REKLAM




+ Konuyu Cevapla

Trabzon Türkülerinin Öyküleri

  1. Yazan: MaRaBoGLu61
    MaRaBoGLu61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    REKLAM


    Trabzon Türkülerinin Manaları - Trabzon Türkülerinin Anlamları


    Sevgili okurlarım,Picoğlu Osman’ın hayat hikayesini “Kemençenin Ordinaryüsü PİCOĞLU OSMAN” adlı kitabımızdan özetleyerek birinci bölümde vermiştik.
    İkinci bölümde ise, bu defa özetlemeden , plaklarından,türkülerinden ve bazılarının da öykülerinden bahsedeceğiz.

    DÖRT ADET PLAK DOLDURDU,DÖRT TÜRKÜSÜ TRT REPERTUARINDA

    Picoğlu Osman,Colombia Plak Şirketi’ne 78’lik diye tabir edilen 4 adet plak (Taş Plak) doldurmuş olup,plaklarının üzerinde ismi “Piç Oğlu Osman” şeklinde yazmaktadır.Bu plaklarda 7 adet türkü ve bir de enstrümantal (kemençeyle Sıksara Horon) parça vardır.Üçü TRT Repertuarında kayıtlı bulunan bu 7 adet türkünün adları (İlk yazılışı plakların üzerindeki şekliyle,parantez içindekiler ise TRT Reperuarındaki ve halk tarafından bilinen şekliyle) şöyledir:
    1)GİRESON KARŞILAMASI RT 17818 (ALTINI BOZDURAYIM):
    TRT Repertuar No:1287,İnceleme Tarihi:24.05.1977,Yöresi:Giresun,Kaynak Kişi:Bicoğlu Osman,Derleyen:İstanbul Belediye Konservatuarı,Notalayan:Yücel Paşmakçı.
    2)GİRESON EŞREF BEY ŞARKISI RT 17818 (GİRESUN ÜSTÜNDE VAPUR BAĞRIYOR):
    TRT Repertuar No:3389,İnceleme Tarihi:19.01.1990,Yöresi:Giresun,Kaynak Kişi:Osman Bicioğlu,Derleyen:TRT İst.Radyosu THM Müdürlüğü,Notalayan:Tuncer İnan.
    3)”Trabzon Şarkısı”FADİME RT 17855 (TRT’nin yanlışı:ANAM VAY OLSUN BENİ,Doğrusu:ANAMAYASUN BENİ):
    TRT Repertuar No:1860,İnceleme Tarihi:22.2.1978,Yöresi:Trabzon,Kaynak:Bicoğlu Osman,Derleyen.İstanbul Belediye Konservatuarı Arşivinden,Notaya Alan:Yücel Paşmakçı.
    4)TRABZON KAHYA ŞARKISI RT 17855 (TRABZON KAHYA HAVASI)
    5)TAMZARA HAVASI RT 17550 (TAMZARA)
    6)TRABZON ÖREN HAVASI RT 17596 (DERENİN KIYISINDA YILANIN KEMİKLERİ “Ören Havası”)
    7)ROMİKO “Gireson Milli Şarkısı” (ROMİKO)
    Picoğlu Osman’ın plağa okumadığı ancak TRT Repertuarına giren dördüncü türküsünün künyesi de şöyledir:
    Ezgi adı:GEMİNİN İÇİNEYUM,Repertuar No:1817,İnceleme Tarihi:22.2.1978,Yöresi:Giresun,Kaynak Kişi:Bicoğlu Osman,Derleyen:Ankara Devlet Konservatuarı,Notalayan:Muzaffer Sarısözen.
    Açıklama:Yazımızın başından beri yaptığımız açıklamalardan da anlaşılacağı üzere merhumun lakabı “Picoğlu”olması gerekirken,Sadi Yaver Ataman’dan dolayı TRT Repertuarındaki dört türküsünden üçünde “Bicoğlu Osman”,birinde ise “Bicioğlu Osman”olarak geçiyor.

    PLAKLARINDAN TÜRKÜLERİNİN SÖZLERİ

    Picoğlu Osman’ın,plaklarının üzerindeki ve TRT Repertuarındaki yazılış şekillerinden başlayarak,tüm türkülerinin isimlerini ve sözlerini (bazılarının hikayeleri ile) veriyoruz.

    GİRESUN EŞREF BEY ŞARKISI RT 17818 (GİRESUN ÜSTÜNDE VAPUR BAĞRIYOR)
    Picoğlu Osman’ın Giresun’la ve adıyla özdeşleşen en ünlü türkülerinden biridir, “Giresun Üstünde Vapur Bağrıyor” ya da diğer adıyla “Eşref”.
    Piraziz’in köklü ailelerinden Gedikalizadeler’den Eşref Bey’in Hakkı adında biri tarafından vurulması olayını anlatan ağıt tarzındaki türkünün kaynak kişisi Picoğlu Osman olup,büyük bir ihtimalle türküyü yakan da O’dur.
    Picoğlu’nun taş plaktaki sesinden türkünün sözleri şöyledir:

    “Giresun üstünde vapur bağrıyor,
    Eşref’in yarasını doktor sarıyor.
    Eşref’in annesi yanmış ağlıyor.
    Atma Hakkı atma,pişman olursun,
    Gedikalizadelere anam hasım olursun.

    Pazarsu dereleri bir ufak dere
    Eşref’i vurdular anam nafile yere.
    Nafile nafile o da nafile,
    Cenazeni koydular otomofile
    Giresun’da dostum var,o da nafile.
    Atma Hakkı atma pişman olursun,
    Giresun gençlerine anam düşman olursun,
    Attığın kurşundan sen utanırsın.
    (Yaşa Giresun yaşşaaa!...)

    Camlı Sokak paketini atlayamadım,
    Hakkı düşman olmuş anam anlayamadım.
    Atma Hakkı atma,pişman olursun,
    Giresun gençlerine anam hasım olursun,
    Attığın mermiden sen utanırsin.”

    Açıklama:
    Paket:Yollara ve kaldırımlara döşenen taş.(paket taşı)
    Otomofil:Otomobil.
    ***


    TRABZON KAHYA ŞARKISI RT 18855
    (TRABZON KAHYA HAVASI)


    Picoğlu’nun ,adıyla özdeşleşen bir başka ağıt tarzı türküsü de, “Trabzon Kahya Havası” ya da plağın üzerindeki şekliyle “Trabzon Kahya Şarkısı”dır.Önce türkünün sözlerini verelim,sonra açıklamasına geçelim,dilerseniz:

    “Trabzon’dan çıktı uzun yazılar
    Asker vurdu beni,yarem sızılar
    Ah,evde ağlaşıyor körpe kuzular
    Okuyun Fatiha Kahya ruhuna!

    Çömlekçi’den çıktım,başım selamet
    Kostaki’ye vardım,koptu kıyamet
    Ah çocuklarım olsun Hak’ka emanet
    Okuyun Fatiha Kahya ruhuna!

    Arkadaşlar der ki, “Ne oldu size?”
    Şimdi anladım,vurgun var bize
    Makine içersinde kan çıktı dize
    Okuyun Fatiha Kahya ruhuna!

    Açıklamalar:
    1.“Trabzon’dan çıktı uzun yazılar”:Kahya’yı Ankara Hükümeti’ne şikayet için uzun yazılar yazıldığını ifade ediyor.
    2.Çömlekçi:Trabzon Limanı civarındaki semtin adı.(Bazıları Görele’nin Çömlekçi’siyle karıştırıyor.)
    3.Kostaki:Rumca bir kelime olup,Trabzon’da bir semt adı.
    4. “Makine içersinde kan çıktı dize”:Eskiden kara nakil vasıtalarına “makine” denirdi.

    Türkünün hikayesine gelince…
    Kadir Mısıroğlu Ali Şükrü Bey (İst.1978) adlı kitabında Kahya hakkında ayrıntılı bilgi veriyor.Mısıroğlu’nun belirttiğine göre,Erzurum Kongresi’nden beri M.Kemal Paşa’ya tavır alan Trabzon’daki bir kısım Müdafaa-i Hukukçu’nun içersinde Trabzon Kayıkçılar Kethüdası (Kahyası) Yahya Kaptan da vardır.Kayıkçılar Kahyası Yahya Kaptan veya Reis,Trabzon’da adeta hükümet içinde hükümet gibidir.Maiyetinde çok sayıda adamı olan Kahya,limana giren gemilerden Müdafaa-i Hukuk adına vergi alıyordu.Kahya’nın başına buyruk bu hareketlerini onaylamayan Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa bir yazısında “İskele Hükümeti” tabirini kullanmıştır.Kahya işi o derece ileri götürmüştür ki,hiçbir otorite ona söz geçiremez olmuştur.Hatta öyle ki,Enver Paşa’dan aldığı talimatla,görünüşte Milli Mücadele’ye katılmak üzere Osman Ağa’ya nazire olarak,tahliye ettirdiği mahkumlardan ve asker firarilerinden oluşan bir tabur kurdurmuştur. Enver Paşa’nın gerçek amacı ise, “Ali” takma adıyla bu taburun başına geçerek, Albay Deli Halit’in fırkasına dayanarak, bir darbeyle M. Kemal’i devirip, başkumandanlığı ele geçirmektir.
    Kahya’nın otorite tanımaz başına buyruk bu tavırları, gizli faaliyetleri hayli uzun yazılarla (“Trabzon’dan çıktı uzun yazılar” mısrasında olduğu gibi) ayrıntılı bir şekilde Ankara’ya rapor edilmektedir. Sonuçta Kahya arabasında bir suikasta uğrayarak hayatını kaybeder. Görgü tanıklarından bazıları, üzerlerindeki kıyafetlere dayanarak Kahya’yı askerlerin (Asker vurdu beni, yarem sızılar), bazıları da “aba-zıpkalı” kişilerin vurduğunu iddia ederek, suçu Osman Ağa’nın üzerine atmak isterler. Bu konuda M. Şakir Sarıbayraktaroğlu Osman Ağa ve Giresun Uşakları Konuşuyor (İstanbul 1975) adlı kitabında (s. 115-116) şunları yazıyor:
    “Trabzon’un eski bir iskele kahyası vardı. Bu adam Trabzon’da hatırı sayılan bir şahıstı. Osman Ağa Trabzon’a gittiğinde Föstüroğlunun katibi Kosti’yi çetelere aldırıp evvela hapsetti. Daha sonra vapura koyarak İstanbul’a gönderdi. Kahya Yahya Efendi, Osman Ağa’nın bu Rum’u aldırdığını, evvela hapsettiğini, sonra da İstanbul’a gönderdiğini işitince meydanda elinde kırbaç, dizine vurarak Osman Ağa’nın taklidini yapıp “Topal Osman da kim oluyor ki Giresun’dan beri gelip Trabzon’da bir Rum’u alıp hapseder. Ve vapura koyarak İstanbul’a gönderir” diye fena fena da söylemişti.
    Bundan sonra çok geçmeden şöyle bir olay cereyan etmişti. Kahya efendinin Trabzon’un Soğuksu semtinde köşkü vardı. Bir de hususi arabası vardı. Bir akşam arabası ile evine giderken bizim çeteler gibi aba zıpka giyinmiş birkaç kişi Kahya efendinin yolunu bekliyorlar. Yahya efendi arabası ile oradan geçerken ateş edip vuruyorlar.
    Hatta yanında Gavur İmam diye tanınan Yomra imamı da vardı. İmam kendini arabadan dışarı attı. İmam kurtulmuş, şoför de vurulmuştu. Kahya Yahya efendiyi vuranlar aba zıpka giydiği için Osman Ağa’nın çeteleri vurdu diye söylenmişti. Bu sözleri de Osman Ağa işitmişti. 1338 (1923) senesi Osman Ağa Giresun’a geldiğinde (1922 sonları olması gerekir. Çünkü Osman Ağa öldürüldüğü 1 Nisan 1923 tarihine kadar Ankara’dadır.) Rize’ye çağırmışlardı. Ortaokul açılacaktı. Osman Ağa da Rize’ye gitti. Dönüşte Trabzon’a uğradı. Trabzon eşrafı ağayı yemeğe davet ettiler. Bu davet merhum Faik Ahmet Barutçuların evinde idi. Yemekler yenildi, kahveler içilirken konuşmalar oluyordu. Bu konuşmalar sırasında Osman Ağa, ‘arkadaşlar size şunu söylüyorum; Kahya Yahya efendiyi benim vurduğumu söylüyorlarmış. Bu işle benim hiçbir suretle alakam yoktur. Eğer benden biliyorsanız sizlere darılırım. Biliyorsunuz, yaptığım bir işi açık açık söylemekten hiçbir vakit çekinmem. Buna inanın. Bizim aramızda geçen meydandaki olaydır. Başka hiçbir şey yoktur’ demişti.

    GİRESON KARŞILAMASI”
    RT 17818
    (ALTINI BOZDURAYIM)


    Altını bozdurayım
    Gerdana dizdireyim
    İpek mendil değilsin
    Cebimde gezdireyim
    ***
    Ninna aslanım ninna
    Ninna güzelim ninna
    ***
    Altın yüzük var benim
    Parmağıma dar benim
    Giresun’un içinde
    Kara gözlü kız benim
    ***
    Usul yavaş bas da gel
    Dökmeler oynamasın
    Evin arkasından gel
    Cazı annen duymasın
    (Yaşşaa Giresun!)
    ***
    Elinde altın şamdan
    Perdeyi kaldır camdan
    Al tüfeği vur beni anam
    Ben usandım bu candan
    ***
    Batlama deresine
    Taş köprü kurulacak
    Verin benim yarimi
    Vallahi kan olacak
    -Bağlantı-
    (Yaşaaa…çaaal…!)
    ***
    Bir arzuhal vereyim
    Giresun’da valiye
    Ya bak benim şansıma
    Tutkunum kocalıya
    -Bağlantı-
    (Oh oh…oh oh…hop hop…oh oh!)
    ***
    Açıklamalar:
    Cazı=Cadı
    Arzuhal=Dilekçe
    ***

    “Trabzon Şarkısı”. FADİME
    RT 17855
    (TRT’nin Yanlışı: ANAM VAY OLSUN BENİ,
    Doğrusu: ANAMAYASUN BENİ)


    Anamayasun beni
    Öldüm yar diye diye
    Benden selam söyleyin
    Zavallı Fadime’ye
    ***
    Motor geliyor motor
    Denizi yara yara
    Alacağım Fatma’yı
    Başına vura vura
    ***
    Ayağında çapula
    Fol’a giderim Fol’a
    Sen git de ablan gelsin
    Konuşalım kapıda
    (Kim ola! hop hop!)
    ***
    Oy benim alışığım
    Balınan karışığım
    Böyle mi Fadimecik
    Seninle konuşuğum
    (Alaşoli hop hop hop!)
    ***
    Bu yıl mısır çok oldu
    Doldu selenti doldu
    Ne yapalım Fadime
    Bize Allah’tan oldu
    ***
    Haburadan yukarı
    Dağa giderim dağa
    Aç da gel kollarını
    Sarılacağım sağa
    (Kim ola bir daha oh oh!)
    ***
    Karşıda komar foli
    Doli yağayi doli
    Sarılsın boğazına
    Kemençeci Picoğli
    (Kim ola geldi mi hop hop!)
    ***

    Açıklamalar:
    Anamayasun beni=Anlamıyorsun beni (Yanlış kulak algılamasından olsa gerek, TRT repertuarına “Anam Vay Olsun Beni” gibi hiç anlamı olmayan bir mısra olarak girmiş. Aynı hatanın başka araştırmacılar tarafından da devam ettirildiğini gördüm. TRT İstanbul Radyosu’nda görüştüğüm sanatçılar “Anamayasun beni” şeklinde doğrusunu okuduklarını belirttiler.)
    Fol (Fol Pazarı)=Vakfıkebir’in eski adı
    Selenti (serenti)=Mısır, fındık vs. saklamak amacıyla evin dışına, farelerin girmesini önlemek için dört veya altı direk üzerine yapılan müstakil yapı.
    Bir türküden örnek:
    “Serentiler yaptırdım
    Çifte direk üstüne
    Bu benim sevdalarım
    Yanık yürek üstüne”
    ***

    TRABZON ÖREN HAVASI
    RT 17596
    (IRMAĞIN KENARINDA YILANIN KEMİKLERİ)


    Irmağın kenarında
    Yılanın kemikleri
    Düştü gene peşime
    Domuzun enikleri
    ***
    Haburası neresi
    Ören obası Ören
    Yitirdim ufağımı da
    Yok mudur onu gören
    ***
    Kemençemin üstüne
    Yayı vururum yayı
    Kız sana vurulalı
    Kaybettim dünyayı
    ***
    Kızılağaç sen misin
    Geleklerin delinsin
    Nerede görüşelim
    Sen bir güzel gelinsin
    ***
    Yaylanın çimeninde
    Oturdum serinledim
    Geçti bayan yanımdan
    Bakarken berinnedim
    ***
    Oy kemençemin puli
    Ben alamam o duli
    Alırsam kız alırım
    Memeleri guguli
    Sineleri guguli
    ***
    Açıklamalar:
    Ören=Eynesil’in beldesi olmasına rağmen, türkü her nasılsa “Trabzon Ören Havası” olarak geçmektedir.
    Gelek=Yaprak
    Berinnemek=Beklenmeyen ani bir hareket karşısında ürpermek
    ***

    GEMİNİN İÇİNEYUM

    Geminin içineyum
    Deryalar üstüneyum
    Oniki yaştan beri
    Kız senin peşineyum
    ***
    Edalı Eminem şama doğru
    Dönder yüzünü bana doğru
    Tirilam tirilam havasu
    Eminem fistan kırmasu
    Beş yüz lira diyorlar
    Cepkeninin sırmasu
    ***
    Ayağuna mesi var
    Başında da fesi var
    Sorarım Emine’ye
    Benden başka nesi var
    ***
    -Bağlantı-

    Açıklamalar:
    Bu türkü “Taş Plak”ta olmamakla beraber, TRT repertuarındadır.

    ***

    ROMİKO “Gireson Milli Şarkısı” RT 17550
    (ROMİKO HORON)

    Heeey…Oy benim sevdiceğim
    Balınan karışığım
    Böyle mi sevdiceğim
    Seninle konuşuğum
    ***
    Leoza meldamiye
    Ela ela Magdalena
    İskefiye yedi bela
    ***
    Heeey…Gökteki yıldızları
    Sayarım elli elli
    Şerefli Trabzon’u
    Tapuladık besbelli
    -Bağlantı-
    Heeey…Birazacuk dar oldu
    Zıpkamın bacakları
    Sebep olanın bize de
    Yıkılsın ocakları
    -Bağlantı-
    (Alaşoli! hooop…hop hop!)
    ***
    Heeey…Yükledim sandalımı
    Taktım küreklerimi
    Yakar mısın bayanım da
    Yanmış yüreklerimi
    -Bağlantı-
    (Kim ola! hooop…hop hop!)
    ***
    Heeey…Duman duman üstüne
    Ben de duman olayım
    Aç da gel kollarını
    Bayanım dolanayım
    -Bağlantı-
    ***
    Heeey…kalk gidelim gidelim
    Aldı duman dağları
    Kurudu dudaklarım da
    Ben yalvarı yalvarı
    (Kim ola! hooop…hop hop!)
    -Bağlantı-
    ***
    Heeey…Oy duman kara duman
    Yol ver güneşi yansın
    Hop…hop…hop…
    Seven seveni alsın
    -Bağlantı-
    ***
    Açıklamalar:
    1) Plak kapağında “Gireson Milli Şarkısı ROMİKO” şeklinde yazmaktadır. Merhumun bazı plaklarının kapaklarına bakıldığında, “Türküsü” yerine, her nedense “Şarkısı” ibaresine rastlıyoruz.
    2) “Hop…hop…hop…” =M. Sırrı Öztürk; İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı olduğu döneme ait olduğu sanılan bu türkünün bu kısmının “Emir ver İsmet Paşa” şeklinde olması gerekirken, plağa okunurken ya çekinildiğinden, ya da yasaklandığından olsa gerek, bir nevi sansür uygulanarak “Hop…hop…hop…”şekline dönüştürülmüş olabileceğini söylüyor.
    3) Topal Osman Ağa konusunda olduğu gibi, Picoğlu Osman konusunda da yardımcı olarak, Sabah gazetesinin Pazar Keyfi (19 Mart 1995) ilavesinde Picoğlu ile ilgili bir yazı yayımlamasına katkıda bulunduğum gazeteci, araştırmacı, yazar değerli dostum Ergun Hiçyılmaz, yardımlarımızdan dolayı bizi şu sözlerle övüyor:
    “Seyfullah Çiçek’in başta Giresun Dergisi olmak üzere hem Bicoğlu, hem de Topal Osman konusunda yaptığı araştırmaları da bir ‘sanatçı sorumluluğu’ addetmekteyim. İşte bu çalışmalar sırasında karanlıklara öylesine güzel ışıklar düşüyor ki…”
    Hiçyılmaz, daha sonraki paragraflarda da yasakları şöyle eleştiriyor:
    “Despotizmin sanatı sansüre prangaladığı yıllarda kemençenin sesi kesilmez. Kimi zaman Rum sevgilisiyle birleşmesi engellenen bir Karadeniz uşağını anlatır ama plaklarının çalınması yasaklanır.
    Trabzon İskele Kahyası Havası ve Giresun Eşref Bey Şarkısı gibi zamana göre son derece ‘dik kafalı’ tarzı da ortaya koymaktan çekinmeyen ve kemençesine yasak getirmeyen Bicoğlu Osman, Amasra-Zonguldak arasında bir vapurda susmuştur (4 Haziran 1946). İsmet İnönü’nün ve kalın sansürün susturamadığı adamı ‘ince’ hastalık susturuyor… Şu işe bakın…”

    Zıpka=Siyah şayaktan arkası körüklü, dar paçalı pantolon. Bugün Karadeniz’le ilgili halk oyunları ekiplerinde gördüğümüz pantolon.
    Kuzguncuk Rum Kilisesi Zangoç’unun oğlu Bilego beyden aldığımız bilgilere göre;
    Romiko (yazılışı “Romeiko”) = “Rumca Horon” anlamına geliyor.
    Leoza meldamiye=M. Sırrı Öztürk, bağlantı kısmındaki bu mısranın (tabi bu mısrayı plaktan tam çözebildi isek) Rumca “Seni seviyorum” anlamına geldiğini söylüyor ise de, Bilego bey,“seni seviyorum”un karşılığının “s’ağapo” olduğunu, “leoza meldamiye” şeklinde bir tabire rastlamadığını…
    “Ela ela Magdalena”nın ise, “Gel gel Magdalena” anlamına geldiğini söylüyor.
    İskefiye yedi bela=İskefiye Trabzon’un bugünkü Çarşıbaşı ilçesinin eski adıdır.M. Sırrı Öztürk’e göre,o yıllarda İskefiye’de o kadar güzel Rum kızları varmış ki, güzellikleri başa bela (yedi bela) imiş.
    Bu açıklamalardan sonra bağlantı kısmının Türkçe karşılığının şöyle olması gerekir diye düşünüyoruz:
    “……………….(?)
    Gel gel Magdalena
    İskefiye yedi bela”
    ***

    TAMZARA HAVASI
    RT 17550
    (TAMZARA)


    Ah…Tamzara’nın üzümü
    Dinle benim sözümü heeey… heeey…
    Vallahi bırakırsam heeey… heeey…
    Göremezsin yüzümü
    Billahi terk edersem şeker yarim
    Göremezsin yüzümü
    ***
    Oy Tamzara’ya vardın mı
    Kama bıçak aldın mı heeey…heeey…
    Saldırmayı yedikçe heeey…heeey
    Annem annem dedin mi?
    ***
    Oy Giresun’un kızları
    Fistan geyımaz fistan heeey… heeey…
    Olmadı çıkamadım heeey…heeey…
    Şu şerefli hapistan.

    Açıklama:
    Geyinmaz:Giyinmez
    “Şu şerefli hapistan” mısrasını, Giresun tarih ve kültürü üzerine kayda değer araştırmalar yapan Emekli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ekizoğlu, “Ozan Deyişleri ve Giresunlu Halk Ozanları” başlıklı yazısında şöyle yorumluyor:
    “Başka yörelerin türkülerinde görülmeyen bir değişik seslenişten söz edeceğiz.Meşhur kemençe üstadımız PİCOĞLU’nun yaktığı bir türküdeki anlatım da başka hiçbir yerde yoktur.Piçoğlu’nun örnek türküsünü hatırlatalım:
    ‘………(falan yerin) kızları fistan giyinmez fistan.
    Olmadı çıkamadım şu şerefli hapistan’
    Yaşantısında ve türkülerinde cezaevini şerefli sayan bir yöreyi bulmak mümkün mü bilemiyorum.Ben hiç duymadım.Bizim ozanımız Picoğlu’nun neye dayanarak bu türküyü yakmış olduğuna şöyle bir göz atalım.
    Suç işleyen bazı insanlar karıştıkları olay içinde haklı pozisyonda görülebilirler.Türküdeki gibi fistan giyinmeyen,yani hafif davranan,yılışan,kendini korumaya özen göstermeyen bir bayanın bazı hallerde başına bir kaza gelebilir.Böylesi bir olaya karışan kişinin de hapse düşmesi halinde artık onu çoğu kimse kınamayacak aksine haklı görebilecektir.Sen olsan ne yapardın arkadaş diyebilecektir.İşte böylesi çapkınlık olaylarından suçlu sayılanlar için cezaevi şerefli bir mekan olarak gösterilmekte, türküsü de söylenmektedir.”
    M. Sırrı Öztürk ise, bu mısranın “Şu şerefsiz hapistan” şeklinde olması gerektiğini iddia ediyor
    Kasetten defalarca dinlediğimiz bu türkünün bu mısrasını biz de, Sayın Ekizoğlu gibi algıladık.Bize göre Sayın Ekizoğlu, türkünün bu kıtasını çok güzel yorumlamış.
    ***


    KAYNAKLAR:


    A)YAZILI KAYNAKLAR

    *Ayhan Yüksel, “Piçoğlu Osman ve Notlar”, Yeni Aksu Dergisi, sayı: 7 (Temmuz1986), s. 24-25.
    *Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, IX, İstanbul 1987.
    *Emin Önder, “Kemençecilerin Lideri Bicoğlu Osman Gökçe”, Karadeniz Postası, 12 Temmuz 2005.
    *Ergun Hiçyılmaz, Sabah Gazetesi Pazar Keyfi ilavesi,19 Mart 1995, s. 27.
    *Prof. Dr. Halil Yüksel, Şundan Bundan, İstanbul, 1982.
    *Hasan Âli Yücel, Dinle Benden, İstanbul 1960.
    *Hayrettin Günay “Kemençemin Üstüne”, Görele Lisesi Dergisi, sayı: 15 (Eylül-Ekim-Kasım 1997), s.7-10.
    ________, “Ataman’ın Giresun Anıları”, I, Yeşilgiresun, 22 Nisan 2006,
    *Kadir Mısıroğlu, Ali Şükrü Bey, İstanbul 1978.
    *M. Şakir Sarıbayraktaroğlu, Osman Ağa ve Giresun Uşakları Konuşuyor, İstanbul 1975.
    *Mehmet Ekizoğlu (Em.Cum.Savc.),Ozan Deyişleri ve Giresunlu Halk Ozanları,Giresun Dergisi,Yıl:12,Sayı:132 (Ocak 1999),s.44-46.
    *Doç. Dr. Muharrem Ulusoy, “Karadenizli Bir Şairin (Bicoğlu Osman) Öyküsü”, Zaman Gazetesi, (29-31 Ocak, 1-2 Şubat 1997).
    *Mustafa Duman, Kemençemin Telleri, İstanbul 2004.
    *Seyfullah Çiçek-Sadi Kaya-Ayhan Yüksel, Cumhuriyetin 80. Yılında Görele Kültür Sanat Sempozyumu, İstanbul 2005.
    *Şadi Cındık, “Almanya Mektubu-Piçoğlu Osman Üzerine”, Görele Lisesi Dergisi, sayı: 14 (Temmuz 1997), s.27-29.
    *Şemsettin Sami, Kamus’ı Türki (Temel Türkçe Sözlük),IV, İstanbul 1991.
    *TRT İstanbul Radyosu THM Arşivi

    B)SÖZEL KAYNAKLAR


    *Abbas Namazcı, Daylı köyünden komşusu
    *Ahmet Bektaşoğlu, Daylı köyünden komşusu
    *Biledo bey, Kuzguncuk Rum Kilisesi Zangoç’unun oğlu.
    *Colombia Plak Şirketine ait 4 adet “Taş Plak”
    *Enver Tepe, Tirebolulu, 1934 doğumlu
    *Esma Gökçe, Piçoğlu Osman’ın kızı, 6.10.1923 doğumlu
    *Harika Plakçılık Arşivi: Piçoğlu Osman-Ferhat Özyakuboğlu kasetleri
    *Harun Yöndem,1952 Görele doğumlu.TRT eski spikerlerinden,Organizatör
    *Hayrettin Çolakoğlu, Görele eşrafından
    *İbrahim Melikoğlu, Giresunlu, öğretmen
    *İsa Kara, Bayrampaşa Giresunlular Derneği Yöneticisi fotoğraf arşivi ve nüfus kayıtları
    *M. Sırrı Öztürk, İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Emekli Öğretim Görevlisi, kemençe sanatçısı
    *SalihGökçe,Daylı köyünden akrabası
    ***

    TEŞEKKÜR

    Sitemizde özetlenmiş olarak tefrikası yayınlanan “Kemençenin Ordinaryüsü PİCOĞLU OSMAN” adlı kitabımızı, “Demokles’in kılıcı” gibi başımıza dikilip,adeta kafamıza vura vura 15 günlük çok kısa bir zaman dilimi içinde kaleme aldırarak bize en büyük teşviki sağlamış olan kardeşten de öte can dostum,köylüm,Görele Dernekler Birliği Onursal Başkanı İnş.Müh.Sayın Şadi KAYA’ya…
    Değerli teşvikleriyle bizi yüreklendiren,bu meyanda anlamlı bir “Sunuş” yazısıyla da onurlandıran Göreleli hemşehrimiz İstanbul Milletvekili Sayın Hüseyin BESLİ’ye…
    Görele Dernekler Birliği adına GDB Başkanı Sayın Birol KARDAŞ’a ve GDB bünyesinde yer alan derneklerin başkan ve yöneticilerine…
    Kapak dizaynını yapan Çağdaş Film ve Matbaacılık’ın sahibi değerli hemşehrimiz Sayın Rubil BESLİ’ye…
    Melisa Matbaacılık’a…
    Belge ve bilgi sağlayan,eserlerinden yararlandığım “Kaynakça”da adı geçenlere…(Hayatta olmayanlara da ayrıca Allah’tan rahmet dilerim.)
    Ve sponsor olarak kitabımızın “TEŞEKKÜR” hanesine isimlerini yazdıran 15 hemşehrimizden,şu ana kadar vaadlerini yerine getirerek kitabımızın dizgi,mizampaj,basım vs. masraflarına katkıda bulunan (Alfabetik sıraya göre)aşağıda isimleri bulunan 10 hemşehrimiz;
    İşadamı (Geyikli İşkembe) Sayın Adil RESULOĞLU’na
    Beykoz Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Ali BİLİR’e
    Atıl Aydınlatma San.Ltd.Şti.ne
    İşadamı (Hızarcıoğlu Mobilya) Sayın Bahtiyar HIZARCIOĞLU’na
    İşadamı (Tek Şapka) Sayın Cemal TEK’e
    İşadamı Elk.Müh.Sayın Çınar ÇETİNKAYA’ya
    İşadamı (İmzalı Otomotiv) Sayın Dursun İMZALI’ya
    İşadamı (Erguvan Yapım) Sayın Harun Yöndem’e
    İşadamı (Pide Ban) Sayın Hayati KAPTANOĞLU’na
    Serbest Mali Müşavir Sayın Mehmet KUĞU’ya
    Ayrı ayrı teşekkür ederim.


    Facebook




    Üyelik



  1. Yazan:
    no avatar


    REKLAM



Benzer Konular

  1. Doğu Anadolu türkülerinin özellikleri
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Genel Konular.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 09.01.2013, 20:13
  2. Başarı Öyküleri
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Kişisel Gelişim.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 04.01.2013, 21:16
  3. Aşk Öyküleri - Kolektif
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: Kitap Tanıtımı.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 04.08.2011, 01:53
  4. İhanet Öyküleri
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Yaşam Hikayeleri.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 28.07.2011, 22:36
  5. Canterbury Öyküleri
    Konuyu Açan: Dijar Asmen, Forum: Nostaljik Filmler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 20.11.2009, 12:42

copyright

Soru Cevap

grafimx