Yavrumuza Kuranı Kerimi Nasıl Öğretelim

  1. çocuklara kuran nasıl öğretilmeli - çocuklara dinimizi nasıl öğretebiliriz - faruk beşer makaleleri - dini makaleler


    Din Ailede öğrenilir

    Biz artık çok iyi biliyoruz ki, çocuklara Kuranı Kerim öğretme, anne babanın görevleri arasındadır. Aslında sadece Kuranı Kerim öğretme değil, çocuğa bütün bir dini bilgisini vermek ebeveynin görevidir. Kuranı Kerim ayetleri buna işaret eder, Hadisi şerifler bunu gösterir, akıl bunu emreder.

    Her şeyden önce inanma olayı bir güvenme olayıdır. Çocuğun ve özellikle de yedi yaş ve altındaki çocukların en güvendikleri insan babadır, sonra da annedir. Kısaca ebeveyndir. Bu yaştaki çocuklar ebeveynlerinin söylediklerini tartışmasız kabul ederler. Çünkü onlar için en büyük insan ebeveynleridir.

    Aslında yedi yaş altındaki çocuklar sağlam fıtratlarını henüz korudukları için yalana alışmamışlardır ve sadece ebeveynlerinin değil, herkesin dediğini kolay kabul ederler. Bu sebeple de inanca ait temel bilgilerin bu yaşlarda verilmesi gerekir. Yine bu sebepledir ki, dine düşman olanlar, küçük çocuklara dini bilgi verilmesini istemezler. Çünkü onu değiştirmeleri artık zordur. Özellikle de bu bilgileri anne ve baba vermişse, bunu değiştirmek çok daha zordur.

    Derler ki Komünist ülkelerde yetmiş yıllık mutlak yasağa rağmen insanların dinlerini hatırlamaları, özellikle de annelerin ninni söylerken mırıldandıkları dini motifler sebebiyledir.

    Allah inananlara, kendilerini de hane halklarını da cehennem ateşinden korumalarını emreder, (66/6). Cehennem ateşinden korunmak, dini bilmek ve yaşamakla olur. Demek ki, din öğretimi de eğitimi de ebeveynin görevidir. Yine Allah inananlara, anne babalarına dua etmelerini öğretirken; “deyin ki, ya Rab! Onların beni küçükken eğitmeleri/terbiye etmeleri sebebiyle sen de onlara merhamet eyle”. (17/24). Demek ki, çocukları eğiten, ebeveyndir ve onlar da ölümlerinden sonra çocuklarından dua bekleyebilmek için, kendiler önce bu görevlerini yapmalıdırlar.

    Ayrıca Allah, (cc) çocuk eğitiminin güzel bir örneği olarak Lokman Hekim´in oğluna nasihatlerini nakleder. Bu ayeti kerimelere baktığımızda ilginç bir mantıki sırayla karşılaşırız:

    Lokman Hekim´e Allah´ın verdiği hikmet sonucu o, çoğuna önce şunları öğütlemiştir:

    Yavrum, Allah´a şirk koşma!.

    Bu öğüdün ardından Allah dönüp insana hitap eder ve ona anne babasını öğütler, Allah´a şirki emretmedikçe onlara itaat etmesini söyler.

    Burada da ince işaretler vardır: Demek ki, anneye babaya itaat, onların çocuklarına Allah´ın yeganeliğini tanıtmalarıyla mümkündür. Onlardan itaati bekliyorlarsa, önce onlar bu görevlerini yapmalıdırlar, Ve din eğitiminde en önemli başlangıç, Allah´ı tevhit etmektir. Yani Allah´ın varlığından ziyade birliğinin bilinmesidir. Çünkü şöyle ya da böyle, bir tanrı kabulü olmayan insan yoktur.

    Sonra Lokman Allah´ın vasıflarını sayar ve O´nun her şeyi görüp bildiğini anlatır (16) Yani Allah´ın birliğinden sonra nasıllığı bilinmelidir. Ardından namazı, yani ibadetlerin en önemlisini öğütler. (17) Ardından insanlara karşı mütevazi olmaktan, yani ahlaktan sözeder.(18).

    Ve en sonunda ise kişinin kendine karşı dahi ahlaklı olmasından, bir bakıma tasavvuftan bahseder. (19) Düşündüğümüzde bu sıralamanın ilahi hikmetlerle dolu olduğunu fark edebiliriz.

    Bütün bunlar aynı gerçeği anlatırlar.

    Allah Rasulü Efendimiz, yedi yaşına gelen çocuğa namazın öğretilmesini, on yaşında hala kılmıyorsa cezalandırılmasını emreder. Bu hadisi şerif sahihtir. O zayıf da olsa bir başka hadislerinde: “Çocuklarınızı üç vasıfla eğitin: Peygamberlerini sevsinler, onun hane halkını sevsinler, ve Kuranı Kerim okusunlar” buyururlar. (Bilindiği gibi zayıf hadis, hadis değildir anlamına gelmez, peygambere aidiyeti şüphelidir, bu sebeple uygulanması zorunlu değildir anlamına gelir. Ancak başka dini bilgilerle çatışmadıkça uygulanmasında da bir sakınca yoktur, çünkü hadis olma ihtimali de vardır. Başka dini bilgileri destekliyorsa daha da güç kazanır.) Sosyologlar, ebeveynin görevlerini okul gibi, kreş gibi başka kurumlara bırakmaları halinde ailenin dağılacağını söylerler. Ailesi dağılmış bir toplumun geleceği karanlıktır. Kesin olarak diyebiliriz ki, bizler uzun yıllardan beri çocuklarımıza din eğitim ve öğretimlerini vermedik. Bazılarımız bunu tamamen terk etti, bazılarımız da İmam Hatip okullarıyla, cami imamlarıyla, ya da Kuranı Kerim kurslarıyla yetindiler. Bu durum, hem aile yapımızı modernleştirip İslam´dan uzaklaştırdı, hem de çocuklarımızın din duyguları zayıfladı, bilgileri yetersiz kaldı.

    Bunun çaresi olarak bizim aile düzenimiz tekrar İslamlaştırmamız gerekir. Aile, sevginin ve saygının öğretildiği yegane kurumdur. Buna öğretildiği yerine öğrenildiği demek daha doğrudur. Yemek yeme tarzımız dahi asrileşmiş ve sofralar, oturulup besmelenin çekildiği, Allaha hamdetmenin öğrenildiği, tatlı sohbetlerin yapıldığı eğitim halkası olmaktan çıkıp, oburca tüketmenin arenası haline gelmiştir. Biz galiba müslümanlaşmaya önce buralardan başlamalıyız.

    Son olarak, hatabî bir argüman da olsa, şu anlamlı kıyası bir kez de burada zikretmek istiyorum:

    Cahiliye döneminde babalar kız çocuklarını hunharca toprağa gömüyorlardı. Bu çok vahşi bir uygulamaydı, böyle bir babadan daha canavar bir insan düşünmek zordur. Bunu herkes biliyor. Ancak o çocukcağızların çektikleri acı bir kaç dakika ile sınırlı idi ve ondan sonra cennet kuşları olup ebedileşiyorlardı. Yani babalarının onlara verdiği acı ve zarar birkaç dakikada bitiyordu. Olan babalarına oluyordu. Şimdi çocuklarına Allah´ı ve dini öğretmeyen, böylece de onların dinsiz imansız kalıp cehenneme gitmelerine sebep olan anne babalarla o vahşi babaları kıyasladığımızda, hangisinin daha büyük bir cürüm işlediğini görmüş olabiliriz. Çünkü onlar çocuklarını toprağa gömdüler, bunlar ise ebedi cehenneme atıyorlar.

    Sonuç

    Yıllardır yapa geldiğimiz hatalarımızı anlayarak, ihmallerimizi terk ederek evimizi, hanemizi ve ailemizi İslamlaştırmaktan ve çocuklarımızın din eğitim ve öğretimlerini kendimiz üstlenmekten başka çıkar yolumuz yoktur. Çok istisnai şartlarımız varsa o zaman da yukarıda zikredilen yöntemlerden birisine başvurabiliriz. Bunda çook geç kaldık ve artık düşünecek zamanımız bile yoktur. Kimse bilmediği ve beceremeyeceği için bundan utanıp geri kalmamalı ve zarar mutlaka telafi edilmelidir. Aksi halde kendimize de çocuklarımıza da yazık ederiz.

    Faruk Beşer

     

     

    Şayeste - 11.12.2009 - 10:26
  2. çok haklısınız.biz bunu yapamıyoruz,yapamadık.benim 8 ve 15 yaşında kızlarım var.büyük kızımı kuran-ı kerim öğrenmesi için hocaya yollmak istedim ama gönderemedim bir türlü.küçük kızımı geçen yıl sonu yolladım o daha eğimli ve ılımlı bir çocuk.bana gelince islam dininden olmaktan çok mutluyum ama bilipte yapmayanlardanım.kalbim hep dualarladır.kötülükten ve hasetten hep uzak durmaya çalışırım allahımı ve peygamberimi çok seviyorum.bazı kere soru işaretlerim oluşuyor ama hemen kelime işadet getiriyorum.1 ay önce 26 yaşındaki enküçük erkek kardeşim trafik kazasında öldü yıkıldık,büyük kızımda bana söz verdi bu yaz kursa gidecek ve kuran-ı kerim öğrenecek tabi bende.kısacası ben bunu lağiyince yapamamktan çok üzgünüm.çalışıyorumda nasıl olacak bilmiyorum.

     

     

    jican - 13.12.2009 - 03:37



Benzer Konular

  1. Kuranı Kerimi Öğrenip Okumak Ve Okutmak
    Konuyu Açan: Dilara66-Gülümcan, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj : 18.07.2012, 21:01
  2. Kuranı Kerimi Tanıyalım Çocuklar
    Konuyu Açan: KONAMI, Forum: Çocukça.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 10.05.2012, 19:51
  3. Kuranı Kerimi Okumanın Edebi ve Fazileti
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: Kuran'ı Kerim.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 09.09.2011, 00:39
  4. Kur'an-ı Kerimi Kimler Anlamaz
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: İslam Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06.05.2011, 16:07
  5. Kur’an-ı kerimi nasıl anlarız
    Konuyu Açan: ultimatom, Forum: İslami Sorular Ve Cevaplar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 09.07.2009, 03:15

copyright

Soru Cevap