REKLAM
yarim elma tiyatrosu - yarimelmatiyatrosu - yarim elma - yarim elma gönül alma - tiyatro piyesleri - tiyatro gösterileri - gurbette tiyatro sanati - gurbette sanatcilar - almanyada tiyatro grubu - almanyada tiyatro gösterileri - tiyatro sketcleri
Kolay değil, neredeyse tam yarım asırdır Almanya’dayız, Batı Avrupa’dayız. Acı tatlı nice hayat hikayelerinin yaşandığı bu diyarda hayat bir şekilde devam ediyor. Başlangıçtaki makus talih yeni yeni kırılıyor. Ana toplum kucağını açarken, Türk asıllı orta sınıf sosyal hayatın merkezinde yerini alıyor.
Türkler kendilerini ifade etmek için artık sanata ve edebiyata da yöneliyor. Yani evrensel bir dili keşfediyor. Bu dil sayesindedir ki, Goethe kendinden dört yüzyıl önce yaşayan Hafız ile manen diyalog kurabilmiş ve etkilenmişti. Bundan olacak ki Batının inançsızlık çukuruna doğru hızla sürüklendiği o yıllarda peygamberimize methiyeler düzmüştü. Buradaki kitlelerle sanat ve edebiyat yoluyla kurulan iletişimin sihirli ve etkileyici bir yanı var. Yarım Elma Tiyatrosu buna en güzel misal. İlk defa Lüdenscheid Kültür Evi’nde “Stefanie Öztürk ailesini entegre ediyor“ (Stefanie integriert die Öztürk’s) adlı oyunla sahne aldılar. İki saat süren oyun seyredenleri adeta büyüledi. Zaten tiyatro gereği gibi kullanıldığında böyle bir özelliğe sahip. Bir de konu güncelse ve dil taşı gediğine koyma esprisiyle ustaca kullanılıyorsa tadına doyum olmuyor.
İdeal Eğitim Merkezi’nin organize ettiği tiyatroya bilhassa Alman öğretmenlerin ve Türk gençlerinin yoğun ilgisi göze çarpıyor. Kültür Evi, 400’ü aşkın tiyatroseverle hemen hemen dolu. Lüdenscheid belediye başkan yardımcısı Ursula Meier da orada, yanyana oturuyoruz. Geldiğine pek memnun. Pür dikkat, kah alkışlarla kah kahkahalarla oyuna eşlik ediyor. Tiyatro bitiminde o da herkes gibi ayakta alkışlıyor oyuncuları. Tiyatronun amacına ulaştığının göstergesi bu tabloydu.
Buradaki en büyük pay şüphesiz tiyatronun kurucusu ve baş oyuncusu Murat İşboğa’ya ait. Muazzam bir performans sergiledi. Öztürk ailesinde babayı oynarken, Türk işçilerinin konuştuğu Almancayı büyük bir beceriyle kullandı. İronilerle dolu ifadelere mimikler de eklenince keyifli, neşeli ve düşündürücü estanteneler ortaya çıktı. Dahası Alman ve Türklerin birbirleriyle ilgili önyargıları da en güzel şekilde işlenmiş oldu.
Biraz da muhtevaya eğilirsek; baba Öztürk ile oğlu TV’de Almanya-Türkiye maçını izler ve Türkiye 2:0 önde götürür. Bu sırada kızının arkadaşı Stefanie gelir. Kimin kazanacağı konusunda iddiaya girerler. Son dakikada Almanya kazanınca anlaşmaya göre Stefanie Öztürk ailesinde kalarak babaya Almanca ve Goethe’yi öğretecektir, sonunda da baba sınava tabii tutulacaktır. Konu Almanca’da her ismin cinsiyetini belirten der, die, das kelimeleri ile Goethe’nin hayatı ile ilgili kısa bir bilgiden ibaret. Burada Almanca’nın önemi ile dil öğrenmedeki zorluklar hicvedilerek işlenir. Bir başka sahnede ise Türk ailelerindeki geleneksel kız isteme meselesi işlenir. Sonunda sınavı kazanan baba Öztürk’e entegrasyon belgesi verilir. Birçok kültürel değerlerin, karşılıklı önyargıların ele alındığı oyunda aslında göç sürecinde yaşanan trajikomik unsurlar da yerini bulur.
Oyunun en sonunda baba Öztürk aile albümünü gösterirken, bir anda birinci nesil misafir işçilere ait fotoğraflar duvara yansıtılmaya başlar ve seyircileri yıllar öncesine götürür. Günümüzde 3. neslin muhatap olduğu entegrasyon tartışmalarından, kömür madenlerinde bu tartışmalardan habersiz ömür çürüten işçilere geçiş, insanlarda nereden nereye diye derin düşüncelerin oluşmasına yol açtı. En azından göç tarihi bir şerit gibi gözler önüne serildi.
Bu tarz, gayret ve muhtevayla Yarım Elma Tiyatrosu’nun kısa süre içinde büyük beğeni kazanacağını düşünüyorum. Birçok sosyal meselenin anlatılması açısından evrensel bir dil olan tiyatro kullanılarak bu konuların irdelenmesinin ve Türk toplumu tarafından bir öz eleştiri mantığını da içine katarak sunulmasının toplumda kabul göreceği muhakkak. Birkaç Türkçe cümlenin yanında genel olarak Almanca oynanan tiyatro bütün topluma hitap edecek nitelikte. Başta Murat İşboğa olmak üzere katkısı geçen herkesi tebrik etmek gerekiyor.
21 Haziran 2009, Pazar
MUHAMMED MERTEK
Oyunları:
Stefanie integriert die Öztürks / Stefanie Öztürk ailesini entegre ediyor - Almanca Komedi
Öztürk ailesinin babası Ali Öztürk kızının okuldan arkadaşı Stefanie ile bir iddia ya girer ve kaybeder. Bunun neticesinde Stefanie bir hafta boyunca Öztürk ailesinde kalıp ailenin babasını Alman toplumuna entegre edip Almanca öğretmeye çalışır ve yanlış anlaşmalar ve kahkaha kaçınılmaz olur.
Oyunda Türk ailelerinin problemleri, Alman toplumuyla olan diyalogları ve entegrasyon meselesi ele alınıyor.
Senaryo: Murat İşboğa
Ekip:
Ayşe Gül Kılıç - Oyuncu
Lena Kemper - Oyuncu
Bünyamin Özcan - Oyuncu
Ísmail Kaygısız - Oyuncu
Mevlüt Karadağ - Oyuncu
Hatice Sünün - Oyuncu
Sadık Özyener - Oyuncu, Müzik
Aylin Dinç - Oyuncu, Müzik
Sezai Ínan - Ses ve Işık, Oyuncu
Mikail Bayram Özdemir - Oyuncu, Ses ve Işık
Murat Íşboğa - Senarist, Yönetmen, Oyuncu
Muhammed Mertek - Konsept Danışmanı
yarimelmatiyatro.de
REKLAM



