Hangi Mineral Ne İşe Yarar





  1. Hangi minarel ne işe yarar?

    KLORÜR: Yaşam için küçük miktar klorür zorunludur, sindirim sistemini değişmeden geçip, idrarın bir kısmı olur Klorür sodyum ile hücresel sıvıda bulunur ve vücut ağırlığının yaklaşık %0.15'ini oluşturur. Sodyum ve potasyumla birlikte klorür tüm vücut sıvılarının pH'sının uygun dağılımını ve sağlıklı sinir ve kas fonksiyonunu sağlar. Bağımsız olarak, Klorür sindirim ve atık yok etmeye katkıda bulunur.

    Klorür besinleri sindirmede en önemli sıvılardan olan hidroklorik asidin ana bileşenidir. Azlığı aşırı terleme, kusma veya ishalden oluşabilir. Düşük klorür seviyesi vücut sıvılarının bazikleşmesi, dehidrasyon ve idrarda potasyum azlığına neden olur.
    Kaynaklar: Maden suları ,kereviz, marul, zeytin, çavdar, deniz suyu, deniz otu ve domates.

    SODYUM: Sodyum su dengesi ve etkin mide, sinir ve kas fonksiyonu için kan pH'sının seviyeleşmesi ve potasyumun hücre zarlarından dışarı pompalanması için uygun ortamı sağlamaya yardım eder. Sodyum azlığı mide krampları, anorexia, karıştırma, dehidrasyon, depresyon, baş dönmesi, yorgunluk, hayal görme, başarısı, kalp çarpıntısı, tat duyusu bozukluğu, uyuşukluk, düşük kan basıncı, hafıza bozukluğu, kas zayıflığı, tiksinme, zayıf koordinasyon, nöbet ve kilo kaybına sebep olur.
    Kaynakları: Maden suları,hamsi balığı, peynir, deniz tuzu, kabuklu deniz hayvanları, kırmızı ve yeşil biber ve deniz sebzeleri.

    SÜLFÜR: Sülfür kanı dezenfekte etmekte/temizlemekte önemlidir ve vücudun bakterilere direncine yardımcı olur. Mineraller vücudumuzun zehirli maddelere, radyasyonun ve hava kirliliğinin zararlı etkilerine karşı korur. Safra salgısını canlandırır ve yaşlanma prosesini yavaşlatır.
    Kaynakları: Maden suları, Brüksel lahanası, kuru fasulye, lahana, yumurta, balık, sarımsak, et, soğan, deniz tuzu, soya fasulyesi, şalgam.

    KALSİYUM: Kalsiyum bir çok kişinin bildiği gibi . kemik ve dişlerin yapı, oluşum ve sürdürülmesinde temel bir gereksinimdir. Kemik erimesini azaltmada yardımcı olur. Bu temel mineral aynı zamanda. kan basıncı, kan pıhtılaşması, kas büyümesi, sinir geçirme, kanser önleme, enerji üretme, yağ parçalamaya yardımcı olur ve erken kalp hastalıkları riskini azaltığına inanılır. Kalsiyum magnezyumla birlikte birbirini tamamlayarak mükemmel çalışır.

    Örneğin kalsiyum kasları kasarken/gererken magnezyum gevşetir. Azlığı eklem ağrıları, tırnak kırılması, depresyon, çarpıntı, hayal görme, yüksek kan kolestorölü, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon, hiperaktif egzama, uykusuzluk, kas krampları, sinirlilik, renk solukluğu, romotoit artirit, raşitizm ve diş çürümesine yol açar.

    Maden suları, Badem, asparagus, brokoli, tereyağı, lahana, keçiboynuzu, karahindiba çiçeği, yeşil yapraklı sebzeler, keçi sütü, incir, süt ve süt ürünleri, somon balığı, sardunya balığı, deniz tuzu, deniz ürünleri, susam tohumları, şalgam yeşilliği, böğürtlen yaprağı, kuşburnu, nane, yulaf, hardal yeşilliği.

    MAGNEZYUM: İnsan vücudunda %0.05 magnezyum bulunur. Buda ortalama bir insanda 35 gr'a karşılık gelir. Kanın litresinde 1.6-2.1 miliekivalan magnezyum bulunur. Magnezyum insan vücuduna kalsiyumun kullanımı, kalp fonksiyonları, kan basıncı, enerji üretimi, dinlenerek uyumaya yardım etmede gereklidir. Eğer vücutta magnezyum eksikliği varsa, kasları kalsiyum istila edip kramplara/seğirmelere neden olabilir.

    Beslenme düzeninde kalsiyum, magnezyum, sodyum ya da potasyum eksikliği bacak kramplarına sebep olabilmektedir. Terlendiğinde vücutta depolanan bu mineral kullanılmaya başlar. Araştırmacılar kalp krizi kurbanlarının genellikle kanında ve kalp kaslarında . magnezyum azlığını tespit etmişlerdir. Azlık belirtileri astım, kalp tutukluluğu, kronik yorgunluk, uykusuzluk, asabiyet, sindirim azlığı, solunum bozuklukları, hızlı kalp atışları ve kuşatılmadır. . Kalp krizlerinde hastaya hemen magnezyum verilişi yaşamasını %60 artırdığı bilinmektedir. Çocuklar ve yaşlılar için özellikle kış aylarında magnezyum gereklidir. . Migrene karşı özellikle magnezyum mineral takviyesi yapılmaktadır. Magnezyum beyindeki damarları rahatlatarak kan akışını iyileştirmektedir.

    Kaynakları: Maden suları, elma, kayısı, avokado, muz, pekmez-tahin, bezelye, esmer pirinç, süt ürünleri, balık, incir, sarımsak, greyfurt, yeşil yapraklı sebzeler, limon, Lima fasulyesi, et, ceviz, karabiber, maydanoz, şeftali, nane, somon balığı, deniz tuzu, susam tohumu, soya fasulyesi, tofu, tahıl ve tahıl taneleri.

    POTASYUM: Potasyum vücut sıvılarının dengesinin sürdürülmesi, sinir sinyallerinin iletimi, insülün serbest bırakması, kas gerilmesine yardımcı olur. Rafine ürünler kullanıldığı için . potasyum azlığı insanlar için sık görülür çünkü diüretik alışı ve fazla miktarda su içişi hayati potasyumun dışarı atılmasına neden olur. Domatesteki potasyum vücudun ihtiyacı olan ama tansiyonu artıran sodyumun yerine geçer. Potasyum yorgunluk, zayıflık, ruhsal depresyon, düşük tansiyon, kas yorgunluğu, tuz tutunumu ve normal dışı kalp atışlarına sebep olur.
    Kaynakları: Maden suları, avokado, muz, kırmızı pancar, esmer pirinç, hurma, meyve kurusu, incir, balık, meyve, sarımsak, pırasa, domates, et, fındık, portakal, patates, piliç, kuru üzüm, sebzeler, tahıl taneleri.

    BOR: Bor sağlıklı kemikler, dişler ve kalsiyum, magnezyum ve fosforun uygun metabolizması için ihtiyaç duyulan iz mineralidir. Bor . beyin fonksiyonlarını geliştirir, kemik erimesini azaltır ve kas yapar. Bor azlığı D vitamini azlığını hızlandırır. D vitaminini böbreklerde en aktif form haline dönüştürmek için gereklidir. . Östrojen gibi belli hormonların aktive edilmesi için bor gerekmektedir.
    Kaynakları: Maden suları, elma, havuç, tahıl, üzüm, yapraklı sebzeler, fındık, armut.

    DEMİR: Demir bir çok enzim için hayati bir bileşendir. Hastalıklara direnci azaltır, yorgunluğu azaltır ve . kanın kırmızı hücrelerinin oksijenlenmesini sağlar. Azlığı anemi, konsantrasyon azlığı, kırılgan saçlar, uyku hali, kırılgan kemikler, sinirlilik, şişmanlık, azalan fiziksel kapasite ve azalan bağışıklık fonksiyonlarına sebep olur.
    Kaynakları: Maden suları, badem, avokado, fasulye, kırmızı pancar, pancar, mısır gevreği, hurma, yeşil yapraklı sebzeler, ciğer, Lima fasulyesi, böbrek, et, yumurta, balık, akdarı, fındık, midye, şeftali, armut, piliç, kabak, kuru üzüm, pirinç, kahve, tahıl, deniz sebzeleri istiridye.

    MANGANEZ: Manganez minerali kemik oluşumu ve bakımı, bağ dokuları için çok gereklidir. . Protein ve genetik malzemelerin sentezine katkıda bulunur ve besinlerden enerji üretmeye yardımcı olur. Aynı zamanda antioksidan görevi görür ve normal kan pıhtılaşmasına yardımcı olur. Manganez . glikoz metabolizmasının anahtar enziminde önemli bir yardımcı faktördür. Azlığı diyabet ve sık sık pankreas sorunlu . erken doğumlara sebep olabilmektedir. Diyabetliler normal kişilerin yaklaşık yarısı kadar manganeze sahiptirler.
    Kaynakları: Maden suları, avokado, kuru bezelye, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, fındık, deniz sebzeleri, tahıl taneleri, kara hindiba çiçeği.

    FOSFOR: Fosfor hem. kemik hem de diş oluşumu için gereklidir ve hücrelerin büyümesine yardım eder. Azlığı pek yaygın olmamakla birlikte kötü absopsiyon, endişe, kuruntu, düzensiz nefes, deri hassaslığı, zayıflık ve kilo değişimine sebep olur.
    Kaynakları: Maden suları, asparagus, mısır, süt ürünleri, yumurta, balık, meyveler, meyve suyu, pırasa, piliç, et, kepek..

    LİTYUM: Lityum beyinin depresyon ve alkol bağımlılığı gibi . ruhsal bozuklukların sebeplerini azaltma ve önlemeye yardımcı olur. Bu mineral azlığı pek yaygın değildir.
    Kaynakları: Maden suları, inek ciğeri, patlıcan yapraklı sebzeleri pırasa, patates, tahıllar, deniz ürünleri ve domates..

    SELENYUM: Savunma sisteminin güçlendirilmesinde katkıda bulunur. . Kanserden korumada etkilidir. Serbest radikallerin artığı durumlarda (sigara içilmesi, hava kirliliği, ultraviole ışınları ve radyasyona maruz kalma) etkilidir. Kardiyovasküler hastalıklardan korunmaya yardımcı olur. Karaciğer fonksiyonlarının korunmasına yardımcıdır. Üreme yeteneğinin korunmasını sağlar .

    ÇİNKO: Tüm mineraller vücut için önemli iken, çinko diğerleri içinde en ağır işçilerden biridir. Çinko sperm üretiminde çok önemlidir. Çinko azlığı . sperm sayısı azlığı ve testosteron seviyesinin azlığına sebep olmaktadır. Geç iyileşen kesik ve yaralar bedenin çinkoya ihtiyacını gösterebilir. Bu madde yaraların iyileşmesini hızlandırmakta önemlidir. . Hücreleri yenilemek ve yenilerinin oluşmasını sağlamada çinko önemlidir.
    Kaynakları: Maden suları, biftek, istiridye, hindi ,tahıl ve baklagiller, kahvaltı gevrekleri, lifli yiyecekler.

     

     

    hakan2230 - 04.09.2007 - 11:47
  2. yararlı paylaşımın için saol hakan

     

     

    SU-PERISI - 04.09.2007 - 18:15
  3. hakan saol bıyolojı odevıme yardım ettıgın ıcın gercı baskasına yazmıssın ama yardım ettn sonucta saol

     

     

    sevcan99 - 14.10.2008 - 16:33
  4. boyle sorunlarımız oldugunda sana sorabılır mıyız?

     

     

    sevcan99 - 14.10.2008 - 16:37
  5. KUDUZ OLAN İNSANLAR NEDEN SUDAN KORKARLAR??


    Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklardan , en tehlikelisi olan kuduz; bütün sıcakkanlı hayvanlarda ve insanlarda görülen, şuur kaybı, huzursuzluk, sudan korkma ve felçlere neden olan, akut seyirli, öldürücü, viral bir hastalıktır.

    HANGİ CANLILARDA GÖRÜLÜR ?

    İnsan, köpek, kedi,koyun, keçi, sığır, at gibi evcil hayvanlar ile kurt, tilki, çakal gibi vahşi hayvanlarda sıkça görülür. Fare, sıçan, sincap, gelincik gibi kemiricilerde bu hastalığa yakalanırlar.Yılan, kurbağa, timsah, kertenkele gibi soğuk kanlı hayvanlar ve yarasalar kuduz virüsünü taşımasına rağmen kendileri hastalanmazlar. Ancak ısırdıkları sıcak kanlı hayvanlara hastalığı bulaştırırlar.


    NASIL BULAŞIR ?

    Hastalık, kuduz virüsü tarafından meydana getirilir. Virüsün vücuda girmesi için kuduz bir hayvanın ısırması, tırmalaması yada salyasının yaraya bulaşması gerekir. Virüs sağlam deriden giremez. Isırık yarasından vücuda girerken virüs, o bölgede 3 - 4 gün bekleme devresi geçirir. Bu dönem içerisinde çoğalır ve sinir uçlarına yerleşir. Sinirler boyunca ilerleyerek beyne gelir. Yerleşir ve çoğalır. Beyinde çoğalan virüsler tekrar sinir yoluyla tükrük bezlerine gelerek salyaya geçer. Böylece salyada bol miktarda virüs bulunur. Bu hayvan, diğer bir hayvanı ısırdığı zaman hastalığı bulaştırmış olur.
    Isırılmanın olduğu günden, hastalık belirtilerinin görülmesine kadar geçen süreye ( hastalığın kuluçka devri ) denir. Kuluçka devri hayvannın türüne, ısırılma yerinin beyne olan uzaklığına, yaranın durumuna ve yaraya yapılan tıbbi müdahaleye göre değişir. Isırılan bölge beyne ne kadar yakın ise hastalık o kadar kısa zamanda meydana gelir. Baş ve boyun bölgesinden olan ısırmalar, kol ve bacak bölgesindeki ısırılmalardan daha tehlikelidir. Virüs ısırık yarasından beyne doğru, saatle 3 mm yol alır.


    Doğal enfeksiyonlarda inkübasyon süresi 10 - 209 Gün arasında değişir. Ortalama 14 - 60 Gün kadardır. Kesin olmamakla beraber;







    İnsanlarda


    30 - 90 Gün






    Köpeklerde


    20 - 60 Gün






    Kedilerde


    14 - 30 Gün






    Sığırlarda


    30 - 90 Gün






    Koyun - Keçi - Domuz da


    15 - 30 Gün











    Köpeklerde ilk klinik belirtilerin görülmesinden 5 gün önce salyada kuduz virüsü görülmeye başlar. Kuduz hayvanların ısırdıkları insan ve hayvanların kuduza yakalanma oranları başa yakın olarak ısırık vakalarında % 80, uzak yerlerde olan ısırmalarda %40, yalama, tırmalama ve gagalama hallerinde % 5 kadardır.


    KUDUZ HASTALIĞININ SEYRİ :

    Bütün hayvan türlerinde aynı olmasına rağmen bazı ufak farklılık bulunur.Genel olarak tüm hayvanlar hastalık süresince devre,saldırgan devre ve felç devresi olmak üzere 3 devre geçirirler.



    KÖPEKLER de
    Hastalığın bu 3 devresinde görülür.Kuluçka süresi ortalama 20-60 gün,ısırılan bölgeye bağlı olarak en az 10,en çok 180 gün kadar olabilir.Sakin devre de köpeklerin ani olarak huyu değişir.Sahiplerini tanımaz,çağırılınca gelmez, ışıktan korkar, karanlık yerlere saklanırlar ve ısırmak isterler. Hayvanın refleksleri artar, sese karşı duyarlılıkları artmıştır. Bu devre 12 - 72 saat kadar sürer. Saldırgan devrede huzursuzluk ve sinirlilik iyice artmıştır. Hafif ses ve ışık karşısında aniden uyarılır ve heyecanlanır. Işığa karşı korku belirtisi gösterir. Işığa bakamaz (fotofobi). Hayvan bir yerde duramaz, sağa - sola saldırır. Evden kaçar, rasgele yerlere giderek dolaşır. Bazen kilometrelerce uzaklara gider. Dolaşma sırasında devamlı saldırgan durumdadır. Önüne çıkan insan ve hayvanlara saldırır, başından ısırır, korkmaz fakat kaçanın arkasından kovalamaz, yine yoluna devam eder. Çoğunlukla yiyecek özelliği olmayan taş, toprak, ağaç parçası, dışkı vs.... gibi maddeleri yer. Sert cisimleri ısırırken dişleri ve çene kemiği kırılabilir. Hayali cisimler görerek havayı ısırır gibi yapar. Kalın ve boğuk bir sesle havlar. Havlama tipik uluma şekline döner. Gözler kalın ve şaşıdır. Salyasını tutamadığı için ağzından bolca salya akar. Solunum derinleşmiş ve hızlanmıştır. Cinsel istek artmıştır. Bu devre 3 - 7 gün devam eder. Eğer hayvan ölmezse felç devresi başlar. Bu devrede hayvan genelde sakin kalmak ister, rahatsız edilmedikçe ısırmaz. Felç arka ayaklardan başlayarak bütün vücuda yayılır. Ağızdaki felç nedeniyle alt çene düşer ve ağız açıktır. Dilin felcinden dolayı dil gevşemiş ve ağzın bir tarafından dışarı sarkmıştır. Ağızdan köpüklü, kanlı salya gelir. Bu salyada bol miktarda virüs vardır ve etrafa yayılmasıyla hastalık yayılmış olur. Felç nedeni ile hayvan su içemez ve yemek yiyemez. Dolayısıyla yemeğe ve suya karşı bir hırs duyar. Bu durum halk arasında sudan korkma (hydrofobi) olarak yorumlanır. Felçler nedeniyle beslenmeyen hayvan gittikçe zayıflar ve 2 - 4 gün içinde ölür.



    Kedi lerdeki kuduz belirtileri köpeklerinkine benzer. Hastalığın başlangıcında kediler kuytu bir yere saklanır ve hayvanlara, özelliklede köpeklere saldırırlar. İnsanların yüzlerine sıçrar ve derin yaralar açarlar. Bu yaraların beyne yakın olması nedeniyle oldukça risk oluşturur. Hastalık belirtilerinin görülmesinden 2 - 4 gün sonra felç meydana gelir.



    Sığır larda kuduz belirtileri çok belirgin değildir. Böğürme, durgunluk, halsizlik, ani süt kesilmesi görülür. Şiddetli sancı vardır. Yutak felci nedeniyle su içemez, yemini ağzına alır fakat yutamaz, başını duvarlara vurur. Felç başladıktan 3-6 gün içinde hayvan ölür.



    Koyun ve keçilerde kuduz : Diğer hayvanların aksine ısırma, isteği göstermezler, huzursuzluk, gözlerde kızarma, tos vurma gibi belirtiler gösterir. Felç başladıktan sonra koyunlar 3 - 5 gün, keçiler ise 8 - 10 günde ölürler.



    Koruma ve mücadele : Isırılan bölge kanatılmalı ılık ve bol sabunlu su ile yıkanmalıdır.

    Kuduz virüsü dış ortamlara oldukça dayanıklıdır.

    58 derecede yarım saat
    80 derecede 2 dakika
    kokuşmuş kadavrada 15 gün
    ışıkta 15 gün
    Salyada 1 gün
    Toprakta (0-8 derecede) 2-3 ayda


    Enfeksiyon yeteneğini kaybeder.


    Asidik ortamda 30 dakika % 1-2 lik sodyum hidroksit çözeltisi ile 20 - 30 Dakikada, kreolin, kloform, tentirdiot ve oksijenli su ile birkaç dakikada ölür.

    En yakın sağlık kuruluşuna gidilerek aşıya başlanmalıdır.

    Isıran hayvan 10 Gün süre ile gözlem altına alınmalı, kuduz belirtisi gösteren yada ölen hayvanlar kesin teşhis için laboratuara gönderilmelidir.

    Koruyucu olarak Köpekler 3 Aylık, Kediler 6 aylık olduklarında KELEV kuduz aşısı yapılmalıdır. Aşı 1 yıl bağışıklık sağladığı için de her yıl tekrar yapılmalıdır. Kuduz aşısı Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri, Belediye Veteriner İşleri Müdürlüğü ve Özel Veteriner Kliniklerinde yapılabilir.

    Sahipsiz köpekler yakalanıp kısırlaştırıldıktan sonra kuduz aşısı, parazit ilaçlaması yapılarak sahiplendirilmelidir.
    Hastalık çıkan bölgelerde 3285 sayılı Hayvan ,Sağlığı Zabıtası Kanunu hükümleri doğrultusunda işlem yapılır.

     

     

    sevcan99 - 14.10.2008 - 16:41
  6.  

     

    sevcan99 - 14.10.2008 - 16:41
  7. sana bıse sorucm (yanlıs anlamazsan) senn adın ne ve yasın kac ???nerde yasıosun(cok soru srdm ama merak ettm )

     

     

    sevcan99 - 14.10.2008 - 17:18



Benzer Konular

  1. Hangi Vitamin Ne işe Yarar
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Sağlık Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 12.07.2013, 03:13
  2. Hangi besinlerde mineral vardır
    Konuyu Açan: SU-PERISI, Forum: Sağlık Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 21.01.2011, 21:21
  3. Mineral nedir - mineral çeşitleri - minerallerin faydaları.
    Konuyu Açan: nuri deniz, Forum: Kimya.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 26.05.2010, 18:54
  4. SMF Hangi Dosya Ne Ise Yarar
    Konuyu Açan: MaktüL, Forum: SMF.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 10.01.2010, 12:46
  5. Hangi Meyve Neye Yarar
    Konuyu Açan: dumanalti, Forum: Alternatif Tıp.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 10.07.2009, 14:12

copyright

Soru Cevap