Vurun Kahpeye Türk Tarihi için Önemi

  1. Vurun Kahpeye özeti - Vurun Kahpeye Türk Tarihi için Önemi nedir






    Vikipedi, özgür ansiklopedi

    Vurun Kahpeye, Halide Edip'in ikinci romanı.

    Konusunu Millî Mücadele günlerinden alan roman ilk kez 1923 yılında basıldı. Romanda, idealist İstanbullu öğretmen Aliye’nin Anadolu’da bir kasabaya gidişi ve bölgede Milli Mücadele düşüncesine destek faaliyetleri aktarılır. Romanda, bölge halkının Millî Mücadele’ye bakışı, sözkonusu mücadelenin sembolü konumuna gelmiş Kuvayı Milliye oluşumunu algılayışının yanı sıra çözülen Osmanlı devlet mekanizmasının temsilcileri ve eski düzen karşıtları yansıtılır.

    Türk sinemasında 1949, 1964 ve 1973 yıllarında olmak üzere 3 kez beyaz perdeye aktarıldı.

    Selim İleri’nin değerlendirmesi şöyledir:
    “ Trajik olan, vatan savunmasında, vatan hainiyle vatanseverin zorunlu ayrılığıdır. Halide Edib, bu ayrılığı deşerken, tanıklık ettiği, vatanseverler arasında yer aldığı acı günlerin derin heyecanı altındadır. Vurun Kahpeye'nin hemen bir oturuşta yazılmış, hadiyse aralıksız, kesintisiz bir zaman diliminde kaleme getirilmiş çoşku romanı olduğunu neden söylemeliyim? Yetmişi aşkın yıl sonra, Vurun Kahpeye, toplumların yükselişinde ve sancısında 'eğitim'in önemini vurgulayısıyla yine gündemde. Eğitime kavuşamamış kişilerin git git vatan hainliğine, nihayet insanlık düşmanlığına yol alabileleceklerini, bu büyük tehlikeyi söylüyor. ”

    Hasan Bülent Kahraman ise „Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı - Temel eserlerimiz“ başlıklı incelemesinde romana şöyle değinmektedir:
    “ 'Sinekli Bakkal', 'Yaban'ın erken planıdır. Arkasındaki sorunsallar Yaban'a nereden gelindiğini gösterir. Ayrıca, 19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başında Osmanlı yaşamının bugün de tartışılan arayışlarına bir ışık düşürür. 'Vurun Kahpeye' ise Kurtuluş Savaşı döneminin neredeyse bugün de tıpa tıp aynı olan ideolojik açılımının bir uzantısıdır.

    Kurtuluş savaşında verilen emeklerin ve ayrıca din tacirlerinin vatanı nasıl satıklarını gör ve vatanı kanımızın son damlasına kadar savunmalıyız.


    Vurun Kahpeye Genel




    • Sanat Anlayışı: İlk romanlarında bireysel duyguları işleyen ve kadın ruhunun özelliklerini yansıtmaya çalışan Halide Edib, Kurtuluş Savaşı yıllarından sonra toplumsal alana yönelmiş, vatan sevgisini, kurtuluş ülküsünü destanlaştırmıştır. Sinekli Bakkal’la birlikte, belirli tarihsel dönemlerin toplumsal özelliklerini öne alarak, gelenek ve göreneklerin yön verdiği yaşama düzenini konu edinen töre romanları yazmıştır. Konuları bakımından üç kümeye ayrılan romanlarının tümünün ortak özelliği, farklı biçimlerde de olsa, sevgi temasının işlenmesi, ruh çözümlemelerine yer verilmesi, dil ve anlatımın savruk, özensiz olmasıdır.

    • Yaşadığı Dönem: 1882-1964 yıllarıdır. Halide Edib Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk’ün karargahında görev yapmıştır. 1950-1954 yıllarında ise milletvekili olmuştur. Yaşadığı dönemin içinde Cumhuriyet’in kuruluşuna ve inkılaplara şait olmuştur.

    • Dönemin Esere Etkileri: İşgal altında olan ulusumuzun durumu, esere yansımıştır.

    • Diğer Kitapları: Romanları; Seviyye Talib, Raik’in Annesi, Handan,Yeni Turan, Ateşten Gömlek, Kalb Ağrısı, Sinekli Bakkal, Yol Palas Cinayeti, Tatarcık, Sonsuz Panayır, Döner Ayna, Akile Hanım Sokağı, Hayat Parçaları, romanlarından bazılarıdır. Yazarın bir çok öykü, anı ve inceleme eserleride vardır.

    OLAY: Hikaye Aliye’nin kasabaya gelmesi ile başlar. Aliye kasabaya bayan öğretmen olarak gider. İlk günlerinde utangaç ve çekingendir. Kasaba halkı Aliye’nin modern görünüşünden rahatsız olur ve onu aralarına almazlar, ama Aliye’nin çocuklara yardım etmek amacıyla geldiğini öğrenince düşmanca tutumları değişir.Zamanla Aliye’de onlara alışmış ve çekingenliğinden kurtulmuştur. Bir süre sonra Aliye, Kantarcılardan Tosun Bey ile nişanlanır fakat mutlulukları çok uzun sürmez.
    Aliye’ye aşık olan Uzun Hüseyin Efendi, Tosun Bey’in görevli olarak kasaba dışında olmasından yararlanarak düşmanı kasabaya yönlendirir. Kumandan Damyanos Aliye’yi görür görmez aşık olur, onula evlenmesini ister. Aliye bu duruma şiddetle karşı çıkınca babasını öldürmekle tehdit eder. Aliye çaresiz kalmıştır evinde hapis hayatı yaşıyordur. Damyanosun adamları evin etrafını çevirmiştir. Tosun Bey gizlice kasabaya gelir ve Aliye ile buluşur. Durmuş adlı genç ve cesur kasabalı onlara yardım etmektedir. Tosun Bey’in kasabayı düşmanlardan kurtarmak için bir planı vardır ama onlara gözükmeden kasabadan çıkması lazımdır. Aliye, Tosun Bey’e yardım edeceğini söyler ve Damyanos’un yanına gider. Damyanos’a onunla evleneceğini ama ilk önce evinin etrafındaki askerleri çekmesini ve işbirlikçi Uzun Hüseyin’in hapse atılmasını istediğini söyler.
    Aliye’nin yardımı ile kasabadan çıkmayı başaran Tosun Bey adamlarını toplar ve kasabayı düşmanlardan kurtarır. Aliye’nin düşmanla birlik olduğunu zanneden kasaba halkı Aliye’yi taşlayarak zalimce öldürür. Çatışma sırasında vücudunun yarısını kaybeden Tosun Bey altı ay sonra kasabaya döner. Aliye’ye yapılanları öğrenince Durmuş’a Aliye’nin mezarını ve Aliye’nin son sözlerini sorar. Ali Bey’e yazdığı mektupta Aliye’nin kahramanca davranışına ve son sözlerine yer verir.
    “Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için,bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi! ”

    YER: Eser Anadoludaki bir taşra kasabasında geçer.

    • Tasvirler: Bu kasaba çok gideni geleni olmayan, tozu altın bir bulut gibi gözüken, asmalarla çevrili evlerin olduğu, güzel bir kasabadır. Geceleri altın gibi parlayan ayın altında, evlerin kırmızı damları ve bacalarının gölgeleri bir resim gibidir.
    Kasabanın mektebi ise pis ve karanlık toprak avlusu ile kokusuna mani olunamayan kırık kapılı helası olan küçük bir yapıdan ibarettir.
    Aliye’nin yaşadığı ev, bahçesinde tahta çardağı bulunan altın salkımlarla çevrili, sevimli bir evdir. Evin beyaz patiska perdeleri ise eve daha aydınlık bir görüntü vermiştir.

    • Yerin Olaylar ve Kahramanlarla İlişkisi: Eserin geçtiği dönemde kasaba insanları daha ilkel ve dar görüşlüydüler, bu sebepten dolayı Aliye’nin suçsuz olabileceğini düşünmediler. Kasabanın geri kalmışlığı Aliye’yi daha cesur ve güçlü kılmıştır.


    ZAMAN: Olaylar Kurtuluş Savaşı döneminde geçiyor.

    • Zamanın Özellikleri: Ülkemiz düşman işgali altındadır. Osmanlı İmparatorlugu çökmüş, Kuvayı Milliye güçleri ulusu kurtarma çabasındadır.

    • Zamanın Olay ve Kahramanlarla İlişkisi: Eserin olduğu dönem ülkemizin düşman işgali altında olduğu, halkın korku içinde yaşadığı bir dönemdi. Olayın geçtiği kasaba Yunan askerlerinin işgali altındaydı. Aliye büyük bir şehir olan İstanbuldan, Anadolu’nun küçük bir kasabasına öğretmen olarak gider ve kasabadaki cahil ve dar görüşlü halkı eğitmeye çalışır.


    KAHRAMANLAR:

    Aliye:
    • Fiziksel Yapısı; Pembe, ince yüzlü, kocaman menekşe gibi siyah uzun kirpikli gözleri, küçük bir çocuğunkini andıran burun, yüzünün inceliğine zıt büyük güzel bir ağzı, yumuşak ve kıvırcık siyah saçlarıyla göz kamaştırıcı bir güzelliğe sahipti.
    • Ruhsal Yapısı; Yurdu uğruna canını verebilecek kadar cesur,iyi kalpli, düşünceli, sevecen ve yardım sever bir kişiliğe sahiptir.
    • Sosyal Durumu; Mesleğini çok seven bir bayan öğretmen, sevdiği gençle nişanlı. İstanbul’dan kasabaya gelince kendisini evlat edinen aile ile yaşıyor.
    • Baskın Yönleri; Her zaman başkalarının iyiliğini düşünen, yardımsever, eğitime önem veren, cesur bir genç kız.

    Tosun Bey: Aliye’nin nişanlısı, ülkesi için kahramanca savaşan bir asker.

    Ömer Bey: Aliye’yi evlat edinen iyi kalpli bir kasabalı.

    Gülsüm hala: Ömer Bey’in karısı. İyi kalpli ve yardımsever.

    Uzun Hüseyin Efendi: Aliye’yi seven, vatan haini bir kasabalı.

    Hacı Fettah Efendi: Uzun Hüseyin’in arkadaşı, kötü kalpli bir kasabalı.

    Durmuş: Mert ve cesur bir genç.

    Damyanos: Aliye’yi seven Yunan kumandanı.





    KİTABIN:

    • Türü: Roman

    • Konusu: Eğitimsiz insanların, vatanlarına ve masum insanlara verebilecekleri zarar.

    • Dili: Eski Türkçe kelimelere sıkça yer verilmiştir.

    • Anlatım: Tasvirlere sıkça yer verilmiş, ağır bir anlatımla yazılmıştır.


    ELEŞTİRİ: Yetmişi aşkın yıl sonra bile yine gündemde olan toplumumuzdaki eğitim eksikliğini vurgulaması ile hala çok güncel bir konu. Bazı cümlelerin uzun ve karışık olmasına rağmen kitabı okurken çok zevk aldım. Hikaye akıcı ve ilgi çekiciydi, coşku dolu bir romandı.

    BEĞENİLEN CÜMLELER:

    • “Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi! ”

     

     

    Leyl-i Lal - 02.12.2010 - 10:06



Benzer Konular

  1. Edebiyat Tarihinin Uygarlık Tarihi Açısından Önemi
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: Edebiyat.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01.10.2010, 17:08
  2. Vurun Kahpeye
    Konuyu Açan: Dijar Asmen, Forum: Nostaljik Filmler.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 15.04.2010, 15:02
  3. Çanakkale Savaşı’nın Türk ve Dünya Tarihi Açısından Önemi
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Tarih Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 18.03.2010, 13:47
  4. Türk Demokrasi Tarihi Yada Darbeler Tarihi
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Tarih Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 10.07.2009, 00:40
  5. Edirne'nin Tarihi Eserler Açısından Önemi
    Konuyu Açan: hicbirsey2001, Forum: Edirne.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 26.08.2007, 21:47

copyright

Soru Cevap