REKLAM




+ Konuyu Cevapla

Doğum Günün Kutlu Olsun

  1. Yazan: Şayeste
    Şayeste - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    REKLAM


    sevgiliye mektup - sevgiliye mektup örneği - aşk mektupları


    2030 yıllının 14 Nisan Günüydü, 58 yaşına girecek olan ve eski güzelliğinden hiçbir eser kalmayan kadın son sekiz yıldır doğum gününü yalnız kutluyordu.

    Fotoğraf albümünü açmış, eski fotoğraflara bakıyordu. Neler yaşamıştı ömründe neler. Ama sonunda yapayalnız kalmıştı. Teyzesini hatırladı. Gözünden iki damla yaş aktı.

    Hayatında onu en çok seven, onun için ölüme bile razı olacak ve büyük haksızlık yaptığı adam geldi gözlerinin önüne. Nasıl da yalvarmıştı adam. İçi burkuldu, anılara daldı, ayrılıklarının üçüncü ayında, 38’nci yaş gününde adamın kendisine yazdığı, 14 Nisan 2010 tarihli mektubu okumaya başladı.

    Ceylanım

    Gözlerinde güneşi taşıyan kadınım, Mavim, Yeşilim, Kırmızım, Doğum Günün Kutlu Olsun.

    Beni zerre kadar sevmediğini biliyorum, hiç özlemediğini, akılının ucundan bile geçmediğimi biliyorum. Varsın olsun Ceylanım ben seni çok seviyorum.

    Ben seni çok özledim. Derinliğinde kaybolduğum Gözlerine ne demeli bilmem. Çay karası gözlerinde ki derinliği, beni sonsuzluğa sürükleyen ansızın hüzünlerin en çıkmazına iten, o derin ve güzel gözlerini özledim.

    Ben seni çok özledim. Sesindeki çocuksuluğu, varlığındaki coşkuyu, Kederin o muhteşem yoğruluşunu, olmadık zamanlarda olmadık benzetmelerini, günlük anılarını dinlemeyi, mesela ile başlayan ve insanın ruhunu okşayan hecelerinin kelime olmaya koşuşunu özledim.

    Ben seni çok özledim. Yorgun bir akşamda, seni solumayı seninle yürümeyi özledim. Ben seni çok özledim. Seni seviyorum deyişinin içindeki seni ve şiirlerdeki her bir satırın, Sana dökülüşünü özledim.

    Ben seni çok özledim. Yağmur yağarken üzerime Gözyaşlarımı bırakıp gökyüzüne, Başka bir yağmurla sana yağsın diye umut etmeyi özledim… Ben seni çok özledim.

    Kalbinde bana yer olmamasına rağmen, orada sıkışacak bir yer bulmak ve dışarıda kalmamak için yaptığım çırpınışları özledim…

    Ben seni çok özledim. Kahırlanıp içimi dökmeyi, Küsüp küsüp barışmamızı özledim. Ben seni çok özledim. Sesini özledim konuştukça içimi rahatlatan. Ben seni özledim. Yanımdayken bütün dertlerimi unutturan.

    Gözlerini Özledim. Bir bakışınla içimde fırtınalar kopartan. Saçlarını özledim dokunduğumda içimi titreten. Ellerini özledim dokunduğumda ayaklarımı yerden kesen. Ama en çok ben senin sevgini özledim.

    Ben seni çok özledim. Baş başa kaldığımızda bakışını, bana hasretle sarılışını, gözlerinle gözlerime gülüşünü, yüreğinden seni seviyorum deyişini özledim.

    Sen nasılsın Ceylanım. Laf anlamaz yüreksiz tesellim sen nasılsın. İçimde taht kuran sorunum sen nasılsın. Karanlık gecelerde rüyam korkulu kâbusum sen nasılsın. Hayalimde ruhumda dolaşıp giden sen yolcum nasılsın.

    Ben mi, beni sorma! Suyu tükenmiş limanların denizlerine yürüyüp duruyorum hala... Hayatımın sesi kısılmış, yaşlanmış dudaklarımdaki kelimeler.

    Gelmeyeceğini biliyorum beklemem boşuna ama yine de havalimanına gidiyorum zaman zaman senin şehrinden gelen uçakları bekliyorum. Belki çıkar gelirsin diye.

    Hala kulağım sesinde, gözlerim etrafta seni arıyor gelmeyeceğini bile bile... İçli bir hıçkırıktı son hatırladığım, seni benden çalan o ülkenin olmaz olası o havalimanında.

    Şimdi kış ama ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Dört mevsim çiçek açtın kalbimde, taze bir yaprak gibi yeşildin, sevgi çiçeğiydin, üzerine çiğ taneleri düşmüş kırmızı güldün, yasemindin maviydin, beyazdın bütün renklerde sevmiştim seni...

    Günlerin, gecelerin tadı yok. Hiçbir çöl kabul etmiyor beni artık. Soğuk karanlık gecelerde kayıp çocuk resimleridir hüznün bir başka adı. Gittiğinden beri kayıp içimdeki çocuk...

    Üşüyorum hüzün şarkıları söyleyen bir Sonbaharın zemheriye dönüşmesinin verdiği, fani bir üşüme hissi değil bu sevdiğim ve ellerim buz kesmiş olmasına rağmen, ıssız bir gecede yokluğuna mahkûm bir ruhla seni yazarak unutuyorum üşümüşlüğümü...

    Çok yoruldum artık biliyor musun? Sevmekten, seni beklemekten, her yeni güne belkilerle başlamaktan, sadece hıçkırıklarımı kendim duymalarımdan yoruldum ve sefaletin zincirleriyle hapsedilmiş bir aşkın yalnızlığında tükendim.

    Oysaki nasılda ihtiyacım var sana, bilemezsin. içine düştüğüm çaresizlikle birlikte sana sımsıkı sarılırken, sıcaklığını hissedip boğazıma düğümlenen ve içimde yankılanan hıçkırıklarımı özgür bırakıp ağlasam.

    Sen gittiğinden beri çalmadım kimselerin kapılarını, kimsesizliğim kapımı çaldı, kapattım kendimi hücreme, gecenin karanlığına gizlenip çıktım dışarı gece saklar beni diyerek, kimsesizliğimle dertleştim yalnızlığımın elini öptüm, sefaletimi bir tabakta sundum şeker tadında firari ruhuma...

    İçini karattım değil mi? Affet beni Ceylanım, bir senin hayalin kaldı bu çaresizliğin ortasında tek dayanağım, içimi dökebileceğim, yazarak yaşadığım bir senin hayalin var.

    Sadece sen anlarsın beni, dilinde zehir zemberek kelimeleri cansız kâğıtların bedenine aktarırken sıcaklığını hissettiren ve seni bana getiren kalemimden başka tek sen varsın beni anlayabilen, beni terk etmeyen bir senin hayalin kaldı Affet!

    Kaç zamandır yokum kendimde, kaç zamandır yoksun. Ne ben alışabildim sensizliğe, ne tütün kokusu sinmiş odam alışabildi. İnan çok gücüme gidiyor; öykülerimde can bulan kadınların senin yerine beni sahiplenmesi ve kimsesiz sokaklarda attığım her adımla sen uzaklaşıyorsun sanki bunu düşündükçe, sensiz kalmak gücüme gidiyor sevgili.

    Gözlerimi açmak bile istemiyorum, sensiz bir güne başlayacağımı biliyorum ve onulmaz yaralar açıyor ruhumda, gözlerimi açmıyorum bende, tüm dünya beni uykuda biliyor, oysa uykuyu unutalı çok oldu.

    Hayalinde can bulan gülüşünü özledim. Kendimde unuttuğum ne varsa bulduğum hayalini özledim. Seni çok özledim, özlemlerim işgal edince yüreğimi, delice bir arzuyla gelip o şehri yakmak istedim, vazgeçtim daha sonra; eğer ateşe mahkûm olursa bu şehir bende yanarım, bilmekteyim yanmaların acısını ama senin bu acıyı bilmeni istemiyorum sevgili. Sen yanmaları bilme, sensizliğimde yanmalarımı bilmediğin gibi... Bilme!

    Hasret çekilmez oldukça; her gülüşüne özlemli türküler yakarım şehrimde… Yağmurlar yağdıkça yokluğun sızıları, üşüyen parmak uçlarımdan dökülen binlerce satıra güller açtırırım.

    Bir damla olup şehrine düşmek isterim ay yüzlüm, az ama delice yağmak şehrinin kaldırımlarına… Şah damarlarından süzülerek yüreğine akmak, seni sende yaşamak velhasıl tek derdim…

    Hadi tut ellerimden, çağır beni gamlı hazanına. Yırt yokluğunun karanlık perdelerini. Soyun çok sevdiğin siyahın matemini üzerinden, sana rengârenk gökkuşağını getirdim bak.

    Saçlarına güller döktüğüm Ceylan gözlü sevdam, sen bu tende yaşadıkça, unutulur adım, sanım, varlığım… Gel… Güllerimizi solduran gurbeti silelim bir ömür. Ne sen bana uzak ol, ne ben sana yasak.

    İster toprak olayım, ister dalında yaprak. Bırak kırsın bizi uzaklıklar, u-mutlu düşlerimizi ezsinler. Elbet bir gün tersine döner hayat. Yeter ki sar bedenimi sevginle, var ol benimle. Seninle varım ben, sadece seninle…

    Mecnun çöllerime düş, gözlerindeki sağanak yağmurlarınla hadi... Çölleşmiş yanlarımı can’a çevir, köklerime mutluluk sun... Sana gelen yollardan geri çevirme beni. Avuçlarıma biraz sevgi, damarlarıma biraz umut, canıma biraz canından can kat... Gölgelerindeki hayata sığınayım…

    Gece saçlarından süzülüp, gözlerinin hazanında konaklayayım… Gül kokulu terinde üşüyeyim… Nefesinde eriyeyim… Emanet sevinçlerimi salıp, bayram sabahı umutlarımı kaldır hadi.

    Gözlerine acı kaçmış çocuksu gözbebeklerimden öp. Sonra savur beni gözlerinin Çay karası cennetine. Deli dalgalarında ıslat beni, delirsin deniz... Ayakuçlarım tuz koksun dizlerim ise toprak…

    Sar beni göğüs kafesindeki sıcaklığına, en gözü kara halimi kundakla nefesinle... Kalın giydir volta attığın damarlarımı. Yüreğin olsun iç gömleğim... Üşüdüğümde yüreğimden boşalan terleri sık gül kokulu avuçlarınla sonra göğsümün kalp atışlarını hızlandır gamzeli gülüşlerinle.

    Parmak uçların hep uzakları göstersin sonbaharımda, ırak olsun varacağımız yer, Filistin kadar karmaşık. Bulutları olmasın kavuşacağımız yerlerin, ben saçlarından bir tutam alır güneşin altında, sana bulutlar örerim ellerimle soluk aydınlığa inat.

    Gideceğimiz diyarlarda rüzgâr olmasın be can; terlese de topraklar, terlese de yapraklar… İki dudağından hayata akan her bir nefesini avuçlarımda saklar, her bir nefesini terli topraklara rüzgâr bilirim.

    Yangınlar biriktiririm üşüdüğümde bedenimi sende tutuşturmak için. Küllerimden binlerce demet kırmızı gül istiflerim, gecelere serdiğin yıldızlara... Yağmurlara yanaşırım ki sesimden tanır beni damlalar. “Koşun” diye seslendim mi saçlarına bereket yüzlü sağanaklarım yağar…

    Gözlerindeki hayat aydınlatırken karanlıklarımı, yüreğimin tahtası bir sevda çivisiyle tutturulur. Güneş kıskanır bakışlarını, gönlüm ateşlere düşerken tüm ufukları sararsın.

    Sevda ambarlarında nice sarı başaklar biriktiririm yüzünün yoksulluğunda dirhem dirhem özlemi, hasreti yine senle gidermek için binlerce ' seni ' saklarım yüreğimin ambarlarında... Ateşten sıyırıp ellerimi murat ederim gönül dualarımda...

    Avuçlarım gökyüzüne dönse de gözlerim sana bakar... Bakışlarında saklarım kendimi... Sınırsız... Dikensiz... Geçiş üstünlüğü hep bizde olan yolculuğun içinde sana yanarım... Yakanı sen olan denizlerde tutuşurum... Sonra nefesinde durulurum... Uykuyu kendimi avutmak için beklerken şimdi saatlerin tıkırtılarını saymaktayım yar...

    Yanındaki tabutta gömülecek kadar seviyorum seni… Kemiklerimiz ayrı yatsa da Çay karası gözlerinin cennetinde. Aynı gökyüzünün beyazında özgürüz lakin kurtar beni YASEMİN bakışlı ölümlerden, çek umutsuzluk kuyularından hadi…

    Bu gece beni sadece ak yüzünün kızarmış tatlı nehirlerine al. Sıcacık yüreğinde avut uykusuzluğumu. Sonra da dudaklarımın susuzluğunu kurut dudaklarında, sustur ahımı... Sen konuş, gözlerindeki susmalarınla konuş... Ben ise dinleyeyim; yeter ki sesin çarpsın kulaklarıma… Sabrımı giyineyim... Kelimelerinden anlam çıkarayım mutluluklara dair.

    Gözlerinin okyanuslarında kaybolurum sanma sakın... Rotam göz bebeklerin, menzilim sen iken Yüzünün Cennet coğrafyasından başka Hangi sevda başkentine gidebilirim ki…

    Sen gelince aklıma içlenir kahrederim, vurulurum, kanarım. Hatırlarımsın, en çok gülüşümü severdin, nasılda dudaklarımı yukarı kaldırırdın. Senden sonra hiç gülmedim. O şarkıyı hiç dinlemedim, dinleyemedim. Yazdıklarını sakladım. Resimlerini yakmadım.
    Bu gece yokluğunun dökümünü yapıyorum. Aylar önce sensizliğe yazdığım şiiri okudum, bir de dün gece yazdığımı… Hiç fark yok… Neden azalmıyorsun bende?
    Neden gidişin dün gibi? Neden sana yazdığım her yazı, hep aynı yerde tıkanıyor? Ben bugüne kadar kimseyi yokluğunda bu kadar önemsemedim… Kimseyi yokluğunda bu kadar özlemedim… Ve şuna emin ol; hiç kimse, yok’ken bu kadar sevilmedi… Benim karşıma “aşk” diye bu sonucu çıkaran, yarım kalmışlıktan başka bir şey değil, bunun farkındayım…
    Yokluğun hiç de adil değil… Beni yok ediyor, seni var ediyor sevdiğim… Evet, seviyorum seni varlığına rağmen! Üç mevsim değişti bu şehirde ama ben varlığınla-yokluğunun tezadını çözemedim… Seni yaşamak istemiyorum! … Öyle bir sen yarattım ki sen yokken, yaşanıldığı an yitirir anlamını… Sen yokken yarattığım sen, yasakladı sana dokunmamı… Sana düşman bir sen var içimde… Seni senle savaştırıyorum, olan bana oluyor…

    “Beni sev” diyemeyecek kadar beklentisiz, fakat sensizliğe tahammül edemeyecek kadar da onurluyum.

    Bunca yıl, bunca mevsim beklediklerim bunlarımıydı? Depremlerde kalmış kâğıttan evler gibi yıkılmak mıydı tüm beklentilerimin, yangınlarımın ödülü?

    Oysa ne hayaller kurmuştum! Hazanlarda dökülse de yapraklarım, başım dik sevdim seni. Demli çayım olmuştu hayallerin, her yudumda gözlerimi kapattım tebessüm ettiğim.

    Bir ömür yaşadım sensiz ki her saniyesi bir ömre bedeldi. Ve bir ömür sonra senli birkaç gün. Ki bin ömür olsa ne fayda sonu sensizlik olduktan sonra.

    Bu yıkım çok ağır geldi bana. Küçüldüm, bir karınca kadar küçüldüm sonunda. Ki karıncanın bile yaşama arzusu, ümidi vardır. Ya benim neyim kaldı. Benim tüm varlığım, arzum, ümidim sendin. Ve gittin…

    Yine Nisan ve yine bekliyorum! Geleceksin bir tanem biliyorum. İnan o gelmeyecek diyenlere gülüp geçiyorum! Nerdesin? Çabuk dönerimsin seni almamı isterimsin? Burada hava yağmurlu insanlar telaş içinde sanki herkes bir şeyi ya da birilerini bekliyor!

    Ama ben mutluyum çünkü benim beklediğim ama beni bekletmeyecek olan bir sevdiğim var o sensin! Sevmek ne kadar güzel değil mi? her şey farklı sevince, hersey yerli yerinde evet sevmek güzel sevilen sen olunca! Beklemek bile güzel beklenen sen olunca! Geleceksin biliyorum! öldügüm gün gelecek olsan ölene kadar beklerim ama BİRTANEM COK BEKLETME

    Boncuğum dediğin Gözlerime bakmayı, gözlerimsiz yaşamaya tercih edişinin bilmem kaçıncı günü bugün! Ve bilmem kaçıncı özlem gemisidir bu geçen? İçinde sana el sallayan bir benim olmadığım.

    Yaz gecelerinde üşüyen bedenleri Güz akşamında yağan yağmurları, ucuz bahaneler biriktirmeyi Bir de küçük adımları oldum olası hiç sevmediğimi öğrendim Hiç görmediğin ve belkıde hiç göremeyeceğin yüzümle dolanıyorum ortalıkta bugünlerde ve hiç hissetmeyeceğin öbür yanımla…

    Söylesene neyin mücadelesiydi kavuşmak için verdiğimiz savaş; Ayrılığın mı? Yoksa acı çekmek duygusunu tatmanın mı? Yokluğunda saçmaladığım binlerce dizelerim var şimdi… Ya kurduğum hayallere ne demeli… BİLMİYORUM…

    Bildiğim tek şey yanımda olmayışın ve kapımı tıka basa kapatmamda üşüyor oluşum, kalabalık yanımınsa günden güne yok oluşu…

    Şimdi Ruhumun bir köşesinde sana bahşedilmiş bir yerde sadece bıraktığın düşlerle ayakta kalabiliyorum. Benim için direnemediğim hayata karşı destekti gülüşlerin çaresizim ölüyorum gitgide sensiz…

    Sensiz benlik yokluğu daha da hissettiriyor yüreğime tekliyor sensiz atmak istemiyor. Yalnız hissettiğinde kalbine dokun “biz” ordayız demiştik göremesen bile hissedebilirsin hissedebiliriz demiştik ve bir söz vermiştik yüreğimize. Yapmazsın değil mi kıyamazsın gözyaşlarıma?

    Sensizim yokluğunla avunur oldum hayaletin gezinmekte hayallerinle süslü evimin dört bir yanında. Çaresi yok! Sensizliğin çaresi yok sevgili! Çareler çaresiz sen gittin gideli… Canımı acıtanda sen acımı dindirecek olanda.

    Ruhumun derinliklerinde saklı benliğin! Biliyorum görüyorum ordasın suskun bana gülüşlerin demiştim ya destekti bana o gülüşler desteksizim halsizim kalbim yorgun. Atmamakta sensiz kalamamakta ellerim

    Çaresi yok! Sensizliğin çaresi yok sevgili. Nefesinle hayat bulduğum odada sensizliğe dokunur oldum. Peki ya şimdi? Nerdesin. Biliyorum bende saklı suskun bir bekleyiş halindesin… Peki ya kalbim? Omu? Her atışında daha çok sevmekte seni. Biraz kırgın biraz üzgün ama ümitli…

    Yapamazsın kıyamazsın gözlerime hayallerimiz var unuttun mu ? Seninleyim hep seninle

    Biliyorum Çarelerin geç kalmakta direndiği bir zamanda umut dolu ruhumun dayanması gerek bu acıya. Kaybettiği limanının izlerini arıyor gözyaşlarım.. Ne olur kalbine bir bak beni göreceksin zamanla..

    Bir gün daha sensiz geçer mi bu aşk hep darmadağın ve yapayalnız.. Beklemekle sızılarım dinmek bilmiyor Sensizliğin yok ilacı gün be gün acılarım bitmiyor. Savurup yıkıyor zamanı buğulu kederim.

    Sen ki, kaç yangından çıkmış yaralı bir yürek, ne acılar görmüş gözlerin kaç kere ağlamış sebepsiz kuytularda bir bana ağlamak mı zor geldi sana.

    İsyanlar ki ; yüreğinin kişiliği asi senin bir benim için mi karşı çıkamadın hayata. Korkmazdın hiç bir şeyden korkaklığı kendine yakıştırmazdın da bir beni sevmekten mi korktu yüreğin.

    Neydi beni sende sevilmez yapan. Seni koşulsuz sevişim mi, utanmadan saklamadan gözlerine baka baka seni seviyorum diyebilmem mi?

    Vazgeçemediğim için mi senden bu olmayışlar hiçe sayışlar.“Nasıl olsa” mı benli cümlelerinin başı hep. Sensiz olamadığımı bilmen mi benden kaçışın hep yanında olduğumu bilmen mi?

    Neden bu gidişin benden ben hep beklediğim için mi? Bir anlamı var mı beni sevmeyişinin. Ellere gitmek isteyişin neden? Neden benden kaçışın bir ben mi ağır geldim sana.

    Bir benim sevgimi taşımak mı zor geldi sana. Her şey zorda kolay mı beni öldürmek göz göre göre sevdiğim. Hiç mi acımayacak yüreğin hiç mi ağlamayacak güzel gözlerin.

    Kolay mı yıkmak yüreğimdeki mabedini. Senin için atan bu kalbi ellerinle parçalamak kolay mı? Söyle benim olmayanım? Beni sevmek zorda elleri sevmek kolay mı?

    Ben seni sevmekten hiç vazgeçmedim ki Karasevdam, ben senli umutlarımı bir an olsun küllendirmedim ki. Bilesin ki Gülüm seni benim kadar hiç kimse sevemez, hiç kimse benim sana yandıgım gibi yanamaz.

    Yıllar su gibi akıp geçse de, sensizlik, Azaril olsa da seni hep seveceğim. Unutma Karasevdam, saçlarına yüzlerce ak düşse, belin bükülse, seni beklediğimi unutma. Bu yürek senin hep senin kalacak.


    Sular ağıtlarla çağlayıp gider yollara
    Nice Yıllara KARAGÜLÜM Nice Yıllara


    14 Nisan 2010
    Ankara

    Hasan Duru


    Facebook




    Üyelik

  2. Yazan: efsane_merve
    No Avatar
    Çok güzel..
  3. Yazan: korkmaz441
    No Avatar
    durup dururken neden efkarlandırdın beni arkadaş...:( neyse canın sağolsun paylaşım için teşekkürler...Register Register Register


  1. Yazan:
    no avatar


    REKLAM



Benzer Konular

  1. Doğum Günü Şiiri - Hasan Dağ - Doğum Günün Kutlu Olsun
    Konuyu Açan: karizmaxi, Forum: Flash Şiirler.
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj : 26.01.2013, 19:09
  2. Naz Doğum Günün Kutlu olsun
    Konuyu Açan: refik, Forum: Üyelerimizin Özel Günleri.
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj : 18.09.2011, 19:13
  3. Doğum Günün Kutlu Olsun
    Konuyu Açan: refik, Forum: Karikatürler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07.07.2009, 00:24
  4. Doğum günün kutlu olsun
    Konuyu Açan: ultimatom, Forum: Karikatürler.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 05.05.2009, 17:52
  5. Doğum günün kutlu olsun
    Konuyu Açan: refik, Forum: Hayvan Resimleri.
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj : 20.01.2006, 21:42

copyright

Soru Cevap

grafimx