Fethiye Yöresi Halk Oyunları

  1. fethiye yöresi folkloru - fethiye - halk oyunları - fethiye halk oyunu kıyafetleri


    Yöresel müziği, dansları ve efsanevi halk edebiyatı ile zengin Anadolu Folklorunun en güzel örneklerinden birine sahip olan Fethiye, içinde yer aldığı Teke Yarımadasının yöreye has tipik folklorik özelliklerini taşır.

    Fethiye köyleri geniş ve dağınık bir araziye dağılmışlardır. Halkın çoğu ******cılık ve çiftçilikle geçinir. İlkbaharda sahil köylerinin dayanılmaz sıcaklığından korunmak için yaylalara göç edilir. Torosların başı bulutlara varan 1000 – 1200 metre yüksekliğindeki yaylaklarında el dokuması keçi kılı çadırlarda geçirilen beş altı aylık yaz dönemi sonunda, sonbaharda ise tekrar Fethiye’deki sahil köylerine dönülür. Fethiye folklorunda tarlanın, yayla göçlerinin büyük etkisi vardır.Atasözlerinde, deyimlerinde ve türkülerinde bunları görmek mümkündür. Örneğin çekirge baskınları, çeteler, tütün tarlaları, pınarlar, bahçeler dile getirilmiştir. Atasözleri ve bilmecelerinde de tarım ve ******cılık ön planda yer alır.

    Fethiye’de türküler, danslar, şiirler sosyal yaş**** ayrılmaz bir parçası olan yayla göçlerini, sevdalıların hasretlerini, ölümün acısını, kısaca yaşamı anlatır.

    Rengarenk giysileri, kimi zaman durgun kimi zaman kıvrak hareketleriyle Fethiye Halk Oyunları bazen bir sevda öyküsü olarak çıkar karşımıza, bazen bir gelin kınası yakılırken gelinin duyduğu hüzünlü sevinci olur. Fethiye müzik ve enstrümanlar konusunda da zengin bir yapıya sahiptir.

    ÜÇ TELLİ: Saz ailesinden bir enstrüman olup yüzyıllardan beri Fethiye ve yöresinde yapılan ve çalınan otantik bir çalgıdır.

    SİPSİ:
    Nefesli sazlardan, su kamışından yapılan ve dolmakalem büyüklüğünde bir çalgıdır. Sesi tulum ve gaydaya benzer özellikler taşımaktadır. Fethiye-Üzümlü yolu üzerindeki Ağaltı Deresindeki kamışlardan en kaliteli sipsiler üretilmektedir.

    KABAK KEMANİ:
    Gövdesi su kabağından, sapı ise ağaçtan yapılan üç telli bir yaylı enstrümandır. Atın kuyruk kılından yapılan bir yayla çalınır.

    DELBEK: Bir nevi zilsiz tef görünümünde yalnızca hanımlar tarafından çalınmakta olan bir enstrümandır. Daha çok yöresel düğünlerde ve kına gecesi merasimlerinde davul, zurna yanında delbek de çalınmaktadır.

    Fethiye ezgileri ise başlıca iki grupta incelenebilmektedir.

    GURBET HAVALARI: Teke yöresine özgü bir uzun hava türüdür. Yalnızlık, gurbe ve hasret temalarını işler. Kabak kemane, cura, bağlama, sipsi ve zurna eşliğinde icra edilir. Başlıca gurbet havaları arasında Çörten Boğazı, Ümmü Kız ve Bozca Dugguk sayılabilir.

    TÜRKÜLER VE OYUNLAR:
    Başlıca 6 grupta ele alınırlar:

    Semahlar: Günlükbaşı mevkiinde yerleşmiş Türkmenlerin,cem toplantılarında çalıp söyleyip oynadıkları dinsel içerikli rakslardır. Kadınlı, erkekli ikişer veya dörder olarak karşılıklı oynanır. Örnek: Yüce dağ başında bir koyun meler, Hüseyinim Geliyor...
    Kadın Oyun Havaları: 9 zamanlı sözlü oyunlardır. Örneğin. Sarıca’da buğday, Al yazm**** oyası...
    Kına Havaları: Geline kına yakarken söylenen ezgilerdir. Örnek: Bazarda bal var gelinim, Getirin kına yakalım, Zeytin Dalı gevrek olur...
    Dinleti Türküleri: Akşam toplantılarında söylenen türkülerdir. Örn: Mendil serdim urgana, Altaydır dağda gezerim, Evlerinin önü guyu...
    Sözlü Kıvrak Oyunlar: 9 zamanlı ritmle icra edilen halk türküleridir. Örn: Yayla Yolları, Bahçalarda kum darı, Çekirgenin uçkuru, Kabardıç...
    Enstrümantal Oyun Havaları: Sözsüz oyun havalarıdır, 9 zamanlı olanları yaygındır. Örn: Ağır Beşkaza, Kıvrak Beşkaza, Ortaköy Oyun Havası...
    Fethiye yöresinin özellikle dağ köylerinde düğünlerde ve bayramlarda ayrıca seyirlik oyunlar da oynanmaktadır. Bunlardan bazıları Arap Oyunu, Tilki Oyunu, Deve Oyunudur. Seyirlik oyunlarda bayanların erkeklerin yanında oynaması ayıp sayıldığından erkekler kadın kılığına girerek oyunlarını oynarlardı

    Arap Oyunu
    : Meydana bir düğün ateşi yakılır. Kadın giysisi giyen erkek oyuncu iki efe tarafından kaçırılır. Aynı efeler kaçırıp sakladıkları kadını bulması için arap rolündeki oyuncuyu zorlamaya başlarlar. Arap kadını ‘Dede’nin sakladığını söyler. Dede de kadını tanımadığını söyler ama az sonra kadını davul zurna eşliğinde oynatarak meydana getirir. Herkes birlikte oynamaya başlar.

    Tilki Oyunu:
    Meydanda yakılan düğün ateşinin önünde kadın kılığın giren erkek oyuncu ve efesi oynamaya başlarlar. Bu arada izleyenlerin arasından bir horoz sesi gelir. Kalabalığın arkasından üstüne çul atılarak tilkiye benzetilmiş birisi tilki sesi çıkararak ulumaya başlar. Tilkinin üstündeki çula ve kuyruğuna gaz yağı dökülmüştür. Oyun hareketlendikçe horozun sesi kuvvetlenir. Bu arada tilkinin kuyruğu ateşlenir ve tilki yanmaya başlar. Yanmakta olduğunu fark edemeyen tilki horozu yemek için seyircilerin arasında kovalamaya başlar. Ve oyun böylece biter.

    Deve Oyunu: İki kişi merdiven, eğri bir ağaç, kilim, kaşık, yastık ve çan kullanılarak deveye benzeyecek şekilde giydirilir. Devenin kulakları yerine kaşık, gözü yerine at gözlüğü bağlanır, Boynuna büyükçe Güldürek diye adlandırılan bir çan asılır. Başının yan taraflarına da üçerli veya dörderli ziller bağlanır. Devenin sırt kısmına bir kilim örtülür. Kuyruk yerinede örülmüş bir ip veya bir bez parçası iliştirilir.

    Deveci, devenin ipini tutarak yarenliğin sonuna doğru ‘Höst’ diye bağırarak meydana girer. Davullar hızlanır, oyun havaları çalmaya başlar. Bütün gözler artık devenin üzerindedir. Deve ve deveci gelin ile birlikte oynamaya başlar. Bu arada bir çocuk deveye vurur ve deve huysuzlanmaya başlar. Öterek seyircilerin üstüne doğru yürümeye başlar. Devenin bu davranışı yarenliğin sonunun geldiği anl****ı taşır. Gençler ayağa kalkarak deveyi kızdırmaya devam ederler. Deve kızdıkça hırçınlaşır, önüne çıkanı devirmeye, ayaklarına basmaya ve ısırmaya başlar ki devenin hiddetine uğramak istemeyen herkes yavaş yavaş ortalıktan çekilir.

    FETHİYE’DE YÖRESEL GİYSİLER

    Gelenek ve göreneklerine çok düşkün olan dağ ve yayla köyleri ile Fethiye şehir merkezine uzak olan Seki ve çevresi köylerinde yaşlı kadınlar hala yöresel giysileri giymekten vazgeçmemişlerdir. Eski erkek giysilerine ise hiç rastlanmamaktadır.

    ERKEK GİYSİLERİ: Başta şapka yada açık başlık; iç çamaşır olarak el tezgahlarında dokunmuş, el ile dikme, uzun kollu, geniş beden, beyaz gömlek, iç donları topuğa kadar uzun, beyaz dokuma bezden dikilir, topuğa gelen kısmı işlemelidir. Gömlek üzerine zıbın ve zıbının üzerine de cepken giyilir. Zıbının kolları düğmesiz, ön kısmı açık, kolları ve yakaları kaytanla işlemelidir. Zıbının üzerine giyilen cepkenin kolları ve ön kısımları kaytanla işlenmiştir. İç don üzerine siyah yünden dokunan kumaştan yapılmış çakşır giyilir. Uçkurlarının uç kısmı işlemelidir, bağlandıktan sonra dışarıda aşağıya doğru sallanır. Çoraplar pamuk veya yün ipliğinden elde örülür. Ayakta çarık ve mali durumu iyi olan ailelerde ise yemeni görülmektedir. Belde kuşak vardır. Yaşlandıkça kuşak, göğüs hizasına kadar sarılır. Kuşağın kullanılmasındaki temel amaç, belin sağlam tutulmasını sağlamaktır.

    KADIN GİYSİLERİ: Başa tepelikli takkeler giyilir. Takkenin etrafına altın dizilmiş çelgi takılır. Ayrıca takkenin üzerinde gümüşten yapılmış ‘Savruk’ adı verilen tepelik bulunur. Bunun da üzerine tezgahlarda dokunmuş ‘Dastar’la baş örtülür veya sarılır. Takkenin düşmemesi için boyun altından geçen ipten bir de tutamak bulunur. İç çamaşır olarak ‘Bürümcük’ yada pamuk ipliğinden dokunmuş, uzun kollu geniş beden gömlek giyilir. Bunun üzerine giyilen üç etek üç parçadan yapılır. Üç eteğin üzerine yelek giyilir. Yeleğin kolları ile ön kısımlarının uçları kaytanla işlemelidir. Bunlar Şamalacası, Kaşıksakı, Kutumdan yapılır. Göğüslerin derli toplu durmalarını sağlamak amacıyla yeleğin ön ve alt kısmının uçları birbirine düğme ile gövdeyi saracak şekilde tutturulur. Ayrıca zengin ailelerin giydikleri ‘DOMİTOKA’ adı verilen bir başka çeşit üç etek daha vardır. Bunun diğer üçeteklerden farkı kumaşının daha iyi ve pahalı olması, kol kısmında dirseğin alt kısmından aşağı doğru sarkan bir parçanın bulunmasıdır. Bunun kumaşı gayet açık ve dikkat çekici renklerden seçilir ve gümüş simli sırmalarla işlenir. Belden aşağıya renkli basma veya ipekli kumaştan yapılmış şalvar giyilir. Bel kısımları beyaz bezden, uçkurları işlemeli olur, paçası büzmelidir. Ayaklara köseleden yapılmış, altı kabaralı kundura giyilir. Kunduraların içine giyilen çoraplar yünden ya da pamuktan desenli olarak yapılır.

     

     

    Nehir - 28.01.2010 - 09:16



Benzer Konular

  1. Halk Oyunları - 2 (Eğitim) = Ankara Yöresi Oyunları
    Konuyu Açan: HaNıM aGa, Forum: Danslar Folklor Ve Türk Halk Oyunları.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 16.06.2013, 17:17
  2. Van Yöresi Halk Oyunları
    Konuyu Açan: Nehir, Forum: Danslar Folklor Ve Türk Halk Oyunları.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 09.12.2010, 10:39
  3. Bartın Yöresi Halk Oyunları
    Konuyu Açan: Nehir, Forum: Danslar Folklor Ve Türk Halk Oyunları.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 15.01.2010, 16:18
  4. Mersin Yöresi Halk Oyunları
    Konuyu Açan: Nehir, Forum: Danslar Folklor Ve Türk Halk Oyunları.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06.01.2010, 14:20
  5. Burdur Yöresi Halk Oyunları
    Konuyu Açan: SU-PERISI, Forum: Burdur.
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 28.01.2009, 15:45

copyright

Soru Cevap

grafimx