REKLAM




+ Konuyu Cevapla

KÖK HÜCRE NEDİR

  1. Yazan: doktoruydu
    No Avatar

    REKLAM


    Kordon kanı nedir?

    Annenin karnındaki bebek ile anne arasındaki besin ve oksijen alışverişi annenin rahim duvarına yapışmış kabaca bir damarsal ağ yapısı olarak tanımlanabilen plasenta (halk arasında bebeğin eşi olarakta isimlendirilir) denilen yapı tarafından sağlanır.

    Bebeğin göbek kordonu bu plasentaya bağlıdır. Doğumun tamamlanmasından sonra plasenta denilen bu yapının görevi bittiğinden, doğumu takiben plasenta rahim duvarına yapıştığı yerden ayrılarak rahimin dışına atılır. "Kordon kanı" adı verilen kan, bebeğin doğumundan sonra göbek kordonu içinde kalan kandır. Yapılan araştırmalarda kordon içinde kalan bu kanının çeşitli hastalıkların tedavisinde önemi bir görevi olduğu bulunmuştur. Bu önemli görevi üstelen hücrelere kök hücre diyoruz ve bebeğin kordon kanı, "kök hücreler" açısından oldukça zengin bir kaynaktır.

    Kök hücre nedir?

    Kök hücreler, bir çok dokuda bulunan ve değişerek vücudun diğer dokularını oluşturma yeteneğine sahip bir grup hücredir.

    Kök hücreler ;

    -doku ve organlara oksijen ve karbondioksit taşıyan eritrositlere (alyuvar),
    -vücudun bağışıklık sistemini oluşturan lökositlere (akyuvar),
    -kanın pıhtılaşmasını sağlayan trombositlere,
    -kemik,
    -kıkırdak,
    -damar duvarı,
    -bazı sinir sistemi destek hücreleri,
    -kalp kası,
    -böbrek hücrelerine farklılaşabilir.

    Kök hücrelerin vücuttaki diğer tip hücrelere farklılaşma özelliğinin keşfedilmesi ile birlikte bu hücrelerin ;

    -kanser,
    -özellikle kemik iliği hastalıklarında (lösemilerde)
    -felç,
    -Parkinson,-Alzheimer,
    -omurilik zedelenmeleri,
    -kalp ve birçok genetik kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği fikri ortaya çıkmıştır.

    Günümüzde kök hücreler özellikle kemoterapi ve/veya radyoterapi gören kanser hastalarının kan ve bağışıklık sistemini yeniden canlandırmak için kullanılmaktadır.

    -Lenfomalar
    -Aplastik anemiler (kemik iliğinde hücre üretiminin olmaması)
    -Orak hücreli anemi
    -Talasemi
    -Amegakaryositik trombositopeni
    -Nöroblastom
    -Bazı bağışıklık yetmezlikleri gibi durumlarda kullanılır.


    Kordon kanından veya kemik iliğinden elde edilebilen kök hücreler vücudun "kaynak" hücreleridir.

    Kordon kanı kök hücrelerinin diğer tip kök hücrelere göre avantajları nelerdir?

    Kordon kanı kök hücreleri elde edilebilecek en genç kök hücreleridir.
    Bunlar saklanmak için dondurulduklarında yaşlanma ve yıpranma süreçleri de durdurulmuş olur. Kordon kanı kök hücrelerinin kemik iliği kök hücrelerine göre üreme hızı daha fazladır.
    Kemik iliği nakli için alıcı ile verici arasında çoğunlukla tam bir doku (HLA) uyumu olması gerekir. kök hücrelerin bağışıklık red cevapları henüz tam olarak gelişmediğinden kordon kanı naklinde tam bir uyum olmasa da başarı sağlanabilir. Bu özellik aile bireyleri arasında kordon kanı nakli gerçekleştirilmesine olanak sağlar.
    Saklanan kordon kanındaki kök hücreler, gerekli olduğu durumda hemen kullanılabilecek haldedir. Bu durum, hastalıkların ilerlemesini önleyebilmek için en kısa sürede tedavinin zorunlu olduğu durumlarda önem kazanır.
    Bu yüzden kordondaki bu kan doğumdan hemen sonra uygun şartlarda alınıp,özel koşullarda dondurulup yıllarca saklanabilmektedir.Bunu saklayan kordon kanı bankası dediğmiz kuruluşar vardır.Bu kurluşlar belirli ücretler karşılığnda bu kanı dondurup,gerektiğinde çözülüp kullanmak üzere saklayan kuruluşlardır.Gerektiğinde bu değerli kök hücreleri çözülerek kullanılabilir.

    Kök hücreler sadece doğumda toplanabildikleri için toplama işlemini uzman hekimler tarafından yapılır, toplanma sonrası işlemlerin uzman kişilerce yürütülmesi ve örneklerin uygun koşullarda saklanması gerekir. İlk kordon kanı nakli 1988 yılında gerçekleştirilmiştir. 1995 yılından itibaren dünyada kordon kanı bankaları yeni doğanların kordon kanlarının saklanabilmesi için yaygın olarak faaliyete geçirilmiştir.

    Kordon kanı saklanması iki sebeple yapılır;

    1-Kendi çocuklarının kordon kanına ihtiyacı olan ve/veya ileride ihtiyaç olduğunda kullanılmak üzere bebeklerinin kordon kanını saklamak isteyen aileler için kordon kanı bankasında saklama işlemi yapılır. Aile belirli bir zamandan sonra saklama işleminden vazgeçerse bu kordon kanı imha edilir, bu durumda aileden ücret alınmaz.

    2-Diğer seçenek olarak, kordon kanını saklamak istemeyen ailelerden izin alınarak onların kordon kanları ileride nakil gerektirebilecek başkalarının tedavisi için kordon kanı bankası tarafından saklanır. Bu durumlarda aileden herhangi bir ücret talep edilmez.

    Hangi aileler için bebeklerinin kordon kanını saklamak uygundur?

    Kordon kanı saklanmasının kimler için uygun ve gerekli olduğu konusunda bilim çevrelerinde henüz tam bir fikirbirliği yoktur. Yeni olan bu uygulama ile ilgili olarak iki farklı görüş bulunmaktadır.
    Bazı araştırmacılar sadece ailelerinde ilik nakli gerektirebilecek hastalık öyküsü bulunan ailelerin bebeklerinde bu uygulamanın yapılmasını savunurken, diğer araştırmacılar kök hücre çalışmalarındaki hızlı gelişimi göz önünde bulundurarak herkesin bu alternatifi kullanmasını önermektedirler.

    Kordon kanının alınması;

    Kordon kanı bebek doğar doğmaz ilk 15 dakika içinde, göbek bağı kesildikten sonra göbek bağından alınır. Bu kan, toplanmadığı tüm durumlarda plasenta ile birlikte atıldığından, toplanması normal doğum prosedürünü ve bebeği herhangi bir şekilde etkilememektedir. Genelde toplama işlemi doğum esnasında doğumu yaptıran hekim tarafından yapılır. Hem normal yolla hem de sezeryan doğumlarda uygulanabilir.

    Sadece birkaç dakika alan kordon kanının toplanması işlemi; basit, tehlikesiz ve acı vermeyen bir uygulamadır. Ne anneye ne de bebeğe herhangi bir zararr verilmeden bu işlem yapılır.

    Bilindiği gibi bebek doğduktan hemen sonra göbek kordonu bağlanarak ayrılmaktadır ve bu ayrılmadan hemen sonra eğer kordon kanı toplanacaksa plasentaya bağlı olan kordonun içindeki kan özel bir sistem yardımı ile pıhtılaşmayı önleyici madde içeren kan torbası içine toplanır. Çoğunlukla yaklaşık 30-60 mililitre kordon kanı alınması yeterli olmaktadır. Araştırmalar çok miktardaki kök hücre örneklerinin nakil sonrası daha başarılı sonuç verdiğini kanıtlamıştır.


    Toplanan kan 36 saat içinde kordon kanı bankası laboratuvarına gönderilir. Kordon kanı laboratuvarda özel yöntemler ile dondurulur ve sıvı azot içinde saklanır. Dondurulan hücreler daha sonra gerek duyulduğunda çözülerek tedavide kullanılabilir.

    Kordon kanı saklanmasına karar verildiğinde beklenen doğumdan en az 1-2 hafta önce ilgili laboratuvar ile doğumu yaptıracak olan hekime durum bildirilmeli ve gerekli hazırlıkların yapılması sağlanmalıdır. Bu sayede gerekli malzeme ve belgeler doğum anında hazır bulundurulabilir.



    DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONU;

    Eğer mali durumunuz bunu karşılayacak düzeyde ise bu kanın saklanmasını istemek size her zaman avantaj sağlayacaktır.
    Burada önemli olan husus bu tip doku örneklerinin saklanmasında gizliliktir.

    Bu tip bir doku örneğinden veya diğer doku örneklerinden sizin organlarınızın aynı zamanda başka kişilere uyum sağlayabileceği öğrenilebilinir.Organ mafyasının dünyadaki yeri endişe vericidir.Zamanında bir doktor arkadaşımız Oktar Babuna için toplanan örneklerin o zamanki Sağlık bakanımızın durumun vahimiyetini bildiren ama yanlış anlaşılan açıklaması bu konu ile ilgilidir.Bu tip örnekler organ ihtiyacı olan kişinin ;(mesela birinin böbreğe veya karaciğere ihtiyacı olduğunu varsayalım,ve doku örnekleri taranarak İstanbul'daki ismi ve adresi belirli olan bir kişiyle uyum sağladığını düşünün) bu organı elde etmek için ,hayatta kalmak için her şeyi yapacaktır.Çok büyük rakamlar organ mafyasına ödenerek bu organ sağlanmaktadır.Zaman zaman kayıp bazı kişilerin organ mafyası tarafından organları alınarak yok edildiği bilinmektedir.
    Hayatta kalma şansı başka birisinin karaciğerini almak olan kişi siz olsanız veya canınızdan çok sevdiğiniz tek çocuğunuz olsa belkide yanlış bir yola düşüp sizde yanlış fikirlere kapılabilirsiniz,veya bu kişinin başka bir ülkeden çok zengin bir kişi olduğunu ve bu organa ihtiyacı olduğunu düşünürseniz zamanın sağlık bakanının çıkışını anlayabilirsiniz.(ne yazıkki kendisi bu konuda gerekli açıklamayı yapamadı vede konu basın arafından çarpıtıldı.

    Bebeğinizin kordon kanının saklanması hem ailenizin bireyleri hemde bebeğinizin geleceği açısından önem taşımaktadır,ama bunu yaparken barcode dediğimiz isim ve adres taşımayan özel gizli numaralarla saklanması sizi oluşabilecek tehlikelerden koruyacaktır.


    Facebook




    Üyelik

  2. Yazan: doktoruydu
    No Avatar
    Kemik iliği nakli ve kök hücre nakli:

    Kemik İliği Nakli çeşitli hastalıkların tedavisinde uygulanmaktadır; örneğin kan kanseri, başka kanser hastalıkları, kan hastalıkları, bağışıklık hastalıkları ve metabolizma hastalıkları. Bu hastalıklar eskiden kesinlikle tedavi edilemeyen hastalıklar olarak sayılmaktaydı. İlk başarılı ilik nakli 60lı yıllarda ABDde yapıldı. Ancak Kemik İliği Nakli ile tedavi ABDde ve Avrupada 80li yıllarda terapi protokolleri arasında esas yerini almıştır.

    Kemik İliği Nakli sizin çocuğunuz için en iyi tedavi yöntemi olarak önerilmiştir. Bu yazıdaki özet bilgiler, size ve ailenize ilik nakli yönetmi ile ilgili genel biligiler verecektir. Bu konuda mümkün olduğu kadar çok bilgiye sahip olmak, genelde hastalara ve yakınlarına yardımcı olmakta ve kendilerini psikolojik açıdan zor bir zamana ve çeşitli şartlara hazırlanmalarını sağlamaktadır.

    Ailelerin, Kemik İliği Nakli ile çeşitli oranlarda etkilenmeye karşı hazır olmaları çok önemlidir. Ailenizdeki fertler ne kadar çok bilgiye sahip olurlarsa, neyle karşı karşıya olduklarını ve diğer aile fertlerine ne tür destekte bulunabileceklerini bilirlerse, çocuğunuz ve aileniz bu zor ile o kadar kolay yaşayabilir.


    Kemik İliği: Yapısı ve İşleyişi

    Kemik iliği kemik içerisinde süngersi bir dokuya sahiptir ve kök hücreler de burada bulunmaktadır. Bu kök hücrelerin özellikleri çoğalmak ve bölünmek; ve bu sayede de kan hücrelerini oluşturmaktır. Belki de biliyorsunuzdur, bunların üç temel tipi vardır: enfeksiyonlara karşı mücadele veren beyaz kan hücreleri (akyuvarlar), pıhtılaşmayı sağlayan trombositler ve kanda oksijen taşıyıcı kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar).

    Temel Olarak kök hücre Nakli Nasıl Yapılır

    Geçmişte ilk defa kanında akyuvarlar, alyuvarlar ve trombositler bulunmayan, yani kemik iliği işlevsiz olan hastalara bir deney tedavisi dahilinde yeniden kandaki bu hücreleri oluşturabilmek için sağlıklı kemik iliği nakledilmiştir.

    Kemik İliği Naklinde ışınla ve kemoterapiyle hasta ve sağlıklı olan ilikteki hücreler öldürülmekte ve sonrasında sağlıklı ilik nakledilmektedir. Bu sayede de kan hücrelerinin normal oluşumu sağlanmaktadır.

    Kemik İliği Nakli kötü huylu olan veya kötü huylu olmayıp, fakat yine de hayati tehlike oluşturan hastalıkların tedavisinde uygulanmaktadır. Kötü huylu olan hastalıklarda ışın ve kemoterapi sadece eski kemik iliğinin yokedilerek yeni kemik iliğinin gelişebilmesi için uygulanmaktadır.

    İlik nakli esasen bir ameliyat olmayıp kan transfüzyonuna benzetilebilir.

    Kemik İliği Nakli için belirtiler

    Şu anda Kemik İliği Nakli yapılması için gerekli olan hastalıklar 1. çizelgede sıralanmaktadır. Bu hastalıkların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Son yıllarda bu listeye tümör hastalıkları ve metabolizma rahatsızlıkları da eklenmiştir.

    Hastalığın kötü huylu karaktere sahip olup olmadığının tespiti, kemik iliğinin veya kök hücrelerin naklinden önceki tedavi aşamasında büyük önem taşımaktadır. Hastalık belirtisinden ziyade, önemli olan hastanın iyileşmesidir. Kötü huylu hastalıklarda hastalığın tekrar çıkma riski bulunmaktadır. Diğerlerinde önemli olan uzun vadede ki organ arızalarıdır. Bu yüzden iyileşme oranları hastalıktan hastalığa farklılıklar göstermekte; fakat bu oran son 10 yılda devamlı bir şekilde artma göstermiştir. Buna sebep olarakta dünya genelinde kazanılan tecrübe ve ek terapileri gösterebiliriz.

    Kemik İliği Nakli derin müdahalesi olan bir işlem olması sebebiyle beraberinde riskler de getirmektedir. Bunların bazıları aşağıda anlatılacaktır. Bütün önlemlere rağmen Kemik İliği Nakli ile iligili yapılacak tedavi esnasında hasta ölebilir. Ölüm sebepleri arasında hastalığın tekrar başgöstermesi yanında, nakil esnasında çıkan komplikasyonları sayabiliriz. Bunlar aşağıda anlatılacaktır.

    Kemik İliği Naklinin başarılı olması birkaç faktöre bağlıdır:

    - çocuğun yaşı

    - genel sağlık ve beslenme durumu

    - teşhis ve temel hastalık

    - hastalığın geldiği aşama

    - en uygun bağışı yapacak olanın kişinin hazır bulunması

    Nakildeki en önemli üç çeşit:

    1-Akraba olan bir şahıstan,

    2-Akraba olmayan başka bir şahıstan,

    3-Hastanın kendisinden

    Hangi ilik nakli çeşidinin sizin çocuğunuz için en uygun olduğu temel hastalığa ve elde bulunan bağış yapabilecek olan şahıslara bağlıdır. Bazı hastalıklarda en iyi ilik nakil formu kendi iliğinin nakledilmesidir. Buna autolog Kemik İliği Nakli denmektedir. Bu çeşit nakillerde hastadan ilik alınmaktadır, şimdilerde kanın merkezden uzak kısımlarından kök hücreler de alınmaktadır. Bu hücreler hastalıklardan temizlemek amacıyla çeşitli işlemlerden geçerler. Bu alınan ilik veya kök hücreler Kemik İliği Nakli yapılana kadar dondurularak saklanır. Diğer hastalıklarda başka şahıslardan alınacak olan ilik gereklidir. Bunun için ilk önce hastanın kendi akrabalarında bağış yapabilecek olan kişiler aranır. Bağış yapabilecek olan şahıslara kan testi yapılarak uygun olup olmadığı tespit edilir. Uygunluk konusunda en önemli olan HLA-Antijenleridir (HLA sistemi 7. sayfadaki çizelgede açıklanmaktadır). Eğer birden fazla HLA-Antjeni uygun şahıs bulunacak olursa, bu sefer daha az önemli faktörlerin uygunluğuna da bakılır. Örneğin kan grubu gibi. Yanlız HLA-tipinin uygunluğu en önemli faktördür.

    Kardeş çocukların uygunluk oranı istatistiklere göre % 25tir. Aynı şekilde çift yumurtalı ikiz kardeşlerin de. Tek yumurtalı ikiz kardeşlerin uygunluk oranı yüzde yüzdür; fakat bütün hastalık türlerinde en uygun ilik bağışı değildir. Genelde ebeveynler bağış için uygun değildir. Bunun sebebi de, HLA-Antijenlerinin yarısını çocuğa annenin vermesi ve diğer yarısını da babanın vermesidir. Yani çocukta anneden ve babadan sadece HLA-Antijenlerin yarısı bulunmakta ve ebeveynlerden birisinin bağışta bulunmasıyla diğer yarısı eksik kalmaktadır.

    Akrabalardan uygun bağış yapabilecek bir şahıs bulunamadığı takdirde akraba olmayan şahıslarda bu uygunluk aranır. Bu arama genelde aylarca sürer.


    HLA-Sistemi

    İnsanların savunma sistemleri virüslere ve diğer yabancı maddelere karşı hücum eder ve yok etmeye çalışır. Bu esnada kendi dokusuna herhangi bir zarar vermez. Bu da kendi dokusuyla yabancı dokular arasında ayırım yapabilmesine bağlıdır.

    Bu ayırıma imkan sağlamak HLA-Sisteminin görevidir. HLA-Sistemi 100 parçadan (HLA-Antijenleri) ve kendi aralarında birçok kombinasyondan oluşmaktadırlar. Hemen hemen bütün organlardaki hücrelerin yüzeylerinde ve akyuvarların üzerlerinde bulunurlar. HLA-Antijenleri kalıtım yoluyla geçtiği için çoğu kez kardeşler ve aile içerisinde aynı kombinasyona rastlanmaktadır.

    HLA-Antijenlerinin kombinasyon sayısının çok büyük olmasından dolayı akraba olmayanlarda aynı HLAya rastlamak, kemik iliği uygunluğu bulmak, cok uzun zaman almaktadır. Bu yüzden bazı hastalıklarda erkenden bağış yapabilecekler aranmaktadır.



    Kemik İliği Nakli Ön Tedavileri ve Açıklama ve Aydınlatma Konuşmaları

    Çocuğunuz ilik nakli için yazıldığında sizinle birçok konu konuşulup tartışılacaktır:

    Çocuğunuzun hastanede kalış şartları ve süresi, fizik tedavisi, nakilden önce, naklin kendisiyle ilgili, bilinen zorluklar, yeni iliğin üremesi ve bunların çocuğunuzun hastaneden ayrılana kadar olan tedavisi. Ayrıca çocuğunuzun uzun vadede tedavinin başarılı olabilmesiyle ilgili olarak hususi durumu konuşulacaktır. Bu da temel hastalığa ve uygun bir bağışın olup olmadığına bağlıdır.


    Ön muayeneler şunları içermektedir:

    - Çocuğun genel gelişimi ve büyümesinin değerlendirilmesi, kalb, böbrek ve ciğerlerin fonksiyonları, mevcut olabilecek enfeksiyonların tesbiti (bunların içerisine diş, diş kökleri ve burunda gizli olabilecek enfeksiyonlar da dahil). Ön muayeneler bize çeşitli nakil yöntemleri ile doğabilecek riskleri değerlendirerek çocuğunuzun hususi durumuna göre en uygununu seçmemizi sağlamaktadır.

    - ameliyatla bütün ilik nakli tedavisi süresince kalıcı olan sondanın yerleştirilmesi. Bu sonda ile ilaç ve kan enfüzyonlarının yapılabilmesi ve kan alınması sağlamaktadır. Bu sonda 5 mm çapında ince bir plastik borudan oluşmaktadır.

    Enfeksiyonlara karşı korunma tedbirleri

    Işın ve kemoterapi yoluyla yukarda da belirtildiği gibi eski kemik iliği yok ediliyor. Yeni kemik iliği gelişene kadar çocuğunuz enfeksiyonlara karşı çok hassas durumdadır. Kemik iliğinin gelişmesiyle bu tehlike azalmaktadır. Ancak bu gelişme yapılan kemik iliği nakline göre aylarca, hatta bir yıl bile sürebilmektedir. Bu yüzden çocuğunuz bağırsaklardan gelebilecek olan bakteri ve mantar enfeksiyonlarına karşı hergün hap almak zorundadır.

    İlik nakli zamanında ise çevreden gelebilecek olan enfeksiyonlara karşı çocuğun kaldığı yer itibarıyla tedbirler alınması zorunludur:

    - Eğer ilik kendisinden alınmışsa çocuğunuz normal bir odada kalacaktır. Kemik iliğini yoketme tedavisi esnasında (bkz. sayfa 17) doktorlar ve hasta bakıcıları tedavi sıralarında ağızlık ve eldiven kullanılacaktır. Akyuvarlar geliştikten sonra bu nakil tipinde çocuğunuz kaldığı odanın dışarısına da çıkabilir.

    - Akrabalardan alınarak yapılan kemik iliği nakli tedavisi süresinde daha da katı önlemlerin alınması gereklidir. Odaya giren her şey daha önce dezenfekte edilmekte, hasta bakıcıları ve doktorlar özel önlükler giymekte, ziyaretçiler ise korunma önlükleri giymek zorundadırlar. Hastalar damar yoluyla beslenmektedirler. Vücud temizliği ve hijyen konusunda özel talimatlar geçerlidir (bkz. Kemik İliği Nakli süresinde özel vücud temizlği ve hijyen). Akraba olmayanlardan alınan kemik iliği nakli tedavisi esnasında çocuğun savunma ve direnç sistemi daha fazla azaldığından ve tedavi daha uzun sürdüğünden enfeksiyonlara karşı korunma önlemleri de uzun sürmektedir. Başarılı nakilden sonra akyuvarların belirili bir değere ulaşmasıyla çocuğunuz odasından dışarı çıkabilecektir. Bundan sonra çocuğunuzun bir an önce hasteneden taburcu olabilmesi için ağızdan besin alması daha fazla önem taşımaktadır.

    Genelde Kemik İliği Nakli süresince enfeksiyon tehlikesi yüzünden küçük çocukların (aniden hastalanmalarından dolayı) veya hasta olanların hastayı ziyaret etmeleri yasaktır.

    Kemoterapi ve/veya Işınla hazırlama tedavisi

    Nakilden önce çocuğunuza hazırlama terapisi denilen tedavi uygulanacaktır. Yukarda da anlatıldığı gibi hasta ve hasta olmayan kemik iliklerinin öldürülmesi gerekmektedir. Eğer çocuğunuzda kanser yoksa bu tedavi çocuğunuzun kemik iliğinin yeniden gelişmesini sağlayacaktır. Kemoterapi ilaçlarının seçimi çocuğunuzun temel hastalığına ve hastalığın ulaştığı aşamaya bağlıdır.

    Kemoterapiye ek olarak bazı çocuklara ışınla tedavi yapılmak zorundadır. Bunlar:

    - genelde kan hücrelerinin yokedilmesi gereken hastalıklarda göğüs ve karın bölgelerindeki lenf bağlarının ışınlanması gerekmektedir,

    - kötü huylu hastalıklarda genelde tüm vücut ışınlanması yapılmaktadır. Bu tür ışınlama birkaç gün 20er ve 30ar dakikalık bölümler halinde öğleden önce bir defa, bir defa öğleden sonra uygulanmaktadır. Çocuğunuzun sadece tepreşmeden yatması gerekmektedir.



    Kemik İliği Nakli tedavisinin yan tesirleri

    Kemoterapi ve ışın tedavisinin kısa ve uzun vadeli yan tesirleri bazen sağlık açısından tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Kısa vadeli yan tesirlere ishal, kusma, mide bulantısı, egzama, saç dökülmesi ve ağız bölümünde ağrıları sayabiliriz. Bütün bu yan tesirlerin hepsi geçicidir. Işın tedavisi ayrıca tenin bronslaşmasına da sebep olmaktadır, aynı aşırı güneş ışınlarına maruz kalanlarda olduğu gibi, derinin kendini yenilemesiyle bir kaç ayda eski haline dönmektedir. Genelde tedavilerde antibiotika, mantar ilacı ve virüslere karşı ilaç kullanılan hastalarda enfeksiyonlar oluşmakta. Çeşitli ağırlıklarda hayati önem taşıyan organlar (karaciğer, ciğer, böbrekler ve kalp) zarar görerek fonksiyon bozulmaları olabilir. Bu yüzden bu organların nakil yapılmadan önce fonksiyonları iyice kontrol edilmektedir . Yine de bütün önlemlere rağmen, bu organlar tekrar sağlıklarına kavuşana kadar, diyaliz tedavisi (suni böbrek) ve oksijen verilmesi gerekebilir.


    Kemik İliği Naklinin Hayati tehlike taşıyan yan tesirleri

    Genelde bu yan tesirler tek başına veya ikisi birden çıkınca kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Yalnız tedavi için zorunlu olan bilhassa Antibiyotik ve mantar ilaçları önemli organlara zarar verebilmektedir. Zaten fonksiyonları bozuk olan organlara daha da fazla zarar vermektedir. Birden fazla organın aksaması hayati tehlike oluşturmaktadır; fakat bu durum artık nadir olarak ortaya çıkmaktadır.

    Diğer komplikasyonlar şunlardır:

    - zor tedavi edilen virüs enfeksiyonları

    - kanamalar ve

    - akut ve kronik bağış-alıcı-hastalığı

    Kemik İliği Naklinden sonra enfeksiyonlar önemli boyutlarda hayati tehlike oluşturan durumları oluşturduğundan çeşitli önlemler alınmaktadır


    Kemoterapi ve Işın tedavisi

    Kısa vadeli yan tesirler

    *mide bulantısı

    *kusma

    *ishal

    *egzama

    *aplasi

    *mukositis (ağız bölümünde ağrılar)

    *saç dökülmesi

    Uzun vadeli yan tesirler

    *kısırlık

    *gecikmeli büyüme

    *ergenlik çağında gecikme

    *katarakt (gözde bulanıklık)

    *organ fonksiyonlarının bozulması

    Kemik iliği naklinin uzun vadeli tesirleri

    Kemoterapi ve/veya ışın tedavisinin uzun vadeli yan tesirlerinde bilhassa hormonal bozukluklar (ergenlikte gecikme, büyümede gecikme,kısırlık) ve katarakt gelişmesi, yani bulanık görme, olabilmektedir. Bu yüzden çocuğunuz Kemik İliği Naklinden sonra uzun vadede ayakta tedavi için kontrollere gelmesi gerekmektedir.



    Kemik iliğinin alınması ve nakli

    Kemik iliği bağışlayıcının belinden Punktionla alınmakta, aynı teşhis için alınan kemik iliği Punktionu gibi. Fakat nakil için çok daha fazla miktarda kemik iliği alınması gerekmektedir. Bu yüzden birçok Punktiona ihtiyaç vardır. Kemik iliğinin alınması Vollnarkose halinde ameliyatla yapılmaktadır. Kemik iliğinin miktarı bağışlayıcının kilosuna bağlıdır.

    Hastanın kendisinden alınarak yapılan nakillerde kök hücreler peripher kandan alınmaktadır. Genelde bu tür kemik iliğini alınması ek önlem olarak yapılmaktadır.

    Kemik iliği bağışlayıcıları, buna kök hücre bağışlayıcıları da dahil, bir akşam ameliyattan sonra hastanede kalmaktadırlar. Eğer ağrılar olacak olursa, hafif ağrı kesicilerle (Paracetamol) tedavi edilmektedirler.

    Kemik iliği ve/veya kök hücreler kan alınmasında olduğu gibi, daha önce yerleştirilen Hickman veya Broviac hortumuyla aktarılmaktadır.

    Bu nakilden sonra kemik iliği hücreleri kan akımıyla bütün vücuda yayılmakta ve kemik iliklerine de ulaşarak orada kalmaktadırlar. Burada bölünerek çoğalmakta ve kan hücrelerini oluşturan bölümlere (akyuvarlar, alyuvarlar ve trombositler) gelişmektedirler.


    Kök hücre ayırımı

    Bazı hastalıklarda kök hücreler kemik iliğinden değil de peripher kandan elde edilmektedirler. Kanda bu kök hücrelerin çok olabilmesi için çocuğunuza bu kök hücreleri artırıcılar (Neupogen veya Granocyte) verilecektir. Belirli bir kemoterapi metoduyla tedavi gören çocuklara hemen kemoterapinin ardından Neupogen ilacı verilmektedir. Takriben 7 ila 14 gün sonra normalde kök hücre ayırımına başlanabilir.

    Kök hücre ayırımı yapan makine trombositkonsantresi yapan makinelere benzemektedir. Birçok insan kanser hastası çocuklara ve büyüklere trombosit bağışlamaktadır. kök hücre ayırımında kan makineye aktarılmakta ve kök hücreler kan plazmalarından ve alyuvarlardan ayrılmaktadır. kök hücreler makinenin içinde kalmakta ve diğer kan plazmaları ile alyuvarlar tekrar çocuğunuza geri verilmektedir. Bazı durumlarda kök hücreler tekrar bir aşamadan geçmekte ve nakil yapılana kadar dondurularak saklanmaktadır.

    Bazen uygun kemik iliği veya kök hücre bağışlayıcısı bulunamadığı takdirde dondurulmuş kordon kanından kök hücreler alınabilir.

    Aplasie

    Aplasie, akyuvarların çok az ya da hiç bulunmadığı aşamaya denir. Ayrıca bu aşamada alyuvarlar ve trombositler de az bulunmaktadır; fakat bu hücreler kana aktarılabilmektedir. Yine de kanamalar olmaktadır. Bütün önlemlere rağmen enfeksiyonlar oluşmakta, yalnız bunlar antibiyotiklerle ve mantar ilaçlarıyla tedavi edilmektedir. Ancak ağızda oluşan ağrılara karşı ağrı kesiciler ve gıdaların suni yollarla verilmesi gerekmektedir, eğer ağızda çok fazla ağrılar nedeniyle besin alınması mümkün değilse.

    Hergün kan alınarak organların fonksiyonları, kandaki hücrelerin miktarı ve enfeksiyonlara karşı hassasiyeti ölçülmektedir.

    Kemik iliği genelde nakilden sonra iki üç hafta sonra gelişmekte. Bu bazen daha erken de olabilmekte; fakat daha geç gelişmesi çok nadir olarak gözükmektedir.

    Vericiye-karşı-alıcı hastalığı

    Allogen, yani akrabadan veya akraba olmayan bir şahıstan yapılan nakillerde çok ciddi komplikasyonlar çıkmaktadır ve buna graft-versus-host hastalığı (GvHD) veya vericiye-karşı-alıcı hastalığı denmektedir. Bu da eğer Graftın (vericiden alınan kemik iliği) Hostu (yani alıcıyı) yabancı olarak tanırsa ve bu yüzden de immunolojik reaksiyonlarla bazı organlar (deri, karaciğer ve bağırsaklar) iltihaplanmaktadır.

    Hastanın kendisinden alınarak yapılan kemik iliği nakillerinde GvHD çok nadir gözlenmiştir.

    Bütün allojen, yani akrabadan veya akraba olmayan bir şahıstan, Kemik iliği nakillerinde hastalara GvHD hastalığını önleyici ve zararını azaltıcı ilaçlar verilmektedir. Orta ve hafif dereceli GvHD hastalıklarında ek tedavilerle iyileşmekte; fakat ağır olanları hayati tehlike oluşturmaktadır. Bu sonuncusu bilhassa akraba olmayanlarla yapılan kemik iliği nakillerinde geçerlidir.

    GvHDnin pozitif yönü de bulunmaktadır: bilhassa lösemili hastalıklarda, GvHD ortaya çıkmışsa, temel hastalığın geri gelme zamanın daha da uzadığı gözlenmiştir. Bu yüzden lösemi hastalıklarında allojen kemik iliği nakli tercih edilmektedir. Bazen de lösemili hücrelere karşı bu sonucu alabilmek için nakillerden sonra ek enfüzyonlar yapılmaktadır.

    Genelde GvHD kemik iliği naklinden sonra 50 ila 100 gün arasında sınırlıdır. Nadiren GvHDnin kronik vakaları da olabilmektedir. Bu takdirde GvHD hastalığına deri, eklemler, kaslar ve karaciğer hücreleri yakalamaktadır. GvHD hastalığı Immunsuppressionla tedavi edilerek çok nadir durumlarda organlara daimi zararlar verebilmektedir. Kronik GvHD hastalığının diğer ciddi bir Problemi enfeksiyon tehlikesinin çok yüksek olmasıdır. Çünkü vücudun yeterli derecede savunma hücrelerine sahip olmasına rağmen bu görevini yerine getirememektedir.


    Kemik İliği Naklinden sonra iyileşme zamanı

    Eğer yeni kemik iliği iki veya üç hafta sonra gelişmeye başlarsa, ilk önce enfeksiyon belirtileri azalmaya başlayacaktır. Yalnız çocuğunuzun kendisini daha iyi hissedebilmesi en azından iki veya üç hafta daha zaman alacaktır. Kemik İliği Naklinden önceki hareketliliğine ve gücüne kavuşması da yine bir veya iki aylık bir zaman alacaktır.

    Bu sonuca ulaşmada yeterli beslenme ve sıvı tüketimi büyük önem taşımaktadır. Çocuğunuz Kemik İliği Naklinden ve hatta hastaneden taburcu olduktan sonra dahi bir süre ilaçlarını aksatmadan almak zorundadır. Sorularınız olduğu takdirde veya ilaç alımı konusunda eğer herhangi bir problem çıkacak olursa hemen uygun bir çözüm yolu bulmak için tedavi ekibine başvurmanızı rica ediyoruz.

    Çocuğunuz normalde nakilden 6 ila 8 hafta arasında hastaneden taburcu edilemektedir. Kemik iliği kendisinden alınmışsa daha erken, akraba olmayan bir şahıstan alınmışsa 12 ila 14 hafta arası taburcu edilmektedir. Taburcu olduktan sonra ilk zamanlar haftada üç kez ambulansa gelinmesi gerekmektedir.

    Taburcu olmadan evvel sizinle evde dikkat edilmesi gereken küçük veya büyük bütün konuları görüşeceğiz. Şahsi durumların birbirinden çok farklı olmasından dolayı bu bölüme burada detaylı olarak değinmeyeceğiz.

    Kemik İliği Nakli tüm aileyi ilgilendirmektedir

    Okuduğuzdan da çıkartabileceğiniz gibi, Kemik İliği Nakli çocuğunuza yapılan çok ciddi bir önlemdir. Aynı şekilde Çocuğunuzun tüm Kemik İliği Naklini yapacağınız yardım ve destekle daha kolay atlatabilmesi için tüm ailenize de tabii ki. Hastalığın tedavide başarılı olması ailenizin çocuğunuza ve birbirinize bu kötü zamanda bağlı kalmakla ve en iyi desteği sağlamakla daha da güçlenecektir. Ruhi açıdan da, aileden birisinin hayati tehlike taşıyan hastalığa yakalanması, ailede herkesin birbirini desteklemesi ve arkadaş çevresinden de bu desteği bulması çok önem taşımaktadır. Bu durum kendinizi ve ailenizi Kemik İliği Nakli ile ilgili problemlerle ne kadar fazla bilgilendirirseniz o kadar daha iyi olacaktır. Bu yüzden sorularınızı ve problemlerinizi tedavi ekibiyle görüşünüz
  3. Yazan: doktoruydu
    No Avatar
    Kelliğe 'kök'lü çözüm

    Sonuç başarılı. Ama insana uygulamak için 5 yıla ihtiyaç var

    Pennsylvania Üniversitesi'nden Dr. George Cotsarelis başkanlığındaki bir araştırma ekibi, kobay olarak kullanılan hayvanlar üzerinde yaptığı deneylerde, saç üreten özel bir tip kök hücreyi izole ederek, kel kobaylara nakletti ve başarılı sonuç aldı. "Blank slate" denilen söz konusu kök hücrenin embriyonik kök hücreden farklı olduğu ve kafa derisinde saç köklerini tutan keseciklerin bu kök hücreden geliştiği belirtildi.

    İNSANLAR İÇİN DENENECEK

    Embriyonik kök hücre, hamileliğin ilk birkaç gününde oluşuyor ve yaşamın ileriki aşamalarında 200 farklı hücreye dönüşerek insan vücudundaki çeşitli organları meydana getiriyor. Saç çıkaran kök hücreler saç dibi derisindeki keseciklerde yer alıyor. Amerikalı araştırmacılar kobaylarda başarılı olan yöntemin insanlar için de geçerli olabilmesi için en az 5 yıl daha araştırma yapılması gerektiğini söyledi
  4. Yazan: doktoruydu
    No Avatar
    Kalp dokusunda kök hücre

    Japon bilim adamlarının insan kalp dokusunda kök hücreleri bulduğu bildirildi. Japonya'da çıkan Yomiuri gazetesi, söz konusu buluşun ilerlemiş kalp hastalıklarının tedaviyle iyileştirilmesine olanak sağlayacağını ve kalp nakillerine duyulan ihtiyacı azaltacağını savundu.


    Gazetede yer alan haberde, kalp dokusunda kök hücre keşfinin, Hiroaki Matsubara başkanlığında çalışan Kyodo Üniversitesi'nden bir bilimsel araştırma ekibi tarafından yapıldığını duyurdu.


    Japon bilim adamlarının, kalp rahatsızlığı çeken 50 hastadan kalp doku örnekleri aldıkları ve kalp kası hücreleri, kan hücreleri ve nöronların da bulunduğu değişik tiplerde gelişmiş hücre örneklerinden kök hücresi kültürü üretmeyi başardıkları belirtildi.


    FAREDE BAŞARILI


    Araştırmacıların damar tıkanıklığı sorunu olan bir fareye şırınga ettikleri kök hücrelerin, hayvanın zarar gören kalp kasının ve damarlarının yeniden oluşmasına yardım ettiğinin gözlendiği kaydedildi.


    Benzer deneylerin köpekler ve domuzlar üzerinde yapılmasının ardından gelecek bahar döneminde insanlar üzerinde klinik deneylere geçileceğini ifade eden araştırma ekibinin başı Matsubara, araştırmalarını, Japonya'nın Osaka kentinde 19 Eylül'de yapılacak olan Japon Kardiyoloji Koleji'nin yıllık toplantısı sırasında bilim dünyasına sunacakları sözlerine ekledi.
  5. Yazan: refik
    refik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    değerli bilgilerin için teşekkürler
  6. Yazan: doktoruydu
    No Avatar
    Kök hücrede önemli adım


    Register


    Koreli bilim adamları, hasta ya da yaralı kişiler üzerinde kullanılabilecek, insan embriyonundan ilk kök hücreleri ürettiklerini açıkladılar.

    Yeni çalışma önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor

    Yapılan deneylere gönüllü katılan kişilerden alınan cilt hücrelerinden elde edilen genetik bilgilerin, bu kişilerle ilişkisi olmayan gönüllülerden alınan yumurtalara nakledilmesi sonucunda, istenen herhangi bir doku türüne çevrilebilecek kök hücre kültürleri elde edildi.

    Bilim adamları bunun her tür organın yeniden üretilmesinde kullanılabilecek bir sistemin ilk adımı olduğunu belirtiyorlar.

    Elde edilen bu sonuç, geçen yıl yine Koreli bilim adamlarının bir kadının genetik şifresinden elde ettikleri dokuları yine aynı kadının yumurtalarına nakletmesinden bir adım daha ileri giden bir çalışma.

    Ancak o günlerde yapılan deneylerde elde edilen başarıyı uygulamaya dönüştürmek, çok kolay görünmüyordu. Yapılan iki yüz denemeden, sadece bir tanesi başarıya ulaşmıştı. Teknolojideki gelişmeler sonucunda başarı ihtimali, on ya da on beşte bire yükselmiş durumda.

    Elde edilen en önemli ilerleme ise, kök hücrelerin, kimden geldiğinin önemi olmaması.. Kadın, erkek, genç yaşlı, herhangi bir gönüllüden alınan örnekler benzer sonuçlar verebiliyor.

    Deneylerde amaç, farklı hastaların bağışıklık sistemi tarafından reddedilmeyecek, bir anlamda kişiye özel dokular üretebilmek. Araştırmacılar bunu başardıklarını savunuyorlar. Bu gelişmeye rağmen, Parkinson, şeker hastalığı ya da genetik bağışıklık sistemi bozukluğu nedeniyle rahatsız olan kişilere organ ya da doku nakli yapılması daha çok uzun zaman alacak. Ancak elde edilen veriler, bilim adamlarına yeni bir düşünce sisteminin yolunu açıyor.

    Herşeye rağmen, yeni kök hücreler üreten bilim adamları, bu sistemle, hastalıkları erken aşamalarda tedavi edebilmenin yolları üzerinde çalışmalarını, hastalığın nasıl ve ne kadar zarar verdiği yolundaki araştırmalarını hızlandıracak.
    haberi.

    İngiltere'de ilk insan embriyosu

    Bu arada İngiliz bilim adamları da ülkede ilk kez insan embriyosu klonladıklarını açıkladılar.

    Newcastle Üniversitesi'nden bir ekip 11 kadından aldıkları yumurtalardan genetik parçaları alıp yerine embriyo halindeki kök hücrelerden DNA yerleştirdiler.

    Çalışmayla tedavisi mümkün olmayan hastalıklara çare bulunmaya çalışılacak.
  7. Yazan: doktoruydu
    No Avatar
    'Kök'ü tartışıyoruz


    Sağlık Bakanlığı'nın embriyonik kök hücreyle ilgili çalışmaları askıya alan genelgesi tartışma yarattı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ imzalı genelgede somatik (bedensel) kök hücre naklinin tüm dünyada kabul gördüğünü, ancak embriyonik kök hücre kullanımının hukuki ve etik açılardan tartışıldığını belirtiyor.

    Bakanlık, konuyu hukuki, kültürel, dini ve etik yönleriyle ele alıp bir karara varacak. Bu konuda bir düzenleme yapılıncaya dek embriyonik kök hücre araştırması yapılması yasak. Bazı uzmanlar, yasağın Türkiye'nin bilimsel gelişimi açısından kayıp yaratacağını düşünüyor. Bazı uzmanlar ise bu tür konularda sadece tıbbi otoritelerin karar vermemesi gerektiğini, konunun dini, kültürel ve hukuki açılardan değerlendirilip karar verilmesi gerektiği görüşünde.


    'Embriyon yaratılmamalı'

    Embriyonik kök hücre kullanımını tıbbi etik açısından yorumlayan Ankara Üniversitesi Deontoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berna Arda, sadece tıbbi kullanım için emriyon yaratılmaması gerektiğinin altını çizdi: "Henüz yerleşik tedavi olarak kabul edilmemiş ve tıp otoritelerinin hemfikir olmadığı bu uygulamaları insanlara umut vaat ederek lanse etmek tıbbi etik açısından doğru değil. İleride kök hücre çalışmalarında kullanmak üzere embriyonlar oluşturulmamalı. Kaybedilmiş embriyonların kullanılması ayrı, sadece bu araştırmalarda kullanmak üzere embriyon oluşturulması ayrı. Türkiye gibi doğurganlıığın yüksek olduğu bir yerde, insanlar böbreklerini satışa çıkarırken 'embriyonlar ne olacak araştırmalarda kullanılsın' denebilir. Buna meydan verilmemeli. Yasaklamaya temel bu sanıyorum. Avrupa Konseyi'nin evrensel olmasını istediği deklarasyonları var: Kök hücre araştırmalarında kullanmak üzere embriyon oluşturulamaz deniyor. Bizim gibi bir ülke için tehlikeli."

    Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Beyza Bilgin ise 'her şey olabilen hücre' meselesinin kendisini heyecanlandırdığını belirtti: "Düşünün ki bir hücre üretiliyor ve organların yenilenmesini sağlıyor. Bu fevkalade bir şey. Ancak insan evladı olmaya aday olan birine zarar verilmemeli. Birini iyileştirirken diğerini öldürmek çelişki. Bu amaçla laboratuvar ortamında üretilen bir ilaç gibi, tedavi usulü gibi düşünürsek ben olabilir diye düşünürüm."


    Alo Fetva: Caiz

    Diyanet İşleri Başkanlığı Alo Fetva Hattı'ndaki yetkili de Radikal muhabirinin sorularını yanıtlayan Alo Fetva Hattı yetkilisi, "Emriyondan kök hücre dinen caiz mi?" sorusunu, "Dinimiz, insanların sağlıklı olmasını emrediyor. Sağlık için alınıyorsa caizdir" diye yanıtladı.


    'Bu konuyu klonlama ile karıştırmayın'

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kemik İliği Transplantasyonu Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Demirer: Türkiye'de embriyonik kök hücre çalışması yapılmıyor ama bazı üniversitelerde bireysel çalışmalar var. Çalışmaları durdurmak doğru değil. Elde edilen embriyonik kök hücreler normal embriyon özelliği taşımıyor, anne karnındaki ceninlerin hayatına son verilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Parkinson, böbrek, karaciğer, kalp yetmezliği gibi rahatsızlığı bulunan hastalardan alınacak herhangi bir hücre çekirdeği bir kadından gönüllü alınacak yumurta içine yerleştirilmesiyle laboratuvar ortamında embriyon elde ediliyor ve 'kişiye özel, özdeş hücreler' üretiliyor. Bu hücrelerin hasta organa verilmesiyle organın güçlendirilmesi sağlanır.
    Ama eğer bu hücrenin yerleştirildiği yumurtayı alıp rahme koyarsanız klonlama olur. Bunu desteklemiyoruz. Laboratuvar ortamında araştırma maksatlı yapılan embriyonik kök hücre çalışmalarının ise sakıncası yoktur. Parkinson, MS, karaciğer, böbrek, beyin felci, kalp yetmezliği gibi hastalıkların tedavisinde, bu organlardaki hücreler kendine özdeş hücre istiyor. Bu çalışmalar sayesinde organların güçlendirilmesinin yanı sıra zamanla yeni organlar da üretilecek. Çalışmaların yasaklanması bilim açısından sakıncalı.


    'Zaten yapılmıyor'

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Başkanı ve Türk Hematoloji Derneği Başkanı Osman İlhan: Embriyonik kök hücre çalışmaları zaten Türkiye'de yapılmıyor. Kök hücre konusunda geçen ay Sağlık Bakanlığı'nda üniversitelerden bilim adamları, Adalet Bakanlığı, Kadın ve Aileden sorumlu Devlet Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı yetkililerinin katılımıyla bir toplantı yapıldı. Yetişkin kök hücre nakillerinin oluşturulacak etik kurul onayıyla yapılması gündeme geldi. Etik kurul onayıyla araştırma önemli. Bu çalışmaların ticari kaygılardan uzak yapılması gerekir. Embriyonik kök hücre çalışmalarının etik ve dini açıdan ele alınması lazım.


    Dünya 40 yıldır araştırıyor

    Güney Koreli uzmanların insan embriyonu klonlamasıyla doruğuna varan kök hücre çalışmaları yaklaşık 40 yıl önce başlamıştı.


    1960'lar: Yetişkin dokulardan alınan kök hücreler üzerinde araştırmalar başladı.

    1968: Yetişkin kök hücreleri ilk kez bağışıklık sistemi rahatsızlığı olan hastaların tedavisinde kullanıldı.

    1998: ABD'li bilim adamları, insan embriyonu kullanarak halen de kullanılmakta olan hücre dizimlerini oluşturdu.

    2001: Embriyonik kök hücreler, başarıyla kan hücrelerine dönüştürüldü.

    2004: Güney Koreli bilim adamları, 30 insan embriyonunu kopyalayarak büyümelerini sağladı.

    2005: Güney Kore ekibi, her bir hastaya özdeş kök hücreler üretmeyi başardı.

    2005: Britanyalı ve İtalyan bilim adamları, embriyonik kök hücrelerinden sinir hücresi üreterek alzheimer ve parkinson hastalıklarının tedavisinde yeni bir sayfa açtı.

    Kaynaklar farklı

    'Embriyonik kök hücre', herhangi bir organdan alınan hücrenin gönüllü bir kadından alınıp içi boşaltılan yumurtanın içine konulmasıyla elde ediliyor. Bu embriyonal hücre, rahimde değil, laboratuvarda çoğaltılıyor. Elde edilen hücreler hangi organa yerleştirilirse o hücreye dönüşebiliyor. Ancak bazen bir hastaya uyacak embriyon yapısını bulmak için çok sayıda embriyonun kök hücreye çevrilmesi gerekiyor.
    'Somatik kök hücre'ler ise yetişkinlerin kan ve kemik iliğinde bulunuyor. Ancak sayıları çok daha az. Bu hücreler de hastalığın bulunduğu organa enjekte edilerek tedavide kullanılıyor.


    Türkiye ne yaptı?

    Türkiye'de embriyonik kök hücre çalışmaları, bazı üniversitelerde yürütülen bireysel çalışmalar dışında yapılmıyor. Somaktil kök hücrelerle ilgili ise başarılı çalışmalar zaman zaman basına da yansıyor. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, kemik iliğinden elde edilen kök hücreyi kalbe yerleştirerek kalp kası elde etti. Ankara Üniversitesi Nöroşirurji Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Haluk Deda ise yine kemik iliğinden elde edilen kök hücreyi Hollandalı felçli bir hastanın beynine yerleştirdi ve hastanın yürümesini sağladı.
  8. Yazan: casper
    No Avatar
    paylaşımın içint teşekkürler
  9. Yazan: dream_catcher
    No Avatar
    yaww doktor walla helal olsun ya ben senınle aynı evde oldugum ıcın cok şanslıyım teşekkur edıyorum abi Register


  1. Yazan:
    no avatar


    REKLAM



Benzer Konular

  1. Hücre Cekirdegi - Hücre çekirdeğinin Önemi Hakkinda
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Biyoloji.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 11.02.2013, 16:34
  2. Hücre Yapısı - Hücre Çeşitleri
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Biyoloji.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 19.09.2011, 22:50
  3. Prokaryot hücre ile ökaryot hücre arasındaki farklar
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Biyoloji.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 15.11.2010, 13:01
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 29.10.2010, 20:21
  5. FIKIH NEDİR VE UYGULAMALARI NEDİR
    Konuyu Açan: bronike, Forum: İslami Sorular Ve Cevaplar.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 23.07.2009, 01:33

copyright

Soru Cevap

grafimx