Peygamber Efendimizin çocuk sevgisi

  1. peygamber efendimizin çocuk sevgisi - peygamberimizin çocuklara sevgisi - cennete giden yol hakkında - peygamber efendimizin çocuklara sevgisi - cennete giden yol - peygamberimiz ve yetim çocuk- peygamber efendimizin cocuklar ile hayatı




    Peygamber efendimizin çocuk sevgisi

    Hz. Peygamber (s.a.v), sevgili torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i kucağına alır, okşar, öper ve severdi. Hatta namaz kılarken sevgili torunları mübarek omuzlarına çıkarlardı. O yine bir şey demezdi. Bir hadis-i şeriflerinde: "Küçük çocuğu olan, onun hatırı için çocuklaşsın".buyurmuşlardır.
    Kalbinin katılığından şikâyetçi olan birine, Yetimin başını okşamayı, onları sevmeyi ve onlara ikram etmeyi öğütlemiştir.
    Yine bir hadis-i şeriflerinde: Cennette ferahlık ve sevinç evi denilen öyte gösterişli bir yer vardır ki, oraya yalnız çocukları sevindirenler girebilir.buyurmuşlardır.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v), hayatında hiç bir çocuğu üzmemiş ve kalbini kırmamıştır. Küçük yaşta Rasululah'a (s.a.v) hizmet etmeye başlayan Enes (r.a) diyor ki: On sene Hz. Peygamber'e hizmet ettim. Bana bir defa olsun üf demedi. İnsanların en güzel huylusuydu.Çocuklarınıza iyi bakınız! Onları güzel terbiye ediniz.
    Çocuğu güzel terbiye etmek ve ona güzel bir isim vermek, evlâdın baba üzerindeki haklarındandır buyurmuştu.
    Dünya ve âhiret saadetimiz için islâm ahlâkına sahip olmak ve bu kaideleri hayatımızda yaşayıp, yaşatmak gerekir. Zaten İslâm'ın gayesi, güzel ahlâkı tesis etmek değil midir?

    Bir çocuk gördüğü zaman Peygamberimizin mübarek yüzünü neşe ve sevinç kaplardı. Onu tutar, kollarının arasına alır, kucaklar, okşar, sever ve öperdi. Peygamberimizin şefkatinin en canlı örneğini çocuklar üzerinde görüyoruz. Peygamberimizin çocuklara olan şefkati ve sevgisi bambaşkaydı.
    Gördüğü ve karşılaştığı her çocuğa selâm verir, halini hatırını sorardı. Binekli bulunduğu zaman çocukları atın terkisine alır, gidecekleri yere kadar götürürdü. Çocuklarla arkadaşça konuşur, onların yanında çocuklaşır, anlayış seviyelerine göre sohbet eder, öğütler verirdi.
    Çocuklarla o kadar içiçe olmuştu ki, bir defasında yarış yapan çocukları görmüştü de, onların neşesine katılmak için birlikte koşmuştu.
    Peygamberimiz özellikle kendi çocuk ve torunlarına çok düşkündü. Onlar için şefkatli bir baba, merhametli bir dedeydi.

    Mesciddeki çocuklu anneler

    Peygamberimiz Mescitte namaz kıldırırken cemaatte çocuklu anneler de bulunurdu.

    Sahabelerin bu husustaki anlatımı şöyle:

    “Resulullah bize sabah namazını kıldırmıştı. Namazda iki kısa sûre okudu. Namaz bitince Ebû Said el-Hudrî sordu:
    “Yâ Resulallah bugün daha önce yapmadığınız bir şekilde namazı kısa kıldırdınız.

    “Peygamberimiz şöyle açıkladı:

    “Geride kadınlar safındaki çocuk sesini duymadın mı? Annesinin onunla ilgilenmesini temin edeyim dedim.‿
    Çocuğa en çok annesi şefkat gösterir. Bir hadis-i şerifte annenin çocuğuna gösterdiği şefkatten dolayı büyük sevap kazanacağı müjdelenir. Olay şöyle gelişir:

    Çocukları hakkıyla korumak

    Bir gün fakir bir kadın iki kızı ile Hz. işe’yi ziyarete gelmişti. Hz. Aişe de evde onlara ikram için bir tek hurmadan başka verecek bir şey bulamamıştı. O hurmayı anneye verdi. Anne de hurmayı ikiye bölerek çocuklarına yedirdi. Hz. Aişe bu durumu Peygamberimize anlatınca, Peygamberimiz o kadın için şu müjdeyi verdi:
    “Çocukları hakkıyla sevmek ve onları korumak, Cehennemden kurtuluşa vesiledir.

    Peygamberimiz, çocuklara olan şefkatinde bir ayırım gözetmezdi. Kendi çocuklarına ve torunlarına gösterdiği aynı sevgi ve merhameti, diğer Sahabe çocuklarına da gösterirdi.

    Peygamberimizin hizmetçisi Hz. Zeyd’in oğlu Üsame anlatıyor:

    “Resulullah bir dizine beni, bir dizine de torunu Hasan’ı oturtur; sonra ikimizi birden bağrına basar ve ‘Ya Rabbi, bunlara rahmet et. Çünkü ben bunlara karşı merhametliyim’ diye dua ederdi.

    Din ayrımı yapmazdı

    Peygamberimiz çocuklara gösterdiği şefkatte din ayırımı yapmazdı.
    Bir Yahudinin çocuğu hastalanmıştı. Bunu duyan Peygamberimiz çocuğu ziyarete gitti. Ona Müslüman olması için telkinde bulundu. Çocuk, Müslüman olmak için babasından izin istedi. Babası müsaade etti ve çocuk Müslüman oldu.
    Peygamberimizin barış zamanındaki bu güzel davranışı savaş esnasında da devam ederdi. Savaş sırasında çocukların öldürülmemesini öğütler, onlara iyi davranılmasını tembih ederdi.
    Bir savaş esnasında birkaç çocuk iki tarafın arasında kalmış ve öldürülmüşlerdi. Peygamberimiz bu hadiseye çok üzüldü.
    Sahabîler, “Ya Resulallah, onlar müşrik çocuklarıdır, niçin üzülüyorsunuz?‿ diye sordular.
    Peygamberimiz, “Onlar doğdukları gibi duruyorlar. Sakın çocukları öldürmeyin, aman çocukları katletmeyin. Her can ilk yaratılışta tertemizdir‿ buyurarak konuya dikkatlerini çekti.
    Çünkü, çocukların babası gayr-i müslim de olsa, kendileri erginlik çağına gelmedikçe mükellef sayılmamaktadır. İslâm fıtratı üzere doğdukları için, o masumluklarını mahafaza etmektedirler.

    Kız çocuklarını da çok severdi

    Peygamberimizin eşsiz şefkatim kız çocukları üzerinde de görmekteyiz. İslâm’dan önce kız çocuklarının Arapların gözünde hiçbir değeri yoktu. Kız babası olmayı bir ayıp olarak görürlerdi. “Falan adamın damadı demesinler‿ diye kızlarını evlendirmek istemez, diri diri toprağa gömerlerdi. Bu vahşeti de atadan, babadan kalma bir âdet olarak görür, uygularlardı.
    İşte Peygamberimiz bu zavallı masumların böyle acımasızca öldürülmelerini büyük bir cinayet olarak görüyor, bu kötü âdetin bir an önce kaldırılması için mücadele ediyordu. Kendisi kızların babası olmakla iftihar ettiği gibi, üç, iki veya bir kızı olup da onları büyütüp yetiştirenleri, İslâmî bir eğitim verenleri Cennetle müjdeliyordu.
    Peygamberimiz, huzuruna bir kız çocuğu gelirse ona yakın ilgi gösterirdi.

    Enes bin Mâlik anlatıyor:

    “Peygamberimizin yanında bir adam oturuyordu. Bir ara adamın erkek çocuğu geldi. Adam çocuğu aldı dizlerine oturttu. Az sonra bir de kız çocuğu geldi. Onu da yanına oturttu.
    “Peygamber Efendimiz adama sordu: “Niçin ikisini bir tutmadın?‿
    Peygamberimiz çocuklar arasında sevgide eşit davranılmasını istediği gibi, bağış, hediye, ikram ve hibe konularında da eşit davranılmasını isterdi.

    Numan bin Beşîr anlatıyor

    “Babam malından bir şeyler hibe etmişti. Annem, ‘Bu hibeye Peygamberimizi şahit tutmazsan kabul etmem’ dedi.
    “Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şahitlik yapması için babam beni alarak Peygamberimize gittik. Durumu öğrenen Peygamberimiz:
    “Başka çocukların var mı?’ diye sordu. “Babam, ‘Evet, var’ dedi.
    “Bütün çocuklarına aynı şekilde hibede bulundun mu?‿
    “Babam, ‘hayır’ dedi.
    “Allah’tan korkun, çocuklarınız arasında eşit davranın.’
    “Babam Peygamberimizin huzurundan çıktıktan sonra bana yaptığı hibeden vazgeçti.
    Peygamberimizin kendi şahsında bu eşit davranışı daha açık görüyoruz. İlk anda basit gibi görülse dahi, önemli ve kalıcı bir ölçü olması bakımından bu olay çok dikkat çekici degilmi?

     

     

    GaYe - 03.04.2010 - 23:10



Benzer Konular

  1. Peygamber Efendimizin Atı
    Konuyu Açan: Kayıtsız Üye, Forum: Soru - Cevap.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 09.09.2011, 14:28
  2. Efendimizin Çoçuk Sevgisi
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: Hikayeler Menkibeler İslami Şiirler.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 09.01.2011, 13:04
  3. Peygamber Efendimizin Hadisleri
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: İslami Multimedia.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 20.03.2010, 12:19
  4. Peygamber efendimizin evi
    Konuyu Açan: dijiman, Forum: İslami Resimler.
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj : 16.09.2008, 22:58
  5. peygamber efendimizin hayatı
    Konuyu Açan: ens_selman, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 06.12.2005, 14:08

copyright

Soru Cevap

grafimx