ulusun dili yabancı dillerin etkisinde kalıyorsa, insanlar kendi dillerinin sözcük ve tamlamaları yerine yabancı dillerin sözcük ve tamlamalarını kullanıyorlarsa bu durum kültürel yozlaşmaya yol açar; o ulus başka kültürlerin egemenliği altına girer; dili, buna bağlı olarak da kültürü gelişemez.

    Her dil başka dillerden sözcük alır. Bu durum belli bir noktaya kadar normaldir. Dile yerleşmiş, halkın benimsediği ve kullandığı yabancı sözcükler artık o dilin sözcükleri olmuşlardır. Ancak dilin yapısını bozacak şekilde bir veya birkaç dilden yoğun bir biçimde sözcük ve dilbilgisi yapıları alınıyorsa bu normal değildir. Dilimizin geçmişte Arapça, Farsça karşısında yaşadığı durum budur.

    Osmanlı İmparatorluğu döneminde bilim dili Arapça, edebiyat dili olarak Farsça kullanılmış; Arapça, Farsça, Türkçe öğelerin birleşmesinden oluşan ve Osmanlıca diye adlandırılan yapma bir yazı dili ortaya çıkmıştır. Belli bir kesimin kullandığı, halkın büyük bir çoğunluğunun anlamadığı bu dile Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde bazı yazarlarımız da karşı çıkmaya başlamış; dilde sadeleşmeyi, dilimizin Arapça ve Farsçanın etkisinden kurtarılması gerektiğini savunmuşlardır. Bunlardan biri önemli öykü yazarlarımızdan olan Ömer Seyfettin’dir.

    Kurtuluş Savaşı’nı zaferle sonuçlandırıp Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk’ün her alanda gerçekleştirdiği devrimlerinin içinde “dil devrimi” önemli bir yer tutmaktadır. Dilimizin yabancı dillerin etkisinden kurtarılması ve geliştirilmesi için Türk Dil Kurumunu kurdu.

    Atatürk, Türkçenin ulusal nitelik kazanmasını ulusal bağımsızlığın da bir gereği olarak görüyordu. Bunu şu sözlerinden anlayabiliriz:

    “Millî duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

    Türkçe’nin yapısına uygun olmadığı ve öğrenilmesi zor olduğu için Arap harfleri kaldırılarak yerine Lâtin kökenli Yeni Türk Alfabesi kullanılmaya başlandı. Arapça, Farsça sözcük ve tamlamaların yerine Türkçelerinin kullanılması için sözcük türetme çalışmalarına başlandı. Örneğin; vesika yerine belge, nebat yerine bitki, lügat yerine sözlük, müspet yerine olumlu, menfi yerine olumsuz, muallim yerine öğretmen vb. sözcükler kullanılmaya başlandı.

    Dil devrimi büyük ölçüde amacına ulaşmıştır. Yaklaşık altmış yıl önce romancı ve denemecilerimizin eserlerinde Türkçe sözcük oranı % 35-40 oranındayken bugün bu oran % 90-95 düzeyindedir. Bugün yazı dili ile konuşma dili birbirine yaklaşmıştır.

    Ancak dilimizin geçmişte yaşadığı sorunlar bugün de karşımıza çıkmaktadır. Arapça ve Farsçanın yerini bugün İngilizce almıştır. Dilimize İngilizceden sözcük ve terimler girmekte, kimi harflerin İngilizce okunuşu tercih edilmekte, iş yerlerine İngilizce adlar verilmekte, marka adları İngilizceden seçilmektedir. Ülkemizdeki bazı okullarda İngilizce öğretim yapılmaktadır.

    Edebiyatçı, Prof. Dr. Tahsin Yücel’in “Türkçe’nin Kurtuluş Savaşı” adlı kitabında, yabancı dille öğretim yapan bir özel öğretim kurumunun, gazetelerde, “Siz hâlâ annenizin dilini mi konuşuyorsunuz?” biçiminde reklâmlar yayınladığı yazmaktadır.

    Bazı televizyon kanalları Türkçe sözcüklerin kısaltılmasıyla oluşturdukları adlarını İngilizcedeki okunuşlarıyla söylemektedirler. Örneğin “NTV” harfleri neden “en ti vi” şeklinde okunuyor? Bu harflerin Türkçedeki okunuşları “ne te ve” değil midir? “Has Bilgi Birikim” sözcüklerinin kısaltılmışı olan “HBB” harfleri “eyç bi bi” şeklinde söyleniyor. Oysa bu harfler Türkçede “he be be” şeklinde okunur. “The Marmara Oteli, Dürümland” vb. çarpık örnekler çoğaltılabilir.

    Bu konuda duyarlı olmalıyız ve tarihimizde yaşadığımız hatayı bugün tekrarlamamalıyız.

    Dilimizin bir kez daha yabancı dillerin etkisinde kalmasına, gelişiminin engellenmesine karşı çıkmalıyız.

    Bunu nasıl yapabiliriz?

    Türkçesi olan kavramların İngilizcesini kullanmamalıyız. Dilimizi iyi öğrenip güzel konuşmaya, bizden sonraki kuşaklara doğru bir biçimde aktarmaya çalışmalı, bu konuda bilinçli davranmalıyız.

    Türkçeyi iyi bilmek ve doğru konuşmak yalnızca Türkçe Öğretmenleri’nin, edebiyatçıların işi değildir. Bu dili konuşan herkes bu sorumluluğu taşımalıdır.

    TÜRKÇE ÖĞRETMENİ
    ŞENAY AYDIN


    Facebook




    Üyelik

  2. Yazan: aspirin79
    No Avatar
    TÜRKÇEMİZİN YABANCI DİLLERİN ETKİSİNDEN KURTARILMASI

    Bir insanın yaşadığı toplum dilini konuşabildiği kadar vardır. Henüz 1911 yılında Selanik’te başta Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Ali Canip, Âkil Koyuncu gibi yazarların oluşturduğu genç kalemler’in ”Milli bir edebiyat milli bir dille yaratılabir” görüşüyle başlatmış oldukları yeni lisan harekatıyla Türkçenin sadeleştirilmesine büyük bir özen gösterilmiş ve Türkçenin daha sade bir dil haline gelmesi konusunda en kalıcı atılımları gerçekleştirmişlerdir.

    Bu dönemlerde bazı Farsça, Arapça kelimeler yerine Türkçe olanları benimsenmiş, dil ve edebiyatın doğu-batı taklitçiliğinden kurtarılması sağlanmıştır.
    Ne yazık ki günümüzde gelişen yabancı özenticiliği sayesinde ortaya çıkan kültür kirliliği kendini göstermiş ve tıpkı diğer yönlerde olduğu gibi dilimizi de zaman içinde kirletmeye başlamıştır.

    Dilimizde ki bu yabancılaşma ve yozlaşma öyle bir boyuta ulaşmış ki günümüzde artık birçok kişi ”tamam” kelimesi yerine dahi ”ok” demeye başlamış ve birçok alanda kendi öz dilini kullanmak yerine yabancı kökenli kelimeleri kullanmaya yönelmiştir.

    Özellikle son yıllarda gelir düzeyi yüksek semtlerde kullanılan argoyla karışık İngilizce-Türkçe arası bir dil Türkiye’de Türkçe den uzak bambaşka yabancı bir kitlenin oluşmasını sağlamıştır. Öte yandan oluşan bu öteki Türkiye’de sırf dikkat çekmek adına kullanılan yabancı sözcüklerde Türkçenin yozlaşmasındaki en çarpıcı örneklerden biridir. Maalesef televizyonlarda yapılan kalitesiz programlarda Türkçeyi kirleten en önemli faktörlerin başında gelmektedir.

    Sevgili dostlar, dil bir ülkenin birliğinin ve bağımsızlığının en önemli simgesidir. Türkiye’de dilin kullanımı konusunda ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu konuda toplum hayatında önemli bir yere sahip olan yazılı ve görsel medya’nın da Türkçe konusunda hassas olması beklenirken ne yazık ki dilin düzgün kullanıma çok az önem vermesi ve son derece üzücü bir tablodur.

    Osmanlı döneminin de yaşayan bazı sözde aydınlar Türkçenin bilim konusunda yetersiz olduğunu düşünüp halktan farklı bir Arapça-Farsça karışık dil kullanarak halktan kopmaya başlamışlardır. Bu durumun günümüzde aynı şekilde tekerrür etmeye başladığını görüyoruz. Öyle ki bilim adıyla Türkçeye giren yabancı sözcüklerin Türkçe karşılığını bulmak yerine onları doğrudan okuyup, olduğu gibi yazmaya kalkıyoruz. Bu da işin içinden çıkılmaz bir hal almasına neden oluyor. Örneğin ‘’Provakatör’’ kelimesi yerine ‘’kışkırtıcı’’, ‘’Provakasyon’’ kelimesi yerine ‘’kışkırtma’’ gibi Türkçemizde kullanılabilecek güzel kelimeler varken yabancı bir kelimeyle olası bir durumu açıklama gayreti son derece gereksizdir. Ne yazık ki birçok köşe yazarının ve televizyonlara çıkan birçok sözde aydın’ın bunu çok sık yaptığı acı bir gerçektir. Aynı şekilde Müzikte ve özellikle de pop müzikte yapılan Türkçe olmayan sözler adeta Türkçenin yavaş yavaş yok olmasına olanak sağlıyor. Bütün bu durumlar ister istemez halka yansıyor ve onları dolaylı olarak da olsa etkileyebiliyor.

    Bugün Türkiye’de yaşayan yaşlı dedelerimiz, atalarımız, büyüklerimiz artık yolda gördükleri yabancı mağazaların isimlerini, yabancı kelimeleri ve torunlarından duydukları yabancı içerikli Türkçe sözcükleri anlayamıyorlarsa ve onları uğruna savaşını verdikleri bu ülkede yabancılığa mahkum ettiysek bu yeni neslin atalarına yaptığı çok büyük bir ayıptır.

    Ünlü filozof Konfüçyüs bir sözünde; ‘’Bir ülkeyi yıkmak istiyorsunuz önce dilini tahrip edin’’ demiştir. Bu bağlamda eğer biz hala bir şeyleri sezip, hissedemiyorsak sadece dilimizde değil bizi biz yapan ve birbirimize bağlayan tüm öğelerimizde tehlike çanları çalıyor demektir.

    Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk bu tehlike çanlarını sanki yıllar öncesinden görüyormuşçasına bizlere Türk dilinin yabancı dillerin etkisinden korunması konusunda ne kadar hassas olmamız gerektiğini şu güzel sözleriyle bakın nasılda belirtmiştir;

    “Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin milli ve zengin olması milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

    Tarih’te de bakacak olursak yıkılan bütün devletler ilk olarak dillerini kaybetmiştirler. Çünkü dilini kaybeden bir millet, milli benliğini, değerlerini, özünü ve daha da doğrusu her şeyini kaybetmiş, yitirmiş demektir. Bu yüzden Türkiye’yi Türkiye yapan ve sahip olduğumuz en güzel değerlerden biri olan Türkçeye gereken önemi vermeye özen gösterelim.
  3. Yazan: ZELAL
    ZELAL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    konunuz uygun bölüme taşınmıştır


  1. Yazan:
    no avatar


    REKLAM



Benzer Konular

  1. Büyünün Etkisinden Korunma Duası
    Konuyu Açan: Sarsın, Forum: Dualar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07.04.2012, 01:08
  2. Dilimizin Gelişmesi Üzerine
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Türkçe Turkche Olmasın.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 28.07.2010, 16:10
  3. Dilimizin Adı
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Türkçe Turkche Olmasın.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 12.07.2010, 03:31
  4. Neden ikinci bir dil öğrenmelisiniz? Dillerin Zorluk Dereceleri Nedir?
    Konuyu Açan: CA-CHALLENGE, Forum: Diğer diller ve genel konular.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 29.11.2009, 20:52
  5. Dilimizin En Uzun Kelimesiymiş
    Konuyu Açan: NarCicegi, Forum: Bunları Biliyormuydunuz.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 31.01.2009, 12:41

copyright

Soru Cevap

izmit düğün salonları - grafimx