2012 YGS Türkçe Soruları ve Cevap Anahtarı

  1. 2012 ygs sınavı - ygs soruları ve cevapları - 2012 ygs soruları - 2012 ygs türkçe soruları




    2012 - YGS / TÜR TÜRKÇE TESTİ


    1.
    Çevremdeki her şeyi izlerim. Otobüste, yolda, vapurda,
    ilgimi çeken hiçbir durumu kaçırmam. Bunun gibi, dinlediğim
    bir şarkıdaki duygu, izlediğim bir filmdeki sahne,
    zihnimde imgeye dönüşebilir. Tüm bu deneyimler, birikimler,
    duygulanımlar sonucunda bakıyorsunuz ki
    sözcükler üzerinde düşünmeye, onlarla dans etmeye
    başlamışsınız. Hatta sözcükleri yaşıyorsunuz, dahası
    sözcüklerin iç evreninde bir yolculuğa çıkıyorsunuz.
    Sözcüğün melodisi, tınısı, kâğıda dökülürken çıkardığı
    ses, büyük bir lezzet sunuyor. Sizin kattığınız duyguyla
    bambaşka bir zenginlik kazanıyor.
    Bu parçada konuşan kişi altı çizili sözlerle, sözcüklere
    yönelik olarak neyi yaptığını belirtmiştir?

    A)
    Onların anlam katmanlarında dolaştığını
    B)Anlatımını yalnızca dilin çevrimindekilerle sınırlandırdığını
    C)Ses özelliklerine, anlamdan daha çok önem
    verdiğini

    D)Kullanıma yenilerini kattığını
    E)Duygusal boyutlu olanları sıkça kullandığını

    2.
    Bir yazara göre çocuk beyinleri aynı tornadan çıkmış
    küçük kaplara benzer, bunların ancak algılarla
    doldurulması gerekir. İşte bu yüzden onlara masal
    anlatılmayacaktır. Hatta çiçek desenli halılar ya da
    kuşlu kelebekli tabaklarla fincanlar görmeleri de
    engellenecektir. Çünkü onlara göre çiçekler halılarda
    yetişmez; kuşlarla kelebekler, tabaklara ve fincanlara
    yapışıp kalmaz. Çocukların her şeyi dört işlem yoluyla
    değerlendirebilmeleri, yaşamları boyunca salt akıllarının
    buyruğuna uyarak davranmaları sağlanacaktır böylece.
    Birer insan değil de ileride yararlı olmaları beklenen
    robotlar sayılan çocuklara ancak gözle görülen, akılla
    kavranan olgular öğretilecektir. Yazar, bu yönteme göre
    yetiştirdiği çocukları bir tahta perdenin deliğinden sirk
    gösterilerini izlerken yakalayınca neredeyse fenalık
    geçirmiştir. Çünkü bu, akılla ve çarpım tablosuyla hiçbir
    ilişkisi olmayan, şiir okumak kadar ayıp bir eğlencedir.
    Bu parçadaki altı çizili sözlerle anlatılmak istenenler
    arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    A)Kişisel farklılığı yok sayma

    B)Gerçekler dünyasıyla sınırlı kalma
    C)Duyguları önemsemeyip dışlama
    D)Başkalarının isteklerine göre yaşama
    E)Her şeyi olumsuz yönleriyle değerlendirme

    3.
    Bir gün Nuruosmaniye’de bir yazar arkadaşımla karşılaştım.
    “Ne o beyim, romancılığa mı başladın?” dedi.
    Şaka etmediğini sesinden, bakışından anlamıştım. Demek
    benim takma adla yazmama bir şey demiyordu da
    kendi adımı kullanarak yazmamı ---- sayıyordu. Roman,
    romancıların alanıydı. Bir ozan buraya burnunu sokamazdı.
    Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdaki deyimlerden
    hangisi getirilmelidir?

    A)kendi borusunu çalmak

    B)başına dert açmak
    C)iş çıkarmak
    D)çizmeden yukarı çıkmak
    E)kendi göbeğini kendi kesmek

    4.
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde klasiklerle ilgili
    farklı bir düşünce dile getirilmiştir?

    A)Söyledikleri, hiçbir dönemde tüketilmez.

    B)Okurların dünyasında özgün ve değişmeyen bir yeri
    vardır

    C)İnsan, yaşamının her döneminde onlarda kendini
    bulur.

    D)Anlaşılıp kavranabilmesi özel bir çaba, özel bir
    okurluk donanımı gerektirir.

    E)Onları okumaktan alınan haz hiçbir zaman azalmaz.

    5.
    Barthes’in “Sözcükler herkesin malıdır ama cümle
    yalnızca yazarın.” sözü aşağıdakilerden hangisiyle
    ilişkilendirilemez?

    A)Anlatım
    B)Anlamdaşlık
    C)Özgünlük
    D)Öznellik
    E)Biçem

    6.
    Yazar; karşıtlıkların üst üste yığıldığı, ucu açık, kesin bir
    yargıya götürmeyen, tam bitmeyen metinleriyle, okuru
    düşüncelerin eşiğinde bırakıyor.
    Bu sözlere göre yazarın, okura yönelik olarak gerçekleştirmek
    istedikleri arasında aşağıdakilerden
    hangisi yoktur?

    A)Okuduklarını tamamlatıp onu bütünselliğe kavuşturtma
    B)Düş gücünü geliştirme
    C)Çok boyutlu düşündürme
    D)Yorumlamaya yönlendirme
    E)Söylenenlerin kanıtlanmasını isteme

    7.
    (I) Mario Giordano’nun Deney adlı romanı ilk kez dilimize
    çevrilmesine karşın sinemaseverler bu isme yabancı
    değil. (II) Deney önce Das Experiment, ardından
    da The Experiment adlarıyla iki kez sinemaya uyarlanmıştı.
    (III) Bu uyarlamalar, romanı kadar başarılı değilse
    de ilki Alman, ikincisi Amerikan yapımı olan her iki film
    de seyircilerin ilgisini çekmişti. (IV) Doğrusunu söylemek
    gerekirse hikâyesi o kadar etkileyici ve sinemaya
    uyarlamaya o kadar elverişli ki bu filmlerin ilgi çekmemesi
    için yönetmenlerin özel bir beceriksizlik göstermeleri
    gerekliydi. (V) Çünkü Deney otorite ve güç arasındaki
    ilişkiyi, iktidarın doğasını ve büyüsünü, hapishanenin
    işlevini, sonuç olarak da insanın karanlık yanlarını
    sorgulayan bir roman.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde
    hem olumlu hem de olumsuz bir eleştiri söz konusudur?
    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    8.
    (I) Tanpınar’ın yarım kalmış son romanı Ay’daki Kadın
    bir rüyadan uyanışla başlar ve içinde “rüya” sözcüğünün
    geçtiği bir cümleyle yarıda kalır. (II) Kitapta en çok yinelenen
    sözcüktür rüya; roman da adını, edebiyatımızda
    benzeri az bulunur bir mizahla kurulmuş eşsiz bir rüyadan
    alır. (III) Tanpınar’ın roman ve şiirlerini yakından
    tanıyanlar için Ay’daki Kadın’ın baştan aşağı bir rüya dili
    ve atmosferiyle kurulduğunu söylemek de şaşırtıcı olmayacaktır.
    (IV) Ay’daki Kadın, daha ilk sayfasından
    anlaşılacağı gibi okuyucuyu Tanpınar’ın o bilinen dünyasının
    hazlarına hemen götüren bir roman. (V) Öte
    yandan, tamamlanmamış kitabın dünyası, çok belirgin
    düzeltmeleriyle Tanpınar’ın kimi romancı sırlarını ve
    kararsızlıklarını açığa vuran bir dünya.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde
    kişisel düşünceye yer verilmemiştir?
    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    9.
    (I) Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın 1940’ta yayımladığı, ikinci
    şiir kitabı olan Çocuk ve Allah okurla yeniden buluşuyor.
    (II) Türk şiirinin dil ve yapı bütünlüğü bakımından
    en sağlam yapıtlarından biri. (III) Bin yıllık Türk şiirinin
    yüzyılımızdaki son halkası olarak varlığını koruyor.
    (IV) Şair; kitapta, insanın evrendeki yerini, doğanın görkemi
    karşısındaki sarsılış ve duyuşlarını dile getiriyor.
    (V) Bunları çocuklara özgü bir düş gücüyle yansıtıyor.
    Bir şair ve yapıtından söz edilen bu parçadaki
    numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda
    verilenlerden hangisi yanlıştır?

    A)I. cümlede, anlatılan kitabın daha önce de basıldığından
    söz edilmiştir.
    B)II. cümlede, şiirlerin benzerlerinden ayrılan yönlerine
    değinilmiştir.
    C)III. cümlede, şiirleri güzel ve etkileyici kılan etkenler
    üzerinde durulmuştur.
    D)IV. cümlede, işlenen temalara değinilmiştir.
    E)V. cümlede, şiirlerin nasıl bir bakış açısıyla oluşturulduğu
    belirtilmiştir.

    10.
    (I) Işığın Anadolu’ya dokunduğu yerde ilk karşılaşacağınız,
    Harranlı çocukların yüzleridir. (II) Gölgenin ve
    ışığın uyumunu yakalamaya çalıştığınız sırada, küçük
    bir çocuğun size yolun kenarından el salladığını görürsünüz.
    (III) Irmakta tuttuğu balığı, ağaçtan topladığı elmayı
    ya da otların arasından derlediği yaban çiçeklerini,
    almanız için size uzatır. (IV) Oradan geçen bir yolcu olarak
    onların dünyasında nasıl bir umut olduğunuzu bütünüyle
    bilemezsiniz. (V) Çocukların büyüklere kızdığı bir
    dünyayı hayal bile edemediklerinden, arabanız üstlerine
    tozlar savursa da size hiç içerlemezler.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisinde
    ögelerin sıralanışı “Duvarın dibindeki kızı görünce
    Harran Kalesi’nde bir akşamüstü karşılaştığım o esmer
    kızın büyüleyici yüzünü anımsadım.” cümlesiyle
    aynıdır?
    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    11.
    Verdiği her uzun aranın ardından yeni albümüyle gönlümüzü
    fethetmeyi başaran pop müziği sanatçısı, bu kez
    eski şarkılarını yeniden yorumlayarak geçmişe bugünün
    penceresinden bakıyor ve dinleyiciyi yine oldukça
    etkiliyor.
    Bu cümlede aşağıdaki ses olaylarından hangisi
    yoktur?

    A)Ünlü daralması
    B)Ünlü düşmesi
    C)Ünsüz yumuşaması
    D)Ünsüz türemesi
    E)Ünsüz benzeşmesi

    12.
    (I) Gül kokusu bana hep çocukluğumu hatırlatır. (II) Babam
    Akdeniz’e yaptığı seyahatlerinden her dönüşünde
    tenekeler dolusu gül reçeli getirirdi. (III) Sabahın erken
    saatlerinde uykulu gözlerle onu karşıladığımızda algıladığımız
    ilk şey, evin içini saran gül kokusu olurdu.
    (IV) Kahvaltı soframız birkaç çeşit gül reçeliyle bezenir,
    gül reçellerinden hangisinin daha güzel olduğu konusunda
    sohbetler edilirdi. (V) Yıllar sonra Gül Festivali
    için Isparta’ya gittiğimde çocukluğumun gül kokulu günleri
    gözlerimin önünde canlanıverdi.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak
    aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

    A)I. cümle, yüklemi geniş zamanlı basit bir cümledir.
    B)II. cümle, içinde zarf tümleci olan birleşik bir cümledir.
    C)III. cümle, kurallı bir fiil cümlesidir.
    D)IV. cümle, olumlu ve sıralı bir cümledir.
    E)V. cümle, yüklemi sürerlik fiiliyle oluşturulmuş girişik
    bir cümledir.

    13.
    Hiçbir söz, hiçbir varsayım, hiçbir kuram yaşanan somut
    gerçeklerin yerini tutamaz; bin kez söylenen yağmur
    sözcüğünün bir damla yağmurun yerini tutamayacağı
    gibi.
    Bu cümlede aşağıda verilenlerden hangisi yoktur?

    A)Ek fiil almış sözcük
    B)Benzetme edatı
    C)Sayı sıfatı
    D)Birleşik sözcük
    E)Yeterlik fiili

    14.
    I
    İletişim konusunda çağımızda teknolojinin bize
    sunduğu olanaklardan olabildiğince yararlanmaya
    çalışırken öte yandan en yakınımızdaki kişilerin
    seslerini duymakta, dillerini anlamakta zorlanıyoruz.
    II
    Giderek daha az göz göze geliyoruz. Sevgimizi daha
    III
    az dile getiriyoruz. Büyük kalabalıklar içinde yaşayan
    IV
    “yalnız”ların sayısı günden güne artıyor böylece.
    V
    Bu parçadaki altı çizili sözcüklerle ilgili olarak
    aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

    A)I. sözcük, yönelme durumu eki almış bir zamirdir.
    B)II. sözcük, dönüşlülük eki almıştır.
    C)III. sözcük, hem yapım eki hem çekim eki almıştır ve
    cümlede belirtili nesne görevinde kullanılmıştır.
    D)IV. sözcük, ad soyludur ve bulunma durumu eki
    almıştır.
    E)V. sözcük, belgisiz sıfattır.

    15.
    Bilgisayar teknolojisiyle yetişen kuşaklarda ekrandan
    kitap okumanın yaratacağı hazzı, bilgisayarla ileriki
    yaşlarda tanışan insanlar tadamayacaktır.
    Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    A)İyelik eki almış sözcük
    B)Geçişsiz çatılı yüklem
    C)İsim-fiil eki almış sözcük
    D)Belirtisiz ad tamlaması
    E)Sıfat tamlaması

    16.
    Necip Fazıl ( ) şair oluşunun öyküsünü şöyle anlatıyor:
    “Şairliğim on iki yaşımda başladı. Annem hastanedeydi.
    Ziyaretine gitmiştim. Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı,
    küçük ve eski bir defter ( ) Bitişikte yatan veremli hasta
    kızın şiirleri varmış defterde. Bunu söyleyen annem,
    bir an gözlerimin içini tarayarak ‘Senin, şair olmanı ne
    kadar isterdim!’ dedi. Annemin dileği bana, içimde besleyip
    de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey
    gibi göründü. Gözlerim hastane odasının penceresinde
    ( ) savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı uzun uzun
    düşünerek içimden şöyle bir karara vardım ( ) ‘Şair olacağım,
    hem de büyük bir şair ( )’ Ve oldum.”
    Bu parçada ayraçlarla ( ) belirtilen yerlere aşağıdakilerin
    hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla
    getirilmelidir?

    A)( (.) ( ( (.)
    B)(,) (.) ( ( (.)
    C)(,) (…) (,) ( (!)
    D)(,) (…) ( (,) (.)
    E)( (…) ( ( (!)

    17.
    (I) Yetişme döneminde sevilmiş, kişiliğine saygı gösterilmiş,
    kendisiyle barışık bir insan değilseniz yaşamda
    karşılaşacağınız kimi güçlüklerin üstesinden gelemezsiniz.
    (II) Yaşamda çirkin-güzel ikilemi, insanı kendisine
    sürekli çekidüzen vermeye zorlayan bir yargılama ölçütü.
    (III) Çalışkanlığınız, yaratıcılığınız, iletişim beceriniz,
    sorumluluk bilinciniz, dürüstlüğünüz, içtenliğiniz, adalet
    duygunuz ikinci planda bırakılarak yalnızca bu çerçevede
    değerlendirilmeye tabi tutuluyorsunuz. (IV) Bu durumla
    karşılaşan bir insanın böylesi bir ölçütü yadsıması
    ve kendini bedensel görünüşü dışındaki özelliklerle de
    var etmeye çalışması, yadırganacak bir davranış sayılmamalı.
    (V) Bunları yaşayan birinin, bazı insanların sırf
    doğuştan gelen özelliklerle öne çıkarılmasına tepkisi,
    gerçekte kıskançlık değil, eşitlik isteğidir.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi
    düşüncenin akışını bozmaktadır?
    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    18.
    (I) Servetifünun temsilcileri içinde Tevfik Fikret’ten sonra
    “en büyük şair” olarak nitelendirilen Cenap Şahabettin
    ile okul kitaplarında ilk karşılaşmam hançer gibi keskin
    bir Erzurum kışına rastlar. (II) Zaten büyük bir çoğunluğumuz
    şair ve yazarlarla ancak okul kitaplarında tanışmışızdır.
    (III) Ne gariptir ki o büyük şairin o büyük şiiriyle
    Erzurum’un kan donduran, kasıp kavuran soğuğu yüzünden
    bir türlü ısınmayan sınıfında tanışınca içim
    ısınmıştı. (IV) Şiir sevenler bilir; şiir insanın içini ısıtır,
    yerine göre serinletir, düşüncelerin ağırlığından kurtarır,
    alır götürür insanları bir yerlere gönlünün elinden tutarak.
    (V) Elhân-ı Şitâ, o soğuk kış mevsiminde, o yatılı
    okulda yalnızlığımın ve özlemlerimin üzerine örtülüveren
    sıcacık bir battaniye etkisi yaratmıştı.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde
    yalın bir anlatım söz konusudur?
    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    19.
    Doğu Karadeniz’in yaylalarını mutlaka görün. Kıyılarda
    hiç oyalanmadan kartpostallardaki kadar güzel ormanların
    üzerindeki muhteşem yaylalara çıkın. Her biri ötekinden
    farklı olan yaylaların birinden ötekine yürüyün.
    Ahşap yayla evlerinde konaklayıp yöresel yemeklerin
    tadına bakın. Yamaçlarda horon tepin; vadilere çökmüş,
    denizi andıran sis bulutlarına karşı tembel tembel yatın.
    Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden
    hangisi söylenemez?

    A)Betimleyici ögelere yer verilmiştir.
    B)Karşılaştırma yapılmıştır.
    C)Benzetmeden yararlanılmıştır.
    D)Öneri nitelikli cümleler kullanılmıştır.
    E)Kişileştirmeye başvurulmuştur.

    20.
    Alışkanlıklar, basmakalıp sözler en derin gerçeklerin
    anlamını, en güzel duyguların ürpertisini unutturabilir.
    Bunları yeniden canlandırmak, yeniden yaşatmak için
    sanatçı olmak gerekir. Ancak şairler, milyonlarca yıllık
    güneşin ışığını, bize yeni açmış binbir renkli bir çiçeğin
    parıltısı gibi gösterebilirler. Yunus’un söyleyişiyle, her
    gün yeniden doğan şairler olmasaydı insanlık; öğrenilmiş,
    ezberlenmiş gerçeklerin kabuğu içinde sıkışıp
    kalacaktı.
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi
    yoktur?

    A)Abartmaya başvurma
    B)Yinelemelere yer verme
    C)Koşul öne sürme
    D)Yansız bir söyleme dayanma
    E)Tanık göstermeden yararlanma

    21.
    Yazmaya yeni başlayanların ilk ürünlerini, kuşların kanat
    alıştırmasına benzetirim. İlk uçuşlarla, kanat alıştırmalarıyla
    ilgili ne güzel belgeseller yapılmıştır. Bu belgesellerde
    yavru kuşlar uçma aşamasına gelince ilkin
    başlarını yuvalarından dışarı çıkarır, şöyle bir bakarlar
    mavi boşluğa; uçma güdüleri uyanmıştır, cıvıldayıp
    dururlar. Ama göze alamazlar uçmayı. Sonra annelerinin
    kılavuzluğu başlar; birlikte birkaç metreyi geçmeyen
    kısa uçuşlar yapar, yuvaya dönerler. Bu belgesellerde
    ilk uçuşlardan duyulan heyecandan, sevinçten de
    söz edilir. Cıvıldaşmalar, cıvıldaşmaların tınısındaki
    değişmeler örnek gösterilir buna. Yazar, şair adayları
    için de gerçekten böyledir bu. İlk ürününü basılı görmekten
    duyulan sevince sınır çizilemez. Sıradan bir
    benzetme olacak ama tay tay duran, ardından ilk adımını
    atan çocukların duydukları bir sevinç vardır ya tıpkı
    ona benzer.
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi
    yoktur?

    A)Olayları oluş sırasına göre verme
    B)Örnekten hareketle asıl düşünceye ulaşma
    C)Görsel ve işitsel ögelerden yararlanma
    D)Nitelendirmelere başvurma
    E)Karşıtlıklardan yararlanma

    22.
    ----. Örneğin Rubens, yüzünün güzelliğiyle övünç duyduğu
    küçük oğlunun resmini yaparken ona bizim de
    hayran kalmamızı bekliyordu. Elbette bu çok doğal bir
    istekti. Ancak, bu türden konulara duyulan ilgi, ilk bakışta
    daha az çekici gelen konuları dışlamamıza yol
    açarak beğenimizi sınırlayabilir. Bunu aşmak için,
    Albrecht Dürer’in annesinin yaşlı yüzünü resimlediği
    tabloda, gençlikten kaynaklanan güzellikten başka
    şeyler arama sabrını göstermemiz gerekli. Çünkü bu
    tablonun başarısı, konu aldığı figürün yüzündeki güzellikten
    gelmez. Nitekim tabloyu sevdiren, yüzdeki güzelliğin
    önüne geçecek kadar etkili olmuş ifadedir.
    Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden
    hangisi getirilebilir?

    A)Sanatçı, genellikle yarattığı tablolarda insanların
    gerçek hayatta görmekten hoşlandıkları şeyleri
    yansıtmak ister
    B)Gördüğümüz bir tablonun, geçmişte yaşadığımız
    güzellikleri çağrıştırması onun olumlu bir özelliğidir
    C)Gerçek bir sanatçı, tablolarının sanattan anlamayan
    kişilerce değerlendirilmesini önemsemez
    D)Duyguları anlatan her çalışmanın, sanatsal bir yön
    içermesi gerekmediğini baştan kabul etmek gerekir
    E)Sanat tarihinde dış gerçekliği kendi algılama yetisine
    göre değiştirip yansıtan ressamlar da vardır

    23.
    İnsanın sanatsal çalışmalarının tümüne, bir arama ve
    bulma çabası olarak bakılabilir. Ya da bunlar, hayatı ve
    bu hayatın içinde insanın kendi yerini anlama ve anlamlandırma
    uğraşı olarak görülebilir. Bu çaba, ilk insandan
    bugüne değin farklı amaçlar ardında, farklı açılımlar, biçimler
    ve yöntemlerle serpilip gelişmiştir. Yüzlerce yıllık
    serüveni boyunca, hem tarihsel dönemler, toplumsal ve
    siyasal koşullarca biçimlendirilmiş hem de onları biçimlendirmiştir.
    Buradan bakıldığında ----.
    Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden
    hangisi getirilebilir?

    A)sanatın, insanı doğa ve toplumla olan çatışmalarıyla
    yansıtma işlevini yerine getirmesinin gerekliliği ortaya
    çıkar
    B)sanat yapıtlarında işlenen toplumsal özlemlerin
    gerçekleşip gerçekleşmeyeceği de açıklık kazanır
    C)sanatla toplumsal fayda arasında bir seçim yapmanın
    zorluğu daha iyi anlaşılabilir
    D)sanatın, insanın kişilik özelliklerini boyutlandırıp
    geliştirdiği söylenebilir
    E)bir toplumun sanatıyla o toplumun yaşamının birbiriyle
    etkileşim içinde olduğu yargısına ulaşılabilir

    24.
    Yazar, kitaptaki resimler ve ilginç bilgilerle okuyucuyu,
    Eski Yunan ve Roma Uygarlıklarına uzanan bir zaman
    yolculuğuna çıkarıyor. Rengârenk, parlak sayfalar arasında
    gidip geldikçe ve biraz da hayal gücünüzü kullandığınızda
    kendinizi Eski Mısır’da “papirüs” terliklerle
    gezerken ya da Roma’da “toga” giymiş olarak bulmanız
    mümkün. Toga nasıl giyiliyor diye endişeleniyorsanız
    merak etmeyin kitapta o da yazıyor. Kitabı okuduğunuzda
    Antik Çağ ile şimdiki yaşantınız arasında öyle bir
    köprü kuracaksınız ki hem kendi yaşantınızdaki ögeleri
    Antik Çağlarda hem de Antik Çağlardaki yaşantılarda
    kendinizi bulacaksınız.
    Bu parçada sözü edilen kitabın asıl özelliği aşağıdakilerden
    hangisidir?

    A)Görsellik yönünden etkileyici bir nitelik taşıma
    B)Tarihsel bilgileri, ortaya çıktığı dönem içinde
    yargılama
    C)Okuyucuda, anlatılanları yaşıyormuş duygusu
    uyandırma
    D)Çok eski yaşam biçimlerini karşılaştırarak anlatma
    E)Okuyanların belirli bir düşüncede yoğunlaşmasını
    sağlama

    25.
    1861 yılında bir eleştirmen şöyle demiş: “Bugüne kadar
    fotoğraf, kural olarak ‘gerçeği yansıtmayı’ amaçladı.
    Peki ama güzelliği belirgin kılma gibi bir amacı da üstlenemez
    mi?” Burada, o zamana değin yalnızca belgeleme
    yöntemi sayılmış bir iletişim aracının alanına estetik
    ölçülerin de dâhil edildiği görülüyor. Bu da, fotoğrafçının,
    gördüğünü yorumlayarak yansıtma bilincine varmasının
    bir sonucudur. Sanatsal yorumun ortaya çıkışı, sanatsal
    ölçütlerin uygulanmasına kendiliğinden yol açacaktır.
    Bu parçaya göre fotoğrafçılığın bir sanat olarak
    kabul edilmesi aşağıdakilerden hangisiyle ilişkilidir?

    A)Değişmez ve belirli kurallar içermesiyle
    B)İlgi duyanların sayısının her geçen gün artmasıyla
    C)Yaratıcılık yönünden başka sanat dallarıyla da ilişkili
    olmasıyla
    D)Çekenin bakış açısına göre anlamsal zenginlikler
    kazanmasıyla
    E)Belirli bir eğitimden geçmeyi gerektirmesiyle

    26.
    Sanatçı, yaşama ilişkin bilgi edinme yükümlülüğü altındadır.
    Bu demektir ki yaşadığı zaman diliminde olup
    bitenlere kaç numaralı camlar gerekiyorsa o camların
    takılı olduğu gözlüklerle bakmalıdır. Bu zorunluluğun
    bilincine varamayan bir sanatçı, gerçek dünyayı ya bulanık
    görecek ya da hiç göremeyecektir.
    Aşağıdakilerden hangisi bu parçada belirtilenleri
    destekler niteliktedir?

    A) Avrupa tiyatrosunda natüralizm öncesi dönemde,
    yeni biçim ve üslupların denenmesine karşın artık
    çok değişen dünya, eski ölçütlere göre algılandığı
    için bir büyük bunalımın içine düşülmüştü.
    B) James Joyce’un Ulysses örneğinde olduğu gibi pek
    çok yazar okunmak için değil, ünlü olmak ve incelenmek
    için yazıyor.
    C) Sanatın tarihi, geleneksel biçimlere ve üsluplara
    neredeyse bütünüyle bağlı kalarak yeni olabilmiş
    sanatçıların öyküleriyle doludur.
    D) Franz Kafka’nın yüz yıl sonra da ününü koruyup
    geleceğe kalacağını öngörmek için onun yaşadığı
    zamanın şartlarını göz önünde bulundurmaya gerek
    yoktur.
    E) Bir yazar, anlatacaklarını değiştirmeden olduğu gibi
    dile getirirse yazar değil, gazeteci ya da politikacı
    olur.

    27.
    10 ciltlik Seyahatname, Evliya Çelebi’nin 40 yıllık
    seyahatlerinde aldığı notlardan oluşuyor. Doğudan
    batıya, kuzeyden güneye 17. yy. Osmanlı ülkesini
    anlatıyor. Yazarın son derece renkli ve sıra dışı kişiliği
    nedeniyle yapıt, hem tarih hem filoloji dalları hem de
    edebiyat açısından taşıdığı önem dolayısıyla bir dünya
    klasiği sayılıyor. Ne var ki yine aynı nedenle yapıtın
    “yazma”dan basıma geçiş evresi de zorluklar içeriyor.
    Çünkü günümüzde onu “doğru okumak” da doğru
    anlamak da başlı başına bir uzmanlık işi. Evliya Çelebi
    gerek gördüğü fakat dilde bulunmayan, okuyanın
    kolayca kavrayamayacağı sözcükleri yaratan, tanık
    olduklarını kendi algılayışına göre değiştirip büyüterek
    yansıtan bir kişi. Bu yüzden önce onun dilinin şifrelerini
    çözmek, kişilik özellikleriyle tanışmak ve düşünce
    yapısını öğrenmek gerekiyor.
    Evliya Çelebi’yi anlayabilmek için onun
    I. yeni sözcükler oluşturması,
    II. yapıtının dünyada kabul görmesi,
    III. gördüklerini düş gücüyle abartarak yansıtması,
    IV. karşılaştığı olayları anlatması
    özelliklerinden hangileri nedeniyle özel bir donanım
    gereklidir?

    A)I. ve II.
    B)I. ve III.
    C)I. ve IV.
    D)II. ve IV.
    E)III. ve IV.

    28.
    Bir dizi röportajdan oluşan bu kitapta, yazarlara yöneltilen
    sorular yalnızca girişte veriliyor. Daha sonra röportaj
    yapılan yazarın cevaplarına geçiliyor. Bu, belki okuyucuyla
    aracısız bir sohbet duygusu yaratma açısından
    güzel bir yol ama kimi yerlerde boşluklar oluşuyor. Konunun
    nereden, nasıl başladığı noktası havada kalabiliyor.
    İki paragraf arasında karşınıza çıkan bu boşluklar,
    okurken irkilmenize neden olabiliyor. Bazen de elinizde
    olmadan aradaki eksik soruyu içinizden tekrarlarken
    buluyorsunuz kendinizi.
    Bu parçada sözü edilen röportajlarda soruların başta
    toplu olarak verilmesi, okurlar açısından aşağıdakilerden
    hangisini ortaya çıkarmamıştır?

    A)Sanatçıyla yüz yüze gelmişlik duygusu vermeyi
    B)Duraksamalarına yol açmayı
    C)Metnin bütünselliğini kavramalarını engellemeyi
    D)Kopuklukları gidermeye zorlamayı
    E)Bu türe karşı ilgi uyandırmayı

    29.
    Bu romanınızdaki karakterler neden öldü? Bu soru bana
    sık sık soruluyor. Doğrusu, bunu ben de pek bilmiyorum.
    Yapıtlarımı böyle aniden bitirme merakım buna yol
    açtı sanırım. O an, kurgu ve çatışma gereği böyle bir
    trajedi ortaya çıktı. Aslında bu karakterlerin ölmesi en
    çok beni üzmüştü. Başından beri ellerinizde büyüttüğünüz
    kişilerin aniden yok oluşları çok üzücü oluyor ancak
    bazen zorunlu olarak böyle sonlar ortaya çıkıyor. Belki
    de ölmeleri gerekmiyordu ama romancı bendim ve öyle
    istedim. Nitekim yaşasalardı ve roman bitseydi sürekli
    onları düşünecektim. Beni meşgul edeceklerdi. Bu nedenle
    ben de kurtuldum onlar da, diyebilirim.
    Aşağıdakilerin hangisi tutumunu böyle belirten bir
    yazarın romancılara ilişkin düşüncelerinden biri
    olamaz?

    A)Yapıtlarını istedikleri zaman sonuçlandırabilirler.
    B)Kahramanlarına kendi kişiliklerinin damgasını
    vururlar.
    C)Belleklerinde, yarattığı kişilerden izler kalır.
    D)Yazdıklarını biçimlendirirken belirli ögeleri göz önünde
    tutarlar.
    E)Kahramanların yazgısını ellerinde bulundururlar.

    30.
    Bir yazar, kendisiyle söyleştiği bir yazısında şöyle diyor:
    “Her yaş döneminin insanı ayrıdır. Yirmili yaşların insanıyla
    ellinin, altmışın, yetmişin hele seksenin, doksanın
    insanı aynı insan mıdır?” Aynı olur mu hiç? Değişim salt
    fiziksel özelliklerimizi değil, asıl iç dünyamızı kuşatıyor.
    Bakıyorum bir zamanlar hiç umursamadığım olaylar,
    haberler şimdi derinlemesine etkiliyor beni. Yargılayıcı,
    eleştirel bir açıdan bakıyorum her şeye. İster istemez
    sorunların sarmalında buluyorum kendimi. Öfkeleniyor,
    üzülüyorum. Dinginliğimi yitirdiğim, içimin allak bullak
    olduğu böyle anlarda çevremdekiler de yatıştıramıyor
    beni; tutunacak bir dal, sığınacak bir yer arıyorum.
    Çözüm aradıkça, şiire ya da romana sığınmanın daha
    iyi geldiğini düşünüyorum.
    Bu parçadan yaşlılarla ilgili olarak aşağıdakilerin
    hangisine varılamaz?

    A)Mutsuzlukları bir başına kalışlarından kaynaklanır.
    B)Farklılaştıklarının bilincinde olurlar.
    C)Karşılaştıkları günlük gerçeklere tepki gösterirler.
    D)Tanık oldukları durumlara yeni anlamlar yüklerler.
    E)Kaçış ve arayış duyguları içindedirler.

    31.
    Umberto Eco’nun Genç Bir Romancının İtirafları adlı
    deneme kitabı yayımlandı. “Genç romancı” nitelemesini
    kendisi için kullanıyordu Eco. İlk romanı Gülün Adı yayımlandığında
    50’sine bastığı düşünülürse edebiyat
    ölçeğinden bakıldığında yaşı 30’larda olmalıydı. José
    Saramago’nun yeni yayımlanan Kabil’i üzerine yazarken
    Eco’nun bu muzip kitabı geldi aklıma. Eco’nun ironisinden
    hareketle, yazar olarak tanınmasını 1988’de 66 yaşındayken
    yayımlanan Baltasar ve Blimunda’ya borçlu
    olan Saramago da genç sayılabilirdi. 20. yy. edebiyatının
    bu iki büyük yazarı arasındaki benzerlik yalnızca
    “gençliklerinden” kaynaklanmıyor; resmî gerçekleri sorgulayan
    yapıtlarındaki düş gücü, derinlik ve ironi de birleştiriyor
    onları.
    Bu parçada sözü edilen iki yazarla ilgili olarak
    aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    A)Alaycı ve yergiye dayanan bir tutum izlemişlerdir.
    B)Yüzeysel anlatımdan kaçınmışlardır.
    C)Yaşananları eleştirel bir yaklaşımla ele almışlardır.
    D)Yazarlığa başlayışları yönünden birbirini andıran
    yanları vardır.
    E)Kendilerinden öncekilerin izlerini sürmüşlerdir.

    32.
    Günümüzde “paranın ve hızlı şöhret hırsının” tutsağı
    olan kimi yazarlar, yazmaya başlamadan önce kendilerince
    bir tür piyasa araştırması yapıyorlar. İlkin yayımcılara
    uğruyor, onların nabzını tutuyorlar. Hangi türden
    yapıtlar istendiğini doğrudan ya da dolaylı bir biçimde
    öğrenmeye çalışıyorlar. Kafalarındaki anahtar soru şu:
    “Ne yazarsam yayımcılar hemen basar, daha çok para,
    daha çok ün kazandırır bana?” Bu soru konusal bir
    arayışa yönlendiriyor onları. Yığınların ilgisini kamçılayacak
    moda konularda yoğunlaşıyorlar. Daha sonra da
    yazmayı tasarladıkları yapıtlar beyinlerinin kovuğunda
    çimlenmeden duyuru çalışmaları başlıyor. Yapıtları
    kitapçı sergenlerinde göründükten sonra sıra “tanıtım
    seferberliğine” geliyor. Bu yazar, koltuğunun altında
    yeni kitabı, bir kanaldan ötekine dolaşıp duruyor. Övgücüleri
    de önceden saptanmış köpüklü sorularla, yapıtı
    değerlendirmeye kalkıyorlar.
    Bu parçada tanıtılan yazar tipinden yola çıkıldığında
    nitelikli bir yazarla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine
    ulaşılamaz?

    A)Kendi yaratma gücüne inandığına
    B)Estetik kaygıları ön planda tuttuğuna
    C)Düzeyli okurlar için yazdığına
    D)Geleneksel anlatım biçimlerinden kaçındığına
    E)Yazma sürecinde sabırlı olduğuna

    33.
    Yaşamdan yola çıkmayan, sığ, okuma tembelliğine yol
    açan, yaratma cesaretinden yoksun ve ders veren anlatılar,
    romansal düşüncenin askıya alındığı ucuz bir bildiricilik
    durumundan öteye geçemez. Bu anlatılar; insanı,
    onun acılarını, çelişkilerini derinlik ve incelikle yansıtıp
    dile getirmeyi kesinlikle başaramaz. Bu yüzden her nitelikli
    gerçek yazınsal yapıt, özellikle kişinin varoluşsal
    hâllerini anlatmalı. Böyle bir anlatımdan yoksunsa o,
    gerçek bir yapıt sayılamaz.
    Bu parçadan kimi yazınsal yapıtlarla ilgili olarak
    aşağıdakilerin hangisine varılamaz?

    A)Öğreticilikten uzak olmalıdır.
    B)İnsan yaşamını değişik boyutlarıyla kuşatmalıdır.
    C)Anlatıcı kendini gizlemelidir.
    D)Yaşananlara yeni biçimler kazandıran sanatsal bir
    doku taşımalıdır.
    E)Okuyanı düşündüren, etkileyici bir söylemle
    biçimlendirilmelidir.

    34.
    Sözcükler asi, uysal, renkli, soluk, yaramaz, çığırtkan ve
    sevecen olabilirler ama her zaman çok değişkendirler.
    Taşıdıkları yalın anlamın ötesine geçip bambaşka şeyler
    söyleyebiliyorlar; diziliş sıralarına göre farklı çağrışımlar
    yaratıyor, oturdukları yeri beğenmiyorlar bazen,
    dikkat etmezsem susmaları gereken yerde sızlanıyorlar.
    Onları kullanırken ince eleyip sık dokuyorum. Eğip büküyor,
    kesip biçiyorum. Güldüklerini, ağladıklarını duyuyorum
    ama onlarla uğraşmaktan yılmıyorum. En başına
    buyruk sözcükler elimin altında, dilimin ucunda, beynimin
    içinde ama büsbütün ele geçiremiyorum onları. Onların
    sahibi olabilmek için yıllardır uğraşıyorum.
    Bu parçadan sözcüklerle ilgili olarak aşağıdakilerin
    hangisi çıkarılamaz?

    A)Belli bir yönteme göre cümleye dönüşürler.
    B)Doğaları yeni anlamlar yüklenmeye yatkındır.
    C)Kullanımlarını yadırgadıklarında bunu sezdirirler.
    D)Farklı nitelikler içerirler.
    E)Seçilişleri titiz davranmayı gerektirir.

    35.
    Yazınsal metinlerle beslenmek, iyi bir gazete metni yazmanın
    olmazsa olmazlarındandır. Bu, cinayet haberi
    yazan polis muhabiri için de geçerlidir, köşe yazarı için
    de. Gazetecilerin iyi bir şiir, roman, öykü okuru olmaları
    bana göre, zorunludan da öte. Ben gazete yazılarımda
    önce anlaşılır olmaya çalışırım. Sonra, işlediğim konuda
    öncelikle belli bir noktayı vurgularım ki okuyanlar onda
    yeni bir bakış açısı bulabilsin. Ne yazık ki bunu, lafa
    boğmadan yapabilmek sanıldığından çok daha zor. Bazen
    altı satırlık bir yazı için günlerce araştırma yaptığımı,
    onlarca insanla konuştuğumu bilirim. Yine benim
    gazete yazılarımın olmazsa olmazlarından biri de saydamlıktır.
    Kötüye kötü, iyiye iyi diyemediğim tek bir
    yazım bile yok. Çünkü gazete yazıları gerek biçemiyle
    gerek içeriğiyle mutlaka “gerçek” olmak zorunda.
    Böyle diyen bir gazeteciyle ilgili olarak aşağıdakilerin
    hangisine varılamaz?

    A)Sanatsal yapıtları okumanın gerekliliğine inandığına
    B)Yazdıklarının kısa ve açık olduğuna
    C)Söylemek istediğini kendine özgü bir yaklaşımla
    işlediğine
    D)Yazacaklarını bir ön değerlendirmeden geçirdiğine
    E)Okuyucularını kendisiyle özdeşleştirmek istediğine

    36.
    Yaşam, gittikçe yoruyor hepimizi. Bu da zamanın gerektiği
    gibi kullanılmamasından kaynaklanıyor. Öyle ki
    zamanında söylenmeyen her söz ve alınmayan her
    tavır, saatinde kalkmayan her otobüs gittikçe yoruyor
    insanı. Her şey zamanında yapılsa, her söz zamanında
    söylense, her tavır zamanında alınsa, otobüsler tam
    zamanında kalksa yine de yorulur muyduk yaşamaktan?
    Zaman ilerledikçe mi aklımız eriyor? Aklımız
    erdikçe mi yoruluyoruz yoksa? Yoruldukça durağanlaşıyor,
    heyecanımızı mı yitiriyoruz? Şurası bir gerçek
    ki direnme gücünü yitiren insan yaşamda gözlemlediği
    çirkinliklere karşı koyamaz.
    Bu sözleri söyleyen kişiden aşağıdakilerin hangisi
    beklenemez?

    A)Çevresine eleştirel bir gözle bakma
    B)Koşulların değiştirilemeyeceğine inanma
    C)Mutluluk arayışı içinde olma
    D)Düzensizlikten yakınma
    E)İçinde bulunduğu durumları yorumlama

    37.
    Neyi, neden yazacağımız sorusu ilk adımdır. Konu bulmada
    işaretleri değerlendirmek, koku alabilmek ve iz
    sürebilmek önemlidir. Merak, içgörü, zengin bir düş
    gücü de temel ögelerdir. Yazar uyanıkken düş gören
    insandır. Yazacağımız romanı nasıl, hangi dil ve yapı
    içinde anlatacağımıza karar vermeli, uzun süre kafamızda
    taşımalı ve olgunlaştırmalıyız. Bunun için de ben bir
    romanın kapısını çalarken kendime şu soruyu sorarım:
    Ne anlatmak istiyorum? Soruyu bir cümleyle yanıtlayamıyorsam
    kafam henüz karışık demektir. Beklerim. Bu
    arada neyi anlatmak istediğim netleşirken nasıl anlatacağım
    üzerinde düşünürüm. Yine de niyetlerimin nesnellik
    kazanarak bir biçim alması için hemen her zaman
    sayısız giriş denemesi yapmışımdır.
    Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı
    yoktur?

    A)Bir yazıda bulunmasını zorunlu saydıklarınız
    nelerdir?
    B)Yapıtlarınız genellikle nasıl bir çalışmadan sonra
    ortaya çıkar?
    C)Yapıtlarınızda hangi türden sonuçları yeğlersiniz?
    D)Roman yazanlara neleri önerirsiniz?
    E)Yazmaya başlarken çıkış noktanız nedir?

    38.
    Neden şiir yazar ki insan? Havasızlıktan boğulmak
    üzere olan evrende nefes alabilmek, var olabilmek,
    elinde iyi-kötü ne varsa dökebilmek için mi eteklerine?
    İç dünyasının dışarıyla olan kavgasında anlaşılabilir
    olma derdi midir kendini kanıtlamak ya da kanatmak?
    Şairler, görünenin ardındaki gizemleri ortaya çıkararak
    bize rehberlik mi ederler?
    Bu sözleri söyleyen kişiye göre şairlerin yazma
    nedenleri arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    A)Yaşamın bunaltıcılığından sıyrılma
    B)Kendini, anlatarak ortaya koyma
    C)Ruhsal durumuyla yaşam arasındaki çatışmayı
    yansıtma
    D)Yalnızlaşmaktan kurtulma
    E)Yaşamın, ayrımına varılmayan yönlerini duyumsatma

    39.
    Düşünen gençlerden umutluyum. Başarılı ürünler ortaya
    koyuyorlar, koyacaklar da. Bir yandan Batı’daki birikimi
    özümseyecek, yorumlayacak; diğer yandan da kendi
    dilimize, kendi kültürümüze ilişkin arayışları sürdürecekler.
    Bu arayışları, bizi biz yapan ögelerden ödün vermeden,
    dünyanın her yerinde yaşananlara hem duyarlı olarak
    hem de onlardan belli bir uzaklıkta durarak sürdürecekler.
    Eğer bundan vazgeçmez, amaçlarına ulaşıncaya
    değin çaba gösterirlerse yanı başlarında, kendilerinden
    yıllar önce yaşamış yol arkadaşları bulacaklar. Günümüzde
    doğrudan bir sonuca ulaşamasalar bile, gelecekte
    bu yolda yürüyeceklere bugünden tutmuş oldukları
    ışıkla umut verecekler.
    Bu parçanın yazarı gençlerde bulunması gereken
    özellikler arasında aşağıdakilerden hangisine
    değinmemiştir?

    A)Olumsuzluklardan ders çıkarabilmeye
    B)İşlerinde kararlı bir tutum izlemeye
    C)Dışsal gelişmelerden yararlanmaya
    D)Sonraki kuşaklara kılavuzluk etmeye
    E)Ulusal değerleri önemsemeye

    40.
    Çehov’un çocukluk ve ilk gençlik yıllarında yaşadığı ağır
    koşullara, serinkanlı duruşuna rağmen karşılaştığı her
    trajik durum ve olguyu alaycı bir dille yansıtması, incelenmeye
    hâlâ muhtaçtır. Tolstoy’un diliyle söylersek
    Çehov, özellikle izlenimci yanıyla, çağdaşları, öncülleri,
    ardılları arasında öne çıkar: “Çehov bir sanatçı olarak
    önceki Rus yazarlarla Turgenyev, Dostoyevski veya
    benimle karşılaştırılamaz. Çehov’un kendi biçemi var.
    Bakarsınız, adam hiçbir seçim yapmadan eline hangi
    boya geçerse onu gelişigüzel sürüyor. Bu boyalar
    arasında hiçbir ilgi yokmuş gibi görünüyor. Ama bir de
    geri çekilip bakıyorsunuz ki ne göresiniz! Karşınızda
    parlak, büyüleyici bir tablo duruyor.”
    Bu parçada Çehov’la ilgili olarak aşağıdakilerden
    hangisine değinilmemiştir?

    A)Özgünlüğünü belirleyen yönlerine
    B)Kahramanlarının iç dünyasına
    C)Anlatım niteliklerine
    D)Kişisel özelliğine
    E)Yaratıcı gücüne


    TÜRKÇE TESTİ
    1. A
    2. E
    3. D
    4. D
    5. B
    6. E
    7. C
    8. A
    9. C
    10. B
    11. D
    12. E
    13. A
    14. E
    15. B
    16. C
    17. A
    18. B
    19. E
    20. D
    21. E
    22. A
    23. E
    24. C
    25. D
    26. A
    27. B
    28. E
    29. B
    30. A
    31. E
    32. D
    33. C
    34. A
    35. E
    36. B
    37. C
    38. D
    39. A
    40. B

     

     

    Ay Kız - 04.04.2012 - 16:12



Benzer Konular

  1. 2012 YGS Sosyal Bilimler Soruları ve Cevap Anahtarı
    Konuyu Açan: TUBAYER, Forum: Soru - Cevap.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 18.02.2013, 11:41
  2. 2012 YGS Sosyal Bilimler Soruları ve Cevap Anahtarı
    Konuyu Açan: Ay Kız, Forum: ÖSS.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 06.05.2012, 17:32
  3. 2010 7.sınıf SBS Soruları Ve Cevap Anahtarı
    Konuyu Açan: Gül_yarasi, Forum: Genel Konular.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08.06.2010, 13:37
  4. AÖF Genel Matematik Deneme Soruları ve Cevap Anahtarı
    Konuyu Açan: Nerqish, Forum: AÖF Açık Öğretim.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 02.12.2009, 13:41
  5. 2008 ÖSS Soruları ve Cevap Anahtarı
    Konuyu Açan: by_@kreP, Forum: ÖSS.
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj : 10.06.2009, 14:00

copyright

Soru Cevap

grafimx