Türkiye’nin yer üstü ve yer altı suları

  1. Yeraltı Sularının Dağılışı Ve Kullanım Biçimleri - Türkiye’nin Yer Üstü ve Yer Altı Suları - Türkiye’nin Yer Üstü ve Yer Altı Suları hakkında



    YERALTI SULARININ DAĞILIŞI VE KULLANIM BİÇİMLERİ

    Atmosferden yeryüzüne düşen yağışların bir kısmı (yağmur kar buzulların erimesi) yüzeysel akış ile yer üstü sularını meydana getirirken geri kalanı uygun koşullar altında yeraltına geçer. Bu sular yerin derin kısımlarına sızarak alt kısmı geçirimsiz kayaçların oluşturduğu zonun üzerindeki geçirimli kayaçların gözenek yarık çatlak gibi kısımlarını doldurarak bir su tabakası oluştururlar.

    Yeraltı suları yeryüzüne doğal olarak çıkabildikleri gibi (kaynak) kuyular vasıtası ile de kullanılabilir hale getirilir. Kaynaklar yeryüzüne çıkma tarzlarına göre çok çeşitli tipte olabilirler. Sularının sıcaklıkları kırılmalar veya faylanmalar neticesinde ortaya çıkmaları (fay kaynakları) karstik sahalardan gelmeleri (karstik kaynaklar voklüzler) akımları ve kimyasal bileşimleri (maden suları) yeryüzüne çıkma tarzları (aralı kaynaklar ve gayzerler) ve yeraltında bulunuş özelliklerine göre (serbest ve tünemiş akifer kaynakları artezyen kaynakları) çeşitli tipte olabilirler. Bunlardan özellikle sıcak su kaynakları bir ülkeye ekonomik anlamda önemli katkılar sağlayacak alternatif bir enerji kaynağıdır. Sıcak su kaynakları bakımından değerlendirildiğinde ülkemizin oldukça zengin olduğu görülür.

    Bu kaynaklar yurdumuzun belli kesimlerinde toplanmıştır. Güney Marmara bölümü Ege bölgesi Ankara Eskişehir ve Kayseri kesimlerini içine alan İç Anadolu Bölgesi Erzurum Diyarbakır ve Nur dağları kesimi söz konusu alanlardır.

    Diğer kaynak tipleri ise ülkemizde oldukça değişik alanlara dağılmıştır. Bunlardan Toros dağlarının eteklerinde ortaya çıkan Muğla polyesinde kaybolan ve Gökova körfezinde izlenen büyük kısmı kullanılmadan denize dökülen karstik kaynaklardan voklüzler iç bölgelerimizde fosil sular olarak nitelendirilen ve artezyen açılarak faydalanabilecek olan sular iç kesimlerden gelen akarsuların alüvyal tabanı beslemesi nedeniyle kıyı ovalarının hemen her noktasında dikkati çeken yeraltı suları ve her bölgemizde dikkati çeken kimyasal bileşimleri farklı olan maden suları bu tip alanlara örnek oluşturur.
    Ülkemizde yer alan yer altı sularından ısıtma sulama ve endüstriyel alanlarda turizm faaliyetlerinde ve dış ticarette yararlanılabilir. Söz konusu suların kullanım alanları sıcaklığına bağlı olarak değişiklik gösterir.

    AKARSULAR
    Büyük Menderes Nehri: Batı Anadolu’nun en büyük akarsuyudur. Küfi Suyu ve Banaz Çayı kollarının birleşmesiyle oluşur ve Ege denizine dökülür. Uzunluğu 584 km’dir. Büyük Menderes ovası bataklıkları kurutulduktan sonra Türkiye’nin en verimli alanlarından birisi olmuştur.
    Dicle Nehri: Ana kaynaklarını Doğu Anadolu dağlarından ve dipten sızma yoluyla Elazığ yakınlarındaki Hazar (Gölcül) gölünden alır. Türkiye'nin önemli akarsularındandır. Doğu Anadolu dağlarından çıkar Basra Körfezi'ne dökülür. Toplam uzunluğu 1900 km’dir. Türkiye topraklarında kalan bölümün uzunluğu ise 523 km’dir. En önemli kolları Batman ile Garzan Botan Habur Büyük Zap ve Küçük Zap'tır. Debisi ortalama 360 m³/sn dir. Eylül ayı ortalarında 55 m³/sn ile en küçük Şubat sonunda 2263 m³/sn akımı ile büyük değişiklik gösterir. Akarsuda genellikle yaz sonu kuraklığı ve sonbahar başı yağış noksanlığı nedeniyle su azalır. Buna rağmen kış sonu yağışı ile ilkbahar başındaki karların erimesinden oluşan su ile kabarır. Dicle nehri üzerinde Kralkızı Ilısu Batman Dicle ve Cizre gibi önemli Hidroelektrik Santralleri kurulmuştur.

    -2-

    Ceyhan Nehri: Akdeniz Bölgesi'nin büyük akarsularındandır. Uzunluğu 509 km’dir. Elbistan yakınlarından doğar. Çukurova'da geniş bir delta oluşturarak İskenderun Körfezi'ne dökülür. Başlıca kolları Hurman Göksun Söğütlü ve Aksu Çaylarıdır. Ceyhan Nehri Kasım ve Aralık aylarında sonbahar yağmurlarının etkisiyle geçici olarak kabarır. Bu aylardaki debisi 50 m³/sn'den 380 m³/sn'ye yükselir. Ocak ayında azaldıktan sonra Şubat ayında tekrar yükselir. İlkbahar mevsiminde yağmur halindeki yağışlar ve karların erimesiyle tekrar kabarır. Mayıs ayından itibaren azalmaya başlar. Nehir üzerine Aslantaş Menzelet Sır ve Berke Hidroelektrik Santralleri kurulmuştur.
    Fırat nehri: Türkiye'nin en verimli ve su potansiyeli en yüksek ırmağı. Fırat isminin kökeni: Batı dillerinde Fırat nehri Euphrates olarak geçer. Euphrates adı Yunanca'dan gelen bir sözcük olup asıl kaynak muhtemelen eski Farsça'daki Ufratu ve Akad dilindeki Purattu 'dur. Eski Farsça'daki sözcüğün Avesta Farsça'sında geçen huperethuua(geçmesi kolay) olduğu tahmin edilmektedir. Siverek ilçesi Dağbaşı Bucağı yakınındaki Maktalan civarında Şanlıurfa topraklarına giren Fırat nehri Adıyaman ve Gaziantep il sınırını belirledikten sonra Suriye daha sonra Irak topraklarına girer. Irak'ta denize uzak olmayan bir noktada Dicle Nehri ile birleşerek Şatt'ul Arab'ı oluşturur ve Basra Körfezi'ne dökülür. Nehrin en önemli kolları Murat Karasu Tohma Peri Çaltı ve Munzur Çayları'dır. Toplam uzunluğu 2.800 km ile Türkiye sınırları içinde kalan bölümün uzunluğu ise 971 km'dir. 720.000 km² su toplama havzasına sahiptir. Fırat Nehri'nin rejimi Türkiye'deki diğer akarsulara göre daha düzenlidir. Mart ile Haziran ayları arasında yavaş yavaş kabarır Temmuz ile Ocak ayları arasında çekilmiş olmasına rağmen yine de bol su akışı olur. Nehir üzerine Türkiye’nin en büyük barajları inşa edilmiştir. Bu barajlardan Keban Karakaya Atatürk ve Birecik Barajları tamamlanmıştır. Ayrıca Fırat'ın suyu inşa edilen 2 adet Şanlıurfa tüneli de Harran Ovası ve çevresine yıllardan beri suya hasret topraklara suyu ulaştırmıştır.
    Gediz Nehri: Anadolu’dan Ege Denizi’ne dökülen Büyük Menderes Nehri’nden sonra ikinci büyük akarsudur. İç Batı Anadolu’daki Murat ve Şaphane dağlarından inen suların birleşmesiyle oluşan Gediz Nehri batıya doğru ilerlerken kuzeyden Kunduzlu Selendi Deliiniş ve Demrek Çaylarını güneyden ise Kulu volkanik yöresinden gelen küçük dereleri sularına katar. Nehir Salihli ilçesinin kuzeydoğusundan Gediz Ovası’na girer ve güneyden Kemalpaşa Ovası’ndan gelen Nif Çayını alarak Foça tepelerinin güneydoğusundan İzmir Körfezi’ne dökülür. Nehrin toplam uzunluğu 401 km olup su toplama havzası ise 17.500 km2 dir. Taşkın dönemlerinde sık sık yatak değiştiren Gediz Nehri yaklaşık 40.000 ha’lık bir delta oluşturmuştur. Zaman içerisinde İzmir Körfezi’ndeki bazı adalar da kara ile birleşmiş ve delta ovası içerisinde kalmıştır.
    Kızılırmak Nehri: Türkiye topraklarından doğarak yine Türkiye topraklarından denize dökülen en uzun akarsudur. Uzunluğu 1.355 km’dir. Başlıca kolları Deliceırmak Devrez ve Gökırmak’tır. Nehir İç Anadolu'nun kuzeydoğusundaki Kızıldağ'ın güney yamaçlarından doğar ve sırasıyla Sivas Kayseri Nevşehir Kırşehir Kırıkkale Ankara Çankırı Çorum ve Samsun illerinden geçerken çok sayıda dere ve çayın sularını toplayarak Bafra Burnu'ndan Karadeniz'e ulaşır.


    -3-
    Yağmur ve kar sularıyla beslenen nehrin rejimi düzensizdir. Temmuz ve Şubat arasında düşük su düzeyinde akan nehir Mart ayında hızla kabarmaya başlar ve Nisan ayında en yüksek su düzeyine ulaşır. Ortalama debisi 184 m³/sn olan nehrin 20 yıllık gözlem süresince en az 184 m³/sn’ye ve en çok 1.673 m3/sn.’ ye ulaştığı tespit edilmiştir. Nehir üzerine 6 baraj yapılmıştır. Bunlar Kayseri ilinde Sarıoğlan Ankara yakınlarındaki Kesikköprü Hirfanlı ve Kapulukaya barajları ile nehrin Bafra Ovası’na kurulmuş Altınkaya ve Derbent barajlarıdır. İrili ufaklı birçok gölün bulunduğu Kızılırmak Deltası Türkiye'nin en önemli kuş yaşam alanlarından da biridir. Adını suyunun renginden alan antikçağda ise tuzlu akarsu anlamına gelen Halys adıyla anılan Kızılırmak Anadolu'da kurulmuş medeniyetlere hep ev sahipliği yapmış. Bugün Kızılırmak Vadisi'nde tarihin her dönemine ait izler bulmak mümkün; kaya mezarları ve yerleşimleri farklı medeniyetlere ait kaleler köprüler ve daha pek çok iz.
    Göksu: Akdeniz bölgesinde bir nehir. İki kaynağı da Toros dağlarından çıkar. Bu kaynaklar Mut'un güneyinde birleşerek Göksu'yu oluştururlar. Göksu 260 km uzunluğundadır ve Taşucu ile Silifke arasında Akdenizle birleşir. Akgöl'ü ve Paradeniz'i içine alan Göksu deltasında 300'den fazla kuş türü yaşar. Nesli tükenmekte olan deniz kaplumbağası Caretta caretta yumurtalarını bu bölgeye bırakır. İmparator Frederick Barbarossa Üçüncü Haçlı Seferi sırasında 1190 yılında Göksu'da ( o zamanki adıyla Saleph) boğulmuştur.
    Küçük Menderes Nehri: Biga yöresinde Bozdağlardan doğar kendi ismi ile anılan bu ovayı sulayarak Selçuk İlçesinin batısından denize dökülür. Küçük Menderesin alüvyon getirip kıyı çizgisinden sürekli olarak ilerlemiş olması neticesinde İlk çağların en önemli liman şehirlerinden biri olan Efes bu gün denizden 5-6 km. içeride kalmıştır.
    Meriç Nehri: Yunanistan ile Türkiye sınırının bir kısmını oluşturan Yunanistan'da doğarak Türkiye'ye giren ve Edirne üzerinde Ege Denizi'ne dökülen ırmaktır.
    Sakarya Nehri: Kızılırmak ve Fırat Nehrinden sonra Türkiye'nin üçüncü en uzun Kuzeybatı Anadolu’nun ise en büyük akarsuyudur. Uzunluğu 824 km olup beslenme havzasının genişliği 53.800 km2 dir. Afyon’un kuzeydoğusundaki Bayat Yaylası’ndan doğar. Önce İç Anadolu’ya doğru akar sonra Kızılırmak’ın tersine bir kıvrımla kuzeye döner Polatlı yakınlarında en büyük kollarından biri olan Porsuk Çayı’nı alır. Geyve Boğazı’ndan geçer ve Adapazarı Ovası’ndan akarak Karadeniz’e dökülür. Sakarya Nehri’nin Aladağ ve Kirmir sularını aldığı yerde Türkiye’nin en büyük santrallerinden biri olan Sarıyar Hidroelektrik Santrali ve Gökçekaya Hidroelektrik Santralı kurulmuştur.
    Seyhan Nehri: Türkiye'nin Akdeniz'e dökülen ırmaklarının en önemlisidir. Uzunluğu 850 km'dir. Havza alanı ise 20.600 km²dir. İki önemli kolu vardır. En uzun olanı Uzun Yayla'dan doğan Zamantı suyudur. Orta Toroslar'ın uzanış doğrultusunda akan bu su Çukurova'ya inmeden önce diğer önemli kolu olan Göksu ile birleşir. Adana'dan geçerek Akdeniz'e dökülür. Seyhan Nehri üzerinde Yedigöze Çatalan ve Seyhan Hidroelektrik Santralları kurulmuştur.


    -4-
    Yeşilırmak Nehri: Türkiye'nin Karadeniz'e dökülen büyük akarsularındandır. Kelkit Irmağı Çekerek Irmağı ve asıl Yeşilırmak olmak üzere üç ana kolun birleşimi ile oluşur. Asıl Yeşilırmak'ın uzunluğu 519 km'dir. Köse Dağı'ndan doğar Canik Dağları'ndan geçip Çarşamba Ovası’na yayılır ve Karadeniz'e dökülür. Denize döküldüğü yerde su birikintileri ile geniş bataklıklar meydana getirir. Yeşilırmak vadilerinin büyük bir bölümü sık ormanlarla kaplıdır. Bu açıdan diğer akarsularımız gibi pek aşındırma yapmaz. Bu nedenle Kızılırmak nehrinin tersine suyu berrak ve yeşilimsidir. Akarsudan özellikle Turhal ve Amasya'da sulama işlerinde çok yararlanılır.
    Çine Çayı: Muğla'nın Yatağan ilçesinin doğusunda Sarıgerme Deresi ve Karagedik Dağlarından beslenen ve Büyük Menderes Nehrine dökülen 359 km. uzunluğunda bir akarsudur. Yukarı kesimleri Muğla ilinde yer alır. Başlangıç kollarından biri Bayır ve Yeşilyurt ovalarına kadar uzanır. Nitekim Bayır kasabası yakınlarında bu kolun üzerinde Kazan Göleti yapılmıştır. İsmini Aydın'ın Çine ilçesinden almaktadır. Muğla-Aydın karayolunun geçtiği Çine Çayı vadisinin güneş ışınlarının yol açtığı çatlamalarla oluşmuş ve ilginç görünümler taşıyan gnays ince taneli şist ve yer yer kuvarsit gibi kayaçlar bir doğa harikasıdır ve turistlerin çok ilgisini çekmektedir. Gökbel denilen bu bölgede Çine Çayı üzerinde ayrıca antik çağdan kalma ve yörede İnce Köprü olarak bilinen günümüzde de yayaların geçişine müsait olan bir köprü bulunmaktadır. Gökbel vadisinin tabiat değerleri yapımı süren Çine Barajı nedeniyle kısmen kaybedilecektir. Bu barajın inşaatı için vadiyi daha yüksek rakımdan takip eden güzel bir yol yapılmıştır. Çine Çayı'nın antik çağdaki adı Marsyas'tır. İsmini Eski Yunan mitolojisinin talihsiz satiri Marsyas'tan almıştır.
    SU KAYNAKLARI
    Dünyadaki toplam su miktarı 14 milyar km 3 tür. Bu suların % 975’u okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak % 25’u ise nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunmaktadır. Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının da % 90’ının kutuplarda ve yeraltında hapsedilmiş olarak bulunması sebebiyle insanoğlunun kolaylıkla yararlanabileceği elverişli tatlı miktarının ne kadar az olduğu anlaşılmaktadır.
    Türkiye’de yıllık ortalama yağış yaklaşık 643 mm olup yılda ortalama 501 milyar m 3 suya tekabül etmektedir. Bu suyun 274 milyar m 3 ü toprak ve su yüzeyleri ile bitkilerden olan buharlaşmalar yoluyla atmosfere geri dönmekte 69 milyar m 3 lük kısmı yeraltısuyunu beslemekte 158 milyar m 3 lük kısmı ise akışa geçerek çeşitli büyüklükteki akarsular vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere boşalmaktadır. Yeraltısuyunu besleyen 69 milyar m 3 lük suyun 28 milyar m 3 ü pınarlar vasıtasıyla yerüstü suyuna tekrar katılmaktadır. Ayrıca komşu ülkelerden ülkemize gelen yılda ortalama 7 milyar m 3 su bulunmaktadır. Böylece ülkemizin brüt yerüstü suyu potansiyeli 193 (158+28+7) milyar m 3 olmaktadır.
    Yeraltısuyunu besleyen 41 milyar m 3 de dikkate alındığında ülkemizin toplam yenilenebilir su potansiyeli brüt 234 milyar m 3 olarak hesaplanmıştır. Ancak günümüz teknik ve ekonomik şartları çerçevesinde çeşitli amaçlara yönelik olarak tüketilebilecek yerüstü suyu potansiyeli yurt içindeki akarsulardan 95 milyar m 3 komşu ülkelerden yurdumuza gelen akarsulardan 3 milyar m 3 olmak üzere yılda ortalama toplam 98 milyar m 3 14 milyar m 3 olarak belirlenen yeraltısuyu potansiyeli ile birlikte ülkemizin tüketilebilir yerüstü ve yeraltı su potansiyeli yılda ortalama toplam 112 milyar m 3 olmaktadır.



    -5-
    Su varlığına göre ülkeler aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır; -Su fakiri: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1 000 m 3 ten daha az -Su azlığı: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 2 000 m 3 ten daha az -Su zengini: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8 000- 10 000 m 3 ten daha fazla
    Türkiye su zengini bir ülke değildir. Kişi başına düşen yıllık su miktarına göre ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1 500 m 3 civarındadır. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) 2030 yılı için nüfusumuzun 100 milyon olacağını öngörmüştür. Bu durumda 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1 000 m 3/yıl civarında olacağı söylenebilir. Mevcut büyüme hızı su tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi faktörlerin etkisi ile su kaynakları üzerine olabilecek baskıları tahmin etmek mümkündür. Ayrıca bütün bu tahminler mevcut kaynakların 25 yıl sonrasına hiç tahrip edilmeden aktarılması durumunda söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla Türkiye’nin gelecek nesillerine sağlıklı ve yeterli su bırakabilmesi için kaynakların çok iyi korunup akılcı kullanılması gerekmektedir.
    GÖLLER
    Türkiye’de dağlarda bulunan küçük göllerle birlikte 120’den fazla doğal göl bulunmaktadır. En büyük ve en derin göl olan ve yükseltisi 1 646 m olan Van Gölü’nün alanı 3 712 km 2 dir. İkinci büyük göl İç Anadolu'daki Tuz Gölü'dür. Derin bir göl olmayan Tuz Gölü'nün denizden yüksekliği 925 m alanı ise 1 500 km 2 dir. Türkiye'de göllerin toplandığı başlıca dört bölge vardır: Göller Yöresi (Eğirdir Burdur Beyşehir ve Acıgöl) Güney Marmara (Sapanca İznik Ulubat Kuş Gölleri) Van Gölü ve çevresi Tuz Gölü ve çevresi. Türkiye'deki göllerin bazılarının derinliği 30 m’den fazladır bazıları ise sadece birkaç metre derinliktedir. Van Gölü'nün derinliği 100 m’den daha fazladır. Köyceğiz Gölü gibi denizle bağlantısı olan göller az tuzludur. Doğal göller dışında Türkiye’de 555 kadar baraj gölü bulunmaktadır. Bunlardan bazılarının yüzey alanı; Atatürk Barajı 817 km 2 Keban Barajı 675 km 2 Karakaya Barajı 268 km 2 Hirfanlı Barajı 263 km 2 Altınkaya Barajı 118 km 2 Kurtboğazı Barajı 6 km 2 dir.
    Balıklıgöl: (Aynzeliha Ve Halil-Ür Rahman Gölleri ) Urfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Urfa'nın en çok ziyaretçi çeken yerleridir. İbrahim Peygamber devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe "Ey ateş İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verilir. Bu emir üzerine ateş suya odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim bir gül bahçesinin içersine sağ olarak düşer. Hz. İbrahim'in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür. Rivayete göre Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim'e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yerde de Aynzeliha Gölü oluşmuştur. Her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır. Eski bir rivayete göre anadolu toprakları tümü işgal durumuna düşerse bu kutsal baliklar melek asker olup kurtuluş savaşlara katılacak deniliyor. Kutsal balıklara`da askerbalık deniliyor.
    Beyşehir gölü : Türkiye'nin üçüncü büyük gölü. İç Anadolu'nun batısına yakın Beyşehir Seydişehir arasındadır. Yüzölçümü 651 km2 uzunluğu 45 km en geniş yeri 25 kilometredir. Suları tatlı olup derinliği en çok 10 m civarındadır. Çevresi yüksekliği 2000 metreyi aşan dağlarla çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği ise 1115 metredir. Fazla gelen sular yapılan bir kanalla doğrudan Çarşamba Suyuna verilir. Konya Ovasının sulanması için Beyşehir kazası yanında büyük bir regilatör yapılmıştır.
    -6-
    Gölün tabanı neojen göl tortuları ile doludur. Gölün bir özelliği de içinde pekçok adanın bulunmasıdır. Bunlardan bazıları; İğdeli Akburun Kızkulesi Mada Yılanlı Külbent adalarıdır. Gölde bol miktarda balık vardır.
    Marmara gölü : Manisa'nın kazası Salihli'nin kuzeyindeki bir göl. Gölün bulunduğu saha çukur olup batı ve kuzeyi tepelerle çevrilidir. Doğu kısmı Gediz Ovasına kuzeybatı kısmı Akhisar Ovasına açık olup buralardan alüvyon setleriyle ayrılır. Bu durum Marmara Gölüne set gölü karakterini verir. Gediz çöküntü havzası içinde bulunan gölün seviyesi Gediz Ovasının seviyesinden daha alçaktır. Derinliği az olan gölün yüzölçümü 445 km²dir. Gediz Nehri ile Demrek Deresinden ve kuzeydeki Kum Çayından göle kanallar açılmıştır. Bu kanallar bilhassa ilkbahar sonlarında kabarık olan akarsuların sularını göle taşırlar. Göl kapalı bir çukurda olup suları tuzludur.
    Sultan sazlığı
    Koordinatlar: 38° 20' Kuzey 35° 16' Doğu Yüzölçümü: 39.000 ha. Rakım: 1074 m.
    Sultan sazlığı İç Anadolu Bölgesinde Kayseri il sınırları içerisinde Develi Yahyalı ve Yeşilhisar ilçelerinin oluşturduğu üçgen içerisinde bulunmaktadır. Alanın kuzeyi Erciyes dağı (3916 m.) doğusu Develi Akpınar Çiçekliyurt dağları (2074-2057 m.) Güneyi Toros silsilesine bağlı Aladağlar (ort 3373 m) ve Elmalı dağları (2235 m.) ile Batısı Kartalkaya (1958 m.) ve İncil dağlarıyla (1759 m.) çevrilidir.
    Tuz Gölü: Coğrafi Koordinatları: 38° 45' Kuzey 33° 24' Doğu İç Anadolu Bölgesinde doğudan Kızılırmak masifi güneyden Obruk batıdan Cihanbeyli ve kuzeyden Haymana platolarıyla çevrili çukur alanın kuzeydoğusundaki en alçak bölümünde yer almaktadır. Türkiye'nin Van Gölünden sonra ikinci büyük gölüdür. İdari olarak Aksaray Konya ve Ankara illeri sınırları içindedir. Kapalı bir havzada yer alan göl jeolojik olarak tektonik kökenlidir. Büyüklüğüne karşın ülkemizin en sığ göllerinden biridir. Derinliği birçok yerde 0.5 metreyi dahi bulmaz. Suyun bol olduğu ilkbahar aylarında göl alanı 164 200 hektara ulaşır. Türkiye'nin en az yağış alan yeri olduğu için akarsu bakımından çok fakirdir. Önemli sayılabilecek akarsuları güneyden göle giren Bağlıca ve Kırdelik suları Eşmekaya kaynakları ve batıdan giren İnsuyu ile doğudan gelen Peçenek suyudur. Ancak bu suların tamamına yakını yazın kurur ve göle ulaşamaz. Aşırı buharlaşmanın da etkisiyle gölün tamamına yakını kurur. Kuruyan bölgelerde 30 cm'yi bulan tuz tabakası oluşur. Sadece ülkemizin değil dünyanın da en tuzlu göllerinden biridir. Suyun yoğunluğu 1.225 gr/cm3'dür. Tuz oranı ise %32'4'dir. Gölde tuz konsantrasyonunun yüksekliği nedeniyle sucul bitkilere rastlanmaz. Göl çevresinde ancak akarsu etkisinde kalan bölgelerde tuza dayanıklı seyrek bitki örtüsüne rastlanır. Türkiye'nin tuz ihtiyacının büyük bir bölümü buradan karşılanır. Kuş varlığı yönünden Türkiye'nin en zengin göllerinden biridir. Kışın kapladığı çok geniş su alanı su kuşları için önemli bir kışlama alanı oluşturur. Ayrıca Tuz Gölü civarında Tuz Gölü ile ekolojik olarak ilişkili Kulu Gölü Samsam Gölü Uyuz Gölü Kozanlı Saz Gölü Boluk Gölü Tersakan Gölü Eşmekaya Gölü ve Hirfanlı Barajı gibi değişik karakterde irili ufaklı pek çok sulak alan mevcuttur. Bu alanların birbirine çok yakın ve değişik karakterde oluşur; farklı habitat istekleri olan değişik türde ve çok zengin bir yaban hayatının barınmasına beslenmesine ve üremesine olanak sağlayan eşine az rastlanır değerde sulak alanlar kompleksi oluşturmakta bu durum gölün önemini daha da artırmaktadır.

    -7-

    Göl ve çevresinde tuzlu ortamlara uyum sağlanmış olan Flamingo Kılıçgaga Angıt ve benzeri kuşların yanısıra yağmurcunlar turnalar yaban kazları ve yaban ördekleri gölde büyük topluluklar oluşturmakta göl çevresinin nisbeten ıssız oluşu nedeniyle etraftaki su birikintilerinde mer'alarda ve ekili alanlarda rahatça beslenmekte kışın en soğuk günlerinde dahi donmayan göl sularında yüzebilmektedirler. İlkbaharda göl içinde oluşan adalar bataklıklar bataklık kırlangıcı suna angıt çamurcun kılıçgaga kocagöz ve martı türlerinin kuluçka yapmalarına imkan sağlamaktadırlar. Tuz Gölü flamingoların ülkemizdeki en önemli kuluçka alanıdır. Gölün orta kesimlerinde herbiri 5-6 bin yuvadan oluşan dev kuluçka kolonileri bulunmaktadır
    Van Gölü: Yöresel adıyla halk tarafından Van Denizi olarak da adlandırılan Van Gölü Tatvan ilçesi sınırları içinde bulunan Nemrut volkanik dağının patlaması sonucu oluşan kraterde biriken suların oluşturduğu varsayılan volkanik bir göldür. Çok sayıda koyu bulunan Van Gölünün yüzölçümü 3.713 km²'dir. Suyu sodalı ve tuzludur. Denizden yüksekliği 1 646 m. ölçülebilinmiş derinliği 457 metreyi aşmaktadır. Gölün doğu bölümünde dört ada vardır. Bunlar; Akdamar Çarpanak Adır ve Kuş adalarıdır. Adalar tarihi ve turistik özelliğe sahiptir. Göl üzerinde feribotlarla Tatvan-Van demiryolu bağlantısı sağlanmakta; aynı zamanda bu demiryolu İstanbul-Tahran demiryolu hatlarını da bağlamaktadır. Van Gölü dünyanın en büyük sodalı gölüdür. Göl etrafı karadan 430 km.'dir. Göl tuzlu ve sodalı olduğu için sadece inci kefalı balığı vardır. Van Gölüne mahsus olan bu balık yörenin en büyük besin kaynaklarındandır. Yılın büyük bölümü gölün derinliklerinde yaşar. İlkbahar aylarında yumurtlamak için göle dökülen dere ağızlarına akın ederler. Dere ağızlarında yakalanan balıklar il merkezi ve ilçelerde satılır. Halk balığın bir kısmını kış aylarında tüketmek için kurutur. Van Gölünün kirlenmesi ve bilinçsiz avlanma balığın neslinin azalmasına sebep olmuştur. Van Gölü'nün kıyısındaki bazı yerleşim birimleri (Van'dan başlayarak saat yönünde): Van İli Edremit Gevaş Tatvan Ahlat Adilcevaz Erciş Muradiye

     

     

    Nehir - 05.05.2009 - 22:09



Benzer Konular

  1. Yer Altı Suları Ve Kaynaklar
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: Genel Coğrafya.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 19.10.2013, 16:01
  2. yer altı ve yer üstü su kaynakları nelerdir
    Konuyu Açan: zazae, Forum: Soru - Cevap.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 23.05.2010, 02:28
  3. Sevmenin Altı Üstü
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Derin Duygular.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 30.04.2010, 11:34
  4. hem altı hem üstü nehir..ilginç
    Konuyu Açan: kaptan02, Forum: Ilginç Ve Komik Resimler.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 04.01.2008, 20:29
  5. Türkiye’ deki Kaplıcalar ve Maden Suları
    Konuyu Açan: Nerqish, Forum: Genel Coğrafya.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 28.10.2007, 19:17

copyright

Soru Cevap