Buram Buram Kokun Gelir Ya Resûlallah

  1. Hz.Muhammed Siirleri - Peygamberimize Siirler - Peygamberimize Naatlar - Hz Muhammed Şiir - hz.muhammed ile ilgili şiirler - Ey Nebi - Ya Muhammed - Ey Can Ahmed - Hz Muhammed Mustafa - Efendimize Sözler - Peygamber Sevgisi - Dini Siirler - Islami Siirler - Hz Muhammed ile ilgili kısa şiirler -Hz Muhammetle ilgili şiirler - Hz Muhammed şiirleri - peygamberimizle ilgili şiirler






    Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı-
    Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni
    Ama sen yoktun...
    Haber göndermişsin
    -Kardeşlerime selam olsun- demişsin...
    Seni göremeyen kardeşlerine selam
    Senden gelen selama can kurban Ya Resûlallah.



    Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan,
    Sen ki dört mevsim açan gül,
    Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül,
    Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver.
    Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür,
    İsmi Allah la yazılacak kadar şereflisin.



    Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken
    Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende...
    Selam vermeyi çok sevmene rağmen
    Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen.

    Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi,
    İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen.
    Can düşmanlarının malını emanet ettiği,
    Sözüne güvendiği emindin sen



    Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen
    İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen.

    Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana,
    İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından

    Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni?
    Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri?
    Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin...
    Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi.



    Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !
    Gel ey nebi.
    Gönlümün bozkırları seni bekler.
    Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,
    İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.
    Benim sevgim nedir ki?
    Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi...
    Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.
    Sana öylesine muhtacım ki...
    Ölesine muhtaç...
    -Alinti-




    [/CENTER]

     

     

    Leyl-i Lal - 28.04.2010 - 00:22


  2. Ayıpları örtmeye
    Şu halimizi görmeye
    Sevgi çiçeklerini dermeye
    Sen mi geldin Efendim

    Ağlayan kardeşlerin için
    Aşkınla yanan yürekler için
    Yoluna duyulan özlem için
    Sen mi geldin Efendim

    Kardeş kardeşi vuruyor, öldürüyor
    Yalan sarmış her yanı gidiyor
    Kin ve düşmanlık gittikçe çoğalıyor
    Temizlemeye mi geldin Efendim

    Yazan: Gülbeyaz TEKİN

     

     

    Leyl-i Lal - 28.04.2010 - 00:25


  3. Gönlüm sayıyor, ben susuyorum,

    Kaf dağının ardındaki hayallerini,

    Gönlüm seviyor, ben kokluyorum,

    Gülistanın en güzel güllerini,



    Gönlüm mırıldanıyor, ben duyuyorum,

    Avare geçen ömrümün türküsünü,

    Gönlüm diliyor, amin diyorum,

    Gerçekleştiremdiği en büyük ülküsünü,



    Gönlüm haykırıyor, ben kaçıyorum,

    Kapısını açtığım günahları,

    Gönlüm yaşıyor, ben yaşıyorum,

    Hayatımı saran pişmanlıkları,



    Gönlüm söylüyor, ben dinliyorum,

    Yâd ediyor o en güzel çağları,

    Gönlüm özlüyor, hissediyorum,

    Dünyanın yaşadığı en şanlı zamanları,



    Gönlüm yanıyor, ben ağlıyorum,

    Dünyada kavuşamadığı sevgiliye,

    Herkes kal diyor, gitmek istiyorum,

    Ümmetini bekleyen o en büyük NEBİ'ye(s.a.v)





    Yarbay PAŞALIOĞLU /

     

     

    Leyl-i Lal - 28.04.2010 - 00:27


  4. Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem), Güllerin Efendisi.
    O, Allah’ın Habibi.
    O, gönüllerin eşsiz Tabibi.
    O, âlemlerin Varolma Gayesi.
    O'nun sevgisi Âhiret Sermayesi.
    O'nu sevmek, Allah tarafından Sevilme Vesilesi.
    En Sevgili’yi (sallallahu aleyhi vesellem) anlatalım, yunup yıkanmak için kirli gönüllerimize. Gül Nebi’yi tanıtalım, yeni doğmuş, masum bebeklere. Anneler O'nu söylesinler ninni yerine.
    Sohbet konumuz O olsun, sevdiklerimizle sırlarımızı paylaştığımız anlarda. Hani o bir ânı ömre bedel olan zamanlarda. Daha bir bebek iken "Ümmetî" nidasıyla inleyişini; küçük yaşta hem yetim hem öksüz kalıp bizzat Âlemlerin Rabbi tarafından terbiye edilişini anlatalım…
    El-Emîn oluşunu anlatalım daha peygamberlik verilmeden. Sözleştikleri yerde bir genci üç gün bekleyişini hiç yerinden ayrılmadan. Peygamber olmadan önce de bir peygamber gibi yaşayışını, Hılfu’l-Fudûl’da haksızlıklara karşı direnişini anlatalım.
    O'nun nasıl fırtınalar meydana getirdiğini anlatalım ruh dünyasında rahip Bahira'nın. Rabb'i arayışını, insanlık için ızdırabını, inleyişini, çilesini soralım taşlarından Hira Mağarası’nın. Cibril nidasını duyuralım tüm gönüllere: "Yaratan Rabb’inin adıyla oku!" Ve okuyuşunu anlatalım O'nun satır satır tüm kâinatı, ayet ayet Kur'ân'ı.
    Engel olalım O'na ulaşmasın Ebu Leheb'in kem sözleri. O'na bakmasın Ebu Cehil'in ve Ebu Cehil ruhluların cehalet, kin, hırs, intikam bürümüş gözleri. Siper olalım O'na ulaşmasın ne Kureyş'in, ne de asrın kendini bilmezlerinin tükürükleri. Tâif'te bizim için taşlanmasını, “Yüz sene sonra da olsa bunlar arasından bir kişi hidayete erecekse helak olmalarını istemem” diye rahmetle coşmasını anlatalım.
    Davet edelim, şu yıkık dökük diyarımızı şereflendirsin. Bitmeyen acılarımızı, dinmeyen feryatlarımızı dindirsin.
    Gel artık ey Nebi! Şeref buyur liyakatsizliğimize bakmadan. Zira ne dilde kaldı artık, ne sinede derman. Gel artık, ey Rahmeten lil âlemîn zira çok bunaldık. Öz yurdumuzda kimsesiz, öz yurdumuzda garip kaldık. Duyulsun artık sadân cihanın dört bir yanında. Tütmesin zulüm dumanları kimsenin ocağında. Gel ve bize de sun o engin merhametinden. Gel ve bize de saç o zengin rahmetinden.
    “El benim damen senin
    Ey rahmeten li’l-âlemin
    Şöhretim isyan benim
    Sen afv ile meşhursun.” (Itrî)

     

     

    Leyl-i Lal - 28.04.2010 - 23:55



  5. Ve BİZ,

    ve

    BİZ

    ya Rasullullah...
    Her an aşkınla oturup aşkınla kalkan
    Seni bütün aleme anlatan
    Aşkını dağlara taşlara haykıranlardan ümmetinden olmak istiyoruz.

    Yardım et Allah'ım.....


    ALEMLERE RAHMET

    EY SEVGİLİLER SEVGİLİSİ

    SENİ UNUTMAK

    MÜMKÜNMÜDÜR

     

     

    AYIŞIĞI - 29.04.2010 - 04:14


  6. Seni andıkça, dükenler bile tümüyle Güle dönüşüyor.
    Senin Gülü ve Gül kokusunu sevdiğini biliyoruz Yâ Rasûlallah.
    Bu gözle bakıyoruz Güllere....
    Bu düşünce ile kokluyoruz onları...
    Bu aşkla alıyoruz elimize.
    Bundan dolayı, herhangi bir çiçek olmaktan çıktı artık Gül!
    Çünkü her gül yaprağında Seni ve sevgili Ashâbını
    görür olduk Yâ Resûlallah....
    Gül Yüzüne kurban olsun ümmetin!...
    Seven, sevdiğine gül verirmiş...
    Güller Senin Gül cemalini hatırlatıyor bize.
    Seni anıyor, Seni arıyoruz Yâ Resulallah!
    Sen bizim her şeyimizsin.
    Hayat ancak Seninle gerçek anlamını kazanır Yâ Resulallah.
    Sensizlik yetti canımıza....
    Gel artık!!
    Rüyalarımıza gel, hayatımıza gel, işimize gel, içimize gel!...
    Ver Rabbimiz. O'nun muhabbetiyle donat bizi.
    O'nun aşkıyla yaşat ve yine O'nun aşkıyla öldür!...
    Ve bizleri bu şerefle haşret...
    Gül yüzlü Gül Peygambere âşık olmak ve bu aşk ile yaşamak...
    O Güle layık eyle bizi Rabbim.
    O Gül yüzlü Gül Peygambere lâyık eyle bizi de.

     

     

    Leyl-i Lal - 30.04.2010 - 00:34


  7. Seni Seviyorum Ey Nebi ...



    Seni Seviyorum Ey Nebi ...

    Bana sevgini bahşet Ey Fahri Kainat,Ey Alemlere Rahmet Nebi!





    Sadece benim yüreğim değil,tüm yürekler senin sevgi yağmurlarına muhtaç Efendim! Küçük elleri büyük yürekleriyle,ebabiller gibi zulmün üstüne taş olup yağan,Filistinli çocuğun kalbine de yağdır sevgi yağmurunu sağanak sağanak..



    Sadece inancını yaşamak,iffetin timsali örtüsüyle toplum sahnesine çıkmak istediği için,alay edilen,dışlanan ve yok edilmeye çalışılan Zeynep’lerin yüreğine de yağ ey Nebi!! Yağ ki;bu sevgi yağmurları onlara direnme gücü versin .Her türlü zulme rağmen ,sevgiyle ve güler yüzle bu kutlu dava yolunda yürüme azmi versin.... ZALİMLERİN YÜREĞİNE DE YAĞ EY NEBİ!!!!!!



    Gerçi onların yürekleri taş,beyinleri taş,ruhları hep taş ama;Hz. Ömer’in ve Hz. Halit’in taşlaşmış gönüllerinde bile iman tohumlarını yeşerten Mevla’m, belki onlardan da yeni Ömer’ler yeni Halit’ler yeni Vahşi’ler çıkartır.Eğer hidayet nasipleri değilse,eğer iman tohumları yeşermeyecek kadar kalpleri taşlaşmışsa,onların üzerlerine azap olup yağ ey Nebi,tıpkı Bedir’de Ebu Cehil’lerin üzerine yağdığın gibi......



    Bütün bunlardan sonra yine banagel! Şu günahkar,şu katı kalbime, sevgine muhtaç,aşkına susamış yüreğime gir Ya Muhammed!! Ay’ı böldüğün gibi yüreğimi de aşkınla ikiye böl! Bir tarafında EN BÜYÜK SEVGİLİ taht kursun en zirveye,bir tarafında sen kur saltanatını Ey Nazlı Sultan! İbrahim’in baltasını al eline ve kır yüreğimdeki bütünputları.Musa’nın elini getir yüreğime ve aydınlat yüreğimi. Musa’nın asasını vur gönlüme! Böl yürek denizimi ikiye ve EN BÜYÜK SEVGİLİ’ NİN sevgisiyle senin sevgin,el ele geçsin yüreğimin en derinine ve en zirvesine giden yoldan ve sonra kapansın yürek denizim, firavunî sevgiler boğulsun iman denizlerimin dalgalarında.



    Gel yüreğime Ya MUHAMMED! Yüreğim;hicretinden önceki Medine gibi seni bekliyor.Yüreğime hicret et Ya MUHAMMED! Gel ve mescidini kur gönlüme..
    Münafıklığı ve küfrü kov kalbimden..Ve iman devletini kur yüreğime...


    Yüreğime Gel Ya MUHAMMED!



    Misafirlerin en azizi,en güzeli! En mübareği ve en mukaddesi!
    Misafirlerin gülü,en güler yüzlüsü,en güldüren yüzlüsü,güllerin kendisinden güzellik ve ilham aldığı,gül yüzlü ve gül yürekli Nebi!!!
    Gel ve gülle donat kalbimi!
    Gel ve nurunla doldur,gel ve sevginle kandır, gel ve aşkınla yandır yüreğimi!
    Sensiz ana babasını kaybetmiş gözü yaşlı,kalbi yaralı bir yetimim ey Nebi!



    Gel ve sevindir beni,okşa saçlarımı,al gönlümü.
    Tut ki erken yitirdiğin Kasım’ınım, doyamadığın Abdullah’ınım.


    Tut ki; canının goncası torunun Hüseyin’im.
    Şefkatinle sar beni,muhabbetinle kuşat beni Ey Nebi...



    Yüreğime gel ya Muhammed! Yüreğim şimdi Mescidi Aksa...
    Filistinli çocuklar koşuyor yüreğimin bulvarlarında.. Kimisi babasını arıyor gözü yaşlı, kimisi oyun yerine taş atıyor zulmün beynine,kimisi küçük bedenine gelinlik yerine,damatlık yerine bombalar kuşanmış yürüyor küfrün kalbine.
    Şehadetin gururu ve ay yüzlerinde...



    Ve Ümmetin boynu bükük, ümmetin diz çökmüş yüreğimde.
    Haydi! Yüreğime gel ey Nebi!
    Cebrail’le,Burak’la gel!
    Ve imanı yaralanmış,izzeti paralanmış,namusu ayaklar altına alınmış,her cephede yenik düşmüş ümmetinin yüreğini sevgi yağmurlarınla yıka ve çıkar miraca!!!!!
    Ey Nebi!’’ Sevdiğinize sevginizi söyleyin’’buyuruyorsun.
    İşte söylüyorum,işte haykırıyorum sana;



    SENİ SEVİYORUM EY NEBİ.......................


    SENİ ÇOK SEVİYORUM!!!!!
    VE EN BÜYÜK SEVGİLİ’ DEN
    Önce O’nu ve sevgisini,sonra da seni ve sana kavuşmayı diliyorum...
    Seni Seviyorum Efendim!


    Alinti

     

     

    Leyl-i Lal - 30.04.2010 - 14:21


  8. Yıllar var ki hep baharı solukladık. Bir ömür geçip gitti serapa; adını sorarak taşa, duvara… Karşımıza hep hazan vurmuş bağlar çıktı. Ne zaman diriltici soluklarına koştuysak Sana giden yolları hep gulyabaniler tuttu. Bahara dâir en ufak bir emarede hep geleceğin günleri bekledik. Yıllar yılı bahar şarkılarıyla oturup kalktık. Aklımızda sen, ruhumuzda sen, dilimizde sen! Sensizlik; çeşme başlarında, dere kenarlarında, sahillerde sadece susuzluğumuzu arttırdı. Sensizliğin, ruhlarımızda meydana getirdiği boşluğu, hiçbir şey dolduramadı.

    “Gel ey Muhammed bahardır! Dudaklar ardında saklı âminlerimiz vardır. Hacdan döner gibi gel; miraçtan iner gibi gel; bekliyoruz yıllardır.” Ey insanlık bahçesinin “gül-i rana”sı! Sen’in bayıltıcı renklerin, nice bülbülü, “nalân u giryan” eyledi. Senin “füsunkâr” tavrın ve gönül yakan edan, nice bülbülü, “şuride makal” eyledi.

    Ey ruhlarımızın gökkuşağı! Gedalarının ah u efgânını, bir “arz u hâl” bilip imdatlarına koşacağın ânı bekliyoruz. Sen ruhumuzun sancısı, suyumuzun sarnıcı, gönlümüzün gülüsün! Biliyoruz ki Sen’in meltemin, şefkat bulutlarını gönlümüzün semasına sürüklemezse, ruhumuza merhamet damlaları düşmez. Renklerini, Sen’in gökkuşağından alan her ruh uludur ya Resulallah! Nice dilberi öğütürken fânîlik değirmeni; sadece Sen’in renklerin “ter ü taze” kaldı ya Resulallah!

    Şefkati, barışı, merhameti, huzuru, kısacası insanlığı arayan dünyamıza yeniden doğacağın günü bekliyoruz. Sadece ümmetin değil, bütün insanlık soluklarına muhtaç! “Sana muasır olamadığım için üzgünüm ya Muhammed!” diyen Bismark, ışığına koşmak için kanat çırpan “pervane”lerden sadece bir tanesidir. İnsanlık, Sen’i kaybedeliden beri ateş böceklerini güneş sandı. El fenerleriyle karanlıkları dağıtmaya, çakıp kaybolan şimşeklerle yolunu aydınlatmaya çalıştı. Sen’in dışında, Sen’den uzak çarelerle hayatını tanzim edemedi. Şimdilerde büyük bir “acziyet” içinde, Sen’in havuzunda arınmaya koşuyor. Soluklarına muhtaç kapı kullarından, güneşine koşan kelebeklerden himmetini esirgeme sultanım!

    Ey sultanların kapısında merhamet dilendiği ulu Sultan! Dirilten soluklarından uzaklaştıkça, ruhlarımız pörsüdü, renklerimiz soldu. Senin cennetten ikliminde dolaşmışların yüzü suyu hürmetine, altın halkana tutunmuşların aşkına bize himmet eyle; bizi şefaatinden mahrum etme! Hazan vurmuş yapraklara, “şitazede” bülbüllere dönen hâlimizle, ağır aksak tavrımızla, yarım kalmış sevdaların ruhumuzda hâsıl ettiği yaralarla bir kere daha gül bahçene girip gönül yakan nağmelerinle, cennetten ikliminde yeniden dirilmek istiyoruz. Bizleri kendinden uzak tutma! Sultanlık mülkünü gedalarından esirgeme! Liyakatimize, dağınık zülüflerimize, kirlenmiş “damen”imize, “çeşm-i siyahkâr”ımıza bakma, ihtiyacımıza göre muamele et! Kırık dökük ifadelerimizi, sana bir “bergüzar-ı muhabbet” olarak takdim ediyor, kabul buyurmanı diliyoruz.

    Niyetlerimizi, varlığın tek yaratıcısı olan “Cenab-ı Kirdigâr”e havale edip günahkâr ellerimizle yine ona yalvarıyoruz! Ey her şeyin dizgini elinde, her şeyin anahtarı yanında olan hazineler sultanı yüce Yaratıcı! Bizleri “sevgilim” dediğin -mukaddes sevgine layık olan- Hazreti Muhammed Aleyhisselatü Vesselâm’ın yüzü suyu hürmetine bağışla! İnsanların en şereflisi olan Efendiler Efendisi’nin (sas) cennet ikliminden bizleri burada ve ötelerde mahrum etme!

     

     

    Leyl-i Lal - 02.05.2010 - 02:10


  9. Doğmazdı kalbe iman, inmezdi arza Kur’an,
    Meçhul olurdu esmâ, Levlâke yâ Muhammed!
    Mâtem tutardı gökler, gülmezdi hiç melekler,
    Mahzûndur Arş-i alâ, levlâke yâ Muhammed!
    Feyzinle güldü âlem, gufrâna erdi âdem,
    Ağlardı belki hâla, Levlâke yâ Muhammed!…
    Sayende erdi insan Tevhîde, yoksa putlar,
    Mâbûd olurdu -hâşâ- Levlâke yâ Muhammed!..
    Şefkatli annesinden öksüz kalan yetîme,
    Benzerdi sanki eşyâ, Levlâke yâ Muhammed!..

     

     

    AYIŞIĞI - 02.05.2010 - 02:39



Benzer Konular

  1. Narçiçeğim Yaban Gülüm Buram Buram Mor Menekşem
    Konuyu Açan: papatya_28, Forum: Derin Duygular.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 08.12.2012, 16:40
  2. Mustafa Yılmaz - Buram Buram Medine
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: İslami Multimedia.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 27.07.2011, 14:09
  3. Buram Buram Kokun Gelir Ya Resullallah
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Müzikli Şiirler.
    Cevaplar: 26
    Son Mesaj : 26.02.2011, 15:26
  4. Buram İşte Buram Acıyor
    Konuyu Açan: Şayeste, Forum: Derin Duygular.
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 31.01.2010, 23:39
  5. Zafer Erdaş Buram Buram Anadolu
    Konuyu Açan: Sindy, Forum: Albüm Kapakları.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 20.09.2007, 18:39

copyright

Soru Cevap