REKLAM




+ Konuyu Cevapla

Keşanlı Ali Destanı - Haldun Taner

  1. Yazan: Şayeste
    Şayeste - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    REKLAM


    Keşanlı Ali Destanı kitap tanıtımı - Keşanlı Ali Destanı kitap özeti - Keşanlı Ali Destanı hakkında



    Register
    Kitabın künyesi

    Yazar : HALDUN TANER
    Baskı Yılı : 2006
    Yayın Evi : BİLGİ YAYINEVİ
    Sayfa : 158
    Keşanlı Ali Destanı Özeti



    Kitabın Konusu:

    İşlemediği bir suç yüzünden hapishaneye atılan bir delikanlının başından geçen olaylardır.



    Kitabın Özeti:


    Ali, Sineklidağ’da oturan bir gençtir. Zilha isminde bir kızı çok sever. Birgün Zilha’nın amcası öldürülür ve suçu Ali’nin üzerine atarlar. Zilha’nın amcasıda mahallenin belalılarından biridir. Herkesten haraç toplar ve kimse tarafından sevilmez. Ali bir türlü suçsuzluğunu ispat edemez. Mahallenin en sevilmeyen adamını öldürdü diye herkes tarafından sevilir ve mahallede ünlenir. Hapishaneden çıkınca muhteşem bir karşılama töreni hazırlanır. Herkes ona sevgi gösterir. Ali mahallesine gelir gelmez, mahallenin muhtarlığına adaylığını koyar. Ali seçimleri kazanır ve muhtar olur. Mahallede kısa sürede çok şey değiştirir. Haraç olayını kaldırır ve mahalleyi bir düzene koyar. Zilha amcasını öldürdü diye Ali’ye yüz vermez. Ali kıskançlığından çatlamaktadır. Bu arada, Ali’yi sevmeyen kişiler yavaş yavaş ortaya çıkmakta ve arkasından sessizce kuyusunu kazmaktadırlar. Bülent Bey adıyla anılan zengin birisi mahalleye gelir. Mahallede bir işi vardır. Mahallede gezerken Zilha’yı görür. Zilha’yı görünce çok şaşırır. Çünkü eski eşi Nevvare’ye çok benzemektedir. Nevvare kızını ve Bülent Bey’i terketip, başkasına kaçmıştır. Kızıda Zilha’ya inanılmaz bir yakınlık duymuştur. O yüzden, Bülent Bey Zilha’yı evinde çalışması için ikna eder. Zilha’yı evine götürür. Ali bunu duyunca çok sinirlenir ve Zilha’yı Bülent Bey’in evinden almaya gider. Bu arada Bülent Bey’in eski eşi Nevvare, evini çok özlemiş ve evine dönmüştür. Ali, kapıyı çaldığında, kapıya Nevvare çıkmıştır ve Zilha diye yanlışlıkla Nevvare’yi kaçırır. Sonunda onun Zilha olmadığını anlar, fakat iş işten geçmiştir. Bu arada, Zilha’ nın amcasının gerçek katili ortaya çıkmıştır. İsmi de Cafer’dir. Cafer’den Ali’yi öldürmesini isterler. Çünkü Ali gerçekten çok şeyler başardığı için bunu çekemezler. Durumu geç de olsa anlayan Zilha, Ali’nin yanına döner ve barışırlar. Beraber mutlu bir hayat süreceklerini zannederler, fakat Cafer Ali’yi öldürmekte kararlıdır. Cafer evin önüne gelir ve Ali’den evden çıkmasını ister. Ali tam evden çıkarken Cafer ateş eder ve Ali vurulur. O acıyla Ali silahı tuttuğu gibi Cafer’i öldürür. Bu sefer Ali gerçekten katil olur. Böylece Ali tekrar hapishaneye döner, ama Keşanlı Ali Destanı ömür boyu sürecektir.



    Kitabın Ana Fikri:

    Kitap bize, kendi kişiliğimizin dışında başka bir kişiliğe bürünmememizi ve daima dürüst, namuslu olmamızı anlatmak istiyor.



    Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirilmesi:

    Ali, cesur, genç ve iyi niyetli bir delikanlıdır. Olayların akışını değiştirecek güce sahiptir.
    Zilha, gururlu aynı zamanda çok asabi, fakat Ali’yi peşinden sürükliyecek kadar güzel bir kız.
    Cafer ise kötü niyetli, başkaların isteği ile adam öldürecek kadar kötü birisi. Mahalledeki diğer insanlar ise iyi niyetlidirler.



    Kitap Hakkındaki Şahsi Görüşler:


    Epik tiyatronun en güzel örneklerinden biri sayılan bu oyunda, eski tiyatro geleneğinin birçok özelliğini çağdaş bir yorumla seyirciye sunmaktadır. Yarattığı tipler öylesine gerçek, öylesine canlıdır ki, hemen her toplumun sosyal ve ekonomik açıdan benzerlik gösteren kesimlerinde karşımıza çıkıverirler. Keşanlı Ali Destanı yazarı kadar ünlü bir oyundur. Üstelik ünü sınırları aşmıştır. Avrupa’nın pek çok ülkesinde, Amerika’da, Lübnan’da oynamış bir oyundur. Dilden dile çevrilen, oynadığı her ülkede, oyuncusuyla, seyircisiyle bütünleşen mükemmel bir oyundur.



    Kitabın Yazarı Hakkında Bilgi:

    Haldun Taner


    Galatasaray Lisesi’ni bitirdi (1935). Almanya’ ya gitti, Heidelberg Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ nde okudu, yurda dönünce (1938) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’ nü bitirdi (1950). Edebiyat Fakültesi’nde tiyatro tarihi dersleri verdi.
    Tercüman gazetesinde sanat ve kültür yazıları, fıkralar yazmış (1955-1960), bir ara gazetenin baş yazarı olmuştu (1960). Bu fıkralarından bir kısmını genel başlıklarıyla kitap halinde de topladı. (Devekuşuna Mektuplar, 1960, 1977). Pazar sohbetlerini Milliyet gazetesinde sürdürdü ( Mart 1974-Mayıs 1986 ).
    İlk hikayesi Töhmet, Haldun Yağcıoğlu takma adıyla Yedigün dergisinde (1946) çıkan Taner, gücünü gözlem, mizah ve yergiden alan; konuları büyük şehrin tipik ve türedi yaşamlarından gelme hikayeleriyle tanındı.


    Facebook




    Üyelik

  2. Yazan: maidenur
    No Avatar
    emeğine sağlıkRegister


  1. Yazan:
    no avatar


    REKLAM



Benzer Konular

  1. Haldun Taner'in Aşk Olsun Oyunu Kosova'da Sahne Aldı
    Konuyu Açan: DeRDeST, Forum: Tiyatro.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06.08.2013, 14:13
  2. Keşanlı Ali Destanı
    Konuyu Açan: Ay Kız, Forum: Tiyatro.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 16.12.2011, 11:02
  3. Keşanlı Ali Destanı
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Biten Diziler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 23.11.2011, 23:26
  4. Haldun Taner
    Konuyu Açan: sevil1903, Forum: Kim Kimdir.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06.06.2009, 23:50
  5. Haldun Taner - Hikâyelerinden Seçmeler
    Konuyu Açan: GeceMavisi, Forum: Lise.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 26.09.2008, 01:31

copyright

Soru Cevap

grafimx