Aileye Mektup Örnekleri

  1. anne babaya mektup - anneye babaya mektup - çocuklardan anne babaya mektup - oğulun babaya mektubu - anne babaya mesaj - anneme ve babama son mektup




    Sevgili anneciğim ve babacığım

    Biliyorum ki sizlerin en çok merak ettiği şeylerin başında okulumda neler yaptığım geliyor…
    İşte şimdi anlatıyorum, beni dikkatlice dinleyin
    Okuluma gelince önce kendime ait olan bölmeden ayakkabımı buluyorum ve okul ayakkabılarımı giyiyorum. Bu eylem, benim bağımsız bir birey olma yolunda harcadığım çabalardan yalnızca bir tanesi… Hem biliyor musunuz, ben okulumda kendi başıma yapabileceğim her şeyi kendim yapıyorum. Eğer sizler de bana evde çeşitli sorumluluklar verirseniz inanın her geçen gün kendime olan güvenim daha da artacak… Böylece, başardığım ve her şeyi başarabileceğim düşüncesi zihnime yerleşecek.
    Okulumuzda öğretmenlerimiz bizim gelişimimizi, ilgi ve ihtiyaçlarımızı göz önünde bulunduran, yaratıcılığımızı arttıran bir program uyguluyorlar… Bu program doğrultusunda sınıfımızda her gün çok çeşitli etkinlikler yapıyoruz. Yaptığımız etkinliklerin; serbest zaman, Türkçe-dil, oyun, müzik, okuma-yazmaya hazırlık, fen-doğa etkinliği gibi farklı isimleri ve içerikleri var.
    Örneğin serbest zaman etkinlikleri okulumuzda günün ilk etkinlikleri… Bu etkinlik sırasında hem güne uyum sağlıyor hem de sınıfımızda bulunan ilgi köşelerinde kendi kararlarımızı alıp oyunlarımızı kuruyor, eşya ve malzemeleri paylaşmayı ve de yaşadığımız problemlere çözüm yolları bulmayı öğreniyoruz… Ayrıca bu etkinlik sırasında yaratıcı sanat faaliyetleri de yapıyoruz…
    Türkçe-dil etkinliklerinde, tekerlemeler, şiirler, bilmeceler ve parmak oyunları öğreniyor, öğretmenlerimizin okuduğu ya da anlattığı, kimi zaman da kuklalarla canlandırdığı birbirinden güzel hikayeler sayesinde ana dilimize ait en temel gramer kurallarını sezinliyor ayrıca yeni kavramlarla tanışıyor ve kitap okuma sevgisi kazanıyoruz.
    Oyun etkinliklerinde; güzel havalarda bahçede, diğer günlerde sınıfımızda öğretmenimizin rehberliğinde çok güzel oyunlar oynuyoruz.
    Bu oyunlardan bazıları hareketli olup büyük kaslarımızı güçlendiriyor… Bazıları ise sakin oyunlar olup düşüncelerimizi geliştirmeyi, yaşadığımız çatışmaları çözümlemeyi ve isteklerimizi kabul edilir şekilde ifade etme becerilerimizi destekliyor… Bazı oyunlarda da kendimizi bir grubun üyesi olarak görmeyi, sıra ile görev almayı, birbirimizin isteklerini anlayabilmeyi ve rekabet duygusunu kabul edilebilir bir biçimde ifade edebilmenin yollarını kendimiz deneyimleyerek öğreniyoruz….

    Müzik etkinliklerinde; ritme karşı duyarlılık geliştirebilmemiz için çok çeşitli müzikler dinliyor, sesleri ayırt etmeye çalışıyor, çok güzel şarkılar söylüyor ve dans ediyoruz… Böylece hem estetik duygularımızı hem de temel müzik becerilerimizi geliştiriyoruz.
    Fen-doğa etkinlikleri ve alan gezilerinde; duyularımızı geliştiren doğa ve inceleme gezileri yapıyor, sınıfımızda hayvan ve bitki besliyor, bu sayede gözlem ve araştırma yaparak yeni kavramlar geliştiriyoruz… Ayrıca çeşitli sergi ve müzelere düzenlediğimiz gezilerle görsel sanatlara ilişkin deneyim kazanıyor, bununla yetinmeyip çeşitli kurum ve kuruluşlara da gidiyor ve böylece hem meslek gruplarını tanıyor hem de sosyal becerilerimizi geliştiriyoruz… Kısacası bu etkinlik ile öğretmenlerimiz bizlere kendi ilgi alanlarımızı fark ettirmeyi ve aynı zamanda bizleri araştırmaya ve incelemeye yönlendirmeyi amaçlıyorlar…
    Okuma-yazmaya hazırlık etkinliklerinde ise; ileriki yıllarda akademik başarımı arttıracak olan en temel matematik becerilerini ve görsel olgunluğu kazandıracak kavramları, şekilleri, renkleri öğreniyor; onları eşleştirerek ve farklı olanı ayırt etmeyi başararak öğretmenimin rehberliğinde çalışmalar yapıyorum.
    Sevgili büyüklerim biliyor musunuz, okulumuzda uygulanan eğitim programının daha etkili olabilmesi için sizlerin öğretmenlerimle kuracağınız işbirliği çok önemliymiş… Eğer sizler öğretmenlerimizin gönderdiği haber mektuplarını dikkatle takip ederseniz, zamanınız olduğunda da sınıfımıza gelip bizlere mesleklerinizi ya da hobilerinizi tanıtırsanız veya bize hikaye okursanız gelişimimize bir önemli tuğlayı da siz koymuş olacakmışsınız. Haberiniz olsun!
    Sizi çok seven çocuğunuz…

    ************************************************** **************************************************

    Bu yazıyı sana adadım annem. Sensizliğinde, çekilmeyen bir günün anlam ve önemi üzerine bir şeyler karalamak için oturduğumda, bilgisayarımın başına, sana dair bir şeyler yazmak istedim. Biliyorum sen bunu okuyamayacaksın, bilemeyeceksin, okunduğunu da göremeyeceksin ama olsun senin yerine duygularımı paylaştığım insanlar okuyacak.

    Bu yazı sana annem. Sana yazdım ya bu yazıyı, ellerim titreyerek, gözlerim dolarak ve ağlayarak. Hiçbir abartma yok sözlerimde, eğer duyuyor, işitiyorsan gittiğin yerlerde. Yalnızca, sevgimi değil, sensizliğe alışamadığımı da bilmeni isterim.Alışamadım ya, alışmak ta istemiyorum hani !.. Zor geliyor ölüm, zor geliyor sensizlik !.. Tüm dünya herkes annesinin “anneler gününü” kutlayacakken, senin gününü kutlayamamak, ellerini öpememek, hep birlikte gülüp eğlenememek zor geliyor. Zor geliyor, her akşam eve geldiğimde oturduğun koltukta seni görememek. Zor geliyor, yaptığın yemekleri bulamamak. Zor geliyor, bayramlarda sabah erkenden güzelce giyinip, bayram gezmesine gitmek. Ne yaparsın? Alıştırmışım kendimi bir kere !.

    Her bayram sabahı, ilk önce anamın elini öpmeye kendimi. Ne yaparsın alıştırmışsın bir kere, seni böyle sevmeye..
    Yarın Pazar, herkes anasına koşup gidecek, hediyeler verecek, ellerini öpecek. Ben sana hediye alamadım annem, ama kabul edersen eğer, bir iki damla gözyaşı ve bir kuru dua okurum ardından. Ha bir de, hani o çok sevdiğin türkü vardı ya, onu da çalarım senin için, hepsi bu !.. Türkü dedim de, bir ara soluklandım ara verdim yazmaya. O çok sevdiğin türküyü bir kez daha dinledim. Hatta, tekrar tekrar çalmaya başladığında devam ediyorum şimdi yazmaya !.. Ellerim titreyerek ve boğazıma bir şeyler takılarak !.. Ama kararlıyım, yazılacak bu yazı !.. Ne de güzel söylüyor Neşet Ertaş “Zahidem” diye diye..

    Kızgınım sana !.. Kızgınım erken gitmene !.. Kızgınım ya, elinden bir şey gelmediğinin de farkındayım. Elimden bir şey gelmediğinin de !.. Ama keşke biraz daha kalsaydın bizimle be annem. Biraz daha kalıp, her sabah sesini duyup, hayır duanı alsaydım. Kalsaydın da, yarın elini öpmeye gelseydim. Ama olmazdı değil mi? Olmadı da ! Olamadı !

    Kızgınım kendime aslında biliyor musun? Seni senle daha fazla yaşayamadığım için !.. Kızgınım, çünkü değerini şimdi daha iyi anlıyorum. Kızgınım çünkü, yokluğunda o ev çekilmiyor ! Kızgınım çünkü, bayram bile bayram değil sen yokken !. Hele ki yarın hiç gelsin istemiyorum. Ama zamanı durdurmak mümkün olsaydı, seni göndermezdim zaten, öyle değil mi ?

    Sen yoksun ya artık !. Her gün arayıp, "terliklerini giydin mi " demeyi bile çok özledim. Senin özlemin hiç bir şeye benzemiyormuş, bunu anladım. Evet, zamanı durduramıyoruz ve kayıplarımızı geri getiremiyoruz. Çocuk değilim artık !. Yakıştıramıyorum ağlamayı kendime, her resmine baktığımda. Merak etme, şimdi geçer. Zaten sürekli gözü sulu biri değilim bilirsin. Melankoliyim bugün ya, ondandır !.. Hani görürsen eğer oralardan üzülme. Geçer birazdan bu halim. Yalnızca, sıkılganım biraz. Hepsi bu !.

    Sen gittiğin yerde, artık acı çekmiyorsun, sevdiklerini de gördün mü oralarda !.. Biz senin sevgini ve nurunu her zaman hissediyoruz içimizde, gözün arkada kalmasın. Hepimiz iyiyiz ve seni her geçen gün biraz daha seviyor, biraz daha anlıyoruz. Ve daha bir arar olduk.. Meğer seni ne kadar seviyormuşuz.. Keşke zamanında bunları söyleyebilseydim. Ne bileyim, insanın annesi her zaman yanında olacakmış gibi gelmişti o zamanlar !: Yanılmışım.. Affet! Hatta, sağlığında ve aramızdayken, seni üzdüysem ya da kırdıysam milyarlarca özür gönlümden. Sen yalnızca bir kere affet. Resmin masamda !.. Seni unutmamak için !.. Sana baktıkça kalanların ve yanımdakilerin kıymetini daha iyi bilmek için !.. Ve hep seninle beraber olabilmek için !..

    Artık bitirmem gerekiyor bu yazıyı !.. Seni özledim, hasretin ilk günkü gibi !. İyi senin gibi bir annem olmuş. Ne mutlu bana !. Yarın da burada olmayacaksın ya ! Anneler günün kutlu olsun !.. Anneler gününde bu şiir senin için, sana hediyem olsun:

    Anne Sevdası

    Anne, bahar geliyor uyansana
    Çık altın eşikte bekle beni,
    En güzel tılsımları buldum sana
    Koklayabilmek için nefesini.

    Yeni açmış şu erik hatırlatır
    Bana ağaçları çok sevdiğimi,
    Sevginle mi ıslanmış şu sonsuz kır,
    O kara bırakmışsın gözlerini.

    Gül güzel annem benim, benim rüyam
    İçimden çiçekli bir yol var sana,
    Senin yerine biraz ben uyusam
    Anne bahar geliyor uyansana.

    Ve gittiğin yerde mutlu ol ki, seni çok seven bir oğul bıraktın buralarda !.. Yine bildiğin gibi !.. Senin verdiğin edep ve terbiyeyle !.. Sensiz olsa da, hep seninle !...

    ************************************************** **************************************************

    Sevgili Anneciğim,

    İçimi ısıtan, beni mutlu eden mektubunu ustam dün bana bir müjdeyle verdi. Ben, güzel yüzünün hayaliyle işimi yapıyor, desenleri, motifleri bakır bir panoya işliyordum. O kadar mutlu oldum ki...

    Anneciğim,

    Vakit geçirmeden, hemen bu mektubu yazıyorum. Köyden ayrılalı altı aydan fazla olmuş. Bu süre içinde, belki her ay sizleri, köyümüzü, evimizi, yemyeşil ağaçlarla dolu bahçemizi, petek petek arı kovanlarımızı görmeme rağmen yine özlemle doluyum.

    Geçtiğimiz günlerde ustam, bakır işlemecilikte kısa zamanda ilerleyişimi yeteneğime ve gayretime bağlayarak "Aferin!" dedi. Sanatın bir altın bilezik olduğunu söyledi. Haftalığımın önümüzdeki hafta artacağını müjdeledi. Ben de o an, sana bayram hediyesi olarak alacağım ayakkabıyı düşündüm. İşyerimize yakın bir ayakkabıcının vitirininde gördüğüm sana yakışacak ayakkabıyı alacağım.
    Bayramdan bir kaç gün önce, ustam izinli olacağımı söylemişti. Elimde ayakkabım, küçük kardeşim Zeynep'e çeşit çeşit çikolata ve boyama kitapları ile kapınızı çalacağım. Bayram sevincini birlikte paylaşacağız. Ne güzel değil mi anneciğim?

    İşe iyice alıştım. Beni düşünüp üzülme! Kendini yorma! Ben usta bir sanatkar olma yolunda çalışıyorum. Sanatımıza katkıda builunmak, bir yandan da üretici bir insan olarak kendime, aileme ve milletime yararlı olmak istiyorum.

    Bakır eşyalar üzerine, çay ve kahve takımlarına, semaverlere, hediyelik bakır eşyalara, duvar panolarına ne güzel desenler işliyorum bir görsen. Çizgilerin akışında, desenlerin şekillenişinde hep sizleri düşünüyorum. Babamın vefatı ile düştüğümüz sıkıntıyı nasıl göğüsleyeceğimi planlıyorum. İşimi ierletip, ücretimi artırmak istiyorum.

    El emeği işler büyük ilgi görüyormuş. Bunu, rahmetli babamın arkadaşı Orhan Amca söyledi. İstanbul'da bir sergi açmamız konusunda bize yardım edeceğini belirti. Biz de "evet" dedik ve başladık çalışmaya. Aynı iş yerinde iki arkadaşımla birlikte yaptığımız özel işleri biriktirmeye başladık.Geleneksel süsleme sanatının birbirinden güzel örneklerini işliyoruz. Çalışmalarımız bitince İstanbul'da bir sergi açacağız. Orhan Amca, sergi salonu için araştırma yapmaya başladı bile. Hazırlığımız sürüyor güzel anneciğim.

    Bayramda birlikte olmak dileğiyle senin ellerinden, küçük Zeynep'in gözlerinden öperim.

    Kucak dolusu selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

    Oğlun Emre

    ************************************************** **************************************************

    Canım anneciğim, babacığım, şirin kardeşim,
    Sizlere yine özlem dolu olarak yazıyorum. Şu mektuplar da olmasa size olan hasretim nasıl giderdi bilemiyorum.

    Hepiniz iyisinizdir inşallah? Hasta ninemi merak ediyorum. Biraz iyileşti mi acaba? Ya küçük kızkardeşim, büyüyor mu? Konuşmaya başladı mı? Minik elleriyle yüzüme dokunmasını çok özledim.
    Buraları o kadar farklı ki! İki aydır havalar sıcak. Ama ne memleketimdeki gibi bahar geldi ne de yaz! Ben yurdumun baharını ve yazını özledim...

    Tek sevindiğim, burada sınavların bitmiş olması. Kısmetse bir ay daha Fransızca Edebiyat dersi alıp Türkiye’ye döneceğim. O çok özlediğim vatan toprağını öpeceğim doyasıya. Doyasıya havasını koklayacağım.

    Diğer sevindiğim şey ise sınavlarımda iyi başarı elde etmiş olmam. Sizlere ve milletime layık bir evlat olabilmeyi başardım. Bu o kadar güzel bir duygu ki! Bir dönem boyunca hep sizleri ve ülkemi düşünerek derslere devam ettim. Gecelerimi hep çalışarak geçirdim. Burada, ülkemi temsil ettiğimi hiç unutmadım. Bazen dinlendim ama çok kısa. Sadece tarihi yerleri ziyaret ettim. Bilgimi artırmaya çalıştım.

    Sınavlar açıklandığında Fransız arkadaşlarımdan bile iyi not aldığımı duyduğumda havalara uçtum. Hani annem, tarlada pamuk çapalarken sana söz verirdim ya, sana layık bir çocuk olacağım diye. O sözümü tuttum annem. Sana, nineme, yaşlı teyzelerime verdiğim sözü tuttum. Alnınız ak ve başınız dik olsun.

    Sınavlarda sevindiğim bir başka nokta, Türkiye’deki okulumda da iyi bir eğitim almış olmam. Matematik öğretmenim ile Türkçe öğretmenimin çabaları boşa gitmedi. Sadece başka bir dilde eğitime katıldım. Ama ülkemde verilen eğitimin çok güzel ve kaliteli eğitim olduğunu fark ettim. Keşke Türkiye’deki arkadaşlarım da öğretmenlerinin ve okullarının kıymetini bilseler. Daha büyük başarılara ulaşacaklar. Tek şartla ki, kendilerine inanmalı ve güvenmeliler. Öğretmenlerinin kendilerini başarıya ulaştıracaklarına inanmalılar...

    Canım ailem, bu bir ay nasıl geçer bilemiyorum ama yakında sizin yanınızda olmanın sevinciyle mektubuma son veriyorum. Köydeki herkese selam ederim.

    Oğlunuz Ahmet...

    ************************************************** **************************************************

    Sevgili Anneciğim,Babacığım,

    Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:

    Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. sizin çocuğunz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.
    Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunlarda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?

    Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.

    Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.

    Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. "Ben senin yaşında iken..." diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.
    Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni korkutup sindirerek suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın.

    Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.
    Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin; hiç değilse çabamı övün. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım.

    Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın; bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin.Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim.

    Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.

    Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin de çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.

    Benden "Örnek çocuk" olmamı istemezseniz ben de sizden örnek ana-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız yeter.
    Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.

    Sevgiler
    Çocuğunuz

    ************************************************** **************************************************

    Anne Babama Mektup Ben Gencim
    Ben gencim, bana bir şeyler oluyor. Boyum büyüyor, gelişiyorum, boyumun büyüdüğü tepeden bakınca her şey değişik görünüyor. Kabıma sığmamaya başladım. Duygularım boyumdan da hızlı büyüyor, dur durak bilmeden koşuyor ve daldan dala konuyor.'Babam annem çok cahil, kimse bir şey bilmiyor ve ben aslında çok şey biliyorum oysa kimse beni dinlemiyor ve anlamıyor' gibi geliyor bana.

    Ben gencim, evet kabıma sığamıyorum, kendime yeni bir duruş, yeni bir tarz oluşturma ihtiyacındayım. Evde duramıyorum. Arkadaşlarım benim her şeyimmiş gibi geliyor. Onlarla gece gündüz otursam, konuşsak, hayal kursak, çocuklar gibi koşup zıplasak ve kimse bana karışmasa istiyorum. 'Boyun büyüdü, koca adam oldun' diyorlar bana, oysa içimdeki çocuk hâlâ at koşturuyor. Tabi ki boyum kadar olgunlaşacağım fakat zamanla.

    Siz büyükler ne kadar sabırsız ve acelecisiniz farkındamısınız? Söylediğiniz her şey ters geliyor bana, ne zaman itiraz penceresinden uzansa cümlelerim, tenkit ve azarlama soğuğunda kırağı çalıyor filizlerimi. 'Sen de kimsin ki, nasıl büyüklerinle böyle konuşursun.' deyip susturuyorsunuz. Oysa siz büyükler onaylamadığınız bir durumla karşılaştığınızda, 'Aman incinmesin' ya da 'ayıp olur' veya 'el ne der' diye, çoğunlukla susuyor, yüzlerine karşı onaylıyor daha sonra da, ya arkalarından konuşuyor veya içinize atıp, bir süre sonra patlayacak kadar biriktiriyorsunuz.

    Ben ise şimdi yanlış olsa bile sizinle açık açık konuşmak istiyorum fakat bu seferde beni dinlemeye tahammül edemiyor ve beni hemen susturuyorsunuz. Şimdi size soruyorum, nasıl doğru konuşulur, nasıl itiraz edilir, ne zaman ve nasıl hakkımı koruyabilirim? Bunu bana siz öğretmezseniz kim öğretecek? Beni sürekli susturur ve bastırırsanız bende size benzerim, ve fakat size benzemek istediğimi kim söyledi?

    Ben gencim, bırakın itiraz edeyim, bırakın eleştireyim, biraz idare edin ne olur? Çalkalanıyorum hayat denizinin dalgalarında. Nasıl olursam kendim olurum bilmiyorum. Sürekli itirazları bastırılanlar, hayatta da itiraz etmeyi unutuyor, kendinize bakın beni daha iyi anlarsınız. Şimdi itirazlarım anlamsız olabilir fakat zamanla bu da oturacak. Bazen saçmaladığımın farkındayım fakat engel olamıyorum. Bazen duymazdan, bazen görmezden geliverin, bazen susuverin ne olur?

    Ben gencim, nasıl durursam, nasıl bakarsam daha alımlı, daha güzel ya da yakışıklı olurum bilmiyorum, deniyorum. Diken gibi saçlarla ilgi toplar mıyım acaba. Ya da bende nasıl duruyor şöyle bol, düşecek gibi duran pantolonlar. Bunların hepsi bana yabancı ve zor geliyor aslında, fakat arkadaşlarımdan ayrı düşmek ve onlardan farklı olmak istemiyorum. Her yaptıkları bana güzel geliyor, onlar gibi olmazsam bana ilgi göstermezler ve yanlarında küçük düşerim, belki de dışlarlar diye korkuyorum. Onlara benzediğimde kendimi daha güçlü ve güvenli hissediyorum.

    Ben gencim, anne babacığım beni bu halimle sevmenizi o kadar çok istiyorum ki. Ne olur azıcık geç kalsam, ne olur ben de yetişkin gibi muamele görsem, ne olur eve girer girmez eleştiri okları üzerime yağmasa ve gönlüm yaralanmasa. Eve girdiğimde asık yüzlerinizle karşılaşmak bazen bir kâbus gibi beni korkutuyor.

    Ben gencim, tamam siz de anne-babasınız, elbette sınır koyacaksınız ve benim bilmediğim tehlikelere karşı beni uyaracaksınız fakat sizi dinleyebilmem ve görebilmem için benim seviyemde ve benim kulvarımda bulunup elimden tutmalı ve sevgiyle gözlerime bakmalısınız. Hiçbir şeyimi ve hiçbir yaptığımı beğenmeyince, kendimi işe yaramaz ve değersiz birisi gibi hissediyorum. O zamanda kendime güvenim azalıyor, moralim bozuluyor ve gerginleşiyorum.Nadiren söylediğiniz o 'seni elbette seviyoruz' sözü ise yakınımdan bile geçmiyor, çünkü yakınlarımda bana sürekli iğne gibi batan ve sizden uzaklaştıran tenkit edici, aşağılayıcı sözleriniz var.

    Ben gencim, hayata, kendime ait pencereden bakmak istiyorum. Sizin pencerenizden bakmamı istemeyin benden. Tamamen başı boş bırakmanız da işime gelmez. Sevin, koruyun fakat o koruma ipini boynumdan çıkarın ki beni boğmasın. Beni sürekli korumanıza, benim adıma düşünmenize değil, benim düşünmemi sağlamanıza ihtiyacım var. Bazen öyle oluyor ki, o tenkitlerinizi ve aşağılayan cümlelerinizi duymamak için eve bile gelmek istemiyorum. Size hep karşı çıkıyor ve hiçbir şeyi kabul etmiyor gibi görünsem de, içimde size karşı çok büyük sevgi ve ihtiyaç var. Sizin şartsız sevgi ve güveniniz benim sıçrama tahtam gibi. Siz benim gerçeği görmemi şefkatli sözlerle sağlayın ve bana şartsız saygı duyun ve zaman tanıyın.

    Bana verdiğiniz bütün o güzel sözlerin hepsi zihnimde fakat ben daha iç dünyamın dalgalanmasını durduramadığım için sanki hiç söylenmemiş ve beni etkilememiş gibi görünüyor olabilir. Siz bu şaşırtıcı görüntüye inanmayın. Hiçbirinin boşa gitmediğini göreceksiniz. Yeter ki, ben dalgalarla boğuşurken elimi bırakmayın. Sizden koparsam ya boğulur giderim ya da başka sahillerde gözümü açabilirim.

    Ben gencim, duygularımı ve aklımı siz beslemezseniz, ben başka beslenme kaynağı bulmak zorunda kalabilirim. Benim odama, giysilerime karışmayın. Sadece olması gerekeni söyleyin bırakın. Ben evime içim rahat olarak rahat gidip gelebilmeliyim. Beni hep seveceğinizi ve hiç yalnız bırakmayacağınızı bilmeme her zamankinden çok ihtiyacım var.Hele arkadaşlarımı hiç eleştirmeyin. Onlar benim en önemli desteğim. Onlarsız kalırsam yıkılırım. Ufak tefek yanlışlarıma göz yumun. Mükemmeliyetçi olduğunuzda, hiç beğenmeyip daha iyisini yapmamı beklediğinizde ümitsizliğe düşer, hiçten her şeyi bırakabilirim.

    İçimde çok git gel ler yaşıyorum. Neyi istediğimi, neyi sevdiğimi, hangisinin doğru olduğunu çoğu zaman karıştırıyorum. Düşünmeye ve bulmaya ihtiyacım. Bu zamana kadar ki bana verdiklerinizle hareket ediyor zihnim. Daha çok kavgalarınız ve eleştirileriniz kalıcı olmuş. Siz huzurlu ve mutlu olduğunuzda kendimi çok daha güçlü ve zorluklarla mücadele edebilecek yetenekte görüyorum. Siz kavga edip huzursuzluk yaşadığınızda, ayağımın altındaki zemin kayıyor gibi hissediyorum.

    Ben gencim, yüzümdeki bir sivilce beni allak bullak ettiğinde ve ayna ile sıkı fıkı olduğumda o beni küçümsemeniz ve anlamamanız var ya, çok canımı acıtıyor. Odamdaki resimler ve dağınıklık korkutmasın sizi. Kafamın içi dağınık da ondan böyle. Siz aslında arada sırada benim size yaklaştığımı ve şirinleştiğimi fark edemeyecek kadar yanlışlarıma takılısınız. O dönemlerimi bir yakalayabilseniz ve beni anlamaya çalışsanız, iki taraf da çok mutlu olabilir inanın.

    Ben gencim, arkadaşlarımla tanışın, eve çağırın ve onları benim gözlerimle görmeye çalışın, nasihatleri hiç dinlemediğimizi gördüğünüz halde, devam etmenize şaşırıyorum. Elâlemin sözüne çok bakıyorsunuz. 'aaaaaa çok yüz veriyorsun, bu kıyafette ne böyle?sizin delikanlı saçlarını mı uzatmış öyle ya da kızınızın üstündekilerde ne öyle, ne olacak, zamane çocukları, bana göre hiç yakışmamış. Şimdiden bu kadar yüz verirseniz daha sonra hiç başa çıkamazsınız.' gibi sözler sizi ne çabuk etkiliyor? Onları dinlediğiniz kadar beni dinleseniz daha kolay anlaşırız. Alınmayın ama anne-babacığım, hiç benim sorunlarım ve ihtiyaçlarım hakkında kitap okudunuz mu? Hayır ya da evet derken neye göre diyorsunuz? 'Acaba biz nasıl davranırsak doğru olur' sorusu var mı zihninizde? Eğer yoksa Allah iki tarafında yardımcısı olsun, demek ki daha çok düşüp kalkacağız ve çok yara alacağız. Çünkü, 'Bilmeyen el hüner üretmez.' demiş büyükler. Bildiklerinin ve yaptıklarının tamamının doğru olduğunu düşünmek kadar tehlikeli bir şey yoktur.

    Ben gencim, bir gün öfkemin rengi gözlerime vurduğunda, 'Sizden nefret ediyorum, bu evde yaşanmaz' deyip kapıyı çarpıp çıktığımda, bunu söyleyen dilim ve giden sadece bedenim, kalbim ise sizin yanınızda atıyor olacak inanın. Ben sağa sola zikzaklar çizerken kimi zaman dibe çökersem, iyi arkadaşlar, verdiğiniz güven ve sabrınız, benim en iyi ilacım olacaktır. Unutmayın, kanımın deli deli aktığı bu zamanlarda beni idare etmenize ihtiyacım var.

    Ben gencim, taktire, teşekküre ve azda olsa başardığım şeyleri bilmeye hava kadar ihtiyacım var. Siz benim yanımda mısınız karşımda mısınız, sözlerinizin renginden ve gözlerinizin mesajından derhal anlaşılıyor. Yanımda olmanız size olan bağlılığımı artırıyor. Nereye güçlü bir bağ ile bağlansam, orada kalmaya müsaitim. Ben size bağlanmak ve sizinle kalmak istiyorum. Bana bu fırsatı verin olurmu?

    Ben gencim, bazen sizinle ve akrabalarımla birlikte görünmek bile istemiyorum. Bu geçici, ne olur beni anlayın. Sizin yapamadıklarınızı yapmam ya da yaptığınız yanlışları yapmamam için gözünüzün üzerimde olması beni boğuyor. 'Yapma yapma' diye sürekli söylediğiniz şeyler daha kalıcı oluyor, farkında değilsiniz. Benim yapmamam gerekenlerden ziyade yapmam gerekenleri bilmeye ihtiyacım var. Beni kendinizle ve başkalarıyla mukayese ediyorsunuz, ben de sizi başka anne babalarla mukayese etsem hoşunuza gidermi?

    Ben gencim, sanki siz her yaptığınızı doğru görüyor ve hiç beni kale almıyor, adam yerine koymuyorsunuz gibi hissediyorum. Bu da benim size yakınlaşmamı engelliyor.

    Biliyorum geçecek bu zikzaklar, her gecenin sabahının olduğundan, her fırtınanın durulduğundan ve her kışın bir baharının olduğundan biliyorum. Kuşluk vakti yakın anne ve babacığım. Az daha sabır lütfen, beni olgunlaştıracak kontrollü serbestlik ve değerlerinizi gün ışığı niyetine bekliyorum. Sizi seven ve anlayan ve fakat daha çok da anlaşılmayı bekleyen genç bir çocuğunuz var, zor da olsa realitemiz bu.

    Ben gencim, her şeye rağmen siz dünyanın en iyi anne babalarısınız. Bizlere rağmen gene iyisiniz, sizleri çok seviyorum. Yakında fazlasıyla geri ödeme yapmak kaydıyla gönül hesabıma karşılıksız saygı, güven ve sevgi yatırılmasını acilen talep ediyorum. Sizi ömür boyu gönlünde yaşatacak, baş tacı yapacak, sözlerinizi dinleyecek, sizinle ilgilenecek ve fakat kumandasını size asla vermeyecek olan ve duanıza muhtaç genç çocuğunuz


    derleme ve alıntıdır..

     

     

    AĞRAZ - 11.10.2012 - 13:46



Benzer Konular

  1. Aileye karşı sorumluluklar
    Konuyu Açan: Kayıtsız Üye, Forum: Soru - Cevap.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 18.12.2012, 13:37
  2. Şehitlere Mektup Kompozisyon Örnekleri
    Konuyu Açan: Ay Kız, Forum: İlköğretim.
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj : 14.05.2012, 10:08
  3. Anneye Mektup - Anneme Mektup Şiir Örnekleri
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Videolar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 24.03.2011, 13:31
  4. Mektup -Mektup Çeşitleri- Mektup Nasıl Yazılır
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Genel Konular.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 19.11.2009, 11:01
  5. İyi bir aileye bedava
    Konuyu Açan: tarbal, Forum: Ilginç Ve Komik Resimler.
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj : 05.10.2005, 13:48

copyright

Soru Cevap