Peygamber Efendimize Naatlar

  1. Peygamberimize Naatlar - Peygamberimize Siirler - Peygamber Efendimize Özel Siirler




    Rahmân ve Rahîm olan bir ALLAH’ın adıyla;
    Başladığım bu sözde seni andım Efendim!..
    Ney misâli dağlandım ayrılığın oduyla;
    Düştüm o gül rengine yandım yandım Efendim!..

    Âdemden gelen bir nûr kararıp nasıl söner?
    Şirkle nasıl örülür bir ömrün itibârı?..
    Nefsin o saf edâsı, inkâra nasıl döner?
    Kalpten nasıl sökülür bir adalet damarı?..

    Yedi kat göğü tutu çiçeklerin çığlığı…
    Kan kokan o karanlık, hangi putun isyânı?..
    Dinsin, dursun, durulsun umudun hıçkırığı;
    Kumlara inen nûrun şavkı aldı dört yanı!..

    Kisra’nın temelinde çöktü bir bir sütunlar;
    Söndü ateşgedeler tarihe düştü külü!..
    Silindi ne şerefler, dağıldı nice şanlar;
    Hilkâtin ateşinde kurudu Sava gölü!..

    Sende ihlâs, metânet, sendedir izzet, azim;
    Rahmet ile donandı, aşk ile döndü âlem!..
    Âdil sensin, Emin sen, sen ey öksüz, ey yetim;
    Seninle aşka düştü aşk ile levh-ü kalem!..

    Sen kuşandın Hirâ’da sabır yüklü çileyi;
    Çektiğin her acıda bin derdin dermânı var!..
    Sen yardın himmet ile o gökteki şûleyi;
    Taif’te şafaklara akseden gül kanı var!..

    Canında doğan nûru, kalp gözünle okudun;
    Bir içli çölde verdin en ağır imtihanı!..
    Takvânın tezgâhında bir sevdâyı dokudun;
    Uyardın, müjdeledin, şahit tuttun zamanı!..

    Tevhît ile yoğurdun kaç yüreğin özünü;
    Elif elif nakşoldu nabzına inen fermân!..
    Ömrün hüzün yılında hasret yakan izini;
    Vuslâtın nûru ile Mir’âç’ta buldu cihân!..

    Açtı hicret gülleri ensârın gülzârında;
    Sen canlara bir cansın, cânânsın sen Efendim!..
    Gül gül ile kaynaştı kardeşlik kararında;
    Okunan gül kokulu Kur’ân’sın sen Efendim!..

    Bedir’de bir vaattir Mevlâ’dan inen çağrı;
    Melekler, ashâp ile iç içe aynı safta!..
    Yağdı rahmet bulutu, yeşerdi çölün bağrı;
    Âlem âlem içinde tesbih eder tavafta!..

    Uhut’da gül matemi damladı dağdan taşa;
    Eğildi edep ile gül üstüne âsuman!..
    Hayber’de hamd sancağı dikildi arzdan arşa;
    Al tüllere büründü güle döndü gülistân!..

    Varlığın sırrı sende, sendedir aşk iksiri.
    İrâdenle dağıldı idrâki ezen efkâr!..
    Kırıldı şirk zinciri ikbâle erdi esir;
    Açıldı gül kapısı Kâ’be’ye geldi bahar!..

    Kanayan parmağından kaç ensar suya kandı?
    Sen damlada bir deryâ, ummansın sen Efendim!..
    Hem yer ehli gök ehli, melekler seni andı;
    Âlemleri şerh eden lisânsın sen Efendim!..

    O derin duâlarda titreyen her dileğin;
    Şefâat nağmesidir merhâmet pınarında!..
    Bir kulluğun yükünü canda eler eleğin;
    Kaç mahşeri yaşadın o gönül diyârında?..

    Beyaz, sarı, al güller senden aldı rengini;
    Seninle vecde geldi başımda dönen rüzgâr!..
    Dilim nasıl anlatır bu aşkın ahengini?
    Mâ’rifet ikliminde kızardı, açtı gülzâr!..

    Sen, canını Mevlâ’ya kalbini kula verdin;
    Bağladın gök ipini sonsuz olan bir sona!..
    Sen özünde âlemi, âlemde özü gördün;
    Ötenin ötesinden haber sundun dört yana!..

    Melekler salat eder, selâm eder şânına;
    Devrân içinde dönen devrânsın sen Efendim!..
    Takdirin tedbir anı, şahittir imânına;
    Sen gönül sahibine mihmânsın sen Efendim!..

    Âh bu âlem içinde, ne oldu bende bana?
    Sana hangi hâlimle, hangi yüzle geleyim?..
    Od almış bir yüreği açmışım senden yana;
    Dinmeyen gözyaşımı bir umut ver, sileyim!..

    Bir bir kalktı hudutlar mülküm, malım kalmadı;
    Her secdede değişti renk, ahenk, biçim, edâ!..
    Sınandım nefes nefes tende hâlim kalmadı;
    Aşkınla yanan canım uğruna oldu fedâ!..

    Her sözün bir diriliş, bir kâinat kitabı;
    Sen ezeli bağladın ebedîn menziline!..
    Sezdin inceden ince bir ilâhî hesabı;
    Hakkı teslim eyledin o hakkın Vekil’ine!..

    Zamanı arla süzdün, aşkla sundun âleme;
    Sen mü’minin nabzında mîzânsın sen Efendim!..
    Âh bu aşkın ahvâli nasıl yansır kaleme?
    Bir Sultan’a can sunan Sultan’sın sen Efendim!..

    Rıfat ARAZ

     

     

    Leyl-i Lal - 25.02.2010 - 09:17

  2. ey Rabbim’in habibi,
    ey meleklerin refiki,
    ey alemlere rahmet, bereket, mürüvvet kişi…

    ey ademin selefi, ibrahim’in duası, musa’nın yoldaşı, isa’nın kardeşi.
    ey abdülmüttalib’in neşesi, abdullah’ın yetimi, amine’nin tesellisi; çiçeği…
    ey hatice’nin sevdiği fatıma’nın hasreti, aişe’nin efendisi,
    ey cennet gençlerinin iki gülü, hasan ile hüseynin eşsiz dedesi…

    ey ahir zaman nebisi,
    ey cennetin mübeşşiri,
    ey cehennemin neziri…
    ey Rahmanın varlığının şahidi.
    ey vahyin mübelliği, mümessili…

    ey gönlümün neşvesi, idrakimin güneşi…
    yıllar süren hasretimin,hüznümün sebebi, vesilesi…
    ey insanlığımın rehberi, cümle mahkukatın fahri, önderi…
    ey hasta kalplerin devası, tabibi…
    ey güzelliğin timsali,
    adı göklerde Ahmed-i Mahmud.,
    zatı arzda, Muhammed Mustafa…
    sonsuz sayıda selat,selam sana, zatına...

    sensiz geçirdiğimiz zamanlar acılar getirdi,
    ancak felaketler doğurdu,
    fitne tabiatımız, atalet mesleğimiz,meskenet; meskenlerimiz oldu...
    kan ve gözyaşlarımız sel oldu,
    acımasız seyelanlarda idraklerimiz boğuldu.
    ayrılığın ayırımlara, yokluğun yoksunluklara icbar etti bedenlerimizi.
    ve bedenlerimiz zilletten vücudlar buldu.

    sıyrıldık sıdkımızdan, uzaklaştık aslımızdan.
    ve hiç bir zaman nasip almamışçasına utanmadan.
    çıyanlar gibi ısırdık yekdiğerimizi sırtımızdan...
    katlettik katil gecelerde,
    ihanetlere peşkeş çektiğimiz izzetimizi…
    katlettik metruk gönüllerde iffetimizi.

    ey ecmelü’l ekrem, artık kalpler buruk.
    ey ekmelü’l insan, artık çehreler soluk.
    ey eşrefü’l mahlukat artık ameller bozuk…

    kalplerimize nifak ağacı alabildiğine salmış iken köklerini,
    o köklerden beslenen dallar olabildiğine göstermişken kendini,
    şirkin en çirkin çiçekleri koklatmışken hoyratça zehrini.
    biz seyretmekle yetindik,
    biz sadece seyrettik,
    süfehanın bedenlerimize sefihliği zerkini..

    her şer aşikar, her şey olabildiğine pervasız,
    ve hesapsız…
    günahlar diz boyu, bulutlar dizlere etek,
    günahkarlar kervan önü, önderler merkeb…
    fitne, fesat insanlığa olmuş mezhep...
    doğruluk, dürüstlük eskilerden menkibat…
    ar, namus mu ararsın,
    mabeynimizde olabildiğine vücud bulan esfel bir fuhşiyyat.
    ah ki irin akmada esvak,
    vah ki hayasızlık haykırmada etraku a'rab,
    utanmazlık lebaleb yadımızda evrad…

    ey nebiyyü’l mücteba, zatına müştakız,
    ey usvetu’l hasene, cemaline muhtacız..
    ey ukdetü’l kulub, şefaatine matlubuz,
    ey Rabbin emini, hidayettir ancak maksudumuz.

     

     

    Leyl-i Lal - 25.02.2010 - 09:21



Benzer Konular

  1. Peygamber Efendimize(s.a.v) Mektup
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: Hikayeler Menkibeler İslami Şiirler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 23.04.2011, 16:25
  2. Peygamber Efendimize Mektup
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: Hikayeler Menkibeler İslami Şiirler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 21.04.2011, 12:49
  3. Efendimize Naatlar
    Konuyu Açan: Şayeste, Forum: İslami Resimler.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 21.03.2010, 21:06
  4. Peygamber efendimize mektup
    Konuyu Açan: 1sidelya, Forum: Hikayeler Menkibeler İslami Şiirler.
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 01.07.2009, 11:54
  5. Peygamber Efendimize Şiirler
    Konuyu Açan: AYIŞIĞI, Forum: Hikayeler Menkibeler İslami Şiirler.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 15.04.2009, 18:20

copyright

Soru Cevap