İki Dirhem, Bir Çekirdek

  1. Register
    Giyim kuşamına özen göstermiş, şık ve süslü kıyafetleriyle dikkat çeken insanlar hakkında sık sık "iki dirhem bir çekirdek" sözü kullanılır.
    Bu yakıştırma, ağırlık ölçüsü olarak okkanın kullanıldığı eski devirlerden kalmadır.

    Belki biliyorsunuz, bir okka, bugünkü ölçülerle 1238 gram tutar. Okkanın dört yüzde birine, dirhem adı verilir. (Şimdiki gram ile aynı birim olduğunu sanarak gram diyecek yerde dirhem denilmesi hatalıdır.)

    Dirhem, daha ziyade hassas teraziler için kullanılan bir ölçüdür.
    Ancak sarraflar, dirhemden daha hassas ölçümler için bir ağırlık birimi daha kullanılır. Buna çekirdek denir ki toplam, 5 santigram karşılığıdır.

    Eski devirlerin en kıymetli parası olan bir Osmanlı altını, toplam iki dirhem ve bir çekirdek ağırlığa sahiptir.



    Bu durumda süslenmiş kimselere, iki dirhem bir çekirdek yakıştırmasında bulunanlar, mecaz yoluyla onlarla altın demiş olurlar ki bizce pek zarif bir nüktedir.

     

     

    eskitoprak - 10.07.2007 - 16:24
  2. hic bilmiyodum valla cok ilginc

    paylasim icin tesekkurler eskitoprak

     

     

    Sindy - 10.07.2007 - 16:37
  3. teşekkürler eskitoprak

     

     

    milkboy - 12.07.2007 - 15:06
  4. Register

    İki Dirhem Bir Çekirdek, Prof. Dr. İskender Pala
    Prof. Dr. İskender Pala
    KAPI YAYINLARI

    Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kalmak ü daha etkili kalmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, sövgü ve ilençler, bilmece ve tekerlemeler... Bu tür kalıplaşmış sözler arasında, dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimdir. Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler, hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşüncelerin ve olayların muhataba daha etkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir.Bazı kişilerle ilgili anılar ve hikâyeler, tarihten alınmış olaylar, ve. Deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar. Bu bakımdan deyimlerin kaynaklarını arayıp bulmak, oldukça meşakkatli bir iştir. Bazen rastgele bir sayfada, bazen bir dipnotta, bazen de hiç ummadığınız bir el yazması sayfasında bir deyimin ortaya çıkış hikâyesiyle karşılaşmak mümkündür. Deyimlerimizin ortaya çıkış hikâyelerini bilmenin, dilimizin kültüre yansıyan yüzüne bir renk katacağı kesindir. Umarız, bu konuda daha geniş araştırma yapacaklar için bu küçük kitap bir başlangıç olur.

    Alıntı yapılan kitaptan bir deyimin daha açıklaması:

    TOPRAĞI BOL OLMAK

    İlkçağ inançlarına göre insanlar öldükleri vakit bir takım eşyalarıyla gömülürlerdi. Tanrılarına sunmak ve öte dünyada kullanmak üzere mezarlara birlikte götürdükleri bu eşyalar genellikle kıymetli maden ve taşlardan mamul kap kacak ile taşlardan oluşurdu. Türk beyleri de İslamiyetten önceki zamanlarda korugan dedikleri mezarlarına altın, gümüş ve mücevherleriyle birlikte gömülürler, sonra da üzerine toprak yığdırtarak höyük yapılmasını vasiyet ederlerdi. Eski medeniyetlerin beşiği olan Ortadoğu ve Anadolu’da, pek çok ünlü hükümdarlara ait bu tür mezar ve höyükler hala bulunmaktadır.
    Altın ve hazine her zaman insanoğlunun ihtiraslarını kamçılamış, nerede ve ne kadar kutsal olursa olsun elde edilmek için insanı kanunsuz yollara sevketmiştir. Höyüklerdeki hazineler de zamanla yağmalanmaya başlanınca ölenin ruhunun muazzep edildiği düşüncesiyle üzerine toprak yığılır ve gittikçe daha da büyük höyükler yapılır olmuş. O kadar ki ölenin yakınları ve cenaze merasimine katılanların birer küfe toprak getirip mezarın üstüne atmaları gelenek halini almış. Öyle ya, mezarın üzerinde toprak ne kadar bol olursa, düşmanlar ve art niyetliler tarafından açılması ve hazinenin yağmalanması o kadar engellenmiş olurdu. Bu durumda toprağı bol olan kişi öte dünyada rahat edecek, en azından kullanmaya eşyası ve tanrılarına sunmaya hediyesi bulunacaktır. Bugün dilimizde yaşayan “toprağı bol olmak” deyimi, aslında ölen kişi hakkında bir iyi dilek ifade eder. Türklerin İslam dairesine girdikten sonra yavaş yavaş terk ettikleri höyük geleneği, "toprağı bol olmak" deyiminin de gayrimüslimler hakkında kullanılmasına yol açmıştır. Yakın zamanlara kadar Müslüman ölüler için "Allah rahmet etsin!", diğerleri için de "Toprağı bol olsun!" denilirdi. Şimdiki gazetelerin ölüm ilanlarında bu deyimin bilinçsizce ve Müslüman ölüler hakkında da kullanıldığını görüyoruz. Eğer ilanı verenler kendi ölülerini rahmet yerine bol toprağa layık görüyor ve buna inanıyorlarsa bize de "Toprağı bol olsun!" demek düşer." (S: 195-196)

     

     

    Turkuaz81 - 20.07.2007 - 10:28
  5. teşekkürler güzel bilgiler sağolun

     

     

    karakurum - 20.07.2007 - 21:52



Benzer Konular

  1. İki Dirhem Bir Çekirdek Deyiminin Hikayesi
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Bunları Biliyormuydunuz.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 05.10.2011, 21:58
  2. İki Dirhem Bi çekirdek Aslında Nedir
    Konuyu Açan: sıgınak, Forum: Tarih Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 21.12.2010, 13:26
  3. İki Dirhem Bir Çekirdek Deyimi Nereden Türemiştir
    Konuyu Açan: SU-PERISI, Forum: Edebiyat.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 21.12.2010, 11:06
  4. İki Dirhem Bir Çekirdek Ne Demektir
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: Bunları Biliyormuydunuz.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11.05.2010, 14:07
  5. Bir Dirhem Et
    Konuyu Açan: Nehir, Forum: Ilginç Ve Komik Resimler.
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj : 02.05.2009, 15:52

copyright

Soru Cevap