Hidayet İle İlgili Ayetler Ve Açıklamaları-1

  1. hidayet ile ilgili ayetler - hidayet ile ilgili hangi ayetler vardır - kuranda hidayet ayetleri - hidayet ayetleri ve açıklamaları - kurandan hidayet ilgili ayetlerin bazıları



    اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ
    İhdinas sırâtel mustakîm(mustakîme).
    (Bu istiane'n ile) bizi, SIRATI MUSTAKÎM'e hidayet et (ulaştır).
    1.ihdi-nâ: bizi hidayet et, ulaştır2.es sırâte el mustakîme: Sıratı Mustakîm, Allah'a ulaştıran yol
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm

    İstiane, Sıratı Mustakîm'e ulaşmak için istenilmektedir.

    Sıratı Mustakîm, insan ruhunu Allah'a ulaştıran yolun adıdır.

    6 / EN'ÂM - 87: Ve min âbâihim ve zurriyyâtihim ve ihvânihim, vectebeynâhum ve hedeynâhum ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
    Ve onların babalarından, zürriyetlerinden (nesillerinden) ve kardeşlerinden onları seçtik. Ve onları Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ruhu ulaştıran yola) hidayet ettik (ulaştırdık).

    6 / EN'ÂM - 88: Zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu min ıbâdih(ıbâdihî), ve lev eşrekû le habita anhum mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
    İşte bu Allah'ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve eğer şirk koşsalardı, elbette yapmış oldukları şeyler heba olurdu (boşa giderdi).

    4 / NİSÂ - 175: Fe emmâllezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve faldın, ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen).
    Böylece Allah'a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenleri) ve O'na (Allah'a) sarılanları ise, (Allah) kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, kendisine ulaştıran “Sıratı Mustakîm”e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).

    15 / HİCR - 41: Kâle hâzâ sırâtun aleyye mustekîm(mustekîmun).
    Allahû Tealâ şöyle buyurdu: “İşte bu, Bana yönlendirilmiş (Bana ulaştıran) yoldur.”

    Kişi Allah'a ulaşmayı dilediği andan itibaren 1. Sıratı Mustakîm'in üzerindedir. Daha sonra kişiyi mürşide ulaştıran 2. Sıratı Mustakîm'dir.

    3. Sıratı Mustakîm, Tarîki Mustakîm'i de içerisine alan 4 tane sebîlden oluşur. Vuslatla, Allah'ın Zat'ında yok olmakla, sığınağa sığınmakla noktalanır. Allah'ın Zat'ına ulaşmak, Allah'a mülâki olmak, bu Sıratı Mustakîm ile gerçekleşir.

    Mürşide tâbiiyetle beraber, devrin imamının ruhu kişinin başının üzerine gelip, ruhuna vücudu terketmesini emreder. Hangi mürşide tâbî olduysa onu Allah tayin etmiştir:

    16 / NAHL - 9: Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
    Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

    Her mürşidin bulunduğu dergâhtan devrin imamının bulunduğu ana dergâha, gözle görülmeyen yeryüzünün sathına paralel yollar vardır. Bu yollar "sebîl" adını alırlar. Sebil kişinin ruhunu, tâbî olduğu dergâhtan devrin imamının dergâhına kadar ulaştırır. Bundan sonraki kesim Tarîki Mustakîm adını alır.

    Kişinin ruhu vücudundan ayrılır ve Allah'a doğru yola çıkmak üzere ana dergâha ulaşır.

    Fatiha-5, Fatiha-6 ile Bakara-46 kişinin, ruhunu ölmeden evvel Allah'a ulaştırmaya yakîn hasıl ederek kesinlikle inanan kişileri kapsar. İşte bu kesin inancın sahibi olan insanlar, mürşidlerine ulaşırlar ve ruhlarını Allah'a ulaştıracak olan Sıratı Mustakîm'e, mutlaka ulaştırırlar.

     

     

    Nirvana - 12.09.2011 - 12:59
  2. صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ
    Summun bukmun umyun fe hum lâ yerciûn(yerciûne).
    Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar dönemezler.
    1.summun: sağır2.bukmun: dilsiz3.umyun: kör4.fe hum: artık onlar5.lâ yerciûne: (onlar) dönmezler, dönemezler
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Allahû Tealâ kâfirler için hükmünü veriyor: Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bakara-7'ye göre hassaları üzerinde engeller vardır. Hassaları engelli olanları Casiye-23'e göre, Allah dalâlette bırakır. Kısaca Allah'a ulaşmayı dilemeyenler dalâlettedir, küfürdedir (Rad-27, Bakara-257). Allah'a ulaşmayı dileyenlere gelince, Enfal-29'a göre Allah furkanlar vererek onların hassaları ve uzuvları üzerindeki engelleri kaldırır. ve Hac-54'e göre kalplerine ihbat koyar. Bu noktada kalpten küfür çıkar, îmân girer. böylece kişi mü'min olur. Hacet namazı ile Allah'ın gösterdiği mürşidin önünde tövbe edip tâbî olduğu zaman devrin imamının ruhu başının üzerine gelir yerleşir, Mucâdele Suresinin 22. âyeti kerimesine göre, Allah kalbinin içine îmânı yazar. O zaman kişi îmânı artan mü'min olur.

    58 / MUCÂDELE - 22: Lâ tecidu kavmen yû’munûne billâhi vel yevmil âhîri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minh(minhu), ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humul muflihûn(muflihûne).
    Allah'a ve ahiret gününe (ölmeden önce Allah'a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah'a ve O'nun Resûl'üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razı oldular. İşte onlar, Allah'ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah'ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?

     

     

    Nirvana - 12.09.2011 - 13:40
  3. الَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ اللَّهِ مِن بَعْدِ مِيثَاقِهِ وَيَقْطَعُونَ مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الأَرْضِ أُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
    Ellezîne yenkudûne ahdallâhi min ba’di mîsâkıh(mîsâkıhî), ve yaktaûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yufsidûne fîl ard(ardı) ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
    Onlar (fâsıklar), (kâlû belâ günü Allah'a verdikleri) misaklarından sonra Allah'ın Ahdi`ni bozarlar. Ve Allah'ın, O'na (Allah'a) ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler. Ve (başka insanların, ruhlarını Allah'a ulaştırmalarına da mani olurlar. Ve bu sebeple) yeryüzünde fesat çıkarırlar. İşte onlar (kazandıkları pozitif dereceler negatif derecelerden az olup) hüsranda olanlardır.
    1.ellezîne: onlar2.yenkudûne: nakzederler, bozarlar3.ahdallâhi (ahdi allâhi): Allah'ın ahdi4.min ba'di: sonradan, sonra5.mîsâkı-hi: onun misakı (ruhunu Allah'a6.ve yaktaûne: ve keserler7.: şey8.emera: emretti9.allâhu: Allah10.bi-hi: ona11.en yûsale: ulaştırmak12.ve yufsidûne: ve fesat çıkarırlar13.fî el ardı: yeryüzünde14.ulâike: işte onlar15.hum-(u): onlar16.el hâsirûne: kendilerine yazık edenler, hüsranda olanlar (kazandıkları pozitif dereceler,
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm

    Hüsranda olanlar Yunus-45'e göre Allah'a ulaşmayı dilemeyen, yalanlayan ve hidayette olmayan, günahları sevaplarından fazla olanlardır. Allah'a ulaşmayı dilemedikleri için mürşidlerine de ulaşmazlar. ve böyle oldukları için de kendilerine düşeni yapmakta, yeryüzünde fesat çıkarmaktadırlar. Allahû Tealâ'nın bir evvelki âyet-i kerimede söylediği dalâlete düşenler fasıklardır hükmü burada bir mânâ ifade etmektedir. Fasıklar, sadece kendilerinin Allah'a ulaşmayı dilemesini değil, başka insanların da Allah'a ulaşmayı dilemelerine mani olmaktadırlar. Bu sebeple üzerlerine vebal alırlar:

    4 / NİSÂ - 167: İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).
    Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah'ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.

    Allah'a ulaşmayı dilememeleri sadece kendileriyle Allah arasındaki bir ilişkidir. ancak başka insanların da Allah'a ulaşmayı dilemelerine ve ruhlarını Allah'a ulaştırmalarına mani olmak yeryüzünde fesat çıkarmaktır. Allahû Tealâ yeryüzünde fesat çıkarmayın diye insanlara farz kıldığı halde bu insanlar fesat çıkarmaktadırlar.

     

     

    Nirvana - 12.09.2011 - 13:41
  4. الَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلاَقُو رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَاجِعُونَ
    Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
    Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O'na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
    1.ellezîne: o kimseler, onlar2.yezunnûne: bilirler, yakîn derecesinde inanırlar3.enne-hum: onların ..... olduğunu4.mulâkû: mülâki olma, kavuşma, ulaşma, karşılaşma5.rabbi-him: (onların) Rab'leri6.ve enne-hum: ve onların ..... olduğunu7.ileyhi râciûne: ona dönecek olanlar
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm

    Allahû Tealâ mürşide ulaşmayı herkesin üzerine farz kılmıştır. Bu bir emirdir. herkes sabırla ve hacet namazını kılarak Allah'tan mürşidini istemek mecburiyetindedir. Allah'a ulaşmayı dilemeyenler, Bakara-45 ve 46. ayetlerin muhtevasına girmezler. onların Allah'tan istiane istemeleri netice vermez. Allah onlara mürşidlerini göstermez. Çünkü gerçekten dilemiş olsalardı Allahû Tealâ bu talebi mutlaka o kişinin kalbinde işitecek, görecek ve bilecekti. Allahû Tealâ, mürşidi sadece huşû sahiplerine gösterir.

    Allah'a ulaşmayı istemiyorsanız huşû sahibi değilsinizdir. Çünkü insanlar Allah'a ulaşmayı dilemezlerse Allah da onları kendisine ulaştırmayı dilemez. Allah hep kalbe bakar. Kalpte böyle bir talep varsa o zaman talebiniz üzerine mürşidi gösterir. Kişi huşû sahibi değilse, Allah'a ulaşacağına inanmıyorsa hiçbir zaman hacet namazı da kılmayacaktır:

    5 / MÂİDE - 35: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
    Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O'nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

    Kim Allah'a ulaşmayı dilerse, o kişi Allahû Tealâ'dan Allah'a ulaştırmaya vesile olacak kişiyi isteyecektir. Devrin imamı vesile değildir, ulaştırandır. Ulaştırma keyfiyetini bu dünya üzerinde gerçekleştirebilen kişi sadece devrin huzur namazının imamıdır. Kim Allah'a ulaşmayı diliyorsa ve ruhunu hayattayken Allah'a ulaştıracağına mutlaka inanıyorsa o kişi huşû sahibidir ve hacet namazını kıldığı gece mutlaka Allah ona mürşidini gösterecektir.

    Hacet namazının ardındaki neticeyi Bakara-46'da açıklıyor: Huşû sahipleri için mürşidlerine ulaşmak zor değildir. Allahû Tealâ onlara mürşidlerini gösterir. Huşû sahiplerinin vasfı ise ölmeden evvel ruhlarını Allah'a ulaştıracaklarına kesin şekilde inanmalarıdır.

    O halde öldüğü zaman kişinin vücudundan ruh çıkmayacaktır; çünkü kişinin vücudunda ruh yoktur. Azrail (A.S)' ın görevini yapması için ruh Allah'ın katından geri gelir. Ve Azrail (A.S)'ın yardımcıları onu alır, tekrar Allah'ın katına çıkarır. Rücu kelimesi ruhun Allah'a geri dönüşüdür.

     

     

    Nirvana - 12.09.2011 - 13:42
  5. وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ
    Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
    Ve sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (Allah'ın kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.” . Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah'tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.
    1.ve len terdâ: ve asla razı olmaz2.an-ke: senden3.el yahûdu: yahudi4.ve lâ en nasârâ: ve hristiyanlar da değil, olmazlar5.hattâ: oluncaya kadar, olmadıkça6.tettebia: sen tâbî olursun7.millete-hum: onların dîni8.kul: de, söyle9.inne: muhakkak ki, hiç şüphesiz10.hudâllâhi (hudâ allâhi): Allah'ın hidayeti, Allah'a ulaşmak11.huve: o12.el hudâ: hidayettir13.ve le in: ve eğer gerçekten olursa14.itteba'te: sen tâbî oldun15.ehvâe-hum: onların nefslerinin istekleri, hevaları16.ba'de: sonra17.ellezî: ki o18.câe-ke: sana geldi19.min el ilmi: (ilimden) bir ilim20.mâ leke: senin için yoktur21.min allâhi: Allah'tan22.min veliyyin: (dostlardan) bir dost23.ve lâ nasîrin: ve yardımcı yoktur, olmaz
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    "Dünya hayatını yaşarken ruhunu Allah'a ulaştıran hidayete erer."

    Hidayet; ruhun Allah'a ulaşarak teslim olmasıdır.

    Ruhun hidayeti (22. basamak), ruhun Allah'a ulaşması; fizik vücudun hidayeti (25. basamak), fizik vücudun Allah'ın bütün emirlerini yerine getirip yasak ettiği hiçbir fiili işlemeyen standartta Allah'a teslim olması; nefsin hidayeti (27. basamak), Allah'ın bütün emirlerini yerine getirip, yasak ettiği hiçbir fiili asla işlemeyecek hale gelerek Allah'a teslim olması iradenin hidayeti (28. basamağın 5. kademesi), iradenin allah'a teslim olmasıdır. Dördünün de hidayeti Allah'a teslim olmalarıdır. İnsan, bunların dördünü de Allah'a teslim etmekle mükelleftir.

    4 / NİSÂ - 58: İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli). İnnallâhe niımmâ yeızukum bihî. İnnallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).
    Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.

    Emanetin sahibi tektir, ama emanet 4 tanedir: Ruh, vech, nefs ve irade.

    Zamanın dîn adamları bu hakikatlerden haberdar olmadıkları için insanları da bunlardan haberdar edemeyeceklerdir.

    Hz. Musa zamanında ona tâbî olanlardan az sayıda insan, Hz. İsa zamanında 12 havarisi, İslâm'da da Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve O'na tâbî olanların hepsi, Allah'ın yoluna girmişler; ruhlarıyla, vechleriyle, nefsleriyle, iradeleriyle Allah'a teslim olmuşlardır. Ancak bugün bu kavimlerin çoğu Allah'a teslim olma kavramını unutmuşlardır.

    İnsanlar Allah'a teslim olmak üzere yaratılmışlardır. Her peygamber zamanında tâbî olanlar Allah'a teslim olmuşlardır. Aradan geçen yüzyıllarda, Allah'ın hakikatlerini iblis devreden çıkarmıştır. Bundan sonra insanlar, dejenere olarak, cehenneme gidecek olan büyük ve Allah'ın mükâfatlarına nail olacak olan küçük bir kesimden ibaret kalmışlardır.

    Peygamberimiz'e tâbî olan Hz. Ali ve Hz. Ebubekir kolundan gelen iki grup insan, asırlar boyunca zincirin halkalarını bugüne kadar ulaştırmışlardır. bugün İslâm'ın içinde küçük bir grup, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbenin yaşadığı İslâm'ı yaşamaktadır. Ne yazık ki Allahû Tealâ'nın katında bu küçük grup dışında olanların kurtulma ümitleri yoktur. Her ümmette küçük bir grup, Allah'ın, peygamberlere verdiği Allah'a teslim olma emrini bugün de gerçekleştirmektedirler.

     

     

    Nirvana - 12.09.2011 - 13:44
  6. الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ
    Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).
    Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O'na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O'na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
    1.ellezîne: o kimseler, onlar2.izâ: olduğu zaman3.esâbet-hum: onlara isabet etti4.musîbetun: bir musîbet5.kâlû: dediler6.innâ: muhakkak ki biz, hiç şüphesiz biz7.lillâhi (li allâhi): Allah için, Allah'a ait8.ve: ve9.innâ: muhakkak ki biz10.ileyhi: ona11.râciûne: dönecek olanlar
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Allahû Tealâ, ruhun Allah'a tesliminden bahsetmektedir. Ruhu ölmeden evvel Allah'a ulaştırmak teslimlerden ilkidir. Allah'a ulaşmayı dilemek ve teslimler üzerimize 12 defa farz kılınmıştır. Huşû sahipleri Allah'a ruhlarını ölmeden evvel yakîn hasıl ederek ulaştıracaklarına ve öldükten sonra da ruhlarının Azrail (A.S) tarafından tekrar Allah'a geri döndürüleceğine kesin şekilde inanırlar.

    İnsanoğlu Allah için yaratılmıştır. Allah için yaratılmak Allah'a teslim olmak için yaratılmak demektir. Ancak teslim olunca yaradılış gayesine uygun hareket edilmiş olur. Ve ruhun Allah'tan geldiğine, mutlaka Allah'a geri dönmesi lâzımgeldiğine inanan insan Allah'ın aslî hedefine ulaşmıştır. Allah için olmak üç vücudu ve iradeyi içine alır. Ruh, fizik vücut, nefs, irade onların yegâne sahibi olan Allah'a teslim edilmek için yaratılmışlardır. İnsan herşeyiyle Allah'a aittir.

    2 / BAKARA - 45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
    (Allah'tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah'a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

    2 / BAKARA - 46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
    Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O'na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

    Bakara-46'daki "emin oluş"la Bakara-157'deki "emin oluş" kesindir. Her ikisinde de insanlar ruhlarını ölmeden evvel, Allah'a ulaştıracaklarına kesin şekilde inanmışlardır. Her iki âyetteki bu kesinliğin sonucunu Bakara Suresinin 157. âyet-i kerimesinde görüyoruz. Eğer bir insan "ben Allah için yaratıldım, ruhumu mutlaka Allah'a ulaştıracağım, bundan eminim" diye bir kesin îmânın sahibiyse, bu kişi mutlaka ruhunu Allah'a ulaştırıp, onlar hidayete erecektir. Çünkü Allah hidayete erenlerin sadece onlar olduğunu, bundan sonraki âyette kesinleştirmiş.

     

     

    Nirvana - 12.09.2011 - 13:45
  7. أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ
    Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne).
    İşte onlar (dünya hayatında Allah'a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab'lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.
    1.ulâike: işte onlar2.aleyhim: onların üzerine, onlara3.salâvâtun: salâvât4.min: den5.rabbi-him: onların Rabbi6.ve: ve7.rahmetun: rahmet8.ve: ve9.ulâike: işte onlar10.hum: onlar11.el muhtedûne: hidayete erenler
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Kim Allah'a ulaşmayı dilerse, göğsünden kalbine yol açılır. Allah onun üzerine rahmet ve fazlını gönderir. Rahmet %2 seviyesinde kalbin içine sızar. Kişi huşûya ulaşır, Allah ona mürşidini gösterir. böyle bir insan, mürşidine ulaştıktan sonra zikir yapmaya başlarsa, onun karşılığında Allah salâvâtla fazlı da, salâvâtla rahmete ilâve olarak gönderir.

    4 / NİSÂ - 175: Fe emmâllezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve faldın, ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen).
    Böylece Allah'a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenleri) ve O'na (Allah'a) sarılanları ise, (Allah) kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, kendisine ulaştıran “Sıratı Mustakîm”e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).

    33 / AHZÂB - 43: Huvellezî yusallî aleykum ve melâiketuhu li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr, ve kâne bil mu’minîne rahîmâ(rahîmen).
    Sizi (nefsinizin kalbini), karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, üzerinize salâvât (vasıtasıyla nur) gönderen, O ve O'nun melekleridir ki O, mü'minlere Rahîm(dir). (Rahîm esmasıyla tecelli eden).

    Böylece salâvâtla rahmet ve salâvâtla fazl olarak iki grup nur kalbe ulaşır. Salâvât, rahmeti de fazlı da taşıyan nurdur. Rahmet ve fazlı Allah'ın katından kalbe kadar getiren salâvât partikülleridir. Bunlar kargo uçaklarıdır.

    Nurlar mührü kalbin alt tarafına doğru indirip zulmanî kapıyı kapatırlar. Kalbin içindeki îmân kelimesinin çekim gücü rahmet, fazl ve salâvât isimli 3 grup nurdan fazılları etrafında toplamaya başlar. İşte bu nefs tezkiyesidir. Nefsin hidayeti ruhun ve fizik vücudun hidayetinden sonra oluşur. İradenin hidayeti ise son hidayettir.

    Nefsin kalbindeki nurlar %51'e ulaştığı zaman ruh, Allah'ın zat'ına vasıl olup, Allah'ın zat'ında ifna olur, yok olur. Böylece kişi Allah'ın ermiş evliyası olmak şerefine ermiştir. Ruh hidayete ermiştir. Salâvâtın da yardımıyla ruh Allah'a teslim olmuştur.

     

     

    Nirvana - 12.09.2011 - 13:46
  8. كَانَ النَّاسُ أُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللّهُ النَّبِيِّينَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَأَنزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ فِيمَا اخْتَلَفُواْ فِيهِ وَمَا اخْتَلَفَ فِيهِ إِلاَّ الَّذِينَ أُوتُوهُ مِن بَعْدِ مَا جَاءتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ فَهَدَى اللّهُ الَّذِينَ آمَنُواْ لِمَا اخْتَلَفُواْ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِهِ وَاللّهُ يَهْدِي مَن يَشَاء إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ
    Kânen nâsu ummeten vâhıdeten fe beasallâhun nebiyyîne mubeşşirîne ve munzirîne, ve enzele meahumul kitâbe bil hakkı li yahkume beynen nâsi fî mâhtelefû fîh(fîhi), ve mâhtelefe fîhi illellezîne ûtûhu min ba’di mâ câethumul beyyinâtu bagyen beynehum, fe hedâllâhullezîne âmenû li mâhtelefû fîhi minel hakkı bi iznih(iznihî), vallâhu yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
    İnsanlar bir tek ümmetti. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler beas etti (gönderdi). Ve onlarla birlikte, insanların aralarında, ayrılığa düştükleri şey hakkında hüküm vermeleri için hak ile kitap indirdi. Kendilerine (apaçık) beyyineler (belgeler) geldikten sonra kendi aralarındaki çekememezlik (ve haset yüzünden) onun hakkında ayrılığa düşenler, kendilerine (kitap) verilenlerden başkası değildir . Bu sebeple âmenû olan (Allah'a ulaşmayı dileyen) o kimselerin, haktan yana ayrılığa düştükleri şeyi (hidayeti) açıklamaları için Allah, Kendi izniyle onları hidayete erdirdi. Ve Allah, dilediği kimseyi Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
    1.kâne: oldu, idi2.en nâsu: insanlar3.ummeten: ümmet, topluluk4.vâhıdeten: bir, tek, bir tek5.fe: o zaman, sonra6.bease: beas etti, hayata getirdi, gönderdi7.allâhu: Allah8.en nebiyyîne: peygamberler9.mubeşşirîne: müjdeleyiciler10.ve munzirîne: ve uyarıcılar11.ve enzele: ve indirdi12.mea-hum: onlarla birlikte, beraber, yanında13.el kitâbe: kitap14.bi el hakkı: hak ile15.li yahkume: hükmetmeleri için, hükmetsin diye16.beyne: arasında17.en nâsi: insanlar18.fî mâ: şey hakkında19.ıhtelefû: ve ihtilâf ettiler, ayrılığa düştükler20.fî-hi: onun hakkında21.ve mâ ıhtelefe: ve ihtilâf ettikleri, ayrılığa düştükleri şey22.fî-hi: onun hakkında23.illellezîne (illâ ellezîne): sadece, ancak o kimseler24.ûtû-hu: ona verildi25.min ba'di: sonradan26.mâ câet-hum: onlara gelen şey27.el beyyinâtu: beyyineler, belgeler28.bagyen: düşmanlık, çekememezlik, haset29.beyne-hum: kendi aralarında30.fe: o zaman, bu sebeple31.hedâ allâhu: Allah hidayete erdirdi32.ellezîne: o kimseler, onlar33.âmenû: Allah'a ulaşmayı dilediler, îmân ettiler34.li mâ ıhtelefû: ihtilâf ettikleri, ayrılığa düştükleri şey için35.fi-hi: onun hakkında36.min el hakkı: haktan37.bi izni-hi: onun izni ile38.ve allâhu: ve Allah39.yehdî: hidayet eder, ulaştırır, iletir40.men yeşâu: dilediği kimseyi41.ilâ sırâtın mustakîmin: Sıratı Mustakîm'e
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm


    Allahû Tealâ'nın indinde hiç değişmemiş olan tek dîn, Allah'a teslim olma dînidir. İslâm kelimesi, teslim olma standardının arapça ifadesidir. hiçbir dîn, farklı bir hüviyet taşımaz. Başka bir dîn olmamıştır, hiçbir zaman da olmayacaktır. Bir tek Allah vardır. İnsanlar tek bir ümmettir. Bütün peygamberler Allah'ın peygamberidir ve Allahû Tealâ hepsine tek bir dîni, Allah'a teslim olma dînini öğretmiş ve başkalarına da öğretmelerini sağlamıştır. Dîn; ruhu, vechi, nefsi ve iradeyi Allah'a teslim etmekten ibarettir.
    • Bütün nebîler resûldür, aynı zamanda nezirdir.
    • Bütün nezirler resûldür ama aynı zamanda nebî değildir.
    • Bütün resûller nezirdir ama aynı zamanda nebî değildir.
    Kur'ân-ı Kerim, kendisinden evvel indirilen İncil'i ve Tevrat'ı Allah'ın mutlak kitapları olarak değerlendirmektedir. Ve orada da Kur'ân-ı Kerim'in indirileceğine, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in peygamber olarak geleceğine dair işaretler vardır. Tevrat da İncil de Kur'ân da birbirlerini tasdik ederler. Tevrat ve İncil değiştirildikleri halde Allah'a teslim olmaya dayalı âyetleri aynen muhafaza etmişlerdir. Allah, Kur'ân-ı Kerimi'yle dîn mensuplarının aralarındaki bütün ihtilâflara çözüm getirmiştir. dîn dostluktur, kardeşliktir, dîn Allah yolunda birleşmektir. Bütün dînlerin içinde, dînlerini gerçek anlamda yaşamayı dileyenlerse sayıları çok fazla olmasa da mutlaka birleşecekler ve tek bir ümmeti bir defa daha oluşturacaklardır. Bu bir dünya asr-ı saadeti olacaktır. Bu âyet-i kerime, geleceğin güneşidir. Geleceğin hakka ters düşen, gerçekdışı bütün olgularını yok edecek temel hükümleri bu âyettir. ve her dînden Allah'a gerçek anlamda teslim olmayı dileyip de teslim olan küçük bir kısmı ve teslim olma yolunda olanları birleştirebilecek olan temel hükümlerin kaynağı bu âyettir.

     

     

    Nirvana - 12.09.2011 - 13:47
  9. وَلاَ تُؤْمِنُواْ إِلاَّ لِمَن تَبِعَ دِينَكُمْ قُلْ إِنَّ الْهُدَى هُدَى اللّهِ أَن يُؤْتَى أَحَدٌ مِّثْلَ مَا أُوتِيتُمْ أَوْ يُحَآجُّوكُمْ عِندَ رَبِّكُمْ قُلْ إِنَّ الْفَضْلَ بِيَدِ اللّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاء وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
    Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
    Ve (Ehli Kitap): “Sizin dîninize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah'a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi'dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir).
    1.ve lâ tu'minû: inanmayın, îmân etmeyin2.illâ li men: o kimseden başka3.tebia dîne-kum: sizin dîninize tâbî oldu, uydu4.kul: de, söyle5.inne el hudâ: muhakkak ki hidayet (Allah'a ulaşmak)6.hudâ allâhi: Allah'ın hidayetidir (Allah'ın Kendisine ulaştırmasıdır)7.en yu'tâ: verilmesi8.ehadun: bir kimse, bir başkası9.misle: benzer10.mâ ûtîtum: size verilen şey11.ev yuhâccû-kum: yoksa onlar sizinle çekişiyorlar mı12.inde rabbi-kum: Rabbiniz'in huzurunda13.kul: de, söyle14.inne el fadla: muhakkak ki fazilet15.bi yedi allâhi: Allah'ın elinde16.yu'tî-hi: onu verir17.men yeşâu: dilediği kimseye, dilediğine18.ve allâhu vâsiun: ve Allah Vâsi'dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar)19.alîmun: en iyi bilendir
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Size verilenin bir benzeri, yani sizin peygamberinize nasıl Tevrat verilmişse ey yahudiler, sizin peygamberinize nasıl İncil verilmişse ey hristiyanlar, bu devrin peygamberine de Kur'ân-ı Kerim verilmiştir.

    Kim Allah'a ulaşmayı dilerse Allah onu işitir, bilir ve görür. Kişinin üzerinde Rahman esmasıyla tecelliye başlar, 12 ihsan verip, onu mutlaka mürşidine ulaştırır. Kişi nefs tezkiyesine başlar. İşte o zaman Allah o kişinin zikir yapması sebebiyle ona salâvâtla fazlını göndermeye başlar. Öyleyse fazl Allah'ın elindedir. Çünkü herkese vermez. Sadece Rahîm esmasını kullandığı insanlar için geçerlidir.

    Öyleyse bu sonuca dikkatle bakın. Burada Allahû Tealâ'nın bir güzelliği var. Rahmeti ve fazlı bir ayrı dizayn içinde Allahû Tealâ işaret ediyor. Kim Allah'a ulaşmayı dilerse, Allah ona Rahman esmasıyla tecelliye başlıyor. Kişi mürşidine ulaştıktan sonra, Allah'ın elinde olan fazl artık o kişiye verilmeye başlanmıştır. Bir kişi Allah'a ulaşmayı dilememişse fazlın onun iç dünyasında hiçbir faydası olmaz, çünkü fazl o kişinin içine hiçbir şekilde giremez. Kişinin göğsünden kalbine yol açılmamıştır. Birincisi kişinin kalbi mühürlüdür. İkincisi o kişi sabahtan akşama kadar 24 saat zikir yapsa, kalbine bir damla nur girmesi mümkün değildir. Allah'ın elinde olan fazl kişiye gönderilmez, çünkü o kişi ona ehil değildir.

     

     

    Nirvana - 12.09.2011 - 13:48



Benzer Konular

  1. Abdülhamid'in Ermeni Meselesiyle İlgili Açıklamaları
    Konuyu Açan: Dilara66-Gülümcan, Forum: Osmanlı Tarihi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 15.11.2011, 23:00
  2. Ezanla İlgili Hadisler ve Açıklamaları
    Konuyu Açan: Şayeste, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 04.06.2010, 02:16
  3. Şer İle İlgili Ayetler
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 03.01.2010, 14:16
  4. Sağ İle İlgili Ayetler
    Konuyu Açan: MiSS-FENER, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 26.12.2009, 23:36
  5. Hidâyet İle İlgili Ayet ve Hadisler
    Konuyu Açan: byHaktan, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 12.06.2009, 03:51

copyright

Soru Cevap

grafimx