Karın Şişliği - Sişkinliği Ve Nedenleri

  1. karın şişliğinin nedenleri - karın şişliği neden olur - karın şişkinliği



    Karın şişliği ile başlayan bir hastada, en sık rastlanılan neden gaz sorunudur. Bunun haricinde, karın boşluğu içinde su toplanması (Asit), karaciğer, dalak, böbrek büyümeleri veya karın içinde büyüyen urlar da karın şişliği yaparlar. Hamilelik anne adayı ve çevresindekilerin sevinç ve heyecanla gelişimini takip ettikleri ve bu nedenle doktora başvurmadıkları bir karın şişliğidir. Ancak, bazen kadınlarda hamileliğe ait ön, haberci belirtiler bulunmayabilir. Nadiren rastlanılan bu durumlarda, karın şişliğini farkedip endişeyle doktora başvuran kadın hasta, hamile olduğu müjdesiyle karşılaşabilir. Bunun aksine, karın şişliğini hamileliğe bağlayan bir kadının karın şişliğinin başka nedenlerle oluştuğunu öğrenmesi, nadir olan fakat rastlanılan bir durumdur. Yalancı hamilelik diye adlandırılan durumların varlığını da unutmamak gerekir. Şişmanlık da bir karın şişliği sebebidir.

    Gaz sorunu
    Hastalar gaza ait karın şişliğini hazımsızlık, şişkinlik, gaz, bağırsak seslerinin fazla duyulması, karın gerginliği, ne yersem şişiyorum şeklinde ifade ederler. Bazılarında geğirti, huy haline gelmiş geğirti veya gaz kaçırma şeklinde sorun olur. Çoğu hastada hastaca en önemsenen şikâyettir.

    Caz birçok sindirim sistemi hastalığında bir bulgu, bir belirti olarak karşımıza çıkabilir. Yarattığı şişkinlik hastayı huzursuz ve sıkıntılı kılar. Ancak bir bağırsak tıkanıklığı sonucu biriken aşırı miktarlarda gaz veya ameliyat sonrasını takip eden birkaç günlük gaz çıkartama-ma ve karın sisliğinin yarattığı endişe ve rahatsızlık, hastanın gaz çıkartmaya başlamasıyla hastayı rahatlattığı gibi hastalığın iyileşmesi açısından önemli bir habercidir ve doktor tarafından da büyük bir sevinçle karşılanır.

    Sindirim sistemindeki gazın kaynağı nedir?
    Normalde sindirim sistemimizde 150 mi. kadar gaz vardır. Bunun 50 ml.si midede, 100 ml.si ise bağırsaklarda bulunur. Bu gazların başlıca üç kaynağı vardır: d) Yutulan hava (Aerofaji), (2) Bağırsaklarda gaz yapılması, (3) Kanda bulunan gazların kalın bağırsağa sızarak gaz oluşturması.

    Yutulan havanın yarattığı gaz sorunu ve düşündürdükleri:
    Yutulan hava midede toplanır. Daha sonra belli belirsiz geğirtiler şeklinde dışarı atılır yahut da ince bağırsaklara doğru geçerek mideyi terk eder. ince bağırsağa geçen gaz da süratle emilir ve kana geçer. Bu şekilde midede sürekli 50 mi. kadar gaz bulunur ve bir rahatsızlık hali yaratmaz. Yutulan hava rahatsızlık yaratmaya başladığı takdirde, mide bölgesinde gaz kendisini hissettirmeye.başlar.

    Bir kişi her bir yutkunma sırasında, 2-3 mi. kadar havayı da beraber yutar. Tükürük salgısının arttığı durumlarda yutkunma sıkışacağından dolayı yutulan hava miktarı da artacak ve mide gazı sorunu ortaya çıkacaktır. Mideden fazla asld salgılanması ve asidin yutma borusuna doğru kaçak yaptığı durumlarda şahıs farkında olmadan veya iradesiyle fazla miktarlarda yutkunacak ve hava yutacaktır, içtiğimiz bir sıvıyı süratle içtiğimiz takdirde fazla hava yutacağımızı da bilmeliyiz. Karbonatlı meşrubatların içilmesi, çok çabuk yemek yeme, bakımsız dişler ile iyi çiğnemeden büyük lokmalar halinde gıdaları yutmak da beraberinde fazla miktarlarda hava yutmamıza neden olacak ve mide gazı sorununa yol açacaktır, sakız çiğnemek, fazla konuşmak, çok gülmek de hava yutmamız ile sonuçlanacaktır.
    Tüm bu nedenlerle oluşan mide gazı sorunu kişisel hatalarımızdan kaynaklanmaktadır ve eksik dişlerimizin tedavisi, yemek yeme ve su içme huylarımızı düzeltmemiz ile birlikte belirli bir rahatlama ile sonuçlanabilecektir.
    Midemizin fazla asit yaptığı ve mideden yutma borumuza doğru kaçağın olduğu durumları doktorumuzun verdiği tedavilerle kontrol altına alabildiğimiz durumlarda da mide gazı sorunu bir ölçüde hallolabilecektir. Bunların dışında, midenin hareketlerinin yavaşladığı bazı durumlarda, mide boşalmasının engellendiği hastalıklarda, ve mide hareketlerini yavaşlatan ancak başka hastalıklar nedeniyle almamızın zorunlu olduğu ilaçlar da mide gazı sorununa yol açabilecektir. Bu gibi durumlar doktorla karşılıklı işbirliği sonucu bir ölçüde kontrol edilebilecektir.

    Bağırsaklarda gaz sorunu ve düşündükleri

    A— ince bağırsaklarda gaz: Normalde, erişkin bir kimsede ince bağırsaklarda gaz bulunmaz. Mideden ince bağırsağa geçen gaz süratle emilir ve kana geçer, ince bağırsakta gaz yapımı da yoktur. Bağırsağın gaz yapması için mikropların bulunması lazımdır. Bu mikroplar normal şartlar altında insan vücudunda bulunan ve zararları dokunmayan mikroplar olabildiği gibi, normalde bulunmaması gereken ve hastalık nedeniyle oralara gelmiş ve oturmuş mikroplar da olabilir. Pratik açıdan, tıpda ince bağırsaklarda mikrobun bulunmadığı kabul edilmektedir. Mikrop olmadığı için de, ince bağırsaklar gaz imal etmez. Erişkin bir İnsanda İnce bağırsaklarda gaz bulunması, doktora birtakım hastalıkların aranması için İyi bir habercidir. Böylesi bir durumla ya ince bağırsaklardan emilimi bozan (emil güçlüğü gösteren hastalıklar-maiabsorbslyon sendromu) ya da ince bağırsakların boşalmasını geciktiren veya ince bağırsakların tıkanmasına yol açan ve beraberinde mikropların üremesine de zemin hastalıklarda sık rastlanır (bağırsak tıkanması ve bağırsak felci). Süte tahammülsüzlük ve içlerinde sindirilemeyen karbonhidratların bulunduğu kuru fasulye, nohut ve hepimizce malum yiyeceklerin yarattığı gaz sorunu en sık rastladığımız bağırsak gazı sorunudur, ülkemizde yapılan ciddi çalışmalar sonucu gösterildiğine göre, Türk toplumunun % 60′ında, süt içtiğimiz zaman bunun sindirimi için gereken laktaz isimli enzim yetersizdir. Bu nedenle sütsindirilememekte ve bağırsaklarda gaz, bağırsak hareketlerinde artış ve ishal gibi belirtiler yapmaktadır. Bu kişilerce her süt içildiğinde aynı belirtiler olacaktır. Süte tahammülsüzlük, kuru fasulye, nohut gibi gıdaların yarattığı gaz sorunu sıkıntı verici, ancak masum sayılabilecek ve bu gıdaların az alınması veya yaratacağı sıkıntıya katlanılmasıyla sorun olmaktan çıkabilecektir.

    B — Kalın bağırsaklarda gaz ve düşündürdükleri: Kalın bağırsaklar normal şartlar altında da bünyelerinde barındırdıkları mikroplar nedeniyle gaz* yaparlar. Bağırsaklarda en çok bulunan gazlar azot, oksijen, karbondiyoksit, hidrojen ve metandır. Her şahsın bünyesinde bulunan mikroplara göre yaptıkları gazlar da farklı olabilir. Bazı kimselerde hidrojen daha fazla yapılır, bazılarında soya da çekim nedeniyle, metan fazla olabilir. Bazı bakteriler gazın kokulu olmasından sorumludur. Normalde her insan farkında olarak veya olmayarak yellenme şeklinde bağırsaklarında biriken fazla miktarlardaki gazı atmaktadır. Kalın bağırsaklarda mikrop arttığı zaman ve gazın yellenme şeklinde atılmasını engelleyecek bağırsak daralmaları, tıkanmaları ve felcinde kalın bağırsaklarda da fazla miktarlarda gaz birikecektir.

    C— Bağırsak tıkanması ve bağırsak felcinde gaz: Karın ağrısı, süratle gelişen ve gittikçe artan gaz-karın şişliği, gaz çıkartamama (yellenme) ve ilave olarak bulantı, sarımtrak, kirli görünümlü ve kötü kokulu (hatta dışkı kokuiu) kusmayla da birlikte olabilen bağırsak tıkanması ve bağırsak felci durumu hastanın süratle hastaneye yetiştirilmesi ve doktorun kontrolü altına girmesini gerektirir. Bu duruma iç hastalıkları uzmanı ve cerrah birlikte karar verecek ve gereken tetkikler süratle yapılarak hastanın tıbbi ve cerrahi tedavisi uygulanmaya başlayacaktır.
    Bağırsak gazı sorununda pratik çözümler

    Bağırsak gazı hakkında yukarıda özetlenen bilgileri toparlayacak olursak, yuttuğumuz hava nedeniyle gelişen ve midede toplanan gaz konusunda yemek yeme ve sıvı içme huylarımızı yeniden gözden geçirip yanlışlarımızı düzeltmeliyiz. Diş bakımımızı tam yapmalıyız. Tükürük salgılanmasında artma ve mide asid salgımızda fazlalık varsa, doktor tarafından önerilecek çareleri uygulamalıyız. Bağırsak gazları konusunda tarafımızdan dikkat edilecek husus süt ve süt mamulleri, kuru fasulye, nohut, bakla, elma, salatalık ve çok uzun bir liste halinde verilecek gıda ürünlerinden kendimize gaz yaptığına inandıklarımız varsa bunları dikkatlice bulup mümkün olduğu kadar az kullanmak olacaktır. Doktor tarafından verilecek listede bulunmayan yiyecekler de gaz yapabilecektir. Listede var veya yok yorumlarını bir tarafa bırakıp, kendimizce gaz yaptığına kesinlikle inanıyorsak o gıdayı az almalıyız veya aldığımız zaman gaz yapabileceğini peşinen kabullenerek yemeliyiz. Bağırsaklarımızda emilim zorluğu gösteren hastalıklar, mikrop üremesi gibi durumlar varsa doktorumuz bunları zaten dikkate alacak ve gereken tedaviyi yapacaktır. Bağırsak tıkanması ve felci ise acil bir durumdur ve acilen hastaneye başvurmak gereklidir.

    Karında su toplanması sorunu
    Her insanda, iç organlarını örten periton zarları arasında kalan boşlukta sıvı vardır. Normalde bu sıvı bir çay bardağını dolduracak kadardır. Bu sıvıyı periton zarındaki hücreler ve damarlar imal eder ve yine periton zarındaki damarlar ve karın içi lenfa damarları (beyaz kan damarları) emerler. Böylece yapım ve emilim arasında güzel bir denge vardır. Peritondaki sıvı organların hareketlerindeki kayganlığı sağlar denilebilir. Bazı nedenlerle sıvı fazla yapılacak olursa ve bu yapım emilme kapasitesini aşacak olursa karında su toplanmaya başlar. Tıptaki adıyla “ascites” veya Türkçe’de okuduğumuz şekilde asit olarak isimlendirilir.

    Asit hangi hastalarda bulunur?
    Karnında su toplanmasıyla başvuran kimselerde, çeşitli hastalıklar söz konusudur. Doktor hastayı muayene ederken elde ettiği ilave bulgularla bir ön teşhise ulaşabilse de, özel bir iğne vasıtasıyla bu sıvıyı alıp gereken kimyasal tetkiklerini yapmak isteyecektir. Ancak bundan sonra, hastalığın kesin teşhisi için büyük adımlar atılmaya başlamış olacaktır. Böylece tahlili yapılan asit sıvısının niteliği başlıca iki grup hastalıkları birbirinden ayırır.
    “Transuda” diye isimlendirilen asitin en çok rastladığımız sebebi karaciğer sirozudur (bak karaciğer hastalıkları). Aynı nitelikte asit yapan diğer hastalıklar ise karaciğer toplar damarı tıkanması (Budd-Chiari sendromu), kalbe kan götüren toplar damarın tıkanması (ye-na cava inferior tıkanması), akciğer ve kalbin bazı hastalıkları sonucu gelişen kalbin sağ tarafındaki yetmezlik halleri, kalbin tümünün yetmezliği hali, kalbin etrafındaki zarı adeta zırh haline sokan hastalık (kronik konstriktif perikardit) ve karaciğerin oldukça nadir rastlanılan başka hastalıklarıdır. Transuda niteliğinde asit toplayan hastalıkların gereken tedavisiyle sıvı toplanmasının önüne geçilmeye çalışılır ve bu tedaviler uzun sürebilir. Asitin özel iğne aracılığıyla litreler-ce boşaltılması, genellikle doktorunuz tarafından uygulanmayacaktır. Çok özel şartlar dışında, böylesine bir tedavi yaklaşımı yoktur, özel şartları ise doktor değerlendirecektir. Hastanın durumu ne kadar rahatsız edici olsa da, doktoruna güvenmeli ve sabır etmelidir. Asit tedavisi ustalık isteyen bir tedavi olduğundan, doktordan mucize beklenmemeli ve “kaş yaparken göz çıkartmamaya” dikkat edilmelidir.
    “Eksuda” olarak isimlendirilen ikinci tip asit toplanması periton zarının iltihaplarında (yurdumuzda en çok periton zarının vereminde tüberkülozunda) periton zarının tümörlerinde ve karın içi beyaz kan (lenfa) damarlarının tıkanması durumunda (beyaz asit, yağlı asit) görülün Pankreas bezinin bazı hastalıklarında, böbreğe ait “nef rotik sendrom” adlı hastalıklar grubunda, müzmin böbrek yetmezliğinde uygulanan diyaliz tedavisi sırasında, kadınlarda yumurtalık tümörlerinde de benzer asit toplanabilir.

    Eksuda asit durumunda, doktor uygun görürse, hastayı rahatlatmak için asit boşaltabilir. Karın içine sıvı toplanmasına sebep olan hastalıklar arasında en yüz güldürücü olanı verem-tüberküloz hastalığına bağlı asit toplanması vakalarıdır. Verem tedavisiyle şifaya kavuşacaklardır. Tabii bir süre sabırlı olmaları ve doktorlarınca uygun görülecek süre (bir yıl civarı) verem ilaçlarını muntazam almaları gerekmektedir. Asit sıvısı birkaç ay içinde kaybolacaktır. Buna rağmen bir yıla yakın ilaç kullanmaları gerekmektedir. Asit ilk dönemlerde rahatsızlık yaratacak olursa, her defasında birkaç litre civarında asit boşaltılması da bu grup hastalarda rahatlıkla uygulanabilmektedir.

    Tıpta lOyıldır asit tedavisinde, özellikle inat eden asitlerin tedavisinde kullanılan fakat son yıllarda 10 yıl öncesine göre kullanım kararı kılı kırk yararak verilen (yan tesirlerinden dolayı), biryöntem de özel yapılmış uzun bir tüpün basit bir ameliyatla bir ucunun periton boşluğu içine diğer ucunun ise boyundan geçen toplardamara bağlanmasıdır. Tüpün geri kalan kısmı deri altına yerleştirilmektedir. Bunun pompa görevi yapan bir bölümü vardır ve şahsın diyafragma hareketlerine göre pompa çalışmaktadır ve karın içindeki su toplardamar içine pompalanmaktadır. Biriken su sürekli olarak pompalandığından dolayı, karın içinde toplanmamaktadır (Leveen peritoneal – venous shunt). Bu yöntem ülkemizde de bazı hastalara tatbik edilmiş ve zaman zaman da tatbik edilmektedir. Doktor gerek görürse kullanılmalıdır. Yurt dışından getirilmektedir ve oldukça pahalıdır.

     

     

    Şayeste - 31.07.2009 - 07:36
  2. Her insanda normalde geğirti veya anüs yoluyla çıkartılan gaz oluşur. Buna karşılık pek çok insan normal miktarda gazları olmasına rağmen karınlarında gaz veya şişkinlik hissederler. Çoğu insan günde ortalama 14 kez gaz çıkarır. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Koç yazdı.

    Karındaki gazı genelde kokusuz olan,karbondioksit, oksijen, nitrojen, hidrojen ve bazen de metan gazları oluşturur.

    Gazın hoş olmayan kokusunu ise kalın barsaktaki bakterilerin oluşturduğu sülfür içeren az miktardaki gazlar oluşturur. Barsaklardaki gazın %1′den azı kokuyu oluşturan gazlardır, bunlar uçucu kısa zincir yağ asitleri, amonyak, hidrojen sülfür ve değişik uçucu amino asitlerdir.

    Yemek borusu, mide, ince ve kalın barsaklardan oluşan sindirim sistemimizdeki gazın iki kaynağı vardır.

    Bunlar: Kalın barsakta normalde bulunan zararsız bakterilerin bazı sindirilmemiş gıdalarda bozulma yapması ile oluşan gazdır.

    Hava yutma (aerofaji) mide gazının en sık sebebidir. Her insan yerken veya içerken bir miktar hava yutar.Hızlı yiyip içen, sakız çiğneyen, sigara içen ve uygun olmayan ( gevşek ) takma diş kullananlarda ise normalden fazla hava yutulur.
    Midedeki gazın önemli bir kısmı geğirme ile çıkartılır, geride kalan kısım ince barsaklara geçer ve burada kısmen emilir, az bir miktarı ise kalın barsaklara geçer ve makat yolu ile atılır. Mide kendisi de mide asidinin bikarbonatla karışması sonucu karbondioksit gazı oluşturur ancak bu gazın önemli bir kısmı ince barsaklarda emilir ve kalın barsağa kadar ulaşmaz.

    Sindirilmemiş Gıdanın Bozulması

    İnsan vücudu bazı karbonhidratları ( şeker, nişasta ) ve pek çok gıdada bulunan lifleri ince barsaklardaki enzimlerin yetersizliği ya da yokluğu nedeni ile sindiremez. Bu sindirilmemiş gıda ince barsaklardan kalın barsağa geçtiğinde, kalın barsaktaki normal flora dediğimiz zararsız bakterilerce bozulmaya uğrar ve hidrojen, karbondioksit, insanların üçte birinde de metan gazı oluşur. Sonuçta bu gazlar anüs yoluyla dışarı atılırlar. Metan gazı oluşan insanların gaitaları su içinde yüzer. Araştırmalar neden bazı insanlarda metan gazı oluşup bazılarında oluşmadığını açıklayamamıştır.

    Bir kişide gaz oluşturan gıdalar başka bir kişide gaz oluşturmayabilir. Kalın barsaktaki bazı bakteriler diğer bakterilerin oluşturduğu hidrojeni yıkabilirler. Bu iki tip bakteri oranı da bazı kişilerde daha çok gaz oluşunu açıklayabilir.

    Hangi Gıdalar Gaz Yapar?


    Karbonhidrat içeren gıdaların pek çoğu gaz yapar, buna karşılık yağlar ve proteinler daha az gaz yapan gıdalardır.

    Şekerler:
    Gaz oluşturan şekerler raffinoz, laktoz, fruktoz ve sarbitoldur.

    Raffinoz: Fasülye bu kompleks şekeri çok miktarda içeren bir besindir. Daha az oranda lahana, bruksel lahanası, karnıbahar, kuşkonmaz, diğer sebzeler ve tüm hububatlarda bulunur.

    Laktoz: Laktoz sütteki tabi şekerdir. Peynir, dondurma gibi ürünlerde de bulunur. Ekmek, tahıl, mayonezde de bulunur. Özellikle Afrika ve Asya kökenli ırklarda laktozu sindirmeyi sağlayan laktuloz enzimi düzeyi düşüktür, kişi yaşlandıkça da enzim düzeyi düşer. Bunun sonucu olarak kişiler yaşlandıkça laktoz içeren gıdalar yeme sonucu oluşan gaz şikayeti giderek artacaktır.

    Fruktoz: Fruktoz normalde soğan, enginar, armut ve buğdayda bulunur. Ayrıca bazı içeçek ve meyva sularında tadlandırıcı olarak kullanılır.

    Sorbital: Sorbital meyvalarda doğal olarak bulunan bir şekerdir. Elma, armut, şeftali ve erikte çok vardır. Ayrıca birçok diyet gıdalarında, tadlandırıcılarda ve sakızlarda bulunur.

    Nişasta: Patates, mısır, bazı tatlılar, pastalar ve buğdayda bulunan nişastanın bir kısmı kalın barsağı geçip orada bakterilerce yıkılarak gaz oluşturur. Pirinç gaz oluşturmayan tek nişasta çeşididir.

    Lif: Pek çok gıda eriyebilen ve erimeyen lifler içerir. Eriyebilen lifler suda kolayca çözünür ve barsaklarda jel kıvamında bir yapı oluşturur. Bunlar, yulaf, fasulye, bezelye ve pek çok meyvada bulunurlar. Eriyebilen lifler kalın barsağa kadar sindirilmeden gelip, burada gaz oluşumuna yol açarlar. Erimeyen lifler ise barsaklardan hiç değişmeden geçer ve çok az gaz oluştururlar. Buğday, kepek ve bazı sebzeler bu tür lifleri içerirler.

    Gaza Bağlı Semptomlar ve Problemler Nelerdir?

    En sık görülen semptomlar geğirme, çok gaz çıkartma, karında şişkinlik ve karın ağrısıdır. Bu bulgular herkeste oluşmayabilir. Burada en belirleyici faktörler vücudun ne kadar gaz ürettiği, barsakların ne kadar yağ asidi absorbe ettiği ve kişideki kalın barsağın gaz gerginliğine olan hassasiyetidir.

    Geğirti: Yemek sonrası mide dolu iken ara sıra oluşan geğirme normaldir. Sık geğirtisi olan bazı kişiler ise yemek yerken aşırı hava yutarlar ve bu hava mideye inmeden geri gelip geğirti oluşabilir.

    Sık geğirtisi olan kişilerde ise reflü hastalığı, mide fıtığı, gastrit, ülser gibi üst sindirim sistemi rahatsızlıkları olabilir.

    Geğirti yapan iki nadir görülen kronik gaz sendromu vardır. Bunlar meganblase sendromu ve gaz-bloat sendromudur.
    Meganblase sendromu özellikle ağır yemek yeme sonrası, yemek esnasında aşırı hava yutmaya ve bunun midede aşırı şişkinlik yapmasına bağlıdır. Bunun sonucu aşırı şişkinlik, tıkanma hissi ve nefes darlığı oluşabilir ve bu durum kalp krizini taklit edebilir.

    Gaz-bloat sendromu ise reflü hastalığı ameliyatları sonrası oluşabilir. Bu ameliyatta yemek borusu ile mide arasında oluşturulan yeni yapı gıda ve havanın mideye geçmesine izin verir ancak normal geğirme ve kusma eylemini engelleyebilir. Özellikle çok hava yutanlarda bu durum ciddi bir sorun haline gelebilir.

    Soğan, domates ve biberli gıdalar geğirmeyi arttırır. Sürekli geğirme ise bazı hastalıkların belirtisi olabilir. Bunlar safra kesesi taşları, ülser hastalığı ve reflü hastalığıdır. Ankisiyete yani aşırı endişe hallerinde de çok hava yutup devamlı geğirme alışkanlık haline gelebilir.

    Çok Gaz Çıkartma


    Fazla sayıda gaz çıkartma çok sık dile getirilen bir yakınmadır. Ancak kişiler günde 10-25 kez, ortalama 14 kez gaz çıkartırlar ve bu da normaldir. Bazen çok fazla gaz çıkartmanın sebebi ağır karbonhidrat sindirim bozukluğu veya kalın barsaklarda aşırı bakteri üremesi olabilir.

    Karında Distansiyon (aşırı şişkinlik)

    Çoğu insan karında şişkinlik hissinin çok fazla gaz oluşmasına bağlı olduğunu düşünür. Aslında çoğunlukla gaz miktarı normaldir ancak bazı rahatsızlıklara bağlı kişi çok gaz varmış gibi algılar çünkü gaza karşı hassasiyeti artmıştır.
    Aşırı karın şişkinliği genellikle barsak çalışma bozukluklarına bağlıdır. En sık olarak irritabl barsak sendromu veya spastik kolon denilen durumlarda oluşur. Bu kişilerde barsak çalışması bozulmuş ve barsak adelelerinde kasılmalar oluşmuştur. Kalın barsağın splenik fleksura denilen dalak bölgesindeki kısmında gaz sıkışması olabilir. Bu duruma splenik fleksura sendromu denir ve karın üst kısımlarında, özellikle sol üst kısımda rahatsızlık, adele spazmı, şişkinlik, ağrı ile kendini gösterir.

    Barsaklarda iltahaba, bunun sonucu da daralma ve tıkanıklıklara yol açan divertikülit, kron hastalığı gibi durumlarda ve barsak kanserlerinde de karında şişkinlik oluşur. Daha önce karın ameliyatı geçirmiş kişilerde oluşabilecek barsak yapışıklıkları da karında şişkinlik yapabilir.

    Ayrıca çok yağlı gıda yendiğinde de mide boşalması gecikir ve kişiler fazla gaz oluşması olmadan da şişkinlik ve rahatsızlık hissi duyabilirler.

    Karın Ağrısı ve Huzursuzluğu

    Bazı kişiler barsaklarda gaz olduğunda karın ağrısı duyabilirler. Gaz kalın barsağın sol tarafında toplandığında kalp sıkışması hissi ile kalp rahatsızlığı ile karışabilir. Kalın barsağın sağ tarafında aşırı gaz olduğunda ise safra kesesi ve apandisitte duyulan ağrılara benzer ağrılar oluşabilir.

    Tanı Metodları

    Gaz yakınması bazı ciddi hastalıklarda da oluşabileceği için kişiye tanı konup bu hastalıklar ekarte edilmelidir. Kişinin yeme alışkanlıkları ve yakınmalarının birbiri ile ilgisini belirlemek önemlidir. Hangi gıdaların daha çok gaz yaptığı araştırılır.

    Eğer laktoz yetersizliğinden şüphelenilirse bir müddet için süt ve sütlü gıdalar yasaklanarak durum takip edilebilir. Laktoz intoleransını belirlemek için kan ve nefes testleri yapılabilir. Karında aşırı şişkinlik olanlarda karında su toplanıp toplanmadığı, barsaklarda iltahabi hastalık olup olmadığı incelenmelidir.

    Karında şişkinlik ve gaz yakınmaları olan 50 yaşın üzerindeki kişilerde kalın barsak kanseri olasılığı dikkate alınmalıdır. Özellikle ailesinde barsak kanseri olan kişilerde bu durum daha önemlidir. Bu durumda barsakların ışıklı kamera ile incelenmesi anlamına gelen kolonoskopi yapılmalıdır. Özellikle açıklanamayan kilo kaybı, ishal veya gaitasında kan olan kişilerde bu olasılık çok dikkatle araştırılmalıdır.

    Gaz Rahatsızlığı Nasıl Tedavi Edilir?

    Belirli bir hastalık sonucu oluşmadığı gösterilen gaza bağlı rahatsızlıkları geçirmek için diyet değişikliği, gerektiğinde ilaç kullanılır ve hava yutmayı azaltmak gereklidir. Doktorların azaltmalarını veya kesmelerini önereceği gıdalar maalesef genellikle meyve, sebze, hububat ve süt ürünleri gibi sağlıklı gıdalardır.
    Ayrıca şişkinlik ve hazımsızlık hissini azaltmak için yağsız gıdalar yenmelidir. Böylelikle mide daha hızlı boşalır ve gaz barsaklara daha hızlı geçip ileriye doğru gider.

    Her bir gıdanın gaz yapıp yapmayacağı ve eğer gaz yaparsa ne kadar gaz yapacağı kişiden kişiye değişiklik gösterdiği için her bir bireyle ayrı ayrı konuşup ona göre diyet düzenlemesi yapılmalıdır.

    Gaz yakınmaları diyet düzenlemesi ile geçmiyor ise antiasitler, sindirim enzimleri, karbon preperatları, barsak çalıştırıcı ilaçlar kullanılabilir.

    Yutulan havayı azaltmak için sakız çiğnememek, sert şekerleme yememek, yemekleri küçük lokmalar halinde ve yavaş yavaş yemek gereklidir. Eğer takma diş kullanılıyorsa bu mutlaka çeneye oturan bir protez olmalıdır.

    Sonuç olarak, görüldüğü gibi gaz ve şişkinlik yakınmaları basit hazımsızlık şeklinde olabileceği gibi, bazı enzim eksiklikleri, iltahaplanmalar, yapışıklık, kanser gibi değişik birçok rahatsızlıkdan da meydana gelebilir. Bu nedenle bu tip yakınması olanlar, eğer yakınmaları süreklilik kazanıyorsa mutlaka bir doktora başvurmalı, tanı ve tedavilerinin doğru bir şekilde yapılması sağlanmalıdır.

     

     

    Şayeste - 31.07.2009 - 07:46
  3. Karın şişkinliği mide ve bağırsaklarda gaz birikmesi ile ilişkili bir durumdur. Karın bölgesinde orta, ağır şiddetli, derin veya keskin ağrılarla kendini belli eder. Gaz çıkararak ve bağırsak hareketlerinin hızlanmasıyla çoğunlukla ağrı diner. Karın şişkinliğinin çok farklı sebepleri olabilir. Genelde yağlı besinlerin hazım güçlüğüne bağlanan şişkinlik; stres, heyecan, endişeli ruh hali, sindirim sistemindeki enfeksiyonlar, IBS denen Irritabl Bağırsak Sendromu, bağırsakların belli gıdaları sindiremediği çölyak hastalığı veya laktoz intoleransına da bağlanabilir.
    Karındaki şişkinliğin azaltılmasında kişiye özel farklılıkların tespit edilip, huzursuzluk yaratan besinlerin diyetten çıkartılması önemlidir. Bilim dünyasının besinlerin gizli dünyasında yaptığı incelemeler sonucu, spesifik besinler karındaki şişkinliklerin artmasında suçlu bulunmuş. Bu besinlerden örneğin baklagiller, lahanagiller vb. uzak durarak semptomları azaltmak mümkün. Ancak unutulmamalıdır ki her bünye farklıdır, birine kötü gelen besin diğerine zarar vermeyebilir, herkese genelleştirilebilecek tek bir kural bulmak zordur, bütün bunlar detaylı analiz edilmelidir.

    Gıda intoleransı ya da besin alerjisi karın şişkinliğine sebep olabilir mi?


    Gıda intoleransı ve besin alerjisi birbirinden farklı iki rahatsızlıktır ve farklı sonuçlar doğurur, örneğin süt şekerinin sindirilmesine yardımcı olan laktaz enziminin eksikliğine bağlı olarak gelişen laktoz intoleransı bir gıda hassasiyetidir. Sindirim sistemindeki enzim yetersizliğine bağlı olarak ishal, gaz, karında şişkinlik ve abdominal ağrılar gelişir. öte yandan besin alerjilerinde immün sistem bir besin veya besin öğesini vücut için yabancı olarak görüp savaş başlatır. Bu durumda alerjik olduğunuz gıdayı tükettiğinizde ağızda karıncalanma hissi, dilde, dudaklarda, yüzde, boğazda şişme, mide krampları, ishal, nefes alma güçlükleri, bayılma hissi ortaya çıkar. Besin alerjileri çok daha kritik bir durumdur, karında şişkinlik yapmaz.

    Bağırsak hareketlerinin farklılaşması nedeniyle oluşan şişkinlik kişiden kişiye değişir mi? Yani bağırsak hareketleri genetik midir?

    Herkesin farklı bir bağırsak ritmi vardır. Tuvalete çıkma sıklığı, zamanlaması her bireyde farklıdır, kişiye özel düzen yapısal özelliklerle ilişkilidir. Bağırsak vücudumuzdaki en uzun organdır. Ortalama 7.5-9 metrelik kolonda binlerce girinti ve düğüm vardır, Sindirimi zor, toksinlerden zengin beslenme tarzı bu ceplerin tıkanmasına ve faaliyetlerin yavaşlamasına sebep olur. Amacımız daralmaları önleyip. bağırsağın daha iyi çalışmasına yardım etmek; bu sayede hem kilo kontrolü hemde sindirim sistemi fonksiyonlarına yardımcı olunur ve hazımsızlık, şişkinlik şikayetleri gelişmez.

    Şişkinliğin tedavisi var mı?

    Tabii ki var ama tedaviye başlamadan önce şişkinliğin sebepleri araştırılmalı. Ne zaman, ne sıklıkta, neden, ne süreli şişkinlikler yaşadığınızın kaydını tutmalı ve şikayetlerinizi doktor diyetisyeninizle paylaşmalısınız. Stres faktörlerine maruz kaldığınızda, çevresel kirletici ajanlar vücudunuzu istila ettiğinde, kendinizi güvende hissetmediğinizde sindirim sisteminde sıkıntılar başlar. Sahte açlık nöbetlerine tutulursunuz ve kilo alabilirsiniz. Ayrıca vücut beslenemediği için enerji kayıpları, hazım güçlükleri başlar. Akabinde sindirilmemiş öğeler toksik etki yaratabilir, bu da temizlik kanalları olan bağırsakları zorlar, sağlığınızı tehdit etmeye başlar. Bağırsak hareketlerinin hızını artırarak ya da metabolizmayı doğru beslenme ilkelerine uyarak hızlandırmak karın şişkinliğine karşı en önemli çözümlerdendir.

    Gaz nedeniyle oluşan şişkinliğe karşı ne yapmalı?

    Her yutkunmada bir miktar hava yutulur. Bu, hızlı yediğinizde, heyecanlı olduğunuzda, sakız çiğnerken, kamışla bir şeyler içerken artabilir. Bu hava bağırsaklara gidip gaz oluşturabilir. Zaten bağırsaktaki gaz nedeniyle oluşan şişkinliklerin çoğu zaman sebebi sindirilemeyen besinlerdir, bu nedenle bağırsak florasının sağlığı çok önemlidir. Sebze, meyveler, tam tahıllar, baklagiller sağlıklı liflerden zengindir. Buna rağmen gaz şikayetlerinde bu besinleri tüketirken dikkatli olunmalı. özellikle çiğ tüketilmemelerine hassasiyet gösterilmeli. Bazı durumlarda bağırsak hareketlerini artırmak adına alınan lif takviyeleri de ani ve fazla kullanımlarında gaz oluşturabilir. Yine bira gibi gazlı içecekler de gaz üreticilerdendir. Sürekli devam eden gaz şişkinliği durumlarında doktor kontrolüne geçilmelidir ve kronik rahatsızlıklar araştırılmalı, önlemler alınmalıdır. Bağırsak florasını bozan antibiyotikler de uzun süreli kullanımlarda şişkinliğe neden olabilir.

    Beslenme sisteminde ne gibi değişiklikler önerirsiniz?

    Klinik seyrinizde herhangi sorun olmadığı takdirde, beslenmede yapılacak değişiklikler, yaşam tarzı iyileştirmeleri ve bazı destek ürün kullanımları semptomların azaltılmasına destek verir.

    Diyetinizden uzaklaştırmanız gereken en temel besinler kişisel farklılıklar göstermekle birlikte baklagiller, soğan, brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, enginar, kuşkonmaz, armut, elma, şeftali, kırmızı erik, şekersiz şekerlemeler, sakız, tam tahıl ekmek, mısır gevrekleri, tam tahıl kekler, bira, gazlı içecekler, süt, krema ve dondurmadır.

    Mide boşalma süresini uzatan, doygunluk hissi yaratan yüksek kalori kaynağı yağlı besinler azaltılmalıdır. Bir süre için yüksek lif içeriğine sahip besinler diyetten çıkarılmalı sonra kademeli olarak eklenmelidir. Probiyotik ürünler, süt, mısır gevrekleri, yoğurt günlük beslenmenize ekleyebileceğiniz temel besinlerdir. Süt ürünlerine karşı hassasiyetiniz olup olmadığını test etmek adına belli sürelerde diyetinizden çıkarıp bir süre sonra tekrar kullanmaya başlayabilirsiniz.

    Nane çayı içmeyi denemelisiniz; spazm giderici özelliği ile semptomları azaltabilir.

    Yapay tatlandırıcıları diyetinizden çıkarmalısınız. Bazı bünyeler; şekersiz ürünler, sakız ve şekerlemelerde kullanılan sorbitol, mannitol gibi tatlandırıcılara karşı hassasiyet gösterebilir.

    Küçük porsiyonlar tüketmeye gayret etmeli ve beslenmenizde üç ana, üç ara öğün ilkesini benimsemelisiniz. Yemekleri küçük lokmalar halinde, iyice çiğneyerek tüketmeli, aceleniz varken, heyecanlı veya üzgünken yemek yememeye gayret etmelisiniz.

    Diş sağlığınıza önem vermelisiniz. çünkü çürük ve ağrılı dişler yemekleri iyi çiğnemeden yutmanıza neden olabilir.

    Sigara içmemelisiniz, bu da hava yutmanızı artırarak gaz yapabilir.

    Bu sorunla ilgili size gelen hastalarda bir artış var mı?

    Patlayacak gibi hissediyorum, karnım hamile gibi oldu şikayetleri ile gelen o kadar çok danışan var ki… Bu da beni karın şişkinliği konusuyla ilgili çözüm aramaya, araştırmaya fazlasıyla yönlendiriyor. Danışanların çoğu kilo kaybı isteği ile başvursalar da temelinde sağlıklı ve iyi hissetme isteği ön plana çıkıyor. Kişi istediği kadar çok kilo verse de sabah uyandığında gözleri şiş, karnı gerginse kendini balon gibi hissediyorsa çalışmalar boşa gidebilir. Bu nedenle tahlil sonuçlarında ödeme neden olabilecek durumlar yoksa beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri ile sonuca gidilebilir. Ama bu konuda da sabırlı olmak şart.

    ÖNERİLER

    Yiyecekleri daha çok çiğneyin
    Sindirim ağızda başlar. Ağzınıza attığınız her lokmayı en az 15 kere çiğnemek, şişkinlik yaşamanıza engel olacaktır.

    Her gün multivitamin alın
    Vücudunuzdaki besleyici seviyelerini yükseltmek için önemlidir. Ayrıca stresle başa çıkmanız konusunda faydalıdır.

    Her sabah aloe vera suyu için
    Aloe vera zarar görmüş iç dokuları onarmasıyla bağırsak düzenlemesi de dahil bilinir.

     

     

    Lady_rap - 12.07.2010 - 12:39



Benzer Konular

  1. Karın Şişliği
    Konuyu Açan: arife 22ikiz, Forum: Soru - Cevap.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 25.03.2013, 22:35
  2. Karın Şişliği
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Sağlık Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 27.06.2011, 22:19
  3. Karın Şişkinliği Nedenleri - Karın Şişliği Nasıl Geçer
    Konuyu Açan: AYIŞIĞI, Forum: Sağlık Genel.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 10.05.2011, 09:30
  4. Karın Şişliği
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Sağlık Genel.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 06.02.2011, 01:22
  5. Karın Şişliği Ve Gazın Nedenleri
    Konuyu Açan: sevgi, Forum: Sağlık Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 02.09.2009, 09:52

copyright

Soru Cevap

grafimx