REKLAM




+ Konuyu Cevapla

Tövbe

  1. Yazan: KONAMI
    No Avatar

    REKLAM


    * Tövbe *

    Rücu etmek, geri dönmek, pişman olmak, nedamet duymak, yaptığı günahı bırakıp Cenabı Hakka yönelmek. Asıl anlamı geri dönmek olup, tövbe kelimesinin türemişi olan tevvâb kelimesi tövbe işini çok çok yapan anlamında aşırılık ifade eden ismi faildir. Yüce Allahın bir ismi, bir sıfatı olarak Tevvâb ise itaata yönelerek Allaha dönen kişinin istediği bağışlanmayı kabul edip, o tövbekâr kulunu huzuruna alan ve onu affeden anlamındadır. Bu itibarla tövbe, kul hakkında günahlardan dönmeyi, yüce Rabbimiz hakkında da cezalandırmaktan dönmeyi ifade eder, yani kul Rabbine döner Rabbide onun buyönelişini kabul eder ve onu cezalandırmaktan vazgeçer. İşte bu mânâda Tevvab sıfatı, kulların tövbelerini her yönelişlerinde rahmet ve mağfiretiyle kabul eden demektir.İslâmda tövbe birisi Allah, diğeri kul yönünden iki farklı anlam taşır. Allah yönünden tövbe, yapılan kötülüğü, işlenen günahı veya kabahati affedip bağışlamaktır. Kul yönünden, yaptığının kabahat veya günah olduğunu bilip, onu bırakıp terk ederek Allaha dönmek, yani Onun emirlerine uymak ve yasak ettiği şeylerden kaçınmak suretiyle Allaha sığınarak Ondan affetmesini, bağışlamasını dilemek, yaptıklarından pişman olduğunu da belirterek yalnız Ona yalvarmak demektir. Meselâ, bir kabahat, söz gelişi içki içmeyi sırf bedenine yapmış olduğu bir zarardan dolayı veya malına yahut da şerefine zararı dokunduğu için terk etmekte olduğu gibi, Allah rızası ve Allah korkusu düşünülmeyecek olursa, bu gerçek mânâda tövbe sayılmaz. Çünkü tövbe, yaptığı işin günah olduğunu, kusur veya kabahat olduğunu, suç işlediğini kabul etmekle başlar. İşte bu anlamda tövbe, bir ibadet olarak da sadece yüce Rabbimize tahsis edilmelidir.

    * 1- Bazı alimlere göre tövbe anlayışı
    Gazâlîye göre tövbe, ilim, hâl ve fiil gibi sırasıyla birbirini gerektiren üç şeyin birleşmesinden meydana gelen değişmez ilâhî bir sünnettir.İlimden maksat, günahların ve büyük zararların, kul ile Allahın rahmeti arasında, Allah ile kulu birbirinden ayıran bir perde teşkil ettiğini bilmektedir. İnsan kalbinde ve zihninde, bunu böylece kesin olarak kavrayınca, yüce Rabbini, yani sevgili Mevlasını kaybettiği için bir elem ve acı duyar. Hele kusur ve kabahat kendi tarafında ise, bu üzüntüsü elem ve ızdırabı daha da artacaktır. İşte Rabbini kaybedip Ondan uzak kalmasına sebep olan bu kusur ve kabahatından dolayı duyduğu acı ve çektiği eleme pişmanlık veya nedamet denir.Bu acı ve elem kalbini ve gönlünü iyice kapladığı zaman, yeni bir hâl, yeni bir durum ortaya çıkar ki, bu da şimdiki, geçmiş ve gelecek zamanla alakalı olan bir işi, bir fiili tasarlayıp kasıt ve niyet etmektir. Şimdiki zamanla alakası, yapmış olduğu kabahatı hemen terk edip bırakmaktır. Gelecek zamanla alakası, kendisini Rabbinden ayıran bu kötülüğü veya kabahati ömrünün sonuna kadar asla yapmamaya azimli ve kararlı olmaktır.Geçmiş zamanla alakası ise, kaybettiğini, zararlarını iyilik etmekle veya kâzâ etmekle telâfi etmeye çalışmaktadır.İşte ilim burada tövbenin birinci unsurudur ki, bundan da maksat imân ve yakîndir. Çünkü imân, günahların öldürücü bir zehir olduğunu akla gösterip kalp ve gönüle tasdik ettirir. Yakîn ise bu tasdiki daha da kuvvetlendirip şüpheyi ve zannı ondan uzaklaştırarak kalbe onu tam mânâsıyla yerleştirir. Bu imânın nuru kalpde parladığı an, orada pişmanlık ateşini yakar. Kalp bu iman nuru sayesinde yüce Rabbinden ve Onun sevgisinden uzaklaştığını anlayınca acı duyar ve elem çeker. Böylece tövbe eden kimsenin kalbini bu ayrılık ve sevgi ateşi öylesine yakmalıdır ki, bu ateşin verdiği heyecanla kaybettiğini tekrar elde etmeye yönelsin.Şu halde ilim, pişmanlık ile şimdiki ve gelecek zamanda bu işi yapmamaya azimli olmak ve geçmişteki zararı da telâfiye çalışmak gibi birbirini takip eden üç unsurdur ki, hepsine birden tövbe denir. Çok kere yalnız geçmişte olan bir işe pişman olmaya tövbe demişlerse de, ilim onun evveli ve öncesidir kabahatı, günahı bırakıp terketmek de onun neticesidir. İşte bu manada sevgili Peygamberimiz,
    * Pişmanlık tövbedir *
    buyurmuştur. Çünkü pişmanlık, pişman olmayı gerektirir ve onu neticeye götüren ilimden ve onu takibeden azim ve irade gücünden uzak olamaz. İlimsiz ve azimsiz pişmanlık mümkün değildir. Bundan dolayı tövbenin tarifinde geçmiş hataların verdiği bir iç sancısıdır denilmiştir zira bu, yalnız içteki, gönüldeki acı ve elemle ilgilidir.Fahreddin Râzî Mefatihul Gayb adlı tefsirinde Keffalden naklen tövbe için gerekli olan şeyleri şöylece sıralıyor
    * 1- İşlediği bu günah olan işi veya kabahatı terk etmek
    * 2- Geçmişte, yani önceden yapmış olduğu bu işten veya kabahatı terk etmek
    * 3- Bu günah olan işin veya kabahatin bir benzerine asla bir daha dönmemeye azmetmiş olmak,
    * 4- Bütün bu şeylerin hepsini bir daha yapmaktan korkup çekinmek.
    İşte bunların hepsi tövbe için muhakkak gereklidir. dedikten sonra sebeplerini de şöyle açıklıyor
    * 1- Terk şunun için gereklidir, zira kul günah olan o işi veya kabahatı terk etmezse, yapıyor demektir ki, bu durumda tövbe etmiş olmaz.
    * 2- Pişmanlık şu bakımdan lüzumludur, çünkü pişman olmazsa, yaptığı işe rızası, gönlü var demektir. Bir şeye râzı olmak ise, çok kere onu yapmayı gerektireceğinden yine tövbe etmiş olmaz
    * 3- İşlediği günahın bir benzerine dönmemeye kararlı ve azimli olmak şunun için gereklidir, zira yaptığı iş günahtır, günaha tekrar niyyet edip azmetmek de günahtır
    * 4- Korkuya gelince, bu korku insana tövbe etmeyi emreder ve tövbe ederek bu işi kesip atmaktan başka yol olmadığını hatırlatır.
    İşte Yüce Allahın,
    * Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten korkup çekinen ve Rabbinin rahmetini dinleyen kimse, inkâr eden kimse gibi olur mu? Ey Muhammed de ki, bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahihleri öğüt alırlar *
    buyruğunu kanaatimizce bu manada anlamak gerekir.

    * II- Müminler için tövbenin lüzumu Cenabı Hakk
    * Ey inananlar müminler hepiniz Allaha tövbe edin ki, korktuğunuzdan emin olup umduğunuza kavuşasınız *
    buyurmaktadır.Bu ve benzeri ayetlerde tövbenin butun müminlere emir ve tavsiye edildiğini görüyoruz. Bunun sebep ve hikmetini Zemahşerî ve ondan nakleden Fahreddin Râzî şöyle açıklıyorlar Öncelikle zayıf yaratılışlı kullar, Allahın her hususta olan tekliflerini, yani emirlerini ve yasaklarını kendilerine hakim olup gayret etseler bile gereği gibi yerine getiremezler ve böylece kendilerinin sebep olduğu kusur ve kabahatlerden de uzak duramazlar. işte bundan dolayı tövbe ve istiğfar etmeyi Yüce Allah inananların hepsine emir ve tavsiye ediyor. Tövbe edip bağışlanmayı diledikleri zaman, kurtuluşa ulaşıp saadete ereceklerini ümit etmelerini de öğütlüyor.

    * III- Müminlerin tövbesi nasıl olmalıdır?
    Bu konuda Yüce Allahın
    * Ey müminler inananlar yürekten tövbe ederek nasuh tövbe ile Allaha donün ki, Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün ve sizi içlerinde ırmaklar akan Cennetlere koysun *
    buyruğuna dikkat etmek gerekir.Bu ayette geçen nasûh tövbe yürekten, ihlasla tövbe edin sözlerini Zemahşerî şöyle açıklamıştır Tövbeyi kendilerine tavsiye edenler, günahları mahvedecek ve aşırılıkları telâfi edecek şekilde tövbe ederler. Kötülüklerden tövbe etmeleri, o şeylerin kötü olduğu içindir. Yaptığına pişman olmak da çok şiddetli bir şekilde üzülmek demektir. Kötülüklerden birine bir daha dönmemeye azmetmek de, sağılmış olan sütün hayvanın memesine dönmesi nasıl mümkün değilse, öylece o günaha bir daha dönmemek anlamınadır. Bütün bunları böylece içine sindirmek yürekten tövbe etmek demektir.Kelbîye göre nasûh tövbe, kalp ile pişman olmak, dil ile istiğfar etmek, beden ile de onu terkederek yapmamak veondan uzak durmaktır. Ayrıca pişmanlığından dönmemek üzere gönül rahatlığına kavuşmaktır.Gazzâlîye göre de ayette geçen nasûh kelimesi nasihat kelimesiyle ilgili bir sözdür. Her türlü şâibeden uzak olarak tam bir ihlas içerisinde Yüce Allaha tövbe etmek anlamındadır.Ayrıca,
    * Hiç şüphesiz Allah hem çok tövbe edenleri, hem de çok temizlenenleri sever *
    âyeti de tövbenin lüzum ve faydasına işaret etmektedir. Sevgili Peygamberimiz de bir hadisinde Tövbe eden Allahın sevgilisidir, günahlardan tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir buyurmuştur. Tövbenin nasıl olması hususunda Hz. Aliden şöyle bir rivayette bulunuluyor
    * Bir gün bedevilerden biri Hz. Peygamberin mescidine girer ve Allahım, şüphesiz ben sana tövbe ve istiğfar ediyorum der ve namazını kılar. Bunu gören ve duyan Hz. Ali, adam namazını bitirince ona Ey kişi! Yalnızca dil ile süratle yapılan tövbe, yalancıların tövbesidir, halbuki senin bu tövben, tövbeye muhtaçtır dedi. Bunun üzerine o kişi Ey müminlerin emiri, o halde tövbe nedir? diye sordu. Bunun üzerine Hz. Ali Tövbe şu altı şeyle mümkün olur dedi 1- Geçmişte işlenmiş olan günahlardan pişman olmak ve yerine getirilmemiş farzları iade etmek,
    2- Başkalarına haksızlık ve eziyet etmeyi bırakmak,
    3- Husumet ve düşmanlığı kaldırmak,
    4- Günah ve kabahatler içerisinde büyüyen nefsi, Allaha olan itaat içerisinde küçültüp ona hiçliğini kabul ettirmek,
    5- İtaatsizlik ve günah işlemenin sözde tadını çıkaran nefse, itaat edip günahlardan uzak durmanın acılığını da tattırmak,
    6- Gülüşlerinden her birine bedel olmak üzere, ağlamak. *

    Hâl böyle olunca, şartlarına uygun olan bir tövbe, aynı zamanda Allah için yapılmış bir ibadettir. Böyle olduğu için de kabûle şâyan olması gerekir. Nasıl ki, şartlarına uygun olarak yapılan ibadetlerin kabûlü hususunda tereddüde düşmüyorsak, şarlarına uygun bir tövbenin kabûlü için de tereddüt gösterilmemesi gerekir. Öyleyse Allaha imân etmiş kişiler, bilerek veya bilmeyerek günah işledikleri zaman hemen Allaha yönelip tövbe etmekten çekinmemelidirler. Çünkü ilgili ayet ve hadislerden anladığımıza göre Yüce Allah samimiyetle ve şarlarına uygun olarak yapılan tövbeleri kabul eder, kullarını bağışlar. Ayrıca, günahları bırakıp kendisine yönelenleri sever, zira günahkârlar için yüce Allahın rahmet, mağrifet ve kereminden başka bir sığınak yoktur. Bu bakımdan inananların tövbe etmekten korkmamaları, yaptıkları büyük veya küçük günahları için ne zaman olursa olsun, geciktirmeden hemen Rablerine yalvarmaları, Allaha olan bu inançlarının gereği olmalıdır.

    * IV- Tövbenin zamanı ve tövbe etmenin faydaları
    Günah işler işlemez hemen tövbenin gerekli olduğunda şüphe yoktur çünkü Allahın emir ve yasaklarına karsı itaatsizlik ederek isyan etmenin az da olsa, imânı sarsacağı açıktır. Öyleyse, tövbenin de günah işledikten hemen sonra yapılması gerekir. Zira, bu suretle yüce Allahı hemen hatırlayan kimse, bu vesileyle imânına dönmüş ve onu kuvvetlendirme gayretine girişmiş olur. Nitekim Yüce Rabbimiz
    * Onlar fena birşey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allahı anarlar, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allahtan başka bağışlayan kim vardır. Onlar yaptıklarında bile bile direnmezler *
    * Kim tövbe edip güzel, yararlı işler işlerse, şüphesiz o, Allaha gereği gibi yönelip tövbe etmiş olur *


    Facebook




    Üyelik

  2. Yazan: KONAMI
    No Avatar
    buyurmaktadır.Görülüyor ki, kötülükleri çoğaltacak işler yapılır yapılmaz veya günah işlenir işlenmez hemen yüce Rabbimizi anıp Ona yönelmemiz, Ona iltica edip günahlarımızı affetmesi için Ona yönelmemiz, yaptığımız bu kötü işlerden dolayı Ondan utanıp korkmamız gerekmektedir. Ayrıca bu yaptığımız şeylerde ısrar edip direnmemek lâzımdır. Eğer böyle yaparsak, hem günahlarımız bağışlanır, gönlümüz rahat ve huzura kavuşur, hem de bu anlayış ve inanç sebebiyle başka kötü birşey yapmaktan uzak dururuz. İşte bizde hasıl olan bu şuur ve kuvvetli imân, bizi isyan etmekten ve tekrar günah işlemekten alıkoyacaktır ve böylece bir daha tövbe etmeye de ihtiyaç duymayacağız. Ancak Allah katında daha da yüksek derecelere ulaşmak için, şükreden bir kul olarak Ona sığınıp yalvaracağız. Günahın hemen akabinde tövbe edip ısrar etmemenin zorunlu olmasındaki fayda ve hikmetler açıkça görüldüğü gibi kısaca şunlardırBir defa, günahlara dalarak yüce Yaradanını unutmuş olan kul, tövbe etmekle Allahın hatırlamış ve Onun emirlerini yerine getirip, yasaklarından kaçınmayı zorunlu bir vazife bilerek, bu şuur içerisinde Allaha olan inancını yeniden kuvvetlendirmek suretiyle, bu inancının gereği olan iş ve davramşları da yerine getirmeye başlamıştır. ikinci olarak, bu kul, işlemiş olduğu günahlarına bakarak, Ben Allahın kötü kulu oldum düşüncesiyle ümitsizliğe kapılarak daha fazla günah işlemekten kurtulur, bu yeni ümit ve inançla Rabbine daha fazla bağlanıp yaklaşarak emirlerini yerine getirmeye ve yasak ettiklerinden kaçınmaya son derece gayret gösterir. Çünkü insanoğlu geleceğe dönük olan ümit ve hayalleriyle hayatını devam ettirmektedir. Bu ümit ve hayalleri yıkılmış bir insanın, dünyanın çeşitli dertleri ve zorlukları altında hayatını sürdürmesi gittikçe zorlaştığı için, ya devamlı olarak başkalarına zararlı olmakta veya kendi canına kıymaktadır. Pekâlâ bilinir ki, insanları hayata bağlayan unsurların başında ümit ve inanç gelmektedir. İşte tövbe eden kişi yitirdiği bu ümit ve inancını yeniden kazanarak hayata bağlamakta ve yaşayışında ortaya çıkan acı ve tatlı durumlara katlanma konusunda yerine göre sabredip, yerine göre mutlu olmasını başarabilmekte ve başkalarına da her bakımdan faydalı olmaya çalışmaktadır. Nitekim yüce Rabbimiz bu hususu şöyle müjdelemektedir
    * Onların hareketlerinin karşılığı Rablerinden bağışlanma ve içlerinde ırmaklar akan, temelli kalacakları Cennetlerdir. Böyle yapıp davrananların mükafatı ne güzeldir *
    Görüldüğü gibi yüce Rabbimiz gereği gibi tövbe edenlerin tövbesini kabul edip onları mükafatlandıracağını, böyle davrandıkları takdirde yarınlarından emin ve güvenli olacaklarını, yitirdikleri ümitlerini yeniden ele geçireceklerini açıkça haber vermektedir. Rabbimizin böyle bir mükafatına kavuşmak, insanı hayata bağlayan ne büyük bir mutluluktur.İste bu bakımlardan tövbe etmenin insan hayatındaki rolü pek büyüktür. Onu yeniden hayata bağlayan, ona ümit ve yaşama isteği veren, onu Allahına yöneltip inanç ve imânını kuvvetlendiren, onu toplum içinde, Allahtan korkup Peygamberini seven ve onların istediği gibi hareket eden kullarıyla birlikte mutlu olarak güven içinde yasamaya sevkeden, doğru dürüst bir insan olarak herkesin hakkını gözeten ve kendi hakkettiğine razı olan, haksızlığa uğramalarına sebep olduğu kişilere haklarını iâde edip onlarla helallaşarak onların dostluğunu kazanan bir kişi haline gelmesi, tövbe etmesiyle mümkün olmaktadır.Yine bu cümleden olarak yüce Rabbimiz, tövbesi kabul edilmeyenler hakkında da şöyle buyuruyor
    * Yoksa kötülükler yapıp yapıp da nihayet ölüm kendilerine gelip çatınca, şimdi tövbe ettim diyenler ile kâfir olarak ölenlerin tövbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azap hazırlamışızdır *
    Bu ayetten anlaşıldığına gòre, kötülükleri işlemeye devam etmek suretiyle günahlarını çoğaltıp duran ve bu durumda iken ölüm kendisine gelip çatınca, Yarabbi, işte şimdi tövbe ettim diyen kimse ile inkârcı bir kişi olduğu halde tövbe ederek imân etmeden ölen kimseler aynı değerdedirler ve bunların tövbeleri Allah tarafından kabul edilmez. Bunların her ikisi de Allahın şiddetli azabıyla karşı karşıya kalacaklardır, fakat çekecekleri azabın derecesi belki birbirinden farklı olacaktır. Ölüm anı kendisine gelip çatıncaya kadar tövbesini geçiktirip tövbe etmeyenin kâfir olarak ölenle bir tutulması, kanaatımızca şu sebebe dayanmaktadır Ölümün gelip çatması, ahiret hallerinin ilkidir. Pek kısa bir süre sonra ruhunu teslim edip ahirete göçecek ve iyi veya kötü bir iş yapmaya ne fırsatı, ne de gücü olacaktır. Bunun böyle olduğunu haber veren pek çok ayet vardır. Meselâ,
    * Onlardan birine ölüm gelince, Rabbim beni geri çevir, belki yapmadan bıraktığımı tamamlar iyi iş işlerim der. Hayır, bu söylediği sadece kendi lâfıdır *
    buyurulmaktadır.Bu manada çeşitli hadis-i şerifler de vardır. Meselâ Ebû Eyyûb, Hz. Peygamberden şöyle bir rivayette bulunuyor
    * Yüce Allah kulunun tövbesini, ölüm anında boğazında hırıltı başlamadıkça, kabul eder *
    İşte yüce Allah, böyle bir durumda tövbeyi kabul etmeyeceğini, bunun dışındaki hâl ve durumlarda tövbeyi kabul edeceğini haber vermektedir. Öyleyse, tövbeyi geciktirmek, bu bakımdan hiç de doğru değildir. Allah a göre şu kimseler bir tövbesi makbuldur ki,
    * Cahillikle bir kötülük yapıp hemen ardından dönerler *
    ayetinde belirtildiği gibi günahların hemen arabinde tövbe etmek inananların lehine olmakta ve böyle bir tehlike söz konusu olmamaktadır. Pekalâ bilindiği gibi, ölümün ne zaman ve nerede gelip çatacağı bizce malum değildir. Bundan dolayı tövbe konusunda acele etmek yine insanların yararınadır.

    Kaynak :
    * İslam Ansiklopedisi
    * Büyük İlmihal
    * Zümer, 39/9
    * Nur, 24/31
    * Tevbe, 9/8
    * Bakara, 2/222
    * Âli İmrân, 3/135-136
    * Nisa, 4/17-18
    * Müminun, 23/99-100-185
    * Yûnûs, 10/90-91
    * Münafıkun, 63/10
  3. Yazan: ŞAHİN1453
    No Avatar
    Allah razı olsun
  4. Yazan: matrakSsS
    No Avatar
    tövbe olmadan olmuyor bee
  5. Yazan: elma kurdu
    No Avatar
    böle dini bilgilerin paylaşımı için saolasın


  1. Yazan:
    no avatar


    REKLAM



Benzer Konular

  1. Tövbe Nasıl Yapılır - Tövbe'nin Dindeki Yeri
    Konuyu Açan: papatya_28, Forum: İslam Genel.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 17.02.2013, 21:02
  2. Dursun Ali Erzincanlı'nın Tövbe Duası İle Tövbe Edelim
    Konuyu Açan: AlkolikAngeL, Forum: Dualar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 25.05.2011, 17:41
  3. tövbe etmek - tövbe bozmak
    Konuyu Açan: Kayıtsız Üye, Forum: Soru - Cevap.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 11.02.2011, 21:33
  4. Tövbe
    Konuyu Açan: ADALI, Forum: Hikayeler Menkibeler İslami Şiirler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 09.03.2010, 13:04
  5. Tövbe Tövbe - Bendeniz
    Konuyu Açan: By_ultrAslan, Forum: Yerli Şarkı Sözleri.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 28.05.2009, 12:33

copyright

Soru Cevap

grafimx