Danişmendname Özellikleri- Danişmendname Hakkinda Bilgi

  1. Danişmendname'nin Özellikleri - Danişmendname Nedir - Danişmendname ve Battalname Hakkinda



    Danişmendname Anadolu’nun Müslüman-Türklerin Hakimiyetine Girmesi Hakkında Yazılmış Halk Destanı. Danişmend Gazi Ve Melik Gazi’nin Kahramanlıklarını, Gazalarını Anlatan, Battalname Tarzında Yazılmış Olan Danişmendname’nin Ne Zaman Ve Kimin Tarafından Yazıldığı Kesin Olarak Bilinmemektedir.
    Eser İlkönce Anadolu Selçuklu Sultanı İkinci İzzeddin Keykavus’un Emriyle İbn-i Ala Tarafından Derlendi. İbn-i Ala Halk Arasındaki Rivayetlerin Doğrularını Toplayıp, Danişmendname’yi Yazdı. Hikaye Edilen Vak’alarla Adı Geçen Kahramanların Tarihten Alınmış Olması Ve Coğrafi İsimlerin Anadolu’ya Uygunluğu, Eserin Türk Edebiyatında Uzun Süre Tarih Kitabı Gibi Kabul Edilmesine Sebeb Oldu. Osmanlı Hükümdarı Sultan İkinci Murad’ın Emriyle Tokat Dizdarı Arif Ali, Danişmendname’yi Türkçe Olarak Aralarında Manzum Parçaların Da Bulunduğu Bir Nesir Diliyle 17 Bölüm Halinde Yazdı.
    Danişmendname’nin Konusu Özetle Şöyledir: Peygamber Efendimizin Hicretinden 360 Sene Sonra, Battal Gazinin Torunlarından Melik Ahmed Danişmend, Halifeden İzin Alarak, Birçok Beyle Birlikte Anadolu’da Fetihlere Başlar. Uzun Bir Zamandır Harab Olan Sivas’ı Mamur Hale Getirerek Buraya Yerleşir. Burada Mücahidleri İkiye Ayırır. Turasan İdaresindeki Mücahidler İstanbul Üzerine Giderler. Fakat Alemdağ Önlerinde Şehid Olurlar. Melik Ahmed Danişmend İse Sivas’tan Karadeniz’e Kadar Olan Bölgeyi Fethetmeyi Kararlaştırır. Artuhi İsminde Bir Hıristiyanın Müslüman Olmasına Vesile Olur Ve Onu Yanından Ayırmaz. Tokat, Zile, Amasya, Çorum Ve Niksar Bölgelerini Fethederek Halkı Müslüman Olmaya Davet Eder.
    Halkın Büyük Bir Kısmı İslamiyeti Seve Seve Kabul Eder. Ancak Bir Müddet Sonra Niksarlılar Dinden Çıkarak Bölgedeki Birçok Müslümanı **dürürler. Danişmend Gazi, Niksar’ı Tekrar Alarak Canik’e Doğru Yola Çıkar. Fakat Yolda Pusuya Düşürülerek Şehid Edilir. Vasiyeti Üzerine Niksar Kalesi Karşısında Bir Yere Defnedilir.
    danişmend Gazinin Şehid Edilmesinden Sonra Hıristiyanlar Kaybettikleri Yerleri Tekrar Alırlar. Danişmend Gazinin Oğlu Melik Gazi Bağdat’a Giderek Halifenin Huzuruna Çıkar. Babasının Fethettiği Yerleri Hıristiyanlardan Tekrar Alır. Niksar’a Babasının Mezarının Üzerine Bir Türbe Yaptırır. Melik Gazinin Fetihlerini Anadolu Selçukluları Hakimiyetine Bağlayan Destanda Olaylar Birbiri Arkasına Devam Ettirilerek Anlatılır.
    battalname’nin Bir Devamı Olarak Kabul Edilen Bu Eserde Münacaatlar, Allah’a Sığınıp Yardım Dilekleri, Hızır Aleyhisselamın Görünüp Yaraları İyileştirmesi, Bazı Hıristiyanların Rüyalarında Peygamber Efendimizi Görerek Müslüman Olmaları, Kimi Hıristiyan Kızlarının Mücahidlerle Evlenmeleri Gibi Dini Motifler Yanında Tarihi Ve Efsanevi Unsurlar Da Çoktur. Eserin Son Bölümü Bir Sonsözden İbarettir. Yazar Burada Dünyanın Faniliğinden Bahsederken Dini Ve Ahlaki Nasihatler Verir. Danişmendname’de Tarihi, Masallaştıran Ve Pek Çok Vak’a İçin Yanında Tarihe Işık Tutan Parçalar Da Vardır. Eserde Gazalara Kimlerin Hangi Sıra İle Katıldıkları Belirtilmekte, Özellikle Başı Açık, Yalın Ayak Harb Eden Dervişlerin Küffar İle Yapılacak Gazaya Yürüyüşleri Hakkında Bilgi Verilmektedir.
    Danişmendname’nin Kahramanı Olan Melik Danişmend Gazi, Battal Gaziye Benzeyen Bir Kişi Olup, Bilgili, Dindar Ve Usta Bir Kumandandır. Bir Kılıç Darbesiyle, Düşman Askerinin Başını Ve Vücudunu Oturduğu Atın Eğer Kayışına Kadar İkiye Böler. Muharebe Esnasında Attığı Naralarla Koca Bir Orduyu Dağıtır.
    Halk Şairleri Tarafından Bu Tür Eserlerin Nazmında Çok Kullanılan “mefailün Mefailün Faulün” Vezninde Ve O Devir Halkının Kolay Anlayabileceği Dille Söylemiş Ve Yazılmış Olan Danişmendname, Tarihçiler İçin Kaynak Eserlerden Sayılmıştır. Osmanlı Tarihçileri Devirlerinin Tarih Zevkine Uygun Buldukları Bu Eserden Bir Tarih Kaynağı Olarak Faydalandılar. On Beşinci Yüzyılda Yaşayan Arif Ali Yazdığı Danişmendliler Tarihini Anlatan Mirkat-ül-cihad Adlı Eserinde Danişmendname’den Çok Faydalandı. Anadolu’da Birçok Yazması Bulunan Eserin Bir Nüshası Da Paris Milli Kütüphanesindedir. İstanbul’da Millet Kütüphanesi Ali Emiri Bölümü İle Belediye (inkılap) Kütüphanesi Muallim Cevdet Bölümü Nde Birer Nüshası Daha Vardır. Eser, 1960 Senesinde Batı Dillerine Tercüme Edilerek La Geste De Melik Danişmend, Etude Critique Danişmendname Adı Altında Yayınlandı. Eser Üzerinde Son İlmi Çalışma İréne Melikof Tarafından Yapılmış Ve La Geste Melik Danişmend Tome I, Edition Critique Tome Iı Adı İle İki Cilt Halinde Yayımlanmıştır.
    seyyid Battal Gazi Ve Seyyid Gazi Tekkesi'nin
    Türk İslam İnanç Kültür Tarihinde Yeri
    Battal Gazi Büyük Bir Olasılıkla, Arap-emevi Yönetiminin Vııı. Yüzyılda Bizans'a Karşı Yürüttüğü Savaşlarda Ünlemiş Arap-islam Devleti'nin Komutanlarındandır. Yaşamı Destanlaşmıştır. Arap Ve Türk Destansal Halk Romanlarının Kahramanı Olmuştur. Türkler Arasında "battal Gazi", "seyyid Battal" Ve "seyyid Battal Gazi" Adlarıyla Bilinir. "hüseyin Gazi"nin Oğludur. Annesi "saide Hatun"dur. Eşi Amcasının Kızı "zeynep Hanım"dır. Annesi, Eşi Ve İki Oğlunun Mezarları Eski Malatya'dadır. İmam Hüseyin'in Soyundan Geldiği Ve "seyyid" Olduğu Savunulmaktadır. Battal Gazi'nin Tüm Yaşamı Anadolu'da Geçmiştir. Anadolulu'dur. Bu Nedenle Ulusal Bir Türk Kahramanı Kimliği Sergiler. 680'de Malatya'da Doğmuş, 740'da Eskişehir'de Antik Dönemde "nakoleia", Bizans Döneminde "mesiha", Türklerin Yerleştiği Dönemlerde "türkmen Köyü" Adlarını Taşıyan Bugünkü Seyidgazi İlçesi'nde **müş Ve Buradaki "üçler Tepesi" Denilen Yere Defin Edilmiştir. Mezarını, I. Alaeddin Keykubat'ın Annesi Ümmühan Sultan Keşfetmiş Ve Buraya Türbesi Yaptırılmıştır. Türbe, Giderek Bir Külliyeye Dönüşmüştür. Malatya, Kayseri Ve Eskişehir'de Makamları Vardır. Tarihsel Kişiliği Konusunda Değişik Görüşler Vardır. Kaynaklar Onu Farklı Adlarla Ve Farklı Biçimlerde Anarlar.
    a) Battal Gazi'nin Adı, Lakabı Ve Babası:
    Tarihçilerden Taberi, Mesudi, İbnü'1 Esir, İbn Kasir, Sibt Bin El- Cavzi Ve Ebü'1 Muhasin'lere Göre Adı "abdullah"tır. Lakabı "battal"dır. "kahraman" Anl***** Gelmektedir. Künyesi Übnü'1 Esir'e Göre "ebu Hüseyin", İbn Kesir, Zehebi, Sibt Ve Ahmet Rıfat'a Göre "ebu Yahya", Ebü'1 Muhasin'e Göreyse "ebu Muhammed"dir. "battal" Lakabı Bütün Kaynaklarda "abd Allah" Veya "abdullah" Adlarıyla Birlikte Yer Alır. Nitekim Taberi, Hayrettin El-zirkili, Yakubi Ve Vasilev'de "abdullah El-battal" Olarak Geçer. N. Araz Ve S. Arısoy "ebu Muhammed Cafer", "cafer" Ve "cafer Gazi" Adlarıyla Anarlar. George Jacop 1912'de Yayınladığı Eserinde Battal Gazi'nin Adını "cafer Bin Hüseyin Seyyid Gazi" Olarak Verir. İbnü'l Esir, Hüseyin Hüsameddin, M. Aslanbay "abdullah" Adı Ve "battal" Lakaplarını Memleketiyle Birlikte Kullanmışlardır. Bu Yazarlarda Battal Gazi'nin Adı "ebü'l Hüseyin Abdullah El-antaki"dir. Hasluck İle Şükrü Baba Memleketini De Alan Bu Ada "battal" Lakabını Da Eklerler. Bu Ad Hasluck'da "abdullah Ebü'l Hüseyin El-antaki El-battal", Şükrü Baba'da İse "ebü'l Hüseyin Abdullah El-battal El-antaki" Biçiminde Dile Getirilir. F. Köprülü, Battal Gazi İçin "ebu Muhammed Cafer Bin Sultan Hüseyin Bin Rebi Bin Abbas El-haşimi" Adını Kullanarak Onun Peygamber Soyuyla İlişkisini De Vurgulamış Olur. Taberi'ye Göre Babasının Adı "omar" Veya "amr"dır. Ayrıca Kaynaklar Babası İçin "hüseyin", (zirkili'ye Göre) "abdülmelik", (zehebi'ye Göre) "muhammed" Ve "ömer" Adlarını Da Kullanırlar. Battalnamelerde Babasının Adı "hüseyin B. Cafer B. Münzer B. Ömer B. Ali B. Hüseyin B. Ali B. Ebu Talip"dir. Tarihçi Hüseyin Hüsameddin İle Şükrü Baba Da Bu Adı Yeğlerler. Anadolu Alevi-bektaşi Geleneğinde Battal Gazi'nin Babasının Adı "hüseyin Gazi"dir. G. Jacop Da Bu Adı Verir.

    b) Battal Gazi'nin Kökeni, Soyu, Memleketi Ve Yaşadığı Dönem:
    Battal Gazi'nin Kökeni, Soyu Ve Doğum-ölüm Yerleri İle Yılları Tartışmalıdır. Ebü'l Muhasin Ve İbnü'l Esir'e Göre Battal Gazi "antakyalı", Sibt'e Göre İse "şamlı (dımışk)"dır. Arap Kökenlidir. İbnü'l Asakir'e Göre, Emeviler'in Özgürlüğünü Verdikleri Bir Köledir. Yani İranlı, Türk Gibi Arap Olmayan Topluluklardan Devlet Hizmetine Alınan "mevaliler"dendir Ve Arap Soylarından Değildir. İbnü'l Asakir'in Bu Kaydı Battal Gazi'nin Soyunun Belirlenmesi Konusunda Çok Önemlidir. Bu Görüş De Yine Ortaçağ'ın Önemli Tarihçilerinden İbnü'l Esir'den Kaynaklanmaktadır. İbnü'l Esir Battal Gazi'nin Soy Olarak Arap Olmayıp, Emevilere Bağlanmış Azatlı Bir Mevali (köle) Ailesinden Geldiğini Yazar. Bu Görüşü Prof. A. Y. Ocak Diyanet Vakfı'nın Yayınladığı İslam Ansiklopedisi'ndeki Yazısında Destekler. Kimi Kaynaklarda Malatya'da Doğduğu Belirtilir. Ama Eğer 740'larda Emeviler Döneminde **düyse Malatyalı Oluşu Kuşkulu Olmalıdır. Çünkü, Emeviler Döneminde Bu Yörelere Bir Arap Yerleşimi Olmamıştır. Köprülü De Malatya Doğumlu Oluşuna Kuşkuyla Bakmaktadır . Oysa, Evliya Çelebi, Jacop Ve Hammer "arap Seyyidi" Battal Gazi'nin Doğum Yerinin Malatya Olduğunu Yazarlar . Ahmet Rıfat, Battal Gazi'nin "antakyalı Bir Arap Emiri" Olduğunu Ve Melik Hişam Döneminde Anadolu'ya Akınlar Düzenlediğini Belirtir. "tarih-i Dımaşk"ta Battal Gazi'nin Antakya'da Oturduğunu, Mervanoğlu Abdülmelik Tarafından Şam Ve Cezirelilerin Reisliğiyle Görevlendirildiğini Yazar. Tarihçi Hüseyin Hüsametin, Hüseyin Soyundan Gösterilmesini, Emevilerin Hz. Hüseyin Evlatlarına Görev Ve Yetki Vermeyecekleri Düşüncesiyle İnandırıcı Bulmaz. A. Gölpınarlı Ve A. Y. Ocak Ali Soyundan Gösterilme Gibi "nesep Sahiplenme" Olaylarının Temelinde "menkıbevi Halk Kültürünün" Etkisi Olduğunu, Yoksa Bu Durumun Etnik Bakımdan Pek Bir Değer Taşımadığını Belirtirler Ve Battal Gazi'nin Arap Soyundan Gösterilmesine Kuşkuyla Yaklaşırlar.
    Battal Gazi'nin Türk Kökenliliğini Düşünenler De Vardır. Mehmet Önder Kaynak Göstermeden Bu Savı Savunur. Ona Göre, Battal Gazi Hz. Ali Soyundan Malatyalı Emir Hüseyin Gazi'nin Oğludur Ve "horasanlı Bir Türk"tür. Battal Gazi'ye İlişkin Nesepname/ Şecerelerin Hepsi Onu Hz. Hüseyin-hz. Ali Yoluyla Hz. Muhammed'e Kadar Ulaştırırlar. Bu Durum Doğallıkla Onu Arap Kökene Bağlar. Ne Var Ki, Bu Bağlılık Bir Yerde İnançtan Doğan Bir Geleneğin İfadesidir. Çoğu Kez Etniksel Olarak Bir Değer Taşımaz. Battal Gazi'nin Arap Olmadığı Düşüncesinde Olan Yazarlar Da Genellikle Bağlantının Bu Yanını Bilerek Kuşkuya Düşmüş Ve Battal Gazi'ye Başka Kökenler Aramışlardır. Halepli Mehmet İbni Ali Azimi'nin Eserinde Battal Gazi'yi "mesleme'nin Kölesi" Olarak Belirtmesi Prof. Mükrimin Halil Yınanç, Muhittin Aslanbay Ve İ. Alaeddin Gövsa Gibi Tarihçi Ve Edebiyat Tarihçilerini Battal Gazi'nin "türk Olduğu" Düşüncesine Götürmüştür. Battal Gazi'nin " Türklerin Bir Ulusal Kahramanı" Olduğu, "Anadolu'da Bir Halk Kahramanı" Olarak Ortaya Çıktığı Ve " Türk Oluşunda Kuşku Duyulamayacağı" Savunulmuştur. Bilindiği Gibi, Hazar Türkleri Emevi Topraklarında Faaliyet Sürdürmüşlerdir. İslamiyeti Kabul Etmiş Birçok Türk-emevi Yönetiminde Hıristiyanlarla Savaşmışlardır. Araştırmacıların Genel Kanısına Göre, Battal Gazi De Emevi Yönetimine Girmiş Ve Bu Savaşlarda Ünlenmiş Bir Türk Kahramanıdır. Taberi Ve Daha Birçok Kaynağın Gösterdiği Gibi, Battal Gazi Vııı. Yüzyılda Emeviler Döneminde Yaşamıştır. Gerçeğe Yakın Bilgi Budur. Taberi Ve İbnü'l Kesir **üm Tarihi Olarak 740 Yılını Verirler. Eskişehir'in Güneybatısında Seyitgazi Kasabasının Bulunduğu Antik Akroinon Yöresindeki Bir Savaşta Şehid Olmuştur. Mezarı Ve Türbesi Bugün Buradadır. Yani Seyitgazi İlçesindedir. Afyonkarahisar'daki Akronion'da **düğü Düşüncesi İse, Battal Gazi Menkıbelerinin Bir Afyonkarahisar Uyarlaması/ Türevi/ Versiyonudur. Battal Gazi Anadolu Türkleri Arasında Sevilip Sayılmış, Gazi-veli/ Alperen Kimliğiyle Yüceltilmiştir. Giderek Emevi Komutanı Battal Gazi Yerini, Heterodoks Türk Toplulukları Arasında Hz. Ali Soyundan Gelen Seyyid Battal Gazi'ye Bırakmıştır. Emevilerle Bağı Ve -varsa Araplığı- Unutulmuş, Türkleşmiştir. Alevi Toplulukları Onu "büyük Evliya"dan Saymış Ve "pirleri" Olarak Görmüşlerdir. Battal Gazi'nin Yaşamöyküsü Olan "battalname" Osmanlı Vakanamelerine De Malzeme Olmuştur. Müneccimbaşı, Gelibolulu Mustafa Ali, Fındıklı Süleyman Efendi Gibi Tarihçiler Ve Evliya Çelebi Gibi Yazarlar Battal Gazi Söylencelerini Tarihsel Olaylarmış Gibi Kullanmışlardır. Taberi'nin Tarihini Türkçe’ye Çeviren Osmanlı Yazarları, Aslında Olmamasına Karşın Türkçe Çevirisine Bol Bol Battal Gazi Menkıbeleri Katmışlardır. Bu Durumlar Battal Gazi'nin Türkleşmesinde Ve Bir Türk Kahramanı, Alpereni Görülmesinde Önemli Rol Oynamıştır. Doç. Yağmur Say'ın Bu Oluşumu Betimlemesi Konunun Özünü Yansıtması Açısından İlginçtir.
    "Battal Gazi, Arap Tarihi Ve Edebi Eserlerinde De Çizilen Bir Tipoloji Olsa Da, Türk Kültürünün Arap Edebi Eserlerinden Bu Tipolojiyi Almış Olması, Türk Kültürünün Devingen Yapısından Kaynaklanmaktadır. Türk'e Ait Tarihi Ve Edebi Eserlerinde Ve Yaşayan Kültüründe Battal Gazi, Anadolu Türk Halkının İdeal Bir Kimliğidir. Onu Gerçek Tarihsel Kimliğinden Ve Tarihsel Kayıtlardan Çok, Anadolu Kültürü Karakterize Etmektedir".
    Araştırmacı Harun Tolasa Battal Gazi'nin Bir Arap Komutanı, Yahut Araplar Arasında Yetişmiş Ve Giderek Araplaşmış Bir İslam Komutanı Olduğu Kanısındadır. Türk Sayılmasındaki Nedenin, Türk Halkının Hayal Ve Hatırasında Yalnızca Destansal-menkıbevi Açıdan Yaşayan Bir Kişilik Olmasından Kaynaklandığını Belirtir. Ayrıca Onun Soyca Türk Olmadığının Kesin Olduğunu Belirtir. Oysa A. A. Vasiliev, Onun Bir "islam Şampiyonu" Olmasının Yanı Sıra, "ulusal Bir Türk Kahramanı" Olduğunu Saptar. Mehmet Önder, Battal Gazi'nin "horasanlı Bir Türk Olduğu" Kanısındadır. Bu Görüşe Vehbi Cem Aşkun Da Katılır. Türklerle Emevilerin Yaptıkları Savaşların Birinde Emevilere Tutsak Düşen Bir Horasanlı Türk Olabileceğini Olası Görür. Battal Gazi Olayını İşleyen Mehmet Şimşir'le Yaşar Candemir Farklı Bir Görüş İleri Sürerler. Onlara Göre Battal Gazi Soyca Türktür. Yalnız, "araplaşmış Türklerden"dir. Yani "müsta'rip"tir. Sonradan Araplaşmıştır. Süleyman Ansoy Da Bu Görüşe Katılır. Battal Gazi'nin Sonradan Araplaştığı (müsta'rip), Soyunun Türk Olduğu, Kökeninin Hz. Muhammed'e Kadar Dayandırılmasının O Dönemlerin "arap Ve Acem Kültürü Takınma Modası"nın Bir Gereği Olduğunu, "seyyidlik"in Bir Soyluluk Sanı Olarak Kullanıldığını Belirtirler.
    Seyyid Battal Gazi Ve Külliyesi Üzerine Derli-toplu Bir Araştırma Yapan İlyas Küçükcan Battal Gazi'nin "Türk Olduğu" Ve "Anadolu'nun Türkleşmesi Gibi Bir Misyonla Yükümlülüğü" Savını Tarihsel Dayanaktan Yoksun Bulur. Yalnız, Müslümanlığı Kabul Etmiş Kimi Türk Gruplarının Arapların Anadolu Seferlerine Ve İstanbul Kuşatmalarına Katıldığı, Battal Gazi'nin De Bunlardan Biri Olabileceğini Olası Bulur. Anadolu Selçuklularının Yerleşme Siyasetleri İçerisinde Tarihsel Bir İşlev Yüklenen "seyyid Battal Gazi Destanı"nın Küçük Asya'da, Yani Anadolu'da Türkmenlerin Ulusal Destanı Haline Geldiğini De Belirterek Bir Gerçek Olguyu Dile Getirmiş Olur.
    Araştırmacı Gülağ Öz İmam Hüseyin Soyundan Ve "Seyyid" Olan Battal Gazi'nin "düşmanlarının Ordusunda Yiğitçe Çarpışan Bir Kahraman" Olmasını Mantıksal Bulmaz. Yani Onu Emevilerin Safında Bir Asker Olarak Düşünemez. Bu Nedenle Emevi-arap Olma Olasılığını Kesinlikle Yadsır. Varlığını Anadolu'da Ortaya Koymasını Gerekçe Göstererek, Onun Anadolulu Ve Türk Olduğu Görüşündedir. Türbesinin Yeri, Yaşadığı Dönem Ve Malatya, Kayseri, Eskişehir'de Mekanları Türbesi, Makamlarının Olması, Buraların Da Anadolu'da Olduğuna Göre; Battal Gazi'nin Hacı Bektaş Sonrası Dönemde Ya Da O Döneme Denk Bir Zamanda Yaşamış Olduğunu Savunuyor. Battal Gazi'nin Anadoluluğu Ve Türklüğü, Türk Ulusal Kahraman Kişiliğinin Varlığı, "seyyidliği" Nedeniyle Emevi Siyasetine Hizmet Etmeyeceği Ortadadır Ve Bana Da Mantıksal Gelmemektedir. Yalnız Hacı Bektaş Döneminde Yaşadığı Savı Tarihsel Verilere Uygun Düşmemektedir. Bir Kere Hacı Bektaş'ın "vilayetnamesi" Bile Seyyidgazi'nin Türbe Ve Tekkesinden Söz Eder Ve Hacı Bektaş Müritleriyle Birlikte Kurban Bayramı'nı Sürekli Bu Tekkede Geçirdiğini Belirtir. Bu Durum Da, Seyyid Battal Gazi'nin Hacı Bektaş Öncesi Bir Dönemde Yaşadığının Bir Belirtisidir.
    Taberi Ve Evliya Çelebi Gibi Yazarlar Battal Gazi'nin Ix. Yüzyılda Abbasiler Döneminde, Harun Reşit'in Yönetimi Sırasında Yaşadığını Yazarlar. Bu Durum, "battalname"nin Etkisinden Kaynaklanmış Olmalıdır. A. Yaşar Ocak, Battal Gazi'nin Emeviler Döneminde, Vııı. Yüzyılda Yaşadığını Kabul Etmenin Daha Tarihsel Verilere Denk Düştüğünü Belirtir.
    battal Gazi'nin Yaşadığı Dönem Katıldığı Bizans/anadolu Seferlerine Dayanılarak Saptanılmaktadır. Taberi, İbnü'l Arabi Ve Theophanes'e Göre Battal Gazi Maslama'nın 717-718 Yıllarında Yapılan Bizans Kuşatmasında Bulunmuştur. 717-740 Yılları Arasındaki Anadolu Seferlerine Katılmıştır. İbnü'l Kasir'e Göre Abdülmelik Bin Mervan Döneminde (685-705) Misis'e Vali Olarak Atanmıştır. Bu Bilgi Doğru İse Battal Gazi'nin Oldukça Gençlik Yıllarında, Abdülmelik'in İse Döneminin Sonlarında Yapılan Bir Atama Olmalıdır. Yine Taberi, İbnü'l Esir, İbn Kasır Ve Theophanes'e Göre Battal Gazi Afyonkarahisar Yakınlarındaki Akroinon'da 740 Yılında Yapılan Savaşta **dürülmüştür. Bu Battal Gazi Söylencesinin (efsanesinin) Afyon Varyantıdır. Bu Varyanta Göre Battal Gazi Afyon'daki Akrenion Çarpışmasında Bizans İmparatoru Iıı. Neon'a Yaralı Olarak Tutsak Düşer. İmparator Onu Tanır Ve Tedavi Ettirir. Dönüş Yolu Üzerinde Bugünkü Seyitgazi'ye Geldiğinde **ür Ve Vasiyeti Üzerine Günümüzde Külliyesinin Yer Aldığı Üçler Tepesi'ne Defnedilir . Diğer Varyanta Göre İse Battal Gazi Eskişehir'deki Akrean Çarpışmasında Şehid Edilmiştir. Mezan Bugünkü Seyidgazi İlçesindedir. Yalnız Şu Bir Gerçek Ki, Battal Gazi Tarihsel Verilerin Belirttiğine Göre 680- 740 Yılları Arasında Yaşamıştır. Doğum Yeri Malatya, **üm Yeri İse Eskişehir'in Seyitgazi İlçesidir.
    c) Battal Gazi'nin Söylencesel Kimliği Ve Edebiyattaki Yeri:
    Battal Gazi'nin Arap Ve Türk Kaynaklarında Söylencesel (menkıbevi) Bir Kişiliği Vardır. Battal'a İlişkin Bilgilerde Çoğu Kez Gerçekle Hayal Karışmıştır. Taberi, İbnü'l Arabi Ve Karamani Gibi Yazarlarda Bu Özellik Çarpıcı Bir Biçimde Görülür. Osmanlı Tarihlerinde De Battal Gazi'nin Tarihsel Kişiliğinden Çok, Söylencesel Kişiliği Yer Alır. Müneccimbaşı, Gelibolulu Ali, Katip Çelebi Ve Evliya Çelebi'lerin Anlatımlarında Bu Özellik Ön Plandadır. Bu Nedenle Battal Gazi'ye İlişkin Tarihsel Olaylar Karıştırılmış, Birçok Yanlışa Düşülmüştür.

    Battal Gazi, Arap Ve Türk Edebiyatında Yer Alır. Bu Alanda İki Önemli Ürün Vardır. Biri Arapça "delhemma/zelhimme", İkincisi İse Bir Battal Romanı Olan Türkçe "Battalname"dir. Delhemma, Battal Gazi'nin Yaşadığı Dönemden Sonraki Dönemleri İşler. Bununla Birlikte Çeşitli Söylenceler, Efsaneler, Destan Ve Masal Öğeleri Bu Yapıtta Üst Üste Gelmiştir. Türkçe Battal Romanı Olan Battalname'de Battal Gazi'nin Söylenceleri, Mensur Ve Manzum Olarak Tarihsel-menkıbevi Roman Durumuna Sokulmuştur. Battal Romanı Daha Çok Arapça'dan Türkçe'ye Çevrilmiş Veya Arapça'daki Bu Tür Öyküsel Yapıtları Örnek Almış Ürünlerdir. Bu Yapıt, Xıı. Yüzyılda Doğmuştur. Ix. Yüzyıldaki Arap-bizans Mücadelelerinin Anılarını Yansıtır. Coğrafik Alan, Malatya Ve Dolaylandır. Battal Gazi'nin Söylencesel (menkıbevi) Kişiliği Anadolu'da Türkler Arasında Kendini Bulmuştur. Türk/ Türkmenler Bu Savaşçıyı Gerçek Kimliğinden Çıkararak Klasik Bir Türk "alp Tipi"ne Dönüştürmüşlerdir. "Battalname"yi Xı.-xııı. Yüzyıllar Arasında Bu Anlayışa Göre Yeniden Yorumlayarak Oluşturmuşlardır. Battal Gazi'nin Yaşamı Bu Süreç İçerisinde Katıksız Bir Anadolu Destanı Olarak Ortaya Çıkmıştır. Destanın Türkçeleştirilmiş Biçiminde Danişmend Ailesi Battal Gazi'ye Kadar Götürülmüş, Akraba Kılınmıştır. Belki De Bu Bağ Soydan Çok, Bir İnanç Bağını Yansıtır. Battal Gazi, Türklerin Yarattığı Bu Destanlarda "gazi-veli (alp-eren)" Olmuştur. Hele "danişmendname"de Özellikle Tam Bir Türkleşme Vardır. "danişmendname" Katıksız Bir Anadolu Destanı Olarak Ortaya Çıkar. Bu Etkinlik Sonucunda Seyyid Battal Gazi Anadolu'daki Tüm Horasan Erenlerinin, Rum (anadolu) Abdallarının, Kalenderilerin, Haydarilerin, Melamilerin, Babailerin, Ahilerin, Bektaşilerin, Alevilerin; Işıkların, Torlakların Ve Yeniçerilerin Ortak "piri" Olacaktır . Kalenderiler Birçok Tekkeleri Olmasına Karşın, "üstün Tuttukları" Seyyid Gazi Zaviyesi'nde Her Cuma Toplanarak Ayin (cem) Yaparlar . Rum Abdalları, Seyyid Battal Gazi'yi "pir" Olarak Tanırlar Ve Kendilerini "Seydi Gazi Yetimleri" Olarak Nitelerler . Seyyidgazi Zaviyesi, Osmanlılar Döneminde Kalenderiliğin Merkezidir. Şeyhi, Bütün Kalenderi Şeyhlerinden Kalenderilerce Üstün Tutulur Ve "azam Baba" Adıyla Adlandırılır .
    anadolu'da Alevi-bektaşi Kesimler Battal Gazi'nin Emevilerle Bağını Görmezlikten Gelerek Onu Benimsemiş, Kendi İnanç-kültürlerinin Merkezine Yerleştirmişlerdir. Onu, Kendi Kahramanları Ve İnanç Önderlerinden Saymışlardır. Böylece Battal Gazi, Alevi-bektaşi Evliyalarını Toplayan Kitaplara Girmiş Ve Alevi-bektaşi Halk Ozanlarının Şiirlerine Konu Olmuştur. Abdal Musa, Karacaoğlan, Kul Hüseyin Gibi Eski; Dursum Durdağ, M. Şükrü Efendi, Muharrem Kubat, Ercişli Aşık Ahmet Poyrazoğlu, Yılmaz Tuna, Aşık Sefili, İsmail Ali Sarar, Behçet Kemal Çağlar Gibi Yeni Kuşak Halk Ozanları İle Alevi-bektaşi Ozanları Battal Gazi Üzerine Şiirler Yazmış, Söylemişlerdir . Alevi Bektaşi Ozanlarından Kimileri Söyledikleri Nefesleri Ona Sunmuş, Kimileri De Onu Ululamış, Yüceltmişlerdir. Battal Gazi'nin Maceralarına İlişkin Biri 32, Öteki 34 Kıtalık Uzun Destanlar Yaratılmıştır .
    Battal Gazi'nin Öykü Ve Söylenceleri Hz. Ali, Oğulları Ve Diğer İslam Kahramanlarıyla Birlikte Türkiye Dışındaki Türk Ülkelerinde De Yayılmıştır. Bu Tür Kahramanlık Destanları Bir Yerde Bağımsızlığını Koruyamamış Türk Yörelerinde Ulusal Benliğin Canlı Tutulmasında Temel Öğe Olmuştur. Seyyit Battal Gazi'nin Menkıbeleri Kazan'da 1888'de Kitap Olarak Yayınlanmıştır. Doğu Türkistanlılar Aksu'da Battal Gazi'nin Mezarının Olduğunu Kabul Ederek Onu Kendilerinden Görmüş Ve Benimsemişlerdir. Bir Söylence, Battal Gazi'nin 701'de Medine'de **en Ve Bakı'da Defin Edilen Muhammedü'l-hanife'nin Dördüncü Torunu İmam Abdu'r Rahman Alevi Olduğunu Belirtir. Tarihsel Kimliğiyle Söylencelere Dayanan Edebi Ve Efsanevi Kimliği Birbirine Karışan Battal Gazi'nin Anadolu'da Gerçek Tarihsel Kişiliğine Karşın, Efsanevi Kişiliği Daha Etkinlik Kurmuştur. Battal Gazi, Endülüs'ten Ortaasya'ya Dek Bütün İslam Uluslarının Ortak Malı Olmuştur . Bu Nedenlerle Olacak Ki, Xx. Yüzyılın Başlarında Dahi Türkistan'dan Gelen Ziyaretçiler Seyyid Battal Gazi Dergâhı'nı Ziyaret Edeceklerdir .
    Gerek Gerçek Yaşantısında, Gerek Söylenceleşmiş Kişiliğinde, Gerekse Edebiyata Mal Olmuş Kişiliğinde Battal Gazi'nin Belirgin Bir Kimliği Ve Kişiliği Doğmuştur. Toplumbilimcilerin "model Şahsiyet" Dedikleri Bu Kişilik Belirginleşmesi Battal Gazi'de Şöyle Ortaya Çıkar: Bilgililik, Yiğitlik, Merhametlilik, Kahramanlık, Cesaretlilik, Güçlülük, Kurnazlık (uzak Görüşlülük), Dürüstlük, Zekilik Ve Ödün Vermemezlik... İşte Battal Gazi'nin Kişiliğinin Belirgin Özellikleri Bunlardır.

     

     

    Leyl-i Lal - 10.01.2010 - 19:15



Benzer Konular

  1. Danişmendname Özellikleri
    Konuyu Açan: dumanalti, Forum: Edebiyat.
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj : 29.12.2012, 13:26
  2. Danişmendname
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: Lise.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 02.02.2012, 15:12
  3. Sunum Örnekleri - Danişmendname Özellikleri
    Konuyu Açan: dumanalti, Forum: Office Dersleri ve Destek.
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 11.01.2012, 18:22
  4. Danişmendname
    Konuyu Açan: Chosen One, Forum: Efsaneler Ve Destanlar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 02.11.2009, 20:55
  5. Dânişmendnâme
    Konuyu Açan: NarCicegi, Forum: Edebiyat.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05.06.2009, 15:38

copyright

Soru Cevap