REKLAM




+ Konuyu Cevapla

Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

  1. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    REKLAM


    atasözleri sözlüğü - atasözleri ve anlamları - atasözlerinin anlamları - atasözlerinin manaları - Deyimler sözlüğü - Deyimlerin anlamı - Deyimlerin anlamları - Deyimlerin manaları



    ATASÖZLERI VE DEYIMLER SÖZLÜGÜ
    1
    ATA SÖZLERI SÖZLÜGÜ
    IÇINDEKILER
    SUNUS
    BIRINCI BÖLÜM
    GIRIS
    1- ATASÖZLERI
    A- Biçim Özellikleri
    B- Kavram Özellikleri
    C- Tamamlayici Bilgiler
    Ç- Tanim
    2- DEYIMLER
    A- Biçim Özellikleri
    B- Kavram Özellikleri
    C- Tamamlayici Bilgiler
    Ç- Tanim
    3- KALIPLASMIS BASKA SÖZLER
    4- ELESTIRMELER

    1965'te çikan Atasözleri ve Deyimler adli kitabimiza yurdumuzun her
    yerinde kullanilan sözleri almis, bölgelere özgü olanlari almamistik.
    1989 tarihine degin yapilan bes baskida bu tutum degismedi. 1991'deki altinci
    baskida kimi bölge sözlerine de yer vermis, bunlan ulama basligi altinda
    kitabin sonuna eklemistik. Yedinci baskiya genel ve yerel birkaç yüz söz daha
    ekleme geregini duyunca, bunlari ve önceki ulamalari asil metne katma
    zorunlulugu kendini gösterdi. Böylece ilk baskida 5700 olan söz sayisi simdi
    8977'ye ulasti.
    Yeni baskilarda yerel sözlere de yer vermemizin nedeni, bunlarin -toplumsal
    gelismelerle birlikte- genellik kazanmakta ya da kazanabilir nitelikte
    olmalaridir.
    Radyo, televizyon, gazete, dergi, telefon, okul, tren, otobüs, uçak gibi
    egitim ve ulasim araçlarinin çogalmasi, bölgeler arasindaki ayriliklari
    gittikçe azaltmaktadir: Nitekim 50-60 yil önce yazi dilimizde görülmeyen
    birçok bölge sözcükleri simdi yayin araçlarimizda ve toplumun dilinde
    kullanilmaktadir. Bunun gibi, birtakim yerel atasözleri ve deyimler
    de bölgelerinin sinirini asarak genellesmektedir.
    Su da var ki bir söze kesin olarak genel ya da yerel
    demek kolay degildir. Çünkü bu niteleme, bilgi ve görgü düzeylerine göre
    kisiden kisiye degisir: Bir kisinin genel nitelikte gördügü sözü, baska bir
    kisi bu nitelikte görmeyebilir; isitmemis de olabilir. Kitabimizin söz
    sayisini çogaltmamiza ve kullanis alanlarinin sinirini biraz genisletmemize
    bu durum yol açmistir.
    Burada bir konuya daha deginmek istiyoruz: Genel ve yerel sözler
    arasindaki sinirin kesin olarak çizilememesi durumu, kimi sözlerin atasözü
    ve deyim sayiliip sayilmamasi konusunda da vardir. Bu nedenle kitabimiza
    aldigimiz sözler disinda da atasözleri ve deyimler bulundugu görüsünde
    olanlar bulunabilir. Ancak biz, bu sözler için belirttigimiz ölçüler içinde
    olmayanlara kitabimizda yer vermeyi dogru bulmadik.
    Bununla birlikte, ölçümüze uydugu halde dikkatimizden
    kaçtigi için kitaba girmemis olan sözler de bulunacaktir. Bu
    gibi eksikliklerin zamanla ve yeni incelemeler ve arastirmalarla
    tamamlanacagi kuskusuzdur.
    Yeni baskiyi bu açiklamalar ve düsünceler içinde sunuyoruz.
    1993 Ömer Asim AKSOY
    BIRINCI BÖLÜM
    INCELEME ELESTIRME
    GIRIS
    1- ATASÖZLERI
    2- DEYIMLER
    3- KALIPLASMIS BASKA SÖZLER
    4- ELESTIRILER
    GIRIS
    Her dilde atasözleri ve deyimler vardir. Toplumbilim, ruhbilim, egitbilim,
    ekonomi, felsefe, tarih, ahlak, folklor... gibi birçok konulari ilgilendiren
    ve birçok yönlerden inceleme konusu edilmeye deger olan bu ulusal varliklar,
    deyis güzelligi, anlatim gücü, kavram zenginligi bakimindan pek önemli dil
    yapilaridir.
    Bizdeki eskiden sav, mesel, tabir diye anilmis olan ve eski, yeni konusma
    dillerinde manzum, mensur yazilar arasinda kullanilmis ve kullanilmakta
    bulunan atasözleriyle deyimler, birçok kimselerce derlenmis ve kitap olarak
    yayimlanmis ise de ne gibi özellikleri bulunan söze atasözü, ne gibi
    özellikleri bulunan söze deyim denilmek gerektigi ciddi
    olarak incelenmemistir. Basta Sinasi'nin Durub-i Emsal-i Osmaniyye'si olmak
    üzere bütün derlemeler, atasözleri adi altinda verilen deyimlerle, deyim adi
    altinda verilen atasözleriyle ya da ne atalarsözü, ne deyim olan birtakim
    laflarla doludur. Bu karisiklik sürüp gitmektedir. Her iki söz çesidinin
    ortak niteligi olan özlü, kaliplasmis, hosa giden bir anlatim araci olmak,
    bu sözleri birbirine karistirmanin baslica nedenidir. Biz bu incelememizde
    birlestirici nitelikleri de ayirici nitelikleri de göstermeye çalisacagiz ve
    bu konu ile ilgili eserlerde gördügümüz yanilmalari belirttik.
    Atasözlerinin ve deyimlerin ana niteliklerini çizmek o kadar güç bir sey
    degildir. Ama kimi zaman -gökkusaginin yan yana bulunan iki rengi arasinda
    oldugu gibi- atasözleriyle deyimler ve bunlarla bayagi sözler arasinda kesin
    bir sinir bulunmadigindan, bir sözün niteligi ikircimli bir konu olur.
    Bununla birlikte sari, yesil, mavi nasil ayri ayri renkler olarak varsa
    atasözleri, deyimler, bayagi sözler de öylece, nitelikleri ayri söz çesitleri
    olarak vardir.
    Incelememize baslamadan önce iki söz çesidinin adlari üzerinde biraz
    duralim:
    Divanü Lugat-it Türk'te atasözleri, Arapça mesel, Türkçe
    sav sözcükleriyle anilmistir.
    Divan edebiyatinda ve Osmanlicada bu kavram için mesel de, darbimesel de
    geçer. Darbimesel, aslinda mesel getirmek, duruma uyan yaygin bir söz ya da
    bir atasözü söylemek demektir; ama atalarsözü anlamina kullanilmistir.
    Nitekim Nabi:
    Sözde darbülmesel iradina söz yok amma,
    Söz odur aleme senden kala bir darbimesel.
    demistir.
    Mesel'in çogulu emsal, darbimesel'in çogulu durub-i emsal'dir. Bu sözler
    yerlerini yetmis seksen yildan beri Türkçelerine birakmaya baslamislardir.
    Bugün tekil olarak atalarsözü ve atasözü, çogul olarak da atasözleri diyoruz.
    Otuz yil öncesine kadar deyime de, terime de tabir ve istilah deniliyordu.
    Eskiden hem atasözlerinin hem birtakim deyimlerin baska bir adi da meshur
    sözler idi.
    Yeniler gibi eskiler de darbimesel, meshur söz, tabir, istilah
    sözcüklerinin özelliklerini belirtmemisler, bunlar arasindaki farklari
    göstermemislerdir.
    ATASÖZLERI
    Bizim, gelenekle yerlesmis bir atalarsözü almayisimiz vardir. Bu anlayisa
    göre atasözleri, ulusal varliklardir. Tanri ve peygamber sözleri gibi ruha
    isleyen bir etki tasirlar. Inandirici ve kutsaldirlar. Nitekim eski bir
    atasözü söyle der: Atalar sözü Kur'ana girmez, yaninca yelisür (Birlikte
    kosup gider; ondan geri kalmaz). Atasözleri, genis halk yiginlarinin
    yüzyillar boyunca geçirdikleri denemelerden ve bunlara dayanan düsüncelerden
    dogmuslardir. Ulusun ortak düsünce, kanis ve tutumunu belirtir, bize yol
    gösterirler. Bir atasözüyle belgelendirilen tutumun dogrulugu herkesçe kabul
    edilir. Anlasmazliklarda bir atasözü en büyük yargicidir. Iste bu atasözleri,
    biçim bakimindan da, kavram bakimindan da birtakim özellikler tasirlar. O
    özellikleri birer birer gözden geçirelim:
    A- BIÇIM ÖZELLIKLERI
    1- Atasözleri kaliplasmis (klise durumuna gelmis) sözlerdir: Her atasözü,
    belli bir kalip içinde, belli sözcüklerle söylenmis olan donmus bir biçimdir.
    Sözcükler degistirilip yerlerine -ayni anlamda da olsa- baska sözcükler
    konulamayacagi gibi sözdiziminin biçimi de bozulamaz. Böyle degistirmeler
    yapilsa ortaya çikan söz, -anlam degismese dahi- atalarsözü diye anilmaz.
    Örnegin:
    Derdini saklayan derman bulamaz.
    sözündeki derman yerine ilaç denilemez.
    Çalma elin kapisini, çalarlar kapini.
    sözü de, sözcüklerin sirasi degistirilerek:
    Elin kapisini çalma, kapini çalarlar
    biçiminde söylenemez.
    2- Atasözleri kisa ve özlüdür. Az sözcükle çok sey anlatir:
    Dikensiz gül omaz.
    Alet isler, el övünür
    Tasima su ile degirmen dönmez ... gibi.
    3- Atasözlerinin çogu bir, iki cümledir. Daha uzun olanlari azdir:
    Vakit nakittir.
    Balik bastan kokar.
    Yerin kulagi var.
    Ak akçe kara gün içindir.
    Deveci ile konusan kapisini büyük açar.
    Görünen köy kilavuz istemez.
    Son pismanlik fayda etmez.
    Zaman sana uymazsa sen zamana uy.
    Yoldan kal, yoldastan kalma.
    Dost ile ye iç, alisveris etme.
    Ne yavuz ol asil, ne yavas ol basil.
    Anasina bak kizini al, kenarina bak bezini al ... gibi.
    Bu örneklerde görüldügü gibi, tümcelerde en çok genis zaman kipi, kimi
    vakit (ögüt olan atasözlerinde) emir kipi kullanilmistir. Baska kiplerle
    kurulmus atasözleri daha azdir. Bunlarda da fiili söylenmemis olanlarda da,
    ya genis zaman ya emir anlami gizlidir:
    Yalancinin evi yanmis, kimse inanmamis.
    Ana kizina taht kurmus, baht kurmamis.
    Ne oldum dememeli, ne olacagim demeli.
    Bana dokunmayan yilan bin yasasin.
    Anlayama sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
    Insan söylese söylese, hayvan koklasa koklasa.
    Deve bir akçeye, deve bin akçeye.
    Evvel taam, sonra kelam ... gibi.
    B- KAVRAM ÖZELLIKLERI
    Her atasözü bir genel kural, bir düstur niteligindedir. Bu kural ve
    düsturlar baslica asagidaki kavram bölükleri içinde
    bulunur. Baska bir deyisle atasözleri, kavram bakimindan birkaç çesittir:
    1- Sosyal olaylarin nasil olageldiklerini -uzun bir gözlem
    ve deneme sonucu olarak- yansizca bildiren atasözleri vardir:
    Komsunun tavugu komsuya kaz görünür.
    Minareyi çalan kilifini hazirlar.
    Araba kirilinca yol gösteren çok olur.
    Sütten agzi yanan yogurdu üfleyerek içer... gibi.
    2- Doga olaylarinin nasil olageldiklerini -uzun bir gözlem sonucu olarakbelirten
    atasözleri vardir:
    Mart kapidan baktirir, kazma kürek yaktirir.
    Kork aprilin besinden, öküzü ayirir esinden.
    Zemheride kar yagmadan kan yagmasi iyi.
    Mart yagar nisan övünür, nisan yagar insan övünür ... gibi.
    3- Toplumsal olaylarin nasil olageldiklerini uzun bir gözlem ve deneme
    sonucu olarak bildirirken bundan ders almamizi (açikça söylemeyip
    dolayisiyla) hatirlatan atasözleri vardir:
    Aglamayan çocuga meme vermezler.
    Öfke ile kalkan ziyan ile oturur.
    Mahkeme kadiya mülk degil.
    Sona kalan dona kalir. ... gibi.
    Bu sözlerin altinda istemelisin ki elde edesin, insan kendisini öfkeye
    kaptirmamali... dersleri bulunmaktadir.
    4- Denemelere ya da mantiga dayanarak dogrudan dogruya ahlak dersi ve ögüt
    veren atasözleri vardir:
    Çirkefe tas atma, üstüne siçrar.
    Ayagim yorganina göre uzat.
    Bugünkü isini yarina birakma.
    Yoldan kal, yoldastan kalma ... gibi.
    5- Birtakim gerçekler, felsefeler, bilgece düsünceler bildirerek (dolayisiyla)
    yol gösteren atasözleri vardir:
    Bal bal demekle agiz tatli olmaz.
    Can bostanda bitmez.
    Korkunun ecele faydasi yoktur.
    Tasima su ile degirmen dönmez ... gibi.
    6- Töre ve gelenekleri bildiren atasözleri vardir:
    Dost basa bakar, düsman ayaga.
    Bir fincan kahvenin kirk yil hatiri var.
    Kizini dövmeyen dizini döver.
    Kiz besikte, çeyiz sandikta ... gibi.
    7- Kimi inanislari bildiren atasözleri vardir:
    Kirk yilda bir ölet olur, eceli gelen ölür.
    Ananin bahti kizina.
    Akacak kan damarda durmaz.
    Baykusun kismeti ayagina gelir... gibi.
    C- TAMAMLAYICI BILGILER
    BIRKAÇ BIÇIMI BULUNAN ATASÖZLERI:
    Atasözlerinin donmus birer kalip oldugunu söylemistik.
    (Bkz. 1, A, 1). Kimi atasözlerinin birkaç kalibi bulundugunu da belirtmek
    gerekir. Bu kaliplardan her biri ayri ayri atalarsözü olarak tanindigindan
    degisiklikler donmus olma kuralina aykiri sayilamaz. Örnegin:
    Denize düsen yilana sarilir.
    sözünün:
    Denize düsen yosuna sarilir.
    biçimi de vardir. Ama denize düsen baliga (ya da samana)
    sarilir gibi bir biçimi yoktur.
    Ayagini yorganina göre uzat.
    sözü ise, sözcüklerin sirasi degismis olarak:
    Yorganina göre ayagini uzat.
    biçiminde de söylenir. Bu ikiden baska biçimde söylenmez.
    BÖLGELERDE DEGISIK BIÇIMLER:
    Kimi atasözleri, ayri ayri bölgelerde degisik biçimler almis olabilir. Bu
    da yukaridaki kuralin bozulmus olmasi demek degildir. Bu gibi atasözlerinin
    o bölgelerde kaliplasmis özel biçimi var demektir. Örnegin:
    Keskin sirke kabina zarardir.
    Aç tavuk kendini bugday ambarinda sanir.
    sözleri kimi bölgelerde:
    Keskin sirke küpüne zarar.
    Aç tavuk düsünde (rüyasinda) dari görür
    biçimlerindedir.
    ÖZEL BIR AMAÇLA UZATMAK:
    Kisa ve özlü olmak, atasözlerinin özelliklerinden olmakla
    birlikte (Bkz. 1, A, 2) kimi atasözleri -baska bir özelligi saglamak içinkavrami
    anlatmaya yetenden artik sözcük ile söylenmis de olabilir:
    El elden üstündür.
    sözü, düsünceyi anlatmaya yeterken, buna:
    arsa varincaya kadar.
    parçasinin eklenmesiyle ikinci biçimde de kullanilan atasözü gibi.
    Baska bir örnek: En kisa anlatim kiligini:
    Ayipsiz yar olmaz.
    kalibi içinde bulunan sözün atasözü kimligini almis biçimi,
    daha uzun olarak:
    Ayipsiz yar isteyen yarsiz kalir.
    Söz uzamistir, ama o kisa anlatimli kuru mantigin inandiriciligini, etkinlik
    ve güzelligini de uzatma ögeleri saglamistir.
    GENEL KURAL GIBI OLANLAR:
    Bütün atasözlerinin birer genel kural niteliginde oldugunu yazmistik.
    (Bkz. 1, B). Bazi atasözleri genel kural gibi söylenmis oldugu halde
    gerçekten genel kural degildir. Örnegin:
    Kör ölür, badem gözlü olur; kel ölür, sirma saçli olur.
    Gelen gidene rahmet okutur.
    sözlerinin genel kural olduklari söylenemez. Bu gibi sözlerde sik sik
    rastlanan durumlarin genellestirilmis oldugu görülmektedir.
    Genelligine düsüncemizle sinir çizdigimiz, her vakit degil
    zaman zaman böyle oldugunu kabul ettigimiz atasözlerinden kimisinin eski
    biçiminde bu genelligin hangi kosula bagli bulundugu söz içinde
    belirtilmistir. Nitekim bugün:
    Suyu getiren de bir, testiyi kiran da.
    biçiminde söyledigimiz atasözünün, 15. yüzyilda yazilmis
    olan Atalar Sözü kitabindaki biçimi sudur:
    Iyilik bilmeyen katinda su getirenle senek siyan biridir.
    ATASÖZLERINDE MECAZ:
    Atasözlerini temsili sözler diye tanimlayanlar ve mecazi atasözlerinin
    ayrilmaz niteligi sayanlar vardir. Her ne kadar atasözlerimizin çogu temsili
    ve mecazi ise de temsili ve mecazi olmayan atasözlerimiz de az degildir.
    Örnekler:
    Sirkesini sarmisagini sayan paçayi yiyemez. (Mecazli)
    Mum dibine isik vermez. (Mecazli)
    Damlaya damlaya göl olur. (Mecazli)
    Bugünkü isini yarina birakma. (Mecazsiz)
    Dost ile ye iç, alisveris etme. (Mecazsiz)
    Akilli düsman akilsiz dosttan hayirlidir. (Mecazsiz)
    ATASÖZLERINDE SÖZ SANATLARI:
    Atasözlerinde ustaca bir üslup, büyüleyici ve inandirici bir
    anlatim özelligi vardir. Yüzyillardan beri kullanildiklari, her
    gün isitildikleri halde tazeliklerini kaybetmeyen bu sözlerde
    çesitli anlatis yollari, çesitli söz ve anlam sanatlari görülür.
    Örnekler:
    BEYIT
    Gülme komsuna - Gelir basina.
    Sakla samani - Gelir zamani.
    Açtirma kutuyu - Söyletme kötüye.
    Güvenme varliga - Düsersin darliga.
    Güzellik on - Dokuzu don.
    Hayir dile komsuna - Hayir gele basina.
    Mart kapidan baktirir - Kazma kürek yaktirir.
    Aglarsa anam aglar - Baskasi yalan aglar.
    Oduncu gözü amçada - Dilenci gözü çömçede.
    Baga bak üzüm olsun - Yemeye yüzün olsun.
    Gelin altin taht getirmis - Çikmis kendisi oturmus.
    DIZE:
    Çocuktan al haberi.
    Kimse bilmez kim kazana kim yiye.
    Kendi düsen aglamaz.
    Dinsitin hakkindan imansiz gelir.
    Bey ardindan çomak çalan çok olur.
    Dilsizin dilinden anasi anlar.
    Çok naz asik usandirir.
    Etme bulma dünyasi.
    SECI:
    Dertsiz bas mezarda tas.
    Dervisin fikri ne ise zikri odur.
    Kar eden az etmez.
    Atta karin yigitte burun.
    It ulur birbirini bulur.
    Müft olsun da zift olsun.
    Güvenme dostuna saman doldurur postuna.
    Emmim, dayim hepsinden aldim payim.
    Emmim, dayim, kesem, elimi soksam yesem.
    TEVZIYE:
    Sarmisak da aci amma evde lazim bir disi.
    KINAYE:
    Can bogazdan gelir.
    Balik bastan kokar.
    Davul dengi dengine diye çalar.
    ALLITERASYON:
    Akça akil ögretir.
    Kaynayan kazan kapak tutmaz.
    Tarlayi tasli yerden kizi kardesli yerden.
    Basina gelen basmakçidir.
    Al giyen aldanmaz.
    Asini, esini, isini bil.
    Kardesten karin yakin.
    Kizini dövmeyen dizini döver.
    CINAS:
    Dilim seni dilim dilim dileyim.
    Yerine düsmeyen gelin yerine yerine eskir.
    Aç ile eceli gelen söylesir.
    Ulu sözü dinlemeyen uluya kalir.
    Bal bol yiyen bel bel bakar.
    Hasta yatan ölmez eceli yeten ölür.
    Köpekle dalasmaktan çaliyi dolasmak yegdir.
    EGRETILEME (ISTIARE):
    Agaç yasken egilir.
    Ölmüs koyun kurttan korkmaz.
    Delikli tas yerde kalmaz.
    Koça boynuzu yük degil.
    Domuzdan toklu dogmaz.
    Dikensiz gül olmaz.
    Et tirnaktan ayrilmaz.
    Erkek sel, kadin göl.
    Gön yufka yerinden deliriz.
    Çoban armagani çam sakizi.
    Çay geçerken at degistirilmez.
    MECAZI MÜRSEL:
    Bir çiçekle yar olmaz.
    Borçlunun dili kisa gerek.
    Gavurun ekmegini yiyen gavurun kilicini çalar.
    Hamama giren terler.
    Agiz yer yüz utanir.
    Iki el bir bas içindir.
    Kefenin cebi yok.
    Kendi düsen aglamaz.
    Sag bas yastik istemez.
    Hasta ol benim için, öleyim senin için.
    TEZAT:
    Ak akçe kara gün içindir.
    Deli dostun olacagina akilli düsmanin olsun.
    Yaz yalan kis gerçek.
    Zengin arabasini dagdan asirir, zügürt düzovada yolunu sasirir.
    At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz.
    Istedigini söyleyen istemedigini isitir.
    Güvenme varliga düsersin darliga.
    IHAMI TEZAT:
    öksüzün karnina vurmuslar, vay arkam demis.
    AKIS:
    Buldum bilemedim, bildim bulamadim.
    Sen olursan bensiz, ben de olurum sensiz.
    Üzüm üzüme baka baka karari.
    ISTIFHAM:
    Bagduy ekmegin yoksa bugday dilin de mi yok?
    El mi yaman, bey mi yaman?
    Erkek aslan aslan da disi aslan aslan degil mi?
    Kabahat ölende mi öldürende mi?
    Sen aga ben aga, bu inegi kim saga?
    Yenice elegim, seni nerelere asayim?
    SIBHI ISTIKAK:
    Geç olsun da güç olmasin.
    Itle dalasmaktan çaliyi dolasmak yegdir.
    Insan dogdugu yerde degil doydugu yerde.
    Hasta yatan ölmez eceli yeten ölür.
    ZEF ve NESIR:
    Yaman komsu, yaman avrat, yaman at. Birinden göç, birini basa, birini sat.
    EKSILTILI ATASÖZLERI:
    Kimi atasözleri etsiltili anlatimla söylenegelmistir. Örnekler:
    Borç vermekle, düsman kirmakla.
    Ata arpa, yigide pilav.
    As tuz ile, tuz ozan ile.
    Atin ürkegi, yigidin korkagi.
    Ana hakki Tanri hakki.
    Aba vakti yaba, yaba vakti aba.
    Bag bayirda, tazla çayirda.
    Elmayi çayira, armudu bayira.
    Bakarsan bag, bakmazsan dag.
    El el ile degirmen yel ile.
    Sen sen, ben ben.
    Incir babadan, zeytin deden.
    ÖYKÜ BIÇIMINDEKI ATASÖZLERI:
    Kimi atasözleri çok kisa bir öykü biçiminde söylenmistir.
    Örnekler:
    Oynamasini bilmeyen kiz yerim dar demis. Yerini gelisletmisler gerim dar
    demis.
    Deveye inisi mi seversin yokusu mu demisler; düz yere mi girdi demis.
    Esegi dügüne çagirmislar; ya odun eksik, ya su demis.
    Kurda neden boynun kalin demisler; isimi kendim görürüm de ondan demis.
    Katira baban kim demisler; dayim at demis.
    Yengece niçin yan yan gidersin demisler serde kabadayilik var demis.
    Kediye bokun kimya demisler; üstünü örtmüs.
    Terziye göç demisler; ignem basimda demis.
    Tilkiye tavuk kebabi yer misin demisler; adamin gülecegini
    getiriyorsunuz demis.
    Agaca balta vurmuslar; soyu bedenimden demis.
    Tencere demis: dibim altin; kepçe demis: girdim çiktim
    Yalancinin evi yanmis; kimse inanmamis.
    ATASÖZLERINDE DEVRIK TÜMCE:
    Birçok atasözü devrik tümce ile kurulmus; böylece daha
    güçlü bir anlatim saglanmistir Örnekler:
    Ada bana, adayim sana.
    Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
    Say beni sayayim seni.
    Açma sirrini dostuna o da söyler dostuna.
    Aglama ölü için agla deli için.
    Al kasagiyi gir ahira, yarasi olan gocunur.
    Besle kargayi oysun gözünü.
    An beni bir kazla o da çürük çiksin.
    Açtirma kutuyu söyletme kötüyü.
    Sorma kisinin aslini, sohbetinden bellidir.
    Var ne bilsin yok halinden.
    ATASÖZLERI ULUSAL DEGERLERI YANSITIR:
    Her ulusun atasözleri, kendi varliginin ve benliginin aynasidir.
    Atasözlerinde bir ulusun düsünceleri, yasayislari, inanislari, gelenekleri
    görülür. Atasözleri, uluslarin zekalarindaki keskinligi, hayallerindeki
    genisligi, duygularindaki inceligi belirten en degerli örneklerdir. Bu
    sözler, derin felsefelerden baska güzel buluslarla, parlak nüktelerle, ince
    alaylarla, sert taslamalarla doludur. Böylece her atasözü, kendi ulusunun
    damgasini tasir.
    ATASÖZLERININ ÇIKISI VE BIÇIMLENMESI:
    Bir atasözünün ilk taslagini kuskusuz ki tek kisi ortaya atmistir. Ama
    zamanla birçok kisiler onun üzerinde yontmalar, eklemeler, degistirmeler
    yapmislar; ona kamunun begendigi, benimsedigi bir biçim vermislerdir. Iste
    ilk taslak, bu son biçimiyle atasözlerinin bütün niteliklerini kazanmis ve
    bir kisinin mali olmaktan çikarak toplumun mali olmustur.
    ATASÖZLERININ ESKILIGI, YENILIGI:
    Atasözlerinin, atalardan kalma, eski, ulusal varliklar oldugunu söylüyoruz.
    Bu eskilik niteligi üzerinde biraz durmak gerekir:
    a) Yüzlerce yil halk potasinda kaynadiktan sonra atasözü
    niteligini kazanmis olan bir sözün sözcüklerinde sözdiziminde
    zamanla degisiklikler olabilir. Örnek olarak iki atasözünün
    bugünkü, 15 ve 11'inci yüzyillardaki biçimlerini bir arada gösterelim:
    Kurt komsusunu yemez. (Bugünkü)
    Kurt konsisin incitmez. (15'inci yüzyildaki)
    Böri kosnisin yimes. (11'inci yüzyildaki)
    Isiramadigin eli öp basina ko. (Bugünkü)
    Kesemedügün eli öp basina ko. (15'inci yüzyildaki)
    Tasig isrumasa öpmis kerek. (11'inci yüzyildaki)
    (Tasi isiramazsa öpmesi gerek)
    b) Eski atasözlerinden bugün unutulmus olanlar bulundugu gibi yeni
    zamanlarda dogmus atasözleri de vardir. Dokuz yüzyil önce yasadiklari Divanü
    Lugat-it Türk'ten anlasilan atasözlerinden kimisi bugün de yasamakta ise de
    kimisi unutulmustur. Dahasi 15. yüzyil atasözlerinin durumu da
    böyledir. Örnegin Divan'daki:
    Otug odhguç birle üçürmes.
    (Ates alevle söndürülmez.)
    Buzdan suv tamar.
    (Buzdan su damlar.)
    Tesük suvda belgürer.
    (Kasik yarigi suda belli olur.)
    gibi birçok atasözleri unutulmustur. Bunun gibi 15. yüzyilda derlenmis olan
    atasözlerinden:
    Sünnet var cümle kesmek yok.
    Esek eti diriyle tatludur.
    Il ilden ayruksi olmaz, töresi ayruk olur.
    gibileri bugün isitilmemektedir. Öte yandan:
    Bir fincan kahvenin kirk yil hatiri var.
    gibi kahvenin yurdumuza yayildigi tarihten sonra çikan atasözleri de vardir.
    Demek ki atasözleri de dilin sözcükleri gibi sürekli bir olus-unutulus
    durumu içindedir.
    DÖRT BÖLÜK ATASÖZÜ:
    Atasözleri, kullanildiklari yer ve zaman bakimindan dört
    bölüge ayrilabilir: a) Yurdun her yerinde kullanilanlar; b) Sadece bir
    bölgede bulunanlar; c) Türkiye disindaki Türk lehçelerinde yasayanlar; ç)
    Eski zamanlarda kullanilmis iken bugün birakilmis olanlar. Biz bunlari ayri
    ayri derleme konusu yapmayi uygun buluyoruz. Nasil ki sözlüklerimiz: a) Ortak
    yazi dili sözlügü; b) Bölge agizlarinin sözlügü; c) Lehçeler
    sözlügü; ç) Tarihsel sözlük olarak ayri ayri ortaya konulmaktadir.
    ÇELISIK ATASÖZLERI:
    Atasözleri içinde anlamlari birbirine aykiri olanlar vardir.
    Her atasözü bir kural olduguna göre bu çelisik sözlerden her
    biri nasil kural sayilabilir? Bu soruya cevap verebilmek için
    görüp geçirdigimiz olaylarin çelismelerle dolu oldugunu düsünmek
    gerekir: Bunlari belirten kurallar da süphesiz öyle
    olacaktir. Bundan baska ayni olay; degisik kosullar altinda
    ayri ayri sonuçlar verebilir. O zaman birbirini tutmayan düsturlar ortaya
    çikar. Nitekim yalan söylemenin kötü sonuçlar verecegini bildiren
    atasözleriyle birlikte dogru söylemenin kötü sonuçlar verecegini bildiren
    atasözleri de yasamaktadir:
    Yalancinin evi yanmis, kimse inanmamis.
    Yalancinin mumu yatsiya kadar yanar.
    Dogru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
    Dogru söyleyenin tepesi delik olur. (Çünkü herkes basina vurur.)
    Bunun gibi, iyilik yapanin iyilik görecegini bildiren atasözlerimiz de
    kötülük görecegini bildiren atasözlerimiz de vardir:
    Iyilik eden iyilik bulur.
    Iyilige iyilik olsaydi koca öküze biçak olmazdi.
    Burada bir inceligi belirtmek yerinde olur: Birbirine aykiri olan
    atasözlerinin hepsi kural gibi söylenmis olmakla birlikte dogru yargili
    olmayanlar, ya toplumla alaydir, ya taslamadir ya uyarmadir ya yermedir ya da
    bir kötümserlik ve öfke anlatimidir. Bunlar dogru seyler söylemek için degil,
    toplumca benimsenmek gibi bir genelligi bulunan ruh hallerini
    yansitmak için ortaya çikmislardir. Aralarinda yerine göre inanilarak
    söylenilmis olanlar da bulunabilir. Örnegin:
    Devlet mali deniz, yemeyen domuz.
    sözü taslama da, öfke anlatimi da, inanilarak söylenilmis bir
    söz de olabilir.
    IKI YARGILI ATASÖZLERI:
    Birtakim atasözleri çifte yargili, çifte kurallidir. Bu özellik
    eski atasözlerinde de bugünkülerde de görülür. Yargilar arasinda
    baslica iki türlü ilgi bulunur.
    a) Atasözü iki cümleli bir benzetmedir. Cümlelerden biri
    benzeyen, öteki kendisine benzetilen yandir. Divanü Lugat-it Türk'teki su
    söz gibi:
    Ula bolsa yol azmas, bilig bolsa söz yazmas.
    (Isaret olsa yol sasirilmaz, bilgi olsa söz sapitilmaz.)
    Bugünkü atasözlerinden örnekler:
    Demir tavinda, dilber çaginda.
    Hirsizlik bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten.
    Erken kalkan yol alir, erken evlenen döl alir.
    Kavurga karin doyurmaz, kar susuzluk kandirmaz.
    Çok mal haramsiz, çok söz yalansiz olmaz.
    Eken biçer, konan göçer.
    Tarlayi tasli yerden, kizi kardaslik yerden.
    Paran çoksa kefil al, isim yoksa sahit ol.
    Suyun yavas akanindan, insanin yere bakanindan kork.
    b) Atasözünün iki cümlesi anasinda bir benzetme degil baska bir ilgi
    vardir: Iki yargi birbirini tamamlar ya da birbirine karsit olabilir
    Örnekler:
    Aç birakma hirsiz edersin, çok söyleme arsiz edersin.
    Baba vergisi görümlük, koca vergisi doyumluk.
    Var evi kerem evi, yok evi verem evi.
    Güzel bürünür, çirkin görünür.
    ATASÖZLERIYLE KARISTIRILAN SÖZLER:
    Atasözlerinin niteliklerinden kimisini tasidiklari için atasözlerini
    andiran ve birçok kitaplarda atasözü diye gösterilen birtakim sözler vardir.
    Asagida çesitlerini gösterdigimiz bu sözler, gerçek atasözleriyle
    karistirilmamalidir:
    a) Özsöz, özdeyis (vecize) adlari verilmesi gereken ve uzun uzun
    açiklanabilen derin anlamli kisa sözler. Bunlar içinde yazani; söyleyeni
    belli olanlar da olmayanlar da vardir.
    Örnekler:
    Kendini bil. (Khilon)
    En büyük utku, kisinin kendine egemen olmasidir. (Eflatun)
    Mali az olan degil, istekleri çok olan insan fakirdir. (Seneca)
    Düsünüyorum, öyleyse var. (Descartes)
    Hayatta en hakiki mürsit ilimdir. (Atatürk)
    Hakaret muhayyerdir, reddolunur. (Hamit)
    Açikgözlülük, sirasinda göz yummayi bilmektir. (Cenap S.)
    Suüstimal kapisini aralik etmeye gelmez; derhal ardina kadar açilir. (Cenap S.)
    Kainatta yalniz bir sosyalist tanirim: Ecel. (Cenap S.)
    En metin nokta-i istinat, insanin kendi kuvvetidir. (Cenap S.)
    Bir güzel kiyafet, iyi bir tavsiye mektubudur. (Cenap S.)
    Keskin kiliç kullananlar yanlis hamlelerden sakinmalidirlar.
    Kabiliyetin mektebi yoktur.
    Adalet mülkün temelidir.
    b) Özdeyis disinda kalan ve halk arasinda sik sik kullanilan kisa, kuru,
    yalin gerçekler:
    Parasizlik her fenaligi yaptirir.
    Çalisan kazanir.
    Cümlemizin girecegi kara topraktir.
    Baba evladinin fenaligini istemez.
    Mesveretsiz yapilan isten hayir gelmez.
    Ilim deryadir.
    Lakirdi ile is bitmez.
    Takdir ne ise o olur.
    Talih yar olmayinca elden ne gelir.
    Can tatlidir.
    Herkes ana baba evladidir.
    Fena söz çekilmez.
    c) Yazani bilinsin, bilinmesin bilgece dize ve beyitler:
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sihhat gibi. (Kanuni)
    Akla magrur olma Eflatun-i vakt olsan eger,
    Bir edib-i kamili gördükte tifl-i mektep ol. (Nefi)
    Hak ol ki Huda mertebeni eyleye ali. (Ruhi)
    Taklid-i zag kebk-i hiramani güldürür. (Yahya Ef.)
    Sükut etmek gibi nadane alemde cevap olmaz. (Sefii Dede)
    Secaat arz ederken merd-i Kipti sirkatin söyler. (Ragip Ps.)
    Erisir menzil-i maksuduna aheste giden. (Hatemi)
    Tiz reftar olanin payine damen dolasir. (Hatemi)
    Laf-i dava-yi enaniyyet ne lazim akile, (Esat Muhlis Ps.)
    Herkesin alemde bin mafevki bin madunu var. (Esat Muhlis Ps.)
    Mihneti kendüye zevk etmedir alemde hüner. (Vasif)
    Zerdüz palan ursan esek yine esektir. (Ziya Ps.)
    Ihtilafatiyle ugrasmakta dehrin zevk yok, (Muallim Naci)
    Zevk anin mirsad-i ibretten temasasindadir. (Muallim Naci)
    ç) Kimi sairler manzumeleri içine aldiklari atasözlerinin
    kalibini bozmuslardir: Vezne uysun diye ve baska nedenlerle
    sözcükleri degistirmisler, araya sözcükler katmislar, sözdizimine
    baska biçim vermislerdir. Edebiyatimizda örnegi pek
    çok olan böyle sözler, manzume içindeki degisik biçimleriyle
    atasözleri sayilamazlar; asillan baska türlü olan atasözlerine isaret
    sayilirlar. Iste birkaçi:
    Yüce olur ise her ne kadar dag,
    Yol üstünden asar yakin u irag. (Güvahi)
    (Dag ne kadar yüce olsa yol üstünden asar.)
    ::::::::::::::
    Ecel oldugu yoktur havf ile def. (Güvahi)
    (Korkunun ecele faydasi yoktur.)
    ::::::::::::::
    Ki baska buzagi, kaçma bu sözden,
    Yeg olur seksiz ortaklik öküzden. (Güvahi)
    (Ortaklik öküzden yalniz buzagi yegdir.)
    ::::::::::::::
    Isitmedin mi risvet kapudan sad
    Giricek bacadan gamgin çikar dad. (Güvahi)
    (Rüsvet kapidan girerse iman bacadan çikar.)
    ::::::::::::::
    Bu mesel meshurdur kim dest ber balayi dest..
    (El elden üstündür.) (Nev'i)
    ::::::::::::::
    Aglamak ne demek kendi düsenler? (Lemi)
    (Kendi düsen aglamaz.)
    :::::::::::::
    Binenler tiz nüzul eyler semend-i müstear üzre.
    (Egreti ata binen tez iner.) (Nabi)
    :::::::::::::
    Zeminin gusu var derler meseldir. (Hifzi)
    (Yerin kulagi var.)
    :::::::::::::
    Hos gelir avaze-i davul u zurna durdan. (Molla)
    (Davulun sesi uzaktan hos gelir.)
    :::::::::::::
    Anlamaza davul çalsan viz gelir,
    Anlayana sivrisinek saz olur. (Mesti)
    (Anlayana sivrisinek saz, anlamaya davul zurna az.)
    Bir atasözünün ayri ayri kisilerce, hatta bir sairce türlü biçimlere
    sokulduguna da örnekler verelim:
    Verilmez oglan aglamasa emcek. (Güvahi)
    Aglar sabi bile: Verin mememi. (Gufrani)
    (Aglamayan çocuga meme vermezler.)
    Demekle bal tatlu olmaz agiz. (Güvahi)
    Meseldir zikr-i sehd ile seha olmaz dehen sirin. (Kalayi)
    Bal bal desen agiz bal olur mu ya? (Gufrani)
    (Bal bal demekle agiz tatli olmaz.)
    Ki atlaslar olur zaman ile dut. (Süheyl ü Nevbahar)
    Ki atlaslar olur eyyam ile tut. (Tutmaci)
    Küyenler hardan hurma yediler,
    Koruktan sabr ile helva yediler. (Seyhi)
    Nice sirin demis bunu dana
    Ki olur sabr ile koruk helva. (Hamdullah Hamdi)
    Bagda sabr ile biter huse,
    Huse em sabr ile olur tuse. (Hamdullah Hamdi)
    Eger sabredesin ey nahl-i ziba,
    Koruk helva ola vü har hurma. (Kemal Pasazade)
    (Sabirla koruk helva olur, dut yapragi atlas)
    Ki vardurur gönülden gönüle rah. (K. Pasazade)
    Ki derler var gönülden gönüle yol. (K. Pasazade)
    Ki gönülden gönüle vardir rah. (K. Pasazade)
    (Gönülden gönüle yol vardir.)
    BASKA DILE ÇEVIRILME:
    Atasözleri baska dile çevrilebilir. Bu çevirde anlam kaybolmaz, sadece
    biçim özellikleri kaybolur. Birçok uluslarda ayni anlami tasiyan atasözleri,
    de vardir.
    Ç. TANIM
    Yukaridaki açiklamalarla atasözlerinde bulunan çesitli özellikleri ortaya
    koymus bulunuyoruz. Bütün bu özellikleri içine alan bir tanim çok uzun olur.
    Bunun için ana nitelikleri belirterek olabildigince kisa bir tanim yapacagiz:
    Atalarimizin, uzun denemelere dayanan yargilarini genel kural, bilgece
    düsünce ya da ögüt olarak düsturlastiran ve kaliplasmis biçimleri bulunan
    kamuca benimsenmis özsözler.
    :::::::::::::
    2
    DEYIMLER
    Atasözleri bölümünde yaptigimiz gibi, deyimin tanimini sona birakarak önce
    özelliklerini inceleyelim.
    Deyimlerde de hem biçim, hem kavram özellikleri bulunmaktadir. Biçim
    özelliklerinden kimisi, atasözleriyle deyimler arasinda ortaktir. Kavram
    özelliklerinde böyle bir ortaklik yoktur.
    A- BIÇIM ÖZELLIKLERI
    1- Deyimler de atasözleri gibi, kaliplasmis sözlerdir. Bir deyimin
    sözcükleri degistirilip yerlerine -ayni anlamda da olsa- baska sözcükler
    konulamaz ve deyimin sözdizimi bozulamaz. Örnegin:
    Ayikla pirincin tasini
    deyimi, ayikla bulgurun tasini biçiminde söylenebilecegi gibi,
    Tut kelin perçeminden
    deyimi de kelin perçeminden tut biçiminde kullanilamaz.
    2- Deyimler de, atasözleri gibi, kisa ve özlü anlatim araçlaridir.
    Dil dökmek - Kelle kulak yerinde - Kel basa simsir tarak - Ati alan
    Üsküdar'i geçti... gibi.
    3- Deyimler en az iki sözcükle kurulurlar ve biçim bakimindan iki bölüge
    ayrilabilirler:
    a) Sözcük öbegi durumundaki deyimler:
    Agir basli - Eli bayrakli - Püf noktasi - Içli disli - Kellesi
    koltugunda - Gel zaman git zaman - Kasla göz arasinda - Suya sabuna
    dokunmadan... gibi.
    Öbegi olusturan sözcükler bitisik yazilmaz.
    Ünlem niteligindeki deyimleri de bu bölük içine almak uygun olur:
    Adam sen de! - Cart kaba kagit! - Yok devenin basi! - Hele hele!... gibi.
    b) Tümce durumundaki deyimler:
    Dostlar alisveriste görsün.
    Halep ordaysa arsin burda.
    Incir çekirdegini doldurmaz.
    Delik büyük, yama küçük... gibi.
    Bir mastarla sona eren deyimler, çekime gireceklerinden
    ve dolayisiyla bir tümce kuracaklarindan bu bölük içinde yer
    alirlar. Örnekler:
    Göz yummak - Gönül almak - Dirsek çevirmek - Damari tutmak - Baltayi
    tasa vurmak - Boyunun ölçüsünü almak - Bir tasla iki kus vurmak - Agzina bir
    parmak bal çalmak - Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak...
    Bunlar göz yumdum, gönlünü alalim, baltayi tasa
    vurdunuz, Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu.... gibi
    tümceden olustururlar.
    B- KAVRAM ÖZELLIKLERI
    1- Deyim, bir kavrami belirtmek için bulunmus özel bir
    anlatim kalibidir; genel kural niteliginde bir söz degildir. Deyimi
    atalarsözünden ayiran en önemli özellik budur.
    Deyimleri biçim özellikleri bakimindan incelerken iki bölüge ayirmistik.
    (Bkz. 2, A, 3). b) bölügünde bulunanlar, çogu zaman atasözleriyle,
    karistirilmaktadir.
    Bu karistirmanin nedeni, her iki söz çesidinin de tümce durumunda bulunmasi
    ve hosa giden bir anlatim tasimasidir. Biçim benzerliginden ileri gelen bu
    karisiklik, kavram ayriligina dikkat edilirse ortadan kalkar. Örnegin:
    Bitli baklanin kör alicisi olur.
    Isleyen demir isildar.
    Bugünkü isini yarina birakma.
    cümleleri atasözleridir. Çünkü her biri bir genel kuraldir. Denenmistir: Her
    zaman bitli baklanin kör alicisi olur. Isleyen demirin isildadigi su götürmez
    bir gerçektir: Bugünkü isini yarina birakmamak ögüdü de her zaman uygulanmak
    üzere ortaya konulmus bir düsturdur. Oysa:
    Ati alan Üsküdar'i geçti.
    Armut pis, agzima düs.
    Bu perhiz ne, bu lahana tursusu ne?
    sözleri deyimdir. Çünkü hiç biri genel kural olarak söylenemez: Her zaman
    ati alan Üsküdan geçmez. Armut pis agzima düs sözü her vakit degil, ancak
    kimi durumlar için dogrudur. Perhizle lahana tursusu da bir düstur gibi
    yürütülemez.
    2- Deyimlerin amaci, bir kavrami ya özel kalip içinde, ya
    da çekici, hos bir anlatimla belirtmektir. Atasözlerinin amaci ise yol
    göstermek, ders ve ögüt vermek, ibret almamiz için gerçekleri bildirmektir.
    Görülüyor ki deyimle atasözü, amaçta da birbirinden ayrilmaktadir.
    3- Deyimle atasözü arasinda, sinirda bulunan sözlere dikkat edilmelidir:
    a) Atasözleri arasina da alinsa, deyimler arasina da alinsa
    yanlis sayilamayacak sözler vardir. Bu, atasözleriyle deyimleri birbirinden
    ayiran özelliklerin iyice belirmemis olmasindan degil, bu çesit sözlerin
    iki anlam tasimasindan ya da iki türlü yorumlanabilmesinden ileri gelir.
    Örnegin:
    Açtirma kutuyu söyletme kötüyü.
    sözü, karsindakini kizdirarak seninle ilgili seyleri ortaya
    dökmesine, senin için kötü seyler söylemesine yol açma anlamina kullanilirsa
    atasözü olur. Beni kizdirirsan senin için kötü seyler söylerim anlamina
    kullanilirsa deyim olur.
    Baska bir örnek:
    Çam sakizi çoban armagani.
    sözü zengin olmayan kimsenin armagani, pahali bir sey
    olamaz diye yorumlanirsa atasözü sayilmis olur. Sundugum sey degersiz ama
    gücüm ancak buna yetiyor diye yorumlanirsa deyim sayilmis olur.
    Böyle iki niteligi bulunan sözlerden birkaç örnek:
    Arnavut'a sormuslar: cehenneme gider misin? diye, aylik kaç? demis.
    Atin ölümü arpadan olsun.
    Bugday ekmegin yoksa bugday dilin de mi yok?
    Keçiye can kaygisi, kasaba yag kaygisi.
    Sen aga ben aga, bu inegi kim saga?
    Üzümü ye de bagini sorma.
    Varisina gelisim, tarhana asina bulgur asim.
    Balaban as pisirmis, çocuklarini basina üsürmüs.
    -Deveyi gördün mü? Yeden ölsün.
    Karinca kararinca.
    b) Kimi sözler, fiil çekiminin degismesi ile atasözü iken deyim, deyim iken
    atasözü durumuna girer Örnegin: Dag yürümezse abdal yürür atasözüdür. Dag
    yürümezse abdal yürüsün deyimdir. Bunun gibi: Dogmadik çocuga don biçilmez
    atasözüdür. Dogmadik çocuga don biçmek deyimdir.
    Bir örnek daha: Ölümü gören hastaliga razi olur, atasözüdür. Ölümü görüp
    hastaliga razi olmak ya da Ölümü gördü de hastaliga razi oldu deyimdir.
    Bu biçim deyimler, kaliplari bilinen atasözlerine risaret de sayilabilir.
    4- Biçim bakimindan iki bölüge ayirdigimiz deyimleri kavram bakimindan da
    ikiye ayirabiliriz:
    a) Deyimlerin çogunda kaliplasmis sözden çikan anlam,
    sözcüklerin gerçek anlamlan disindadir: Örnekler:
    Devede kulak - Düttürü Leyla - Basli basina - Içinden pazarlikli - Sapi
    silik - Çantada keklik - Gün görmüs - Ömür törpüsü - Püsküllü bela - Dise
    dokunur - Yildizi disi - Danisikli dövüs - Hem nalina hem mihina - Agir ezgi,
    fistiki makam - Balik kavaga çikinca - Abayi yakmak - Hapi yutmak - Pabucu
    dama atilmak - Mercimegi firina vermek - Iki ayagini bir pabuca koymak - Tozdan
    dumandan ferman okunmamak - Karda gezip izini belli etmemek - Tavsana
    kaç, taziya tut demek - Fol yok, yumurta yok - Ne sis yansin ne kebap - Öküz
    öldü ortaklik ayrildi - Tencere yuvarlandi kapagini buldu - Ben diyorum
    hadimim, o soruyor ogul usaktan neyin var?
    b) Kimi deyimlerde kaliplasmis sözden çikan anlam, sözcüklerin gerçek
    anlamlari disinda degildir Örnekler:
    Çogu gitti azi kaldi - Ismi var cismi yok - Iyiye iyi kötüye
    kötü demek - Adet yerini bulsun - Allah bana, ben de sana
    - Kimi kimsesi yok - Özrü kabahatinden büyük - Hem suçlu, hem güçlü - Yeri
    yurdu belirsiz - Agzina layik - Dosta düsmana karsi - Yükte hafif pahada
    agir - Iyi gün dostu.
    C- TAMAMLAYICI BILGILER
    DEYIMLERIN YAPISI:
    Deyimlerin biçim bakimindan ya tümce olduklarini ya da
    tümce olmayan sözcük öbegi durumunda bulunduklarini söylemistik. Sözcük
    öbegi durumunda olan deyimler, siniflandirilamayacak kadar çok degisik
    biçimlerde olusmuslardir. Iki sözcüklü olanlardan kimisini yapilari
    yönünden siniflandirmaya çalisalim.
    a) Ögeleri ekli ya da eksiz ad tamlamasi biçiminde olanlar vardir: anasinin
    gözü, kaçin kurasi, ayak bagi, kil payi, ayaginin tozuyla, sunun surasinda,
    günün birinde... gibi.
    b) Ögeleri ekli ya da eksiz sifat tamlamak biçiminde olanlar
    vardir: iki büklüm, dik basli, orta halli, bir ara, bos yere,
    bir agizdan, tek basina, tez elden, fena halde, çöpten çelepi, basli
    basina... gibi.
    c) Tamlanan - ad yapisinda olanlar vardir: kani pahasina, ardi sira, ucu
    ucuna, günü gününe, yani basinda, eli kulaginda, günü birligine... gibi.
    ç) Tamlanan - önad yapisinda olanlar vardir: kulagi delik, sütü bozuk,
    alni açik, cani tez, gözü kapali, yüzü gülmez... gibi.
    d) Ekli ya da eksiz ad - önad yapisinda olanlar vardir:
    et kafali, gün görmüs, çöp atlamaz, kendi gelen, cana yakin, kafadan sakat,
    arada bir, anadan dogma, ayagina çabuk, örümcek kafali... gibi.
    e) Biri ya da her ikisi ekli iki addan olusanlar vardir: el
    ele, art arda, karsi karsiya, kim kime, kendi kendine, sözüm
    ona, günden güne, devede kulak... gibi.
    f) Biri ya da her ikisi ekli iki sifattan olusanlar vardir: Üst
    üste, yari yariya, birdenbire, uzaktan uzaga, inceden inceye, ali al, moru
    mor... gibi.
    g) Iki eylemden olusanlar vardir: oldum bittim, inan olsun, gel geklim,
    bilir bilmez, oldu olacak, girdisi çiktisi, aldi yürüdü, veryansin etmek,
    örtbas etmek... gibi.
    Ikiden çok ögesi bulunan ve yukaridaki siniflar içine girmeyen degisik
    yapida deyimlerden de birkaç örnek görelim: her ne kadar, hiç olmazsa, ne
    var ki, ne de olsa, eski göz agrisi, o gün bugün, kiz aglama kiz, dumani
    dogru çiksin, dogru dogru dosdogru,... gibisine gelmek, kasla göz arasinda,
    ne olur ne olmaz, nerede kaldi ki, suyu mu çikti, tuz ekmek hakki...
    BIÇIMI DEGISEBILEN DEYIMLER:
    Deyimlerin donmus birer kalip oldugunu söylemistik. (Bkz. 44 2, A, 1).
    Kimi deyimlerde, tümce yapisi ve ana sözcükler degismemek üzere çekimler ve
    adillar degisebilir:
    Asagi tükürsem (tükürsen, tükürse...) sakalim (sakalin, sakali...), yukari
    tükürsem (tükürsen,...) biyigini (biyigin, biyigi...)
    Bana (sana, ona...) göre hava hos.
    Gözüne kestirmek (gözüme kestirdim, gözüne kestirdi)... gibi.
    BÖLGELERDE DEGISIK BIÇIMLER:
    Bir deyim, ayri ayri bölgelerde degisik sözcüklerle ya da
    degisik biçimlerle söylenebilir:
    Kizim sana söylüyorum, gelinim sen dinle (isit; anla).
    Çenesi düsük (Çenesi çürük).
    Hosuna gitmek (Hosuna gelmek).
    Göz ucuyla (Göz kuyruguyla).
    Kisalik ve özlülük, deyimlerin özelliklerinden olmakla birlikte (Bkz. 2, A, 2)
    kimi deyimler birbirine benzeyen sözcüklerin yenilenmesiyle güç kazanirlar:
    Yasi ne, basi ne!
    Tadi, tuzu yok.
    Yeri, yurdu bellisiz.
    Yol, iz bilmemek... gibi.
    DEYIMLERDE MECAZ:
    Mecaz, atasözlerinin ayrilmaz niteligi degildir, demistik.
    Bu söz, deyimler için de geçerlidir. Nitekim çam devirmek,
    devede kulak gibi çogu mecazli olan deyimler arasinda özrü kabahatindan
    büyük, yari yariya gibi mecazsiz olanlar da vardir.
    BENZETMELI ANLATIMLAR:
    Deyim sayilmaya elverisli olan ve olmayan benzetmeli anlatimlar vardir:
    a) Kimi kavramlari daha iyi belirtmek için birtakim basmakalip benzetmelere
    basvururuz. Buz gibi, ates gibi, kömür gibi... deriz ki çok soguk, çok sicak,
    çok siyah demektir. Atasözlerini ve deyimleri derleyen kitaplarda bu basma kalip
    benzetmeler de yer almaktadir. Bilindigi üzere benzetme ilgeci olan gibi,
    benzetmedeki iki yanin güçlü olanindan sonra gelir. Bunun arkasindan
    benzetme yönünü belirtecek olan önad söylenmezse ... gibi takimi, bu
    önadin yerini tutar. Yani buz gibi sözü -kendisinden sonra soguk sifati
    kullamlmasa bile- çok soguk anlamina gelir.
    Dilin her zaman tuttugu bu yolu özel bir kurulus ve anlatis
    yolu sayip bu gibi benzetmeleri deyimler ya da atasözleri
    arasinda göstermeyi biz uygun görmüyoruz.
    Deyim ya da atasözü saymadigimiz yaygin benzetmelerden örnekler:
    Kar gibi - Pamuk gibi - Zümrüt gibi - Seker gibi - Zehir gibi - Kil gibi -
    Kagit gibi - Igne gibi - Iplik gibi - Ipek gibi - Tas gibi - Kuyu gibi - Çiroz
    gibi - Dev gibi - Dalyan gibi - Dal gibi - Çöp gibi - Çam yarmasi gibi - Karun
    gibi - Kursun gibi - Kav gibi - Yildirim gibi - Arslan gibi - Ayi gibi
    - Tilki gibi - Esek gibi - It gibi - Kuzu gibi - Keçi gibi - Domuz gibi...
    b) Öte yandan deyim sayilmasi gereken benzetmeler vardir: Bunlar çekici
    bir anlatim kalibi içinde kurulmus, öylece begenilip yayilmistir. Örnekler:
    Tereyagdan kil çeker gibi - Gümrükten mal kaçirir gibi - Süt dökmüs kedi gibi
    - Terbiyeli maymun gibi - Deli sarayli gibi - Mal bulmus Magribi gibi -
    Tavsan boku gibi (ne kokar, ne bulasir) - Temcit pilavi gibi (isitip isitip
    koymak) - Koyun kaval dinler gibi (dinlemek) - Kabak çiçegi gibi (açilmak) -
    Ahfes'in keçisi gibi (bas sallamak) - Arpaci kumrusu gibi (düsünmek) - Beslik
    simit gibi (kurulmak) - Sebilhane bardagi gibi (dizilmek) - Ari kovani gibi
    (islemek) - Yildirimla vurulmusa dönmek - Iki cami arasinda kalmis beynamaza
    dönmek...
    DEYIMLERDE SÖZ SANATLARI:
    Deyimler de atasözleri gibi ustaca düzenlenmis sözlerdir.
    Bu sözlerin yapilisinda dilin türlü olanaklarindan ve çesitli
    söz, anlam sanatlarindan yararlanilmistir:
    Kulagi delik - Eli uzun - Arslan payi - Kör dövüsü - Eyüp
    sabri - Katir inadi - Eski göz agrisi - Ogul bali - Yüregi yufka - Göze
    girmek - Göz koymak - Gözü tutmak - Borusu ötmek - Dokuz dogurmak - Iple
    çekmek - Kabina sigmamak - Pösteki saymak - Ates püskürmek - Can kulagiyla
    - Anasinin kizi - Damsikli dövüs - Bir içim su - Çiçegi burnunda - Büyümüs de
    küçülmüs - Yasini basini almis - Agzi var dili yok - Gece silahli gündüz
    külahli - Dört elle sarilmak - Kus sütüyle beslemek - Kasikla verip sapiyla
    gözünü çikarmak - Ates bacayi sarmak - Pismis asa soguk su katmak... gibi.
    DEYIMLER ULUSAL DEGERLERI YANSITIR:
    Deyimler de ulusal damga tasiyan dil varliklaridir Ulusun söz yaratma
    gücünden dogarlar. Her deyim hos bir bulustur Bir küçük söz dagarcigina koca
    bir alem sigdirilmistir. En uçucu kavramlar, en ince hayaller, en güzel
    benzetmeler, çesit çesit mecazlar ve söz ustaliklari mini mini bir deyimin
    yapi harçlari arasinda parlar.
    DEYIMLERIN ESKILIGI, YENILIGI:
    Deyimler de atasözleri gibi toplumun mali olan eski sözlerdir. Örnegin,
    yüregi sogumak deyiminin 15. yüzyilda da, bulundugu, Seyhi'nin su beytinden
    anlasilmaktadir:
    Yüregi sogumadi sövmek ile,
    Olmadi esegi dövmek ile.
    Bunun gibi sakala gülmek deyimi 15. yüzyilda yazilan Gülsen-i Raz'da
    görülmektedir:
    Ki bunlar sakala gülmektir ancak.
    Akse'l-Ireb'deki atin kiymeti tirnagi dibinde gerek sözünden anlasiliyor
    ki bugün yurdumuzun bazi bölgelerinde kullanilmakta olan tirnagi dibinde
    deyimi 13. yüzyilda da vardi.
    Deyimler, atasözleri kadar eskimeden dile yerlesirler. Nitekim derdini
    Marko Pasaya anlat sözü, kimi yasli kimselerin tanidiklari Di. Marko Pasa'dan
    beri ortaya çikmistir. Son zamanlarda bozum olmak, kuyruk olmak, oyun
    çikarmak (sporda), bos vermek, yesil isik yakmak, is yok... gibi yeni
    deyimler de dilde yer almistir.
    DÖRT BÖLÜK DEYIM:
    Atasözleri gibi deyimler de kullanildiklari yer ve zaman
    bakimindan dört bölüge ayrilabilirler: a) Yurdun her yerinde kullanilanlar;
    b) Sadece bir bölgede bulunanlar; c) Türkiye disindaki Türk lehçelerinde
    yasayanlar; ç) Eski zamanlarda kullanilmis iken bugün çikarilmis olanlar.
    IKILEMELER:
    Ikileme adi verilen ve ayri ayri yazilan sözcüklerden anlamlari birbirine
    yakin, karsit olanlarla sesleri birbirini andiranlari ya da sözcüklerinden
    biri anlamsiz bulunanlari deyimlerin bir dali saymak yerinde olur: ev bark,
    çoluk çocuk, kap kacak, allak bullak, eski püskü, apar topar, süklüm püklüm,
    ters pers, ufak tefek, takim taklavat, asagi yukari, ileri geri, karma
    karisik, oldum olasi, oldu olacak... gibi.
    Ancak, ayni sözcügün yenilenmesiyle kurulan ya da kuruluslarindaki özellik,
    bir dil kurali uygulamasi olan ikilemeleri deyim saymayi uygun bulmuyorum:
    Tak tak, tikir tikir, miril miril, sakir sakir, büyük büyük, sari sari,
    yavas yavas, öbek öbek, yapis yapis, yigin yigin, söylene söylene... gibi.
    DEYIM VE BILESIK SÖZCÜK:
    Sözcük öbegi durumundaki deyim (Bkz. 2, A, 3) ile bilesik sözcük kimi
    zaman birbirine çok benzer. Bunlari nasil ayirt edecegiz?
    a) Bilesik sözcügü meydana getiren sözcükler, aralarina çekim ve yapim eki
    giremeyecek kadar kaynasmistirlar: Baslica üç yolla kurulurlar: 1) Anlam
    kaymasi (hanimeli, akbaba, atesböcegi, balkabagi, yerelmasi, karafatma ... gibi).
    2) Ses kaynasmasi ve düsmesi (cumartesi, kahvalti, peki, haminne, çöreotu...
    gibi).
    3) Sözcük çesidi kaymasi (vurdumduymaz, giderayak, dedikodu, veryansin,
    örtbas, çitkirildim... gibi).
    Bilesik sözcük, tek sözcük durumundadir: Bitisik yazilir; isim soyundandir;
    yani isim, sifat, zamir, zarf, edat, baglaç, ünlem gibi kullanilir:
    Vurdumduymazin biri; baliksirti desen; alabildigine kosuyordu... gibi.
    b) Deyimi meydana getiren sözcükler ise aralarina çekim
    eki alamayacak kadar kaynasmis degildirler. Bu sözcüklerin
    kimisi isim ve fiil çekimlerine girmistir. Eli açik, baldiri çiplak, gözü
    pek... gibi iyelik ekiyle kurulan; göz koymak, bas vurmak, el atmak... gibi
    fiilleri çekimlenebilen söz kümeleri deyimler arasina girer ve sözcükleri
    ayri ayri yazilir.
    (Bununla birlikte verdigimiz ölçüler; deyimle bilesik sözcügü ayirt etmek
    için her zaman yeterli degildir. Iki sözcüklü öyle sözler vardir ki deyim mi,
    bilesik sözcük mü olduklari ancak anlasma ile sonuca baglanabilir. Nasil
    ki yazimin (imlanin) olusumunda da fonetigin, etimolojinin, gelenegin, bir
    de anlasmanin (söyle olsun diye kabul edip elbirligiyle uygulamanin) payi
    vardir. Örnegin vazgeçmek sözü, Imla Kilavuzu'nun eski basimlarinda ve
    Türkçe Sözlükte ayri yazildigi halde Yazim kilavuzunun 1970 baskisinda
    bitisik olarak verilmistir. Balayi sözü Türkçe Sözlükte ayri yazilmistir.
    Yazim Kilavuzunda bitisiktir. Basibos, Imla Kilavuzunun eski baskilarinda
    bulunmadigina göre ayri yazilmasi öngörülmüs iken Yazim Kilavuzu (1970)nda
    bitisik olarak yer almistir. Ayak üstü, Imla Kilavuzunun eski baskilarinda
    ayri yazilmistir, Yazim Kilavuzu (1970)nda ise bitisiktir.
    Ben bu kitabin 1965 baskisinda ayak takimi, ayak teri, bal
    ayi, balik etinde, basi bos, bas ucunda, bit yenigi... sözlerini
    deyim sayip ayri yazmistim. Yazim Kilavuzu(1970) bu sözleri bitisik
    yazdigina göre deyim saymamis, bilesik sözcük saymis demektir.
    Öte yandan Yazim Krlavuzu'nda ayri yazilmasi öngörülmüs olan ara sira,
    yani sira, basli basina, bas vurmak, çiti piti, çitir pitir, kaba saba...
    sözleri bilesik yazmak egiliminde olanlar bulundugu gibi Yazim Kilavuzu'nda
    bilesik yazilmis olan basibozuk, bassagligi, birebir, durdinlen, elbirligi,
    gelisigüzel, sözgelisi, gitgide, sözbirligi, isbirligi, isyeri, kabataslak,
    minimini, tepetaklak, tersyön... sözlerini ayri yazmak egiliminde olanlar da
    vardir.
    Görülüyor ki bir yerde deyimle bilesik sözcügü kesin olarak ayirt etmek
    olanagi yoktur. O zaman tek çikar yol, anlasmaktir. Yani su sözü deyim
    sayalim, su sözü bilesik sözcük kabul edelim demektir.]
    DEYIM VE TERIM:
    Deyim ile terimi de ayirt etmek gerekir: Deyim, genel dilin mali olan
    sözdür. Terim ise ya bilim, sanat, meslek sözüdür ya da bunlar disinda,
    anlami daraltilmis sözdür ve bir tanimin özetidir: eskenar, bilirkisi,
    içgüdü, cevizgiller, kuspalazi, biçerdöver, gündönümü... gibi. Bu
    örneklerdeki terimler, bilesik sözcük olarak kurulmustur. Yani bunlar biçim
    ve yapi bakimindan bilesik sözcük, kavram ve görev bakimindan terimdirler.
    Sözcük öbegi biçimindeki deyimlerden böylece ayrilirlar.
    Terimler tek sözcük olanlari da vardir. Örnegin ayak sözcügü dar anlamiyla
    edebiyat ve cografya terimidir. Oysa tek sözcüklü deyim olmaz. Buna karsilik
    cümle halinde deyim vardir, ama terim yoktur.
    DEYIM VE ARGO:
    Deyim ile argo arasindaki iliskiye de dokunalim: Argo, genis anlamiyla
    bir meslek toplulugu arasinda kullanilan özel sözdür. Biz daha çok,
    külhanbeylerinin özel anlamda kullandiklari kaba sözlere ya da baskalari
    anlamasin diye aralarinda kararlastirdiklari anlamla kullandiklari
    sözlere argo diyoruz. Bu duruma göre argo sözcüklerine sadece
    argo demek yeter. Deyim niteligindeki argo sözcük öbeklerine ise argo
    deyim adini vermek yerinde olur. Torpil, piston, moruk, çakmak, (sinifta),
    taahhütlü (tabanca), röntgenci (kötü niyetle bir yeri gözetleyen)... argodur.
    Dalga geçmek (akli baska yerde olmak), maytaba almak (alay etmek), posta
    kurmak (gözdagi vermek), cizlami çekmek (kaçmak), bos vermek (aldiris
    etmemek), dayisi dümende olmak (is basinda kendisine arka olan kimsesi
    bulunmak), yag çekmek (birine dalkavukluk etmek)... gibi sözcük öbekleri
    argo deyimdir.
    BASKA DILE ÇEVRILME:
    Gerçek anlamlari disinda özel bir anlama gelen deyimler
    (Bkz. 2, B, 4, a), ayri sözcükler ve ayni gramer biçimleriyle
    baska dile çevrilemezler. Gerçek anlamlariyla kullanilan deyimler. (Bkz. 2,
    B, 4, ; b) ise baska dile çevrilebilirler.
    Ç- TANIM
    Buraya kadar yaptigimiz açiklamalara göre deyimleri söylece
    tanimlayabiliriz:
    Bir kavrami, bi durumu, ya çekici bir anlatimla ya da özel
    bir yapi içinde belirten ve çogunun gerçek anlamlarindan
    ayri bir anlami bulunan kaliplasmis sözcük toplulugu ya da
    tümce.
    :::::::::::::
    3
    KALIPLASMIS BASKA SÖZLER
    Atasözleriyle deyimlerden baska kaliplasmis sözlerimiz de
    vardir: Dualar, beddualar (ilençler), sövgüler, bilmeceler, tekerlemeler...
    gibi.
    Bunlarin en önemli özelligi, konularinin sinirli bulunmasi, yani her türün
    belli bir konuya özgü anlatim araci olmasidir.
    Bilmecelerle tekerlemelerde atasözlerinin ve deyimlerin öteki ayirici
    nitelikleri yoktur. Böylece bunlar, atasözleriyle deyimlerden kolayca ayirt
    edilebilirler. Ancak dualarin ve beddualarin bir bölügü ya atasözlerine ya;
    deyimlere yaklasir.
    DUALAR, ILENÇLER:
    Önce atasözü sayilabilecek dua ve beddualara bakalim: Bilindigi gibi
    atasözleri, genel kural; düstur niteliginde sözlerdir. Dua ve beddualar
    arasinda'da bir kisi için söylenmis olmayip genel nitelik tasiyanlar,
    yani bir kural gibi söylenmis olanlar vardir. Iste bunlar, dua ve beddua
    olmakla birlikte atasözleri de sayilabilirler:
    Allah sag eli sol ele muhtaç etmesin.
    Allah dört gözden ayirmasin.
    Allah deveye kanat vermesin.
    Allah namerde muhtaç etmesin... gibi.
    Genel kural niteligi tasimayip bir kisi için söylenmis olanlar atasözü
    sayilamazlar:
    Ömrün uzun olsun.
    Cani sag olsun.
    Allah cezasini versin.
    Allahindan bulsun... gibi.
    Deyim sayilabilecek dua ve beddualara gelince: Yukarida gördügümüz gibi
    deyimlerin amaci, bir kavrami, ya hos, çekici bir anlatimla, ya da sadece
    özel bir kalip içinde belirtmektir. Dua ve beddualar arasinda da bu
    özellikleri tasiyanlar vardir. Iste onlar, dua ve beddua olmakla birlikte
    deyim de sayilabilirler:
    Allah unutturmasin - Eline saglik - Gözünü toprak doyursun - Cani cehenneme...
    gibi.
    Durumu biraz daha aydinlatmak için hatirlatalim ki deyimlerin konusu
    sinirli degildir. Her çesit konu, deyime anlatim kaynagi olabilir. Dua ve
    beddualarin konusu ise sadece iyi, kötü dilektir. Bu özel konu da deyimlerin
    sinirsiz konlari içine girebileceginden anlatiminda deyim özellik ve niteligi
    bulunan dua ve beddualar, ayni zamanda deyim de oluyorlar demektir.
    Öte yandan, mecazli olmayan ve çekici bir anlatim kiligi tasimayan dua ve
    beddualar deyim sayilamazlar:
    Çok yasa - Sag ol - Cani çiksin - Kör olasi... gibi.
    SÖVGÜLER, MÜSTEHCEN SÖZLER:
    Halk arasinda kullanilan sövgü sözleri ile açik saçik ve edep
    disi sözler de konumuzla ilgilidir. Bunlarin kimisi deyim ya
    da atasözü niteliginde zekice bulunmus, güzel örgülü sanat
    ürünleridir. Ancak, kitaplara geçirilip geçirilmemeleri zaman
    zaman tartisma konusu olmustur. Dilde var olduklari yadsinamayan bu sözlerin
    kitaplara geçirilmesini dogru bulmayanlar, bir ahlak titizligi göstermekte,
    özellikle bunlari okuyacak çocuklari düsünmektedirler. Kitaplara
    geçirilmesini savunanlar ise: bilimde ayip ve utanma olmaz. Bunlari
    kitaplara geçirmemek bilim disi davranistir. Dil gerçegi gizlenmemelidir.
    Biz istedigimiz kadar gizleyelim; o, yayilip söylenmek akimindan öteki
    sözlerimizden beri kalmiyor demektedirler.
    Her iki görüsü de anlayisla karsilamak gerekir.
    :::::::::::::
    4
    ELESTIRILER
    Incelememizin 1. ve 2. ayrimlarinda atasözleriyle deyimlerin özelliklerini
    kendi görüsümüze göre belirttik. Bu ayrimda ise simdiye degin çikan belli
    basli eserlerde tutulan yollari, atasözleri ve deyimler için verilen
    tanimlari, yapilan derlemelerdeki kusurlari belirtecegiz. Kisacasi, bu
    elestirmelerle kendi görüsümüzü savunmus olacagiz.
    Sunu da söyleyelim ki elestirdigimiz eserleri meydana getirenlerin
    kaliplasmis sözlerimizi derlemede geçen emekleri sükranla anilmalidir.
    ATALAR SÖZÜ
    (Hazirlayan: Velet IZBUDAK)
    1480 yilinda bilinmeyen bir kisinin derledigi ve 1936'da, rahmetli Velet
    Izbudak'in açiklamalariyla birlikte Türk Dil Kurumu'nun bastirdigi, içinde
    689 söz bulunan Atalar Sözü adli kitapta genel olarak gerçek atasözleri
    bulunmaktadir. Derleyici, atasözlerinin özelliklerini iyi sezmis ve
    derlemelerine pek az baska sözler karistirmistir.
    Bu kitaptaki gerçek atasözlerinden örnekler:
    Dag ne kadar yüceyise yol üstünden asar.
    Asil azmaz, sag yiymaz.
    Hayir san isüne hayir gele basuna.
    Kagni çökecek yol gösterici çok olur.
    Kedinün uslulugu siçan görüncedür.
    Atalarsözü sayilamayacak sözlerden örnekler:
    Ekmegün sagdiç emegine dönsün.
    Gözün üstünde kasun mi var dediler melul olursun.
    It boku ilaca yaradi.
    Kendi gözündeki hezeni görmez, biregü gözündeki çöpü görür.
    Asaga korsam pas olur, yukaru korsam is olur.
    DURUB-I EMSAL-I OSMANIYYE
    (Sinasi)
    Bu eserin ikinci, yani 1287 (1870) baskisinda 2500 söz vardir.
    Çok kisa olan önsözünü oldugu gibi asagiya aliyoruz:
    Durub-i emsal ki hikmet-ül-avamdir, lisanindan sadir oldugu gibi milletin
    mahiyyet-i efkarina delalet eder. Durubi Emsal-i Osmaniyye ise cümleten
    manidardir. Binaenaleyh bunlarin kaba tabirati müstemil olanlarindan maada
    ekserini isbu mecmuaya elifba tertibi üzre derceyledim. Arabi ve Farisi ve
    Fransizca bazi mukabilleri fercemeleriyle beraber ilave kilindigi gibi lafzan
    veyahut manen durub-i emsali mutazammin olan birtakim Türkçe ebyat ile
    ibarat-i mensure dahi istidlal makaminda zeyl olundu. Tanzimi: 1268 (1851).
    1-
    Sinasi durub-i emsal (atasözleri) için hikmet-ül-avam yani halk felsefesi
    demekle bu sözlerin önemli özelliklerinden birini belirtmis oluyor. Ancak
    baska özelliklerini belirtmediginden tam bir tanim yapmis olmuyor. Halk, bir
    felsefesini komsulari uygun olmayan evi alma diye anlatsa, buna
    hiç kimse atasözü demez. Halbuki ayni felsefenin:
    Ev alma, komsu al.
    biçiminde söylenisine herkes atasözü demektedir. Görülüyor ki bir sözün
    sadece halk felsefesi olmasi atasözü sayilmasina yetmemektedir.
    2-
    Eserin adi Durub-i Emsal (atasözleri) oldugu halde, içinde atasözlerinden
    baska bilgece misralar, beyitler, deyimler, hatta deyim olmayan düpedüz
    laflar çoktur. Böylece Sinasi, atasözleri için verdigi eksik tanimdaki halk
    felsefesi niteligini bile tasimayan maddeleri de kitabina koymustur. Eserde
    karisik olarak yazili bulunan bu sözlerden birkaçini asil nitelikleriyle
    seçerek gösterelim.
    Atasözlerinden örnekler:
    Hekim kim, basina gelen.
    Ne ekersen onu biçersin.
    Kurt kocayinca köpegin maskarasi olur.
    Yavuz hirsiz ev sahibini bastirir.
    Sagir isitmez uydurur.
    Bilgece misralardan ve beyitlerden örnekler:
    Secaat arz ederken merd-i Kipi sirkatin söyler.
    Sükut etmek gibi nadane alemde cevap olmaz.
    Kar-i evvelde kisi akibet-endis gerek.
    Mihneti kendüye zevk etmedir alemde hüner.
    Takdir-i Huda kuvvet-i bazu ile dönmez,
    Bir sem'i ki Hak yaka cihan üflese sönmez.
    Bir kapuyu bendederse bin kapu eyeler küsat.
    Hazret-i Allah efendi fatih-ül-ebvaptir.
    Deyimlerden örnekler:
    At alan Üsküdar'i geçti - Tencere yuvarlandi kapagini buldu - Akintiya
    kürek çeker - Eski hamam eski tas - At basi beraber - Ipe un serdi - Kabak
    tadi verdi - Yakasi açilmadik - Kulp takti - Fitili aldi.
    Atasözü ve deyim olmayan laflardan örnekler:
    Dört yanini deniz aldi - Maymun gibi her seye eli yakisir - Basini
    hirkaya çekti - Ari gibi sokar - Çapak siler - Tesbih böcegi gibi büzülmüs
    - Elmastiras bardak latif olur - Parasizlik her fenaligi yaptirir - Sübut
    bulmayan söz hakkinda agiz açma.
    3-
    Sinasi, kimi atasözlerine ve kimi deyimlere yanlis biçim vermistir.
    Örnegin:
    Çesmeye gidenin testisi kirilir.
    It ürür kervan göçer.
    Açtirma kutunun kapagini.
    Açma kutuyu söyledirsin kötüyü.
    Suyu devirmis kediye döndü.
    sözleri yanlistir. Dogrulari söyledir:
    Su testisi su yolunda kirilir.
    It ürür kervan yürür.
    Açtirma kutuyu, söyletme kötüyü.
    Süt dökmüs kediye döndü.
    DURUB-I EMSAL-I OSMANIYYE
    (Ebüzziya)
    Sinasi'nin Durub-i Emsal-i Osmaniyye'sine birçok söz katarak söz sayisini
    4004'e çikaran ve 1302 (1885)'de kitabin üçüncü baskisini ortaya koyan
    Ebüzziya, eserin sonuna darbimesel ile tabir hakkinda bazi düsünceler
    eklemistir. Yazar, ünlü sözlükçü Littre'nin mesel için yaptigi tanimi
    efvah-i nasta deveran ve az kelime ile ifade-i meram eden bir kavl-i sayidir
    ki kaide-i külliyye hükmündedir diye Türkçeye çevirdikten sonra diyor ki:
    Her lisanda emsal ile emsal kuvvetinde birtakim tabirat
    vardir ki ona Fransizlar expression derler. Lisanimizda
    ise yerine göre istilah ve yerine göre tabir ile tarif olunabilir
    ki hulasa-i hükmü bir his veya fikr-i mahsusu terceme ve tefhimden
    ibarettir. Hatta tabirat-i meshuredendir tabiri zebanzed-i havass u avamdir.
    Binaenaleyh durub-i emsal ile tabirat-i meshureyi fark etmek iktiza eder.
    Hasil mesel odur ki bir vakayi veya bir hikmeti mutazammin olarak bir
    emri is'ar ve tenbih ede.
    Ebuzziya bu satirlardan sonra su üç sözü örnek olarak veriyor:
    Bol bol yiyen bel bel bakar.
    Bal bal demekle agiz tatlilanmaz.
    Kas yaparken göz çikarir.
    Bundan sonra söyle devam ediyor:
    Iste bunlar, bir hadiseyi veya emri temsil tarikiyle tarif
    ile beraber bir hükmü tazammun ederler ki bu kabilden olan
    kelam-i avama durub-i emsal itlak olunur. Lisan-i Türkide
    ise birtakim istilahat ve tabirat dahi emsal yolunda istimal
    olunagelmistir.
    Tabir itlak eyledigimiz akval ise bir hali musavvirdir. Anda meselin haiz
    oldugu hüküm yoktur. Mesela yalanci pehlivan tabir-i meshuru gibi. Çünkü
    yalanci pehlivan tabirinden hiçbir hadise tazammun etmeyip belki bir
    sahsin mahiyyeti taayyün eder ki icra edemeyecegi bir tavirda bulunan
    yani ca'li besalet taslayan kimseler vasfedilir.
    1-
    Görülüyor ki, Ebüzziya durub-i emsal ile tabirat-i meshure'yi birbirinden
    ayirmak gerektigini söylemistir. Ama bu ayir mayi yapmak için gerek olan
    ölçüz bulamamis, dahasi Littre'nin kaide-i külliye (genel kural) ölçüsünü
    kullanamamistir. Çünkü darbimesel diye gösterdigi yukandaki üç örnekten
    ilk ikisinde genel kural niteligi varsa da üçüncüsünde yoktur.
    Ebüzziya, sözlerinin sonunda söyle demektedir:
    Sinasi merhum emsal-i Osmaniyyeyi cemeyledigi sirada
    emsal ile istilahati tefrika lüzum görmeyerek ikisini beraber
    kaydeylemis olmasindan biz de camiin tuttugu usulü muhafaza eyledik.
    Biraz önce belirttigimiz gibi Ebüzziya böyle bir ayirma yapmaya
    kalkissaydi bunu basaramayacakti saniyoruz. Ancak, mademki derlemelerinde
    atasözleriyle birlikte deyimleri de verdigini söylüyor, hiç olmazsa eserinin
    adini Durub-i emsal ve Tabirat koymali idi.
    2-
    Ebüzziya mesel, darbimesel için iki tanim vermistir:
    a) Bir vakayi veya bir hikmeti muntazammin olarak bir
    emri is'ar ve tenbih eder Sinasi'nin hikmet-ül-avam tanimi için
    söylediklerimizi bu tanim için de tekrarlayabiliriz. Yani bu da yetersiz bir
    tanimdir.
    b) Bir hadiseyi, bir emri temsil tarikiyle tarif ile beraber bir hükmü
    tazammun eder.
    Bir olayi temsil (simgeleme) yoluyle anlatmak, atasözlerinin
    ayrilmaz kosulu olsaydi:
    Az tamah çok ziyan getirir.
    Bugünkü isini yarina birakma.
    gibi sözlerin atasözü sayilmamasi gerekirdi. Bunlarda temsil
    yoluna gidilmemistir. Yukarida da görüldügü gibi (Bkz. 1, C)
    atasözleri temsil yoluna bas vurularak da, bas vurulmayarak da kurulmus
    olabilir.
    Bir hükmü tazammun etmek kosuluna gelince: Her cümlede bir hüküm (yargi)
    bulunduguna göre atasözü olmayan cümlelerde de bu kosul gerçeklesmistir.
    Örnegin:
    Eviniz güzel yerdedir.
    O adam bu isi beceremez.
    gibi cümleler, atasözü olmadiklari halde bir hükmü tazammun
    etmektedirler. (bir yargiyi kapsamakta)
    Kaldi ki tanimda belirtildigi gibi bir olayi temsil yoluyla
    anlattiklari ve bir hüküm belirttikleri halde atasözü olmayan deyimler,
    hatta ne deyim ne de atasözü olan sözler vardir:
    Öküz öldü ortaklik ayrildi.
    Baltayi tasa vurdum.
    Onun semeri eksik.
    Kösk degil, cennet... gibi.
    3-
    Ebüzziya, tabir için söyle diyor:
    Bir hali musavvirdir. Anda meselin haiz oldugu hüküm yoktur.
    Bununla deyimin ayirici özelligini vermis olmuyor. Çünkü:
    Allaha ismarladik - Saglik olsun - Iyiye iyi, kötüye kötü
    der... gibi deyimlerde bir hali tasvir yoktur; halbuki yargi vardir.
    Öte yandan bir hali tasvir ettigi (bir durumu betimledigi)
    ve bir hüküm (yargi) belirtmedigi halde deyim olmayan sözler çoktur:
    Agir hasta - Yavas yavas konusma - Kar topunun yuvarlanmasi - Su kaynarken...
    gibi.
    4.
    Ebüzziya'nin, Sinasi'nin derlemelerine kattigi derlemelerde atasözlerinden
    baska deyimlerin, birtakim dizelerin, beyitlerin, bayagi gerçeklerin ve
    laflarin karisik olarak bulundugunu söylemistik. Bunlardan ayri ayri
    örnekler seçip veriyoruz.
    Atasözlerinden örnekler:
    Çok yasayan bilmez, çok gezen bilir.
    Son pismanlik akçe etmez.
    Köpekle dolasmaktan çaliyi dolasmak yegdir.
    Ne oldum dememeli ne olacagim demeli.
    Deyimlerden örnekler:
    Astari yüzünden pahali - Bagrina tas basti - Hih demis burnundan düsmüs -
    Dikine tiras - Fukara babasi - Göz boyadi.
    Çok taninmis örnekler:
    Hasmin sitemin anlamamak hasma sitemdir.
    Degil kürsiye vaiz arse çiksan adem olmazsin.
    Rüzgarin önüne düsmeyen adem yorulur.
    Saltanat dedikleri ancak cihan gavgasidir.
    Adudan intikam almak gibi dünyada kam olmaz:
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sihhat gibi.
    Rasgele gerçeklerden ve laflardan örnekler:
    Sabit olan nabit olur - Cümlemizin girecegi kara topraktir - Mesveretsiz
    yapilan seyden hayir gelmez - Kabiliyet talim ile olmaz - Genç beye hizmet
    güçtür - Mizikçi ile oyun oynanmaz - Rüya görmüse döndü - Yaza boza bir seye
    benzer - Eli tutar gözü görür - Siçan gibi kapana tutulmus - Paraya tapar.
    5-
    Sinasi gibi Ebüzziya da kimi sözlerin kaliplasmis biçimini degistirmistir:
    Kart agacin egilmesi güç olur.
    Halep yolunda deve izi sayar.
    Denize düsen yosundan imdat umar
    Zelzeleyi gören yangina razi olur.
    Ayagi göge ilisti.
    sözleri gibi ki dogrulari, söyledir:
    Agaç yasken egilir.
    Halep yolunda deve izi aramak.
    Denize düsen yosuna sarilir.
    Ölümü gören hastaliga razi olur.
    Ayagi suya degmek.
    Basi göge ermek.
    :::::::::::::
    DURUB-I EMSAL-I TÜRKIYE veya ATALAR SÖZÜ (Tekezade M. Sait)
    1311 (1895)'de yayimlanan ve içinde 5742 söz bulunan bu
    eserin önsözünde konu ile ilgili olarak yalniz sunlar söylenmektedir:
    Su risalenin havi oldugu durub-i emsalden her ahlak beseriyye ve fezail-i
    tabiiyye nokta-i nazarindan bakilir ise birer düstur-i ibrettir. Bu
    mülahaza, hemcinsinden bazilarinin ve belki de birçogunun hadim-i istifadesi
    olacagina dair muharrir-i acize bir itminan vermektedir.
    1-
    Düstur-i ibret sözü de hikmet-ül-avam gibi eksik bir tanimdir.
    Atasözlerinin özelliklerini yukarida (Bkz. 1, A, B) gösterdigimiz için
    burada sadece onlari animsatmakla yetinecegiz.
    2-
    Eserin adi Atalar Sözü olmasina karsin kitaba atasözlerinden baska pek çok
    deyimle ne atasözü ne deyim olan birçok söz karistirilmis ve hepsi alfabe
    sirasiyla verilmistir. Bunlardan -niteliklerine göre kendimiz siniflandirarak
    örnekler veriyoruz.
    Atasözlerinden örnekler:
    At ölür meydan kalir, yigit ölür san kalir.
    Alet isler el ögünür.
    Sabrin sonu selamettir.
    Yürük at yemini artirir.
    Garip kusun yuvasini Allah yapar.
    Deyimlerden örnekler:
    Kulagi kiriste - Kalbur üstüne gelen - Balik kavaga çikinca - Kabak tadi
    verdi - Sermayeyi kediye yükletti - At alan Üsküdar'i geçti.
    Atasözü ya da deyim olmayan sözlerden örnekler:
    Pirlanta gibi - Balik agi gibi - Yaban kedisi gibi insandan
    kaçar - Zannimiz gibi çikti - Sahin bakisli - Davul çalan isitmez - Hatiften
    nida mi geldi - Parayi denize atti - Hirsindan boguluyor - Aramakla ele
    geçmez - Din-i mübin ugruna - Ilmullah her seyi muhittir - Zuhurata tabi ol -
    Bihude seylerin terki aklin kemalidir - Ab ü dane serpilir insani kismet
    gezdirir - Ab-i pake ne zarar vakvaka-i kurbagadan - Gah olur gurbet vatan
    gahi vatan gurbetlenir.
    3-
    Kimi sözler yanlis biçimlerle verilmistir. Sinasi'de de bulunan:
    Faide zararin kardasidir.
    sözü gibi ki dogrusu sudur:
    Kar zararin kardasidir. (ortagidir)
    Nitekim Sinasi ayrica kar zararin kardasidir ve Tekezade M. Sait kar
    ziyanin kardasidir sözlerini de almislardir. Bunun gibi:
    Astari yüzüne uymaz - Astari yüzünden pahali.
    sözleri, su yanlis biçimlerle de yazilmistir:
    Yüzü astarina uymaz - Yüzünden astari pahali.
    Bu eserde bir de pabucuna kum dolar sözü geçmektedir. Bizim bildigimize
    göre bir bölge deyimi olan bu sözün dogrusu da pabucuna tas kaçmak'tir.
    KAMUS-I TÜRKI (Semsettin Sami)
    Hicri 1317 (1899)'de basilmis olan bu eserde atalarsözü terimi ata
    maddesi içindedir ve darb-i mesel diye karsilanmistir. Darb maddesi
    içinde bulunan darb-i mesel ise söyle tanimlanmistir:
    Mebni alelhikaye olup misal gibi irat olunan meshur söz.
    Buna göre her atasözünün bir hikayeye dayanmasi gerekir. Atasözleri içinde
    her ne kadar:
    Yalancinin evi yanmis, kimse inanmamis.
    gibi hikayeye dayananlar varsa da bu, bütün atasözleri için
    gerekli degildir. Nitekim:
    Ak akçe kara gün içindir.
    Yoldan kal yoldastan kalma.
    gibi atasözleri hikayeye dayanmaz.
    Öte yandan, hikayeye dayandigi halde atasözü olmayip deyim olan sözler de
    vardir:
    Baklayi agzindan çikarmak.
    Hosafin yagi kesildi... gibi.
    ATALAR SÖZLERI (Azerbaycan Edebiyat Cemiyeti)
    1926'da çikarilan ve içinde 2000'e yakin söz bulunan bu
    esere hem atasözleri hem baska sözler karisik olarak alinmistir.
    Kendimiz bir ayirma yaparak her iki çesitten örnekler gösterelim.
    Atasözlerinden örnekler:
    Anasina bak kizini al, kiragina bak bezini al.
    Od düstügü yeri yandirir.
    Çobanin gönlü olsa tekeden peynir dutar.
    Hayir söyle konsuna hayir çiksin karsina.
    Su aktigi yerden bir de akar.
    Baska sözlerden örnekler:
    Hata senden ata benden - Sayalim firsati ganimetten - Suya aparip susuz
    getirir - Köhne hamam köhne tas - Uzun sözün kisasi - Kah nala dögür kah
    miha - Kaza attim koza degdi.
    KONYA VILAYETI HALKIYYAT VE HARSIYYATI (Sadettin Nüzhet ve Mehmet Ferit)
    1926'da yayimlanan bu eserde atasözleri ve deyimler ayri
    ayri bölümlerde yer almistir. Darbimeseller (atasözleri) bölümünde 2057,
    tabirler (deyimler) bölümünde 279 söz vardir. Darbimesel için özel bir tanim
    yapilmamis, Ebüzziya'nin yazdiklarindan bir parçasi yinelenmistir. Tabirler
    bölümünde söyle denilmektedir.
    Meseller tam bir cümle veya fikra halinde irat olunarak muhatabina faide-i
    tamme ifade ettikleri halde tabirler çok kere terkib-i nakis seklinde irat
    olunurlar. Mesela ates pahasina tabiri dogrudan dogruya hiçbir hadiseyi,
    hiçbir hükmü ifade etmez. Ancak bu sene pamuk ates pahasina çikti dedigimizde
    pamuk fiyatinin çok yükseldigini ve müsterileri ates gibi yaktigini...
    tasavvur ediyoruz. Mat oldu, disine dayandi gibi bazi tabirlerde her ne
    kadar hüküm varsa da bunlarin müsnedün ileyh ve müteallikleri mahzuf
    oldugundan yine isidenlere tam bir mana is'ar ve ifade etmezler.
    1-
    Burada tabir'in en önemli özelligi olarak terkib-i nakis biçiminde
    bulunmasi gösterilmektedir. Kimi tabirlerdeki hükmün özneleri ve tümleçleri
    bulunmadigi için tam bir mana bildirmedigi de söylenmektedir.
    a) Deyim için terkib-i nakis tanimi çok yetersizdir. Yukarida görüldügü
    gibi (Bkz. 2, A, 3) deyimler terkip'ten baska biçimlerde de, tümce durumunda
    da bulunabilirler.
    b) Mat oldu gibi sözlerin özneleri ve tümleçleri bulunmadigi için deyim
    sayilmalari anlasilir sey degildir: Ahmet satrançta mat oldu denilirse mat
    oldu sözü deyim olmaktan çikacak midir?
    2-
    Bu kitaptaki derlemelere gelince: Atasözleri bölümünde gerçek atasözleri
    arasinda atasözü olmayan birçok söz de vardir:
    Atasözlerinden örnekler:
    Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
    Sag bas yastik istemez.
    Dag daga kavusmaz, insan insana kavusur.
    Kurularin yaninda yaslar da yanar.
    Atasözleri bölümünde gösterilen, ama atasözü sayilamayacak olan sözlerden
    örnekler:
    Pismis paça gibi siritma - Keçesini sudan çikardi - Tükürdün bir tükrük -
    Ar, namus tertemiz - Sen bir yana, dünya bir yana - Bir çikti, pir çikti -
    Çavdara girmis it gibi basini kemerleme - Dokuz öküz ile bir magarada mi
    kaldin - Ab ü dane serpilir, insani kismet gezdirir.
    Deyimler bölümüne de deyim olan ve olmayan sözler vardir. Örnekler:
    Aldi fitili - Ates pahasina - Ipe un serer - Tüy dikti - Basmakalip - Baba
    ocagi - Ümmetsiz peygamber - Hoca Nasrettin - Yaygarayi basti - Igne gibi
    - Billur gibi - Küp gibi - Yilan gibi - Atak - Kalp - Kaçak.
    TÜRK LÜGATI (Hüseyin Kazim KADRI)
    Büyük Türk Lügati adiyle anilmakta olan bu eserin birinci cildi 1927'de,
    ikinci cildi 1928'de Maarif Vekaletince, üçüncü cildi 1943'te, dördüncü
    cildi 1945'te Türk Dil Kurumunca bastirilmistir. Birçok maddelerinde
    darbimeseller basligi altinda verilmis olan sözlerin sayisi 6200'den
    artiktir. Kitapta atasözleri ve mesel için tanimlar da yapilmistir.
    1-
    Atasözleri söyle tanimlanmistir: Ecdattan nakil ve rivayet edilen sözler
    ve ögütler; durub-i emsal.
    Mesel için de Littre'nin yaptigi tanim, -Ebüzziya'nin çevirisi biraz
    degistirilerek- verilmistir: Sayi ve mütedavil ve bir hikmeti mutazammin
    olan söz, efvah-i nasta deveran ve az kelime ile tefhim-i meram eden
    kavildir ki kaide-i külliyye hükmündedir.
    Bu tanimlar, bizim açiklamalarimiz ve tanimimizla karsilastirinca (Bkz. 1,
    A, B, C) aradaki farklar belirecektir.
    2-
    Darbimeseller basligi altindaki sözler içinde hem atasözleri, hem deyimler
    bulundugu gibi ne deyim ne atasözü olan sözler de vardir. Sözleri niteliklerine
    göre siniflandirarak her üç çesit için örnekler gösterelim.
    Atasözlerinden örnekler:
    Aci patlicani kiragi çalmaz.
    Ak gün agardir, kara gün karardir.
    Eden bulur.
    Hayir dile esine, hayir gelsin basina.
    Bas yarilir börk içinde, kol kirilir yen içinde.
    Can cümleden aziz.
    Dikensiz gül olmaz.
    Deyimlerden örnekler:
    Kuyruk acisi - Kadin kadincik - Basina buyruk - Iki eli
    kandadir - Ak ile karayi seçti - Vur abaliya - Yan çizdi - Üç
    nal ile bir ata kaldi - Bir baltaya sap olur - Basinda kavak
    yeli esiyor - Can kulagiyla dinliyor.
    Atasözü ve deyim olmayan sözlerden örnekler:
    Iki öküze bir saman verecek hali yok - Basina çelenk takarim - Arindan
    yere geçecek - Firsat gözetir - Ev sahibinin dolasmasi misafire karsi
    faidedir - Bir bunda beni bir dahi mahserde görürsün - Zalim yine bir zulme
    giriftar olur ahir: Elbette olur ev yikanin hanesi viran.
    3-
    Kitaba alinan sözler içinde yanlis olanlar da az degildir.
    Örnekler:
    Açma kutuyu söyletme kötüyü.
    Evladini dögmeyen sonra dizini döger.
    Bir elin samatasi çikmaz.
    Tilki masali okur.
    Bunlarin dogrulari söyledir:
    Açtirma kutuyu söyletme kötüyü.
    Kizini dövmeyen dizini döver.
    Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
    Kurt masali okumak.
    4-
    Kimi sözler de iki biçimde yazilmistir. Bunlarin biri dogru, öteki
    yanlistir:
    Bir ayagi çukurda - Iki ayagi çukurda.
    Vur dedimse öldür demedim ya - Vur demeden öldürür.
    Korkunun ecele faydasi yoktur - Korkunun ecele faydasi çoktur.
    Bir çiçekle yar olmaz - Bir bulutla kis olmaz.
    ATALAR SÖZÜ (Sadi G. KIRlMLI)
    Selim Nüzhet Gerçek'in önsözü ve bibliyografyasi ile 1939'da yayimlanmis
    olan bu eserde 2742 atasözü ve 2140 deyim, ayri ayri bölümlerde verilmistir.
    Kitabin önsözü söyle basliyor:
    Atalar sözü agizdan agza dolasan ve az kelime ile çok mana ifade eden söz
    demektir.
    1-
    Atasözlerinin özellikleri üzerine yukarida yaptigimiz açiklamalar bu
    tanimin eksiklerini ortaya koyacagi için burada o özellikleri yinelemeyecegiz.
    Su kadar söyleyelim ki bu tanima göre ayakli kütüphane, asik suratli, yan
    çizdi, sagi solu yok gibi sözleri atalarsözü saymak gerekir.
    2-
    Bu eserde tabir (deyim) için hiçbir tanim yoktur. Ancak önsözde sunlar vardir:
    Atalarsözü ve tabirler, her ne kadar zahiren birbirlerine
    benzerlerse de aralarinda oldukça mühim bir fark vardir.
    Bu sebepten biz onlari bu risalede ikiye ayirmaya çalistik.
    Kitapta, iki söz çesidi arasindaki oldukça mühim farkin ne oldugu
    açiklanmamis, iki söz çesidini ayirma isine özel bir önem verildigi halde
    atasözleri bölümüne birçok deyimler, deyimler bölümüne birçok atasözleri
    konulmustur. Su sözler -yanlis olarak- atasözleri bölümünde yer alanlardan
    birkaç örnektir:
    Alan da pisman satan da - Borç benim kasavet senin mi - Davul çalsan
    isitmez - Delik büyük yama küçük - Emegi sagdiç emegine döndü - Gökte
    ararken yerde buldu - Gözün üstünde kasin var dedirtmez - Körler mahallesinde
    ayna satmaga benzer - Mal benim degil mi denize atarim - Nefsine kiyas et -
    Taraveti giden yemisin hazmi güç olur - Sükütu mera-i dana hasmini ilzam
    için saklar.
    Görülüyor ki bu sözlerin kimisi deyimdir; kimisi ise ne atasözü ne deyimdir.
    Atasözleri bölümünde yer almasi gerekirken deyimler bölümünde gösterilen
    sözlerden örnekler:
    Azicik asim kaygisiz basim.
    Bin nasihatten bir müsibet yegdir.
    Düsmez kalmaz bir Allah.
    Ekmeden biçilmez.
    Her yigidin yogurt yiyisi vardir.
    Hiyar akçesiyle alinan esegin ölümü sudan olur.
    Huy canin altindadir.
    Oglumu dogurdum ama gönlünü dogurmadim.
    Tirnagin varsa basini kasi.
    Yalancinin evi yanmis kimse inanmamis.
    3-
    Bu eserde ayni sözün iki ayri söylenisinden birinin atalarsözü, ötekinin
    deyim olarak gösterildigi de vardir. Örnegin, atalarsözü bölümündeki:
    Huy canin altindadir, can çikmadikça huy çikmaz.
    Sen aga ben aga bu inegi kim saga.
    sözleri, deyimler bölümünde su biçimlerde bulunmaktadir:
    Huy canin altindadir.
    Sen dede ben dede bu ati kim timar ede.
    :::::::::::::
    TÜRKÇE TABIRLER SÖZLÜGÜ (Mustafa Nihat ÖZÖN)
    1943'te Istanbul'da Ahmet Sait Matbaasi'nda basilmis ve
    Remzi Kitabevi'nce yayimlanmistir. 44 arti 400 sayfadir. Için
    de 4000'e yakin deyim vardir. Yazar, bu sözlükteki deyimleri, adlarini
    verdigi 7 eserden toplamis; bunlardan birçogunun metinler içinde
    kullanilisina örnek seçmek için de yine, adlarini verdigi, 15. yüzyildan
    günümüze kadar yazilmis 87 yapittan yararlanmistir.
    Kitabin önsözünde deyim''in nitelikleri su sözlerle belirtilmektedir:
    Tabir ile, birden fazla kelimenin vücuda getirdigi anlam demek istiyoruz.
    Tek kelimenin, manasindaki tabir kiliginda görülen anlam sözcüklerce
    kaydedilebilir. Onun için, biz bu kitabin düzenlenmesi sirasinda bu esasi
    tuttuk. Tabirlerde, çokluk mecaz ve kinaye bulunmakla beraber, tek
    kelimenin mecazli ve kinayeli kullanilisi o kelimenin bir tabir halini
    almasi sayilamaz.
    1-
    Deyim, birinci tümcede anlam olarak, son cümlede söz olarak
    düsünülmektedir. Bu noktaya degindikten sonra deyimin anlam olarak
    nitelenmeyecegini kitaptan rasgele aldigimiz bir örnekle açiklayalim:
    Kitapta karisik ve felaketli zaman sözleriyle belirtilen bir anlam var.
    Birden çok sözcügün olusturdugu bu anlama deyim adi verilebilir mi?
    Süphe yok ki hayir! Ama bu anlamin özel kalibi olan ana baba günü
    biçimindeki söze deyim adi verilir.
    2-
    Mustafa Nihat Özen yukariya aldigimiz sözlerinin son cümlesinden de
    anlasilacagi üzere- tek sözcügü deyim saymamaktadir. Su halde kitabinda
    deyimler arasina böyle sözcükleri almamasi gerekirdi. Oysa bunlari da
    almistir. Iste örnekleri: Açiktan - Açmaz - Agalik - Agizdan - Akilca -
    Akilli - Aksamci - Aptessiz - Arkali - Arkalik - Arkasiz - Ardinca
    - Asilasi - Aylikli - Azicik - Baba - Babacan - Babaç - Babali - Bacaksiz
    - Baslica - Basliksiz - Bastakiler - Bastan - Belali - Besmelesiz - Beyinsiz -
    Bican - Billah - Birlik - Birden
    - Biri - Bogazli - Bogazsiz - Bosuna - Boydan - Boysuz -
    Buyur - Buyurun - Can - Candan - Cangah - Canim - Çamur
    - Çenebaz - Çeneli - Çulsuz - Daglarca - Delismen -
    Dilbaz - Dillenmek - Dilli - Eyvallah.
    3-
    Özön söyle demektedir:
    Atasözleri ile tabir arasindaki farki kisaca söyle anlatmak
    kabildir: Atasözleri bir hüküm anlatir tabir ise bir durum
    bildirir. Dumanli hava aramak (kurt dumanli havayi sever).
    -Ayagiyla gelmek (ayagiyla gelene ölüm olmaz). - Alçak esek (alçak esege
    kim olsa biner). - Ayagi tastan sakinmak (itin ayagini tastan mi sakiniyorsun?).
    - Altin anahtar (altin anahtar her kapiyi açar) vb.
    a) Burada ayraç disindaki sözlerin deyim, ayraç içindekilerin de atasözleri
    örnegi olarak verildigi anlasiliyor. Ancak Itin ayagini tastan mi
    sakiniyorsun? sözü, atasözü degil, deyimdir. Ayagi tastan sakinmak diye bir
    deyim de yoktur.
    b) Atasözleri bir hüküm anlatir denmekle atasözlerinin gerçek ayirici
    özelligi belirtilmis olmuyor. Çünkü bir hüküm (yargi) bildirmesine karsin
    atasözü olmayip deyim, ya da bayagi söz olan sayisiz tümce vardir. Bunu,
    Ebüzziya'nin Durubi Emsal-i Osmaniyye'sini incelerken de açiklamistik.
    c) Özön, atasözlerini tanimamiz için atasözleri bir hüküm anlatirdan
    baska ölçü de vermiyor. Bu ölçüye göre, kitapta deyimler arasinda bulunan:
    Açmaza düsmek.
    Agizdan çikani kulak isitmemek.
    Önayak olmak. gibi sözler,
    O açmaza düstü.
    Filancanin agzindan çikani kulagi isitmiyor.
    Bu ise ben önayak oldum.
    biçiminde yargi bildiren kiliklara girerlerse atasözü sayilacaklar.
    Yine bu ölçüye göre kitapta deyim olarak gösterilen:
    Çingene haraççisina benzer.
    Onunla cennete bile gitmem.
    Olur olmaz dua ile defulacak bela degil.
    gibi sözler, yargi bildirdikleri için, atasözüdürler(!)
    4-
    Yalniz deyimleri içine almak üzre hazirlanmis olan bu eser
    de atasözleri de yer almistir:
    Ahlatin iyisini dagda ayi yer.
    Armudun iyisini ayi yer.
    Allah sekizde verdigini dokuzda almaz.
    Anasina bak, kizini al.
    Bes parmak bir degil.
    Can cümleden aziz.
    Çocuktan al haberi.
    El mi yaman, bey mi yaman?
    5-
    Deyimler arasinda, deyim olmayan birçok söz bulunmaktadir. Örnekler:
    Aci patlican - Zehir gibi aci - Aç kurt (gerçek anlamda) - Dükkan açmak -
    Agir hastalik - Agir is - Kalp akçe (gerçek anlamda) - Akil kabul edecek sey
    degil - Aksam namazi (gerçek anlamda) - Vallah - Billah - Bismillah -
    Elhamdülillah -
    Estagfurullah - Fesüphanatiah - Ibadullah - Insallah - Veliyyullah - Min
    tarafillah - Baç almak - Kiz atmak - Arap ati (gerçek anlamda) - Av kusu
    (gerçek anlamda) - Toz almak - Boy entarisi - Is buyurmak - Ne buyurulur -
    Buyurun gidelim - Gene buyurun insallah - Bokluca bülbül (gerçek anlamda) -
    Temel çivisi (gerçek anlamda) Ay gördüm Allah amentü billah, aylar mübarek
    olsun elhamdülillah.
    :::::::::::::
    TÜRK ATA SÖZLERI (Mustafa Nihat ÖZÖN)
    1952'de yayimlanan birinci baskisi 8257 numaralanmis atasözü ile 1470
    numaralanmamis deyimi, 1956'da yayimlanan ikinci baskisi 8600 numaralanmis
    atasözü ile 2250 numaralanmamis deyimi içine alan bu eserin önsözünde
    simdiye kadar çikmis olan belli basli atasözü kitaplarinda görülmüs
    olanlarin toplandigi söylenmekte ve kaynaklar söylece belirtilmektedir:
    Velet Izbudak tarafindan yayimlanan Atalar Sözü, Sinasinin, Ebüzziya'nin,
    Vefik Pasa'nin atasözlerini derleyen kitaplari, Divanü Lügat-it Türk ve
    Lehçe-i Osmani.
    Yazar, Sinasi'nin atasözü için söyledigi hikmet-ül-avam tanimini
    benimsemekte Ebüzziya'nin atasözüyle deyim için verdigi tanimlari da kabul
    etmis görünmektedir. Bundan baska iki çesit sözü ayri ayri göstermek için
    atasözlerini kitabin metnine deyimleri de sayfa altlarina koydugunu
    bildirmektedir.
    Simdi düsüncelerimizi siralayalim:
    1-
    Atasözleri bölümünde pek çok deyim ve baska söz vardir.
    Asagidaki maddeler, atasözleri bölümünde karisik olarak yazili bulunmaktadir.
    Biz bunlar arasindan on tane atasözü seçerek listenin ön sirasina aliyor,
    arkasindan da atasözü olmayanlari veriyoruz:
    Iki el bir bas içindir.
    Bal bal demekle agiz tatlilanmaz.
    Körün istegi bir göz, ikisi olursa ne söz.
    Yoldan kal, yoldastan kalma.
    Davacin kadi olursa yardimcin Allah olsun.
    Can çikar, huy çikmaz.
    Say beni, sayayim seni.
    Akacak kan damarda durmaz.
    Et tirnaktan ayrilmaz.
    Mal canin yongasidir.
    Kancayi takti - Ocagi söndü - Mekik gibi segirdir - Islak kargaya dönmüs -
    Cin gibi akli var - Aramakla ele geçmez - Parasi çok akli az - Diliyle
    yakalandi - Çaylak yavru kapar gibi - Eser savurur - Horoz ibigi gibi bir
    yana sallanir - Mecnun gibi beyabanda gezer - Yaka yika bitiremedi - Gavur
    gemisi gibi yan gider - Yaz yagmuru gibi gelir geçer - Hanci tavugu gibi
    yolcu artigindan geçinir - Paçalari sivayip da giristi ise - Kulaginda davul
    çalinir - Cennet kusu, bir seye akli ermez zavalli - Baba oglunun fenaligini
    istemez - Lakirdi ile is bitmez - Fen söz çekilmez - Ceviz ile ekmek yemesi,
    güzel ile muhabbet etmesi iyi olur.
    Görelim ayine-i devran ne suret gösterir.
    Kesilse ristesi sem'in ziyasi artar eksilmez.
    Gönüldendir sikayet kimseden feryadimiz yoktur.
    Cahilin alim katinda sözünün miktari yok,
    Kendi esek, giydigi çul, basinin yulari yok.
    Cehd eyle malini etme israf,
    Düsmana kalirsa da dosta olma muhtaç.
    2-
    Deyimler bölümünde pek çok atasözü ve baska söz vardir. Asagidaki maddeler
    deyimler bölümünde karisik olarak bulunmaktadir. Biz bunlar arasindan on
    tane deyim seçerek listenin ön sirasina aliyor, arkasindan da deyim
    olmayanlari veriyoruz:
    Araliga gitmek - Bas göz etmek - Çantada keklik - Dirsek çevirmek - Eski
    göz agrisi - Içli disli - Kapagi atmak - Kör dögüsü - Su götürür - Uzun
    uzadiya.
    Görünüse aldanma.
    Amca, baba yarisi.
    Deliden uslu haber.
    Soran yanilmamis.
    Yasa yasa gör temasa.
    Kavganin iyisi olmaz.
    Yarim elma gönül alma.
    Bir inat bir murat.
    Varak-i mihr ü vefayi kim okur kim dinler - Vera-yi perdede esrar var zuhur
    edecek - Uyku geldi bedene ne mutlu kalkip gidene - Gele gide - Vaktinde
    gerek - Bildigin gibi degil - Soygun vermis abdala döndü - Taziya dönmüs -
    Yabanin ayisi - Küp gibi - Çiçek gibi - Yilan gibi - At gibi - Esek gibi
    çalisir - Iplige bamya dizer gibi - Kediyle köpek gibi - Daha çelik çomak
    oynar - Söz anlamaz - Allame kesildi - Çattik belaya müstef'ilatün - Dedigi
    geldi çikti.
    3-
    Ayni nitelikte olan, dahasi kimi sözcük ve çekim degisikliginden baska
    aralarinda ayrim bulunmayan pek çok maddeler kitabin hem atasözleri
    bölümünde, hem deyimler bölümünde gösterilmistir:
    Adi kaale alinmaz. (Atasözleri bölümündedir)
    Adi kaale gelmez. (Deyimler bölümündedir)
    Çanak açiyor. (Atasözleri bölümündedir)
    Çanak tutmak. (Deyimler bölümündedir)
    Çikti dokuza inmez sekize. (Atasözleri bölümündedir)
    Binmis dokuza inmez sekize. (Deyimler bölümündedir)
    Atin ürkegi yigidin korkagi. (Atasözleri bölümündedir)
    Atin dorusu yigidin delisi. (Deyimler bölümündedir)
    Dolap beygiri gibi döner. (Atasözleri bölümündedir)
    Degirmen beygiri gibi dolasir. (Deyimler bölümündedir)
    El yumrugunu yemeyen kendini kahraman sanar. (Atasözleri bölümündedir)
    El yumrugu yemeyen kendi yumrugunu degirmen tasi sanir. (Deyimler bölümündedir)
    Anasindan emdigi süt burnundan geldi. (Atasözleri bölümündedir)
    Anamdan emdigim süt burnumdan geldi. (Deyimler bölümündedir)
    Deliden al uslu haberi. (Atasözleri bölümündedir)
    Deliden uslu haber. (Deyimler bölümündedir)
    Kurtla koyun kiliçla oyun. (Atasözleri bölümündedir)
    Kurtla koyun bir arada olmaz. (Deyimler bölümündedir)
    Aci aciyi bastirir. (Atasözleri bölümündedir)
    Aci aciya su sanciya. (Deyimler bölümündedir)
    Saglik hastalik bizim için. (Atasözleri bölümündedir)
    Hastalik saglik bizim için. (Deyimler bölümündedir)
    Yigidim yigit olsun da duragim çali dibi olsun. (Atasözleri bölümündedir)
    Erim er olsun da yerim çali dili olsun. (Deyimler bölümündedir)
    Her tarladan bir kesek. (Atasözleri bölümündedir)
    Her tarladan bir nakil, her adamdan bir akil. (Deyimler bölümündedir)
    Horoz akilli adam. (Atasözleri bölümündedir)
    Horoz akilli. (Deyimler bölümündedir)
    Kazanirsan dost kazan, düsmani anan da dogrur. (Atasözleri bölümündedir)
    Kazanirsan dost kazan. (Deyimler bölümündedir)
    Seriat zahiredir. (Atasözleri bölümündedir)
    Seriat zahire hükmeder (Deyimler bölümündedir)
    Var Marko Pasa'ya derdini yan. (Atasözleri bölümündedir)
    Derdini Marko Pasa'ya anlat. (Deyimler bölümündedir)
    4-
    Mustafa Nihat Özön, kaynak olarak seçtigi eserlerde ne
    varsa, hiç bir degerlendirme süzgecinden geçirmeyerek hepsini almistir.
    Bundan dolayi:
    a) Kaynaklarda kimi zaman yanlis, degisik biçimlerle yazili bulunan ayni
    söz, bu kitapta da -dogru ve yanlis olarak- birkaç kez yer almistir.
    b) Kitaba ne atasözü ne de deyim olan birçok sözler girmistir.
    Bu durum, kitaptaki söz sayisini, gereksiz yere, çogaltmistir.
    5-
    Özön, kaynaklarinin yapmadigi bir isi yaptigini, yani atasözleriyle
    deyimleri ayri ayri gösterdigini söylemektedir. Ama yukarida örnekleriyle
    gösterdigimiz gibi bu bir ayirma degil, karistirma olmustur.
    :::::::::::::
    TÜRK ATASÖZLERI VE DEYIMLERI (Feridun Fazil TÜLBENTÇI)
    Mart 1963'te çikan bu eser 402 sayfadir. Içinde numaralanmis 15080 söz
    bulunmaktadir. Toplayan (Tülbentçi) söyle demektedir: Ata sözleri ile
    deyimleri birbirlerinden ayiranlar ve bu suretle kitaplarinda bir tasnif
    yapan yazarlar olmustur. Ancak vücuda getirdikleri kiymetli eserlerinde bu
    farki çok güzel ifade ettikleri halde tasnifte hataya düsmüsler,
    deyimlerle ata sözlerini ister istemez birbirine karistirmislardir. Biz,
    Türk Atasözleri ve Deyimleri adini verdigimiz bu kitapta eslafa uyarak
    herhangi bir tasnif yapmak cesaretini kendimizde göremedik.
    Bu duruma göre eserde atasözleriyle deyimlerin birbirine
    karistirilip karistirilmadigi konusu üzerinde durmayacagiz.
    Üzerinde duracagimiz noktalar sunlardir:
    1-
    Önsözde Sinasi'nin durub-i emsal tanimi begenilmekte ve benimsenmektedir.
    Biz ise, yukarida görüldügü üzere, bu tanimi yetersiz bulmustuk.
    2-
    Yine önsözde atalar sözü umumiyetle bir hüküm ifade eder denilmektedir. Bu
    da Ebüzziya'nin taniminda bulunan bir görüstür ki yukarida elestirmistik.
    3-
    Kitapta atasözleriyle deyimlerin ayri ayri gösterilmedigi bildirildiginden
    bu konu üzerinde durmayacagimizi söylemistik. Ancak eserin önsözünde
    atasözleri örnekleri arasinda:
    Mart havasi gibi bir halde durmaz.
    sözü de görülmektedir. Bunun atasözü olmadigi açiktir.
    4-
    Tülbentçi, eserini sunarken içinde 15 binden fazla ata sözü ve ayni degerde
    deyim vardir ki simdiye kadar nesredilmis olanlarin söz adedi bakimindan en
    zenginidir diyor. Bizim görüsümüz sudur ki kendisi de, M.N. Özön gibi,
    kaynaklardaki sözleri degerlendirip elemedigi için kitaba giren söz sayisi
    çogalmistir. Bir eleme yapsaydi, bunlarin birçogu kitaba girmeyecekti.
    Örnegin, kitabin hemen basinda 1, ve 2 numara ile gösterilen:
    1- Ay ay dogmus.
    2- A benim ruh-i revanim seven ölsün mü seni?
    sözleri, deyimler arasinda da atasözleri arasinda da yer alamaz.
    Kitabin sonunda ise su sözler var:
    15076- Zülf-i yar.
    15077- Zülf-i yara dokunacak lakirdi söyler.
    15078- Zülf-i yara dokundu.
    15079- Zülf-i yara dokunma.
    15080- Zülf-i yara dokunur.
    Bunlara ve benzeri örneklere ayri ayri yer ve numara verildikten sonra
    15080 sayisini 25080'e, 35090'a yükseltmek isten degildir. Çünkü yukarida
    görülen çekimli biçimler arasina, sözgelisi:
    Zütf-i yara dokunmus.
    Zülf-i yara dokunuyor.
    Zülf-i yara mi dokunayim?
    Zülf-i yara dokunsa ne çikar.
    Zülf-i yara dokunmasin.
    gibi cümleler de katilabilirdi.
    Dogrusu ise sadece zülf-i yara dokunmak diye bir deyim göstermekti.
    5-
    Bu eserde ne atasözü ne de deyim sayilamayacak birçok söz bulunmaktadir.
    Iste örnekleri:
    Bab-i hümayun kapisi - Çelik gibi sert - Dana yedigi tasi bilir - Denaet,
    rezalet - Hepsi bitti de o mu kaldi - Her sözünde bir nükte var - Irgat
    gibi çalisir - Irk ve nesli pak - Iskatçi hoca - Islak tavuk - Içi baska
    disi baska - Ilim yalniz cehli giderir - Ilim yumusak dösekte yatmaz - Kargir
    iratlari mi var - Kartal'a variyor - Kartalha giriyor - Ovada kus
    uçar - Yar ü agyar - Yetimin hakkini yiyen berbat olur - Orasin saki-i
    gülçehrenin ibrami bilir.
    6-
    Kaynaktaki eski yazinin yeni yaziya çevrilirken dogru okunamamis olmasindan
    ya da kaynaktaki yanlis sözlerin oldugu gibi alinmis bulunmasindan, bu eserde
    epey yanlis söz vardir. Ayrica, bunlarin kimisi ne atasözüdür ne de deyim.
    Örnekler:
    Çagrilan yere arinma, çagrilmayan yere görünme.
    (Arinma degil `erinme okunacaktr. Erinmek, üsenmek demektir.)
    Küçük iser, büyük dayanir düser.
    (Dayanir degil tayinir okunacakti. Tayinmak ayagi kaymak demektir.)
    Boruda pesrev olmaz, ne çikarsa bahtina.
    (Zurnada olacakti. Kitapta dogrusu da vardir.)
    Kart agacin bükülmesi güç olur.
    (Agaç yasken egilir, olacakti. Kitapta dogrusu da vardir.)
    Ab ve dane serpilir, insani kismet gezdirir.
    (Ab ü dane ... okunacakti.)
    Saf na'l dür endiselerin matmai nazarlaridir.
    (saff-i nial, dur-endiselerin matmah-i nazarlaridir okunacakti.
    Ilerisini düsünenler bir kurulun hep asagi tarafinda oturmak isterler
    demektir.)
    Ilim, ilmi Altahtir.
    (ilmullah okunacakti.)
    Hem silahli hem külahli.
    (Gece silahli gündüz külahli olacakti. Kitapta dogrusu da vardir.)
    Insan okurken yanilir.
    (Hoca, ya da imam- okurken yanilir olacakti.)
    Kesesine güvenen borazanci basi.
    (Nefesine güvenen borazanci basi olur olacakti. Kitapta nefesine
    elverirse borazanci basi ol diye dogru bir biçim de vardir.
    Sinasi'nin kitabindan alinan bu sözdeki nefesine sözcügünü Sadi G.
    Kirimli, `Atalar Sözü adli eserine geçirirken yanlis olarak `hefsine diye
    okumustur.)
    TÜRK ATASÖZLERI
    (Milli Kütüphane Genel Müdürlügünce hazirlanmistir)
    Önsözünü Adnan Ötüken'in yazdigi bu yapit, Milli Egitim Bakanligi'nin
    Bin Temel Eser dizisi arasinda 1971'yilinin Ocak ve Subat aylarinda iki
    cilt olarak yayimlanmistir.
    Dizinin 47'ncisi olan birinci cilt, 15 sayfalik önsözden sonra 200 sayfadir.
    Içinde A-G harfleriyle baslayan 5411 söz bulunmaktadir. Dizinin 48'incisi
    olan ikinci cilt ise 201-391 sayfadir. G-Z harfleriyle baslayan sözleri
    kapsamakta ve
    10730'uncu söz ile sona ermektedir. Kitaba alti sayfalik bir bibliyografya
    ile dokuz sayfalik bir sözlük eklenmistir.
    Elestirmelerimizin ayrintilarina girmeden önce söyleyelim
    ki bu kitap, Milli Egitim Bakanligi'nin temel eserleri arasinda çiktigina
    göre her bakimdan olgun ve bu konuda simdiye degin çikarilanlardan üstün
    olmali idi. Öyle olmamis, birçoklarinin gerisinde kalmistir.
    Elestirilerimizi siralayalim:
    1-
    Adnan Ötüken'in yazdigi önsözde atasözünün ve deyimin
    tam, dogru tanimlari yapilamamis; bu kavramlar, bulanik anlatimlarla
    birbirine karistirilmistir.
    Ilk satirlarda atasözü için söyle bir tanim vardir;
    Atasözü umumi bir adlandirmadir. Bunun içerisinde
    darbimeseller ve tabirler = deyimler yer alir. Darbimesel,
    çesitli sekilleriyle her seyden önce bir hüküm ihtiva eder.
    Ikinci sayfada bununla çelisen su düsünce ileri sürülmüstür: Hüküm ihtiva
    eden atasözü denmesi ve bunlarin disinda kalanlarin da deyim adiyla
    adlandinlmasi dogru olur.
    Birinci tanima göre darbimesel, hüküm ihtiva eder. Ikinci tanima göre
    hüküm ihtiva eden söz, atasözüdür: Öyle ise tarbimesel = atasözü olmaktadir.
    Oysa söze baslanirken atasözünün hem darbimeseli hem de deyimi içine aldigi
    belirtilmisti. Önsözün son sayfasindaki on binden fazla atasözü (darbimesel
    ve tabir) bir araya getirildi tümcesinin yazilisindan da atasözünün
    darbimesel ile esanlamli sayilmadigi ve deyimin, atasözü kavraminin
    kapsami içine alindigi halde darbimeselin bu kapsam disinda birakildigi
    anlasiliyor.
    Öte yandan yine önsözde atasözleri için ayri, deyimler için
    ayri örnekler veriliyor; böylece birbirinden ayrilabilen iki söz
    çesidinin bulundugu kabul edilmis oluyor.
    Bu ikili ve karisik gürüsün etkisi, kitabin adinda da kendini gösteriyor:
    Dis kapakta Türk Atasözleri ve Deyimleri, iç kapakta Türk Atasözleri
    yazilidir.
    2-
    Önsöz yazari, atasözü taniminda kullandigi hüküm ihtiva eder ölçüsünü
    Ebüzziya'dan almistir. Atasözü için bir hükmü tazammun eder ölçüsünü veren
    Ebüzziya'dir. Hüküm tasimanin atasözü taniminda dogru bir ölçü olmadigini,
    yukarida, rahmetlinin Durub-i Emsal-i Osmaniyye'sini elestirirken ortaya
    koymustuk. (Bkz. s. 60).
    Atasözü hüküm ihtiva eder düsüncesini benimsemis olan önsöz yazari,
    örnekler siralarken:
    Kanimi kuruttu - Tasi siksa suyunu çikarir - Öküz öldü, ortaklik ayrildi...
    gibi sözleri deyim olarak göstermekle düsüncesinin tersi olan bir davranista
    bulunmustur. Çünkü sözler hüküm ihtiva ettiklerine göre, yazarca, atasözü
    sayilmali idiler; ama deyim olarak verilmislerdir. (Dogrusu da deyim
    olduklaridir.)
    3-
    Önsözde deyimler için Deyimlerin esas karakteri (bir hal ifade etmek)tir.
    Bunlarda darbimesellerde oldugu gibi hüküm unsuru bulunmaz, denilmektedir.
    Bu da Ebüzziya'nin ölçüsüdür. Ebüzziya'nin sözleri söyledir: Tabir itlak
    eyledigimiz akval ise bir hali musavvirdir. Anda meselin haiz oldugu hüküm
    yoktdur. Deyimin böyle tanimlanamayacagini da daha önce (s. 62-63)
    açikladigimizdan burada o sözleri yinelemeyecegiz.
    4-
    Önsözdeki: Darbimesel, bir vaka veya olusumun = meydana gelisin es veya
    benzer manasini ihtiva eden bir halk düsüncesini veya felsefesini dile
    getir. Cümlesi de Ebüzziya'nin ve Sinasi'nin düsünceleridir. Ebüzziya,
    darbimeseli açiklarken: Bir hadiseyi, bir emri temsil tarikiyle tarif,
    Sinasi de: Durub-i emsal ki hikmet-ül-avamdir der. Biz Ebüzziya'nin bu
    sözlerini elestirirken (Bkz. s. 60) temsili olan atasözleri gibi temsili
    olmayan atasözlerinin de bulundugunu göstermistik. Önsöz yazari, örnek
    olarak siraladigi atasözleri arasina temsili olmayan - yani kendisinin
    tanimina uymayan;
    Acele ise seytan karisir.
    Cahile laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtür.
    Çok söyleyen çok yanilir.
    Çok yasayan bilmez, çok gezen bilir.
    sözlerini de almistir. Demek ki temsile dayanan tanim eksiktir.
    Ayrica Sinasi'nin hikmet-ül-avam=halk felseesi tanimindaki eksiklik üzerine
    yazdiklarimizi (s. 57-58) burada da animsatmak isteriz.
    5-
    Önsözde -yetersiz olmakla birlikte- atasözü ve deyim kavramlari üzerinde
    durularak her söz çesidi için ayri ayri örnekler gösterilmesine karsin
    metinde atasözleri ve deyimler ayri ayri bölümlerde verilmemis, bütün sözler
    karisik olarak abece sirasina konulmustur. Bu da atasözleriyle deyimleri
    ayirt etmeyi göze alamamanin belirtisi ve ayirt etmeyi basarabilmek için
    önsözde kesin ölçüler verilememis olmasinin dogal sonucudur.
    6-
    Benzetmeli, mecazli, nükteli her söz deyim degildir. Deyim sayilsa
    sanatçilarin yapitlarinda görülen onbinlerce güzel sözün deyimler arasina
    alinmasi gerekir. Bu kitapta deyim olmayan, dahasi güzelligi bulunmayan
    yüzlerce -belki de binlerce- söz vardir. Örnekler görelim:
    Abdestsiz yere basmaz - Adamdan baska her seye benzer
    - Adimina yüz altin verse ayagimi atmam - Agizlanmis - Ahmed'in öküzü gibi
    ne bakarsin - Anbardan yemeye benzer - Akrep gibi hemen sokar - Ari gibi
    sokar - Asmaga götürseler bir parasi yok - At gibi kisniyor - Ay parçasi
    gibi parlar - Ben seni severim gördügüm yerde - Elinde kezzap mi
    var acep - Yana yana - Zaloglu Rüstem kesildi basimiza - Zannimiz gibi
    çikmadi - Zayiflamis taziya dönmüs - Zemheri sogugu gibi soguk söylüyor.
    7-
    Her dogru söz, her bilgece söz, atasözü olmaz. Biraz önce deyimler için
    söyledigimiz gibi, eski, yeni siirlerimizde; baska sanat yapitlarimizda,
    ahlak, ögüt kitaplarinda, düsünürlerin yazilarinda birçok dogru sözler ve
    ögütler vardir. Bunlara atasözü denilebilseydi, atasözlerimizin sayisi da on
    binleri bulurdu. Bu incelige dikkat edilmediginden, kitap -tatsiz, soguk ve
    birçogu bilgece söz söyleme özentisi olan- rasgele gerçeklerle, ögütlerle
    doldurulmus, söz sayisi bos yere çogaltilmistir. Bunun, atasözü anlayisini
    soysuzlastirmak gibi bir zarari da vardir. Kitaptaki bu tür sözlerden
    örnekler:
    Aç kiminle olsa savasir.
    Adamin hayirlisi halka faydali olandir.
    Akil bir ankadir.
    Akil tecrübe ile kemal bulur.
    Alim de bir cahil de bir, ikisi de Allahin kulu degil mi?
    Amelsiz alim, elinde fener bulunan amaya benzer.
    Balik sudan çikinca hapi yutar.
    Bir hüner-ver yüzyilda zuhura gelir.
    Cahil olan vakitsiz öten horoz gibidir.
    Dövülmek esege yarasir, edepsizlik etme.
    Kaside sairlerin keskülüdür.
    Sebepsiz bagirmak deliliktir.
    Sikke ve hutbe padisahlik siaridir.
    Terbiyesiz insan kalaysiz kap gibidir.
    Züht ü tekva bir agaçtir ki kökü kanaat, meyvasi rahattir.
    8-
    Kitaptaki sözler arasinda, derleyicinin hosuna gittigi anlasilan, divan
    edebiyatindan alinmis dizeler de vardir. Bunlarin kimisi daha önce çikan
    kitaplardan oldugu gibi alinmistir. Ne atasözü, ne deyim olan bu dizelerin
    de kitaba alinmamasi gerekirdi. Örnekler:
    Akil düser mi düstügü zindana bir dahi?
    Bakilmaz hatir-i ahbaba hiç dilber hususunda.
    Bir küçük su görünür eskime nisbet derya.
    Böyle saha kul olan ister mi azad olmayi?
    Dert ile bimar olan elbette dermanin arar.
    Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf degil.
    Gönüldendir sikayet kimseden feryadimiz yoktur.
    Hased-i kalb-i adüv lutf ile zail olmaz.
    Hep çekticegim kendi ceza-yi amelimdir.
    Kande olsa asik-i biçare cananin arar.
    Kerem gördükçe ey Baki gedalardan rica atar.
    Mangal kenari kis gününün lalezaridir.
    Muhabetten Muhammet oldu hasil.
    Padisahlar mülkünü elbette viran istemez.
    Saltanat dedikleri ancak cihan kavgasidir.
    Sen herkesi kör alemi sersem mi sanirsin?
    Bunlar arasinda, kaynaklarda dogru oldugu halde bu kitaba yanlis
    geçirilmis olanlar bulundugu gibi kaynaklara yanlis alinmis ve buraya
    degerlendirilip elenmeden aktarilmis olanlar da vardir. Kimisi, aruz bilen
    bir derleyicinin farkina vararak yapmayacagi yanlislardir. Örnekler:
    Ayagi yere mi basar zülfüne berdar olanin.
    (Neeati'nindir. Sinasi ve Özön dogru olarak, Ayagi yer mi
    basar... diye almislardir.)
    Dahleden dinimize bari Müslüman olsa.
    (Müselman okunmali idi.)
    Elde istidat olunca is kendini gdsterir.
    (Is kendini degil, kar kendindir.)
    Mihneti zevk etmedir alemde hüner.
    (Mihneti kendüyi zevk etmedir... olacak.)
    Rakip ölsün de Mevla Cennet-i alasinda yer versin.
    (Cennet-i alada olmali idi.)
    Zalimin riste-i ikbalin bir ah keser.
    (Dogrusu ikbalini dir.)
    9-
    Atasözlerinin ve deyimlerin genel olarak kaliplasmis bir tek
    biçimi bulundugunu, ancak kimi sözlerin kaliplasmis birkaç
    biçimle söylendigini biliyoruz. Bu kitapta ise bir tek kaliplasmis biçimi
    bulunan kimi sözler, ya dogru biçimiyle birlikte yanlis bir biçimle de
    gösterilmis, ya da sadece yanlis bir biçimle verilmistir. Yanlis biçimli
    sözlere örnekler:
    Abdal abdalin ne umdugunu ister, ne buldugunu.
    (Vefik Pasa'da ve Üzön'de de böyledir. Dogrusu; Kardes kardesin ne
    öldügünü ister, ne ondugunu.)
    Aç ölmez benzi sararir.
    (Vefik Pasa'da ve Özön'de de böyledir. Dogrusu; Borçlu ölmez benzi sararir.)
    Adam kitliginda keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
    (Dogrusu; Koyunun bulunmadigi yerde keçiye...)
    Agaç daliyla gürler.
    (Dogrusu; Agaç yapragiyla gürler.)
    Atesten korkan soguk suyu üfler içer.
    (Dvgrusu; Sütten agzi yanan yogurdu...)
    Darilmis kudurmustan beter.
    (Dogrusu; Dadanmis -alismis- kudurmustan beterdir.)
    Insana kardes; gibi yar, Irak gibi diyar olmaz.
    (Vefik Pasa'da ve Özön'de de böyledir. Dogrusu; Ana gibi yar, Bagdat gibi
    diyar olmaz.)
    Zincirini biraz çekmeli.
    (Dogrusu: Dizginini çekmek.)
    10-
    Önsözde bir atasözünün çesitli söylenisleri varsa bunlardan en çok yaygin
    olani alindi denilmektedir. Bu söz, kitabin metnine birkaç bakimdan
    uymamaktadir. Asagiya aldigimiz örneklerde de görülecegi üzere:
    a) Sözlerin yaygin olani ile birlikte yaygin olmayani da alinmistir.
    b) Alinan sözler arasinda, az yaygin olmak söyle dursun
    -yukarida görüldügü gibi- atasözü ve deyim olmayanlar pek
    çoktur.
    c) Ayni sözün çok az degisiklikle, dahasi oldugu gibi arka
    arkaya iki kez yazildigi ve ayri ayri numaralandigi da olmustur Örnekler:
    Aç gezmekten ise tok ölmek evladir.
    Aç gezmekten ise tok ölmek yegdir.
    Aç kilica sarilir.
    Aç olan kilica sarilir.
    Anasinin ak sütü gibi helal.
    Anasinin sütü gibi helal.
    Anasinin nikahini ister.
    Bir adimina anasinin nikahini ister.
    Basibos birakmaya gelmez.
    Basini bos birakmaya gelmez.
    Bir yigit ne kadar kahraman olsa sevdigine yenilir.
    Bir yigit nice kahraman olsa sevdigine yenilir.
    Cin akilli.
    Cin akillidir.
    Çul tutmaz.
    Çul tutmazin birisi.
    Dilimde tüy bitti.
    Dilimde tüy bitti söyleyi söyleyi.
    Egri oturalim dogru konusalim.
    Egri oturalim dogru söyleselim...
    Garib kusun yuvasini Tanri yapar.
    Garip kusun yuvasini Hazreti Allah yapar.
    Helal mal kaybolmaz.
    Helal mal zayi olmaz.
    Girbal ile su tasinmaz.
    Kalbur ile su tasinmaz.
    Kuru yaninda yas da yanar.
    Kurunun yaninda yas da yanar.
    Timar sipahisi zügürtledikçe eski defteri yoklar.
    Timar sipahisi zügürtledikçe eski defter yoklar.
    Zebani kilikli.
    Zebani kilikli bir hain.
    Zulmü kendi nefsinedir.
    Zulmü kendinedir.
    588- Akrep etmez akrabanin akrabaya ettigini.
    589- Akrep etmez akrabanin akrabaya ettigin.
    1223- Asiklik asikdaslik etmisler.
    1224- Asiklik asikdaslik etmisler.
    2204- Bir agizdan çikan bir agiza yayilir.
    2205- Bir agizdan çikan bin agiza yayilir.
    2466- Borç benim kasavet senin mi?
    2467- Borç benim kasavet senin mi?
    3326- Darilmis ise aksam kapakli sahanlari göndermesin.
    3327- Darilmis ise aksam kapakli sahanlari göndermesin.
    4446- Elin ile koymadigin seye dokunma.
    4481- Elinle koymadigin seye dokunma.
    6240- Iki pilav arasinda bir su gerek.
    6241- Iki pilav arasinda bir su gerek.
    11-
    Tümce olarak kurulmus deyimlerin kimisi eylemin yalniz
    bir çekimi ile kullanilir. Kimisi de eyleminin türlü çekimleriyle
    kullanilabilir. Eyleminin türlü çekimleriyle kullanilabilen deyimler, o
    eylemin mastariyle gösterilmelidir ki deyimin çekimle degisen biçimlerini
    ayri ayri yazmak gibi sakat yollara sapilmasin. Kitap, bu konuda bir yöntem
    izlememistir.
    Kimi deyimler geçmis zaman, kimi deyimler genis zaman,
    kimi deyimler simdiki zaman... kipi ile, kimi deyimler mastarlariyla
    yazilmistir. Ayni deyimin birkaç kiple gösterildigi de olmustur. Örnegin,
    kitaptaki:
    Agzina tat bulasti - Akintiya kürek çeker - Ardi arkasi kesilmez - Zevkini
    çikarir deyimlerinin her biri, kaliplasmis tek biçim degildir. Bunlar,
    sözgelisi:
    Agzina tat bulasir, agzina tat bulasacak.
    Akintiya kürek çekti, akintiya kürek çekiyor.
    Ardi arkasi kesilmeyen, ardi arkasi kesilmiyor.
    Zevkini çikaracak, zevkini çikardim.
    gibi baska çekimlerle de kullanilabilir. Bunlar, mastarlariyla:
    Agzina tat bulasmak - Akintiya kürek çekmek - Ardi arkasi kesilmemek -
    Zevkini çikarmak.
    biçiminde gösterilirlerse türlü çekimlerle de kullanilabilecekleri anlasilir.
    Bir çekimle gösterilmis olan sözlerden örnekler:
    Ata et, ite ot döker - Avucunu yalasin - Bagrina basti - Bahtina küssün -
    Baklayi agzindan çikardi - Bam teline basti - Basa güresir - Bogazimdan
    geçmedi - Can kulagi ile dinlesene - Çam devirdi - Çanak açiyor - Delilsiz
    dava görür - Dokuz dogurdu - Felege bas egmez - Gözden düstü - Her telden
    çalar - Içi içine sigimyor - Ipin ucunu kaçirdi - Kafa tutar - Sirta kadem
    basmis - Tuttugunu koparir - Yüz suyu döktü - Zevki humanna degmez.
    Türlü çekimleriyle birkaç kez gösterilmis olan sözlerden örnekler:
    Ak ile karayi seçebildi.
    Ak ile karayi seçer.
    Ak ile karayi seçti.
    Anladim kazin ayagini.
    Anladin mi kazin ayagini?
    Aynayi al da yüzüne bak.
    Aynayi alsin da yüzüne baksin.
    Azi çoga tut.
    Azimizi çoga tutsun.
    Ayagina sicak su dökmeli.
    Ayagina sicak su mu dökelim?
    Bagdat'a tatar olacak.
    Bagdat'a tatar olmus.
    Çanina ot tikalidir.
    Çanina ot tikti.
    Çil yavrusu gibi dagildilar.
    Çil yavrusu gibi dagitti.
    Davacin kadi ise yardimcin Allah olsun.
    Davacisi kadi olanin yardimcisi Allah olsun.
    Davulu biz çaldik parsayi el topladi.
    Davulu o çaldi parsayi baskasi topladi.
    Zülf-i yar.
    Zülf-i yara dokunma.
    Zülf-i yara dokunur.
    Korkarim zülf-i yare dokundu.
    Mastarla gösterilen deyimlere örnekler:
    Ara bulmak - Burun burmak - Çile çekmek - Dikine gitmek - Dize gelmek -
    Dolabi düzmek - Eli varmamak - Gögüs germek - Hirsiza yol göstermek - Kabasini
    almak - Oyuna gelmek.
    12-
    Önsözde kadini hor ve hakir gören sözlerin kitaba alinmadigi belirtilmistir.
    Oysa kitaba kadini hor ve hakir gören çok agir sözler alinmistir. Iste
    örnekleri:
    At ile avrata inan olmaz.
    Avradin kazdigi kuyudan su çikmaz.
    Avradin saçi uzun olur, akli kisa.
    Avradin yedigi giydigi olsa vay ol kisinin haline.
    Avrattan vefa, zehirden sifa.
    Kadin kisminin saçi uzun olur, akli kisa.
    Kadinin saçi uzun, akli kisa.
    Kadin yüzünden gülen ömründe bir kere güler.
    Kadini sirdas eden tellal aramaz.
    Kadinin yükledigi yük suraya varmaz.
    13.
    Yine önsözde milletimizi küçük düsürecek, milli duygulari incitecek
    sözlerin kitaba alinmadigi bildirilmistir. Ya su söze ne demeli:
    Halka gönül baglayan sonra pisman olur.
    Ebüzziya'nin mali ve el-avam ke-l-hevam (halk böcekler gibidir)
    felsefesinin geçerli oldugu çaglarin ürünü olan bu bilgece (!) sözü, Mustafa
    Nihat Özön de kitabina almis ve bu kez halkçi devletimizin Milli Egitim
    Bakanligi, Bin Temel Eser'in harci arasina koymustur. Önsözde gençlerin,
    yeni nesillerin eline geçecegi için kitaba kötü vasifli tipteki
    atasözlerinin alinmadigi açiklandigina göre bu sözün vasifta olmadigi
    mi kabul edilmistir? Egitici niteligi söz götürmez olan atasözleri
    kitabinda böyle bir söz, müstehcen adi verilen sözlerden daha sakincali
    degil midir?
    Tek basina su örnek bile ilkin yapilan bir yanlisin, daha
    sonraki yapitlarda hiç incelenmeden, degerlendirilmeden kopya
    edile edile nasil sürüp geldigini göstermeye yeter.
    14-
    Önsözde kaba, ayip, müstehcen sözlerin kitaba alinmadigi da
    bildirilmektedir. Oysa bunlardan kimisinin, sözcükleri degistirilerek,
    alindigi görülmektedir Örnekler:
    Görmeyenin oglu olmus, tutmus kolunu koparmis.
    Kilavuzu karga olanin burnu çamurdan çikmaz.
    Deveye diken, insana kötülük eden.
    Su degistirilmis biçimler, atasözlerinin kendileri degildir.
    Ama bunlari okuyanlar, tirnak içine aldigimiz sözcüklerin
    aslini hatirlayacaklarindan, kaba, ayip, müstehcen sözler kitaba
    alinmamistir denilemez.
    15-
    Bu maddede sözcük yanlislarindan örnekler gösterecegiz:
    a) Sözlük bölümünün basina atasözlerinde geçen Arapça ve Farsça
    kelimelerin anlamlari diye yazilmistir. Oysa bu bölümde az bilinen birtakim
    Türkçe sözcüklerle Bati dillerinden birkaç sözcügün anlami da verilmis
    oldugundan bu sözcüklerin hangi dilden oldugunu daha önce bilmeyenler,
    onlan Arapça ya da Farsça olarak ögreneceklerdir. Örnegin sunlar Türkçedir:
    Ank, balaban, basmak, bay, boran, börk, çemrenmek, egin, issini bilmek,
    kani, kanara, kavuk, kebe, koz, kösemen, köstek, kundak, kuskun, nesne,
    saglamak, senek, simak, sulak, tekelti, torlak, us, yal, yilki, yordam.
    b) Kumpas Fransizcadir. Mayna, pranga Italyancadir. Zangoç Ermenicedir.
    c) Arapça olan humar sözcügüne sarhosluk anlami verilmistir. Dogrusu
    içkiden sonra gelen bas agrisidir.
    ç) Niam yazimiyla yazilan ve evet anlami verilen Arapça sözcügün dogrusu
    naamdir. Arapçada niam nimetler demektir.
    d) Zemmi imlasiyle yazilan ve Islam devletlerinin tabiiyeti altindaki
    azinliklar anlami verilen Arapça sözcügün dogrusu zimmidir.
    e) 242- Adet budur aherde gelir bezme ekabir.
    Misraindaki aher sözcügü ahir olarak düzeltilmelidir. Arapçada aher baska,
    ahir son anlamina gelir.
    f) 2134- Biçak kadar boyu var.
    sözündeki biçak, bacak olacaktir. Anlasiliyor ki bu söz eski
    yaziyla yazilmis bir metinden alinirken yanlis okunmustur.
    g) 2358- Bir para için yorgan yakar.
    sözündeki paranin dogrusu, piredir. Bu yanlis da eski yazinin dogru
    okunamamis olmasindan ileri gelmistir.
    g) 3638- Deveye borç gerekirse boynun uzatir.
    sözündeki borç sözcügünün dogrusu agacin taze dali demek olan burçtur.
    Sözlük bölümünde burç da yoktur. Çünkü kitapta böyle bir sözcük bulundugu
    bilinmemistir.
    h) 4304- El ile arslan tutulur, güç ile güç tutulmaz.
    sözünün ilk sözcügü de yanlis olarak el okunmustur. Dogrusu aldir. Kitapta
    bu sözün -yeni yaziyle yazilmis bir metinden alinmis olmali ki- dogrusu da
    vardir: 635- al ile arslan tutulur, güç ile gücigen (köstebek) tutulmaz.
    Al hile demektir.
    i) 4833- Ey asik, mihnetzede oldukça bunarsin. dizesindeki asik ile
    mihnetzede arasinda virgül yok, esre vardir.
    Dogru okunus, asik-i mihnetzededir. Oldukçanin dogrusu da buldukçadir.
    i) 76%- Köpek bile bal yedigi çanaga pislik etme. sözündeki bal sözcügü
    yal olacaktir. Bu yanlis da eski harfle yazilmis olan yalin bir nokta
    ayrimiyla bal okunmus olmasindan ileri gelmektedir.
    j) 7944- Küçük iser, büyük dayanir düser.
    sözünde bulunan dayanir sözcügü de eski yazinin yanlis okunmus biçimidir.
    Dogrusu tayinirdir ki ayagi kayar demektir. Bu yanlis, Özön'ün ve
    Tülbentçi'nin kitaplarinda da vardir.
    k) 9867- Üsrük devenin çulu egri gider.
    sözündeki ilk sözcügün dogrusu esrüktür. Sarhos demek
    olan bu sözcük de sözlük bölümünde yoktur. Belli ki söz,
    eski yaziyla yazilmis bir metinden alinirken yanlis okunmustur.
    Kitapta bu sözün yeni yaziyla yazilmis bir metinden alinan dogrusu da
    vardir: 4668- Esrik devenin çulu egri gerek.
    Elestirilerimiz burada bitiyor. Kitaptaki çesitli yanlislardan
    buraya sadece beser, onar örnek aldik. Bunlar bes on kat daha
    çogaltilabilir. Görülüyor ki:
    Önsöz yetersiz ve karisik oldugu gibi söz dizisi de yanlislar,
    tekrarlar ve ne atasözü ne deyim olan rasgele sözlerle doludur. Kitaba
    girmemesi gerekenler atilir, yinelemeler ayiklanirsa kitaptaki 10730 sayisi
    yarisina düser. Daha çok söz derlemis görünmek istegi, bundan önceki kimi
    yapitlari hazirlayanlari da su kitabi düzenleyenleri de yanlis bir yöne
    sürüklemistir. Bu tutum, atasözü ve deyim anlayisinin yozlasmasina yol açar.
    Simdiye degin derlenmemis olan gerçek atasözlerimizi ve deyimlerimizi bulup
    ortaya koymak ve böylece eldekilerin sayisini çogaltmak elbette büyük
    hizmettir. Ama bunu yaparken çok titiz davranmak, bilgi ve sagduyunun
    kilavuzlugundan ayrilmamak, kisacasi kas yapayim derken göz çikarmamak
    gerekir.
    :::::::::::::
    ELESTIRMELERIN GÖSTERDIGI SONUÇ
    Elestirdigimiz bütün yapitlarda görülen ortak kusurlar söyle
    özetlenebilir:
    (1) Atasözleri ve deyimler üzerine yayimlanmis yapitlarda
    bu sözlerin nitelikleri iyi incelenmemis, dolayisiyla bu söz çesitlerinin
    özellikleri belirtilmemis, tam tanimlari yapilmamistir.
    (2) Birçoklarinda atasözleri ve deyimler ayri ayri bölümlerde verilmemis,
    karisik olarak siralanmistir.
    (3) Sözleri ayri ayri bölümlerde vermeyen yapitlar atasözü
    ve deyim olmayan dizelerle sanat ve düsünce eserlerinden alinmis sözlerle,
    dahasi rasgele bayagi laflarla doludur. Böylece yapitlari hazirlayanlar
    kendilerini daha çok atasözü ve deyim derlemis gibi göstermektedirler.
    Oysa bu çesit sözler, gereksiz olmakla kalmamakta, zararli olmaktadir.
    Çünkü atasözü ve deyim kavraminin yozlasmasina yol açmaktadir.
    (4) Atasözleriyle deyimlere ayri ayri bölümlerde yer veren
    yapitlarda dahi atasözleri arasina deyimler ve deyim olmayan sözler;
    deyimler arasina da atasözleri ve rasgele baska sözler alinmistir. Bu
    durum, iki söz çesidini birbirinden ayiran özelliklerin belirlenememis
    olmasindan ileri gelmektedir.
    (5) Yapitlari hazirlayanlar, daha önceki yapitlarda bulunan
    sözleri bir inceleme ve degerlendirme süzgecinden geçirmeksizin
    yanlislariyla, kusurlariyla kendi kitaplarina aktarmislardir.
    Bütün bunlardan sonra belirtmek istedigimiz bir incelik
    daha vardir:
    Atasözlerinde ve deyimlerde, saydigimiz niteliklerden, verdigimiz kesin
    ölçülerden baska kuralla belirtilemez bir hava, bir deyis güzelligi ve
    soylulugu vardir. Bu havadan, bu güzellik ve soyluluktan yoksun olan sözler,
    kurallara, ölçülere uygun görünseler de gerçek atasözü ve deyim degildirler.
    Gerçek olanlarla olmayanlari ayirt edebilmek için onlarla çok
    ugrasmak, yogrulup kaynasmak, onlarin büyülü inceliklerini sezecek bir
    sagduyu kazanmis olmak gerekir.
    :::::::::::::::::::::::
    IKINCI BÖLÜM
    ATASÖZLERI SÖZLÜGÜ
    ABECE SIRALAMASINDA UYGULANAN YÖNTEM
    Atasözlerini ve deyimleri abece sirasina koymada iki yöntem vardir:
    1) Arka arkaya gelen sözcükleri bitisik ve tek sözcük gibi
    düsünerek abece sirasina koymak. Yani asagidaki atasözlerini su sira ile
    yazmak:
    Elçiye zeval olmaz.
    Elden gelen övün olmaz.
    El elden üstündür.
    El eli yikar, iki el yüzü.
    El ile gelen dügün bayram.
    Elin agzi torba degil ki büzesin.
    Elin vergisi gönülün sevgisi.
    El üstünde gömlek eskimez.
    2) Önce yalin sözcükle baslayan sözleri, ondan sonra yalin sözcüge
    eklenen harflerle olusmus sözleri siralamak, yani yukaridaki örnekleri su
    sira ile yazmak:
    El elden üstündür.
    El eli yikar, iki el yüzü.
    El ile gelen dügün bayram.
    El üstünde gömlek eskimez.
    Elçiye zeval olmaz.
    Elden gelen övün olmaz.
    Elin agzi torba degil ki büzesin.
    Elin vergisi gönülün sevgisi.
    Bu kitapta birinci yöntem uygulanmistir.
    :::::::::::::
    -A-
    1- Abanin kadri yagmurda bilinir.
    Bir seyin gerçek degeri, ancak ona çok gerekseme duyuldugu zaman iyi
    anlasilir. Krs. Bugday basak verince orak pahaya çikar., As tasinca...
    2- Aba vakti yaba, yaba vakti aba (Kürkü orak vaktinde, oragi kürk
    vaktinde.)
    Kisi, kendisine gerek olan seyleri vaktinden önce ve ucuz oldugu zaman
    satin almalidir. Yazin aba, kisin yaba satin almak gibi.
    3- Abdala kar yagiyor demisler, tiremeye (durmusum) demis.
    Varliklilar için bir sikinti söz konusu olan durum,
    yoksulluk ve sikinti içinde yasamakta olan kisi için
    kaygi verecek bir sey degildir. O, bu yasantiya alisiktir:
    Krs. Ölmüs koyun kurttan korkmaz. Kalendere kis geliyor...
    4- Abdal ata binince bey oldum sanir, salgam asa girince yag oldum sanir.
    Gürmemis kisi, rastlanti olarak layik olmadigi bir duruma kavussa bu durum
    kendisinin hakki imis gibi aptalca böbürlenir.
    5- Abdal dügünden, çocuk oyundan usanmaz.
    Bir kimse sevdigi isi döne döne ve uzun süre yapmaktan bikmaz.
    6- Abdalin dostlugu köy görününceye kadar.
    Çikari dolayisiyla size yakinlik gösteren kisi, isini
    yürütecek baska yollar bulunca sizinle ilgisini keser.
    7- Abdalin karni doyunca gözü pabucundadir (yolda olur).

    Çikarci kimsenin arkadasligi isi bitinceye kadardir.
    8- Abdalin yagi çok olursa gah borusuna çalar, gah gerisine (Çobanin yagi
    çok olursa çarigina sürer).
    Varlikli, ama akilsiz ve hesapsiz kisi, malini gereksiz yerlere harcar,
    telef eder. Krs. Kürdün yagi çok olunca...
    9- Aca dokuz yorgan örtmüsler, yine uyuyamamis. (Açin uykusu gelmez).
    1) Aç olan kimse, ne türlü rahatlik saglanirsa saglansin, dinlendirilemez;
    uyuyamaz.
    2) Bir gerekseme içinde bulunan kimse, ancak onun giderilmesiyle rahata
    kavusturulabilir.
    10- Acar tazi çullu da belli olur, çulsuz da.
    Degerli kisi, gösterisi, giyim kusami olmasa da degerinden bir sey
    yitirmez; nerede olsa taninir.
    11- Acele ile menzil alinmaz.
    Ivmekle daha çabuk sonuç alinir sanilmamalidir.
    12- Acele ise seytan karisir.
    Ivilerek yapilan is yanlis, bozuk olur.
    13- Acele yürüyen yolda kalir.
    Is yaparken iven sasirir, isini sona erdiremez.
    14- Acemi katir kapi önünde yük indirir.
    Beceriksiz ve anlayissiz kisi, kendisine yaptirilan isi
    en kötü evresinde yüzüstü birakir.
    15- Acemi nalbant kürt (gavur, ahmak) eseginde (ögrenir, usta olur) dener
    kendini.
    Isinde ustaliga erismemis kimse, ilk denemelerini heder olmasina
    acinmayacak malzeme üzerinde yapar.
    16- Aci aciyi keser (bastirir), su sanciyi, (Aci aciya, su
    sanciya).
    Bir güçlügü yenmek için baska bir güç yola basvurmak gerekir.
    17- Acikan doyman (sanir), susayan kanmam sanir.
    Uzun süre bir seyin yoklugunu çeken kimse, o seyden ne kadar çok elde
    etse yine kendisine yetmeyecegi kanisinda bulunur.
    18- Acikan ne olsa yer, aciyan ne olsa söyler (Acikan ne yemez,
    aciyan ne demez.)
    Geçim sikintisi içinde bulunan kisi, ne türlü bir geçim yolu bulursa onu
    yapar. Cani yanan kisi de sonunu düsünmeden agzina geleni söyler. Krs. Aç
    ne yemez, tok ne demez.
    19- Acikli basta akil olmaz.
    Büyük bir sikinti içinde bulunan kimsenin yaptigi
    iste mantik aranmamalidir.
    20- Acikmis kudurmustan beterdir.
    Uzun zaman bir nesnenin yoklugunu çeken kisi, kudurmus gibi ona saldirir.
    Gözü baska sey görmez. Krs. Alismis kudurmustan beterdir.
    21- Acindan kimse ölmemis (Acindan ölmüs yok).
    Kisi, zügürt olabilir. Issiz ve parasiz kalabilir. Ama
    aç kalmaz. Bir geçim yolu bulur. Krs. Allah kulunu kismeti ile yaratir.,
    Açik agiz aç katmaz.
    22- Acindirirsan arsiz olur; aciktirirsan hirsiz olur.
    Korudugunuz kimse, baskalarini ona acindirdiginizi göre göre arsiz olur.
    Emeginin tam karsiligini vermediginiz kimse de hirsiz olur. Krs. Çok
    söyleme arsiz edersin...
    23- Aci patlicani kiragi çalmaz.
    Ise yaramayan kimsenin bozulacak nesi vardir ki
    zararli etkenler ona dokunsun?
    24- Aci (kötü) söz insani (adami) dininden çikarir (tatli söz yilani
    ininden çikarir), (Tatli dil yilani deliginden çikarir).
    Kötü söz bir kimseyi çileden çikarir, kötü davranislara sürükler. Tatli
    dil, azgin düsmani bile yola getirir.
    25- Aciyan uyumus, acikan uyumamis.
    Her türlü sikintiya katlanlir, açliga katlanilmaz.
    26- Aç aç ile yatinca arada dilenci dogar.
    Kari ve koca yoksul olursa bunlardan dogacak çocuk zengin olmaz ya.
    27- Aça kuru ekmek bal helvasi gibi gelir. (Aça arpa ekmegi etten lezzetli
    gelir).
    Is bulamayan kisi, eline geçen çok küçük bir isi büyük bir nimet sayar.
    28- Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
    Aç, hiçbir mazeretle susturulamaz. Çocuk da bir sey istedi mi, beklemek
    bilmez.
    29- Aç anansa (atansa) da kaç.
    Aç her fenaligi göze almistir. En yakinlari için bile korkulacak bir
    kimsedir. Krs. Aç, yanindan kaç.
    30- Aç arslandan tok domuz yegdir.
    Sadece soyluluk ise yaramaz. Soysuz olup para kazanan, soylu olup da para
    kazanmayandan üstündür.
    31- Aç (arik) at yol almaz, aç (arik) it av almaz.
    Is gördügünüz kimseleri aç birakirsaniz kendilerinden yararlanamazsiniz.
    32- Aç ayi oynamaz.
    Kendisiyle kazanç sagladiginiz hayvan ya da insain doyurmalisiniz ki
    görevlerini yapabilsinler.
    33- Aç birakma (koyma) hirsiz edersin, çok söyleme arsiz (yüzsüz) edersin.
    Bkz. Çok söyleme arsiz edersin...
    34- Aç domuz daridan çikmaz.
    Kötü yaradilisli açin düsündügü tek sey, karnini doyurmaktir. Bunu
    yaparken kime, neye zarar verdigini düsünmez.
    35- Aç doymam, tok acikmam sanir.
    Aç insan, yeterinden çok yiyecek ister. Tok insan da kendisine yiyecek sey
    gerek degil gibi davranir.
    Sözgelisi yoksul kisi, kazandikça daha kazanmaya çalisir. Varlikli kisi
    ise durumunun sürüp gidecegini sanir da kazanç yollarina basvurmaz. Dahasi,
    elindekini de savurur.
    36- Aç elini kora sokar.
    Aç insan, yiyecegini saglamak için kendisini tehlikeye atmaktan çekinmez.
    37- Aç esner, asik gerinir.
    Içinde bulunduklari kosullara göre herkesin ayri bir durumu, ayri bir
    davranisi vardir.
    38- Aç gezmekten tok ölmek yegdir.
    Aç olarak yasamanin ne tadi vardir? Ölürken bile tok olmak yeglenir.
    39- Aç gözünü, (yoksa) açarlar gözünü.
    Her isinde uyanik bulun. Yoksa öyle silleler yersin
    ki gözünü dört açmak zorunda kalirsin.
    40- Açik agiz aç kalmaz.
    1) Ne istedigini bilen ve bunu söylemekten usanmayan kimse aç kalmaz.
    2) Yasayan kimse geçim yolunu arar, bulur. Krs. Acindan kimse ölmemis.
    41- Açik göte herkes tükürür.
    Utanç verici, igrendirici davranislari herkes ayiplar, tiksinti ile
    karsilar.
    42- Açik kaba it deger.
    Gizli kalmasi gereken seyler herkese açilirsa bundan büyük zararlar dogar.
    43- Açik yaraya tuz ekilmez.
    Taze bir acisi bulunan kimsenin üzüntüsü, birtakim söz ve davranislarla
    artirilmamalidir.
    44- Açilan solar, aglayan güler.
    Hiçbir durum oldugu gibi kalmaz, tersine döner: Güzel çirkinlesir,
    üzüntülü olan mutluluga kavusur.
    45- Açin gözü ekmek teknesinde olur.
    Kisinin bütün düsündügü sey, yasamasi için büyük deger tasiyan seyi elde
    etmektir. Krs. Oduncunun gözü omçada...
    46- Açin imani olmaz.
    Aç olan kimse, karnini doyurabilmek için her seyi yapar: Insafsizdir,
    ahlak ve din kurallari da tanimaz.
    47- Açin karni doyar, gözü doymaz.
    1) Uzun zaman aç kalmis kisi, bu durumunun sikintisini unutamaz. Bol
    yiyecege kavusup karnini iyice doyurdugu zaman bile içinde yine aç kalmak
    korkusu vardir. Onun için yemek basindan kalkmak istemez; gözü yiyecekte
    kalir.
    2) Tutkulu (ihtirasli) kimse doyma, yetinme bilmez.
    48- Açin koynunda ekmek durmaz (eglesmez).
    Kazanci kendisine yetmeyen kisi, eline geçeni hemen harcar; yarina bir
    sey saklayamaz.
    49- Açin kursagina çörek dayanmaz.
    Yoksulluk içinde bulunan kimse kolay kolay genislige kavusamaz. Bir eksigi
    giderilirse baska bir eksigi kendini gösterir.
    50- Açin uykusu gelmez.
    Bkz. Aça dokuz yorgan örtmüsler...
    51- Aç ile dost olayim diyen pesin karnini doyursun.
    Iliski kuracagimiz kimsenin saglamasi olanagi bulunmayan seyi, ona
    güvenmeden, kendimiz saglamaliyiz.
    52- Aç ile eceli gelen söylesir.
    Açin gözü hiçbir seyi görmez. O, karnini doyurmak için, kendisine güçlük
    çikaran kimseyi öldürebilir.
    53- Aç karin katik istemez.
    Büyük gerekseme içinde bulunan kisi, lüks pesinde kosmaz. Eline geçen
    degersiz nesneleri bile begeni ile karsilar.
    54- Aç köpek firin (-i, firin dami, duvari) deler (yikar).
    Aç kimse, karnini doyurmak için, gücünün yetmeyecegi sanilan engellerle
    çarpisir ve istedigini elde eder.
    55- Aç kurt arslana saldirir.
    Açin gözü kararmistir. O, karnini doyurmak için gerekirse ölümü göze
    alarak kendisinden kat kat güçlü olan yaratiklarla bogusur.
    56- Aç kurt yavrusunu yer.
    Aç olan, karnini doyurmak için canavarligin en korkuncunu yapar.
    57- Açlik ile toklugun arasi yarim yufka (bir dilim, bir lokma ekmek).
    Yoksulluga yerinmemeli. Küçük bir sey, en büyük gerekseme duygumuzu
    gidermeye yeter.
    58- Açma sirrini (sirrini açma) dostuna, (dostunun dostu vardir) o da
    söyler dostuna.
    Bir sir, dosta bile açilmamalidir. Açilirsa o da kendi dostuna anlatir.
    Bundan üçüncü kisi duyar. Böylece sir yayilir, sir olmaktan çikar.
    59- Aç ne yemez, tok ne demez.
    Yoksul kisi eline geçen seyin iyisine kötüsüne bakmaz. Varlikli kisi ise
    en güzel seylerde bile kusur bulur; çekinmeden her seyi söyler. Krs. Acikan
    ne olsa yer, aciyan...
    60- Aç ölmez, gözü kararir; susuz ölmez, benzi sararir.
    Yoksulluk insani öldürmez ama, türlü türlü üzüntü ve sikinti içinde
    yipratir. Krs. Borçlu ölmez...
    61- Aç tavuk (düsünde) kendini bugday (arpa, dari) ambarinda sanir (görür).
    Yoksul kisi, kendini bolluga kavusma hayaline kaptirir. O zaman yapacagi
    isleri simdiden tasarlar.
    62- Açtirma kutuyu, söyletme kötüyü.
    Karsindakini kizdirarak seninle ilgili kötü seyleri ortaya dökmesine, senin
    için kötü sözler söylemesine yol açma.
    63- Aç, yanindan kaç.
    Yoksul ile arkadas olmaya gelmez. Çünkü sonu gelmeyen istekleriyle seni
    rahatsiz eder. Dahasi, kendi çikari için sana fenalik yapabilir. Krs. Aç
    anansa da kaç.
    64- Aç yar onda sarpin kurcalanmaz.
    Bir nesneden yoksun olan kisi yaninda o nesne üzerine dikkati çekecek
    davranislarda bulunulmamalidir. Krs. Kel yaninda kabak anilmaz.
    65- Ada bana, adayim sana.
    Sen bir kimse için fedakarlikta bulunursan o da senin için fedakarlikta
    bulunur. Krs. Hasta ol benim için...
    66- Adam adama gerek olmasa her biri bir dag basinda olurdu.
    Insanlar bütün gereksemelerini tek baslarina saglayamazlar. Bunun için
    toplu yasamak ve birbirlerine yardim etmek zorundadirlar.
    67- Adam adama (gene, her zaman) gerek olur, (iki serçeden börek olur).
    Insanlar her zaman birbirlerine gerek olurlar. Birbirlerinden yararlanarak
    iyi seyler yaparlar. (Iki önemsiz serçe eti bile birlesince börek yapmaya
    yeter.)
    68- Adam adama yük degil, can gövdeye mülk degil (Adam adama yük olmaz).
    Bir kimseye konuk olan ya da bir is için gelen kisi o kimsenin yaninda
    uzun süre durmaz. Canimiz bile sürekli olarak gövdemizde kalmayacaktir.
    Onun için yanimiza gelen kimseleri yüksünmemeliyiz.
    69- Adam adamdan korkmaz, utanir (hatir sayar).
    Bir kimse baska bir kimseye hak ettigi sert karsiligi vermiyor ve bir
    kötülük yapmiyorsa korktugundan degil, hatir saydigindandir.
    70- Adam adamdir, olmasa da pulu; esek esektir, olmasa da çulu (atlastan
    olsa çulu).
    Insanin degeri zengin olmakla artmaz. Yoksulluk da insanin degerini
    azaltmaz. Öte yandan degersiz insan kilik kiyafetle deger kazanmaz. Nasil ki
    çulu olmayan esek, esek olmaktan çikmaz.
    71- Adam adami bir kere (defa) aldatir (sinar).
    Bir kimse, baskasini bir kez aldatabilir; ikinci kez atdatamaz. Çünkü
    birinci aldanmadan ders alan kisi artik ona inanmaz.
    72- Adam adamin seytani.
    Bkz. Insan insanin seytanidir.
    73- Adam adam, pehlivan baska adam.
    Herkesin yapabildigi isleri yapan adam, siradan bir
    kisidir. Herkesin yapamayacagi isi yapabilen adam,
    üstün nitelikli kisi olarak taninip övülür.
    74- Adama dayanma ölür, agaca dayanma kurur.
    Bkz. Agaca dayanma kurur...
    75- Adam ahbabindan bellidir.
    Bkz. Kisi arkadasindan bellidir.
    76- Adamak kolay, ödemek güçtür.
    Söz vermek kolaydir, ancak bu sözü yerine getirmek güçtür. Çünkü bu, ya
    para ödemeyi ya da ugrasip bir sey yapmayi gerektirir.
    77- Adamakla mal tükenmez (Hak saklasin vermesinden).
    Yardimsever görünmek ve bir hayir isine para vaat
    etmekle gerçekten özveride bulunulmus olmaz. (Söz
    veren belki de bir sey vermemeye kararlidir.)
    78- Adam (insan) eti (yükü) agirdir.
    Bkz. Insan eti (yükü) agirdir:
    79- Adam haci mi olur ulasmakla Mekke'ye, esek dervis
    mi olur tas çekmekle tekkeye?
    Belli bir düzeye erismek, o durumun gerektirdigi nitelikleri tasimakla
    (ya da yerine getirmekle) gerçeklesir. Görünüsü ona benzetmekle degil.
    80- Adamin adi çikacagina cani çiksin.
    Bkz. Insanin adi çikmaktansa...
    81- Adamin ahmagi malini över.
    Malini öven kisi, dinleyenlerde o mala karsi hirs ve istek uyandirir. Bu
    da malin elden gitmesine yol açar.
    82- Adamin alacasi içinde, hayvanin alacasi disinda.
    Bkz. Insanin alacasi...
    83- Adamin iyisi alisveriste belli olur.
    Birçok insanlar çikarlari için ahlak disi davranislarda bulunmaktan
    çekinmezler. Böyle davranislara en çok alisveriste rastlanir. Bir kimse
    alisveris sirasinda yalan söylemez, hile yapmaz, buna benzer ahlak disi
    davranislara sapmazsa iyi insan oldugunu göstermis olur.
    84- Adamin (insanin) kötüsü olmaz, meger zügürt ola.
    Toplum içinde her kisinin bir degeri vardir. Deger verilmeyen kisiler
    sadece zügürtlerdir.
    85- Adamin yere bakanindan, suyun sessiz (yavas) akanindan kork
    (Suyun yavas akanindan, insanin yere bakanindan kork).
    Düsünce ve duygularini açiga vurmayan sessiz insan, yavas yavas akan suya
    benzer: Derin ve tehlikelidir.

    86- Adam (adamin iyisi) is basinda belli olur.
    Bir insanin gerçek degeri, is basinda gösterdigi yeterlik ve basari ile,
    çevresindekilere karsi davranisiyla ölçülür.
    87- Adam kiymetini adam bilir.
    Bkz. Insan kiymetini insan bilir.
    88- Adam olacak çocuk bokundan belli olur.
    Bir kisinin yeni basladigi iste ilerleyebilip, ilerleyemeyecegi
    daha ilk davranislarindan anlasilir.
    89- Adam olana bir söz yeter.
    Kendisine bir sey yaptirmak istedigimiz, ya da bir ögüt verdigimiz kimse
    anlayisli bir kisi ise bir kez söylemekle o isi yapar, ögüdü dinler.
    Istedigimizi yapmayip bizi döne döne söylemek zorunda birakan kimsenin
    insanlik niteligi eksiktir.
    90- Adam (insan) yanila yanila, pehlivan yenile yenile.
    Kisi, her girisiminde basarili olmayabilir, yanilmis olur. Ama yeni
    girisimlerinde eski hatalara düsmeyecek deneyimler kazanmis olacagindan
    basarma sansi artar.
    91- Aga borç eder, usak harç.
    Efendisi para sikintisi içinde olup borç etse bile usak
    halden anlamaz. Para sikintisi çekmedikleri zamanlardaki bol harcamayi
    sürdürür.
    92- Agaca balta vurmuslar sapi bedenimden demis.
    Bir kimseye en büyük kötülük, nankör olan yakinlarindan ve kendi
    yetistirdiklerinden gelir. Krs. Kartala bir ok degmis...
    93- Agaca (tasa) çikan keçinin dala bakan (agaca çikan) oglagi olur.
    Çocuklar ana ve babalarindan, küçükler büyüklerinden gördüklerini yapmaya
    özenirler; yaparlar da.
    94- Agaca dayanma kurur (çürür), adama (insana) dayanma ölür.
    Hiçbir destek sürekli olmaz. Bunun için insan yapacagi iste baskalarinin
    desteklemesine güvenmemeli, yalniz kendi gücüne dayanmalidir.
    95- Agaci kurt, insani dert yer.
    Kurt, agaci nasil içinden yiyerek çürütürse dert ve üzüntü de insani
    öylece hirpalar, yipratir.
    96- Agacin kurdu içinde olur.
    Bir toplulugu çökertip yikacak ögeler, sinsi sinsi içeride çalisirlar.
    97- Agaç agaç içinde büyür.
    Bir gencin yetisip olgunlasmasi, çevresinde yetismis, olgunlasmis kisiler
    bulunmasiyla, onlarin koruyup egitmesiyle gerçeklesir.
    98- Agaç düsse de yakinina yaslanir.
    Durumu bozulan kimseyi yakinlari destekler.
    99- Agaç kökünden yikilir.
    Ayrintilarin degismesiyle bir düzen bozulmaz. Düzenin yikilmasi, temelin
    yikilmasiyla olur.
    100- Agaç, meyvesi olunca basini asagi salar.
    Faydali eser veren, erdem ve bilgi ile donanmis olan insan, kimseye
    yüksekten bakmaz, alçakgönüllü olur.
    101- Agaç ne kadar uzasa göge ermez.
    Insan ne denli yükselirse yükselsin, bir yerde durur. Erisilmesi doga
    yasalarina aykiri olan yükseklige çikamaz.
    102- Agaçtan masa olmaz.
    Yeteneksiz, beceriksiz kimse, önemli islerde kulanilamaz.
    103- Agaç yapragiyla gürler (güzeldir).
    Insan, akrabasi, yakinlari, yandaslari ile varligini gösterir; önemli
    isler yapar. Bunlar olmazsa ciliz ve güçsüzdür. Krs. Yalniz tas duvar
    olmai., Bir elin nesi var..., Yalniz kalani..., Yalnizlik Allah'a...
    104- Agaç yas iken egilir.
    Çocuklar küçük yasta kolay egitilir. Büyük insan
    kolay kolay egitilemez.
    105- Agalik (beylik) vermekle, yigitlik vurmakla (-dir).
    Çevrede hatiri sayilir, sözü geçer bir adam olmak
    istersen, gereken yerlere bol para yardiminda bulunacaksin; es, dost ugruna
    bol para harcayacaksin. Yigit diye taninmak istersen, savasta da barista
    da vurucu, kirici olacaksin.
    106- Aganin alni terlemezse irgatin burnu kanamaz.
    Isveren, birlikte çalisip yorulmazsa, isçi var gücüyle ise sarilmaz.
    107- Aganin gözü ata timardir.
    Aganin gözü atin üzerinden eksik olmazsa ata iyi bakilir.
    Is sahipleri de islerini sürekli olarak denetlerlerse is düzgün gider.
    108- Aganin gözü öküzü (inegi) semiz eder.
    Ana baba, çocuklarina, mal sahipleri mallarina iyi bakarlarsa sevindirici
    sonuçlar alirlar.
    109- Aganin gözü, yigidin sözü.
    Bir yerin büyügü için önemli sey, isleri denetlemektir. Yigit için önemli
    sey ise sözünün eri olmaktir.
    110- Aganin mali çikar, usagin cani.
    1) Patron mal sahibi olur ama bu ugurda isçi cani çikincaya degin
    çalismistir.
    2) Bir yikimi önlemek için zengin malini, isçi canini verir.
    111- Agaran bas, aglayan göz gizlenmez.
    Belirtileri ortada olan yaslilik da, izleri ortada duran üzüntü de ne
    yapilsa gizlenemez.
    112- Agasi güçlü olanin kulu asi olur. (Agasi yigit olanin etbai
    sarhos gezer).
    1) Disli birine dayanan kisi, herkese kafa tutar; kabadayica isler yapar.
    2) Isveren zorbalik ederse isçi karsi gelir.
    113- Agilda oglak dogsa ovada otu biter.
    Tanri her yaratigin rizkini birlikte yaratir.
    114- Agir basar, yegni (hafif) kalkar.
    1) Agirbasli kisiye herkes saygi gösterir. Agirbasli
    olmayan, her seye burnunu sokan kimseye kimse önem vermez.
    2) Agirbasli insan, oturakliligindan, hafif insan, farfaraligindan belli
    olur.
    3) Degerli kisi, herkesin begendigi eylemi gerçeklestirince degersiz
    kisinin daha önce yaptiklari etkisiz kalir.
    115- Agir git ki yol alasin.
    Tuttugu yolda ilerlemek isteyen, agir agir, ama güvenilir adimlarla
    yürümelidir. Iven kimse sürçebilir, yolunu sasirabilir.
    116- Agir kazan geç kaynar.
    1) Kalin kafali insan bir konuyu zor anlar.
    2) Tembel kimsenin elinden is geç çikar.
    3). Agirbasli insan çabuk öfkelenmez.
    115- Agirlik altin kale, hafiflik basa bela.
    Agirbasli kimselere herkes hayran olur, saygi gösterir. Gereksiz isler
    yapan, gereksiz laflar eden, her seye burnunu sokan kisiler asagilanirlar,
    hep baslarina dert açarlar.
    118- Agir ol batman gel (döv, gelesin, dövesin).
    Batmanlarla tartilacak gibi agir ol. Agirbasli ol ki
    degerin üstün tutulsun.
    119- Agir otur ki bey (aga, molla) desinler.
    Hoppalik, züppelik etme; agirbasli ol ki büyügümüz diye sana saygi
    göstersinler.
    120- Agir tas batman döver (yerinden oynamaz).
    Agirbasli kisi kimsenin oyuncagi olmaz. Onu hirpalamaya kimsenin gücü
    yetmez.
    121- Agir yongayi yel kaldirmaz.
    Agirbasli kimseye söyle böyle olaylar etki yapamaz, zarar veremez. Krs.
    Yegniyi yel alir...
    122- Agiz büzülür, göz süzülür, ille burun, ille burun.
    Kimi kusurlarin düzeltilmesi kolaydir. Ancak öyle
    kusurlar vardir ki düzeltilemez.
    123- Agizdan burun yakin, kardesten karin.
    Insanlar, hisimlari arasinda kardeslerinden de çok kendi çocuklarini
    benimser, severler.
    124- Agiz yer yüz utanir.
    Armagan alan kisi, armagani verenin dilegini yerine getirmemeye utanir;
    isini yapar.
    125- Aglamakla yar ele girmez.
    Insanin çok sevdigi sey, sadece özlemini çekmekle elde edilemez. Onu ele
    geçirmenin yollarini bulmak gerekir.
    126- Aglama ölü için, agla deli (diri) için.
    Yakinlarinizdan biri ölse, birkaç gün aglarsiniz, sonra aciniz küllenir.
    Ama yakinlarinizdan biri deli olsa, acikli durumu hep gözünüzün önünde, dert
    her gün tazedir. Asil aglanacak durum budur.
    127- Aglamayan çocuga meme vermezler.
    Sesini yükseltmeyen kimseye hakkini vermezler.
    Onun için sesinizi duyurmali, hakkinizi aramalisiniz.
    128- Aglarsa anam aglar, baskasi (kalani) yalan aglar.
    Kisinin derdini yürekten paylasan tek varlik anasidir.
    Hiç kimse ona anasi kadar içten yanmaz. Baskalarinin üzülmesi yüzdendir.
    129- Aglatan gülmez.
    Baskasina zulmeden kimsenin kötülügü yerde kalmaz; kendisine döner. Onu da
    aglatirlar.
    130- Aglayanin mali gülene hayir etmez.
    Birinin malini haksizlik ve zulüm ile elinden alan kisi, o malin hayrini
    görmek söyle dursun bir yikima ugrayarak eyleminin cezasini görür.
    131- Agrilarda göz agrisi, her kisinin öz agrisi.
    Göz agrisi, agrilarin en acisidir. Ama her kisinin
    baska türlü bir agrisi vardir ki kendisi için göz agrisi denli acidir.
    132- Agrimayan bas yastik istemez.
    Bkz. Sag bas yastik istemez.
    133- Agrisiz bas mezarda gerek (olur), (Gailesiz bas, yerin altinda),
    (Rahat ararsan mezarda).
    Yasayan her kisinin derdi vardir. Dertsiz kimse ararsaniz ancak mezarda
    bulursunuz. Yani kisinin derdi ancak ölmesiyle biter. Krs. Dertsiz bas
    terkide gerek.
    134- Agustosta beyni kaynayanin zemheride kazani kaynar.
    Yazin sicak günlerinde tarlada çalisan kisi, zahiresini kazanir; kisin
    soguk günlerinde geçim sikintisi çekmez. Krs. Agustosta gölge kovan...,
    Yazin basi pisenin...
    135- Agustosta gölge kovan, zemheride karnin ovar.
    Agustos böcegiyle karinca masalinda oldugu gibi vakit ve firsat varken
    gelecegini saglamaya çalismayip keyfe, zevke dalan, firsat elden gittikten
    sonra aç ve perisan olur. Krs. Agustosta beyni kaynayanin..., Yazin
    gölge kovan..., Agustosta yatan..., Yazin gölge hos...
    136- Agustosta yatani zemheride bügelek tutar.
    Yazin (firsat elde iken) çalisip kazanmayan kisi, kisin (çalisma olanagi
    elden gittikten sonra) sikintilar içinde kivranir. Krs. Agustosta gölge
    kovan... Yazin gölge hos...
    137- Agustosun 15'inden sonra ere kaftan, ata çul.
    Çünkü artik soguklar baslayabilir.
    138- Agustosun yarisi yaz, yarisi kistir.
    Agustos ortalarinda yaz sicaklari azalir, serinlik baslar.
    139- Agzi egri, gözü sasi ensesinden (arkasindan) belli olur (bellidir).
    Bir kisinin tutum ve davranislari, o kiside birtakim kusurlar bulundugunu
    gösterir.
    140- Agzina tat bulasanin gözü pekmez tutumundadir.
    Bir isten kazanç elde eden kisi, o tür isler pesinde kosar.
    141- Agzin karnindan büyük olmasin.
    Gücünün yetmeyecegi büyük islere girisme.
    142- Ah alan onmaz.
    Zulmettigi, kötülük yaptigi için kendisine ilenilen kimse onmaz.
    143- Ahlatin (armudun) iyisini (dagda) ayilar yer.
    Güzel seyler, çok kez, ona layik olmayan kimselerin eline geçer.
    144- Ahali isterse padisahi tahttan indirir.
    Toplumda halkin gücü, bütün güçlerin üstündedir.
    144- Ahmaga yüz, abdala söz vermeye gelmez.
    Ahmaga yüz verirseniz, sizi durmadan mesgul eder, rahatsiz eder.
    Dilenciye sana zamani gelince sunu verecegim derseniz, ikide birde
    karsiniza dikilip, hani bana sunu verecektiniz demesinden basinizi
    alamazsiniz.
    145- Ahmak gelin yengeyi halayigi sanir.
    Ahmak kimse, kendisini korumakta olan kisiye, hizmetine verilmis biri
    gözüyle bakar ve saygisizca davranisiyla onun gönlünü kirarak hizmetinden
    yoksun kalir.
    146- Ahmak iti yol kocatir.
    Bkz. Akilsiz iti...
    147- Ahmak (saskin) misafir ev sahibini agirlar.
    Misafiri agirlamak ev sahibine düser. Ama saskin misafir bunun tersini
    yapar. Baskasinin görev ve yetkilerini üzerine alan böyle ahmaklar baska
    konularda da görülür.
    148- Ah yerde kalmaz.
    Bkz. Mazlumun ahi..., Kimsenin ahi...
    149- Akacak kan damarda durmaz.
    Bir zarara ugramak alnimiza yazilmissa ne yapsak önüne geçemeyiz.
    150- Ak akçe kara gün içindir.
    Kazanmakla mutluluk duydugumuz para, dar zamanimizda bizi sikintidan
    kurtarir. Böyle durumlarda parayi harcamaktan çekinmemeliyiz.
    151- Akan çay her zaman kütük getirmez.
    Kimileyin emek harcanmadan para kazanilsa da bu her zaman gerçeklesmez.
    152- Akan su yosun tutmaz.
    Bkz. Isleyen demir pas tutmaz.
    153- Akara kokara bakma, çuvala girene bak.
    Iyi, kötü deme; mal ve para biriktir.
    154- Akarsu çukurunu kendi kazar (Su yatagini bulur).
    Bir seyler yapma istegi ve gücü bulunan kisi, uygun bir çalisma yönü ve
    alani bulur.
    155- Akarsu pislik tutmaz.
    Eski bir kanisa göre akar su -ne kadar kirletilirse kirletilsin- temiz
    kalir.
    156- Akarsuya inanma, elogluna dayanma.
    Akisi ne kadar yavas olursa olsun, akar suya girmek tehlikelidir. Insan
    sürüklenip, burgaca rastlayip bogulabilir. Bunun gibi birkaç begenilir
    durumuna bakip el ogluna güvenmek dogru degildir. Anlasamayacaginiz, sizin
    için zarara yol açan tutumlari bulunabilir.
    157- Ak curun (çesme) akmazsa kara curun kol gibi.
    Az kazancin her zaman saglanabilecegi bir konuda çok kazancin
    gerçeklesmemesi önemli sayilmaz.
    158- Akça akil ögretir, don yürüyüs.
    Bol olanaklar, insanlarin iyi islere girismesini kolaylastirir, yol
    yordam ögrenmesine yardim eder: Parasi çok olan kisi, baskalarinin aklindan
    geçirmedigi güzel isler yapar. Kiliksiz oldugu için eskiden topluluk içinde
    kisila büzüle yürüyen kimse de giyimli kusamli oldugu zaman dikkati çekecek
    kadar güzel yürür.
    159- Akçanin iyisi kesede duran, bahçanin iyisi eve yakin olan.
    Para, suraya buraya dagitilmayip kesede bulunursa ivedi durumlarda gereken
    nesneler hemen alinabilir. Bahçe eve yakin olursa, bakimi, korunmasi
    ve hemen yararlanilmasi kolay olur.
    160- Akçasi ucuz olanin kendisi kiymetli olur.
    Bkz. Parasi ucuz olanin...
    161- Ak göt (don, bacak), kara göt (don, bacak) geçit basinda (hamamda)
    belli olur.
    Ayni sinavi geçirecek olanlardan kimin iyi, kimin
    kötü durumda oldugu sinav sonunda belli olur.
    162- Ak gün agartir, kara gün karartir.
    Mutlu bir yasayis, kisiyi dinç, sen, iyimser kilar.
    Üzüntülü yasayis ise yipratir, zayiflatir, karamsar yapar.
    163- Akil adama sermaye (O da gide gelmeye).
    Insanin en degerli sermayesi aklidir. Çünkü bütün islerini en iyi biçimde
    onunla döndürür. Bu sermaye elden çikarsa bir daha ele geçirilemez. Bu
    nedenle onu iyi kullanmak ve korumak gerektir.
    164- Akil akildan üstündür.
    Önemli sorunlarda güvendiginiz akilli kimselerin düsüncesini sorunuz. Sizin
    düsünemediginizi baskasi, onun da düsünemedigini bir baskasi düsünüp sizi
    aydinlatabilir.
    165- Akil için tarik (yol) birdir.
    Karisik bir sorunun çözümünü, iyi düsündüklerine inandiginiz birkaç kisiden
    ayri ayri sorsaniz, ayni yaniti alirsiniz. Bu sonuca nasil vardiklarini
    arastirirsaniz görürsünüz ki hepsi de yargilamalarinda ayni mantik yolunu
    kullanmislardir ve size sunu söylerler: Dogruyu bulmak için aklin
    izleyecegi bir tek yol vardir. Bu yoldan gidenlerin hepsi ayni
    sonuca varir, yani dogruyu bulur. Baska yollar, aklin izleyecegi yollar
    olmadigindan insani yanlis sonuca götürür.
    166- Akil kisiye (adama) sermayedir.
    Bir kimsenin giristigi bütün islerde bas araç ve en büyük etken akildir.
    167- Akillari pazara çikarmislar, herkes yine kendi aklini almis (begenmis).
    Insan kendi tutumunu, davranisini baskalarininkinden daha üstün görür.
    Herhangi bir konuda onun düsündügüne benzemeyen baska düsünceler ileri
    sürülse, kendi düsüncesini yegler. Öyle ki bütün insanlarin akillari ortaya
    konulup da, her kisi bir akil seçsin, kendisine akil edinsin denilse
    herkes simdiki aklini seçip alir. Krs. Herkes aklini...
    168- Akilli düsman, akilsiz dosttan hayirlidir. (Deli dostun olacagina
    akilli düsmanin olsun)
    Akilsiz kimse, dostu için iyi niyet besledigi halde
    yaptigi isin ne gibi kötü sonuçlar doguracagini düsünemez. Böylece dostuna
    bilmeyerek kötülük edebilir. Oysa akilli düsmanin yapacagi kötülügü,
    insan akil yoluyla sezer, gereken önlemi alir. Akilli düsmanla anlasmak da
    kolay olur.
    169- Akilli düsününceye kadar deli oglunu evirir.
    Daha az düsünen ama çabuk karar veren kimse, çok düsünüp de karar
    veremeyen kimseden daha iyi is görür. Krs. Akilli köprü arayincaya dek...
    170- Akilli köprü arayincaya dek deli suyu geçer.
    Tedbirli kisi, istedigi seyi elde etmek için saglam yol arar. Bunun için
    de sonucu almakta gecikir. Atak kisi ise tehlikeyi göze alarak ise girisir
    ve çabuk sonuç alir. Krs. Akilli düsününceye kadar...
    171- Akilli oglan neyler ata malini, akilsiz oglan neyler ata
    malini, (Hayirli evlat neylesin mali, hayirsiz evlat neylesin mali), (Oglum
    deli mali neylesin, oglum akilli mali neylesin).
    Bir baba çocuklarina mal birakmaliyim diye düsünmemelidir. Çocuk akilli
    ise mali kendisi kazanir; baba malina gerekseme duymaz. Akilsiz ise,
    babasi ne denli mal birakirsa biraksin, altindan girer, üstünden çikar;
    malsiz kalir. Bu duruma göre babanin ona mal birakmasi gerekmez.
    172- Akilli olsa her sakalli kisi, sakallilara danisirlardi her isi.
    Her yasli, sakalli kisi akilli sanilmamalidir. Akil yasta degil bastadir.
    173- Akilli, söylemeden düsünür, akilsiz düsünmeden söyler.
    Sonra pisman olmamak için, söylenecek söz, yapilacak is önce iyi
    düsünülmelidir. Düsünülmeden söylenen söz, yapilan is, sakincali olabilir;
    zarar dogurabilir.
    174- Akil (baht) olmayinca basta, ne kuruda biter, ne yasta.
    Bkz..Baht olmayinca basta...
    175- Akil olmayinca ne yapsin sakal?
    Kisi, sadece yaslanmakla olgunlasmaz. Akilsizsa, çocukça isler yapar.
    Krs. Akil yasta degil bastadir.
    176- Akil ortak ortak, mal ortagi kaypak.
    Yararli ortaklik, yapilacak is üzerinde danisma ortakligidir. Bu, kisileri
    kötü sonuçtan korur. Mal ortakliginda ise her ortak kendi çikarini
    düsündügünden ortaginin zararina çalisabilir.
    177- Akil para ile satilmaz.
    Delice is yapan zengin bulundugu gibi akillica is yapan yoksullar da
    vardir- Askil para ile satilsaydi birincilerle ikincilerin tutumlari bunun
    tersi olurdu:
    178- Akilsiz basin cezasini (zahmetini) ayak çeker.
    1) Iyi düsünmeden verdigimiz kararin kötü sonuçlarini düzeltmek için suraya
    buraya kosup yorulmak zorunda kaliriz.
    2) Bastakilerin yanlis tutumlarindan ileri gelen sikintiyi buyruk altinda
    çalisanlar çeker.
    179- Akilsiz iti yol kocatir.
    Akilsiz it, nereye gidecegini bilmeyerek nasil yollarda dolasip yorulursa
    belli bir amaç gözetmeyerek yorucu islere girisen kisi de yasamini, hiçbir
    basari gösteremeden tüketir.
    180- Akilsiz kasabin gerisine kaçar masadi.
    Kafasi çalismayan kimse, elindeki firsati kullanmak söyle dursun, onun
    kendi zararina islemesine yol açar.
    181- Akilsiz köpegi yol kocatir. (Ahmak iti yol kocatir)
    Iyice düsünülmeden, programi çizilmeden yapilmaya çalisilan isin, bitecek
    gibi göründügü sirada, eksikleri ortaya çikar. Bu eksiklerin tamamlanmasi
    için geriye dönülmek gerekir. Ikinci kez bitecek sanildigi zaman baska
    eksikler bas gösterir; bir daha geriye dönülür. Bu durum hem birçok
    yorgunluklara, hem de çok vakit kaybina mal olur.
    182- Akil yasta degil, bastadir.
    Bir kimsenin yasi büyümekle akli da büyümez. Nice gençler vardir ki
    kendilerinden çok yasli olanlardan daha akillidirlar. Krs. Akil olmayinca
    ne yapsin sakal, Yasi at pazarinda sorarlar.
    183- Akin (beyazin) adi (var), karanin (esmerin) tadi (var).
    Bkz. Beyazin adi var...
    184- Akintiya (karsi) kürek çekilmez.
    Kendi yolunda güçlü olarak sürüp giden bir isi ters yöne çevirmek bosuna
    çaba harcamaktir.
    185- Ak koyun ak bacagindan, kara koyun kara bacagindan asilir.
    Dogruluktan ayrilmayan, güven kazanir, ödüllendirilir. Kötülügü is
    edinen ise hak ettigi cezayi görür. Krs. Her koyun kendi bacagindan asilir...
    186- Ak koyunu (ala keçiyi) gören, içi dolu yag sanir.
    Bir seyin distan görünüsüne bakarak içinin de öyle
    oldugunu sananlar aldanirlar. Krs. Görünüse aldanmamali.
    187- Ak koyunu kara kuzusu da olur.
    Iyi ana babadan kötü çocuklar olabilir.
    188- Ak köpegin (itin) pamuk pazarina (pamuga, pamukçuya) zarari vardir.
    Kötü sey, görünüste iyi seye benziyorsa iyi seyin degeri azalir.
    189- Akla gelmeyen (gelen) basa gelir.
    Insanin basina öyle seyler gelir ki daha önce böyle bir sey olacagi
    düsünülmez.
    190- Aklina geleni isleme, her agaci taslama.
    Sonunu düsünmeksizin aklina gelen her isi yapan,
    herkese satasan kisi, tutumunun büyük zararlarini
    görür. Krs. Her delige elini sokma...
    191- Akmasa da damlar.
    Bir dükkanda (ya da bir isyerinde) her halde alisveris (ya da is) olur.
    Çok olmasa bile olur.
    192- Akraba ile ye iç, alisveris etme.
    Bkz. Dost ile ye, iç...
    193- Akrabanin akrabaya akrep etmez ettigini.
    Kisiye, kimileyin hisimi öyle kötülük eder ki bunu düsman bile yapmaz.
    Çünkü hisim, kisinin içini, disini ve nereden vurabilecegini daha iyi bilir.
    Krs. Biribiri, adami yer diri diri...
    194- Aksama karsi gitme, tana karsi yatma.
    Yola, aksamüstü çikilmamali, seher vakti çikilmalidir. Krs. Aksam ise
    yat...
    195- Aksamin hayrindan sabahin serri iyidir (yegdir).
    (Sabah ola, hayir ola).
    Isinizi aksam üzeri, ya da gece yapmayin, sabaha birakin. Çünkü gece is
    yapmanin kötü yönleri daha çoktur ve gündüz saglanabilen olanaklar gece
    saglanamaz.
    196- Aksamin isini yaria (sabaha) birakma (koyma).
    Bkz. Bugünkü isini yarina birakma.
    197- Aksam ise yat, sabah ise git. (Aksam oldu kon, sabah oldu göç).
    1) Yolculukta aksam olunca ulasilan yerde yatilmali; sabah olunca yola
    devam edilmelidir.
    2) Geceler uyku, gündüzler is zamanidir. Krs. Aksama karsi gitme...
    198- Aksam oldu kon, sabah oldu göç.
    Bkz. Aksam ise yat...
    199- Ak seker, kara seker, bir damar soya çeker.
    Kisinin yaptigi iyilikte de, kötülükte de kalitimin etkisi vardir. Krs.
    Otu çek, köküne bak...
    200- Aktan kara kalkti mi?
    Yasa, adalet yok mu? Elbette var. (Ak kagittaki siyah yazidir geçerli
    olan).
    201- Ala bakan iki bakar.
    Insanlar al renkten hoslanirlar; al renkli nesnelere bakmakla doyamazlar.
    202- Alacagim olsun da alakargada olsun (Alakargada alacagim olsun,
    alamazsam gözümü oysun).
    Almak (tahsil etmek) olanagi bulunmasa, dahasi borçlu ile dövüsmek gerekse
    bile alacakli olmak iyi bir seydir.
    202- Alacak kiz ay görünür, evleri saray.
    1) Bir genç, bir kiza gönül verince kusurlarini, çirkinliklerini görmez,
    onu dünya güzeli, kulübelerini de saray gibi görür.
    2) Bir seyi elde etmeye karar veren kisi, onun sakincalarini hos görür.
    203- Alacakla verecek (borç) ödenmez.
    Bir yerden alacaginiz para ile baska bir yere olan
    borcunuzu kapanmis saymak ihtiyatsizliktir. Çünkü alacaginiz, belki elinize
    geçmez. Oysa borcunuzu ödemek zorundasiniz.
    204- Alakargada alacagim olsun (alamazsam gözümü oysun).
    Bkz. Alacagim olsun da...
    205- Ala keçi her vakit püsküllü oglak dogurmaz.
    Degerli bir seyden her zaman iyi verim alinmaz.
    206- Ala keçiyi gören içi dolu yag sanir.
    Bkz. Ak koyunu gören...
    207- Al arslan tutar, güç siçan tutmaz.
    Bkz. Al ile arslan tutulur...
    208- Alçacik esege herkes biner. (Alçak esek binmeye kolay, öksüz çocuk
    dövmeye kolay).
    Güçsüz ve koruyucusuz kisiyi buyruk altina almak ve hirpalamak kolaydir.
    209- Alçak esek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay.
    Bkz. Alçak esege herkes biner.
    210- Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.
    Alçakgönüllü olan ve büyüklük taslamayan, saygi
    görür; toplum içinde yükselir. Kendini herkesten üstün gören sevilmez;
    toplum içinde iyi bir yer alamaz.
    211- Alçak yerde tepecik kendisini dag sanir. (Alçak yerin tepecigi dag
    görünür).
    Bilgili kimselerin bulunmadigi bir toplulukta az bilgili kisi dahilik
    taslar.
    212- Alçak yerde yatma sel alir, yüksek yere yatma yel alir.
    Insan kendi durumuna uygun bir yasayis sürmeli, arkadaslarini ona göre
    seçmelidir. Çok asagi yasayis kosullari da, çok yüksek yasayis kosullari da
    kendisine zarar verir. Krs. Baskisiz tahtayi...
    213- Alçak yerin tepecigi dag görünür.
    Bkz. Alçak yerde tepecik...
    214- Alçak yer yigidi hor gösterir.
    Basit bir çevrede yasayan, önemsiz bir görevde çalisan degerli kisi,
    kendisini gösteremez; layik oldugu ünü kazanamaz; siradan bir kimse
    sanilir.
    215- Al elmaya tas atan çok olur.
    Güzellere musallat olan, degerli insanlara çatan, parlak yeri elde etmeye
    çalisan çok olur.
    216- Aleme cellat lazim; senin olman ne lazim?
    Kötü, agir bir is yapilmasi söz konusu ise bu isi sen
    yapma; yapilmasi gerektigine inananlar yapsinlar.
    217- Alet isler, el övünür.
    Insan ne kadar usta olursa olsun, gerekli araçlar olmadikça kusursuz is
    yapamaz. Krs. Asi pisiren yag olur...
    218- Al giyen aldanmaz (aldanmamis).
    Al renk giysi herkese yakisir.
    219- Al giyen alinir.
    1) Göz alici giysi giyen güzele hemen istekli çikar.
    2) Bir isin yapilisiyla uzaktan ilgili bulunan kimse,
    o is üzerindeki elestirmeyi üzerine alir. Krs. Iskilli büzük dingilder.
    220- Al gömlek gizlenemez.
    Herkesin dikkatini çekecek is yapan kimse, bunun gizli kalacagini
    sanmamalidir.
    221- Al gününde al; ver gününde ver.
    Alinacak sey, en iyi ve en ucuz oldugu zaman alinmalidir. Verilecek sey ve
    borç da zamaninda verilmelidir. Geç kalinirsa kötü kosullarla
    karsilasilabilir.
    221- Alici kusun ömrü az olur.
    Bkz. Yirtici kusun ömrü az olur.
    222- Alinda yazili olan (alna yazilan) basa gelir.
    Bkz. Alna yazilan basa gelir.
    223- Alin yazisi degismez.
    Kisi ne yapsa kaderini degistiremez. Basina ne gelecekse gelir.
    224- Alismadik götte don durmaz.
    Bir kimse alismadigi, duruma kendini kolay
    kolay uyduramaz. Ondan kurtulmaya çalisir.
    225- Alismis kudurmustan beterdir.
    Alistigi isten vazgeçemeyen kisi, kudurmustan daha azgindir. O isi
    saldirircasina yapar. Krs. Acikmis kudurmustan beterdir.
    226- Alismis kursak, bulamacini ister.
    Kisi, yararlanmaya alistigi seyden yoksun kalmak istemez.
    227- Al (hile) ile arslan tutulur, güç ile siçan (gücügen) tutulmaz.
    (Al arslan tutar, güç siçan tutmaz.)
    Zekanizi kullanarak sizden daha güçlü, ama daha
    az zeki olan yaratigi yenebilirsiniz. Gücünüzü kullanarak
    ise, sizden çok güçsüz, ama zeki olan yaratigi yenemezsiniz.
    228- Alim unutmus, kalem unutmamis.
    Insan ne kadar bilgili olursa olsun, her seyi aklinda tutamaz, birçoklarini
    unutur. Unutulmamasi istenen sey, yazilmalidir. Böylece yüzyillar boyunca
    kusaktan kusaga geçer. Herkes onu okur, birbirine anlatir.
    229- Al kasagiyi gir ahira, yarasi (yagiri) olan gocunur (gocunsun).
    Bir yolsuzlugun sorumlulari aranirken o iste kusuru bulunan kisi telasa
    düser.
    230- Allah balmumu yakana balmumu, yagmumu yakana yagmumu verir.
    (Allah çam isteyene çam, mum isteyene mum verir).
    Genel inanisa göre Tanri, bol harcayana bol, az harcayana az verir. Bunun
    gerçek nedeni sudur: Bol para harcayan kisi çok çalisir, çok kazanir. Aza
    kanaat eden az çalisir, az kazanir.
    231- Allah bilir ama kul da sezer.
    Bir isin içyüzünü, ya da nasil bir sonuç verecegini ancak Tanri bilir. Ama
    insan da kafasini kullanarak asagi yukari bir tahminde bulunabilir.
    232- Allah çam isteyene çam, mum isteyene mum verir.
    Bkz. Allah balmumu yakana...
    233- Allah dagina göre kar verir (verir kisi).
    Tanri herkese dayanabilecegi ölçüde yük, sikinti verir.
    234- Allah dogrunun yardimcisidir.
    Dogruluktan ayrilmayanlara Tanri yardim eder.
    Dogruluktan sasmamalidir.
    235- Allah dokuzda verdigini sekizde almaz.
    Tanri her kulunun ne kadar yasayacagini önceden kararlastirmistir.
    Süresi dolmadan hiç kimsenin yasamasina son vermez.
    236- Allah fukarayi sevindirmek isterse önce esegini yitirtir, sonra
    buldurur.
    Dar bir geçim içinde olan kisi, sevincin ne oldugunu bilmez. Ama bir süre
    bu dar geçimden de yoksun kalip sonra yeniden eski geçime kavussa o
    zaman sevincin nasil sey oldugunu anlar.
    237- Allah gümüs kapiyi kaparsa altin kapiyi açar.
    Isi bozulan kisi umutsuzluga düsmemelidir. Tanri'nin onu eskisinden daha
    iyi bir ise kavusturacagina inanmalidir.
    238- Allah'in bildigi kuldan saklanamaz.
    Insan, isledigi suçtan dolayi önce Tanri'ya karsi sorumludur. Bu suçu da
    Tanri bilir. Öyle ise onu: kuldan niçin saklamali?
    239- Allah'in ondurmadigini; Peygamber sopa ile kovar.
    Tanri bir kisiyi, mutsuz yaratmissa hiçbir kimse onun
    yazgisini degistiremez. Basvurdugu bütün kapilar
    yüzüne kapatilir.
    240- Allah insana iki kulak bir agiz vermis.
    Bkz. Iki dinle, bir söyle...
    241- Allah isterse bir kulun isini, mermere geçirir disini; istemezse
    isini, muhallebi yerken kirar disini.
    Talihli kisi, hangi ise el atsa basarili olur. Talihsiz
    olan da en umutlu isten zararli çikar. Krs. Ters
    giderse insanin isi...
    242- Allah kardesi kardes yaratmis, kesesini ayri yaratmis.
    Geçim konusunda kimse kimseye yük olmamalidir.
    Birbirlerine o kadar yakin ve birçok degerlerinde
    ortak olan kardeslerin bile kazançlari, keseleri ayridir.
    Birinin parasina öteki ortak olmaya kalkismamalidir.
    243- Allah kulundan geçmez.
    Isi bozuk giden kisi kendisini kötümserlige kaptirmamalidir. Tanri dar
    zamanlarinda kuluna yardim eder.
    244- Allah kulunu kismeti ile yaratir.
    Bu dünyada herkesin dar ya da genis bir geçim yolu vardir. Krs. Acindan
    kimse ölmemis.
    245- Allah sabirli kulunu sever.
    Sabir güzel bir huydur. Sabirli kimse sikintilari atlatir,
    güçlükleri yener. Allah sabirli kulunu sevdigi için sabirli olmaya daha çok
    dikkat etmeliyiz.
    246- Allah sag eli sol ele muhtaç etmesin.
    Muhtaç olup baskasindan bir sey istemek insana çok
    agir gelir. Bu durumda en yakin akraba bile gereken ilgiyi göstermez. Onun
    için Tanri'dan dilegimiz, bizi en yakinimiza dahi muhtaç etmemesidir.
    247- Allah sevdigine dert verir.
    Tanri, derdin kendisinden geldigine inanarak yakinmayanlari,
    onu çekenleri mükafatlandiracaktir. Bu nedenle sevdigine dert verir.
    248- Allah son gürlügü versin.
    Tanri yaslilik yillarini bolluk, rahatlik içinde geçirme nasip etsin.
    249- Allah'tan siska, ne yapsin muska?
    1) Yaradilistan yeteneksiz olan kisi tedbirle, çaba
    ile yetenekli kilinamaz.
    2) Ciliz bir kurulusa, birtakim tedbirlerle büyük bir
    güç kazandirilamaz.
    250- Allah'tan umut kesilmez.
    En umutsuz durumlarda bile kötümserlige kapilmamali, Tanri'nin bir
    lütufta bulunabilecegi düsünülmelidir.
    251- Allah uçamayan kusa alçacik dal verir.
    Tanri, yetenekleri kisitli olanlara durumlarina uygun bir yasama düzeni,
    bir barinma olanagi verir.
    252- Allah verince kimin oglu, kimin kizi demez.
    Üne, zenginlige, taninmis ya da zengin bir ailenin
    çocugu olmakla erisilmez. Tanri dilerse hiç taninmayan, yoksul bir aile
    çocugunu da üne, zenginlige kavusturur.
    253- Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir.
    Tanri bir kimseyi zengin etmeyi dilerse ona hiç
    umulmadik yerlerden para, mal gelir.
    254- Alli yelek, pullu yelek; gömlek yok canfes neye gerek?
    En gerekli nesneleri bulunmayan kisinin süs püs pesinde olmasi
    budalaliktir. Krs. Ayrani yok içmeye...
    255- Alma ali, satma kiri, ille doru, ille doru; yagizin da binde biri.
    At donlari içinde en begenileni doru renktir. Kir fena sayilmaz. Ama al
    renk begenilmez.
    256- Alma ali, sat yagizi, bin doruya, besle (Kizil kahverengi at donu.) kiri.
    Biniciler al ve yagiz renkli atlari tutmazlar. Doru ve kir donlu atlari
    makbul sayarlar. Atini ona göre seç. Krs. Alma san...
    257- Almadan vermek, Allah'a mahsus (yarasir).
    Tükenmez hazinesi bulunan, bir sey almaya ihtiyaci olmadan verebilen tek
    varlik, Tanri'dir. Insan bir sey kazanmamissa, baskasindan bir sey almamissa
    neyi verebilir?
    258- Almadigin hayvani kuyrugundan tutma.
    Almayacagin bir seye, isinde çalistirmayacagin kimseye, alacakmissin,
    çalistiracakmissin gibi yakin ilgi gösterme, umut verme.
    259- Al malin iyisini, çekme kaygisini.
    Malin iyisini alan, onu tasasiz kullanir. Saglamdir, güzeldir, kullanildigi
    sürece insani rahatsiz edecek bir durumu yoktur.
    260- Alma mazlumun ahini, çikar aheste aheste.
    Kimseye zulmedip ahini alma. Sonra yaptigin kötülügün cezasini ömrün
    boyunca çekersin.
    261- Alma sari, satma sari, kapindaysa tutma sari.
    Sari donlu at ne beslemeli, ne de alip satmalidir.
    Krs. Alma ali, sat yagizi...
    262- Alma soysuzun kizini, sürer anasi izini.
    Terbiyesi kit ailenin kizi da egitimi kit, görgüsüz olarak yetisir.
    262- Alna yazilan (alinda yazili olan) basa gelir. (Basa yazilan gelir).
    Kisi kaderi ne ise onu görür.
    263- Alt degirmen güçlü akar.
    Kaynaklari eski ve bol olan kuruluslar saglam ve verimli olur.
    264- Altin anahtar her kapiyi açar.
    Para ile bütün engeller ortadan kaldirilir; bütün güçlükler yenilir;
    istenilen sey elde edilir.
    265- Altin ateste, insan mihnette belli olur.
    Altina benzeyen maddenin altin olup olmadigi, nasil atese dayaniklilik
    derecesi ile anlasilirsa bir kisinin degeri de sikintilara katlanma,
    zorluklari yenme ve benligini koruma gücü ile ölçülür.
    266- Altin eli biçak kesmez.
    Hünerli kisiye yasama güçlükleri etki yapamaz. O, sarsilmadan isini
    sürdürür.
    267- Altin esik, gümüs esige muhtaç olur.
    Zenginlige de is basinda olmaya da güvenilmemelidir. Gün gelir, zengin
    yoksullasir; eskiden yoksul iken zengin olan kisiye muhtaç duruma düser. Is
    basinda bulunan da böyle.
    268- Altinin kiymetini (kadrini) sarraf bilir.
    Bir kimsenin, bir seyin degerini, ancak bu konularda uzmanligi
    bulunanlar bilir.
    269- Altin kapilinin agaç kapiliya isi düser.
    Bkz. Altin kepege muhtaç...
    270- Altin kepege muhtaç.
    Yüksek düzeyde olan her sey, önemsiz görünen nesnelerle deger kazanir.
    Kepekle ovulmasa altin parlamaz. Bunun gibi, zengin yoksula, usta çiraga...
    gerekseme duyar.
    271- Altin legenin kan kusana ne faydasi var?
    Agir hasta, ya da dertli olan kimse, zengin olmus neye yarar?
    272- Altin pas tutmaz, (deli yas tutmaz).
    Serefli, temiz insana, hiç kimse leke süremez. (Tasasiz kimse hiçbir seye
    üzülmez.)
    273- Altin yerde paslanmaz, tas yagmurdan islanmaz. Üstün deger tasiyan
    kisi, ya da nesne, ne türlü uygunsuz kosullar içinde bulunursa bulunsun
    degerini, niteligini yitirmez.
    274- Altin yere düsmekle pul olmaz.
    Degerli kisinin, bulundugu yüksek yerden uzaklastirilmasiyla degeri azalmaz.
    275- Alti olur, yedi olur, hep Allah'in dedigi olur.
    Biz önce ne hesaplar yaparsak yapalim, sonunda Tanri'nin diledigi olur.
    276- Aman diyene kiliç kalkmaz.
    Kisi, mertligine siginip teslim olan düsmanin canina kiymamalidir. Krs.
    Egilen bas kesilmez.
    277- Amca baba yarisi.
    Amca, kardesinin çocuguna kendi çocugu gibi ilgi gösterir. Çocuk da
    amcasina, babasina karsi besledigi duygularla bagli olur.
    278- Amcam (emmim) dayim herkesten (hepinden) aldim payim.
    Kimseden yardim beklememeli. Kisiye en yakin akrabalarinin bile yardim
    etmedigi denemelerle anlasilmistir.
    279- Ana besler hurmayla, eloglu karsilar yarmayla.
    Her anne, çocugunu büyük bir sefkat ve özenle nazli olarak yetistirir.
    Çocuk topluma karisinca yasamin ve çevresinin insafsizliklariyla karsilasir.
    (Yarma: Kalin kesilmis odun).
    280- Anadan gören inci dizer; babadan gören sofra yazar.
    Bkz. Oglan babadan ögrenir...
    281: Anadan olur daya, hamurdan olur maya.
    Hiçbir dadi annenin yerini tutamaz. Hamurun mayasi yine kendisindedir.
    Demek ki bir isi kusursuz yapabilmek için özüne uygun en iyi araç
    kullanilmalidir. Derme çatma araçlarla yapilan isten iyi sonuç alinamaz.
    282- Ana gezer, kiz gezer; bu çeyizi kim düzer?
    Bir ailenin, bir kurulusun yöneticileri ve yönetilenleri, yapilacak islere
    bos verirlerse o isler kendiliginden ortaya çikar mi?
    283- Ana gibi yar olmaz, Bagdat gibi diyar olmaz.
    Insanlar içinde anamiz kadar bize candan bagli dost yoktur. Nasil ki
    sehirler içinde de Bagdat'in esi yoktur.
    284- Ana hakki Tanri hakki.
    Evlatlarin analarina karsi olan yükümlülükleri, Tanri'ya karsi olan
    yükümlülükleri kadar kutsaldir. Krs. Komsu hakki Tanri hakki.
    285- Anahtar dogruyadir.
    Bir yerin kilitlenmesi, kötü niyetli olmayanlar için ise yarar. Ama hirsiz
    için ise yaramaz.
    286- Ana ile kiz, helva ile koz.
    Koz helvasinin içindeki cevizle helvayi ayirmak nasil olanaksizsa, ana ile
    kizi da birbirinden ayirmak öylece olanaksizdir.
    287- Ana kizina taht kurar, kiz bahti kocadan arar.
    Ana baba, kizlarina ancak saltanatli bir yasayis saglayabilirler. Onun
    mutlulugunu saglayacak olan kocasidir. Krs. Ana kizina taht kurmus...
    288- Ana kizina taht kurmus, baht kuramamis (kurmamis).
    Ana baba, kizlarini sultanlar gibi yasatabilirler. Ama onun evlendikten
    sonra mutlu olmasini saglamak, ellerinde degildir. Krs. Ana kizina taht
    kurar... Atalar çikarayim der tahta...
    289- Analik fenalik (kara yamalik).
    Üvey ana fenalik sembolüdür. (Beyaz giysiye yamanmis kara bir yama
    gibidir).
    290- Analik usta, yumagi ufak yapar; çocuklar usta, ekmegi çifte kapar.
    Bir nesneyi paylastiran kisi, esitlik ilkesini gözetmekle birlikte,
    paylari beklenenden daha küçük ölçüde dagitmaya kalkarsa, paydan
    yararlanacak olanlar, yine esit olarak daha çok pay alma yolunu bulurlar.
    291- Anali kuzu, kinali kuzu.
    Annesi sag olan çocuk bakimli, giyimli, temiz, süslüdür. Annesi ölmüs olan
    çocukta bakim, giyim, temizlik, süs bulunmaz.
    292- Anam babam kesem, elimi soksam yesem.
    Kisi, baskasindan yardim beklememeli, kendi kazanciyla geçinmelidir.
    293- Anamin (babamin) ölecegini bilseydim kulagi dolu dariya satardim
    (aci sogana degisirdim).
    Insan en degerli bir malinin karsiliksiz olarak elinden gidecegini bilse,
    onu yok denilecek kadar az para ile satar.
    294- Anan güzel idi, hani yeri, baban zengin idi, hani evi.
    Hiçbir duruma güvenilmez. Bizim olan hiçbir sey,
    sürekli olarak elimizde kalmaz. Genç iken güzel
    olanlar, yaslandikça güzelliklerini yitirirler. Önce
    zengin olanlar, gün gelir, evlerinden olurlar.
    295- Ananin bahti kizina.
    Bir anne, mutlu ya da mutsuz, nasil bir evlilik yasayisi geçirirse, kizi
    da öyle bir evlilik yasayisi geçirir.
    296- Ananin bastigi yavru (civciv) incinmez (ölmez).
    Annenin aci sözü, dayagi çocuguna agir gelmez.
    Çünkü anne bunlari onun iyiligi için yapar. Anne
    çocugunu öyle korur ki, üzerine basmasi gerektigi
    zaman bile incitmeyecek biçimde basar. Incitse de
    çocuk bunu bildiginden incinmemis gibi davranir.
    297- Ananin çiktigi dala kizi salincak kurar.
    Büyüklerinin tutumu çocuklara örnek olur. Çocuklar o yolu benimser;
    bununla yetinmeyerek daha ileri giderler. Krs. Agaca çikan keçinin dala
    bakan...
    298- Anasina bak kizini al, kenarina (kiyisina, taragina) bak bezini al.
    Kiz annesinin birçok huylarini dogustan almis bulunur. Sonra da annesinin
    egitimi ile yetisir. Bunun için bir kizin niteliklerini ögrenmek isteyenler,
    annesine benzeyecegini düsünürlerse yanilmamis olurlar. Nitekim bir kumasin
    kenarina bakanlar, her yerini görmüs gibi olurlar.
    299- Anayi kizdan ayiran para.
    Kisisel çikar, ana-kiz arasindaki bagin kopmasina
    bile yol açabilir. Sarsilmaz sanilan yakin dostluklarda da...
    300- Ana yilan, sözü yalan, kari çiçek, sözü gerçek.
    Karisini çok seven ve anasiyla karisi arasindaki geçimsizlikte anasini
    haksiz bulan ogulun yargilaridir bunlar.
    301- Ana, yürekten yana.
    Bir kimseye candan, yürekten bagli olan, onun
    üzüntülerini gerçekten paylasan varlik, anasidir.
    302- An beni bir kozla, o da çürük çiksin. (Dost `yar' beni ansin bir
    koz ile, o da çürük çiksin.)
    Arkadaslar, tanidiklar arasinda armagan, beklenen bir seydir. Armagan, bir
    kisinin hatirlandigini belirtmesi bakimindan önemlidir; degeri de buradadir.
    Ne kadar küçük bir sey olursa olsun; isterse ise yaramasin. Krs. Yarim
    elma, gönül alma.
    303- Anlatisa göre verirler fetvayi.
    Bkz. Kadi anlatisa göre fetva verir.
    304- Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
    Kimi zaman sözü biraz kapali söylemek yeglenir.
    Anlayisli kimseler, ne denilmek istendigini zaten anlarlar. Anlayisi kit
    kimseler ise ne kadar açik söylense, ne kadar tekrarlansa yine anlamazlar.
    Krs. Görenedir...
    305- Aptala malum olur.
    Aptal, yakinda ne olup bitecegini bilir ve daha önce haber verir. (Çünkü
    aptalin Tanri'ya yaklasmis bir kisi olduguna inanilir. Ancak bu söz, daha
    çok, böyle kesiflerde bulunan kimselerle alay etmek için söylenir).
    306- Aptal ata binerse bey oldum sanir, salgam asa girerse yag oldum sanir.
    Görgüsüz kisi layik olmadigi bir is basina geçerse,
    gerçekten degeri varmis gibi bir kuruntu gösterir.
    307- Aptessiz sofuya namaz mi dayanir?
    Gerekli kosullari yerine getirilmedikten sonra az zamanda pek çok is
    yapilir.
    308- Araba devrilince (kirildiktan sonra, kirilinca) yol gösteren çok olur.
    Tehlikeyi daha önce kimse haber vermez de kötü sonuç meydana geldikten,
    is isten geçtikten sonra herkes yanlis yapmissin, söyle bir yol tutmaliydin,
    böyle davranmaliydin diye akil satar.
    309- Araba ile tavsan avlanmaz.
    Her iste basariya ulasabilmek için kullanilmasi gereken özel bir yol
    vardir. Baska bir yöntem kullanilirsa basariya erisilemez. Krs. Sahin ile
    deve avlanmaz.
    310- Arabanin ön tekerlegi nereden geçerse art tekerlegi
    de oradan geçer. (Ön tekerlek nereye giderse art tekerlek de oraya gider.)
    Büyükleri nasil bir yasayis yolu tutmuslarsa çocuklar da ayni yolu izlerler.
    311- Arayan Mevlasini da bulur, belasini da.
    Iyi erek yolunu tutanlar iyi erege, kötü erek yolunu tutanlar kötü erege
    ulasirlar.
    312- Arda kalan derde kalir.
    Bkz. Sona kalan dona kalir.
    313- Ardicin közü olmaz, yalancinin sözü olmaz.
    Ardiç agacinin atesi çabuk geçer, kül olur. Yalancinin sözü de böyledir;
    ona da güvenilmez.
    314- Ar dünyasi degil, kar dünyasi.
    Kisi, namusuna dokunmadiktan sonra, su ya da bu isi yapmaktan utanmamali,
    para kazanmalidir. Krs. Ar yili degil, kar yili.
    315- Ari, bal alacak çiçegi bilir.
    Açikgöz kisi; çikar saglayabilecegi yeri bilir.
    316- Ari, bey olan kovana üser.
    Halk, kendisine önderlik edecek kisinin çevresinde toplanir.
    317- Arica etek, kuruca yatak.
    Ölümcül hastalar için Tanri'dan dilenen sey, çamasirini, yatagini kirletir
    duruma gelmeden ona Azraili göndermesidir.
    318- Ari gibi eri olanin dag kadar yeri olur.
    Çaliskan, kisileri olan aile ve toplumlar, her yerde
    bol kazanç bulurlar; bütün dünyayi kendi mallari
    sayarlar. Krs. Er olan ekmegini tastan çikarir.
    319- Ariga su gelene (gelinceye) kadar kurbaganin gözü patlar.
    Bkz. Göle su gelinceye kadar...
    320- Arik arinir, ad arinmaz.
    Madde pisligini temizlemek kolaydir. Ama kirlenen ad ve namus temizlenemez.
    321- Arik ata kuyrugu (da) yüktür.
    Güçsüz kisi, kimseye yardim edecek durumda degildir. Bu yardim ne kadar az
    ve yardim edilecek kimse ne kadar yakini olursa olsun.
    322- Arik at yol almaz, arik (aç) it av almaz.
    Bkz. Aç at yol almaz...
    323- Arik etten yagli tirit olmaz.
    Degersiz kisiden yararli is, verimsiz topraktan bol ürün beklenemez.
    324- Ari kizdirani sokar.
    Kisi kendisini sinirlendirene saldirir; sonunda ölecegini bilse bile.
    (Arinin, soktuktan sonra öldügü söylenir.)
    325- Arik öküze biçak olmaz! (çalinmaz).
    1) Kendisinden yararlanilamayacak kisiye yararlanmak amaciyla eziyet
    edilmemelidir.
    2) Güçsüz kimseyi ezmek yigitlik degildir.
    326- Ari sögüdü, akilli ögüdü sever.
    Herkes isine yarayan seyi benimser.
    327- Arife günü asa ne, bayram günü tirasa ne?
    Her olayin, her nesnenin çogaldigi bir zaman vardir. Böyle zamanlarda o
    olay ve nesnelere eskisi denli önem verilmez.
    328- Arife günü yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayram günü yüzü kara
    çikar (olur).
    Bir sözün yalan oldugu çabuk anlasilir ve söyleyen, topluluk içinde
    utanilacak bir duruma düser. Krs. Ramazanda...
    329- Ariefe tarif gerekmez (ne hacet).
    Anlayisli kisiye uzun uzadiya açiklama yapma gerek yok. O leb demeden
    leblebiyi anlar.
    330- Arkadasini söyle, kim oldugunu söyleyeyim.
    Kisi, yaradilis ve gidisine uygun kimselerle arkadaslik kurar. Onun için
    bir adamin arkadasini tanirsak, o adamin kimligini ögrenmis oluruz.
    331- Arka gerektir arka, ya utana ya korka.
    Bir kimsenin isini istedigi biçimde yürütebilmesi için,
    sözü geçen ya da kendisinden korkulan birisine dayanmasi gerekir.
    332- Armudun iyisini ayilar yer.
    Bkz. Ahlatin iyisini ayilar yer.
    333- Armudun önü, kirazin sonu.
    Armudu ilk çiktigi zaman, kirazi da bitecegi zaman yemeli.
    334- Armudu soy ye, elmayi say ye.
    Armut, kabugu soyularak, elma da asiri gidilmeyerek, sayi ile yenilmelidir.
    Krs. Elmayi soy da ye armudu say da ye.
    335- Armut dalinin dibine düser.
    1) Bir kimse, önce yakinlarina yararli olur.
    2) Çocuk, soyuna çeker; çirak ustasinin yolunu tutar.
    3) Kisi, kendini yetistirenin koruyuculugu ile bir yerde barinir.
    336- Arnavut'a sormuslar Cehenneme gider misin? diye, Aylik kaç? demis.
    (-Cehenneme kira var. -Paradan haber ver.)
    Parayi güç kazanmakta olan kisi, bol para karsiliginda, dayanilamayacak
    kadar agir isleri yapmayi kabul eder.
    337- Arpaciya borç eden, ahirini tez satar.
    Borç para ile yürütülen is, az zaman sonra yürütülemez olur.
    338- Arpa eken bugday biçmez.
    Kötü davranisin karsiligi iyi olmaz.
    339- Arpa samaniyla, kömür dumaniyla.
    Kusursuz nesne olmaz. Yararlandiginiz nesneleri kusurlariyla birlikte
    kabulleneceksiniz.
    340- Arpa unundan kadayif olmaz.
    Kötü gereçle iyi sey yapilamaz.
    341- Arpa verilmeyen at, kamçi zoruyla yürümez.
    Geçimi saglanmayan kisi, ne kadar sikistirilirsa sikistirilsin, is
    görmez.
    342- Arpayi (bugdayi) tasli yerden, kizi kardasli yerden.
    Bkz. Tarlayi tasli yerden...
    343- Arsizin yüzüne tükürmüsler, yagmur yagiyor demis.
    Arsiz ne kadar agir hakaret görse aldiris etmez; piskinlige vurur, iyi
    karsilar.
    344- Arsiz neden arlanir, çul da giyer sallanir.
    Arsiz, hiçbir seyden utanmaz. Giysi diye çul da giyip salina salina
    gezebilir.
    345- Arslan kocayinca siçan deligi gözetir.
    Güçlü çaginda agir ve büyük isler yapmis, büyük kazançlar elde etmis olan
    kimse, güçten düsünce pek küçük islerle ugrasir; azla yetinir.
    346- Arslan kükrerse atin ayagi kösteklenir.
    Güçlü kimsenin korkutucu sözleri, güçsüz kimseyi
    kipirdayamaz duruma getirir.
    347- Arslan postunda, gönül dostunda.
    Canli, cansiz her seyin bir yakisigi vardir. Insan onlari bu durumda
    görmek ister.
    348- Arslan yatagindan (yattigi yerden) bellidir (belli olur).
    Bir kimsenin kisiligi, oturup yattigi yerin niteliginden, temizliginden,
    düzeninden anlasilir.
    349- Arsin mali kantar ile satilmaz.
    Her nesnenin degeri, niteligine uygun bir ölçüye vurularak belli olur. Bir
    nesne için kullanilan ölçü, niteligi ayri olan baska bir nesne için
    uygulanamaz.
    350- Artik mal göz çikarmaz.
    Bkz. Fazla mal göz çikarmaz.
    351- Ar yili degil, kar yili (Kar eden, ar etmez).
    Çagimiz, utanma çagi degil, para kazanma çagidir.
    Kisi, namusu ile, her ne is olursa olsun yapmalidir
    bu zamanda. Krs. Ar dünyasi degil, kar dünyasi.
    352- Asil azmaz, bal kokmaz; (Kokarsa kaymak kokar, aslinda ayran var).
    Bir kisi ya da nesne, ne denli biçim degistirirse degistirsin, aslini
    yitirmez; soylulugunu kavrar.
    353- Asil ile tas tasi, bedasil (soysuz) ile yeme asi.
    Temiz süt emmis kisilerle yapilan en güç is kolaylasir. Sütü bozuk
    kisilerle yapilan en güzel is ise tatsiz bir biçim alir.
    354- Aslan kükrerse beygir titrer.
    Üstün gücü olanin öfkelenmesi, çevresindeki güçsüzleri korkutur. Krs.
    Aslan kükrerse atin ayagi...
    355- Aslini saklayan (inkar eden) haramzadedir.
    Kisinin soyu sopu yoksul, görgüsüz olabilir. Onlardan utanmak, onlara
    sahip çikmamak yanlistir. Soyunu sopunu gizlemek ancak piçlere yarasir.
    Kisi degersiz bir kusaktan gelmekle degersiz olmaz. Toplum içindeki yerini
    kendisi kazanir.
    356- Astar bol olmayinca yüze gelmez.
    Bir is yapmak için gerekli olan seyleri santimi santimine hesaplayarak
    degil, ölçüyü biraz genis tutarak hazirlayiniz. Çünkü türlü etkenler,
    gerçek ölçüden daha çok harcama yapmanizi gerektirebilir.
    357- Asigin gözü kördür (kör olur).
    Kendisini aska kaptiran kisi, ne sevgilisinin kusurlarini görür ne de
    çevresinde olup bitenlerle ve kendisi için önemli olan seylerle ilgilenir.
    Krs. Asik alemi kör, dört yanini duvar sanir.
    358- Asika Bagdat uzak (irak) degil (gelmez). (Dervise Bagdat'ta pilav
    var demisler, Yalan degilse irak degil demis.)
    Bir seyi elde etmek için taskin bir istek içinde bulunan kisiye bu ugurda
    katlanacagi fedakarliklar güç gelmez.
    359- Asik alemi kör, dört yanini duvar sanir.
    Asktan gözü kararmis kisi, hos karsilanmayacak asiri davranislarda
    bulunur. Kendini öyle yitirmistir ki bu davranislarini hiç kimse görmez,
    isitmez sanir. Krs. Asigin gözü kördür.
    360- Asik daima bey oturmaz.
    Çogu zaman isi rast gelen kisi bilmelidir ki talih her
    vakit yar olmaz. (Asigin çukur yüzünün arkasindaki yumru yüzüne bey
    denilir. Bey oturmak, çukur yüzü yere, yumru yüzü üstü gelerek durmasidir
    ki asigin en saglam oturusudur).
    361- Asini, esini, isini bil.
    Saglik ve mutluluk içinde yasamak isteyen kisi yiyecegine dikkat etmeli,
    arkadasini iyi seçmeli ve bir is sahibi olmalidir.
    362- Asi pisiren yag olur, gelinin yüzü ag olur.
    Güzel sey, iyi gereç kullanilarak meydana gelir. Bundan da is yapana
    övünme payi çikar. Krs. Alet isler el övünür.
    363- Ask aglatir, dert söyletir.
    Asigin yüregi yaralidir. Bu dert onu aglatir. Baska
    türlü derdi olan ise herkese derdini döker.
    364- Ask basa gelirse akil bastan çikar.
    Askin gücü, akli yener. Aska düsen kisi düsünceden uzaklasir.
    365- Ask olmayinca mesk olmaz.
    Ögrenecegi ise karsi asiri sevgisi bulunmayan kimse o isi ögrenemez.
    366- As tasarsa çömçenin degeri kalmaz.
    Bir durumu düzeltecek araç ya da önlem, bu görevi yapmaya vakit kalmadan
    durum bozulmussa, artik yararli olmaktan çikar.
    367- As tasinca kepçeye paha olmaz.
    Önemsiz gibi görünen bir araç, istenmeyen bir durumu önlemeye yaradigi
    zaman paha biçilmez bir deger kazanir. Krs. Bugday basak verince orak
    pahaya çikar., Abanin kadri yagmurda bilinir.
    368- As tuz ile, tuz oran ile.
    Bir seyin hosa gitmesi, birtakim nitelikler tasimasina ve bu niteliklerin
    gerektigi oranda bulunmasina baglidir. Ölçüsüz ve asiri nitelikler o seyi
    tatsiz, zevksiz duruma sokar.
    369- Asure yemeye giden kasigini tasir.
    Yararlanacagi bir is pesinde olan kisi, yararlanmanin gerektirdigi araçlari
    hazirlamis olmalidir. Krs. Pilav yiyen kasigini yaninda tasir, Cani
    kaymak isteyen mandayi yaninda tasir, Kaymagi seven mandayi yaninda tasir,
    Zemheride yogurt
    isteyen cebinde bir inek tasir.
    370- Ata arpa, yigide pilav.
    Yaratigin gücü, gelismesine yarayan seyle artar.
    371- Ata binen nalini, mihini arar.
    Kisi, kullanacagi seyin ayrintilarini da almali, eksik bir durumu
    kalmamasina dikkat etmelidir.
    372- Ata binersen Allah'i, attan inersen ati unutma.
    Ata bindigin zaman insafsizlik etme, hayvani çok
    hirpalama. Buna Tanri razi olmaz. (Ya da ata bindigin zaman böbürlenme;
    böbürleneni Tanri sevmez), Attan indigin zaman da onun yemini, suyunu,
    timarini unutma.
    373- Ata da soy gerek, ite de.
    Bütün yaratiklarin soylusu üstün niteliktedir.
    374- At, adimina göre degil, adamina göre yürür.
    Atin yürüyüsü binicisinin yönetimine bagli oldugu
    gibi, bir isin yürüyüsü de is basindakinin bilgisine,
    çabasina, tutumuna göre degisir.
    375- Ata dost gibi bakmali, düsman gibi binmeli.
    Ata iyi baktiktan sonra, yora yora bininiz; korkmayiniz, sarsilmaz.
    Çalistirdiginiz isçilerin gücü de iyi beslenmeleriyle artmaz mi?
    376- Ata dostu ogla mirastir.
    Babamizin dostlari, babamizdan bize kalan miras gibidir. Bizi kollarlar.
    Sikisik durumlarimida bize her türlü yardimi yaparlar.
    377- Ata eyer gerek, eyere er gerek.
    Bir isletmeyi önce donatmalisiniz; sonra da iyi bir yöneticiye teslim
    etmelisiniz ki istediginiz verimi alabilesiniz.
    378- Atalar çikarayim der tahta, döner dolanir gelir bahta.
    Ana baba, çocuguna mutlu bir yasayis saglamaya çalisir. Ama kaderde nasil
    bir yasayis varsa ancak o gerçeklesir. Krs. Ana kizina taht kurmus...
    379- Atalarin sözü Kura'a girmez; ama yaninca yürür.
    Atasözleri, Tanri sözleri degildir ama onun gibi kutsal sayilir;
    gereklerine uyulur.
    380- Atalar sözünü tutmayani yabana atarlar.
    Atalarin yol gösterici ögütlerine ve geleneklere önem
    vermeyen, ahlak kurallari disina çikan kimse ile herkes iliskisini keser.
    Tek basina kalan bu kisi, toplum içinde itelenir; horlanir.
    381- Ata mali mal olmaz, kendin kazanmak gerek.
    Babadan kalan mal kalici degildir. Kazanci olmayan kisi bunu çabuk
    bitirir. Kisinin gerçek mali, kendi çalismalariyla elde ettigi maldir.
    Kazanci olan kimsenin mali bitmez. Krs. Baba mali tez tükenir...
    382- Atanin sanati ogla mirastir.
    Bkz. Babanin sanati ogla mirastir.
    383- At ariklikta, yigit gariplikte.
    At zayif iken, kisi garip iken çetin sinavlarini verirler. Bu durumda
    kisiliklerini yitirmemis ve görevlerini basari ile yapmis iseler üstün
    niteliklerini belirtmis olurlar.
    384- Atasini tanimayan Allah'ini tanimaz.
    Bir kisinin, bugruklarina saygi gösterecegi kimseler arasinda babasi
    basta gelir. Onu tanimayan kisi, ana ve babaya itaat etmeyi emreden Tanri'yi
    da tanimiyor demektir.
    385- At at oluncaya kadar sahibi mat olur.
    Bir çocuk, bir isçi yetistirebilmek için çok para, çok
    emek, çok zaman ister. Onlar yetisir ama, yetistiren de her bakimdan
    yorulur, yipranir.
    386- At beslenirken, kiz istenirken.
    At, besili, bakimli oldugu zaman hem gösterislidir, hem de en çok ise
    yarayacak durumdadir. Satilacaksa o zaman satilmalidir. Kiz da körpeligi,
    güzelligi geçmeden, isteyenleri varken evlendirilmelidir.
    387- At binenin (is bilenin), kiliç kusananin.
    1) Her sey, onu geregi gibi kullanmasini, ondan yararlanmasini bilene
    yakisir; böyle kimselerin hakkidir.
    2) Kendisinden yararlanilan sey kimin elinde ise onun sayilir; baskasinin
    mali olsa da. Krs. Av avlayanin, kemer baglayanin.
    388- At binicisini tanir (bilir).
    Isçi, yöneticisinin isten anlayip anlamadigini bilir ve çalismalarini ona
    göre yürütür. Krs. At sahibine göre...
    389- At (olur) bulunur meydan bulunmaz, meydan (olur) bulunur at bulunmaz.
    Bir isi basarabilmek için gerekli olan kosullar her
    zaman eksiksiz olarak ele geçmez. Biri bulunursa
    öteki bulunmaz; öteki bulunursa beriki bulunmaz.
    390- Ates demekle agiz yanmaz.
    Kisi, zararli bir eylemin sözünü etmekle kendisini
    zarara sokmus olmaz.
    391- Ates düstügü yeri yakar.
    Felaket kimlerin basina gelirse onlari yakar, kavurur, sürekli bir aci
    içinde birakir. Baskalarinin acimasi, üzülmesi gelir, geçer.
    392- Atesle barut (barutla ates) bir yerde durmaz (olmaz).
    Ikisinin bir arada bulunmasi çok tehlikeli olan seyler
    birbirinden uzak tutulmalidir.
    393- Ates olmayan yerden duman çikmaz.
    Bir olayin gerçekten meydana gelmis olup olmadigini anlamak için, gizli
    kalamayan belirtisine bakmak gerekir. Bu belirti varsa olay da var demektir.
    394- Ati atasiyla, katiri anasiyla.
    1) Soylu kisiden zarar gelmez. Soysuz kisiden korkulur.
    2) Iyi kisi temiz soyu ile, kötü kisi asagilik, karisik
    soyu ile taninir, anilir.
    395- Atilan ok geri dönmez.
    Iyi düsünmeden yaptigimiz öyle isler vardir ki sonra pisman olarak eski
    duruma dönmek isteriz. Ama artik o duruma dönme olanagi kalmamistir.
    396- Atim tepmez, itim kapmaz deme. (Atin tepmezi, itin kapmazi olmaz).
    Herkesin yaradilistan birtakim sert huylari da vardir. Bunlar egitimle
    bir dereceye kadar yumusatilabilir. Size çok bagli bulunan kisiler bile, bir
    zaman gelir, kendilerini tutamaz, sizi incitirler.
    397- Atina bakan ardina bakmaz.
    Görevini eksiksiz yapan, aracini iyi kullanan kisi,
    kendini kötü duruma düsmekten kurtarmis olur. Nitekim iyi bakilmis ata
    binen, düsman bana yetisecek mi, diye ardina bakmaya gerek duymaz.
    398- Atin bahtsizi arabaya düser.
    Degerli, ama yazgisi kötü kimseler, kisiliklerine yakismayan agir ve
    asagilik islerde kullanilirlar.
    399- Atin dorusu, yigidin delisi.
    Atin doru renkli olani, kisinin gözünü budaktan sakinmayani begenilir...
    400- Atin ölümü arpadan olsun.
    Kimi kisilerin felsefesi sudur: Sevdigim yiyecekleri
    tika basa yiyeyim de hasta olursam olayim, dahasi, ölürsem öleyim.
    401- Atin tepmezi, itin kapmazi olmaz.
    Bkz. Atim tepmez, itim kapmaz deme.
    402- Atin ürkegi, yigidin korkagi.
    At da kisi de hep tehlike karsisinda imisler gibi uyanik olmali, tetikte
    bulunmalidirlar.
    403- Atin varken yol tani agan varken el tani.
    Elde bulunan olanaklardan zamaninda yararlanarak gezip dolasirsak, es
    dost edinmek gerek.
    404- At ile avrat yigidin bahtina.
    Kisinin satin aldigi atlari ve evlendigi kadindan memnun kalip kalmayacagi
    önceden kestirilemez. Her ikisi de talihine kalmistir.
    405- At kaçmaz, et kaçar.
    Atin iyi kosmasi için iyi beslenmis olmasi gerek.
    406- At kudümüy yurt kudümü, avrat kudümü.
    Türkler; atlarini, yurtlarini, eslerini kutsal sayar, onlarin ugur
    getirecegine inanirlar.
    407- Atlar nallanirken kurbaga ayagini uzatmaz,
    Herkese durumuna, degerine göre davranista bulunulur; is verilir.
    Degersiz kisi, kendisine de degerli kisi gibi ilgi gösterilmesini
    beklememelidir.
    408- Atlar tepisir, arada esekler ezilir.
    Güçlü kimseler birbirlerine girerler. Bundan, aralarinda bulunan güçsüzler
    zarar görür.
    409- Atli kaçar, kaçar; yaya arkasina ne düser?
    Büyük islere, bunu basaracak gücü olanlar girisir.
    Olanaklari bulunmayanlar böyle islere niçin girisirler?
    410- Atliya saat olmaz.
    Atla yolculuk yapan kimse için bir yolun kaç saatlik oldugu söz konusu
    degildir. Atli, isterse bes saatlik yolu bir saatte alir. Bunun gibi, bol
    olanaklari bulunan kimse, uzun bir süre içinde yapilabilecek
    isi kisa zamanda yapiverir.
    411- At olur meydan olmaz, meydan olur at olmaz.
    Bkz. At bulunur meydan bulunmaz...
    412- At ölür, itlere bayram olur.
    Yüksek kimselerden birinin ölümü ya da görevden
    ayrilmasi, kimi zaman, asagilik kimselerin isine yarar.
    413- At ölür meydan (nali) kalir, yigit ölür san (nami) kalir.
    Yasayan bir gün ölür. Ancak yasayisina bagli birtakim izler sürüp gider.
    At ölmekle birlikte onun kostugu meydanin kalmasi, insan ölmekle birlikte
    adinin anilmasi gibi: Onun için kisi yasarken iyi isler yapmali, iyi bir ad
    birakmaya çalismalidir.
    414- At sahibine (agasina, biniciye) göre eser (kisner).
    Birinin yönetimi altinda çalisan kisi, tutumunu yöneticisinin durumuna
    göre ayarlar. Krs. At binicisini tanir.
    415- Atta, avratta ugur vardir.
    Inanisa göre at ve kendisiyle evlenilen kadin eve ugur getirir.
    416- Atta karin, yigitte burun.
    Iyi kosan atin karni, yigit erkegin burnu büyük olur.
    417- Attan düsene yorgan dösek, esekten düsene kazma kürek.
    1) Attan düsen, kazayi hastalanmakla atlatir. Esekten düsen için ölüm
    tehlikesi vardir.
    2) Soylu (ugurlu) kimse yüzünden basimiza gelen felaketi çabuk atlatiriz.
    Soysuz (ugursuz) kimse yüzünden basimiza gelen felaketi kolay kolay atlatamayiz.
    418- At yedi günde, it yedigi günde (belli olur, semirir).
    Degerli kisilikler, zamanla gelisir. Kisa zamanda beliren kisilikler
    gerçek deger tasimayanlardir.
    419- At yigidin yoldasidir.
    Türk, ati çok sever. Birçok islerini onunla arkadaslik ederek yapar. At,
    Türk'ün savasta kahramanlik ortagidir. Barista her günü atla birlikte geçer:
    Yolculugu onunla yapar, yükünü onunla tasir. Onun sütünden içki bile
    yapmistir. At üzerine pek çok atasözümüz vardir. Bunlarda at, soylulugun,
    anlayisliligin, inceligin, yürekliligin, vefaliligin, yararliligin
    simgesi olarak gösterilmis, birçoklarinda yigit ile birlikte anilmis; at
    bakimina büyük özen gösterilmesi gerektigi belirtilmistir. Türk atin o kadar
    candan dostudur ki kendisinden, çoluk çocugundan çok ona bakar.
    420- Ava gelmez kus olmaz, basa gelmez is olmaz.
    Kuslar, genis bir özgürlük dünyasinda, insanlardan
    uzak yasamalarina karsin avlanmaktan kurtulamazlar. Insanlar da böyledir:
    Hatira, hayale gelmeyen çesit çesit felakete ugrarlar. Hiçbir kimse
    kendisini kazadan, tehlikeden, dertten kurtarmanin yolunu
    bulamaz. Krs. Ayaga degmedik tas olmaz..., Ayak almadik tas olmaz...
    421- Ava giden avlanir.
    Çikarini baskasina zarar vermekte arayan kimse,
    o zarara kendisi ugrar.
    422- Av avlayanin, kemer baglayanin.
    Bir sey, onu elde etmek yolunu bilenin, bir seyden
    yararlanma, onu kullanmasini becerebilenin hakkidir. Krs. At binenin,
    kiliç kusananin.
    423- Avci ne kadar al (hile) bilse, ayi o kadar yol bilir.
    Bir kisi, baskasini yenmek için çesit çesit ustalik kullanir. Ama
    karsisindaki de yenilmemek için çesit çesit önlem alir.
    424- Av köpegi avdan kalmaz.
    Hazira konarak is yapmayi adet edinmis olan kisi, her zaman bu yolu izler.
    425- Avradi bosayan topuguna bakmaz.
    Önemli bir varligindan isteye isteye vazgeçen kimse artik onu aramamayi
    göze almalidir.
    426- Avradi eri saklar, peyniri deri.
    Her sey, durumuna uygun yöntemlerle korunur.
    427- Avrat (kadin) mali, kapi mandali. (Kari mali hamam tokmagidir).
    Bir erkek karisinin malindan yararlanmayi düsünmemelidir. Yoksa durum,
    eve-girerken, çikarken, kapi mandali gibi, basa kakilir.
    428- Avrat var, arpa unundan as yapar; avrat var, bugday unundan kes yapar.
    Is bilen kadin, elverissiz gereçle güzel seyler meydana getirir. Is
    bilmeyen kadin ise en iyi gereci kullansa bile bir sey yapamaz.
    429- Avrat var ev yapar, avrat var ev yikar.
    Ailede kadinin rolü çok önemlidir. Öyle kadinlar
    vardir ki bir aileye düzen verir, mutluluk getirirler.
    Öyle kadinlar vardir ki ailenin düzenini, mutlulugunu bozarlar.
    430- Av vuranin degil alanin.
    Bir seyin sahibi ondan yararlanamiyor da baskasi
    yararlaniyorsa asil sahip yararlanan kisi demektir.
    431- Ayaga degmedik tas olmaz, basa gelmedik is olmaz.
    Bkz. Ayak almadik...
    432- Ayagini sicak tut, basini serin; gönlünü ferah tut düsünme derin.
    Hastaliktan korunmak, vücudumuzu yipratmamak istiyorsak ayagimizi sicak,
    basimizi serin tutmaliyiz; olur olmaz seyleri sikinti konusu yapmamali,
    genis yürekli olmaliyiz. Krs. Insan ayaktazi...
    433- Ayagini yorganina göre uzat.
    Giderini gelirine uydur. Harcamalarin gelirini asmasin.
    434- Ayagi yürüten bastir.
    Isçinin iyi is yapmasini, halkin iyi bir düzen
    içinde çalismasini bastakiler saglar. Krs. Bin isçi, bir basçi.
    435- Ayak almadik (ayaga degmedik) tas olmaz, basa gelmedik is olmaz.
    (Basa gelmez is olmaz, ayaga degmez tas olmaz).
    Insan yaslandikça türlü türlü engeller, güçlüklerle
    karsilasir; çesitli sikintilara, felaketlere ugrar. Krs. Ava gelmez kus
    olmaz...
    436- Ay ayakta, çoban yatakta, ay yatakta çoban ayakta.
    1) Çobanlarin aksam erkence yatmasi, sabahleyin erkence kalkmasi gerektir.
    2) Ay aydinliginda sürüye hirsiz gelmez. Onun için çoban uyuyabilir. Ay
    karanliginda çobanin uyanik olmasi gerekir. Kamu yönetiminde de böyledir.
    Genel düzene yardimci olan araçlar varsa bas yönetici rahat eder; yoksa çok
    uyanik olmasi gerekir.
    437- Ayda bir gel dostuna, kalksin ayak üstüne; günde bir gel dostuna,
    yatsin sirti üstüne.
    Ne denli yakin dostun olursa olsun, ona her gün
    gidersen usanir. Ara sira git ki saygi ile karsilasin.
    438- Ay gördünse bayram et.
    Bkz. Ayi görmeden bayram etme.
    439- Ay görmüsün yildiza minneti (itibari) yoktur.
    Bir seyin çok üstününü, çok güzelini görmüs olan kimse, ondan daha az
    degerde olanini begenmez.
    440- Ayi akim, kirpi yumusagim demis.
    Hiç kimse kusurunu, çirkinligini görmez; dahasi, erdemleri, güzellikleri
    bulundugunu ileri sürer.
    441- Ayi görmeden bayram etme. (Ay gördünse bayram et).
    Bayram ayinin dogdugunu görmeden bayram etmek ihtiyatsizliktir. Beklenen
    bütün sevinilecek durumlar için bu ihtiyat gösterilmelidir. Is gerçeklesmeden
    ona oldu gözüyle bakilip sevinilmemelidir.
    442- Ayin on besi karanlik, on besi aydinliktir.
    Kisinin yasamindaki kötü gidis sürüp gitmez; iyi günler de gelir. Krs. Her
    inisin bir yokusu vardir.
    443- Ayipsiz yar arayan (dost isteyen), yarsiz (dostsuz) kalir.
    Kusursuz güzel olmaz. Esim kusursuz olmali diyen es bulamaz. Bu kural
    yalniz es için degil, elde etmek istedigimiz her sey için dogrudur.
    444- Ayi sevdigi yavrusunu hirpalar.
    Hirpalamak her zaman kötülük yapmak için olmaz; sevgiden ileri gelen
    hirpalamalar, güvenden ileri gelen çalistirmalar da vardir. Krs. Tabak
    sevdigi deriyi...
    445- Ay isiginda ceviz silkilmez.
    Yeterli olmayan kosullar içinde is yapilirsa beklenen verimli sonuç
    alinamaz.
    446- Ayiyi (maymunu) firina (atese) atmislar, yavrusunu ayaginin altina
    almis.
    Duygusuz insanlar, kendilerini kurtarmak için gerekiyorsa, çocuklarini
    tehlikeye atmaktan çekinmezler.
    447- Aynan yoksa komsuna bak.
    Bkz. El elin aynasidir.
    448- Ayrandan asagi katik olmaz.
    Yapilacak isi kolaylastirmak için yararlanilacak ucuz nesneler arasindan
    öyle biri seçilir ki daha ucuzu yoktur.
    449- Ayranim (yogurdum) eksidir diyen olmaz.
    Bkz. Kimse ayranim eksi demez.
    450- Ay (gün) var yili besler, yil var ayi (günü) beslemez.
    Öyle zaman olur ki bir aylik kazanç, insani bir yil geçindirir. Öyle zaman
    da olur ki bir yillik kazanç, bir ay geçindirmeye yetmez.
    451- Ayyar tilki art ayagindan tutulur. (Zeyrek kus iki ayagindan tutulur).
    Isini hile ile yürütmekte olan kisi, bir zaman gelir ki kurnazligini
    kullanamaz; yakayi ele verir.
    452- Az ada, çok öde.
    Çok sey vermeye ya da yapmaya söz veren kisi, sözünü yerine getirmek için
    güç durumda kalabilir. Bu nedenle yapabilecegi ölçüde az seye söz vermeli
    ve verdigi sözü eksiksiz yerine getirmelidir.
    453- Aza demisler: - Nereye? - Çogun yanina demis. (- Azca nereye? - Çokçanin
    yanina).
    Az, her zaman çoga uyar, ya da onun emrine girer: Büyük sermaye, küçük
    sermayeye is birakmaz, -azinlik, çogunluga boyun eger.




    Facebook




    Üyelik

  2. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    454- Aza kanaat etmeyen çogu hiç bulamaz.
    Çoklar, azlarin birikmesiyle meydana gelir. Küçük seyleri hor görenler,
    büyük sey edinmek firsatini sürekli olarak kaçiriyorlar demektir.
    455- Azan kurda kizan köpek.
    1) Belali kisinin hakkindan serli kisi gelir.
    2) Azginca çiftlesme isteginde bulunan erkege, kizginca çiftlesme istegi
    gösteren kadin yarasir.
    456- Az ates çok odunu yakar.
    Küçük bir tehlike, elverisli ortam bulunca, büyüye büyüye önüne geçilemez
    durum alir. Bir avuç suçlu, büyük bir suçsuz yigininin basini belaya sokar.
    Krs. Kurunun yaninda yas da yanar.
    457- - Azca nereye? - Çokçanin yanina.
    Bkz. Aza demisler: Nereye?...
    458- Az el as kotarir (yemek pisirip kaplara koymak), çok el is
    kotarir (Bir isi bitirmek). (Az eli asta gör, çok eli iste gör).
    Ne kadar çok kisi bir araya gelse, pisme zamanindan önce yemegi ortaya
    koyamazlar. Onun için yemek yapmaya az kisi yeter. Ama baska isler, çok
    kisinin çalismasiyla daha çabuk bitirilir.
    459- Az eli asta gör, çok eli iste gör.
    Bkz. Az el as kotarir...
    460- Azi bilmeyen çogu hiç bilmez.
    Bkz. Biri bilmeyen...
    461- Azicik agriya as (çokçasini is) bastirir.
    Küçük bir rahatsizlik bir seyler yemekle geçer. (Düsünmekle sonuç
    alinamayacak birçok sorun da kendini ise vermekle unutulur.)
    462- Azicik asim, kaygisiz (agrisiz, kavgasiz) basim.
    1) Evimde kalabalik olmazsa isim az olur, ugrasma, didisme de olmaz.
    2) Didismesiz orta halli bir geçim, türlü ugrasma ve didismelerle dolu
    zenginlerin yasayisindan daha iyidir.
    463- Aziksiz yola çikanin iki gözü el torbasinda kalir.
    Bir süre sonra gerekecek seyleri vaktinde hazirlamayan kisi, zamani
    gelince hazirlikli kisilerin durumuna imrenir ve içinden bana da verseler
    istegi geçer.
    464- Az kaz, uz kaz, boyunca kaz.
    Birisi için kazdigin kuyuya kendin düsebilecegini gözönünde bulundur. Onun
    için bu kuyu kendini kurtarabileceginden daha derin olmasin. Yani sana
    yapilmasini istemedigin bir kötülügün daha agirini baskasina yapma. Krs.
    Kazma elin kuyusunu...
    465- Az mal kan yutturur, çogu birbirini güttürür.
    Az mali yönetmek için gereken araçlar, yapilan harcamalar çok mali
    yönetmeye de yetebilir. Bu nedenle çok mali yönetmek az mali yönetmekten
    daha ucuza gelir.
    466- Az olsun, uz (öz) olsun.
    Yaptiginiz is; edindiginiz sey, isterse az olsun, ancak temiz ve iyi olsun.
    467- Azrail gelince ogul, usak sormaz.
    1) Azrail yetismemis çoluk çocugun var mi? diye sormaz. Hiçbir özür de
    kabul etmez.
    2) Azrail, büyük, küçük demez; eceli gelenin canini alir.
    468- Az söyle, çok dinle.
    Kisi, az konusursa hem çevresindekileri rahatsiz etmemis; hem de daha az
    yanilmis olur. Çok dinlemekle ise çok sey ögrenir.
    469- Az tamah çok ziyan (zarar) getirir.
    Elde ettikleriyle yetinmeyerek daha çogunun pesinde
    kosanlar, elde ettiklerinden daha çok zarara ugrarlar.
    470- Az veren candan, çok veren maldan.
    Varlikli olmayan kimse, yardim, ya da armagan olarak az sey verebilir. Bu
    büyük bir fedakarliktir. Varlikli kimse çok sey verebilir. Bu, onun için
    özveri sayilmaz.
    471- Az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur.
    Aç kimse uyuyamaz. Az yiyenin de uykusu az olur. Midesi dolu olan rahat
    edemez; uyumakta güçlük çeker. Demek ki kisi iyi uyuyabilmek için pek az
    da yememeli, pek çok da.
    :::::::::::::
    -B-
    472- Baba eder, ogul öder.
    Bkz. Baba koruk yer...
    473- Baba (evlat, ogul) ekmegi zindan ekmegi, koca (er) ekmegi meydan
    ekmegi.
    Bir kadin için babasinin, ya da çocugunun evinde barinip onlarin eline
    bakmak çok bir durumdur. Onun gönül ferahligi ile yasayacagi yer,
    kocasinin evi, serbestçe harcayacagi para kocasinin parasidir. Krs. Er
    ekmegi meydan ekmegi.
    474- -Baba himmet. -Ogul hizmet.
    Büyüklerin, kendilerine el uzatip yardim etmelerini istemeye hak
    kazanabilmek için küçüklerin görevlerini iyi yapmalari gerektir.
    475- Baba koruk (erik, eksi elma) yer, oglunun disi kamasir. (Baba eder,
    ogul öder.)
    Babanin yaptigi kötü isin sikintisini çocuk çeker.
    476- Baba mali tez tükenir, evlat gerek kazana.
    Baba malina güvenip kazanç yolunu tutmamak çok
    yanlistir. Baba malinin degeri pek bilinmedigi gibi
    hazir mal da çabuk biter. Kendini bilen, yasama sorumlulugunu duyan akilli
    evladin gerçek mali, kendisinin kazandigi maldir. Krs. Sade pirinç zerde
    olmaz... Krs. Ata mali mal olmaz...
    477- Babamin (anamin) ölecegini bilseydim, kulagi dolu
    dariya satardim.
    Bkz. Anamin ölecegini bilseydim...
    478- Babanin (atanin) sanati ogula mirastir.
    Çocuk daha küçük yasta ister istemez babasinin sanati ile ilgilenir.
    Giderek bu sanati ögrenir. Büyüyünce kendisi de bu sanatla ugrasir. Böylece
    bir sanat, babadan ogula miras kalir.
    479- Baba ogluna bir bag bagislamis, ogul babaya bir salkim üzüm vermemis.
    Babalar çocuklari için büyük özveride bulunurlar.
    Ama çocuklar babalari için küçük bir özveride bulunmazlar. Baska koruyucular
    ve korunanlarda da durum budur. Krs. Bir baba dokuz oglu besler...
    480- Babasindan mal kalan, mertegi (direk) içinden bitmis sanir.
    Mali kendi emegiyle degil, miras yoluyla elde etmis
    olan kisi, onun ne büyük çabalar harcanarak ve ne
    denli sikintilar çekilerek kazanilmis oldugunu bilmez.
    481- Baba vergisi görümlük, koca vergisi doyumluk.
    Bir babanin kizi için harcadigi para, hazirladigi çeyiz, göstermelik
    olmaktan ileri geçemez. Kizin ömür boyu süren büyük giderlerini kocasi
    üzerine almistir. Çeyiz olarak gelen seyleri eskidikçe, bittikçe yenileyen
    kocasidir.
    482- Baca egri de olsa duman dogru çikar.
    Yaradilistan iyi ve dogru olan kisi ya da nesne, ne denli elverissiz ortam
    içinde bulunursa bulunsun, niteligini yitirmez.
    483- Baga bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun. (Bagda izin olsun, üzüm
    yemeye yüzün olsun).
    Kisi, verim bekledigi seyden istedigini alabilmek için gereken
    harcamalardan kaçinmamalidir. Yoksa ne yüzle tam verim bekleyebilir? Krs.
    Bakarsan bag...
    484- Bag babadan, zeytin dededen kalmali.
    Bag, bir kusak geçecek kadar yaslandiktan sonra
    bol ürün verir. Zeytinin bol ürün vermesi için hiç
    olmazsa iki kusaklik bir zaman geçmelidir.
    485- Bag bayirda, tarla çayirda.
    Her sey, kendisi için en uygun ortamda daha verimli olur. Nitekim bag,
    suyu az olan yerde, tarla suyu bol olan yerde bulunursa daha çok ürün verir.
    486- Bagda izin olsun, üzüm yemeye yüzün olsun.
    Bkz. Baga bak üzüm olsun...
    487- Bagi aglayan yüzü güler.
    Bag budanirsa (budanan yerden su damlar) bol ve güzel üzüm verir.
    488- Bagin taslisi, karinin saçlisi.
    Tasli yerdeki bag, daha degerli, uzun saçli kadin
    daha gösterisli ve sevimlidir.
    489- Bahanesiz ölüm olmaz. (Sebepsiz...).
    Bkz. Ecel geldi cihane...
    490- Bahsis atin disine bakilmaz.
    Bkz. Beles atin...
    491- Baht (akil) olmayinca basta, ne kuruda biter ne yasta.
    Kisi talihsiz ya da akilsiz olursa giristigi hiçbir isten olumlu sonuç
    alamaz.
    492- Bahtsizin bagina yagmur, ya tas yagar ya dolu.
    Talihsizin bütün isleri ters gider. Bagina yagmur yerine ya tas ya dolu
    yagar.
    493- Bakacagin yüze siçma, siçacagin yüze bakma.
    Iliski kurabilecegin kisi ile arayi büsbütün bozma.
    Asagiligi, kötülügü herkesçe bilinen kisiyle de iliski kurma.
    494- Bakan göze bag (yasak) olmaz.
    Herkesin gözü önündeki seye bakilmasi önlenemez.
    Kimse ona bakmasin denilemez.
    495- Bakan yemez, kapan yer.
    Bir sey sadece bakmakla edinilemez. Onu ele geçirmek için davranmak
    gerekir.
    496- Bakarsan at, bakmazsan mat.
    Bkz. Bakarsan bag, bakmazsan dag.
    497- Bakarsan bag, bakmazsan dag (olur).
    Bakilip onarilan seyler yararlanilacak duruma gelir. Bakimsiz birakilan
    seyler ise yaramaktan kalir. Krs. Baga bak...
    498- Bak bana bir gözle, bakayim sana iki gözle.
    Sen bana ne denli yakinlik gösterirsen ben sana ondan çok yakinlik
    gösteririm.
    499- Bakmakla usta olunsa (ögrense), köpekler (kediler)
    kasap olurdu (kasapligi ögrenirdi).
    Hiç yapilmadan, sadece nasil yapildigini görerek bir
    sey ögrenilemez.
    500- Baktin ibrik akiyor; önce yu, sonra aptes boz.
    Isinizi yaptiktan sonra gerekecek olan nesne isinizi
    yapincaya degin ortadan kalkacaksa, önce o nesneyi elde edip sonra isinizi
    görmelisiniz.
    501- Baktin ki kar havasi, eve gel kör olasi.
    Tehlikeli bir durum belirmeye baslayinca ondan
    uzak kalmanin yoluna bakilmalidir.
    502- Baktin yarin yar degil, terkini kalmak az degil.
    Kendine yakin bildigin kimsenin içtenlikten, dürüstlükten uzaklastigini
    görürsen dostluga son vermekten utanma.
    503- Bal bal demekle agiz tatlanmaz (tatli olmaz).
    Tatli sözlerle güzel bir sey gerçeklesmis olmaz.
    504- Balci kizi daha tatli.
    Güzel mal satan kimselerden alinan seyler daha çok hosa gider.
    505- Balcinin var bal tasi, oduncunun var baltasi.
    Her is yapilirken özel bir araç kullanilir. O isi yapan bu araci elinde
    bulundurur.
    506- Bali dibinden, yagi yüzünden.
    Balin dibi, yagin yüzü daha güzeldir. Bunun gibi, degerleri derinlestikçe
    artan ve degerleri yüzde kalan insanlar vardir.
    507- Balik aga girdikten sonra akli basina gelir.
    Insan tedbirsizligi yüzünden bir yikima ugradiktan
    ve is isten geçtikten sonra neden söyle yapmadim,
    neden böyle yapmadim diye üzülür.
    508- Balik bastan avlanir.
    Bir seyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri ele geçirmek gerekir.
    509- Balik bastan kokar.
    Bastakilerin tutumu bozuk olan toplumda her sey bozuk olur.
    510- Balik Çok konusurum ama agzim su dolu demis.
    Bir isi yapmaya gücü yetmeyen kisi, yapamam demez de inanilmayacak bir
    mazeret ileri sürer.
    511- Balik demis ki: Etimi yiyen doymasin, avimi yapan
    gülmesin (onmasin).
    Canina kiyilan baligin böyle ilendigine inanilir. Bu inanis, balik
    etine kolay kolay doyulmamasindan ve balik avcilarinin hep geçim darligi
    içinde bulunan kimseler olmasindan ileri gelmektedir.
    512- Balik kokarsa tuzlanir, ya tuz kokarsa ne yapilir?
    Bkz. Et kokarsa tuzlanir...
    513- Balin alasi (tazesi) ogulun tazesinden.
    1) En güzel bal, taze ogul balidir.
    2) Ana baba için en tatli sey, küçük çocuklaridir.
    514- Bali olan bal yemez mi?
    Bir kimsenin elinde baskasina verilecek, ya da satilacak bir nesnenin
    bulunmasi, ondan kendisinin de yararlanmasina engel degildir.
    515- Bali, parmagi uzun (olan) yemez, kismetlisi yer (yememis, kismeti
    olan yemis).
    Güzel bir sey, onu isteyen ve elde edecek gibi görünen kimsenin degil,
    umulmadik birinin eline geçer.
    516- Bal ile kaymak isteyen akçesine kiymak gerek.
    Güzel, pahali nesne elde etmek isteyen, bunun gerektirdigi özveriye
    katlanmalidir.
    517- Bal ile kaymak yenir ama her keseye göre degil.
    Güzel yemeyi, güzel giymeyi, güzel esya kullanmayi herkes ister ama
    bunlari ancak parasi bol olanlar yapabilir.
    518- Bal olan yerde sinek de olur (bulunur).
    Güzel seyin çevresinde, ondan yararlanmak isteyen
    asalaklar dolasir.
    519- Balta degmedik agaç olmaz.
    Zarar görmeyen, yikimlara ugramayan kimse yoktur.
    520- Balta sapini yonamaz.
    Kisi, kendisinin yapamayacagi isleri için baskasinin
    yardimina gerekseme duyar.
    521- Bal tutan parmagini yalar.
    Baskalarina güzel seyler dagitmakla görevli olan
    kimse, dagittigindan az çok kendisi de yararlanir.
    Krs. Harman döven öküzün agzi baglanmaz.
    522- Bana dokunmayan (beni sokmayan) yilan bin yasasin.
    1) Birçok kimseler, kendilerine kötülügü dokunmayan zararli birisinin bu
    durumuyla yasayip gitmesini hos görürler.
    2) Zararli oldugu bilinen, ama kimseye kötülügü
    dokunmayan kisiye ilisilmemelidir.
    523- Barutla ates bir yerde durmaz (olmaz).
    Bkz. Atesle barut...
    524- Baskidaki altindan askidaki salkim yegdir.
    Kullanilan, ise yaratilan az degerli nesne, saklanan, kullanilmayan çok
    degerli nesnelerden daha iyidir.
    525- Baskin basanindir.
    Düsmani bos bulundugu sirada basan, savasi kazanir.
    526- Baskisiz (çivisiz) tahtayi yel (el) alir, yel (el) almazsa
    sel (yel) alir. (Baskisiz yongayi yel alir; sahipsiz tarlayi sel alir.)
    Siki bir yönetim altinda bulundurulmayan ya da korunmayan gençler kolayca
    kötü yollara sürüklenebilirler.
    527- Basa gelen çekilir.
    Ugradigimiz kaçinilmaz yikimlara katlanmaktan baska elimizden ne gelir?
    Sabirli olmaliyiz.
    528- Basa gelmeyince bilinmez.
    Baskasinin ugradigi bir yikimin ne kadar aci oldugunu, basimiza böyle bir
    felaket gelmeyince, geregi gibi anlayamayiz.
    529- Basa gelmez is olmaz, ayaga degmez tas olmaz.
    Bkz. Ayak almadik tas olmaz...
    530- Bas agir gerek, kulak sagir.
    Kisi agirbasli olmali ve dedikodulari dinlememeli,
    ya da isitmemis gibi davranmalidir.
    531- Basak büyüdükçe boynunu eger.
    Insan olgunlastikça daha çok alçakgönüllü olur.
    Krs. Bos basak dik durur.
    532- Basa yazilan gelir.
    Bkz. Alna yazilan bas gelir.
    533- Bas basa bagli, bas da seriata (yasaya, padisaha).
    Bizim basarimiz, basimizda bulunan yöneticiye,
    onun basi da dine, yasaya baglidir. Biz yöneticinin
    buyrugu altindayiz ama, yönetici de toplum için konulmus
    olan kanunlar ne buyuruyorsa onu uygular; onun disina çikamaz.
    Krs. Basin basi...
    534- Bas dille tartilir.
    Kisinin akli, söyledigi sözlerle ölçülür.
    535- Basina gelen basmakçidir.
    Basindan bir is geçmis olan kimse o iste deneyimli
    olur. Ugradigi zarara bir daha ugramamak için önlem alir.
    536- Basin basi, basin da basi vardir.
    Toplum içinde hiç kimse basina buyruk degildir.
    Basta bulunan her kisinin üstünde daha büyük bir
    bas, onun da üstünde kendisinden büyük bir bas
    vardir. Krs. Bas basa bagli...
    537- Basim acemi berbere teslim eden, cebinden pamugunu eksik etmez
    (etmesin).
    Is basina deneyimsiz yönetici getirenler, onun yaratacagi sikinti ve
    zararlari çekmeye hazir olmalidirlar.
    538- Basini sallamayan kavak olmaz.
    Kendini bir sürü eglenceye, çapkinliga kaptirmamis
    genç yoktur.
    539- Basin sagligi, dünya (-nin) varligi.
    Dünyanin en büyük zenginligi, beden sagligindan baska bir sey degildir.
    540- Bas kes, yas kesme.
    Agaç kesmek, insan öldürmekten daha büyük bir
    suçtur demeliyiz ki agaç kesmenin ne kadar kötü
    ve zararli bir is olduguna dikkati çekebilelim.
    541- Bas nereye giderse, ayak da oraya gider.
    Basta bulunan nasil bir yol tutarsa onun yönetimi
    altinda bulunanlar da o yolu tutarlar. Krs. Arabanin ön tekerlegi...
    542- Bas olan bos olmaz.
    1) Bir topluluga bas olan kimse, tasidigi deger dolayisiyla bir yere
    gelmistir. Bos bir kisi degildir.
    2) Is basinda bulunan kisinin bos zamani olmaz; isi çoktur.
    543- Bas ol da esek basi (sogan basi) ol.
    Basta bulunanlarin, yetkisi genis, sayginligi büyük,
    olanaklari çok olur. En önemsiz islerde bile bas olmak, buyruk altinda
    bulunmaktan iyidir.
    544- Bas sag olursa börk çok bulunur.
    Kisinin en önemli isi, sagligini korumaktir. Sagligi yerinde olan kisi
    issiz kalmaz.
    545- Bas sallamakla kavuk eskimez.
    Bir kimsenin suyunca gitmekten, söylediklerine evet, peki demekten zarar
    gelmez.
    546- Bas yarilir börk içinde, kol kirilir kürk (yen) içinde.
    Bir aile içindeki kisilerin kusurlari, anlasmazliklari, kavgalari sir
    olarak aile içinde kalmali, disariya duyurulmamali, sizdirilmamalidir.
    547- Bas yastigi bas derdini bilmez.
    Insan derdi içindedir. En yakini bile onu anlamaz.
    548- Baykusun kismeti ayagina gelir.
    Tanri hiçbir canliyi aç birakmaz. Kimildamadan duran baykusun rizkini bile
    önüne koyar. (Ianisa göre baykus bütün geceyi uykusuz geçir, ibadet edermis.
    Sabaha karsi önüne gelen bir serçeyi yermis).
    549- Bayramda borç ödeyene ramazan kisa gelir.
    Oruç tutan kimse için ramazan günleri agir agir geçer. Süresi bayramda
    dolacak bir borcu ödemek zorunda olan kimseye o günler çabuk geçiyor gibi
    gelir. Çünkü insan, güç islerin yapilmasini ertelemek ve uzak zamanlara
    atmak ister.
    550- Bayramdan sonra gelen kinayi yak.
    Gerektigi zaman ele geçmeyip daha sonra kavusulan sey degerli de olsa ise
    yaramaz.
    551- Bayram etiyle it tavlanmaz.
    Bir canlinin (ya da bir durumun) gelismesi sürekli bakim ve ilgi ister.
    Rasgele ele geçen firsat ne denli elverisli olursa olsun, sürekli degilse
    yarari sinirli kalir.
    552- Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk topal horozla.
    Bir kisi, kendine denk ve uygun olan kisiyle arkadas olur.
    553- Bedava sirke baldan tatlidir (tatli olur).
    Para verilmeden ele geçen seyler çok hosa gider.
    554- Bekar gözü, kör gözü.
    Bekar erkek, evlenme istek ve heyecani içinde oldugundan alacagi kizin
    kusurlarini göremez.
    555- Bekarin parasini it yer, yakasini bit.
    Bekar kimse, parasini çarçur eder; dalaverecilere yedirir. Yasayisi
    düzensiz, üstü basi kirli, bitlidir.
    556- Bekarlik maskaralik.
    Bekar kimse bakimsizdir, kiliksizdir, derbeder bir
    yasayis sürer ve herkesin eglencesi olur.
    557- Bekarlik sultanlik.
    Aile sorumlulugundan kaçan ve basibos bir yasayis sürmeyi seven kimselere
    göre bekarlik, esi bulunmaz bir sorumsuzluk ve rahatlik durumudur.
    558- Beles (bahsis) atin disine (yasina, dizginine, yularina) bakilmaz.
    Para verilmeden gelen sey, eksigi, kusuru olsa da hos karsilanir.
    559- Benden sana bir ögüt: Ununu elinde ögüt.
    Bkz. Sana vereyim bir ögüt..., Kurda meden...
    560- Beni sokmayan yilan bin yasasin.
    Bkz. Bana dokunmayan yilan...
    561- Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kis olur.
    Günler birbirinden çok farkli olmadigi halde hava
    yavas yavas isinarak yaz, ayni biçimde yavas yavas soguyarak kis gelir. Bu
    durum toplumun gelismesinde ve gerilemesinde de görünür. Krs. Üzüm
    üzüme baka baka...
    562- Berber berbere benzer ama, basin Allah'a emanet.
    Kendisini uzman gibi gösteren her kisiye güvenmemeli. Uzman diye ise baslar
    da malinizi, caninizi tehlikeye sokabilir.
    563- Berberin solumazi, tellagin söylemezi, kahvecinin söylemezi.
    Yüzü yüzünüze pek yakin olarak is gören berber soluyorsa nefesi, agiz
    kokusu burnunuza girer. Tellak terliyorsa sizi keselerken terleri üzerinize
    damlar; ayrica ter kokusundan rahatsiz olursunuz. Müsterilerinin içyüzünü
    bilen kahveci birinin sirini ötekine söylerse sanatini kötüye kullanmis
    olur.
    564- Berk kaçan atin boku seyrek düser.
    Olaganüstü hizla yapilan is -gereken özen gösterilemeyeceginden- olumlu
    sonuç vermez.
    565- Besle kargayi, oysun gözünü.
    Iyilik edip yetistirdigin öyle sütü bozuk, iyilik bilmez kimseler vardir ki
    sana en büyük kötülügü yaparlar.
    566- Beslemeyi eslemeden alma.
    Sürekli bir hizmet için evine kabul edecegin kimseyi iyice sorup
    sorusturmadan alma.
    567- Bese, bakma çiftten baska ise.
    Yediye'nin yelleri bese'nin selleri sözünde de geçen bese subat
    sonlariyla marti kapsayan zamandir.
    568- Bes kurusun üstünde oturmaya bes batman göt gerek.
    Kisinin kazancindan, az da olsa para artirmasi büyük azim ve irade ister.
    569- Bes kurusun varsa bes yere dügümle.
    Kisi savurgan degil tutumlu olmali, parasini iyi korumalidir.
    570- Bes para giren ev yikilmamis.
    Çalisip para kazanmanin yoluna bakilmalidir. Kazanç az da olsa ailenin
    yasam düzeni bozulmaz.
    571- Bes parmagin hangisini kessen acimaz?
    Insan evlatlarini birbirinden ayirt etmez. Hangisine zarar gelse ayni
    üzüntüyü duyar.
    572- Bes parmak bir degil (olmaz).
    1) Ana ve babalari bir oldugu halde kardesler birbirlerine benzemezler.
    Türlü niteliklerle ayrilirlar.
    2) Ayni görevle bir arada çalisan kimseler yetenek, basari bakimindan
    birbirinden farklidirlar. Onun için sevgileri arasinda da fark bulunur.
    573- Bes tavuga bir horoz yeter.
    Bes kadini yönetmek ve korumak için bir erkek yeter.
    574- Beterin beteri var (-dir).
    Çok kötü bir duruma düsen kimse, bundan daha
    kötü bir durumun da bulundugunu düsünerek avunmalidir.

    575- Bey ardindan çomak çalan çok olur.
    Güçlü kisi ile yüz yüze bulunduklari zaman agizlarini açmayan kimseler,
    gittikten sonra kendisini çekistirirler.
    576- Bey asi borç, dügün asi ödünç.
    Beyin sofrasi çok zengin olur. O sofrada agirlanan
    kimsenin, karsilik olarak beye yemek vermesi kolay olmadigindan bu bir borç
    olarak kalir. Dügün asi yiyen ise günün birinde kendisinin yapacagi dügüne,
    birinci dügün sahibini çagirir, böylece ödüncün altindan kalkmis olur.
    577- Beyazin (akin) adi (var), esmerin (karanin) tadi (var).
    Beyaz tenli olanlar, güzel sayilir; ancak bu, aldatici bir görünüsten
    ileri gelir. Gerçek güzellik ve sirinlik esmerlerdedir.
    578- Bey buyurur, cellat keser.
    Egemen kisinin haksiz buyrugunu yerine getiren,
    buyruk kulu oldugu için, suçsuzdur. Suçu isleyen,
    buyrugu verendir.
    579- Beyde bulunmayan elde neler var.
    Bkz. Elde bulunan beyde bulunmaz.
    580- Beyden gelen bey sayilir.
    Hatiri sayilan kisinin sözlerini, isteklerini baskasina ileten buyruk
    kuluna, hatirli kisinin kendisi gelmis gibi saygi gösterilmesi gerekir.
    581- Beyle bostan ekenin vay haline!...
    Bkz. Seytanla ortak bugday eken...
    582- Beyler buyrugu yoksula kan aglatir.
    Halki yönetenler, uygulama olanagini düsünmeden buyruklar verirler. Halki
    sikintiya sokar, ezerler.
    583- Beylik çesmeden su içme.
    Resmi islere yanasmak tehlikelidir. Hükümet, hatira hayale gelmeyen bir
    noktadan size büyük sorumluluk çikarir. Abartilarak denilebilir ki devletin
    kamuya hizmeti için yaptirdigi çesmeden su bile içmeyiniz.
    584- Beylik firin has çikarir.
    1) Kisilerin yaptigi isi devlet yaparsa dört basi mamur yapar.
    2) Devletten aylik alarak geçinen, en saglam kazanç yolunu bulmus demektir.
    585- Bey mi yaman el mi yaman?
    Bkz. El mi yaman, bey mi yaman?
    586- Bey oglu kulluk, kul oglu beylik.
    Hiçbir kimse için süreli bir yasam düzeyi yoktur.
    Yüksek düzey insani düskün duruma gelebilir; düskün
    durumda olan da yükselebilir; zenginlesebilir.
    587- Bez alirsan Musul'dan, kiz alirsan asilden.
    Ne alacaksaniz cinsini, aslini biliniz, güvenerek aliniz: Musul bezinin
    saglam, güzel olduguna, soylu kizin terbiyesine, namusuna güvendiginiz gibi.
    588- Bezirgan zügürtleyince geçmis defterleri yoklar.
    Bkz. Müflis bezirgan...
    589- Biçagi kestiren kendi suyu, insani sevdiren kendi huyu.
    Bir kimsenin, bir seyin degeri, kendisinde aranan
    özel nitelikte artar: Kisi, huyu güzel olursa sevilir.
    Biçak, çeligine iyi su verilmis olursa keskinlesme yetenegi kazanir.
    590- Biçak yarasi geçer (onulur), dil yarasi geçmez (onulmaz).
    Bkz. El yarasi onulur...
    591- Bildircinin beyligi arpa biçilene kadar.
    Bir kimsenin keyfi, ancak yararlandigi nesne yarar
    saglamayacak duruma gelinceye degin sürer. Krs.
    Ötlegenin beyligi...
    592- Biyigin uzunsa borazan çal.
    Bir isi basarabilmek, gerekli kosullarin bulunmasina
    baglidir. Krs. Nefesine güvenen borazancibasi olur.
    593- Bilmemek ayip degil, sormamak (ögrenmemek) ayip.
    Insan her seyi bilemez. Bu, kusur degildir. Ancak
    bilmedigi bir isi, sorup ögrenmeden yapmaya kalkismak kusurdur.
    Çünkü yanlis ve zararli bir yola sapilmis olabilir.
    594- Bin atin varsa iniste in, bir atin varsa yokusta bin.
    Üzerinde yük bulunan at, yokus asagi inerken zorluk çeker, hirpalanir,
    aksar, sakatlanir, düsüp ölebilir. Ancak üzerinde yük de olsa, yokusa
    çikmaya iyi dayanir. Insan ise inisi yorulmadan iner de yokusa çikarken
    yorulur. Bundan dolayi kisi, hem kendisi hem at için kolay olan davranisi
    yeglemeli, yani iniste inmeli, yokusta binmelidir.
    595- Bin bilsen de bir bilene danis.
    Insan bir seyi ne denli iyi bilirse bilsin, kendisinden daha iyi bilen
    bulunur. Onun için, bir ise baslamadan o is üzerindeki genis bilgisi
    herkesçe kabul edilen kimsenin düsüncesi alinmalidir.
    596- Bin dost az, bir düsman çok.
    Ne kadar çok dostun olursa, yararlanma olanagin
    o kadar artar. Bu durumdan bir zarar da gelmez.
    Ancak bir tek düsmanin bulunsa hep zarar görme
    tehlikesi içinde yasarsin.
    597- Binicinin sagi solu olmaz.
    1) Binici, ata sagdan da soldan da ayni kolaylikla biner.
    2) Uzman kisi, hangi yöntemi uygularsa uygulasin,
    isini basari ile yürütür.
    3) Isini titizce yürüten kisinin buyrugu altindakilere karsi iyi
    davranmasina güvenilip her zaman böyle davranacagi sanilmamalidir.
    Bakarsiniz ki tersligi tutar. Krs. Erenlerin sagi, solu belli olmaz.
    598- Bin isçi, bir basçi.
    Bir isin planini çizen, programini izleyen, düzenli
    olarak gerçeklesme yolunu gösteren bir bas bulunmadikça, ne kadar çok isçi
    çalisirsa çalissin, is basari ile yürütülemez. Krs. Ayagi yürüten bastir.
    599- Bin kisi degmez bir kisi, bir kisi deger bin kisi.
    Toplum içinde bir degerli kisinin yaptigi isi yapamayan bin kisi de
    vardir; bin kisinin basarabilecegi isi tek basina yapabilen kisi de.
    600- Bin merak, bir borç ödemez.
    Borcu ödemek için tasalanmanin faydasi yoktur;
    ödeme yollarini aramak gerekir. Krs. Bin tasa...
    601- Bin nasihattan bir musibet yegdir. (Bir musibet bin
    nasihattan yegdir).
    Yanlis yolda olan bir kisiye verilen yüzlerce ögüt,
    onu dogru yola getirmek için yararli olmaz da tuttugu bu yolda basina gelen
    bir yikim, uyanmasina yarayan bir ders olur.
    602- Bin ölçüp bir biçmeli.
    Yapilacak bir isin bütün yönleri önceden iyi düsünülmeli, sonucu iyi
    hesaplanmali, ondan sonra ise girisilmelidir. Iyi düsünülmeden yapilan bir
    isten dolayi duyulacak pismanlik, isi düzeltmeye yaramaz.
    Krs. Son pismanlik fayda vermez.
    603- Bin tasa bir borç ödemez.
    Borçlu, üzülmekle borç sikintisindan kurtulamaz.
    Çalisip vermekle kurtulur. Krs. Bin merak...
    604- Bir adama kirk gün (deli dersen deli, akilli dersen akilli olur) ne
    dersen o olur.
    Sürekli telkinle bir kisinin bilinçaltina birtakim inançlar, duygular
    yerlestirilebilir.
    605- Bir adamin adi çikacagina cani çiksin. (Insanin adi çikmaktansa cani
    çikmasi yegdir).
    Adi kötüye çikan kisi, kötü olmasa bile, bu kamu
    yargisini kolay kolay düzeltemez. Nerede adi anilsa, hiçbir arastirma
    yapilmadan, hemen kötülügü ortaya atilir. Bu durumdaki kimse ölmeyi yegler
    mi yegler.
    606- Bir adamin sözü bir adama kolay.
    Bir kisinin, hosa gitmeyecek bir sözünü baskasina iletme görevini üstlenen,
    bu sözleri aktarirken kendisinin tarafsiz oldugunu, sadece bir aracilik
    yaptigini bu anlatimla belirtir.
    607- Bir agacin gölgesinde bir sürü yatar.
    Iyiliksever bilgili, varlikli kimselerden pek çok kisi yararlanir.
    608- Bir agaçta gül de biter diken de.
    Bir ocaktan iyi insan da yetisir, kötü insan da. Krs. Bir agaçtan okluk
    da...
    609- Bir agaçtan okluk da çikar, bokluk da.
    Ayni aileden iyi adam da çikar, kötü adam da. Krs.
    Bir agaçta gül de...
    610- Bir agizdan çikan bin agiza (dile) yayilir.
    Bir kisi, yayilmasini istemedigi bir durumu kimseye söylememelidir.
    Söylerse, gizli kalmasini istedigi sey, dilden dile dolasarak toplum içine
    yayilir. Krs. Açma sirrini dostuna...
    611- Bir ambar bugdayin örnegi bir avuçtur.
    Bir tümün küçük bir parçasini incelemek, tümü üzerinde yargiya varmaya
    yeter.
    612- Bir anaya bir kiz, bir kafaya bir göz.
    1) Bir basa bir göz ne kadar gerekli ise bir anneye
    bir kiz da o kadar gereklidir. Kiz çocuk, erkek çocugun yapamayacagi birçok
    isleri yaparak annesine yardimci ve en iyi arkadas olur.
    2) Anneler, kiz çocuklari olsun isterler. Olsun ama, bir tanesi yeter. Kiz
    çocugu yetistirme, sonra evlendirme isleri anneleri çok yorar. Dahasi zaman
    zaman çok üzer. Onun için birden fazlasi fazladir. Krs. Bir evde iki kiz...
    613- Bir avuç altinin olacagina bir avuç topragin olsun.
    Altin, yani para, harcanan, tükenen bir maldir.
    Ama toprak, harcanip tükenen bir mal degildir. Yerinde duran, sürekli
    olarak ürün veren, para getiren bir maldir.
    614- Bir baba dokuz oglu (evladi) besler, dokuz ogul (evlat) bir babayi
    beslemez.
    Baba, ne kadar çok çocugu olursa olsun hepsini yetistirmek için gereken
    bütün özveride bulunur. Ancak çocuklar para kazanmaya basladiktan sonra
    -birçok kardes de olsalar- yoksul düsen babalari için, kendi paylarina düsen
    küçük bir yardimi yapmazlar. Krs. Baba ogluna bir bag bagislamis...
    615- Bir basa bir göz yeter.
    Nimet ne kadar bol olsa o kadar hosa gider; geri çevrilmez. Ama bunun
    hepsi zorunlu gereksemeleri karsilayan seyler degildir. Birçogu fazladan
    denilebilecek seylerdir. Bunun -gerçek gereksemeyi karsiladigi içinvazgeçilemeyecek
    bir miktari vardir. Azla yetinmeyi bilenler bu miktari
    yeter görürler. Krs. Bir anaya bir kiz...
    616- Bir bas sogan bir kazani kokutur.
    Kötü bir kisi, kötü bir davranis, kötü bir söz, büyük bir toplulugun
    havasini bozar.
    617- Bir çiçekle yaz olmaz (gelmez).
    Güzel, ama küçük bir belirti ile, beklenen doyurucu sonuca erisilmis
    olmaz.
    618- Bir çöplükte iki horoz ötmez.
    Bir toplumda iki bas olmaz. Olursa aralarinda anlasmazlik çikar; biri
    ötekini uzaklastirir.
    619- Bir deli kuyuya tas atmis, kirk akilli çikaramamis. (Bir delinin
    kuyuya attigi tasi kirk akilli çikaramaz).
    Kimi zaman bir kisi öyle delice bir is yapar ki birçok akilli kimseler bir
    araya gelerek düsünür, çalisirlar da durumu düzeltemezler.
    620- Birden çikan bine yayilir.
    Bir kisi, sadece kendisinin bildigi bir seyi, baskasina söylemeyecegini
    sandigi bir kimseye söylerse, az sonra konu herkesin diline düser. Krs.
    Açma sirrini dostuna...
    621- Bir dirhem et bin ayip örter.
    Zayif kimselerin vücudunda çirkinlikler bulunabilir. Biraz sismanlamak, bu
    çirkinlikleri giderir.
    622- Bir dirhem gümüsün üstünde oturmaya bir kantar göt gerek.
    Tutumluluk, kazancin çok küçük bir parçasini bile artirabilmek, büyük bir
    istenç (irade) gerektirir.
    623- Bir dönüm güzlük on dönüm yazliga bedeldir.
    Sonbaharda ekilen bir dönümlük yerden, yazin ekilen on dönümlük yerin
    ürünü kadar ürün alinir.
    624- Bir el bir eli (el eli) yikar, iki el (de) yüzü (yikar).
    Bkz. El eli yikar, iki el de yüzü.
    625- Bir (sag) elinin verdigini öbür (sol) elin görmesin (duymasin).
    Bir yoksula, bir hayir isine yaptiginiz yardimi, en yakinlariniz dahi
    bilinemelidir. Çünkü bu çesit yardimlar dini, ya da sosyal bir ödevdir.
    Amaç kendini göstermek degil, bir yaraya merhem olmaktir.
    Herkes görsün, isitsin, kendisini övsün diye yapilan yardim, din ya da
    insanlik duygusu ile yapilmis iyilik olmaktan çikar.
    626- Bir (tek) elin nesi var, iki elin sesi var. (Bir elin sesi çikmaz).
    Insan büyük isleri tek basina yapamaz. Baskasiyla isbirligi yapmalidir ki
    önemli bir varlik gösterebilsin. Krs. Agaç yapragiyla gürler, Üsüntü
    köpek mandayi..., Yalniz tas duvar olmaz. Yalniz kalani..., Yalnizlik
    Allah'a...
    627- Bir elin sesi çikmaz.
    Bkz. Bir elin nesi var...
    628- Bir elma bin akçaya, soy; bin armut bir akçaya, soyma.
    Bkz. Elmayi soy da ye, armudu say da ye.
    629: Bir ev, bir dev.
    Bkz. Ev dememisler evran demisler.
    630- Bir evde düzen varsa düzen olmaz o evde.
    Bir evde (ya da bir yerde) iki rakip kadin varsa orada dirlik olmaz.
    631- Bir evde iki kiz, biri çuvaldiz biri biz (Mesin gibi seyler dikilirken
    igneye yol açmak için kullanilan, bir sapa çakilmis ince çivi gibi, kalin
    igne.).
    Bir evde iki kiz olursa her biri bir taraftan aileyi sikistirir: Giyim
    kusam ister, çeyiz çemen ister. Onlar istemese bile aile kendini böyle bir
    sorumluluk altinda bilir. Bunun sikintisini çeker. Krs. Bir anaya bir kiz...
    632- Bir ev (gemi) donanir, bir kiz (çiplak) donanmaz.
    Bir kizi donatmak, bir ev düzmekten daha güç, daha masraflidir. Evin
    eksikleri bellidir. Alirsiniz, biter. Kizin ne giyim giderleri biter, ne de
    çeyiz için alinacak esyasi. Evlenecek kizin gözü esyaya doymaz.
    633- Bir fincan (aci) kahvenin kirk yil hatiri (hakki) vardir.
    Birisi size bir fincan kahve içirmek gibi küçük bir
    iyilik etmis ya da sizinle bu kadarcik bir dostluk kurmus olsa, bunu
    unutmamaniz, o kisinin her zaman hatirini saymaniz gerekir.
    634- Bir fit bin büyü yerini tutar (yerine geçer).
    Bir kimseyi baskasina karsi kiskirtmak için ara bozacak bir söz, bin
    büyü kadar etkilidir.
    635- Bir görüs, bir kör bilis.
    Bir kez görmekle bir sey iyice anlasilmaz, ögrenilmez.
    636- Bir gözün gördügü bir göze (baskasina) hayir etmez.
    Bir kisi bir nesneye göz koymussa, baska birinin o
    nesneyi elde etmesi kolay olmaz.
    637- Bir günlük beylik, beyliktir.
    Çok kisa bir süre için de olsa, herkesten üstün bir
    yasama olanagi bulmus olmak güzel seydir.
    638- Bir günlük ölüye üç gün yiyecek gerek.
    Gelenek böyledir: Bir evde ölüm olursa o evde üç
    gün yemek yapilmaz. Komsular ve tanidiklar yemek gönderirler.
    639- Bir hatir, iki hatir, üçüncüde vur yatir.
    Bir kimsenin densizlikleri, hatir sayilarak birkaç kez
    hos görülebilir. Ama bu durumu sürüp giderse sert
    tepki gösterilmesi dogaldir.
    640- Biri bilmeyen bini hiç bilmez. (Azi bilmeyen çogu hiç bilmez.)
    Küçük de olsa bir iyiligin degerini bilmeyen, ona
    karsi tesekkür duygusu beslemeyen kisi, daha büyük iyiliklerin degerini de
    bilmez; onlara karsi da duygusuz kalir.
    641- Biribiri, adami yer diri diri.
    Akrabadan birinin ötekine can düsmani oldugu çok
    görülmüstür. (Biribiri: birbirlerinin hisimi) Krs.
    Akrabanin akrabaya akrep etmez...
    642- Bir inat, bir murat.
    Inatçi kisi, her inadinda istedigi bir seyi elde eder.
    643- Biri yer biri bakar, kiyamet ondan kopar.
    Herkesin yararlanabilecegi seyden kimi kisiler yararlanir da baskalarina
    yararlanma olanagi vermezlerse bundan büyük kavga çikar.
    644- Bir kararda bir Allah.
    Insanin yasayisi bir düzende sürüp gitmez. Saglik bozulabilir; zenginlik
    kalmayabilir. Görev elden gidebilir... Gücü, büyüklügü eksilmeyip ayni
    kalan tek varlik, Tanri'dir.
    645- Bir katar deveyi bir esek yeder.
    Sessiz, uysal bir toplulugu, niteliksiz, ahmak bir kisi
    bile yönetir.
    646- Bir kilin bir örmeye faydasi var.
    Büyük girisimlerin gerçeklestirilmesine önemsiz görünen araçlarin yardimi
    olacagi unutulmamalidir.
    647- Bir kizi bin kisi ister (de) bir kisi alir.
    Güzel bir seyi herkes elde etmek ister. Ama o, ancak bir kisiye kismet
    olur.
    648- Bir kimsenin adi çikacagina cani çiksin.
    Bkz. Insanin adi çikmadansa...
    649- Bir korkak bir orduyu bozar.
    Savasta, ya da birlikte is yapacak toplulukta, korkak bir kisi; kaygi,
    telas, heyecan yaratan sözleriyle bozgunluga yol açar.
    650- Bir koyundan iki post çikmaz.
    Bir kimseden verebilecegi kadar bir sey alindiktan sonra dolambaçli yolla
    ayni seyi bir kez daha almaya çalismak, bosuna emek harcamaktir.
    651- Bir kötünün yedi mahalleye zarari vardir (dokunur).
    Namusunu satmis birisi, yalniz kendi çevresi için
    degil, daha genis çevreler için de lekedir. Bu durum,
    baska konularda, baska ortamlarda da görülür. Krs.
    Bir uyuz keçi bir sürüyü boklar.
    652- Bir mih bir nal kurtarir, bir nal bir at kurtarir.
    Herhangi bir olayi, bir isi, bir ödevi küçük saymamak, önemle ele almak
    gerekir. Küçük görünen isler, büyük sonuçlar dogurabilir: Bir çivi
    eksikliginden bir nal düser; bir nal eksikliginden bir
    at kosamaz olur; bir atin kosamamasi, kormutana bir haberin yetisememesi
    dolayisiyla savasin kaybedilmesine mal olabilir. Böylece bir çivi yüzünden
    bir ordu yenilgiye ugrayabilir. Nitekim küçük bir vidasi eksik olsa koca bir
    fabrika çalisamaz. Önem verilmeyen küçük bir yaradan ölenler çoktur.
    653- Bir musibet (felaket) bin nasihattan yegdir.
    Bkz. Bin nasihattan bir musibet yegdir.
    654- Bir ocaktan okluk da çikar, bokluk da.
    Bir aileden terbiyeli, temiz çocuk da yetisir; serseri, ahlaksiz çocuk da.
    655- Bir pire için bir yorgan yakilmaz.
    Küçük bir zaran önlemek için büyük bir zarar göze almak yanlistir.
    656- Bir selam bin hatir yapar.
    Selam bir ilgi ve sevgi belirtisidir. Küçük bir seydir
    ama gönül kazanmakta büyük önemi vardir. Gönül kazanmak için buna benzer
    birçok ilgilerden yararlanilabilir.
    657- Bir senden büyügün, bir de senden küçügün sözünü dinle.
    Önemli bir ise girisecek kimse salt kendi düsüncesiyle yetinmemeli,
    büyüklerinin
    deneyimlerinden yararlanmali; akillica düsünce ileri sürebilecek
    küçüklere de danismalidir.
    658- Bir siçrarsin çekirge, iki siçrarsin çekirge, üçüncüde
    ele geçersin çekirge.
    Suçlu, birkaç kez kurtulma yolu bulsa bile günün
    birinde yakayi ele verir.
    659- Bir söyle iki dinle.
    Bkz. Iki dinle bir söyle.
    660- Bir söz ara bozar,bir söz ara düzer.
    Öyle bir söz olur ki iki dostu düsman eder. Öyle
    bir söz de olur ki iki dargini baristirir. Krs. Söz
    var ara bozar...
    661- Bir söz bin büyüye bedeldir.
    Büyü, kisiyi yanlis seylere inandirir. Etkili söz ise
    büyüden daha güçlü bir inandiricilik tasir.
    662- Bir söz yola getirir, bir söz yoldan çikarir.
    Dogru yola götüren inandirici sözler de yanlis yola
    sürükleyen etkili sözler de vardir.
    663- Bir sürçen atin basi kesilmez.
    Simdiye degin sizi memnun etmis olan kisi bir kez
    yanlis bir is yapmissa onun için eskiden edindiginiz kaniyi hemen
    degistirmeyiniz ve kendisine agir bir ceza vermeyiniz.
    664- Bir tepe yikilir, bir dere dolar.
    Dünyada hiçbir sey kaybolmaz. Birinin kaybettigini baskasi kazanir. Bir
    zengin yoksullasirken bir yoksul da zenginlesir.
    665- Bir uyuz keçi bir sürüyü boklar.
    Kötü yaradilisli, kötü huylu kisi, çevresine hep kötülük asilar,
    toplulukta kötüler türemesinin etmeni olur. Krs. Bir kötünün yedi mahalleye
    zarari vardir.
    666- Bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden.
    Oturmam diyen konuk, oturma söyle dursun yatiya kalir. Yemem diyen de
    parçalarcasina sofraya saldirir.
    667- Bitli (kurtlu, çürük) baklanin kör alicisi olur.
    Kötü, ise yaramaz nesnelerin, bunlardan anlamayan isteklileri olur.
    668- Bodur tavuk her gün piliç.
    1) Ufak tefek kimseler, yaslarindan daha küçük görünürler.
    2) Yetenekleri sinirli kisiler, bir türlü yükselmezler; olduklari yerde
    sayarlar.
    669- Bogaz dokuz (kirk) bogumdur.
    Bir sözü söylemeden önce bogazin her bogumunda bir kez içimizden geçirmeli,
    bunun nasil bir sonuç doguracagini düsünmeli, uygun olmayan yönlerini
    düzeltmeli, böylece tekrar tekrar (son boguma kadar) düsünüp düzeltmeler
    yapmali, sonra söylemeliyiz. Bu provalar sirasinda belki de bir sakinca
    hatirimiza gelir, sözü söylemekten büsbütün vazgeçeriz. Krs. Önce düsün,
    sonra söyle, Sözünü bil, pisir...
    670- Boka nispetle tezek amberidir.
    Çok kötü seyin yaninda, daha az kötü olan, güzel görünür.
    671- Bol bol yiyen bel bel bakar.
    Kazandigini bol bol yiyip ilerisi için bir sey artirmayan kisi, kazançsiz
    kaldigi zaman acikli duruma düser.
    672- Borca haylik bir aylik.
    Borç altina girilerek yasanan keyifli günler çok sürmez sikintiya dönüsür.
    673- Borca içen iki kez (kere) sarhos olur.
    Bkz. Veresiye sarap içen...
    674- Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.
    Borçlu ve dertli yasamaya dayanilmaz. Borçtan kurtulmanin çikar yolu
    vermek, onulmaz dertten kurtulmanin çikar yolu ölmektir.
    675- Borcun yoksa kefil ol, isin yoksa sahit ol.
    Bkz. Isin yoksa sahit ol...
    676- Borç iyi güne kalmaz.
    Borcu ilk firsatta ödemek gerektir. Erteleyip durmak yanlistir. Çünkü
    gelecek günlerde eliniz daha dar olabilir; borç da gittikçe büyür. Üstelik
    siz, sürekli bir borç üzüntüsü çekersiniz.
    677- Borçlunun dili kisa gerek.
    Borçlu, alacaklisina karsi ileri geri konusmamali, asagidan almalidir.
    678- Borçlunun dösegi atesten olur.
    Borçlu, borcunu ödeyinceye degin uyku uyuyamaz yataginda döner durur.
    679- Borçlunun duacisi alacaklidir.
    Borçlunun ölmemesi ve para kazanmasi için en çok
    dua eden alacaklisidir. Çünkü alacagini alabilmesi, borçlunun ölmemesine ve
    eline para geçmesine baglidir.
    680- Borçlunun yalimi alçak olur.
    Borçlu, özellikle alacaklisinin yaninda gögsünü gere gere gezemez; kisilir,
    büzülür, suçlu gibi durur.
    681- Borçlu ölmez, benzi sararir.
    Borç kisiyi öldürmez. Ama hasta edecek kadar üzer.
    (Bu atasözü ciddi anlam tasimakla birlikte borçlunun saka yollu teselli
    sözü olarak da kullanilir.) Krs. Aç ölmez...
    682- Borç ödemekle, yol yürümekle tükenir.
    Bkz. Yol yürümekle...
    683- Borçsuz çoban yoksul beyden yegdir.
    Kisi yoksulluk ve sikinti içinde olduktan sonra kuru bir bey adi neye
    yarar? Böyle bir bey olmaktansa borçsuz, tasasiz bir çoban olmak daha
    iyi degil midir?
    683- Borçtan korkan kapisini büyük açmaz (küçük açar).
    Borç etmek istemeyen fazla açilmaz; suna buna ziyafet çekmez. Giderlerini
    kisar; kendi durumuna uygun bir yasama yolu tutar.
    684- Borç uzayinca kalir, dert uzayinca alir.
    Borcun ödenmesi geciktikçe borçluluk duygusu gevser. Zamanasimi ile borç
    ödenmez olur. Dert uzayinca da hastayi güçsüz birakir, alir götürür.
    685- Borç vermekle, düsman vurmakla.
    Borç vermekle, düsman vurmakla tüketilir, yok edilir.
    686- Borç vermekle, yol yürümekle tükenir.
    Bkz. Yol yürümekle...
    687- Borç yigidin kamçisidir.
    Borç, kisiyi -borcunu ödeyebilmesi için- daha çok çalismaya zorlar.
    688- Borç yiyen kesesinden yer.
    Borca alisveris yapan, hemen para ödemez ama, ödemek zorundadir. Aldiklarinin
    parasi kesesinden çikacaktir.
    689- Bostana dadanan esegin kuyrugu, kulagi olmaz.
    Çalip çirpmayi huy edinen kisi, her birinde yakayi ele vererek ceza göre
    göre insanliktan çikar.
    690- Bostanciya tere satilmaz.
    Bkz. Tereciye tere satilmaz.
    691- Bostan gök iken pazar(-lik) yapilmaz.
    Nasil gelisecegi ve ayrintilari belli olmayan bir is üzerinde anlasma
    yapilamaz.
    692- Bosanip kocana varma, sevisip dostuna varma.
    Bkz. Sevisip dostuna...
    693- Bos basak dik durur.
    Kafasi bos olan kisi kendini begenir; çevresine yüksekten bakar; iri
    laflar eder. Krs. Basak büyüdükçe boynunu eger.
    694- Bosbogazi cehenneme atmislar, odun yas(az) diye bagirmis.
    Bosbogaz, çenesi düsügün biridir. En umulmadik yerde ille densizce bir
    sey söyleyecektir.
    695- Bos çuval ayakta (dik) durmaz.
    1) Karni doymayan kimse çalisamaz.
    2) Bilgisiz, yeteneksiz kisi, kendisine verilen görevde tutunamaz.
    3) Gerçeklere dayanmayan ve gereksemelere yanit veremeyen bir plan
    yürütülemez.
    696- Bos esek yorga (Biniciyi sarsmayan hizli yürüyüs.) gider.
    Üzerinde bir görev bulunmayan kaygisiz kisi, rahat rahat istedigi gibi
    yasar.
    697- Bos fiçi çok langirdar.
    Bilgili, erdemli kimse çok konusmaz; gösteristen kaçinir. Ama bunlardan
    yoksun olan kisi, bilgiçlik taslar; çok konusur; bos laflarla çevreyi
    rahatsiz eder.
    698- Bos gezmekten bedava çalismak yegdir.
    Bos gezmek, kisiyi tembellige alistirir ve herkesin
    gözünden düsürür. Çalismak ise, para karsiliginda
    olmasa bile, kisinin yetenegini artirir ve tembel olmadigini
    göstererek parali is bulmasina yardim eder.
    699- Bos ite menzil olmaz.
    Aylak kimsenin yeri yurdu belli degildir. Aklina neresi eserse oraya
    gider; neresi eserde orada kalir.
    700- Bos lakirdi karin doyurmaz.
    Bkz. Kuru laf karin doyurmaz.
    701- Bos torba ile at tutulmaz.
    1) Çikar göstermezseniz bir kimseyi bir yere baglayamazsiniz.
    2) Özveride bulunmadan istediginiz seyi elde edemezsiniz. Krs. Dut kurusu
    ile yar sevilmez.
    702- Boynuz kulaktan sonra çikar, ama kulagi geçer.
    Bir konu üzerinde sonradan yetisen, ama daha önce yetismis olanlari
    geçenler vardir.
    703- Boyuma göre (boyumca) boy buldum, huyuma göre
    (huyumca) huy bulamadim.
    Bir kimse, beden yapisi, zenginligi, soyu sopu, sosyal durumu
    kendisininkilere uygun olan kimseler bulabilir. Ama huyu kendisinin huyuna
    uyan bir kisiyi kolay kolay bulamaz.
    704- Böyle bas böyle tiras.
    Kisilere de durumlara da yarasan islemler uygulanir.
    705- Böyle gelmis böyle gider.
    Halk, ileriden beri sürüp gelmekte olan bir durumun, kolay kolay
    degismeyecegi kanisindadir. Kanisini bu sözle kurallastirmistir.
    706- Böyle gerek danaya, buzaginin hakkini yemeye.
    Gücüne dayanarak güçsüzün hakkina el atanlar agir biçimde cezalandirilmalidir
    ki bir daha bu zorbaligi yaymasin.
    707- Bugün bana ise yarin sana.
    1) Bugün bir kimsenin basina gelen yikim, yarin baskasinin da basina
    gelebilir. Bundan gerekli ders alinmalidir.
    2) Nimetler de böyledir.
    708- Bugünkü (aksamin) isini yarina (sabaha) birakma (koyma).
    Bugün yapilmasi gereken bir isi ertesi güne birakmanin türlü sakincalari
    vardir: Yarin daha önemli bir is çikabilir ve bugünkü isten önce onun
    yapilmasi gerekir, bugünkü is yine kalir. Ya da yarin çikacak baska isler
    bugünküne ekleneceginden hepsini yapmaya vakit yetmez. Bundan baska birçok
    isler günü gününe yapilmazsa önemini yitirir; sonra yapilmasi ile yapilmamasi
    arasinda fark kalmaz.
    709- Bugünkü tavuk yarinki kazdan iyidir. (Yarinki kazdan bugünkü tavuk
    yegdir).
    Bugün ayagimiza gelmis olan kazançla yarin gelmesi olasiligi bulunan daha
    büyük bir kazanç arasinda bir seçme yapmak gerekirse, bugünkünü
    yeglemek dogrudur. Çünkü bu gerçeklesmistir. Öteki türlü engellerle
    gerçeklesmeyebilir.
    710- Bugday basak verince orak pahaya çikar.
    Kendisine gerekseme artan seyler çok deger kazanir. Krs. As tasinca
    kepçeye paha olmaz.
    711- Bugday ekmegin yoksa bugday dilin de mi yok?
    Görüstügün kimseyi agirlayacak ya da onun istedigini verecek durumda
    olmayabilirsin. Ama tatli dille gönlünü hos etmek varlikli olmaya bagli
    degildir. Bunu yapmalisin.
    712- Bugday Hicaz'a giderken arpaya ince yufkaya karisma demis.
    Yetki, yetenek, kisiden kisiye degisir. Herkes neleri yapabilecegini
    neleri yapamayacagini bilmeli, bunun disinda bir is yapmaya kalkismamalidir.
    Bkz. Bugday misira demis ki...
    713- Bugdayim var deme ambara girmeyince, oglum var deme yoksulluga
    ermeyince (düsmeyince).
    Bir seyin senin oldugundan kuskun kalmamasi için
    gereken bütün kosullar gerçeklesmelidir. Tarlandaki harman yerindeki
    bugdayin, ambara konulmadan senin sayilmaz. Doga olaylari yangin,
    hirsizlik... onu yok edebilir. Oglun da sana karsi
    ogulluk ödevini yapiyor mu, yapmiyor mu, varlikli zamanlarinda pek belli
    olmaz; ancak yoksulluga düsersen anlasilir.
    714- Bugdayi (arpayi) tasli yerden, kizi kardasli yerden.
    Bkz. Tarlayi tasli yerden...
    715- Bugday ile koyun, geri yani oyun.
    Çiftçi için en gerçek deger, bugday ve koyundur.
    Baska ürünler bunlar kadar önemli degildir. Krs.
    Çift ile koyun kalani oyun.
    716- Bugday misira demis ki: As ol, kes ol, hamur isine karisma.
    Bkz. Bugday Hicaz'a giderken...
    717- Bugday yaninda aci at da sulanir.
    Toplum yararina gerçeklestirilen düzenlemeler, kötü niyetlilerin daha
    kolay fenalik yapmalarina yol açabilir. Krs. Kurunun yaninda yas da yanar.
    718- Bulanik su, balikçinin yari kazancidir.
    Çikar saglamasi, ortaligin karismasina bagli olan
    kisi için karisiklik çikmasi, kazancinin mustusudur.
    719- Buldum bilemedim, bildim bulamadim.
    Kisi, elinde olanak varken bundan yararlanmayi bilmez. Yararlanma yollarini
    ögrendigi zaman da eline olanak geçmez.
    720- Buldun bir koyun, ye de doyun.
    Bkz. Su akarken testiyi doldurmali.
    721- Burun yüzden düsmez.
    Kisinin yakin hismi, ne denli uygunsuz, yakisiksiz
    is yaparsa yapsin, kendisinden kopmaz, koparilamaz.
    721- Buyuran (agiz) yorulmamis.
    Islerini baskasina yaptiran kisi onun yorulacagini
    da düsünmeli, arka arkaya is buyurmamalidir.
    722- Buyurmadan tutan evlat, gün dogmadan kalkan avrat, deh demeden
    yürüyen at.
    Kisinin çocugu, buyruk beklemeden neler yapmak
    gerektigini bilmeli; karisi, erken uyanip ev islerine
    bakmali; ati da uyarilmadan yürüyen anlayista olmalidir.
    723- Bükemedigin (isiramadigin) eli öp, basina koy.
    Bkz. Isiramadigin eli öp...
    724- Bülbülü altin kafese koymuslar, ah vatanim demis.
    Kisi, yurdu disinda ne denli iyi bir yasama ortami bulunursa bulunsun,
    yine yurdunu arar; onun özlemini çeker.
    725- Bülbülün çektigi dili belasi(-dir).
    Bülbül güzel öttügü için kafese konulmus, özgürlügünü yitirmistir. Kisi,
    bundan ders almali, dilini tutmalidir. Düsünülmeden söylenen sözler, yersiz
    konusmalar insanin basini derde sokar.
    726- Büyük balik küçük baligi yer (yutar).
    Güçlüler, güçsüzleri ezer, ortadan kaldirir; ya da kendine mal eder.
    727- Büyük basin derdi büyük olur.
    Büyük islerin basinda bulunan, genis sorumluluklar yüklenmis olan
    kimselerin derdi çok ve büyük olur.
    728- Büyük lokma ye (de) büyük söyleme.
    Hiçbir kimse baskalarini kinayip ben böyle bir kötü duruma düsmem, Ben
    öyle bir seye meydan vermem gibi sözler söylememelidir. Dünya bu, bir
    gün ayni olaylar kinayanin da basina gelebilir.
    :::::::::::::
    -C-
    729- Cahile söz (laf) anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür (zordur).
    Ne kadar ugrasirsaniz ugrasin, deveye hendek atlatamazsiniz. Cahile söz
    anlatmak, bundan da güçtür.
    730- Cahilin dostlugundan, alimin düsmanligi yegdir.
    Bkz. Akilli düsman, akilsiz dosttan hayirlidir.
    731- Cahilin sofusu seytanin maskarasi.
    Bkz. Kadinin sofusu...
    732- Cambaz ipte, balik dipte gerek.
    Kisi, uzmanliginin geregi ne ise onu yapmalidir.
    733- Cami duvarina iseyen itin ölümü yakindir.
    Kamunun benimsedigi bir degeri lekeleyen kisi toplumca dislanir,
    cezalandirilir. Krs. Itin ölümü gelirse cami...
    734- Cami ne kadar büyük (cemaat ne kadar çok) olsa imam (hoca) gene
    bildigini okur.
    Çevrenin egilimi ne olursa olsun, söz kendisinden
    biten kisi, yapabildigini (ya da istedigini) yapar.
    735- Caminin (mescidin) mumunu yiyen kedinin gözü kör olur.
    Kendisini büyüten, yetistiren, besleyen kimsenin, ya
    da bir kamu kurumunun malina hiyanet eden, el uzatan kisi onmaz,
    cezasini bulur.
    736- Cana gelecek (kaza, zarar) mala gelsin.
    Zarardan kurtulma olanagi yoksa, bunun cana degil, mala gelmesi
    yeglenir. Cani korumak için mal feda edilir.
    737- Can bogazdan gelir (geçer).
    Insan yemekle yasar. Bogazina bakmayan kisinin
    sagligi, yasami tehlikeye düser.
    738- Can bostanda bitmez.
    Insan, caninin degerini bilmeli, onu yipratmamalidir. Kendine iyi bakmali,
    hasta olmamaya dikkat etmelidir. Can bostanda bitmez ki bir tane daha
    yetistiresiniz, ya da satin alasiniz.
    739- Can candan sirindir (tatlidir).
    Bir kisi için kendi cani, baskasinin canindan daha
    tatlidir. Baskasinin basina gelen can yakici seyi olagan sayan kimse,
    ayni sey kendisinin basina gelirse bunu olaganüstü sayar.
    740- Can canin yoldasidir.
    Insan tek basina yasayamaz. Konusup görüsmek,
    dertlesmek ve is yapmak için arkadas arar.
    741- Can cigerden tatli.
    Ana babanin evlatlarina düskünlükleri söz götürmez. Ancak kendi canlarini
    çocuklarinin canlarindan daha önce düsünürler.
    742- Can cümleden aziz(-dir).
    Insan baskalari için fedakarlik yapar ama bunun
    bir siniri vardir. Önemli konularda baskasinin, dahasi yakinlarinin
    çikarlariyla kendi çikari karsilasinca özveri söyle dursun bencil olur.
    Krs. Kardesten karin yakin.
    743- Can çikmayinca (çikmadan, çikmadikça, çikar) huy çikmaz. (Huy canin
    altindadir).
    Huy, kisiligin bir parçasidir; kisi ile birlikte dogar;
    kisiligin olusumu ile birlikte olusur ve artik ölünceye degin sürüp
    gider. Kimse onu degistiremez.
    Krs. Insan yedisinde ne ise..., Sütle giren huy, canla çikar.
    744- Cani aciyan esek ati geçer.
    Bkz. Cani yanan esek...
    745- Cani cana ölçmeli (ölçmüsler).
    Kendinize yapilmasini istemediginiz seyi baskalarina yapmayiniz.
    Baskasinin da sizinki gibi bir cani bulundugunu düsününüz.
    746- Cani kaymak isteyen mandayi yaninda tasir.
    Güzel bir yasayis sürmek isteyen kisi, bu yasayisin
    yükünü çekmeyi göze almali ve gerektirdigi kaynaklari eli altinda
    bulundurmalidir. Krs. Zemheride yogurt isteyen..., Kaymagi seven...,
    Asure yemeye giden kasigini tasir, Pilav yiyen kasigini yaninda tasir,
    Kaymagi seven mandayi yaninda tasir.
    747- Cani yanan esek attan yürük olur. (Cani aciyan esek ati geçer).
    Bir durumdan cani yanmis olan kisi, o durumun
    bir daha gelmemesi için elinden gelen çabayi harcar ve gücü yetmez
    sanilan isleri bile basarir.
    748- Cefayi çekmeyen safanin kadrini bilmez.
    Sikinti çekmemis olanlar, eristikleri rahatlik ve mutlulugun degerini
    geregi gibi ölçemezler.
    749- -Cehenneme kira var. -Paradan haber ver. Bkz. Arnavut'a sormuslar...
    750- Cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildigini okur.
    Bkz. Cami ne kadar büyük olsa...
    751- Cennet de bu dünyada cehennem de.
    Dünya olaylari içinde yasanan aci, tatli günleri genis bir görüsle
    degerlendirenler için cennet nimetlerine bu dünyada kavusuldugu gibi
    cehennem azaplari da bu dünyada çekilir.
    752- Ceviz gölgesi yavuz gölgesi, sögüt gölgesi yigit gölgesi.
    Bkz. Koz gölgesi kiz gölgesi...
    753- Cins cinse çeker.
    Bkz. Soydur çeker.
    754- Cins horoz yumurtada öter.
    Çocugun soylulugu ve degeri daha bebekken her halinden anlasilir.
    755- Cins kedi ölüsünü göstermez.
    Soylu kisi, kötü, acinacak durumunu kimseye göstermez ve söylemez.
    756- Cin tutana bir muska yeter.
    Inanisa göre cin tuttu denilen delirmis kisiyi iyi
    etmek için bir muska yeter. Bunun gibi, çok kizmis birisini yatistirmada
    akilli bir kimsenin sözlü ya da yazili ögüdü etkili olur.
    757- Cömert derler maldan ederler, yigit derler candan ederler.
    Eloglu insani cömert diye pohpohlar. Bundan hoslanan kimse de
    cömertligini göstermek için bol para harcar. Suna buna armaganlar verir,
    ziyafetler çeker, böylece malini tüketir. Yine eloglu kisiyi yigit diye
    pohpohlar. Bundan hoslanan kimse de yigitligini göstermek için dövüslere
    atilir. Bu sirada birisi canina kiyar.
    758- Cömertle nekesin (Eli siki, cimri.) (nekesle cömerdin) harci birdir.
    1) Cömert de ölür; cimri de. Ikisinin de sarildigi kefen aynidir.
    2) Cimri, ucuz diye her seyin kötüsünü alir. Bunlar ise yaramadiklarindan
    ya da çarçabuk bozulduklarindan yenilerini almak zorunda kalir. Böylece bir
    sey için birkaç kez para harcar. Cömert ise bir kez çok para verip her seyin
    iyisini alir. Sonuç olarak cimri de cömert de ayni parayi harcamis olurlar.
    :::::::::::::
    -Ç-
    759- Çabalama ile çarik yirtilir.
    Olmayacak isi zorla yapmaya çalisan zarara ugrar.
    Krs. Iven (acele eden) sinek süte düser.
    760- Çagrilan (çagrildigin) yere erinme, çagrilmayan
    (çagrilmadigin) yere görünme. (Çagrildigin yere git,
    ar eyleme; çagrilmadigin yere gidip yerini dar eyleme).
    Kisi, çagrildigi yere gitmelidir. Bu, en azindan bir
    nezaket geregidir; ödev de olabilir. Çagrilmadigi yere
    gitmemelidir. Gitmek, yüzsüzlük ve arsizlik olur.
    Krs. Davetsiz gelen döseksiz oturur.
    761- Çagrildigin yere git, ar eyleme; çagrilmadigin yere gidip
    yerini dar eyleme.
    Bkz. Çagrilan yere erinme...
    762- Çagrilmayan yere çörekçi ile börekçi gider.
    Çagrilmadigin yere gitme. Sen çörekçi ya da börekçi
    misin ki satis yapacakmis gibi su kapiya, bu kapiya çagrilmadan
    gidesin?
    763- Çalisanin yatanda hakki vardir.
    Çünkü çalismayan, çalisanin kazancini yiyor.
    764- Çalma elin kapisini, çalarlar kapini.
    Kimseye kötülük yapma. Yoksa ayni kötülügü onlar da sana yaparlar.
    765- Çam agacindan agil olmaz, el çocugundan ogul olmaz.
    Her seyin degeri vardir; yapacagi is, kullanilacagi
    yer ayridir. Bir seyin yerine, ona benziyor diye baska
    bir sey konulamaz. Sözgelisi, babasinin çocugu, öz
    evlat yerini tutmaz.
    766- Çam sakizi, çoban armagani.
    Bkz. Çoban armagani çam sakizi.
    767- Çanaga ne dograrsan kasiginda o çikar.
    Kisi, kendisi için önceden ne gibi hazirliklar yapmissa ileride onun
    veriminden yararlanir.
    768- Çanakta balin olsun, Yemen'den (Bagdat'tan) ari gelir.
    (Pekmez gibi malin olsun, Antakya'dan sinek gelir).
    Güzel mali olan kimse, müsteri bulma kaygisi çekmez. Reklam yapmasa bile
    en uzak yerlerden istekliler çikar. Krs. Satilik ziftin olsun...
    769- Çaputluya çali düsman.
    1) Iyi giyimlilerin giysilerinden kaza eksik olmaz.
    2) Yoksullar varliklilardan bir seyler koparmaya çalisirlar.
    770- Çarik çarikla, sarik sarikla.
    Kisi, kendi düzeyindeki kimselerle arkadas olur.
    771- Çarsi iti ev (koyun) beklemez.
    Basibos gezmeye alisanlar, disiplinli is yapmaya gelemezler.
    772- Çatal kazik yere batmaz (geçmez, çakilmaz).
    Birden çok kimsenin söz sahibi oldugu is yürümez.
    773- Çay geçerken at degistirilmez.
    Bkz. Irmaktan geçerken...
    774- Çekismeden pekisilmez.
    Karsilikli düsünceler tartisilmadan saglam bir anlasma ve uzlasmaya
    varilamaz.
    775- Çengi ölüsü çalgi (daire, tef) ile kalkar.
    Zevk ve safa içinde ömür sürmüs olan kimse en sikintili
    günlerinde bile eglenceden geri kalmaz.
    776- Çerçi basindakini satar.
    1) Alim satimla para kazanan kisi, iyi müsteri bulursa -yalniz satmakta
    oldugu mali degil- basina giydigi sapkayi bile satar.
    2) Satici elinde ne varsa onu satar.
    777- Çerçi kizi boncuga asiktir.
    1) Bir kimse ne ile ugrasiyorsa, çocugu o seyi çok sever.
    2) Ticaret adamlari, sattiklari esyadan evdekileri
    yoksun birakirlar. Çoluk çocuk bu esyanin özlemini
    çeker.
    778- Çikacak kan damarda durmaz.
    Bir seyi yitirmek kaderde varsa buna engel olunamaz.
    779- Çik çik eden nalçadir, is bitiren akçedir.
    Bkz. Sik sik eden...
    780- Çikmadik canda umut var(-dir). (Çikmadik candan umut kesilmez).
    1) Ölümcül hastanin cani çikincaya degin iyileseceginden umut kesilmez.
    2) Elden gitti sandigimiz bir seyle ilgimiz büsbütün
    kesilmemisse, gereken çabalari harcayarak onun elimizde kalmasini
    saglayabilecegimizi umabiliriz.
    781- Çikmadik candan umut kesilmez.
    Bkz. Çikmadik canda umut vardir.
    182- Çingirakli deve kaybolmaz.
    Nerede olsa varligini gösteren kisi unutulmaz.
    783- Çira dibi karanlik olur. (Çira dibine isik vermez).
    Bkz. Mum dibine isik vermez.
    784- Çiftçinin ambari sabanin ucundadir.
    Bkz. Zahirenin ambari...
    785- Çiftçinin karnini yarmislar, kirk tane gelecek yil çikmis.
    Çiftçinin ürünü her yil bir afete ugrar. O da hep
    gelecek yila umut baglar. Durum böylece sürüp
    gider.
    786- Çiftçiye yagmur, yolcuya kurak; cümlenin muradini verecek Hak.
    Kullar Tanri'dan kendilerine gerek, olan seyleri isterler. Kimi kullarin
    istedikleri, baska kullarin zararina yol açacak nitelikte olabilir.
    Kullarinin dileklerini kabul edecek olan Tanri'dir. Hangisininki
    yerine gelmisse Tanri böyle uygun görmüs demektir.
    787- Çift edersen baglanirsin, bag edersen eglenirsin.
    1) Çiftçilik insani topraga baglar. Bagcilik da is basindan uzaklasmamayi,
    orada kalmayi gerektirir.
    2) Timarini iyi yaparsan bagin güzel olur. Bagla ugrasmak ise bir
    eglencedir.
    788- Çift ile koyun, kalani oyun.
    1) En saglam is, çiftçilik ve koyun yetistiriciligidir.
    Baska sanat ve mesleklerin önemi yoktur. Krs. Bugday ile koyun...
    2) En zor çiftçilik, tarla sürülerek ve koyun beslenerek yapilan
    çiftçiliktir. Aricilik gibi, sebzecilik gibi isler eglence gibidir.
    789- Çignemeden yutulmaz. (Lokma çignemeden yutulmaz).
    Çalismadan yasamak olmaz. En kolay is dahi emek
    harcamayi gerektirir. Agza kadar gelen nimetten yararlanmak için bile
    çignemek gibi bir çalisma ister.
    790- Çingene ciger pisirir, yemeden karnin(-i) sisirir.
    Cimri, para harcamaktan o kadar korkar ki pisirdigi yemek bitmesin diye
    yemeden doydugunu söyler.
    791- Çingene çadirinda musandira ne arar?
    Yoksul ve her seyi derme çatma olan kiside varliklilara özgü sey bulunmaz.
    792- Çingene çingeneye çatmadikça kasnak boynuna geçmez.
    Bayagi kisilerin iyice kepaze olabilmeleri için birbirlerine girmeleri
    gerekir.
    793- Çingeneye beylik vermisler, önce babasini asmis (kesmis).
    Ne oldum delisi soysuz kisi, eline yetki geçince, en yakinlarina
    kötülükler yapmakla ise baslar.
    794- Çirkefe tas atma, üstüne siçrar.
    Kötülük yapmak için firsat arayan kisilerle çatisma; zararli çikar,
    kirlenirsin.
    795- Çivi çikar ama yeri kalir.
    Baskasina yaptigin bir fenaligi kaldirip gidersen bile
    kötü izini, anisini gideremezsin.
    796- Çivi çiviyi söker.
    Güç bir sey, güçlü bir seyle yenilir.
    797- Çivisiz tahtayi yel alir.
    Bkz. Baskisiz tahtayi...
    798- Çoban armagani çam sakizi. (Çam sakizi çoban armagani).
    Varliksiz kisinin armagani küçük bir sey olur.
    799- Çobana verme kizi, ya koyun güttürür ya kuzu. (Lafin azi, uzu çobana
    verme kizi, ya koyun güttürür ya kuzu).
    1) Kizini isteyen kisinin isi, gücü, tutumu ne ise kizini bunlarla
    ilgilendirecegini düsün. Kararini ona göre ver.
    2) Önemli bir isi, inceligini anlamayan bir kimseye
    yaptirma. Çünkü bu incelige yakismayacak bir tutumla yapmaya kalkar.
    800- Çobanin gönlü olursa (olunca) tekeden yag (süt) çikarir.
    Kendisinden is bitecek kisi, isterse olamayacak gibi görünen islere çikar
    yol bulur.
    801- Çobansiz koyunu kurt kapar.
    Koruyucusu, yöneticisi bulunmayan kisiyi ve toplulugu düsman ezer.
    802- Çocuga is, ardina sen düs.
    Bkz. Çocuga is buyuran...
    803- Çocuga is buyuran, ardinca kendi gider. (Çocugu ise sal, ardinca sen
    var). (Çocuga is, ardina sen düs). (Usagi ise kos, sen de ardina düs).
    Çocuk kendisine ismarlanan isi beceremez. Onun
    için arkasindan isi buyuranin da gitmesi gerekir.
    804- Çocugu ise sal, ardinca sen var.
    Bkz. Çocuga is buyuran...
    805- Çocugun bulundugu yerde kov (dedikodu, giybet) olmaz.
    1) Küçük çocugun bulundugu yerde baskasini çekistirme olmaz. Çünkü
    herkes çocukla ugrasir, oyalanir. Hiçbir kimse dedikodu yapmaya vakit
    bulamaz.
    2) Konusabilen çocugun bulundugu yerde de -çocuk bu sözleri baskasina
    ulastirabilir korkusuyla- kov olmaz.
    806- Çocugun yedigi helal, giydigi haram.
    Çocugun iyi beslenmesi için ne kadar para harcansa yerindedir. Çünkü
    büyümesi, gelismesi yemesine baglidir. Ama pahali giysi ile donatilmasi
    dogru degildir. Çünkü çocuk giyecegi hor kullanir; kirletir, yirtar. Giysi
    korunsa bile bes alti ay sonra çocuga küçük geldiginden kullanilamaz.
    807- Çocuk düse kalka büyür.
    Çocuk yürümeye basladigi sirada sik sik düser, aglar. Anne, baba, çocugun
    cani yaniyor diye üzülmemelidir. Her çocuk büyürken bu evrelerden geçer.
    808- Çocuk seversen besikte, koca seversen dösekte.
    Çocugu kucagina almadan, besikte yatarken sev.
    Kocana karsi olan sevgini de surada, burada, baskalarinin yaninda degil,
    dösekte göster.
    809- Çocuktan al haberi.
    1) Büyükler bir konuyu islerine geldigi gibi anlatirlar. Çocuk yalan dolan
    bilmez. Her seyi oldugu gibi anlatir. Onun için haberin dogrusu çocuktan
    alinir.
    2) Gizli seyler çocugun yaninda konusulursa çocuk bunlari ögrenir
    ve gizlilik kavramini bilmediginden, oldugu gibi baskalarina söyler. Krs.
    Deliden al uslu haberi.
    810- Çogu zarar, azi karar.
    Hangi iste olursa olsun asiriliga gidilmemeli, karar denilen herkesin
    uygun gördügü ölçüde kalmalidir.
    811- Çok açilma, soguk alirsin.
    Giristiginiz is için gereginden çok para dökerseniz sonra bunun karsiligini
    alamaz, isi zararla kapatirsiniz.
    812- Çok bilen (söyleyen) çok yanilir.
    Insan ne kadar çok sey bilirse bilsin, bilmedigi daha çoktur. Çok
    bildiginden kendine çok güvenen kisi, bilmedigi seylere de karisir ve
    bunlarda yanilir.
    813- Çok el, ya yagmaya ya yolmaya.
    Çok kimsenin katilmasiyla iki is iyi basarilir: Yagma, yolma (orakla degil,
    saplari çekip kökünden çikarma yoluyla ekin biçme).

    814- Çok gezen ayaga bok bulasir.
    Sakincali olup olmadigini düsünmeyerek nereye olsa giden ya da her alana
    burnunu sokan kisi, günün birinde pismanlik duyacagi bir duruma düser. Krs.
    Çok gezen tavuk, ayaginda...
    815- Çok gezen çok bilir.
    Çok gezen kisi, gezdigi yerlerde degisik seyler görür, ögrenir. Eskiden
    bildiklerinin üzerine yeni bilgiler ekler. Krs. Çok yasayan bilmez, çok
    gezen bilir.
    816- Çok gezen tavuk ayaginda pis getirir.
    1) Her yere girip çikan kadinin adi lekelenir.
    2) Gezip dolastigi yerlerde kötü seyler de bulunan
    kisi, kötü huylar ve zararli bilgiler edinerek yerine
    döner.
    817- (Çok) Havlayan köpek isirmaz.
    Karsisindakini bagirip çagirmakla korkutmaya çalisan kimse, eylemli
    bir saldirida bulunmaz.
    818- Çok incelme, koparsin.
    Bir is yapilirken gereginden çok titizlik gösterilirse
    basarili sonuca ulasmak tehlikeye düser.
    519- Çok konusan çok yanilir.
    Çok konusan, sözlerini denetlemeden, iyi düsünmeden ortaya atacagindan
    yanlis seyler söyleyebilir.
    Krs. Çok söz yalansiz ... olmaz., Çok bilen çok yanilir.
    820- Çok kosan çabuk (çok, tez) yorulur.
    Ne türlü çalismada olursa olsun, asiri çaba gösteren çabuk yorulacagi için
    sonucu elde etmekte gecikir. Sürekli çalisabilmek ve sonuca kavusabilmek
    için harcanan çabanin yormayacak ölçüde olmasi gerekir.
    521- Çok mal haramsiz, çok laf yalansiz olmaz.
    Bkz. Çok söz yalansiz...
    822- Çok naz asik usandirir.
    1) Baska seylerde oldugu gibi nazlanmada da asiriya gidilmemelidir.
    Asik, sevgilisi ugruna bütün sikintilara katlanir ve onun nazini çeker. Ama
    bu naz çekilemeyecek ölçüde asiri olursa asik sevgilisinden
    sogur.
    2) Önemli bir isi yalniz kendisi yapabilen kisi bunu
    yapmak için çok nazlanirsa o isin kendisine yaptirilmasindan vazgeçilir.
    823- Çok söyleme arsiz edersin, aç birakma (parasiz koyma, çok saklama)
    hirsiz (yüzsüz) edersin. (Yüz verme arsiz olur, az verme hirsiz olur.)
    Yönetimin altinda bulunan kimseye ikide birde sunu yap, bunu yapma
    demekle iyi sonuç alinir sanma; onu arsiz edersin. Yiyecek, para bakimindan
    sikintiya da düsürme. Çünkü hirsizliga itmis olursun. Krs. Acindirirsan
    arsiz olur, aciktirirsan...
    824- Çok söz (laf) yalansiz, çok para (mal) haramsiz olmaz.
    Çok konusanin sözleri arasinda herhalde yalan bulunur; bol kazancin içinde
    yasadisi elde edilmis para bulundugu gibi.
    825- Çok yasayan (okuyan) bilmez, çok gezen bilir.
    Çok gezen, çok yer gören, çok sey ögrenir. Çok yasayan, çok okuyan onun
    bildiklerini bilmez.
    826- Çömçe tutan elim olsun, ocaklikta yerim olsun.
    Herkes is basinda bulunarak söz sahibi olmak ister.
    827- Çömlekçi suyu saksidan içer.
    1) Kisi, ancak elindeki olanaklardan yararlanarak
    isini görebilir.
    2) Kisi, yasayisini sanati ile saglar.
    828- Çömlek demis: Dibim altin, kasik demis: Girdim çiktim.
    Bkz. Tencere demis...
    829- Çömlek tasa dokunursa vay çömlegin haline.
    Bkz. Tas çömlege çarparsa...
    834- Çöregin büyügü, hamurun (unu) çogundan olur.
    Bkz. Ekmegin büyügü, hamurun...
    831- Çubuk kirilir, çit der; kütük kirilir, küt der.
    Küçük çapta is yapanlarin ugrayacagi zarar küçük;
    büyük çapta is yapanlarin ugrayacagi zarar büyük
    olur. Ancak zararin agirligi, iki durumda da esittir.
    832- Çuhayi firçayla, kadifeyi elle.
    Kimi kisilere sert, kimi kisilere yumusak davranmak
    gerekir; durumlarina göre.
    833- Çul içinde arslan yatar.
    Bir kimsenin degeri, kilik kiyafeti ile degil, kisiligindeki cevherle
    ölçülür.
    834- Çürük (bitli, kurtlu) baklanin kör alicisi olur.
    Bkz. Bitli baklanin...
    835- Çürük tahta çivi tutmaz.
    Aslinda ise yaramaz olan, ya da sonradan o duruma gelmis bulunan seyi, ne
    denli ugrassaniz ise yarar duruma getiremezsiniz.
    :::::::::::::
    -D-
    836- Dadandirma kara gelin, dadanirsa yine gelir.
    Sirnasik kisiye çok yüz vermeye gelmez, yüz bulursa
    sizi biktirir.
    837- Dag adami, hasta eder sag adami.
    Görgüsüz kisiye haber anlatmak çok güçtür.
    838- Dag basina harman yapma, savurursun yel için, sel
    önüne degirmen yapma, ögütürsün sel için.
    Yapacagin iyi bir isi, kimi etkenlerle ziyan olacak
    kadar, sonunu hesaplamadan yapma.
    839- Dag basina kis gelir, insanin basina is gelir.
    Dag basinda kisin nasil firtina eksik olmazsa kisinin yasaminda da
    yipratici olaylar öylece eksik olmaz.
    840- Dag basindan duman eksik olmaz.
    Büyük adamlarin, büyük is yapanlarin her zaman
    üzüntüleri, sikintilari vardir.
    841- Dagda bagin var, yüreginde dagin var. (Her kimin
    bagi var, yüreginde dagi var). (Kimin ki bagi var, yüreginde dagi var).
    1) Bagi, bahçesi olan kimse, bunlar afetlerden zarar görecek diye
    sürekli bir korku içindedir.
    2) Bagi olan kimse, dag gibi dayanagim var diye güven içindedir.
    3) Gurbette bir yakini olanin yüregi sizlar durur.
    842- Dagda gez; belde gez insafi elden birakma.
    Eskiya dahi olsan insafli ol. Krs. Islamin sarti bes,
    altincisi insaf demisler.
    843- Dag daga kavusmaz, insan insana kavusur.
    Insanlar, daglar gibi yerlerinden kimildamayan cansizlar degildir.
    Dostlar, tanislar birbirlerinden ne denli uzak düsmüs olurlarsa olsunlar ve
    bulusmalari ne denli güçlesmis bulunursa bulunsun, günün
    birinde kavusabilirler.
    844- Dag dag (das tas) üstüne olur, ev ev üstüne olmaz.
    Bir dagi kaldirip öteki dagin üstüne koyabilir misiniz? Buna çare
    bulunacagi düsünülebilir de bir ev halkinin bütün agirligiyla baska bir
    aileye yük olarak uzun süre yasayabilecegi düsünülemez. Bu ailenin bütçesi
    böyle bir agirligi tasiyamayacagi gibi, iki aile arasinda çesit çesit
    anlasmazliklar çikar. Krs. El el üstünde olur...
    845- Dagdaki kekligin bini bir paraya.
    Ele geçmeyen, yararlanilamayan güzel seyin hiç degeri yoktur. Krs.
    Denizdeki baligin...
    846- Daglari issiz sanma, körleri gözsüz sanma.
    Çevresi ile iliskisi yok sanilan kisi ve nesnelerin iliskilerle yüklü
    oldugu unutulmamalidir.
    847- Dag ne kadar yüce olsa yol üstünden asar.
    1) Her yüce kisiden daha yetkili kisi, en önemli makamin bir denetleme
    yöntemi vardir.
    2) Yenilmesi olanaksiz gibi görünen zorluklarin da çözüm yolu vardir.
    848- Dag yürümezse abdal yürür.
    Büyüklük taslayan birinden bitecek bir isimiz varsa ve o, bizimle
    ilgilenmiyorsa, biz onun ayagina gidip isimizi görmeliyiz.
    849- Damdaki iti avluya siçirtma.
    Senden uzak olan bir serlinin sana yaklasip kötülügünü bulastirmasina yol
    açacak davranistan sakin.
    850- Damdan düsen, damdan düsenin halini bilir.
    Iyi bir, durumda iken kötü bir duruma düsen kimse, basina ayni hal
    gelen kimsenin derdini iyi anlar. Krs. Hal halin yoldasidir.
    851- Damlaya damlaya göl olur. (Aka aka sel olur).
    Küçük seyler birike birike büyük varlik olusur. Küçük seylerin önemini
    biliniz, onlari çarçur etmeyiniz. Krs. ...Her çok azdan olur.
    852- Dam yanarsa siçanda beraber yanar.
    1) Büyük bir yikim olunca zararlilar da mahvolur ya!
    2) Suçluyu cezalandirmak için kullanilan kapsamli
    eylem, suçsuzlara da uygulanmis olur.
    853- Danisan dagi asmis, danismayan(-in) yolu sasmis.
    Bilmedigi seyi bilene soran, en güç islerin altindan
    kalkar. Sormayan, güçlüker içinde yuvarlanir gider.
    Krs. Soran yanilmamis.
    854- Dari unundan baklava, incir agacindan oklava olmaz.
    Kötü gereçle iyi bir sey yapilamaz. Yetersiz kisiden
    iyi is beklenemez.
    855- Davacin kadi olursa yardimcin Allah olsun. (Davacisi kadi olanin
    yardimcisi Allah olsun).
    Seni yargilayacak kisi, senden davaci olan kisi ise kuskusuz kendisini
    hakli çikaracak ve sana agir ceza verecektir. Krs. Kadi ekmegini karinca
    bile yemez.
    856- Davetsiz gelen (giden) döseksiz oturur.
    Bir yere çagrilmadan giden kimse, agirlanmasini
    beklememelidir. Krs. Çagrilan yere erinme...
    857- Davul dengi dengine diye çalar.
    Davulun sesine dikkat ediniz, hangi söze benziyor:
    Dengi dengine, dengi dengineye degil mi? Sanki birlikte yasayacak
    kimselerin, evleneceklerin birbirlerine denk olmasi gerektigi, herkese
    davulla duyurulmaktadir.
    858- Davulun sesi uzaktan hos gelir.
    Öyle durumlar vardir ki içinde yasayan kimseyi rahatsiz eder; uzaktan
    bakan ise ona imrenir.
    859- Dayak cennetten çikmistir.
    Dayak kutsal bir egitim aracidir. Dokundugu bedeni; suç, günah islemez
    duruma getirir.
    860- Dayak isteyen keçi çobanin degnegine sürünür.
    Bkz. Eceli gelen it...
    861- Dayanik öküze oha! neymis?
    Görevini eksiksiz yapan kisiye iyi çalis demeye gerek var mi?
    862- Dazlayan (kusur bulup begenmemek.) daza düser, kel basli kiza düser.
    Alacagi seyi seçmekte titizlik gösteren kimse, çok kez istemedigi,
    begenmedigi bir seye düser.
    863- Degirmende dogan siçan gök gürültüsünden korkmaz.
    Kavga, dövüs içinde yetismis olan kisi korkutucu
    sözlere aldirmaz.
    864- Degirmenden gelenden pogaça umarlar.
    Baska bir yerden gelen kimseden, geldigi yerle ilgili, küçük de olsa, bir
    armagan beklenir.
    865- Degirmene gelen nöbet bekler.
    Bir seyden birçok kimse yararlanacaksa, herkes gelis
    sirasiyla isini görmek üzere beklemelidir.
    866- Degirmen iki tastan, muhabbet iki bastan.
    Kari koca gibi, is ortagi gibi birlikte yasayacak, birlikte is görecek
    kimseler arasinda karsilikli sevgi bulunmalidir. Biri ötekini sever de o,
    berikini sevmezse dirlik, düzen olmaz. Kurulan birlik sarsilir.
    867- Degirmi yurt tutmaya degirmi göt ister.
    Bir yerde, bir iste tutunup basari kazanabilmek için
    yilmadan çalismak gerektir.
    868- Degme bana, degmeyim sana.
    Kendisine zarar verilmemesini isteyen kisi, baskasina zarar vermemelidir.
    869- Degme (dokunma) sarhosa, yikilana kadar gitsin.
    (Sarhosa dokunma, kendi yikilsin).
    Kendi aklini begenip baskasini dinlemeyen kimseyi gittigi yanlis yoldan
    döndürmeye kalkmayin. Birakin cezasini çeksin.
    870- Deh! denmis dünyayi, Çüs! diye sen mi durduracaksin?
    Yürüyüsünü kendi düzenine göre sürdürmekte olan
    dünyanin kötülüklerine kimse engel olamaz.
    871- Deli arlanmaz soyu (sahibi) arlanir.
    Densizce, delice is yapanlar, yaptiklarindan utanacak durumda degillerdir.
    Ama ailesi, yakinlari onlarin davranislarindan üzüntü duyarlar, utanirlar.
    872- Deli deli akani, bura bura tikarlar.
    Asiri ve ölçüsüz davranislara karsi önleyici, sert önlemler alinir.
    873- Deli deliden hoslanir, imam ölüden.
    Kisi, kendisine benzeyen kimseden, ya da yarar saglayabilecegi seyden ve
    kisiden hoslanir.
    874- Deli deliyi görünce degnegini (çomagini) saklar (gizler).
    Saldirgan kimse, kendisi gibi birine saldirmaktan çekinir.
    875- Deliden al uslu haberi.
    Deli sir saklamasini bilmez. Gördügünü, bildigini
    oldugu gibi söyler. Bundan dolayi -zaman olur ki- haberin dogrusu ondan
    alinir. Krs. Çocuktan al haberi.
    876- Deli dostun olacagina akilli düsmanin olsun.
    Bkz. Akilli düsman, akilsiz dosttan...
    877- Deli ile çikma yola, basina getirir bela.
    Deli, kendisiyle arkadashk edenin basina çesit çesit dert açar.
    878- Deli kiz dügün etmis, kendi bas sedire geçmis.
    Densiz, budala ev sahibi, konuklarindan çok kendini agirlanacak konuk
    yerine koyar.
    879- Delikli tas (boncuk) yerde kalmaz (deli kiz evde kalmaz).
    Bilgili, becerikli kisi bosta birakilmaz. Her halde bir
    is basina getirilir. Krs. Yapi tasi...
    880- Delilsiz cennete bile girilmez.
    Kisiye, bir yere yanilmadan gidebilmesi için oldugu gibi, istedigi seyi
    elde edebilmesi için de yol gösteren gerektir. Krs. Sebepsiz kus...
    881- Deliye bal tattirmislar, çarsida katran birakmamis.
    Akli kit kisi, bir kez hosuna gitmis olan seye benzettigi nesneyi,
    gerçekten ona benzemese de, elde etmeye can atar.
    882- Deliye geçit yoklatirlar.
    Yapilacak bir iste tehlike olasiligi varsa ilk girisim
    için saf kisiler öne sürülür.
    883- Deliye (göre) her gün bayram.
    Hiçbir seyle baglantisi olmayan, hiçbir seyi kendine dert edinmeyen,
    istedigi yerde dolasip diledigi isi yapan delinin bütün günleri bayram
    özgürlügü ve senligi içinde geçer. Delinin bu basibos yasayisini
    uygulamaya özenenler için de söylenecek sey budur.
    884- Deliye tas atma, basini yarar (basina tas yagdirir).
    Davranislarinda denge bulunmayan kimseye dokunma. Sonra sana öyle çilginca
    saldirir ki yaptigina pisman olursun.
    885- Demircinin cani demirden berk gerek.
    Güç bir is yapmak isteyen kiside bu güçlügü yenecek azim, sebat bulunmalidir.
    886- Demir islanmaz, deli uslanmaz.
    Her nesnenin, her kisinin degistirilemeyen bir niteligi vardir: Demir su
    içine atilsa suyu çekip yumusamaz. Çilgin yaratilmis olan kisi de, ne denli
    ugrasilsa, delice davranislarini birakamaz.
    887- Demiri tavinda dövmeli.
    Bkz. Demir tavinda dilber çaginda.
    888- Demir nemden, insan gamdan çürür. (Duvari nem, insani gam yikar).
    Nem demiri nasil paslandirir, çürütürse gam da insam öylece yipratir,
    harap eder.
    889- Demir tavinda, dilber çaginda. (Demiri tavinda dövmeli). (Demir
    tavinda dövülür).
    Her isin yapilmasi için en uygun olan bir zaman,
    bir durum vardir. Demir ateste isinip kizardigi zaman yumusar, dövülüp
    biçimlendirilir. Güzeller de taze, körpe iken sevilir, evlendirilir.
    890- Demir tavinda dövülür.
    Bkz. Demir tavinda, dilber çaginda.
    891- Dene altini mihenk tasinda, dene insani bir basinda.
    Altinin ayari mihenk tasinda belli oldugu gibi insanin degeri de yaptigi
    iste gösterdigi basari derecesi ile ölçülür.
    892- Denenmisi denemek ahmakliktir.
    Basarisizlik, tembelligi daha önceki denemelerle anlasilmis olan kisiye
    belki basarir diye yeni görev vermek, akillica bir davranis degildir.
    893- Deniz bal olmus, fukara kasik bulamamis.
    Her yanda bol kazanç ve nimet dolu olsa, yararlanma olanagi bulunmayanlar
    için neye yarar!
    894- Deniz dalgasiz olmaz, gönül sevdasiz olmaz.
    Her denizde az çok dalga bulundugu gibi her gönülde de bir sevda vardir.
    895- Deniz dalgasiz olmaz, kapi halkasiz.
    Her nesnenin kendisine özgü nitelikleri, kendisinden ayrilmayan özellikleri
    vardir.
    896- Denizdeki baligin (pazari) pazarligi olmaz. (Bini bir paraya).
    Daha ele geçmemis olan, birçok güçlükler yenildikten sonra ele
    geçirilebilecegi umulan nesnenin alimi, satimi üzerine konusulmaz.
    Konusulursa yok pahasina bir satis yapilir.
    897- Denize düsen yilana (yosuna) sarilir.
    Çok büyük bir tehlike içinde bulunan kimse, kendisine yardim etmesi
    olanagi bulunmayan, dahasi tehlikeli olan seylerden bile yardim umar.
    898- Deniz kenarinda dalga eksik olmaz.
    Içinde çesitli olaylar geçmesi dogal olan ortamda kuskusuz zaman zaman
    sert çatismalar, tartismalar çikacaktir.
    899- -Deniz yanar mi? -Belki.
    Bu dünyada olamaz sanilan isler olabilir.
    900- Densiz deve kuyrugu, deh! demeden sallanir.
    Densiz kisi, hiç geregi yokken kendisini ilgilendirmeyen islere
    burnunu sokar.
    901- Derdini söylemeyen (saklayan) derman bulamaz.
    Bizim çözüm yolunu bulamadigimiz birçok güçlüklere baskalari çözüm
    bulabilirler. Ancak sikintimizin ne oldugunu kimseye söylemezsek bunun
    giderilmesi yolunu gösteren bulunmaz. Derdimize derman bulabilmek için onu,
    bize yardimi dokunabilecek kimselere söylemeliyiz.
    902- Derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen.
    Derdi olmayan kimse, önemsiz seyleri kendine dert
    edinir, söylenir. Herkes de onu derdi var sanir. Borcu olmayan
    kimse de evlenirken birçok seyler satin almak zorunda kalir; borç
    altina girer.
    903- Dereden geçerken at degistirilmez.
    Bkz. Irmaktan geçerken...
    904- Derede tarla sel için, tepede harman yel için.
    Elden çikarmak istemedigimiz seyi, tehlikeli oldugu açik bulunan
    durumlardan uzak tutmaya çalismaliyiz. Krs. Dag basina harman...
    905- Dereyi, tepeyi sel bilir; iyiyi kötüyü el bilir.
    Doga yasasina göre sel nasil dereden atar, tepeye
    çikamazsa kamu da insanlarin iyisini, kötüsünü öylece ayirt eder.
    906- Derin su yavas akar.
    Bilgili, dengeli kisi, bir konuda karar vermek ve eyleme geçmek için
    ivmez; uzun uzun düsünür.
    907- Dert aglatir, ask söyletir.
    Derdi olan aci çeker, aglar; çaresizligine üzülür, aglar. Aska düsen
    kimsenin ise içinde duygular, tutkular kaynasmaktadir. Bunlari disa vurup
    ferahlamak istegi onu durmadan söyletir.
    908- Dert bir olaydi aglamak kolaydi.
    Bir tek derdi olan kisi aglar. Ama derdi birden çok
    olana aglamak da yetmez.
    909- Dert, çekene göredir.
    Herkesin derdi vardir. Bir derdin agirligi, hafifligi de ona ugrayan
    kisinin etkilenme derecesiyle ölçülür. Bir kimse için büyük olan bir
    dert, baska bir kimse için küçüktür, belki de hiç sorun degildir.
    910- Dert Deli Ahmet'in basinda.
    Herkes bir yolunu bulup sorumluluktan kurtulur.
    Sorumluluk kimsesizin üstünde olur. Krs. Yirtilan Deli Ahmet'in
    yakasi.
    911- Dert gezmis, derman beraber gezmis.
    Herkesin derdi, sikintisi vardir. Ama bunlarin çareleri de vardir. Insan
    derdi çekip durmamali; çareye basvurmayi ihmal etmemelidir.
    912- Dert gider amma yeri bos kalmaz. (Dert gitmez, degisir).
    Insan her zaman dert içindedir. Bir dertten kurtulsa baska bir derde
    düser.
    913- Dert gitmez, degisir.
    Bkz. Dert gider amma yeri bos kalmaz.
    914- Dertsiz bas, bostan korkulugunda.
    Can tasiyan bas dertsiz olmaz. Dertsiz baslar ancak
    cani olmayan baslardir. Bostan korkulugu gibi. Bkz. Dertsiz bas
    terkide gerek...
    915- Dertsiz bas, mezara (mezarda) tas.
    Insan basi, ancak mezara girdigi zaman dertten kurtulur. Mezar tasiyla
    temsil edilen bas da dertsizdir.
    Krs. Dertsiz bas terkide gerek.
    916- Dertsiz bas (kul) olmaz.
    Herkesin az, çok derdi vardir. Derdi olmayan kimse
    yoktur. Krs. Dertsiz bas terkide gerek.
    917- Dertsiz bas terkide gerek.
    Yasayip da dertsiz olan kimse yoktur. Bir basin dertten kurtulabilmesi
    için, kesilen düsman kellesi gibi, terki heybesine konulmus olmasi
    gerekir. Yani bir bas, ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir.
    Krs. Agrisiz bas mezarda gerek, Rahat ararsan mezarda, Dertsiz bas
    olmaz.
    918- Dertsiz bir kabak varmis, onun da basini kesip içini oymuslar.
    Kesin olarak bilinmelidir ki dertsiz sanilan kisilerin de dertleri vardir.
    919- Dervis dervisi tekkede (haci haciyi Mekke'de) bulur.
    Bkz. Haci haciyi Mekke'de...
    920- Dervise Bagdat'ta pilav var demisler. Yalan degilse irak degil demis.
    Bkz. Asika Bagdat uzak degil.
    921- Dervisin fikri ne ise zikri de odur.
    Insan, kafasinin içindeki düsünce ne ise konusmasinda onu dile getirir.
    922- Dervislik olaydi taç ile hirka, ben de alirdim otuza kirka.
    Önemli bir düzeye ulasmak görünüste benzemekle gerçeklesebilseydi,
    herkes kolayca bu düzeye ulasirdi.
    923- Dervis tekkede, haci Mekke'de bulunur.
    Herkes kendisine yakisan ve ugrastigi isle ilgili yerde bulunur.
    924- Destursuz baga girilmez (gireni sopa ile kovarlar) (girenin yedigi
    sopayi Mevla bilir).
    Izin alinarak yapilmasi gereken bir isi izin almadan
    yapan, bunun cezasini görür.
    925- Deve bir akçeye (götür, hani akçe), deve bin akçeye
    (getir, hani deve).
    Insan, parasi yoksa, almak istedigi seyi yok pahasina da satsalar alamaz.
    Parasi varsa, degerinden kat kat fazlasini da isteseler onu satin alir.
    926- Deve boynuz ararken kulaktan olmus.
    Elindeki ile yetinmeyip daha çogunu isteyen, elindekini de yitirir.
    927- Deve büyüktür amma besini bir esek yeder. (Esek küçüktür amma dokuz
    deveyi yeder).
    Sözde büyük olmakla akil büyük olmaz. Büyük görünüslülerin bir araya
    gelmesi de akli çogaltmaz.
    Bir akilli, birçok kit akilliyi arkasindan sürükler.
    928- Deveci ile konusan (görüsen) kapisini büyük açar (açmali).
    Büyük ve zengin kimselerle düsüp kalkan kisi, kendi
    yasayisini onlarinkine uydurmak ve onlari konuklayabilecek bir
    düzen kurmak zorundadir.
    929- Deveden büyük fil var.
    Hiçbir kimse görevinin büyüklügü ve yetkisinin genisligi ile övünmemelidir.
    Çünkü ondan üstünü de vardir.
    930- Deve deve yerine çöker.
    Yitirilen degerli kimsenin, elden çikan degerli seyin
    yeri bos kalmaz, yenisi gelir. Krs. Deve yerine deve çöker.
    931- Deve Kabe'ye gitmekle haci olmaz.
    Gerekli niteliklerden yoksun olan kisi, biçimsel eylemlerle kisiligine
    deger kazandiramaz. Nesneler ve olaylar da böyledir.
    932- Devenin derisi (yünü, silkintisi) esege yük olur.
    1) Zengin ne denli yoksul düsse, yoksula göre varliklidir.
    2) Saygin kimsenin en degersiz kalintisini siradan
    kisiler basta tasirlar.
    933- Deveye bindikten sonra çali ardina gizlenilmez.
    Herkesin gözü önündeki büyük bir olayi söyle böyle
    yorumlarla gizlemeye çalismak bostur.
    934- Deveye burç gerek olursa boynunu uzatir.
    Kisi kendisine gerek olan seyi elde etmek için yorgunluga katlanmalidir.
    935- Deveye inisi mi seversin, yokusu mu? demisler;
    düz yere mi (düze kiran mi) girdi? demis.
    Bir isi kolay, sikintisiz yapmak varken, ileri ya da
    geri yönde asiri ve zor eyleme bas vurmak dogru
    bir tutum degildir.
    936- Deve yerine deve çöker.
    Degerli bir kimseden bosalan yeri ancak o degerde
    baska bir kimse doldurabilir. Krs. Deve deve yerine çöker.
    937- Deveyi yardan uçuran (atan) bir tutam ottur.
    Küçük bir çikar pesinde kosmak, kimi zaman kisinin yikimina yol açar.
    938- Deveyi yük degil zelber yikar.
    Önemli bir görev yapmakta olan kimseden ufak tefek birçok is yapmasi da
    istenirse, önemli isin yapilmasi tehlikeye düser. (Zelber: Yük üstüne
    atilan öteberi).
    939- Devlet adama ayagiyla gelmez.
    Zenginlik ve talih kisiyi kendiliginden gelip bulmaz.
    Çalisip çabalamakla elde edilir.
    940- Devletin mali deniz, yemeyen domuz.
    Devlete hiyanet etmeyi aliskanlik durumuna getirenlere göre devletin
    bitmez tükenmez mali vardir.
    Yolunu bulup ondan asirmayan budaladir.
    941- Devletli gözü perdeli olur.
    Devlet adami, ülkenin birçok eksiklerini, yöneticilerin birçok
    yolsuzluklarini görmez. Zengin, isi yolunda kimse de yoksullarin
    halinden anlamaz.
    942- Devletli ile deli bildigini isler.
    Yüksek rütbeliler, deliler, kimsenin sözünü dinlemez, akillarina
    geleni yaparlar.
    943- Devletlinin karni gen gerek.
    Kamu islerini ya da bir toplulugu yöneten kisi, genis yürekli, hosgörülü
    olmalidir.
    944- Devletli yanini kasisa yoksul para verecek sanir.
    Bir isteginin yerine getirilmesini ilgililerden bekleyen kimse, onlarin
    bu isle iliskisi bulunmayan davranislarini, istegini karsilamak için
    yapiliyor diye yorumlar.
    945- Devletliye dokun geç, fukaradan sakin geç.
    Zenginle, az da olsa bir iliskin bulunsun; belki yararlanirsin. Ama
    yoksula yaklasma; o senden yararlanmak ister.
    946- Devlet ogul, mal tahil, mülk degirmen.
    En büyük mutluluk ve zenginlik, ogul sahibi olmak; en gerekli mal, tahil;
    en degerli mülk, degirmendir.
    947- Dibi görünmeyen sudan geçme (tastan su içme).
    Her yönünü iyice ögrenmedigin ise girisme.
    948- Diken battigi yerden çikar.
    Zarar hangi yönden geldi ise o yönden giderilir.
    949- Dikensiz gül olmaz. (Gül dikensiz olmaz).
    Her güzel seyin hosa gitmeyen yönü de bulunur.
    Güzel seyi elde etmek isteyen ya da elde eden kimse bunun
    gerektirdigi rahatsiz edici seyleri de hos görmelidir. Krs. Gülü seven...
    950- Dilden gelen elden gelse, her fukara padisah olur.
    Kisi her söyledigini yapamaz. Her diledigini elde edemez.
    951- Dil ebsem(susmak) (olsa) bas esen(sorunsuz) (-dir).
    Kisi dilini tutar, her seyi söylemezse, basini belaya
    sokmamis olur, rahat eder.
    952- Dile gelen ele gelir.
    Insanlar, su isi söyle yapacagiz diye söyleye söleye dediklerini
    gerçeklestirirler.
    953- Dilenci bir olsa sekerle beslenir.
    Yardim bekleyen bir tane olsa, umdugundan asiri seyler verilerek
    sevindirilir. Ama bunlar çok oldugundan hepsine bu cömertlikle yardim
    yapilamaz.
    954- Dilenci dilenciyi istemez; ev sahibi ikisini de.
    Bir kimseden yardim isteyen kisi -kendisine yapilacak yardim aksar
    diye- baska birinin de ayni kisiden yardim istemesinden hoslanmaz. Yardim
    yapmasi beklenen kisi ise ikisinden de hoslanmaz.
    955- Dilenci küsmüs, kismetini kesmis.
    Bir yerden yardim bekleyen kisi, ya verileni begenmez ya da verenle
    bozusursa, yardimdan kendi eylemiyle yoksun kalir.
    956- Dilencinin torbasi dolmaz.
    Sundan bundan yardim isteyerek geçinme yolunu
    tutmus olanlarin istegi bitmez. Bunlar verilenlerle
    doymazlar, baska seyler de isterler.
    957- Dilenciye borçlu olma, ya dügünde ister; ya bayramda.
    Çikarini aramaktan baska bir sey düsünmeyen kimse ile iliski kurma.
    Çünkü kendi çikari için elalem içinde senin onurunu kirmaktan çekinmez.
    958- Dilim seni dilim dilim dileyim, basima geleni senden bileyim.
    Dilini tutmamasi yüzünden basina is açan kisi pismanlik duyar ve dilim
    dilinseydi de söyleyemez olsaydim der.
    959- Dilim seni, dilim seni; dilim dilim dilem seni.
    Bkz. Dilim seni dilim dilim dileyim; basima geleni senden bileyim.
    960- Dilin cirmri küçük, cürmü büyük.
    Dil küçük bir nesnedir, ama büyük suç isler. Söyledigi kötü sözlerle
    kisinin basini belaya sokar.
    961- Dilin kemigi yok.
    Dil her yana dönebilir; önce söyledigini sonra baska biçimlere sokabilir;
    tam tersine çevirebilir.
    962- Dilsizin dilinden anasi (sahibi) anlar.
    Baskalarinin kolay kolay anlayamadiklari seyi, her gün onunla ugrasan
    kimse çok kolay anlar.
    963- Dil yüregin kepçesidir.
    Kisi, içinde ne varsa, ne duyuyor, ne düsünüyorsa
    onu ortaya çikarir.
    964- Dinsizin hakkindan imansiz gelir.
    Acimasi olmayan kisiyi, kendisinden daha acimasiz biri yola getirir.
    965- Dirlik nerde, devlet orda.
    Dirlik içindeki toplum mutlu olur.
    966- Disi köpek kuyrugunu sallamayinca, erkek köpek ardina düsmez. (Disi
    yalanmazsa, erkek dolanmaz).
    Kadin istek göstermese, yüz vermese, erkek onun pesine düsmez.
    967- Disi yalanmazsa erkek dolanmaz.
    Bkz. Disi köpek kuyrugunu...
    968- Dogan anasi olma, doguran anasi ol.
    Bir çocuk, annesinin degerini, ancak kendisi de çocuk sahibi olduktan
    sonra bilir; daha önce geregi gibi bilmez.
    969- Dogmadik çocuga don (kaftan) biçilmez.
    Ele geçecegi, ortaya çikacagi daha belli olmayan sey için önceden
    hazirlik yapmak dogru degildir.
    970- Dogruluk dost kapisi.
    Dogru olan kisiyi herkes dost bilir. Herkes ona kosar.
    971- Dogruluk minarede kalmis (onun da içi egri).
    Dünyada dogru kimse kalmamistir. Dogru sandigimiz binde bir kisi de
    içinden egridir; distan göründügü gibi degildir.
    972- Dogrunun yardimcisi Allah'tir.
    Islerinde dogruluktan ayrilmayan kisiye Tanri her
    zaman yardim eder.
    973- Dogru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
    1) Zamanimizda ahlak öyle bozuldu ki herkes çikar pesinde, herkes iki yüzlü.
    Onun için kimin çikarina dokunursa dokunsun sözünü esirgemeyen,
    hatir gönül demeyerek dogruyu söyleyen kisiyi kimse sevmez. Herkes onu
    yanindan uzaklastirir.
    2) Herkesin kusurunu yüzüne karsi söyleyen ve çikarcilardan sözünü
    esirgemeyen kisi, kirdigi, üzdügü kimselerce sevilmez. Nereye gitse bu
    gibi kimseler kendisine yüz vermezler.
    974- Dogru söyleyenin bir ayagi üzengide gerek.
    Dogru sözlü olan kisi, bulundugu yerden ayrilmaya hazir olmalidir. Çünkü
    sevilmeyen, istenmeyen kisi olacak, orada barinamayacaktir.
    975- Dogru söyleyenin tepesi delik olur.
    Sözüm bir kimseye dokunur mu diye düsünmeyerek dogruyu söyleyen kisi çok
    düsman kazanir. Bunlar vura vura onun tepesini delerler.
    976- Dogru (hak) söz (agizdan) acidir (aci gelir).
    Kusurlari, yanlislari, düzensizlikleri, yolsuzluklari,
    kötülükleri... bütün çiplakligiyla ortaya koyan ve
    elestiren söz, bu isleri yapanlara çok aci gelir. Krs.
    Dost aci söyler.
    977- Dogru söz katarindan belli olur.
    Bir sözün dogru olup olmadigi gelisinden, tutarli
    olup olmamasindan anlasilir.
    978- Dogru söz yemin istemez.
    Yemin, yalan oldugu düsünülebilen sözün dogruluguna inandirmak içindir.
    Sözün dogrulugunda kusku yoksa yemine gereklik yoktur.
    979- Doguran avrat Azrail'i yenmis.
    Yeni dogan çocuklarda ölüm çok olur. Kadin bir,
    iki üç çocuk dogurur. Bakarsiniz ki bunlari Azrail
    alip götürüyor. Ama kadin yilmaz, dogurmaya devam ederse, Azrail'in
    alamayacaklarini da dünyaya getirir. Böylece onu yenmis olur.
    980- Dokunma (degme) sarhosa, yikilana kadar gitsin.
    Bkz. Degme sarhosa...
    981- Dokuz at bir kaziga baglanmaz.
    1) Bir isin basina, taninmis kisiligi bulunan birçok
    kimse birden getirilmemelidir. Çünkü anlasamazlar; birbirlerine saldirirlar.
    2) Birçok azili, zayif bir güvenlik önlemi ile zaptedilemez.
    982- Dokuz keçe, su geçe; bir deri, soguk geri.
    Kisi, dokuz kat keçeye bürünse yine yagmurun islatmasindan kurtulamaz. Bir
    deri giysi ise kisiyi soguktan korur.
    983- Dokuz (iki) ölç, bir biç.
    Bkz. Iki ölç bir biç.
    984- Dolu küpün sesi çikmaz.
    Bkz. Bos fiçi çok langirdar.
    985- Domuzdan toklu(koyun yavrusu) dogmaz.
    Kötü huylu kimsenin çocugu melek huylu olamaz.
    986- Domuz derisi(-nden) post olmaz, eski düsman dost olmaz.
    Domuzun her seyi, Islam dinine göre pistir; diskidan farksizdir;
    temizlenemez. Böyle bir hayvanin derisi üzerinde ne namaz kilinabilir, ne
    de oturulabilir. Eski düsman da buna benzer. Ne denli yakinlik
    gösterirse göstersin, inanmayiniz, dost olmaz.
    987- Domuzun kuyrugunu kes yine domuz.
    Yaradilistan kötü olan kisinin su, bu yönünü düzeltseniz de mayasindaki
    bozuklugu gideremezsiniz.
    988- Donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer.
    Bir seyden yoksun olan kisinin gönlünden hep o seyden edinmek, hem de bol
    bol edinmek geçer.
    989- Dost aci söyler.
    Kusurumuzu görenler, canimiz sikilmasin diye dogruyu söylemeye çekinirler.
    Ama yakin dostlar, düzeltmemiz için onu söylemeyi borç bilirler. Yine de
    dogru söz bize aci gelir. Krs. Dogru söz acidir.
    990- Dost basa bakar, düsman ayaga.
    Dosta karsi da, düsmana karsi da güzel giyinmek
    gerektir. Çünkü dost, yükselmesini görmek istedigi basimiza;
    düsman, kaymasini bekledigi ayagimiza bakar.
    991- Dost (yar) beni ansin bir koz ile, o da çürük çiksin.
    Bkz. An beni bir kozla...
    992- Dost bin ise azdir, düsman bir ise çoktur.
    Dostlarini olabildigince çogalt. Düsmanlarini olabildigince azalt.
    993- Dost dostun ayibini yüzüne söyler.
    Gerçek dostumuz ayibimizi yüzümüze karsi söyler.
    Bu bizi uyarmaya, kusurumuzu düzeltmemize yarar. Ayibimizi arkamizdan,
    baskasina söyleyen kovculuk etmis olur. Dost olan bunu yapmaz.
    994- Dost dostun egerlenmis atidir.
    Gerçek dost, arkadasinin sikisik zamaninda yardimina kosmaya hazir
    durumdadir.
    995- Dost evinde basini bagla, düsman evinde tirnagini kes.
    Bas baglamak, süslenmek, dost evinde yapilmaya
    yakisir temiz, nese artiran bir istir. Oda içinde tirnak kesmek ise
    kirli ve dirlik bozan bir istir. (Halk inanisina göre, kesilen tirnak
    ev içine siçrarsa, ev halki ile tirnak kesen arasinda düsmanlik baslar.)
    996- Dost için ölmeli, düsman için dirilmeli.
    Dost için her türlü özveride bulunmali, ama düsmana bütün gücümüzle karsi
    koymaliyiz.
    997- Dost (akraba) ile ye, iç, alisveris etme.
    Alisveriste iki taraf kendi çikarini düsünür. Bundan dolayi iki dost
    arasindaki alisveris, dostlugu bozucu bir etken olabilir. Öyle ise
    dostluklarini sürdürmek isteyenler birbirleriyle alisveriste bulunmamalidirlar.
    998- Dost (iyi dost) kara günde belli olur.
    Sevinçli, mutlu günlerinde bir kisi ile dostluk iliskisi kuranlar çok olur.
    Çünkü mutluluga katilmak
    hos bir seydir. Kara gününde bir kisi ile dost kalmak ise, üzüntüyü
    paylasmayi, onu gidermek için birtakim özveride bulunmayi gerektirir. Iste
    buna katlanan, gerçekten dost oldugunu gösterir.
    999- Dostluk baska, alisveris baska.
    Iki kisi arasindaki dostluk; alisveriste birinin ötekine özveride
    bulunmasini gerektirmez. Krs. Dostluk kantarla...
    1000- Dostluk dagca, hesap kilca.
    Bkz. Dostluk kantarla, hesap miskalle.
    1001- Dostluk kantarla, hesap (ahsveris) miskalle (küçük bir
    agirlik birimi simdiki gram gibi).
    Çok yakin dostlar arasinda alacak, verecek hesabi
    olursa, bu bir özveri konusu yapilmamali; hesap
    santimi santimine görülmelidir. Krs. Dostluk baska
    alisveris baska.
    1002- Dostun alttgi tas bas yarmaz.
    Dostumuzun bizi hirpalamasi, gücümüze gitmez.
    Çünkü bunun iyi niyetle ve iyiligimiz için yapildigini biliriz.
    1003- Dostun ndu cehennem odundan beterdir.
    Dostumuzdan gördügümüz iyiliklere karsi bir seyler yapma borcumuzu
    ödemedikçe içimiz rahat etmez.
    1004- Dostunu överken yerecek yer birak.
    Insan dostunu sever ve över. Ancak günün birinde
    dostun çekilemeyecek bir durumu belirir; dostluk
    bozulabilir. O zaman insan eski övmelerinde yanilmis
    oldugunu anlar. Bu nedenle dostlar övülürken
    ihtiyatli bir dil kullanilmalidir.
    1005- Dökme su ile degirmen dönmez.
    Bkz. Tasima su ile degirmen dönmez.
    1006- Dört atanin dördü de hak.
    Kari ve koca, kaynana ve kayinbabalarini öz ana
    ve babalarindan ayri görmemeli, onlara da ayni ilgi
    ve saygiyi göstermelidir.
    1007- Döven öküzünün agzi baglanmaz.
    Bkz. Bal tutan parmagini yalar.
    1008- Dumansiz baca olmaz, kahirsiz koca olmaz.
    Dumani olmayan baca olmadigi gibi karisina sikinti
    vermeyen koca da olmaz.
    1889- Dut kurusu ile yar sevilmez.
    Ancak büyük özverilerle elde edilebilecek güzel bir
    sey, özveride bulunulmadan ele geçirilemez. Krs.
    Bos torba ile at tutulmaz.
    1010- Dut yapragi açti, soyun; döktü giyin.
    Dut agaci yapraklaninca soguklar geçmis olur; kisin giyilen kalin
    giysiler çikarilmalidir. Dut agaci yapragini döktügü zaman soguklar
    baslamis olur; kis giysilerini giyinmek gerektir.
    1011- Duvarin beri yüzü beri, öte yüzü öte.
    Hisimlar, dostlar, ne denli yakin yerde otururlarsa
    otursunlar, birbirlerinin özel yasantisini bilmezler
    ve buna karismazlar.
    1012- Duvari nem, insani gam yikar.
    Bkz. Demir nemden, insan gamdan çürür.
    1013- Duvarin kulagi var, gözünü de unutma.
    Sir olarak söylenen söz, gizli yapilan is, dört duvar arasinda kalmaz.
    Gizli söz duyulur, gizli is de görülmüs gibi yayilir.
    1014- Dügün asiyla dost agirlanmaz.
    Agirlamanin degeri, özel olarak hazirlanmasinda,
    bir özveride bulunulmasindadir. Onun için orta mali, gerçek
    ikram konusu olmaz.
    1015- Dügünde Fatmacigi kim bilir?
    Onun gibi pek çok kisinin katildigi bir toplulukta,
    kendisine önem verilecegini sanan kimsenin adi bile anilmaz.
    1016- Dügün el ile, harman yel ile.
    Her is, gereken yardimcilarin saglanmasiyla basrilabilir.
    1017- Dügün olur iki kisiye, kaygisi düser deli komsuya.
    Akilsiz kisi, elalemin eglence programlarinda bir aksama olmasin diye
    çabalar durur.
    1018- Dügünü okuyucu boklar.
    Iki taraf arasindaki güzel iliskileri, söz götürüp getiren anlayissiz
    araci bozar. Çünkü bir tarafin iyi niyetle söyledigi bir sözü, kendine
    göre yanlis yorumlayarak, öbür tarafa kötü biçimde ulastirir.
    1019- Dün öleni dün gömerler.
    Bir üzüntüyü sürdürmemeli, unutmaya çalismalidir.
    1020- Dünya bir gemi, akil yelkeni, fikir dümeni, kolla kendini,
    göreyim seni.
    Islerini aksatmadan yürütmek isteyen, aklinin gücünden, düsünce ve
    sagduyusunun kilavuzlugundan ayrilmamalidir.
    1021- Dünya bir, isin bin.
    Bu dünyada insanin düsünemeyecegi, türlü türlü durumlar ortaya çikar.
    1022- Dünya bir yagli kuyruktur; yiyebilene ask olsun.
    Dünyada kazanç yollari çoktur. Is becerip yararlanabilenleri övgü ile
    anmak gerekir.
    1023- Dünya bol olmus neye yarar, pabuç dar olduktan sonra.
    Rahatlik, özgürlük, bolluk bulunan yer, bunlardan
    yararlanma olanagi bulunmayan kisiler için bir deger tasimaz.
    1024- Dünyada tasasiz bas bostan korkulugunda bulunur.
    Bu dünyada tatsiz olan canli bas yoktur. Tasasiz
    bas, ancak bostan korkulugunda, cansiz olarak, bulunur. Krs. Agrisiz
    bas mezarda gerek.
    1025- Dünya dört (kirk) kulplu bir kazan, bir kulpundan
    tut da kazan.
    Bu dünyada herkes için kazanç yolu vardir. Ancak
    bunlardan birini izleyip yürümeyi bilmek gerektir.
    1026- Dünya gençten gence, dinçten dince.
    Insanlar yaslaninca is yapamaz ya da yeniliklere karsi uyum saglayamaz
    olurlar. Oysa dünya isleri her an yenilikler gösterir. Bunlari ancak gençler
    ve güçlüler yürütebilir. Kisacasi dünya gençten gence devredilir.
    1027- Dünya iki kapili handir.
    Dogmak iki kapili hanin bir kapisindan içeri girmektir. Orada Tanri'nin
    uygun gördügü sürece kalinir. Sonra öteki kapidan çikilir; yani ölünür.
    1428- Dünya mali dünyada kalir.
    Insan öldügü zaman malini öbür dünyaya götürmez. Bu maldan ancak yasadigi
    sürece yararlanabilir. Öyle ise gerek kendisi için, gerekse hayirli isler
    için para harcamaktan kaçinmamalidir.
    1029- Dünyanin iki basi (ucu) bir (araya) gelmez.
    Insan dünya islerinin hepsini istedigi gibi yürütemez.
    Birini yoluna koyar; bu sirada baska birinin bozuk
    gittigini görür. Onu da düzeltir, bu kez daha baskasinin düzensizligi
    belirir. Yani hepsini bir arada düzenli duruma getiremez ve tam
    rahati bulamaz.
    1030- Dünyanin ucu uzun(-dur).
    Insan ne kadar yasayacagini, ileride durumunun ne
    olacagini, ne gibi olaylarla karsilasacagini bilmez.
    Bunun için hep gelecek kaygisi gütmeli, davranislarinda
    ihtiyatli olmali, birçok yeni olaylarla karsilasacagini
    unutmamalidir.
    1031- Dünya ölümlü, gün aksamli.
    Hiçbir durum sürekli degildir. Her iyi durumun bir
    sonu vardir. Zenginler yoksullasabilir; is basindakiler düsebilir;
    gençler yaslilar; herkes ölür. Bundan ibret alinmalidir.
    1032- Dünya (Peygamber) Süleyman'a bile kalmamis.
    Insan ne denli zengin, ne kadar erkli olursa olsun
    dünyadan göçüp gidecektir. Egemenligi son kerteye ulasmis olanlar dahi
    ölüme yenilirler. Bunun için dünyaya bel baglamamalidir.
    1033- Dünya tükenir, yalan tükenmez.
    Dünyada hadsiz, hesapsiz yalanci vardir. Bunlari
    huylarindan vazgeçirmek de olanaksizdir. Yalan, yeryüzünü
    öyle sarmistir ki kiyamet kopsa ona bir sey olmaz.
    1034- Dünyayi sel bassa ördege viz gelir.
    Birçok kimseler için yikima yol açan bir olay, kimi
    kimseleri ilgilendirmez. Çünkü bunlarin yasayisina
    göre olayda bir olaganüstülük yoktur.
    1035- Dünyayi umutla yemisler.
    Kisinin bütün yasami umutla dolu geçer. Umdugu
    seylerin kimisini ele geçirir, kimisini geçiremez; ama
    hiçbir zaman umudunu kesmez.
    1036- Düsenin dostu olmaz (hele bir düs de gör).
    Zenginle, is basinda olanla herkes dostluk kurar.
    Çünkü ondan çikarlari vardir. Zengin kisi yoksul
    düsünce, is basindaki isten ayrilinca, çevresinde o
    dostlardan kimse kalmaz. Hepsi, eski dostlarini kötü
    durumuyla bas basa birakirlar.
    1037- Düsmana (Silah) gerek, ya düsmandan irak gerek.
    Düsmanin hakkindan gelebilmek için silah gerektir. Silahiniz yoksa
    düsmandan uzak olunuz; onunla karsilasmamaya çalisiniz.
    1038- Düsman düsmana gazel okumaz.
    Düsmaninizdan oksayici bir davranis beklemeyiniz.
    O, size karsi elinden gelen kötülügü en sert biçimiyle
    yapacaktir.
    1039- Düsman, düsmanin halinden bilmez.
    Savasmakta olan iki düsmandan her ikisinin de zayif yönleri
    bulunur. Bir taraf, ötekinin zayif yönlerini
    bilip de saldirisini bu noktalar üzerinde toplasa utkuyu
    kazanacaktir. Ama bunlari bilmez ki...
    1040- Düsmanin karinca ise de hor bakma.
    Düsmanin senden ne denli güçsüz olursa olsun,
    önem vermemezlik etme, tetikte bulun. Böyle bir
    düsman, kayitsizligindan yararlanir; zayif yanini bulup seni alt edebilir.
    1041- Düsmez kalkmaz bir Allah.
    Insanoglu zengin iken yoksul düsebilir; saglik içideyken
    hastalanabilir; yüksek bir is basinda iken
    düsebilir... Bunlarin tersi de olabilir. Gücünü, yüceligini
    yitirmeyen tek varlik, Tanri'dir.
    1042- Düstügün yerden bir avuç toprakla kalk.
    Bkz. Düstünse topraga saril.
    1043- Düstünse topraga saril.
    Mal durumu bozulan kisi, tarima yönelmekle kalkinabilir. Krs. Düstügün
    yerden bir avuç...
    1044- Düs uykudan sonra olur (gelir).
    Bir isin temeli gerçeklesmelidir ki ona bagli olan ayrintilara sira
    gelsin.
    1045- Düsüne düsüne görmeli isi, sonra pisman olmamali kisi.
    Insan, sonunda pisman olacagi bir duruma düsmemek için, girisecegi
    isin her yönünü iyice düsünmelidir.
    1046- Düt demeye dudak gerek (ister).
    Bir isin gerçeklestirilebilmesi, gerekli kosullarin,
    araçlarin bulunmasina baglidir. Bol parasi olmayan
    kisi güzel bir kösk; bilim, sanat gücü bulunmayan
    kisi begenilir bir yapit ortaya koyamaz.
    :::::::::::::
    -E-
    1047- Ecele (ölüme) çare bulunmaz.
    Çaresiz gibi görünen her güç isin bir çikar yolu
    bulunur. Çaresi bulunamayan tek sey ölümdür.
    1048- Ecel geldi cihane, bas agrisi bahane. (Bahanesiz ölüm olmaz).
    Kisi nasil olsa ölür. Ama her ölüm bir nedene dayanir. Kimi ölümlerin
    nedeni olarak gösterilen seyler ölüm sonucunu doguracak seyler olmaktan
    uzaktir. Bunlar bahanedir; asil neden, kisinin yasama
    süresinin sona ermis olmasidir.
    1049- Eceli gelen fare kedi tasagi kasir.
    Davranisinin bu denli agira mal olacagini bilmeyen
    kisi, yasantisini sona erdirecek kimseye çatar. Krs.
    Eceli gelen it...
    1050- Eceli (ölümü) gelen (yaklasan) it cami (mescit) duvarina (avlusuna)
    siyer (iser).
    (Itin ölümü gelirse cami duvarina iser.)
    Herkesin üzerine titredigi, kutsal saydigi seyi kötüleyen,
    bozan kisi, artik bulundugu yerde yasayamaz. Krs. Eceli gelen fare,
    kedi tasagi kasir Dayak isteyen keçi, çobanin degnegine sürünür
    Siçilacak agiz, göte yakin gelir.
    1051- Edebi edepsizden ögren.
    Edepsizin yaptigi islerin yapilmamasi gereken isler
    oldugunu düsünmekle dogru yolu bulmus, böylece edebi edepsizden
    ögrenmis olursunuz.
    1052- Eden bulur, inleyen ölür. (Etme bulursun, inleme ölürsün).
    Bir durumun nasil sonuç doguracai, isin basinda
    belli olur: Baskasina kötülük edenin basina kötü isler gelir; inlemekten
    kendini alamayacak kadar agir olan hasta ölür.
    1053- Eger ile megeri evlendirmisler, keske diye bir çocuk dogmus.
    Bkz. Olsa ile bulsayi ekmisler, `yel' ile `yuf' bitmis.
    1054- Egilen bas kesilmez.
    Kusurunu anlayip özür dileyen ve büyüklügünüze
    siginan kisi affedilmelidir. Krs. Aman dileyene kiliç kalkmaz.
    1055- Egreti ata (emanet ata, el atina) binen tez iner.
    Geçici olarak baskasinin malini ve yetkisini kullanan kisi, çok geçmeden
    bu mal ve yetkiyi asil sahibine birakacaktir.
    1056- Egretinin cani berk olur.
    Insanlar, baskasindan geçici olarak aldiklari seyi,
    kendi mallarina gösterdikleri özenle degil hor kullanirlar;
    egreti mal saglam olurmus gibi.
    1057- Egri otur (oturalim), dogru söyle (konusalim).
    Sadece seni ilgilendiren konularda dogru yolda olmamana baskasi
    karisamaz. Durusun, oturusun, giyinisin, özel islerini yürütüsün
    begenilmese bile bunlar senin bilecegin seylerdir. Ama yalan söylemene
    göz yumulamaz. Her vakit dogru söylemeli, dogruluktan sasmamalisin.
    1058- Eken biçen, konan göçer.
    1) Her davranis, dogal sonucuna varir. Örnegin,
    emek verip ekin eken ürün alir. Gezmekte olup da
    bir yerde konaklayan, kuskusuz oradan baska yere gider.
    2) Bkz. Ne ekersen onu biçersin.
    1059- Ekici ol, bilici olma.
    Çiftçi, isini bilir; geregini yapar; ama istedigi ürünü
    alabilip alamayacagini bilmez. Çünkü doga olaylarinin ekin üzerinde ne gibi
    etkiler yapacagi belli degildir.
    1060- Ekincinin karnini yarmislar; kirk bu yilcik, kirk bildircik
    çikmis.
    Ekincinin bütün yasami, geçen yil söyle olmustuyu düsünmek ve bu
    yil sunu bekliyorum diye umutlanmakla geçer. Krs. Çiftçinin karnini
    yarmislar; kirk tane `gelecek yil' çikmis.
    1061- Ekmeden biçilmez.
    1) Emek harcanmadan verim alinmaz.
    2) Kendisine karsi fedakarlik yapmadigin kimseden
    sana karsi özveride bulunmasini bekleyemezsin.
    1062- Ekmegi ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver. (Yarisini yerse helal
    olsun).
    Verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her is
    uzmanina yaptirilmalidir. Krs. Ustanin çekici...
    1063- Ekmegin (çöregin) büyügü, hamurun (unun) çogundan olur.
    Verimin bol olmasi, gerecin bol olmasina baglidir.
    1064- Ekmekle oynayanin ekmegiyle oynanir.
    Sunun bunun kazancina, rizkina engel olanlara bir
    gün ayni seyi yaparlar.
    1065- Ekmekten kasik olur ama her yogurdun hakkina degil.
    Kimi isler iyi niteliktedir. Kullanilan araç elverissiz
    yetersiz de olsa kolaylikla yürütülebilir. Ama her
    is elverissiz araçla yürütülemez.
    1066- Ek tohumun hasini, çekme yiyecek yasini.
    Bir girisimden iyi sonuç almak isteyen, temeli saglam
    kurmalidir. Nitekim ekilen tohum güzel olursa çikan ekin de
    güzel, güçlü, bol olur.
    1067- El, adami cömert der maldan eder, yigit der candan eder.
    Bkz. Cömert der, maldan ederler...
    1068- El agzina bakan, karisini tez bosar. (Ele uyan esini bosar.)
    Kisi, özel yasami ile ilgili önemli konularda baskasinin düsüncesiyle
    degil, kendi düsüncesiyle ve kendi durumunu düsünerek karar vermelidir.
    Baskasinin sözüne uyarsa, özel hayatinin düzeni bozulabilir.
    1069- El atina binen tez iner.
    Bkz. Egreti ata binen tez iner.
    1070- Elçiye zeval olmaz.
    Bir kimsenin sözünü baska bir kimseye iletmekle görevli kisi,
    bu sözlerden sorumlu degildir. Sözler kirici ise bunda aracinin
    suçu yoktur. Onu cezalandirmak gibi bir davranista bulunulmamalidir.
    1071- Elde bulunan beyde bulunmaz. (Beyde bulunmayan elde neler var).
    Beyler varliklidir, güçlüdür, saygindir... Sanilir ki
    her sey onlardadir. Ama öyle seyler vardir ki beyde bulunmaz da halkta
    bulunur.
    1072- Eldeki yara, yarasiza (bende) duvar deligi (gibidir).
    Bir kimsenin aci ve sikintisi baskasina dert gibi görünmez: Üzüntü
    içinde olan o degil ki. Krs. Herkes kendi ölüsü için aglar, El elin
    esegini..., El elin nesine...
    1073- Elden gelen geç gelir, onda da karnin aç kalir.
    Bkz. Elden gelen övün olmaz; o da vaktinde gelmez.
    1074- Elden gelen övün (ülüs) olmaz, o da vaktinde (her vakit)
    bulunmaz (gelmez).
    Bir kimsenin sürekli ihtiyaçlari, baskasinin yardimiyla
    tam olarak karsilanamadigi gibi bu yardim, gerekli oldugu
    zamanda da yapilmaz. Onun için kisi yalniz kendi kazancina güvenmelidir.
    1075- Elden yiyen börkmüs, keseden yiyen çökmüs.
    Çalisip kazanan kisi yokluk yüzü görmez. Hep hazirdan yiyen, çok
    geçmeden yoksulluga düser.
    1076- El elden kalmaz, dil dilden kalmaz.
    Bir kisi baskasina vurursa, o da kendisine vurur.
    Bir kisi baskasina kötü söz söylerse o da kendisine
    söyler. Saldiranin eli, dili var da saldirilanin yok mu?
    1077- El elden üstündür (ta arsa kadar) (arsa çikincaya, varincaya kadar).
    Bir konuda çok ileri durumu bulunan kisi, o konunun son kertesine ulasmis
    degildir. Kendisinden ileri ve derece derece birbirinden yüksek birçok
    kimseler daha vardir.
    1078- El el için aglamaz; basina kara baglamaz.
    Herkes, derdinin çaresini baskasindan beklememeli; kendisi bulmalidir.
    Elin adami, derdinize sizin gibi yanmaz.
    1079- El el ile, degirmen yel ile.
    Insanlar bir araya gelmeden yasayamazlar; birbirlerine yardim etmeden
    basariya ulasamazlar. Bu durum, cansizlarda bile görülür: Degirmenin
    dönebilmesi ve bugdayi ögütebilmesi için rüzgar ister.
    1080- El elin aynasidir.
    Birbirine yabanci kimseler bile birbirinin durum ve
    davranislarini dikkatle izlerler; onlar üzerine dogru bilgi edinirler.
    Öyle ki kimi zaman kisi, kendi özelliklerini baskalarindan ögrenir.
    1081- El elin esegini türkü çagirarak arar.
    Bir kimsenin sikintisina çare bulacak olan kisi, içinden aci duyarak
    degil, zevk ve eglencesinden geri kalmayarak bu isi yapar. Krs. Eldeki
    yara, yarasiza duvar deligi.
    1082- El elin nesine, gülerek gider yasina.
    Bir kimsenin acisi, baskasinin umurunda degildir.
    Bu aci ile ilgilenir görünse bile içinde aci duymaz;
    keyfini bozmaz. Krs. Eldeki yara, yarasiza duvar deligi.
    1083- El eli (bir eli bir eli) yikar (yur), iki el (de) yüzü (yikar, yur).
    Bir kisi baska bir kisiye yardim ederse o da bu iyiligin altinda kalmaz;
    güçlenmis olarak yardimlara kosar.
    1084- El eliyle yilan tutulur. (El eliyle yilan tut, onu da yalan tut).
    1) Önemli bir çalisma isteyen is, baskasina ismarlanmakla yapilamaz.
    Kisi kendi isini kendisi yapmalidir. Baskasinin eliyle ancak yilan tutulur.
    2) Bir kimse, baskasina yaptiracagi isin tehlikesine
    ve güçlülügüne bakmaz, sonuç almak ister.
    1085- El el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz.
    Birbirinin üstüne konabilen, birbiriyle birlesebilen
    birçok seyler vardir. Ancak bir aile üstüne ikinci
    bir aile, ayni evde yasayamaz. Krs. Dag dag üstüne olur...
    1086- Ele uyan esini bosar.
    Bkz. El agzina bakan karisini...
    1087- Eli bosa aga uyur derler; eli doluya aga buyur derler.
    Armagansiz gelen kisiye yüz verilmez. Dahasi arayip sordugu ev
    büyügü onun yanina çikmaz. Armaganla gelen kisi ise güleryüzle ve saygiyla
    karsilanir.
    1088- El için aglayan (iki) gözden olur, (yar için dövünen dizden olur).
    Baskasi için yapilacak özverinin bir siniri vardir.
    Bunu asarsaniz ugrayacaginiz zarar yaniniza kalir.
    1089- El için kuyu kazan, evvela kendi düser. (Kazma kuyuyu kendin düsersin).
    Baskasini tuzaga düsürmeye çalisan kimse, bu tuzaga ondan önce kendisi
    düser. Krs. Kazma elin kuyusunu...
    1090- El için yanma nare (ates), yak çubugunu safani (keyfini) ara.
    Hiç kimse için üzülüp kendini tehlikeye atma. Keyfine bak, rahatini bozma.
    1091- Elifin hecesi var, gündüzün gecesi var.
    Kolay ve düzgün baslayan is, hep öyle sürüp gitmez. Güçlükler ve
    aksakliklarla birlikte yürür.
    1092- El ile bozgun düzgün.
    Toplum içinde yasayan kisi, baskalarini üzen seyleri de,
    sevindiren seyleri de paylasmalidir. Krs. El ile gelen dügün, bayram.
    1093- El ile gelen dügün, bayram(-dir).
    Bir topluluk içinde yalniz bir kisinin, sirtina yüklenen sikintiya, basina
    gelen yikima katlanmasi güçtür. Ancak herkese birden gelen sikinti ve yikim
    hafiflesir. Insan yalniz benim basimda degil, herkes ayni sikinti
    içindedir diye teselli bulur.
    1094- Elin agzi torba degil ki (çekip) büzesin.
    Dedikoduya elverisli bir durum ortaya çikmayagörsün: Halk bunu çesitli
    yorumlarla genisletir. Alabildigine dedikodu yapar. Kimsenin agzini
    tutamazsiniz.
    1095- Elin vergisi, gönülün sevgisi.
    Bkz. El vergisi...
    1096- El kazani ile as kaynamaz.
    Önemli bir isini, baskasinin yardimi ile basaramazsin. Yardim her an
    durdurulabilir; isin yarida kalir.
    1097- El kesesinden sultanim, develer olsun kurbanim.
    Bir varlikli adina is gören kisi, bol bol harcamada bulunur.
    1098- Elmanin dibi göl, armudun dibi yol (olmali).
    1) Elma agaci çok su ister. Armut agaci susuz ve
    timarsiz yetisir.
    2) Distan birbirine benzeyen her seye ayni islemi uygulayamazsiniz. Her
    biri özelligine göre ayri bir davranis ister.
    1099- Elmas çamura düsse yine elmas.
    Degerli kimse ne denli horlanirsa horlansin, degerinden bir sey
    eksilmez. Krs. Altin yere düsmekle pul olmaz.
    1100- Elmayi çayira, armudu bayira.
    Elma fidanini düz ve sulak yere, armut fidanini bayira, su tutmayan yere
    dikmeli.
    1101- Elmayi havaya at, düsünceye kadar Allah kerim.
    Iyi niyetle baslanan isin basan ile sonuçlanip sonuçlanmayacagi
    kestirilemese de olumlu sonuç alinabilecegine inanmak gerekir.
    1102- Elmayi soy da ye, armudu say da ye.
    Elma kabugu soyularak, armut da asiri gidilmeyerek, sayi ile yenilmelidir.
    Krs. Armudu soy ye, elmayi say ye.
    1103- El mi yaman, bey mi yaman? (el yaman), (Bey mi yaman, el mi yaman?)
    Yüzyillardir örnekleri görülmektedir: Halk mi beye aman dediriyor, bey mi
    halka? (Degil halk toplulugu, o topluluk arasindan adi sani bilinmeyen bir
    kisi bile zorba beyin hakkindan geliyor.)
    1104- El (etek) öpmekle agiz (dudak) asinmaz (kirlenmez).
    Çok önemli bir is için bir kimseye ricada bulunmak,
    hatta yalvarmak gerekirse, yapiniz. Bununla hiçbir
    seyiniz eksilmez.
    1105- El (göz) terazi, göz (el) mizan (terazi).
    Agirlik, ya da hacim için her vakit terazi, ölçü kullanmak
    gerekmez. Elle tartip agirligi, gözle bakip hacmi kestirebiliriz.
    1106- Elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar.
    Eltiler sevismediklerinden birbirlerinden uzak dururlar. Görümceler ise
    gelinlerle, avaz avaz bagirarak kavga ederler.
    1107- Elti eltiye es olmaz, arpa unundan as olmaz.
    Arpa unundan as olmadigi gibi eltiler de birbirleriyle kaynasip arkadas
    olamazlar. Krs. Ortak gemisi yürümüs, elti gemisi yürümemis.
    1108- El üstünde gömlek eskimez.
    Egreti olarak alinan sey, dikkatle korunur; bir süre sonra oldugu gibi
    geri verilir. Ödünç para da böyledir. Batmaz, ödenir.
    1109- El(-in) vergisi, gönül(-ün) sevgisi.
    Bize bir sey verene, armagan edene karsi gönlümüzde sevgi uyanir.
    1110- El (biçak) yarasi onulur (geçer), dil yarasi onulmaz (geçmez).
    Silahla açilan el yarasi çabuk iyi olur. Ama kötü
    sözle açilan dil yarasi kolay kolay kapanmaz.
    1111- El yumrugu yemeyen kendi yumrugunu degirmen tasi
    (bozdogan (Gürz), kantar) sanir. (El yumrugu yemeyen kendini kahraman sanir).
    Baskasinin gücü karsisinda boyun egmek zorunda kalacagini anlayamamis
    olan kimse, kendi gücünün herkese boyun egdirecegini sanir.
    1112- Emanet ata binen tez iner.
    Bkz. Egreti ata binen...
    1113- Emanete hiyanet olmaz.
    Emanet olarak bize birakilan seyi iyi korumamak,
    kendi yararimiza kullanip yipratmak, törelerimize
    ve dogruluk kurallarina aykiridir.
    1114- Emanet esegin yulari gevsek olur.
    Bir kimseye emanet edilen seyin o kimsece iyi korunmadigi her zaman
    görülen olaylardandir.
    1115- Emanet hayvanin (esegin) kuskunu (kayis) (paldimi) yokusta kopar.
    1) Bir ziyan gelmesin diye emanetin üzerine titreriz. Ama bu emanet,
    -sakinilan göze çöp batmasi gibi- hiç kusurumuz olmadan, beklenmedik bir
    hasara ugrar. Söz gelisi, iniste zora gelen, yokusta gevsek duran kuskun,
    eger emanet bir hayvanin kuskunu ise -hiç beklenmezken- yokusta kopar.
    2) Egreti olarak kullanilmak üzere verilen sey uydurma olur. Hiç umulmadik
    bir anda bozulur.
    1116- Emek olmadan (emeksiz) yemek olmaz.
    Yasayabilmek, harcayabilmek için çalisip kazanmak gerektir. Krs.
    Çignemeden yutulmaz.
    1117- Emmim, dayim hepsinden aldim payim.
    Bkz. Amcam, dayim...
    1118- Emmim, dayim kesem; elimi soksam yesem.
    Bir kimsenin minnetsiz, rahat rahat harcayacagi para, amcasinin, dayisinin
    verdigi degil, kendisinin kazandigi paradir.
    1119- En kolay is yemek, çignemeden yutulmaz.
    Emek çekilmeden yapilabilen is yoktur. Emek çekilmeden yapiliyor gibi
    görünen yemek yemek bile çigneme emegi ile gerçeklesir.
    1120- Er ek, geç ek, tava ek.
    Tohumu -ekim zamaninin ister basi, ister sonu olsun- herhalde nemli
    topraga atmalisin.
    1121- Er ekmegi er kursaginda kalmaz.
    Bkz. Er lokmasi...
    1122- Er ekmegi, meydan ekmegi.
    Kadin, kocasinin kazancini, herkese açik olan sofrada
    yemek yer gibi yer. Baska yakinlarinin sofrasina bu kadar
    teklifsiz oturamaz ve onlarin kazancini bu kadar teklifsiz
    harcayamaz. Krs. Baba ekmegi zindan ekmegi...
    1123- Erenlerin sagi, solu (belli) olmaz.
    Olgun insanlar, sizin dogru buldugunuz biçimde de, dogru bulmadiginiz
    biçimde de is yaparlar. Ne türlü davranirlarsa davransinlar, tutumlari
    kendilerine yakisir. Krs. Binicinin sagi solu olmaz.
    1124- Ergene kari (avrat) bosamasi kolay(-dir).
    Agir bir durumla karsi karsiya olmayan kimse için
    ben olsam söyle yaparim, böyle yaparim demek
    kolaydir. Dediklerinin yapilabilip yapilamayacagini o durum içinde
    bulunanlardan sormali.
    1125- Ergene var ergene, kaygisiz gir yorgana.
    Bekarken evlenen erkegin karisi, önce evlilik geçirip
    yeniden evlenen kisinin karisindan daha mutlu olur.
    1126- Ergen gözüyle kiz alma, gece gözüyle bez alma.
    Evlenmemis kisi bir kiz gördü mü hemen gönlünü
    kaptiriverir; sorusturma yapmadan evlenmek ister. Bu
    tutum yanlistir. Gece karanliginda, kusuru var mi,
    yok mu, görmeden kumas almaya benzer. Insan hiçbir seyi incelemeden,
    gözü kapali almamalidir.
    1127- Er gönülü ibrisim, dolasirsa açilmaz.
    Kimseyi incitmeyin. Incitilmis olan gönül kolay kolay bagislamaz. Krs.
    Gönül bir sirça saraydir. Kirilirsa yapilmaz.
    1128- Erim er (yigidim yigit) olsun da yerim (duragim) çali (kaya)
    gibi olsun.
    Kadinin kocasi, aile sorumlulugunu bilen kisi olsun da isterse
    barinacak yeri bile olmayan bir yoksul olsun.
    1129- Erine göre bagla basini, tencerene göre kaynat (pisir) asini.
    Davranislarini içinde bulundugun kosullara uydur.
    Kocan nasil istiyorsa öyle giyin, kusan. Gelirin nasil yasamani
    gerektiriyorsa harcaman da o siniri asmasin.
    1130- Erinenin oglu kizi olmamis.
    Bkz. Üsenenin...
    1131- Erkegin kalbine giden yol midesinden geçer.
    Kendini bir erkege begendirmek, sevdirmek isteyen
    kadin, ona güzel yemekler hazirlamalidir. Krs.
    Kalbin yolu mideden geçer.
    1132- Erkegin seytani kadin (kari). (Kadin erkegin seytanidir).
    Erkekleri kadinlar yoldan çikarirlar.
    1133- Erkek arslan arslan da disi arslan arslan degil mi?
    Güçlülük ve yüreklilik yalniz erkeklere vergi degildir. Kadin da güçlü ve
    yürekli olabilir.
    1134- Erkek koyun kasap dükkanina yakisir.
    Miskin erkek, yasamaya layik degildir.
    1135- Erkek sel, kadin (avrat) göl.
    Ev ekonomisinde kadinin görevi çok önemlidir. Erkek, parayi su gibi
    harcama egiliminde de olsa kadin israfa meydan vermemeli, tutumlu olmali,
    para biriktirmelidir.
    1136- Erken kalkan (çikan) yol alir, er evlenen döl alir.
    Yapacaklari ise erken baslayanlar kazançli olurlar.
    Krs. Sabahtan karnini doyuran...
    1137- Erken kalktim isime, seker kattim asima.
    Isine sabahleyin erkenden baslayan kimse, basarilar, mutlu sonuçlar elde
    eder.
    1138- Er (vücut) kocar, gönül kocamaz.
    Kisi yaslanir, vücudu güçten düser. Ama gönlü taze kalir; sevgisi
    taskinligini yitirmez. Krs. Gönül karimaz.
    1139- Er lokmasi (ekmegi) er kursaginda kalmaz.
    Bir kimseden iyilik gören kisi mert ise bu iyiligin
    altinda kalmaz. Kendisi de ona iyilik yapma çabasi gösterir.
    1140- Er olan ekmegini tastan çikarir.
    Azimli kimse, en güç islerle ugrasmaktan yilmaz;
    para kazanir, geçim yolunu bulur. Krs. Ari gibi eri olanin dag kadar yeri
    olur.
    1141- Er oyunu üçe kadar.
    Birinci ve ikinci denemede basarilamayan is için
    üçüncü bir deneme yapmak gerekir. Bu kez da basari saglanamazsa
    artik o isten vazgeçilmelidir.
    1142- Esirgenen (sakinilan) göze çöp batar.
    Bkz. Sakinilan göze çöp batar.
    1143- Eski diye atma kürkünü; gerek olur bürünürsün bir günü.
    Eski esya, deneyimli, yasli insan, bir tarafa atilip
    unutulmamalidir. Günün birinde onlara da gerekseme duyulabilir.
    1144- Eski dost düsman olmaz, yenisinden vefa gelmez.
    Eski dostlar, birçok aci, tatli günleri birlikte yasamislardir. Bu anilar,
    onlari siki sikiya baglamistir.
    Aralarinda ufak tefek darginliklar olsa bile eski
    dostlar birbirlerine düsman olamazlar. Yeni dostlar arasinda daha böyle
    siki baglar yoktur. Bu dostluk, güvenilebilecek saglamliga erisememistir.
    1145- Eski düsman dost olmaz (olsa da dürüst olmaz). (It derisinden
    post olmaz).
    Birçok nedenlerin birbirini izlemesiyle sürüp gelmis
    olan eski düsmanlik, dostluga çevrilemez.
    1146- Eski kaçmis; igne iplik geri getirmis.
    Bir giysi azicik yirtildi diye atilmamali, dikisle yamayla
    kullanilabilir duruma getirilmelidir. Bu ögüt, onarilabilen her sey için
    geçerlidir.
    1147- Eskisi olmayanin yenisi olmaz.
    Biraz kullanilmis olan giysi, ya da esya, yenisi gibi
    is görür. Bunlar eskidi diye elden çikarilmamali,
    gündelik islerde kullanilmalidir. Böylece yenileri,
    gündelik islerde eskitilmekten kurtarilmis ve gerekli
    zamanlarda kullanilmak üzere tertemiz korunmus
    olur.
    1148- Eskiye itibar (ragbet) olsaydi bitpazarina nur yagardi.
    Herkes yeni seyleri sever. Eski seylerden kimse hoslanmaz.
    1149- Esmere al bagla, karsisina geç agla.
    Esmer insana al renkli giysi hiç yakismaz.
    1150- Esrik devenin çulu egri gerek.
    Herkesin davranisi durumuna uygun olmalidir. Sözgelisi yoksul kisi,
    süslü, pahali elbise giymeye kalkismamali; bilgisi az olan kimse,
    bilgililer yaninda susmalidir. Kabadayilara da özel giysileri,
    davranislari, konusmalari yakisir.
    1151- Esege altin semer vursalar yine esektir.
    Insanlik degerinden yoksun kisi, kilik kiyafetle, ünvan ve sandalye ile
    deger kazanmaz. O yine bayagi ve düsüktür. Krs. Esek, kulagi kesilmekle...
    Kalip kiyafetle adam adam olmaz.
    1152- Esege (katira) cilve yap demisler, çifte (tekme) atmis.
    Kaba ve ahmak kisinin hosa gitsin diye söyledigi
    sözler ve yaptigi isler, kaba ve incitici olur. Krs,
    Esege marifetini göster demisler...
    1153- Esege kaç gün yol gidersin demisler; onu bizlengiç (nodul) bilir
    demis.
    Tembel kisinin üretebilecegi is, kendisini çalistiranin sikistima tutumuna
    baglidir.
    1154- Esege marifetini göster demisler, yikilip agnamis (yatip yuvarlanmak).
    Esek gibi bir kisinin en çok özenerek yaptigi is bile esekçe olur. Krs.
    Esege cilve yap demisler...
    1155- Esege raki içirmisler; çulunu bahsis vermis.
    Raki içen kisi hem kabadayi olur, hem de ahmaklasir. Kendini begendirmek
    için, nesi varsa suna buna verir. Krs. Siçana raki içirmisler...
    1156- Esege semer yük degil.
    Bkz. Koça boynuzu yük degil.
    1157- Esegi bagla, isini sagla.
    Bkz. Esegini saglam bagla...
    1158- Esegi dama çikaran yine kendi indirir.
    Agir ve kötü bir is yapan kisi, bu isi kendisi düzeltmek zorundadir.
    1159- Esegi dügüne çagirmislar, ya odun eksik, ya su demis.
    Isi, gücü baskasina hizmet etmek olan bir kisi, kendisinin agirlanacagi
    anlamini tasiyan bir çagri alsa söyle düsünür: Bu çagri, beni agirlamak
    için degil, kendilerine hizmet ettirmek içindir. Böyle düsünmekte haklidir
    da.
    1160- Esegin gönlüne kalsa bir bag maydanozu götürmez.
    Bir isin yapilmasi tembel kisinin gönlüne birakilirsa o is görülmez.
    Onun için isveren bu gibi kisileri sürekli denetimle çalistirmalidir.
    1161- Esegini saglam bagla, sonra Allah'a ismarla (komsunu hirsiz çikarma).
    (Esegi bagla, isini sagla.)
    Isini baskasina, dahasi Allah'a emanet etmekle saglama baglamis olmazsin.
    Onu saglama baglamak için önce sen bütün olanaklarini kullanacaksin; ondan
    sonra baskasina emanet edeceksin. Krs. Ne karanlikta yat, ne kara düs gör.
    1162- Esegin kuyrugunu kalabalikta kesme; kimi uzun der, kimi kisa.
    Kimseyi ilgilendirmeyen önemsiz bir isini, herkesin
    düsüncesini bildirmesine meydan verecek biçimde
    yapmaya kalkarsan her kafadan bir ses çikar; hangisine uyacagini
    sasirirsin. Böyle isleri kendi kendine karar verip yapmalisin.
    1163- Esegin ölümü köpege dügündür.
    Kimi zaman bir kisinin ugradigi zarar, baskasi için
    çikar kaynagi olur.
    1164- Esegin yoruldugu yere han (köy) yapilmaz.
    Dinlenme yer ve zamam, tembel kisinin istegine göre
    degil, isin geregine göre ayarlanir.
    1165- Esegi sahibinin dedigi yere bagla da varsin kurt yesin.
    Sana emanet edilen isi, sahibinin istegine uygun olarak yap. Kötü bir
    sonuç ortaya çikarsa sen sorumlu olmazsin.
    1166- Esegi süren (timarlayan) osuruguna katlanir.
    Kaba bir kimse ile ugrasan, ondan gelecek çirkin,
    igrenç karsiligi göze almalidir.
    1167- Esegi yoldan çikaran sipanin oynamasi.
    Çocuklarinin düzensiz davranisi, anne babayi da
    yanlis yola saptirir.
    1168- Esek at olmaz, ciger et olmaz.
    Soysuz kisi soyluluk, bayagi sey yüksek nitelik kazanamaz. Kötü maya,
    dönüsüp iyi olmaz.
    1169- Esek bile bir düstügü yere (çukura) bir daha düsmez.
    En aptal kisi bile ugradigi yikimdan ders alir. O yikima yol açan
    seylerden artik kendini korur.
    1170- Esek büyümekle tavlabasi olmaz.
    Yeteneksiz kisi yasça büyümekle önemli islerin basina geçmeye hak kazanmis
    olmaz.
    1171- Esek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz.
    Bir kimsenin isi bozulursa, durumunu düzeltmek
    için yardim edenler bulunur. Ancak en büyük çabayi kendisi gösterir.
    1172- Esek esegi ödünç kasir.
    Çikarci, baskasina yardim ederken düsünür ki ileride o da kendisine
    yardim edecektir.
    1173- Esek (eskin) (oldukça açik adimlarla yürüyen at.) eve
    gelmis, yorga yolda kalmis.
    Düzenli ve sürekli çalisan güçsüz kimse, düzensiz
    ve süreksiz çalisan güçlü kimseden daha basarili olur
    ve daha önce sonuç alir.
    1174- Esek hosaftan ne anlar?
    Bilgisiz, görgüsüz kimse, ince, güzel seylerin zevkine varamaz; degerini
    ölçemez.
    1175- Esek kocamakla (büyümekle) tavlabasi olmaz.
    Anlayissiz kisi, ne denli yaslanirsa yaslansin bas olacak bir olgunluga
    ulasamaz.
    1176- Esek, kalagi kesilmekle küheylan olmaz.
    Biçim degistirmekle öz degistirilmis olmaz. Görünüste bir seye benzemek,
    gerçekte öyle bir sey olmak demek degildir. Krs. Esege altin semer vursalar
    yine esektir.
    1177- Esek küçüktür ama dokuz deveyi yeder.
    Bkz. Deve büyüktür ama...
    1175- Eskiyanin (zürafanin, ihtiyarin, fukaranin) düskünü,
    beyaz (hasa) giyer kis günü.
    1) Vaktiyle durumu elverisli oldugundan giyimine
    özen gösteren kisi, eski durumunu yitirince mevsime,
    modaya uymayan seyler giyinir.
    2) Vaktiyle toplumda belli bir yeri olan kisi, eski
    durumunu yitirince herkesin yadirgadigi, alay ettigi isler yapar.
    1179- Eskin eve gelmis, yorga yolda kalmis.
    Bkz. Esek eve gelmis...
    1180- Etek öpmekle dudak asinmaz.
    Bkz. El öpmekle agiz asinmaz.
    1181- Eti ciger eden de avrat, cigeri et eden de.
    Beceriksiz kadin, pahali malzemeyi heder eder; becerikli kadin ucuz
    nesnelerle güzel seyler yapar. Krs. Kadin var, arpa ununu...
    1182- Etin çigi et getirir, ekmegin çigi dert getirir.
    Etin az pisirilmisi daha yararlidir. Ekmegin çigi ise zararli.
    1183- Et kanli gerek, yigit canli.
    Kebap ve pirzola çok pisirilmemeli, biraz kanli olmali; genç dedigin de
    durgun, hareketsiz olmamali, canli olmalidir.
    1184- Et (balik) kokarsa tuzlanir; ya tuz kokarsa ne yapilir?
    Bozulan seyi düzeltecek etken vardir. Ama bu etken bozulmussa artik
    düzeltmeden umudu kesmek gerekir.
    1185- Etle (kemikle) deri, yemekle diri.
    Insanin temel yapisi eti (kemigi) ile derisidir. Ama
    gereken besin alinmadikça bunlarla ayakta durulamaz.
    1186- Etle tirnak arasina girilmez.
    1) Ana baba ile çocuklar ve yakin hisimlar, kimi
    zaman birbirlerine darilirlar, ancak çok sürmez barisirlar.
    Disaridan bir kimsenin baristirmak için aralarina girmesi dogru
    degildir.
    2) Ana baba ile çocuklarin ve yakin hisimlarin aralarini açmaya çalismak
    bos bir çabadir. Krs. Et tirnaktan ayrilmaz.
    1187- Etme bulma dünyasi.
    Bu dünya, kötülük yapanin kötülük gördügü bir yerdir.
    1188- Etme bulursun, inleme (inleye inleye) ölürsün.
    Bkz. Eden bulur, inleyen ölür.
    1189- Et ne kadar arik olsa ekmek üstünde yarasir.
    Bilgili, görgülü kisiye, is basinda ve zengin olmasa
    bile bilgisiz, görgüsüz kisilerin üstünde bir yer yakisir.
    1190- Et ola, it ola.
    Çok karli bir is ortaya çiksin da dört gözle bekleyenler ondan yararlanmaya
    çalismasinlar; olacak sey mi?
    1191- Et tirnaktan ayrilmaz.
    Çok yakin hisimlar, aralarinda ne kadar anlasmazlik çikarsa çiksin,
    birbirlerinden ayrilmazlar. Krs. Etle tirnak arasina girilmez.
    1192- Ev alanla evlenene Allah yardim eder.
    Bkz. Evlenenle ev alana...
    1193- Ev alma, komsu al.
    Ev alacak kimse için komsular evden daha önemlidir. Komsular kötü ise, en
    güzel bir evde bile rahat oturulamaz.
    1194- Evecegizim evcegizim, saklar benim halcegizim.
    Her ailenin baskalarinca bilinmesini istemedigi durumlari olur. Bunlar
    ev içinde kalir. Krs. Herkesin delisi evinde, derdi karninda.
    1195- Evdeki hesap (pazara) çarsiya uymaz.
    Yapacagimiz is için hazirladigimiz tasari, uygulamada düsündügümüz gibi
    gerçeklestirilemez.
    1196- Ev dememisler, evran demisler.
    Bir ev doymak bilmeyen ejderha gibidir. Bir yandan eksikleri
    tamamlanir, bir yandan yeni eksikler ortaya çikar.
    1197- Evden bir ölü çikacak demisler, herkes hizmetçinin yüzüne bakmis.
    Topluluk içinde birinin tehlikeli bir is yapmasi gerektiginde herkes bunu
    koruyucusu bulunmayan ve kendisine söz geçirilebilen kisiden bekler.
    1198- Evi ev eden avrat (yurdu sen eden devlet).
    Bir evin temizligini, güzelligini, rahatligini, ekonomik düzenini
    saglayan ve orada mutlu bir yasayis havasi yaratan kadindir. Nasil ki
    yurdun sen ve bayindir olmasini saglayan devlettir.
    1199- Evine göre pisir asini; erine göre bagla basini.
    Kisi, davranislarini sorumlulugunu tasidigi konularin gereklerine
    göre ayarlamalidir.
    1200- Evladi (oglumu) ben dogurdum, ama gönlünü ben dogurmadim.
    Insanin çocugu kendisinin bir parçasidir. Birçok
    özellikleri onunkine benzer. Yalniz gönlü ve huyu
    benzemeyebilir. Bir kimse evladina emredip birçok
    seyler yaptirir; ancak gönlüne söz geçiremez.
    1201- Evladin var mi, derdin var.
    Ana baba, çocuklarini yetistirmek için birçok özverilere,
    sikintilara katlanirlar. Onlarin bitmeyen hastaliklari, baska üzüntüleri
    ana baba için sürekli derttir.
    1202- Evlenenle ev alana (yapana,) Allah yardim eder (...yaptiranin Allah
    yardimcisidir.)
    Evlenmek ve ev yapmak hayirli islerdir. Herkes evlenene ve ev yapana
    kolaylik gösterir. Bunlara dolayisiyla Allah yardim ediyor demektir.
    1203- Evli evinde köylü köyünde gerek.
    Herkes kendi yerinde ve isinin basinda bulunmalidir. Toplumun düzeni de,
    kendisinin rahatligi da bunu gerektirir.
    1204- Evlinin (ev sahibinin) bir evi var, evsizin (kiracinin) bin evi var.
    Evi olan yalniz kendi evinde oturur. Evi olmayan,
    kiraci da olsa, seçer seçer, begendigi evde oturur.
    1205- Ev sahibinin bir evi, kiracinin bin evi var.
    Bkz. Evlinin bir evi var...
    1206- Evvel can, sonra canan.
    Insan, önce kendini, kendi çikarini düsünür; sonra
    sevdigini ve onun çikarini.
    1207- Evvel taam (selam), sonra kelam.
    1) Bir konu üzerinde görüsme, yemek zamanina
    rastlarsa önce yemek yenmeli, sonra görüsülmelidir. Çünkü aç insan
    rahat degildir; iyi düsünemez, akli yemekte kalir.
    2) Yemek yerken konusmak dogru degildir. Çünkü insanin agzindan
    yemek saçilir. Bir de yemek, konusma yüzünden, sofrada uzun süre kalirsa
    sogur, tadi kaçar.
    :::::::::::::
    -F-
    1208- Fakirlik ayip degil, tembellik ayip.
    Yoksul bir aileden olmak ve çalistigi halde az para
    kazanmak utanilacak bir sey degildir. Utanilacak
    sey, tembellik yüzünden yoksul olmak ve zengin de
    olsa çalismamaktir.
    1209- Fala inanma, falsiz kalma.
    Fal inanilacak sey degildir. Ancak kisi oyalanmak,
    yalan da olsa gelecegi üzerine bir seyler dinlemek
    ister. Bunu da hos görmek gerekir.
    1210- Fare çiktigi deligi bilir.
    Bkz. Siçan çiktigi deligi bilir.
    1211- Farz sünneti bastirir.
    Çok önemli olan bir isin, daha az önemli olandan
    önce yapilmasi gerekir.
    1212- Faydasiz bas mezara yarasir.
    Yasayan kimse bir ise yaramalidir. Bir ise yaramayan kisi, ölü kisi
    gibidir.
    1213- Fazla (artik) mal göz çikarmaz.
    Fazla mal kisiye zarar vermez. Bundan dolayi elden çikarilmamalidir.
    Simdi gereksemenin üstünde görülen malin ileride fazla olmadigi anlasilabilir.
    1214- Felek, kimine kavun yedirir kimine kelek.
    Bu dünyada kimi kisiler mutlu bir yasanti içindedirler.
    Kimi kisiler ise talihsizdirler; ne denli çabalasalar istediklerini
    elde edemezler.
    1215- Firsat her vakit ele geçmez.
    Firsat insanin eline çok seyrek geçer. Onun için çikan firsati
    kaçirmamak, ondan yararlanmak gerektir.
    1216- Firsat sakal altindan geçer.
    Firsati yakalamak, kimi kez çok kolaydir. Ancak,
    yakalayabilmek için zamanini kollamak gerektir.
    1217- Fis fistigi kirip düsman gözü çikarmali.
    Zengin olmadiginiz halde zenginmissiniz gibi davranislarinizla sizi
    sevmeyenleri kiskandirabilirsiniz.
    1218- Fisilti ev yikar.
    Bir toplantida, kimi kisilerin fisilti ile konusmalari, güvensizlik havasi
    yaratir; toplantinin dagilmasina yol açar.
    1219- Fincanci katirini ürküten sayisiz dayak yer.
    Eylemiyle bir düzene zarar veren kisi agir biçimde
    cezalandirilir.
    1220- Fukaranin düskünü, beyaz giyer kis günü.
    Bkz. Eskiyanin düskünü...
    1221- Fukaranin tavugu tek tek yumurtlar.
    Talih, yoksula hiç gülmez. Esit sermaye zengine da
    ha çok, yoksula daha az gelir getirir.
    :::::::::::::
    -G1222-
    Gafile kelam, nafile kelam.
    Gaflet uykusunda olan kisiye söz kar etmez. Böylelerine bos yere söz
    anlatmaya çalismayin.
    1223- Gailesiz bas, yerin altinda.
    Bkz. Agrisiz bas mezarda olur.
    1224- Gammaz olmasa tilki pazarda gezer.
    Gizli, yasa disi yollarla çikarini saglayan kisi, yakayi ele vereceginden
    korkmasa bu isleri açiktan açiga yapar.
    1225- Garibe bir selam bin altin deger.
    Yabanci yerde tek basina kalan kisiye karsi gösterilecek küçük bir ilgi,
    bir hal hatir sorma, en büyük iyilik yerine geçer.
    1226- Garip itin kuyrugu bacagi arasinda (götünde, kiçina
    kisik) gerek (olur).
    Siginti durumunda olan kisi, yabanci bir yerde hiçbir
    seye karismamali, sessiz, kendi halinde yasamalidir.
    1227- Garip (yabanci) kim, kör o.
    Bir yere yeni gelen yabanci, orada satin alinacak
    seylerin nerede bulundugunu, kendi davranislarinda nelere uymasi
    gerektigini bilmeyen kör gibidir.
    1228- Garip (kör) kusun yuvasini Allah yapar.
    Garip ve kimsesiz kisileri Allah darda birakmaz.
    1229- Gavura kizip oruç yenmez.
    Baskasinin sizi ilgilendirmeyen tutumuna kizarak
    çok önemli olan ödevinizi yapmamaniz dogru degildir.
    1230- Gavurun ekmegini yiyen gavurun kilicini çalar.
    Kisi, inançlari ayri da olsa, sevismeseler de geçimini saglayan
    kimsenin yanlisi olur, ona hizmet eder.
    1231- Gavurun tembeli kesis, Müslümanin tembeli dervis olur.
    Hiristiyanlar arasinda kesisler, Müslümanlar arasinda dervisler tembel
    kisilerdir. Çünkü bir köseye çekilip otururlar; sunun bunun verdikleriyle
    geçinirler.
    1232- Gece isi kör isi.
    Gece yapilan is, körlerin yaptigi is gibi özensiz olur.
    Çünkü isik yetersizligi, isin bütün incelikleriyle yapilmasina olanak
    vermez. Bu nedenle islerimizi gündüz yapmayi yeglemeliyiz.
    1233- Geceler gebedir.
    Her sabah uyandigimiz zaman yeni yeni olaylarla,
    durumlarla karsilasiriz. Krs. Gün dogmadan neler dogar.
    1234- Gece yagar gündüz açar, yil düzgünlügü; erkek söyler kadin susar,
    ev düzgünlügü.
    Gece yagmur yagar, gündüz günes açarsa o yil ugurlu, bereketli olur. Erkek
    istedigini söyler de kadin susarsa o evde dirlik düzenlik olur. Bkz.
    Gündüz yagar, gece açar...
    1235- Geçim dünyasi.
    1) Bu dünyada insanin düsündügü en önemli sey,
    yasayisini saglayacak yolu bulmaktir.
    2) Kisi, herkesle iyi geçinmeye dikkat etmelidir.
    1236- Geçmise mazi, yenmise kuzu derler.
    Geçmisteki basarilari ya da can olaylari anip
    övünmek, üzülmek neye yarar? Geçmisi unutalim
    da bugünkü ve yarinki durumlara bakalim.
    1237- Geç olsun da güç olmasin.
    Elde etmek istedigimiz sonuca geç kavusmamizin
    zarari yok. Yeter ki engeller çikarak ona erismeyi
    güçlestirmesin.
    1238- Gel demek kolay ama git demek güçtür.
    Bir kimseyi ise almak, bir konuk çagirmak kolaydir. Insan bunlari
    severek yapar. Ancak bir kimsenin isine son vermek, konuga git demek kolay
    degildir. Onun için bir kimseye gel demeden önce uzun uzun düsünmek
    gerektir.
    1239- Gel denilen yere gitmeye ar eyleme; gelme denilen
    yere gidip yerini dar eyleme.
    Gel dedikleri yere gitmekten utanma, çekinme. Gelme dedikleri yere de
    gitme. Gidersen yüz vermezler, yer göstermezler. Krs. Çagrilan yere
    erinme...
    1240- Geldik yüze, çiktik düze.
    Kasimin yüzüncü günü (15 Subat) olunca kisin en
    azgin günleri geride kalir. Mevsim artik çok sikinti
    vermeden geçer.
    1241- Gelene git denilmez.
    1) Kendiliginden sana gelen konugu kabul etmemek Türk geleneklerine uymaz.
    2) Kendiliginden gelen güzel bir sey geri çevrilmez.
    1242- Gelen geçer, konan göçer.
    Dünyada hiçbir sey sürekli olarak ayni durumda
    kalmaz. Özellikle insanlar yerlerini sik sik degistirirler.
    1243- Gelen gidene rahmet okutur. (Gelen gideni aratir).
    Begenmedigimiz ve isten ayrilmasini diledigimiz bir
    kisi yerine çogu zaman öyle birisi gelir ki, nerede
    eskisi? O çok iyiydi dedirtir. Krs. Göçtük yurdun kadri...
    1244- Gelen gideni aratir.
    Bkz. Gelen gidene rahmet okutur.
    1245- Gelin altin taht (kürsü) getirmis, çikmis (üstüne) kendisi oturmus.
    Bir topluluk içerisine giren kimse, yaninda götürdügü esyayi kendisi
    kullanacaksa bunun degerli, degersiz olmasi, kimseyi ilgilendirmez.
    1246- Gelin atta buyruk Hak'ta.
    Bir gelin güveyinin evine götürülmek üzere ata bindirilir. Ama bakalim
    oraya ulasacak ve evlenme gerçeklesecek mi? Yoldayken ölüm gibi, gelini
    baskasinin kaçirmasi gibi engeller çikabilir. Oldu bitti sandigimiz her sey
    bu durumdadir. Kesin sonuca ulasmadan hiçbir seye gerçeklesti gözüyle
    bakilmamali. Krs. Gelini ata bindirmisler...
    1247- Geline oyna demisler, yerim dar demis.
    Bkz. Oynamasini bilmeyen kiz...
    1248- Gelin esikte oglan besikte.
    Bir eve gelin gelir gelmez, çocugu da besikte saymak ve bebek hazirliklarina
    baslamak gerekir.
    1249- Gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz.
    Her eve gelin girmeyebilir. Ama her eve ölüm girer.
    1250- Gelin hali getirir, serer kendi oturur.
    Bkz. Gelin altin taht getirmis, çikmis kendisi oturmus.
    1251- Gelini ata bindirmisler, ya nasip demis.
    1) Nikah kiyilmis, gelin kocasi evine gitmek üzere
    ata binmis de olsa evlenmenin gerçeklesmemesi ihtimali vardir.
    2) Kesin sonuç alinmadan, hiçbir ise oldu bitti gözüyle
    bakilmamalidir. Umulmadik engeller isi bozabilir.
    1252- Gelin olmayan kizin vebali amcasi oglunun boynuna.
    Gelenege göre, amca oglu, amcasi kizini bu duruma düsürmemeli,
    nikahlamalidir.
    1253- Gem almayan atin ölümü yakindir.
    Dik kafali, söz dinlemez, hirçin kisi, davranisinin
    büyük zararini görür.
    1254- Gemisini kurtaran kaptan(-dir).
    Yetenekli, becerikli adam, herkesin ne yapacagini sasirdigi karisik
    bir ortamda bütün tehlikeleri atlatarak isini iyi bir sonuca ulastirir.
    1255- Gençligin kiymeti ihtiyarlikta bilinir.
    Insan gençliginde zamanini geregi gibi degerlendirmez. Ihtiyarlayinca,
    yapilacak birçok seyleri vaktiyle yapmamis oldugunu görür. Ama artik bunlari
    yapacak gücü ve zamani kalmamistir. O vakit, gençligin ne kadar degerli
    oldugunu anlar. Ne çare ki is isten geçmis bulunur. Saglik konusunda da
    durum böyledir.
    1256- Gençlikte para kazan (tas tasi), kocalikta kur kazan (ye asi).
    Kisi gençliginde çalisip para biriktirmelidir ki, ihtiyarlayip
    çalisamadigi zaman onunla rahat rahat geçinsin.
    1257- Getir bana hidrellezi, göstereyim sana yazi.
    Hidrellez gelince (yani 6 Mayista) yazin kendini göstermesi gibi ancak
    uygun kosullar gerçeklesirse beklenen sonuca kavusulur. Krs. Üç elli yaz
    belli.
    1257- Gezen ayaga tas deger.
    Gerekli olmadigi halde surada burada dolasan kisi, bu gezme sirasinda
    kendisine zarari dokunan seylerle karsilasir. Krs. Çok gezen tavuk ayaginda
    pis getirir.
    1259- Gezen kurt aç kalmaz.
    Rizkini çikarmak için gezip dolasan, suraya buraya basvuran kimse aç
    kalmaz.
    1260- Gidecegin Antep, yiyecegin pekmez.
    Böyle bir yol tutanin elde edebilecegi sey pesin olarak söylenebilir.
    1261- Giden gelse dedem gelirdi.
    Ölen kimse nasil dirilmezse, elden çikan sey de bir
    daha ele geçmez.
    1262- Gidilmeyen yer senin olmaz (degildir).
    Gidemedigimiz, yararlanamadigimiz yer, malimiz olsa bile neye yarar? Böyle
    bir yerin bizim olmayan yerle ne farki vardir?
    1263- Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek (bulmamak) var.
    Uzak bir yere giden kimse, ayrildigi yere bir daha
    dönmeyebilir; belki de orada ölür. Dönebilirse, ayrilirken biraktigi
    yakinlarini bulmayabilir; onlar da ölmüs olabilirler. O halde vedalasirken
    bunu hatirlamak ve helallesmek gerektir.
    1264- Gizlide gebe kalan asikarede dogurur.
    Toplum içinde hiçbir davranis gizli kalmaz. Ilkin
    gizlenebilmis olan bir is, bir süre sonra gizlenemeyecek
    sonucu ile açiga çikar.
    1265- Göç dönüsü topal esek öne geçer.
    Toplum belli bir yönde ilerlerken sonuncu olanlar bu gidis ters yön
    alirsa birinci olurlar.
    1266- Göçtük yurdun kadri konduk yurtta bilinir.
    Begenilmeyip birakilan yerin ne denli degerli oldugu, yeni yerlesilen
    yerin kötülügü görüldükten sonra anlasilir. Krs. Gelen gidene rahmet
    okutur.
    1267- Göge direk, denize kapak olmaz.
    Hem gereksiz, hem de gerçeklestirilmesi hayale bile sigmayan seylerle
    ugrasilmamalidir.
    1268- Gök gürlemeden yagmur yagmaz.
    Bir kisi ya da topluluk, sesini yükseltmezse istedigine kavusmaz.
    1269- Gökten ne yagdi da (yagar ki) yer kabul etmedi (etmesin?)
    Büyüklerden gelen seyleri küçükler geri çeviremezler.
    1270- Gökten yere yagar, yerden göge degil.
    Varliklilar yoksullara, güçlüler güçsüzlere yardim
    eder; tersi düsünülemez.
    1271- Gökyüzünde dügün var deseler, kadinlar merdiven kurmaya kalkar.
    Kadinlar, dügüne, eglenceye can atarlar. Bu ugurda katlanmayacaklari
    sikinti yoktur.
    1272- Göle (ariga) su gelinceye (gelene) kadar kurbaganin
    gözü patlar.
    Ferahlatici bir duruma kavusulacagi belli olsa bile,
    sonucun çok gecikmesi, onu yararsiz kilar ve bekleyeni yoksunluk içinde
    kivrandirir.
    1273- Gölgesinde oturulacak agacin dali kesilmez.
    Kendisinden yararlanilan kisiyi, nesneyi zarara ugratacak eylemlerden
    sakinilmalidir.
    1274- Gölgeyi hos gören tekneyi bos görür.
    Çalismayip keyfine bakan yoksulluk içinde kalir.
    Krs. Yazin yersen lokumu..., Agustosta gölge kovan...
    1275- Gönlün yazi var, kisi var.
    Insan kimi zaman neseli, iyimser, yasama sevgisi ile
    dolu olur; kimi zaman da bunalmis, kötümser,
    bezgin.
    1276- Gönül alma bir elma.
    Bkz. Yarim elma gönül alma.
    1277- Gönül bir sirça saraydir, kirilirsa yapilmaz.
    Bir kimsenin, hele dostlarimizin gönlünü kirmamaya
    dikkat etmeliyiz. Kirilan gönül kolay kolay onarilamaz. Bu yüzden, eski
    dostluk bir daha, o içtenlikle yenilenemez.
    1278- Gönülden gönüle (kalpten kalbe yol vardir. (Kalp kalbe karsidir).
    Birbirlerine birtakim duygularla bagli olan iki kimseden biri, öteki
    için ne düsünüyorsa o da beriki için ayni seyi düsünür.
    1279- Gönül düstü bir boka o da misk gibi koka.
    Kimi kisiler çok çirkin birine ya da çok kötü bir
    seye gönül kaptirirlar. Onlarin gözünde bunlar çirkin
    degil, çok güzeldir, kötü degil çok iyidir.
    1280- Gönül ferman dinlemez.
    En yüksek yerden yasak emri de gelse gönül sevdiginden vazgeçmez.
    1281- Gönül karimaz (kocamaz).
    Insanlar yaslansalar da gönülleri genç kalir. Sevgi ve istekler
    eski; gücünü, tazeligini yitirmez. Krs, Er kocar, gönül kocamaz.
    1282- Gönül kimi severse güzel odur.
    Bir kisinin güzel buldugunu baska bir kisi güzel bulmayabilir. Ölçüler
    degistigine göre bir kimse için güzel, gönlünün sevdigidir.
    1283- Gönülsüz namaz göge (göklere) agmaz.
    Içten gelen bir duygu ile kilinmayan namaz kabul
    olunmaz. Bunun gibi, isteksiz yapilan isten hayir
    gelmez.
    1284- Gönülsüz yenen (istenmeyen) as, ya karin agritir ya bas.
    Isteksiz yenilen yemek, nasil insana dokunursa, istenmeyerek yapilan
    is de öylece kötü sonuç verir.
    1285- Gönül ummadigi yere küser.
    Insan, kendisini sevmeyenlerin çig davranislarini dogal karsilar. Ama
    sevistigi kimsenin bu gibi davranislarindan dolayi ona kirilir.
    Krs. Kisi umduguna küser.
    1286- Gönül var otluga, gönül var bokluga (konar).
    Iyi ve güzel seyleri seven yüksek ruhlu insanlarda
    vardir; kötü, murdar seylerden hoslanan asagilik insanlar da.
    1287- Gönül verme evliye; eve gider unutur.
    Bir kadin, evli bir erkege gönül kaptirmasin. Onun
    gösterecegi ilgiye inanmasin. Evli olan erkekler, baska
    kadinlara baglanamazlar.
    1288- Gön yufka yerinden delinir.
    Her is en çürük yerinden patlak verir. Örnegin, cigerlerinden rahatsizlik
    geçirmis olan kisi, zayif düsse hemen cigerlerinden hastalanir. Toplumsal
    olaylarda da durum böyledir. Krs. Ip inceldigi yerden...
    1289- Gördün deli, savul geri.
    Dengesiz kimselerden uzak durmak, böyleleriyle
    karsilasmamak gerektir.
    1290- Görenedir görene, köre nedir köre ne?
    Her sey görebilen kimse için anlamlidir. Göremeyen için hiçbir sey
    anlam tasimaz. Krs. Anlayana sivrisinek...
    1291- Gören gözün hakki vardir.
    Yiyecek, ya da imrenilecek bir seyi görene o seyden vermek gerekir.
    1292- Görgülü kuslar gördügünü isler, görmedik kuslar ne
    görsün ki ne isler?
    Iyi egitim görmüs, iyi aile içinde yetismis kimseler,
    aldiklari terbiyenin geregini yaparlar, begenilirler.
    Böyle bir egitim görmemis ve iyi bir ortamda yetismemis olanlar,
    bir sey bilmezler ki yapsinlar.
    1293- Görmemis görmüs, gülmeden (güle güle) ölmüs.
    Görgüsüz kisi, günün birinde ummadigi bir duruma erisirse sevincinden
    ne yapacagini sasirir.
    1294- Görmemisin oglu olmus, çekmis çükünü koparmis.
    Görgüsüz kisi, eline geçen nimeti nasil kullanacagini bilmez. Kullanayim
    derken heder eder.
    1295- Görünen dagin (köyün) uzagi olmaz.
    Bir durumun nasil bir sonuca varacagi belli olduktan sonra bu sonuç çok
    geçmeden gerçeklesir.
    1296- Görünen köy kilavuz istemez.
    Ortada duran bir gerçegi açiklamak gerekmez.
    1297- Görünüse aldanma (aldanmamali).
    Her seyin bir dis görünüsü, bir de içyüzü vardir.
    Disi güzel, içi kötü, ya da disi kötü içi güzel olan
    seyler de çoktur. Onun için yalniz dis görünüse bakarak
    yargiya varmak insani aldatabilir.
    1298- Göte yakin yerden et yememeli.
    Bir sakinca dogurabilecek ise girisilmemelidir.
    1299- Gözden irak (uzak) olan gönülden de irak (uzak) olur.
    Insan, çevresindeki arkadaslarini sik sik arar. Ama
    uzaktaki arkadasini o kadar sik arayamadigindan
    yavas yavas unutur. Krs. Göz görmeyince...
    1300- Göze yasak olmaz.
    Ortada duran seye herkes bakar. Hiçbir kimseye
    buna bakmaz denilemez.
    1301- Göz gördügünü (agiz yedigini) ister.
    Kisi, her zaman gördügü (yemeye) alistigi güzel seyleri
    unutamaz. Onlari ister durur. Krs. Göz görür, gönül ister.
    1302- Göz görmeyince gönül katlanir.
    Insan, yakininda bulunan sevdigi kimse ile sik sik
    görüsmeden edemez. Ama bu kisi uzak bir yere giderse,
    görüsmekten umudunu keser, ayriliga katlanir. Krs. Gözden irak olan...
    1303- Göz görür, gönül ister (çeker).
    Kisi, görmedigi seyi istemez; görüp begendigi seye
    karsi istek duyar. Krs. Göz gördügünü ister.
    1304- Gözlüye gizli yoktur.
    Görmesini bilen kisiden hiçbir sey gizlenemez.
    1305- Gözsüzden gözlü dogar, dilsizden dilli dogar, ille deli soy
    kovar. (Gözsüzden gözlü, dilsizden dilli; deliden deli, deliden deli.)
    Kisideki beden sakatliklari çocuklarina geçmez.
    Ama delilik soya çeker.
    1306- Göz terazi; el mizan.
    Bkz. El terazi, göz mizan.
    1307- Gözü tanede olan kusun ayagi tuzaktan kurtulmaz.
    Hep çikar pesinde kosan kisi, tehlikeden uzak kalamaz.
    1308- Göz var, izan var.
    Bir seyin iyi ya da kötü oldugu dikkat edilerek, güzelce yoklanarak
    anlasilir. Bunlar yapilmadan alinan nesne kötü ise bu, incelenmeden alan
    kisinin basina kakilir.
    1309- Gurkun cücügü güzün sayilir.
    Bir girisimden elde edilen verimin gerçek degeri, bu
    verimin karsilasacagi tehlikeler bittikten sonra belli olur. (Gurk:
    Kuluçka tavugu, cücük: Piliç) Ilkbaharda çikan piliçlerin hepsi
    yasamaz. Kimisi ölür, kimisini kedi kapar. Kesin sayilari sonbaharda belli
    olur.
    1310- Gücük (subat), ya iti soludurum, ya devenin kuyruguna çikarim demis.
    Subat ayinda kimileyin bunaltici sicak olur, kimileyin diz boyu kar.
    1311- Gül dalindan odun, beslemeden kadin olmaz.
    Bkz. Halayiktan kadin olmaz...
    1312- Gül dikensiz olmaz.
    Bkz. Dikensiz gül olmaz.
    1313- Gülme komsuna, gelir basina.
    Insan baskasinin basina gelen yikimla alay etmemelidir. Gün olur,
    öyle bir yikim kendisinin de basina gelir.
    1314- Gülü seven dikenine katlanir.
    Insan, sevdigi kimse ve sevdigi is yüzünden gelecek
    sikintilara katlanir. Krs. Dikensiz gül olmaz.
    1315- Gün bugün.
    1) Ise yarayan gün, içinde bulundugun gündür. Onu
    degerlendirmeye bak. Bugün ne yapabilirsen kazancin odur.
    2) Bugün kim is basinda, kim itibarda ise onun sözü geçer. Dün belli
    bir kisi olmamasi, yarin unutulacak bir kisi olmasi önemli degil.
    1316- Gün dogmadan neler dogar.
    Yarin ne gibi olaylar çikacagini kimse bilmez. Kötü bir durum bir gün
    sonra düzelebilir; iyi bir durum kötülesebilir. Kim bilir, daha neler olur.
    Krs. Geceler gebedir.
    1317- Gündüzün mum yakan geceyle (geceleyin) bulamaz.
    Bir sey gerekmedigi zaman harcayan, gerektigi zaman bulamaz.
    1318- Gündüz yagar gece açar, yil bozgunlugu; kadin söyler erkek susar,
    ev bozgunlugu.
    Gündüz yagmur yagar, gece hava açik olursa o yil
    bereketsiz olur. Kadin dirdir eder de erkek susarsa
    o evde dirlik düzenlik yok demektir. Bkz. Gece
    yagar gündüz açar...
    1319- Güne göre kürk giyinmek gerek.
    Kilik kiyafetimizi ve baska durumlarimizi zamanin kosullarina uydurmaliyiz.
    1320- Güees balçikla sivanmaz.
    Herkesin bildigi bir gerçek, yadsinamaz, yalan yanlis sözlerle
    degistirilemez, örtbas edilemez.
    1321- Günes girmeyen eve doktor girer.
    Ev, günes almalidir. Günes, vücudu güçlendirir, birçok mikroplari öldürür,
    birçok hastaliklara iyi gelir. Günessiz evde hastalik eksik olmaz.
    1322- Gün geçer, kin geçmez.
    Aradan uzun zaman geçse biles bir kimsenin baskasina karsi besledigi kin
    sönmez.
    1323- Gün güne uymaz. (Her gün bir olmaz).
    Bir günün olaylari, isleri, durumlari, kosullari baska
    bir gününkine benzemez.
    1324- Gün varken davarini eve götür.
    Islerini en uygun ve en güvenli zamanda yap.
    1325- Gün var yili besler, yil var günü beslemez.
    Bkz. Ay var yili besler...
    1326- Gürültü istemeyen kazanci (bakirci) dükkanina girmez
    (hirkasini basina çeker).
    Kafasini dinlemek, kendi köselerinde sessiz yasamak isteyenler;
    gürültülü, patirtili islerle ilgilenmez; böyle görevler almazlar.
    1327- Güvenme (inanma) dostuna, saman doldurur postuna.
    Dost bildigin herkese inanma. Dost sandigin öyle
    kimseler olur ki, kendilerine karsi olan güvenden
    yararlanarak sana daha kolaylikla büyük kötülükler yaparlar.
    1328- Güvenme varliga, düsersin darliga. (Varliga güvenilmez).
    Insan, varlikli durumuna güvenerek har vurup harman savurmamali,
    tutumlu olmalidir. Buna dikkat etmeyen kisi, islerin iyi gitmedigi ve
    çalisamadigi zamanlarda darliga düser.
    1329- Güzel bürünür, çirkin görünür.
    Güzeller kendilerini nazli satarlar; kolay kolay kimseye görünmek
    istemezler. Çirkinler ise kendilerini herkese göstermeye, begendirmeye
    çalisirlar.
    1330- Güzele bakmak sevaptir.
    Güzel seylere bakarken hayranlik duyar, Tanri'nin neler yarattigini
    düsünerek büyüklügünü düsünürüz. Onun için güzele bakmak sevaptir.
    1331- Güzele bakmanin göze faydasi var.
    Çesitli organlarimizla degisik zevkler tadariz. Güzel seylere bakmakla da
    göz zevkimizi doyururuz.
    1332- Güzele göz agrisi da yakisir.
    Krs. Güzele ne yakismaz., Güzele köken yakisir.
    1333- Güzele kirk günde doyulur, iyi huyluya kirk yilda doyulmaz.
    Iyi huylu olmayan güzel yüzlüden çabuk usanilir.
    Iyi huylu olan kimseden -çirkin de olsa- hiç usanilmaz. Krs. Tüy
    güzelligi...
    1334- Güzele köken yakisir, çirkine allar neylesin.
    Güzel, ayagina ip baglasa halhal gibi görünür. Çirkin de en güzel
    süslerle donansa güzellesemez. Krs. Güzele ne yarasmaz.
    1335- Güzele ne yarasmaz (yakismaz).
    Güzelin giysi ile, süsle güzellesmesi söz konusu degildir. Ne giyerse
    giysin ona yakisir.
    1336- Güzeli herkes sever.
    Bütün insanlar güzellere ve güzel seylere karsi sevgi duyarlar.
    1337- Güzeli kizken görme, besik ardinda gör.
    Kizken güzel olanin, dogum yaptiktan sonra güzelligi kalir mi, belli olmaz.
    1338- Güzel kanda kavga anda.
    Güzel seyi herkes ele geçirmek istediginden aralarinda -Ben alacagim.
    -Yok, ben alacagim diye kavga çikar.
    1339- Güzellerin talihi çirkin olur.
    Güzeller, güzelliklerine yarasan bir yasayis ararlar.
    Bunu bulmak da pek kolay olmadigindan, -ya da
    kendilerini bulduklarina layik görmediklerinden mutlu olmazlar.
    1340- Güzellik ondur, dokuzu dondur.
    Güzelligin onda dokuzu giyim kusamla saglanir.
    :::::::::::::
    -H-
    1341- Haberi verenden alan uz gerek.
    Bir kisi ne gibi sonuç doguracagini bilmedigi bir haberi sadece anlatir.
    Bundan sonuç çikarmak, dinleyenin anlayis, uslamlama gücüne baglidir.
    1342- Haci haci olmaz gitmekle Mekke'ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.
    Bir isi görünüste ve biçimsel olarak yapmakla o is
    gerçekten yapilmis ve sonuç elde edilmis olmaz.
    1343- Haci haciyi Mekke'de (dervis dervisi tekkede) bulur.
    Ayni yolda olanlar, bu yol yolcularina özgü yerlerde bulusurlar.
    1344- Haci Mekke'de, dervis tekkede (yakisir).
    Kisi, özel durumunun gerektirdigi yere yakisir. Bu
    duruma uymayan yerde bulunursa yadirganir.
    1345- Haddini bilmeyene bildirirler.
    Çevresindekileri hiçe sayarak yetkili olmadigi konularda yüksekten
    atanlara sert karsiliklarla gereken ders verilir.
    1346- Hak deyince akan sular durur.
    Bir anlasmazlikta adalet, hakkaniyet, tarafsizlik yolu
    tutuldu mu artik kimsenin söyleyecek sözü kalmaz.
    1347- Hakli söz haksizi Bagdat'tan çevirir.
    Dogru, inandirici söz, yanlis yolda çok ileri gitmis
    olan kisiyi bile yola getirir.
    1348- Hak söz agidan acidir.
    Bkz. Dogru söz...
    1349- Hak yerde kalmaz.
    Hak hor görülmez, çignenmez, yadsinmaz. Emegin karsiligi her halde
    ödenir.
    1350- Hak yerini bulur.
    Bir anlasmazligi ortadan kaldiran yol, dogru yoldur. Bu her zaman üstün
    gelir. Hakliya hakkinin verilmesi, suçlunun cezalandirilmasi da bu demektir.
    1351- Halayiktan kadin olmaz, gül agacindan odun.
    (Gül dalindan odun, beslemeden kadin olmaz).
    Her seyin, kendisinden beklenen görevi yapabilecek nitelikler tasimasi
    gerekir. Gül agaci iyi odun görevini yapamadigi gibi orta hizmetçisi de
    kültürlü bir kocanin esi olamaz.
    1352- Hal halin yoldasidir.
    Ayni durumdaki kimseler, birbirlerinin durumunu
    daha iyi anlarlar. Krs. Damdan düsen, damdan düsenin...
    1353- Halida nakis bir gerek.
    Bir toplulukta, bir ugrasi alaninda ayrik niteligi bulunan bir öge hos
    karsilanir.
    Buna benzer baska bir öge iyi karsilanmaz.
    1354- Hamala semeri yük olmaz (degildir).
    Insana kendi isi ve sorumlulugunu üzerine aldigi yakinlarinin yükü agir
    gelmez. Krs. Koça boynuzu...
    1355- Hamama giren terler.
    Içinde bulundugumuz durum masrafi, özveriyi, sikintiya katlanmayi
    gerektiriyorsa isimizi bunlarsiz yürütmeyi düsünemeyiz.
    1356- Hami tatli, yetkini aci.
    Çocuk küçükken sevilir; sorun çikarmaz. Ama büyüyünce anne babayi büyük
    sorunlar karsisinda birakir; üzer de.
    1357- Hamsi kurban olur mu? -Kani da var, cani da. (Hamsi niçin kurban
    olmasin; kani da var, cani da).
    Yanlis is yapmaya kararli olanlar, bunun dogru oldugunu kanitlamaya
    çalisirlar.
    1358- Hamsin, zemheriden kemsin.
    Kirk günlük zemheri (erbain) kisin en sert dönemi
    sayilir. Ama onu izleyen elli gün (hamsin) daha da
    zorlu geçer.
    1359- Hangi gün vardir aksam olmadik.
    Sona ermeyen hiçbir iyi durum, yildizi sönmeyen
    hiçbir ünlü yoktur.
    1360- Hanim kirarsa kaza, halayik kirarsa ceza, (Hizmetçi kirarsa suç,
    hanim kirarsa kaza).
    Buyurucu durumunda olanlarin yaptigi yanlislik hos görülür; buyruk
    altindakilerin yaptigi yanlislik suç sayilir.
    1361- Haramin temeli (binasi) olmaz.
    Haram kazanç, bir ise yaramadan telef olur gider.
    1362- Haramzade pazar bozar, helalzade pazar yapar.
    (Helalzade baristirir, haramzade karistirir.)
    Sütü bozuk kisi, iki kimsenin arasini açar, anlasmalarina
    engel olur. Soylu kisi arabuluculuk yapar, anlasmalarina yardim eder.
    1363- Harmanda dirgen (tirpan) yiyen sipa, yilina kadar
    acisini unutmaz.
    Bir haylazligindan dolayi dövülen çocuk, uzun süre bunu hatirlar da
    haylazlik yapmaktan çekinir.
    Uygunsuz bir davranisindan dolayi cezalandirilan kimseler de böyle.
    1364- Harman döven öküzün agzi baglanmaz.
    Hizmetinin verimlerini aldigimiz kimsenin bize kazandirdigi seylerden
    yararlanmasi gerekir. Krs. Bal tutan parmagini yalar.
    1365- Harman dövmek keçinin isi degil.
    Önemli, agir isler, hafife alinmamali, çoluk çocuga, acemilere
    yaptirilmamalidir.
    1366- Harmani yakarim diyen, oraga yetismemis.
    Baskasina kötülük yapmayi tasarlayan kisi, kötülügünü yapmaya firsat
    bulmadan cezasini görür.
    1367- Harman sonu dervislerindir.
    Herkesin bol bol yararlandigi seyin arta kalanindan alçakgönüllü kimseler
    yararlanirlar.
    1368- Harman yel ile, dügün el ile.
    Her isin gerçeklesmesi birtakim kosullarin bulunmasina baglidir. Örnegin,
    harmani savurmak için yel, dügünün iyi hazirlanmasi ve toplantinin sen
    geçmesi için hisim, akraba, es, dost ister.
    1369- Hastalik kantarla girer, miskalle çikar.
    Hastalik, birden ve çok zorlu gelir. Ama yavas yavas iyilesir.
    1370- Hastalik saglik (sayrili) bizim için.
    Insan can tasiyor: Sag, esen oldugu gibi hasta da
    olur. Bu durumlari düsünüp tedbirli bulunmak gerekir.
    1371- Hasta ol benim için, öleyim senin için.
    Kisi, kendisi için bir özveride bulunan kimseye karsi,
    sirasi gelince daha büyük özveride bulunur.
    1372- Hasta olmayan, sagligin kadrini bilmez.
    Insan hasta olup agrilar, sizilar içinde kivrandiktan sonra hasta olmadigi
    zamanki durumunun degerini geregi gibi anlar.
    1373- Hastaya bakmaktan hasta olmasi yegdir.
    Agir bir hastaya bakmak o denli güçtür ki, kimi
    zaman hasta olmak bundan daha kolay görünür.
    1374- Hastaya (dösek) yatak sorulmaz.
    Bir kisiye, onsuz yapamayacagi belli olan bir seyin
    gerek olup olmadigi sorulmaz.
    1375- Hasta yatan ölmez, eceli yeten ölür.
    Bkz. Yatan ölmez, eceli yeten ölür.
    1376- Hatasiz kul olmaz.
    Yanilmayan, kusur islemeyen insan yoktur. Krs. Kul kusursuz olmaz.
    1377- Hatir alma bir elma.
    Bir kimseye karsi sevgimizi göstermek için sundugumuz armaganin degeri
    pahali olmasinda degil, duygumuzu tasimasindadir. Krs. Yarim elma, gönül
    alma, An beni bir kozla...
    1378- Hatir için çig tavuk (da) yenir.
    Insan, sevdiginin hatiri için yapilmayacak seyleri yapar.
    1379- Haydan gelen huya gider (selden gelen suya gider.)
    Havadan kazanilan para, ise yaramayan seyler ugruna savrulur gider.
    1378- Hayif ölene olur.
    Acinacak yasta ya da acikli biçimde ölene herkes
    üzülür; ama bir süre sonra üzüntüler geçer, aci unutulur. Ölenin
    acinacak durumu ise sürer gider.
    1381- Hayir dile esine (komsuna), hayir gele basina. (Ne dilersen
    esine o gelir basina.)
    Sen baskalari için iyi seyler dile ve yap ki baskalari da senin için iyi
    seyler dilesin, yapsin. Krs. Komsunu iki inekli iste ki...
    1382- Hayir isi uzat serre dönsün, ser izi uzat hayra dönsün.
    Bkz. Ser isi uzat...
    1383- Hayirli evlat neylesin mali, hayrsiz evlat neylesin mali.
    Bkz. Akilli oglan neyler ata malini...
    1384- Hayirli komsu, hayirsiz akrabadan iyidir.
    Bkz. Yakin dost...
    1385- Hayvan koklasa koklasa, insan söylese söylese.
    Bkz. Insan söylese söylese...
    1386- Hayvan yularindan, insan ikrarindan (sözünden) tutulur.
    Bkz. Insan sözünden...
    1387- Hazira daglar dayanmaz.
    Hazirdan yemeye dag kadar para olsa dayanmaz.
    Onun için insan bir yandan yerken bir yandan da
    kazanmalidir. Krs. Sicaga kar mi...
    1388- He demek de is bitirir, yok demek de.
    Isinin incelenmesi uzayip giden kisi, olumlu ya da
    olumsuz olsun, bir an önce sonucu ögrenmek ister. Çünkü ona göre bir
    program çizecektir. Olumlu sonuç da, olumsuz sonuç da bu nedenle isine yarar.
    1389- Hekimden sorma, çekenden sor.
    1) Hastanin ne çektigini hekim bilmez, hasta bilir.
    2) Bir sikintinin acisini, çare gösterecek kimse degil; çeken bilir.
    1390- Hekim kim, basina gelen.
    Bir hastaligin en iyi hekimi, bu hastaligi geçirmis olan kimsedir.
    Toplumsal alanda da böyledir: Bir konuyu en iyi sonuca ulastirmasini bilen
    kimse, basindan böyle bir olay geçmis olan kimsedir.
    1391- Hekimsiz, hakimsiz memlekette oturma.
    Sagligin güvencesi hekim, toplumun güvencesi hakimdir. Bu iki güvencenin
    bulunmadigi yerde oturmak dogru degildir.
    1392- Helale cömertlik olmaz.
    Kari kocasinin, koca karisinin baskasiyla senli benli
    olmasina, düsüp kalkmasina göz yummamalidir.
    1393- Helal kazanç ile yagli pilav yenmez.
    Din, yasa, ahlak disi is yapmadan zengin olunmaz.
    1394- Helalzade baristirir, haramzade karistirir.
    Bkz. Haramzade pazar bozar...
    1395- Helva sirin, nefis kafir.
    Yasaklanan ya da ele geçirilmesi güç olan seyin çekiciligi karsisinda
    ona kavusma istegini yenmek güçtür.
    1396- Her agacin meyvesi olmaz.
    Distan verimli gibi görünen herkes verimli olmaz.
    1397- Her agaç kökünden kurur (çürür).
    Bir toplulugun dayandigi temel bozulursa o topluluk yikilir.
    1398- Her agaçtan kasik olmaz.
    Özelligi bulunan bir is için herhangi bir kimse ve
    herhangi bir sey kullanilamaz.
    1399- Her basin (herkesin) bin derdi var, degirmencininki su.
    Herkesin kendi yasayisi ile ilgili bir derdi vardir. Bir
    kisinin derdi ötekininkine benzemez.
    1400- Her çiçek koklanmaz.
    Her güzelle iliski kurmak dogru degildir.
    1401- Her çok, azdan olur.
    Çok dedigimiz seyler, azlarin birikmesiyle meydana gelmistir. Çogu elde
    etmek için azlari biriktirmeye önem verilmelidir. Krs. Damlaya
    damlaya...
    1402- Her damardan kan alinmaz.
    Herkesten yardim istenmez. Istense de alinamaz.
    1403- Her delige (tasin altina) elini sokma, ya yilan çikar ya çiyan.
    Sonunu düsünmeden, zarar görmen olasiligi bulunan davranislarda bulunma.
    Krs. Yilana yumusak diye el sunma., Aklina geleni isleme...
    1404- Her delinin basina bayrak dikilse bedestende bez kalmaz.
    Çevrede o denli çok dengesiz var.
    1405- Her dükkan kirasiyla.
    Her malin fiyati degerlilik derecesine (nitelik düzeyine) göredir.
    1406- Her düsüs bir ögrenis.
    Kisi her yanlis davranisin aci sonucundan bir ders
    alir. Krs. Her ziyan bir ögüttür.
    1407- Her gönülde bir arslan yatar.
    Bkz. Her yigidin gönlünde...
    1408- Her gün baklava börek yense bikilir.
    Hep ayni seyle ugrasmak, usanç verir. Bunlar en güzel seyler olsa bile.
    1409- Her gün bir olmaz.
    Bkz. Gün güne uymaz.
    1410- Her gün gezen kirda, bir gün ugrar kurda.
    Sakincali islerle ugrasan kimse, günün birinde tehlikenin kurbani olur.
    1411- Her güzelin bir kusuru (huyu) vardir.
    Bkz. Kusursuz güzel olmaz.
    1412- Her horoz kendi çöplügünde (küllügünde) öter; (esinir).
    Bir kisinin kendi mali olan yerde, ya da kendisine
    çok bagli bulunan çevrede sözü geçer.
    1413- Her inisin bir yokusu (her yokusun bir inisi) vardir.
    Isi bozulan kisi üzülmemelidir. Her inisin bir yokusu oldugu gibi,
    bozulan isin düzelmesi, düsmenin kalkmasi da vardir.
    1414- Her inleyen ölmez.
    Her sikintili durum kötü biçimde sonuçlanmaz.
    Umutsuzluga düsmemek, sikintiyi giderecek yollara basvurmak gerekir.
    1415- Her insan kendi çukurunu doldurur.
    Bkz. Kimse kimsenin çukurunu...
    1416- Her isin basi saglik.
    Insanin yapacagi her is, vücut sagligina baglidir.
    Saglik olmazsa hiçbir is yapilamaz.
    1417- Her iste bir hayir vardir.
    Olup biten bir isi -baska biçime sokmak elimizde
    olmadigina göre- hayra yormak gerekir. Bu, insani kötümserlikten kurtarir.
    1418- Her kapinin bir anahtari vardir.
    Her güç isi çözecek bir yol vardir.
    1419- Her kasigin kismeti bir olmaz.
    Herkesin talihi, kazanci bir degildir. Ayni çabayi
    göstermelerine karsin kimisi daha çok, kimisi daha az kazanir.
    1420- Herkes aklini pazara çikarmis (mezada vermis), yine
    kendi aklini almis (begenmis). (Herkes kendi aklini begenir).
    Insanlar kendi akillarini baskalarinin aklindan üstün görürler. Bir konu
    üzerindeki türlü düsünceler arasindan, en çok kendi düsüncelerini begenirler.
    Çünkü ölçüleri de kendi akillaridir. Krs. Akillari...
    1421- Herkes bildigini okur.
    Baskalari ne söylerse söylesin, herkes kendi düsünüsüne göre is yapar.
    1422- Herkes davul çalar ama çomagi makama uyduramaz.
    Herkes is yapar ama, o isin gerektirdigi ustaligi gösteremez. Krs. Herkes
    kasik yapar ama...
    1423- Herkes ektigini biçer.
    Bkz. Ne ekersen onu biçersin.
    1424- Herkese tükrügü bal.
    Kisi -baskalari begenmese de- kendi yapitini, kendi yakinlarini begenir,
    sever.
    1425- Herkes evinde agadir.
    Herkesin kendi evinde, kendi bölgesinde hatiri sayilir, sözü geçer.
    Krs. Her horoz kendi çöplügünde öter.
    1426- Herkes gübresini kendi tarlasina kor.
    Kisinin baskasina yaptigi kötülük kendi tarlasina
    koydugu gübre gibidir; Kendi malidir, yine kendisine dönecektir.
    1427- Herkesin akli bir olsa koyuna çoban bulunmaz.
    Çesitli isler, çesit çesit yetenekli kisilerle basarilabilir. Herkes ayni
    seyi bilse ve yapabilseydi, geri kalan isleri yapacak kimse bulunmazdi.
    1428- Herkesin arsinina göre bez vermezler (verilmez).
    Herkes bir seyden istedigi ölçüde degil, ancak gerektigi ve olabildigi
    oranda yararlanabilir.
    1429- Herkesi (kisiyi) nasil bilirsin? Kendin gibi (kalbince).
    Baskalarinin bir durum karsisinda nasil davranacagini düsünürken hep
    kendimizi ölçü tutar, ona göre yargiya variriz. (Ama bu yargi her zaman
    dogru çikmaz.)
    1430- Herkesin (her basin) bir derdi var, degirmencininki de su.
    Bkz. Her basin bir derdi var...
    1431- Herkesin delisi evinde, derdi karninda.
    Aile bireylerinin uygunsuzluklari, evin çesitli sikinti ve sorunlari olur.
    Bunlar kimseye duyurulmaz; sineye çekilir.
    1432- Herkesin ettigi yoluna gelir.
    Bir kimse baskasina bir kötülük yaparsa aynisi kendisinin de basina gelir.
    Iyilik de böyle.
    1433- Herkesin geçtigi köprüden sen de geç.
    Sana uygun görünmese bile herkesin yaptigi isi sen de yap.
    1434- Herkesin hamuru ekmegine göredir.
    Bir is için yapilan hazirlik, gerekseme ölçüsünde olur.
    1435- Herkesin tenceresi kapali kaynar.
    Bir ailenin geçim durumunu baska bir aile bilmez.
    1436- Herkesin yoruldugu yere han yapmazlar (yapilmaz).
    Bir isi yapmakla yükümlü olan kimseye, bu isi diledigi zaman yapmasi,
    diledigi gibi yapmasi, istemedigi zaman yapmamasi hakki taninmaz.
    1437- Herkes karinin rengine boyanir.
    Insan davranislarini ugrastigi isin gereklerine uydurmalidir.
    1438- Herkes kasik yapar ama sapini ortaya getiremez.
    Bir isi yapmadan yapmaya fark vardir. Kusursuz
    ve en güzel biçimde yapmayi herkes bilemez. Krs.
    Herkes davul çalar ama...
    1439- Herkes kendi aklini begenir.
    Bkz. Herkes aklini pazara çikarmis....
    1440- Herkes (kimse) kendi ayibini bilmez (görmez).
    Insan kendi kusurunu göremez, bilemez. Bilse zaten onu yapmaz.
    1441- Herkes (her insan) kendi çukurunu doldurur.
    Bkz. Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz.
    1442- Herkes kendi ölüsü için aglar.
    Hiç kimse baskasinin acisini içinde duymaz. Onun
    yüregini sizlatan ancak kendi acisidir. Krs. Eldeki yara, yarasiza...
    1443- Herkes ne ederse kendine eder.
    Kisinin davranislari, niteligine göre çevrede yanki
    bulur. Davranislari iyi ise, çevresinden iyilik gelir.
    Kötü ise, karsiliklar da kötü olur. Krs. Iyilik eden
    iyilik bulur, Ne dograrsan asina o çikar kasigina, Ne ekersen
    onu biçersin.
    1444- Herkes sakiz çigner ama (çitlatamaz), Kürt (Çingene) kizi tadini
    çikarir.
    Bir isi herkes yapar ama, meraklisi baska bir istahla, tadini çikararak ve
    herkesin dikkatini çekerek yapar.
    1445- Herkes sevdigini öper, bayram da bahane.
    Kisi, yapmayi uygun gördügü is için bir gerekçe yakistirir.
    1446- Herkes zibilliginin horozu. (Her horoz zibilliginde öter.)
    Bir çevreye egemen olan kisinin sözü o çevrede geçer.
    1447- Her kimin bagi var, yüreginde dagi var.
    Bkz. Dagda bagin var, yüreginde...
    1448- Her koyun kendi bacagindan asilir.
    Herkes kendi suçundan sorumludur.
    1449- Her kusun eti yenmez (kus var ki et yedirirler.)
    Bkz. Kus var eti yenir, kus var...
    1450- Her sakaldan bir tel çekseler, köseye sakal olur.
    Herkes biraz özveride bulunsa bir yoksul perisanliktan kurtulur.
    1451- Her sakalliyi baban mi sanirsin?
    Dis görünüsü ile iyi sanilan kisinin içyüzünü anlamadikça kesin yargiya
    varmayiniz.
    1452- Her seyin vakti var, horoz bile vaktinde öter.
    Her sey zamaninda yapilmalidir. Zamani gelmeden yapilmaya kalkisilirsa
    basari elde edilemez. Çünkü gereken kosullar tamam olmamistir. Zamani geçtikten
    sonra yapilirsa geregi kalmayan bir is için ugrasilmis olur. Krs. Vakitsiz
    öten horozun...
    1453- Her seyin yenisi, dostun eskisi.
    Eski, yipranmis, bozulmus seyi kullanmak, insana
    sikinti verir. Yeni sey zevkle kullanilir. Eskilik ancak dostlukta deger
    tasir. Çünkü eski dostluk, birçok sinav geçirmis, pekismistir; unutulmaz
    anilarla iki tarafi birbirine baglamistir.
    1454- Her seyin yoklugu yokluktur.
    Insan pek çok seye gerekseme duyar. Gerekli olan
    sey, küçük bir sey de olsa yoklugu kendini belli eder.
    1455- Her tas bas yarmaz.
    Her korkulan sey tehlikeli degildir. Krs. Ummadigin tas bas yarar.
    1456- Her vaktin bir padisahi var.
    Her isin iyi yapilacak uygun bir zamani vardir.
    1457- Her yerde okka (okka her yerde) dört yüz dirhem.
    Bkz. Nereye gitsen okka dört yüz dirhem.
    1458- Her yigidin bir yogurt yiyisi vardir.
    Her kisinin kendine özgü bir çalisma yolu, bir is
    yapma biçimi vardir.
    1459- Her yigidin gönlünde (her gönülde) bir arslan yatar.
    Herkesin gönlünde, elde etmek istedigi büyük bir
    sey vardir.
    1460- Her yokusun bir inisi vardir.
    Bkz. Her inisin bir yokusu vardir.
    1461- Her zaman çigdem çikmaz; bazen de küsküç kirilir.
    Girisilen islerden her zaman olumlu sonuç alinamaz.
    Kimileyin olumsuz durumlar basariya engel olur.
    1462- Her zaman esek ölmez, on köfte on paraya olmaz.
    1) Her zaman piyasa malla dolup fiyatlar ucuzlamaz.
    2) Istenen seyi kolayca elde etmek olanagi çikinca
    firsati kaçirmamali.
    1463- Her zaman gemicinin istedigi rüzgar esmez.
    Olaylar herkesin dilegine uygun olarak gelismez.
    1464- Her ziyan bir ögüttür.
    Kisi her ugradigi zarardan bir ders alir. Kendisini
    bu zarara sürükleyen yanlis tutumu artik birakir.
    Krs. Her düsüs bir ögrenis.
    1465- Hesapsiz kasap, ya biçak kirar ya masat, (Hesabini bilmeyen kasap,
    ne satir birakir, ne masat).
    1) Isinin ehli olmayan, ne yapacagini önceden iyi
    düsünmeyen kisi, isin içinden bir türlü çikamaz. Bu
    ugurda basvurdugu araçlari da heder eder.
    2) Hesabini bilmeyen kisi elinde, avucunda bulunan ise yarar seyleri de
    ziyan eder.
    1466- Hirsiza beyler de borçlu.
    Bkz. Zora beylerin borcu var.
    1467- Hirsiza kilit (kapi, baca) olmaz.
    1) Hirsiza ne kilitli kapi, ne yüksek duvar engel olabilir. O içeri
    girmenin yolunu bulur.
    2) Kötü bir is yapmaya kararli olan kisiyi önlemek
    olanaksizdir.
    1468- Hirsiz evden olursa mandayi bacadan asirir.
    Ev içindeki hirsizliga karsi önlem almak güçtür.
    Evin ve evdeki yasayisin bütün inceliklerini bildigi
    için akla gelmeyen yollarla, olanaksiz sanilan eylemlerle
    hirsizligini yapar.
  3. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    1469- Hirsizligi da ögren, basucunda dursun.
    Hirsizligi ve benzeri kötü davranislari da ögrenin.
    Eylemde bulunmak için degil, bunlari yapanlara
    karsi ne gibi önlemler alinmasi gerektigini bilmeye
    ve kendilerini daha kolay bulmaya yarayacagi için.
    1470- Hirsizlik bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten.
    Hirsizligin büyügü küçügü olmaz; bir ekmek çalan
    da hirsizdir. Nitekim kadinin namusunu satmis sayilmasi için bir
    öpücük vermis olmasi yeter.
    1471- Hisim hisimin ne öldügünü ister, ne ondugunu.
    Bkz. Kardes kardesin ne öldügünü...
    1472- Hiyar akçesiyle alinan esegin ölümü sudan olur.
    Çok ucuza alinan mal, çürük, ise yaramaz olur.
    1473- Hiyarin önü, dutun sonu.
    Hiyar, ilk çiktiginda taze ve lezzetli olur; gitgide
    kartlasir. Dut ise ilk çiktiginda ham, son günlerinde
    olgun ve tatli olur.
    1474- Hile ile is gören mihnet ile can verir.
    Islerine hile karistirmis, baskalarini aldatmis olan
    kisi son nefesini azap içinde verir.
    1475- Hilekardan yumurta alan, içinde sarisini bulamaz.
    Hilekar satici, hiç kimsenin kuskulanmasina olanak
    bulunmayan hileler yapar. Bunun gibi kurnaz kisi,
    isini yaparken kimseye sezdirmeden çikar saglar.
    1476- Hizmetçi kirarsa suç, hanim kirarsa kaza.
    Bkz. Hanim kirarsa kaza.
    1477- Hocanin dedigini yap (söyledigini dinle), yaptigini yapma (Hocanin
    okudugunu dinle, gittigi yola gitme.)
    Din adamlari bize dinin buyruklarini anlatirlar. Buna uymak gerektir. Ama
    birçok din adaminin davranislari, din buyruklarina aykiri oldugundan
    gittikleri yola gidilmemelidir.
    1478- Hocanin vurdugu yerde gül biter.
    Ögretmen gerekli görürse çocugu döver. Attigi dayaga, gücenmek söyle
    dursun, nimet gözüyle bakilir ve dayagin yaptigi kizarti, vücutta açilmis
    gül diye nitelenir.
    1479- Hoca okurken yanilir.
    Yanilmak dogal bir olaydir; kusur sayilmamalidir.
    Hoca bile çok iyi bildigi Kuran ayetlerini okurken yanilabilir.
    1480- Horoz ne kadar öterse ötsün, civciv tavugun dikdikina bakar.
    Babalar çocuklarinin kendilerine yakin olmalari için
    ne denli ugrasirlarsa ugrassinlar, çocuklar annelerine daha çok bagli
    olurlar.
    1481- Horoz ölür, gözü çöplükte kalir.
    Kisinin sevdigi seye karsi olan hirsi ölene degin sürer.
    1482- Horozu çok olan köyün sabahi geç olur.
    Bir konu üzerinde söz söyleyen çok olursa varmak gecikir.
    1483- Huy canin altindadir.
    Bkz. Can çikmayinca huy çikmaz.
    1484- Huylu huyundan vazgeçmez.
    Bir huy edinmis olan kisiyi bu huydan vazgeçirmek
    için ne kadar ugrasilirsa bostur. Krs. Can çikmadan huy çikmaz, Huy
    canin altindadir, Insan yedisinde ne ise...
    :::::::::::::
    -I-
    1485- Irak yerin haberini kervan getirir.
    Erisemedigimiz seyle aramizdaki iliskiyi bir araci saglar.
    1456- Irmak kenarina çesme yapilmaz.
    Zaten var olan ve herkesin isine yarayip artan seyin yanina ayni isi
    görmek üzere bir de daha zayifini eklemek bosuna yorulmaktir.
    1487- Irmaktan (çaydan, dereden) geçerken at degistirilmez.
    Bir yöntemden baska bir yönteme geçerken tehlikeli davranislardan
    sakinmak gerekir.
    1488- Irz insanin kani pahasidir.
    Insan irzim, namusunu korumak için canini feda eder.
    1489- Isiracak it disini (dis) göstermez.
    Kötülük etmeye kararli olan, bunu daha önce açiga vurmaz.
    1490- Isiramadigin (bükemedigin) eli öp basina koy.
    Düsmanini yenemiyorsan ona hos görünmeye çalisarak kötülügünden kendini
    koru!
    1491- Isirgan ile taharet olmaz.
    1) Iyi is yapmak için zararli araç kullanilmaz.
    2) Kötü kisiden iyilik beklenemez.
    1492- Isirgan, ocaginda biter.
    Saldirgan kisi, saldirgan ortamda yetisir. Krs. Ot kökü üstünde biter.
    1493- Isitma ben tuttugumu kirk yil sonra tanirim demis.
    Sitma hastaligina yakalanmis olan kimse, iyi olduktan uzun yillar sonra
    bile sari, soluk benzinden belli olur.
    1494- Islanmisin yagmurdan korkusu (pervasi) olmaz.
    Daha önce bir zarara ugramis kimse, kendisine ayni
    zarari verecek seyden korkmaz.
    1495- Ismarlama hac, hac olmaz (kabul olunmaz).
    Kisi, kendisinin yapmasi gereken isi baskasina ismarlamamalidir. Baskasi
    eliyle yapilan is, kendi eliyle yaptigi isin yerini tutmaz.
    1496- Issiz eve it buruk.
    Bkz. Sahipsiz eve it buyruk.
    1497- Isigini aksamdan önce yakan sabaha çirasinda yag bulamaz.
    Savurganlik, kisiyi yoksulluga düsürür. Gerekmedigi zaman bol para
    harcayanlar, gerektigi zaman harcayacak para bulamazlar.
    :::::::::::::
    -I1498-
    Ibadet de gizli, kabahat de.
    Ibadet gösteris için yapilmaz. Kul, Tanri'sina karsi olan borcunu elalem
    görsün diye yaparsa bu, ibadet olmaktan çikar. Kabahat, kamunun
    kinadigi bir seydir; ona da gizlilik yakisir.
    1499- Ibibik sende bu göt var, çok yuvalar kokutursun.
    Kötü huylu kisi, nereye gitse çevresine kötülük saçar.
    Hangi ise el atsa o isi yozlastirir.
    1500- Içgüveysi iç agrisi.
    Içgüveysi konuk gibidir. Evdekiler sürekli olarak
    onu agirlamaya, memnun etmeye, gücendirmemeye çalisirlar ve kendileri
    rahatsiz olurlar.
    1501- Ihmalin devlete zarara var.
    Ihmalci kisinin zengin olmasi kolay degildir. Çünkü kazanç getiren isi
    vaktinde yapmaya üsenir; firsati kaçirir.
    1502- Ihtiyarin düskünü, beyaz giyer kis günü.
    Bkz. Eskiyanin düskünü...
    1503-Iki arslan bir posta sigmaz.
    Bir ülkede iki bas egemen olmaz. Böyle iki bas bulunursa geçinemezler,
    kavga ederler; biri ötekini ortadan kaldirir.
    1504- Iki at bir kaziga baglanmaz.
    Basina buyruk olmak isteyen iki kisi, ayni is üzerinde birlikte
    çalistirilamaz; aralarinda anlasmazlik çikar, kavga çikar. Krs. Iki bas bir
    kazanda kaynamaz.
    1505- Iki bas bie kazanda kaynamaz.
    Ayri ayri düsünceleri ve kisilikleri bulunan iki kimse,
    bir arada yasayamaz, birlikte yapilacak is üzerinde
    birlesemezler. Krs. Iki at bir kaziga baglanmaz.
    1506- Iki cambaz bir ipte oynamaz.
    Kurnaz, hileci iki kisi, bir is üzerinde karsilasirlarsa birbirlerini
    aldatmak, atlatmak için bütün hünerlerini harcarlar. Bu durum ikisi için de
    tehlikelidir.
    1507- Iki çiplak bir hamamda yakisir.
    Evlenecek çiftten biri yoksul ise ötekinin az çok bir
    seyleri bulunmalidir ki için de barinabilecekleri bir
    ev açabilsinler ve orada büyük bir sikinti çekmeden yasayabilsinler.
    1508- Iki deliye bir uslu koymuslar.
    Birbirleriyle anlasamayan, kavga eden iki kisinin
    arasini bulacak bir akilli çikar. Böyle biri çikmazsa ayni isi
    mahkemeler görür.
    1509- Iki dinle (bin isit) bir söyle. (Sir söyle, iki dinle).
    Çok konusmak dogru degildir. Çok konusan, gereksiz, yanlis sözler
    söyler. Karsindaki iki, on, yüz söylerse sen bir söyle. Yerinde cevap
    verebilmen için de hemen atilamaman, söylenenleri uzun uzun dinlemen
    gerektir.
    1510- Iki el bir bas içindir.
    Tanri insana çalisip kazanarak yasayabilmesi için
    güç vermistir, el kol vermistir. Bunlar iyi kullanilmali, baskasinin
    yardimina muhtaç kalinmamalidir.
    1511- Iki emini bir yemin aralar.
    Birbirinin dogruluguna güvenerek birlikte is yapmakta olan iki kisiden
    biri, hile yapmadigina arkadasini inandirmak için yemin ediyorsa güven
    bozulmus demektir. Artik ayrilmalari gerekir.
    1512- Iki gönül bir olursa (olunca) samanlik seyran olur.
    Birbirini seven ve evlenmek isteyenler için ev-bark
    söz konusu degildir. Onlara samanlik bile saray gibi
    gelir.
    1513- Iki kardes savasmis, ebleh buna inanmis.
    Iki kardes arasinda çikan anlasmazlik, geçicidir.
    Onu gerçek ve sürekli sanmak safliktir.
    1514- Iki karili bitten, iki anali sütten ölür.
    Bir kisinin iki karisi olursa, isleri, her kari ötekinin
    yapmasini bekler. Kocalari da bakimsiz kalir. Süt
    ninesi tutulan çocuk da, annesinin süt ninesine,
    onun da anneye güvenerek emzirmeyi ihmal etmelerinden
    iyi beslenemez. Iki basli islerin iyi gitmemesi bundandir.
    1515- Iki karpuz bir koltuga sigmaz.
    Bir kimse iki büyük isi ayni zamanda yapamaz.
    1516- Iki kere iki dört eder.
    Gerçek çok açik ve kesin olarak ortada. Tersini savunmak olanaksiz.
    1517- Iki kisi basinda fes yok derse basini yokla.
    Çevrendekiler, sende düzeltilmesi gereken bir durum
    bulundugunu söylerlerse hemen yok deme. Söylenenin dogru olup olmadigina
    sen de dikkat et.
    1518- Iki kisi dinden olursa bir kisi candan olur.
    Iki kisi yalan yemin ile dinden çikar, bir kimsenin
    cinayet isledigine taniklik ederlerse o kimse asilir.
    1519- Iki koç kafasi bir kazanda kaynamaz.
    Bkz. Iki bas bir kazanda kaynamaz.
    1520-Iki (dokuz) ölç, bir biç.
    Tasarlanan is, önce tekrar tekrar ve sonuçlariyla birlikte düsünülmeli,
    ondan sonra -verilecek karara göre- yapilmalidir.
    1521- Iki testi çarpisinca biri kirilirsa biri de çatlar.
    Bir çatismada yenen de yenilen de zarar görür. Biri az, biri çok olsa da.
    1522- Iki testi tokusunca biri elbet kirilir.
    Iki kisi kavgaya tutusur, iki ordu çarpisirsa dogal olarak bir taraf
    yenilir, büyük zarara ugrar.
    1523- Iki timar bir yem yerine geçer.
    Ati sik sik timar etmek, yemle beslemek kadar önemlidir.
    1524- Ilk avrat çarik, sonraki sarik.
    Birinci karisina hor bakan kisi, esinin ölmesi ya da
    ayrilmasi dolayisiyla yeniden evlendigi kadini bastaci eder.
    1525- Ilk vuran okçudur.
    Amaca baskalarindan önce ulasan, isinin eridir ve
    kazançlidir.
    1526- Imam evinden as, ölü gözünden yas çikmaz.
    Bir sey alinmasi olanagi bulunmayan yerden bir seyler vermesini
    beklemek bostur. Krs. Yoktan yonga çikmaz.
    1527- Imam osurursa cemaat siçar.
    Bastakinin küçük bir suç islemesi, onun buyrugu altindakilerin büyük suç
    islemelene yol açar.
    1528- Imece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu.
    Zamanin elverisli olup olmadigina bakmadan yardima gelenleri bulunan is
    sahibine ne mutlu.
    1529- Inanma dostuna, saman doldurur postuna.
    Bkz. Güvenme dostuna...
    1530- Incir babadan, zeytin dededen.
    Incir agaci yaslanarak babadan evlada, zeytin agaci da ondan çok
    yaslanarak dededen toruna kalirsa daha verimli olur.
    1531- Inegin sarisi, topragin karasi.
    Çiftçiler arasinda inegin sari, topragin kara renkli
    olani begenilir.
    1532- Inek agzindan sagilir.
    Bir kisiden ya da hayvandan bol verim bekleyen onu iyi beslemeli,
    doyurmalidir.
    1533- Inek gibi süt vermeyen, öküz gibi kutan sürer.
    Yorucu olmayan islerde kendisinden yararlanilamayan kisi, agir islere
    kosulur.
    1534- In kalk (çik) dünyasi.
    Dünyada hiç kimse degismeyen bir durum saglayamaz. Kah düser, kah kalkar.
    Krs. Kavanoz dipli dünya.
    1535- Inkar mahkemenin kilidi.
    Mahkeme, davalinin inkari ile açilir; inkari ile kapanir.
    1536- Insan ayaktan, at tirnaktan kapar.
    Birçok hastaliklar insana ayagini üsütmesinden, ata
    da tirnagi yoluyla gelir. Krs. Ayagini sicak tut...
    1537- Insan beser, kuldur (bazen) sasar.
    Tanri insanlari eksiksiz yaratmamistir. Dünyada yanilmayan kimse yoktur.
    Kisinin kimi zaman sasirmasini, yanilmasini hos görmek gerektir. krs. Kul
    kusursuz olmaz.
    1538- Insan bilmedigini ayaginin altina alsa basi göge erer.
    Insan ne denli bilgili olursa olsun bilmedikleri bildiklerinden binlerce
    kez çoktur.
    1539- Insan çesit çesit, yer damar damar.
    Topragin her kesimi ayiri ayri nitelikler tasidigi gibi, insanlar da
    küme küme ve tek tek birbirlerinden ayri nitelikler tasirlar.
    1540- Insan dogdugu yerde degil, doydugu yerde.
    Insan dogdugu yeri degil, geçimini sagladigi yeri yurt edinir.
    1541- Insan esek olunca semer vuran çok olur.
    Kisi anlayissiz, budala olursa, çevresi bu durumunu sömürür: Kendisiyle
    alay edenler, ondan çikar saglayanlar çok olur.
    1642- Insan (adam) eti (yükü) agirdir.
    1) Bakmakla yükümlü oldugu kimselerin hizmeti
    bir aileyi zaten çok yorar. Buna, bakmakla yükümlü
    olmadigi kimsenin hizmeti eklenmemelidir. Yani
    hiçbir kimse, baska bir aileye yük olmamalidir. Bu
    yük aileye agir gelir.
    2) Yatalak insani kaldirmak, yatirmak güçtür.
    1543- Insan göre göre, hayvan süre süre (alisir).
    Insanlar bir seyi göre göre ögrenirler. Hayvanlarin
    ögrenmesi ise insanlarin onlara istedikleri isi sürekli
    olarak yaptirmasi ile saglanir.
    1544- Insani gam duvari nem yikar.
    Bkz. Duvari nem, insani gam yikar.
    1545- Insanin (adamin, bir kimsenin) adi çikmadansa cani
    çikmasi yegdir (hayirlidir).
    Bkz. Bir adamin adi çikacagina...
    1546- Insanin (adamin) alacasi içinde, hayvanin alacasi disinda (-dir).
    Hayvanin rengi disindadir, bellidir. Ama insanin
    rengi içindedir: Ne düsündügü, ne yapmak istedigi, kisaca içyüzü belli
    degildir.
    1547- Insanin cani aciyan yerindedir.
    Bir yerimiz acidi mi bütün vücudumuz rahatsiz olur; saniriz ki canimiz
    oradadir.
    1548- Insanin eti yenmez, derisi giyilmez; tatli dilinden baska
    nesi var?
    Insanin kendini sevdirmesi tatli diliyle olur. Onu;
    eti, sütü, yumurtasi, derisi... için sevilen hayvandan ayiran da budur.
    1549- Insanin kötüsü (fenasi) olmaz; meger ki zügürt ola (parasi olmaya).
    Bkz. Adamin kötüsü olmaz...
    1550- Insanin vatani dogdugu yer degil, doydugu yerdir.
    Kisi dogdugu yerde kazanç saglayamazsa, kazanç
    saglayabilecegi bir yere göçer; orayi yurt edinir.
    Dogdugu yerden çok burasini benimser.
    1551- Insan ikrarindan, hayvan yularindan tutulur.
    Bkz. Insan sözünden...
    1552- Insan insanin (adam adamin) seytanidir.
    Uygunsuz arkadas, insani dogru yoldan saptirir; kötülüge sürükler.
    Krs. Kisi refikinden azar.
    1553- Insan kendini begenmese çatlar (ölür).
    Herkes kendini begenir. Bu, kendi aklini begenmesinin sonucudur. Çünkü
    insanin kisiligi, aklinin yönetimi ile biçimlenir. Madem ki kendi aklini
    bütün akillarin üstünde görüyor, kisiligini de üstün bir deger kazanmis
    bilir. Zaten böyle olduguna inanmasa yasayamaz. Krs. Herkes aklini pazara
    çikarmis...
    1554- insan (adam) kiymetini insan (adam) bilir.
    Bir kimsenin ne kadar degerli oldugunu ancak o kimsenin degerini
    ölçebilecek nitelikteki insanlar anlar.
    1555- Insanoglu çig süt emmis.
    Insanoglu her zaman iyi degildir. Kimi zaman sütsüzlük damari tutar,
    soysuzca davranislarda bulunur; iyiligini gördügü kimseye kötülük yapar.
    1556- Insan söylese söylese (konusa konusa) hayvan koklasa koklasa.
    Hayvanlar koklasarak tanistiklari gibi insanlar da
    konusarak tanisirlar ve konustukça birbirlerini daha iyi anlarlar.
    1557- Insan sözünden (ikrarindan), hayvan yularindan tutulur.
    Söyledigi söz, kisiyi baglar. Buna uymayan bir davranista bulunmak istese
    kendisine hemen bu söz animsatilir. Onun için söylediginin disina çikamaz.
    Su durum, yularindan tutuldugu için baska yöne sapamayan hayvanin
    durumuna benzer.
    1558- Insan yanila yanila, pehlivan yenile yenile.
    Bkz. Adam yanila yanila...
    1559- Insan yedisinde ne ise yetmisinde de odur.
    Kisinin çocuklugundaki huylari, özellikleri degismez; ihtiyarliginda da
    sürer. Krs. Can çikmayinca..., Huy canin altindadir, Sütle giren huy...,
    Huylu huyundan vaz geçmez.
    1560- Ip inceldigi yerden kopar.
    Bir durum, en çürük yerinden patlak verir. Krs. Gön yufka yerinden
    delinir.
    1561- Ip kirildigi (koptugu) yerden ulanir (baglanir).
    1) iki kisi arasindaki kirginligin giderilmesi için kirginlik
    nedeninin giderilmesi gerekir.
    2) Bozulan bir is nerede kalmissa, düzeltilmesine
    oradan baslanir.
    1562- Iplik pazarinda Fatmaciga kim?
    Benzerleri çok olan kisi ya da nesnelere kimse önem
    vermez; ayricalik tanimaz.
    1563- Isin yanina varan is, misin yanina varan mis kokar. (Karga
    ile gezen boka konar.)
    Kisi kiminle arkadaslik ederse ondan kendisine birtakim huylar
    geçer: Kötü arkadastan kötü, iyi arkadastan iyi. Krs. Itle yatan bitle
    kalkar, Kisi refikinden azar, Kir atin yaninda duran...,
    Körle yatan..., Topalla gezen..., Üzüm üzüme...
    1564- Islam'in sarti bes, altincisi insaf demisler.
    Islam dininin bes temel diregi vardir. Kelime-i sahadet, namaz, oruç,
    zekat, hac.) Eger altincisi olsaydi her halde insaf olurdu. Insaf,
    namaz, oruç gibi, Islamligin temel direklerinden sayilmaya deger.
    1566- Istedigini söyleyen, istemedigini isitir.
    Bir kimseye ölçüsüz, agir sözler söylemek, hakaret
    etmek dogru degildir. O da agir sözlerle karsilik verir.
    1566- Istemem diyenden korkmali.
    Bir seyi istemem diyen, firsat bulunca, bakarsiniz ki asiri istekli
    olandan daha çok o seyi istiyormus.
    1567- Istenmeyen as, ya karin agritir ya bas.
    Bkz. Gönülsüz yenen as...
    1568- Isteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü.
    Birisinden bir sey istemek zorunda kalan kimse utanir. Ama onun
    yüzsuyu dökmesine karsi istedigini vermeyenin daha çok utanmasi gerekir.
    1569- Is amana binince kavga uzamaz.
    Kavga edenlerden biri aman dilerse artik çekisme kalmaz.
    1570- Is anlatincaya kadar bas elden gider.
    Kizismis bir kavgada, ya da bir tarafin büyük zarara
    ugrayacagi bir islemde meram anlatmaya firsat kalmadan, olacak olur.
    1571- Is bilenin, kiliç kusananin.
    Bkz. At binenin...
    1572- Isçi kirk yilda, tüccar kirk günde.
    Isçinin kirk yilda eline geçen parayi tüccar kirk günde, belki de bir
    günde kazanir. Buna benzer esitsizlik örnekleri çoktur.
    1573- Isine hor bakan (sanatini hor gören) boynuna torba takar.
    Isini küçümseyen kisi para kazanamaz. Para kazanmayanin sonu ise
    dilenciliktir.
    1574- Isini bilmeyen kasap, ne biçak kor ne masat.
    Bilmedigi ise girisen kisi, her seyi karmakarisik duruma getirir.
    1575- Isini kis tut da yaz çikarsa bahtina.
    Basladigin isin güç yürüyecegini, ya da parlak sonuç vermeyecegini düsün,
    kendini ona göre hazirla ki sonunda düs kirikligina ugramayasin ve isi
    kolay yürütebilir, parlak sonuç alirsan sevinesin.
    1576- Is insanin aynasidir.
    Bir kimsenin nasil bir kisi oldugunu anlamak isterseniz yaptigi islere
    bakiniz. Bu islerin niteligi, o kisinin yetenegini, huyunu, tutumunu...
    belli eder.
    1577- Is insanin kalayi.
    Beden ve kafa, çalistikça gelisir, güçlenir, güzellesir.
    1578- Isin yoksa sahit ol, paran çoksa (borcun yoksa) kefil ol.
    Tanik, ikide birde mahkemeye çagirilir, isini, gücünü birakip gider.
    Kefil de, asil borçlunun borcunu ödememesi dolayisiyla bu parayi ödemek
    zorunda kalir. Onun için taniklik, bos oturan kimselerin, kefillik,
    parasi çok kimselerin isidir. Ikisinden de uzak kal.
    1579- Iskilli büzük dingilder.
    Meydana çikmasini istemedigi bir is yapmis olan kisi, hep korku, telas
    içinde, tetikte bulunur. Bu durumuyla kuskulari üzerine çeker. Krs. Al
    kasagiyi...
    1580- Isleyen demir pas tutmaz (paslanmaz, isildar).
    Tembel tembel oturan kimse hantallasir, is yapma
    yetenegini yitirir. Çalisan kimse gittikçe açilir, daha yararli isler yapar.
    Krs. Yuvarlanan tas yosun tutmaz, Akan su yosun tutmaz.
    1581- Isleyen esegin boynu boncuklu olur.
    Isveren, görevini iyi yapan, çaliskan isçisine iyi bakar. Onu ödüllendirir.
    1582- Is olacagina varir.
    Bir is, kosullar neyi gerektiriyorsa o yönde gelisir;
    ne olacaksa o olur. Sen onun yürüyüsünü degistiremezsin. Bundan dolayi su,
    ya da bu biçimde yürümemekte olmasina bos yere üzülme.
    1583- Istah disin dibindedir.
    Bir sey yemeyi cani çekmeyen kimse, yiyecekten bir
    parça tadinca istahinin açildigini görür.
    1584- Isten artmaz, disten artar.
    Insan ne denli çok çalisip para kazanirsa kazansin,
    tutumlu harcamasini bilmezse bir sey artiramaz. Para, kazanmakla degil,
    tutumla artar.
    1585- It agzini kemik tutar.
    Asagilik kisinin agzini kapamak için ona bir çikar
    saglamak yeter.
    1586- It, boku acindan yer.
    Yasa disi çikar saglayanlar ve toplumun kinadigi
    yollarla para kazananlar içinde öyleleri var ki, yasamlarini
    sürdürebilmek için baska yol bulamamislardir.
    1587- It degmekle (isemekle) deniz pis olmaz.
    Temizligine herkesin büyük bir inanci bulunan kisi
    ya da sey, asagilik kimselerin atmak istedigi çamurla
    kirletilemez. Krs. Köpek sürünmekle..., Kalayli bakir küflenmez.
    1588- It derisinden post olmaz.
    Asagilik kimse, ya da sey, yüce ve temiz bir amaca hizmet edemez.
    1589- Ite dalanmaktan çaliyi dolanmak iyidir.
    Kisi, yapacagi iste huysuz biriyle çatisacaksa isini
    o kisiyle karsilasmayacagi yoldan (bu yol güçlüklerle dolu olsa
    bile) yürütmelidir.
    1590- Ite vurmazlar (host demezler) sahibinin hatiri var diye.
    Bir kimsenin buyrugu altindaki kisiyi incitecek eylem, dolayli
    olarak o kimseyi de incitir. Bu nedenle bir kimse adina is gören
    buyruk altindaki kisilere karsi dikkatli bulunmak gerekir.
    1591- Iti an, (degnegi yanina koy) tasi eline al.
    Saldirgan birisiyle karsilasacak olan kimse, kavgaya hazir olmalidir.
    1592- Itin (köpegin) ahmagi baklavadan pay umar.
    Aptal kisi, eline geçmesi olanagi bulunmayan bir nimeti bekler.
    1593- Itin akilsizi kurban bayraminda silaya gider.
    Isini bilmeyen kisi, ayagina gelen kismetten yararlanacagi yerde,
    zorunlu olmayan, her zaman yapabilecegi bir isi öne alir.
    1594- Itin (köpegin) duasi kabul (makbul) olsa (-ydi) gökten kemik yagar(-di).
    Asagilik kisinin istedigi olsaydi dünya, yalniz kendisinin isine yarayan,
    baskalarini rahatsiz eden seylerle dolardi.
    1595- Itin gönlüne kalsa günde bir les yer.
    Tamahkar kisi doymak bilmez. Gözü hep daha çok kazançtadir.
    1596- Itin kuyrugu kaliba konmakla dogrulmaz.
    Yaradilistan kötü olan kisi, ne denli egitilirse egitilsin yola gelmez.
    1597- Itin ölümü gelirse cami duvarina iser.
    Bkz. Eceli gelen köpek...
    1598- Iti (köpegi) öldürene sürütürler.
    Berbat bir isin sikintisini, onu yapana çektirirler.
    Bu isin temizlenmesini, düzeltilmesini ona yüklerler.
    1599- It ite buyurur, it de kuyruguna.
    Tembel kisi kendisinin yapmasi gereken isi, tembel
    olan birine buyurur. O da buyrugu altindaki birine.
    1600- It itin ayagina (kuyruguna) basmaz.
    Baskasina kötülük etmekte ayaktas olanlar birbirlerini incitmezler.
    1601- It itin kuyrugunu birakmaz.
    Isleri, güçleri kötülük yapmak olanlar birbirlerinden ayrilmazlar.
    1602- It iti suvatta bulur.
    Asagilik kisiler birbirlerini kendi gibilerinin toplandigi yerde bulurlar.
    1603- It kagni gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanirmis.
    Baskasinin korumasiyla is yapan akilsiz kisi, desteklendigini unutarak
    kendi gücüne inanir.
    1604- It kisi geçirir ama gel derisinden sor.
    Bir destegi bulunmayan kisi, (özellikle paraca) çektigi sikintilari
    zamanla atlatir ama bu arada çektiklerini ancak kendisi bilir.
    1605- Itle çuvala girilmez.
    Edepsiz ve saldirgan kimse ile bir konu üzerinde karsilasmak ve kavgaya
    tutusmak dogru degildir.
    1606- Itle (köpekle) dalasmaktan çaliyi dolasmak yegdir.
    (Köpege dalanmaktan çaliyi dolanmak yegdir.)
    Edepsiz kimse ile ugrasmamak için onun bulundugu yerden uzaklasiniz.
    1607- Itle yatan bitle kalkar.
    Bkz. Körle yatan sasi kalkar.
    1608- It sürü para (akça) kazan.
    Ekmek parasi kazanmak için it sürümek gibi bir is
    tutmak bile ayip degildir.
    1609- It ulur, birbirini bulur.
    Asagilik kimse bir konu üzerinde sesini yükseltince ayni amaci
    güdenler o ses etrafinda toplanir, kendisiyle birlesirler.
    1610- It ürür, kervan yürür.
    Dogru yolda olanlara çatanlar, kervana ürüyen itlere benzerler. Bu
    tür karsi koymalar, yürüyüsü engelleyemez.
    1611- It yal yedigi kapiyi bekler.
    Vefali kisi, iyilik gördügü kimseyi ya da kurumu savunur.
    1612- Iven (acele etmek) kiz ere varmaz, varsa da baht bulmaz.
    Ivmekle koca bulunmaz. Iven kiz esini iyi seçemeyecegi, rasgele bir
    kocaya varacagi için mutlu olmaz.
    1613- Iven sinek süte düser.
    Islerini gerektiginden önce yapmaya çalisanlar agir
    zararlara ugrarlar. Krs. Çabalama ile çarik yirtilir.
    1614- Iyi dost kara günde belli olur.
    Bkz. Dost kara günde belli olur.
    1615- Iyi evlat babayi vezir, kötü evlat rezil eder.
    Babaya ün kazandiran da, el içine çikamayacak bir
    duruma düsüren de evlatlarinin tutumudur. Baba,
    akilli, serefli evladiyla övünür. Kötü, serefsiz evladindan
    da utanir. Krs. Kisiyi vezir eden de karisi, rezil eden de.
    1616- Iyi insan sözünün üstüne gelir.
    Yoklugunda kendisinden söz edilen kimse, konusmanin üzerine gelirse, o
    iyi bir insandir, denilir.
    1617- Iyi is alti ayda çikar.
    Bkz. Temiz is alti ayda çikar.
    1618- Iyilige iyilik her kisinin kari, kötülüge iyilik er kisinin kari.
    (Kötülük her kisinin kari, iyilik er kisinin kari).
    Iyilige karsi iyilik etmek olaganüstü bir sey degildir. Bunu herkes
    yapabilir. Herkesin yapamadigi sey, kötülüge karsi iyilik etmektir.
    Bunu yapabilen kisi olgunluk ve erdemlilik örnegidir.
    1619- Iyilige iyilik olsaydi, koca öküze biçak olmazdi.
    Bu dünyada her zaman iyilige karsi iyilik görülmez.
    Iyilige karsi kötülük de çoktur. Baksaniza, öküz,
    ömrü boyunca hizmet ederek sahibine kazanç saglamasina karsin
    ihtiyarlayinca sahibi onu kesiyor.
    1620- Iyilige nereye gidiyorsun demisler, kötülüge demis.
    Birçok iyiliklerin karsisinda kötülük vardir.
    1621- Iyilik eden iyilik bulur.
    Iyilik eden kimseyi herkes sever. Sirasi gelince, kendisinden
    iyilik görmüs olan baskalari da ona iyilik eder. Krs. Herkes ne ederse
    kendine eder.
    1622- Iyilik et denize at, balik bilmezse Halik bilir.
    Karsilik beklemeden iyilik yap. Ilgili, senden iyilik
    gördügünü bilmese de Tanri iyilik yaptigini bilir ve
    sen bu davranisindan dolayi bir iç rahatligi duyarsin.
    1623- Iyilik et kele, övünsün ele.
    1) Sen yaptigin iyilikle bir kisinin çirkinligini güzellige çevirirsin.
    O, bu iyiligin hiç sözünü etmez de güzelligiyle herkese övünür.
    2) Kisinin begenilmeyen yönlerini düzelt; onu herkese övünecegi duruma
    getir.
    1624- Iyilik (muhabbet) iki bastan olur. (Degirmen iyi tastan, iyilik iki
    bastan).
    Birbiriyle iliskileri bulunan iki kisinin iyi geçinebilmeleri için yalniz
    birinin iyi olmasi yetmez. Ötekinin de iyi olmasi gerektir.
    1625- Iyi nasihat verilir, iyi ad verilmez.
    Bir kimse baskasina iyi ögüt verebilir ama iyi ad,
    ün veremez. Bunu ancak kisinin kendisi kazanabilir.
    1626- Iyi olacak hastanin hekim ayagina gelir.
    Tanri kötü bir durumun iyilige dönmesini dilemisse bunu yapacak kimse
    isin üstüne gelir.
    :::::::::::::
    -K-
    1627- Kabahat (suç) öldürende degil, ölendedir. (Kabahat ölende mi,
    öldürende mi?)
    Kimi zaman kabahat ölendedir. Çünkü sözleriyle,
    davranislariyla karsisindakini adam öldürecek kadar
    sinirlendirmis, kiskirtmistir.
    1628- Kabahat ölende mi, öldürende mi?
    Bkz. Kabahat öldürende degil...
    1629- Kabahat (suç) samur kürk olsa kimse sirtina (üstüne) almaz.
    Kabahat; kinanan, cezalandirilan bir davranis oldugundan hiçbir kimse
    onu ben yaptim demez. Krs. Suçu gelin etmisler...
    1630- Kabiliyetli çirak ustayi geçer (ustadan usta olur.)
    Bunun ustasi falancadir. Bu, ona yetisemez dememeli. Yetenekli çirak,
    ustasini geçer. Böyle olmasaydi hiçbir dalda ilerleme olmazdi.
    1631- Kabul olunmayacak duaya amin denmez.
    Gerçeklesmesi olanaksiz girisime oy vermek dogru degildir.
    1632- Kaçan balik büyük olur. (Kaybolan koyunun kuyrugu büyük olur.)
    Insan, elden kaçirdigi küçük bir firsati gözünde büyütür; onun çok önemli
    oldugunu söyler durur. Krs. Kel ölür sirma saçli...
    1633- Kaçani kovmazlar (kovalamazlar), yikilani vurmazlar.
    Düsman kaçarsa yenilgiyi kabul etmis demektir.
    Onu kovalayip ezmeye çalismak mertlige yakismaz.
    Yikilani, güçsüz oldugunu göstereni vurmak da böyle.
    1634- Kaçanin anasi aglamamis.
    Kavgadan ve saldiridan kaçan kimse, canini kurtarmis ve annesinin
    aglamasina yol açacak bir olaya meydan vermemis olur.
    1635- Kader olmayinca kadir bilinmez.
    Kisi talihsiz ise, ne denli iyi bir insan olursa olsun,
    degeri bilinmez.
    1636- Kadi anlatisa göre fetva verir. (Anlatisa göre verirler fetvayi).
    Haksiz kisi, olayi kendisini hakli gibi göstererek anlatirsa, dinleyen ona
    hak verir. Bu kisinin haksiz gösterdigi kimseyi de haksiz bulur.
    1637- Kadi ekmegini karinca yemez.
    Yargicin malina kimse dokunmaz. (Iki nedenle: 1- Suçluyu o yargilayacaktir.
    Krs. Davacin kadi olursa yardimcin Allah olsun. 2- Kadilar rüsvet almak,
    haram yemek, zulmetmekle ünlüdür. Mallarina, ekmeklerine çok haram ve
    gözyasi karismistir. Böyle bir ekmegi karinca bile pis sayar, zehirli bulur.)
    1638- Kadin erkegin seytanidir.
    Bkz. Erkegin seytani kadin.
    1639- Kadinin fendi erkegi yendi.
    Kadinlar kurnazlikta erkeklerden üstündürler. Çesit çesit oyunlarla her
    zaman erkekleri yenerler.
    1640- Kadinin (cahilin) sofusu, seytanin maskarasi.
    Sofu kadinla seytan alay eder. Çünkü böyle kadinlar, evleriyle
    ilgilenmezler, islerini güçlerini birakirlar. Bu biçimsel ibadet yüzünden
    gerçek ibadetlerini yapamazlar; yani evlerine, ailelerine bakamazlar.
    1641- Kadinin samdani altin olsa mumu dikecek erkektir.
    Kadin ne denli bol, degerli çeyizle gelirse gelsin evin
    bütün eksiklerini erkek saglar; giderlerini erkek karsilar; evi o
    geçindirir.
    1642- Kadin kocasini isterse vezir, isterse rezil eder. (Kocasini
    vezir eden ile rezil eden de karisidir.)
    Akilli ve tutumlu kadin kocasinin sayginligini da
    mal varligini da artirir. Oynak ve tutumsuz kadin
    da kocasini toplum içinde küçük düsürür; yoksulluga sürükler. Krs.
    Erkek sel kadin göl.
    1643- Kadin kocasinin çarigi, anasinin sarigidir.
    Kadin, kocasinin çikarip attigi çarik gibi terk edilebilir bir durumdadir.
    Ama annesi onu her zaman bastaci eder. Krs. Önceki çarigi...
    1644- Kadin var arpa ununu as eder; kadin var bugday ununu kes eder.
    Bkz. Eti ciger eden de avrat, cigeri et eden de.
    1645- Kadiyla mi iyisin, kapiyla mi? - Kapiyla.
    Isini istedigi biçimde sonuçlandirmak isteyen kisi,
    yüksek yetkiliden çok, onun buyrugu altinda çalisan görevliyle uyusmalidir.
    Çünkü karari hazirlayan odur. Yüksek yetkili sadece imzalar.
    1646- Kadin mali, kapi mandali.
    Bkz. Avrat mali, kapi mandali.
    1647- Kalayli bakir küflenmez.
    Temizligini herkesin bildigi kisi ve is lekelenemez.
    Krs. It degmekle..., Köpek sürünmekle...
    1648- Kalbin yolu mideden geçer.
    Bir kimsenin sevgisini kazanmak isterseniz ona sölen verip güzel
    yiyecekler sununuz. Krs. Erkegin kalbine giden yol mideden geçer.
    1649- Kaldin mi ogul eline, müdara eyle geline.
    Ogullarinin bakimina muhtaç olan ana baba, gelinlerine
    yaranmak zorundadirlar. Çünkü evin asil sahibi artik ogullari degil
    gelinleridir.
    1650- Kalendere kis geliyor demisler, titremeye hazirim diye cevap
    vermis.
    Yasamanin felsefesine eren kisi, en sevimsiz, dahasi
    rahatsiz durumlari bile hos karsilar. Krs. Abdala
    kar yagiyor demisler...
    1651- Kalin (yogun) incelene kadar ince üzülür.
    Güçlü ile zayifin, zengin ile fakirin, bir hastaliga,
    bir sikintiya, bir zarara dayanma yetenekleri ayni
    degildir. Güçlü gücünden bir parçasini yitirerek zayiflar;
    ama zayif o kadar gücü yitirince ölecek duruma düser.
    1652- Kalip kiyafetle adam adam olmaz.
    Gösterisli bir vücut, iyi bir giyim-kusam, kisiye insanlik
    degeri kazandirmaz. Krs. Kürk ile börk ile adam olunmaz, Esege altin
    semer vursalar yine esektir.
    1653- Kalkacagin yere oturma.
    Kisi, layik olmadigi, er geç uzaklastirilacagi ise girmemelidir.
    1654- Kalb kalbe karsidir.
    Bkz. Gönülden gönüle yol vardir.
    1655- Kalp (Gösterisli ama ise yaramaz kisi) kazanir, kaltaban (Düzenci)
    gönenir.
    Is becerme yetenegi bulunmayan kisi, düzenbazin
    kendisine yutturdugu seyi kazanç sanir. Oysa, isini
    yürütmüs olan, düzenbazdir.
    1656- Kalpten kalbe yol vardir.
    Bkz. Gönülden gönüle yol vardir.
    1657- Kanaat gibi devlet olmaz.
    Gereksemeleri için çok sey istemeyen, azi yeter bulan ve elindekiyle
    yetinmesini bilen kisi yokluk nedir bilmez.
    1658- Kanatsiz kus uçmaz.
    Gereken kosullarla donanip güçlenmeyen kisi amaca varamaz.
    1659- Kancik yalanmadan erkek dolanmaz.
    Kisi, çikar saglamayi düsündügü kimsenin yakinlik gösterip umut
    vermesi üzerine tasarisini gerçeklestirir.
    1660- Kani kanla yumazlar, kani su ile yurlar.
    Kötü bir durum, kötülügü sürdürecek davranislarla düzelmez. Buna son
    verebilecek davranislarla düzelir.
    1661- Kan kusana altin legenin ne faydasi var.
    Bkz. Altin legenin kan kusana...
    1662- Kan kus, kizilcik serbeti içtim de.
    Kisisel dertlerimizi içimizde saklamali, baskalarinin
    ögrenmesine meydan vermemeliyiz. Dahasi, kötü olan durumumuzu iyi gibi
    göstermeye çalismaliyiz.
    1663- Kapiyi kirarsan odun çok olur.
    Bir gereksinimini karsilayacak parasi bulunmayan
    kisi, önemli bir malini satmayi güze alirsa sorun kalmaz.
    1664- Kara gün kararip kalmaz (durmaz). (Koç yigit bunalip ölmez.)
    Insanin sikintili zamani sürüp gitmez, arkasindan
    keyifli günler de gelir.
    1665- Kara (kötü) haber tez duyulur.
    Ölüm gibi, baska felaketler gibi haberler, bununla
    ilgili kimselerin kulagina çabuk yetisir.
    1666- Karakista karlar, martta yagmaz, nisanda durmazsa degme
    çiftçinin keyfine. (Martta yagmaz, nisanda dinmezse sabanlar altin olur.)
    Karakista kar yagar, martta yagis olmaz, nisanda da çok yagmur yagarsa o
    yil bol ürün alinir; çiftçinin yüzü güler. Krs. Nisan yagmuru...
    1667- Karaya sabun, deliye ögüt neylesin.
    Özü bozuk olan sey, düzeltme çabalariyla iyi duruma getirilemez.
    1668- Kardesi kardes yaratmis, rizkini ayri yaratmis.
    Bkz. Allah kardesi kardes yaratmis, kesesini ayri yaratmis. Kardesim
    aga, avradi hatin...
    1669- Kardesim aga, avradi hatin, almaz beni kulluga satin.
    Evlenen kisinin karisina verdigi deger, kardesine karsi olan sevgisini
    bastirir. Krs. Kardesi kardes yaratmis, rizkini...
    1670- Kardesim olsun da kanlim olsun.
    Kendisine çok büyük kötülük de yapsa, insan kardesinden vazgeçemez. Çünkü
    kardes, sirasi gelince, eski yaptiklarini unutturacak kadar büyük
    yardimda ve iyilikte bulunur. Krs. Kardes kardesi...
    1671- Kardes kardesi atmis, yar basinda tutmus. (Kardes kardesi
    biçaklamis, dönmüs yine kucaklamis.)
    1) Kimi zaman kisi, kardesine büyük bir kötülük
    yapar. Ama o kötülügün kardesini mahva götürmekte
    oldugunu görünce pismanlik duyar ve yaptigini düzeltecek davranislarla
    yardimina kosar. (Yar uçurum anlamiyla alindigina göre.)
    2) Kardes kardesten vazgeçebilir. Ama sevgilisi onu
    el üstünde tutar. (Yar sevgili anlamina alinirsa.)
    1672- Kardes kardesi biçaklamis, dönmüs yine kucaklamis.
    Bkz. Kardes kardesi atmis, yar basinda tutmus.
    1673- Kardes kardesin (hisim hisimin) ne öldügünü ister; ne ondugunu.
    Kardes, kardese ziyan gelmesini istemez. Ama onun
    kendisinden üstün durumda olmasini da kiskanir.
    1674- Kardesten karin yakin (kulaktan burun yakin), (Karin kardesten yakin).
    1) Kisi kardesini de sever çocuklarini da. Ama çocuklarini kardesinden
    daha ileri tutar.
    2) Kendi çikariyla, baskasinin, dahasi kardesinin çikari çatisan kisi,
    önce kendi çikarini düsünür.
    1675- Kar eden ar etmez.
    Bkz. Ar yili degil kar yili.
    1676- Kar erir, bok ayaza çikar.
    Kirlilikleri örten durum ortadan kalkinca bütün kötülükleri herkes görür.
    1677- Karga dermis ki: Çocuklarim olali burnumu göme göme bok yiyemedim.
    Ana-baba çocuklari için her türlü özveriye katlanirlar. Kendilerinden çok
    onlari düsünürler.
    1678- Karga ile gezen boka konar.
    Bkz. Isin yanina varan is...
    1679- Karga kekligi taklit edeyim derken kendi yürüyüsünü sasirmis.
    Görgüsüz kisi, görgülü kisinin yaptigini yapmaya
    kalkisirsa beceremez, kendisinin dogal davranisini
    da yitirir, gülünç olur.
    1680- Karga mandayi (saksagan danayi) babasi hayrina bitlemez.
    Bir kimse baskasina hizmet ediyorsa bunda kendisinin de bir çikari vardir.
    1681- Karga sakirdamis bülbülüm sanmis.
    Bir ustayi taklit eden aptal, kendini ustaliga yükselmis gibi görür.
    1682- Karga yavrusuna bakmis, benim ak pak evladim demis. (Kuzguna
    yavrusu anka görünür.)
    Kisi kendi çocugunu güzel, kendi eserini kusursuz
    görür. Baskalarina göre ne denli çirkin ve kusurlu
    olurlarsa olsunlar.
    1683- Kari-koca bir sözle yakin, bir sözle uzaktir.
    Bir kadinla bir erkek, birbirlerine baglandiklarini
    bildiren bir sözle kari-koca olurlar. Böyle bir bagin kalmadigini
    bildiren bir sözle de yabanci olurlar.
    1684- Kari (kadin) mali kapi mandali (hamam tokmagidir).
    Bkz. Avrat mali kapi mandali.
    1685- Karincadan ibret al, yazdan kisi karsilar.
    Kisi çalisip kazanabildigi zamani bos geçirmemeli, çalisamayacagi
    günler için geçimini saglayacak varlik edinmelidir.
    1686- Karinca kanatlaninca serçe oldum sanir.
    Eline geçici ve önemsiz bir güç geçen kisi, sürekli
    güçlü oldum sanir.
    1687- Karinca(-nin) zevali gelince kanatlanir.
    Kisi, layik olmadigi asamaya yükselir, ya da durumunun gereklerine aykiri
    taskinliklarda bulunursa artik düsecek demektir.
    1688- Karin kardesten yakin.
    Bkz. Kardesten karin yakin.
    1689- Kar kuytuda, para pintide eglesir.
    Her sey, saklanabilen yerde ve saklamasini bilenin yaninda bulunur.
    1690- Kar ne kadar çok yagsa yaza kalmaz.
    Elverisli bir ortamda çogalan seyler, ortam elverisliligini yitirince yok olur.
    1691- Karin tok it gölgede yatar.
    Akilsiz kisi bugün karnini doyurunca yanini düsünmez, yan gelir yatar,
    keyfine bakar.
    1692- Karpuz kabugunu görmeden denize girme.
    Bir isi en uygun zamam gelmeden yapma; denize girmek için karpuzun
    olgunlasma zamanini bekledigin gibi.
    1693- Karpuz kabuguyla büyüyen (beslenen) esegin ölümü sudan olur.
    Özensiz, üstünkörü yapilan is, hiçten bir nedenle bozulur.
    1694- Karpuz kesmekle bararet sönmez (yürek sogumaz).
    Size kötülük yapmis olan bir kimseden baskasina
    zarar vermekle o kimseden öç almis olamazsiniz.
    1695- Karpuz (kavun, karpuz) kökeninde büyür.
    Çocuk ana baba ocaginda, herhangi bir kisi dogup büyüdügü çevrede yetisir,
    gelisir.
    1696- Kar susuzluk kandirmaz (gidermez). (Kavurga karin doyurmaz.)
    Gerçek gereksemeler, avutucu, oyalayici seylerle
    karsilanamaz.
    1697- Kartala bir ok degmis, yine kendi yeleginden.
    Bir kimseye en büyük kütülügü kendisine çok yakin olanlar yapar. Krs.
    Agaca balta vurmuslar...
    1698- Kartalin begenmedigini kargalar kapisir.
    Zenginlerin begenmeyip attiklari nesneler, yoksullar için degerli mallardir.
    1691- Kar yagdigi gün tozar.
    Kalici ya da doyurucu olmayan kazanç çabucak tükenir. Sürekli ve doyurucu
    bir kazanç yolu bulmak gerek.
    1700- Kar yili var yili.
    Kar yagdigi yil ürün bol olur, çiftçinin eline bol para geçer.
    1701- Kar, zararin kardesidir (ortagidir).
    Ticaretle ugrasan kimse; sadece kar edecegini düsünmemeli, zarar etmeyi
    de göze almalidir. Alisveriste kar ve zarar birlikte gider.
    1702- Kasap ekmegi yavan yer.
    Bkz. Terzi kendi sökügünü dikemez.
    1703- Kasap isterse keçinin boynuzundan yag çikarir.
    Bkz. Çobanin gönlü olursa tekeden yag çikarir.
    1704- Kasap, yagi bol olunca gerisini yaglar.
    Elinde kendisine gerek olandan artik sey bulunan
    kimse, bunu gereksiz yere savurup telef eder. Krs.
    Abdalin yagi çok olursa..., Kürdün yagi çok olunca...
    1705- Kasavetsiz agiz anahtarsiz açilir.
    Sikintisi olan kimseye bir sey söyletmek güçtür.
    Ama sikintisi, kaygisi olmayan kimse, bol bol, rahat rahat konusur.
    1706- Kasimdan on gün evvel ek, on gün sonra ekme.
    Ekim zamani kasimdan on gün önce biter. Kasimdan on gün sonra ekilen tohum
    verimli olmaz.
    1707- Kasim yüz elli, yaz belli.
    Kasimin 150- günü (8 nisan) olunca kötü havalar geçer, yazin ucu görünür.
    1708- Kasim yüz, gerisi düz.
    Bkz. Kasim yüz elli, yaz belli.
    1709- Kas çatmakla çatik kasik olunmaz.
    Görünüsü benzetmekle övülecek bir nitelik kazanilamaz. Belki eski durumdan
    da kötü bir duruma düsülür.
    1710- Kasigi herkes yapar ama sapini ortaya getiremez.
    Her isin kendine özgü bir inceligi vardir. Bu yerine getirilmedikçe o is
    basarilmis sayilamaz.
    1711- Kas ile göz, gerisi (kalani, artani, dahasi) söz.
    Güzellik, her seyden önce kas ve göz güzelligidir.
    Vücudun baska yerlerinin güzel olmasi önemli degildir.
    1712- Katira baban kim? demisler, dayim at demis.
    Asagilik duygusu içinde bulunan kisi, kendisini oldugu gibi
    göstermeye utanir da kötü yönünü gizler, sadece iyi yönüyle övünür. Krs.
    Kel kiz teyzesinin...
    1713- Katira (esege) cilve yap demisler, çifte (tekme) atmis.
    Bkz. Esege cilve yap demisler...
    1714- Katrandan olmaz seker, olsa da cinsine çeker.
    Kötü soylu sey ve kisi iyiye dönmez. Ona iyi niteligi kazandirmak için ne
    denli ugrasilirsa ugrasilsin yine aslindan bir kötü iz kalir.
    1715- Kavak uzaya uzaya göge yetmez.
    Hangi alanda olursa olsun, ilerleyisin bir siniri vardir.
    1716- Kavak, yapragini tepeden dökerse kis çok olur.
    Kavak agacinin yapraklari tepeden dökülmeye baslar, asagidakiler, daha
    sonra dökülürse o yil kis zorlu olur.
    1717- Kavanoz dipli dünya.
    Sürekli olarak durum degistiren, hiçbir durumuna
    güvenilemeyen, üstünde yasayanlara vefasi olmayan bir dünyada yasiyoruz.
    Krs. In kalk dünyasi.
    1718- Kavgada kiliç ödünç verilmez.
    Kisi, savunma silahini baskasina verip kendisini savunamayacak ve
    yenilgiye ugrayacak duruma düsmemelidir.
    1719- Kavgada yumruk sayilmaz.
    1) Kavga edenlerden her biri, ötekine karsi olabildigince sert ve çok
    saldirida bulunmak zorundadir.
    Amaç düsmani ezmektir. Saldirinin sayisi ve neye mal oldugu düsünülmez.
    2) Bir seyin meydana gelmesi için çok gereç harcamak zorunlulugu varsa
    esirgenmeden harcanir. Ne denli çok harcaniyor diye düsünülmez.
    1720- Kavun, karpuz kökeninde büyür.
    Bkz. Karpuz kökeninde büyür.
    1721- Kavun, karpuz yata yata büyür.
    Bu söz tembel yatanlara takilmak için söylenir.
    1722- Kavurga karin doyurmaz.
    Bkz. Kar susuzluk kandirmaz.
    1723- Kavurganin yanani siçrar.
    Bir toplulugu tedirgin eden durumdan en çok zarar gören kisi sesini
    yükseltir.
    1724- Kaya uçmazsa dere dolmaz.
    Büyük bir eksigi kapatabilmek için büyük özverilerde bulunmak gerektir.
    1725- Kaybolan (zayi olan) koyunun kuyrugu büyük olur.
    Bkz. Kaçan balik büyük olur.
    1726- Kayis bilir kutan (büyük pulluk) ne çeker.
    Agir bir isin ne denli güç yapildigini ancak o isin
    yapilmasinda araci olan, emegi geçen bilir.
    1727- Kaymagi seven mandayi yaninda tasir.
    Sevdigi seyden yoksun kalmak istemeyen kisi, onu
    saglayacak araçlari eli altinda bulundurmali ve bunun için gereken
    sikintilara katlanmalidir. Krs. Zemheride yogurt isteyen..., Cani kaymak
    isteyen..., Asure yemeye giden kasigini..., Pilav yiyen kasigini...
    1728- Kaynana öcü, oglu cici.
    Gelinler kocalarini severler de kaynanalarini rahatsizlik veren bir
    yaratik sayarlar.
    1729- Kaynana pamuk ipligi olup raftan düsse gelinin basini yarar.
    Kaynana ne denli yumusak huylu, iyi davranisli
    olursa olsun, her hali gelini tedirgin eder.
    1730- Kaynayan kazan kapak tutmaz.
    Için için büyüyen bir olay, bir duygu, çok geçmeden patlak verir.
    1731- Kaza geliyorum demez.
    Kaza, beklenmedik zamanda, birdenbire gelir. Olacagi bilinse önleyici
    önlem alinir.
    1732- Kazanina ne korsan çömçende o çikar.
    Bkz. Ne ekersen onu biçersin.
    1733- Kazanirsan (sen) dost kazan, düsmani anan da dogurur. (Sen dost
    kazan; düsman ocagin basindan çikar.)
    Sen dost kazanmanin yoluna bak, düsman kolay
    kazanilir. Anan bile sana düsman olacak bir kardes dogurur.
    1734- Kazan kazana kara demis.
    Kinanacak bir durumu olan kimse, kendi kusuruna bakmaz da baskasindaki
    benzer durumu kinar.
    Krs. Kinayanda kirk batman.
    1735- Kazanmayanin kazani kaynamaz.
    Kazanci olmayan kisinin evinde yemek pismez.
    1736- Kazan tasarsa kepçenin degeri olmaz.
    Önlemler tehlike basgöstermeden alinmalidir. Tehlike ortaya çiktiktan
    sonra alinacak önlem ise yaramaz.
    1737- Kazaya riza gerek.
    Kazaya boyun egilmelidir. Olup biteni degistirmeye insanin gücü yetmedigine
    göre baska bir sey de yapilamaz.
    1738- Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
    Büyük çikar saglanan yerden ufak tefek özveriler esirgenmemelidir.
    1739- Kaz kazla, daz dazla, kel tavuk kel(topal) horozla.
    Herkes kendi durumuna uygun gelen kisilerle anlasip arkadaslik eder.
    1740- Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
    Sen baskasina kötülük yapma yolunu tutarsan; baskasi da sana kötülük
    yapma yolunu tutar. Krs. Kazma kuyuyu kendin düsersin., El için kuyu...,
    Az kaz uz kaz...
    1741- Kazma kuyuyu kendin düsersin.
    Bkz. El için kuyu kazan...
    1742- Keçide de (keçinin de) sakal (sakah) var. (Sakal keçide de var.)
    Bir kimse kilik kiyafetiyle degil gerçek degeriyle güven verir. Sakal,
    kisiye deger kazandirmaz. O, keçilerde bile vardir.
    1743- Keçi geberse de kuyrugunu indirmez.
    inatçi, ölür de inadindan vazgeçmez.
    1744- Keçi kurttan kurtulsa gergedan olur.
    Tehlikeler, zararlar olmasa her sey alabildigine gelisir.
    1745- Keçi nereye çikarsa oglagi da oraya çikar.
    Büyüklerin tuttugu yol, küçüklere örnek olur. Onlar
    da ayni yolu izlerler. Krs. Agaca çikan keçinin...
    Ön tekerle nereden geçerse...
    1746- Keçinin de sakali var.
    Bkz. Keçide de sakal var.
    1747- Keçinin meseye ettigini külü derisinden çikarir.
    Bkz. Keçinin sumaga ettigini...
    1748- Keçinin sumaga (meseye) ettigini sumak keçiye edecek.
    Sumak yapragi ve mese külü -içindeki tanen dolayisiyla- deri tabaklamakta
    kullanilir. Keçi, derisinin böylece hirpalanmasiyla canli iken yaptiginin
    karsiligini görür.
    1749- Keçinin uyuzu, çesmenin (pinarin) gözünden su içer (içer suyunu).
    1) Degersiz kisiler kendilerini degerli ve en güzel seye
    layik görürler.
    2) Igrenç olanlar, durumlarina bakmazlar da igrenilmeyecek sey ararlar.
    1750- Keçiye can kaygisi, kasaba yag kaygisi. (Koyun can derdinde, kasap
    yag derdinde).
    Degismez bir kuraldir: Bir kisi önemli bir kaybindan dolayi çirpinip
    kivranirken baska bir kisi bu durumdan ne kadar çok yararlanabilecegini
    düsünür.
    1751- Kedi görmüs, yaram var demis. (Kedi kiçina bakar da yaram
    var dermis.)
    Sikintisi olmayan densiz kisi, hiç yoktan kendine
    sikinti çikarir.
    1752- Kedinin boynuna ciger asilmaz.
    Bir kimseye, kullanip zarar verecegi, kendine mal
    edip ortadan kaldiracagi sey emanet edilmez.
    1753- Kedinin gidecegi samanliga kadar.
    Uygunsuz bir is yapan kisi, ne kadar kaçarsa kaçsin, gidecegi yerler
    bellidir. Az sonra yakayi ele verir.
    1754- Kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler.
    Cezalandirilan kimse suçunun ne oldugunu bilmelidir ki o suçu bir daha
    islemesin.
    1755- Kedinin kanadi olsaydi serçenin adi kalmazdi.
    Saldirganlar istediklerini yapabilecek durumda olsalardi, güçsüzleri
    kolaylikla ortadan kaldirir, bol bol çikarlarini saglarlardi.
    1756- Kedinin uslulugu siçan görünceye kadar.
    Atilgan kisilerin sessiz ve eylemsiz durmalari, onlari çileden çikaran bir
    durum basgösterince sona erer.
    1757- Kedi törpüyü yalar da kanlar çiktikça oh der.
    Akilsiz kisi baskasina yarar verirken kendisi zarar
    etse de aldirmaz.
    1758- Kedi uzanamadigi (yetisemedigi) cigere, pis (murdar) der.
    Kisi, elde edemedigi seyi istemiyormus, begenmiyormus gibi görünür.
    1759- Kedi, yavrusunu yerken siçana benzetir.
    Kisi, yakini olan suçsuz birisini ezmeyi çikarina uygun görürse
    onda düsmanina benzeyen nitelikler bulur.
    1760- Kediye bokun kimya demisler, üstünü örtmüs.
    Iyilik sevmeyen, kimsenin ondugunu istemeyen kisi,
    atacagi zararli seyi -baskasinin aradigini anlarsa yararlanilamayacak
    duruma getirir.
    1761- Kediyi sikistirirsan üstüne atilir.
    Senden çekinen, korkan kisi, çok sikistirirsan sana
    karsi gelir.
    1762- Kefen alacak adam gözünün yasindan belli olur.
    Bir kimsenin herhangi bir eyleme girisecegi, o eyleme
    girismesini zorunlu kilan durumundan anlasilir.
    1763- Kefenin cebi yok.
    Zengin olup da para harcamaya kiyamayan kimse, parayi ne yapacak? Öbür
    dünyaya götüremez ki!
    1764- Kefilin ya saçi, ya sakali.
    Borçlu borcunu ödemezse kefilinin yakasina yapisilir; nesi bulunursa
    alinir.
    1765- Kele köseden yardim olmaz.
    Kisi, kendisinin yardima muhtaç oldugu konuda baskasina yardim edemez.
    Krs. Kelin ilaci olsa...
    1766- Kel ilaç bilse kendi basina sürer.
    Bkz. Kelin ilaci olsa basina sürer.
    1767- Kelin ayibini takke örter.
    Birçok kimselerin kusurlarini zenginlik, is basinda
    olus vb. durumlar örter.
    1768- Kelin ilaci (merhemi) olsa basina sürer. (Kel ilaç bilse kendi
    basina sürer.)
    Kendi derdine çare bulamayan kisiden ayni durumda olan baskasi yardim
    beklememelidir. Krs. Kele köseden...
    1769- Kel kiz teyzesinin saçiyla övünür.
    Degersiz kisi, yakinlarinin degerlerinden kendisine
    bir pay çikarmaya çalisir. Krs. Katira baban kim
    demisler...
    1770- Keller (ile) yagirlar, birbirini agirlar.
    Bkz. Sagirlar birbirini agirlar.
    1771- Kelle sag olsun da külah bulunur (eksik olmaz.)
    Kisi yasasin da elbet bir is sahibi olur.
    1772- Kel ölür, sirma saçli olur; kör ölür, badem gözlü olur.
    (Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sirma saçli olur.)
    Kisi, elinden giden önemsiz, kusurlu bir seyi çok
    önemli, çok güzelmis gibi anlatir. Krs. Kaçan balik...
    1773- Kel yaninda kabak anilmaz.
    Bir kisinin yaninda, uzaktan da olsa onun eksigini
    çagristirabilecek sözler söylemekten çekinilmelidir.
    Krs. Aç yaninda sarpin kurcalanmaz.
    1774- Kem dileme komsuna, kem is gelir basina.
    Bkz. Hayir dile komsuna, hayir gele basina.
    1775- Kemikle (etle) deri, yemekle diri.
    Iyi beslenmeyen kisi saglikli olmaz.
    1776- Kem söz, kalp (kem) akça sahibinindir.
    Kötü sözü, kalp akçeyi kimse kabul etmez. Bunlar
    yine sahiplerine çevrilir.
    1777- Kenarin dilberi nazik de olsa nazenin olmaz.
    Kibar çevrede yetismemis olanlar, ne denli özenseler kibarligin bütün
    inceliklerini gösteremezler; kaba davranislardan kendilerini büsbütün
    kurtaramazlar.
    1778- Kendi düsen aglamaz.
    Yanlis davranisi yüzünden zarara ugrayan kimsenin bu durumundan yakinmaya
    hakki yoktur.
    1779- Kendinden küçükten kiz al, kendinden büyüge kiz ver.
    1) Gelinler kocalarina karsi saygi duymalidirlar. Bunu saglamanin yolu,
    erkek ailesinin kiz ailesinden yüksek olmasidir.
    2) Bu yolu tutarsan aldigin kiz seninle övünür sen
    de iyi bir yere kiz verdim diye mutluluk duyarsin.
    1780- Kepenek altinda er yatar.
    Insanlari kilik ve kiyafetlerine bakarak degerlendirmemelidir. Kaba saba,
    perisan bir kilik içinde degerli bir kisi bulunabilir.
    1781- Keseye danis, pazarliga sonra giris.
    Ödeyecek paraniz yoksa bir sey satin almaya girismeyin.
    1782- Kesilen bas (bir daha) yerine konmaz.
    Kesin olarak yapilip sonuçlandirilan is, eski durumuna getirilemez. Onun
    için her davranistan önce, bunun nasil bir sonuç doguracagini iyi hesap
    etmek, ondan sonra ise girismeye, ya da girismemeye karar vermek gerektir.
    1783- Keskin akil (zeka) keramete kiç attirir.
    Çok zeki olan kisi, bir isin nereye varacagini keramet sahibi kisiden daha
    iyi bilir.
    1784- Keskin sirke kabina (küpüne) zarar(-dir).
    Çok öfkeli kisi, kendi sagligini bozar, vücudunu yipratir ve islerini
    altüst eder.
    1785- Kesmez biçak ele, is bilmeyen avrat dile.
    Bkz. Kör biçak ele...
    1786- Kes parmagini çik pazara, em (merhem, ilaç) buyuran çok olur.
    Kisinin bir gerekseme içinde bulundugunu gören
    herkes ona türlü türlü yol gösterir.
    1787- Kibleden geldi kisimiz, Allah'a kaldi isimiz.
    Kis afetleri güneyden gelmeye baslarsa, çok azgin
    bir mevsim geçirilecek demektir.
    1788- Klavuzu karga olanin burnu boktan kalkmaz (kurtulmaz, çikmaz).
    Kötü kimsenin arkasina düsen kisinin basi dertten kurtulmaz.
    1789- Kiliç kinini kesmez.
    Sert ve asiri davranisli kisinin yakinlarina zarari dokunmaz.
    1790- Kir atin yaninda duran ya huyundan ya suyundan (tüyünden).
    Kisi kiminle arkadaslik ederse ondan etkilenir, huy kapar. Krs. Itle
    yatan bitle kalkar., Kisi refikinden azar., Isin yanina varan is...,
    Körle yatan..., Topalla gezen..., Üzüm üzüme...
    1791- Kirk gün taban eti, bir gün av eti.
    Avcilar bir av avlayabilmek için dag, tas demez, günlerce taban teperler.
    1792- Kirk hirsiz bir çiplagi soyamamis.
    Sömürücüler ne denli usta olurlarsa olsunlar, sömürülecek bir seyi
    olmayandan yararlanamazlar.
    Krs. Ölmüs koyun kurttan korkmaz.
    1793- Kirkindan sonra azani tenesir paklar (azana çare bulunmaz).
    Yasliliklarinda ahlaklari bozulanlar, dogru yola getirilemezler; ölünceye
    degin o yolda giderler.
    1794- Kirkindan sonra saza baslayan kiyamette çalar.
    Yaslandiktan sonra bir sey ögrenmeye, yeni bir is
    yapmaya baslayan kimsenin bunu basarmaya ömrü yetmez.
    1795- Kirk serçeden bir kaz iyi.
    Birçok küçük isle ugrasmaktansa tek büyük is yapmak daha uygundur.
    1796- Kirk yilda bir ölet olur, eceli gelen ölür. (Kirk yil
    kiran olmus, eceli gelen ölmüs.)
    Tanri'nin verdigi ömrü hiçbir sey degistiremez. Salgin ve öldürücü
    hastalik da olsa eceli gelmeyen ölmez. Böyle zamanlarda çok kisinin ölmesi,
    ecellerinin o zamana rastlamasindandir.
    1797- Kirk yillik Kani (Müslüman özel adi), olur mu (Yani Hiristiyan
    özel adi)?
    Yaslanincaya degin iyi insan olarak yasamis olan
    kisi, artik kötü olmaz (degismez).
    1798- Kirlangicin zararini biberciden sor.
    Kirlangiç zararsiz bir kus gibi görünür. Ama bibere pek düskün oldugundan,
    ne kadar zararli bir yaratik oldugunu ancak biberci bilir. Durumlari buna
    benzeyen çok kisiler vardir.
    1799- Kirlangiç bir zararsiz kus; git Yemen iline danis.
    Kimi çevrelerde kimseye zarari dokunmayan kisi,
    kimi çevreler için tehlikeli olabilir.
    1800- Kisa günün kari (kazanci) az olur.
    Kisa süre çalisilarak yapilan isten elde edilecek kazanç az olur.
    1801- Kismet gökten zembille inmez.
    Kismet, durup dururken kisinin ayagina gelmez, çalismakla elde edilir.
    Çalismayanin kismeti olmaz.
    1802- Kismetinde ne varsa kasiginda o çikar.
    Bir sey elde etmek için çalisan kimseye Tanri neyi kismet etmisse onu verir.
    1803- Kismet ise gelir Hint'ten, Yemen'den, kismet degilse ne gelir elden?
    Tanri bir seyi size kismet etmisse, Hint'ten, Yemen'den gelir, sizi bulur.
    Kismet etmemisse ne yapsaniz onu elde edemezsiniz.
    1804- Kismetsiz köpek, sabaha karsi uyuyakalir.
    Tanri'nin kendisine kismet vermedigi yaratik, yararlanilacak seyi elde
    etmek kolaylastigi zaman, baska bir isle ugrastigi için, bundan yoksun kalir.
    1805- Kis kis gerek, yaz yaz.
    Her mevsim, kendine özgü doga olaylari ile geçmelidir. Bu düzenin bozuk
    gitmesi insanlarin perisan olmasina yol açar.
    1806- Kis kisligini, kus kuslugunu gösterir (yapar).
    Doga kanunlari degismez. Her olay, her varlik özelligini belli eder.
    1807- Kiz besikte (kundakta) çeyiz sandikta. (Kiz kucakta, çeyiz
    bucakta).
    Kiz daha besikte iken çeyiz hazirliklarina baslamak gerektir.
    1808- Kiz evi naz evi.
    Kiz evi nazli olur. Isteklinin rica, minnet etmesini
    ister, kizini agir satar.
    1809- Kizi gönlüne birakirsan ya davulcuya varir (kaçar), ya zurnaciya.
    Evlenme çagindaki kiz eglenceye düskün olur. Büyükleri onu uyarmazlarsa,
    hoslandigi, uygun olmayan birisiyle evlenir.
    1810- Kizi kizken görme, gelinken gör; gelinken görme besik ardinda gör.
    Kizlarin en güzel çagi evlenmeden önceki durumlaridir. Evlendikten sonra
    eski tazelikleri kalmaz. Hele çocuk yaptiktan sonra daha da bozulurlar.
    1811- Kizini dövmeyen dizini döver.
    Kizini iyi yetistirmeyen anne, kizi el kapisinda beceriksizligi yüzünden
    sikinti çektigi zaman dövünür durur.
    1812- Kizin var, sizin var.
    Kiz çocugunun sorunlari ve sorumluluklari çok ve
    çesitlidir. Ana baba, sürekli olarak bunun tedirginligi içinde bulunurlar.
    1813- Kiz kucakta, çeyiz bucakta.
    Bkz. Kiz besikte, çeyiz sandikta.
    1814- Kim düser daldan, o bilir haldan.
    Bkz. Damdan düsen damdan düsenin halini bilir.
    1815- Kimi köprü bulamaz geçmeye, kimi su bulamaz içmeye.
    Kimi kisiler bir seyin bollugundan yakinir, ondan
    kurtulmanin yollarini ararlar. Kimi kisiler ayni seyden yoksun
    olmanin sikintisini çekerler.
    1816- Kimine hay hay, kimine vay vay.
    1) Bu dünyada her olay kimi kisiler için sevindirici, kimi kisiler için
    üzücüdür.
    2) Kimi kisiler istedikleri her seye kavusurlar; kimi kisiler diledikleri
    hiçbir seyi elde edemezler.
    1817- Kiminin devesi (parasi), kiminin duasi.
    Varlikli olanlarin parasi, yoksul olanlarin da duasi alinarak isler
    yürütülür.
    1818- Kimin ki bagi var, yüreginde dagi var.
    Bkz. Dagda bagin var...
    1819- Kimse ayranim (yogurdum) eksi demez. (Yogurdum, ayranim eksidir diyen
    olmaz.)
    Herkes satacagi mali över. Kendi tutumunu ve tuttugu kimseleri savunur.
    Baskalari elestirseler de bunlara toz kondurmaz.
    1820- Kimse bilmez, kim kazana kim yiye.
    Bir kimse çalisip çabalar; kendisinin ve çoluk çocugunun gelecegi için mal
    biriktirir. Ancak, kimi zaman olaylar öyle gelisir ki bu kazanci, düsündükleri
    degil hatir ve hayalde olmayan kisiler yer.
    1821- Kimseden kimseye hayir yok (gelmez).
    Insan, yapacagi iste yalniz kendi gücüne güvenmelidir. Baskasinin
    yardimini bekler ve buna güvenirse düs kirikligina ugrar. Krs. Tirnagin
    varsa basini kasi.
    1822- Kimse kendi ayibini görmez.
    Bkz. Herkes kendi ayibini bilmez.
    1823- Kimse kendi memleketinde peygamber olmaz (olmamis).
    Kisinin degeri, dogup büyüdügü yerde geregi gibi
    bilinmez. Daha önce ad kazanmis kimseler vardir.
    Aile rekabetleri vardir. Küçüklügünde yaptigi çocukça
    davranislari bilenler vardir... Bütün bunlar,
    onun yüksek bir kisi olarak kabul edilmesini engeller.
    1824- Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz.
    Yasli bir kisi, çok sevdigi bir genç ölünce keske
    onun yerine ben öleydim der. Kimi zaman da biz
    o degerli adam ölecegine su ise yaramaz adam
    ölmeliydi deriz. Bos sözler. Kimse kimsenin yerine ölemez.
    1825- Kimse kimsenin kismetini (rizkini) yemez.
    Kimi zaman bir kimsenin eli altindaki yiyecek türlü
    nedenlerle yenilmez, kalir. Bu sirada disaridan
    biri gelir, yemege alikonulur. Hazir bulunan yiyecek
    ona ikram edilir. Demek ki bu yiyecek onun
    kismeti imis, asil sahibinin kismeti degilmis denilir.
    Bu durum, kimse kimsenin kismetini yemez
    gerçegini kanitlar. Yan yana ayni mali satan iki esnaf
    da böyle düsünür: Gelen müsteri, her iki mali
    görür, ama ancak birini satin alir. Saticilar kismet
    sataninmis inancinda birlesirler.
    1826- Kimsenin ahi kimsede kalmaz.
    Zulüm görenin ahi, zulmedene hayretmez. Krs. Mazlumun ahi indirir sahi.
    1827- Kimsenin çirasi tana kadar yanmaz.
    Hiç kimsenin parlak yasami sürekli olmaz.
    1828- Kimseye arsinina göre bez vermezler.
    Gözü yükseklerde olan, asiri istekleri bulunan kimseye
    düsledigi ölçüye göre degil, içinde yasadigi ortamin ölçüsüne
    göre bir pay verilir.
    1829- Kiraz dut yetismese beni yiyenin boynunu sapima
    döndürürüm demis.
    Kiraz, yiyene yumusaklik verir; kisiyi zayiflatir. Hemen ardindan
    yetisen dut ise besleyicidir.
    1830- Kisi arkadasindan bellidir. (Adam ahbabindan bellidir.)
    Herkes anlasabildigi kimse ile arkadaslik eder. Bundan dolayidir ki bir
    kimsenin nasil bir kisi oldugunu ögrenmek isteyen, arkadasinin kisiligine
    bakmalidir.
    1831- Kisi (herkes) ektigini biçer.
    Bkz. Ne ekersen onu biçersin.
    1832- Kisi ne yaparsa kendine yapar.
    Iyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulur.
    1833- Kisinin kendine ettigini kimse (alem bir yere gelse) edemez.
    Bir kimse kimi zaman tedbirsizligi yüzünden öyle
    yanlis is yapar, basini öyle derde sokar ki böyle bir
    kötülügü baskalari ona yapamaz.
    1834- Kisi refikinden azar.
    Kötü arkadas, kisiyi kötü yola sürükler. Krs. Adam adamin seytani,
    Itle yatan bitle kalkar, Kir atin yaninda duran..., Isin yanina varan
    is..., Topalla gezen..., Körle yatan..., Üzüm üzüme...
    1835- Kisi umduguna küser.
    Bkz. Gönül ummadigi yere küser.
    1836- Kisiyi (herkesi) nasil bilirsin, kendin gibi.
    Bkz. Herkesi nasil bilirsin...
    1837- Kisiyi vezir eden de karisi, rezil eden de.
    Kari akilli olursa kocasinin toplum içindeki yerini
    her bakimdan yüceltir. Akilsiz, tutumsuz, ahlaksiz...
    olursa kocasini perisan, kepaze eder. Krs. Iyi evlat babayi vezir...
    1838- Kocana göre bagla basini, harcina göre pisir asini.
    Kisi, tutumunu çevresindekilerin durumuna göre düzenlemeli ve kendi
    varligina uygun bir yasayis sürmeli, gücünün üstünde isler yapmaya
    kalkismamalidir.
    1839- Kocanin kabi ikiyse birini kir.
    Kiskanç kadin, kocasinin asiri zengin olmasini istemez; çapkinliga baslar
    diye.
    1840- Kocasini vezir eden de rezil eden de karisidir.
    Bkz. Kadin kocasini isterse...
    1841- Koça (öküze) boynuzu yük degil (olmaz).
    Kisiye kendi isi ve yakinlarinin sorumlulugu agir gelmez. Krs. Hamala
    semeri yük olmaz.
    1842- Koç koyundan seçkel gerek.
    Bir topluluga önderlik edecek, egemen olacak kisi,
    toplulugu olusturanlardan üstün nitelikte olmalidir.
    1843- Kol kirilir yen içinde bas yarilir börk içinde.
    Bkz. Bas yarilir börk içinde...
    1844- Komsu boncugunu çalan gece takinir.
    Hirsizlik mal, sahibinin göremeyecegi yer ve zamanda kullanilir.
    1845- Komsuda piser, bize de düser.
    Yakinlarimizin güzel seylere kavusmasi onlardan bizim de yararlanmamiz
    olasiliginin dogmasi demektir.
    1846- Komsu ekmegi komsuya borçtur.
    Komsunuz size bir ikramda bulunur, bir sey armagan ederse, siz de ona
    ikramda bulunmali, armagan vermelisiniz.
    1847- Komsu hakki, Tanri hakki(-dir).
    Komsular arasinda yakin, kaçinilmaz iliskiler vardir. Komsular birbirlerini
    incitmemeli, birbirlerinin hatirini saymali, birbirlerine yardim
    etmelidirler. Bu ödevleri yerine getirenler, Tanri'ya karsi da ödevlerini
    yapmis olurlar.
    1848- Komsu iti komsuya ürümez.
    Komsudaki uygunsuz kisi, baskalarini incitse de
    komsusunu rahatsiz etmez.
    1849- Komsu kizi almak, kalayli kaptan (tastan) su içmek gibidir.
    Komsu kizini almaya karar veren, ailenin ve kizin
    durumunu, gidisini iyi bildiginden içi rahat olarak
    bu iliskiyi kurar.
    1850- Komsu komsunun külüne (tütününe) muhtaçtir.
    Komsular birbirlerine en küçük sey için bile muhtaçtirlar. Kimi zaman
    önemsiz bir seyin eksikligi isimizi aksatir. O zaman komsu imdada yetisir.
    1851- Komsun kör ise sen kipa bak.
    Kisi, çevresindeki insanlari kiskandiracak durumlardan sakinmali, onlarda
    bulunmayan seylere sahip olsa bile onlar gibi yasamalidir.
    1852- Komsunu iki inekli (öküzlü) iste ki kendin bir inekli
    (öküzlü) olasin.
    Baskasinin iyi durumda olmasini iste ki Tanri seni
    de ondursun. Krs. Hayir dile komsuna...
    1853- Komsunun tavugu, komsuya kaz görünür (karisi kiz görünür).
    Baskasinin mali, bize oldugundan daha degerli görünür. Oysa ayni sey
    bizde de vardir; ama baskasininkini bizimkinden üstün buluruz.
    1854- Konur esek çayirini almaz.
    Kendini begenmis kisi, yararlanilacak nesnelere hor
    baktigindan bunlardan yoksun kalir.
    (Konur: Kibirli)
    1855- Korkak bezirgan (tüccar) ne kar eder ne ziyan (zarar).
    Is yapmaya korkan tüccar, kendisini zarardan korumus olur ama, kazanç da
    saglayamaz.
    1856- Kork Allah'tan korkmayandan.
    Allah'tan korkmayan kimse, insana her türlü kötülügü yapabilir.
    Böylesinden korkulur.
    1857- Kork aprilin besinden, öküzü ayirir esinden.
    Aprilin besinde (simdiki 18 nisanda) çift süren iki
    öküzü birbirinden ayiracak kadar siddetli saganak
    olur; kasirga ve firtina kopar.
    1858- Korku daglari bekletir (asirir).
    1) Birçok insanlar zulüm, ya da ceza görmekten korkup daglara çikar,
    orada çekilmez kosullar altinda yasarlar.
    2) Kötü, sert bir durumla karsilasacagindan korkan kisi, yapmak istedigi
    seyden istemeye istemeye vazgeçer.
    1859- Korkulu rüya (düs) görmektense uyanik yatmak hayirlidir.
    Tehlikesi de bulunan çekici bir ise girismektense o
    isten vazgeçip tehlikesi olmayan durumda kalmak
    daha iyidir. Krs. Ne karanlikta yat...
    1860- Korkunun ecele faydasi yoktur.
    Kisi korkmakla kendisine gelecek bir zarari önleyemez. Olacak olur. Bunun
    için bos yere korkup üzüntü çekmemelidir.
    1861- Koy avucuma, koyayim avucuna.
    Bize yardimda bulunan, yarar saglayan kisiye biz
    de yardimda bulunur, yarar saglariz.
    1862- Koyma akil, akil olmaz (cepten düser), (Sokma akil, sekiz adim gider.)
    Akli olmayan kisi, baskasinin verdigi akil ile is göremez. Önce bir seyler
    yapmaya baslasa da arkasini getiremez.
    1863- Koyun can derdinde, kasap yag derdinde.
    Bkz. Keçiye can kaygisi...
    1864- Koyunun bulunmadigi yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
    Bir seyin çok degerlisi ele geçmezse az degerlisi önem
    kazanir. Krs. Körler memleketinde...
    1865- Koyunun götü bir gün açiksa keçininki her gün açik.
    Davranislarini herkesin begendigi kimse, günün birinde yanlis bir is
    yapabilir. Bu, her gün yanlis is yapaninkinin yaninda kinanacak bir
    durum sayilmaz.
    1866- Koyunun kuyrugu var örter.
    Zenginlerin ve toplumda önemli yeri olan kisilerin
    kusurlari hemen örtbas edilir. Krs. Mal malamati örter.
    1867- Koyunun meledigini kuzu melemez.
    Ana-babanin çocuguna karsi gösterdigi asiri ilgi ve
    sevecenligi, çocuk ana-babasina karsi o ölçüde göstermez.
    1868- Koyunu yüze yetir, el onu bine yetirir.
    El, bir olayi abartarak söyler. Yüz kazansan bin diye
    anlatir.
    1869- Koz gölgesi: kiz gölgesi, sögüt gölgesi: yigit gölgesi,
    dut gölgesi: it gölgesi.
    Ceviz agacinin gölgesi koyu, güzeldir. Insana kizlarin yaninda bulunma keyfi
    verir.
    Ancak orada karinca çok olur; gölgede oturan insanin keyfini kaçirir. Kizlarin
    yaninda
    oturankisi de hem mutluluk duyar, hem de çevredeki asalaklardan rahatsiz olur.
    Sögüt, boylu boslu bir agaçtir. Koruyucu yigide benzer.
    Gölgesi altinda safa ve rahatlikla vakit geçirilir.
    Dut gölgesi, alaca bir gölgedir, zevksizdir;
    rahatsizdir. Çünkü agacin meyvesi, altina dökülür.
    Hem insanin üstünü kirletir, hem de sineklerin üsüsmesine
    yol açar. Bundan baska, itler de dut yemeye gelir,
    orasini kirletirler. Gölgede de yatarlar.
    1870- Köleden aga olan minareyi sesiyle yikar.
    Sonradan görmüs kisi çok yüksekten atar tutar. Krs
    Sonradan imam olanin...
    1871- Köpege dalanmaktan çaliyi dolanmak yegdir.
    Bkz. Itle dalasmaktan...
    1872- Köpege gem vurma, kendisini at sanir.
    Kendisine karsi degeri varmis gibi davranilan degersiz
    kisi, gerçekten deger bulundugunu sanir.
    1873- Köpegi dövmeli ama, sahibinden utanmali.
    Sana satasan kisiyi hirpalarken onu benimsemekte
    ve korumakta olan saydigin kimseyi gücendirmemeye de dikkat etmelisin.
    1874- Köpegin ahmagi baklavadan pay umar.
    Bkz. Itin ahmagi...
    1875- Köpegin duasi kabul (makbul) olsa (-ydi) gökten kemik yagar(-di).
    Bkz. Itin duasi...
    1876- Köpegi öldürene sürütürler.
    Bkz. Iti öldürene...
    1877- Köpek bile yal yedigi kaba pislemez (siçmaz).
    Köpek bile yem yedigi kaba karsi saygili davranirken,
    insan nasil olur da geçimini sagladigi yere, kendisine
    bu geçimi hazirlamis olan kimseye kötülük eder?
    1878- Köpek ekmek veren (yedigi) kapiyi tanir.
    Köpek bile kendisini besleyen yeri bilir, davranislariyla duygularini
    belli eder. Insan bundan ders almali, gördügü iyiligi unutmamalidirlar.
    1879- Köpekle dalasmaktan çaliyi dolasmak yegdir.
    Bkz. Itle dalasmaktan...
    1880- Köpek sahibini isirmaz.
    Kisi ne kadar asagilik olursa olsun, kendini benimseyip koruyana kötülük etmez.
    1881- Köpeksiz sürüye (köye) kurt girer (iner).
    Koruyucusuz halka, bekçisiz ülkeye düsman saldirir.
    1882- Köpek suya düsmeyince yüzmeyi ögrenmez.
    Kisi, bir tehlike karsisinda her yerden umudu kesilip kendine güvenmekten
    baska çare kalmadigini anlamadikça kurtulus yolunu bulamaz.
    1883- Köpek sürünmekle etek kesilmez.
    Terbiyesiz kimsenin satasmasiyla temiz kisi lekelenmis olmaz. Krs. It
    degmekle deniz..., Kalayli bakir...
    1884- Köprüyü geçinceye kadar ayiya dayi derler.
    Kisi, kendisinden yardim bekledigi asagilik kimseye isi bitinceye kadar
    soylusun, boylusun diye dil döker.
    1885- Kör Allah'a nasil bakarsa Allah da köre öyle bakar.
    Kisi efendisine karsi nankörlük ederse efendisi de
    onu korumaz.
    1886- Kör (kesmez) biçak ele (yavuz), is bilmeyen avrat dile (yavuz).
    Kör biçak ise yaramaz ama insanin elini keser. Is
    bilmeyen kadin da çok konusmaktan baska bir sey
    yapmaz.
    1887- Kör bile düstügü çukura bir daha düsmez.
    Bkz. Esek bile bir düstügü...
    1888- Körden gözlü, topaldan ayakli, deliden deli.
    Kör olan anadan, babadan dogan çocuk kör olmaz.
    Topalin çocugu da saglam bacakli olur. Ama delinin çocugu deli dogar.
    1889- Köre elvandan (renkten) bahsolunmaz.
    Bir seyin niteligi üzerine hiç bilgisi bulunmayan kisiye o seyin sözü
    edilmez; ögretilmesine çalisilmaz.
    1890- Köre simdi gece demisler; ne zaman gündüzdü demis.
    Baskalarina mutluluk veren durum bu durumla ilgisi olmayan talihsiz kisi
    için deger tasimaz.
    1891- Kör görmez, sezer.
    Kör görmedigi seyi nasil sezerse bir konu üzerinde
    bilgisi olmayan kisinin de o konu ile ilgili sezisleri olur.
    1892- Kör kusun yuvasini Allah yapar.
    Bkz. Garip kusun yuvasini...
    1893- Körler memleketinde sasilar padisah (bas) olur.
    Hepsi bilgisiz olan bir çevrede azicik bilgisi bulunan basa geçer. Krs.
    Koyunun bulunmadigi...
    1894- Körle yatan sasi kalkar. (Itle yatan bitle kalkar.)
    Kötü kimseyle düsüp kalkana az çok kötü huy bulasir. Krs. Kisi refikinden
    azar, Kir atin yaninda duran..., Isin yanina varan is..., Topalla
    gezen..., Üzüm üzüme...
    1895- Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sirma saçli olur.
    Bkz. Kel ölür sirma saçli olur...
    1896- Kör pazara varmasin, pazar körsüz kalmasin.
    Bir sey satin almasini bilmeyen kimseler alisverise
    çikmamalilar ama çikarlar. Esnaf da bu gibilerinden hoslanir.
    1897- Körün istedigi bir göz, iki(-si) olursa ne söz.
    Kisi kendisinde bulunmayan seyden bir tane isterken ona iki tane verilirse
    daha çok sevinir.
    1898- Körün istedigi iki göz, biri ela biri boz.
    Öyle insanlar vardir ki kendilerine yapilmasini istedikleri iyiligi
    gördükleri halde bununla yetinmezler, ayrintilarinin su, bu biçimde olmasini
    da isteyecek kadar yüzsüzlük ve açgözlülük ederler.
    1899- Köseyle alay edenin top sakali kara gerek.
    Baskasinin eksikleri ile eglenen kisinin kendisi kusursuz olmalidir.
    1900- Köse tasi kösede yakisir (yarasir).
    Önemli kisiligi bulunan kimseye önemli bir is basinda bulunmak yakisir.
    1901- Kötü haber tez duyulur.
    Bkz. Kara haber tez duyulur.
    1902- Kötü komsu insani (adami) hacet (mal) sahibi eder.
    Kötü komsu, kendisinden emanet olarak istenen seyi
    vermez. Emanet isteyen de gidip o seyden satin alir.
    Böylece bu komsu, o kisiyi esya sahibi etmis olur.
    1903- Kötülük her kisinin kari, iyilik er kisinin kari.
    Bkz. Iyilige iyilik her kisinin kari...
    1904- Kötürümden aksak, hiç yoktan torlak yegdir.
    Bir seyin, -kusurlu da olsa- elde bulunmasi, hiç bulunmamasindan daha iyidir.
    1905- Kötü söyleme esine, agi katar asina.
    Iliskide bulundugun kimseleri sözlerinle incitme, kötüleme ki onlar da
    sana daha büyük kötülük yapmasinlar.
    1906- Kötü söz insani dininden çikarir (tatli söz yilani ininden çikarir.)
    Bkz. Aci söz insani...
    1907- Köyden köye it ürümez.
    Seni ilgilendirmeyen ise uzaktan söz atarak karisma a köpek!
    1908- Köylü birbirine düsmezse Osmanli mikla (kiymali yumurta) yiyemez.
    Eski dönemden kalma bir söz: Halkin birbirine düsmesi güvenlik görevlisinin
    isine gelir. Çünkü her grup güvenlik görevlisini yanina çekmek için ona
    çikar saglar.
    1909- Köylü, misafir kabul etmeyiz demez, konacak konak yoktur der.
    Kisi bir isi yapmak istemezse dogrudan dogruya
    yapmam demez de, birtakim gerekçeler ileri sürerek, bunu gerçeklestirmenin
    olanagi bulunmadigini söyler.
    1910- Köylünün kahve cezvesi karaca amma sürece.
    Köylünün kahve cezvesi gösterissizdir. Ama eksik
    olmayan konuklari agirlamak için sürekli olarak
    kaynar.
    1911- Kuduz ölür ama daladigi da ölür.
    Azgin kisi, kötülüklerinin cezasini görür ama yaptigi kötülüklerin acisi
    sürer.
    1912- Kulaktan burun yakin, kardesten karin yakin.
    Bkz. Kardesten karin yakin.
    1913- Kul azmayinca Hak yazmaz.
    Kisi, azginligi yüzünden kötü durumlara düser.
    1914- Kul bunalmayinca Hizir yetismez.
    Bkz. Kul sikilmayinca...
    1915- Kul hatasiz olmaz.
    Bkz. Kul kusursuz olmaz.
    1916- Kul kullanan, bir gözünü kör, bir kulagini sagir etmeli.
    Isçi çalistiran kimse, isçinin yaptigi her yanlisi görmemeli, söyledigi
    her uygunsuz sözü isitmemeli ki onu dariltmasin, is aksamasin.
    1917- Kul kusursuz (hatasiz) olmaz.
    Insan yanilmamak için ne denli dikkat ederse etsin
    yine yanilir. Hiç yanlis is yapmamis kisi yoktur. Krs. Insan beser,
    kuldur sasar, Hatasiz kul olmaz.
    1918- Kul sikilmayinca (bunalmayinca) Hizir yetismez.
    Insan, basi dara düsmedikçe bütün gücüyle çalisip
    sikintisina çare bulmaz.
    1919- Kul teftiste, gözelim Mevla ne iste.
    Insanlar hep bir is pesinde kosarlar. Ama nasil sonuç
    alacaklarini Tanri bilir.
    1920- Kuma (ortak) gemisi yürümüs, elti gemisi yürümemis.
    Bkz. Ortak gemisi yürümüs...
    1921- Kurban etiyle (kemigiyle) köpek tavlanmaz.
    Bir rastlantinin getirdigi geçici iyi durum, beklenen
    gerçek iyiligi saglamaz.
    1922- Kurcalama sivilceyi (sivilceyi kurcalama) çiban edersin.
    (Sivilce kurcalaninca çiban olur.)
    Küçük bir sorunu çok kurcalar, çok deserseniz basiniza büyük dert
    açarsiniz.
    1923- Kurda konuk (komsu) giden, köpegini yaninda götürür.
    Bkz. Kurtla görüsürsen...
    1924- Kurda neden boynun (ensen) kalin? demisler, isimi kendim
    görürüm de ondan demis. (Isimi kimseye inanmadigimdan demis.)
    Isini baskasina inanmayarak kendisi gören, üzülmez;
    rahat eder. Krs. Sana vereyim bir ögüt: Ununu elinle ögüt.
    1925- Kurdun adi yaman çikmis, tilki vardir (tilkicik var) bas keser.
    Öyle sinsi ve kurnaz kimseler vardir ki adi zalime,
    haine ve kötüye çikmis kimselerden daha tehlikelidirler.
    1926- Kurnaz (yavuz) hirsiz ev sahibini bastirir.
    Kurnaz suçlu, agiz kalabaligiyla, zarar verdigi kisinin hakli savini
    dinlenmez eder.
    1927- Kurt dumanli havayi sever.
    Kendi yararina bir is yapmak için firsat kollayan
    kisi, kimsenin bu ise engel olamayacagi, karisik zamani sever.
    1928- Kurt kocayinca köpegin maskarasi olur.
    Güçlü iken herkesin kendisinden çekindigi kisi, gücünü yitirdikten
    sonra, güçsüz ve asagilik kimselerin oyuncagi olur.
    1929- Kurt komsusunu yemez.
    Bir kisi ne denli azgin ve kötü düsünceli olursa olsun yakinlarina
    dokunmaz.
    1930- Kurt köyünü (tüyünü) degistirir, huyunu degistirmez.
    Hain kimse, yer yurt, kilik kiyafet degistirse de kötü
    huylarini degistirmez.
    1931- Kurtla görüsürsen köpegini yanindan ayirma. (Kurda konuk giden
    köpegini yaninda götürür.)
    Saldirgan birisiyle karsilasacak olan kisi, kendisini
    koruyacak önlemi almalidir.
    1932- Kurtla koyun, kiliçla oyun olmaz.
    Saldirgan ile güçsüzün, zarar veren ile zarar görenin yan yana bulundugu
    yerde tehlike vardir.
    1933- Kurtla ortak olan tilkinin hissesi, ya tirnaktir, ya bagirsak.
    Güçlü ile hileci ortak olsa güçlünün dedigi olur. Hileci, ortaginin
    kendisine verecegi, ise yaramaz paya razi olmak zorundadir. Yoksa
    parçalanmak tehlikesi vardir.
    1934- Kurtlu baklanin kör alicisi olur.
    Bkz. Bitli baklanin...
    1935- Kuru bok göte yapismaz.
    Bir kisiye, yapmadigi kesin olarak bilinen bir suçu
    yüklemeye çalismak bosuna bir çabadir.
    1936- Kuru gayret, çarik eskitir.
    Bir isi basarmak için rasgele çabalamak yetmez.
    Amaca dogru planla yürümek ve isin çikar yollarini
    bulmak gerekir. Böyle yapilmazsa bütün çabalar
    bosa gider; zarardan baska bir sonuca varilmaz.
    1937- Kuru laf (bos lakirdi) karin doyurmaz.
    Bos sözlerle olumlu is yapilamaz.
    1938- Kurunun (arasinda) yaninda yas da yanar. (Yasin yaninda kuru da yanar).
    Begenilmeyen tutumlarindan dolayi cezalandirilan
    kisiler içinde suçsuzlar da suçlular gibi hirpalanirlar. Krs. Az ates çok
    odunu yakar.
    1939- Kusursuz dost arayan dostsuz kalir.
    Kusursuz kisi bulunmaz. Bundan dolayidir ki dost
    olmak için kusursuz birini arayan kimse, aradigini
    bulamaz, dostsuz kalir. Krs. Ayipsiz yar isteyen...
    1940- Kusursuz güzel olmaz. (Her güzelin bir kusuru vardir.)
    Her iyi seyin hosa gitmeyen bir yönü, her güzelin
    kusurlu bir yani vardir. Kusuru bulunmayan iyi, güzel bir sey yoktur.
    1941- Kusa kafes lazim, boruya nefes.
    Bir seyden yararlanmak için kullanilacak araç, onun
    niteligine uygun olmalidir.
    1942- Kusa süt nasip olsa anasindan olurdu.
    1) Yaradilisi bir seyden yararlanmasina elverisli olmayan kisi, ne denli
    çabalasa o seyden yararlanamaz.
    2) Kisi en yakinindan saglayamadigi yarari baskasindan hiç saglayamaz.
    1943- Kus daridan kaçar mi? (Kaçmaz).
    Hiç kimse çikarini tepmez. Kazançli görünen bir ise yanasmamasi, o
    iste sakinca görmesindendir.
    1944- Kus kanadina kira istemez.
    Kisi, kendi isi için zaten harcayacagi çabadan dolayi baskasindan
    karsilik beklemez.
    1945- Kuskulu uyku evin bekçisidir.
    Ufak bir tikirtidan uyanacak kadar hafif uyuyan
    ve tetikte olan kimse, evin bekçiligini iyi yapiyor demektir.
    1946- Kustan korkan dari ekmez.
    Bkz. Serçeden korkan...
    1947- Kusu kusla avlarlar.
    Elde edilmek istenen kimse, daha önce elde edilmis kimse araciligiyla
    tuzaga düsürülür.
    1948- Kus var eti yenir, kus var et yedirilir. (Her kusun eti yenmez).
    Öyle kisiler vardir ki acimadan en agir iste kullaniriz. Öyle kisiler
    de vardir ki, is gördürmek söyle dursun, biz ona hizmet ederiz.
    1949- Kutlu gün dogusundan (bellidir) (kutlu yaz yagisindan).
    Mutlu sonuç verecek isler, daha baslangiçta ve aldigi yönden belli olur.
    1950- Kutsuz kusun yuvasi dogan yaninda olur.
    Talihsiz kisi, her an kendisine saldiracak güçlü kimselerle yan yana
    bulunur.
    1951- Kuzguna yavrusu anka (sahin, güzel) görünür.
    Bkz. Karga yavrusuna bakmis...
    1952- Kuzusuna kiymayan kebap yiyemez.
    Insanlar büyük bir gereksemelerini karsilamak için
    sevdikleri kimi seyleri feda etmek zorundadirlar.
    Krs. Yagina kiymayan çöregini yavan yer.
    1953- Küheylan at, çul içinde de bellidir.
    Cevherli insan, kilik kiyafeti düzgün olmasa da degerini yitirmez.
    1954- Küheylan bok saçmaz mi?
    1) Saygin bir ana-babanin çocugu ahlaksiz olabilir.
    2) Sagduyusuyla taninmis kimse de yanlis isler yapabilir.
    1955- Külhancinin beyligi hamamcilik demisler.
    Bayagi bir isle ugrasan kimse, yükselse bile ancak
    bu isin basi olur.
    1956- Küpe küp deyince küp adama düp der.
    Degersizligini, boslugunu yüzüne karsi söylediginiz
    kisi, size, sözünüzün yankisi gibi kötü bir karsilik
    verir.
    1957- Kürdün yagi çok olunca, hem yer, hem yüzüne sürer.
    Mali çok olan akilsiz kisi, bunu gerekli olan is için
    kullandiktan sonra kalanini tutmasini bilmez. Çarçur eder. Krs. Abdalin
    yagi çok olursa..., Kasap yagi bol bulunca...
    1958- Kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü.
    Baskalarinin gereksemelerine çare bulan kisi, bunlara benzeyen kendi
    gereksemelerini savsaklar. Krs. Terzi kendi sökügünü dikemez.
    1959- Kürk ile börk ile adam olunmaz.
    Kilik kiyafet, degeri olmayan kisiye deger kazandirmaz. Krs. Kalip
    kiyafetle adam, adam olmaz, Esege altin semer vursalar yine esektir.
    1960- Kürkü orak vaktinde, oragi kürk vaktinde.
    Bkz. Aba vakti yaba, yaba vakti aba.
    :::::::::::::
    -L-
    1961- (Lafin azi, uzu) çobana verme kizi, ya koyun güttürür ya kuzu.
    Bkz. Çobana verme kizi...
    1962- Laf lafi (söz sözü) açar (laf da kutuyu açar.)
    1) Bir kimse ile konusma uzatilirsa, sözden söze geçile geçile, basta
    konusulmasi düsünülmeyen konulara degin girilir.
    2) Söz uzadikça karsidakine, sigara kutusunu açmaktan baslayarak,
    birtakim ikramlarda bulunmak gerekir.
    1963- Lafla (lakirdi ile) peynir gemisi yürümez.
    Söyle yaparim, böyle yaparim demekle yapilmasi
    gereken is yapilamaz.
    1964- Lafla pilav piserse deniz (dag) kadar yagi benden.
    Söz söylemek, isleri basarmaya yetseydi en iri sözler söylenerek en
    büyük isler basarilirdi.
    1965- Laf torbaya girmez.
    Agizdan çikan bir söz, artik gizli kalamaz. Herkes onu duyar.
    1966- Lakirdi ile peynir gemisi yürümez.
    Bkz. Lafla peynir gemisi yürümez.
    1967- Latife latif gerek.
    Saka, kirici olmamali; ince, hosa gider olmalidir.
    1968- Leylegi kustan mi sayarsin, yazin gelir, kisin gider.
    Sürekli olarak bir is üzerinde durmayan, maymun
    istahli olan kisiye kimse güvenmez.
    1969- Leylegin ömrü (günü) laklaka ile geçer.
    Aylak kisi bütün zamanini gevezelikle, çene çalmakla geçirir.
    1970- Lodosun gözü yasli olur.
    Lodos rüzgari yagmur getirir.
    1971- Lokma çignenmeden yutulmaz.
    Bkz. Çignemeden yutulmaz.
    1972- Lokma karin doyurmaz, sefkat artirir.
    Bir kimseye ziyafet çekmek, ya da armagan vermek, onun karnini doyurdugu,
    bir gereksemesini karsiladigi için degil, aradaki sevgiyi artirdigi için
    degerlidir.
    :::::::::::::
    -M-
    1973- Mahkeme kadiya mülk degil.
    Hiçbir kimse, bulundugu kamu hizmetinde ömrünün sonuna kadar kalmaz.
    Bir süre sonra bu ise baskasi getirilir, kendisi ayrilir.
    1974- Mal adama hem dost, hem düsmandir.
    Mal adama dosttur, çünkü ona rahat bir yasayis
    saglar. Iyilikler yapma, hayir islerine yardim etme
    olanagi verir. Düsmandir, çünkü kisinin azmasini
    kolaylastirir. Bundan baska mala göz dikenler çok
    olur. Bu yüzden anlasmazliklar çikar; mal sahibinin
    canina bile kiyilir.
    1975- Mal cani kazanmaz, can mali kazanir.
    Insan mal kazanacagim diye sagligini, canini tehlikeye
    düsürmemelidir. Tam tersine, sagligini korumak, canini
    kurtarmak için malini harcamaktan çekinmemelidir. Mali
    kazanan insandir. Can sag olmalidir ki mal kazanilabilsin.
    1976- Mal canin yongasidir.
    Mal canin bir parçasi gibidir. Malina zarar gelen
    kisi, canindan bir parçasi gidiyormus gibi üzülür.
    1977- Mali mala cani cana ölçmeli.
    Malimiz ve canimiz bizim için ne degerde ise baskalarinin mal ve canlari
    da kendileri için o degerdedir. Öyleyse bizim malimiza ve canimiza
    gelmesini istemedigimiz bir zararin baskasinin malina ve canina gelmesini
    nasil hos görebilir, buna nasil izin verebiliriz? Krs. Cani cana ölçmeli.
    1978- Malini yemesini bilmeyen zengin her gün zügürttür.
    Zügürt, yokluk içinde bulundugundan yiyemez.
    Varlikli oldugu halde yiyemeyenin zügürtten ne farki var?
    1979- Malin iyisi bogazdan geçer.
    Malin ise yaramasi, sahibinin onu kullanabilmesi,
    yiyebilmesi ile olur. Kisi malini yiyemedikten sonra o mal neye yarar?
    1980- Malin iyisi suya yakin, daha iyisi eve yakin.
    Bkz. Tarlanin iyisi suya...
    1981- Mali ongun olanin adi angin olur.
    Malindan çok ürün alan kisinin adi her yerde anilir.
    1982- Mal istersen bedeninden, evlat istersen belinden.
    Kisinin gerçek mali, babadan kalan degil, kendi emegiyle
    kazandigi maldir. Gerçek evlat da kendisinden dogmus olandir;
    üvey ya da edinilen evlat, öz çocugunun yerini tutmaz.
    1983- Mal malamati örter.
    Zenginlik, bir kisinin ayiplarini, kusurlarini kapatir.
    1984- Mart ayi, dert ayi.
    Mart ayinda havalar sik sik degisir. Insan kendini
    koruyamaz; hasta olur. Krs. Mart çikmadikça...
    1985- Mart aylarin çingenesidir.
    Öteki aylardan her birinin bir kisiligi, bir soylulugu vardir. Mart ise
    soysuz, güvenilmez, ne yapacagi bilinmez kisilere benzer.
    1986- Mart çikmadikça dert çikmaz.
    Kis hastaliklari, mart sona ermedikçe bitmez. Krs. Mart ayi, dert ayi.
    1987- Mart dokuzunda çira yak, bag buda.
    Martin dokuzu (yeni takvime göre 22'si) olunca baglarin her halde budanmasi
    gerektir. Bu is, gündüz yetistirilemezse gece çira isiginda yapilmaya degecek
    kadar önemlidir.
    1988- Mart kapidan baktirir, kazma kürek yaktirir.
    Mart ayinda siddetli soguklar olur. Insan disari çikamaz. Odun, kömür de
    azaldigindan kazma, kürek saplarini yakacak duruma düser.
    1989- Mart kuruluk, nisan yagmurluk.
    Bkz. Martta tezek kuruya...
    1990- Mart martladi, tavuk yumurtladi.
    Mart kendini gösterince tavuklar yumurtlamaya baslar.
    1991- Martta sürmez, eylülde ekmezsen sabani birak.
    Çiftçi, islerini zamaninda yapmazsa ürün alamaz.
    Bu gibi kimseler üstesinden gelemedikleri çiftçiligi
    birakmalidirlar.
    1992- Martta tezek kuruya, nisanda seller yürüye. (Mart kuruluk, nisan
    yagmurluk.)
    Mart ayinin kurak, nisan ayinin yagisli olmasi, çiftçinin yüzünü güldürür.
    1993- Martta yagmasin, nisanda dinmesin (mayista ara sira).
    Ekin için, martta yagmur yagmasi zararli, nisanda
    çok yagmasi yararlidir.
    1994- Martta yagmaz, nisanda dinmezse sabanlar altin olur.
    Bkz. Karakista karlar...
    1995- Mart yagar, nisan övünür; nisan yagar, insan övünür.
    Martta yagan yagmurla ekinler nisanda gelisir. Nisanda yagan yagmurla
    basaklar olgunlasir, dolgunlasir. Bu da çiftçiyi sevindirir.
    1996- Masa varken elini atese sokma.
    Baska birine yaptirabilecegin tehlikeli ise kendin girisme.
    1997- Mayasiz yogurt tutmaz (çalinmaz).
    Çok para kazanabilmek için, az da olsa, elde bir sermaye olmasi gerekir.
    1998- Maymunu firina (atese) atmislar, yavrusunu ayaginin altina almis.
    Bkz. Ayiyi firina atmislar...
    1999- Maymun yogurdu yemis, artigini ayinin yüzüne sürmüs.
    Kurnaz kimse, isledigi suçu baskasinin, hele bön birinin üstüne
    yikmasini bilir.
    2000- Mazlumun ahi, indirir sahi (yerde kalmaz).
    Güçlü kimse zulmetmemelidir. Zulmeden her halde yikima ugrar. Zulüm gören
    kimsenin bedduasi, padisahi tahtindan indirir. Krs. Kimsenin ahi kimsede
    kalmaz.
    2001- Meramin elinden bir sey kurtulmaz (ne kurtulur).
    Bir isi yapmaya azmeden ve ona dört elle sarilan
    kisi her halde basariya ulasir.
    2002- Merdiven ayak ayak (basamak basamak) çikilir.
    En yüksek yere, yavas yavas yükselerek çikilir.
    2003- Merhametten maraz dogar (hasil olur).
    Kimi kisiler, kendilerine aciyip iyilik edenlerin basini derde sokarlar ya
    da bu iyiligi kötüye kullanirlar.
    2004- Mermer iyi tastan, iyilik iki bastan.
    Bkz. Iyilik iki bastan olur.
    2005- Mescide gerek olan meyhaneye haramdir.
    1) Insanin kendisine ve benimsedigi yere gerek olan
    seyi yabanciya vermesi dogru degildir.
    2) Bir yer için gerekli olan sey, görevi onunki ile
    çelisen yer için zararlidir.
    2006- Meyhaneciden sahit istemisler (sormuslar) bozaciyi
    (mezeciyi) göstermis.
    Uygunsuz is yapan kimse, hakli oldugunu göstermek için kendisine
    benzeyen birini tanik gösterir.
    2007- Meyhanecinin yüzünü bayram topu güldürür.
    1) Ramazan'da herkes ibadete koyulur; günah olan
    içkiyi keser. Bunun için meyhaneci ancak bayram
    gelince bol müsteri bulur.
    2) Yasak yüzünden isi aksamis olan kimse, yasagin kalkmasina sevinir.
    2008- Meyil verme evliye, eve gider unutur.
    Evlenmek isteyenlere ögüt...
    2009- Meyveli agaci taslarlar.
    Çogu zaman, bilgili, becerikli kimselere satasirlar.
    2010- Mezar tasi ile övünülmez.
    Kisi, geçmisteki atalariyla degil, ancak kendi degeri ile övünebilir.
    2011- Misira yagmur geliyor demisler; çapan birlik mi? demis.
    Misir bol su ister; ama çapalanmazsa sudan geregi
    gibi yararlanamaz.
    2012- Mizrak çuvala sigmaz (girmez).
    Herkesin gözü önündeki gerçekler örtbas edilemez.
    2013- Minare de dogru, ama içi egri.
    Dogru görünen nice kisiler vardir ki iç yüzlerini bilenlerden nasil
    düzenbaz ve hayin olduklari ögrenilir.
    2014- Minareyi çalan kilifini hazirlar.
    Kolay kolay gizlenemeyecek denli büyük bir suç isleyen kisi, bunun
    ortaya çikmamasi için gereken önlemleri daha önce alir.
    2015- Minareyi yaptirmayan yerden bitmis sanir (bitti beller).
    Degerli, önemli hiçbir is yapmamis olanlar, yapilmis olan büyük,
    önemli isleri kendiliginden oluvermis sanirlar.
    2016- Mirasa nereye gidiyorsun? demisler; esip savurmaya demis.
    Kisi kendisinin kazandigi mali elden çikarmaya kiyamaz, ama miras
    kalan mali har vurup harman savurur.
    2017- Miras helal, hele (ele) al demisler.
    Miras, mirasçinin hakkidir. Ama alabilirse...
    2018- Miri mali balik kilçigidir, yutulmaz (balik kilçigi gibi
    bogazda kalir).
    Devlet malini kendine mal etmek çok zordur. Birçok engeller buna olanak
    vermez. Verse de bu mal rahatça kullanilamaz ve günün birinde hesabi
    sorulur.
    2019- Misafir ev sahibinin (bagli) kuzusudur.
    Konuk; yemek, gezmek, eglenmek, yatmak vb. konularda ev sahibinin
    çizdigi programa uymak zorundadir.
    2020- Misafirin umdugu ev sahibine iki övün olur.
    Konuk, ne denli gerçeklesebilecegini düsünmeden
    ev sahibinin kendisine çok seyler ikram edecegini
    umar. Ama bakar ki sofrada umduklari yok.
    2021- Misafirin yüzsüzü sahibini agirlar.
    Kendisinin agirlanmasi gereken yüzsüz konuk, ev
    sahibine yol gösterir gibi agirlama isini üzerine alir.
    2022- Misafir kismeti ile gelir.
    Ev sahibi konugu yük saymaz. Konugun geldigi evde
    ya yiyecek bulunur; ya da beklenmedik bir yerden o sirada
    yiyecek gelir. Misafirin kismetini Tanri'nin göndermis olduguna
    inanilir. Krs. Misafir on kismetle gelir...
    2023- Misafirlik üç gündür.
    Bkz. Misafir üç gün misafirdir.
    2024- Misafir misafiri (dilenci dilenciyi) istemez (sevmez),
    ev sahibi ikisini de.
    Misafir, gittigi yere baska bir misafirin gelmesini istemez. Ister ki
    bütün agirlamalar yalniz kendisi için olsun. Ev sahibi ise her misafire
    ayri ayri hizmet etmeyi borç bilir, ama hiç misafir gelmese de rahatim
    bozulmasa diye düsünür.
    2025- Misafir on kismetle gelir; birini yer, dokuzunu (evde) birakir.
    Türkler inanirlar ki konuk, ev sahibine fazla bir gider yüklemez. Tanri,
    konugun yediginden kat kat fazlasini, konuk agirliyor diye, ev sahibine
    verir. Krs. Misafir kismeti ile gelir.
    2026- Misafir umdugunu degil buldugunu yer.
    Konuk, ev sahibinin kendisini çok seylerle agirlamasini bekleyebilir. Ama
    ev sahibi ona ancak evinde bulunani ikram eder.
    2027- Misafir üç gün misafirdir. (Misafirlik üç gündür.)
    Gelenege göre konukluk hakki üç gündür. Konuk
    bir yerde üç gün kalirsa ne ev sahibi bunu fazla bulur,
    ne de konuk uzun kaldim diye üzülür. Ama
    üç günden sonrasi, her ikisi için de olur. Konuk,
    senli benli bir arkadas ise, üç günden sonra
    konuklugu birakip ev sahibine yardimci olmalidir.
    2028- Miskçiyle konus, miskine bulas; pisçiyle konus, pisine bulas.
    Bir kisi, arkadaslik ettigi kimse iyi ise iyi, kötü ise kötü
    huylar kapar. Krs. Kisi arkadasindan bellidir.
    2029- Misk yerini belli eder.
    Degerli kisi, nerede olsa varligini gösterir.
    2030- Miyancinin kesesi bol olur.
    Iki kisi arasinda uzlastiricilik yapan kimse, anlasmalarini kolay
    saglasin diye, birinin zararina bol keseden öneride bulunur.
    2031- Muhabbet iki bastan olur.
    Bkz. Iyilik iki bastan olur.
    2032- Mum (çira) dibine isik vermez. (Çira dibi karanlik olur.)
    Bir kimse, baskalarina bol bol yaptigi yardimi kendi
    yakinlarina yapmaz.
    2033- Mum yanmayinca pervane dönmez (yanmaz).
    Güzel yoluna bas koyanlarin ortaya çikmasi için güzelin görünmesi gerekir.
    2034- Müflis (zügürtleyen) bezirgan (tüccar) eski defterlerini karistirir.
    (Bzirgan `tüccar' zügürtleyince geçmis defterleri yoklar.)
    1) Tüccar zügürtleyince, belki bir kimsede alacagim
    kalmistir diye eski defterlerini gözden geçirir.
    2) Vaktiyle önemli isler yapmis olanlar, düskünlüklerinde eski
    durumlarini anarak, anlatarak avunmaya çalisirlar.
    2035- Müft olsun da zift olsun.
    Birçok kimse, bedava bulunca yenmeyecek seyleri
    yer; ise yaramayan seyleri alir.
    2036- Mühür kimde ise Süleyman odur.
    Bir iste kime yetki verilmisse bas odur söz ondan biter. Onun buyrugu geçer.
    2037- Mürüvvete endaze olmaz.
    Yardim ve iyilik için ölçü, sinir yoktur. Kisi, yapabildigi ölçüde çok
    yardim ve iyilikte bulunabilir.
    :::::::::::::
    -N-
    2038- Nacarin (marangozun) kapisi sirimla bagli olur.
    Bkz.Terzi kendi sökügünü dikemez.
    2039- Namazda meyli olmayanin kulagi ezanda olmaz.
    Kisi yapmak istemedigi isin ayrintilariyla ilgilenmez.
    2041- Nasibat istersen tembele is buyur.
    Bkz. Tembele is buyur...
    2041- Ne dilersen esine, o gelir basina.
    Bkz. Hayir dile esine...
    2042- Ne dograrsan asina, o çikar karsina (kasigina).
    Simdi iyi çalisirsaniz geleceginiz iyi, kötü çalisirsaniz geleceginiz
    kötü olur. Krs. Herkes ne ederse kendine eder, Ne ekersen onu biçersin.
    2043- Ne ekersen onu biçersin. (Herkes ektigini biçer). (Eken biçer, konan
    göçer.)
    Bugün birisine iyilik yapan, yarin ondan iyilik; kötülük yapan da kötülük
    görür. Krs. Herkes ne ederse kendine eder, Ne dograrsan asina...
    2044- Nefesin elverirse borazanci basi ol. (Nefesine güvenen borazanci
    basi olur.)
    Basarabileceginize inaniyorsaniz büyük islere girisiniz.
    2045- Ne karanlikta yat, ne kara düs gör.
    Tehlikelere karsi önlem almis olan kisi, kendini ileride üzülmekten
    kurtarmis olur. Krs. Esegini saglam bagla..., Korkulu rüya görmekten...
    2046- Nekesle cömerdin harci birdir.
    Bkz. Cömertle nekesin...
    2047- Ne oldum dememeli, ne olacagim demeli.
    Kisi, bugün içinde bulundugu parlak durumun sürüp gidecegini sanmamali;
    çevresine tepeden bakmamali; yarin kötü bir duruma düsebilecegini
    hatirdan çikarmamalidir.
    2048- Nerde birlik, orda dirlik.
    Aralarinda duygu ve düsünce birligi bulunan topluluklar, dirlik ve
    düzenlik içinde yasarlar.
    2049- Nerde çokluk, orda bokluk.
    Birlikte is yapmak üzere toplanan kisiler çok olursa her kafadan bir ses
    çikar, anlasmazliklar belirir, is yapmak güçlesir.
    2050- Nerde hareket, orda bereket.
    Durmadan çalisilan yerde verim artar, bolluk olur.
    2051- Neren agrirsa canin orda.
    Can dedigimiz yasam simgesinin bedenimizde belli
    bir yeri yoktur. Ancak bedenimizin bir yeri agriyinca can orada kendini
    gösterir.
    2052- Nereye gitsen okka dört yüz dirhem. (Okka her yerde dört yüz dirhem).
    (Her yerde okka dört yüz dirhem).
    Bir mal kimi yerde daha ucuzdur, ama düsük niteliktedir. Kimi kisilerin
    gündeligi az, kimininki çoktur. Dikkat edilirse isleri de ona göre hafif ya
    da agirdir; kaba saba ya da uzmanlik isidir. Özet olarak ölçü her yerde
    birdir.
    2053- Ne verirsen elinle, o gider seninle.
    Bu dünyada yoksullara ve hayir islerine yardim
    edersen öbür dünyada karsiligini görürsün.
    2054- Ne yavuz (askin, azgin) ol asil, ne yavas (saskin, miskin) ol basil.
    Cezaya çarpilacak ölçüde asiri ve saldirgan olma.
    Ama herkes seni ezecek ölçüde yumusak ve miskin
    de olma.
    2055- Nikahta keramet vardir.
    Evlenmeleri söz konusu olanlarin anlasabilip anlasamayacaklarini pek
    düsünmeyiniz. Nikah onlari sevgi bagiyla birbirlerine baglayacaktir.
    2056- Nisan yagar sap olur, mayis yagar çeç (tahil yigini) olur.
    Nisan yagmuru ekinlerin sapini gelistirir. Mayis yagmuru basaklarin
    dolgunlasmasina yarar.
    2057- Nisan yagmuru: altin araba, gümüs tekerlek.
    Nisanda yagan yagmur, ürünleri bollastirir; çiftçiyi zengin eder. Krs.
    Martta yagmaz, nisanda dinmezse...
    2058- Niyet hayir, akibet hayir (selamet).
    Iyi niyetle girisilen isin sonu hayirli olur.
    :::::::::::::
    -O-
    2059- Oduncunun gözü omçada (bag kütügü), (dilencinin gözü çömçede).
    Herkes isine yarayan seye göz diker; onu elde etmenin yolunu arar.
    2060- Oglan anasi kapi arkasi, kiz anasi minder kabasi.
    Eve gelin geldikten sonra oglanin anasi kapi disari
    edilecek gibi görülür. Kizin anasi ise bas köseye
    oturtulur.
    2061- Oglan atadan (babadan) ögrenir sofra açmayi, kiz
    anadan ögrenir biçki biçmeyi.
    Erkek çocuk, erkeklerin yapmasi gereken seyleri (örnegin konuk
    agirlamayi) babasindan, kiz çocuk da kadinlarin yapmasi gereken seyleri
    (örnegin dikisi, biçkiyi, ev islerini) anasindan ögrenir. Baba, ana
    bunlari bilmiyorsa çocuktan böyle seyler beklenmez.
    2062- Oglan dayiya, kiz halaya çeker.
    Oglan çocugun yüzü de, huyu da dayisina, kiz çocugununki ise halasina
    benzer.
    2063- Oglan doguran övünsün, kiz doguran dövünsün.
    Dogacak çocugun oglan olmasi istenir. Kiz olmasi
    istenmez. Onun için oglan doguran ana sevinir; kiz
    doguran ana üzülür.
    2064- Oglan dogurdum, oydu beni; kiz dogurdum, soydu beni.
    Erkek çocuklar, yaramazliklariyla, haylazliklariyla, ana-babayi üzerler.
    Kiz çocuklar ise giyime, süse düskün olduklarindan ana-babalarindan sürekli
    para çekerler.
    2065- Oglan dogur, kiz dogur; hamurunu sen yogur.
    Ana-baba özverilere katlanarak çocuk yetistirirler.
    Ancak onlarin kendilerine pek yardimi olmaz.
    2066- Oglaninki ogul bali, kizinki bahçe gülü.
    Torun, oglandan olursa ogul bali, kizdan olursa bahçe gülü diye sevilir.
    2067- Oglan olsun deli olsun, ekmek olsun kuru olsun.
    Birçok kimse, evlat olarak, deli de olsa oglan, geçim için de katiksiz da
    olsa ekmek ister.
    2068- Oglan yetir, kiz yetir; yine selegi (odun yükü) sen götür.
    Bkz. Oglan dogur, kiz dogur...
    2069- Oglum deli mali neylesin, oglum akilli mali neylesin.
    Bkz. Akilli oglan neyler ata malini...
    2070- Oglumu (evladi) ben dogurdum amma gönlünü ben dogurmadim.
    Bkz. Evladi ben dogurdum amma...
    2071- O haci, bu haci, kim olacak boyaci?
    Bkz. Sen aga ben aga...
    2072- Okka her yerde dört yüz dirhem.
    Bkz. Nereye gitsen okka dört yüz dirhem.
    2073- Olacakla ölecege çare bulunmaz.
    Ölüm gibi kaderde olan seyler önlenemez.
    2074- Olan dört baglar, olmayan dert baglar.
    Zengin giyinir, kusanir, istedigi gibi yasar. Fakir ise
    yoksullugun acisini çeker.
    2075- Olgaç oglak bokundan betli olur.
    Çocugun gelismisligi genel tutumundan, isin gelismisligi
    vermekte oldugu üründen anlasilir.
    2076- Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.
    Hiçbir sey için olmaz deme. Dünyada olmayacak sey yoktur.
    2077- Olsa ile bulsayi ekmisler, yel ile yuf (yuh) bitmis. (Olsayi bulsaya
    vermisler, hiç dogmus.)
    Su is söyle olsa, bu is böyle olsa diye dilemekle istedigimiz
    sonuca varamayiz. Elde etmek istedigimiz sonucu dilekle degil,
    çalismakla gerçeklestirmeliyiz.
    2078- Olsayi bulsaya vermisler hiç dogmus.
    Bkz. Olsa ile bulsayi ekmisler...
    2079- Olursan kazik olma, tokmak ol.
    Iliskilerinde ezilen degil ezen olmayi yegle.
    2080- On besindeki kiz, ya erde gerek ya yerde.
    Kiz on bes yasina ulasti mi evlendirilmelidir. Evlendirilmezse
    anneyi, babayi güç durumda birakacak çok üzücü olaylar çikabilir.
    Böyle olacagina kizin ölmesi daha iyidir.
    2081- On ceviz alsan ikisi çürük çikar.
    Yüzde yüz saf nesne bulmak kolay degildir. Kazançlarin giderleri ve
    zararlari, ürünlerin fireleri oldugu gibi bir iste çalistirilanlarin kimisi
    de verimsiz olur.
    2082- Onmadik (talihsiz) haciyi deve üstünde (Arafat'ta) yilan sokar.
    Ülküsünü gerçeklestirmesi mukadder olmayan kisinin karsisina, hatir ve
    hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çikar.
    2083- Onmadik yilin yagmuru harman vakti yagar.
    Zamaninda olsa büyük yarar saglayacak olan durum, zamani geçtikten sonra
    gerçeklesirse zarar bile verebilir.
    2084- On para on arslanin agzinda.
    Simdi para kazanmak çok güçlesti. En küçük kazanç, pek çok didismeden,
    çalismadan sonra elde edilebiliyor.
    2085- Orman olur da domuz olmaz mi?
    Elverisli bir ortamdan elbette çikar saglayanlar bulunur.
    2086- Ortak (kuma) gemisi yürümüs, elti gemisi yürümemis.
    Bir erkegin iki karisi birbirleriyle geçinebilirler de
    iki kardesin karilari anlasamazlar.
    2087- Ortaklik öküzden baska (yalniz) buzagi yegdir.
    Kisinin ortaklik önemli mali olmasindan, yalniz kendisinin azicik mali
    bulunmasi daha iyidir.
    2088- tövbe tutmaz.
    Kötü bir seye alismis olan kimse bundan vazgeçmeye söz verse de
    sözünde durmaz.
    2089- Orospuya surat gerek.
    Begenilmesi söz konusu olan sey, güzel görünüslü olmalidir.
    2090- Ortak atin beli sakat olur.
    Her ortak, daha çok yararlanmaya çalisacagindan
    ortaklik mali yipratirlar. Krs. Egretinin cani berk olur.
    2091- Osmanlinin ayagi üzengide gerek.
    Jandarma görevlileri bas kaldiranlari, askerler düsmani ezmek
    için atlarindan inmemek ve bunlarin pesini birakmamak zorundadirlar.
    2092- Osmanlinin ekmegi dizi üstündedir.
    1) Osmanli, sürekli olarak at üstünde ve düsman
    pesinde oldugundan yemegini oturup sofrada yemez, hep at üstünde yer.
    2) Osmanli nankördür.
    2093- Osmanli tavsani araba ile avlar.
    1) Osmanlilarin yönetim islerinde bozukluk basladiktan sonra iç güvenligi
    saglayacak olanlarin durumu suna benzerdi: Araba ile tavsan avlamak.
    Çünkü rahatlarini bozmaz, sadece is yapiyor görünürlerdi. Onlar
    davranincaya kadar is isten geçerdi. Güvenligi bozanlar kolayca kaçarlardi.
    2) Osmanli, olmayacak isleri kurnazca ve kendini yormadan basarir.
    2094- Osuranin burnuna siçmali ki koku ala.
    Eylemleriyle çevresini rahatsiz etmekte olan kisiyi
    daha agir eylemlerle rahatsiz etmeli ki davranisinin
    ne denli kötü oldugunu anlasin.
    2095- Osurgan (osuruklu) göte arpa ekmegi bahane.
    1) Zaten zayif, hastalikli kisi, sagliginin bozulmasini önemsiz etkenlere
    baglar.
    2) Davranislari begenilmeyen kisi, sudan nedenlerle kendisini mazur
    göstermeye çalisir.
    2096- Osurukla boya boyanmaz.
    Diskinin yanindan gelen osuruk, onun rengiyle bir
    seyi sariya boyayamaz. Bunun gibi, yeterli olmayan davranisla iyi bir is
    basarilamaz.
    2097- Ot kökü üstünde biter.
    Çocuk, ailesinin genel durumuna; egitim gören, egiticinin tutumuna uygun
    olarak yetisir. Krs. Isirgan ocaginda biter.
    2098- Otu çek, köküne bak.
    Kisinin kimligini dogru olarak ögrenmek isterseniz
    soyuna sopuna bakiniz.
    2099- Otuz iki disten çikan, otuz iki mahalleye yayilir.
    Bir agizdan çikan söz, baskalarinin agzina geçer, her tarafa yayilir.
    2100- Oynamasini bilmeyen kiz; yerim dar demis; yerini genisletmisler
    (bollatmislar); gerim (yenim) dar demis.
    Kendisinden beklenen isi beceremeyen kisi, çesitli engellerin isi
    güçlestirdigini söyleyerek yeteneksizligini belli etmemeye çalisir.
    2101- Oynasina inanan avrat, ersiz kalir.
    Çok önemli isini bir aldaticiya yaptirabilecegine
    inanmis olan kisi, bekledigi sonucu hiçbir zaman
    elde edemez.
    :::::::::::::
    -Ö-
    2102- Ödünç güle güle gider, aglaya aglaya gelir.
    1) Ödünç para verildigi zaman iki tarafin yüzü güler. Ama sonra taraflarin
    arasi bozulmadan ödenmez.
    2) Ödünç esyayi tertemiz veren, yipranmis olarak geri alir.
    2103- Öfke baldan tatlidir.
    Sinirlendirici bir durum karsisinda bagirip çagirmak,
    içini bosaltmak, insana ferahlik, dahasi zevk veren
    tatli bir seydir.
    2104- Öfkede akil olmaz.
    Insan öfkelenince mantikli düsünemez, akilsizca isler yapar.
    2105- Öfkeyle kalkan zararla (ziyanla) oturur.
    Kisi, öfkeli zamaninda duygusunun etkisi altindadir. Iyi düsünemez;
    yaptigi taskinca isin nasil bir sonuç doguracagini hesap edemez.
    Sonunda bu ölçüsüz, yanlis davranisinin zararini görür.
    2106- Öksüz güler mi, meger yanila.
    Bkz. Öksüz neden güler...
    2107- Öksüz hirsizliga çikarsa ay ilk aksamdan dogar. (Öksüz oynasa
    çikmis; ay aksamdan dogmus.)
    Talihsiz kimse bir seyden yararlanmaya kalkissa
    karsisina akla gelmedik engeller çikar.
    2108- Öksüz kuzu toklu (bir yasindaki erkek kuzu) (öveç) olmaz.
    Kimsesiz, koruyucusuz kimse ilerleyemez.
    2109- Öksüz neden güler? Yanilir da güler. (Öksüz güler mi, meger yanila.)
    Isleri ters giden kimsesiz kisinin yüzü gülmez. Yüzünü güldürecek bir
    durum belirse, biraz sonra anlasilir ki yanlislik olmustur, böyle bir durum
    ortaya çikmayacaktir.
    2110- Öksüz oglan (çocuk) göbegini kendi keser.
    Arkalayani, koruyani, yardim edeni bulunmayan kisi, isini kendi basina
    görmek zorunda kalir.
    2111- Öksüz oynasa çikmis, ay aksamdan dogmus.
    Bkz. Öksüz hirsizliga çikarsa...
    2112- Öksüzün karnina vurmuslar (öksüzü dövmüsler) arkam! demis.
    Bir kimsenin haksizliga ugramamasi için arkasi, koruyucusu bulunmalidir.
    2113- Öküze boynuzu yük olmaz.
    Bkz. Koça boynuzu yük degil.
    2114- Öküz öküzün boynuzunda çamur görmezse korkmaz.
    Birisiyle kavgaya girismesi olasiligi bulunan kisi,
    karsisindakinin yenilmezligini anlatan bir belirti görmezse ondan korkmaz.
    2115- Öküz tekini bulmadan çifte yürümez.
    Bir ahmak, budalaca bir ise girisirken kafasina uygun biriyle isbirligi
    yapar.
    2116- Ölenle (birlikte) ölünmez.
    Insan, ölen yakini için kendini harap edercesine
    üzülmemelidir. Çünkü çok üzülmekle durum degismeyecektir.
    2117- Ölme bayilmaya benzemez.
    Girisilecek iste ziyan etmek olasiligi da göze alinabilir. Ancak bu ziyan,
    batkinliga varacak orani bulacaksa o isten vazgeçilmelidir.
    2118- Ölmüs koyun (esek) kurttan korkmaz.
    Her seyini yitirmis olan kisinin saldirgana bir sey kaptirmaktan korkusu
    olmaz. Krs. Abdala kar yagiyor demisler...
    2119- Ölü asi neylesin, türbe tasi neylesin.
    Ruhu için dagitilan yemekten, adinin unutulmamasi için dikilen tastan
    ölünün haberi olmaz. Bunlar geride kalanlarin teselli yollaridir. Her
    seyi yitirmis olan kisi, derdine çare olmayan iyilik gösterilerini
    ne yapsin?
    2120- Ölümden öte(-ye) köy yoktur.
    Her seyimi kaybetmeyi göze alarak bu isi yapiyorum.
    2121- Ölüm dirim (kalim) bizim için.
    Insan nasil olsa ölecegini düsünmeli ona göre düzene koymalidir.
    2122- Ölüme çare bulunmaz.
    Bkz. Ecele çare bulunmaz.
    2123- Ölüme giden gelmis, paraya giden gelmemis.
    Para getirmeye giden kisinin bu isten basariyla gelmesi,
    ölünün diriltilmesinden daha güçtür.
    2124- Ölüm gelmis bu cane, bas agrisi bahane.
    Bkz. Ecel geldi cihana...
    2125- Ölüm hak, miras helal.
    Ölüm herkese gelecektir. Ölenin mirasi da mirasçinin hakkidir.
    2126- Ölüm ile öç alinmaz.
    Bir kisi, öç almak istedigi kisinin, ya da onun yakininin ölmesine
    öç almis gibi sevinmemelidir.
    2127- Ölümü gelen it cami avlusuna iser.
    Bkz. Eceli gelen it...
    2128- Ölümü gören hastaliga razi olur.
    Küçük bir zarara ugramayi kabul etmezse çok büyük bir zarara ugrayacagini
    anlayan kimse, bu küçük zarari kabul eder.
    2129- Ölüm var, dirim (kalim) var.
    Insan her isini gelecegi düsünerek yapmali özellikle
    mal varligini hesapli kullanmalidir.
    2130- Ölüm yüz akligi(-dir).
    Yüz kizartici bir yasanti içinde bulunanlarin ayibini ancak ölümleri
    temizler.
    2131- Ölürse yer begensin, kalirsa el begensin.
    Ana, baba çocuklarinin egitimine çok önem vermeli,
    gerekirse onu dövmelidir. Ilke sudur: Çocuk ölürse iyi anilmali,
    yasarsa begenilir bir kisi olmalidir.
    2132- Ölüsü olan bir gün aglar; delisi olan her gün aglar.
    Yakinlarindan biri ölen kisi ilk günlerde çok üzülür; ancak zamanla bu
    üzüntü küllenir. Yakinlarindan biri deli olan kisi ise sürekli olarak
    üzüntü içindedir. Demek ki delisi olmak, ölüsü olmaktan daha
    büyük bir felakettir.
    2133- Ölüyü çok yursan siçagan olur.
    Düzensiz bir isi düzeltmek için gereginden çok titizlik gösterirseniz
    isin daha kötü bir durum almasina yol açarsiniz.
    2134- Ölüyü örtekorlar (örtekomuslar), delige dürtekorlar (dürtekomuslar).
    Bir kimse ölünce, artik yüzünü kimse görmek istemez. Hemen üstü örtülür ve
    geciktirilmeden götürülüp gömülür; sonra da unutulur. Geride kalanlar,
    uzun zaman onun yasini çekip üzülmezler. Kendi alemlerine dalarlar.
    2135- Önce düsün, sonra söyle.
    Iyice düsünmeden söyledigimiz sözlerden dolayi sonradan pismanlik
    duydugumuz, keske söylemeseydim dedigimiz çok olur. Böyle bir duruma
    düsmemek için bir sözü söylemeden önce uzun uzun
    düsünmemiz gerekir. Krs. Bogaz kirk bogumdur, Sözünü bil, pisir.
    2136- Önce igneyi kendine batir, sonra çuvaldizi ele.
    Önce küçük incitici bir islemin bize yapacagi etkiyi
    düsünmeli, ondan sonra bunun daha agirini baskasina uygulamanin dogru
    olup olmadigina karar vermeliyiz.
    2137- Önceki çarigi, sonraki sarigi.
    Iki karili erkek birincisini hor görür, ikincisini el
    üstünde tutar. Krs. Kadin kocasinin çarigi...
    2138- Ön tekerlek nereye giderse art tekerlek de oraya gider.
    Bkz. Arabanin ön tekerlegi nereden...
    2139- Öpülecek el isirilmaz.
    Saygi gösterilmesi gereken kimse incitilmemelidir.
    2140- Örtük pazar ara bozar.
    Kisiler arasindaki alisveriste kosullarin açikça belirtilmemesi,
    ileride anlasmazlik çikmasina ve aralarinin bozulmasina yol açar.
    2141- Ötlegenin bayligi bögürtlenin vakti geçinceye kadardir.
    Kisiyi üne kavusturan kosullar bitince artik o kisinin sesi çikmaz olur.
    :::::::::::::
    -P-
    2142- Paça islanmadan balik tutulmaz.
    Hiçbir nimet zahmet çekilmeden, özveriye katlanilmadan elde edilemez.
    2143- Padisahin bile arkasindan kiliç sallarlar.
    Kendisinden çekinilen kimsenin yüzüne karsi kimse agiz açmaz da en güçlü
    kimsenin bile arkasindan herkes düsmanlik gösterilerinde bulunur.
    2144- Padisah yasagi üç gün sürer.
    Padisahlik zamanindaki yönetimin ne denli etkisiz
    olduguna bir örnek: Bir yasak çikarilirdi ama birkaç gün sonra
    uygulama gevsetilirdi; yasaga aldiran olmazdi. Halk, bu sözle
    yönetenlerin durumunu kurallastirdi ve onlara inanmadigini belirtti.
    2145- Palamut çok biterse kis erken olur.
    Yüzyillarca süren gözlemlerden sonra bu yargiya varilmistir.
    2146- Papaz her gün pilav yemez.
    Birkaç kez yaptigini gördügünüz isi bir kisiye her
    zaman yaptirmak isterseniz onu usandirir, yeter
    artik! diyecek duruma getirirsiniz.
    2147- Para dedigin el kiri.
    Para elde kalmaz; kullanilir, harcanir.
    2148- Para ile imanin kimde oldugu bilinmez.
    Para, ortaya konulup herkese gösterilen seylerden
    degildir. Iman da kisinin içindedir. Bundan dolayi
    kimin ne kadar parasi bulundugunu, kimin ne denli
    Tanri'ya yakin oldugunu kimse bilmez.
    2149- Para isteme benden, buz gibi sogurum senden.
    Kisi, kendisinden para isteyen kimseden artik uzak
    durmak ister.
    2150- Param seni vereyim de mi düsman olayim,
    vermeyeyim de mi düsman olayim? Vermeyeyim de düsman olayim.
    Kendisinden ödünç para istenen kisi, bu parayi vermese karsisindaki
    ona düsman olur. Verse, parasi zamaninda geri gelmeyecegi için yine bir
    düsmanlik belirir. Iyisi parasini elinden çikarmamak degil mi?
    2151- Paran çoksa (borcun yoksa) kefil ol, isin yoksa sahit ol.
    Bkz. Isin yoksa sahit ol...
    2152- Paran gitti mi diye sormazlar, isin bitti mi diye sorarlar.
    Bkz. Paranin gittigine bakma...
    2153- Paranin gittigine bakma, isinin bittigine bak. (Paran
    gitti mi diye sormazlar, isin bitti mi diye sorarlar.)
    Yapmak istedigin isi yapabildinse bu ugurda harcadigin paralara acima.
    Çünkü para, istedigin isi yapmak içindir.
    2154- Paranin yüzü sicaktir.
    Parayi gören kimse onun çekiciligine kapilir ve kendisinden para
    karsiliginda beklenen isi yapmakta kolaylik gösterir.
    2155- Paran ucuz olursa sen pahali olursun.
    Çok alisveris yapan, bol bahsis veren kisi, parasindan yararlananlardan
    büyük saygi görür.
    2156- Paran varsa cümle alem kulun, paran yoksa timarhane yolun.
    Bkz. Varsa pulun, herkes kulun...
    2157- Para parayi çeker.
    Elde para bulunursa onunla yeni paralar kazanilir.
    2158- Parasi (akçasi) ucuz olanin kendisi kiymetli olur.
    Parasini esirgemeyen, eli açik kimseyi herkes el üstünde tutar.
    2159- Parayi domuzun boynuna takmislar da Domuz Aga! diye çagirmislar.
    Para, itibari olmayan kisiye itibar kazandirir.
    2160- Parayi veren düdügü çalar.
    Parasini veren kimse, istedigi seyi elde eder.
    2161- Parayi zaptetmek deliyi zaptetmekten zor.
    Elindeki parayi çarçur etmeyip tutmasini bilmek,
    herkesin yapamayacagi zor bir istir.
    2162- Pazarda herkes ambarindaki unu kadar konusur.
    Bir kimse, maddi alanda olsun, manevi alanda olsun, yeteneginin
    ölçüsünü bilmeli, siniri asan davranislarda bulunmamalidir.
    2163- Pazar, ilk pazardir.
    Satilacak mala ilkin kaç paraya istekli çikmissa en
    yüksek fiyat odur. Satici buna razi olmazsa daha
    sonra hiçbir istekli bu fiyati vermez.
    2164- Pazar körsüz kalmaz.
    Kötü mal satilmaz sanmayin. Ona da iyiyi, kötüyü ayirt edemeyen alici
    bulunur. Krs. Bitli baklanin kör alicisi olur.
    2165- Pekmez gibi malin olsun, Antakya'dan sinek gelir.
    Bkz. Çanakta balin olsun, Yemen'den (Bagdat'tan) ari gelir.
    2166- Pekmezi küpten, kadini kökten al.
    Yiyecegin seyin temiz bir kapta bulunanini alman
    gerektigi gibi esin olacak kadinin da temiz ve soylu
    bir aileden olmasina dikkat etmelisin.
    2167- Pek yas olma, sikilirsin; pek de kuru olma, kirilirsin.
    Çok uysal olursan ezilirsin. Hep dik basli olursan
    yalniz kalir, herkesi karsinda bulursun. Hüner, gerektiginde uysal,
    gerektiginde sert olmayi bilmektir.
    2168- Persembenin gelisi çarsambadan bellidir.
    Bir isin sonunun nasil olacagi simdiki gidisinden belli olur.
    2169- Peynir ekmek, hazir yemek.
    Yemek pisirmek sikintisina katlanmak istemeyenler için peynir ekmek,
    pisirilip kotarilmis yemektir.
    2170- Pilavdan dönen kasigin sapi (dönenin kasigi) kirilsin.
    1) Insan çikarini gözetmelidir. Kendisine yararli seyi
    elde etme çabasini göstermeyen kisiden ne hayir beklenir?
    2) Bir görev yapmasi için elde bulundurulmakta olan
    araç, bu görevi yapmiyor ya da yapamiyorsa var olmasiyla yok olmasi
    arasinda fark kalmaz.
    2171- Pilav yiyen kasigini yaninda (belinde) tasir.
    Birsey yapmak, bir seyden yararlanmak isteyen kisi, bunun için gereken
    araci eli altinda bulundurmalidir. Krs. Asure yemeye giden..., Cani
    kaymak isteyen..., Kaymagi seven..., Zemheride yogurt isteyen...
    :::::::::::::
    -R-
    2172- Ragbet güzel ile zenginedir.
    Güzellerle zenginler her zaman el üstünde tutulurlar.
    2173- Rahat ararsan mezarda.
    Bkz. Agrisiz bas mezarda gerek.
    2174- Rakip ölsün de ne yüzden ölürse ölsün.
    Istenen sey, engelin ortadan kalkmasidir. Nasil, ne
    yoldan kalkarsa kalksin, bunun önemi yoktur.
    2175- Ramazan bereketli aydir, ama duvardan giden kilica sor (demisler).
    En degerli esyanizi satip para hazirlarsaniz, ramazan kuskusuz bereketli
    ay olur.
    2176- Ramazanda yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayramda
    yüzü kara olsun.
    Bir sözün yalan oldugu, bir ödevin yapilmadigi, bir
    süre sonra gerçeklesen olaylarla anlasilir. O zaman
    yalan söyleyen, ya da ödevi yapmamis olan kisi,
    utancindan hiç kimsenin yüzüne bakamaz olur. Krs.
    Arife günü...
    2177- Rençper kirk yilda, tüccar kirk günde.
    Rençperin ancak kirk yilda kazanabilecegi parayi,
    tüccar kirk günde kazanir.
    2178- Rüsvet kapidan girince insaf (iman) bacadan çikar.
    Rüsvet alan kamu görevlisi; hak, adalet, insaf duygularindan siyrilir.
    Yetkisini rüsvet verenden yana, kötüye kullanir.
    2179- Rüzgara tüküren kendi yüzüne tükürür.
    Gücünden büyük güce karsi koyan, kendini yipratmaktan baska bir sonuç
    alamaz.
    2180- Rüzgar eken firtina biçer.
    Herkesin zarar görmesine yol açacak isler yapan
    kimse, çok sert tepkilerle karsilasir ve sonunda en
    büyük zarara kendisi ugrar.
    2181- Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz (dal kimildamaz).
    Her durumu doguran bir etken vardir.
    2182- Rüzgarin önüne düsen yorulmaz.
    Bkz. Rüzgarin önüne düsmeyen yorulur.
    2183- Rüzgarin önüne düsmeyen yorulur.
    Toplumun genel gidisine uyan kisi rahat eder. Akintiya kürek çekmeye
    kalkan yorulur, basarisizliga ugrar.
    2184- Rüzgarli havanin kuytusu, yagmurlu havanin uykusu.
    1) Rüzgarli havada kuytu yer seçilir. Yagmurlu havada iyi uyunur.
    2) Toplum içinde çekisme ve çatisma basgösterince
    yapilacak en iyi is, bunlardan uzak durup rahatina
    bakmaktir.
    :::::::::::::
    -S-
    2185- Sabahin kizilligi aksami kis eder; aksamin kizilligi sabahi güz eder.
    Sabahleyin gökyüzünde görülen kizillik, o aksam
    havanin kis gibi olacagini, aksam görülen kizillik
    ise ertesi sabah havanin güze dönecegini belirtir.
    2186- Sabah ola, hayir ola (gele).
    Bkz. Aksamin hayrindan sabahin...
    2187- Sabah sürçen, geceye dek sürçer.
    Bir ise basladigi zaman beceriksizligi görülen kisinin bu durumu sonuna
    kadar sürer.
    2188- Sabahtan karnini doyuran, küçükken evlenen aldanmamis.
    Sabahleyin karin doyurulmalidir ki yapilacak is için
    gereken güç elde edilsin. Yemek, yenmezse is araya girer, insan aç kalir,
    güçsüz kalir, iyi is yapamaz. Evlenmeyi de geciktirmemelidir ki çocuklar
    anne, baba ihtiyarlamadan yetissinler. Bundan baska, zaman geçince
    insan kolay kolay evlenemez.
    Krs. Erken kalkan yol alir..
    2189- Sabanin tutagina yapisan el aç kalmaz.
    Çiftçilik yapan aç kalmaz.
    2190- Sabir acidir, (aci ise de) meyvesi tatlidir.
    Sabir güçtür, ama güzel sonuç verir.
    2191- Sabirla koruk helva olur, dut yapragi atlas.
    Sabretmesini bilen kisi olmayacak gibi görünen islerde bile basari kazanir.
    Sabredilirse eksi koruk, tatli üzüm olur. Üzüm suyundan pekmez yapilir,
    ondan da helva. Bunun gibi, ipek böcegi dut yapragini yiye yiye büyür,
    sonra ipek salgilar. Bununla da atlas dokunur.
    2192- Sabreden dervis, muradina ermis.
    Birçok islerin gerçeklesmesi için sabirli olmak, uzun
    zaman beklemek gerekir. Sabirli olan kisi eregine
    ulasir.
    2193- Sabreyle isine, hayir gelsin basina.
    Bir isi yaparken ivmez, sabrederseniz hayirli sonuçlara varirsiniz.
    2194- Sabrin sonu selamettir.
    Karsilastigi güçlükleri sabirla yenmeye çalisan kimse,
    sonuda basariya ulasir.
    2195- Saçim ak mi, kara mi? - Önüne düsünce görürsün.
    Sonucu çok geçmeden belli olacak bir durumun nasil bitecegini
    merak edenler azicik sabirli olmalidirlar.
    2196- Saç safadan, tirnak cefadan uzar.
    Halk arasinda söyle bir kani vardir: Insan keyifli olursa saçi, dertli
    olursa tirnagi uzar.
    2197- Sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana; baba mali tez tükenir
    evlat gerek kazana.
    Hakkiyla yararlanilacak bir seyin ortaya konabilmesi için birtakim
    ögelerin birlesmesi gerektir. Kisi kendi emegiyle kazanç saglayip bunu baba
    malina katmiyorsa babasindan kalan mal tez tükenir. Krs. Baba mali tez
    tükenir...
    2198- Sade sudan zerde olmaz, bal kazana girmeyince, hazir akça tez tükenir
    arkasindan gelmeyince.
    Bkz. Sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana; baba mali tez tükenir,
    evlat gerek kazana.
    2199- Sadik dost akrabadan yegdir.
    Candan dost akrabadan daha hayirli olur.
    2200- Safa ile yenen cefa ile kazanilir.
    Keyifli keyifli harcadigimiz para, çok sikinti çekilerek kazanilmistir.
    2201- Sag (saglam) bas yastik istemez.
    Saglam insan durup dururken yatmak istemez. Yatmak istiyorsa herhalde
    hastadir.
    2202- Sag elinin verdigini sol el görmesin.
    Bkz. Bir elinin verdigini...
    2203- Sagilir inegin buzagisi kesilmez.
    Çikar saglamaya yardim eden kimseye ya da seye
    zarar gelmemesine dikkat edilmelidir.
    2204- Sagir için iki kere kamet olmaz.
    Herkesin isitip ögrendigi sey, dikkatsiz kimse için
    bir daha söylenmez.
    2205- Sagir isitmez (duymaz) uydurur (yakistirir).
    Sagir, yaninda konusulan seyleri isitmez ama konusanlarin durumuna
    bakarak ve anladigini sanarak bir seyler yakistirip söyler. Bir durumun
    içyüzünü bilmeyen kisi de görünüse bakarak edindigi yanlis kaniyi gerçek
    sanir.
    2206- Sagirlar birbirini agirlar. (Keller ile yagirlar birbirini
    agirlar.)
    Toplum içinde önemsenmeyen kisiler birbirlerine deger verir, saygi
    gösterirler.
    2207- Saglik varliktan yegdir.
    Sagliktan büyük zenginlik olmaz. Saglik olmazsa
    varlik neye yarar?
    2208- Sag olsun da dag ardinda olsun.
    Bkz. Tas altinda olmasin da...
    2209- Sahipsiz (issiz) eve it buyruk.
    Kimsenin ilgilenmedigi, benimsemedigi, sahip çikmadigi isler üzerinde
    degersiz kisiler egemenlik kurarlar.
    2210- Sakal biyiga denk olmayinca berber ne yapsin?
    1) Kullanacagi seyler kusurlu olursa en usta kimse
    bile onlari uygun biçime sokamaz.
    2) Gelir gidere denk degilse durumu düzene koymaya çalisan kisi ne
    yapabilir.
    2211- Sakal keçide de var.
    Bkz. Keçide de sakal var.
    2212- Sakinilan (esirgenen) göze çöp batar.
    Esirgedigimiz, üzerine titredigimiz seye her halde bir
    zarar gelir.
    2213- Sakla beni varken, bulunayim sana yokken.
    Her sey var oldugu zaman alinip bir köseye konulmali ki ortadan çekildigi
    zaman el altinda bulunsun ve kullanilsin.
    2214- Sakla samani, gelir zamani.
    En degersiz seyi bile atmayip saklamali. Günün birinde ise yarar.
    2215- Saksagan danayi babasi hayrina bitlemez.
    Bkz. Karga mandayi babasi...
    2216- Sanat altin bileziktir.
    Kisinin elindeki sanat, degeri hiç eksilmeyen bir servettir.
    2217- Sana tasla vurana (dokunana) sen asla (ekmekle, pamukla) vur (dokun).
    Sana kötülük edene sen iyilik et. Sert davranana yumusak davran.
    2218- Sanatini hor gören bogazina torba takar.
    Bkz. Isine hor bakan...
    2219- Sanati ustadan görmeyen (ögrenmeyen) ögrenmez.
    Her sanatin birtakim incelikleri vardir. Kisi ne kadar çalisirsa çalsisin,
    bunu kendi kendine bulamaz.
    Her halde bir ustadan görüp ögrenmelidir.
    2220- Sana vereyim bir ögüt: Ununu elinle ögüt. (Benden sana bir ögüt:
    Ununu elinle ögüt).
    Kisi, isini baskasina inanmamali, kendisi yapmamalidir. Krs. Kurda neden
    boynun kalin demisler...
    2221- Sarhosa dokunma, kendi yikilsin.
    Bkz. Degme sarhosa...
    2222- Sarhostan deli bile korkar.
    Sarhos, deliden daha delice davranislarda bulunur.
    2223- Sari altinin olacagina sari samanin olsun.
    Para yenmez, içilmez. Oysa besin olmasa yasanmaz.
    Bu nedenle insan için de, hayvan için de besin paradan
    daha degerlidir. Hele insana bagli olmayan hayvanlar için para
    büsbütün gereksizdiz.
    2224- Sarigi sarar, sarar, ulami yetistigi yere sokarsin.
    Yürüttügünüz isi amaçlanan sonuca ulastiramasaniz bile ulasabildiginiz
    evre de olumlu bir asamadir.
    2225- Sarmisagi gelin etmisler, kirk gün kokusu çikmamis.
    Bir toplulugun arasina yeni girmis olan kötü kimsenin foyasi ilk
    günlerde meydana çikmaz.
    2226- Sarmisagi(-ni) hesap eden paça(-yi) yiyemez.
    Bkz. Sirkesini, sarmisagini...
    2227- Sarmisak da aci amma evde lazim bir disi.
    1) Sorumluluklari olmakla birlikte her eve bir kadin gerektir.
    2) Bir evde ara sira kullanilaçak seyden -insani rahatsiz da etse- bir
    parça bulunmalidir.
    2228- Sarmisak içli disli, sogan yalniz basli.
    Anlasan kimselerin -ayni aileden imisler gibi- birbirlerinden saklisi,
    gizlisi yoktur. Baskasiyla böyle bir yakinlik kuramamis olan kimse, tek
    basina kendi yasantisi içindedir.
    2229- Satilik ziftin olsun, Selanik'ten kel gelir.
    Ise yaramaz sandigin bir mali satiliga çikarirsan görürsün ki hatira
    gelmeyen yerlerden onu arayip soranlar vardir. Krs. Pekmez gibi malin
    olsun..., Çanakta balin olsun...
    2230- Say beni, sayayim seni.
    Bkz. Sev beni, seveyim seni.
    2231- Sayili günler (gün) tez (çabuk) geçer.
    Bir isin yapilmasi, ya da gerçeklesmesi için konulmus olan belli süre
    çarçabuk geçer.
    2232- Sayili koyunu kurt kapmaz (yemez).
    Miktari saptanarak bir kimseye teslim edilmis olan
    esya iyi korunur.
    2233- Sebepsiz kus bile uçmaz.
    Kilavuz ve yardimci almadan hiçbir is basarilamaz.
    Krs. Delilsiz cennete bile girilmez.
    2234- Sebepsiz ölüm olmaz.
    Bkz. Ecel geldi cihane..., Bahanesiz ölüm...
    2235- Selam para, kelam para.
    Her davranis para harcamayi gerektirir.
    2236- Sel gider kum kalir (kisi ettigini bulur.)
    Herhangi bir durumda önemli olan, kalici ögelerdir. Gelip geçici olanlar degil.
    2237- Sel ile gelen yel ile gider. (Yel gibi gelen sel gibi gider.)
    Emek çekilmeden ele geçen para; gereksiz yerlere
    harcanir, çarçur olur gider.
    2238- Sen aga ben aga, bu inegi kim saga. (Sen dede ben
    dede, bu ati kim timar ede.)
    Herkes kendisini buyurucu durumda görür, is yapmakla
    yükümlü saymazsa ortadaki isi kim yapar?
    2239- Sen bilirsin deyince (degirmende) kavga olmaz.
    Bir konu üzerindeki görüsme sirasinda uysallik gösterir, karsinizdakinin
    dedigini kabul ederseniz, anlasmazlik çikmaz.
    2240- Sen bir garip Çingenesin, telli (gümüslü) zurna nene gerek.
    Yoksul olan ya da toplumda seçkin bir yeri bulunmayan kisi, durumunun
    kaldiramayacagi ise kalkismamalidir.
    2241- Sen dede ben dede, bu ati kim timar ede?
    Bkz. Sen aga ben aga...
    2242- Senden çikmis bir kada (kaza), kime giden (gidersin) imdada.
    Yaramaz çocuk, senin yaptigin bir kaza sayilir. Bunun çaresine bakmak için
    kimden imdat isteyebilirsin? Kendi eyleminden dogan bütün olumsuzluklar
    böyledir.
    2243- Senden devletli ile ortak olma.
    Çünkü o çok para koyup genis is yapmak ister; buna senin gücün yetmez.
    Zarar ederseniz o dayanabilir, sen dayanamazsin. Is üzerinde de hep onun
    sözü geçerli olur.
    2244- Sen dost kazan; düsman ocagin basindan çikar.
    Bkz. Kazanirsan dost kazan...
    2245- Sen islersen mal isler, insan öyle genisler.
    Çalisirsan malin verimli, kazancin bol olur. Böyle
    böle zengin olursun.
    2246- Sen isten korkma, is senden korksun.
    Insan, yapacagi isi gözünde büyütmemeli, yenmeye azmederek çalismaya
    koyulmalidir.
    2247- Sen kazan da düsmana kalsin.
    Kazanacagim mali benden sonra kime birakacagim diye çalismaktan vazgeçme.
    Düsmana kalacagini da bilsen kazanç yolunu birakma.
    2248- Sen olursan bensiz, ben de olurum sensiz.
    Bir kimse, baska bir kimse ile olan iliskisini keserse, o da bu kisi ile
    iliskisini sürdürmek istemez.
    2249- Sen sen, ben ben.
    Hiç kimse kendisini baskasinin buyrugu altinda görmek istemez. Kendisine
    hükmetmek isteyen kimseye karsi duygusu sudur: Sen kendini nasil yüksek ve
    bagimsiz görüyorsan ben de kendimi öylece yüksek ve bagimsiz görüyorum. Bana
    karisamazsin.
    2250- Seraskere dana güttüren dünya.
    Bkz. Dünya bir, isi bir, Kavanoz dipli dünya, In kalk dünyasi.
    2251- Serçeden (kustan) korkan dari ekmez.
    Yapmayi düsündügü isin tehlikelerini göze alamayan kimse o ise
    girismemelidir.
    2252- Serçe ile konusanin sesi semadan gelir.
    Bkz. Deveci ile konusan kapisini büyük açar.
    2253- Serçeye çubuk beredir.
    Güçsüz kisiye en küçük sarsinti yikim nedeni olur.
    2254- Serkes öküz (son) solugu kasap dükkaninda alir.
    Dik basli olanlar, davranislarinin cezasini görürler.
    Bu davranislari hayatlarina bile mal olabilir.
    2255- Sermayen bir yumurta ise tasa çal.
    Güvendigin sey, ise yaramayacak kadar küçük ve önemsiz ise onu
    kullanmaktan vazgeç; sonuçtan umudunu kes.
    2256- Sev beni, seveyim seni. (Say beni, sayayim seni).
    Sevgi karsilikli olur. Sen beni seversen ben de seni severim. Krs. Say
    beni, sayayim seni.
    2257- Sevda (sevgi) geçer yalan olur, sonra sokar yilan olur.
    Sevda atesi sevgilileri önce kaynastirir; bir süre sonra
    söner. Öyle ki basta en büyük mutluluk kaynagi sayilirken, sonra en büyük
    rahatsizlik etkeni olur.
    2258- Sevenin kuluyum (kulu ol), sevmeyenin sultani.
    Sizi sevenlere kul gibi hizmet ediniz. Sevmeyenlere
    yüz vermeyiniz, yüksekten bakiniz.
    2259- Sevip (sevisip) dostuna, bosanip kocana varma.
    Bir kadin, töredisi sevdigi kimseye varmamalidir.
    Çünkü bu adam; kendisi gibi baskasiyla da sevisti,
    ya da sevisir diye kadina karsi içinde sürekli bir kusku
    duyar. Bu da evlenenler için geçimsizlik kaynagi olur. Kadin, bosandigi
    kimse ile yeniden evlenmemelidir. Çünkü bosanmanin nedeni olan eski
    anlasmazliklar yeniden bas gösterir.
    2260- Sev seni seveni hak ile yeksan ise, sevme seni sevmeyeni Misir'a
    sultan ise.
    Toplumdaki yeri ne denli degersiz olursa olsun, seni
    seveni sev. Toplumdaki yeri ne denli yüksek olursa olsun, seni
    sevmeyeni sevme.
    2261- Seyrek git sen (sikça varma) dostuna, kalksin ayak üstüne.
    Kisi dostuna sik sik giderse çok sicak karsilanmaz.
    Seyrek giderse büyük sevgi ile karsilanir. Krs. Sik
    gidersen dostuna, yatar arka üstüne.
    2262- Sicaga kar mi dayanir?
    Sürekli tüketim, en büyük birikimleri bile eritir. Krs.
    Hazira daglar...
    2263- Siçana raki içirmisler, kediye meydan okumus.
    Rakinin güçsüz kisiye geçici bir yigitlik duygusu kazandirmasi gibi, kisa
    zamanda yükselmeler, bol para kazanmalar da kendisinden çok üstün kimseleri
    küçük görme gücü verir. Krs. Esege raki içirmisler...
    2264- Siçan (fare) çiktigi deligi bilir.
    Gizli bir is yapmak üzere girisime geçmis olan kisi,
    yakayi ele verme durumunda kalinca nereye kaçacagini bilir.
    2265- Siçan geçer yol bulur.
    Bir is için kötü bir yol açilirsa gelenek olur; artik herkes o yolu tutar.
    2266- Siçilacak agiz göte yakin gelir.
    Kisinin agir hakaret görmesi, kendisinin buna yol
    açmasindan ileri gelir. Krs. Kabahat öldürende degil..., Eceli
    gelen..., Dayak isteyen keçi...
    2267- Sik gidersen dostuna, yatar arka üstüne.
    Ne denli candan olursa olsun, dostuna çok sik gitme. Sonra usanir, sana
    yüz vermez. Krs. Seyrek git sen dostuna, kalksin ayak üstüne.
    2268- Sinanmisi sinamak ahmakliktir.
    Bkz. Denenmisi denemek ahmakliktir.
    2269- Sirça köskte (evde) oturan, komsusuna tas atmamali.
    Küçük bir dokunusla büyük zarara ugrayacak olan
    kisi, üzerine düsmanlik çekecek davranislardan sakinmalidir.
    2270- Sirrini açma dostuna (dostunun dostu vardir) o da söyler dostuna.
    Bkz. Açma sirrini dostuna...
    2271- Sitma ben tuttugumu kirk yil sonra tanirim demis.
    Sitmaya yakalanan kisi tedavi görüp iyilesse bile aradan uzun yillar
    geçer de benzinin soluklugu geçmez.
    2272- Sinek küçüktür ama mide bulandirir.
    Kirli seylerle bir arada bulunan nesneyi -ne kadar ufak olursa olsun ve
    ne kadar zararsiz görünürse görünsün- içimiz almaz.
    2273- Sinek pekmezciyi tanir.
    Isini bilen kisi, yararlanacagi kimseyi bilir.
    2274- Sirkesini, sarmisagini sayan paçayi yiyemez. (Sarmisagini hesap eden
    paçayi yiyemez.)
    Küçük sakincalarini düsünerek bir ise girismeyen
    kisi, o isin kazançlarindan yoksun kalir.
    2275- Sitte-i Sevir, her saati bir devir.
    Sitte (Arapça) alti, sevr (Arapça) boga demektir.
    Sitte-i sevr Boga Burcunun alti günü, anlamini
    tasiyor ki günesin Boga Burcuna girdigi 21 nisan
    da baslar, 26 nisanda sona erer. Iste bu günlerde
    hava her saat degisiklik gösterir.
    2276- Sitte-i Sevir, kapiyi çevir.
    Sitte-i Sevirde hava çok bozuk ve firtinali olur. Disari çikmamali.
    2277- Sivilce kurcalaninca çiban olur.
    Bkz. Kurcalama sivilceyi...
    2278- Sivilceyi kurcalama, çiban edersin.
    Bkz. Kurcalama sivilceyi...
    2279- Siyah inekten beyaz süt sagilir.
    Görünüse degil özdeki cevhere bakilmalidir. Görünüsü begenilecek gibi
    olmayan öyle kisiler vardir ki degerlerine paha biçilemez.
    2280- Sofu sogan yemez, bulunca sapini komaz.
    Hosa gitmeyen islere yönelmez gibi görünen öyle
    kisiler vardir ki bu islere girisince en asiri yolu tutarlar.
    2281- (Soganin acisini) yiyen bilmez, dograyan bilir.
    Bir is yapilirken ne denli güçlük çekildigini, o isi
    basarmis olan bilir; basarilmis olan isten yararlanan bilmez.
    2282- Soguk; kirk kat keçe, ben ondan geçe; bir kat deri,
    ben ondan geri demis.
    Bir kat deri giysi, kat kat yün giysiden daha çok sicak tutar.
    2283- Sokma akil, sekiz adim gider.
    Bkz. Koyma akil akil olmaz.
    2284- Sona kalan donakalir.
    Yapilacak bir isi hemen yapmayip geciktiren kisi zarar eder. Örnegin bir
    seyden birçok kimse yararlanacaksa daha önce davrananlar seçer, seçer
    alirlar; geriye döküntüleri kalir. Belki de hiç kalmaz.
    2285- Son gülen iyi güler.
    Bir konunun üzülecek ve sevinilecek evreleri sona
    erdigi zaman sevinilecek durum agir basmissa eski
    tasalar unutulur, hep sevinilir.
    2286- Son pismanlik fayda vermez (etmez).
    Iyice düsünülmeden yapilan is, çok kez insani zarara ya da geri
    dönemeyecegi bir çikmaza sokar.
    O zaman pisman olmak da ise yaramaz.
    2287- Sonradan gelen devlet devlet degildir.
    Kisi gençliginde zengin olmalidir ki bunu geregi gibi kullansin. Is
    göremeyecegi bir yasta gelen zenginlik neye yarar?
    2288- Sonradan gelenin evi uç, tarlasi kiraç olur.
    Herkesin pay alabilecegi bir isi yapmakta erken davrananlar, en kazançli
    parçalari ele geçirirler. Gecikenlere önemsiz parçalar kalir.
    2289- Sonradan imam olanin camiye sigmaz sesi; sonradan
    kadin olanin hamama sigmaz tasi.
    Sonradan görmüs olanlar, alisilmisin disinda gösteris meraklisi olurlar.
    Kendilerini olduklarindan daha üstün göstermeye çalisirlar. Krs. Köleden
    aga olan minareyi...
    2290- Soran yanilmamis (yorulmamis).
    Insan bir isi yaparken karsisina bilmedigi birçok sey
    çikar. Bunlari dogru, yanlis demeden yapmamali,
    bilenlere sorup ögrendikten sonra yapmalidir. Biliyorum sandigi islerde
    de yanilabilir. Onlar için de bilenlerin düsüncesini alirsa yanilmayi
    önlemis ve bos yere yorulmamis olur. Krs. Danisan dag asmis...
    2291- Sora sora Bagdat (Kabe) bulunur.
    Insan sora sora, çok uzak ve bulunmasi çok güç
    yerleri bile bulur. Krs. Yol sormakla bulunur.
    2292- Sorma kisinin aslini, sohbetinden bellidir.
    Bir kimsenin kimligini ögrenmek için soyunu sopunu sormanin geregi yoktur.
    Konusup görüsmesinden nasil bir insan oldugu anlasilir.
    2293- Soy asma, soyuna çeker.
    Temiz soydan gelen kisi, her durumuyla soylulugunu gösterir.
    2294- Soydur çeker, (boktur kokar), (Cins cinse çeker).
    Her canli az çok soyuna çeker. Kötü soydan gelmisse kendisinde de
    bu kötülükten bir iz bulunur.
    2295- Söyleyenden dinleyen arif gerek.
    Öyle konular olur ki anlatan biraz kapali konusur.
    O zaman dinleyen, söyleyenin ne demek istedigini
    anlamalidir.
    2296- Söyleyene bakma, söyletene bak.
    Içinden geleni söyleyen bir kisinin sözleri, dogru çikmasini
    istedigimiz seylerse, bunlari ona Tanri söyletiyor der, söylediklerine
    inanmak isteriz.
    2297- Söz agizdan çikar.
    Mert olan kisi, sözünde durur; verdigi sözü yerine getirir.
    2298- Söz biliyorsan söyle, inansinlar; bilmiyorsan söyleme, seni bir
    adam sansinlar.
    Insan, bildigi konu üzerinde konusmali; bilmedigi
    konuda agiz açmamalidir.
    2299- Söz dedigin yas deridir, nereye çekersen oraya gider.
    Birçok sözler, çesitli anlamlara gelebilir. Kimi zaman dinleyenler, bir
    sözü, söyleyenin aklindan geçmemis olan bir anlama çekerler.
    2300- Söz gümüsse sükut altindir.
    Konusmak güzel, yararli bir sey olabilir. Ama susmak ondan iyidir.
    Çünkü konusmak insanin basina birtakim isler açabilir. Susan için böyle bir
    sey söz konusu degildir.
    2301- Söz sözü açar.
    Bkz. Laf lafi açar.
    2302- Sözünü bil, pisir; agzini der, devsir.
    Agzina gelen her sözü söyleme. Bir sözün nereye
    varacagini iyi düsün, ondan sonra söyle. Krs. Önce
    düsün, sonra söyle.
    2303- Sözü söyle alana, kulaginda kalana.
    Sözünü tutana ögüt ver. Söylediklerin bir kulagindan girip öbür
    kulagindan çikan kimseye nefes tüketme.
    2304- Söz var ara bozar, söz var ara düzer.
    Bkz. Bir söz ara bozar, bir söz ara düzer.
    2305- Söz var, daga çikarir; söz var, dagdan indirir.
    Iliskilerimizde dikkatli ve ölçülü konusmaliyiz. Karsimizdakini
    sinirlendirip bas kaldirtan da, yatistirip yola getiren de çilginca ya da
    akillica söylenen sözlerdir. Krs. Söz var is bitirir, söz var bas yitirir.
    2306- Söz var, is bitirir; söz var, bas yitirir.
    Sözün insanlar üzerindeki etkisi çok büyüktür. Akillica söylenmis sözler,
    karsidakini inandirir, yumusatir; islerin olumlu yola girmesini saglar.
    Ölçüsüz, sert sözler ise karsidakini sinirlendirir, söyleyenin
    öldürülmesine bile yol açabilir. Krs. Söz var daga çikarir, söz var dagdan
    indirir.
    2307- Söz verme, verdinse dönme.
    Senden beklenen bir isi yapabilip yapamayacagini
    iyi düsün. Kendine güvenemezsen söz verme. Ama
    söz verdinse ne yap yap sözünü yerine getir.
    2308- Su akarken testiyi doldurmali (doldur).
    Kisi, firsattan yararlanmali; geliri bol oldugu zaman ilerisi için para
    biriktirmeye, mal mülk edinmeye bakmalidir.
    2309- Su aktigi yere (yine) akar.
    Daha önce bize yarari dokunmus olan güzel bir durum, bugün bulunmasa bile
    yarin yine ortaya çikar.
    2310- Su basindan (bendinden) kesilir (baglanir).
    Bir isi, kimsenin karisamayacagi ve bozamayacagi
    biçimde bitirmek için yetkili kisilerin en büyügü ile
    görüsüp anlasmak gerektir.
    2311- Su bulanmayinca durulmaz.
    Bir konu, türlü çekismelerden sonra aydinliga kavusur, yoluna girer.
    2312- Su bulununca (görülünce) teyemmüm bozulur.
    Ele geçmeyen güzel bir seyin yerine, ister istemez
    ona benzeyen baska bir sey kullanilir. Ama aranan
    sey ele geçince, benzerinin degeri kalmaz.
    2313- Suç öldürende degil, ölendedir.
    Bkz. Kabahat öldürende...
    2314- Suç samur kürk olsa kimse üstüne almaz.
    Bkz. Kabahat samur kürk olsa...
    2315- Suçu gelin etmisler, kimse güvey girmemis.
    Ne denli sevimli görünürse görünsün, suçu kimse
    kabul etmez. Krs. Kabahat samur kürk olsa...
    2316- Su içene yilan bile dokunmaz.
    Su içen kimseye dokunulmamalidir; düsman olsa bile.
    2317- Su küçügün, sofra (söz) büyügün.
    Su, büyüklerden önce küçüklere verilmelidir. Çocuklar istedikleri kadar
    su içebilirler. Ancak çocuklarin sofradaki her seyi yemelerine ve
    dilediklerinden, diledikleri gibi almalarina izin verilmez. Sofrada yemege
    baslamak, büyüklere taninmis bir haktir. (Konusmaya da ilkin büyükler
    baslamalidir.)
    2318- Su testisi su yolunda kirilir.
    Bir kisi, ya da sey, hangi amaca hizmet ediyorsa
    o ugurda bir kazaya ugrar; yok olur.
    2319- Su uyur, düsman uyumaz.
    Durmadan akan suya uyuyor denilebilir de sesi çikmayan, kipirdamayan
    düsmana uyuyor denilemez. O, firsat beklemektedir.
    2320- Su yatagini bulur.
    Bkz. Akarsu çukurunu kendi kazar.
    2321- Suyu getiren de bir, testiyi kiran da. (Testiyi kiran da
    bir, suyu getiren de.)
    Zamanimizda, görevini iyi yapanla kötüye kullanan
    arasinda bir fark gözetilmemektedir.
    2322- Suyu havana koy, döv döv yine su.
    Çarpici bir özelligi bulunan kisi ya da nesnenin, ne
    denli ugrasilirsa ugrasilsin, niteligi degistirilemez.
    2323- Suyun yavas akanindan, insanin yere bakanindan kork (sakin).
    Bkz. Adamin yere bakanindan...
    2324- Sükut ikrardan gelir (sayilir).
    Bir kisiye: Sen söyle bir is yaptin mi? (yapmissin)
    diye soruldugunda karsilik vermiyorsa evet diyor sayilir.
    2325- Sür git dememisler, gör geç demisler.
    Begenmediginiz durumu, sürüp giden bir anlasmazlik konusu yapmayiniz. Hos
    görüp geçininiz.
    2326- Sürüden ayrilani (ayrilan koyunu, kuzuyu) kurt kapar.
    Arkadaslarindan ayrilip tek basina is yapma yolunu tutan kisi,
    koruyucusuz, desteksiz kalir; büyük zararlara ugrar. Krs. Yalniz kalani
    kurt yer.
    2327- Sütle giren huy, canla çikar.
    Kisinin küçükken edindigi huy, ölünceye degin sürer. Krs. Insan yedisinde
    ne ise yetmisinde de odur., Can çikmayinca huy çikmaz., Huy canin
    altindadir., Huylu huyundan vazgeçmez.
    2328- Sütlüyü sürüden çikarmazlar.
    Yararli, verimli sey, elden çikarilmaz.
    2329- Sütsüz koyun melegen olur.
    Çevresine yararli olamayan, elinde avucunda bir sey
    bulunmayan kisi, hep acikli ve üzüntülü konusur.
    2330- Sütten agzi yanan, ayrani üfleyerek içer (yogurdu üfleyerek yer).
    Bir davranisi kendisine pahaliya mal olan kisi, benzeri durumlar
    karsisinda çok ihtiyatli davranir.
    :::::::::::::
    -S-
    2331- Sahin gözünü ette açmis; karga gözünü bokta açmis.
    Kisi ana baba ocaginda ne görmüsse öyle yetisir.
    Yasami boyunca da o durumu sürdürür.
    2332- Sahin ile deve avlanmaz.
    Küçük seyleri elde etmek için yeterli olan araçla,
    büyük seyler elde edilemez. Krs. Araba ile tavsan avlanmaz.
    2333- Sahin küçük, et yer; deve büyük, ot yer.
    Kisi, görünüsüne göre degil, yaradilis özelligine ve
    yetenegine göre is yapar.
    2334- Sahin küçüktür ama koca turnayi havadan indirir.
    Küçük olmak, güçsüz olmak demek degildir. Öyle
    küçükler vardir ki kendilerinden büyük olandan daha güçlüdürler.
    2335- Sakanin sonu kakadir.
    Saka sürüp gittikçe tatsizlasir, kirici olur, dostlugu bozar.
    2336- Sap ile seker bir degil.
    Görünüste birbirine benzeyen öyle seyler vardir ki
    nitelikleri birbirinden çok ayridir.
    2337- Saraptan bozma sirke keskin olur.
    Sonradan azan kisi, eskiden beri yolunu sasirmis
    kimseden daha azgin olur.
    2338- Saskin misafir ev sahibini agirlar.
    Bkz. Ahmak misafir...
    2339- Saskin ördek basini birakir, kiçindan dalar.
    Ne yaptigini bilmeyen kisi, isi tersinden yürütmeye kalkar.
    2340- Seriatin kestigi parmak acimaz.
    Yasa ne buyuruyorsa ona boyun egilir.
    2341- Ser isi uzat hayra dönsün, hayir isi uzatma serre dönmesin.
    Kötü gitmekte olan bir isin kötülügüne boyun egmemek, zaman kazanip onu
    iyilestirmeye çalismak gerekir. Iyi oldugu belli olan isi de hemen
    sonuçlandirmak uygundur; çünkü uzatilan iyi isin zamanla kötü bir biçim
    almasi tehlikesi vardir.
    2342- Seyh uçmaz, müridi uçurur.
    Bir kisiye inananlar, onu oldugundan çok üstün görürler. Onda olaganüstü
    degerler bulunduguna herkesi inandirmak isterler.
    2343- Seytan adami kandirir, ama suyunu isitivermez.
    Uykuda kendisini seytan azdiran kisinin gusül yapmasi gerekir. Ama
    seytan, isini bitirip kayboldugundan gusül suyunu isitmak zahmeti o kisiye
    düser.
    Bunun gibi, bizi aldatip güç duruma düsüren kimseler artik yanimiza
    ugramazlar. Basimizin çaresine kendimiz bakariz.
    2344- Seytanin dostlugu daragacina kadardir.
    Kötü arkadas, kisiyi yoldan çikarip ölüme kadar sürükleyebilir. Ama ölümün
    esiginde onu kaderiyle bas basa birakir.
    2345- Seytanla kabak ekenin kabak basina patlar.
    Kurnaz ve hileci kimse ile ortaklik eden kisi, hilenin kurbani olur. Krs.
    Seytanla ortak bugday eken...
    2346- Seytanla ortak bugday eken samanini alir.
    Kurnaz, düzenbaz kimse ile ortak olmayin. Kari kendisine mal eder; zarari
    size yükler. Krs. Seytanla kabak ekenin...
    2347- Sik sik (çik çik) eden nalçadir, is bitiren akçadir.
    Degerli nesneye bir yönüyle benzeyen sey, onun yerini tutmaz. Örnegin
    nalça da maden para gibi sik sik diye ses çikarir, ama onun gibi is
    bitirmez.
    2348- Simsek çakmadan gök gürlemez.
    1) Meydana gelmemis bir olayin yankisi olmaz. Bir
    tepki, ya da etrafa yayilmis bir haber varsa, bunun
    bir olaya dayandigini kabul etmek gerekir.
    2) Bir gürültü kopmadan önce belirtileri görülür.
    2349- Söhret afettir.
    Kisinin kazandigi ün, her zaman hosa giden bir durum
    saglamaz. Kendisini sikan, rahatsiz eden durumlara da yol açar: Ünlü bir
    doktor, ünlü bir sarkici, ünlü bir usta... özgürlügünün tadini geregi
    gibi çikaramaz. Gücünü asan istekler, zorlamalar karsisinda bunalir.
    Kiskanilarak üzücü durumlara da düsebilir.
    2350- Subatin sonundan, martin onundan kork.
    Uzun yillarin gözlemi göstermistir ki subat sonunda ve martin onunda hava
    çok firtinali ve soguk olur.
    :::::::::::::
    -T-
    2351- Tabaga sorarsan dünyada fena koku olmaz.
    Kötü islerle ugrasan kimse, kötü is diye bir sey tanimaz.
    2352- Tabak misin, it bokuna muhtaçsin.
    En degersiz nesnenin ya da hiç begenilmeyen kisinin de ise
    yaradigi konu vardir. Krs. Altin kepege muhtaç.
    2353- Tabak sevdigi deriyi yerden yere çarpar.
    Kisi, egitimine önem verdigi, ya da begendigi kimseyi hirpalarcasina
    çalistirir. Krs. Ayni sevdigi yavrusunu hirpalar.
    2354- Tabancanin dolusu bir kisiyi korkutur, bosu kirk kisiyi.
    Kisi, gücünü kullanarak istedigi seyi elde edebilir.
    Ama bunu yapmayip çevreyi eyleme geçme korkusu içinde birakirsa daha
    çok seyler ele geçirir. Nitekim dolu tabanca ile ancak bir kisi vurulabilir.
    Bunu gören kimseler artik ondan korkmazlar. Ama bos tabancadan herkes
    korkar. Çünkü dolu sanilir ve kime karsi kullanilacagi bilinmez.
    2355- Talihsiz haciyi deve üstünde yilan sokar.
    Bkz. Onmadik haciyi deve üstünde yilan sokar.
    2356- Tamah olmasa müflis acindan ölür.
    Bkz. Tamah varken...
    2357- Tamah varken müflis acindan ölmez. (Tamah olmasa müflis acindan ölür.)
    Elinde avucunda bir sey bulunmamakla birlikte küçük kazançlari
    begenmeyen kisi, büyük kazanç hayaliyle geçinir.
    2358- Tana kalan dona kalir.
    Bkz. Bugünkü isini yarina birakma.
    2359- Tandir basinda bag dikmek kolaydir.
    Önemli isler düs kurmakla gerçeklesmis olmaz. Sorun, bu düsün
    gerçeklestirilmesidir.
    2360- Tan gelsin, hayri beraber gelsin.
    Bkz. Sabah ola hayir ola.
    2361- Tan yeri agarinca hirsizin gözü kararir.
    Kirli isler yaparak çikar saglayan kisi, buna elverisli olan durum sona
    erince sersemlesir, hiçbir is yapamaz olur.
    2362- Tarhuncuya tarhun satilmaz.
    Bkz. Tereciye tere satilmaz.
    2363- Tarla çayirda, bag bayirda.
    Tarla düz ve nemli yerde, bag bayirda bulunursa daha verimli olur.
    2364- Tarlada izi olmayanin harmaninda yüzü olmaz.
    Tarlasini sürmeyen, çapalamayan, gübrelemeyen ondan ürün bekleyemez.
    2365- Tarlanin (malin) iyisi suya yakin, daha iyisi eve yakin.
    Suya yakin yerdeki tarla degerlidir. Çünkü sulanmasi kolaydir. Eve yakin
    olan tarla daha degerlidir. Çünkü çapalama, gübreleme, ekme, ürünü
    koruma ve devsirme... gibi islerin hepsi çok kolaylikla ve yollarda vakit
    geçirilmeden yapilabilir.
    2366- Tarlanin taslisi, kizin saçlisi, öküzün (inegin) baslisi.
    Tarlanin taslisi, kizin uzun saçlisi, öküzün büyük
    baslisi daha çok begenilir. Krs. Tarlayi tasli yerden...
    2367- Tarlayi düz al, kadini kiz al.
    Tarla alacak kimse, düz yerden almali, bayirdan,
    engebeli yerden almamalidir. Evlenecek erkek de dul
    kadini degil, kizi yeglemelidir.
    2368- Tarlayi koçan zaptetmez, saban zapteder.
    Elinizde tarlanin sadece tapusu bulunmakla maliniz var
    sayilmaz. Onu ekip biçebiliyorsaniz maliniz var demektir.
    2369- Tarlayi tasli yerden, kizi kardasli yerden.
    Tasli tarlanin tahili daha güzel olur. Erkek kardesi
    bulunan kiz da hem sarkintiliklara karsi korunmus,
    hem de kardesine hizmet ederek ileride kocasina nasil
    hizmet edilecegine alismis bulunur. Krs. Tarlanin taslisi...
    2370- Tas yere düsmeden çanlamaz.
    Ortada dolasan dedikodu, büsbütün asilsiz olamaz.
    Kötü bir is yapilmis olmasaydi böyle söylentiler ortaya çikmazdi.
    2371- Tasa çikan keçinin agaca çikan oglagi olur.
    Bkz. Agaca çikan keçinin...
    2372- Tas altinda olmasin da dag ardinda olsun. (Sag olsun da dag ardinda
    olsun.)
    Ayrilik zordur. Ancak bir tesellisi vardir: Uzakta,
    daglarin ardinda bulunan sevdigimize günün birinde
    kavusabiliriz. Tanri ölüm ayriligi vermesin.
    2373- Tas çömlege çarparsa vay çömlegin haline, çömlek
    tasa çarparsa yine vay çömlegin haline!
    Güçlüyle güçsüz çarpisirsa -saldiran ister güçlü, ister güçsüz olsungüçsüzün
    yenilmesiyle sonuçlanir. Krs. Çömlek tasa dokunursa...
    2374- Tas düstügü yerde agirdir (kalir). (Tas yerinde agirdir.)
    Kisinin degerini en iyi bilenler, kendi çevresinde bulunanlardir. Onun
    için hatiri, daha çok kendi çevresinde sayilir.
    2375- Tasima (dökme) su ile degirmen dönmez.
    Isi yapacak olanda yeteri kadar güç bulunmadikça, sunun bunun küçük
    yardimlariyla sürekli ve büyük bir is yürütülemez.
    2376- Tas tasa söykenir.
    Insanlar önemli, büyük isleri, birbirlerine dayanarak basarirlar.
    2377- Tas tas üstüne olur, ev ev üstüne olmaz.
    Bkz. Dag dag üstüne olur...
    2378- Tas yerinde agirdir.
    Bkz. Tas düstügü yerde agirdir.
    2379- Tatarin kilavuza ihtiyaci yok(-tur).
    Yolunu, ne yapacagini bilen kimseye baskasinin yardimi gerekmez.
    2380- Tatli dil yilani deliginden çikarir.
    Bkz. Aci söz insani dininden...
    2381- Tatli söz can azigi, aci söz bas kazigi.
    Bkz. Aci söz insani dininden çikarir.
    2382- Tatli tatli yemenin aci aci gegirmesi olur.
    Sonunu düsünmeden hoslandigi seyleri yapan kisi,
    bir süre sonra bunun sikintisini çeker.
    2383- Tatli ye, tatli söyle.
    Dünyadaki su konuklugumuzu neden kendimize zehir edelim? Özel
    yasantimizda, çevremize karsi davranislarimizda da hep hosa giden
    durumumuz olsun.
    2384- Tatsiz asa tuz neylesin, akilsiz basa söz neylesin.
    Ise yaramayan nesneyi küçük çabalarla bir seye benzetmek bos oldugu
    gibi aptal kisiyi de sözle akillandirmak olanaksizdir.
    2385- Tavsan daga küsmüs, dagin haberi olmamis.
    Önemsiz kisi, önemli kisiye küsse, önemli kisinin
    umurunda bile olmaz.
    2386- Tavsan dagda, suyu ateste.
    Durumlari hiç degismeyecekmis gibi çalismalarini
    sürdürenler, bilmelidirler ki güçlerini, canlarini her
    an yitirebilirler.
    2387- Tavsani tazi tutar, çalimi avci satar.
    Buyrugu altindaki kisinin yaptigi isi kendi basarisiymis gibi gösterip
    övünenler vardir.
    2388- Tavugun sadakasi bir yumurta.
    Gücü büyük isler basarmaya yetmeyen ya da zengin olmayan kisilerden
    ancak küçük yardimlar beklenebilir.
    2389- Tavuk kaza bakmis da kiçini yirtmis.
    Yoksul, zenginin; güçsüz güçlünün yaptigini yapmaya kalkisirsa eskisinden
    daha kötü ve acikli bir duruma düser.
    2390- Tayfanin akillisi, geminin dümeninden uzak durur.
    Akilli isçi, beceremeyecegi yönetim isine el atmaz.
    Bilir ki böyle bir davranisi, kendisinin de baskalarinin da yikimina yol açar.
    2391- Taze bardagin suyu soguk olur.
    Yasayisina karisan yeni seyler, yeni dostlar kisiye
    hos görünür. Krs.Yenice elegim...
    2392- Tebdil-i mekanda ferahlik var.
    Insan yer degistirince ferahlar.
    2393- Tedariksiz aptes bozmaya oturan, domali domali tas arar.
    Gereken hazirliklari yapmadan bir ise girisen kisi,
    çok sikintili durumlarla karsilasir.
    2394- Tek elin nesi var, iki elin sesi var.
    Bkz. Bir elin sesi var...
    2395- Tekerlek kirildiktan sonra yol gösteren çok olur.
    Bkz. Araba devrilince...
    2396- Tek kanatla kus uçmaz.
    Öyle isler vardir ki ancak bir yardimci ile isbirligi
    yapilirsa basarilabilir. Yardimcisiz yapilamaz.
    2397- Tekkeyi bekleyen çorbayi içer.
    Iyi bir sonuç elde etmek için bir yerde uzun süre
    çalisan, sabirla bekleyen kisi, katlandigi sikintilarin mükafatini görür.
    2398- Tembele dediler: Kapini ört. Dedi: Yel eser örter.
    Bkz. Tembele kapini ört...
    2399- Tembele is buyur (buyurursan) sana akil ögretsin (ögretir).
    (Nasihat istersen tembele is buyur.)
    Tembel, kendisine buyurulan isi yapmamak için, ya
    onun yapilmasina gereklik bulunmadigini söyler; ya
    da buyurulan biçimde degil, kendisinin isine gelen
    biçimde yapmayi önerir.
    2400- Tembele kapini ört demisler, yel eser örter demis.
    Tembel, kapisinin örtülmesini bile rüzgardan bekler.
    2401- Temel tasi temelde, köse tasi kösede gerek.
    Herkes özel durumuna ve uzmanligina göre en yararli oldugu
    alanda yer almalidir.
    2402- Temiz (iyi) is alti ayda çikar.
    Dogru dürüst yapilmasi istenen is, çarçabuk bitirilemez. Uzun zaman ister.
    2403- Tencere (çömlek) demis: Dibim altin. Kasik (kepçe) demis: Ben
    nerdeyim? (Girdim, çiktim) (Girdim, gördüm).
    Içyüzünü iyi bilen kimseye karsi, kusurlarini gizlemeye çalisan ve
    yüksek nitelikleri bulundugunu söyleyerek övünmeye kalkisan kisi, gülünç
    duruma düser.
    2404- Terazi tartiyla, her sey vaktiyle.
    Bkz. Terazi var, tarti var; her bir seyin vakti var.
    2405- Terazi var, tarti var; her bir seyin vakti var. (Terazi
    tartiyla, her sey vaktiyle.)
    Her seyin bir ölçüsü ve zamani vardir. Bunlara dikkat edilmelidir.
    2406- Tereciye (bostanciya) tere (tarhuncuya tarhun) satilmaz.
    Bir isin ustasina o isi nasil yapacagi ögretilmez.
    2407- Ters giderse insanin isi, muhallebi yerken kirilir disi.
    Bkz. Allah isterse bir kulun isini...
    2408- Terzi kendi sökügünü (dikisini) dikemez.
    Bir kimse uzmanligini kullanarak baskalarina yararli olur da bu
    uzmanligi kendi yararina kullanmaya firsat bulamaz. Krs. Kürkçünün kürkü
    olmaz.
    2409- Terziye dinlen demisler, ayaga kalkmis.
    Yoruculuk, rahatlik görece durumlardir: Isin niteligine ve kisinin bu
    isi yapma yetenegine göre yargi degisir. Rahat görünen öyle isler vardir ki
    onunla ugrasanlarin dinlenmesi, kimileri için yorucu olan
    davranislarla olur.
    2410- Terziye göç demisler, ignem basimda (yanimda) demis.
    Kendisine gerekli olan seyler kolay tasinir olan kimsenin bir yerden
    baska yere göçmesi isten degildir.
    2411- Testiyi kiran da bir, suyu getiren de.
    Bkz. Suyu getiren de bir...
    2412- Tesbihte (temsilde) hata olmaz.
    Yeri geldigi zaman çirkin, kaba bir benzetme ile anlatima daha etkili bir
    hava verilmesi, saygisizca bir davranis degildir. Kimse bundan alinmamalidir.
    2413- Tevekkelin (tevekküllünün) gemisi batmaz (esegini kurt yemez).
    Gereken tedbirleri aldiktan sonra daha fazla titizlik göstermeyip sonucu
    Tanri'nin dilegine birakan kimse rahat eder. Zarar kaygisi çekmez.
    2414- Teyze, ana yarisidir.
    Teyze, yegenine annesi gibi sevgi, sefkat gösterir.
    Onunla yakindan ilgilenir.
    2415- Teyzemin tasagi olsa dayim olurdu.
    Varsayimla düs kurularak bir sey elde edilemez.
    Gerçekçi olmak gerekir.
    2416- Tirnagin varsa basini kasi.
    Hiç kimse, baskasindan yardim beklememeli; kendisinin olanaklari varsa
    bir ise girismeli, yoksa girismemelidir. Krs. Kimseden kimseye hayir yok.
    2417- Tilki benim için demem ama üzümsüz bagin kökü kurusun demis.
    Kurnaz kisi, kendisinin yararlanacagi seyi baskalari için gerekli imis
    gibi göstermeye çalisir.
    2418- Tilki erisemedigi üzüme hevengim olsun demis.
    Bkz. Kedi, uzanamadigi cigere `pis' der.
    2419- Tilkinin dönüp (gezip, dolasip) gelecegi yer, kürkçü dükkanidir.
    Bir kisi, ne kadar kendi havasinda yasarsa yasasin,
    istedigi isi yaparsa yapsin, sonunda, bagli bulundugu çevreye ve
    ise dönmek zorunda kalir.
    2420- Tilki, tilkiligini bildirinceye kadar post elden gider.
    1) Bir kimse, üzerine atilan suçu islememis oldugunu anlatincaya
    kadar suçun cezasini fazlasiyla çekmis olur.
    2) Kurnaz kisi, hünerini gösterinceye kadar daha
    kurnaz birinin tuzagina düser.
    2421- Tilkiye: tavuk kebabi yer misin? demisler; adamin gülecegini
    getiriyorsunuz demis.
    Bir kimseye çok özledigi halde elde edemedigi bir
    sey ister misin diye sorulur mu?
    2422- Tok, acin halinden bilmez (ne bilir). (Var ne bilsin yok halinden).
    Varlikli olanlar, yoksullarin ne büyük geçim sikintisi içinde
    bulunduklarini bilmezler.
    2423- Tok agirlamasi (agirlamak) güçtür (güç olur).
    Karni tok olanlara yemek begendirmek kolay degildir. Bunlar, ikram
    edilen en lezzetli yiyeceklere karsi bile isteksizdirler.
    2424- Tok iken yemek yiyen, mezarini disiyle kazar.
    Tok karnina yemek yemek, saglik için çok zararlidir.
    2425- Tokmagi bas kazik yer.
    Birçok kisinin katilmasiyla yapilan isin en büyük
    sorumlusu baskanlardir. Cezayi o çeker.
    2426- Tok ne bilir aç halinden?
    Bkz. Tok, açin halinden...
    2427- Topalla gezen, aksamak ögrenir.
    Kusurlu kimselerle düsüp kalkanlar, onlardan kötü huy kaparlar. Krs.
    Körle yatan sasi kalkar, Isin yanina varan is..., Itle yatan...,
    Kir atin yaninda duran..., Kisi refikinden..., Üzüm üzüme...
    2428- Top otu beylikten olunca güllesi Bagdat'a gider.
    Bol ve bedava gereçle yapilan isler, yaris kabul etmeyecek ölçüde
    iyi, güzel olur.
    2429- Topragi isleyen, ekmegi disler.
    Ugrasi alaninin bütün gereklerini yerine getiren kisi, çalismasinin
    verimlerinden yararlanir.
    2430- Tutulan (eldeki) sakal yolunur.
    Bir suçu birlikte isleyenlerden yakayi ele veren cezayi çeker.
    2431- Tutulmayan hirsiz beyden büyüktür.
    Bkz. Tutulmayan ugru...
    2432- Tutulmayan ugru, beyden dogru. (Tutulmayan hirsiz beyden büyüktür.)
    Suçu ispatlanamayan, yakayi ele vermeyen hirsiz,
    suç islememis gibi yasar. Özgürlügün ve egemenligin keyfini sürer.
    2433- Tuz ekmek hakkini bilmeyen kör olur.
    Halk böyle inanir: Iyiligini gördügü, ekmegini yedigi kimseye karsi
    saygisizlik ve hayinlik eden kisiyi Tanri cezalandirir.
    2434- Tüccar zügürtleyince geçmis defterleri yoklar.
    Bkz. Müflis bezirgan...
    2435- Türk karir, kilici karimaz.
    Türk ihtiyarliginda bile genç gibi kiliç kullanir.
    2436- Türk'ün akli gözünde.
    Türk, gözüyle görmedigi seye kolay kolay inanmaz.
    2437- Türk'ün akli sonradan gelir.
    Türk, bir olay karsisinda ne yapmak gerektigini hemen düsünemez. Aradan
    zaman geçince dogru, saglam bir davranis yolu bulur ve biraz geç de olsa onu
    uygular. Ama kimi zaman is isten geçmis olur.
    2438- Tüy (yüz) güzelligi hamamdan eve, huy (ad, öz) güzelligi Urum'dan Sam'a.
    1) Yüz ve vücut güzelligi geçici, huy güzelligi kalicidir.
    2) Yüzü güzel olani, ancak çevresindekiler görür,
    begenir. Erdemli kisiyi ise uzak ülke insanlari bile
    hayranlikla anarlar. Krs. Güzele kirk günde doyulur...
    :::::::::::::
    -U-
    2439- Ucuz alan, pahali alir (pahali alan aldanmaz).
    Ucuz mal, kötü maldir. Çabucak kullanilamaz duruma gelir; yenisini almak
    gerekir. Bundan dolayi daha pahaliya mal olur.
    2440- Ucuzdur vardir illeti, pahalidir vardir hikmeti.
    Bir malin ucuz olmasi birtakim nedenlere dayanir: Ya modasi geçmistir, ya
    çürüktür, ya kaba ve kullanissizdir, ya da bol bulunan bir nesnedir... Pahali
    olmasinin da nedenleri vardir: Ya yeni çikmistir, ya saglamdir, ya biçimli
    ve kullanislidir, ya da az bulunan bir nesnedir. Alisveriste bütün bunlar
    gözönünde bulundurulmalidir.
    2441- Ucuz etin yahnisi (suyu) tatsiz (yavan) olur.
    Ucuz mal kötüdür. Istenildigi gibi yararlanmaya elverisli degildir.
    2442- Ulular köprü olsa basip geçme.
    Büyüklere karsi her zaman saygili ol. Onlar yüksek bir görevde
    bulunmasalar, dahasi birçoklarinca çignenseler bile, sen saygini azaltma.
    2443- Ulularla havuç (kesir) ekenin yogunu gider.
    Kendisinden büyük kimselerle ortak ise girisen, sonunda yanildigini anlar.
    Bu tutumundan büyük zarar görür.
    2444- Ulu sözü dinlemeyen, uluyakalir.
    Büyük sözü dinlemeyen kimse, türlü türlü sikintilara düser; sizlanir
    durur.
    2445- Ummadigin tas bas yarar.
    Elinden bir is gelmez sandigimiz kisi, kendisinden umulmayan önemli isler
    yapabilir.
    2446- Umut, fakirin (garibin) ekmegidir.
    Yoksul kisi, yakinda bolluga, rahata kavusma umudu içinde yasar.
    2447- Una dökülen yagin zarari yok.
    Bir is yapilirken ölçüyü asan harcama, o isle ilgisi
    olmayan bir yakinimiza yarar saglamissa üzüntü yaratmaz.
    2448- Ustanin çekici bin altin.
    Birçok kimsenin ugrasip yapamadigi bir isi, uzman,
    küçük bir dokunusuyla yapiverir. Onun için uzmanin en küçük emegi (bir
    çekiç vurusu) bile çok degerlidir. Krs. Ekmegi ekmekçiye ver...
    2449- Usagi ise kos, sen de ardina düs.
    Bkz. Çocuga is buyuran...
    2450- Utananin oglu, kizi olmamis.
    Bkz. Üsenenin oglu kizi olmamis.
    2451- Utanma pazar, dostlugu (mideyi) bozar.
    Tanidiklar arasindaki alisveriste, fiyatin ve ödeme
    kosullarinin belirtilmesine utanilirsa sonunda dostluk bozulur.
    2452- Uyku ölümün (küçük) kardesidir.
    Uyuyan kisi, nefes alip vermesi bir yana ölmüs gibidir. Dünyada olup
    biten seylerden haberi yoktur.
    2453- Uyku, uykunun mayasidir.
    Bedene gelen ilk uyku, daha uzun bir uykunun mayasi olur. Insanin
    uyudukça uyuyasi gelir.
    2454- Uyuyan yilanin kuyruguna basma.
    Ilismezseniz size zarari dokunmayacak olan kisiyi
    saldirgan duruma getirecek davranislarda bulunmayiniz.
    2455- Uzak yerin saligini kervan getirir.
    Uzakta bulunanin en doyurucu haberini, yanlarindan gelen kimseler getirir.
    :::::::::::::
    -Ü-
    2456- Üç elli, yaz belli.
    Üç kez elli gün, kasim ayinin 8'inde baslar, 150 gün sonra (yani nisan
    ayinin 6- günü -artik yillarda 5- günü-) biter. Böylece üç kez elli gün
    geçer. O zaman havanin belirli olarak isindigi görülür. Krs.
    Getir bana hidrellezi, göstereyim sana yazi.
    2457- Üç göç, bir yangin yerini tutar.
    Bir yerden baska bir yere tasinirken kimi esya kirilir, dökülür,
    kaybolur. Öyle ki üç kez tasinma sonunda bu esya, yangin artigina döner.
    2458- Üç kurusluk esegin bes paralik sipasi olur.
    Degersiz kisinin ya da nesnenin verimi de daha degersiz olur.
    2459- Üçlenmemis (tarlayi üç kez sürmek) eken, olmamis biçer.
    Gerekli kosullarini yerine getirmeden bir ise baslayan kisi, olumlu
    sonuç alamaz.
    2460- Ürümesini bilmeyen köpek (it), sürüye kurt getirir.
    Ölçülü, hesapli konusmasini bilmeyen kisi, durup
    dururken basina dert açar ve çevresindekiler için tehlikeli bir durum
    yaratir.
    2461- Ürüyen köpek, isirmaz (kapmaz).
    Bagirip çagirmakla baskalarini korkutmak isteyen
    kimseden, saldiri beklenmemelidir. Saldirida bulunabilse gürültü,
    patirtiya bas vurmaz.
    2462- Üsenenin (utananin, erinenin) oglu, kizi olmamis.
    Bir sey elde etmek isteyen, tembel tembel oturmamali, onun yolunu
    tutmalidir. Nitekim evlenmeye üsenen, ya da utanan kisi, çoluk çocuk sahibi
    olamaz.
    2463- Üsüntü köpek mandayi paralar.
    Küçük güçler birlesirse büyük bir güç olur. Örnegin bir araya gelen
    köpekler -tek baslarina güçlerinin yetmedigi- bir mandayi paralayabilirler.
    Krs. Bir elin nesi var...
    2464- Üveye etme, özünde bulursun; geline etme, kizinda bulursun.
    Kendi çocugu bir gün öksüz kalirsa, baskalarinin
    ona kötü davranmasini istemeyen, bugün üvey çocuguna kötü
    davranmamalidir. Kizina, ileride gelin olarak gittigi yerde kötü
    davranilmasini istemeyen, simdi gelinine kötü davranmamalidir.
    2465- Üvey öz olmaz, kemha bez olmaz.
    1) Ne kadar iyi davranirsa davransin, ne denli sevgi gösterirse
    göstersin, üvey anne öz annenin yerini tutmaz. Ne denli benimsenmek
    istenirse istensin, üvey çocuk, kendi çocugunun yerine geçemez.
    2) Soylu kisi, soysuzca is yapmaz.
    2466- Üzümü(-nü) ye de bagini sorma.
    Önemli olan, sana bir nimetin gelmis olmasidir. Ondan yararlanmaya bak.
    Nereden geldigini bilmene gerek yoktur.
    2467- Üzüm üzüme baka baka kararir.
    Her zaman bir arada bulunan, arkadaslik eden kimseler, birbirlerine
    huy asilarlar. Krs. Kisi refikinden azar, Isin yanina varan..., Itle
    yatan... Kir atin yaninda..., Topalla gezen..., Körle yatan...,
    Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kis olur.
    :::::::::::::
    -V-
    2468- Vakit, nakittir.
    Zaman para gibi degerlidir. Is yaratilmadan geçirilen her saat, bir daha
    ele geçmemek üzere yitirilen bir hazinedir. Para kazanmanin, daha degerli
    varliklar elde etmenin en önemli ögesi de zamandir. Bundan dolayi küçük bir
    zaman parçasi bile bos geçirilmemeli, geregi gibi degerlendirilmelidir.
    2469- Vakitsiz öten horozun basini keserler.
    Her söz vaktinde ve yerinde söylenmelidir. Bir sözün, zamani gelmeden
    söylenmesi, büyük zararlara yol açabilir. Bunun için, uygun olmayan zamanda
    aklina geleni söyleyen kisi cezalandirilir. Nasil ki vakitsiz öten horoz,
    ugursuz sayilarak kesilir.
    2470- Vardi bagim malim, gelirdi kardeslerim; tükendi yagim balim,
    gelmiyor kardeslerim.
    Varlikli kisinin esi, dostu çok olur. Zügürtlesenin
    yanina kimse ugramaz.
    2471- Vardigin yer körse gözünü kapa.
    Kisi, çevresindekilerle geçinebilmek için bir dereceye
    kadar onlara uymak zorundadir. Krs. Zaman sana uymazsa sen zamana uy.
    2472- Var eli titremez.
    Varlikli kimse, uzun boylu düsünmeden hayirli islere yardim eder.
    2473- Var evi kerem evi, yok evi verem (elem) evi.
    Varlikli ailenin durumu, konuk agirlamaya, gereken yerlere yardim etmeye,
    armaganlar vermeye elverislidir. Yoksul ailenin evinde, sikinti ve dertten
    baska bir sey bulunmaz.
    2474- Varini veren utanmamis.
    Kendisinden bir sey istenen kimse, elinde ne varsa
    onu verir. Bunun, az olmasindan ya da düsük nitelikte bulunmasindan utanç
    duymamalidir.
    2475- Varisina gelisim, tarhana asina bulgur asim.
    Siz baskasina ne kadar yakinlik gösterir, ne kadar
    deger verirseniz, o da size bu ölçüde yakinlik gösterir, deger verir.
    2476- Varliga güvenilmez.
    Bkz. Güvenme varliga, düsersin darliga.
    2477- Var ne bilsin yok halinden.
    Bkz. Tok açin halinden bilmez.
    2478- Varsa (var mi) pulun, herkes kulun; yoksa (yok mu) pulun, dardir
    yolun. (Paran varsa cümle alem kulun; paran yoksa timarhane yolun).
    Zengin olana, herkes kul kurban olur, hizmet eder.
    Yoksula, kimse yüz vermez. Dahasi, bunlarin adi
    deliye çikar.
    2479- Varsa hünerin, var her yerde yerin; yoksa hünerin, var her yerde
    yerin (üzülmek, acinmak).
    Hünerli kisinin toplum içinde her zaman iyi bir yeri vardir. Hünersiz kisi
    de nereye gitse ise yaramadigina, niçin bir is yapamadigina üzülür.
    2480- Var varlatir, yok söyletir.
    Varlik, kisiye yüksekten atma ve varligini artirma
    gücü verir. Yokluk ise ancak sizlanmaya, yakinmaya
    yol açar.
    2481- Vasiyet ölüm getirmez.
    Üzülecek bir durum ortaya çikarsa ne yapilacagini
    simdiden kararlastirmaktan kimi kisiler ürkerler, kaçinirlar. Üzülecek
    durumu düsünmek istemezler.
    Oysa böyle seyleri düsünmek, gereken önlemleri almak, üzücü durumun
    gelmesine yol açmaz.
    2482- Ver elindeki sapi, git dolan kapi kapi.
    Elinde ne varsa suna buna dagitan kisi, bir süre sonra bunlari
    baskalarindan istemek zorunda kalir.
    2483- Veren eli herkes öper.
    Yardimini esirgemeyen, eli açik olan kimseye herkes saygi gösterir. Krs.
    Veren eli kimse kesmez.
    2484- Veren eli kimse kesmez.
    Yardimini esirgemeyen, eli açik olan kimsenin iyiliklerine engel olmayi,
    kendisine kötülük yapmayi kimse istemez. Krs. Veren eli herkes öper.
    2485- Veresiye (borca) sarap içen, iki kez (kere) sarhos olur.
    Veresiye alisveris eden, iki kez sarsilir: Aldigi zaman, bir süre sonra
    para ödemenin, üzüntüsünü çeker. Ödeme zamani gelince de karsiliksiz ödeme
    yapiyormus gibi sikinti duyar.
    2486- Verip (de) pisman olmaktan, vermeyip (de) düsman olmak yegdir.
    Sizden bir sey (sözgelisi para) isteyen kimseye istedigini verirseniz,
    çok kez geri alamama durumu belirir. O zaman, verdiginize pisman olursunuz.
    Vermezseniz, isteyen kimse size kirilir. Öyle ise vermeli mi, vermemeli mi?
    Vermemeli. Çünkü, her iki durumda da o kimse ile bozusacaksiniz. Hiç olmazsa
    paraniz, maliniz elinizden çikmamis olur.
    2487- Verirsen doyur, vurursan duyur.
    Yaptiginiz is, amacin gerçeklesmesini saglayacak nitelikte olmalidir: Bir
    yardimda mi bulunacaksiniz?
    Gerektigi ölçüde yapiniz ki ise yarasin. Biriyle dövüsüyor musunuz? Etkili
    biçimde vurunuz ki yenesiniz.
    2488- Verirsen veresiye, batarsin karasuya.
    Veresiye bir sey verme. Çünkü alanlarin borçlarini
    ödememeleri yüzünden batabilirsin.
    2489- Verme malini veresiye, akar gider karasuya.
    Bkz. Verirsen veresiye, batarsin karasuya.
    2490- Vermeyince Mabut, ne yapsin Mahmut?
    Tanri, genis bir yasama ya da yetenek kismet etmemisse kulun elinden ne gelir?
    2491- Ver yigidi yigide, Mevla rizkini yetire.
    Iki gencin evlenmesini kolaylastiriniz. Tanri rizklarini verir.
    2492- Vuran mi yigit, vur diyen mi? - Vur diyen.
    Eylemde bulunan, buyruk kuludur. Asil sorumlulugu onu eyleme geçiren
    yüklenmistir. Krs. Bey buyurur, cellat keser.
    2493- Vurmak da yigitlik, kaçmak da.
    Bir çatismada üstünlük saglamak için olanca gücünü kullanmak, övülecek
    bir seydir. Yenilme tehlikesi belirince, telefat vermemek için uzaklasmak
    da begenilecek bir tutumdur.
    2494- Vücut kocar, gönül kocamaz.
    Bkz. Er kocar, gönül kocamaz.
    :::::::::::::
    -Y-
    2495- Yabanci koyun kenara yatar.
    Bir yere yeni gelen kimse, çevredekilere pek yanasmaz. Zaten onlar da
    kendisini hemen aralarina almazlar.
    2496- Ya evlat bir, ya ocak kör (gerek).
    Bir hayirli çocuk, insanin ocagini söndürmemeye,
    adini andirmaya yeter. Çocuk çogalirsa, üzüntü artar. Onlari yetistirmek
    güçlesir. Baba öldükten sonra, aralarinda anlasmazliklar çikar. Böyle bir
    durum ortaya çikacagina, ocagin kör olmasi daha iyidir.
    2497- Yagina kiymayan çöregini yoz (kuru, yavan) yer.
    Bir is için gerektigi kadar özveride bulunmayan kisi, sonucun kusurlarini
    hos görmelidir. krs. Kuzusuna kiymayan kebap yiyemez.
    2498- Yagiri (yarasi) olan gocunur.
    Bkz. Al kasagiyi gir ahira...
    2499- Yag ile yavsan, sirke ile tavsan.
    Bir yemegin lezzetli olmasi için harç esirgenmemelidir. Bol yag
    kullanildiktan sonra, aci bir ot olan yavsandan bile güzel bir yemek yapilir.
    2500- Yagli dilimin yoksa, yagli dilin de mi yok!
    Bkz. Bugday ekmegin yoksa bugda dilin de mi yok?
    2501- Yagmurda düsmanin koyunu, dostun ati satilsin.
    Yagmur altinda yünleri islanan koyun, pek gösterissiz duruma düser. Oysa
    at, daha çok çeviklesir.
    Böylece, koyun daha degersiz, at daha degerli görünür.
    2502- Yagmur yagsa kis degil mi? Kisi halini bilse hos degil mi?
    Her seyin, her kisinin bir özelligi, bir niteligi vardir. Bunu, baska
    türlü göstermeye kalkismak bostur. Kisinin davranislari, kendi durumuna
    uygun olmalidir.
    2503- Yagmur yagsin da varsin kerpiççi aglasin.
    Yagmur yagmasindan zarar görecekler bulunabilir.
    Ama yararlanacaklar o denli çoktur ki zarar görecekler düsünülmeyebilir.
    2504- Yag yiyen köpek tüyünden belli olur (bellidir).
    Durup dururken yasama düzeyinde bir yükselme
    olan kisi, kendisinden süphe edildigi gibi, çalip çirpiyor demektir.
    2505- Ya isten artar, ya disten.
    Para biriktirmek, ya çok çalisip çok kazanmakla ya da savurgan olmamakla
    olur.
    2506- Yakin (hayirli) dost (komsu) hayirsiz hisimdan (akrabadan) yegdir
    (iyidir).
    Ilgi ve iyiliklerini görmekte oldugumuz komsu ve dostlarimiz, hiçbir
    ilgisini görmedigimiz hisimlarimizdan, bize daha yakindir.
    2507- Yalanci kim? Isittigini söyleyen.
    Kisi, her isittigini, dogrulamadan, baskasina anlatmamalidir. Isittigi sey
    dogru degilse, ya da agizdan agiza geçerken degisiklige ugramissa, bu
    kendisinin uydurdugu bir yalan sanilir.
    2508- Yalancinin evi yanmis, kimse inanmamis.
    Yalan söylemeyi adet edinen kisinin sözlerine kimse inanmaz. Öyle ki bir
    gün evinde yangin çiksa da evim yaniyor, imdat! diye bagirsa, inanip
    yardima kosan olmaz.
    2509- Yalancinin mumu yatsiya kadar yanar.
    Bir kimsenin söyledigi söz yalan ise durum çok geçmeden anlasilir ve
    söyleyenin yalanci oldugu ortaya çikar. (Sanki onun mumu bile yalancidir ve
    hava kararmaya basladiktan az sonra tükenip söner.)
    2510- Yalanciyi kaçtigi yere kadar kovalamali.
    Bir kisinin yalanini yakalayabilmek için söylediklerini kabul edip sonuca
    bakmali. O zaman sözlerinin dogru çikmadigini kendisi de görecektir.
    2511- Yalanin kemigi yok ki bogazina bata.
    Bir sözün yalan oldugu bilinir, ancak söylenmesi
    engellenemez. Krs. Dilin kemigi yok.
    2512- Yalniz kalani kurt yer.
    Yardimcisi bulunmayan kisi, kendini tehlikeden koruyamaz. Krs. Sürüden
    ayrilani...
    2513- Yalnizlik, Allah'a mahsustur (yarasir).
    Insan toplumsal bir yaratiktir. Ancak toplumsal dayanisma ve is bölümü
    içinde yasayabilir. Tek basina yasayamaz.
    2514- Yalniz öküz, çifte (boyunduruga) kosulmaz.
    Iki kisi ile yapilmasi gereken bir isi tek kisi ile yapmaya kalkismak
    yanlistir.
    2515- Yalniz tas, duvar olmaz.
    Nasil, bir tek tas ile duvar örülemezse, insan da tek basina önemli bir is
    basaramaz. Baskalariyla iliski kurmak, isbirligi yapmak zorundadir. Krs.
    Bir elin nesi var..., Agaç yapragiyla gürler., Yalniz kalani kurt yer.,
    Yalnizlik Allah'a mahsustur.
    2516- Yaman komsu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin bosa, birin
    sat.
    Sana üç ögüt: Komsun kötü ise baska yere göç, esin geçimsizse ayril,
    atin azginsa sat, kurtul.
    2517- Yanik yerin otu tez biter.
    Kisinin yüregini yakan aci, az zaman sonra küllenir; yerini yeni ve neseli
    duygulara birakir.
    2518- Yanlis da bir nakis.
    Düzgün isler arasinda yapilan bir yanlis, kimileyin
    tekdüzeligi gideren bir süs olur.
    2519- Yanlis hesap Bagdat'tan döner.
    Yanlis bir yolda oldugunu anlayan kisi, bu ugurda
    ne denli emek ve para harcamis olursa olsun, geri dönüp dogru yola
    yönelmelidir.
    2520- Yanmis harmanin ösrü alinmaz.
    Önce verimli iken kazaya ugramis olan seyden, artik gelir, verim
    beklenmez.
    2521- Ya oldugun gibi görün, ya göründügün gibi ol.
    Dürüst kisi, kendini oldugu gibi gösterir. Kendini
    oldugundan üstün göstermek içtensizlik ve ikiyüzlülüktür. Kisinin görünüsü,
    gerçek durumunun aynasi olmalidir.
    2522- Yapi tasi, yapidan (yerde) kalmaz.
    Degerli kimse, bosta kalmaz. Kendisine is verilir.
    Krs. Delikli tas...
    2523- Yapraga yapis, atlas olsun; topraga yapis, altin olsun.
    Ipekböcegi besleyenler ve çiftçilikle ugrasanlar,
    emeklerinin doyurucu karsiligini alirlar.
    2524- Yara, sicakken sarilir.
    Bir aciyi dindirmek için gereken yardim, geç birakilmamali, hemen yapilmalidir.
    2525- Yarasi (yagiri) olan gocunur.
    Bkz. Al kasagiyi, gir ahira...
    2526- Yar (dost) beni ansin bir koz ile, o da çürük çiksin.
    Bkz. An beni bir kozla...
    2527- Yarim elma, gönül (hatir) alma. (Gönül alma, bir elma).
    Gönül almak, hatir sormak için (yarim elma gibi)
    küçük bir armagan yeter. Önemli olan, degerli armagan götürmek degil,
    hatirlayip aramis olmaktir. Krs. An beni bir kozla...
    2528- Yarim hekim candan eder, yarim hoca dinden eder.
    Bir is, uzmanina yaptirilmaz da taklitçilere yaptirilirsa, istenilen gibi
    degil, ters bir sonuç verir. Nitekim hekim dururken, hekimlik taslayan
    birinin tedavisine basvurulmasi, insanin hayatina mal olabilir. Bilgisiz din
    adami da dine aykiri düsünceler asilayabilir.
    2529- Yarina kalan davadan korkma.
    Bir anlasmazlik basladiginda iki taraf çok sinirli olur. Çatismayi
    sürdürmek tehlikelere yol açabilir.
    Görüsme ertelenirse sinirler yatisir. Konu daha serinkanla ele alinir.
    2530- Yarinki kazdan bugünkü tavuk (yumurta) yegdir.
    Bkz. Bugünkü tavuk...
    2531- Yar, yikildigi gün tozar.
    Bir felaket meydana geldigi anda, büyük bir tepki
    ve panik yaratir. Ondan sonra, durumun eski agirligi kalmaz.
    2532- Yasa yasa, gör temasa.
    Insan yasi ilerledikçe iyi, kötü birçok seyler görür.
    Hatira, hayale gelmeyen olaylar ve durumlarla karsilasir.
    2533- Yasi at pazarinda sorarlar.
    Insanlarin degeri, yaslariyla degil, baslariyla ölçülür. Yaslarina göre
    degerleri degisen yaratiklar, hayvanlardir. krs. Akil yasta degil, bastadir.
    2534- Yasin arasinda (yaninda) kuru da yanar.
    Bkz. Kurunun yaninda yas da yanar.
    2535- Yas kesen, bas keser.
    Agacin çesit çesit yararlari vardir. Bunlari düsünmeyip sadece odununu
    saglamak için agaç kesen, insan canina kiymis gibi büyük bir suç islemis olur.
    2536- Yas yetmis, is bitmis.
    Insan yetmis yasina gelince, genellikle, bedence de,
    kafaca da düser, çalisamaz olur. Bu durumdaki
    kimseden, artik verim beklenmemelidir.
    2537- Yatan (yatar) arslandan, (kurttan) gezen (yelen) tilki yegdir (iyidir).
    1) Az güçlü olup çalisan, çok güçlü olup çalismayandan daha basarili olur.
    2) Soylu, güçlü olmadiklari halde geçimlerini saglamak için çalisanlar;
    soylu, güçlü olup da tembel tembel oturanlara yeglenirler. Krs. Yatanin
    yürüyene borcu var.
    2538- Yatanin, yürüyene borcu var.
    1) Çalismayanin kazanci olmaz. O, her zaman veresiye alisveris eder. Bunun
    için sürekli olarak çalisana borcu vardir.
    2) Çalismayarak bir seyden yararlanan kisi, bu kolayligi, çalisip o seyi
    ortaya koyana borçludur. Krs. Yatan arslandan, gezen tilki yegdir.
    2539- Yatan öküze yem yok.
    Çalismayanin gelir beklemeye hakki yoktur.
    2540- Yatan (hasta yatan) ölmez, eceli yeten ölür.
    Hasta yatan, eceli gelmemisse ölmez de, sapasaglam biri, eceli
    gelmisse gezip dolasirken ölüverir.
    2541- Yatar kurttan yeler tilki iyidir.
    Bkz. Yatan arslandan...
    2542- Yatsinin faziletini güveyden sormali.
    Birçok kimseler için, önemli bulunmayan bir durum,
    kimi kisiler için özel bir önem tasir. (Eskiden
    güvey, yatsi namazindan sonra gerdege girerdi.)
    2543- Yavas (yumusak huylu) atin çiftesi (tekmesi) pek (yavuz) olur.
    Yumusak huylu kimselerin kizmasi, korkunç olur.
    Çünkü bunlar, ancak sabirlarini tasiran olaylar karsisinda
    tepki gösterirler. Bunun için davranislari, asiri bir öfkenin patlamasidir.
    Her seye kizan kimsede, bu denli taskin öfke bulunmaz.
    2544- Yavas tükürügün sakala zarari var.
    Sert davranmak gereken durumlarda gevsek davranan kisi, bu tutumunun
    zararini görür.
    2545- Yavuz (yürük) at yemini (yavuz it ününü) artirir.
    Görevini basari ile yürüten kisi, bunun mükafatini
    görür. Ödüllenince de görevini daha büyük bir çaba ile yapar.
    2546- Yavuz hirsiz ev sahibini bastirir.
    Suçlu kisi, sarlatan ve edepsiz ise, zarar verdigi kimseyi susturur,
    dahasi suçlu çikarir.
    2547- Yaza çikardik danayi, begenmez oldu anayi.
    Yetistirdigimiz, büyüttügümüz gençler, bizi begenmezler.
    2548- Yazin aramasi, kisin taramasi olmasa herkes besler mandayi.
    Güzel seyin sahibi olmayi kim istemez? Ama her
    seyin güzelligi bakimla, ugrasmakla saglanir. Iste
    bu sikintiya herkes katlanamaz.
    2549- Yazin basi pisenin, kisin asi piser.
    1) Yazin günes altinda çalisan, ailesinin kislik zahiresini kazanir.
    Krs. Agustosta beyni kaynayanin...
    2) Gençliginde çok çalisip varlik edinen, hastaliginda ve ihtiyarliginda
    sikinti çekmez. Krs. Yazin gölge kovan...
    2550- Yazin gölge hos, kisin çuval bos.
    1) Yazin keyifli yerlerde tembel tembel oturan, kisin yiyecek bulamaz.
    2) Gençliginde kazanç pesinde kosmayip zevke dalan, hastaliginda
    ve ihtiyarliginda perisan olur. Krs. Yazin gölge kovan..., Agustosta
    gölge kovan..., Agustosta yatani...
    2551- Yazin gölge kovan, kisin karin ovar.
    Yazin çalismayip keyif ve zevk ile vakit geçiren çiftçi, nasil kisin aç
    kalirsa, çalisma gücü ve ortami bulundugu halde zamanini degerlendirmeyen
    ve gelecegini düsünmeyen kiside, çalisma olanaklari kalmadigi zaman, öylece
    perisan olur. Krs. Yazin basi pisenin..., Yazin gölge hos..., Agustosta
    gölge kovan...
    2552- Yazin harmana siçan öküzün kisin yemlikte agzina gelir.
    Gelecegi düsünmeden kötü isler yapan kisi, ileride, yaptigi kötülüklerle
    karsilasir.
    2553- Yazin yanmayan kisin isinmaz.
    Yazin çalismayan kisin ne odun, ne kömür, ne de yiyecek bulur. Gençliginde
    kazanç saglamamis olan da ihtiyarliginda perisan olur. Krs. Agustosta
    gölge kovan...
    2554- Yazin yersen lokumu, kisin yersin bokumu.
    Bkz. Agustosta gölge kovan zemheride karnin
    ovar., Gölgeyi hos gören...
    2555- Yaz yalan, kis gerçek.
    Yazin yasama kosullari hafiftir: Giyim isi özen istemez; nerede olsa
    barinilir. Kisin durum tersinedir: Giyim, özen ister. Barinacak yer, kapali
    ve sicak olmalidir. Bu durum, karsilastigimiz çesitli olaylarda
    da görülür: Kimi olaylar, önem vermeye degmez, ama kimisi olanca dikkatimiz
    ve gücümüzle üzerinde durmamizi gerektirir.
    2556- Yaz yaz gerek, kis kis.
    Her mevsimin kendine özgü kosullari, verimleri vardir. Yaz mevsimi yazligini,
    kis mevsimi kisligini yapmazsa insanlarin yasayis düzenleri de bozulur.
    2557- Yegniyi yel alir, agir yerinde kalir.
    Hoppa züppe kimseler, hiçbir yerde barinamazlar;
    sunun bunun oyuncagi olurlar. Agirbasli olanlari
    kimse tedirgin edemez. Krs. Agir yongayi...
    2558- Yel gelen deligi kapamali.
    Beliren tehlikeye karsi önlem alinmali.
    2559- Yel gibi gelen sel gibi gider.
    Bkz. Sel ile gelen, yel ile gider.
    2560- Yel kayadan ne koparir (alir, anlar, aparir).
    Saglam karakterli kisiler, saglam temele dayanan
    isler, önemsiz etkilerle sarsilamaz.
    2561- Yemegin iyisi haziridir.
    Tanri'nin verdigi kismet, hazir olan yemektir. En
    iyi yemek budur.
    2562- Yemeyenin malini yerler (demine hu çekerler) (üstüne bir bardak su
    içerler).
    Pintinin yemege kiyamayarak biriktirdigi mali, sagliginda, gücünün
    yetmedigi kisiler, öldükten sonra da mirasçilar bol bol yerler.
    2563- Yenenle yanana ne dayanir!
    Yasam bir tüketim sürecidir. Besin, yakit gibi gereksemeler, ne denli bol
    olursa olsun, tüketilir.
    2564- Yengece niçin yan yan gidersin? demisler; serde
    kabadayilik var (yigide nice yürürse yarasir) demis.
    Davranislari herkesinkinden ayri olan kisi, bu durumunun
    yeteneksizliginden degil, kendisinde daha üstün nitelikler
    bulunmasindan kaynaklandigini ileri sürer.
    2565- Yenice elegim, seni nerelere asayim?
    Kisi, elde ettigi yeni ve güzel bir seyi örselememek
    için büyük özen gösterir. Krs. Taze bardagin...
    2566- Yeni dosttan vefa gelmez.
    Bkz. Eski dost düsman olmaz...
    2567- Yenlicegi yel atmis, diken batmis.
    Agirbasli olmayan kisi, her yere burnunu sokar;
    bundan da zarar görür.
    2568- Yerdeki yüze basilmaz (kimse basmaz).
    Alçakgönüllü olanlari kimse hor görmez, tepelemez.
    Herkes onlari korur.
    2569- Yerdigin oglan (küçük) yer tutar.
    Bugün begenmediginiz, kendisinde yetenek bulmadiginiz çocugun, zamanla
    bilgisi, görgüsü artar; toplumda önemli bir yeri olur.
    2570- Yerinden oynayan yetmis kazaya ugrar; en küçügü ölüm.
    Bir yere yerlesmis ya da iyi bir düzen kurmus olan
    kisi zorunlu bir neden yokken yerini ve isini degistirirse ölümden beter
    güçlüklerle karsilasir.
    2571- Yerine düsmeyen gelin yerine yerine, boyuna düsmeyen esvap sürüne
    sürüne eskir.
    Kendine uygun bir evlenme yapamayan kiz, yerine yerine helak olur. Boya
    göre dikilmemis elbise de yerde sürünerek yipranir gider.
    2572- Yerini bilmeyen, yilda bir kat urba eskitir.
    Hangi alanda çalisabilecegini önceden iyi kestirememis olan kisi, sik
    sik yer ve is degistirme yüzünden hayli zarar görür.
    2573- Yerin kulagi var.
    Bir konu, iki kisi arasinda gizli olarak konusulsa
    bile duyulur. Bir süre sonra hiç hatir ve hayale gelmeyen
    kimselerin onu isittigi ortaya çikar. Sanki konusma yeri, herkesin
    kulagidir.
    2574- Yetisemedigin köyün alt tarafinda (beri yaninda) yat.
    Yapmak istediginiz seyi eksiksiz olarak basaramiyorsaniz,
    kendinizi bos yere zorlamayip yapabildiginiz kadariyla yetinmeniz gerekir.
    2575- Yilana yumusak diye el sunma.
    Kisi, yumusak huylu görünen herkese aldanmamali;
    zararsiz sanilan her seye yanasmamali; tehlikeli bir
    durumla karsilasabilecegini düsünmelidir. Krs. Her
    delige elini sokma...
    2576- Yilanin basi küçükken ezilir.
    Büyüyecegi belli olan her tehlike, daha basta önlenmeli; düsman
    güçlenip büyük zarar verecek duruma gelmeden ezilmelidir.
    2577- Yilanin sevmedigi ot, deliginin agzinda biter.
    Baskalarina kötülük etmek isteyenler, karsilarinda
    hep hoslanmadiklari seyleri bulurlar.
    2578- Yilan kendi egriligine bakmaz da devenin boynu egri der.
    Bkz. Kazan kazana kara demis.
    2579- Yilan ne kadar egri gitse deligine dogru girer.
    Yabancilarla iliskisinde dürüst davranmayan kisi yakinlarina
    karsi dogruluktan ayrilmaz.
    2580- Yilan sokan uyumus, aç kalan uyumamis.
    Aç kalan, yilan sokandan daha çok aci çeker.
    2581- Yilin eksigini nisan getirir, nisanin eksigini yil getirmez.
    Tarim için bütün yil elverissiz geçse de nisan ayi elverisli
    olsa tam ürün alinir. Ama bütün yil elverisli
    geçse bile nisan elverissiz olursa, iyi ürün alinamaz.
    2582- Yil ugursuzun.
    Öyle bir zamandayiz ki arsiz, yüzsüz kisiler el üstünde tutulmakta ve
    islerini, agirbasli, dürüst kimselerden daha iyi yürütmektedirler.
    2583- Yirtici (alici) kusun ömrü az olur.
    Baskalarina saldirmayi huy edinen kisilerin düsmanlari çok olur. Çok
    geçmeden bu düsmanlar da onun canina kiyarlar.
    2584- Yirtilan Deli Ahmet'in yakasi.
    Bkz. Dert Deli Ahmet'in basinda.
    2585- Yigidim yigit olsun da yerim çali dibi olsun.
    Bkz. Erim er olsun da...
    2586- Yigidin mali meydandadir.
    Cömert kimsenin mali herkesin yararlanmasina açiktir.
    2587- Yigidin sözü, demirin kertigi.
    Mert adam sözünden dönmez. Bu söz, demirin kertigi gibi besbelli ve
    ortadadir; degismez.
    2588- Yigidin yigide ekmegi ödünç, kötüye sadaka.
    Sofrasi açik olana konuk olan iyilik bilir kisi, bunun altinda
    kalmaz. Bu anlayista olmayan konuga karsiliksiz bir iyilik edilmis olur.
    2589- Yigit arkasindan vurulmaz.
    1) Bir kimseyi yoklugunda ve savunmasini yapamayacagi bir durumda
    kötülemeye, yikmaya çalismak mert adam isi degildir.
    2) Mert olan, yüz yüze dövüsür.
    2590- Yigit basindan devlet irak degildir.
    Bir gencin zengin olmasi her zaman beklenebilir.
    2591- Yigit bin yasar, firsat bir düser.
    Bir yigidin eline ömrü boyunca bir kez çok önemli
    bir firsat geçer. Bunu kaçirmamalidir.
    2592- Yigit ekmegiyle yigit beslenir.
    Yigitler, yigit kimseleri korurlar. Yigit kimseler de
    ancak yigitlerin yaninda barinirlar.
    2593- Yigit lakabiyla anilir.
    Yigit, ya güzel, ya çirkin bir lakapla anilir. O, çirkin olan lakabini
    degistirmeyi düsünmez. Çünkü önemli olan, kendisinin iyi adi, ünüdür.
    Çirkin lakap, bu iyi adi lekelemez.
    2594- Yigit meydanda belli olur.
    Sözle atip tutmak kolaydir. Asil marifet, is basinda kendini göstermektir.
    2595- Yigit yarasina yigit katlanir.
    Yigitten gelen agir saldiriyi ancak yigit olan kaldirabilir.
    2596- Yigit yigide at bagislar.
    Yigit, arkadasi için her sikintiya katlanir. Onun isine
    yarar diye en degerli varligini bile bagislar.
    2597- Yiyen bilmez, dograyan bilir.
    Bkz. Soganin acisini yiyen bilmez...
    2597- Yogun cani alinmaz.
    Istenen sey, vermesi beklenen kiside yoksa istemekte
    direnmenin anlami yoktur. Size ne versin, canini mi?
    2598- Yogun incelene kadar ince üzülür.
    Bkz. Kalin incelene kadar...
    2599- Yogurdum (ayranim) eksidir diyen olmaz.
    Bkz. Kimse ayranim eksi demez.
    2600- Yok büyümez, arik büyür.
    Hiç yoktan bir sey üremez. Ama az olan nesneler
    çogalir; küçük varliklar, gelisir, büyür.
    2601- Yoksul ala ata binse, selam almaz.
    Görmemis kimse (geçici olarak bile) görmüslerin durumuna erse, herkese
    yüksekten bakar; kimseye selam vermez olur.
    2602- Yoktan yonga çikmaz.
    Varlikli olmayan kimseden, baskasina yardim etmesi beklenemez;
    bilgisiz kimseden bir sey ögrenilemez... Krs. Imam evinden as, ölüm gözünden
    yas çikmaz.
    2603- Yola yogurt dökmüs var mi?
    Hiç kimse geregi yokken savurganlik yapmaz.
    2604- Yol bilen kervana katilmaz.
    Bir isi kendi basina yapabilecek olan, baskalarinin
    yardimina gereklik duymaz.
    2605- Yolcu yolunda gerek.
    Yolculuk yapacak olan kimse su, bu nedenle vakit
    geçirmemeli, bir an önce yola çikmalidir.
    2606- Yoldan (yol ile) giden yorulmaz.
    Bir isi yoluyla, yöntemiyle yapan güçlük çekmez.
    2607- Yoldan kal, yoldastan kalma.
    Yolculukta arkadas çok önemlidir. Insan, iyi bir arkadasla yolculuk
    yapmak için, gerekirse yolculugunu geri birakmalidir.
    2608- Yol ile giden yorulmaz.
    Bkz. Yoldan giden yorulmaz.
    2609- Yol sormakla bulunur.
    Bir iste izlenecek dogru yol, bilenlerden sorulmakla ögrenilir. Krs.
    Sora sora Bagdat bulunur.
    2610- Yol yürümekle, borç ödemekle (vermekle) (tükenir) (biter).
    Nasil yol yürümekle, borç ödemekle bitirilirse, yapilacak herhangi bir
    is de üzerinde sürekli olarak çalismakla basarilir.
    2611- Yorgun esegin (öküzün) çüs (islik) canina minnet.
    Verilen dinlenme firsati, yorgun kisiyi çok sevindirir.
    2612- Yularsiz ata binilmez.
    Bir disipline bagli olmayan isin basina geçmek dogru
    degildir. Krs. Yularsiz deve yedilmez.
    2613- Yularsiz deve yedilmez.
    Disipline bagli olmayan kisi, istenildigi gibi yönetilemez. Krs.
    Yularsiz ata binilmez.
    2614- Yumurtada kil bitmez.
    Kisir ortamdan verim beklenmez.
    2615- Yumurtadan çikan yine yumurta çikarir.
    Her canli soyuna çeker; soyunun özelliklerini tasir.
    2616- Yumurtlayan tavuk bagirgan olur.
    Çaliskan ve verimli kisi, kendini göstermek ve yaptigi yararli isi
    herkese duyurmak için sesini yükseltir.
    2617- Yumusak huylu atin çiftesi pek olur.
    Bkz. Yavas atin...
    2618- Yurdun otlusundan kutlusu yegdir.
    Insan, üzerinde rahat yasamadiktan sonra yurdu verimli
    olmus, neye yarar?
    2619- Yuvarlanan tas yosun tutmaz.
    Durmadan yer, yurt degistiren kimse, esya, varlik edinemez.
    2620- Yuvayi yapan disi kustur. (Yuvayi disi kus yapar).
    Bir evin yönetim, geçim düzenini ve ailenin mutluluk içinde
    yasamasini kadin saglar.
    2621- Yuyucunun hakki eline geçsin de ölü ister cennete gitsin
    ister cehenneme.
    Ücret karsiliginda is yapan, alacagi paradan baska
    bir sey düsünmez. Yaptigi isin sahibine kaça mal
    olacagi gibi seyler umurunda degildir.
    2622- Yük altinda (yüklü) esek anirmaz.
    Agir bir is altinda bunalmis olan kisi, bu durumdan
    kurtulmadan birtakim istekler pesinde kosmamali, örnegin borçlu borcunu
    ödemeden gücünü asan giderlerden sakinmali; bir karsilasmada yenilen,
    yüksekten konusmamalidir.
    2623- Yük altinda esek kalir.
    Insan olan, bir kimseden gördügü iyiligin altinda kalmaz.
    2624- Yüksek dagin basi dumanli olur.
    Önemli islerin basinda bulunanlar, sürekli olarak
    sorumluluklarinin sikintisi içinde olurlar.
    2625- Yürük ata kamçi olmaz. (Yürük at kamçi degdirmez).
    Isini ivedilik ve yeterlikle yapan kisiyi sikistirmak gerekmez.
    2626- Yürük ata paha olmaz.
    Isini ivedilik ve yeterlikle basaran kimsenin degeri
    çok büyüktür.
    2627- Yürük at yemini artirir.
    Bkz. Yavuz at yemini artirir.
    2b28- Yüz elli, yaz belli.
    Bkz.Kasim yüz elli...
    2629- Yüz güzelligi hamamdan eve, öz güzelligi Urum'dan Sam'a.
    Bkz. Tüy güzelligi hamamdan eve...
    2630- Yüzü güzele kirk günde doyulur; huyu güzele kirk yilda doyulmaz.
    Iliski kurulacak bir kimsede aranmasi gereken en
    önemli nitelik, huy güzelligidir.
    2631- Yüzü güzel olanin huyu (da) güzel olur.
    Insanin yüzü, içinin aynasidir. Güleryüz her zaman
    güzeldir: Hosgörülü, iyi niyetli, uyusma egilimli, temiz
    yürekli kisilerde bulunur. Içinde kötülük yatan kisinin duygulari
    da yüzüne vurur, kendisini çirkinlestirir. Bundan dolayi yüzünü güzel
    buldugumuz kimsenin, anlariz ki huyu da güzeldir.
    2632- Yüz verdik Ali'ye (deliye) geldi siçti haliya.
    Degmemesine karsin kendisine önem verilen egitimsiz,
    anlayissiz kisi simarir; terbiyesizce davranislarda bulunur.
    2633- Yüz verme arsiz olur, az verme hirsiz olur.
    Bkz. Çok söyleme arsiz edersin...
    2634- Yüz yüzden utanir.
    Bir kimse, kendisine karsi saygi gösteren kisiden
    yapmasini isteyecegi seyi, dogrudan dogruya kendisi söylerse daha
    etkili olur. Baskasiyla haber yollayarak isterse o kadar etkili olmaz.
    :::::::::::::
    -Z-
    2635- Zahirenin (çiftçinin) ambari sabanin ucundadir.
    Iyi sonuç almak isteyen, isine dört elle sarilmalidir.
    Nitekim toprak, iyi sürülürse bol ürün verir.
    2636- Zahmetsiz rahmet olmaz.
    Sikinti çekilmeden, ugrasilmadan, istenilen güzel sonuç elde edilemez.
    2637- Zaman sana uymazsa sen zamana uy.
    Yasadigin zamanin kosullari ve çevrendekilerin gidisi
    senin tutumuna uygun degilse, sen onlara uymalisin.
    Krs. Vardigin yer körse bir gözünü kapa.
    2638- Zararin neresinden dönülse kardir.
    Sürüp giden zararli bir isten ne denli erken vazgeçersek,
    daha sonra ugrayacagimiz zarari o denli azaltmis, sonuç olarak o kadar
    kar etmis oluruz.
    2639- Zayi olan koyunun kuyrugu büyük olur.
    Bkz. Kaçan balik büyük olur.
    2640- Zemheride kar (yagmur) yagmadan kan (zehir) yagmasi iyi.
    Zemheride kar, yagmur yagarsa çiftçilerin o mevsimdeki tarla
    islerini yapmalarina, tarlayi sürmelerine engel olur. Bu yüzden o yil iyi
    ürün alinamaz.
    Krs. Zemheride sür de...
    2641- Zemheride sür de çali ile sür.
    Iyi verim alabilmek için tarlayi zemheride her halde sürmek gerekir.
    Derin, dikkatli sürülmese, söyle bir yüzeyden olsa bile. Krs. Zemheride kar
    yagmadan...
    2642- Zemheride yogurt isteyen cebinde bir inek tasir.
    Gerçeklesmesi güç bir sey isteyen kimse, istegini gerçeklestirecek çareyi
    bulmak zorundadir. Krs. Cani kayinak isteyen..., Kaymagi seven...,
    Asure yemeye giden..., Cani kaymak isteyen..., Pilav yiyen...
    2643- Zengin arabasini dagdan asirir, zügürt düz ovada yolunu sasirir.
    Zengin, para gücüyle en zor isleri basarir. Zügürt,
    parasizlik yüzünden, en kolay isi basaramaz.
    2644- Zengin ates dökecek olsa fukara saksi eder.
    1) Zengin bir is yapmaya kalkissa, fakir o yorulmasin diye hemen o
    isi üstlenip yapar.
    2) Zenginin istemeyip attigi seyi fakir mal bulmus
    magribi gibi kapar. Krs. Devenin tüyü esege toy olur.
    2645- Zengin giyerse saglicakla, fakir giyerse nerden buldu ki derler.
    Zenginin gösterisli giysiler giymesi dogal karsilanir.
    Fakirin düzgünce giyinmesi yadirganir, çok görülür.
    2646- Zenginin azgini, kürk giyer yaz günü.
    Para, kimi kisileri gösterise ve budalaca savurganliga sürükler.
    2647- Zenginin basmasi ipekli görünür.
    Zengin ne giyse, ne yese, ne yapsa en pahalisini yeglemis sanilir.
    2648- Zenginin horozu bile yumurtlar.
    Parali kisi, kisir sanilan islerden bile kar saglama yolunu bulur.
    2649- Zenginin iki dünyasi da mamurdur.
    Varlikli kisi, bu dünyada gönlünce yasar. Ibadet sayilan, yoksullara,
    hayir islerine yardimlariyla da öbür dünya rahatini saglar.
    2650- Zenginin mali, zügürdün çenesini yorar.
    Zügürtler, zenginlerin mallari üzerine konusur, dururlar. Bu konusma,
    onlarin çenesini yormaktan baska bir ise yaramaz.
    2651- Zengin kesesini döver, zügürt dizini.
    Bir isi yapmak gerektigi zaman, zengin iste para
    diye kesesini döver. Zügürt ise, yapmak istedigi isi
    parasizlik yüzünden yapamayacagi için dizini döver.
    2652- Zenginin tavugu iki sarili yumurtlar.
    Bkz. Zenginin horozu bile yumurtlar.
    2653- Zengin silkinse fakir bay olur.
    Zengin, kazancinin küçük bir parçasini verse fakir
    gönenir, zenginlesmis gibi olur. Krs. Devenin tüyü esege tay olur...
    2654- Zerdaliden kaval olmaz, al zurnadan haberi.
    Bir isin iyi yapilabilmesi, gereken kosullarin gerçeklesmesine baglidir.
    Ise yaramayan araçlarla begenilecek bir sonuç elde edilemez.
    2655- Zeyrek kus iki ayagindan tutulur.
    Bkz. Ayyar tilki art ayagindan tutulur.
    2656- Zeytin dededen, incir babadan kalmali.
    Krs. Bag babadan, zeytin dededen kalmali.
    2657- Zirva tevil götürmez.
    Saçma söz -ne denli akla yatacak bir anlamla yorumlanmak istenirse
    istensin- niteligini degistirmez.
    2658- Zora, beylerin borcu var(-dir). (Hirsiza beyler de borçlu).
    Zor kullanan kisilerin istedigini en güçlü kimseler bile verirler.
    2659- Zora daglar dayanmaz.
    Zor kullanan kisilere, çok güçlü sanilan kimseler bile boyun eger.
    2660- Zor kapidan girerse, seriat bacadan çikar.
    Zorbaligin hüküm sürdügü yerde din, yasa buyruklari yürümez.
    2661- Zorla güzellik olmaz.
    Kisiye, begenmedigi sey zorla begendirilemez.
    2662- Zor oyunu bozar.
    Bir kisi, kurala uygun olarak yürümekte olan isi,
    istedigi yola çevirmek için zor kullanirsa, artik kural söz konusu
    olamaz. Güçlü olan istedigini yapar.
    2663- Zurnada pesrev olmaz (ne çikarsa bahtina).
    Rasgele yapilan plansiz iste yöntem, kural aranmaz.
    Is, kendi kendine nasil yürürse yürür.
    2664- Zügürtleyen bezirgan, eski defterleri yoklar.
    Bkz. Müflis bezirgan...
    2665- Zügürtlük, zadeligi (soyluluk) bozar.
    Soylu kimse zügürtleyince, soylulugu unutulur.
    2666- Zügürt olup düsünmektense, uyuz olup kasinmak yegdir.
    Uyuz olup kasinmak, insani çok rahatsiz eder. Ama
    zügürtlük dolayisiyla ne yapacagim diye düsünmek, daha çok rahatsiz eder.
    2667- Zürafanin (kibarlar) düskünü, beyaz giyer kis günü.
    SON
    ::::
  4. Yazan: Kâ®âKiz
    No Avatar
    Emeginize Saglik ..
  5. Yazan: can81
    No Avatar
    emeğinize sağlık
  6. Yazan: guni
    No Avatar
    emeyine saglik.cok sagol.
  7. Yazan: AYIŞIĞI
    AYIŞIĞI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    teşekkürlerRegister
  8. Yazan: lena mayer
    lena mayer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    teşekkürler
  9. Yazan: -Asilzade
    No Avatar
    éMéGiNé SagLıK..! Register


  1. Yazan:
    no avatar


    REKLAM



Benzer Konular

  1. Atasözleri Ve Deyimler
    Konuyu Açan: ozan-9, Forum: Lise.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 12.03.2013, 19:26
  2. ev ile ilgili deyimler ve atasözleri
    Konuyu Açan: akılmantık, Forum: Sözler Yazılar Mesajlar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 18.03.2012, 09:26
  3. Deyimler ve Atasözleri
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Edebiyat.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 24.09.2011, 02:02
  4. A dan Z ye Deyimler Sözlüğü
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Lise.
    Cevaplar: 42
    Son Mesaj : 03.05.2011, 15:23
  5. Atasözleri ve Deyimler
    Konuyu Açan: SAVAS, Forum: Sözler Yazılar Mesajlar.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 24.03.2011, 13:44

copyright

Soru Cevap

grafimx