Hz Muhammed Şiirleri

  1. Karanlığın Işığı - MUHAMMED (S.A.V)

    Allah,ü téalanın nuru yüzünde
    Rahmeti alemin dili Muhammed (s.a.v)
    Kalbi temiz sudan duru özünde
    İslam’ı alemin yolu Muhammed (s.a.v)

    İkram sofrasıydı ibret bazında
    Bereketi çoktu zerre azında
    Ezildi ezmedi durdu sözünde
    Sert rüzgarın serin yeli Muhammed (s.a.v)

    Temiz berrak sözü hak niyazında
    Yardıma koşardı burak hızında
    Hasan Hüseyin,i torun dizinde
    Candan cana yakın eli Muhammed (s.a.v)

    Geceler ışıktı onun gözünde
    Merhamet kaynardı karda buzunda
    Babalık sevgisi Fatma kızında
    Tuba ağacının dalı Muhammed (s.a.v)

    Adalet kaynardı hep kazanında
    Hakkı hak tartardı hak mizanında
    Oku öğren çalış demiş lafzında
    Evliya alimin gölü Muhammed (s.a.v)

    Hak aşkına yanar çölün düzünde
    Sıddık Osman Ömer Ali izinde
    Allah’ın kudreti vardı gürzünde
    Yiğit cesur asker kolu Muhammed (s.a.v)

    Azamet mühür,ü var omuzunda
    Hak kitabı kuran nur havuzunda
    Davut Musa İsa hak nazarında
    Rabbinin habibi kulu Muhammed (s.a.v)

    Kıyamete kadar parlak yıldızı
    Ümmetinden çıkmaz onun yaldızı
    Muhammed kucağı üşütmez bizi
    İslam’ın sevilen gülü Muhammed (s.a.v)


    Başak Akdeniz



    Ey Şanlı Nebi

    Cehalet insanı, boğduğu zaman,
    Yetiştin zalime, vermedin aman.
    Adın anılıyor, inan her zaman,
    Alemlere Rahmet, sevgili Nebi.

    İnan ki candan, özledik seni,
    Hasretin her an, yakar sinemi.
    Hediye bıraktın, bana dinimi,
    Minnettarım sana, Ey Şanlı nebi.

    Güneşim, ayım, ışığım sensin,
    Sensiz bu dünyayı, garip neylesin,
    Allah’tan sen bize, bir hediyesin.
    Gönlümün sulatanı, Ey şanlı nebi.

    Sen gideli inan, bozuldu bağlar.
    Ümmetin dertlidir, bağrı kan ağlar.
    Senden umut bekler, hastalar sağlar.
    Ey dertlere derman, Ey şanlı nebi.


    Necdet Erem





    Ya Muhammed


    Hasretle ağlarım dönmüşüm düne,
    Ya Muhammed seni görmek isterim,
    Savaşta barışta çıkardın öne,
    Ya Muhammed seni görmek isterim.

    Şefaat dilerim iki cihanda,
    Aydınlık getirdin bize bu handa,
    Her zaman yaşarsın gönülde canda,
    Ya Muhammed seni görmek isterim.

    Bütün cihan sende öğrendi ilim,
    İsmini yazarken titredi elim,
    Coştu bugün bülbül kesildi dilim,
    Ya Muhammed seni görmek isterim.

    Sözün hadislerin gönlümde yüce,
    Cemalin rüyamda görsem bir gece,
    Hayallerim bitmez sevgimle nice,
    Ya Muhammed seni görmek isterim.

    Senin aydınlığın vurur bu güne,
    Çok emekler verdin inanca dine,
    Özlem ile dolmuş yaralı sine,
    Ya Muhammed seni görmek isterim.

    Karanlık bir çağda geldin dünyaya,
    Korku içindeydi atlı ve yaya,
    Sen gelince nur serpildi semaya,
    Ya Muhammed seni görmek isterim.

    Solmaya yüz tutmuş gönlümde bağlar,
    Geçit verin yalçın kayalar dağlar,
    Gözüm görmek ister yüreğim çağlar,
    Ya Muhammed seni görmek isterim.

    KAYA der Hak için yazayım yazım,
    Göklere çıkıyor niyazım sözüm,
    Hayalin düşündüm yanıyor özüm,
    Ya Muhammed seni görmek isterim.


    Osman Kaya Malatya



    hz muhammed şiirleri - hz muhammed şiir - hz muhammed ile ilgili şiirler - hz muhammet şiirleri



    Lütfen konuya yorum yazmayınız. Eğer elinizde forumda sunulmayan Hz. Muhammed (s.av.) şiiri varsa onları cevaben paylaşabilirsiniz!

     

     

    LEVIS-501 - 16.04.2009 - 16:50
  2. Sen gidince Ya Resullalah (s.a.v)

    Güneşin doğuşunda acı bir ateş var
    Yakar durur yüreklerimizi
    Bu güneş içimizde yanar Ey Nebi,
    Sen gittin gideli Ey Resul

    Gökyüzünde bir sessizlik var,
    Kuşlar eskisi gibi cıvıl cıvıl ötmüyor
    Ey Nebi
    Onlar da Rasülüne hasret,

    Bu gönüller Rasulüne hasret
    Bu yüreklerimizdeki akan deryaların
    Su damlalarında ki yıldızlar gibiydi
    Gözlerin, Ya habibullah

    Medineye, kapına gelirdik,
    O nur kokunu duymak için
    Cıvıl cıvıl öterdi kuşlar
    Nur-i çehrende,

    Kokun öyle güzeldir ki
    Karşıdan Allahın Resulü
    Geçmiş derler
    Ya Muhammed geçmiş derler

    Sen gittin gideli insanlar birbirlerine
    Kardeş değil, düşman oldular
    Ey Nebi
    Aşk-ı hasretimiz bu yüzden yanıyor

    Sen gittin gideli Gecenin sessizliğinde
    Yıldızlar parıldamaz oldu
    Ay ışığını kaybetti
    Sen gidince, Ya Rasulullah…


    Mehmet Hazar Sebuktekin






    Özlemin solmayacak Ya Resulallah (s.a.v)

    Kalbim hasretinden Aşk-figanı oldu
    Gönlümdeki derman sülufunu insanlara açtım
    Kelebekler bile uçmaz oldu Bu devranda
    Hasretin gün geçtikçe artıyor Ya Rasulullah

    Hasretin içimde deryan-ı aşk gibi yanıyor
    Sevgilerin en büyüğü sana olan özlemimdir
    Ya Rasulullah,
    Dermanımı bir kalbim bir de Yaradan biliyor

    Kalplerimizde senin en derin sevgini yaşıyoruz
    Ya Rasulullah
    Deryan-ı figan gibi gönlümüzde akan sevgisin
    Ey Nebi,

    Gönüllerimizde Nur-i çeşmin akıyor
    Bir ananın oğluna özlem duyması değildir bu,
    Allahın Resulüne özlem duymaktır
    Belki de alın yazımız bu kara bahtımız

    Ya Rasulullah rüyamda senin nurla akan
    Gül yüzünü gördüm,
    Uyandım, kalktım ayağa elimi kalbime koydum
    Kalbim özlem ateşiyle yanıyor


    Ancak yüreklerimizin aşk-deryasıdır bu
    Bu özleminle yanan ateş, hiç solmayacak
    Yarınlar geçse de,
    Özlemim solmayacak Ya Rasulullah

    Özlemim bir gün bir gül gibi
    Solacak olursa,
    Gönlümde solan gülü tutacak olan
    Benliğimi unutandır…



    Mehmet Hazar Sebuktekin





    Senin Yolunu Arıyoruz Ya Rasulullah (s.a.v)

    Senin yolunu arıyoruz Ya Rasulullah
    Kalplerimiz seni arıyor,
    Gönlümüz seni arıyor Ey Nebi
    Senin gül kokan yolunu arıyoruz…

    Gökteki yıldızlar senin ışığını arıyor
    Kalplerimiz Nur ışığını arıyor
    Kalplerimiz sızlıyor, Ya Rasulullah
    Yüreklerimiz senin Nurlu yolunu arıyor…

    Semada Melekler senin yolunu arıyor
    Senin Nur kokunu duysam,
    Rüyamda senin ışığını görebilsem
    Senin sevgi dolu yolundanyürüyebilsem
    Keşke Ya Rasulullah

    Ey Nebi Sen kalplerimizde taht kuran,
    Gönlümüzün Sultanısın,
    Gökyüzü sessizliğe bıraktı kendini,
    Bulutlarda senin adın yazıyordu…

    Ey Muhammed diyordu bulutlar
    Yer, gök Senin adınla çalkalanıyor
    Gönüllerimiz sana hayran,
    Yüreklerimiz Aşkınla yanıyor Ey Nebi

    Gel Ey Nebi gönüllerimize, yüreklerimize
    Yine Nikabınla gel,
    Yolunu güllerle donattık,
    Bizi yolundan ayırma Ya Rasulullah…







     

     

    Sari Menekse - 16.04.2009 - 20:25
  3. Hz. Muhammed

    Her zaman sevilen, övülensin
    Ümmeti için üzülen
    Ümmeti için gülensin
    Allah için de en kıymetlisin

    Günahlara batarken çevren
    Senin gibi
    'Güzel Ahlaklı'ya' kavuştu evren
    Gelişin büyük olay
    Hem de mazlumları sevindiren

    Çevren güvenir, emin derdi
    Daha küçükken de herkes severdi
    Rabbim de peygamberliği verdi
    Kuran'ı da seninle gönderdi

    İlk kez zenci, beyaz yan yana
    Herkesi davet ettin Kuran'a
    Çok önem verdin her insana
    En büyük ödül, Sana uyana

    Köleleri, ezilenleri zulümden
    Kız çocuklarını da ölümden
    İnsanlığı 'Cahiliye' denen bölümden
    Çevirdin Arabistan çölünden

    Hep hak, adalet aradın
    Tertemiz, şerefli yaşadın
    Dillerde dualarda adın
    İnsanlığa Rahmettir maksadın

    Hayatın en güzel insanlık modeli
    Sana uymayanlar öder bedeli
    Senden şefaat ister
    Döndükçe ümmetinin dili.

    Göksel Kurum

     

     

    sevgi - 17.04.2009 - 17:19
  4. H ani sana eziyet edenler, büyücüdür diyenler var ya,
    Z alimlerin efendisidir onlar, sen ise dertlere deva


    M ekke görmedi daha önce senin gibi bir nur,
    U hud duymadı senin gibi başka cesur
    H amd olsun alemlerin Rabbine ki ku ona mecbur
    A llah azze ve celle kulu üstüne memur
    M edine şereflendi seninle, yaşadı vakt-i saadeti
    M üslümanlık geride bıraktı seninle cehaleti
    E hli İslam nurlandı, senin adınla buldu bereketi
    D ünyalar güzeli, alemlerin Resulü, ümmetin peygamberi


    S eviyorum seni, canım yoluna feda olsun
    A rtık dünya rezil oldu cennet bizim olsun
    V e selat ile selam senin üstüne olsun.

     

     

    Nehir - 17.04.2009 - 17:27
  5. Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini
    Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi
    Arzum ahirette cennete seninle girmeyi
    Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
    Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa



    Sensiz dünya zilletle boğuluyor
    Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor
    Toplumun ahlakı gitgide çöküyor
    Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya
    Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa



    Geceler karanlık, yokluğunda her saniye
    Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme
    Tutamazsam elini sırat üzerinde
    Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya
    Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa



    Bir bilal olamadım ezanın için
    Çıkıpta sahraya, kavrulmadı ayağım elim
    Sen varken, sensiz olmak bilmem niçin
    Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
    Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa



    Seni anar Ya Muhammed Kubbe-i Hadra
    Yoktu keder yoktu zulüm asr-ı saadet zamanında
    Kapılar aralanıyor karanlıklar ortasında
    Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
    Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa



    Sel olur göz yaşlarım, ismini duyunca
    Tebessümün de ne hoştur ukbada
    Şefaatini eksik eyleme mahşer anında
    Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
    Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa



    Alemlere rahmetsin nurun ile
    Kalplere düstursun ahlakın ile
    Salat-u selamlar sanadır Ya muhammed
    Ne olur biraz gül bana resul-ü Kibriya
    Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa(S.A.V)


     

     

    SU-PERISI - 23.04.2009 - 16:57
  6. Ashâb-ı Muhammed...

    Ne zaman saadet asrını düşünsek,
    Arkadaşlarından,
    O güzîde ashabından biri ağlar gönlümüzde.
    Önce sen ağlarsın.
    Abdullah bin Mesud’a
    “Bana Ku’ran oku” demiştin.
    “Ya Rasulallah! Kur’an sana indirilmişken
    Sana mı Kur’an okuyayım” demişti.
    “O’nu başkasından dinlemeyi de severim” buyurmuştun
    İbn-i Mesud, Nisa suresini okumuş,
    Bir ayete gelmişti:
    “Her ümmetten birer şahit,
    Onların üzerine de Habibim
    Seni bir şahit olarak getirdiğimiz zaman
    Onların hali nice olur”
    “Şimdi yeter” demiştin.
    İbn-i Mesud gözlerini kaldırıp bakmıştı sana,
    Gözyaşların mübarek sakalına inmişti.
    Bir defasında ashabına Kur’an okuyordun
    ‘Sakının o ateşten ki o’nun yakıtı insanlar ve taşlardır’diyordun.
    Önünde oturan siyahi bir adam yüksek sesle ağlamaya başlamıştı
    O ağlayışa Cibril inmişti semadan
    Ya Resuallah huzurunda ağlayan bu zat kimdir ? demişti,
    Sende Habeşli biri demiş ve o’nu övmüştün
    Cebrail ise şu müjdeyi vermişti ; Allah buyuruyorki ;
    ‘İzzet ve Celalime Arş üzerindeki Hakimiyyetime Yemin Ederimki,
    dünyada Benim korkumdan ağlayan bir kulun gözünü Cennette çok güldürüceğim’
    ne zaman saadet asr-ı’nı düşünsek arkadaşlarından o güzide ashabından biri,
    hesap gününden korkar gönlümüzde
    Şeddat bin Evs korkar yatağına girdiğinde sağına soluna döner durur uyuyamaz.
    ‘Allahım’ der.Cehennem ateşi uykumu kaçırdı.
    Sonra kalkar sabaha kadar namaz kılar,
    Ebu’d Derda düşer gönlümüze,
    ‘Keşke ailemin koçları olaydım da kendilerine misafir geldiğin de beni yedirselerdi’ der,
    İmran bin Husayn düşer gönlümüze ‘Keşke bir tepede kül olaydım da fırtınalı bir günde rüzgar savursaydı’ der
    Ne zaman saadet asr-ı’nı düşünsek arkadaşlarından o güzide ashabından biri, Peygamber sevgisini öğretir bize
    Ashabından biri Sana gelmişti ,
    Ya Resulallah demişti, ‘seni öyle seviyorum ki aklıma geldiğinde gelip seni görmesem canım çıkacak gibi oluyorum, sonra ahireti düşünüyorum cennete girsem bile Seninle birlikte olamıyacağım aşşağı mevkilerde kalıcam buda zoruma gidiyor istiyorum ki ahirette de yanında olayım’
    Sende ‘Kişi sevdiğiyle beraberdir’ buyurmuştun,
    Abdurrahman bin Sad anlatıyor ya Resulallah
    Diyorki ;
    ‘Bir gün Ömerin oğlu Abdullah ile otururken ayağı kasılıp kaldı
    ayağına ne oldu dedim şuradan itibaren sinir toplandı dedi,
    Bende dedim ki En çok sevdiğin insanın adını anda iyileşsin’
    Ya Muhammed dedi ve hemen ayağını uzattı,
    Ya Resulallah Sen abdest aldığın da ashab-ı güzin efendilerimiz koşarak abdest suyunu alır yüzlerine sürerlermiş
    Bir defasında sormuşsun:
    -‘Niçin böyle yapıyorsunuz ?’
    -‘bereket ve hayır umuyoruz’ demişler, Sende buyurmuşsun ki ; ‘Allah ve Resulu’nun sevgilisi olmak isteyen doğru söylesin emanete riayet etsin komşusunu incitmesin’
    Ne zaman saadet asr-ı’nı düşünsek arkadaşlarından o güzide ashabından biri hamd eder Allah’a şükrü öğretir bize
    Ebu Eyyub El-Ensari ona öğrettiğin kelimeleri söyler
    ‘Allah’tan başka ilah yoktur, Mülk ve saltanat O’nundur Hamd O’nun hakkıdır, O’nun ortağı yoktur.'


    Dursun Ali Erzincanlı

     

     

    everekli38 - 23.04.2009 - 18:26



  7. Ay yüzlüm apaçık sözlüm ruhum sana kurban;
    Gönlüm sana hayran!
    Nergis bakışlarının tesiri ne de yaman!
    Sultanım el-aman!
    Bak sinemde bir ok var derûnumda bir acı
    Sendedir ilacı…


    Ey varlığı nûr dünyası sürur sözü kur’ân!
    Her derdime derman…
    Pür âteşim bırakma beni hicranda zinhâr!
    Rûhumda âh u zâr…
    Hem mahzun hem de perişan dertlerle kıvrandım;
    Kapına dayandım!

    Bilmem başka kor başka ateş ben sana yandım;
    Seninle uyandım.
    Ey dünyaya arştan gelen nûr ey meh-i tâbân! Aydınlattı ziyan…
    Baktım şemailine hep dîdârını andım;
    Aşkınla kıvrandım.


    Ey taptaze gül kâkülü amber saçı reyhan!
    Câziben ne yaman!
    Görmemiştir cihanda gözler sen gibi dilber…
    Güneşlerden enver…
    lütufla bağrını aç ki kıtmir kölendir
    Dergâhın uludur

    Deryalara denk kereminden bir katre ihsân
    Ey gönlüme sultan!
    Lutfeyle ne olur bildiğim başka kapı yok!
    Derdim herkesten çok.
    Nurdan çehrendeki bu nikâb da ne?
    Güneşlere taç giydiren ışıkken.


    Hep hicranla bunca yıl bunca sene
    Geçmiş gidiyor…baharlar beklerken.
    Doğ ruhlara arştan gelen burhanla!
    İnlet dört bir yanı altın sadânla!
    Hayat üfle sihirli rayihanla!
    Hak adına üfül üfül eserken.

    Konuş ki hatipler haddini bilsin
    İlahî nefhanla ruhlar dirilsin.
    Erilecek zirvelere erilsin.
    Başlamış gökler de bunu dilerken…
    Ey mukaddes kitâb ey ezeli nûr
    Ey iklimi ziyâ etrafı huzûr;


    Son demde bir kere daha ne olur
    Ağar ışık karanlığı boğarken..!
    Bahar olmasa da sonbahar olsun.
    Cihanlar tekmil âvâzınla dolsun;
    Yeniden namın her yanda duyulsun!
    Şu fâni ömürlerimiz biterken

     

     

    CiCeGiM - 16.07.2009 - 15:45
  8. Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
    Yüzü dolunay gibi parlak.
    Teni pembeye çalan beyaz renginde.
    Saçları hafif dalgalı…
    Açık renkli ve hilâl kaşlı.
    İki kaşının arasında bir damar.
    Öfkelendiğinde şişen…

    Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
    Saçları omzuna düşer.
    Sakalı gür gözleri kara üzüm gibi siyah…
    O siyah gözleri daima yerde…
    Gökten daha çok yere bakar.
    Bakışları düşünceli…
    Boynu gümüş beyazlığında
    Fildişinden yapılmış bir suret gibi…
    Ashabının ardından yürür
    Ve; “benim arkamı meleklere bırakın.” der.
    Birşeye hayret ettiğinde elini çevirir
    Konuştuğunda ellerini biraraya getirir.
    Öfkelendiğinde yüz çevirir.
    Sevindiğinde hafifçe gözlerini kapar.
    Gülmesi tebessüm.
    O gülünce dişleri dolu taneleri.

    Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
    Yüzünde azâmet ve hakimiyet.
    Sözünde tatlılık.
    Tane tane konuşan.
    Sesi gür teri gül…
    Geçtiği sokaklarda gül kokusu bırakan..
    Giyimi sâde…
    Çoğunlukla sırtında bir ihram.
    En çok sevdiği renk sarı ve beyaz.
    Yediği yemek;
    Ateşin üzerinde
    Unla karıştırılan öğütülmüş yulaf
    biraz zeytinyağı biber baharat…
    sofrada oturuşu hamdle şükürle…
    bir gül…
    ikinci yurdu Medine!

    Medine-i Münevvere’de bir gül…
    İnsanlık aleminin en şereflisi!
    İman hakikatlerinin merkezi!
    İhsâni tecellilerin turu!
    Rahmani sırların iniş yeri!
    Memleket-i Rabbâniye’nin seması!
    Peygamberler gerdanlığının ortasındaki en büyük mücevher!
    Peygamberler kervanının öncüsü!
    Bütün varlıkların en üstünü!
    İzzet sancağının sancaktarı!
    Ezel sırlarının şahidi!
    İlmin hilmin ve hikmetlerin kaynağı!
    Yerle gök âlemlerinin göz bebeği!
    İki cihanın ruhu!
    Dünya ve ahiret hayatının gözü!

    Medine-i Münevvere’de bir gül…
    Aslın ve asaletin nurlu ağacı!
    Yaratılışta insanların en üstünü!
    Cismani suretlerin en mükemmeli!
    Asıl mülk ve gerçek nimetin
    Göz kamaştırıcı güzelliğin
    Ve yüce rütbenin sahibi!
    Kalplerin tabibi ve ilacı
    Bedenlerin afiyet ve şifası
    Gözlerin nuru ve ışığı
    Asırlarca sevilen
    Yeniden sevilen
    Taptaze duygularla sevilen
    En seçkin makamlara layık olan
    En büyük dost!
    En şerefli sevgili!
    Abdülmuttalib’in torunu!
    Abdullah oğlu efendimiz
    Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem

    Medine-i Münevvere’de bir gül…
    O’na sevdalı
    Her şeye rağmen
    O’na sevdalı
    Milyarlarca bülbül!
    Sevinç bayrak açmış her sinede
    Çünkü O Gül hâlâ Medine’de

     

     

    CiCeGiM - 16.07.2009 - 16:55
  9. En Güzel Gül'e Yar Olanlara
    Gül'e Gönül
    Verenlere
    Binlerce Selam Olsun


    Sevdam seni nasıl anlatsam ,nasıl
    söylesem,hangi yaman sözcükleri,tesbih taneleri gibi dizsem de seni cümlelere
    döksem Adına mevlitler yazılmış , güzelliğine kasideler sunulmuşken Kelimeler
    kifayetsiz bir durak ¦Ben ise suya düşmüş yaprak kadar çaresizken Seni nasıl
    anlatayım Ya Rasulallah

    Meleklerden işittim şanını ,dünyaya gelmeden
    evvel Yüce ALLAH ın Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım. dediğisin ,yaratılış
    sebebim,nefes alışım.ALLAH ın tecellisi olan güzelliklere kimi zaman akla
    durgunluk veren bir edayla dalışım .Kimi zaman hayranlıkla taa yürekten bir çift
    kömür gözle bakışım İlahilerden dinledim seni.Ne ihtişammışsın ki doğduğun gece
    ,o asude nisan gecesi bütün dünya göklere dek nur ile bezenmiş.Ne büyük bir aşk
    ateşiymissin ki ,uğrunda bin yıldır yanan ateşler sönmüş .Sündüsi altın
    işlemeli,ipek kumaşlarla döşemiş Amine Hatunun döşeğini,Melekler birbirine seni
    müjdelemişler ALLAH ın izniyle

    ALLAH bir davetçi ışık saçan bir kandil
    olarak göndeilmişsin.

    Ey Bâki Sultan sensin beni ALLAH ulaştıracak
    olan.Seninle fark ettim iki cihanın görkemini.Hasretinle dolu bir yolcuyum şimdi
    Hırkanla şereflendirdiğin Veysel Karani olmaya aşkım yetermi
    bilemiyorum.

    Ama sevginden kızarmış bir mısra gülüm şimdi.Güneş vurdukça
    kavrulan kalaylı bahçelerde sana açıyorum sana susuyorum.Ümmetin
    girmedikçe,Cennet kapısından içeri girmeyen sensin biliyorum.Yudum yudum
    merhametini tadıyorum uzayıp giden gurbetlerde ,Sakal-ı Şerifini izliyorum
    camilerde mescitlerde

    Seni düşünürken yüreğim yırtılır,adını zikrederken
    sesim boğulur,ismini yazarken ellerim titrerse ne olur bilki Ya
    Resulallah,aşkımın tarif edilmez gücündendir

    Evet Sevdam ben seni tarif
    edemem.Ama son nefesimde Cenab-ı ALLAH ı ve senin gönlüme Nur ile yazılmış adını
    zikretmeyi dilerim.

     

     

    CiCeGiM - 16.10.2009 - 05:17



Benzer Konular

  1. Bahar ile ilgili Çocuk Şiirleri - İlkbahar Şiirleri
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Çocukça.
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 24.05.2011, 20:10
  2. Çanakkale Şiirleri - Şehit Şiirleri
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: O Şimdi Asker.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 17.03.2011, 17:54
  3. Muhammed Demirci - Beşiktaşlı Küçük Muhammed
    Konuyu Açan: sevil1903, Forum: Videolar.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 03.01.2011, 22:27
  4. Kerbela Şiirleri - Ehlibeyt Şiirleri
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Hikayeler Menkibeler İslami Şiirler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08.12.2010, 02:11
  5. Muhammed Acar - Yetiş Ya Muhammed
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: İslami Multimedia.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 03.10.2010, 04:46

copyright

Soru Cevap