REKLAM




+ Konuyu Cevapla

Dumlupınar Faciası ve Şehitleri

  1. Yazan: DENİZEVİ
    No Avatar

    REKLAM


    Register
    Register

    Akdeniz'de yapılan NATO tatbikatına katılan 1. İnönü ve Dumlupınar denizaltı gemileri, manevraların ardından Gölcük'e dönmek üzere yola çıktılar. 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece Çanakkale Boğazı'na giriş yapan iki denizaltı gemisi, olacaklardan habersiz eve dönüyordu. Sakin geçen yolculuk saat 02.10 sularında Dumlupınar için son buldu.

    Register

    Dumlupınar, Naraburnu açıklarına yaklaşırken geminin güvertesinde Süvari Kıdemli Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hasan Yumuk, Astsubay Hüseyin Akış ve Astsubay Hüseyin İnkaya bulunuyordu.

    Ancak Çanakkale Boğazı'nın sularında sessiz sedasız ilerleyen tek gemi Dumlupınar değildi. İstanbul yönünden gelen İsveç Bandıralı "Naboland" şilebi de aynı dakikalarda Naraburnu açıklarına gelmişti. Kaptanlığını Oscar Lorentzon'un yaptığı Naboland ile Dumlupınar, birkaç dakika sonra korkunç bir gürültüyle çarpışacak ve bu çarpışma Eceabat sahilinde dahi duyulacaktı.

    Astsubay Hüseyin İnkaya, nöbetçi olmamasına karşın vardiya dışı görevine devam ediyordu. Nara önlerine gelinirken rotada dikkatini çeken değişiklik üzerine köprü üstüne çıktı. Tam bu sırada güvertede bulunan sekiz kişi, ne olduğunu anlayamadan suya yuvarlandı.

    Naboland, Dumlupınar'a tam baş tarafından bindirmişti. Çarpışmanın gürültüsü Eceabat Limanı'nda demirlemiş olan gemilerce de duyuldu. Darbenin şiddetine dayanamayan Dumlupınar, birkaç saniye içinde Çanakkale Boğazı'nın karanlık ve soğuk sularına gömüldü.

    Denizaltının tüm elektriği kesilmişti. Gemilerinin baş taraftan itibaren su aldığını gören denizciler hızla kıç torpido dairesine doğru harekete geçti. Kıç torpidoya varana kadar da arkadaşlarının birçoğunu kaybettiler. Dumlupınar batarken sadece 22 denizci de kıç torpido dairesine ulaşmayı başarmıştı. Dumlupınar ilk şehitlerini böylelikle vermiş oldu.

    Aynı gece Eceabat Limanı'nda demirli bulunan Gümrük motorundaki personel, acil olarak kaza mahaline çağırıldı. Gümrük motoru, Naboland'dan atılan tahlisiye sandallarına çıkmış ve can yeleklerine sarılmış Dumlupınar mürettebatını görerek motora aldı ve Çanakkale'de hastaneye ulaştırdı.

    Gün ağarmıştı. Balıkçı tekneleri, Dumlupınar'ın batarken su yüzüne fırlattığı haberleşme şamandırasını gördü. Gümrük motorunun ikinci çarkçısı Selim Yoludüz şamandıraya uzandı ve üzerindeki yazıyı okudu:

    "Deniz Kuvvetlerine bağlı Dumlupınar Denizaltısı burada battı. Kapağı açın ve denizaltıyla irtibat kurun."

    Yoludüz kapağı açtı, şamandıranın içindeki ahizeyi kaldırdı ve ümitle "Alo" dedi.

    Telefondaki ses, "Buyrun, ben Astsubay Selami" dedi.

    Beklediği karşılığı alan Selim Yoludüz, Astsubay Selami'ye ne durumda olduklarını sordu. Astsubay Selami, geminin 15 derece sancak yönünde yatık ve elektriğin kesik olduğunu, 22 kişi olarak kıç torpido dairesine girebildiklerini söyledi.

    Selim Yoludüz, "Endişelenmeyin. Kurtaran yolda. Sizi oradan çıkaracağız" dedi. Astsubay Selami'nin cevabı, Selim Yoludüz'ün kulağına ve kalbine işledi:

    "Ailelerimize selam söylüyoruz.Bizi kurtaracağınızdan eminiz.Register "

    Bu, Astsubay Selami'nin boğazın yüzeyindekilerle yaptığı ilk konuşma oldu. Saat 11:00 sularında olay mahaline gelen Kurtaran gemisinin tüm çabaları sonuçsuz kaldı. Bir süre sonra bir konuşma daha yapmak için şamandıranın başına gidildi ve ahize kaldırıldı. Ahizenin diğer ucundan sadece dualar, ezan sesleri ve iniltiler geliyordu. Saat 15:00 sularında ise muhabere şamandırasını tutan telefon kablosu koptu. Bir daha Dumlupınar mürettebatından haber alınamadı.


    Register

    Deniz Kuvvetlerimizin Dumlupınar denizaltısı Ege’de bir Nato tatbikatından dönerken 4 Nisan 1953 sabahı İsveç Neboland şilebiyle çarpışmış ve hızla batmıştı, o günkü teknik ve imkanlanlarla çok uğraşılmasına rağmen gemiyi ve içindeki 81 kişiyi çıkartmak mümkün olmadı, Türkiye’nin elinde 91 metre derinlikten bu denizaltıyı çıkaracak imkanlar yoktu. Denizaltı battıktan sonra battığı yerin bulunabilmesi için aşağıdan bir haberleşme şamandırası fırlatmıştı, bu şamandıranın içinde irtibatı sağlamak için bir de telefon hattı vardı, şamandırayı bir balıkçı motoru gördü, aldılar içinden bir telefon ve bir yazı çıktı: (Dumlupınar burada battı, kapağı açın ve irtibat kurun) konuşma gemidekilerle bu telefon vasıtası ile yapılıyordu, radyo işte bu konuşmayı veriyordu, kalabalık bunun için toplanmıştı. Babam askerliğini denizaltıda yapmıştı, gemiyi tanıdığı için onun heyecanı herkesten daha fazlaydı. Herkes ağlıyordu, dakikalar geçiyor kurtarma çalışmaları sonuç vermiyordu, aşağıdan konuşmalar, ezan ve tekbir sesleri geliyordu, Kurtaran Gemisi kazadan on saat kadar sonra olay yerine gelmişti ve çalışmalar başlamıştı, akıntı çok kuvvetliydi dalgıçlar on bir dalış yaptılar ve kurtarma halatını denizaltıya bağlamaya çalıştılar fakat teknik yetersizdi en son dalgıç 80 metreye kadar inebildi ve baygın halde yukarı aldılar on beş saat sonra basınç odasında hayata döndürüldü halbuki gemiye ulaşmaya daha on bir, metre vardı başarılamadı, bir internet sitesinde gördüğüm bir haberde, denizaltındaki subay ve erlere gerçeğin söylendiğini, kendilerini su yüzüne çıkaramayacaklarını buna imkan olmadığının bilmeleriydi, denizciler bu bilgiyle oksijen bitinceye kadar 72 saat hayatta kaldılar, söyledikleri son sözleri "Vatan Sağ Olsun !.." sözleri bu haberin kendilerine bildirilmesinden sonraydı...
    Bu sözleri ile de tarihe geçtiler.
    Çalışmalar sırasında şamandıra ve telefon bağlantısı kuvvetli akıntı nedeniyle koptu ve denizaltıyla olan tek irtibatta kesilmiş oldu !..


    Register

    Radyo bu olayla ilgili her saat başı gelişmeleri veriyordu...
    Milli Savunma Bakanlığının yayınladığı yedi numaralı tebliğ şöyleydi:
    -” Çanakkale Nara önünde batan Dumlupınar denizaltı gemisinde kalmış olan personelin kurtarılmasından tamamen ümit kesilmiştir."


    Register
    Dumlıpınar Denizaltısını Kurtarma Planı

    Register
    Denizaltının Aşağıdan Su Yüzeyine Fırlattığı Şamandıra

    Register
    Şamandıranın üzerindeki Bilgi Notu ve Umutlu Bekleyiş...

    Son sözleri Vatan Sağ Olsun diyerek şehit olan 81 denizcimiz bugün Çanakkale Boğazının derinliklerinde ebedi uykularındadırlar. Vatan sağ ve onlara minnettardır, huzur içinde uyusunlar.
    Dumlupınar denizaltısına batışımdan beş yıl sonraki bir deneme ile zar zor inilebilmişti.
    Kazadan elli yıl sonra ise 2003 tarihinde gelişen sualtı teknolojisi dalışlar için yeterli noktaya ulaşmış ve bir belgesel çekimi için Dumlupınar’ inilmiştir. 30 Mart 2003 tarihinde Dumlupınar’a inen ekip resimler çekmiş Vatan Size Minnettardır yazılı bir plaketi de gemiye çakmışlardır..,
    Her yıl 4 Nisan’da İstanbul, Çanakkale ve Gölcük’te Dumlupınar şehitlerini anmak için tören düzenlenir ve denize yeşil çelenk bırakılır.


    Register Register

    Register

    Gemi Komutanı Şehit Kurmay Albay
    Register

    Register

    Yıl 1953, günlerden 4 Nisan... Sabahın ilk ışıklarında Eceabat ve Nara kıyıları şiddetli bir çarpışmanın gürültüsüyle sarsıldı. Bu sarsıntı, güneşle birlikte tüm Türkiye'yi saracaktı. Naraburnu açıklarında Naboland adlı İsveç şilebi ile çarpışarak Çanakkale Boğazı'nın sularına gömülen Dumlupınar denizaltısında şehit olan 81 Türk Denizcisi tarihin sayfalarına ve Türk Milleti'nin kalbine şu sözlerle kazınacaktı:

    Register

    Register

    Register

    Son sözleri:Register oldu...

    Umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye, herşey yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara bile içebilirler. Şamandıradaki telefon hattının öbür ucundan, tüm Türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik !..
    "Ah Bir Ataş Ver !.." türküsünü dinledi...

    Register
    Ah bir ataş ver cigaramı yakayım
    Sen salın (sallan) gel ben boyuna bakayım
    Uzun olur gemilerin direği
    Ah çatal olur efelerin yüreği

    Ah vur ataşı gavur sinem ko yansın
    Arkadaşlar uykulardan uyansın
    Uzun olur gemilerin direği
    Ah çatal olur efelerin yüreği...

    Register

    Register

    "Burası suyla dolu"

    Dumlupınar`ın kıç torpido dairesi dışındaki her bölümü yangın ve su dolması sonucu kullanılamaz hale gelmiş, bir kısım mürettebat torpido dairesine sıkışmıştı.

    Bir süre sonra kurtarma gemisi Kurtaran, Dumlupınar`ın imdadına koştu. Hemen şamandıradan içeriyle bağlantı kuruldu.

    Astsubay Selami Çizben’in o saatlerde Dumlupınar`la yaptığı konuşmaların kayıtları, bugün denizcilik tarihinin acı dolu sayfalan arasında yer alıyor:

    "-Alo... aşağıdan... alo.... Dumlu..."

    "-Evet Dumlu..."

    "-Ben Üsteğmen Suat...".

    "-Evet efendim, ben Selami..."

    "-Selami nasılsınız? Biz geldik, şimdi bana durumu anlat".

    "-Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı. Bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik. Şimdi manevra dairesi suyla dolu..."

    "-Kaç kişisiniz orada...?"

    -22 kişiyiz

    "-Diğer dairelerle irtibatınız var mı?"

    "-Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar".

    "-Merak etmeyin, Kurtaran geldi, biz buradayız".

    "-Efendim manometre 267 kadem gösteriyor, doğru mu?"

    "-Selami, Kurtaran geldi. Şimdi kurtarma işlemine başlanıyor. Ben biraz sonra yine gelirim".

    "-Peki efendim...".

    Üsteğmen Suat, bu konuşmayı komutanlarına rapor ettikten sonra yeniden şamandıraya dönüp denizaltıdakilere moral vermeye çalıştı.

    Ama durum biraz daha kötülemişti:

    "-Alo... Dumlu...?"

    "-Evet... Dumlu..."

    "-Selami, nasılsınız ?"

    "-Efendim hava içerde biraz fenalaştı !..."

    "-Morallerinizi bozmayın. O hava size daha 2 gün yeter. Sen çocukları yatır. Sigara içmeyin !.."

    "-Yok efendim, hepsi yatıyor. Sigara da içmiyoruz. Işık da yok. karanlıktayız..."

    "-İhtiyaç lambalarını kullanmayın, ileride lazım olacak."

    "-Kullanmıyoruz zaten. Birinin ışığı çok zayıfladı !.."

    Kurtaran gemisi kurtarma çalışmalarını sürdüredursun yarım saat sonra denizaltıyla yeniden bağlantı kuruldu. Suat Üsteğmen yeniden:

    -" Dumlu... Selami..." diye seslendi.
    Ancak bu kez duyulan, sadece iniltiler ve "Register Register " sesleriydi...


    Register
    şiir fon müzikleri - müzikli şiirler - arka fon müzikli şiirler

    Register



    Facebook




    Üyelik

  2. Yazan: M.Kutsi Çil
    No Avatar
    Kurtulanlardan biri Üsteğmen Hüseyin Yumuk değil,Hasan Yumuktu,kendisi beni,Kadıköy Osmanağa ilkokuluna yazdıran velim idi.
  3. Yazan: MeLaNkOLiK
    No Avatar
    paylaşım için tesekkürler
  4. Yazan: Turania
    No Avatar
    mekanları cennet olsunRegister
  5. Yazan: DENİZEVİ
    No Avatar
    **M.Kutsi Çil** demiş ki ; "Kurtulanlardan biri Üsteğmen Hüseyin Yumuk değil,Hasan Yumuktu,kendisi beni,Kadıköy Osmanağa ilkokuluna yazdıran velim idi."

    Sayın değerli ve çok kıymetli **M.Kutsi Çil**; evet çok haklısınız !..Register
    Üsteğmen Hüseyin değil,Üsteğmen Hasan olmalı idi...Register
    Bu uyarınız için size çok teşekkür ederim.İsim tarafımdan sehven yazılmıştır.Çok çok özür dilerim.Bu uyarınız ile gerekli düzeltmeyi yaptım.Tekrar sizlere bu dikkatinizden ve uyarınızdan dolayı çok teşekkür ederim.
    Saygılarımla...
  6. Yazan: DENİZEVİ
    No Avatar
    DUMLUPINAR DAVASI:

    Register
    Kimin suçuydu?
    Dumlupınar faciası"ndan sonra kamu*oyu bir süre de "Dumlupınar davası" ile meşgul oldu. Denizaltıya çarpan İsveç ban*dıralı Naboland adlı şilebin kapta*nı 60 yaşındaki Oscar Lorentson hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik yüzünden ölüme sebebiyet verme suçundan dava açıldı.

    28 Nisan`da Çanakkale`de başla*yan davada Lorentson, mahkeme*de denizaltıyı ışıklarının yanmaması nedeniyle fark edemediğini söyledi ve denizaltı komutanı Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu`nu suçladı.

    Bunun üzerine mahkeme, olay yerinde tatbikat yapılması kararını aldı.

    İnönü denizaltısı ve Ereğli ge*misi tanık ifadelerine uygun olarak kazanın bir tatbikatını yaptılar.

    Bu tatbikattan sonra mahkeme Dumlupınar`ın komutanının da yargılanmasına karar verdi.

    Dava sonunda Yüzbaşı Çelebioğlu beraat etti.

    Lorentson ise 1 yıl hapse mah*kum oldu. Ancak çarpışmadan son*ra filikalarını indirip 5 kişiyi denizden kurtardığı ve hemen SOS verip ola*yı duyurduğu için cezasının yarısı in*dirildi ve 6 aylık cezasını çekti.

    Karar Yargıtay`dan dönünce yar*gılama yinelendi ve kazadan tam 2 yıl sonra nihai karar açıklandı:

    "Dumlupınar komutanına tedbirsizlik suçundan 2 yıl 6 ay hapis..."

    Yüzbaşı Çelebioğlu için de Akdeniz`deki manevralardan yor*gun dönmesi hafifletici neden sayıl*dı ve cezası 1 sene 8 aya indirildi.

    O da 20 aylık cezasını Hendek cezaevinde tamamladı.

    Geriye, o kazada şehit olan 81 denizci için yazılmış bir dörtlük kal*dı:

    "Kırmızıya gönüllü maviye aşıktılar"

    "Dalıp suyun dibine/Gökyüzüne çıktılar".

    ***
    Dumlupınar Şehitleri

    Denizaltı Dumlupınar kazası
    Yayıldı aleme duyuldu sesi
    Çanakkale şehitlerin türbesi
    Geldi denizaltı şurada kaldı

    Vay anam anam derdime yanam
    Çatal yürek gerek buna dayana derde dayana

    Memleket uğrunda can veren hasta
    Vatan sağol demiş en son nefeste
    Seksen bir kahraman aynı kafeste
    Bir yolu çıkmadık derede kaldı

    Vay anam anam derdime yanam
    Çatal yürek gerek buna dayana derde dayana

    Bütün gazeteler hep yazar oldu
    İsimler dillerde hep gezer oldu
    Her Türk`ün kalbinde bir mezar oldu
    Sanmayın şehitler orada kaldı

    Vay anam anam derdime yanam
    Çatal yürek gerek buna dayana derde dayana

    Bu vatan uğruna canını veren
    Karışmış sulara olmamış gören
    Aman deyip Allah`ına yalvaran
    İhtiyar babalar nerede kaldı

    Vay anam anam derdime yanam
    Çatal yürek gerek buna dayana derde dayana

    Vatan ağlar millet ağlar yıl ağlar
    Deniz ağlar yolcu ağlar yol ağlar
    Veysel ağlar sohbet ağlar dil ağlar
    Tarihte bir büyük yara da kaldı

    Vay anam anam derdime yanam
    Çatal yürek gerek buna dayana derde dayana


    Aşık VEYSEL/Şarkışla


    ÖYKÜSÜ


    Gelibolu’lu genç kız ise, seyrek dahi olsa görmekteydi sevdiği üsteğmeni... Görmek de denmezdi ya... Sadece, elindeki fener aracılığıyla, Dumlupınar denizaltısı ile boğaza girmekte olan nişanlısına onu sevdiğini göstermekteydi...

    İşte O Hüzünlü Öyküyü geliniz birlikte okuyalım...

    Ebediyete kadar sürecek bir aŞk hikayesi !..

    Heybeliada`daki Deniz Okulu`ndan mezun olan İsmail Türe, kendi gibi Gelibolulu olan bir genç kıza kaptırır gönlünü. İki sevgili parmaklarına nişan yüzüğü taksalar da, birbirlerini çok seyrek görmektedirler.

    İsmail Türe denizaltıda muhabere subayı olarak görevlidir çünkü. Üsteğmenin aklına harika bir fikir gelir; nişanlısına ışıklı mors alfabesini öğretecek, Çanakkale`den geçiş yapacakları geceyi planlı olduğu için önceden bildirecek ve böylelikle haberleşeceklerdir!..

    Boğazı yüzeyden geçmekte olan denizaltının kulesindeki denizciler sigara içmekte, sohbet etmektedirler. Aralarından birinin heyecanlı olduğu her halinden belli olmaktadır. Gelibolu kıyılarına geldiklerinde, karanlık içindeki evlerden birinden bir el fenerinin yanıp söndüğü görülür: “Seni seviyorum”... Arkadaşları gülümseyerek İsmail Türe`ye bakarlarken, genç aşık elindeki fenerle sevgilisine karşılık vermektedir...

    Bu olaydan sonra iki sevgilinin aşkı düşmez olur denizaltıcıların dillerinden. Herkes, haberleşmek için kurulan ışık yolunu konuşur. Arkadaşları "Evlen şu kızla da, buralardan her geçişimizde selamlaşmayı bırak artık” diye takılırlar İsmail Türe`ye.

    Denizaltının üstünün ve altının bir olduğu yağmurlu günlerde bile, Çanakkale Boğazı`ndan geçilirken, elindeki fenerle aşk nöbeti tutan yakışıklı denizci gözünü bir an olsun ayırmaz Gelibolu kıyılarından.

    Yine bir gün, yirmiyedi yaşındaki Üsteğmen, Çanakkale`den geçecekleri gün ve saati, denizaltının uğradığı bir limandan telefonla haber verir nişanlısına.

    Ege Denizi`nden Boğaz`a giriş yapacaklarını ve en öndeki denizaltının kulesinde olacağını bildirir. Genç kızın gözüne her zaman olduğu gibi, o gece de uyku girmez. Büyük bir sabırla pencerenin önünde oturmakta ve gözünü hiç kırpmadan denize bakmaktadır. Fenerine yeni pil almış olsa da, arada bir yanıp yanmadığını kontrol eder yine de...

    Birden, dev bir karartı belirir suyun üstünde. Güneyden gelen bir denizaltı, penceresinin görüş sahasına girmiştir ... Genç kız pencereyi açar ve gecenin karanlığına uzattığı elleriyle feneri yakıp söndürür.

    “Seni Seviyorum...”
    Kulede bulunan denizaltının komutanı Bahri Kunt işareti görünce gülümser:
    “Hay Allah, bu kız denizaltıları şaşırdı. Nişanlısının denizaltısı bizim önümüzdeydi...”

    Bir anlık tereddütten sonra Birinci İnönü denizaltısının komutanı Bahri Kunt, yanıt gönderilmezse genç kızın telaşlanacağını düşünerek,karşılık verilmesini emreder.

    Yanındakilerin “Ne diyelim komutanım?” diye sorması üzerine de şunları söyler: "ebediyete kadar..."

    O gece, Üsteğmen İsmail Türe`nin görev yaptığı Dumlupınar, Çanakkale Boğazı`na giriş yapan ilk denizaltı olmuştur. Ama, Gelibolu kıyılarına gelmeden, Nara Burnu açıklarında İsveç bandıralı “Naboland” adlı gemi tarafından çiğnenmekten kaçamamış ve yaralı bir balina gibi acı dolu sesler çıkararak, Çanakkale`nin karanlık sularında kaybolmuştur.

    Her şey bir kaç dakika içinde gerçekleştiğinden, arkadan gelmekte olan Birinci İnönü denizaltısı Dumlupınar`a çarpan geminin yanından habersizce geçerek, Gelibolu`ya ulaşan ilk denizaltı olur.

    Genç kız, nişanlısından haber almanın huzuru içinde başını yastığa koyduğunda, genç denizci çoktan dalmıştır "Ebediyete kadar" sürecek olan uykusuna!..

    Sunay Akın

    ****

    Dumlupınar Denizaltı gemisinde şehit olan iki sınıf akadaşım...

    Sağda Selami Özben ve Solda İbrahim Altıntop.

    Kader üçümüzü birden almak insafsızlığını yapmayarak üçlüden birini bu dünyada bırakmış ve şans bana vurmuş.Aynı gemide şehit olan iki sınıf arkadaşım daha var.

    Bahri Sertesen ve İhsan İçdemer...Allah onlara da gani, gani rahmet eylesin.Amin...

    1950 de Heybeliada Dz.altı kusundayız, kursu bitirmedik ama kolumuzda denizaltı şekli daha hoş duruyor ve hak etmeden takıyoruz,zaten koldaki farklı çekicilik bizi denizaltıcı yaptı.O zaman kanunumuz daha gedikli erbaştı. 1951 de çavuş olacağız ama yine palet takacağız ,paletden kurtulmak için başçavuş olmak gerekti.
    Neyse Astsubay kanunu yetişti de çavuş olunca paletden kurtulduk.

    Taze çavuş iken kıdemli başçavuşları (başgediklileri) ne kadar yaşlı görürdük, meğer onlar o zaman kırklı yaşlarda imiş ve bize nekadar yaşlı görünürlerdi ki o yaştakilere şimdi delikanlı gözüyle bakıyoruz.
    Sağlık ve esenlik dileklerimle...

    Vasfi AYAZ

    ****

    KURTULANLAR ANLATIYOR !..

    Dumlupınar denizaltımızın Naboland şilebiyle çarpışmasının ardından 81 denizci Çanakkale Boğazı`nın sularına gömüldü. Fakat kader 5 arkadaşlarını, belki de bu talihsiz kazaya tanıklık etmeleri için suyun yüzünde tuttu ve kaza esnasında güvertede bulunan 8 denizciden 5`i hayatta kalmayı başardı.
    Denizden çıkarılmalarının hemen ardından hastaneye kaldırılan denizciler, nasıl kurtulduklarını şöyle anlatmışlardı:

    Dumlupınar Komutanı Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu:

    Kaza mahallinde seyrediyorduk. Hava çok sisli ve kapalı idi. Aniden şiddetli bir çarpışma oldu. Ben güvertede idim. Sadme ile birlikte kendimi denizde buldum. Önce bir şaşkınlık anı geçirdim ve sonra suyun içinde soyunmaya başladım. Denizde iki saate yakın çırpındım, bu esnada tahlisiye vasıtaları ile kurtuldum.

    Üsteğmen Hasan Yumuk:

    Sadme ile birlikte kendimi denizde buldum. Önce hafif bir baygınlık geçirdim ve sulara gömüldüm. Tekrar suyun yüzüne çıktığımda bizim geminin ters döndüğünü gördüm. Çok kesif bir sis vardı.Yüzmeye başladım.Gemi de süratle batıyordu.Ben de anafora kapılmıştım.Bir müddet geminin peşinden denizin dibine doğru sürüklendim.
    Bu çekişten kendimi bir türlü kurtaramıyordum. Nasıl oldu bilmiyorum; son bir gayretle suyun yüzeyine çıkabildim. Sularla iki saat kadar pençeleştim. Neticede İsveç gemisinin tahlisiyeleri ile kurtuldum...

    Üsteğmen Kemal Ünver:

    Köprü üstüne çıkmıştım. Bu esnada şiddetli bir sadme ile denize düştüm. Gittikçe sulara gömülüyordum.Cankurtaran yelek ve simidi olmadığı için iki saat kadar daima yüzmek mecburiyetinde kaldım.İsveç gemisi tahlisiyesi imdadıma yetişmeseydi kurtulmama asla imkan yoktu.

    Seyir Astsubayı Hüseyin İnkaya:

    Biraz hava almak için güverteye çıkmıştım. O sırada çok şiddetli bir sadme oldu ve kendimi denizin içinde buldum. İki saate yakın yüzdükten sonra, elime geçen bir cankurtaran simidine sarılarak kurtuldum.

    Astsubay Başçavuş Hüseyin Akış:

    Nöbeti devralmak üzere yukarı çıkmıştım. İnfilakı andıran bir grültü ve sadme arasında denize yuvarlandım. Bir hayli çabaladıktan sonra neredeyse kesilecektim. Tahlisiye yetişti ve kurtarıldım.

    DUMLUPINAR İSMİ:

    DUMLUPINAR-1 :
    Türk Deniz Kuvvetleri`ne katılan ilk `Dumlupınar` denizaltısı İtalyan yapımıydı. 1931`de envantere giren denizaltı, Haydarpaşa`da bir gaz tankerinin çarpması sonucu yandı. Kazada can kaybı olmadı. Denizaltı, 1949` da hizmet dışı kaldı.

    DUMLUPINAR-2 :
    1950`de bu kez ABD yapımı bir başka denizaltı daha alındı.
    Buna da `Dumlupınar` adı verildi. İkinci `Dumlupınar`, Türk denizcilik tarihinin en büyük facialarından birini yaşadı ve 1953 yılında Çanakkale Boğazı`nda İsveç bandıralı bir geminin çarpması sonucu battı. Kurtarma çalışmaları sonuç vermedi, 81 denizcimiz şehit oldu.

    DUMLUPINAR-3 :
    Bu olaydan 19 yıl sonra 1972`de ABD yapımı bir başka denizaltı daha alındı ve diğerleri anısına ona da `Dumlupınar` adı verildi. Ancak bu denizaltı da 1976`da yine Çanakkale Boğazı`nda bir Rus tankeriyle çarpıştı. Karaya oturtulan denizaltı,kazayı can kaybı olmadan atlattı.Bu üç talihsiz kazadan sonra "Dumlupınar" ismi uğursuz sayıldı ve hiçbir deniz taşıtına verilmedi...

    Register


  1. Yazan:
    no avatar


    REKLAM



Benzer Konular

  1. Çenobil Faciası
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Yabancı Tarih.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08.08.2013, 02:46
  2. Hakem Faciası
    Konuyu Açan: esmerim_58, Forum: Galatasaray.
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj : 21.09.2012, 08:41
  3. Refah Faciası
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: Yabancı Tarih.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06.07.2011, 09:16
  4. Solingen Faciası
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Yabancı Tarih.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 12.12.2010, 17:21
  5. Çernobil Faciası
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Çevre Bilimi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01.06.2010, 03:19

copyright

Soru Cevap

grafimx