YURTDIŞI NAMAZ VAKİTLERİ HAKKINDA

  1. YURTDIŞI NAMAZ VAKİTLERİ HAKKINDA AÇIKLAMA

    İslâm'ın beş temel esasından biri olan namaz, günün belli zaman dilimleri içerisinde yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Vakit, namazın şartlarından biridir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, “Şüphesiz namaz vakitli olarak farz kılındı” (Nisa 103.) buyurmaktadır.

    Namaz vakitlerine Kur’an-ı Kerim’de işaret edilmiş; bu vakitlerin tespiti ve namazın kılınış şekli sünnete bırakılmıştır. Namazların vakitleri Cebrâîl vasıtasıyla Hz. Peygamber’e öğretilmiştir; Cebrâil (a.s) gelerek namazı bir defa ilk vakitlerinde, bir defa da son vakitlerinde kıldırarak namazın vakitlerini göstermiş ve Hz. Peygamber de şöyle demiştir:

    “Cebrail bana beytin (Kâbe’nin) yanında iki defa imamlık yaptı. Birincisinde (Güneş tam tepe noktasına geldikten sonra) eşyanın gölgesi ayakkabı bağı kadar olunca öğle namazını kıldırdı. Sonra eşyanın gölgesi kendi misli kadar olunca ikindi namazını kıldırdı. Arkasından güneş batıp, oruçlu iftar ettiğinde akşam namazını kıldırdı. Şafak kaybolunca da yatsı namazını kıldırdı. Fecir aydınlanıp oruç tutacak kişinin yemeği kesmesi gerektiği zaman sabah namazını kıldırdı.

    İkincisinde ise her şeyin gölgesi kendi misli kadar olunca –dün ikindi namazı kılınan vakitte- öğle namazını kıldırdı. Her şeyin gölgesi iki misli olunca ikindi namazını kıldırdı. Sonra akşam namazını ilk vaktinde (Güneş batınca) kıldırdı. Sonra gecenin üçte biri geçince yatsı namazını kıldırdı. Daha sonra ortalık biraz aydınlanınca sabah namazını kıldırdı.

    Sonra Cebrail bana dönerek: “Ey Muhammed! Bu senden önceki peygamberlerin (namaz kıldıkları) vakittir. (Namaz) vakti, bu iki (günde kıldığımız namazların) arasındaki vakittir” dedi (Tirmizi, Salât, 1, IV/279-280).

    Görüldüğü gibi, namaz vakitlerinin belirlenmesinde saat ve takvim sistemi gelişmeden önce, güneşin doğması, batması, gölgenin boyu, şafağın belirmesi, kaybolması gibi özel durumlar esas alınmıştır. Bunların aralarındaki süreler ise, mevsimlere ve bulunulan yere göre değişmektedir.

    Ekvatordan kutuplara doğru ilerledikçe, yaz aylarında güneşin batmasıyla doğması arasındaki süre kısalmakta; buna ters orantılı olarak da, şafak ve fecir süreleri uzamaktadır. Ekvatordan uzaklaştıkça giderek şafakla fecir çakışmakta, henüz batı ufkunda şafak kaybolmadan, doğu ufkunda fecir zuhur etmektedir. Daha kuzeyde ise şafakla fecir çakışmakta, yani batı ufkunda şafak kaybolmadan, doğu ufkunda fecir zuhur etmekte, böylece yatsı vakti oluşmamaktadır. Bazı bölgelerde yaz aylarında şafağın kaybolmasından çok kısa bir süre sonra fecir belirmektedir.

    İslâm bilginleri namaz vakitlerinin oluşmadığı yerler hakkında görüş beyan etmiş olmakla birlikte, yatsı vakti çok geç oluşup teravih namazı ve imsak konusunda sıkıntıya düşülen yerler hakkında problemi devam edegelmiştir.

    Söz konusu problemin çözümü amacıyla 1980 yılında Brüksel’de 18 ülkeden temsilcinin katılımıyla I. Avrupa İslâm Semineri düzenlenmiştir. Ancak problemin çözümüne yönelik yapılan bu çalışmada; yatsı vaktinin takdirle belirlenmesinde başlangıç noktasının 45° enleminin alınması ve herhangi bir dayanağı bulunmaksızın Mekke’ye göre takdir yapılması da dinî ve sosyal bazı sıkıntıların ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

    Vakit, namazın şartlarından biridir. İslâm bilginlerinin çoğunluğu, ‘Namazın asıl sebebinin ilâhî hitap’ olduğunu söylemişlerdir. İlâhî hitabın gereği bütün Müslümanlar, günde (24 saatte) 5 vakit namazı kılmakla mükelleftirler. Dünyada, bazı bölgelerde bazı vakitler tam olarak oluşmasa da, kutuplara yakın bölgelerde günlerce, hatta aylarca güneş doğmasa veya batmasa da bir gün 24 saattir ve mesai saatleri ile tarih değişimi de buna göre olmaktadır. Bu sebeple, bir bölgede herhangi bir namazın vakti gerçekleşmiyorsa veya tam olarak belirlenemiyorsa, takdir yapılarak namazlar kılınır.

    Hz. Peygamber, ashabın vakitlerin oluşmadığı uzun günlerde bir günlük namazın yeterli olup olmadığını sormaları üzerine, “… bir günlük namaz yeterli değildir. Namaz vakitlerini takdir edersiniz.” buyurmuştur. (Müslim, Kitabu’l-Fiten ve Eşrâtu’s-Sâa, 20). Bu hadis, vakitlerin oluşmamasının namazı düşürmeyeceğini ve vakit oluşmayan bölge ve zamanlarda vakitlerin takdir edilerek namazın kılınması gerektiğini açıkça göstermektedir.

    Ramazan ayının yaz mevsimine rastladığı yıllarda, şafağın kaybolması ve fecrin doğmasına göre teravih kılma veya yatsıdan sonra sahur yeme imkanı olmadığı gibi, yatsı namazının dahi vaktinde kılınamayacağı günler ve yerler bulunmaktadır.

    Şafağın teşekkül etmediği günlerde birbirinden farklı uygulamalar görülmektedir. Bu uygulamalara göre;

    Bazı takvimler en son teşekkül eden imsak ve yatsı vaktini bir daha teşekkül edinceye kadar sabit tutmak, bazı takvimler gece yarısından 30 dakika öncesini yatsı, 20 dakika sonrasını imsak kabul etmek suretiyle yatsı ve imsak arasını çok daraltıp teravihten çıkmadan imsakı başlatmakla ibadeti zorlaştırmışlardır.

    Bazı takvimler ise, yıl boyu akşamdan 90 dakika sonrasını yatsı, güneşin doğuşundan 90 dakika öncesini imsak kabul etmek suretiyle yatsı ve imsak vakitlerini öne almışlardır.

    İnternetteki bazı sitelerde, imsak 04:00 ile sabitlenerek güneşin doğuşundan sonraya bile bırakılmaktadır.

    Hz. Peygamber hadislerinde yatsı namazının ilk vaktinin, şafağın kaybolması olduğunu belirtmiştir. Buna karşılık, yatsının son vaktini, bazı hadislerinde gecenin üçte biri, bazı hadislerinde ise gecenin yarısı olarak belirlemiştir. (Tirmizî, Salât, 1; Ebû Dâvûd, Salât, 2; Nesâî, Mevâkît, 10; Müslim, Mesâcid ve Mevâdiu’s-Salât, 31; Beyhakî, Sünen-i Kübrâ, I/375-376) Buna göre her yerde hadisin baş tarafı ile amel edilirken, hadisin son tarafı sanki göz önünde bulundurulmamıştır.

    Astronomik olarak akşam şafağıyla sabah şafağının simetrik oluşu ve namaz vakitleri ile ilgili hadislerin tamamı göz önünde bulundurularak Türkiye kaynaklı diğer takvimler ve İslam Ülkelerindeki farklı uygulamalar dikkate alınarak konu Din İşleri Yüksek Kurulu'nda görüşülmüş ve Kurul,

    … imsak alameti açıkça görüldüğünde ona göre amel edilmesi gerektiğine,

    Gündüz ve gece oluşmakla birlikte, yatsı veya imsakin oluşmadığı veya akşam şafağının çok geç batıp fecrin erken zuhur ettiği bölgelerde ise, güneşin batışıyla fecrin doğuşu arasındaki süre üçe bölünüp güneşin batışına eklenerek yatsının en geç oluşma vaktinin hesaplanmasına, yatsının gerçek vakti bundan önce gerçekleştiği sürece hakiki vakitle amel edilmesinin, yatsının hakiki vaktinin gecenin üçte birinden sonra gerçekleşmesi halinde ise, gecenin üçte birinin yatsı namazının vakti olarak kabul edilmesinin uygun olduğuna, takvimlerin buna göre hazırlanmasına” karar verilmiştir.

    Din İşleri Yüksek Kurulunun 31.5.2007 tarih ve 2007/48 sayılı kararında güneşin batışı ile imsak arasındaki süre, şeri gece olarak esas alınmış ve en son teşekkül eden imsak vakti bir daha teşekkül edinceye kadar sabitlenmiştir.

    Buna göre;

    1- 45° enlemin sınır kabul edilmesinden kaynaklanan ve 45° nin altı ile üstü arasında özellikle yatsı vakitlerinde görülen farklılık ortadan kalkmıştır.

    2- Şafağın kaybolduğu tarihlerde gerçek yatsı vakitleri; kaybolmadığı veya çok geç kaybolduğu tarihlerde gecenin üçte biri kadar zaman akşam vaktine eklenerek bulunan itibari yatsı vakitleri uygulamasına geçilmiştir. Böylece akşam namazının vakti bitmediği halde takvimlerde bitmiş gösterilmesinin ve vaktinden önce yatsı namazının kılınmasının önüne geçilmiştir.

    3 - Fecrin teşekkül ettiği tarihlerde gerçek vakitler, teşekkül etmediği tarihlerde ise imsak vakti bir daha teşekkül edinceye kadar sabitlenmiştir.

    Başkanlığın 08.06.2007 tarih ve 125 sayılı onayı ile Kurul’un 2007/48 sayılı kararı doğrultusunda hazırlanan namaz vakitlerinin 2008 yılı takvimlerine uygulanması kararlaştırılmış olup buna göre Web sayfamızdaki namaz vakitlerinde de düzenleme yapılmıştır.

    Yeni uygulamaya göre;

    48° 52' enleminde olan Paris'te akşam ile yatsı arasındaki fark,

    1 Haziranda 97, 15 Haziranda 71, 30 Haziranda 76, 15 Temmuzda 100, 31 Temmuzda 123 dk. olurken, Yatsı, 1 Haziranda 62, 15 Haziranda 76, 30 Haziranda 77, 15 Temmuzda 60, 31 Temmuzda 50 dk. öne alınmıştır.

    52° 30' enleminde olan Berlin'de akşam ile yatsı arasındaki fark,

    1 Haziranda 75, 15 Haziranda 72, 30 Haziranda 70, 15 Temmuzda 73, 30 Temmuzda 99 dk. olurken, Yatsı, 1 Haziranda 72, 15 Haziranda 69, 30 Haziranda 71, 15 Temmuzda 75, 30 Temmuzda 64 dk. öne alınmıştır.

    55° 43' enleminde olan Kopenhag'da akşam ile yatsı arasındaki fark,

    1 Haziranda 74, 15 Haziranda 69, 30 Haziranda 68, 15 Temmuzda 72, 30 Temmuzda 68 dk. olurken, Yatsı, 1 Haziranda 60, 15 Haziranda 57, 30 Haziranda 59, 15 Temmuzda 64, 30 Temmuzda 59 dk. öne alınmıştır.



    Kaynak: T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı

     

     

    LEVIS-501 - 31.10.2007 - 19:55
  2. ALLAH razi olsun emeginize saglik

     

     

    goksen - 14.10.2008 - 13:02



Benzer Konular

  1. Namaz Kılacak Cami Bulamayan Kimse Kilise Veya Sinagogda Namaz Kılabilir Mi
    Konuyu Açan: papatya_28, Forum: İslami Sorular Ve Cevaplar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 13.02.2013, 18:41
  2. Mevlana Hakkinda - Mevlananın Yaşadığı Dönem Hakkinda
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: İslam Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 04.06.2010, 13:45
  3. Arapça Temel Kelimeler :EVKATÜS SALAT/NAMAZ VAKİTLERİ
    Konuyu Açan: CA-CHALLENGE, Forum: Arapça.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 04.12.2009, 20:04
  4. Cevaplar: 14
    Son Mesaj : 24.09.2007, 14:26
  5. NAMAZ VAKİTLERİ
    Konuyu Açan: Halaskar, Forum: İslam Genel.
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj : 12.05.2007, 10:39

copyright

Soru Cevap