Anlatımın ve Anlatıcının Amacı

  1. anlatımın özellikleri - anlatıcının özellikleri - anlatımda nelerden yararlanılır - betimleyici anlatım

    Niçin yazdığımızı, amacımızı kesinlikle belirlemeliyiz.
    Amacımız yazımızda bir haberi, bir bilgiyi okuyanlara iletme, onların sorularını cevaplama olabilir. Kimi zaman da bizi yazmaya götüren amaç onların davranışlarını değiştirmektir. Kısacası yazma amacımızın yazma öncesinde belleğimizde netleşmesidir. Bunlar; bilgilendirme, öğretme, kanıları değiştirme ve izlenim kazandırma olabilir.
    Yazıyı hazırlayış amacıyla anlatım biçimleri arasında sıkı bir ilişki ve etkileşim vardır.
    Bilgilendirme amacıyla yazdığımız yazılarda amacımızı içeren cümleye amaç cümlesi diyoruz. Amacımızı ve cümlemizi belirleme yazmaya başlamadan önce atacağımız ikinci adımdır.
    Seçeceğiniz bir metnin amaç cümlesini yazabilir misiniz?

    Söyleyeceklerimizi Tespit Etme:
    Bir konu üzerinde yazı yazabilmek için seçtiğimiz konuda mutlaka söyleyecek sözümüzün, bilgimizin bulunması gerekir. Bunun için de konumuzla ilgili kaynakları araştırıp nelerden yararlanabileceğimizi tespit etmemiz gerekir. Bütün başvuru eserleri (ansiklopediler, sözlükler, kataloglar, dizinler, kitaplar, gazeteler, incelemeler) birer kaynaktır. Ayrıca seçtiğimiz konuya göre bitkilerin, hayvanların, eşyaların, kalıntıların çalışmamıza katkıları olacaktır. Bilgi ve veri toplarken belleğimize çok güvenmemeli, not alma yöntemini benimsemeliyiz. Bu amaçla not alma kartları ya da fişlerini rahatlıkla kullanabiliriz.

    Yazının İskeletini Oluşturma:
    Yazılar genellikle üç bölümden oluşurlar. Bunlar giriş, gelişme ve sonuç bölümleridir. Giriş, konunun sergilendiği bölüm olup bir ya da daha çok paragraf olabilir. Gelişme bölümü girişte öne sürülen, ortaya konan sorunun, düşüncenin açımlanarak geliştirildiği bölümdür. Bu yönüyle yazdığımız yazının gövdesini oluşturur. Sonuç bölümü ise yazının bir sonuca bağlandığı paragraf ya da paragraflara verilen addır.

    Yazıya başlamadan önce plan yapmamız gerekir. Planlama; giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinde neleri nasıl bir sırayla vereceğimizi kararlaştırmaktır. Bu aşamada aşağıdaki sorulardan yararlanabilirsiniz:
    Yazıya nasıl bir girişle başlamalıyım?
    Yapacağım giriş ilgi çekici ve konuyu yeterince sergileyici bir özellik taşıyor mu?
    Girişte söylediklerimi açmak ve geliştirmek için düşüncelerimi nasıl bir sıralama içinde anlatacağım?
    Yazımın sonuç bölümü nasıl olacak?
    Yazımı sonuçlandırırken bir özet yapacak mıyım?
    Bu soruları göz önünde tutarak yapacağınız planı kâğıt üzerinde yazılı olarak da şekillendirebilirsiniz.

    Yazmaya Başlama:
    Konumuzu seçtik, sınırlandırdık, amacımızı belirledik, neler söyleyeceğimizi bulduk ve bunların hepsini nasıl bir düzenleme içinde vereceğimizi kararlaştırdık. Sıra bütün bunları yazıya dönüştürmeye geldi. Güç bir iş olan yazma işinin kesinlikle bilincinde olarak hareket etmeliyiz. Acele etmemeli, sabırlı ve dikkatli olmalıyız. Yazıya girişimiz nasıl olmalı ya da düşündüğümüzden çok farklı bir girişle mi yazıya başlamalıyız?

    Soruyla Giriş Yapma:
    Okuyucuyu yazının içine çekmek, düşündürmek, yönlendirmek amacıyla sıradan, bilinen bir giriş yerine sorulara dayalı bir giriş yapabiliriz. Aşağıdaki sorulara dayalı giriş metnine bir göz atalım:
    “-Neymiş hümanizma?
    -Hümanizma, insanın kendine örnek seçtiği bir insanda bütün insanlığı görerek, bularak, severek, insanlığı insanlık yolunda daha ileri götürecek işler yapmasıdır.
    -A dostum, gene çok kesin, keskin bir tanımlama yaptın... Haydi insanlığı insanlık yolunda daha ileri götürmeye peki diyelim, ama bir insanda bütün insanlığı görmek, bulmak, sevmek ne demek? İlle de bir insanı mı seveceksin insancıl olmak için? Belli bir insanı değil de bütün insanlığı sevsen daha doğru olmaz mı?
    -Olmaz; bulanık, dağınık, esnek bir sevgi olur, bulutlarda kalır. İnsanı bir ahlak disiplinine götürmez, insana kendi kendini aşıp yapıcı olmak fırsatını vermez.”
    Azra Erhat,
    Dost
    Örnek, sorulara dayalı bir giriş türüdür. Yazar sorularıyla bizi yazdığı konunun içine çekip düşündürüyor, yönlendiriyor. Sorulara dayalı bu tür bir giriş yazımıza ilgiyi daha çok çekecektir.


    Betimlemelerden (Tasvirlerden) Yararlanma:
    Etkili yollardan bir tanesi de yazıların girişine betimlemelerden yararlanarak başlamaktır. Bir bakıma sözcüklerle resim yapma sayılan betimleme okurun gözünde bir görüntü, bir fotoğraf oluşturur. Aşağıdaki betimleme örneğini bu açıdan değerlendirebiliriz:

    “Ayaklarım ağırlaştı birden. Toprak yola girmiştim. Sarıkum’un killi toprağı gene tabanımın altında birikiyor, boynumu uzatıyor, beni sallana sendeleye, sancılı sancılı yürütüyordu. Fenere giden yoldaydım şimdi; az kalmıştı köyden çıkmama. Aklımdan, köy diye geçirmeme güldüm sonra. Köy değil, insan bucak bile derken düşünürdü artık herhâlde. Fener uzaktan göründü. O zaman, otelden çıkalıberi ilk olarak başımı kaldırıp bakmış olduğumun farkına vardım. Deniz turuncu bir ışıltı içinde akıyordu. Yumuşamış gibi duran fener, göğün yarısı turuncu, yarısı belirsiz bir maviyle kurşuninin arasında gidip gelen yumuşaklığına, bir başparmağın hafif bir bastırmasıyla gömülmüştü. Dolaylarında her zamanki gibi sarı uğultulu buğdaylar eğilip bükülüyordu. Daracık yoldan buğday tarlalarının arkasındaki çayırlara doğru yürüdüm. Feneri değil evimizi görmek istiyordum. Gene de dolaşa dolaşa gidecektim ama.Çayırlar sapsarı, kuru, sap sap sırıtan arpalarla, pisipisilerle kaplıydı her z a m a n k i gibi.Tren yoluna kadar uzanacak, oradan gidecektim evimize; eskiden de gittiğim yoldan. Güneşte pişen çayırların önündeki beyaz yağlı boyalı, serin evi görecektim...”
    Bilge Karasu


    Bir Alıntıyla Girme:

    Giriş paragrafında okuyucunun dikkatini çekmenin bir yolu da yazıya bir alıntıyla başlamaktır. Yapacağımız alıntı üzerinde duracağımız konuyla ilgili bir özdeyiş, atasözü, yazacağımız konuda tanınmış bir kişinin sözü ile paragrafa başlamaktır. Örneğin yazımızda bir yolculuğu, gurbeti anlatacaksak Faruk Nafiz Çamlıbel’in ünlü Han Duvarları şiirinin giriş bölümüyle başlayabiliriz:
    “Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç sakladı,
    Bir dakika araba yerinde durakladı
    Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
    Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...

    Bir Hikâyeden Yararlanma:

    Giriş paragraflarında ilgi çekmenin yollarından biri de bir hikâyeden yararlanma yöntemidir:
    “Sınavların yapıldığı okul karşı yöne düşüyordu. Yeniden geçtiler caddeyi, ürke ürke. Arka sokaktan yürüdüler. Yüksek bir duvarın yanındaki kapıda durdular. Okulun öğrenci giriş kapısıydı bu. İçeriden uğultular geliyordu. Yağmur taş duvarların arasından çıkan aykırı yeşillikleri parlatmıştı.
    Parasız Yatılı
    -Bizden de erken gelenler olmuş. Geç meç kalmış olmayalım?
    Hademe giyimli bir kadın onlara doğru yürüdü, taşlı yoldan. Bezgin, alışık bakışlarıyla anne, kızın üstünden dışarıda bir şeye bakıyordu.
    Anne saygılı sordu:
    -Geciktik mi acaba? Çocukların çoğu gelmiş.
    Hademe kadın ilgisiz.
    -Parasız yatılı imtihanının çocukları hep erken gelir. Hiç gecikmezler.
    Çocuk annesinden ayrıldı. Kıyısı duvarlı taş yolda yürümeye başladı. Hademe kadın, görmedikleri bir iskemleyi, görmedikleri bir çatının oraya çekip oturmuş, yün örmeye başlamıştı.
    Çocuk dönemeçte arkasına baktı. Dış kapıdan annesi yağmurun altında
    gülümseyerek duruyordu. Füruzan

    Paragraf Yapma:
    Paragraf yapma ve her türlü düşünceyi bir paragrafta işleyip geliştirme oldukça önemlidir. Birçok düşünceyi tek bir paragrafa yerleştirme, tek düşünceyi birden çok paragrafta anlatma yanlışından uzak durmalıyız. Çünkü paragraf bir düşünce biriminin simgesidir.
    “Vatanseverlik özverisiyle titizlik bir arda toplanmıştı. 8 Mayıs 1912’de Ayn Mansur’dan Selanik’teki arkadaşı Salih’e (Bozok) gönderdiği mektupta Mustafa Kemal şöyle yazmıştı. ‘Bu gece Derne kuvvetlerimizin bütün kumandanları, zabitleri ile bir müsamere yapılmıştır... Bu güzel kalpli, kahraman bakışlı arkadaşlarımın, bu küçük rütbeli fakat düşmanı titreten büyük kumandanların samimi nazarlarında vatan için ölmek iştiyakını (arzusunu) okuyordum. Bu tetebbu dimağımda sizin, bütün Makedonya muhitinde tanıdığım arkadaşların, bütün ordumuzun kahraman evlatlarının hatırasını canlandırdı. Ve arkadaşlarıma dedim: Vatan mutlaka selamet bulacak. Millet mutlaka mesut olacaktır. Çünkü kendi selametini, kendi saadetini memleketin ve milletin selamet ve saadeti için feda edebilen vatan evlatları çoktur.”
    Andrew Mango,
    Atatürk

    Tanık Gösterme:
    Öne sürülen bir düşünce ya da sav, o alanda tanınmış bir kimsenin tanıklığına başvurularak geliştirilebilir. Alıntıladığımız cümleleri tırnak içinde gösterebiliriz. Bunu yazımızın bütün paragraflarında yapabiliriz:
    “Ortaoyunlarındaki ‘tekerlemelerin, Karagöz oyunlarındaki ‘muhavereler’ gibi oyunların konuları ile ilgisi yoktur; bunlar Kavuklu’nun söz ustalığını göstermeye yarayan bağımsız parçalardır. Tekerlemelerin kesin sayısı belli değildir. Ahmet Rasim, bir yazısında, Kavuklu Hamdi’de 19 tekerleme bulunduğunu; başka bir yazısında da bunların sayısının 20’yi, 30’u geçmediğini yazmıştır. Musahipzade Celal ise, bunların ‘50’yi mütecaviz’ olduğunu bildirir. Selim Nüzhet Gerçek, ‘ortaoyununda sık sık dinlenilen tekerlemelerin’ 28 tanesinin adlarını vermiştir.”
    Cevdet Kudret



    alıntı

     

     

    BiR-DOST - 21.11.2010 - 03:46



Benzer Konular

  1. Yazılı Anlatımın Evreleri
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: AÖF Açık Öğretim.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 26.11.2012, 02:35
  2. Anlatımın Ögeleri
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Edebiyat.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 13.10.2011, 02:53
  3. Anlatımda Anlatıcının Tavrı
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Lise.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 21.11.2010, 03:54
  4. Anlatımın Temel Nitelikleri
    Konuyu Açan: Şayeste, Forum: Edebiyat.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07.10.2009, 14:15
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07.10.2009, 12:16

copyright

Soru Cevap

grafimx