Clara Zetkin Kimdir - Clara Zetkin Sözleri

  1. Lenin'den Anılarım Clara Zetkin - Devrimci Sözler - Clara Zetkin Hakkında



    Register

    “Uyanın, harekete geçin, savaşın! Bugünkü büyük tarihi durum sizleri cesaretsiz bulmasın Dünün bilinmeyen milyonlarca köle kadınları, bugünün savaşçıları meydana çıkın ve ileri yürüyün!”

    Uyandırılması gereken birilerinin olduğunu düşünen, ancak hala uykuda olmalarındaki kendi rolünü bilmeyen bu çağrıcı; “dünün bilinmeyen milyonlarca köle kadınları”ndan birisi olabilecekken, mücadeleyle özgürleşmeyi seçen bu satırların yazarı; ne yazık ki, hala milyonlarca adı bilinmeyen köle kadının yaşadığı bir dünyada ve sınırlı bir kesim tarafından hatırlanıyor Ne yazık ki, milyonlarca köle kadın, kendilerini savaşa çağıran 8 Mart'ın yaratıcılarından birisi olan bu satırların yazarını, Clara Zetkin'i tanımıyor

    Kadınların harekete geçirilmesinde, kadının ezilmesinin devrim programıyla bağının kurulmasında en önde gelen militanlardan birisi olduğu için, bu konudaki eksiklik ve zaaflar sözkonusu olduğunda, bir kopuş ve buluşulması gereken nokta arandığında, zaaf ve katkılarıyla biçimlenmesinde önemli bir yer tutan Clara Zetkin, karşımıza çıkan ilk isimlerden birisi

    “Kadın sorunu” denildiğinde ilk akla gelen isimlerden birisi olan Clara Zetkin, 1857'de Saksonya eyaletindeki bir köyde, öğretmenlik yapan bir babanın kızı olarak dünyaya geldi Eisner ailesi, kültürlü ve etkin bir aileydi Neşeli bir çocukluk dönemi yaşayan Clara, bu dönemde, babasının geniş kütüphanesinden yararlanmış ve ünlü klasik eserleri okuyarak büyümüştü

    1871'de Leipzig'e taşındıktan sonra, annesiyle birlikte gittiği Alman Kadınları Genel Birliği'nde Paris Komünü'nden haberdar olan, çocukluk ve gençlik yıllarında ise, burjuva toplumun çelişkilerini gözlemleyen ve bunlardan etkilenen Clara Eisner, bu dönemde, Alman sosyal demokratlarının önderlerinden Karl Liebknecht ve Bebel'in broşür ve kitaplarını okuyarak, ilk birikimini edinmeye başladı SPD'nin Sotzial Demokrat adlı gazetesini takip ediyor, işçi hareketine dair gelişmelerle ilgileniyordu Sonra, birkaç arkadaşıyla birlikte SPD'nin toplantılarına gitmeye başladı Bu dönemde, “Sosyalistlere karşı olağanüstü yasa” gündeme geldi ve bir çok sosyalist grup, illegalite koşullarına geçti, yaygın tutuklanmalar yaşandı Clara da, bu dönemde, yasadan etkilenmiş olanlara yardım etmek için çalışan küçük bir grupla birlikte, ev ziyaretlerine gidiyor ve yardım toplamaya çalışıyordu Gittiği ev ziyaretlerinden birinde, Rus devrimcisi Ossipe Zetkin ile tanıştı Bu Rus devrimcisi, Clara üzerinde önemli bir etkide bulundu Clara, devrimci bir yaşamı yakından tanıyarak, daha bir ciddiyetle yaklaşmaya başladı Aynı dönemde, aktif politikaya doğru giderek yakınlaşırken, buna paralel olarak da, aktifleşmesini istemeyen ailesiyle bağlarını koparmaya başladı Birçok kadın devrimci gibi, O da, bir erkek tarafından devrimci mücadeleye kazanıldı Neyse ki, yaşamı bir erkeğin ekseninde sürdürülen bir politik yaşam olmadı O'nun yaşadığı dönemde, kadınların durumu gözönüne alındığında, bunun ne kadar önemli bir nitelik olduğunu vurgulamak gerekiyor

    Yaşamını sürdürmek için, zengin bir sanayicinin çocuklarına öğretmenlik yapmaya başladı, ancak kısa sürede işinden kovuldu Ossipe Zetkin'in, önce tutuklanması, ardından da sınırdışı edilmesi üzerine, onunla tekrar buluşmak üzere sözleşerek ayrılmış oldular Kendisi de polis tarafından aranmakta olduğu için, önce İtalya'ya, ardından da İsviçre'ye geçti Burada, Sotzial Demokrat gazetesinin yazı işleri sorumlusu Bernstein'le tanıştı Gazete Zürich'te basılıyor ve Alp dağları üzerinden, sınırdan geçirilerek Almanya'ya ulaştırılıyordu Kuryenin tutuklanması üzerine, Clara bu işi üstlendi Oldukça tehlikeli olan bu görevi, her seferinde yaratıcı yöntemler geliştirerek başarıyla yerine getirdi Böylece illegal çalışmada ilk deneyimlerini de kazanmış oldu Bunun ardından Paris'e geçerek, Ossipe Zetkin'le evlendi

    Paris yılları, açlık ve yoksulluk içinde geçen, burjuva toplumunun çelişkilerini bizzat yaşayarak öğrendiği yıllar oldu Çeşitli gazetelere yazı yazarak yaşamlarını sürdürüyorlardı Kadın yazarlara ödenen ücret daha düşük olduğu için, Clara Zetkin, yazılarına kocasının imzasını atıyordu Paris'te, Fransız partisinin sol kanadı içinde çalıştı, Marks'ın kızı ile yakın ilişkiler geliştirdi Kocasının verem olmasının ardından ailesinin maddi desteğiyle, yeniden Leipzig'e geçti Burada, Karl Liebkcnecht ile tanıştı Partide görevler aldı Kitle toplantılarında yaptığı konuşmalarda ajitatör ve propagandacı yetenekleri açığa çıktı

    Clara Zetkin, Alman SPD içinde, baştan beri sol bir pozisyonda yer almaktaydı Teorinin revize edilmesine karşı tutumunda, parlamentonun kullanılması, grevlere karşı yaklaşım gibi sorunlarda da sol bir konumda olmakla birlikte, O'nun yaşamı boyunca en öne çıkan yönü, kadın sorunu konusundaki duyarlılığı ve etkinliği oldu Aslında, Marks ve Bebel'in kadın sorunu konusunda ortaya koyduğu önemli temeller olmakla birlikte, parti içinde Lasallcılığın etkisi daha fazlaydı Bunun kadın sorunundaki yansıması ise, parti içinde cinsiyetçi bir bakışın hakim oluşuydu SPD içindeki çoğu erkek militanlar, kadınların mücadele içindeki yerini anlamıyor, kadınların iş yaşamında bulunmasını doğru bulmuyorlardı Aynı yaklaşım, komünist kadınlara yönelik bir küçümseme ve güvensizlik olarak da yansıyordu Clara Zetkin ise, baştan itibaren kararlı bir tutumla parti içinde bu soruna dair bir ilgi ve ciddiyet yaratmaya çalıştı O'nun, parti içindeki kadın militanların sol kanatla birlikte tutum almasında önemli bir rolü olmuştur

    Sadece kendi partisi içinde değil, sonradan II Enternasyonal'in kuruluş kongresi olarak kabul edilecek olan 1889 Paris kongresinde de, kadın işçilerin sorunlarını gündeme getirip, önemli tartışmaları başlatmıştı Bu kongrede, kadın militanlar arasında bile, kadın sorununda çekingen bir yaklaşım sözkonusuydu Bunda önemli bir etken ise, kadın komünistlere kuşkuyla yaklaşılmasıydı Bundan dolayı kadın komünistler, bu sorunu gündeme getirirken bir savunma ihtiyacı hissetmekteydiler Sadece burjuva toplumda değil, partiler içinde de cinsiyetçi bir bakış sözkonusuydu ve kadın komünistlerin karşısına böyle bir engel de çıkıyordu Birer komünist olarak bu sorunla ilgilenmeyen erkek yoldaşlarının nasıl komünistler olduğu konusunda onları eleştirmek yerine, kendileri eleştirilerin hedefi olarak da olsa, başta Clara Zetkin olmak üzere kadın komünistler, kadın sorununu da devrimci mücadelenin bir parçası haline getirmeye çalıştılar Kongrede, Clara Zetkin, burjuva toplumunun çözümlemesiyle birlikte, kadının durumunu da sergiliyordu: Proleterleşen kadınlar efendi değiştirir; artık efendi erkek değil sermayedir Kendisinin burjuva feministleriyle arasındaki ayrımı ortaya koyan bu yaklaşım, ileride açığa çıkabilecek olan zaafları da barındırmaktaydı Kapitalizmle birlikte işçi kadınların patronun kölesi haline geldiği doğru olsa bile, bundan ibaret olmayan bir sorundu Oysa yukarıdaki yaklaşım, kadın sorununu sadece proleter kadınlardan ibaret görerek, özgül yanının üzerini örtmektedir Bunun tehlikeleri ise, kadının aile ve toplum içindeki cinsiyetçi işbölümünden kaynaklı rollerini sorgulamamak, buradan kaynaklı ezilmişliği karşısında bir öneri geliştirememek oluyor Clara Zetkin, her ne kadar kadının ezilmesinin bu özel alanıyla ilgili olarak da, ev işlerinin ve çocuk bakımının toplumsallaştırılması gibi öneriler de geliştirmiş olsa bile, özellikle yaşamının son yıllarında Sovyetler Birliği'yle uyumlu politik hattının da etkisiyle, sosyalist aileyi kutsamış, kadının aile içindeki ezilmesini görmezden gelmiştir Proletarya diktatörlüğünün ilk yıllarında, kadınlara yönelik olarak olumlu ilerletici adımlar atılmış olsa da, yukarıdaki yaklaşımın sonuçları kendisini üretmiş, doğru politik çizgiden sapma, kendisini kadınlara yönelik cinsiyetçi uygulamalarla da ortaya koymuştur Clara Zetkin'in ölümünden sonra ise, Sovyetler Birliği'nde, çocuk doğurmayı teşvik için, çok çocuk doğuran kadınlara analık madalyaları verilmiştir Oysa, Marks, Engels, Bebel, Lenin gibi önderler, aileyi kutsayan değil, parçalamayı hedefleyen bir yaklaşıma sahiptiler Kadının cinsiyetçi işbölümünün ve ezilmesinin sürmesinin bu temel alanına, sosyalist takısı eklenerek bu sorunun çözülemeyeceğinin bilincindeydiler

    Kadının ezilmesinin özgül yönünün vurgulanması, burjuva feministlerine yaklaşmayı getirmez, sorunun gerçek temellerini anlamayı, dolayısıyla da ortadan kaldırmayı sağlar Bu yapılmadığında ise, farklı bir noktadan da olsa geri düşme yaşanır Clara Zetkin de, burjuva feministleriyle arasındaki mesafeyi ortaya koyarak, burjuva toplumunda eşitliğin sadece bir ütopya olduğunu vurgulayarak, kadın işçilerle erkek işçilerin birlikte mücadele etmesi gerektiğini savundu Kadınların sanayide çalışması, 8 saatlik işgünü, eşit işe eşit ücret gibi sorunlar ve talepler gündeme geldi Kongreden kısa bir süre sonra, Clara Zetkin, İşçi Kadınlar ve Günümüzde Kadın Sorunu başlıklı bir broşür yayınladı ve broşür uzun süre, Alman sosyal demokrasisinin kadın sorunu üzerine referans kaynağı oldu

    1890'da, SPD içinde, kadın işçilere yönelik bir ajitasyon gazetesinin çıkarılmasını gündeme getirdi Böylece, önce “Kadın İşçi”, daha sonra ise “Eşitlik” isimli gazetler çıkarıldı Eşitlik, 1891'de çıkmaya başladı ve Clara Zetkin, 1917'de, yönetiminden atılana kadar, bu gazeteyi düzenli olarak ve iki haftalık peryotla çıkardı Bu gazeteyi, kadınlara yönelik çalışmada öncelikle öncü unsurların kazanılacağı bir kürsü olarak düşünüyordu Başlangıçta öncü kadınlara yönelik olarak çıkartılan bu gazete, giderek cinsiyetçi işbölümüne teslim olan bir içeriğe bürünmeye başladı Moda, yemek, çocuk bakımı gibi ekler yayınlanmaya başlandı Soruna sadece işçi kadınların kapitalizm tarafından ezilmesi olarak yaklaşılmasının, kadına biçilen rolü ortadan kaldırmaya yetmediğinin somut karşılığı buydu Devrimcilerin çıkardığı bu gazete de, giderek, kadına annelik rolünü layık görmeye başlamıştı

    Clara Zetkin, II Enternasyonal'in 1893'teki kongresinde, Polonya sosyal demokrasisinin kurucusu Rosa Lüksemburg'la, ayrıca Engels'le tanıştı Rosa Lüksemburg'la yaşamının bundan sonrasında omuz omuza bir mücadele vereceklerdi

    O dönemlerde, Avrupa'daki devrimcilerin birbirleriyle bugün olduğundan çok daha sıkı ve yakın bir ilişki sürdürdükleri, ortak sorunları tartıştıkları görülüyor Clara Zetkin de, gerek o dönemin bu özelliğinden, gerekse de eşinin Rus olmasından kaynaklı olarak özellikle Rusya'daki olaylara yönelik yakın bir ilgi gösteriyor, bu ülkedeki devrimci grupların etkinliklerini izliyor, aralarındaki farklılıkları biliyordu SPD'nin 1903'teki kongresinde, kendisinin tutarlı bir bolşevik taraftarı olduğunu söylemişti Bu ilgi, 1905 devrimiyle doruğa çıktı Ülkesinde, Rosa Lüksemburgla birlikte, Rus işçileriyle dayanışma toplantıları, miting ve gösteriler örgütlemişlerdi

    Bu arada, II Enternasyonal'de, kadın sorunlarına yönelik bir ajitasyon grubu kuruldu ve Clara Zetkin bu grubun başına getirildi Ardından 1907'de 1 Uluslararası Kadınlar Konferansı düzenlendi Kadın konferansı, bilinçli olarak, II Enternasyonal'in konferanslarından bir süre önce düzenleniyordu Ardından, 18-24 Ağustos tarihleri arasında yapılan II Enternasyonal kongresinde, kadınların oy hakkı talebi tartışıldı Avusturyalılar, kadınlara oy hakkı talebini öne çıkarmayı reddederek, genel oy hakkı talebini yeterli görüyorlardı Clara Zetkin'in etkisiyle, kadınlara oy hakkı talebi de kabul gördü Lenin'in, Clara Zetkin'in tutumunu desteklediği biliniyor Ancak, II Enternasyonal'in, ulusal partiler üzerinde bir bağlayıcılığı olmadığı için, bu alınan kararların bir etkisi olmuyordu Zaten oportünistlerin uzun süre, devrimcilere rağmen bu partide kalmalarının; devrimcilerin de aynı şekilde oportünistlerle bir arada durmakta sakınca görmemelerinin önemli nedenlerinden bir tanesi, kararların bağlayıcı olmaması nedeniyle pratiğe yansımamasının yarattığı yanılsama; bir de devrimcilerin az farklarla da olsa oylamalarda üstün çıkması oluyordu Ancak, örneğin Clara Zetkin, Rosa Lüksemburg, Liebkcnecht gibi SPD militanları ve bir çok Rusyalı militan açısından ise, örgüt sorunundaki yaklaşımla ilgiliydi Örneğin, Clara Zetkin, SPD gibi büyük bir partiden kopmayı yanlış buluyordu Parti içinde, çeşitli konularda sağ kanatla amansız bir mücadele yürütmekte hiç tereddüt etmemekle birlikte, tam da yanlış parti anlayışından dolayı onlarla birarada durabilmiştir Buna rağmen, Enternasyonal içinde mümkün olduğunca eylemliliği ve merkeziliği hayata geçirmeye çalışmıştır Ancak, yine bunu pratik olarak merkezi bir örgütü ve eylemi istemekle birlikte, örgüt anlayışı olarak yeni ve merkezi bir enternasyonal fikrini savunmamıştır

    1910 yılında, II Enternasyonal'e bağlı, ilerici kadınlar toplantısında, Clara Zetkin, 8 Mart'ın Uluslararası Kadınlar Günü olarak ilan edilmesini ve her yıl kutlanmasını önerdi ve bu öneri oybirliğiyle kabul edildi Ertesi yıl, yani 8 Mart'ın ilk kutlanacağı yıl, kadınlara oy hakkı ve barış konulu ajitasyon etrafında toparlanılacak olan 8 Mart çalışmaları, SPD'nin sağ kanadı tarafından engellenmeye çalışıldı Buna rağmen, bazı burjuva feminist örgütleri de etrafına çeken ve önemli bir sayı ve yaygınlıkta gerçekleşen 8 Mart eylemleri yapıldı Avusturya, Almanya, Danimarka ve İsviçre, kutlamaların yapıldığı ülkelerin başında geliyordu Yukarıda sözünü ettiğimiz, II Enternasyonal'in yapısından dolayı, aslında ulusal partilerin ve bu partiler içindeki kadın sorununa yaklaşımların, bu etkinliklerdeki rolü daha önemliydi Çünkü II Enternasyonal, merkezi bir yapı değildi

    1914'te, savaş çıktığı zaman, II Enternasyonal partilerinin tamamına yakını, savaş karşısında “kendi” burjuvazilerinin yanında yer almışlardı Clara Zetkin, Rosa Lüksemburg, Karl Liebcknecht ve Franz Mehring ile birlikte, parti içinde uzlaşmacılara karşı tutum alarak, sol kanadı oluşturdular Clara Zetkin, ulaşabildiği tüm partilerin kadın kollarını ve ayrıca burjuva feminist örgütlerinden savaş karşıtı olanları biraraya getirerek, Bern'de bir kadınlar konferansı düzenledi (1915) Ancak, bu konferanstaki tutumu, daha çok pasifistti Yani savaş karşıtlığı tarafından belirleniyordu Sloganı da bunu ifade ediyor: “Eğer erkekler öldürüyorlarsa, kadınların görevi yaşamı savunmaktır” Lenin de, bu tutumu merkezcilikle bulaşık bir tutum olarak eleştirmiştir (Bkz Sosyalizm ve Savaş; s41) Oysa, II Enternasyonal'in Basel kongresi, savaştan devrim için yararlanma perspektifini belirlemişti Zetkin'in tutumu ise, bundan daha geri, savaş karşıtlığını ifade eden, ayrıca kadın sorunundaki zaaflarını yansıtan bir tutumdu

    Clara Zetkin, savaş yıllarında, Avrupa'da çeşitli ülkeleri dolaşarak, savaş karşıtı propaganda yaptı, çeşitli grupların yayınlarına yazılar yazdı Almanya'ya döndüğünde ise, tutuklanıp hapse atıldı Ancak, hasta olduğu için kefaletle serbest bırakıldı Hapisten çıktıktan sonra ise, yine sol kanadı oluşturan yoldaşlarıyla birlikte, Spartaküsbund'u oluşturdular Bu döneme kadar, SPD içindeki devrimci kanadın elinde bulunan tek gazete olan Eşitlik de, sol kanadın görüşlerinin propagandası için bir kürsü işlevi görmüştü Daha sonra ise, Clara Zetkin, bu gazetenin yönetiminden uzaklaştırıldı

    Savaşın ardından gelen Ekim Devrimi, tüm devrimcileri olduğu gibi, Clara Zetkin'i de son derece etkilemişti Ardından, 1918 Kasım'ında Alman Devrimi patlak verdi Spartakistler Birliği, ayaklanmaya önderlik etmeye çalışsa da, SPD'nin ihaneti ve kendilerinin güçsüz oluşu nedeniyle başarısız oldular SPD ise, nihayet gerçek karakterini ortaya koyarak, burjuvazinin yanında yer aldı Burjuva hükümete katıldı, bundan kısa bir süre sonra ise, Komünist Enternasyonal'in kuruluş toplantısına katılmak üzere yola çıkan Rosa Lüksemburg ve Karl Liebkcnecht katledildi Clara Zetkin ise, hastalandığı için kıl payı öldürülmekten kurtulmuştu SPD'nin ihanetinin ardından, bir bildiri yayınlayarak, bu partiyle tüm ilişkilerini kestiğini açıkladı: “Hiç bir zaman iktidarsızlıklarını gördüklerimin, demoralize olduklarına şahit olduklarımın yanında olmayacağım Hayatta olduğum sürece, politik ölümün yanıma yaklaşmasına izin vermeyeceğim”

    Alman Komünist Partisi'ne katılan ve MYK'da yer alan Clara Zetkin, 1921'de Komintern Yürütme Kurulu'na seçildi Parti içinde, Lenin'in “sol komünizm”de eleştirdiği “sol” kanatla mücadele yürüttü Ancak, Almanya'daki durum ve Komintern'in dönem değerlendirmesiyle belirlenen taktiklerle ilgili olarak başlayan anlaşmazlık, Zetkin ve Levi'nin, Komintern'in 21 koşuluna itiraz etmesiyle tırmandı Levi, bu konuda bir broşür yayınladığı için partiden ihraç edildi Clara Zetkin'in de içinde yer aldığı “muhalefet”e ise bir uyarı yapılmakla yetinildi Bu dönemde, Clara Zetkin, Komintern kongrelerinde ve KEYK toplantılarında, kadınlar arasındaki komünist çalışma konusunda perspektifler ve taktikler belirliyor, komünist partiler içinde bu soruna duyarlılığı geliştirmeye çalışıyordu III Kongre'de rapor sunarken, şu sözleri söyledi: “Kadınları da bilinçli üyeler olarak devrime katmak ve eğitmek için çaba göstermeyen tüm yoldaşları, devrimin bilinçli baltalayıcıları olarak adlandırıyorum” (Kadın Sorunu Üzerine, S 87, İnter Yayınları) 1907'de Lenin'le tanıştığından beri, kadın sorunu konusunda O'nunla da etkileşimini sürdürmüştü Lenin'in de desteğiyle, kadınlara yönelik parti çalışmasının biçimleri ve yöntemleri üzerinde durdu Partiler içinde, kadınların örgütlenmesine yönelik özel aygıtlar geliştirilmesi için çalıştı Burada, dikkat çekilmesi gereken nokta, Clara Zetkin'in bu ısrarının, kendisinin kadın olmasıyla ve kadın sorunu konusunda kadınlar adına talepler dile getiren biri olmasıyla değil, komünistlerin kadın sorununa gösterecekleri ilgi ve programlarında yer vermelerinin devrimci mücadeleye getireceği katkı ve bunun vazgeçilmezliğinin farkında oluşuydu Komünist partilerin kadın sorunu konusundaki programatik yaklaşımları, sadece kadın komünistlerin değil, bir bütün olarak partilerin sorunu olmalıydı, ve bugün de böyle olmalıdır Bu nedenle de, Clara Zetkin'in, her ne kadar cinsiyetçi işbölümünden kopamasa da, kadın soruna yaklaşımları ve bu konudaki hassasiyeti, örnek alınması gereken bir tutumdur Zaafların ise, o dönemlerdeki geri bilinç ve ufuksuzlukla olduğu kadar, geçmiş mücadele deneyimleri içinde biçimlenirken, farklı akımlarla mücadelenin kazandırdığı biçimlenişle de ilgisi vardır Örneğin, Malthusçuluk ve Lasalcılığın etkisinden dolayı, komünistler uzun süre kürtaj hakkını savunmaktan geri durmuşlardır Aynı şekilde, Clara Zetkin, kadın işçilere yönelik koruma tedbirleri konusunda da, kadının üretim dışına atılmasına yol açabileceği kaygısıyla, II Enternasyonal'in ilk yıllarında geri bir tutum takınmıştır Bunun yıkıcı sonuçları ise, SBKP'nin geri düştüğü yıllarla birlikte, kadınlara kürtajın yasaklanması gibi uygulamalarla ortaya çıkmıştır Bu tutumların, Clara Zetkin'le ilgisi ise, kadın sorunu konusunda önde gelen militanlardan birisi olması ve O'nun eksik bıraktığı noktaların da başkaları tarafından geliştirilememesi dolayısıyla, atılan yanlış temellerde özel bir rolünün olmasıdır

    1923 Alman Devrimi'nin yenilgisinin faturası KPD'ye çıkarılmıştı Clara Zetkin, bu konuda KEYK'i eleştirdi Bu dönemden sonra ise, ölümüne kadar KEYK'te yer alsa bile, III Enternasyonal içinde politik meselelerde pek fazla öne çıkmayan, özellikle de Lenin'in ölümünden sonra giderek etkisini yitiren bir konuma geriledi Kadın sorunu konusundaysa, her zaman için aktif olmaya devam etti Genel politik konularda, III Enternasyonal ve SSCB ile paralel tutumlar aldı

    Yaşamının son dönemlerini Moskova'da geçirdi Bu dönemde yazdığı, yazının başındaki sözlerle biten broşüründe, Sovyetler Birliği'ndeki kadınların ne kadar ilerlediğinden bahsediyor, parti önderliğine övgüler yağdırıyordu Broşürün adı, Lenin'in Bütün Dünya Kadınlarına Vasiyetleri idi Oysa, Lenin'in vasiyetine bir baksaydı, burjuva toplumu yıkılmadan, kadınların eşitlik ve özgürlüğünden bahsetmenin bir yalan olduğunu görebilecekti Aynı broşürde, Sovyetler Birliği'nin silahlanmasını, barış için kendisini koruma olarak savunuyordu Yani, izlediği politik çizgi, Stalin'in barış içinde birarada yaşama politikasıyla uyumluydu Enternasyonalist çizgiyi, bir çok devrimci gibi, Clara Zetkin de sürdürememişti Bu noktada, yani doğru bir politik çizgiye bağlılıkla ısrarlı olunmadığı noktada, sadece “kadın sorunlarına duyarlılığın” ne kadınların kurtuluşu ve özgürleşmesine, ne de sınıfsız toplum hedefine dair ilerletici bir işlevi olmadığı net biçime açığa çıkıyordu Oysa, temel konulardaki doğru tutumlar sürdürülebilmiş olsaydı, kadın sorunu konusundaki eksiklikler, pratik içinde fark edilerek, kadınların özgürleşmesi yolunda da ileri adımların atılması mümkün olabilirdi Clara Zetkin'in kadının kurtuluşunu komünist partilerin programlarına katma yolundaki ısrarlı çabası, komünist partilerin doğru çizgide kalmaları konusunda bir ısrarla birleşmediğinde, geri düşüşün yolunun “kadın meselesi”ndeki birikimleriyle döşenmesine bir katkı haline dönüştü Clara Zetkin, kadınların geri kalmışlığında komünistlerin hatalarının rolünü düşüneceğine, bu durumu onların niteliksiz oluşlarına yoruyor, ajitasyonla bu durumun değişeceğini zannediyordu Sovyetler Birliği'ndeki kadınların kazanımlarını ortaya koyarak, varolanla yetinmelerinin yolunu döşemeye hizmet ediyordu

    Clara Zetkin, Almanya'daki parlamentoya milletvekili seçildiğinde, Meclis'in en yaşlı üyesi sıfatıyla yaptığı konuşmada, hala dünya devrimine olan bağlılığını ifade ediyordu: “ Reichtag'ın en yaşlı üyesinin görevini yerine getirirken, bu sakat halime karşın en eski üyesi olarak Alman Sovyetleri Meclisini de açma yolundaki umutlarımı ifade ederim”

    Clara Zetkin, Alman meclisini açarken, Alman sovyetleri meclisini açma isteğini ve umudunu ifade etmişti Oysa O öldüğünde, dünya devrimi, Alman sovyetlerinin de kurulumasıyla ilerletilmiş olmadığı gibi, Rusya sovyetleri ve proletarya iktidarının yerinde de yeller esmekteydi Proletaryanın Rusya'da attığı dev adım, dünya proleter devrimine büyütülememiş, sadece tarihsel bir kazanım olarak kalmıştı

    Bugün, kaybedilenlerin bilincinde olan komünistler, bolşevik mirası devralarak, hem onların eserini sonuna ulaştırmak, hem de Clara Zetkin'in dileğini gerçekleştirmek için mücadele ediyor Yıllar önce, Clara Zetkin'in farklı bir hedefle de olsa kadınlara yönelttiği çağrıyı, bugün tüm komünistlere yöneltmenin zamanıdır: Uyanın, harekete geçin, savaşın!


    Kadın sorunu toplumsal sorunun işçi sorununun parçasıdır Clara Zetkin



    Lenin, sözümü kesmeden, birkaç kez onaylayıcı biçimde başını salladı. Sözlerimi bitirince, soran gözlerle ona doğru baktım. “Anlaştık!” dedi. ... “Sadece birkaç ana noktada düşüncelerimi söylemek istiyorum, ki bu noktalarda yaklaşımınızı tamamıyla paylaşıyorum. Eğer bu çalışma eylem, mücadele hazırlayacak ve onları başarılı kılacaksa, bunlar bana süregiden ajitasyon ve propaganda çalışmamız açısından da önemli görünüyor.

    “Yönergeler, kadının gerçek kurtuluşunun ancak Komünizmle mümkün olabileceğini kesin bir şekilde ifade etmelidir. Kadının toplumsal ve insani konumu ile, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet arasındaki kopmaz bağ güçlü bir şekilde işlenmelidir. Böylece, kadın hakları savunuculuğuna karşı araya kalın ve silinmez ayrım çizgisi çekilmiş olur. Ama bununla, aynı zamanda, kadın sorununu toplumsal sorunun, işçi sorununun parçası olarak kavrama ve böyle bir sorun olarak onu proletaryanın sınıf mücadelesi ve devrimle sıkı bir şekilde bağlamanın da temeli verilmiş olur.

    “Komünist kadın hareketinin kendisi bir kitle hareketi, salt proleterlerin değil, bilakis her türden sömürülen ve ezilenin, kapitalizmin ya da herhangi bir egemenlik ilişkisinin tüm kurbanlarının genel kitle hareketinin bir parçası olmalıdır. Komünist kadın hareketinin proletaryanın sınıf savaşımları ve onun tarihsel yaratısı olan komünist toplum için önemi de burada yatar. Partide Komünist Enternasyonal’de seçkin bir devrimci kadınlar topluluğumuz olduğu konusunda haklı bir gurur duyabiliriz. Ama tayin edici olan bu değildir. Kent ve köydeki milyonlarca emekçi kadını kendi tarafımıza, mücadelelerimize ve özellikle de toplumun komünistçe dönüştürülmesine kazanmalıyız. Kadınlar olmaksızın hiçbir gerçek kitle hareketi olamaz.

    Uyanan kadınları eğitmek ve sınıf mücadelesine kazanmak

    “Örgütlenme ile ilgili olan şeyler, ideolojik anlayışımızdan çıkar: Komünist kadınların ayrı birlikleri yoktur. Komünist kadının yeri, tıpkı komünist erkeğin olduğu gibi, Partide üyeliktir. Eşit yükümlülükler ve haklarla. Bu konuda hiçbir görüş ayrılığı olamaz. Ancak, gerçeklere gözlerimizi kapayamayız. Parti, özel görevi en geniş kadın kitlelerini uyandırmak, onları partiyle bağlamak ve sürekli olarak onun etkisinde tutmak olan çalışma gruplarına, komisyonlara, komitelere, kollara, ya da başka nasıl adlandırılırsa adlandırılsın, organlara sahip olmalıdır. Bunun için tabii ki, bu kadın kitleleri arasında tamamiyle sistematik bir çalışma yapmamız gerekiyor. Uyanan kadınları eğitmemiz ve Komünist Partisinin önderliği altında proleter sınıf mücadeleleri için kazanmamız ve silahlandırmamız gerekiyor.

    “Burada yalnızca fabrikada ya da ev ocağının başında bulunan proleter kadınları düşünmüyorum. Burada aynı zamanda küçük-köylü kadınları, çeşitli katmanların küçük-burjuva kadınları da aklımda. Onlar da hepsi kapitalizmin kurbanıdırlar ve savaştan beri de daha çok öyledirler. Bu kadın yığınlarının apolitik, asosyal, geri kalmış ruhu, faaliyetlerinin dar alanı, tüm yaşam tarzları birer olgudur. Bunları gözönünde bulundurmamak aptallık, hem de büyük aptallık olur. Onlar arasında çalışma yapmak için özel organlar, özel ajitasyon yöntemleri ve örgüt biçimlerine ihtiyacımız var. Bu feminizm değildir, bu pratik, devrimci amaca uygunluktur.”

    “Milyonlarca kadın bizimle birlikte olmaksızın...”

    Lenin’e, açımlamalarının benim için değerli bir teşvik olduğunu söyledim. Birçok yoldaş, hem de çok iyi birçok yoldaş, Parti’nin kadınlar arasında planlı çalışma için özel organlar oluşturmasına en sert biçimde karşı çıkıyorlardı. Bunu, kadın hakları savunuculuğu ve sosyal-demokrat geleneklere geri dönüş olarak kınıyorlardı. Bu yoldaşlar, Komünist Partileri kadınlara ilkesel olarak eşit haklar tanıdığından, dolayısıyla genelde bir bütün olarak emekçiler arasında da fark gözetmeksizin çalışmak zorunda olduğunu iddia ediyorlardı. Kadınlara, erkeklerle birlikte ve onlarla aynı şartlar altında ulaşılmalıydı. Lenin tarafından öne çıkarılan şartların ajitasyon ve örgütlenme bakımından herhangi bir şekilde hesaba katılması, karşı görüşün savunucuları tarafından oportünizm olarak, ilkeden vazgeçme ve ilkeye ihanet olarak nitelenecekti.

    “Bu ne yeni bir şey, ne de bir kanıttır” dedi Lenin. “Bu yüzden bildiğinizden şaşmayınız. Neden hiçbir yerde -hatta bizde, Sovyet Rusya’da bile- Partide erkek kadar kadın yok? Sendikal olarak örgütlü kadın işçilerin sayısı neden bu kadar az? Bu olgular insanı düşündürüyor. Geniş kadın kitleleri arasındaki çalışmamız için vazgeçilmez olan özel organların reddedilmesi, Konümist İşçi Partisi’ndeki sevgili arkadaşlarımızın çok ilkeli, çok radikal görüşlerinin de bir uzantısıdır. Bu görüşe göre, yalnızca bir tek örgüt biçimi olmalıdır: Bir işçi birliği. Ben bunları biliyorum. İlkenin şahit gösterilmesi, bazı devrimci zihniyetli, fakat açık olmayan kafalar için, “kavrayış eksikliği olduğunda”, yani akıl, hesaba katılmak zorunda olan apaçık olguları kavramayı reddettiğinde, daima zuhur ediyor. Bu “arı ilke” bekçileri, devrim politikamızın tarihsel olarak bize dayatılmış gerekliliklerine nasıl razı oluyorlar? Tüm bu laflar, amansız gerekliliklerin karşısında çöküyor. Milyonlarca kadın bizimle birlikte olmaksızın, proletarya diktatörlüğünü yürütemeyiz, komünist inşaya girişemeyiz. Onlara ulaşmanın yolunu aramalıyız, bu yolu bulmak için incelemeli ve denemeliyiz.

    “Bundan dolayı, kadınların yararına talepler ileri sürmemiz de doğrudur. Bu, sosyal-demokrasinin, ll. Enternasyonal’in anladığı anlamda bir asgari program ya da reform programı değildir. Burjuva saltanatının ve onun devletinin sonsuzluğuna ya da en azından uzun bir süre süreceğine inandığımızın bir ikrarı değildir. Kadın kitlelerini reformlarla yatıştırmak ve devrimci mücadele yolundan çelmek değildir. Tüm bu ve diğer reformist sahtekarlıklarla ilgisi yoktur! Taleplerimiz, burjuva düzeni içinde zayıflar ve hakları ellerinden alınmışlar olarak kadınların yakıcı ihtiyaçlarından ve rezilce alçaltılmalarından çıkardığımız pratik sonuçlardır. Bu sonuçları çıkarmakla, bu ihtiyaçları bildiğimizi, kadının aşağılanmasını ve erkeğin ayrıcalıklı olduğunu hissettiğimizi ispatlıyoruz. İşçi kadını, işçinin karısını, köylü kadını, küçük adamın karısını ve evet mülk sahibi sınıfların kadınlarını bile bazı açılardan ezen ve ıstırap çektiren herşeyden nefret ettiğimizi, evet nefret ettiğimizi ve ortadan kaldırmak istediğimizi ispatlıyoruz. Burjuva toplumundan, kadınlar için talep ettiğimiz haklar ve toplumsal önlemler, kadınların durumunu ve çıkarlarını anladığımızın ve bunları proletarya diktatörlüğü altında hesaba katacağımızın kanıtıdır. Elbette ki onları uyutan ve başlarına kahya kesilen reformistler olarak değil -hayır, asla değil-, fakat kadınları eşit haklara sahip kişiler olarak bizatihi ekonominin ve ideolojik üstyapının dönüştürülmesinde birlikte çalışmaya çağıran devrimciler olarak!”

    “Daima genel proleter çıkarlarla bağlantı içinde...”

    Lenin’e, kendisiyle aynı görüşü paylaştığımı temin ettim, ama bu görüşlere şüphesiz karşı çıkılacaktı. Açık olmayan ve korkak kafalar, bunu tehlikeli bir oportünizm diye reddedeceklerdi. Kadınlar için güncel taleplerimizin de yanlış anlaşılacağı ve yorumlanacağı inkar edilemezdi. Lenin hırçın bir şekilde, “Bakın hele!” diye haykırdı. “Bu tehlike, söylediğimiz ve yaptığımız herbir şey için vardır. Bu tehlike korkusuyla, amaca uygun ve gerekli olanı yapmaktan kendimizi alıkoyacaksak, derhal Hintli sütun evliyaları haline gelelim. Kımıldamayalım, sakın kımıldamayalım, yoksa ilkelerimizin o yüce sütunundan aşağı yuvarlanıveririz! Bizim olayımızda mesele, salt ne istediğimiz değil, aynı zamanda nasıl da istediğimizdir. Bunu yeterince açıklıkla anlattığımı sanıyorum. Kadınlar için taleplerimizi, propagandacı bir edayla bir fetiş haline getirmediğimiz, kendiliğinden anlaşılır bir şeydir. Hayır, varolan koşullara göre, kâh şu, kâh bu talepler için mücadele etmeliyiz. Elbette ki daima genel proleter çıkarlarla bağlantı içinde.

    “Bu türden her mücadele, bizi saygıdeğer burjuva kliğiyle ve en az onun kadar saygıdeğer olan reformist uşaklarıyla karşı karşıya getirir. Bu ise reformistleri, ya bizim önderliğimizde birlikte savaşmaya -ki bunu istemezler- ya da ama kendi kendilerini teşhir etmeye zorlar. Yani, mücadele bizi onlardan ayırır ve komünist yüzümüzü gösterir. Bu mücadele bize, kendilerini erkeğin egemenliği, müteşebbisin gücü, tüm burjuva toplumu tarafından sömürülmüş, köleleştirilmiş ve ezilmiş hisseden kadınların güvenini kazandırır. Herkesin ihanet ettiği, terkettiği emekçi kadınlar, bizimle birlikte savaşmaları gerektiğini kavrarlar.

    “Kadın talepleri için mücadelenin de, iktidarın ele geçirilmesi, proletarya diktatörlüğünün kurulması hedefiyle birleştirilmesi gerektiğine özel olarak yemin etmem ya da size yemin ettirmem mi gerekli? Bu bizim için bugün işin alfabesidir. Bu açıktır, çok açıktır! Ama bu bir tek talep üzerinden ısrar edersek, hatta bu talebi Eriha’nın borazanları gibi öttürsek bile, emekçi halkın geniş kadın kitleleri, kendilerinin devlet iktidarı uğrunda mücadelemize katılmaya karşı koyulmaz bir biçimde çekilmiş hissetmeyeceklerdir. Hayır, hayır! Talebimizi, emekçi kadınların acıları, ihtiyaçları ve arzularıyla birlikte kadın yığınların bilinçlerinde siyasi olarak birleştirmeliyiz. Proletarya diktatörlüğünün kendileri için ne anlama geldiğini bilmelidirler: Hem kanun önünde ve hem de pratikte, aile içinde, devlette, toplumda erkekle tam hak eşitliği; burjuvazinin iktidarının zorla engellenmesi.”

    “Sovyet Rusya bunun ispatıdır”, diye araya girerek bağırdım. “Bu en büyük örneğimiz olacaktır.”

    Emekçi kadınların bir kitle hareketini yaratma görevi

    Lenin konuşmasını sürdürdü: “Sovyet Rusya, kadınlar için taleplerimizi yeni bir ışık altında gösteriyor. Proletarya diktatörlüğü altında kadın talepleri, artık proletarya ile burjuvazi arasında bir mücadele nesnesi değildir; gerçekleştirildiğinde, komünist düzenin yapı taşları olurlar. Bu, dışardaki kadınlara, proletaryanın iktidarı ele geçirmesinin tayin edici önemini gösteriyor. Aradaki fark kesin bir şekilde gösterilmelidir ki, kadın kitlelerini proletaryanın devrimci mücadelesine kazanabileseniz. Kadın kitlelerinin açık, ilkesel bir kavrayış ve sıkı örgütsel temelde gerçekleştirilmiş mobilizasyonu, Komünist Partilerin ve onların zaferlerinin canalıcı bir sorunudur.

    “Ama kendimizi kandırmayalım. Ulusal seksiyonlarımız hala bu konuda doğru bir anlayışa sahip değiller. Komünist önderlik altında emekçi kadınların bir kitle hareketini yaratma görevi karşısında bekle gör tavrı içinde, uyuşuk bir tavır içindedirler. Böyle bir kitle hareketini geliştirip yönetmenin, tüm parti faaliyetlerinin önemli bir parçası, evet genel parti çalışmasının yarısı olduğunu kavramıyorlar. Onların güçlü, azimkar bir komünist kadın hareketinin gerekliliği ve değerini arada bir kabul etmeleri, Partinin sürekli kaygısı ve çalışma yükümlülüğü olmaktan çok, lafta kalan platonik bir tavırdır.

    “Kadın kitleleri arasındaki ajtasyon ve propaganda çalışması, onların uyandırılması ve devrimcileştirilmesi, ikinci bir şey, yalnızca kadın yoldaşların işi sayılıyor. Yalnızca onlara, bu iş neden daha çabuk ve sağlıklı ilerlemiyor diye suçlama getiriliyor. Bu yanlıştır, temelli yanlıştır! Gerçek ayrılıkçılık ve Fransızların söylediği gibi, kadın hakları savunuculuğu à rebours; tersten kadın hakları savunuculuğudur! Ulusal seksiyonlarımızın yanlış düşüncesinin altında temelde ne yatıyor? Sovyet Rusya’dan sözetmiyorum. Son tahlilde, kadının ve yaptıklarının küçümsenmesinden başka hiçbir şey değil!

    “Evet! Ne yazık ki, yoldaşlarımızın pek çoğu için de şu geçerli: ‘Komünisti birazcık kazı, altından bir filisten çıkar’. Elbette onu duyarlı yerinde kazımak gerekir, kadın meselesiyle ilgili anlayışında. Kadınların tek ev ekonomisindeki o titiz, tekdüze, güç ve zaman tüketen ve yıpratan çalışmayla nasıl solduğunu, ruhlarının nasıl daraldığını ve bunaldığını, yüreklerinin uyuştuğunu, iradelerinin zayıfladığını erkeklerin sessizce seyretmelerinden daha çarpıcı bir kanıtı var mı bunun? Burada elbete, çocuk bakımı da dahil olmak üzere bütün ev işlerini boğaz tokluğuna çalışan hizmetçilere yükleyen burjuva hanımlardan sözetmiyorum. Sözüm, kadınların pek büyük çoğunluğu, ve özellikle bütün gün fabrikalarda çalışıp geçimini çıkartan işçi karıları için de geçerlidir.

    Eski efendi bakışaçısını en ince köküne kadar kurutmalıyız

    “Karı işi”nin ucundan tuttuklarında, kadının birçok güçlüklerini ve yorgunluklarını nasıl azaltabileceklerini, hatta tümüyle giderebileceklerini, erkeklerden -proleterlerden de- pek azı düşünebiliyor. Ama hayır, bu, erkeğin dinlenmesini ve rahatını talep eden “erkek hak ve onuru”na aykırıdır. Kadının ev yaşamı, binlerce değersiz ayrıntı içinde her gün kurban olmaktır. Erkeğin eski efendilik hakkı gizlice yaşayagidiyor. Kadın kölesi ise bunun öcünü -gene gizlice- nesnel olarak alıyor. Kadının geri kalmışlığı, erkeğin devrimci ülküleri için anlayışsızlığı, erkeğin savaşım isteğini ve savaşım azmini kırıyor. Göze batmadan, yavaş ama kesin bir şekilde kemiren ve aşındıran küçük haşerelere benziyorlar. İşçi yaşamını bilirim, üstelik salt kitaplardan da değil. Kadın kitleleri arasındaki komünist çalışmamız, onlar arasındaki siyasi çalışmamız, erkekler arasındaki eğitim çalışmasının büyük bir bölümünü içeriyor. Eski efendi bakışaçısını en son, en ince köküne kadar kurutmalıyız -partide ve kitleler içinde.

    Emekçi kadınlar arasında Parti faaliyeti yürüten, teorik ve pratik olarak temelli bir eğitimden geçmiş kadın ve erkek yoldaşlardan oluşan bir kurmayın ivedilikle oluşturulması gibi, bu da politik görevimizdir.”

    Kadını ev köleliğinden ve erkeğe her türlü bağımlılıktan kurtarmak

    Sovyet Rusya’da bununla ilgili durumu sormam üzerine Lenin şu yanıtı verdi:

    “Proletarya diktatörlüğünün hükümeti, elbette Komünist Partisi ve işçi sendikaları ile birlikte, erkeklerin ve kadınların geri kalmış kavrayışını altetmek için, eksi komünistçe olmayan psikolojiyi yere sermek için herşeyi yapıyor. Yasamada kadın ve erkeğin tam hak eşitliği kendiliğinden anlaşılır bir şeydir. Tüm alanlarda, samimi bir şekilde, hak eşitliğini sağlama çabası görülüyor. Kadınları toplumsal iktisada, yönetime, yasamaya ve hükümete katıyoruz. Mesleki ve toplumsal yeteneklerini geliştirmek için onların hepsine kurs ve enstitüler açıyoruz. Ortak mutfaklar, kamu aşevleri, yıkama ve onarma kuruluşları, kreşler, çocuk yuvaları ve çocuk yurtları, çeşitli eğitim kurumları kuruyoruz. Kısacası, tekil ev ekonomisinin iktisadi ve eğitsel görevlerini topluma devretmek şeklindeki programatik talebimizi ciddi bir şekilde ele alıyoruz. Böylece kadın, eski ev köleliğinden ve erkeğe her türlü bağımlılıktan kurtuluyor. Kadınlara, yetenek ve eğilimlerine göre, toplumda tam etkinlik olanağı sağlanıyor. Çocuklar, evdekinden daha elverişli eğitim koşullarına kavuşuyor. Kadın işçileri koruma konusunda dünyadaki en ileri yasalara sahibiz, ve bunları örgütlü işçilerin vekilleri uyguluyor. Doğumevleri, ana ve bebek yurtları açıyoruz, anneler için danışmanlık merkezleri, bebek ve küçük çocukların bakımı için kurslar, ana ve bebek sağlığı ile ilgili sergiler vb. düzenliyoruz. Bakıcısı olmayan ve işsiz kadınların sıkıntılarını gidermek için en ciddi çabaları gösteriyoruz.

    “Bunun, çalışan kadın kitlelerinin ihtiyaçlarıyla ölçüldüğünde, henüz pek fazla bir şey olmadığını, onların gerçek kurtuluşu için henüz herşeyi yapmış olmaktan çok uzak olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte, çarcı-kapitalist Rusya’da olanla karşılaştırıldığında, muazzam bir ilerlemedir. Kapitalizmin henüz sınırsız egemen olduğu yerlerde olanla karşılaştırılınca bile çoktur. Doğru yönde, iyi bir başlangıçtır, ve bunu şaşmadan, bütün gücümüzle daha da geliştireceğiz; siz dışardakiler, buna inanabilirsiniz! Çünkü Sovyet devletinin varlığının her günüyle açıkça görülüyor ki, milyonlarca kadın olmaksızın ilerleyemeyiz.

    “Nüfusun yüzde sekseninin köylü olduğu bir ülkede bunun ne demek olduğunu bir düşününüz. Küçük köylü ekonomisi, tekil ev ekonomisi demektir, kadının ona zincirlenmesi demektir. Bu bakımdan sizin işiniz çok daha iyi ve kolay olacaktır. Şu koşulla ki, sizin proleterleriniz de iktidarı ele geçirmek için, devrim için şeylerin tarihsel olgunluğunu nihayet bir kavrasınlar. Bununla birlikte, büyük güçlüklere rağmen, umutsuzluğa kapılmıyoruz. Güçlerimiz güçlüklerle birlikte artıyor. Pratiğin gerekliliği bizi, kadın yığınlarının köleleğine son vermek için de yeni yollara itecek. Sovyet devletiyle işbirliği içinde, kooperatifçilik büyük işler başaracak. Elbette o eski devrimci coşkunlukları uçup gitmiş reformistlerin öğütledikleri gibi burjuva anlamda değil, komünist anlamda kooperatifçilik. Ortak faaliyet haline gelen ve onunla kaynaşan kişisel bir inisiyatif de kooperatifçilikle elele gitmelidir. Proletarya diktatörlüğü altında kendisini gerçekleştiren komünizmle, kadının kurtuluşu köyde de olacaktır. Sanayimizin ve tarımımızın elektrifikasyonunun bunun için en iyi şey olacağını umuyorum. Muhteşem bir eser bu! Uygulanmasındaki güçlükler de büyük, korkunç büyük. Muazzam yığın güçleri, onun başarılması, için özgürleştirilip eğitilmelidir. Milyonlarca kadının gücü buna katılmaktadır.”

    (...)


    (“Lenin’den Anılar”...,

    Lenin’le kadın sorunu üzerine

    Clara Zetkin

    Kadın Sorunu Üzerine, İnter Yayınları, s. 318-327)


    alinti

     

     

    Leyl-i Lal - 08.03.2011 - 14:05



Benzer Konular

  1. Devrimci Sosyalist Clara Zetkin Ölümü - 20 Haziran 1933
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Yabancı Tarih.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 23.06.2012, 20:40
  2. Clara Nunes
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Müzik Sektörü.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 21.08.2011, 03:53
  3. Clara'yı Giydir
    Konuyu Açan: YoRGun-ŞaiR, Forum: Flash Oyunlar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05.05.2010, 05:27
  4. Clara Veiga Gazinelli
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: Ünlüler.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 09.12.2009, 22:12
  5. Clara Zetkin
    Konuyu Açan: eskitoprak, Forum: Yabancı Tarih.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 17.09.2008, 18:23

copyright

Soru Cevap