Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki askeri darbeler

  1. Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki askeri darbeler



    Türkiye’nin demokrasi serüvenine vurulmuş olan darbeleri yani Askeri Darbeleri bir özet halinde aktarmaya çalışacağım.Türk Demokrasisi’nin nereden nereye geldiğini ve bu Askeri Darbelerin etkileri görmek adına,günümüz şartlarını değerlendirmek için iyi bir projeksiyon olacağı kanaatindeyim.Kronolojik olarak Askeri Darbe ve muhtıraları incelemeniz ve yakın tarih hakkında bilgi edinmeniz için kısa bir yazı dizisi sunacağım sizlere.

    27 MAYIS İHTİLALİ

    27 Mayıs Darbesi, 27 Mayıs 1960′da yapılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşmiş ilk askerî darbedir. Ayrıca 27 Mayıs Askerî Müdahalesi veya 27 Mayıs İhtilâli olarak da anılır. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti’nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçelerini ileri sürerek Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir grup subay, 27 Mayıs 1960 sabahı ülke yönetimine bütünüyle el koydu. 37 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi bu harekat ile anayasa ve TBMM’yi feshetti, siyasi faaliyetleri askıya aldı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere bir çok Demokrat Parti’liyi tutuklattı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun ve “Kore Kahramanı” Tahsin Yazıcı da tutuklananlar arasındaydı.

    Milli Birlik Komitesi ülke yönetimini üstlendi. 3. Ordu Komutanı Orgeneral Ragıp Gümüşpala’nın, eğer darbenin lideri kendisinden daha kıdemli değilse Ordusuyla Ankara’ya yürüyüp isyancıları yakalayacağını söylemesi üzerine darbeden haberi olmayan Emekli Orgeneral Cemal Gürsel Milli Birlik Komitesi’nin başına getirildi. Bu darbenin daha sonraki yıllarda meydana gelen askeri darbelerden farkı,Türk Silahlı Kuvvetleri emir komuta zinciri içinde yapılmamış olmasıdır; nitekim dönemin Genelkurmay başkanı da yönetime el koyan askeri güçler tarafından tutuklanmıştır.

    DP - Ordu ilişkisi

    Dönemin başbakanı Adnan Menderes

    Dönemin cumhurbaşkanı “Reşad-ı Sani” Celal Bayar

    1950′li yılların sonlarına doğru ordunun DP iktidarından memnun olmadığını duyan Adnan Menderes’in çevresine “Ben bu orduyu yedek subaylarla da idare ederim” dediği söyleniyordu. Hüsamettin Cindoruk, Yassıada davaları sırasında Mahkeme başsavcısının Menderes’e bu konuyu sorması üzerine Menderes’in “Efendim ben devleti idare ettim, yedek subaylık yaptım, kendi gücümü biliyorum. Bu ordu yedek subaylarla nasıl idare edilir. Bunu kim uydurmuş?” dediğini belirtmiştir. Kendisinin bu lafı söyleyip söylemediği kesin olarak bilinmemekle birlikte darbeyi hazırlayanların bu sözleri propaganda amacıyla kullandığı bilinmektedir. Bu sözler 27 Mayıs’tan sonra da darbeyi meşrulaştırmak için kullanılmıştır.
    Darbenin nedeninin Menderes hükümetinin uygulamaları ve çıkardığı yasalar olduğu, cunta yönetimi tarafından ileri sürülmüştür. MBK’ya göre ihtilal, kardeş kavgasına son vermek ve laiklik ilkesine aykırı uygulamaları durdurmak için yapılmıştır.Ayrıca birçok subay DP iktidarının Kemalist ve laik rejimi tehdit ettiğini düşünmekteydi.Bunların dışında, darbenin iktidarı geleneksel elit iktidar gruplarına (ordu ile siyasî bürokrasiye) vermek amacıyla yapıldığını öne süren kaynaklar da mevcuttur.

    Başlangıç aşamasında sayılabilecek bir ekonomik kriz havasının darbenin etkenlerinden olduğu belirtilmektedir.

    DP’nin siyasi faaliyet ve kararları

    CHP muhalefeti DP’yi anayasa ihlalleriyle suçlamaktadır.Üniversite çevreleri ve bazı aydınlar bu eleştirilere destek verirler.İhtilalden bir ay önce İstanbul Üniversitesi’nde DP karşıtı bir eylem zorlukla bastırılır. Eylemi bastırmakla görevli askerlerin tutumu ordunun da DP’ye cephe aldığını gösterir. Bu olaya şahit olan Ali Fuat Başgil o an, gördüklerini şu şekilde değerlendirir:

    Tamam dedim. Bu hareket orduya da sirayet ettiğine göre, artık Menderes Hükümeti gitmiştir.

    DP hükümetinin sansür politikaları basınla olan ilişkilerini de büyük oranda zedelemiştir.

    Dış politika bazlı etkenler

    Menderes, iktidarının son yıllarında artık Marshall Planı kapsamında Amerika’dan daha fazla kredi alamadığını görmüş ve Seydişehir Aluminyum ve İskenderun Demir-Çelik ve diğer sanayi projelerini kredilendirmek için Sovyetler Birliği ile yakınlaşmaya başlamıştı. Bu amaçla Rusya’ya üst düzey ziyeretler yapılıp, ülkedeki sanayinin gelişmesi için Rusya ile yatırım antlaşmaları imzalanma hazırlığı yapılmaktaydı.Nitekim, Demokrat Parti’nin devamı olan ve “Demokrat Partisinin C Takımı”, “Hışımlılar” ve “Müfritler” adıyla anılan Adalet Partisi, darbeden yıllar sonra yapılan seçimlerde 1965 yılında tek başına iktidara geldiğinde, Adnan Menderes döneminde projesi yapılıp da kredi yokluğundan gerçekleştirilemeyen bu projeleri Sovyetler Birliğinden alınan proje kredileriyle bitirmiştir.

    Bazı iddialara göre ihtilalin arkasında başta ABD olmak üzere Batılı devletler, CIA ve MOSSAD vardır.

    27 MAYIS’A GİDEN SÜREÇ

    1957 seçimleri ve “Kütük Marifetleri”
    Ana madde: 1957 Türkiye Cumhuriyeti Milletvekili Genel Seçimleri

    27 Ekim 1957 seçimleri oldukça sert bir hava içersinde yapıldı. DP seçimler öncesinde yasal düzenlemeler yaparak, muhalefetin bütünleşerek seçimlere bir cephe halinde girmesini engelledi. CHP’li seçmenler kütüklere yazılmamış ve bazı yerlerde sandıklarda seçim sonuçları bile değiştirilmiştir.Kayseri, Giresun, Çanakkale ve Samsun’da gösteriler yapılmış ve kavgalar yaşanmıştır. Gaziantep’te ise radyo ve gazeteler önce CHP’nin zaferini ilan etmiş fakat daha sonra “köyden gelen oylar” ile seçim sonucunu DP’nin zaferi olarak değiştirilmiştir. CHP’nin itirazı üzerine oy pusulaları Gaziantep Adliyesi binasına getirilmiş ancak Gaziantep Adliyesi oy pusulalarıyla birlikte yanmıştır. İsmet İnönü, bu usulsüzlükleri “Kütük Marifetleri” ve İçişleri Bakanı Namık Gedik’i de “Kütük Bakanı” olarak adlandırmıştır. DP hükûmeti bu “Antep hadisesi” haberlerinin yayınlanmasını yasaklamıştır.

    DP oyların %47,88′ini alarak yürürlükteki çoğunluk esasına dayalı seçim sistemi sayesinde 424 milletvekili çıkardı. İsmet İnönü’nin başında bulunduğu CHP %41,09 oyla 178 milletvekilliği kazanmıştı.Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Hürriyet Partisi dörder milletvekilliği kazandılar. Muhalefetin toplam oy miktarı DP’yi geride bırakıyordu. Demokrat Parti, matematiksel olarak muhalafet partilerinin oyları karşısında azınlığın iktidarı konumundaydı.Seçimlerden sonra, siyasal ortamdaki gerginlik artarak devam etti. CHP yurt çapında destek görmeye başlamıştı. Bir önceki seçimde %35 olan oy oranını % 41′e yükseltmesi bunun göstergesiydi. Oysa DP 1954′te % 57 olan oy oranını % 47′ye düşürmüştü.

    Gizli komiteler ve Dokuz subay olayı

    Ana madde: Dokuz Subay Olayı

    1954′te İstanbul’da Dündar Seyhan ve Orhan Kabibay’ın kurduğu komiteye Faruk Güventürk, Necati Ünsalan, Ahmet Yıldız, Suphi Gürsoytrak, Orhan Erkanlı gibi genç subaylar katılmışlardır. Ankara’da ise Talat Aydemir, Millî Müdafaa Vekili Ethem Menders’in yaveri Adnan Çelikoğlu, Sezai Okan, Osman Köksal ve yandaşları ayrı bir komiteyi kurmuşlardır. 1957′de İstanbul ve Ankara’daki iki komite birleşmiştir.

    Birleşik komite 27 Ekim 1957′de öngörülen seçimlerinde DP’nin kaybedeceğini varsayarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı töreninde zırhlı birlikler ile şeref tribündeki DP’lileri tutuklayarak yönetime el koymayı planlamıştır. Fakat seçimde DP kazandığı için darbe 1958 Şubat’a ertelendi.

    Bu arada 16 Ocak 1958′de komite üyesi Kurmay Binbaşı Samet Kuşçu’nun ihbarı üzerine emekli Kurmay Albay Cemal Yıldırım, Kurmay Albay Naci Aşkun, Kurmay Albay İlhami Barut, Topçu Yarbay Faruk Güventürk, Piyade Binbaşı Ata Tan, Piyade Binbaşı Ahmet Dalkılıç, Piyade Yüzbaşı Kazım Özfırat, Piyade Yüzbaşı Hasan Sabuncu ve Kuşçu’nun kendisi başta olmak üzere 9 subay tutuklanmıştır. Yargılamada 8 subay beraat etmiş ve Kuşçu “iftira” suçundan mahkûm olmuştur.

    Uşak, Topkapı, Kayseri olayları
    1959′un Nisan ayında CHP Genel Başkanı İsmet İnönü Batı Anadolu illerini kapsayan bir geziye çıktı. CHP’liler geziye “Büyük Taarruz” adını takmışlardır.

    29 Nisan’da İnönü Trikupis’i esir aldığı Uşak’ı “Büyük Taarruz”un ilk durağı olarak seçmiş ancak oraya ulaştığında taşlı saldırıya uğrayıp, başından yaralanmıştır.İçişleri Bakanının emriyle İnönü’nün gezisini engelleyen Uşak valisi İlhan Engin’e muhalif basın ‘İktidarın “Uşak” Valisi’ demeye başlamıştı.

    İnönü, Manisa ve İzmir’den sonra 4 Mayıs’ta İstanbul’a gelmiş ve Yeşilköy Havalimanından şehir merkezine giderken Topkapı’da önce trafik müdürü tarafından durdurulmuş ve sonra halkın saldırısına uğramıştır. Polisler ve askerler müdahale etmemişlerdir. Ancak o sırada oradan geçmekte olan bir binbaşının emriyle askerler müdahale etmiş ve İnönü kurtarılmıştır.
    Birçok ilde CHP-DP arasında olaylar patlak verdi. 1960 başlarında basına sansür artmıştı, gazeteler sansür nedeni ile beyaz sayfalarla çıkıyordu. Cezaevleri tutuklu gazetecilerle doluydu.

    2 Nisan 1960′ta Kayseri’ye gelen İsmet İnönü’nün treni, vali Ahmet Kınık’ın emriyle durduruldu. Zorlukla yoluna devam eden İsmet İnönü’yü Kayseri’de 50 bin kişi karşıladı. Seçim öncesi meydana gelen bu olaydan dönemin Ulaştırma Bakanı sorumlu tutuldu. 27 Mayıs Darbesi’nden sonra hazırlanan 1961 Anayasası’na Millet Meclisi genel seçimlerinden önce Ulaştırma, İçişleri ve Adalet Bakanları çekilir(m. 109) maddesinin eklenmesinin sebebi olarak da bu olay gösterilir.

    “İhtilal beyannameleri”
    Nisan 1960′ta TBMM’de gazete ve dergilerin “yıkıcı, gayrimeşru ve kanun dışı” faaliyetlerini inceleyerek meclise bildirmek için Ahmet Hamdi Sancar başkanlığında kurulan Tahkikat Komisyonu meclis ile ilgili bütün neşriyatı yasaklayınca DP-CHP ilişkisi daha gerginleşmiştir. CHP’lilerin konuşmaları basına yansımadan elden ele dolaşmıştır. DP yönetimi bu konuşmalarını “İhtilal beyannameleri” olarak adlandırmıştır.

    18 Nisan 1960 günü Mazlum Kayalar ve Baha Akşit’in CHP’nin “yıkıcı, gayrimeşru ve kanun dışı” faaliyetleri olduğu gerekçesiyle meclis araştırmasına açılması yolundaki önerge karşısında İnönü şöyle konuşmuş:

    *Biz demokratik rejim dedik, bu rejim kurulmuştur. Bu demokratik rejim istikametinden ayrılıp, baskı rejimi haline götürmek tehlikeli birşeydir. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam.

    *Şartlar tamam olduğunda milletler için ihtilalin meşru bir haktır.

    *Bu tedbire teşebbüs eden baskı tertipçileri zannediyorlar ki: Türk Milletinin Kore Milleti kadar haysiyeti yoktur.

    CHP Genel Başkanı uyarılarını sürdürdü.27 Nisan 1960 günkü TBMM toplantısında İnönü tekrar Tahkikat Komisyonu’nu hedef alınca Meclis İnönü’ye oniki oturum toplantılara katılmama cezası vermiştir.Kararı protesto eden CHP milletvekilleri Meclisten polis zoru ile uzaklaştırılmıştır.

    27 Nisan 1960′da Tahkikat Encümenlerinin görev ve yetkileri hakkında kanun teklifi konuşmasını yapan İnönü’ye Afyon milletvekili Murat Ali Ülgen : “Kürsüden ihtilal beyannamesi okudun paşam” demiştir.

    28-29 Nisan olayları

    Ana madde: 28-29 Nisan olayları

    28 Nisan’da İstanbul’da 29 Nisan’da Ankara’da çıkan öğrenci olayları şiddetle bastırıldı.

    İstanbul’da çıkan olaylarda yaklaşık 40 öğrenci yaralanmış ve İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz polisin kurşunuyla öldürülmüştür.Bunundan dolayı “Kanlı Perşembe” olarak anılmıştır.

    DP yönetimi bu illerde sıkıyönetim ilan etti. Bu olaylarda polisler “Kahrolsun diktatörler”, “Hürriyet isteriz” sloganları atan öğrencileri dağıtmaya çalışmışlardır. Ancak “Türk ordusu çok yaşa” sloganı atan öğrenciler ile askerler arasında dayanışma yaşanmış ve askerler polislerin teslim ettikleri öğrencileri serbest bırakmışlardır.

    Harp okulu öğrencileri bir yandan Atatürk Bulvarında sessiz yürüyüş yapmış ve öte yandan 20 Mayıs’ta Türkiye’yi ziyaret edecek Hindistan Başbakanı Nehru’yu karşılamak için Esenboğa’dan şehir merkezine gitmek için aynı arabaya binecek olan Menderes’i Nehru’nun yanından kaçırmayı planlamıştır. Ancak yabancı misafir varken bu tür hareketlerere girişmenin dış dünyaya karşı olumsuz etki yaratacağı kanaatine varılarak plan reddedilmiştir.

    Gürsel’in veda mesajı

    3 Mayıs 1960′ta Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel Millî Müdafaa Vekili Ethem Menderes’e bir mektubu göndermiş ve Kara Kuvvetleri Kumandanlığı Karargâhına da Veda mesajı göndermiştir.

    Gürsel’in veda mektubundan sonra liderini kaybeten gizli örgüt, önce Genelkurmay İkinci başkanı Cevdet Sunay’a başvurmuş fakat olumulu yanıt alamayınca I. Ordu ve sıkyönetim Komutanı Fahri Özdilek’e başvurmuş fakat ne olumlu ne de olumsuz yanıt alabilmiştir. Orhan Kabibay Kore’den tanıdığı “argo bir adam” Kara Kuvvetleri Lojistik Başkanı Tümgeneral Cemal Madanoğlu’u önermiş fakat Madanoğlu şu şekilde tereddütünü dile getirmiştir:

    Ulan biliyorsun bende t……. var, kafa yok.

    Orhan Kabibay, düşünmek için 24 saat izin vermiş ve süre dolduğunda Madanoğlu şu yanıtı vermiştir:

    Ulan, erkeklik öldü mü, örgütünüze girmeyi kabul ediyorum

    555K

    Ana madde: 555K

    5 Mayıs 1960 tarihinde, Ankara, Kızılay’da Demokrat Parti aleyhtarı öğrencilerin yaptığı protesto eylemidir. Adını 5. ayın 5. günü saat 5`te Kızılay’da gerçekleşmesinden alan eylem cumhuriyet tarihinin ilk “sivil itaatsizlik” eylemi olarak da anılır. 28 ve 30 Nisan 1960 tarihlerinde polisle öğrenciler arasında çıkan çatışmalarda öğrencilerin hayatını kaybetmesi ve Turan Emeksiz isimli öğrencinin ölmesi ülkedeki ortamı kutuplaşmaya sürükledi. DP mitingi için Kızılay Meydanı’na gelen dönemin başbakanı Adnan Menderes, bir anda kendini protestocuların arasında buldu. Rivayete göre, o zamanlar öğrenci olan, şu anki CHP lideri Deniz Baykal, şair Cemal Süreya’nın aktardığına göre ise Vedat Dalokay, Menderes’in “Ne istiyorsunuz?” sorusu üzerine başbakanın yakasına yapışıp “Hürriyet istiyoruz!” demişti. Menderes ise şu soruyla cevap vermişti: “Başbakanın yakasına yapışıyorsun, bundan büyük hürriyet olur mu?”

    Adnan Menderes, 28-29 Nisan ve 5 Mayıs olaylarından sonra üniversite hocalarını gençleri kışkırtmakla suçlamış ve onlara “Kara Cübbeliler” olarak söz etmeye başlamıştır.

    Millî Birlik Komitesi iktidarı

    Harekât

    Başkent Ankara’yı ele geçirmek için Tümgeneral Selahattin Kaplan komutasındaki 28. Tümen, Tuğgeneral Yusuf Demirdağ komutasındaki Zırhlı Eğitim Merkezi (Etimesgut), Süvari Yarbay Reşit Çölok komutasındaki 43. Süvari Alayı, Binbaşı Hakkı Bozkaya komutasındaki Tank Taburu (Harp Okulu arkası) gibi birliklerin ikna edilmesi ya da etkisizleştirilmesi gerekirdi.23 Mayıs Pazartesi, harekât tarihi 25 Mayıs 1960 olarak kararlaştırılmış ve parolalar belirlenmiştir: zamanında gerçekleştirse “Dündar Seyhan’ın oğlu sınıfını geçti.”, ertelendiği takdirde “Dündar Seyhan’ın oğlu bütünlemeye kaldı.”27 Mayıs 1960 sabah saat 3.15′te piyade birlikleri ve süvari grubu, 3.30′da tanklar hareket etmiştir. Saat 5.25′de Albay Alparslan Türkeş tarafından radyoda okunan ilk bildiri ile harekat bütün Türkiye ve dünyaya ilan edildi: Bildiri metniİlk olarak Tuğgeneral Yusuf Demirdağ evinden alınıp Harp Okulu’na getirilmiş ve nezarethaneye kapatılmıştır. Bundan sonra Refik Koraltan getirilmiştir. 2. Ordu komutanı Orgeneral Suat Kuyaş ta enterne edilmiştir. Celal Bayar Çankaya Köşkünde Veteriner Tuğgeneral Burhanettin Uluç, Topçu Yarbay Abdullah Tardu, Kurmay Albay Sami Küçük tarafından gözaltına alınmıştır. Bu arada komite üyelerinden Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı komutanı Kurmay Albay Osman Köksal da yanlışlıkla içeriye kapatılmıştır.Adnan Menderes Eskişehir’den Konya’ya gitmek üzere Kütahya’ya geçtiğinde Keşif Tabur komutanı Agasi Şen ve Binbaşı Muhsin Batur tafafından gözaltına alınmış ve Ankara’ya getirilmiştir. Darbenin ilk günü, Bayar, Menderes, Koraltan, Fatin Rüştü Zorlu ve Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur ve diğer hükûmet üyeleri Harp Okulunda, aralarında Şener Eruygur’un da bulunduğu öğrenciler tarafından hakaretlere uğramışlar ve enterne edilmişlerdir.Cemal Gürsel, İstanbul Yeşilköy Askerî Havaalanından kalkışan C-47 ile İzmir Karşıyaka Bostanlı’daki evinden alınıp saat 11.30′da Ankara’ya Harp Tarih binasına gelmiş ve saat 16′da radyoda konuşma yapmıştır.27 Mayıs 1960’tan, seçimlerin yapılarak normal yaşama geçildiği 15 Ekim 1961 yılına kadar geçen süre, askerin Milli Birlik Komitesi (MBK) eliyle de facto iktidarda olduğu dönemdir. Bu dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin anayasal bütün hak ve yetkileri 38 subaydan kurulu MBK’nin eline geçti. MBK ülkeyi ilk zamanlar yayımladıkları tebliğlerle idare etmişlerdir.
    3 numaralı Tebliğ ile her türlü siyasi parti neşriyat ve faaliyetleri, gösteri yürüyüşleri ve her türlü toplantı yasaklanmıştır. MBK faaliyetlerinin aksamaması için telsiz ve telefon görüşmelerini kısıtlayan 4 ve 5 numaralı Tebliğlerden sonra, ordunun görevini açıklayan 6 numaralı Tebliğ yayımlanmıştır. 6 numaralı Tebliğin ilk fıkrasında,

    “Türk Ordusu bir kere daha tarihi bir vazife karşısında bulunuyor. Bu vazife; dâhilde memleketi buhran ve felakete sürüklemek isteyen hırslı politikacıların elinden kurtarmaktır” demektedir.

    Aynı şekilde 13 ve 32 numaralı Tebliğlerde bu darbenin yapılış gerekçeleri şöyle yer bulmuştur:

    “Biz vatandaşları birbirine düşürecek bir kardeş kavgasını önlemek için bu işe giriştik”. “Milli İnkılâp, hiçbir şahsın, hiçbir zümrenin lehine yapılmış bir hareket değildir. Muhterem halkımızın, köylü ve işçilerimizin demokrasiye kavuşması, hak ve hürriyetinin teminatı, iktisadi kalkınması, ana prensibimizdir. Vatandaşların hususi işlerinde ve her türlü çalışma yerlerinde, kardeşlik duyguları ve huzur içinde bulunmaları esastır.”

     

     

    Nerqish - 28.04.2009 - 20:21



Benzer Konular

  1. Osmanlı İmparatorluğu'nda Askeri İsyanlar Ve Darbeler - Erhan Afyoncu
    Konuyu Açan: Ay Kız, Forum: Kitap Tanıtımı.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 16.05.2012, 10:37
  2. Türkiye Cumhuriyeti'nin İlanı
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: Cumhuriyet Tarihi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 04.07.2011, 12:36
  3. Türkiye'de darbeler olsun mu, olmasın mı?
    Konuyu Açan: KaRaKıZ, Forum: Güncel Haberler.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 27.08.2010, 22:15
  4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
    Konuyu Açan: JoLiE, Forum: Üniversite.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 14.08.2007, 21:38
  5. Türkiye Cumhuriyeti
    Konuyu Açan: MaktüL, Forum: Serbest Kürsü.
    Cevaplar: 27
    Son Mesaj : 25.05.2007, 00:10

copyright

Soru Cevap