REKLAM




+ Konuyu Cevapla

Kürtçe kelimeler yazılışları ve türkçe anlamları

  1. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    REKLAM


    H, h halan nara
    halandin nara atmak
    handan teşvik etmek, motive etmek
    handêr teşvik edici
    hanê böyle, şöyle, öyle, söz konusu
    har kuduz, azgın
    harbûn kudurmak, azmak
    harkirin kudurtmak, azdırmak
    hata îro bugüne kadar
    hate hetayê sonsuza kadar
    haş sakın, yatışmış
    haşbûn yatışmak, teskin olmak
    haşî suskunluk
    haşkirin yatıştırmak, teskin etmek
    haşû yüz ile astarın arasına yayılarak doldurulan pamuk
    hatin 1. gelmek, geliş. 2. gelir.
    hator kireç taşlarını dövmekte kullanılan tahta tokmak
    haveyn maya
    haveynbûn mayalaşmak
    haveynkirin mayalamak
    havil yarar, fayda
    havîn yaz
    havîngeh yazlık
    havlêk süpürge
    havoksazî 1.sentaks. 2.cümle bilgisi
    hawar imdat, yardım çağrısı
    hawî 1. sürüden ayrılıp başka sürüye katılan koyun. 2. yarı deli, çılgın
    hawîn hatin canı sıkılmamak
    hawir çevre
    hawirde ithalat
    hawirdor etraf
    hawirparêz çevreci
    hawran pelerin
    hay haber, bilgi
    haydar haberdar, bilgili
    haydarbûn haberdar olmak
    haydarkirin haber vermek, bilgilendirmek
    hayjêhebûn haberdar olmak, bilgi sahibi olmak
    haylêbûn farkına varmak
    hê daha, henüz
    heb tane, tablet, hab
    heban tulum
    hebirman kış için kurtulup saklanılan nar taneleri
    hebişandin hızlı ve oburca yemek yemek
    hebreş çörek otu
    hebûn 1. sahip olmak. 2. varlık, var olmak.
    hêç kendini kaybetmiş, azgın
    hechecik kırlangıç
    hedar karar kılma, yatışma
    hêdî yavaş
    hêdîka yavaşça
    hedirîn karar kılmak, yatışmak
    hefik yutak
    hefsar yular
    heft yedi rakamı
    heftê yetmiş
    heftok beş taş oyunu
    hêja değerli
    hejale pejmürde, pasaklı
    hejandin salamak
    hejar yoksul, fakir
    hejarî yoksulluk
    hejesor iğde
    hejik çalı
    hejîn salamak
    hejîr incir
    hejmar sayı
    hejmartin saymak
    hek ağabey
    hêk yumurta
    heka eğer, şayet
    hekandin kazımak
    hêker örgü ören
    hêkerûn omlet
    hêkî örgü örme işi.
    hêl taraf, yön
    helale lale
    helan kolaylıkla yontulup kazınabilen taş
    helandin eritmek
    helbest şiir
    helbestvan şair
    hêle keklik ve benzeri kuşların avı.
    hêlekan salıncak
    hêlî ayna
    hêlik 1.salıncak. 2.taşak, haya.
    helîn erimek
    hêlîn kuş yuva
    helkehelk nefes nefese kalmak
    helperist çıkarcı, oportünist
    helsengandin değerlendirmek
    helwest tavır, tutum
    helwestgirtin tavır almak
    hem hem
    hêma imge, sembol
    heman aynı
    hêman unsur, öğe
    hemandin bir toprak parçasının otlak yapılmaması için etrafını çevirmek
    hêmanên bingehîn temel öğeler
    hêmayî imgesel
    hember karşı, mukabil
    hembêz kucak, bağır
    hembêzkirin kucaklamak
    hemd istenç, irade
    hêmî çürüyecek duruma gelmiş olan elbise
    hêmin ağırbaşlı, mulayim, vakur
    hemû hepsi
    hemwate eşanlamlı
    hemzik bir yemek çeşidi
    hemzir ufak ama çalışmada güçlü eşek
    henase nefes
    hendef uçurum
    henderan gurbet, diaspora
    hene kına
    henek şaka
    henek kirin şaka yapmak
    henekbaz şakacı
    henekpêkirin alay etmek, dalga geçmek
    heng 1.balarısı. 2.askeriye de alay.
    hengkuj nilüfer
    hênijîn uyaklamak, dalmak
    hênik serin
    hênikahî serinlik
    hênikbûn serinlemek
    hênikkirin serinletmek
    hepik dokuma sırasında sıklaştırmayı sağlayan alet
    heqîp heybe
    her car her defa
    her çawa her nasılsa
    her çend her ne kadar
    her dem her zaman, sürekli
    her kes her kes
    her tim her zaman, sürekli
    her tişt her şey
    her û her sürekli, daima
    her wekî din ve benzeri
    her wiha ayrıca
    hêrandin öğütmek
    herêm bölge
    herêmkî bölgesel
    hereşe tehdit
    hereşelêkirin tehdit etmek
    herî 1.çamur. 2.en
    herî baş en iyi
    herî mezin en büyük
    heridandin gücendirmek, darıtmak
    herifîn yıkılmak, tahrip olmak
    herikîn akmak
    herimandin berbat etmek
    herimîn berbat olmak, boşa gitmek
    hêrs kızgınlık, sinir, öfke
    hêrsbûn kızmak
    hêrsok alıngan, çabuk kızan
    hes 1.his. 2.ses
    hêsa dinlenmiş
    hêsabûn dinlenmek
    hesan bileme taşı
    hêsan kolay
    hêsanî kolaylık
    hesankirin bilemek
    hêsî rüzgarın etkisiyle bir yer de biriken kar yığını.
    hesibandin adlandırmak, bir şeye saymak
    hesin demir
    hesinkar demirci
    hesk kepçe
    hesp at
    hespê sêwak yılkı atı
    hest duygu
    heste çakmak
    hestî kemik
    hestîhêr şiret, inatçı
    hestîn hissetmek
    hêstir göz yaşı
    hestîvk fırıncı spatülü veya küreği
    hestiyar duygulu, duygusal, hassas
    hestpêkirin hissetmek
    hesûd kiskanç
    hêt but
    heta e değin, e kadar
    hetav güneş ışığı
    heterkirin ısrar etmek
    heş ağız içi ağrılarını iyileştirmeye yarayan mavi bir toz
    heşandin doldurmak, dolgu yapmak
    heşaş neşeli, şen
    heşifandin yazarken mürekebi kağıt üzerinde dağıtmak
    hêşîn yeşil
    hêşînnahî yeşillik, sebze
    heşt sekiz
    hêştir katır
    heştirme deve kuşu
    heştpê ahtapot
    hetîk başkalarının rezil olmalarına neden olmak
    hetikandin rezil etmek
    hetîketî rezalet, skandal
    hetikîn rezil olmak
    hetrek sert vuruş
    hev sözcüğe birbirine, beraber anlamı katar
    heval arkadaş, yoldaş
    hevalbend 1.müttefik. 2.kafadengi
    hevalbendî ittifak
    hevaltî arkadaşlık
    hevbajar hemşehir
    hevbeş ortak, özdeş
    hevbuha eşdeğer
    hevçeng bacanak
    hevçerx çağdaş,modern
    hevcure türdeş
    hevdem çağdaş, modern
    hevdeng eşsesli
    hevdil gönüldaş, yürekdaş, yoldaş
    hevdîtin görüşme
    hevedudanî bileşik
    hevenav cins isim
    hêvî umut
    hêvîdar umutlu
    hêvidar im umutluyum, umarım
    hevîr hamur
    hêvişandin esirgemek, muhafaza etmek
    hevkar ortak, meslektaş
    hevkarî işbirliği
    hevkêşe denge
    hevling bacanak
    hevnasîn tanışma
    hêvojkarî eğitim
    hevok cümle
    hêvotin eğitmek
    hevpar ortak
    hevpeyman mütefik, bağlaşık
    hevpeyvîn röportaj
    hevpîşe meslektaş
    hevrê yoldaş
    hevta aynı tarafı tutan.
    hew artık, bundan böyle
    hewa hava
    hewadar havalı
    hewandin barındırmak, bağrına çuisum
    hewce gerekli, lazım
    hewceder muhtaç
    hewdel un çorbası
    hewez şaka, latife
    hêwi nem, rutubet.
    hewîn sabır, dişlik
    hêwirandin kondurmak, barındırmak, konuşlandırmak.
    hêwirîn konmak, konuşlanmak, konaklamak
    hewl çaba, girişim
    hewldan çabalamak
    hewnas ekin biçenlerin başı.
    hewq basamak
    hewş ağıl, avlu
    hewşan yazları dışarıda veya avluda yatma mevsimi.
    heya e kader, e değin
    heya niha şimdiye kadar
    heyam dönem, çağ
    heyber varlık
    heye ku belki
    heyf acıma, üzülme
    heyf e! 1.yazık! 2.öç, intikam
    heyf hilanîn intikam almak
    heyfa min bi te tê! sana acıyorum.
    heykatkirin anlamak
    heylê heyat (dişli)
    heylo heyat (eril)
    heyv gökteki ay
    heyveron ay ışığı, dolunay
    hez sevgi
    hêz güç
    hezandin sarsmak
    hezaz yer kaymasi
    hêzên ewlekariyê güvenlik güçleri
    hêzkar güçlendirici
    hezkirin sevmek
    hibr mürekkep
    hîç hiç
    hil 1.önek. 2. sözcüğe yükseklik, yükselen anlamı yüklar.
    hilanîn 1.bir şey birine veya bir amaç içi
    hov barbar, vahşi
    hovîtî vahşilik
    hoy şart, koşul
    hoz boy, kabile
    hûçik elbise kolu, yen
    hundir iç, içeri, içerde
    hundirîn içsel, dahili
    huner sanat, yetenek
    hunerên dîtbarî görsel sanatlar
    hunerî sanatsal
    hunermend sanatçı
    hûr 1.ufak, küçük. 2.işkembe.
    hûrbijer titiz
    hûrik mink, ufak tefek
    hûrkirin 1.doğramak, ufaltmak. 2.para bozmak.
    hût mitolojik canavar
    Hwd. ve benzeri, vesaire


    Facebook




    Üyelik

  2. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    I, i ingirîn inat etmek
    int kin
    intdar kindar
    intîn kin gütmek
    irq irk, soy
    istan yer, mekan anlamlı veren sonek (goristan, Kurdistan gibi).
    istatîstik istatistik
    istêre yatak dolabı
    işev bu gece

    Î, î îca/îcar bu kez, bu sefer
    île adacık
    îlon eylül
    în cuma günü
    încare saksı
    îro bugün
    îsal bu yıl, bu sene
    îsawî hiristiyan
    îslam islam
    îsot biber
    îstgeh durak, istasyon

    J, j jan sancı, sızı, acı
    jana zirav verem
    jandan sancımak, sızlamak, acı vermek
    jandar sızı veya sancı veren.
    jangirtin sancı veya sızıya tutulmak.
    jar 1.sefil, zavallı. 2.zayıf, sıska.
    jarîn inlemek, sızlamak
    jawak vahşi, yırtıcı
    jêbir silgi
    jêderk kaynak, köken
    jêgerîn vazgeçmek
    jêgirtin 1.elinden almak. 2.alıntı.
    jêhatî becerikli, başarlı, yetkin
    jehezkirin birini veya bir şeyi sevmek.
    jehr zehir
    jehrbûn zehirlenmek
    jehrîn zehirli, toksin
    jehrkirin zehirlenmek
    jêkirin kesmek, koparmak, sökmek
    jênager vazgeçilmez
    jeng pas
    jeng girtin pas tutmak
    jengar paslı
    jenîn 1.halaçlamak, taramak, dokunmak. 2.nabız veya kalbin atması. 3.titreşmek, ışık veya şisäğm çakması. 3.zonklamak
    jêr aşağı, alt
    jêrîn aşağı, aşağıda, alt taraf
    ji edat. sözcüğe den, leyin, le, ce, de, da anlamlı yükler
    jî 1.de, da, dahi anlamı veren edat. 2.ömür. 3.yay.
    ji ber ezbere, ezber
    ji ber ku çünkü
    ji ber vê yekê bundan dolayı
    ji besta gotin sayıklamak
    ji bilî den başka
    ji dil û can içten, samimi
    ji îro pê ve bugünden itibaren
    ji kerema xwe re lütfen, zahmet olmasa
    ji mêj ve eskiden beri
    ji nû ve yeniden
    ji rêzê sıradan
    ji xeynî den başka
    jiberkirin ezberlemek
    jimare numara, rekam, sayı
    jin kadın
    jîn yaşam
    jinane kadınca, kadınsı
    jinbav üvey anne
    jinbira yenge
    jîndar canlı
    jinebî dul kadın
    jinem amca hanımı ( karısı )
    jînenîgarî özyaşam, biyografi
    jîr akılı, zeki, yetkin
    jîrane zekice, akıllıca
    jîrî zeka, zekilik
    jivan 1.randevû, buluşma. 2.düelo.
    jixwe zaten
    jixwebawer kendine güvenen
    jixweber kendiliğinde
    jiyan yaşam
    jiyana rojane günlük yaşam
    jiyîn yaşamak
    jor yukarı, yüksek
    jorîn yüksekte, yukarda
    jovan poşman
    jûnî diz, diz kapağı
    jûr oda
  3. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    K, k ka 1.hani. 2.saman
    kabra adam, erkek
    kade bir cins börek.
    kadîn samanlık
    kadiz saman yolu
    kaj yumak
    kak ağabey. ayrıca sevgi ve saygı hitabıdır.
    kakêşan samanyolu
    kakil çerez. 2.ceviz, fıstık vb.nin çekirdeği.
    kal yaşlı, ihtiyar
    kalan kın
    kalbûn yaşlanmak
    kalik 1.büyük baba, dede. 2.ata, cet
    kalîn melemek
    kalitî yaşlılık
    kambax berbad
    kamûk üzümü sıkıp şarabını çıkaran kişi.
    kan kaynak, maden ocağı
    kanê hani, nerede, nerde
    kanî çeşme, pınar
    kanik göz kapağı
    kanîn yapabilmek, muktedir olmak
    kap aşık kemiği
    kapan dar ve yürümesi zor yol.
    kapavêtin aşık kemiği oyunu
    kapik kısa ip parçası.
    kapîr dişlerdeki tartar
    kapox biçilmiş otları desteyapıp bağlamak üzere ücretle tutulan işçi
    kar 1.oğlak, keçi yavrusu. 2.sözcüğe yapan, eden, anlamı katan sonek. 3.iş, kazanç, kar.
    karak demir madeni
    karbeşî iş bölümü
    karbidest 1.yetkili. 2.işadamı
    karekew toplu helde yapılan keklik av.
    karesat trajedi, faci, felaket
    karêz 1.pınar. 2.havası serin olan yer, yayla.
    kargeh işyeri
    karger idareci, yönetici
    kargerandin idare etmek
    kargerî yönetim, idare
    karifîn zıkkımlanmak
    karîger etkili, etken
    karîgerî etki, tesir
    karîn yapabilmek, edebilmek
    karistan fabrika
    karker işçi
    karkêş becerikli, bitirim
    karkirin çalışmak, kar etmek
    karmax buğday elemekte kullanılan büyük kalbur.
    karmend memur
    karsaz işadamı
    kartîk marangozlukta kullanilan eye.
    kartol patates
    karûbar iş güç, hizmet, uğraş
    kasik topraktan yapılmış yemek kabı.
    kasox orak
    kat 1.az ürün veren arazi. 2.zaman, vakit
    kate çörek
    kaş yokuş, yamaç
    kaşing kuşak
    kaşkirin çekmek, sürüklemek
    katjimêr saat
    katjimêr çend e? saat kaç?
    kavanî ev hanımı
    kavî kenar, kıyı
    kavil yıkıntı, harabe
    kavir iki yaşındaki koyun
    kavnare antik, eskiye ayit
    kawdan şart, koşul
    kawik saf kişi
    kaxiz kağıt
    kayîn geviş getirmek
    kê kim, kimin
    kebar 1.fecr.2.tekbir
    keç kız, kız evlat
    kêç pire
    keçanî kızlık
    keçêç tavukların eşelendikleri yer
    keçel kel, dazlak
    keçelî kellik
    keçhêlî üvey kız
    keçinî bekaret
    keçxapînok kadın avcısı
    ked emek
    kedî evcil
    kedîbûn evcilleştirmek
    kedkar emekçi
    kedûn küçük su testisi
    kedxwar sömürücü
    kef köpük
    kêf keyf, zevk, eğlence
    kef ji re hatin hoşlanmak, sevmek
    kefandin bir şeyin kenarını bir baştan bir başa dikmek
    kefdan köpürmek
    kefgîr süzgeç, kevgir
    kefkirin köpürtmek
    keftar sırtlan
    keftûleft mücadele, ağız dalaşı
    kefxoy hristiyanların köy yöneticisi
    kêfxweş memnun
    kefxweşî memnuniyet
    kej kumral, sarışın
    kejê sevimli, sempatik sarışın kız çoçuğu
    kek 1.ağabey. 2.ayrıca saygı ve sevgi hitabıdır.
    kel iki yaşında sığır.
    kêlandî tirpan
    kelandin kaynatmak
    kelbetan maşa
    kelê tuzsuz, az tuzlu
    keledoş döğülmüş buğday ile yapılan bir yemek.
    kelejin erkek ruhlu kadın
    kelek sal, kayık
    kêlek yan, yan taraf
    kelem 1.meşe. 2.lahana. 3.engel, rahatsızlık veren
    kelemîz sık sık altına işeyen kişi
    kelepor miras, birkim, varlık
    keleş 1.güzel, alımlı.2.eşkıya, efe
    kelh 1.güzel görkemli. 2.nadir.
    kelhatin kaynamaya başlamak.
    kelî tuzsuz, az tuzlu
    kêlîk kısa an, lahza
    kêlîka din biraz önce
    kelîn kaynamak
    kelk yarar, fayda
    kelkel aşırı sıcak
    kelkela havînê yaz sıcağı
    kelkwergirtin yararlanmak
    kelogirî ağlamaklı, sulu göz
    kelogirîbûn ağlamaklı olmak
    kelwaz şiddetli soğuk
    kêm 1.az, eksik. 2.irin, cerahat.
    kêm û zêde aşağı - yukarı
    kêmanî eksiklik, hata, kusur
    kêmasî eksiklik, hata, kusur
    kêmbûn eksilmek, azalmak
    kêmî yetersizlik, azlık
    kemîn pusu
    kemîndanîn pusu atmak
    kêmkirin azaltmak, eksiltmek
    kemxe ipek, kumaş
    ken gülme, gülüş
    kenandin güldürmek
    kenarî kanarya
    kend 1.hendek, arğ. 2.koyak.
    kend û kosp engel, engebe
    kendal dik yamaç, derin dere ve yanların iki tarafı.
    kendav körfez
    kengê ne zaman
    kenîn gülmek
    kenok güler yüzlü, sempatik, güler
    ker 1.eşek. 2.sağır
    kêr 1.bıçak. 2.yarar, işlev, fonksiyon
    kêrakî pazar günü
    kêran mertek
    kerane zengin
    keratî afiyet olasın anlamında beddua.
    kerb üzüntü, tasa
    kerbeş gavurbaşı dikeni
    kerbûn sağır olmak
    kerem el açıklığı, gönül yüceliği
    kerem bika buyur
    kereng kenger
    kerguh tavşan
    kerî 1.sağırlık. 2.küçük baş hayvan sürüsü. 3.parça, dilim.
    kêrik çakı
    kerîkirin dilimlemek, parçalara ayırmak
    kerixandin teksindirmek, bıktırmak
    kerixîn teksinmek, bıkmak
    kêrkirin bıçaklamak
    kerme kurumuş tezek
    kermêş eşek arısı
    kertek bol, çok
    kertik eye
    kerxur akbaba
    kes kişi, şahıs
    kesaxtin budamak
    kesayetî kişilik, şahsiyet
    keser üzüntü, hüzün
    keser kişandin iç çekmek
    kesirandin üzmek, hüzünlendirmek
    kesirîn hüzünlenmek, üzülmek
    kesk yeşil
    keskesor 1.gökkuşağı. 2.renga renk
    keslan tembel
    kespik nazar boncuğu
    ket yonca
    keş karavana atılan mermi
    kêşan tartmak, çekmek, taşımak
    kêşe sorun
    kêşeya kurdî kürt sorunu
    kêşîn çekilmek, tartılmak, taşınmak
    keşîş papaz
    keşk tarhana
    keştî gemi
    keştigeh liman, rıhtım
    keştîvan gemici
    ketî düşkün, müflis
    ketin 1.düşmek, yıkılmak, devrilmek. 2.girmek, geçmek.
    ketin pey peşine düşmek
    ketin silûkê inzivaya çekilmek
    keval tablo
    kevan 1.yay. 2.parantez
    kevçî kaşık
    kevel koyun v.b. hayvanların derisi
    kever 1.kayaylardan oluşan dağ. 2.benekli keçi.
    kevir taş
    kevîşen kumsal, plaj
    kevjal yengeç
    kevn eski, eskimiş
    kevneperest grici, muhafazakar
    kevneşop kelenek
    kevneşopî geleneksel
    kevok güvercin
    kevot 1.kumru. 2. meyve vermeyen ve dalları kaşık yapılan bir ağaç.
    kew keklik
    kewar 1.ambar. 2.arı kovanı
    kewden ahmak, geri zekalı
    kewşen güneş görmeyen yamaç
    key kral
    keya muhtar
    keyanî krallık
    keybanû kraliçe
    keys firsat
    keyso fırsatçı, oportünüst
    keysperest fırsatçı, oportünüst
    kezeb ciğer
    kêzik böcek
    kêzîn döşemek, kanalizasyon
    kifş belli, açık
    kifşbûn belirmek, belli olmak
    kifşkirin belirtmek, açığa çıkarmak
    kîjan hangi, hangisi
    kil sürme, rastık
    kilam türkü, şarkı
    kilandin yayıl yalmak
    kilb uzun ve kalın çivi
    kilçan el feneri
    kilçêv sürme kalemi
    kilkirin sürme çekmek
    kilor börek, çörek, kömme
    kils kireç
    kin kisa
    kinahî kisalik
    kinbûn kısalmak
    kinc elbise, giysi
    kincjixwekirin soyunmak
    kinclixwekirin giyinmek
    kindir kendir
    kinêr abse, çıban
    kinêzet silsile
    kinik kisa boylu
    kinkirin kisaltmak
    kinoş cimri, pinti
    kinoşe süpürge
    kîp sık, sımsıkı
    kîpkirin sıkmak, sıkıştırmak
    kîr penis, erkek cinsel organı
    kirdan büyük ve kalın oklava.
    kirde özne, fail
    kirêt pis, kirli, çirkin, yoz
    kirîger müşteri, alıcı
    kirin yapmak, etmek, koymak
    kirîn satın almak, kirîn û firotin
    kirîn û firotin alışveriş, alım satım
    kirpandin vurgulamak
    kirtûpan gelişi, güzel, üstün körü
    kirû olgu, fenomen
    kiryar 1.yapan, eden. 2.uygulama.
    kîs torba, cüzdan
    kîte hece
    kîtekît ayrıntı, detay
    kişandin çekmek, tartmak
    kişkirin kışkırtmak
    kizik kıkırdak
    kizwet kiyafet
    klamên serhewa uzun hava
    koç göç
    koçber göçmen
    koçer göçer
    koçkirin göçetmek
    kok üstü başı düzgün
    kok qelandin kökünü kazımak
    kokim çok yaşlı kişi
    kolan cadde, sokak
    kolan,kûçe sokak
    kole köle, esir
    koledar sömürgeci, köle sahibi
    koletî kölelik
    kolîn kazmak, eşelemek
    koloz yün başlık
    kom grup, topluluk
    komar cumhuriyet
    kombûn toplanmak
    komele dernek
    komeleyatî toplumsal, sosyal
    komkarî kolektivizm
    komkirin toplanmak, biriktirmek
    komkujî katliam
    kon çadır
    kon kon vegirtin çadır çadır açmak
    kon vegirtin çadır kurmak
    kone kurnaz, uyanık
    konser konser
    kor kör, ama
    kordûnde çocuğu olmayan
    korebîn dargörüşlü
    koremar kör yılan
    koremişk kör fare, köstebek
    korik loş ışık
    koritî körlük
    kort çukur
    kortal büyük çukur, uçurum
    kotan pulluk
    kotî cüzzam hastalığı
    kotin kemirmek
    kovan hüzün, keder
    kovar degi
    kovî yabanî, vahşi
    kovik 1. huni; 2. argoda kıç
    koxik kümes
    kozik kulübecik, keçi ve kuzu ağılı
    ku nere, nerede, nereden
    ku der neresi
    kûçe sokak
    küçik köpek
    küz testi,çömlek
    kul 1. yara, çıban; 2. keder, elem
    kulab çengel, pençe
    kulav keçe
    kulb obur
    kulek 1. baca, delik; 2. topal, aksayan
    kulî çekirge
    kulîçe pasta, kurabiye
    kulîlk 1. çiçek 2. tomurcuk
    kulîn 1.topallamak 2. yatak dolabı
    kulm yumruk, avuç
    kum başlık, külah
    kum avêtin kavga istemek
    kumik mantar
    kuncî susam
    kund baykuş
    kundir kabak, argoda yeteneksiz, beceriksiz
    kur erkek oğlan
    kûr derin
    kûrahî derinlik
    kûrbûn derinleşmek
    kurdayetî kürtlük
    kurdewarî kürtlere özgü
    kûrebûn ayrıntıları gören, derin görüşlü
    kûrîn sesli ağlamak
    kurkirin traş olmak
    kûrkirin derinleştirmek
    kurm kurt, kurtcuk
    kurmî kurtlanmış
    kurmîbûn kurtlanmak
    kurt kısa
    kurtan semer
    kurtbûn kısalmak
    kurte özet
    kurtêl ekmek artığı
    kurtkirin kısaltmak
    kûsî kaplumbağa
    kûsik şişe
    kusk mavi gözlü
    kuta son, netice
    kutabûn bitmek
    kutahî son
    kutakirin bitirmek
    kutan dövmek, vurmak
    kutek tokmak
    kuşte alçı
    kuştî ölü, makbul
    kuştin öldürmek
    kuştox öldüren, katil
    kûtî 1.it, köpek 2. enik
    kutilk içli köfte
    kutlik içli köfte
    kuvark mantar
    kuxik öksürük
    kuxîn öksürmek
    kûz testi çömlek
    kûze sansar
  4. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    L, l labikandin bir işi karıştırmak
    labor bir tür hint kılıcı
    laçik kadın baş örtüsü
    laflafok sarmaşık
    lahor bir tür hint kılıcı
    lak kepekten yapılan köpek yiyeceği
    lakîn köpek yiyeceğinin kabı
    lal keke, dilsiz
    lame elmacık kemiği ile alt çene arasındaki bölüm
    landik beşik
    lapüşk pençe
    lapûşk pençe
    lar 1. öksüz. 2. manda barınağı.
    lareş kangren
    lasayî taklit
    lasayîkirin taklit etmek
    laser sel
    lat yassı kayalar
    latajotin mec. geyik muhabbeti yapmak
    laş vücud, gövde
    lavakirin yalvarmak, yakarmak
    lawij ilahi, türkü
    lawîj ilahi,türkü
    lawlaw sarmaşık
    lay yön, yan, taraf
    layen yön, yan, taraf
    layergir taraftar, yandaş
    lazüt mısır bitkisi
    lazût mısır bitkisi
    lê 1. fakat, ama, yalnız 2. kadına hitap
    lê belê fakat, ama
    lêanîn uyarlamak, uydurmak, adapte etmek
    lêayanbûn içine doğmak
    lebat 1. hareket. 2. organ.
    lêbezîn dövmek
    lebitandin kımıldatmak, harekete geçirmek
    lebitîn kımıldamak, harekete geçmek
    lêborîn 1. geçmek 2. bağışlamak, affetmek
    lebûdî keçe dokuyan
    lêç doğru yoldan sapma
    lêçûn masraf, harcama
    lêdan dövmek, vurmak, işkence etmek
    lêgemardan kuşatmak, ablukaya almak
    lêgerîn aramak, araştırmak
    lêguncîn uymak, uyuşmak, müsait olmak
    lêhatin uymak, yakışmak, yaramak
    leheng kahraman, yiğit
    lehî sel
    lehn ayı, aslan veya yabani hayvan ini
    lêhûrbûn yoğunlaşmak, konsantre olmak
    lêkanîn barıştırmak
    lêkdan birbirine vurmak
    lêker dilbilgisinde fiil, eylem
    lêketin 1.değmek, isabet etmek. 2.yakışmak, yaranmak.
    lêkirin 1. giydirmek, isim koymak 2. duvar onarmak
    lêkolîn incelemek, inceleme
    lêlav sulu kar
    lem kavun, kabak, karpuz gibi bitkilerin teveği
    lemisîn korku veya soğuktan vücudun büzüşmesi
    lemper sini, tepsi
    lênandin isim veya yemek koymak
    lend ayı, aslan veya yabani hayvan ini
    leng topal
    lenger 1. çopa demiri, gemi demiri. 2. geniş tepsi. 3. astronomide uçan daire.
    lengergeh iskele, liman
    lênihêrîn bakmak
    lênîştin araba, hayvan vb. binmek
    lênûsk defter
    lep pençe
    lêp hile
    lêpêçan sarılmak, sarmalamak
    lepik eldiven
    lêpirsîn 1. sormak, soruşturmak, soruşturma. 2. halini, ahavalini sormak. 3. haber röportaj, araştırma.
    lêpok gülünç duruma düşen
    leqandin kıpırdatmak, kımıldatmak
    leqayîbûn rastlamak, karşılaşmak
    lêqelibîn çarpmak, dalmak
    lêqewimî mağdur
    leqîn kımıldamak, kıpırdamak
    lêrahatin bağışıklık kazanmak
    lerizandin titretmek, sarsmak
    lerz titreme, sarsılma
    lerzek çok çamurlu yer
    lerzok titreyen, sarsılan
    lêsiwarbûn bir şeye binmek
    lêsorbûn yoğunlaşmak, ısrar etmek
    lêsorkirin kışkırtmak, teşvik etmek
    letandin susturmak
    lêtemaşekirin izlemek, seyretmek
    leşker asker
    leşkerî askeri
    lêv 1. dudak 2. kenar, kıyı
    levakirin paylaştırmak
    lêvegerandin iade etmek, cevaplamak, karşı gelmek
    leven kamış
    lewitandin kirletmek
    lewitîn kirlenmek
    lewma onun için, zira, ondan dolayı
    lewre çünkü, dolayısıyla, zira, onun için
    lêxebitîn çabalamak, uğraşmak
    lêxêrveanîn şükretmek
    lêxistin vurmak, dövmek
    leylan serap
    lez hız
    lezandin acele etmek
    lezgirtin hızlanmak
    lêzim akraba, yakın
    lezkirin acele etmek
    li de, da, içte, içinde anlamı katan edat
    li aliyê din diğer taraftan
    li dar e yürürlükte, uygulamada olan
    li dijî karşısında, karşıt
    li hemberî min rûnişt karşımda oturdu
    li jêr aşağda
    li jor yukarda
    li paş arkada
    li pêş önde
    li pişta çiyê dağın ardı
    li ser pîyan ayakta
    li vê derê burada
    li xwe kirin giyinmek
    lib tane, tek
    lib û lib tek tek, tane tane
    libê efendim, buyur
    libendê man beklemek
    libendê sekinîn beklemek
    lîberal serbest, liberal
    lîberalîzm liberalizm, serbestlik
    libergerandin yalvartmak
    libergerîn yalvarmak, yakarmak
    liberguhketin kulağına çalınmak
    liberxweketin mahçup olmak
    lidarxistin düzenlemek, organize etmek
    ligel beraber, birlikte, buna rağmen
    ligel vê yekê bununla birlikte, buna rağmen
    lihevbezîn dövüşmek
    lihevcivîn toplanmak
    lihevhatin barışmak, uzlaşmak
    lihêviyê man/sekinîn beklemek
    lihêviyêmayin beklemek
    lihêviyêsekinîn beklemek
    lihevkirin anlaşamak
    lihevrasthatin karşılaşmak
    lihevrûniştin görüşmek, müzakere etmek
    lihevxistin karıştırmak, kapışmak
    lijne kurul, komite
    lîlandin zılgıt çekmek
    liq şube, bölüm
    lîrandin zılgıt çekmek
    lîs tünek, kümes, yuva
    lîsîn tünemek, konmak
    lîstik oyun
    lîstin oynamak
    lîstok oyuncak
    lîtav bataklık
    liv hareket, kımıldama
    livandin kımıldatmak
    livîn kıpıldamak
    liyan kayak sporu
    lod yığın
    lodkirin yığmak
    lok kısa tüylü yük devesi
    lomekirin serzenişte bulunmak, ayıplamak
    lop kalın elbise
    lorandin ninni söylemek, ağıt söylemek
    lorî ninni
    loş ince yufka ekmeği
    lotik atlama, sıçrama
    lotik avêtin sıçramak
    lotikxane argoda diskotek
    lûdo çobanların sürüyü otlarken çaldıkları melodi
    lûtke doruk, zirve
  5. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    M, m maf hak
    mafdar haklı
    mafê çaranûsê kendi kaderini tayin hakkı
    mafê çarenûsê kendi kaderini tayin hakkı.
    mafên mirovan insan hakları
    mahî beyaz kemik
    mahû dişi domuz
    mak dayik
    makezagon anayasa
    mal servet, mülkiyet
    malbat aile
    maldar zengin
    malêle kaldıraç
    malêz bulamaç
    maliştin (dimale,bimale) simek,süpürmek
    malnişîn emekli
    mam amca, sevgi ve saygı belirten hitap
    mamik tekerleme ve bilmece karşılığı olarak kulanılır
    mamoste 1.öğretmen. 2.üstad.
    man kalmak, kalış
    mand gelecek
    mandelkirin inkar etmek
    mandî yorgun
    mandî nebin kolay gelsin
    manek soylu at
    mang ay oruç tutmak
    mang girtin oruç tutmak
    mange inek
    mar yılan
    margîse bukalemun
    maristan yılanların çok olduğu yer.
    marmasî yılanbalığı
    mast yoğurt
    masûlke kas, adale
    matbûn şok olmak, donup kalmak
    maşelan meltem rüzgarı
    matkirin şok etmek
    mawe süre, mühlet
    max evin bölümleri
    mayî arta kalan, bakiye
    mayîn kalmak, kalış
    mayînde kalıcı, sürekli
    maytêker müdahaleci
    maytêkirin müdahale etmek
    mazûvan ev sahibi, konuk ağırlayan
    me biz, bizim, bize
    mê dişi
    mêbaz kadın avcısı, zampara
    mebest niyet, gaye
    mefsik kevgir
    meh ay
    meha raborî geçen ay
    mehandin mahf etmek, yok etmek
    mehder şefaat
    mêhîn dişil
    mehîr ayran çorbası
    mehkirin nikahlamak
    mehr nikah
    mehu dişi domuz
    mêj geçmiş, eski
    mêjî beyin, ilik
    mêjû tarih
    mêjûnas tarihçi
    mêkut çekiç
    melaq dalkavuk, riyakar
    mele hoca, imam
    mêlede meşale
    melevan yüzücü
    melevanî yüzme
    melisandin tavuklar için sindirmek
    melisîn sinmek
    melkemot ezrail veya cin için söylenir
    melkes süpürge
    memik meme
    memikdank sütyen
    mend sonek, sözcüğe li, lı, lu anlamı katar
    menzel oda
    mer bel
    mêr erkek, adam
    mêrandin göstermek
    mêranî erkeklik, yiğitlik
    merc koşul, şart
    merc girtin bahse girmek
    mered pencere
    merek samanlık
    mêrg çayır, çimen
    meritîn vücutta sıyrılma veya soyulma
    merixîn büyükbaş hayvanların yatması
    merkirin bellemek
    mêrkuj katil, cani
    mertal kalkan
    merş çul, kilim
    merşik çul, kilim
    merx ardınç
    mêrxas yiğit, cesur
    mesaxtin telef etmek, yok etmek
    mesîlk derecik
    mesqelkirin cilalamak
    meş yürüyüş
    mêş sinek, arı
    mêşa hingiv bal arısı
    meşfen teneşir
    meşîn yürümek
    meşk hayvan derisinden yapılan yayık
    meşkar yürüyüşçü
    mêtin 1. emmek 2. sömürmek
    mêtingeh sömürge
    mêtinger sömürgeci
    metirsî endişe, kaygı
    mêvan konuk, misafir
    mêvandarî misafirlik
    mêvanperwer konuksever
    mewîj kuru üzüm
    mey şarap, içki
    meyandin 1. mayalamak, durulamak 2. mecazi olarak politik vb. alanda dondurma
    meyav durgun su
    meyger saki
    meyxur ayyaş
    meyzandin bakmak, seyretmek
    mezinahî büyüklük
    mezinbûn büyümek
    mî koyun
    micik işte gösterilen ciddeyt
    micilge girilen bahis
    miçirandin tokalaşmak
    miçkirin gözlerini kapamak, yummak
    mih koyun
    mij sis
    mij û moran sisli ve dumanlı
    mijar konu, mevzu
    mîna benzer, gibi, aynısı
    mînak örnek
    mîr emir, prens
    mîrkut tokmak, balyoz
    mîrnişîn prenslik, emirlik
    mirov insan
    mirovahî insanlık
    mirovperwer hümanist, insancıl
    mîrza prens, beyefendi
    misilman müsülman
    misîn ibrik
    mist avuç
    mist dan ovmak
    mit budak
    mişag ofis boy
    mişar 1. testere, hizar 2. tarla bölümleri, evlek
    mişext kaçak, sürgün, firar, mülteci
    mişextkirin sürgün etmek, tehcir etmek
    mişmiş kayısı
    mişmişî portakal rengi
    mişt ağzına kadar dolu
    mişt tijî ağzına kadar dolu
    miştkirin ağzına kadar doldurmak
    mixabin maalesef, üzgünüm
    mîz sidik, idrar
    mizgeft cami
    mizgîn müjde
    mizgîndan müjde vermek
    mîzkirin işemek
    mîzok sık sık altına işeyen kişi
    mole sıva
    morî 1. boncuk. 2. karınca.
    morîstan karınca yuvası
    moşek füze
    movik omur, eklem, mafsal
    moz büvelek
    mozkirin hayvanların büvelek sokunca kaçışmaları
    mû kıl
    mûçe maaş, ücret
    mûçing cımbız, pens
    mûdî kinci, eziyet eden
    mujikî paspal, kirli
    mûle çamur
    mûmar tenya, bağırsak şeridi
    mûr asık suratlı ve sessiz kişi
    muzîkjen müzisyen
    muzîknas müzik bilimcisi
  6. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    N, n na hayır, olumsuzluk eki
    nacîn orta
    nak sahiplik anlamını katan sonek. Mesela: " tirsnak " korkunç, " xeternak " tehlikeli, riskli.
    nakok çelişik
    nakokî çelişki
    nalebar aykırı, uyuşmaz
    nalenal inleme, inim inim
    nalîn inlemek, sızlamak
    name 1. mektup. 2. sözcüğe belge, kağıt anlamını veren sonek.
    nan ekmek, yemek
    nandan yemek vermek
    nangermî başkasına yaranma
    nangir iyi ürün veren toprak
    nano yiyip içmekten başka bir işi yaramayan
    nanpêj aşçı
    naqos çan, zil
    nas tanıdık, aşina
    nasandin tanıtmak
    nasîn tanımak, bilmek
    naskirin tanımak
    nasname kimlik kartı
    nasnav ünvan
    nasyar dost, tanıdık
    nasyarî dostluk
    nator bağ bekçisi
    nav 1. ad, isim. 2. ara, aralık. 3. iç.
    navber ara, arasında
    navberkar arabulucu
    navbernav ara başlık
    navçe ilçe
    navdank künye
    navdar ünlü, meşhur
    navdêr dilbilgisinde isim
    navend merkez
    navende nûçeyan haber merkezi
    navendî merkezi
    naverast orta
    naverok içerik
    navêş karın veya mide ağrısı
    navgîn araç, gereç
    navgînên hilberînê üretim araçları
    navgînên ragihandinê kitle iletişim araçları
    navhildan adını anmak, zikretmek
    navik göbek
    navlêk terim
    navlêkirin isimkoymak
    navneteweyî uluslararası
    navnîşan adres
    navno ismi çıkan
    navran apış arası
    navroj öğle yemeği
    navsere orta yaşlı
    navtêdan meydan okumak
    navxweyî içsel
    naxêr hayır, hayır olmaz
    ne olumsuzluk takısı. Mesela: " nebaş " iyi olmayan, kötü.
    ne hewe ye gerekli değil
    neasayî anormal
    nebat bitki
    nebaş iyi olmayan, kötü
    necar marangoz
    neçê kötü, fena, uğursuz
    nêçîr av
    necirandin taş yada tahtayı oymak
    nêçîrvan avcı
    nediyar belirsiz, muğlak
    nefel yonca
    nefî sürgün
    nefîbûn sürgün olmak
    nefsbiçûk alçakgönüllü, mütevazi
    neft petrol
    nehberk dokuz taş
    nehek kurban bayramından önceki dokuz gün
    nehên gizli, illegal
    nehênî sır, giz
    neheq haksız
    neheqî haksızlık
    neheqîlêkirin haksızlık etmek
    nehwirandin mırıldanmak
    nêk tığ
    nekes fırsatçı, kişiliksiz
    nelê geçersiz puan
    nema hiç, bundan böyle, artık. Mesela: " Nema! " Kalmadı!, "Nema tê" Artık gelmez.
    neman 1. yokuş. 2. neslin tükenmesi.
    nemaze özellikle
    nemêr iktidarsız erkek
    nemir ölümsüz, ebedi
    nemrût 1. çirkin, korkunç. 2. nemrut dağı. Nuh peygamberin gemisinin fırtına dindikten sonra konduğu dağ.
    nenas bilinmeyen, meçhul
    nepenî gizli
    nepixandin şişirmek, abartmak
    nepixîn şişmek
    nepox balon
    neqandin seçmek, ayıklamak
    neqeb 1. ara. 2. gedik.
    nêr erkek
    nêremok bi****üel, hünsa
    nêrîn 1. bakmak, bakış. 2. eril
    nerm yumuşak, ılımlı
    nermahî yumuşaklık
    nermo elinden iş gelmeyen
    netew ulus
    netêw geçersiz
    neteweperest şöven, milliyetçi
    neteweperwer ulusalcı
    netewî ulusal
    neşuştî 1. yıkanmamış. 2. lanetli.
    netrik kadınların alınlarına bağladıkları gümüş süs eşyası
    netû iyi olmayan, kalitesiz
    nevî torun
    nevîçirk torunun torunu
    nevisî üvey çocuk
    newa ezgi, melodi
    newal dere
    newêrek cesaretsiz, korkak
    newêrîn cesaret edememek, çekinmek
    nex iplik
    nexifîn mide bozulması
    next başlık (parası)
    nexşe harita
    nexwe öyleyse
    nexweş 1. hasta. 2. kötü, hoş olmayan.
    nexweşbûn hastalanmak
    neyar düşman, rakip
    neyînî olumsuz
    neynûk tırnak
    neynûkbir tırnak makası
    nêz yakın, bitişik
    nezan cahil, toy
    nezanî cehalet
    nêzîk yakın, bitişik
    nêzîkbûn yakınlaşmak
    nêzîkîtêdayîn yaklaşım
    nezir adak
    nezirkirin adamak
    nicimîn yürürken hafif topallamak
    nifir beddua
    nifsî kaliteli bezden iç gömleği
    nifş nesil, kuşak
    niftik kibrit
    nîgarkirin çizmek veya tasvir etmek
    nîgaş hayal
    nîgaşî sanal, hayali
    niha şimdi
    nîjad ırk, soy
    nîjadperest ırkçı
    nijdevan akıncı, çete, talancı
    nik yan, yanında
    nika şimdi
    nimandin 1. temsil etmek, göstermek. 2. yumuşatmak, sertliğini gidermek, yumuşak hale getirmek. 3. belirtmek, örneklemek.
    nimêj namaz
    nimêjkirin namaz kılmak
    nimûne örnek
    niqir çentik
    niqirandin çentik açmak
    niqre fazla derin olmayan büyük kazan
    niqut damla
    niqutandin damlatmak
    niqutîn damlamak
    nîr 1. boyunduruk. 2. çağ, dönem.
    nirx değer. " nirxên netewî " ulusal değerler
    nirxandin değerlendirmek
    nîsk mercimek
    nîşandan göstermek
    nîşe not, dipnot
    nişirîn sökülme
    nişîv aşağı
    nişmî titiz
    niştecih yerli, sakin
    niştiman vatan, ülke
    niştimanperwer vatansever, yurtsever
    nişûv iniş
    nitirandin gözettirmek, kollatmak
    nîv yarım, yarısı
    nîvenîv yarı yarıya
    nîvîbûn yarılamak
    nivîn yatak
    nivîs yazı
    nivîsandin yazmak
    nivîsgeh büro, ofis
    nivîsîn yazmak
    nivîskar yazar
    nivîskî yazılı
    nivistin uyumak
    nivişt muska
    nîvro öğle vakti
    nixumandin örtmek, kapatmak
    nixwê tuzsuz
    niyandin cinsel ilişki
    nizimbûn alçalmak
    nizm alçak
    nizmahî alçaklık
    nizmî alçaklık
    noker işbirlikçi, uşak
    nola gibi, aynısı
    nolî gibi, aynısı
    noq batma, dalış
    noqav dalgıç
    noqîkirin batırmak
    nortirvan bekçi
    noş Şerefe!
    noşdarî sağlık
    noşî can be afyet olsun
    noşîn içmek
    nû yeni
    nûbûn yenilenmek
    nûçe haber
    nûçegihan muhabir
    nûh yeni
    nûjen modern, çağdaş
    nûjenî yenilik
    nûner temsilci
    nuqurçandin dürtmek, çimdik atmak
    nûrandin katlamak
    nûrkirin katlamak
    nûser yazar
    nuwaze mükemmel, harikulade
    nûz mayhoş tat
  7. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    O, o ode oda
    ol din
    olandan yankılanmak
    olçim geveze
    oldar dindar
    olperest bağmaz
    onî kereste
    organîze organize
    organîzekirin organize etmek, düzenlemek
    oxir uğur. " Oxir be! " Uğurlar olsun.
  8. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    P, p paç 1. öpücük. 2. bez parçası, çaput.
    paçik bez parçası, çaput
    paçinî paspal, pasaklı
    paçkirin öpmek
    pak temiz
    pakkirin temizlemek
    pakrewan şehit
    pal dağ eteği
    paldan yaslanmak, uzanmak, yatmak
    paldank 1. koltuk. 2. dayanak.
    pale tarım işçisi
    palgeh koltuk, yastık
    palpiştî destek, dayanışma
    pan yansı, düz
    panaz sahte mücevherler
    pangeh ahır
    panî topuk, ökçe
    pankirin yassılaştırmak, düm düz etmek
    paqij temiz
    paqijî temizlik
    paqijkirin temizlemek
    par 1. arka, geri. 2. geçen sene. 3. pay, hisse.
    parak börek
    parastin savunmak, korumak
    parêz diyet, rejim
    parêzer avukat
    parêzgar vali
    parêzgeh vilayet
    parêzkar koruyucu
    parêzname savunma
    parêzvan koruyucu, savunan
    parkirin paylaştırmak
    parsek dilenci
    parskirin dilenmek
    parsû kaburga
    parzemîn kıta, büyük toprak parçası
    parzûn süzgeç, filtre
    pasevan bekçi, koruyucu
    pastîn yaka
    pate selam
    patelêxistin selamlamak
    paş geri, arka
    paşbêj dedikodu
    paşê sonra
    paşgo ilave, ek
    paşgotin dedikodu
    paşil koyun
    paşilbûn hamile olmak
    paşîv gece yemeği
    paşketin gerileme, gerilemek
    paşling çelme
    paşnav soyadı
    paşverû gerici
    paye rutbe, derece
    payebilind üst düzey, rütbeli
    payîn beklemek
    payîz sonbahar
    paytext başkent
    pê 1. ayak, bacak. 2. sözcüğe ile, la ,le gibi anlamlar yükleyen bağlaç. Mesela: " pê re" ile, birlikte.
    pê ewlebûn güvenmek
    pêbaz yaya köprüsü
    pêbilîn uğraşmak
    pêçan sarımak, sarılamak
    pêçî ayak parmağı
    pedagog eğitimci, pedagog
    pedagojî pedagoji
    pêdaketin uğraşmak, ilgilenmek
    pêdivî gerekli, gereksinim
    pêewlebûn güvenmek
    pêgeh alan, saha, kapsam
    pêgermok volta
    pêgermok gerandin volta atmak
    pêgiran hantal
    pêhesîn fark etmek, hissetmek
    pehîn tekme
    pehînavêtin tekme atmak
    pêjinkar duyarlı
    pejirandin kabul etmek, onaylamakl
    pejirîn kabul edilmek, onaylanmak
    pêjn ses, seda
    pêjna te nayê sesin solgun çıkmıyor.
    pêjna tiştekî kirin sezmek, hissetmek
    pêkan mümkün
    pekandin sıçratmak
    pêkanîn oluşturmak, gerçekleştirmek
    pêkarîn alt etmek, güç getirmek
    pêkenok fıkra
    pêkhatin oluşmak, gerçekleşmek
    pekîn sıçramak
    pêkutî baskı, zulüm
    pel yaprak
    pelandin yoklamak, dokunmak
    pêlav ayakkabı
    pêlêkirin basmak
    pelisandin ufalamak
    pêlîstik oyuncak
    pelişandin yıkmak
    pelişîn yıkılmak
    pêlkirin basmak
    penaber mülteci, ilticacı
    pend 1. öğüt, nasihat. 2. yumak.
    pengizandin sıçratmak, fırlatmak
    pengizîn sıçramak, fırlamak
    penîr peynir
    pênûs kalem
    pênûsdank kalemlik
    pêpan düztaban
    pepûk 1. guguk kuşu. 2. "pepûkê/o" mec. beceriksiz, zavallı.
    pêr önceki gün
    pêrar iki yıl önce
    perav sahil, kıyı
    pêrayîbûn beğenmek
    peresgeh tapınak
    perest sözcüğe aşırı seven, tapan, soven gibi anlamlar katar.
    pergal 1. düzen, sistem. 2. araç, alet.
    pêrgî hev hatin karşılaşma
    pêrgîn karşılaşma
    pêrgîngeh bekleme salonu
    perisandin geliştirmek
    perisîn gelişmek, tekamül etmek
    peritandin yolmak, yırtık pırtık hale getirmek
    peritîn yolunmak
    perkaz pervaz, pencere
    peroş heyecan, telaş, heves
    perpitîn çırpınmak, debelenmek
    perwerdehî eğitim
    perwerdekar eğitimci
    perwerdekirin eğitmek
    perwerdenas eğitim bilimcisi
    pesendkirin onaylamak
    pesindan övmek
    pêsîr göğüs
    pesn övgü
    pest baskı, zulüm
    pêt alev
    pêş ön, önde, önce
    pêşangeh sergi
    pêşbazî yarışma
    pêşbînî tahmin, öngörü
    pêşbirk yarışma
    pêşdaraz önyargılı
    pêşdarazî önyargı
    pêşeng öncü, lider
    pêşewa lider, önder
    pêşgîr havlu
    pêşgotin önsöz
    pêşî 1.sivrisinek. 2.hayalet.
    pêşîn birinci, evvel
    pêşkêşkar sunucu
    pêşkêşkirin sunmak
    pêşketin gelişme
    pêşmerge fedai, savaşçı
    pêşniyar öneri, teklif
    pêşniyarkirin önermek
    pêşniyarname önerge
    pêşniyaz öneri, teklif
    pêşnûma tasarı,proje
    pêşnûmakirin tasarlamak
    pêşû 1.sivrisinek. 2.hayalet.
    pêşveçûn ilerleme
    pêşverû ilerici
    pêşwazî karşılama, protokol
    pêşwazîkirin karşılamak
    pêtîk kibrit
    petîx kavun
    pêvajo süreç
    pevçûn kavga etmek
    pêwendî ilişki
    pêwendî sazkirin ilişki kurmak
    pêwîst gerekli, lazım
    pêwîstî gereksinim, ihtiyaç
    pêxember peygamber
    pexşan nesir, düzyazı
    pey arka
    peya yaya
    peyabûn arabab hayvan vb. den inmek
    peyam mesaj, ileti
    peyarê kaldırım
    peydakirin temin etmek
    peyivîn konuşmak
    peyker heykel
    peykersaz heykeltıraş
    peyman anlaşma, sözleşme
    peymangirêdan anlaşma imzalamak
    peyre sonra, sonradan
    peyrewî taklid
    peyrewîkirin taklid etmek
    peyv sözcük, kelime
    peywir görev, vazife
    peywirdar görevli
    peywirdarkirin görevlendirmek
    pez küçük baş hayvanların genel adı
    pî 1. ayak 2. kol
    pidû damak, diş eti
    pifkirin üflemek
    pijandin pişirmek
    pijîn pişmek
    piling 1.kaplan. 2.cemre.
    pîn tekme
    pîne yama
    pir 1.köprü. 2.çok, fazla
    pîr yaşlı
    piranî çoğunluk
    pîrbûn yaşlanmak
    pirç kıl, saç, tüy
    pîrek kadın
    pîrelk cin
    pîrik 1. nine 2. ebe
    pîroz kusal
    pîrozbahî kutlama
    pîrozkirin kutlamak
    pîrozname tebrikname
    pirpirîk kelebek
    pirs 1.soru, sorun. 2.sözcük.
    pirs arastekirin soru yöneltmek
    pirsgirêk sorun, problem
    pirsîn sormak
    pirsiyar soru, soruşturma
    pirsiyarkirin sormak, soruşturmak
    pirsjêkirin sormak
    pirtûk kitap
    pirtûkfiroş kitapçı
    pirtûkxane kütüphane
    pisîk kedi
    pismam amcaoğlu
    pispor uzman, yetkin
    pisporî uzmanlık
    pîst yaka
    pistepist fısıltı
    pişaftin asimile etmek
    pîşe meslek
    pîşesazî endüstri, senayi
    pişkîn hapşırmak
    pişko cemre
    pişkul küçükbaş hayvan dışkısı
    pişt 1. sırt 2. bel kuşağı 3. ard, arka
    piştên kuşak
    piştepiştî birlik ve beraberlik
    piştevan destekçi, yandaş
    piştevanî destek
    piştgir destekçi, yandaş
    piştgirî destek, dayanışma
    piştgirîkirin desteklemek, katkıda bulunmak
    piştgirtin desteklemek, arka çıkmak
    piştî 1. sırtlanan yük 2. den sonra
    piştî nîvro öğleden sonra
    piştrastbûn güvenmek
    piştrastkirin güven vermek, temin etmek
    piştre sonra, sonradan
    pîvan ölçüt, kriter
    pîvîn ölçmek
    pîvok çiğdem
    piyale bardak, kadeh
    piyan tepsi
    pol 1. sınıf 2. köz, çelik
    polat çelik
    ponijîn derin derin düşünmek
    postager postacı
    poz 1. burun 2. uc, sivrilik
    pozberî çekişme, rekabet, çatışma
    pozbilind kibirli
    pozheçî karga burunlu
    pûç çürük, bozuk
    pûçkirin 1. çürütmek 2. geçersiz kılmak, ilga etmek
    pûg kar tipisi
    pûjan nane
    pûrkirin meyve, sebze vb. soymak
    pûrt kuş tüyü
    pûtepêdan dikkat, özen veya itina göstermek
    puwaz diş dolgusu
  9. Yazan: MARDINLI1986
    MARDINLI1986 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Q, q qabqab takunya
    qad yer, alan, meydan
    qafik kiremit
    qafqiloz toprak kaplar
    qajik sakız ağacından elde edilen sakız
    qalkirin 1. sözetmek, bahsetmek 2. gümüşü yabancı maddelerden arındırmak
    qalo üzerinde ekmek pişirilen yassıtaş ya da kiremit
    qam boy
    qamkinik kısa boylu
    qanik sapan
    qaqê yumurta
    qaqlîbaz martı
    qaqreş rengi siyaha çalan kabak türü
    qarç mantar ağacı
    qarûşe çalı süpürgesi
    qas kadar
    qasid elçi
    qaşo sözde, güya
    qe hiç, asla
    qeb güreş
    qebalek duvar içinde ufak dolap
    qeda bela, felaket
    qedandin bitirmek
    qedemgeh tuvalet
    qedexe yasak
    qedexekirin yasaklamak
    qedîn bitmek
    qef bir kaya ya da ırmak kenarındaki oyuk
    qefş bir tutam ot ya da saç
    qehirandin sinirlendirmek, öfkelendirmek
    qehirîn öfkelenmek, sinirlenmek
    qehitîn bazı şeylerin kıt olması yada hiç bulunmaması
    qelandin kızartmak
    qelax tezek, istifi
    qelew şişman
    qelî kavurma
    qelibîn yarıp geçmek, içine dalmak
    qeliqandin kararsızlığa düşmek, tahrik etmek
    qeliqîn kararsızlığa düşmek, tahrik olmak
    qelîsêl sacda kızartılmış et üzerine, sarmısaklı yoğurt dökülerek yapılan bir yemek
    qelişandin yarmak
    qelişîn yarılmak
    qelîştek yarık
    qelizîn fırsatını kollamak
    qelp sahte
    qels zayıf
    qelsî zayıflık
    qelş yarık
    qelûn pipo
    qemer yağız
    qemirîn bronzlaşmak, kızarmak
    qemsî dedikoducu
    qemtik küçük ipek mendil
    qena bari, hiç olmazsa
    qenc iyi güzel
    qencî iyilik
    qentere oluk şeklinde uzun bir direk
    qeram kapak
    qerandin ıstırabını dindirmek, sukünete kavuşturmak
    qerase 1. iriyarı kimse 2. kaldıraç
    qereçi çingene
    qeresî kiraz
    qerf şaka, espri
    qerfî mizahi
    qerisandin 1. zorlayarak yerleştirmek 2. dondurmak
    qermiçandin buruşturmak, büzmek
    qermiçîn buruşmak, büzülmek
    qermîçok buruşukluk
    qerpal yırtık pırtık, lime lime
    qersûn geniş ağızlı çömlek
    qertaf 1. dilbilgisinde ek 2. kovandan bal almak için kullanılan araç
    qerwaş kadın hizmetçi
    qerz borç
    qerzdar borçlu
    qesem yemin, and
    qet hiç, asla
    qet nebe bari hiç olmazsa
    qetandin koparmak, kesmek, yırtmak
    qeşa buz
    qeşagirtin buz tutmak
    qeşardin bir şeyin kabuğunu soymak
    qeşeng yakışıklı
    qeşmer soytarı, kişiliksiz
    qetîn kesilmek, kopmak, yırtılmak
    qevz sıçrama, atlama
    qewan müzik plağı
    qeware form, kalıp
    qewimîn olamk, meydana gelmek
    qewîn sağlam, dayanıklı
    qewirandin kovmak, def etmek
    qewitî tembih
    qewîtlêkirin tembihlemek
    qewl süz etmek, demek
    qêxane omlet
    qey cümleye sanmak, sanki anlamını katar ve ayrıca her halde anlamına gelir
    qeyar toprak kapları yapıştırmak için kullanılan zamk
    qeyran kriz
    qez ipek
    qezaz ipek satan, elbise diken, terzi
    qîç göz kırpma
    qidûm şekil, biçim
    qijilandin kızartmak
    qijilîn kızarmak
    qijnik kene
    qilêr kir, kirli
    qilîbûn gıdıklanmak
    qilik ağaçtan yapılan kapı kilidi
    qiloç boynuz
    qilûmik 1. felç yada romatizmadan organları eğrilmiş kimse 2. dalları kesilmiş ağaç
    qîm yetinme, kanaat getirme
    qîma xwe pê anîn yetinmek
    qinare mezbaha
    qinik kümes
    qinût cimri, pinti
    qinyat inan
    qîq 1. iskelet 2. zayıf, ince uzun boylu kimse
    qîqbûn iskelet gibi olmak
    qîr zift
    qîrandin bağırmak, feryad ettirmek
    qird maymun
    qirdik kişiliksiz, gülünç
    qirêj kir, kirli
    qirêjbûn kirlenmek
    qirêjkirin kirletmek
    qirên kavga, dövüş
    qirîn çığlık
    qirkirin yok etmek, katliam
    qirpik geğirti
    qirpikhilatin geğirmek
    qisekirin konuşmak
    qoç vahşi hayvan avında kullanılan kapan
    qolinc omuz kürek kemikleri ve buraya gelen sancı
    qonax aşama, merhale
    qonser konser
    qor dizi, sıra
    qorede çok zayıflamış hayvan
    qorik kalça
    qorzî köşe
    qose sigara ağızlığı
    qû guguk kuşu
    qûç taş yığını
    qudûmşkestin şekli bozulmak, takatten düşmek
    qul delik
    qulbik çapa
    quling turna
    qulipandin çevirmek, devirmek
    qulipîn çevrilmek, devrilmek
    qulkirin delmek
    qulqule menteşe
    qulqulî 1. delik deşik 2. mağara
    qûn göt, kıç, makat
    qunc köşe
    quncik köşe
    qûnde homo****uel, argo da ibne
    qûnek homo****uel, argo da ibne
    quntar dağ eteği
    quraftin bükerek kırmak
    qure kendini beğenmiş, kibirli
    qurf büyük korku, panik
    qurtandin yudumlamak
    qurufandin panik yaratmak
    qurufîn paniğe kapılmak
    qusan el ya da ayakta içinde su biriken kabarcıkların meydana gelmesi
    qusandin kesmek, kırpmak
    qut kesik, kopuk
    qût 1. gıda, azık 2. tavuk yemeği
    qutbûn kesilmek
    qûşxane kulpuz tencere
    qutifîn çok korkmak
    qutik gömlek
    qutim ağaçlar kesildikten sonra yerde kalan kökü
    qutkirin kesmek


  1. Yazan:
    no avatar


    REKLAM



Benzer Konular

  1. Arapça kelimeler yazılışları ve türkçe anlamları
    Konuyu Açan: MARDINLI1986, Forum: Mardin.
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 16.12.2012, 00:42
  2. Kürtçe'de sıkça kullanılan bazı kelimeler ve Türkçe anlamları
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Diğer diller ve genel konular.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 28.12.2009, 01:15
  3. Türkçe kelimeler ve anlamları ( D )
    Konuyu Açan: CA-CHALLENGE, Forum: Türkçe Turkche Olmasın.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 03.02.2009, 12:03
  4. Türkçe kelimeler ve anlamları ( L )
    Konuyu Açan: CA-CHALLENGE, Forum: Türkçe Turkche Olmasın.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 03.02.2009, 11:59
  5. Türkçe kelimeler ve anlamları ( U )
    Konuyu Açan: CA-CHALLENGE, Forum: Türkçe Turkche Olmasın.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11.10.2008, 18:29

copyright

Soru Cevap

grafimx