Bilimin Yararları

  1. bilim nedir - bilimin sınırları - bilim adamlarının çalışması - bilimsel devrimler - bilimde sosyolojik yapılandırma

    Bilim, modern dünyamızı derinden ve muhteşem bir şekilde değiştirdi. Bilim, hayatın her alanını öylesine sarstı ki, ondan iyi günde de, kötü günde de kaçmak mümkün değil.

    20. yüzyıl, bilimin insanlığın kendi kendisini yok etme yetisine olduğu kadar, insanın aydaki ayak izlerine
    yol açan zaferine de tanıklık etti.
    20. yüzyılın ilk yarısında, soy geliştirilmesi bilimi (öjenik), insanoğlunu seçici üreme aracılığıyla
    geliştirmenin yollarını aradı, ki bu da zihinsel özürlü insanların kısırlaştırılmasına gerekçe oldu. 2.
    Dünya Savaşı sırasında, gelmiş geçmiş bilim insanlarının en ünlülerinden biri olan Einstein’ın dehasının
    korkutucu yan ürünleri olan atom bombaları, Japonya’daki Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atıldı.
    Günümüzde, biz gezegenimizi yaşanmaz hale getirmenin eşiğindeyken, bilişim ve internet özel hayatı
    tehdit ediyor.
    Evet, bilimin karanlık ve endişe uyandıran bir yanı da var.
    Bilimin bu çelişkili, bir yandan hayatı kolaylaştırırken, bir yandan da varlığımızı sona erdirecek araçları
    arttırması kapasitesi, bilim denen, “şeytanla anlaşma”, ya da “bilgi pınarı” olan bu şeyi incelememizi
    zorunlu kılıyor.

    Karl Popper’ın
    sahtecilik kavramının alakası ve etkinliğine rağmen, çağdaş bilim filozoflarının en tanınanı, 1962 yılında
    basılan ve hâlâ büyük bir popülariteye sahip olan Bilimsel Devrimlerin Yapısı (The Structure of Scientific
    Revolutions) kitabının yazarı Thomas Kuhn’dur.
    Kuhn, tarafsız gerçek arayışının bilimin asıl hedefi olmadığını, bunun yerine bilimin, çağdaş bir inançlar
    sistemi içinde işleyen problemleri çözmenin bir metodu olduğunu söylemiştir. Bu inançlar ve değerler
    sistemi kendisini, sonuç üreten bir seri deneysel prosedür aracılığıyla yansıtır; bunun karşılığında da,
    orijinal inançlar ve değerler sistemini güçlendirir. Kuhn bu tür sistemlere paradigma adını vermiştir.
    Bilim insanları normalde zamanlarının çoğunu normal bilim yaparak, yani başka bir deyişle, spesifik bir
    paradigma içinde çalışarak geçirirler.
    Ama bazen, Nicolaus Copernicus, Isaac Newton, Charles Darwin ve Albert Einstein gibileri, bilimsel
    devrimleri tetikleyen yeni inanç sistemleri bulurlar. Onların buldukları sistemler bildiğimiz evreni yeniden
    şekillendirmiştir. Öyle ki, evrenin merkezinde Dünya değil Güneş vardır; gökyüzü mekaniğini dünyevi
    mekaniğin uyduğu aynı kurallar altında getirmiştir; Tanrı tarafından yaratılan bir dünyadan, amaçsız ve
    asla bitmeyecek bir dünyaya geçilmiştir; ve kesin ve devamlı bir zaman akışına sahip bir fizikten, zaman
    akışının esnek olduğu ve deneyi yapanla gözlemlenenin göreceli hızına göre değişiklik gösteren bir
    fiziğe geçilmiştir.
    Kuhn, yeni paradigmaların, bilimsel değerlerinden dolayı değil, bunların rakiplerinin eninde sonunda
    ölmesinden dolayı benimsendiğini savunmuştur: Einstein’cıların genel görecelik kuramı doğanın gerçek
    tanımı olarak kabul edilmiştir, çünkü artık Newton’cuların safları azalmıştır.
    Bilim sadece, filozofları kandıran bir aura kaybetmiştir; yenilikçi bilim insanları, fikirlerini kabul ettirmenin
    ne kadar zor olduğunu bilirler.

    Karl Popper, hâlâ bilimin en isabetli ve etkin tanımını veren kişidir: Bilim, yanlış olduğu kanıtlanabilecek
    bilgidir – yani kendi jargonunda, “Bilim, çürütülebilir olan şeydir.” demek istemiştir.
    Popper’a göre bilim, aksini ispatlamanın sürekli bir alıştırmasıdır. Her bir deney ve gözlem, kabul edilen
    kuramla çelişmeyi amaçlar. Bilim, bilim insanlarının çürütme çabalarından kurtarılan kuramlardan daha
    fazlası olamazdı. Popper, sistematik şüpheyi, bilimsel metodun temeli olarak tanımlıyor. Bilim insanları,
    hali hazırda kabul edilen – Thomas Kuhn’un “paradigm du jour” ya da “günün paradigması” dediği kuramla çelişecek
    gözlemleri keşfetme ve yayımlama hırsıyla yola çıkarlar.
    Pratikte, pek çok bilim insanı çoğunlukla deneyleri tekrarlamaktan ve daha önce elde ettikleri sonuçları
    teyit etmekten mutluluk duyarlar. Yine de, aynı zamanda, kendilerini yeni bir kurama götürecek hatayı
    bulma hayalleri de kurarlar. CERN’in Cenevre’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın ilk çalışmasını
    sabırsızlıkla bekleyen binlerce bilim insanı, (Fiziğin Standart Modeli tarafından tahmin edilen temel bir
    parçacık olan ünlü Higgs bozonunun varlığını teyit etmek için çarpıştırıcının kullanılmasında olduğu gibi)
    yeni yollar açacak “yeni bir fizik” bulmakla muhtemelen daha çok ilgilidirler.

    1960’larda Berkeley’de öğretmenlik yaparken, Paul Feyerabend,
    “bilimlerini” açıklamaları için cadıları, yaratılışçıları, darwincileri ve falcıları davet eder ve öğrencileriyle
    tartışırdı. Feyerabend için, “Herşeye kabul.” ilkesi geçerliydi.
    Feyerabend’e göre, bilimin dünyasında, amaçlar araçları haklı çıkarır. Feyerabend, örneğin, Galileo’nun
    yeni teleskop icadından yaptığı gözlemler kadar, yalanlar, veri çarpıtması ve propagandadan da
    yararlandığını söyler.
    Galileo’nun stili ve zeki ikna tekniklerinden dolayı ünlü olduğunu, çünkü Latince yerine İtalyanca
    yazdığını ve bir biçimde eski fikirlere ve onları öğrenmeye bağlı standartlara karşı çıkan insanlara hitap
    ettiğini öne sürdü.
    Eğer bilim insanları diğer herkesin kullandığı aynı araçları kullanarak tartışmaları kazansalardı, bilimsel
    gerçek bir astrologdan, falcıdan ya da mistikten gelen gerçekten daha güvenilir olmazdı. Bu yüzden,
    Feyerabend bütün bu yaklaşımların eşit değerde olduğunu, - bilimin, özellikle de kurumsallaştırılmış
    bilimin tarihi bir fenomenden daha fazla birşey olmadığını; bilimsel dogmaların daha bile tehlikeli
    olabileceğini ve toplumun totaliter bilimin büyüsünden kurtulması gerektiğini söyledi.
    Sosyolojik yapılandırmacılığa giden yol, artık açılmıştı.

    Antropologların belli bir kabileymiş gibi davranan bilim insanlarını gözlemlemesi, neden iyi birşey
    olmasın ki? Antropolojik araştırmalar, insanların söyledikleri ya da yazdıklarına minimal derecede önem
    vermeyi ve onların gerçekte ne yaptıklarına odaklanmayı gerektirir.
    Bu fikre dayalı olarak, sosyolojik yapılandırmacılar bilimin tamamıyla toplumun bir ürünü olduğunu
    kabul ettiler. Bir bilim insanının inançlarını, büyük ölçüde toplumun belirlediği sonucuna vardılar:
    bir bilim insanı, yayınları ve çalışmalarına başvurabilir; onun belirli bir bilimsel kurama olan inancını
    belirleyen, bilim insanının sosyal ortamıdır.
    Sosyolojik yapılandırmacılar, bilim insanlarının gerçeği bildiklerini iddia ettiklerinde, aslında sadece
    kendilerini kandırdıklarını düşünürler. Bilimsel araştırma tamamıyla, onların güç sahibi olma isteğinden
    gelen bir çabadır ve bilim boyunduruktan başka birşey değildir.
    Sosyolojik yapılandırmacılara bir örnek, “Bilim İş Başında” diye adlandırdığı bilimi, laboratuvarlardaki
    bilim insanlarının davranışlarına indirgeyen Fransız sosyolog Bruno Latour’dur.
    Latour’un bilim tarifinde, bilim insanlarının bir mikroskoptan içeri doğru bakarken ne gördükleri açık
    değildir. Bunu gerçekte kimse bilmez. Elbette bilim insanı “Bakteriler görüyorum” diye iddia eder. Ama
    bakteriler konuşamaz ve kendilerini tanıtamaz. Latour ve “Bilim İş Başında”nın partizanlarına göre,
    bilimin büyük bir bölümü kurgudur ve bilim insanlarının aklının bir düzmecesidir.
    Tıpkı Kuhn’un yaklaşımı gibi, sosyolojik yaklaşım, en azından bilimsel keşifleri ait oldukları tarihi metne
    yerleştirir. Her ikisi de zamanlarının çok ilerisinde olan Gregor Mendel’in kalıtım keşfine ve Alfred
    Wegener’in kıtasal sürüklenme kuramına ne olduğunu açıklar. Bu kuramların ikisi de ciddiye alınmamıştır
    ve oluşturulduktan onlarca yıl sonra bir etki yaratmışlardır.


    alıntı

     

     

    BiR-DOST - 13.03.2011 - 16:24
  2. bilimin faydaları nelerdir - bilimsel çalışmaların faydaları

    1. Tıbbi gelişmelere kaynaklık yaparak birçok hastalığın iyileştirilmesi. İnsan ömrünün uzatılması.

    2. Toplumun batıl inançlardan kurtarılarak; çağdaş, özgür bir yapıya kavuşturulması.

    3. Fiziksel ve ruhsal olarak daha sağlıklı bireylerin yetişmesi.

    4. Bebek ölümlerinin azalması. Başarılı doğum oranının artması. Anne-bebek sağlığıyla insan ırkının sağlıklı üreyebilmesi.

    5. İletişim olanaklarının artması ve kolaylaşması.

    6. Bilginin oluşturulması, düzenlenmesi, depolanması ve dağıtılmasının kolaylaşması.

    7. Ulaşım olanaklarının kolaylaşması.

    8. Doğayla mücadelede insanlığın öne geçmesi.

    9. Güvenlik ihtiyaçlarının sağlıklı olarak giderilebilmesi.

    10. Barınma ihtiyacının daha kolay giderilebilmesi.

    11. Evrenin ve varlığın sırlarına ulaşabilme arzusunun tatmin edilmesi.

    alıntı

     

     

    BiR-DOST - 19.03.2011 - 22:24
  3. bilim hakkında ne biliyoruz

    Hayat, bildikçe komikleşen ve bilmeye devam ettikçe de trajikomikleşen, bununla birlikte izafiyet teorisinin her tarafına uygulanabilir olduğu bir şeydir. Herşeyin değiştiği ve birbirine dönüştüğü bir evrende, tabiki hayatı tanımlayış şeklim de zamanın başka bir noktasında oldukça başka bir hal de alabilir. Sadece bunun farkında olmak bile güzelken hayatta olduğunun farkına varmak bir başka güzel.

    Ama yine de hayatı ve kendimizi gereğinden fazla ciddiye almak gereksizdir. Sonuçta bizim varlığımız, evrenin varlığı göz önüne alındığında neredeyse sıfır denecek kadar kısa bir zaman dilimiyle tanımlıdır. Evren sonsuza doğru genişlerken hareketi ölçen zaman da sonsuza uzar. Dahası zaman sonsuza giderken bizim varlığımızı temsil eden değişken de sıfıra yakınsar. Yani aslında biz yokuz demek, varız demekten daha kolaydır.

    Vahşi afrika doğal ortamında hayatta kalabilmek ve üremek için evrimleşen insan beyni, tabiki sonsuz karmaşık yapıdaki bir kozmosu anlamakta çok fazla zorlanabilir. Ama insanoğlu bunu aşmanın bir yolunu buldu. Bilim ve bilimsel yöntemi kullanarak evrene ilişkin olan bilgilerimizi sürekli artırabilir ve nesilden nesile aktararak en azından torunlarımızın içinde yaşadığımız kozmik okyanusun kıyısından köşesinden birşeyler öğrenmesini sağlayabiliriz.

    İnsanlık bugün kurmuş olduğu bu büyük uygarlığı bilim ve teknolojiye borçludur. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki; dil, din ve ırk ayırt etmeden evrensel bir boyutta baktığımız vakit, insanoğlunun şu an elinde bulunan en büyük gücü bilimdir. Bilime ve bilimsel yönteme sahip çıkalım ve onu ideolojik görüşlere esir etmeden tertemiz tutalım.

    Serdar Aktaş

    alıntı

     

     

    BiR-DOST - 20.03.2011 - 16:35
  4. Bilim ve teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için buluşlar ve icaatlar yapmışlardır. İşte siz dipcik okurları için iki makalemiz.

    Bilim veya ilim, neden, merak ve amaç besleyen bir olgu olarak günümüze kadar birçok alt dala bölünmüş, insanların daha iyi hayat şartlarına kavuşmasına, var olmayan olguları bulmasına ve yeni şeyler öğrenmesine ön ayak olan genellemedir. Bilim sanat tarafından temelleri atılmış olup her aşamada sanat ve yaratıcılıkla beslenerek insanların hayat koşullarını iyileştirmek için yapılan çalışmaların bütünüdür. Bilim, temelde, deneme ve deney ile ispatlanabilen bilgi bütününü anlatır. Bazı bilim adamlarına göre bilim:
    « Her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabasıdır.
    « Gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır. »

    Sıvı azotla (nitrojenler) soğutulmuş yüksek-ısılı süperiletkenin üzerinde asılı duran bir mıknatıs.

    Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük’te “bilim”i şöyle tanımlamaktadır:

    « “Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim” [4] »

    Yüzyıllardır insanoğlunun yeryüzündeki yaşama ortamına duyduğu merak, yaşama standartlarını yükseltecek bir etkinliğe bürünmeye başladı. Olağan gibi görünen olayları anlama çabası, aslında dünyanın gizemlerle dolu bir yer olduğunu ve bunları çözümlemek gerektiği gerçeğini doğurmuştur. Geleneksel bilim sadece anlamaya ve çözmeye gereksinim hissetse de, ileri safhalara bölünen bilim türleri sadece çözmeyi değil çözümden öte ilerlemeyi de kapsar. Geçmişe bakıldığında en önemli sayılan bilim dallarından bazıları matematik, geometri, astronomi ve tıpdır. Çok çeşitli matematiksel çözümleme sistemlerinin geliştirildiği ilk zamanlardan bu yana hala yeni formüller, sistemler, teoriler geliştirilmektedir ki bu da bilimin sürekliliğine bir örnektir.

    Kanunlar bilimin vazgeçilmez öğeleri olsa da, halen birçok bilimsel kanunun doğruluğu tartışılır düzeydedir. Bilim deneye çok önem verir ve bilimsel yöntem deneye dayanır. Bu safha işlenen konuyu daha inandırıcı kılmanın yanında belirli bir çerçeveye oturtur. Sadece kağıt üzerinde birer teoriyken kanunlaşabilir ve temel taş niteliğine bürünebilir. Bilimin sonsuz bir süreç içinde değişimi yadsınamaz bir durumdur. Zaman içinde alt dallara bölünen bilim sayısal ve sosyal alanlarda ayrı konulara bürünmüş fakat nitelik açısından aynı amaca hizmet etmeyi sürdürmüştür.

    Bilim ve Teknolojinin Yararları Nelerdir
    Teknolojinin geçmişten günümüze kadar insan yaşamına birçok faydaları olmuştur.İnsanlar bilimsel araştırmaları insanların doğası gereği merak edip sorgulamaları sonucu yaptıkları çalışmalarla meydana getirirler.?technoslogos? teknolojinin Latince karşılığıdır.?techne?yapmak,?logos? bilmek anlamına gelmektedir.Alet ve edevatın yapılması için gerekli olan bilgi ve yetenektir.
    Sanayinin en belirgin ögesi teknoloji üretebilmektir.Uluslar teknoloji üretip,bilgiyi ürün tasarlamada kullanabildiği ölçüde ticarette rekabet üstünlüğünü,savunmada da caydırıcılığı sağlayabilir.Bu yüzden ülkelerin teknoloji üretmesi gelişmişlikleriyle doğrudan ilgilidir.
    Günümüz dünyasında bir ülkenin diğer ülkeler üzerindeki saygınlığı ve dünya ülkeleri arasındaki konumu teknolojisinin gelişimiyle yakından ilgilidir.Teknolojik gelişmelerin sağlığa ,eğitime,haberleşmeye ve her alana olumlu katkısı mutlaka ama mutlaka vardır.
    Teknolojik gelişmelerin eğitim üzerine etkisinin 19.yy?a kadar pek fazla değiştiği söylenemez.19.yy?a kadar eğitimde hep klasik uygulamalar kullanılmıştır.tahta;sıra,tebeşir vb gibi?uygulamalar varken 19.yüzyılda bu durum değişime uğramıştır.Günümüzde bir kütüphane dolusu kitabın içinde bulunan bilgi bir diskin içine sığabilmektedir.Uydu ve internet teknolojisi sayesinde dünyanın bir ucundaki kütüphanede bulunan bilgilere ulaşabilmekteyiz.

    1-) internet ağı sayesinde Dünya?nın bir ucundaki bilgiye ulaşıyoruz.
    Teknolojinin gelişimi yaşam standartlarını artırmakta ve insana daha rahat bir yaşam sunmaktadır.Milattan öce 5000 yılında saatte 2-3 km hız yapabilen kızaklarla taşımacılık yapılırken 20.yy?da jet motorlarının yapılmasıyla saatte 1000 km?lik hızın üzerine çıkılmıştır.

    2-) Teknoloji sayesinde insanlar daha rahat yaşam koşullarına sahip olurlar ve işlerini daha çabuk ve daha rahat yaparlar böylece ömürleri uzar.Evlerimizde kullandığımız çamaşır bulaşık makinelerinden tüm teknolojik aletler işlerimizi daha rahat yapmamıza olanak sağlar.
    Evlerimizde kullandığımız teknoloji ürünü araçlar sayesinde işlerimizi daha kısa sürede,daha rahat ve daha az enerji harcayarak yapabilmekteyiz.

    3-) Teknoloji tıp alanında da çığır açan ürünlerle insanların hayatına olumlu etki etmektedir.
    Sinirbilim alanında kullanılan son teknolojiler (fonksiyonel beyin görüntülemesi, ruhsal durum ve beyin fonksiyonları üzerinde etkili ilaçlar, beyin yapısı, fonksiyonu ve düzeni ile ilgili araçlar) bir çok etik sorunun tartısılmasına neden olmaktadır. Bu sorunlardan en önemlisi; bu teknolojilerin herhangi bir tıbbi endikasyon olmadan, bireylerin zihinsel ve beyinsel yetenek ve kapasitelerinin gelistirilmesi veya güçlendirilmesi amacıyla kullanılmasıdır.
    Vücut üzerinde standard noktalara yerleştirilmiş elektrodlar arasındaki kalbe ait voltaj-zaman fonksiyonunu kaydeden elektronik cihazlara elektrokardiograf denir. Bu cihazlar kayıt yapılacak elektrod çiftlerinin seçildiği bir devre, kalbe ait olmayan elektriksel potansiyel değişikliklerinin süzüldüğü bir filtre devresi, amplifikatör (yükseltici) ve kayıt ünitelerinden oluşur. Voltaj-zaman fonksiyonu kağıt üzerine yazdırılabildiği gibi, bir monitörden de izlenmesi mümkündür.
    Ekg ve Defibrilatör
    Mamografi ; yoğunlukları ve atom numaraları birbirine yakın olan kas , yağ ve memenin glandüler yapılarını incelemek amacıyla kullanılan bir yumuşak doku radyografisi yöntemidir.
    İlk olarak Albert Solomon 1913?te mastektomi spesimenlerinde tümörün aksiller lenf nodlarına yayılımının gösterilmesinde radyografilerin yararlı olabileceğini bildirmiştir.Daha sonraki dönemde, 1930 yılında L. Warren Stanford in vivo mamografi uygulamasını gerçekleştirmiştir.
    Mamografi
    Voltametri, bir indikatör veya çalışma elektrodunun polarize olduğu şartlarda uygulanan potansiyelin fonksiyonu olarak akımın ölçümüne dayanır. Voltametride kullanılan mikroelektrot iç çapı 0,03 ? 0,05 mm olan cam bir kapiler borudan akarak büyüyen ve belli bir büyüklüğe geldiği zaman koparak düşen bir civa damlasıysa, yöntemin adı Polarografi ve elde edilen akım-gerilim eğrisinin adı ise polarogram olur. Civa damlaları kapiler borudan sabit bir hızla ve dakikada 10-60 kez olmak üzere düşer. Civanın damlama hızı kapiler borunun bağlı olduğu civa haznesinin yüksekliği ile ayarlanır.
    Voltametri cihazı
    Görüldüğü gibi teknolojinin gelişiminin tıbba yararı büyüktür.

    4-) Eğitimde de teknolojinin yararı vardır.Episkop,projeksiyon makinesi,televizyon,dvd-vcd,video oynatıcı gibi cihazlar okullarda kolaylık sağlamaktadır.
    opak baskıları yansıtmak için projektör
    Episkop
    Tepegöz projeksiyon cihazı

    5-) Günümüzde teknolojinin olumlu bir sonucu da bilgilerin,düşüncelerin,duyguların geniş insan kitlelerine daha kolay aktarılabilmesidir.Matbaayla birlikte Avrupada birçok kitab basılmış ve aydınlanma çağı başlamıştır.Günümüzde internet,gazete,televizyon,radyo ve çeşitli iletişim araçları sayesinde daha çok insana duygularımızı,düşüncelerimizi,yapmak istediklerimizi aktarabilmekte dünyadaki insanların fikirlerinden de haberdar olmaktayız.Ayrıca teknoloji ulaşımda da çok işimize yaramaktadır.Uzun yollara kısa sürelerde gidebilmekteyiz.
    Matbaa makinesi kitapların,gazetelerin,dergilerin vb? hızlı basılmasını sağlayarak toplumu aydınlatmakta yardımcı olmaktadır.
    Teknolojinin ürünü olan ulaşım araçları sayesinde uzun mesafelere kısa zamanda ulaşabiliyoruz.
    TEKNOLOJİNİN ZARARLARI

    1) Teknolojik aletlerin bir kısmının zararlarının yanında yararları da
    vardır ancak; Hiroşima ve Nagazaki?ye atılan atom bombalarının hala bir
    yararı bulunamamıştır. Şu an bile dünyada 27000 nükleer silah var
    ve bunlardan 4000?i her an harekete geçebilir.

    2) Çernobil kazası, radyasyon
    yayan cep telefonları, teknolojinin büyük icatlarından biri olan sigara nedeniyle
    teknoloji, kurbanlarını tedavi etmekle zaten yükümlüdür. Ancak günümüzde uygulanan kemoterapi
    bir çok tedavi yöntemi hastalığın kendisinden daha kötüdür.

    3) Bir çok
    çocuk ve yetişkin bilgisayar karşısında fazlasıyla zaman geçirmektedir. Bunun sonucunda
    da bel fıtığı, boyun fıtığı, bel ve boyun ağrıları, obezite
    gibi hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Teknoloji bu hastalıkları tedavi edebilse de
    hastaların çektiği acıların bedeli asla ödenemez.

    4) Çıkan bir çok yeni
    ürün bize kültürümüzü unutmuştur. Fast food adı verilen hızlı yemekler
    yüzünden, Türk mutfak kültürü büyük zararlar görmüştür. Teknoloji sayesinde dilimize
    yeni giren, ve MSN?ce konuşulan sözcükler Türkçe?mizi bozmaktadır.

    5) Teknoloji yüzünden
    fabrikalarda çalışan bir çok insan işsiz kalmıştır. Ayrıca yine teknoloji
    yüzünden, nalburluk, kabavçılık, kunduracılık gibi bir çok meslek unutulmuştur.

    6) Gezegenimizin
    en büyük sorunu olan Küresel ısınma felaketine teknoloji sebep olmuştur.

     

     

    noisboard - 28.04.2011 - 21:03
  5. BİLİMİ, İLİMİ VE TEKNOLOJİYİ ADAM GİBİ KULLANANLAR MEDENİYETLİDİRLER.GERİSİ FASOFİSODUR.

     

     

    Terakkiperver - 28.04.2011 - 21:25
  6. işime baya yaradı teşekkürler.............







    çok saol

     

     

    muck_prenses - 15.01.2012 - 19:14
  7. Bilim çağında yaşadığımız halde, hâlâ da cahil bir toplum olduğumuz aşikardır.Herkes bilime değil, paraya,mala ve mülk önem verdikleri için, biz sittin sene ileriye gidemeyiz arkadaşlar...

     

     

    Terakkiperver - 16.01.2012 - 21:57



Benzer Konular

  1. Kuantum Fiziği Nedir - Bilimin Yararları
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Fizik.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 08.04.2011, 15:37
  2. Bilimin Yararları - Bilimsel Teori Nedir
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Bilim.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08.04.2011, 14:25
  3. Bilimin Yararları - Bilim Nedir
    Konuyu Açan: Leyl-i Lal, Forum: Bilim.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08.04.2011, 14:21
  4. Bilimin Yararları Nelerdir
    Konuyu Açan: ZELAL, Forum: Bilim.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08.04.2011, 13:18
  5. Hayatımızın Her Alanında Bilimin Yararları
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Bilim.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06.04.2011, 22:15

copyright

Soru Cevap

grafimx