Gusül

  1. Gusül Ne Demektir?
    Gusül Ne Zaman Lâzımdır?
    Guslün Hikmetleri ve Faydaları:
    Gusletmesi Farz Olanlara Haram Olan Şeyler Nelerdir?
    Gusletmeleri Farz Olanlara Mekruh Olan Şeyler:
    Guslü Gerektiren Haller ile İlgili Bâzı Mes`eleler:
    Guslün Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?
    Guslün Rükünleri, Yani Farzları Nelerdir?
    Diş Dolgusu ve Kaplaması, Guslün Sıhhatine Mâni midir?
    Altın Diş Takmak veya Dişleri Altın Kaplatmanın Hükmü Nedir?
    Guslün Sünnetleri Nelerdir?
    Guslün Âdâbı (Müstehabları) Nelerdir?
    Guslün Mekruhları Nelerdir?
    Gusül Nasıl Alınır?
    Gusül İle İlgili Mes`eleler:
    Gusül Kaç Kısma Ayrılır?
    I. Farz olan gusüller:
    II. Sünnet olan gusüller:
    III. Mendub veya müstehab olan gusüller:


    Gusül Ne Demektir?

    --------------------------------------------------------------------------------

    Gusül kelimesi, lügatte, yıkanmak, mânasına gelir. Bu kelimenin dinî mânası ise, bütün bedenin, hiçbir tarafında iğne ucu kadar kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması demektir. Gusüle, Türkçemizde boy abdesti de denir.


    Gusül Ne Zaman Lâzımdır?


    --------------------------------------------------------------------------------

    Guslü gerektiren haller üçtür:

    1 - Cünüplük hâlidir. Bu, iki sebebden ileri gelir:

    a. İster uyanık halde olsun, isterse uyku hâlinde olsun, herhangi bir temas veya cinsî münasebet olmaksızın, erkek ve kadından şehvetle meninin dışarı atılması. Meninin şehvetsiz boşalmasından dolayı cünüplük hâli meydana gelmez. Bu sebeble gusletmek de gerekmez. Sadece abdest bozulmuş olur.

    b. Cinsî münasebette bulunulması... Burada meninin gelmesi (inzal) şart değildir. Cinsî münasebetin kendisi cünüplük sebebidir.

    2 - Guslü farz kılan ikinci hal, kadınların hayız hâlidir. Kadınların hayız halleri son bulunca, gusletmeleri farz olur.

    3 - Gusletmeyi farz kılan üçüncü durum, yine kadınlara mahsus bir hâl olan nifas, yani doğumdan sonraki lohusalık hâlidir. Nifas hâlinden kurtulan bir kadına da gusletmek farz olur.


    Guslün Hikmetleri ve Faydaları:


    --------------------------------------------------------------------------------

    Gusül, âkıl-bâliğ olan her Müslümana, kendisinde guslü gerektiren bir hal meydana geldiği takdirde farzdır. Gusül temizliğinde, mânevî ve uhrevî birçok faydalar yanısıra, pek çok maddî fayda ve güzellikler de bulunmaktadır. Bu sebeble İslâmiyet, gusle büyük ehemmiyet vermiştir. İnsan bu vecibeyi yerine getirmekle, hem Allah`ın muhabbetini kendine celbetmekte ve rızasına nâil olmakta; hem de maddeten sıhhat ve âfiyet kazanmaktadır. Gusül, aynı zamanda küçük günahlara da keffârettir. Peygamber Efendimiz, Enes bin Mâlik Hazretlerine hitâben:

    "Ey Enes! Guslederken mübalâğa et. Böylece yıkanma mahallinden ayrılırken üzerinde günah ve hatâlardan arınmış olarak çıkarsın" buyurmuşlardır. Hz. Enes de:

    "Yâ Resûlâllah, mübalâğa nasıl olur?" diye sorduklarında, şu cevabı almışlardır:

    "Saç diplerini ıslat ve deriyi de pisliklerden arındır." Cünüplük, ibadetleri ifaya mâni, mânevî bir kirlilik hâli olduğu için, en başta mü`minin kendine ağır gelen, huzursuz kılan, ruhunu daraltan bir durumdur. Rivâyetlerde, yeryüzünün cünüp gezen insanlardan tiksinti duyup onları Allah`a şikâyette bulunduğu zikredilmiştir. Cünüp insanların yanına rahmet meleklerinin gelmeyeceği de yine rivâyetler arasındadır. Bu sebeble salâhat ve takvâ sahibi kimseler, kendilerinde cünüplük hâli meydana geldiğinde, bu halden kurtulmak konusunda acele etmişler; geceyi cünüp olarak geçirmekten şiddetle kaçınmışlardır (*). Bu, işin takvâ yönüdür. Bütün bunlar, cünüp olan bir insanın, uğursuz ve maddeten pis ve necis olduğu mânasına gelmez. Cünüp kimse ile görüşülüp konuşulmayacağı söylenemez. Dikkat edilmesi gereken husus; namaz vaktini geçirmeden yıkanmaktır. İnsan, namaz vaktini geçirmemek şartıyle, yıkanmayı te`hir edebilir ve bu halde iken cünüp kimseye yapması harâm olan işlerin dışında kalan herşey`i yapabilir. Bu da, işin fetvâ yönüdür.Ebû Hüreyre, bir gün yolda, cünüp iken, Resûlüllah Efendimize rastlamış, fakat bu cünüp hâliyle O`nun yanında bulunmaktan sıkılarak savuşup gitmiş, yıkanıp geri dönmüştü. Resûl-i Ekrem, kendisine nereye kaybolduğunu sorunca da durumu olduğu gibi anlatmış idi. Resûlüllah Efendimiz bunun üzerine Ebû Hüreyre`ye şu cevabı vermişlerdi:

    "Sübhânallah, mü`min hiç necis (pis) olur mu?" Bu hadîsten anlaşıldığına göre, cünüp olan bir mü`min, kimse ile görüşüp konuşamıyacağı bir pislik ve uğursuzluk içine düşmüş değildir. Şu halde, yeryüzünün tiksinip, rahmet meleklerinin kendisinden kaçtığı insanlar, cünüplüğü hafife alan ve cünüp gezmeyi âdet hâline getiren kimseler olmaktadır. Dinî açıdan bu derece kıymet ve ehemmiyet taşıyan guslün biraz da maddî ve tıbbî yönü üzerinde duralım: Guslün insan sağlığına yaptığı müsbet te`sir şu şekilde îzah edilmektedir: Cinsî boşalma olayı, insandaki bütün sinir sistemini seferber eden ve bütün organizmayı sarsan fizyolojik bir hâdisedir. Bu olay esnasında vücutta büyük bir hücre yıkımı meydana gelir. Bu esnada solunum ve dolaşım cihazları bu olaya bütün güçleriyle katıldıklarından, solunum adedi artar. Kan dolaşımı hızlanır. Hattâ bu esnada sarfedilen kuvvet, bin beş yüz metre koşmaya eşittir. Yahut başka bir benzetme ile, yedi katlı bir apartmanın en üst katına koşarak çıkmak kadar yorucudur. Bu hâdise vuku bulduktan sonra, uzviyet müdhiş bir yorgunluk ve ezici bir bitkinlik hisseder. Ağır bir yük taşımış gibi olur. İşte büyük bir hücre yıkımına uğrayan ve büyük bir sarsıntı geçiren insan vücudu, yıkanmak sayesinde derhal bir rehavet ve gevşeme ile sükûnete kavuşur. Vücuda yeni bir zindelik ve canlılık gelir. İşte bu sebeble gusül, insan için mükemmel bir temizlik, maddeten ve mânen dinlenme ve huzur bahşeden bir yıkanmadır.


    Gusletmesi Farz Olanlara Haram Olan Şeyler Nelerdir?


    --------------------------------------------------------------------------------

    Cünüp olan kadın ve erkeğe veyahut hayız ve nifas hâlindeki kadınlara yapmaları harâm olan dinî vazifeler şunlardır:

    1 - Namaz kılmak. Cünüp olan kimse, oruç tutmakla beraber, hayız ve nifas hâlindeki kadın, oruç da tutamaz.

    2 - Kur`an okumak. Ezberden veya Mushaf`a bakarak bir âyet dahi olsa Kur`an okumak (tilâvet) haramdır. Ancak Kur`an`daki dua ve sena âyetlerini tilâvet kasdı olmaksızın dua ve sena niyyetiyle ezberden okumak câiz görülmüştür. Meselâ, cünüp bir kimsenin dua ve sena âyetlerini ihtiva eden Fâtiha sûresini tilâvet kasdıyla okuması haramdır. Dua ve sena niyyetiyle okuması ise câiz olur.

    * Kelime-i şehadet getirmek, tesbih ve tekbir kelimelerini söylemek de câizdir.

    3 - Kur`an okumak caiz olmadığı gibi Kur`an-ı Kerîm`e el sürmek de caiz değildir. İsterse el sürülen bir âyet olsun, isterse yarım âyet. Ancak Kur`ân-ı Kerîm bir mahfaza içinde olduğu takdirde el sürmek caiz olur.

    4 - Kâbe-i Muazzama`yı tavâf etmek.

    5 - Zaruret olmaksızın câmi-i şerîfin içine girmek veya camiin içinden geçmek.

    6 - Üzerinde âyet-i kerime yazılı herhangi altın ve gümüş parayı ve kolyeyi veyahut levhayı elle tutmak da haramdır.


    Gusletmeleri Farz Olanlara Mekruh Olan Şeyler:


    --------------------------------------------------------------------------------

    1 - Dinî kitablardan herhangi birini el ile tutup okumak.

    2 - Elini, ağzını yıkamadan yiyip içmek.



    Guslü Gerektiren Haller ile İlgili Bâzı Mes`eleler:

    --------------------------------------------------------------------------------

    * Şiddetle yerinden kopan ve şehvetle dışarı boşalan meniden dolayı, gusül lâzım gelir. Şehvetle yerinden ayrılıp, şehvet dindikten sonra dışarı akan meniden dolayı ise, İmam-ı A`zam ve İmam-ı Muhammed`e göre yine gusül lâzım gelirse de, Ebû Yûsuf`a göre, gusül gerekmez. Bu kavle göre, şehvetle yerinden ayrılan meninin, o anda dışarı boşalması önlenir ve şehvet dindikten sonra dışarı akmasına yol verilirse; bu durum guslü gerektirmez. Ebû Yûsuf`un bu görüşünde, misafirlikte veya kış mevsiminde böyle bir durumla karşılaşanlar için, büyük kolaylık vardır.

    * Gusül için, cinsî birleşme sırasında, erkeğin tenasül uzvu (penis) ile kadının tenasül uzvunun (vagina) tam birleşmesi gerekmez. Penisin sadece uç kısmının vaginaya girmesi ile, meni aksın akmasın gusül lâzım gelir. Yalnız kadın ile erkeğin bülûğa ermiş olmaları da şarttır. Sadece biri bülûğ çağında ise; gusül, bülûğ çağında olana gerekir, diğerine gerekmez.

    * Erkeğin tenasül uzvunu bez gibi bir şeye sararak cinsî birleşmede bulunması hâlinde, ancak bu birleşmeden tarafların lezzet almaları durumunda gusül gerekir. Lezzet alınmazsa, gusül gerekmez. Fakat lezzet alınmasa da, ihtiyaten yıkanılması takvâya uygun görülmüştür.

    * Ön ve arka yoldan birine parmağını sokmak, guslü gerektirmez.

    * Birini el ile tutmak, okşamak veya bakmak neticesinde meni gelirse, gusül gerekir. Bu durum, erkek için de kadın için de böyledir.

    * Uykudan kalkan kimse, yatak çarşafında veya iç çamaşırında veya butlarında bir yaşlık görse, duruma bakılır: Eğer rü`yada ihtilâm olduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir. Fakat ihtilâm olduğunu hatırlamıyorsa, Ebû Yûsuf`a göre gusletmesi gerekmez. Çünkü, o yaşlık mezi de olabilir. Kaldı ki, meni bile olsa, şehvetle geldiği bilinmemektedir. İmam-ı A`zam ve İmam-ı Muhammed ise, o yaşlığın meni olmayıp, mezi olduğu kesin bilinmesi halinde guslü gerekli görmezler. Fakat meni veya mezi olduğunda tereddüt edilse veya meni olduğu zannı hâsıl olsa, ihtiyaten gusül gerekir, derler.

    * Rü`yada ihtilâm olduğu halde, dışarı meni akmamışsa gusül gerekmez.

    * Bir kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi akacak olsa, tekrar yıkanması gerekmez.

    * Dövülme, ağır bir şey kaldırma gibi sebeblerden dolayı şehvetsiz olarak gelen meni guslü icab ettirmez. İmam-ı Şâfiî ise, bu halde de guslü gerekli görür.

    * Gayr-i müslimin biri, cünüp veya hayız veya nifaslı halde iken İslâm`a gelse, kendisine gusül etmek farz olur. Fakat bu haller kendisinde yokken İslâm`a girmesi durumunda, yıkanması ona farz değil, mendubdur.


    Guslün Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?


    --------------------------------------------------------------------------------

    Guslün sahih olabilmesi için, kadınlarda hayız ve nifas kanının tamamen durmasını; erkeklerde ise, kendilerinden gelen meninin arkasının kesilmesini beklemek şarttır. Erkeğin, kendinden gelen meninin kesilmesini te`min için inzalden, yani, meninin akmasından sonra, ya uyuması veya bir müddet yürüyüp gezinmesi veyahut da birkaç damla da olsa idrar çıkarması gerekir. Bu hususlardan birine riayet ederek gusleden kimseden, yıkandıktan sonra meni gelse bile, bu meni guslü bozmaz. Yeniden yıkanmayı gerektirmez. Fakat bu hususlara riayet edilmeden hemen yıkanılır yıkandıktan sonra da meni gelirse, guslü sahih değildir. Tekrar yıkanmak gerekir. Guslün sıhhatinin ikinci şartı da; bedende iğne ucu kadar bile, kuru hiçbir yerin kalmamasına dikkat etmektir. Vücutta yıkanmamış bir yer kalırsa, o gusül de sahih olmaz.


    Guslün Rükünleri, Yani Farzları Nelerdir?


    --------------------------------------------------------------------------------

    Guslün farzları üçtür:

    1 - Bir kere ağza dolu dolu su vermek,

    2 - Bir kere burna sertçe su çekmek,

    3 - Bir kere de bütün vücudu yıkayıp, temizlemek. Ağzı, burnu ve bütün bedeni en az bir kere yıkamak farzdır. Bu yıkamayı üç`e çıkaran kimse ise, farzı yerine getirmekle beraber, sünnet sevabını da kazanır.Guslün farzlarını îfa ederken bilhassa şu hususlara dikkat etmelidir:

    * Ağza bolca su alarak, ağzın içini iyice ıslatmalı, dişler arasında, suyun dişlere temasını önleyecek yemek artıkları varsa, onları temizlemelidir.

    * Burna ise sertçe su çekerek, burun içinde kuru yer kalmamasına ihtimam göstermeli; kurumuş sümük artıkları varsa, onları el ile temizleyerek veya sümkürerek gidermelidir. Yalnız oruçlu iken burna su çekmekte dikkatli olup, boğaza su kaçırmamaya çalışmalıdır. * Vücutta iğne ucu kadar bile olsa, hiçbir kuru yerin kalmamasına, suyun bedenin her tarafına ulaştırılmasına itina gösterilmelidir. Bu sebeble, bedende suyun deriye ulaşmasını önleyici hamur, mum, yağlı boya, oje, v.s. gibi maddeler varsa, yıkanmadan önce bunların temizlenmesi şarttır. Tırnak kirleri, pire ve sinek pislikleri, kına, mürekkep gibi suyun cilde ulaşmasına engel teşkil etmeyen boyalar, gusle mâni değildir.

    * Kapanmamış olan küpe deliklerinin de içinin yıkanması gerekir. Kulakta küpe takılı ise, onları ileri geri oynatmakla bu te`min edilir.

    * Göbek çukurunun içi de yıkanmalıdır.

    * Kadınlarda, uzun veya örgülü saçların bütünü ıslanması gerekmez. Buna binaen, kadın, gusül için saçının örgüsünü açmak mecburiyetinde değildir. Şart olan, saçın diplerine suyun ulaştırılmasıdır. Saçlarda kuru yer kalsa bile, saç dipleri ıslandıktan sonra gusül sahih olur. Erkeklerde durum böyle değildir. Çok uzun veya örgülü de olsa, erkeklerin, saçlarının tamamını yıkayıp ıslatmaları gerekir. Çünkü, saç, erkekler için ziynet değildir. Erkeğin saç uzatmasında bir maslahat yoktur.

    * Sakal, sık ve gür bile olsa, suyu cilde mutlaka ulaştırmalıdır. Halbuki, abdestte sık olan sakalın diplerini yıkamak mecburiyeti yoktur; sadece sakalın ıslatılması kâfi gelir.

    * Kaş ve bıyıkların durumu da aynıdır. Kıllar ile birlikte derinin de yıkanması gerekir. Mâlikîler ve Şâfiîler, ağzın ve burnun içini, bedenin zâhirine (dışına) dahil saymazlar, birer iç organ olarak kabûl ederler. Bu sebeble, bunları gusülde ve abdestte yıkamak onlara göre farz değil, sünnettir. Hanbelîler ise, ağızı ve burnun içini yüzün bir parçası kabûl ederler. Abdestte de, gusülde de yıkanması bunlara göre farzdır.


    Diş Dolgusu ve Kaplaması, Guslün Sıhhatine Mâni midir?


    --------------------------------------------------------------------------------

    Hanefîlerde, gusülde ağız ve burnun içini yıkamak farz olduğunu biliyoruz. Buna göre ağzında dolgu veya kaplama dişi bulunan Hanefî bir kimsenin, gusül abdesti alırken, kaplama veya dolgulu dişi sökmesi ve altına su geçirmesi mi gerekecektir, yoksa dolgu ve kaplamanın üzerinden geçen su ile gusül yapılmış mı sayılacaktır? Bu hususla ilgili, Fetvâhâne hey`et-i ilmiyesince Fetvâ Emîni Nuri Efendi riyasetinde ikmâl edilmiş ve Fetvahâne müsevvidlerinden Ali Murtaza tarafından neşredilmiş bulunan "İlâveli Mecmua-i Cedîde" isimli Fetvâ kitabında şu fetva yer almaktadır: "Üzerine gusül farz olan Zeyd`in, oyuk (mücevvel) olan dişleri altın veya gümüş ile doldurulmuş olup, dişlerinin oyuğuna yapışmış olduğu için altın ve gümüşü çıkartmakta güçlük ve meşakkat bulunmakta; gusül ederken o dişlerin oyuğuna su girmese ve bu şekilde bir zaruret meydana gelmiş bulunsa, suyu o dişlerin içine ve oyuğuna ulaştırmak, temas ettirmek farz olmayıp, dışını (dolgunun üstünü) yıkamakla gusletmiş ve temizlenmiş olur mu? Elcevab: Olur." Bu fetvaya göre; ihtiyaç halinde dişlere dolgu ve kaplama yapılmasında hiçbir mahzur yoktur. Gusülde bu dişlerin sadece dış yüzeyi yıkanır. Dolgu ve kaplamayı söküp içini yıkamak gerekmez. Son devir Şeyhü`l-islâmlarından Uryanizâde de diş doldurmaya fetvâ vermiştir. Netice olarak diyebiliriz ki; gusülde ağız içindeki kaplama veya dolgulu dişlerin içine su geçmesi imkânsız olunca, yıkaması mecburî olmaktan çıkar. Çünkü, bunlar ziynet ve süs için yapılmış olmayıp, ihtiyaç için başvurulan tedavilerdir. Tıpkı yaraların üzerine konulan sargının altına suyun geçmesinin mecburî olmadığı gibi... Diş sağlığının, insan hayatında önemli bir yeri vardır. Dişteki rahatsızlıkların, pek çok hastalığın ortaya çıkmasına sebeb olduğu bugün tıbben de sâbittir. Tedavinin zarurî îcabı olarak yapılan dolgu ve kaplamalar, gusle mâni telâkki edildiği takdirde, İslâm âleminde diş hastalıkları ve rahatsızlıkları alıp yürür. Müslümanların sağlığı tehlikeye düşer. Diş dolgusu ve kaplama, artık tedavide vazgeçilmez bir zaruret hâline geldiği için, belvâ-i âmme hâline de gelmiş, mahzurları mübah kılan mevzuya da girmiş olur. Bu bakımdan dahi kaplama veya dolgulu dişler, gusle mâni olmazlar. Bununla beraber vesveseye kapılanlar, takvâ üzerine hareket etmek istiyenler, gusülde Şâfiî mezhebine de niyet edebilirler. Bilindiği gibi Şâfiî`de ağzın ve burnun içini yıkamak farz değil, sünnettir.


    Altın Diş Takmak veya Dişleri Altın Kaplatmanın Hükmü Nedir?


    --------------------------------------------------------------------------------

    Mebsut`da, İmam-ı Muhammed`in, altın diş taktırmakta veya dişi altın kaplama yaptırmakta hiçbir mahzur görmediği kaydedilmektedir. İmam-ı A`zam ise, altın dişi mekruh addetmekte, ancak gümüş diş taktırmayı veya dişleri gümüşle kaplatmayı caiz görmektedir. İmam-ı A`zam`ın altın dişi mekruh görmesi, altın süs ve ziynet eşyası olup erkeğe caiz olmaması sebebiyledir. Şu halde altın diş, süs için değil de, tıbbî bir zaruret olarak takılırsa, ortada bir mahzur kalmaz. Nitekim günümüzde, altın dişlerin, gümüş dişlere göre daha sıhhata uygun olduğu ve ağızda kötü koku yapmadığı bir gerçek olarak ortaya çıkmıştır. Ağızdan çıkarılıp takılabilecek şekilde seyyar olan diş ve protezlerin, gusülde ağzı yıkarken çıkarılmaları icabeder. Böylesi temizliğe de daha uygundur.


    Guslün Âdâbı (Müstehabları) Nelerdir?


    --------------------------------------------------------------------------------

    Abdestin âdabları, aynı zamanda guslün de âdâblarıdır. Ancak abdestte kıbleye karşı dönmek ve duaları okumak âdâbdan sayılır iken, gusülde bunlar yapılmaz. Avret yeri açık olabileceği için, kıbleye dönmek mekruh görülmüştür. Guslün en mühim âdâbı; yıkanırken avret yerlerini örtülü bulundurmaktır.Bütün peygamberler, utanmanın insanın en büyük meziyeti ve vasfı olduğunda ittifak etmişlerdir. Utanan insan, bedenini, bilhassa avret yerlerini başkalarına teşhir edip baktırmaktan hoşlanmaz. Terbiye ve edebi buna mâni olur. Beşeriyete örnek olan din büyüklerinden bir Sahâbe: "Gökten düşüp parça parça olmaya razıyım. Fakat avret yerimi açarak başkalarına göstermeye razı değilim" sözüyle, bizlere bu yolda örneklik etmişlerdir. Bu sebebledir ki, müslümanlar, gerek hususî ve gerekse umumî yerlerde yıkanırken dikkat etmeli, avret yerlerini daima örtülü bulundurmaya gayret göstermelidirler. Şu kadar var ki, evlerdeki şahsî banyolarda veya umumi hamamların tek kişilik banyo odalarında kısa bir süre için, insan, bedeninin tamamını açıp traş ve benzeri temizlikleri yapabilir. Kimse görmediği için bunda mahzur söz konusu değildir. Ama bu hâl, âdet hâline getirilmemeli, istenen temizlik yapıldıktan sonra, hemen avret yerleri örtülerek haya duygularının zedelenmesine meydan verilmemelidir. Abdestte olduğu gibi, guslü müteâkip iki rek`at namaz kılmak da âdâbdandır. Din büyükleri bu namazı hiçbir zaman ihmal etmezlerdi. Bu namaz Allah`a hamd ve şükür makamında yapılan bir nafile namazı olabileceği gibi, kaza namazı da olabilir.


    Guslün Mekruhları Nelerdir?


    --------------------------------------------------------------------------------

    Abdestte mekrûh olan şeyler gusülde de mekruhtur. Fazla olarak gusül yaparken dua okumak ve kıbleye dönmek de mekruh görülmüştür. Gusülde bir uzuvdaki su ile diğer bir uzvu ıslatmak caizdir. Çünkü gusülde bütün beden tek uzuv sayılır. Bu durum abdestte câiz değildir.


    Gusül Nasıl Alınır?


    --------------------------------------------------------------------------------

    Guslü dar ve geniş zamanda olmak üzere iki türlü almak mümkündür:

    1 - Suyun azlığı, soğukluğu, vaktin müsaadesizliği gibi hallerde, acele olarak yapılan gusülde evvelâ ön ve arka taraftaki kirler giderilir. Sonra üç defa ağıza, üç defa buruna su çekilerek içlerinde kuru yer kalmaması te`min edilir. Bundan sonra da baştan, sağ ve sol omuzlardan dökülen su ile bedenin tamamı yıkanıp ıslatılır. Kuru yer kalmadığı anda, gusül yapılmış olur. Bu, dar ve sıkışık anlarda ve sadece guslün farzları yerine getirilerek yapılan gusüldür.

    2 - Müsait zaman ve mekânda yapılan gusülde ise, yine edeb yerleri yıkandıktan sonra, evvelâ, namaz abdesti gibi güzelce bir abdest alınır. Önce baştan, daha sonra ise sağ ve sol omuzlardan sıra ile üçer defa su dökülür. Her döküşte bedenin tamamı bir güzel ovalanır, mânevî kirlerin yanında maddî kirlerden de temizlenmeye çalışılır. Bu arada vücutta iğne ucu kadar kuru yer kalmamasına itina gösterilir. En sonunda da, kirli suların döküldüğü yere basan ayaklar, son olarak tekrar yıkanıp çıkılır. Guslün her iki halinde de, şart ve farz olanı ağız ve burun içi ile bedenin tamamında kuru yer kalmamasıdır. Bu yapıldıktan sonra, gusül yerine getirilmiş, mânevî ve maddî temizliğe kavuşulmuş olunur.


    Gusül İle İlgili Mes`eleler:


    --------------------------------------------------------------------------------

    * Alınan Gusül İle İbâdet Yapılır mı? Bir adı da boy abdesti olan gusül temizliğiyle bütün ibâdetler yapılır. Zira namaz abdestinde sadece bedenin bilinen âzaları yıkanırken, bunda ise tamamı yıkanmakta, daha fazlasıyla temizlik hâsıl olmaktadır. Abdesti bozucu bir hâl vâki oluncaya kadar, her türlü namaz kılınıp, ibâdet yapılır. Ancak abdesti bozan bir hâl vâki olunca, gusül abdestinin hükmü de bitmiş olduğundan ibâdet için yeniden abdest almak gerekir.

    * Gusletmesi gereken bir kimseden yıkanırken idrar, kan, v.s. gibi abdesti bozucu bir akıntı gelse, guslü bozulur mu? Gusül sırasında gelen akıntı guslü bozmaz, guslün abdest oluşunu bozar. Yani sahih olan ve insanı cünüplükten kurtaran bu gusülle namaz kılınmaz. İbâdet için yeniden abdest almak gerekir. Gusül ise tamamdır. İlmi bir ifade ile, guslü bozan herşey abdesti de bozar. Lâkin abdesti bozan herşey guslü bozmaz. Bu bakımdan, gusül sırasında idrar yollarından gelen bir akıntı, yahut yaradan akan bir mayi, veya diş kanamaları, v.s. gusle mâni olmaz. Bu akıntılarla yapılan gusül sahih, fakat abdest bâtıl olur.

    * Guslederken ağzını burnunu yıkamadığını veya bir uzvunu yıkamadan kuru bırakmış olduğunu farkeden bir kimsenin, yeniden gusletmesi gerekir mi? Gerekmez. Sadece kuru bıraktığı yeri yıkar.

    * Bâzı evlerde helâ ile banyo, beraber olmaktadır. Böyle helâlı banyolarda gusletmek caiz midir? Helâda gusletmek mekrûh ise de, müsait yer yoksa câiz olur.

    * Yıkanması gereken cünüp kimse, gusülden evvel birşey yeyip içmek isterse, ne yapar? Kendisine gusül farz olan kimse, mümkünse yemek içmek işini yıkandıktan sonraya te`hir etmelidir. Buna rağmen yemek yeme ihtiyacı duyuyorsa, ekmek ve yemeğe değecek taraflarını yıkamalıdır. Yani el ve ağzını yıkayıp ondan sonra yemek yemeli, su içmelidir.Buna göre, sahurda yıkanmaya vakit bulamayan kimse, el ve ağzını yıkayıp yemeğini yer. Sonra da guslünü yapabilir. Yıkanmadığı için sahursuz kalmak mecburiyetinde değildir.

    * Cünüpken bedendeki tüylerin temizlenmesi yerinde bir hareket midir? Yoksa traş temizliği, cünüp olmadan yahut gusül yaptıktan sonra mı yapılmalıdır? Bedendeki tüyler vücuttan, temizken ayrılmalı, tertemiz olarak dışarıya atılmalıdır. Efdal olanı budur. Ancak cünüpken böyle bir temizlik yapılsa da sonra gusül edilse, guslün sıhhatine bir zarar gelmez.


    Gusül Kaç Kısma Ayrılır?


    --------------------------------------------------------------------------------

    3 kısma ayrılır:


    I. Farz olan gusüller:

    Guslün, cünüplük hâlinden veya hayız-nifas kanının kesilmesinden sonra yapılması farzdır.


    II. Sünnet olan gusüller:

    1 - Cuma namazı için yıkanmak sünnettir. Cuma günü, hadîs-i şerîflerin de beyanı üzere, Seyyidü`l-Eyyâm, yani; günlerin en şereflisi ve üstünüdür. Aynı zamanda mü`minlerin bayram günüdür. Resûlüllah Efendimiz, birçok hadîs-İ şerîflerinde, ümmetine, cuma günü yıkanarak ve temiz kokular sürünerek mescide çıkmalarını tavsiye buyurmuştur. Perşembe günü veya cuma gecesi yıkanmak ile de sünnet yerine getirilmiş olur. Cuma günü yıkanmakla ilgili hadîslerin çokluğuna ve bu husustaki şiddetli tavsiyeye bakarak, âlimler, cuma guslünü sünnet-i müekkede olarak kabûl etmişlerdir. Traş olmak, tırnak kesmek gibi diğer beden temizlikleri de yine cuma günü yapılması tavsiye edilmiştir.

    2 - Bayram namazları için de yıkanmak yine sünnettir.

    3 - Hac ve ömre için ihrama girerken yıkanmak. Bu yıkanmak, mânevî temizlikten ziyade, maddî temizlik için olduğundan, kadınlar o sırada hayız ve nifaslı dahi olsalar, bu guslü yapabilirler. Şayet su yoksa, teyemmüm yapılmaz.

    4 - Hacıların arefe günü Arafat`da vakfe için yıkanmaları da sünnettir.


    III. Mendub veya müstehab olan gusüller:

    1 - Cünüplük veya hayız - nifas gibi bir durum olmadan, temiz olarak ihtida etmiş yeni Müslümanın yıkanması menduptur.

    2 - İhtilâm ve hayız olmamakla birlikte, onbeş yaşına ulaşarak hükmen bülûğa eren kız veya oğlanın yıkanması da mendubtur. Hayız ve ihtilâm yoluyla bülûğa erenlerin yıkanması, zaten farzdır.

    3 - Baygınlık geçirenin baygınlıktan kurtulduktan sonra yıkanması... Bu gusül, iyileşmeye karşı bir şükür olarak yapılır.

    4 - Kan aldırdıktan sonra yıkanmak.

    5 - Ölü yıkanmak için gusül etmek.

    6 - Berat ve Kadir gibi mübarek geceleri ihya etmek için yıkanmak.

    7 - Hacıların Mina ve Müzdelife`de bulunmak için yıkanmaları.

    8 - Mekke-i Mükerreme`ye veya Medine-i Münevvere`ye girmek için, bu mübarek beldelere hürmeten yıkanmak.

    9 - Güneş ve ay tutulmaları ânında kılınan küsuf ve husuf namazları için yıkanmak.

    10 - Yağmur duasına çıkmak için yıkanmak.

    11 - Yolculuktan gelen veya yeni çamaşır değiştirenin de yıkanması menduptur.

    12 - Felâket ve musibetler ânında kılınan havf (korku) namazı için yıkanmak.

    13 - Günahtan tevbe etmek isteyen kimsenin de gusletmesi menduptur.

    14 - Cünüplüğün hemen ardından âdet görmeye başlayan kadın, dilerse cünüplükten dolayı hemen yıkanır. Dilerse yıkanmayı, âdet bitimine bırakır.

    15 - Zevcesiyle cinsî birleşmede bulunan bir kimse, yıkanmadan önce ikinci bir kere daha birleşmede bulunmak istediğinde, abdest alması veya gusletmesi menduptur.

    16 - Cünüp bir kimsenin cünüplükten tezelden kurtulması için yıkanmakta acele etmesi de menduptur. Cünüp bir kimse, yıkanmasını namaz vaktini geçirmeyecek kadar bir süre erteleyebilirse de hemen yıkanması efdaldir. Selef-i sâlihîn, bu hususa son derece dikkat ederler, kendilerine cünüplük ârız olunca, vakit geniş bile olsa hemen yıkanmayı tercih ederlerdi. Sünnet veya müstehab olan gusüller mücerred olarak beden temizliği veya hürmet ve tâzim için yapıldığından, farz olan gusüldeki gibi ağzı ve burnu yıkamak farz değildir. * Şâfiîlere göre farz dışında kalan bütün yıkanmalar sünnettir.



    Kaynak: Sorularlaislamiyet.com
    Yazar: Mehmet Dikmen

     

     

    LEVIS-501 - 01.10.2008 - 18:54
  2. arkadaşım bu degerli ve önemli bilğilerin için teşekkürler

     

     

    refik - 01.10.2008 - 22:57
  3. tsk

     

     

    gencreis - 05.10.2008 - 16:04
  4. Hangi Akıntı Guslü Gerektirir?
    Ahmet Şahin, Zaman Gazetesi /12.06.2006

    Bazen bir akıntının guslü mü, yoksa sadece abdest almayı mı gerektirdiğini anlayamayız. İşin içine evham da girince konu içinden çıkılmaz bir hâl alır.

    Bazen yürürken ya da otururken iç çamaşırımda bir akıntının ıslaklığını hissediyorum. Bu defa şüpheye düşüyorum. İnsanı cünüp yapan akıntıdan mıdır habersizce gelen bu ıslaklık?

    Yoksa sadece (varsa) abdesti bozan; ama gusül gerektirmeyen bir akıntı mı? Doğrusu, vesveseye kapılıyorum bu konuda.

    Çoğu zaman da cinsel konuların tahrikinden sonra da gelen bu gibi akıntılardan gusül mü gerekir, yoksa sadece (varsa) abdest mi bozulmuş olur? Buna bir açıklama lütfen...

    Bu sorunun cevabını daha açık ve net anlamak için hayat-üs'sahabede geçen şu tarihî olayı birlikte okumamızda fayda vardır. Bakalım bu durum nasıl inceleniyor, geçmiş büyük alimlerin arasında görelim.

    Tefsir ve fıkıh âlimi Abdullah bin Abbas namaz kılıyordu. Yanında ise tasavvuf âlimlerinden Tavus ile Atâ oturuyorlardı. Ansızın bir adam girdi içeriye. Önce selâm verdi, hemen arkasından da sordu:

    - Abdest aldıktan sonra bazen beyaz bir akıntı geliyor idrar mahallinden. Bundan dolayı huzursuz oluyor, gusletmem icap ettiğini sanıyorum. Ne dersiniz, idrar yolundan sızan bu akıntılardan sonra hemen gusül yapmam gerekir mi? Yoksa sadece abdestim mi bozulur? Akıntının kirlettiği yeri yıkadıktan sonra abdestimi yenilesem mesele biter mi?

    - Geldiğini söylediğin akıntı, çocuğun ana rahmine düşmesine sebep olan akıntıdan mıdır, deyince:

    - Ben öyle sanıyorum. dedi soru sahibi.

    - Öyle ise dediler, bu akıntı gelince sana gusül farz olur! Namaz abdesti alman kurtarmaz. Boy abdesti alman gerekir!

    Adam bu cevaba çok üzüldü. "İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn!"diyerek ölenlerin arkasından okunan ayeti okuyarak çıkıp gitti.

    Bununla abdestten sonra sık sık gelen akıntı yüzünden üst üste gusletmesinin kendisine ölüm gibi geleceğini söylemek istiyordu.

    Bu sırada namazını bitiren fıkıh âlimi Abdullah bin Abbas sordu:

    - Sual sahibi nereye gitti?

    - Şu tarafa doğru gitti. Hem de ölülerin arkasından okunan ayeti okuyarak.. dediler.

    - Hemen yetişin, onu bulup getirin, diyen Abdullah bin Abbas, Tavus ve Atâ'ya dönerek sordu:

    - Siz abdest aldıktan sonra gelen akıntıdan dolayı gusül lâzım geleceğini hangi ayet veya hadiste gördünüz?

    - Ayet ve hadiste bunun aynını görmedik. Ama çocuk doğmasına sebep olan akıntının gelmesiyle gusül lâzım geleceğini biliyoruz. İşte bu zattan da o akıntı gelmemiş midir?

    - Hayır, gelmemiştir! dedi Abdullah bin Abbas. Bu akıntı guslü gerektiren akıntıdan sayılmaz. Sorulması lâzım gelen başka hususlar vardı işin içinde. Onun aydınlanması lâzımdı.. Derken, yoldan çevrilen adam da içeri girdi. Abdullah bin Abbas yeniden sordu:

    - Abdest aldıktan sonra mesaneden geldiğini söylediğin beyaz ve biraz da koyu akıntı, sana lezzet vererek, şiddetle mi fışkırıyor? Yoksa zevk vermeden, yavaşça sızıntı halinde mi geliyor?

    - Hiç zevk vermeden, yavaşça geliyor. Hatta haberim bile olmadan geliyor bazen.

    Bir sual daha sordu:

    - Peki, bu akıntıdan sonra kendinde bir bitkinlik, yorgunluk hissediyor musun?

    - Hayır, hiçbir bitkinlik ve yorgunluk hissetmiyorum! Sadece meydana gelen ıslaklıktan anlıyorum bir sızıntının geldiğini, çamaşırımın kirlendiğini... Bu defa fıkıh alimi kelimelere basa basa fetvasını verdi:

    - Haydi git, (zevksiz ve patlamasız) gelen bu sızıntıdan dolayı sana gusül lâzım gelmez. Sadece varsa abdestin bozulmuş olur, o kadar. Zira bu gibi akıntılar, çoğu zaman cinsel duyguların tahrik olmasından, müstehcenleri düşünüp seyretmekten, idrarın bekletilmesinden, ağır yük yüklenmesinden, yani çeşitli sebeplerden dolayı gelen özür akıntısıdır. Guslü gerektirecek (zevkle fırlayan sperm patlaması) değildir..."

    İşte bu incelemeden de anlıyoruz ki, idrar mahallinden gelen akıntının gusül gerektirmesi için (şiddetle ve şehvetle) gelmesi gerekir. (Yavaşça ve zevksizce) gelen özür sızıntıları guslü gerektirmez. Bu akıntılar idrar cinsinden sayılan, çoğu zaman da cinsel konuların hayalinden sonra gelen akıntılardır. Varsa abdesti bozar; ama guslü gerektirmez. Vesveseye kapılmaya gerek yoktur. Islattığı zemin yıkanır, abdest alıp namaz kılınır.

    Bilmem naklettiğimiz bu olayla okuyucum guslü gerektiren şiddetli patlama ile gerektirmeyen şiddetsiz sızmanın ayrımını yapabildi, her birinin gereğini anladı mı?

     

     

    Turkuaz81 - 12.10.2008 - 20:40



Benzer Konular

  1. gusül
    Konuyu Açan: müşkül, Forum: Soru - Cevap.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 14.08.2012, 14:18
  2. Gusül
    Konuyu Açan: Dilara66-Gülümcan, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07.03.2012, 13:55
  3. Abdest Ve Gusül
    Konuyu Açan: Dilara66-Gülümcan, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 16.02.2012, 15:27
  4. Gusül Abdesti
    Konuyu Açan: Kayıtsız Üye, Forum: Soru - Cevap.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 31.07.2011, 12:01
  5. Gusül
    Konuyu Açan: X-16, Forum: İslami Sorular Ve Cevaplar.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 15.12.2008, 21:04

copyright

Soru Cevap