Gül Sohbeti - İskender Pala

  1. İskender Pala Yazıları - Peygamber Efendimize (s.a.v) Şiirler - Hz. Muhammed(s.a.v) ile İldili Şiirler - Gül Sohbeti Hakkında - İskender Pala Gül Sohbeti







    Ey en güzel şiiri bütün zamanların!

    Adı en önce anılıp en son gönderilen ey!..

    Efendim! Mekke’m, Medine’m, Kudüs’üm, Bağdat’ım,

    İstanbul’um! Ezberimde solgun su sesi ve Fuzulî deminde Su Kasidesi ey!..

    Seni ben can havliyle sevdim! Seni sevdim diye can evime dökülen kezzapları sevdim.

    Düşe kalka bu yüzden koşuyorum zamanlardır ardından, dizlerim kanıyor; gözlerim kanıyor... Aynalardan akıyor ömrüm, çeşmeler eskiyor ve sular gökkandil sarhoş Efendim... Seni sevdim diye acılar içiyorum hâlâ billur piyâlelerden; Kevser çağına doğru

    ey!..

    Ey medhi hiçbir kitaba sığdırılamayan!

    Ve ey bir çift sözü iki dünyaya da sığmayan!

    Efendim!

    Huzurum, sevincim; sâmânım, övüncüm!

    Adına tutundum, adını andım. Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın ve Amine’nin göz nuru ey, gözümün nuru seni sandım, sana inandım!.. Bir zeytin ağacına yorulan rüyalardan semender akşamların sümbül yeleli atlarına binip geldiğinde, ve kehkeşanlardan yağan ipek hareli semalara inip geldiğinde hani Refref nasıl beklediyse seni Efendim, süvarisini nasıl beklediyse bir küheylan, seni öyle bekledik hep... Ve Seher vakti çaldım yarin kapısını diye ağlaya ağlaya bekledik. Öyle bekledik ki Efendim; Hatice’nin beklediği gibi, ve Bahira’nın... Çöllerin yağmur yüklü bulutları, ve yolların sevda yüklü atları beklediği gibi... Ana rahminin bebeği, bahçelerin çiçeği beklediği gibi... Deliliği cinnetin ve mü’mini cennetin beklediği gibi.

    Elest bağının gülü ey! Ey önünde ağaçların, çiçeklerin, taşların ve toprağın secdeye kapandığı; ve ışığıyla birlikte ayın da, güneşin de yandığı!..

    Ey kaderlerin ser halkası, gülendam!

    Sen idin esas olan, ve varlık bahane idi arada. Masmavi düğümünden sonsuzluğu çözen arş içre ve kader dizgesinin başı dönmüşlüğünde adın fısıldandı varlığa, gül müjdesi olup, sevgili sesi olup... Sanaydı bütün yönelişler, ve bütün selamlar sana... Cüz be cüz, hücre be hücre, keskin aşklar ile andı adını kainat; aşkına ortak oldu:

    Kâşki sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihân
    Cümlenin maksûdu heman kıssa-i Cânân olsa.

    Bir bakışıyla taşlar ergin meyve; bir sözüyle ırmaklar selsebil olan ey!..

    Sen söze başlamıştın ve kentler kalemlerini açmadaydılar!.. Sen cevheri öze döndürmüştün ve ülkeler elemlerini saçmadaydılar. Yüz binlerce yılın kâhini geceler ve yüz binlerce çağın simyası günler adına çekildi gözlere sürmeler, ve bereketli hüzünlerden daha dokunaklı sözlere kilitlendi sürmeler. İnlerinden fırlamış korkular tuttu yüzyıllarca nöbeti köhne şehrin surlarında; ve Ya ile Sin bir umuttu çağlar boyu sevenlerin onurlarında. Kara uğultuların çözüldüğü mahkeme koridorlarında kurşuna dizilen sessizliklerdi ayağımıza kelepçe kelepçe bağlayan sensizlikleri. Ezelde bir merhaba sunmuştu gözlerin kalbimize, ve hâlâ o aşk idi andımız ve andığımız. Aşkın bizi biz eylerdi Efendim, ya aşkınsız olan neylerdi Efendim!.. O yüzden matemlerdeyiz, Efendim, gözlerimiz nemli. Yitirdik, sevgini azalttık içimizde. Şiirlerimiz kafiyesiz kaldı, mektuplarımız hep yarım... Alladık, pullayamadık; yanıldık, yollayamadık... Cennet ile cinnetin, ve zahmet ile rahmetin arasatında aşkımızı söyleyemedik, sözlerimizi dinleyemedik. Irmakların durusunda sana akan rüyalarımızı eşiğine arz eyleyemedik; gamlar ve hüzünlerin kucağında emzirildik, sevgini peyleyemedik. Aşkını yayacak rüzgarları kara değirmenlere hapsettiler de bir değirmen taşınca olsun inlemedik, inleyemedik. Zığınlarını gurbete salmış dağların korkusunu üzerimize saldılar Efendim de, ürkek karıncaları Süleyman katına erdiremedik. Ay tokmağıyla gök havanında dövülmüş nazar otlarına sardılar ruhumuzu da aşkımızı bir tandır ya bir buhurdanca yandıramadık.

    Aynaların gelmiş gelecek en güzel görüntüsü ey!..

    Ey umudumuzun canevi, Efendim!..

    Sen geldiğinde gitmişti bütün acılar; ve sen gittiğinde acıdı bütün gelişler. Senin şarkını söyleyen yıldızların da gitti birer birer ve delillerimizi kaybettik matemli gecelerde, sabahlara eremedik. Bir uykusuzluk cesametinde baygın ve kaygısız ahlar, ve bir kitaba yazılıp hesap günü için saklanan günahlar ile çevrelendi siperlerimiz. En müthiş sınavlara kızlarımız talip oldu ve bukağıların paslı kilitleri altında yığılıp kaldı erlerimiz. Yokluğunda Efendim, vurulduk, savrulduk, canlar yitirdik, can kaygusuna düştük, can suyunu bitirdik. Kuyu başlarında susuz bırakıldık, kızıl tandırlarda diri diri yakıldık. Gül bahçeni dumanlara boğduk, ve Gül kokunu mahzenlere koyduk. Gül’e hasret aşklarımızı naçâr erteledik, ve aşkı nâdan gözeneklerden her daim eledik de eledik. Ve aynalar bize biz olmadığımızı söyleyiverdiler bir gün. Yandık Efendim, yokluğunda hakikat yandık ve beyhude sevgilere, beyhude cesetlere kandık. Güneşinle gel artık uyandır bizi, gafil uykularımızdan gel de kaldır bizi. Vaslına erdir, ve kapından girdir bizi ya Resul!..

    Meyledemem ki başkasına tevbeler olsun Canan

    Hem yüzleri dost özleri düşmandan usandım

    Ve ey bize bizden evla olan!

    Senin sevgini alnımıza yazan Taala’ya hamd olsun.

    Ey Güllerin Efendisi!..

    İskender PALA

     

     

    ZELAL - 11.09.2011 - 20:59



Benzer Konular

  1. Od - İskender Pala
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: Sözler Yazılar Mesajlar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 28.01.2013, 23:03
  2. Kış - İskender Pala
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: Yaşam Hikayeleri.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01.01.2013, 13:43
  3. Mi'rac - İskender Pala
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: İslam Genel.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 16.06.2012, 14:46
  4. Od - İskender Pala
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Kitap Tanıtımı.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 04.10.2011, 21:32
  5. Kur'an - İskender Pala
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: Hikayeler Menkibeler İslami Şiirler.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 02.06.2011, 19:50

copyright

Soru Cevap

grafimx