Bilim Ve Teknolojinin Sağlık Alanındaki Gelişmeleri

  1. Sağlık Alanının Geleceği için Bilim ve Teknoloji - Sağlık Alanındaki Gelişmeler - Bilim Ve Teknolojinin Sağlık Alanındaki Etkileri - Teknolojik Gelişmelerin İnsan Sağlığı Üzerindeki etkileri - Sağlık Alanındaki Gelişmelere Örnekler - Gelecekte Sağlık Alanında Ne Gibi Değişiklikler Olacak





    Nihayet ele almam istenen konuya, ‘2020 Yılında Teknoloji (Tıbbi Teknoloji)’ konusuna sıra geldi. Biraz uzun bir yoldan asıl konuya geldik ama, öyle sanıyorum ki, teknolojiye sadece dıştan bakan bir göz olarak, olaya hiç karışmadan, ne oluyor ne bitiyor diye bakmak yerine, Türkiye için neyi öngörmeliyiz biçiminde bakmanın daha doğru olduğunu bilmemiz önemliydi. Türkiye’nin bir gün bu tür çalışmaları da sistematik olarak yapar hâle geleceğini umut ediyorum. Kaldı ki, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun bu yönde aldığı kararlar da vardır. Temennim odur ki, bu kararlar muhataplarınca bir an önce hayata geçirilebilsin.



    Ele almam istenen konuya, tek başıma, hele de tıp dünyasının dışından bir kişi olarak, ‘Türkiye için öngörü’ yaklaşımıyla bakamayacağıma göre, yapılabilecek tek şey, diğer ülkelerin teknoloji öngörü çalışmalarında, sağlık alanında ve bununla ilintili alanlarda, neyi öngördüklerine bakmak olacak. Aşağıda bu yapılmaya çalışılmıştır.



    1. Japonya Örneği



    Japonya’nın 1997’de tamamladığı yukarıda belirtilen Altıncı Teknoloji Kestirim Çalışması’nda (The Sixth Technology Forecast Survey) ‘sağlık, tıbbi bakım [medical care] ve sosyal yardım’ alanıyla ilgili olarak belirlenen, bu ülke açısından en önemli 20 ‘faaliyet konusu’ şunlardır:



    § Kanserojenik mutasyon mekanizmalarının bilimsel olarak açıklanabilir hâle gelmesi.

    § Ortalama beş yıl yaşayan kanserli hasta oranının bütün kanser tipleri için %70’e çıkarılması (mide kanseri için bu oran 1997’de %40’tı).

    § Kanser metastaz mekanizmalarının bilimsel olarak açıklanabilir hâle gelmesi.

    § Yetişkinlerde hastalıkları önleyici hayat tarzına (beslenme, dinlenme ve egzersiz) ilişkin bilimsel kılavuzların yaygın olarak kullanılır hâle gelmesi.

    § İlâç tedavisine düşük düzeyde yanıt veren sindirim organları kanserinde kemoterapinin tam bir çare olarak kullanılır hâle gelmesi.

    § Arterioskleroz kontraksiyon mekanizmalarının bilimsel olarak açıklanabilir hâle gelmesi.

    § Kötü huylu tümörlerin ilâçlara karşı olan direncini kıracak tekniklerin yaygın olarak kullanılır hâle gelmesi.

    § Kanser metastazına karşı etkin yöntemlerin pratikte kullanılabilir hâle gelmesi.

    § Virütik karaciğer hastalıklarının tedavisinde ilâç kullanımının yaygınlaştırılması.

    § Alzheimer tip senil demansın kaynağının bilimsel olarak açıklanabilir hâle gelmesi.

    § Kanser için biyolojik ve immünolojik tedavinin etkin olarak kullanılır hâle gelmesi.

    § Alzheimer hastalığının önlenmesi için etkin yöntemler geliştirilmesi.

    § Alerjik hastalıkların tedavisinin mümkün hâle gelmesi.

    § Bir HIV aşısı geliştirilmesi.

    § Kötü huylu tümörlere karşı gen tedavisinin yaygın olarak kullanılır hâle gelmesi.

    § Diyabetik komplikasyonlara yönelik önleme yöntemlerinin yaygın olarak kullanılır hâle gelmesi.

    § Bireysel yaşlanma mekanizmasının bilimsel olarak açıklanabilir hâle gelmesi.

    § Anti-AIDS tedavinin yaygın olarak kullanılır hâle gelmesi.

    § Biyokimyasal tetkiklere dayalı erken kanser teşhis tekniğinin yaygın olarak kullanılır hâle gelmesi.

    § Kandan virüsleri elimine etmeye yarayan bir tekniğin yaygın olarak kullanılır hâle gelmesi.



    Aynı çalışmada ‘yaşam bilimleri’ ile ilgili olarak belirlenen, Japonya açısından en önemli 20 ‘faaliyet konusu’na bakıldığında, bunlardan sekizinin yukarıda sayılan faaliyet konularını destekleyecek çalışmalar olduğu ve sıralamada öncelik aldığı görülmektedir. İlk 20 içindeki diğer önemli faaliyet konuları ise şunlardır.



    § Mikroorganizma ve bitkilere dayalı biyoplâstik üretiminin yaygınlaştırılması (5. önem sırasında).

    § Gıda üretimini artırmak için fotosentetik kâbiliyeti önemli ölçüde artıracak teknolojiler geliştirilmesi (8. sırada).

    § Bütünüyle yapay, nakledilebilir böbrek geliştirilmesi (10. sırada).

    § Mikroorganizmalar, deniz yosunları ve benzerlerinden yararlanılarak alkol ve yakıt üretiminin yaygınlaştırılması (13. sırada).

    § Kök hücre çoğalmasına katkıda bulanan faktörlerin tamamen anlaşılması ve gerektikçe, test tüplerinde kök hücre çoğaltma pratiğinin ve bu hücreleri tedavi amacıyla kullanmanın yaygınlaştırılması (14. sırada).

    § Organları kendi hücrelerinin çoğaltılması yoluyla rejenere etmeyi mümkün kılacak teknolojinin olgunlaştırılması ve klinik uygulamaya geçilmesi (15. sırada).

    § Bağışıklık sistemi, sinir sistemi ve endokrin sistemin karşılıklı düzenleme mekanizmalarının bilimsel olarak açıklanabilir hâle gelmesi ve bu bilginin hastalıkların tedavisinde ve sağlığın geliştirilmesinde kullanılması (16. sırada).

    § İnsan hücre ve dokuları katılarak üretilen yapay organların (pankreas, böbrek, karaciğer vb.) pratik olarak kullanılır hâle gelmesi (17. sırada).

    § Termik santrallerden çıkan yüksek yoğunluktaki CO2’nin biyolojik olarak tutulmasını (fiksasyonunu) sağlayacak teknolojinin pratik olarak kullanılır hâle gelmesi (18. sırada).

    § Çevreyi koruma araçlarından biri olarak, gen mühendisliği yoluyla tasarımlanmış, CO2 tutma kabiliyeti yüksek bitkilerin üretimi (19. sırada).



    Bir başka ilgi çekici husus, Japonya için, ‘Enformasyon Teknolojisi’ alanında en önemli görülen 20 faaliyet konusundan onuncusunun “Evlerde ve hastahanelerde tıbbi bakım desteği sağlayacak robotlar” olmasıdır ve bu robotların “pratik olarak kullanılır hâle gelmesi” öngörülmektedir. Bu 20 öncelik sıralamasında yer almamakla birlikte ‘tıbbi enformasyon sistemlerinin geliştirilmesi’ de üzerinde önemle durulan bir konudur.



    2. İrlanda Örneği



    İrlanda’nın teknoloji öngörü çalışmasını 2015 yılını hedef alarak yaptığına ve sonuçlarını 1999 yılında yayımladığına yukarıda işaret edildi. Bu çalışma çerçevesinde yer alan “Sağlık ve Yaşam Bilimleri Panel”i Raporu’nda 21. Yüzyıl’ın ‘Biyoteknoloji Çağı’ olarak görüldüğü vurgulanmakta ve İrlanda’nın biyoteknolojide “dünya çapında bir oyuncu” olması öngörülmektedir. Bu raporda, aşağıdaki teknolojilerin önemine dikkat çekilmekte ve bunlar ‘anahtar teknolojiler’ olarak nitelenmektedir:

    § Genomik,

    § Fonksiyonel Genomik,

    § Gen Çip Teknolojisi,

    § Biyoenformatik,

    § Transgenikler,

    § Kombinasyonel Kimya,

    § ‘Screening’ ve ‘Screen’ Geliştirme,

    § Enformasyon ve Telekomünikasyon Teknolojileri ile Biyoteknoloji Yakınsaması,

    § Proteomik,

    § Yeni Tanı Teknolojileri,

    § Biyosensörler,

    § İlâç Verme Teknolojileri.



    Bu teknolojilere paralel olarak da aşağıdaki araştırma alanlarının önemine işaret edilmektedir:


    § Hastalıklarda Genlerin İşlevi,

    § Gen Transkripsiyon Faktörleri,

    § Apopitoz,

    § Sinyal Transdüksiyonu,

    § Gen Tedavisi ve Duyarsızlaştırma Tedavisi,

    § Gelişimsel Biyoloji,

    § İmmünoterapi,

    § Mikrobiyal Genetik,

    § Serbest Radikaller Biyolojisi,

    § Bitki Biyoteknolojisi,

    § ‘Pharmacogenomics’,

    § Doku Mühendisliği,

    § Terapötik Antikorlar,

    § Nörobiyoloji.



    3. Birleşik Krallık Örneği



    Birleşik Krallık Hükümet’ince şu sıralarda 2020 yılını hedef alan bir Teknoloji Öngörü Programı yürütülüyor. Bu program çerçevesinde oluşturulan ‘Tıbbi Bakım Paneli [Healthcare Panel]’ sağlık alanına ilişkin öngörülerini kapsayan bir rapor yayımladı. Bu raporun “Onarım [Repair], Rejenerasyon ve Transplântasyon” başlığını taşıyan bölümünde şu tavsiyeler yer almaktadır:



    § Doğacak fırsatları hastalar yararına kullanmak amacıyla kök hücre araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin sürekli olarak ve güçlü bir biçimde desteklenmesi.

    § Doku mühendisliği ve diğer hücre bazlı tedavilerin gelecekteki gelişmesinde kilit rol oynayacak temel [‘plâtform’] teknolojilerin belirlenmesi ve bu teknolojilerin [Birleşik Krallık Hükümeti’nce] desteklenmesi için stratejiler geliştirilmesi.



    Aynı raporda “Sağlık Mühendisliği” başlığını taşıyan bölümde ise şu tavsiyeler yer alıyor:



    § Hükümet’in, fon sağlayan kurumların ve üniversitelerin matematik, biyoloji, tıp, mühendislik bilimleri ve fizik bilimler arasında daha iyi bir ‘entegrasyon’ sağlamanın yollarını bulması.



    Bu tavsiyenin gerekçesi şu örnekle açıklanmaktadır: “Hâlen malzeme bilimleriyle biyoloji arasında büyük bir açıklık vardır. Gelecekte, biyouyumlu [bio-compatible] olmaktan çok biyoaktif olan ‘implânt’ malzemelerin önem kazanacağı görülecektir... Bu ise ilgili disiplinleri bir araya getirmeyi gerektirir.”



    Yine aynı raporun “Enformasyon” başlığını taşıyan bölümünde ise, “bir araştırma ve geliştirme önceliği” olarak “siber sağlık sistemi [cyber health system] tasarımı konusunda bilgi sahibi olmak için yapılabilirlik [fizibilite] çalışması yapılması” istenmektedir.



    Sonuç



    Aslında diğer pek çok ülkenin sağlık ve yaşam bilimleri alanlarındaki teknoloji öngörülerinin de, hemen hemen aynı doğrultuda olduğu söylenebilir.



    Örneğin, Hollanda’nın 1998’de yayımlanan öngörü çalışmasına göre, ‘Biyoişlem Teknolojisi’ (özellikle, ilâç ve gıda sanayileri ile ‘çevre hizmetleri’ için önemli olduğuna işaret ediliyor) ile ‘Gen Teknolojisi’, bu ülke için ‘Stratejik Teknoloji’ olarak değerlendirilen 12 teknoloji arasında yer almaktadır.



    Avrupa Konseyi’nin AB ülkeleri için yol gösterici olarak hazırlattığı ileriye dönük teknoloji çözümleme[analiz]leri de benzer sonuçlar ortaya koymaktadır. Örneğin, Avrupa Konseyi’nin, ‘Prospektif Teknoloji Çalışmaları’ yapmak üzere, İspanya’da kurduğu, Ortak Araştırma Merkezi’nce yürütülen ‘Gelecek Projesi (Futures Project)’nde, ‘Yaşam Bilimleri’ başlığı altında yer alan çözümlemelerde, “yaşam bilimlerindeki, özellikle modern biyoteknoloji ve bununla eş anlamlı hâle gelen genetik mühendisliğindeki yeni gelişmeler insan sağlığı, gıda üretimi ve sınaî üretim üzerinde muazzam bir etki yaratma potansiyeline sahiptir” denilmektedir (IPTS, 2000). Yine aynı Merkez’ce çıkarılan geleceğe dönük Teknoloji Haritası’nda da, yaşam bilimleri ile ilgili olarak, Japonya’nın ve Birleşik Krallık’ın öngörülerine itibar edildiği görülmektedir (IPTS, 1999).



    Yukarıda verilen örneklerden hareketle, kendi gelecekleri üzerinde söz ve karar sahibi olmayı sürdürmek isteyen bütün ülkelerin, sağlık alanında, genel olarak aşağıdaki B&T kategorilerinde yeteneklerini geliştirmeyi öngördüklerini söyleyebiliriz:



    § Genomik; özellikle de Genetik Profilin Çıkarılması [Genetic Profiling] ve DNA Analizi, Klonlama, Genetik Olarak Modifiye Edilmiş Organizmalar;

    § Genetik ve Biyoteknoloji Bazlı Tedavi Teknolojileri;

    § Bilgisayar Simülâsyonları ve Moleküler Görüntüleme [Molecular Imaging]Teknolojilerine Dayalı İlâç Geliştirme Teknolojileri;

    § Biyomedikal Mühendislik; özellikle de, insanlar için organik doku ve organ geliştirmeyi konu alan Doku Mühendisliği, yine insanlar için yapay doku ve organ geliştirmeyi konu alan Yapay Doku ve Organ Mühendisliği ile Biyonik, Biyomimetik ve Uygulamalı Biyoloji, Cerrahî ve Diyagnostik Biyoteknoloji;

    § Tıbbi Enformatik/Robotik;

    § Yeni Malzeme Teknolojileri ve bu bağlamda Biyomedikal Malzeme Teknolojileri; ve

    § Nanoteknoloji.



    Sağlık Alanında Toz Pembe Bir Gelecek mi?



    Elbette hayır. Geliştirilmesi öngörülen teknolojiler, onları kullanacak olanların niyetlerine bağlı olarak, insanların hayrına olmayan bir takım alanlarda da kullanılma ve bu bağlamda ciddiye alınması gereken sorunlar yaratma potansiyelini de taşıyor. ABD ‘National Intelligence Council’ için ‘RAND National Defense Research Institute’ tarafından yapılan bir araştırmaya göre, sürekli tartışma yaratacak olan bu sorunlar şöyle sıralanıyor:



    § Öjenik sorunlar;

    § İnsan klonlamanın yaratacağı ahlâki sorunlar, hatalar, tıbbi problemler, gen sahipliği sorunu;

    § Gen patentleri ile ilgili sorunlar; örneğin, dizilimlerle ilgili mülkiyet haklarında [ownership rights of sequences] aşırılığa kaçılması ya da yatırımları özendirmek için bu konudaki fikri mülkiyet haklarının yeterince koruma altına alınmaması ihtimallerinin varlığı;

    § Genetik olarak modifiye edilmiş organizmalarla ilgili güvenlik sorunları ve etik sorunlar;

    § Hâlen başlıca kaynağı insan embriyosu olan kök hücrelerinin doku mühendisliği için kullanılması;

    § Hayvanlardan transplântasyon dolayısıyla gündeme gelen hayvan hakları sorunu ve cinsler arası hastalık nakli riski;

    § Genetik profillerin gizliliği ile ilgili sorunlar; örneğin, DNA profillerine ilişkin ulusal ölçekteki polis kayıtları[veri tabanları]nın ya da herhangi bir kişinin, genetik predispozisyonlarına dayalı olarak işe alınmaması ya da sigortalanmamasının yaratacağı sorunlar;

    § Genetik olarak modifiye edilmiş organizmaların yaratacağı çevresel tahribat tehlikesi (belki, daha çok geleneksel maniplâsyon mekanizmaları için söz konusu olan bu tehlike, modifikasyon fonksiyonlarının kontrolu ve bilgi artışı ile giderilebilecektir);

    § Giderek artan biyolojik silâh tasarım riski (belki bu risk de karşı önlemler tasarımlama yeteneğinin artmasıyla önlenebilecektir).



    Aynı araştırmada, sayılan bu sorunlara rağmen “biyomedikal alandaki ilerlemelerin, sağlık alanında kaydedilen diğer gelişmelerle birlikte, bunların uygulandığı ülkelerde, insan ömrünü uzatacağı”na işaretle, “böylesi ilerlemelerin, muhtemelen, üretken yaş dilimini de uzatacağı, ama aynı zamanda, emeklilere sağlanacak finansal destekler ve bireylerin artan tıbbi bakım masrafları gibi konuları da gündeme getireceği” vurgulanıyor.



    Demek ki, biyomedikal alandaki teknolojik ilerleme sürecinin yaratacağı imkânları insanoğlunun iyiye olduğu kadar kötüye kullanma ihtimali de var; iyiye kullanması hâlinde bile, buna paralel olarak çözülmesi gereken başka sosyal sorunlar var. Bu durumda, Türkiye açısından ne yapmak gerekir?



    Gözüken odur ki, bu ilerlemeler sürecektir. Biliminsanlarımız, tıp dünyamızın insanları, mühendislerimiz ister bu teknolojik ilerleme sürecinde rol alsınlar, bu sürece katkıda bulunsunlar isterse hiçbir katkıları olmasın, Türkiye’nin insanları bu ilerlemelerin yarattığı ve yaratacağı sonuçlardan olumlu ya da olumsuz yönde, ama mutlaka etkileneceklerdir. Türkiye bir yol ayrımındadır. Bu sürecin dışında kalan bir ülke olarak yoluna devam edecek, iyi ya da kötü, her ne üretilmişse onu kullanan pasif bir izleyici olarak mı kalacaktır; yoksa yapacağı bilimsel araştırmalar ve teknolojik geliştirmelerle bu sürece fiilen katılan, hâttâ süreci, Türkiye’nin insanlarının ve bütün insanlığın çıkarları açısından yönlendirmeye, denetlemeye çalışan etkin bir unsur mu olacaktır? İkinci yolu seçerse bunu nasıl başaracaktır?



    Bütün bu sorunların yanıtını, Türkiye, sağlık alanını da kapsayan ulusal ölçekte bir teknoloji öngörü çalışması yaparak verebilir.[4] Ama, bir noktayı hiç akıldan çıkarmamak gerekir: B&T’ye (ele alınan konu açısından, yeni biyoteknolojiye, gen ve doku mühendisliğine, enformatiğe, nanoteknolojiye) egemen olmadan herhangi bir süreci ne denetleyebilmek ne de o sürecin yarattığı imkânlar kötüye kullanılabiliyorsa, o kötülüklerden kaçınmak mümkündür.

    Alıntıdır

     

     

    ZELAL - 06.03.2012 - 21:41



Benzer Konular

  1. Gelişen Teknolojinin Sağlık Üzerindeki Etkileri
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: Bilim.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 19.03.2011, 20:53
  2. Bilim ve Teknolojinin İnsanlığa Yararları
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: Genel Konular.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 15.03.2011, 16:09
  3. Cebir Alanındaki Ünlü Türk Bilim Adamları Kimlerdir
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: Matematik.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 03.06.2010, 03:38
  4. Fecr-i Ati Dönemi Gelişmeleri
    Konuyu Açan: CADIKIZ, Forum: Edebiyat.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 13.09.2009, 11:35
  5. bilim ve teknolojinin insan yaşamına katkısı
    Konuyu Açan: Kayıtsız Üye, Forum: Soru - Cevap.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 16.04.2009, 01:25

copyright

Soru Cevap