Peygamber Efendimiz Gibi Çalışmak

  1. Hz. Peygember gibi çalışma


    Register

    Allah Resûlü Muhammed (a.s.) gerek sözü ile, gerekse yasantisi ile insanliga örnek olmustur. Çalisma ve gayret konusunda da onun pek çok ibretli sözü mevcuttur. Fakat bu hususta bizzat yasayarak anlatmak istedikleri, sözlerinden çok daha fazladir. Çünkü o, yapmadigini söylemez; bir seyi tavsiye veya emretmisse, muhakkak kendisi tatbik eder ve öyle söylerdi. Bu sebeple Resûlullah (a.s.) her konuda oldugu gibi çalisma konusunda da en güzel örnek sahsiyeti (üsve-i hasene) temsil etmektedir.

    Hz. Peygamberin (a.s.) hayati çalismakla geçmistir
    Resûlullah Efendimiz (a.s.), çalismaya çocuklugundan itibaren baslamistir; çocuklugunda süt annesi Halimenin koyunlarini otlattigi gibi, daha sonra da Mekkeye ücret karsiligi Kureysin koyunlarini gütmüstür. O çobanlik yaptigini söyle anlatmaktadir: Mûsa (a.s.) koyun çobani iken peygamber olarak gönderildi. Dâvûd (a.s.) da koyun çobani iken peygamber olarak gönderilmistir. Ben de Ecyada ailem için koyun güdüyordum.Ayrica o, koyun gütmeyen hiç bir nebî olmadigini da haber vermis, kendisine siz de güttünüz mü? denildiginde evet ben de güttüm demistir.

    Dokuz, on yaslarindan itibaren amcasi Ebû Tâlible birlikte Sama giden ticaret kervanlarina katilan Hz. Peygamber (a.s.), gençliginde ticaret yapmis, onun ticaretteki dürüstlügünü gören Hz. Hatice (r.a.), kendisiyle evlenmis, daha sonra da islerini ona havale etmistir.

    Peygamberlik verildikten yaklasik on üç sene sonra, kavminin baskilari sonunda Mekkeden hicret ederek Medineye yerlesmek zorunda kalan Allah Resûlü (a.s.), sahâbesini mescid yapimina tesvik etmis ve bu mescidin insasinda bizzat kendisi de çalismistir. Temeli taslarla, duvarlari kerpiçle örülen mescidin insasi sirasinda Peygamber Efendimiz (a.s.) bizzat çalismis, çalisirken de:
    Tasidigimiz su yük ey Rabbimiz!
    Hayberin yükünden daha hayirli, daha temiz
    Yâ Rab! Hayir, ancak Ahiret hayri!
    Muhâcire Ensar sen aci! seklinde recezler söylemistir. Onun yoruldugunu gören bir sahâbî, Yâ Rasûlallah! onu bana ver ben tasiyayim dediginde ise, elindeki kerpiçi vermemis, sen de bir baskasini al, tasinbuyurmustur.
    Diger taraftan o, evinde de bos durmamis, hanimlarina yardimci olmus, evde kendine düsen görevleri fazlasiyla yapmistir. Zaman zaman süpürgeyi ellerine alip, odasini temizlemis, keçilerini o gül kokulu elleriyle sagmistir. Yeri geldiginde sabahlari hanimlarina ugrayip, siparislerini ögrenerek, çarsiya çikip evinin ihtiyaçlarini bizzat temin etmistir. Nitekim Hz. Aiseye (r.a.), Resûlullahın (a.s.) evde ne yaptigi soruldugunda o söyle anlatmistir: Allah Resûlü ayakkabisini diker, elbisesini yamar, koyunlari sagar... kisaca sizler evde neler yapiyorsaniz onlari aynen yapardi. Ayrica Allah ResûlüNün (a.s.) Medinede Hendek savasi sirasinda sehrin etrafina hendek kazilmasina bizzat istirak ettigi ve balyozla tas kirdigi da bilinmektedir.
    Tembellikten Allah'a siginan peygamber
    Hz. Peygamber (a.s.), bos duranlari sevmez, kendisi de bosa vakit geçirmekten son derece endise ederdi. Nitekim o, vaktini bosa geçirenleri sevmedigini, insanlarin çogu sihhatin ve bos vaktin kiymetini bilmezler ve ..Hastaligin için sihhatinden, ölümün için hayatindan istifade et. Vaktini bos geçirme sözleriyle ifade etmis, mahser günü kisinin, ömrünü nerede harcadin, gençligini nasil tükettin gibi sorulara muhatap olacagini haber vererek zamanin en iyi bir biçimde degerlendirilmesini tesvik etmistir. Diger taraftan Kiyamet koparken sizden biriniz elinde bir hurma fidani bulunursa, sayet ölmeden önce onu dikmege güç yetirebilirse onu diksin buyurarak çalismayi ve hayirli islerden geri kalmamayi anlatmak istedigi görülmektedir.

    Diger yandan vakit nakittir anlayisiyla her an bir isle mesgul olmaya tesvik eden Hz. Peygamberin (a.s.), Insanlarin en hayirlisinin insanlara en çok faydasi dokunani oldugunu belirtmesi, kendisi için çalismanin ötesinde insanlik için, baskalari için çalismayi her türlü ibadetten üstün kabul eden bir görüsü temsil etmektedir. Ayrica o, oki günü müsâvî olan zarardadir ilkesiyle hareket ederek, insanlarin her geçen gün ilerleme kaydetmelerine ve üretken olmalarina önderlik etmistir. Çalismamak ve yeni bir sey ortaya koymamak onun hayatinda rastlanmayacak bir durumdur. Tembellikten o kadar korkuyordu ki, dualarinda dahi bu mezmum sifattan korumasi için Allah yalvariyor ve onun yardimini istiyordu; Hz. Peygamber (a.s.) tembellikten Allah'a siginir ve söyle dua ederdi: Allahim! Tembellikten ve borçlu olmaktan sana siginirim. Yalanci Deccâlın fitnesinden sana siginirim. Cehennem azabindan da sana siginirim.

    Resûlullah (a.s.), dilenen kimseleri sevmezdi
    Allah Resûlü (a.s.), dilenenleri asla sevmezdi. Çünkü o, çalisan ve üretenin, çalismayarak parazit ve asalak olarak yasayanlara üstünlügünü çok iyi biliyordu. Bir gün bir dilenci yardim istemek için Hz. Peygamberin (a.s.) yanina geldi. Allah Resûlü (a.s.) eli ayagi düzgün, güçlü kuvvetli bu adama çalissana buyurdu. Adam nasil çalisacagini sorunca, Resûlullah (a.s.) su cevabi verdi: Sizden birinizin ipini alip da daga gitmesi ve arkasina odun demeti yüklenip getirerek onu satmasi ve Cenâb-i Hakkın bu sûretle o kimsenin onurunu korumasi, istedigi verilse de verilmese de halktan dilenmesinden daha hayirlidir.

    Allah Resûlü (a.s.) ne sadece dünya için, ne de yalniz Âhiret için çalismayi yeterli görürdü. O ancak hem dünya, hem de Âhiret için çalismayi tavsiye eder, bunlardan birini ihmâl ederek yasayanlari ve baskalarina yük olanlari hos karsilamazdi. Nitekim bu konuda söyle demektedir: Ahireti için dünyasini, dünya için de Âhiretini terkeden de hayir yoktur. Her ikisi birlikte lazimdir. Insani Âhirete ulastiran dünyadir. Baskalarina yük olmayiniz!

    Hz. Peygamber (a.s.), helâlinden kazanmayi, baskalarina yük olmamayi, Helâl rizik aramak her müslümana vâciptir sözleriyle açiklamaktadir. Ayrica o, kisinin çalismasinin kutsal oldugunu su sözleriyle ifade etmektedir: Kim bizzat çalisarak yorgun aksamlarsa, o magfiret olunmus olarak aksama erer.

    efendilik halka hizmettir anlayisi
    Hz. Peygamber (a.s.) bir gün bir mecliste arkadaslarina ayakta su dagitiyordu. O sirada içeri yabanci biri girdi ve bu toplulugun efendisi kimdir? diye sordu. Allah Resûlü (a.s.) o adama bakarak Bu toplulugun efendisi (su anda) onlara hizmet edendir(Seyyidü�-kavmi hâdimühüm) buyurdu.

    Baska bir zaman bir yolculukta arkadaslariyla koyun pisireceklerdi. Biri kesmesi benden dedi; digeri, yüzmesi bana ait; üçüncüsü de, pisirmesi bana ait olsun dedi. Resûlullah Efendimiz de (a.s.), halde odun toplamak da bana ait olsun buyurdular. Çünkü o, krallar gibi tahtinda sefa sürmek yerine, insanlar arasinda yasamayi, onlara her halükarda yardimci olmayi tercih ederdi. Bu nedenle her vesileyle kendisinin de onlardan biri oldugunu beyan ederdi. Nitekim bir defasinda çarsida esnaf arasinda gezerken Dogru tart, müsteri tarafini agir yap diye ikaz ettigi biri, elini etegini öpmek istemis, o bunun üzerine cemler krallarina böyle yaparlar. Ben kral degilim, sizden birisiyim diyerek o adama mani olmustur. Bir baska seferde karsisinda titreyen bir bedeviye, nasi kurutulmus et yiyen bir insandan ne diye korkarsin buyurmustur.

    Güçlü müMin zayif müMinden hayirlidir
    Allah Resûlü (a.s.), Kuvvetli mümin zayif müminden hayirlidir buyurarak çalisip kazanmayi, her bakimdan sihhatli ve güçlü olmayi önermektedir. Veren el, alan elden daha üstündür ilkesiyle de üretken ve hayir sahibi insanlarin, tüketen ve baskalarina bagimli olarak yasayan insanlardan daha makbul oldugunu ifade etmektedir.

    O ki kimseye gipta edilir, biri Allahın kendisine ilim verdigi ve o ilimle âmil olan kisi, digeri de Allahın kendisine mal verdigi ve o mali hayra sarf eden kisidir. Ayrica dogru ve güvenilir bir tüccar, nebîlerle, siddiklarla ve sehidlerle birlikte hasrolunacaktir hadis-i serifleriyle de hayir sahibi zenginlere ve baskalarina yarari dokunan kimselere müjde vermektedir.

    Hz. Peygamber (a.s.), on sene kadar kisa bir süre yasadigi Medînede -üstelik bu süre zarfinda yirmi yedi savasa katilmistir. - bir ömre sigdirilamayacak kadar çok önemli isler basarmistir. Allah Resûlü (a.s.) devlet yönetimi, risâlet vazifesi, insanlarin egitimi gibi çok zor isleri arasinda diger vazifelerini ve ibadetlerini aksatmak söyle dursun, aksine geceleri kimi zaman topuklari sisinceye kadar namaz kilar, Cenâb-i Hakk tazarru ve niyazda bulunurdu. O kadar çok ibadet ederdi ki, kendini niçin bu kadar yoruyorsun, halbuki senin gelmis geçmis bütün günahlarin affolunmustur Yâ Resûlallah diyen zevcelerine, Allah bana bunca nimetini bahsetmisken ben Allah sükretmeyeyim mi?seklinde karsilik verdigi görülmektedir.

    Sonuç olarak ifade etmek gerekirse, hayatini insanligin hizmetine adayan Allah Resûlü (a.s.), gerek maddî alanda, gerekse mânevî cephede olaganüstü bir gayret sarfederek, mükemmel bir çaliskanlik örnegi sergilemistir. Dolayisiyla bu güzîde sahsiyetin ümmetine düsen görev, özüyle, sözüyle çok çaliskan olan peygamberlerine benzemeye çalismak, onun bizzat yasayarak gösterdigi istikamette ilerlemek olmalidir.


    Doç.Dr. Mustafa Karataş

     

     

    AYIŞIĞI - 22.03.2010 - 19:55



Benzer Konular

  1. Hz. Peygamber ve Çalışmak
    Konuyu Açan: SU-PERISI, Forum: İslam Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 27.12.2010, 17:37
  2. Peygamber Efendimiz'den Dua
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Dualar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 30.10.2010, 22:36
  3. Peygamber Efendimiz'den Nasihatler
    Konuyu Açan: 1sidelya, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 15.03.2010, 22:37
  4. Peygamber efendimiz ve medeniyet
    Konuyu Açan: eskitoprak, Forum: İslam Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08.12.2008, 17:35
  5. Hz.Peygamber Efendimiz
    Konuyu Açan: eamane, Forum: Ramazan.
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj : 17.07.2008, 14:27

copyright

Soru Cevap