Fatih Sultan Mehmet ve İlim

  1. Fatih Sultan Mehmet - Fatih Sultan Mehmetin İlmi - Fatih Sultan Mehmet ve İlim Hakkında


    14. asrın başlarında Söğüt'te Anadolu'nun en küçük ve mütevazı beyliği olarak kurulan Osmanoğulları iki yüzyıl sonra üç kıtaya hâkim bir cihan devleti olmayı başarmıştı.

    Beylikten devlete uzanan bu süreçte, Osmanlı sultanları, kendisinden evvelki Türk-İslâm devletlerinde olduğu gibi bir yandan sınırlarını genişletirken, diğer yandan da ilmî ve kültürel faaliyetlere önem vermişlerdi. Osmanlı sultanları, devletin devam ve bekâsının ancak bu sayede mümkün olacağının şuurundaydı. İlk defa Sultan Orhan döneminde başlayan ve 1. Murad, Yıldırım Bayezid, özellikle de 2. Murad dönemlerinde kurulmuş olan eğitim kurumları bu anlayışın tezahürüydü.

    Yükselme döneminin bânisi Sultan 2. Mehmed dönemine gelindiğinde eğitim ve kültür faaliyetlerinde zirveye ulaşılmış; devletin yeni merkezi İstanbul, Doğulu ve Batılı âlimlerin akın ettiği bir kültür merkezi hâlini almıştı. Fatih Sultan Mehmed'in gösterdiği şahsî alâkanın ve kurduğu eğitim kurumlarının tesiriyle müspet bilimler, matematik ve astronomi, felsefî ve ilmî düşünce gelişmişti. Bu çalışmaları ile Fatih, Osmanlı maarif teşkilâtının temellerini atmıştı.

    Fatih'in yetişme şekli
    Sultan 2. Murad, oğlu Şehzâde Mehmed'in yetişmesine büyük bir özen göstermiş ve devrin en meşhur hocalarını onun eğitimiyle görevlendirmişti. Manisa'ya sancak beyi olarak gönderilen şehzâdenin yanında başta Akşemseddin ve Molla Gürani olmak üzere ilim, irfan, hikmet ve sanat erbabından oluşan seçkin bir hoca kadrosu vardı.

    Sultan 2. Mehmed şehzâdelik döneminde hocaların refakatinde bilgisini genişletmiş, felsefe ve matematik okumuş, Arapça ve Farsçayı ana dili gibi öğrenmişti. Aynı zamanda Lâtince, Yunanca, Sırpça öğrenmiş; tarih, coğrafya ve askerlik bilgisini de fevkalâde ilerletmiş; bir yandan da dünya cihangirlerinin hayatlarını dikkatle tetkik ederek her birinin doğru ve yanlış taraflarını anlamaya çalışmıştı.

    Fatih ve Akşemseddin

    Şehzâde Mehmed'in etrafını kuşatan irfan halkasının merkezinde şüphesiz Akşemseddin yer almaktaydı. Akşemseddin, Sultan Mehmed gibi son derece aksiyoner bir devlet adamını enfüsî düşüncelere yönlendirmiş ve onu İstanbul'un fethinden sonra onunla dergâha kapanmayı isteyecek kadar bir ruh enginliğine kavuşmasını sağlamıştı.
    Sultan, hocasına duyduğu tahassüs ve heyecandan, bir gün yine ulemâdan olan veziri Mahmud Paşa'ya; "Bu pîre hürmetim ihtiyarsızdır. Yanında heyecanlanırım, ellerim titrer. Diğer şeyhler ise benim yanıma gelince heyecandan elleri titrer." diyecektir.

    İstanbul'un fethini müteakip, duyduğu haz ve süruru izah ederken de devlet erkânına şunları söylemiştir: "Bu ferah ki, bende görürsünüz, yalnız bu kale fethine değildir. Akşemseddin gibi bir azizin benim zamanımda olduğuna sevinirim."

    Fatih ve ilim

    Hayatı boyunca ilme ve âlimlere çok değer veren Fatih'in sarayı ilmî müzakere ve sohbetlerin yapıldığı bir akademi gibiydi. Huzurunda âlimler rahatça oturup konuşabilirken, vezir-i âzam dâhil bütün devlet adamları ayakta beklerdi. Çok defa reisü'l-ulema sıfatıyla Molla Hüsrev'in başkanlık ettiği toplantılara Fatih'in başında ulemâ sarığı, sırtında da "binişi"yle (âlimlere mahsus kıyafet) iştirak ettiği bilinmektedir.

    Fatih ayrıca İstanbul'a Doğulu ve Batılı âlimleri davet etmiş, bu hususta hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştı. Nitekim 15. yüzyılın en büyük astronomi ve matematikçisi olan büyük âlim Ali Kuşçu'yu İstanbul'a davet etmiş ve kendisini 200 akça yevmiye ile Ayasofya Medresesi'nde müderris olarak vazifelendirmişti. Hâlbuki o devirde kıdemli bir müderrisin yevmiyesi 50 akçeydi. Fatih, Batılı bilim adamlarıyla da ilgilenmekteydi. Bu bilginlerden Filozof Amirutzes ile İtalyan arkeologu Anconalı Cyriacus, ünlü ressam Gentili Bellini davet edilenler arasındaydı.

    İstanbul'un fethiyle Bizanslı bilginlerin burayı terk ederek İtalya'ya gittikleri ve burada Rönesans'ın başlangıcına önderlik ettikleri söylenmektedir. Aksine Fatih'in gayretleri ile İstanbul'un ilim adamları için çok cazip bir ortam hâline geldiği görülmektedir.

    Fatih'in eğitim komisyonu ve eğitim kurumları
    Fetihten sonra devletin merkezi hâline getirilen İstanbul, Fatih tarafından yürütülen eğitim faaliyetleri neticesinde eğitimin de merkezi hâline gelmişti. Fatih Sultan Mehmed, eğitim faaliyetlerine yön vermek maksadıyla, Sadrazam Mahmud Paşa, Molla Hüsrev ve Ali Kuşçu'dan oluşan bir eğitim komisyonu kurmuştu. Bu komisyonunun çalışmaları neticesinde Ayasofya Medresesi ve Sahn-ı Seman Medreseleri açılmıştı. Bu komisyon ayrıca "Kanun-ı Talebe-i Ulûm" adlı bir kanunnâme hazırlamıştı. Bu kanunnâme ile eğitim ve medreseler belirli bir sisteme kavuşturulmuştu.

    Sahn-ı Seman Medreseleri
    Fatih, fethin hemen ardından İstanbul'daki sekiz kiliseyi medreseye çevirmiş ve devrin en ünlü âlimlerini buralara müderris tayin etmişti. Ancak buralarda düzenli ve verimli bir eğitim-öğretim yapmak mümkün değildi. İlme âşık olan Fatih, Osmanlı Devleti'ne yakışır, önemli, ciddî eğitim müesseseleri kurmak istiyordu. Bunların dışında, büyüyen ve gelişen Osmanlı Devleti'nin iyi öğrenim görmüş kimselere olan ihtiyacı her geçen gün artmaktaydı.

    Fatih Sultan Mehmed bu maksatla 550 yılında yaptırılan ve harap durumda olan "Havariyyun Kilisesi"nin bulunduğu yere büyük bir külliye inşa ettirdi. Bu külliyede kendi adıyla anılan bir cami ve caminin doğu ve batı kısmında medreseler yer almaktaydı. Vakfiyesinde belirtildiği üzere, Medaris-i Semaniye adı ile anılan bu eğitim kurumu, yüksek tahsil veren sekiz medreseden ve bunlara talebe yetiştiren daha alt seviyede sekiz "tetimme" medresesinden oluşmaktaydı. Tetimmeler bugünkü lise tahsiline denk bir eğitim veriyordu. Külliyede ayrıca; müderris ve öğrencilerin faydalanması için bir kitaplık, sıbyan mektebi, darüşşifa, imaret, aşevi ve bir de misafirhane bulunmakta idi.
    İstanbul'un ilk yükseköğretim kurumu olan Sahn-ı Seman Medreseleri, üniversite mânâsında Osmanlı tarihinde ve dünya tarihinde bilinen en eski eğitim müesseselerindendir. Rivayetlere göre Sahn-ı Seman'ın eğitim müfredatını, Vezir Mahmud Paşa ve Ali Kuşçu tertip etmişlerdir.

    Ayasofya Medresesi

    Fatih Sultan Mehmed camiye çevrilen Ayasofya'da ve Eyüp Camiî'nin yanında medreseler yaptırdı. Ayasofya Medresesi'nin ilk müderrisi Molla Hüsrev'dir. Molla Hüsrev derin ilmi sebebiyle büyük hürmet gördü. Danişmentler onu evinden alır, ata bindirir, kendileri yürüyerek medreseye getirirlerdi. Evine dönüş yine aynı şekilde olurdu. Ayasofya Medresesi, uzun yıllar Osmanlı bürokrasisine memur yetiştiren en meşhur medrese olarak önemini korumuştur.

    Fatih ve talebeleri

    Fatih, medreselerinden mezun olan öğrencileri takip ederdi. Bu maksatla onların adlarını, durumlarını, aldıkları görevleri yazdığı bir defteri vardı. Talebelere de çok ehemmiyet verir, geceleri geç vakit medreseleri dolaşır, onların çalışıp çalışmadığını teftiş ederek çalışkan olanları mükâfatlandırırdı. Bazen imtihan heyetlerine başkanlık ederdi.

    Rivayete göre Fatih, medreselerinde kendisine bir oda istemişti. Müderrisler bu isteği incelemişler, "öğrenci veya müderris olmadığı" gerekçesiyle reddetmişlerdi. İsteği ancak müderrisler önünde başarılı bir imtihandan geçtikten sonra yerine getirildi.

    Sıbyan Mektebi ve Kanunnâmesi
    Fatih Sultan Mehmed, diğer eğitim kurumlarında olduğu gibi ilköğretim okullarında da düzenlemeler yapmış ve ilköğretim programı hazırlatmıştı. Bu programa göre, Eyüp ve Ayasofya Medreselerinde sıbyan mektebi öğretmeni yetiştirilecek ve bunlara klâsik medrese müfredatından ayrı bir program uygulanacaktı. Bu programda müzakere kuralları ve öğretim yöntemi gibi dersler bulunacak, fıkıh gibi medreselerin en temel ve zor dersleri yer almayacaktı.

    Enderun Mektebi
    Fatih döneminde üzerinde durulması gereken önemli bir eğitim kurumu da saray okulu hüviyetinde olan ve devlet kademelerine eleman yetiştiren "Enderun Mektebi"dir. Sultan 2. Murad döneminde kurulduğu bilinen Enderun Mektebi, Fatih döneminde geliştirilmiştir. Daha önce hiçbir devlette misâline rastlanmayan Enderun Mektebi, Osmanlı Devleti'nin güç ve kudretini koruyan bir yönetici sınıfı yetiştirmek için kurulmuştu. Okul içinde, askerlik ve yöneticilik yanında güzel sanatlar bölümleri de yer almaktaydı. Enderun'dan birçok sanatçının yetişmiş olması bunun ispatıdır. Bu okul Tanzimat dönemine kadar faaliyetini sürdürmüştür.

    Fatih'in kütüphaneleri

    Eğitim kurumları kurmakla nâm salmış olan Sultan 2. Mehmed, açtığı kütüphanelerle de ünlenmişti. İstanbul'da 13 kütüphane kurduran sultan, Topkapı Sarayı'nda da bir kütüphane kurdurmuş, başına da Molla Lütfü'yü tayin etmişti. 1929 yılında Topkapı Sarayı'ndaki bu kütüphanede incelemeler yapan Alman Prof. Adolf Diesman, Lâtince, Yunanca, İtalyanca ve diğer yabancı dillerde yazılı 587 eser tespit etmiştir. Bu kütüphane karşısında heyecanlanan ve duygulanan Diesman, Fatih'e duyduğu hayranlığı şöylece ifade eder: "Dünya tarihinde bir dönüm noktası meydana getirmiş, Doğu ve Batı'nın kapısında durmuş, her iki âlemin kültürünü nefsinde toplamış bir insandı."

    Fatih'in emriyle oluşturulan kütüphanede, Aristoteles, Homeros ve Hesiodos, Diogenes Laertios'un bazı eserlerinin de bulunduğu, farklı dillerde birçok eserin kütüphane koleksiyonu içinde yer aldığı bilinmektedir.

    Netice

    Fatih Sultan Mehmed döneminde sıbyan mekteplerinden başlayarak en elit eğitim kurumu olan Enderun Mektebi'ne kadar toplumun ihtiyacı olan bütün eğitim-öğretim kurumları belirli bir disiplin ve düzene sokulmuştu. Osmanlı medeniyetinin oluşmasındaki en mühim şahsiyetlerden biri olan Fatih Sultan Mehmed, eğitim müesseseleri kuran, onlarca kütüphaneyi halkın hizmetine sunan, Ali Kuşçu gibi âlimlerin yollarına altın döken, yedi dil bilen bir ilim ve irfan aşığı olarak tarihe geçmiştir.

    Kaynaklar

    - AKYÜZ, Yahya, 1994, Türk Eğitim Tarihi, Kültür Koleji Yayınları, İstanbul.
    - İHSANOĞLU, Ekmeleddin, 1999, Osmanlı Medeniyeti Tarihi, Zaman Yayınları, İstanbul.
    - YILDIZ, Hakkı Dursun, Büyük İslâm Tarihi, Cilt: 12, Çağ Yayınları, İstanbul.
    - BALTACI, Cahit, 2005, 15 ve 16. Yüzyıllarda Osmanlı Medreseleri, 1. cilt, İFAV, İstanbul.
    - KAZICI, Ziya, 2004, Osmanlı'da Eğitim Öğretim, Bilge Yayınları, İstanbul.
    - AYVERDİ, Samiha, 1999, Türk Tarihinde Osmanlı Asırları, Kubbealtı Neşriyatı, İstanbul.

    Metin Reis

     

     

    ZELAL - 30.01.2011 - 22:42



Benzer Konular

  1. Fatih Sultan Mehmet Fcp
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Flatcast.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 13.07.2012, 21:12
  2. Fatih Sultan Mehmet
    Konuyu Açan: ADALI, Forum: Önemli Günler ve Haftalar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 03.05.2012, 14:34
  3. Fatih Sultan Mehmet - Opera
    Konuyu Açan: sevil1903, Forum: Kültür Ve Sanat Etkinlikleri.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01.07.2011, 22:27
  4. Fatih Sultan Mehmet
    Konuyu Açan: eskitoprak, Forum: Osmanlı Tarihi.
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 05.10.2009, 11:55
  5. Fatih Sultan Mehmet
    Konuyu Açan: KONAMI, Forum: Tarih Genel.
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj : 06.02.2007, 15:12

copyright

Soru Cevap