Arkadaşlık Konulu Hikayeler

  1. arkadaşlık bitirme sözleri - çocuk öyküleri arkadaşlık - güzel arkadaşlık hikayeleri - öfke ile ilgili hikaye - dostlukla ilgili kıssadan hisse - arkadaşlık anlatan bir hikaye - arkadaşlık ve dostluk hikayeleri - arkadaşlık konulu hikayeler



    İki arkadaş varmış. Bunlar hastanede aynı odada kalıyorlarmış. Duvar dibinde yatanın adı Hande, pencere kenarında yatanın adı Müge imiş. Hande kıskanç, bencil biriymiş. Müge ise arkadaşının mutlu olması için elinden gelen her şeyi yapan biriymiş. Müge sabahtan akşama kadar pencerenin ardında ne gördüyse Hande’ye anlatırmış. Hande ise onu çok kıskanırmış. Yine bir sabah Müge Hande’ye dışarıda olan her şeyi anlatıyormuş.

    Müge:
    -Bugün deniz çok durgun. Parkta iki tane çocuk var. Oyuncaklarıyla oynuyorlar. Salıncaklara oturdular. Sohbet ediyorlar. Baloncu geldi. Balonlar ne kadar güzel. Rengarenk. Ben en çok kırmızı rengini sevdim. Hande sen hangi rengi seviyorsun, diye sordu.

    Hande:
    -Ben hiçbir rengi sevmiyorum, dedi.

    Müge:
    -Neden öyle diyorsun ki. Renkler çok güzel.. Bak pembe, mavi, sarı, turuncu, yeşil balonlar var, dedi.

    Hande:
    -Tabi sen her şeyi görüyorsun. Ben burada duvardan başka hiçbir şey görmüyorum, dedi.

    Müge:
    -Biliyorum sen orada duvardan başka hiçbir şey görmüyorsun ama ben de senden farklı hiçbirşey görmüyorum, dedi.

    Hande:
    -Hep öyledir zaten. Sabahtan akşama kadar bana dışarı da ne olduysa anlatıyorsun, dedi.

    Müge:
    -Tamam, senin yatağını buraya geçirsinler. Sen bana anlat ne görüyorsan, dedi.

    Hande’nin inadı tuttuğu için “hayır” dedi. Akşam olmuştu. Yemeklerini konuşmadan yediler.

    Hande sessizliği bozarak:
    -Hadi dışarı da ne görüyorsan anlat bana, dedi.

    Müge:
    -Gökyüzü çok güzel. Yıldızlar ışıl ışıl. Park çok sessiz bu sefer. Hiç kimse yok, dedi.

    Müge derin derin nefes almaya başladı. Kriz geçiriyordu. Hande fark etmişti. Doktora haber
    verip vermemekte kararsızdı. Eger o düğmeye basarsa pencere kıyısındaki yatak onun olmayacaktı. Doktora haber vermezse tek arakadaşı olan Müge’yi kaybedicekti. Hande düğmeye basmamayı tercih etti. Ertesi gün Hande’nin yatağını pencere kıyısına taşıdılar.
    Hande sevinçliydi. Artık dışarısını görebilecekti. Hevesle dışarıya baktı. Gördüğü tek şey “Dalları budanmamış ağaçlar ve simsiyah bir duvar” olmuştu.

    Yazan: Kübra.

    ************************************************** **************************************************

    Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker en iyi arkadaşnın az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye siperden çıkaramayacağı gibi bir ateş altındaydılar.

    Asker teğmenine koştu hemen:
    - Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi?
    "Delirdin mi ?" der gibi baktı teğmen...
    - Gitmeğe değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakin!

    Ama asker o kadar çok israr etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı.

    - Peki, dene bakalım!

    Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri, arkadaşının yanına kadar gitti, yaralı arkadaşını sırtlandığı gibi taşıdı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.

    Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yıkılmış askere döndü:
    - Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememiş miydim! Bu zaten ölmüş...
    - Değdi Komutanım, değdi! dedi asker.
    - Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş, görmüyor musun?
    - Gene de değdi komutanım, çünkü yanına vardığımda henüz yaşıyordu...
    Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim icin...
    Ve, hıçkırarak, arkadaşının son sözlerini tekrarladi:
    "Gelecegini biliyordum!"

    ************************************************** **************************************************

    İki arkadaş çölde yürüyorlardı Yolculuk sırasında bir tartışma yaşandı ve arkadaşlardan biri ötekine tokat attı Tokadı yiyen kişinin canı acıdı ama hiçbir şey söylemeden eğildi ve kuma şöyle yazdı:

    “Bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı”

    İki arkadaş bir vahaya gelene dek yürümeye devam ettiler ve vahaya gelince de suya girmeye karar verdiler Tokadı yiyen kişi bataklığa saplandı ve kurtulmak için çırpınmaya başladı Arkadaşı onu kolundan çekerek baplandığı yerden çıkardı ve yaşamını kurtardı Tokadı yiyen kişi boğulmaktan kurtulduktan sonra bir taşa şöyle yazdı:

    “Bugün en iyi arkadaşım yaşamımı kurtardı”

    Tokadı atan ve arkadaşının yaşamını kurtaran kişi bu olay karşısında çok şaşırdı ve merakını yenemeyip arkadaşına sordu:

    “Canını acıttığımda kuma yazdın neden şimdi taşa?”

    Tokadı yiyen kişi bu soruyu şöyle yanıtladı:

    “Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyız ki bağışlama rüzgarı silebilsin ama biri bizim için iyi bir şey yaparsa taşa kazımalıyız ki hiçbir rüzgar silemesin”

    ************************************************** **************************************************

    Gerçek Dostluk Bu
    Günün birinde iki dost varmış her ikiside çok iyimiş ama biri saf diğeri ise kurnaz ve açık gözlüymüş.Açık gözlü olan dostun şirketi batmış ve dostundan para istemiş bana borç para verir misin dostu nedemek sen benim en iyi dostumsun demiş ve bütün servetini vermiş.Aradan günler geçmiş açık göz olan işelrini büyütmüş işlerinde ilerlemiş ve dostunun yanına gitmiş senden birşey isticeğim senin nişanlının çok beğeniyorum bana onu verir misin demiş saf olan o benim nişanlım ama sen benim en iyi dostumsun demiş ve veririm demiş ve vermiş.aradan aylar geçmiş bu saf olan sostun bir gün işleri bozmuş ve dostunun yanına gitmiş ve ondan iş istemiş en iyi dostu ona iş vermemiş tabi bizim saf olan dostumuz biraz ezilip büzülmüş ve dışarı çıkmış yolda yaşlı bir adam oğlum çok hastayım bana şu reçetedeki ilaçları alır mısın demiş ve cebindeki son para ile adamın ilaçları almış ertesi günü bir avukat dün ilaçlarını aldınız yaşlı adam öldü ve tüm mal varlığını size buraktı demiş çocuk yaşırmış ama bu serveti kabul etmiş çünküihtiyacı vardı buna.
    işlerini yoluna koydu ve tam arkadaşının şirketinin karşısına bir ev aldı niyeti sadece en iyi dostunu görebilmekti.birgün kapısına yaşlı bir teyze geldi oğlum çok acıktım bana yemek verir misin dedi adamda teyze veririm ama bir şartla benim yanımda çalışır mısın hem bana yardım edersin hemde karnın doyar teyze kabul eder aradan 3 sene geçer kadın ona oğlum artık senin evlenme çağın geldi artık sana bir eş lazım demiş çocuk bu duruma kabul etmiş tamam teyze tanıdığın biri varsa evleneyim demiş kadın bizim orda çok iyi bir aile kızı var seni onunla başgöz edelim demiş ve en iyi arkadaşına nikah davetisesinden bir tanede ona yollar.ve düğün günü gelip çattığında çocuk mikrofonu eline alıp dostlar size bir diyeceğim var günün birinde benm en iyi dostum varda bir gün işleri battı benden para . istedi bütün mal varlığımı ona verdim benden nişanlımı istedi gözümü kırpmadan ona verdim işlerim bozuldu yanına gittim iş istedim bana sana burda iş yok dedi ve diğer dost kapıdan içeri girdi misafirler size bir diyeceğim var dedi işleim battı ondan borç para istedim verdei bende ona sonra parasını geri verdim nişanlısını istedin çünkü nişanlısı ona göre bir kız değildi yolda karşına bir adam çıktı ona parasını verdi o beim babamdı kapısa bi teyze gitti ondan yemek istedi o benim annemdi evlenmek istedi evlenceği kızda benim kız kardeşimdir şimdi siz söyleyin GERÇEK DOST KİMDİR..!

    ************************************************** **************************************************

    Kırlangıç ve Adam

    Kırlangıçın biri, bir adama aşık olmuş.Pencerenin önüne konmuş,bütün cesaretini toplamış,röleli tüylerini kabartmış,güzel durduğuna ikna olduktan sonra küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.Tık..tık..tık..Adam cama bakmış.Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.Biraz meşgulmuş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiiinn bir nefes almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış.
    `-Hey adam!Ben seni seviyorum.Nedenini,niçinini sorma.Uzun zamandır seni izliyorum.Bugün cesaret buldum konuşmaya.Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al.Birlikte yaşayalım`.
    Adam birden parlamış.
    `-Yok daha neler? Durduk yerde sende nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam` demiş.
    Gerekçeside pek sersemceymiş. `Sen bir kuşsun! Hiç kuş,insana aşık olur mu?`
    Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. . Ama pes etmemiş,bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:
    `Adam, adam! Hadi aç şu pencereyi. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam!`.
    Adam kararlı, adam ısrarlı: `Yok, yok ben seni içeri alamam`demiş. Biraz daha kabalaşmış ve lafı kısa kesmiş.`İşim gücüm var, git başımdan`.
    Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş:`Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman . olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hemde sende yalnızsın, yalnızlığını paylaşırım` demiş.
    Bazıları gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş. `-Ben yalnızlığımdan memnunum` demiş. Kuştan onu yalnız bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kılangıç,son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca başını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Aradan zaman geçmiş. Adam önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:
    `-Hay benim akılsız başım.`demiş.`-Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma keyifli bir vakit geçirirdik birlikte.`Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.Yine de kendi kendini . rahatlatmayı ihmal etmemiş:`Sıcaklar başlayınca,kırlangıçım nasıl olsa yine gelir.Bende onu içeri alır,mutlu bir hayat sürerim`diye düşünmüş ve . çok uzunca bir süre,sıcakların gekmesini beklemiş.Gözü yollardaymış.Yaz gelmiş,başka kırlangıçlar gelmiş ama…Onunki hiç görünmemiş.Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna.Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış.Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki;
    `Kırlangıçların ömrü 6 aydır..

    ************************************************** **************************************************

    Baba:oğluna dönerek senin dostun var mı?
    oğlan:evet çok iyi 3 dostum var. baba:emin misin?
    Çocuk:evet sonuna kadar.
    Baba:hadi bakalım.der baba oğul gider bi koyun keser ve parçalarını bi çuvala doldurur
    baba:hadi bu çuvalı al ve dostlarına götür ve deki “ben birini öldürdüm bana yardım edin” de
    çocuk 1.ci dostuna gider ve yardım ister. Ama dostu “beni bu işe karıştırma” der. 2.ciye gider ama oda “hayır başımı belaya sokucan” der. 3.de aynı cevabı verir çocuk döner ve babasına olayları anlatır.
    Babası:şimdi git şu kişiye selamımı söyle ve olayı anlat. Çocuk gider ve anlatır adam hemen gece cesedi bahçeye gömer ve üzerine laleler diker. Çocuk döner babasına söyler;
    babası:şimdi git ve kahvede tartış küfret ve tokat at.der çocuk kahveye gider aynen bunları yapar. Ama adam istifini bozmadan şöyle der -git babana söyle bi tokat için lale bahçesini bozacak değilim.

    ************************************************** **************************************************
    Gökkuşağının Sonundaki Sır

    Bir zamanlar 5 arkadaş yaşardı.Bir gün içlerinden birinin amcası onlara, bir efsane anlattı.Efsaneye göre, gökkuşağının en ucuna kadar gidip, sadece bir dilek dilersen, gerçek olurmuş.Cuma günü çok yağmur yağmış, gökkuşağı çıkmış.4 arkadaş gökkuşağının en ucuna kadar gitmiş, ama 5. arkadaşları yokmuş;çünkü o, felçliymiş.4 arkadaş gökkuşağının ucuna geldiklerinde, dileklerin dilemişler ve bunun gerçekleştiğini anlamışlar.
    3 gün sonra

    Doktor evlerine gelmiş, onlara “arkadaşınız yakında ayağa kalkıyor”, demiş.Çünkü onlar, arkadaşlarının ayağa kalkmasını dilemişler!

    İşte arkadaşlık böyle bir şeydir!

    ************************************************** **************************************************

    “İki akran,iki arkadaş vardır.Birbiri ile görüşüp tanışmakta,konuşmaktadırlar.Yalnız,kalbleri birbirini tutmamaktadır.Çünki birisi gerçekten inanmış bir gönüle sahib,diğeri inanmamış bir kalbin sahibi.Her ikiside birbirini kendi dünyalarına çekmeye çalışır.Fakat muvaffak olamazlar.Kâfir,arkadaşı mümini saptırmak,Allah yerine kadına,paraya,şeytana kaptırmak için ona şu soruyu sorar:”Sen demek,ölü toprak ve çürümüş kemik haline geldikten sonra tekrar dirilip hesap vereceğimize,cezaya düçar olacağımıza veya mükâfata konacağımıza inanıyor musun?”

    “İki akran,iki arkadaş vardır.Birbiri ile görüşüp tanışmakta,konuşmaktadırlar.Yalnız,kalbleri birbirini tutmamaktadır.Çünki birisi gerçekten inanmış bir gönüle sahib,diğeri inanmamış bir kalbin sahibi.Her ikiside birbirini kendi dünyalarına çekmeye çalışır.Fakat muvaffak olamazlar.Kâfir,arkadaşı mümini saptırmak,Allah yerine kadına,paraya,şeytana kaptırmak için ona şu soruyu sorar:”Sen demek,ölü toprak ve çürümüş kemik haline geldikten sonra tekrar dirilip hesap vereceğimize,cezaya düçar olacağımıza veya mükâfata konacağımıza inanıyor musun?”Mü’min arkadaşı”Elbette,kendi varlığıma inandığım gibi buna da inanıyorum.”diyor,onu her sorusunu sorduğuna pişman eden bir iman müdafaası yapıyordu.Nihayet her dünyalı gibi bu iki arkadaş da öldüler,mümin cennete çağrıldı.Cennetli,mutlu arkadaşları ile karşılıklı koltuklar üzerine kurulmuş,ölüm korkusundan kurtulmuşların saadetleri içinde sohbet yapıyorlardı.Mü’min olan bu cennetli insanı mest eden bu sohbet esnasında birden bire dünyadaki kâfir arkadaşını hatırladı.”Benim bir arkadaşım vardı.Bu günlere inanmazdı.Biz,şimdi şeksiz şüphesiz cennete geldiğimize göre,acaba o nerede kaldı?”dedi.O anda bir noktaya dikkatli bakması emrolundu,bakınca kâfir arkadaşını cehennemin tam ortasında gördü.Cereyan tarzını ifadelerden aciz olduğumuz bir tarzda o,kâfir arkadaşına yaklaştı ve ona,”Az kalsın,sen beni de helak edecektin,kâfir”ona son bir defa daha hayıflandı ve ayrıldı.”



    derleme..

     

     

    AĞRAZ - 11.10.2012 - 14:13



Benzer Konular

  1. Gençlik Konulu Komposizyon
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: İlköğretim.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08.04.2013, 21:45
  2. Yaşlılar Konulu Kompozisyon
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: İlköğretim.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 27.03.2013, 19:02
  3. Aile Konulu Kompozisyon
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: İlköğretim.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 27.03.2013, 18:46
  4. Yeni Yıl Konulu Psp Çalışmaları 1
    Konuyu Açan: HaNıM aGa, Forum: Hareketli Gifler.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 30.12.2010, 18:19
  5. Yeni Yıl Konulu Psp Çalışmaları
    Konuyu Açan: HaNıM aGa, Forum: Hareketli Gifler.
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 25.12.2010, 19:28

copyright

Soru Cevap