REKLAM




+ Konuyu Cevapla

Bayrağımın Gölgesinde - Tiyatro Tekstleri

  1. Yazan: MiSS-FENER
    No Avatar

    REKLAM


    Bayrağımın Gölgesinde Oyunu - Tiyatro Oyunları - Bayrağımın Gölgesinde Piyes - Okullar İçin Tiyatro Oyunları - Tiyatro Metinleri



    BİRİNCİ PERDE
    SAHNE: Bir köy odası.(Ayşe Nine oturmuş önünde bulunan çıkrıkta yün eğirmektedir.Kezban onun karşısında yün eğirmektedir.Bu sırada dışardan yanık bir sesin okuduğu türkü duyulur.Ayşe nine işini yavaşlatıp türküye kulak verir.)
    AYŞE NİNE-Şu çocuğun bir yanık sesi var ki içim parçalanıyor...Alçak düşman söndürmedik ocak mı bıraktı?Zavallı Çoban Salih!..Önce kolunu,daha sonrada tek bacağını kaybetti.Sakatlanıp köye döndü...Gene de gönlü cephede...Hastanede iken “Bir kolum ,bir bacağım daha var...Bırakın düşmandan öç alayım demiş ama dinlemeyip sılacı etmişler...Şimdi içinin acısını bu türkülerle dile getirip,döküyor. (Ses hafifleşerek uzaklaşır.Ayşe Nine tekrar çıkrığına dalar.Fakat bu sırada Kezban`ın hafif hıçkırıklarla ağladığı duyulur.Hıçkırıklar Ayşe Nine’nin de dikkatini çekmiştir.Merakla sorar.)Kız Kezban!.. Sana ne oldu?Bakıyorum bugünlerde pek içlisin...En ufak şeyler,yaş döküp ağlamana sebep oluyor.Söyle bana bir derdin mi var?
    KEZBAN-(Mendili ile gözlerini kurularken)Ana,anacığım...Derdimi soruyorsun.Dert yalnız benim mi yalnız ben mi,ağlıyorum ?Bu dert bütün bir milletin bütün bir yurdun derdi,bütün millet göz yaşları içinde ağlıyor şimdi...Duymadın mı? işitmedin mi?Dün babam anlatıyordu.Düşmanlar İzmir`i almış neredeyse buralara da geleceklermiş...
    AYŞE NİNE-(Yerinden hafif doğrularak)Tövbe de kız! Düşman buralara kadar gelebilir mi hiç bütün buralar elimizden gitti mi ?Aman Allah’ım bunlarda mı? Olacaktı.
    KEZBAN-Doğru söylüyorum ana düşman İzmir’e kadar çıkmış yurdumuzun her tarafını işgal etmek için çalışıyorlarmış.Hem düşmanla el ele verip yurdu satanlar varmış.Dün bizimle beraber yaşayan dostlarımız bugün düşman olmuş bize karşı savaşıyorlarmış.
    AYŞE NİNE-Aman sus kız!..hem sen nereden çıkarıyorsun bunları?Siz yeni yetmeler laf ebesi oldunuz vallahi!...Hep suç babanın ...Kaç kez söyledim de dinletemedim Herif,bizimkisi kız çocuğu.Gönderme şu gavur mektebine...Yüzü gözü açılır...Gönder Kaymak Hafızın yanına hatmetsin Kur`àn-ı Kerim`i yarın iki eliniz yanımıza geldiğinde ruhumuza okuyup üflesin dünya malı değer,dedin de dinletemedim.Bak şimdi dediklerim nasıl çıktı...Karşıma geçmiş başından büyük laflar ediyorsun.Okumasaydın böyle olur muydu?
    KEZBAN- Okudum da kötümü ettim ana?Gerçekleri bilip konuşmak suç mu?Evet...Okudum,çok şeyler öğrendim.Hele bu öğrendiklerimin içerisinde üç şey var ki hepsinden,her şeyden kıymetli...Vatan aşkı,özgürlük aşkı, bayrak aşkı... vatan deyince ruhum,benliğim titriyor,özgürlük deyince kabıma sığmıyor,taşmak coşmak istiyorum... hele bayrak deyince,kanım tutuşuyor...bunlar öylesine kıymetli şeyler ki içlerinden biri noksan olursa ikisi pek bir anlam ifade etmez ... (Sesi ağlamaklıdır) Bütün bunları bildiğim,duyduğum için ağlıyorum.Çünkü bütün bu kıymetli varlıklar elimizden alınmak isteniyor...Vatansız,bayraksız,tutsak yaşamak mümkün mü?Söyle mümkün mü ana?(Tekrar hıçkırır)
    AYŞE NİNE-Sözlerim seni üzdü mü kızım?Bak gene ağlıyorsun...Ne yapalım bunların hepsi kader,alın yazısı...Kaderin önüne kimse geçemez yavrum...
    KEZBAN-(Hiddetle ayağa fırlar)Hayır ana...Her şeyi kadere alın yazısına yüklemeye hakkımız yok...Bu sözlerle kendimizi uyuşturmayalım artık.Yıllarca hep bu sözlerle aldattık kendimizi...Mısır Bağdat,Musul elimizden gitti kader dedik...Güzel Trakya cennet adalar elimizden gitti kader dedik...Bugün düşman İzmir’e giriyor gene alın yazısı diyoruz... Fakat hiçbir zaman uykudan uyanmayı düşünmüyor,kaleme kalemle silaha silahla karşı koymak gerektiğine inanmıyoruz... Tüm kötülükler burada işte... (Biraz düşündükten sonra) Ben kararımı verdim ana... Bugünden sonra bende yurt için, bayrak için, özgürlük için savaşanların arasına kavuşacağım...Ölürsem şehit, kalırsam gazi olacağım.
    AYŞE NİNE- Kızım sen aklını mı oynattın?Bu işi yapacak erkek kalmadı mı? Savaş erkek işidir. Kadın kız kısmına evinde oturmak yaraşır...
    KEZBAN-Yurt savunmasında kadın erkek sözü olmaz ana...Hele yurt tehlikede ise bu hiç aranmaz...Sadece bunu yapabilecek güce ve cesarete sahip olmak yeter de artar bile...Ben de bir Türk kızıyım.Yılmam ,korkmam hiçbir şeyden...
    (Bu sırada kapı çalınır.)
    AYŞE NİNE-Sus deli kız sus... Bak kapı çalınıyor,belki de babandır...
    KEZBAN-(Çıkar ve bir süre sonra tekrar girer.) Babam gelmiş ana, yanında konuklar da var....
    AYŞE NİNE-Biz öteki odaya geçelim öyleyse...Şuraları çabuk toplayı ver...(Etrafı acele düzeltip çıkarlar.Onlar çıktıktan sonra önde Muhtar olmak üzere kumandan, emir subayı ve köy bekçisi Ramazan girerler.)
    MUHTAR- Buyurun, buyurun kumandan bey,şöyle masanın başına buyurun. Siz de zabit bey şöyle kumandan beyin yanına oturun ...
    KUMANDAN-Sağ ol muhtar ...Üç gündür at üzerinde dolaşıyoruz. Fakat öylede çok işimiz var ki ...dinlenmeye vaktimiz yoktur ...Biran önce işimize başlayalım.
    MUHTAR-siz merak etmeyin kumandan bey,her iş yerini alır.Bir parça dinlenin.Biraz da bir şeyler yiyelim.Yapacak işimizi ondan sonra düşünürüz.(Kapıya döner seslenir) Kezban!...Kezban kız!...
    KEZBAN-(İçerden)Buyur baba...
    MUHTAR- Konuklara yiyecek bir şeyler hazırlayın
    KEZBAN- (Gene içerden)Baş üstüne baba
    KUMANDAN-Zahmet etme muhtar,biz Çamlıdere’ de karnımızı doyurduk.Şimdi hiç isteğimiz yok.
    MUHTAR-Hiç öyle şey olur mu kumandan bey...Birkaç lokmada bizim burada alın...
    KUMANDAN-Teşekkür ederim .İşimiz çok acele.(Yanındaki subaya döner)Emri okur musun Kemal bey
    KEMAL-Baş üstüne kumandanım (Çantasından çıkardığı evrakı okur)Altıncı Kuvayı Milliye Kumandanlığından ,düşman kuvvetleri İzmir ili hudutları dışına sarkmakta,her gün bir kaç köy ve kasaba düşmanın eline geçmektedir.İstanbul hükümetinin bu konudaki tutumu vatanı bütünüyle her geçen gün bir parça daha tehlikede bırakmaktadır.
    Elimizde kalan kuvvetler yeter siz olup ,bu kuvvetlerimize gönüllülerle takviye etmek zorunluluğu doğmuştur.Bu bakımdan her kumandan kendi bölgelerinde bulunan köy ve kasabaları bizzat gezerek ,eli silah tutabilecek gönüllü vatandaşları tespit ederek talim ve terbiyesi için genel karargaha sevk edecektir.Emrin acele yerine getirilmesi ile sonucun bildirilmesini rica ederiz .
    (Kemal okuduğu emri tekrar katlayıp çantasına yerleştirir)
    KUMANDAN-Şimdi neden acele ettiğimizi anladın değil mi muhtar?Hemen köye haber sal ...Eli silah tutan ve bayrak uğruna savaşmak isteyen acele köy okulunda toplansın...Bizde birazdan oraya gideceğiz.
    MUHTAR-(Ayağa kalkarak )Emredersiniz kumandan bey ...iş nihayet bu duruma geldi öyle mi ?Vatana bayrağa hepimizin canı feda olsun ...İlkin benden başlayın ...yazın künyemi....Ahmet oğlu Hasan 1290 doğumlu...
    KUMANDAN-İyi ama muhtar, seni alırsak köyün işlerini kim çekip çevirecek
    MUHTAR-Bana burada pek yapacak iş yok esasen olsa bile benden daha yaşlılar var .Onlar üstesinden gelir bu işin...Düşman vatanımda adım adım ilerlerken,burada oturmak bana ar gelir... Bırakın izin verin de vatanım için savaşayım .
    KUMANDAN-Peki muhtar ,nasıl istersen ...(Subaya döner)Yazın Kemal bey muhtarı
    KEMAL-Baş üstüne kumandanım (Çantasında kalem ve defter çıkarır Muhtara)künyeniz AHMET oğlu Hasan 1290 doğumluydu değil mi?
    MUHTAR-Evet öyledir beyim (Bekçi Ramazana dönerek )Haydi Ramazan !Durma koş git! Sesini tüm gücüyle seslen. De ki vatan bizden hizmet bekliyor...eli silah tutan ,yurt ve namus uğruna savaşmak isteyenler acele köy okulunda toplansınlar...
    BEKÇİ RAMZAN- (Selam verir )Emredersin ağam hemen gidiyorum .Yalnız benim de bir ricam var kumandan bey den ...beni de yazsın defterine Benim bir canım var vatana verecek.... künyem Mıstık oğlu Ramazan 1305 Tevellü...(Teğmen Kemal’e yalvaran bir bakış fırlatır )Yazacaksınız değil mi?
    KEMAL- (Kumandanın gözüne bakar ,ondan yaz şeklinde bir işaret aldıktan sonra )Evet aslanım meraklanma seni de yazıyorum ...(Yazarken mırıldanır)Mıstık oğlu Ramazan 1305, doğumlu ...
    BEKÇİ RAMAZAN – Var olun. Sağ olun.(Askerce selam verip acele çıkar ,biraz sonra dışardan sesi duyulur)Ey ahali! Duyduk,duymadık demeyin!Kemal paşadan emir geldi ...Eli silah tutan ,vatan ve millet için savaşmak isteyen yiğitler acele köy okulunda toplansınlar.
    KUMANDAN-(Aya kalkarak)Sağ ol muhtar ,her ikinizde Türklüğe yakışır şekilde davrandınız .Bu yurt sizin gibi mert ,cesur insanlara sahip oldukça zafer her zaman bizim olacaktır... Haydi şimdi hep beraber köy okuluna gidelim .Halk gelince bizi orada bulusun .Allah hepimizin yardımcısı olsun ...
    MUHTAR ve KEMAL –Amin ...(Hep beraber çıkarlar )(Ayşe nine ve biraz sonrada Kezban gelir)
    AYŞE NİNE-(Odaya girer bir süre kararsız dolaşır .sonra ellerini gökyüzüne doğru açarak konuşmaya başlar)Ey yeri göğü yaratan yüce Allah’ım!Sen milletimize acı...Düşmanı kahret ...Vatanın imdadına koşan yiğitlerin bahtını açık et,onları koru,muzaffer eyle...
    KEZBAN-(Heyecanla koşup gelir)Ana ,babam da gönüllü yazılmış,o da cepheye gidecekmiş doğrumu ?(Bir an Ayşe ninenin ağladığının farkına varır) o ne ana ,ağlıyor musun? Niçin ?babam gidecek diye mi?
    AYŞE NİNE:Baban,daha nicelerin babası ,oğlu,kızı gidecek,hatta sende gideceksin.
    KEZBAN:(Sevinçle Ayşe ninenin boynuna sarılır)Doğru mu bu ?Ana ,anacığım benim...
    AYŞE NİNE:Evet kızım sen de gideceksin.Değil mi ki düşman tehlikesi var...değil mi ki yurdumuz tehlikede seve seve koşacağız bizi bekleyen göreve ...Ben ne baban için ,nede senin için ağlıyorum kızım ben bilgisizliğime,görgüsüzlüğüme ağlıyorum...Duymadın mı neler söyledi,neler konuştu o gelen koca paşalar...Vatan için dediler ,bayrak için dediler,namus için hizmet etmek.Savaşmak isteyenler koşsun gelsin dediler...Ben bilgisiz bir kadınım kızım.senin dediğin gibi olup bitenlerden pek anladığım yok ...Ama düşmanın ne demek olduğunu çok iyi bilirim .Rahmetli deden bir savaşta tutsak düşmüştü.Yıllar sonra döndüğünde düşmandan neler çektiğini bir bir bize anlattı ...Onu dinlerken hepimiz ağladık .Şimdi hak veriyorum,babana hak veriyorum.gidin savaşın ,düşmana fırsat vermeyin ...
    KEZBAN:Gideceğim ana ,vatana ,millete hizmet edeceğim. Ne görev verirlerse yılmadan ,korkmadan,usanmadan yapacağız.İzin ver hemen gidip gönüllü yazılayım(Bu sırada kapı çalınır)
    AYŞE NİNE:Önce kapıya bir bak bakalım...Bir gelen var galiba...
    KEZBAN:(Çıkar biraz sonra Leyla ile girerler)Leyla gelmiş ana ...
    AYŞE NİNE-(Leyla’ya)Gel bakalım yavrum. Bir şey mi var?
    LEYLA-Bir şey yok Ayşe Nine...Ahmet ağam askere yazılmaya gitti...Dedem de arkasından koştu,ben de yazılayım diye...Şimdi hepsi okula doldular...Görseniz okulun önü bir kalabalık bir kalabalık ki...Anam dedi ki,git,Ayşe Ninelere sor bir yol...Onlardan da giden var mı?dedi...
    AYŞE NİNE-Olmaz olur mu kızım...Muhtar amcanla,Kezban ablan da bizden gidiyorlar...
    LEYLA-(Kezban’a dönerek)Kezban abla...Sahiden mi gideceksin...Ama sen kadınsın...Erkekler kadar güçlü değilsin ki...Korkar,hasta olursun sonra...
    KEZBAN-(Leyla’nın saçlarını okşayarak) Korkmam Leyla...Sen hiç üzülme...Hem kocaman orduda bana göre iş mi yok?Yemek pişiririm, yaralılara bakarım.Sırası gelince çarpışırım bile...
    LEYLA-(Kezban’a gıpta ile sokularak,yalvaran bir sesle)Kezban abla!Ne olur beni de yanına al.Senin yanında çalışır,ne dersen yaparım.Sözünden hiç dışarı çıkmam.
    KEZBAN-Yaşa Leyla, sen tam bir Türk kızısın...Fakat henüz çok küçüksün...Şimdilik sana annenin dizinin dibinde oturup beklemek düşüyor.İnan Leyla,yarın çok güzel olacak...Yaşarsak hep birlikte çok mutlu günler göreceğiz.Milletçe büyük bayramlar kutlayıp,mutluluk şarkıları söyleyeceğiz el ele...Bu mutlu günleri bekle...İnan güven bize...

    LEYLA_ Kezban abla.Mustafa Kemal Paşaya rastlarsan benim için de ellerinden öp olmaz mı?
    KEZBAN_(Leyla’yı yanaklarından öperek)Öperim Leyla, öperim.Hiç tasalanma sen .(Ayşe Nineye dönerek) İzin vermiştin değil mi ana, hemen yazılmaya gidiyorum...
    AYŞE NİNE_Git kızım... Gerekirse savaş, öl,öldür... Vatan için, özgürlük için, bayrak için savaş kızım... Hepinizin yolu açık olsun...
    KEZBAN_(Ayşe Nineye sarılarak) Allah’a ısmarladık benim melek yüzlü anacağım.Hakkını helal et...
    AYŞE NİNE_Helal olsun kızım... Git güle, güle.Allah yardımcın olsun...
    KEZBAN_(Leyla’ya sarılır)Allah’a ısmarladık Leyla...
    LEYLA_Güle güle Kezban abla yolun açık olsun.(Kezban çıkarken perde kapanır)
    İKİNCİ PERDE
    Birinci Tablo
    SAHNE:
    Köy okulunda bir sınıf.
    ÖĞRETMEN-(Sınıfta, öğrenciler arasında dolaşmaktadır.Dalgın ve düşüncelidir.Birden durur, önce yavaş, sonra heyecanlı bir sesle konuşmaya başlar)
    -Sevgili çocuklarım.Sizinle geçirdiğim yıllar hayatımın en mutlu yılları oldu ...Sevincinizle güldüm, kederinizle ağladım.Sizleri aydın fikirli, hür düşünceli birer yurttaş olarak yetiştirmek en büyük emelimdir.(Biraz duraklar)Fakat ne yazık ki bu emelime kısa bir süre için ara vermem gerekiyor.Evet çocuklarım, kısa bir süre aranızdan ayrılacağım. Beni bekleyen daha büyük görevler var.Bu görevimizde başarıya ulaşır, dönmek de kısmet olursa sizlerle buluşur, kaldığımız yerden tekrar devam ederiz. Yok kısmet değilse benim bıraktığım yerden gelir bir başkası devam eder...(Susar)
    ÖĞRENCİ CENGİZ-Öğretmenim sözlerinizden bir şey anlamadık.Bizi bırakıp gitmek mi istiyorsunuz?
    ÖĞRETMEN-Neler söylüyorsun Cengiz?Hiç sizi bırakıp gitmek istenir mi?Bu bir istek değil, bir zorunluluk yavrularım.
    ÖĞRENCİ CENGİZ-Sizi elimizden alacak olan zorunluluğu bizler de öğrenmek isteriz.
    ÖĞRETMEN-(Cevap vermeden sessiz dolaşır)
    ÖĞRENCİ MURAT-Öğretmenim , bir derdiniz olduğu gözlerinizden anlaşılıyor.Bugüne değin siz bizim en ufak derdimizle, acımızla uğraştınız.Bizleri bir baba gibi sevip okşadınız...Bilmediğimiz bir çok şeyi öğrettiniz bize...Kendi evimizde görmediğimiz sevgiyi, ilgiyi sizden gördük.Şimdi ise kederlisiniz...Bir evladın derdi bir babayı dertli eder de , bir babanın derdi evlatlarını dertli etmez mi?Gideceğim diyorsunuz?Niçin?Hani siz geldiğiniz günden beri , her zaman bizlere, eviniz evim, köyünüz köyüm, derdiniz derdim, sevinciniz sevincim olacak...Tüm ömrümü sizlere bağlayacağım, sizlere bir ana, kardeş, baba, bir ışık olacağım demez miydiniz?Şimdi ise ansızın gideceğim diyorsunuz, nedenini de bizden saklıyorsunuz...
    ÖĞRETMEN-Hayır, saklamıyorum yavrularım.Hepsini anlatacağım.Fakat o kadar çok şey anlatmak istiyorum ki, bunları bir araya toplayıp, noksansız anlatabilmek için düşünüyorum.(Gözlerine heyecanlı bir ifade verir)Sevgili yavrularım, aranızda geçirdiğim günlerde sizlere hep bir şeyler öğretmek için çalıştım.En büyük isteğim sizlerin minicik yüreklerine vatan, millet, bayrak ve hürriyet aşkını yerleştirmekti.Bu yüzden derslerimizin ağırlığını hep bu konular teşkil etti.Şimdi inanıyorum ki, sizler de bunların anlamını en az benim kadar biliyor, yürekten saygı ,duyuyorsunuz...İşte yavrularım, son günlerde vatanda tehlikeler belirdi. Düşmanlar vatan topraklarına girdiler.Bayrağımıza leke sürmek, bizleri tutsak ederek hürriyetimizi elimizden almak istiyorlar.(Gittikçe heyecanı artar)İşte çocuklarım, en büyük anamız olan vatan tehlikede.İçtiğimiz su, yediğimiz ekmek, ciğerlerimize doldurduğumuz hava kadar kutsal olan hürriyetimiz tehlikede.Şanımız, şerefimiz olan bayrak tehlikede...Şimdi tüm bunlar bize sesleniyor, bizden hizmet bekliyorlar.Bizi çağıran bu sese, bu imdat sesine koşmamak olur mu?Gidiyorum yavrularım, gelecekte sizlerin daha mutlu, daha hür yaşaması için savaşmaya gidiyorum...Bayrağımın gölgesinde şanla, şerefle ölmek için gidiyorum.
    ÖĞRENCİ CENGİZ-Yolunuz açık olsun öğretmenim.Gidiniz,savaşınız...Anılarınız gönlümüzden, hayaliniz, gözlerimizden hiçbir zaman gitmeyecek...Nereye gitti diye sizi soranlara, oraya gitti diyerek bayrağın dalgalandığı yeri göstereceğiz.Niçin?diyenlere gölgesinde şanla, şerefle ölmek için diye cevap vereceğiz.Sırası gelince biz de sizinle ölmek için yanınıza koşacağız.
    ÖĞRETMEN-Sağ olun yavrularım, bakıyorum emeklerim çiçek açıp, umutlarım meyve vermiş...Şimdi daha büyük bir güvenle gideceğim.Sizlerde bu inanç, bu yürek olduktan sonra bu millet şerefli yerini koruyacak ve zafer her zaman bizim olacaktır.(Kapı vurulur)
    BEKÇİ RAMAZAN-(Girer, selam verir)Öğretmen bey, cephe kumandanı köyümüze geldiler.Cepheye gönüllü yazıyorlar...İzin verirseniz işlerine burada devam edecekler...
    ÖĞRETMEN-Buyursunlar Ramazan Ağa, ben de zaten son dersimi yapıyordum.(Bekçi çıkar)Haydi yavrularım, gelecek mutlu günlerde tekrar buluşmak üzere hepiniz evlerinize dönün...
    ÖĞRENCİLER-(Hep birden)Yolunuz açık olsun...Yaşasın vatan, yaşasın Türk milleti...(Öğrenciler çıkarken perde kapanır).

    İKİNCİ PERDE
    İkinci Tablo
    Sahne:
    Okulda öğretmen odası(Kumandan ortada olmak üzere,Teğmen Kemal Bey, Öğretmen ve Muhtar bir masa etrafında oturmuşlar gönüllüleri kaydetmektedir. )
    KUMANDAN-İşler umduğumun da üstünde oldu.Evvelce umudum vardı,şimdi inancım büsbütün arttı...Bu millet hiçbir zaman yok edilemez...
    ÖĞRETMEN-Şüphesiz Kumandan Bey,biraz önce gelseydiniz de görseydiniz öğrencilerimi...O minicik yavruları neler söyledi,neler konuştular.Konuşurken hepsinin gözlerinde intikam kıvılcımları yanıp tutuşuyordu.
    BEKÇİ RAMAZAN-(İçeri girer,kapıyı aralayıp dışarı seslenir?)Şöyle kapının yanında durun...Sıra olun,teker teker girin içeri...(Kumandana)Gönüllüler geldi Kumandanım...(Sonra muhtarın kulağına eğilerek bir şeyler söyler .Muhtar eliyle olmaz der gibi işaret eder.)
    KUMANDAN-(Muhtarın işaretini görmüştür.)Ne o muhtar?Bir şey mi var?
    MUHTAR-(Sıkılarak)Bir şey yok Kumandan Bey ,bizim köyün çobanı gelmiş...Bende gönüllü yazılayım diyormuş...
    KUMANDAN-İyi ya... Gelsin yazılsın...
    MUHTAR-İyi ama Kumandan Bey cepheden döneli daha altı ay olmadı.Üstelik bir kolunu,bir bacağını da cephede bırakıp döndü.Fakat savaş sözü edildi mi yerinde duramaz...
    KUMANDAN-Çok merak ettim...Çağrında bir görelim.
    BEKÇİ RAMAZAN-Baş üstüne Kumandanım.(Kapıyı açar,Çoban Salih’i içeri alır.)
    ÇOBAN SALİH-(Koltuk değneği ile dimdik içeri girer.Kumandanın önünde tek kolu ile askerce bir selam verir.)Kumandanım,tek koluma,tek bacağıma bakıp da beni savaşamaz sanıyorlar.Halbuki ben savaşmak istiyorum.Siz şerefli bir askersiniz,bir çok savaşlar gördünüz.Beni de yazın...Bir kolum,bir bacağım var...Canım var vatana verecek...
    KUMANDAN-Çoban Salih,varol,çok yaşa...Sen vatana borcumu fazlasıyla ödemişsin...Sana savaşamazsın diyenlere inanma...Sen de bu inanç,bu yürek olduktan sonra daha nice yıllar savaşırsın...Ancak ne var ki daha sırada görev almak isteyen binlerce insan var...Bırak biraz da onlar savaşsın...Onlarda vatana olan borçlarını ödesinler...
    ÇOBAN SALİH-Kumandan Bey,ne olur yalvarırım size,beni de yazın...Beni de alın...Ben çarpışıp savaşmak,tek kolumun,tek bacağımın ve milletimin öcünü düşmandan almak istiyorum...Daha doğrusu ay yıldızlı bayrağımın gölgesinde askerce ölmek istiyorum...
    KUMANDAN-(Ayağa kalkarak Çoban Salih’i gözlerinden öper.)Varol Çoban Salih, yiğit asker...Tasalanma isteğini yerine getireceğim...”(Oradakilere)Vatan uğruna ölmek isteyen kahramanlara kimse engel olmamıştır.Bizde olmayız...Tek kolu,tek bacağı olmasa bile Türk askeri her zaman askerdir...Yazın Kemal Bey...(Çoban Salih’e)Bu vatan senin gibi,cesur,mert erlerimiz sayesinde kurtulup,yükselecek...Sen ki varını çekinmeden vatan için,millet için veriyorsun...Bu millet yok edilemez inan...Bizi millet yapan işte bu varını verebilmektir...Seni yürekten kutlarım cesur asker...Künyesini alın Kemal Bey...
    KEMAL-(Çoban Salih’e)Künyenizi verin...
    ÇOBAN SALİH-(Sevinç içindedir)Sağ olun paşalarım,Allah sizden razı olsun. Künyem,Hüseyin oğlu Salih,doğum 1295...(Tek kolu ile selam verip çıkar)
    KEZBAN-(Elinde tüfekle kapıdan girer)Kumandan Beyi görmek istiyorum...
    KUMANDAN-Buyurun kızım Kumandan benim...
    KEZBAN- Bende gönüllü yazılmak istiyorum...
    KUMANDAN-(Muhtara)Kim bu hanım kız?
    MUHTAR-Kızım Kezban...
    KUMANDAN-(Kezban’a)Kızım biz şimdi erkek gönüllüleri yazıyoruz.
    KEZBAN-Teğmen beyin okuduğu emri dinledim...Emirde kadın erkek denen bir ayrım yoktu.Sadece eli silah tutan diyordu.(Elindeki silahı kaldırıp)İşte benimde elim silah tutuyor.
    KUMANDAN-Sizi nasıl kutlayacağımı bilemiyorum hanım kızım...Bana Türk milletinde kadın erkek ayrımı olmayacağını en güzel şekilde hatırlattınız...Doğru,emirde kadın erkek diye bir ayrım geçmiyor...Mademki istiyorsunuz isteğinizi memnuniyetle yerine getiriyorum kızım...Kemal Bey’e künyenizi yazdırın...
    KEMAL BEY- Künyenizi söyler misiniz?
    KEZBAN-Hasan kızı Kezban 1320 doğumluyum.
    MUHTAR-(Ayağa kalkarak Kezban’nın yanına gelir.)Yaşa kızım gösterdiğin yurtseverlik gözlerimi yaşarttı...Ne kadar mutluyum bilemezsin...Yıllarca bir erkek evladım yok diye üzülür konu komşuya imrenirdim.Benim de at oynatacak,silah kuşanacak bir oğlum olsun isterdim.Şimdi seni böyle silahınla,bir er gibi kükrer vaziyette karşımda görünce sanki yeniden doğdum...Demek ki ister kız olsun ister erkek evladın hayırlısı her şeyden üstünmüş...Beni mutlu ettin kızım.Sağol...
    KEZBAN-Bir askerin kızı da,oğlu da asker olur baba.Hele biz Türk milletinin tüm çocukları asker doğar,asker büyür ve asker ölürüz...
    MUHTAR-Bahtın açık olsun kızım...
    (Kezban Kumandanın,babasının ellerini öper ve çıkar.)
    BEKÇİ RAMAZAN-(Kapıyı aralayıp dışarısını tetkik ettikten sonra Kumandana)Kumandanım kapıda daha yüzlerce kişi var.Akşam ezanı da neredeyse yaklaştı.İzin verir emrederseniz söyleyeyim de namazdan sonra gelsinler.
    KUMANDAN-(Saatine bakar)Evet vakit gelmiş...Sen bekleyenlere söyle namazdan sonra gelsinler...
    (Ramazan çıkar.Bu sırada ezan okunmaya başlar.Hepsi susup ezanı dinler.)
    KUMANDAN-Haydi arkadaşlar biz de kalkalım...Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim.Allah vatan imdadına koşan yiğitlerin bahtını açık etsin...Bu gün Ankara ufuklarından bir güneş doğuyor..Doğan bu güneşin ışıkları kısa zamanda bütün yurdu aydınlatacak,karanlıklardan kurtaracaktır.Bu gün yurdun kurtuluşu için nasıl ki el ele veriyorsak,yarında yurt kalkınması için böyle el ele vereceğiz.Zafere inandığım kadar,mutlu,aydınlık günlerin geleceğine de inanıyorum.Bu millet omuz omuza savaşmasını bildiği kadar,el ele verip çalışmasını da bilmektedir.Hepiniz sağ olun,varolun...
    Hep birden-Yaşasın Türk milleti...
    ÜÇÜNCÜ PERDE
    Birinci Tablo
    Sahne:
    (Bir hastanenin Başhekim odası.Başhekim masasında
    birtakım evrakı tetkik etmektedir.)
    DOKTOR – (Masanın yanında bulunan zile basar, Hemşire Nazan içeri girer.)
    NAZAN – Buyurun Doktor Bey...
    DOKTOR – Başhemşireyi bana gönderir misiniz?
    NAZAN – Baş üstüne efendim... (Çıkar)
    BAŞHEMŞİRE – (Girer) Beni çağırmışsınız Doktor Bey... Bir emriniz mi var...
    DOKTOR – Evet kızım... Şu 6 numarada yatan yaralının durumunu soracaktım...
    BAŞHEMŞİRE – Yaralarını tekrar pansuman yaptık.Yalnız üç gecedir
    uyuyamıyordu.Uyku için enjeksiyon yapma diye buyurmuştunuz, yapmadım.Bugün biraz sakinleşir gibi oldu, arasıra dalıp dalıp gidiyor.
    DOKTOR – O halde fazla korkulacak bir şey yok demektir.Bir parça kan kaybetmiş hepsi o kadar.Fakat gene de dikkatli olmak gerekir... Kalp takviyesi yapıyorsunuz değil mi?
    BAŞHEMŞİRE – Yapıyorum efendim...
    DOKTOR – Başka gelen yaralılar oldu mu?
    BAŞHEMŞİRE – Oldu efendim.Üçüncü koğuşa aldık.Doktor Behçet beyle iki hemşire şimdi onlarla uğraşıyorlar.
    DOKTOR – Şimdilik gidebilirsiniz.Önemli bir olay olursa bana haber verirsiniz.
    BAŞHEMŞİRE – Emredersiniz efendim.Önemli bir şey olursa hemen sizi haberdar ederim.(Çıkar, bir süre sonra kapı yeniden vurulur.)
    DOKTOR – Giriniz...
    NAZAN – Bir genç kız gelmiş, sizi görmek istiyor.
    DOKTOR – Kim olduğunu söylemedi mi?
    NAZAN – Söylemedi.Sadece cepheden geldiğini, cephe kumandanından size verilmek üzere bir evrak getirdiğini söylüyor.
    DOKTOR – O halde hemen alın buraya... (Nazan çıkar biraz sonra yanında Kezban olduğu halde girer.) Beni görmek istemişsiniz kızım?
    KEZBAN – Evet efendim (Elindeki zarfı uzatır.) Bunu size cephe kumandanı gönderdi...
    DOKTOR – (Zarfı açıp okuduktan sonra) Sizi yürekten kutlarım kızım.Her Türk kızı sizin gibi olmalı...
    KEZBAN – Bu bir vatan görevidir Doktor Bey, her Türk kızı da en az benim kadar bu görevin kutsallığına inanmıştır.
    DOKTOR – Teşekkür ederim kızım.Siz sadece yurt severlikte kalmıyor, üzerinize aldığınız görevi herkesin yapabileceğini de söylemek suretiyle büyük bir alçak gönüllülük örneği veriyorsunuz.Sizi yeniden kutlarım.
    KEZBAN – Ben sadece gerçeği söyledim efendim.
    DOKTOR – Peki kızım... Şimdi size burada yapacağınız işleri özetleyelim.Biliyorsunuz ki, girmiş bulunduğumuz ölüm kalım savaşında buraya her gün yüzlerce yaralı geliyor.Bunlar titiz bir bakım ister.Hepsi sadece bakıma değil sevgiye de susamış insanlardır.Yıllar, aylar önce terk ettikleri aile yuvalarındaki şefkate muhtaçtırlar... Bu bakımdan göreviniz oldukça ağır ve incedir.Çok geceler uykusuz kalacak, dinlenme olanağı bulamayacaksınız.Bütün bunları kısaca dinlemek istersek sizden istediğimiz: Sevgi, sabır ve feragattir.Üst tarafını arkadaşlarınız size gösterirler.
    KEZBAN – Her konuda bana güvenebilirsiniz Doktor Bey...
    DOKTOR – Tekrar teşekkür ederim kızım... (Nazan’ a dönerek) Nazan! Şimdi hanım kızımızı alın, kendisine hastabakıcı aracı ile gömleği verin.Başhemşireye de söyleyin hanım kızımız bundan böyle onun emrinde çalışacak.Gereken şeyleri öğretsin.Şimdi gidebilirsiniz...
    (Nazan ve hemşire çıkarlar.Biraz sonra telefonun zili çalar)
    DOKTOR – Alo! Siz misiniz Behçet Bey? Ne dediniz 6 numaradaki yaralı komaya mı girdi? Peki... Siz başından ayrılmayın ben hemen geliyorum.(Çıkar.Sahne bir süre boş kalır.Doktor tekrar geldiği zaman yüzü üzüntülüdür.Bir iki adım dolaştıktan sonra) İşte bir kahraman daha gitti.Bütün gidenler gibi onun da son sözleri vatan ve bayrak oldu.Evet... Vatan ve bayrak ... Bu iki sözcük yüzyıllar boyunca yaşanacak, her kahraman bir sır tevdi eder gibi bu sözcükleri gelecek kuşaklara aktaracaktır... Evet... Vatan ve bayrak
    (Perde kapanır)
    ÜÇÜNÇÜ PERDE

    İkinci Tablo

    SAHNE:Bir hastanenin koğuşu(yan yana dizili yataklarda yaralılar yatmaktadır.Hemşire Nazan yaralıların derecelerini alıp tabelalarına alıp işlemektedir.Bu sırada Başhemşire ile Kezban girerler.)

    BAŞHEMŞİRE-Bu sabah gelen yaralıların durumları nasıl Nazan?
    NAZAN-Hepside ağır yaralı.Yalnız bir tanesinin durumu daha ağır...Zaten daha önceden tek kolu ve bacağı yokmuş,kalan kolunu da bu sabah cephede kaybetmiş .Durumu çok ciddi.
    KEZBAN-Ne dediniz,ne dediniz?...Tek kolu,tek bacağı mı varmış?
    BAŞHEMŞİRE-(ÇIKIŞIR)Kezban kızım! Bu ne heyecan?Hastanede olduğunu unuttun sanırım...
    KEZBAN-Affedersiniz hemşire hanım...Bizim köyümüzde de tek bacağı,tek kolu olmayan bir gazi vardı da,onu hatırladım.
    BAŞHEMŞİRE-Peki nerede bu gazi şimdi...Köyde değil mi?
    KEZBAN-Hayır ,köyde değil.Gönüllü yazılıp cepheye gitmişti.
    BAŞHEMŞİRE-(Nazan’a) Nazan,yaralının künyesini almış mıydınız?
    NAZAN-Alınmış hemşire hanım...Tabelada yazılı (okur)Hüseyin oğlu Salih,Kozviran Köyü.
    KEZBAN-(Heyecanla)Evet,evet...işte o...Bizim köylü Çoban Salih.
    BAŞHEMŞİRE-(Kezban'ın koluna yapışır)Sakin ol kızım...Çoban Salih’e acımak değil onunla iftihar etmek gerekli.Hem yalnız sen değil,hepimiz iftihar etmeliyiz onunla...Bu yurt ancak çoban Salih gibi kahramanlar sayesinde kurtulacak unutma...Şimdi senin yapacağın iş ona acımaktan ziyade hizmet etmek,son demlerinde acılarını dindirmektir.İşte nöbeti sana bırakıyoruz.Bugün yaralıları sen bekleyeceksin.Önemli bir şey olursa bana haber vermeyi unutma .Haydi hoşça kal...
    KEZBAN-(Yaralıların arasında dolaşarak künyelerini okur.)Hüseyin oğlu Sadık,Ödemiş...Mıstık oğlu Ramazan...Kozviran köyü.(Elini kalbine koyarak geri çekilir)Aman Allah’ım!Bizim Ramazan...Köy bekçisi...(Gözlerini ovuşturur)Hayal mi görüyorum...Hayır hayal değil gerçek ... İkisi de buradalar,ölümle pençeleşiyorlar...
    YARALI SADIK-Su...su...su...Birazcık su...Yanıyorum...
    KEZBAN-(Şaşırmış halde o yana bakar,sonra bir bardak su alarak yaralıya koşar)İşte su... İç kardeşim...Ama fazla değil,bir iki yudum al.
    YARALI SADIK-(Suyu içer)Oh! Çok sağol ...Neredeyim ben...
    KEZBAN-Üzülecek bir şeyiniz yok kardeşim.Hastanede,güven altındasınız.
    YARALI SADIK-Ne?Hastanede miyim?
    KEZBAN-Evet...Fakat dedim ya üzülmeye değmez...Hafif bir yaranız var hepsi o kadar...Birkaç güne dek iyileşip kalkarsınız...(Yaralı tekrar dalar)Gene kendinden geçti...Fazla kan kaybetmiş olacak...
    YARALI SADIK-(Baygın yattığı yerde sayıklamaya başlar)Ahmet,Ahmet!mermi ver...çabuk ol...Görmüyor musun düşman hücuma geçti...Alın...Alın...Korkaklar!...Nasılda kaçıyorlar...
    KEZBAN-(Tekrar yaralının başına koşar,nabzını tutar)Sayıklıyor,ateşi yükselmiş...
    YARALI SADIK-Ana,Anacığım...Ne,o ağlıyor musun ana?O güzel gözlerinden akan yaşlar ne?Sil gözlerinin yaşını.Ağlama ana ...bak,göreceksin düşmanın hepsini denize dökeceğiz.Evet,denize...(Yüzünde mutlu bir gülümseme belirmiştir)Demek ekinler yeşerdi,öyle mi ana?(Kezban sessiz sessiz ağlar,yanaklarından yaşların süzüldüğü görülür)Şimdi ne güzel olmuştur köyümüz...ak koyunlar,ak kuzular meleşerek ak tepeden iniyorlar gene ...Hacer kız allı basmasıyla süzülüp de gelir süt sağmağa ... Ha öyle mi ana...fakat neden gözlerin öylesine dolu dolu .Yanaklarından süzülüp akan ne?Ağlıyor musun ana?...
    KEZBAN-(Yaralının üzerine eğilerek,hıçkırıklarla dolu bir sesle)Konuşma ...Kendini yorma kardeşim ...ne olur sus artık...(Başını yukarı kaldırır)Rabbim...ne büyük acı ,ne hazin tablo...cephede bir kurşunla yaralanmak şu anda duymakta olduğum acının yanında hiç kalır...Dayanamayacağım,ne olur bana güç ver Allah’ım...
    YARALI SADIK-Mustafa Kemal geliyor...(aniden yattığı yerden doğrulur)işte orada,bakışları nasıl da ateş saçıyor...Kükremiş bir aslan sanki.İşte askerlerimiz,işte ordularımız kahramanlar,kah...ra...man...lar...(Sesi yavaşlayıp sönerken başı yana düşer ve tam bu anda Çoban Salih’in sesi duyulur.Kezban ne yapayacağını şaşırmış bir halde o yana koşar)
    ÇOBAN SALİH:Kolum...kolumu nereye götürüyorsunuz...Bırakın kolumu...Ben onu vatana adadım.
    KEZBAN:Ağam...Ağam...Salih Ağam...Ne olursun konuşma,yaralısın
    ÇOBAN SALİH:Kolumu verin diyorum size...verin kolumu ...Beni öldürmek mi istiyorsunuz?
    KEZBAN:(bardağı doldurarak Çoban Salih’in dudaklarına yanaştırır)iç Ağam iç...Bir yudum su iç...belki kendine gelirsin.
    ÇOBAN SALİH:Sen kimsin,Ben neredeyim?
    KEZBAN:(ağlamamak için kendisini zor tutar)Ben...Ben Kezban sizin köylü Kezban...muhtarın kızı...
    ÇOBAN SALİH:Ne Kezban mı?Kezban ha!Hasan Ağamın kızı Kezban öyle mi
    KEZBAN-(Hıçkırarak)Evet benim... Ben...İşte yanındayım
    ÇOBAN SALİH-Kezban bacı...Köye dönersen...Benden selam götür.....taşını,toprağını öp köyümün...De ki Kezban,Çoban Salih adağını yerine getirdi .Tek kolu kalmıştı onu da verdi...Rahat,görevini yapmış olmanın huzuru içinde öldü de...Olmaz mı?
    KEZBAN-Üzme kendini.Derim,hepsini bir bir söylerim Ağam...(Bu seferde Ramazanın yüksek sesle söylendiği görülür...Çoban Salih Kezban’dan teminat aldıktan sonra huzur içinde ruhunu teslim etmiştir..Kezban ard arda gelen acıların etkisi altında şaşkın,hıçkırıklar içinde Ramazan’a koşar)
    RAMAZAN-Alçaklar ! Nasılda kaçıyorlar...Evvelce aklınız nerde idi..Bu torakların size er geç mezar olacağını akıl edemediniz mi?Şimdi de kaçıyorsunuz?Bayrağım ne güzel dalgalanıyor...Dalgalan bayrağım kana kana dalgalan..Sana dikilen kem gözlere oyar çıkarırım.Hücum arkadaşlar!Hücum!.(Doğrulmak ister fakat acı ile tekrar yatağa yıkılır)
    KEZBAN-Kıpırdayıp kendini üzme Ağam yaralısın...
    RAMAZAN-(gözlerini aralayarak)Sesin yabancı gelmiyor.Sen kimsin?
    KEZBAN-Tanıyamadın mı? Ben Kezban...Sizin köylü,muhtarın kızı Kezban...
    RAMAZAN-Ne? Bizim köylü Kezban mı? Oh Allah’ım! Sana bin şükürler olsun...Seni görecek gözlerim var mıydı Kezban?(Sesi soluk halinde titrek çıkmaktadır)Kezban Bacı ,Hakkını helal et...Ben ölüyorum artık.Şayet köye dönersen bizim eve git...Anamın ellerinden öp benim yerime...Söyle o da hakkını helal etsin...Ona Ramazan Dayım görevini yerine getirdi....Yurt için canını verip şehit oldu,de...
    KEZBAN-O nasıl söz Ramazan dayı ...sen daha çok yaşayacaksın...
    RAMAZAN-Hayır Bacı...bu yara beni ondurmaz artık...Biliyorum öleceğim...Yalnız senden bir ricam var...İç gömleğimin içinde bir bayrak var...onu oradan çıkart...Son bir defa daha göreyim dünya gözüyle,ölürsem de onun gölgesinde öleyim...
    KEZBAN-(Hıçkırarak bayrağı çıkarıp açar)İşte bayrak Ağam...
    RAMAZAN-(Elleri titreyerek.bayrağı okşar,koklar,öper)Canım bayrağım...Kanımın rengi,göklerimin süsü...sen çok,yaşa...(Başı yana düşer)
    KEZBAN-Ramazan Dayı!Ramazan Dayı...Öldü...Öldüler...Ramazan Dayı,Çoban Salih,Ödemişli Sadık şehit olmak istiyorlardı oldular işte..(Doktor ve baş hemşire girerler)
    BAŞ HEKİM-Ne var,ne oluyor kızım?..
    KEZBAN-Gitti,gitti...Ramazan ,,,dayı bayrağını okşaya okşaya gitti...
    BAŞHEKİM-Bir şehidin ardından ağlamak doğru değil kızım...Şimdi onlar Allah katında da,millet katında da en büyük makama eriştiler.Allah makamlarını cennet etsin...Ağlama kızım...
    KEZBAN-İstesemde ağlamamak gelmiyor elimden...hem ben Bekçi Ramazan’a,Çoban Salih’e değil,milletime ağlıyorum...Niçin diyorum bu vahşet ..İnsanlığı vahşetine ağlıyorum...Asırlarca dünyaya hükmetmiş olan bir devletin zayıflığına ağlıyorum...Yokluk içinde hayatını kaybeden kahramanların bahtına ağlıyorum.
    BAŞHEKİM-Hislerini anlıyorum kızım...Fakat şuna inan bir gün gelecek bu millet gene eski şerefli yerini alacak,dünya tarihinde yeni ufuklar açacaktır.Ankara’da Mustafa Kemal’in yapmış olduğu kurtuluş meşalesi gelecekte önümüzü aydınlatacak tek ışık olacaktır.Buna inan...
    (Bu sırada kapı çalınır)
    BAŞHEKİM-Giriniz...
    NAZAN-(Elinde bir telgraf olduğu halde heyecanla girer)Doktor Bey cepheden bir telgraf geldi.çok acele imiş...
    BAŞHEKİM-(Telgrafı acele açıp okur.Okudukça sevincinin arttığı görülür.)İşte Kezban ...Beklediğimiz gün doğdu. Ordularımız zafere ulaşmış...Düşman denize dökülmüş...Müjde,hepimize müjdeler olsun...
    KEZBAN-Demek savaş bitti...
    DOKTOR-Bitti kızım...Çoban Salih,Bekçi Ramazan ,Ödemişli Sadık ve daha adını bilmediğimiz nice kahramanlar sayesinde yurdumuz kurtuldu.Şuna inanın ki mutlu ve özgür yaşamak için ölümü göze alabilen bir ulus hiçbir zaman yeryüzünden silinemez,tutsak edilemez..Daima şan ve şerefle yaşar..(Nazan’a )Nazan kızım...Hastanenin büyük bayrağını getir kahraman şehitlerimizin aziz hatırası önünde saygı ile eğilelim...(Nazan bayrağı getirir.Hepsi bayrağın birer köşesinden tutarak açar ve şehitlerin üzerine yavaş yavaş indirirken perde kapanır.)


    Facebook




    Üyelik

  2. Yazan: Ufolu
    No Avatar
    tesekür ederim.


  1. Yazan:
    no avatar


    REKLAM



Benzer Konular

  1. Cevaplar: 16
    Son Mesaj : 19.03.2012, 16:42
  2. Ev Halkı - Tiyatro Tekstleri
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Tiyatro.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 07.09.2010, 00:52
  3. A99 Ülkesi -Tiyatro Tekstleri
    Konuyu Açan: Sari Menekse, Forum: Tiyatro.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 27.02.2010, 16:23
  4. Yolcular -Tiyatro Tekstleri
    Konuyu Açan: Sari Menekse, Forum: Tiyatro.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 27.02.2010, 14:26
  5. Öç Tiyatro Tekstleri
    Konuyu Açan: Sari Menekse, Forum: Tiyatro.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 14.02.2010, 20:35

copyright

Soru Cevap

izmit düğün salonları - grafimx