Tağut İle İlgili Ayet ve Hadisler

  1. Tağut İle İlgili Ayet ve Hadisler - Ayet - Hadis - Tağut Nedir?

    Azgın, sapık, kötülük ve sapıklık önderi, zorba, şeytan, put, puthane, kâhin, sihirbaz. Allah'ın hükümlerine sırt çeviren kişi ve kuruluşların tümü.
    Arapça "Teğa" kökünden türetilmiş olup kelimenin masdarı olan "Tuğyan" Allah Teâlâ'ya isyan etmek anlamına gelmektedir.

    Allah'ın indirdiği hükümlere muhalif olan ve onların yerine geçmek üzere hükümler icad eden her varlık tağuttur.

    Tağut, Allah (c.c)'a karşı isyan etmekle beraber O'nun kullarını kendisine kul edinmek gayretinde olandır.
    Bu ise şeytan, papaz, dinî veya siyasî lider veyahut da kral olabilir
    Bu sebepten dolayı bir insanın müslüman olabilmesi için tağutu reddetmesi gerekmektedir.

    Tağut kelimesi aslında çoğul manâsı taşımaktadır.
    Çünkü Allah (c.c)'ı inkâr eden, bir yerine birçok tağutun kulu olur.
    Bunlardan bir tanesi insanı çeşitli günahlara yönelten şeytandır.
    Diğeri, insanı ihtiras ve arzularının esiri kılan kendi nefsidir.
    Kezâ karısı, çocukları, hısım ve akrabaları, ailesi, arkadaşları ve milleti ile
    siyasî ve dinî liderleri ve hükümetleri gibi diğerleri de bulunmaktadır.
    Bütün bunlar o kimse için birer tağut olur ve o kişiyi kendi arzu ve
    ihtiraslarına esir etmek isterler. Bu pek çok efendilerin kulu olan kimse,
    tatminine bir türlü imkân olmayan bu tağutlardan her birini ayrı ayrı
    memnun etmek hayaliyle ömrünü boşa tüketir.
    (Mevdudî, Tefhimu'l-Kur'an, Terc. Heyet, İstanbul 1986, I, 176)

    Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerîm'de:
    "Andolsun ki biz her kavme "Allah'a ibadet edin, tağuta kulluk etmekten kaçının " diye (tebliğ yapması için) bir peygamber göndermişizdir"(en-Nahl, 16/36)

    "İman edenler Allah yolunda cihad ederler, kâfirler ise tağut yolunda savaşırlar"(en-Nisa, 4/76)
    ayetleriyle müminlere tağut hakkında bilgi vermekte ve tağuta karşı takınmaları gereken tavrı açıklamaktadır.
    Alimler de tağut hakkında, ayet ve hadislerden çıkardıkları deliller çerçevesinde yaptıkları yorumlarla bu kavramı tefsir etmektedirler.

    Bugün yeryüzünde yürürlükte olan rejimlerin hepsi, beşerî rejimlerdir ve hükümlerini kendileri koymaktadırlar.
    Dolayısıyla da Allah (c.c)'ın hükümlerine muhalefet etmektedirler.
    O halde bu rejimlerin hepsi "tağut" olarak isimlenir.
    Hatta kitlelere "en cazip ve hüsn-ü kabul gören bir rejim" olarak tanıtılan demokratik ve lâik rejimler de tağut hükmündedir.

    Her ne şekilde olursa olsun, insanlar tarafından konulmuş ve Allah (c.c)'ın hükümlerine muhalefet eden hükümler "tağut" olarak isimlendirilirler.

    Allah Teâlâ (c.c) Kur'an-ı Kerîm'de; "Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilen kitaplara iman ettik diye boş iddialarda bulunanlara bakmaz mısın? Onlar tağutun huzurunda muhakeme olmak (hükümlerine boyun eğmek) istiyorlar. Halbuki tağutu inkâr etmekle (tekfir etmekle, lânetlemekle) emrolunmuşlardı. Şeytan onları uzak bir sapıklığa saptırmak ister"(en-Nisa, 4/60) buyurmaktadır.

    Bir kişi Allah (c.c)'a, peygamberlere, ahiret gününe, meleklere,
    kitaplara ve inanmakla mükellef olduğu bütün hususlara inandığını açıklasa,
    fakat demokratik, lâik, sosyalist, kapitalist vb. rejimlerden herhangi birinin
    hükümlerini kabul edip itaat ederse o kimsenin irtidadına (dinden çıktığına) hükmedilir.
    Zira insanları yaratan Allah Teâlâ'dan başkası, insanların nasıl idare olunacağı
    hususunda ve onların sosyal yaşamlarına yönelik hükümler koyma yetkisine
    sahip değildir. Çünkü hüküm koyan insan, o hükme tâbi olmasını istediği
    insanlardan üstün ve herhangi bir ayrıcalığa sahip değildir.
    Allah Teâlâ katında üstünlük, sadece takva iledir.
    Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ;
    "Şüphesiz ki sizin Allah katında en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır"(el-Hucurat, 49/13) buyurmaktadır.

    Kendisinde böyle yetkiler gördükten sonra, Allah Teâlâ'nın indirdikleriyle
    hükmetmeyip, heva ve hevesleri doğrultusunda hükümler koyanlar aynı
    zamanda "ilahlık" iddiası içindedirler.
    Dolayısıyla Allah Teâlâ'nın hükümleri dışında hüküm koyanlar ve
    o hükümlere tâbi olanlar da, tevhid akîdesinin dışına çıkıp kâfir olurlar.
    Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de:
    "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar, kâfirlerdir."(el-Maide, 5/44) buyurmaktadır.

    Tağutların hükümlerine göre yönetilen beldeler "Dâr'ul-Harp" durumundadırlar.
    Tağutun hüküm sürdüğü beldelerde yaşayan bütün müminlerin,
    din Allah'ın oluncaya, Allah'ın indirdikleriyle hükmedilinceye kadar
    cihad etmeleri farzdır.
    Bu cihaddan kaçıp, tağutun hükmüne razı olanlar ise, ister bilerek, ister bilmeyerek yapsın, kâfir olma durumundadırlar.

    Allah Teâlâ (c.c) bu hususta;
    "İman edenler Allah yolunda cihad ederler, küfredenler ise tağut yolunda savaşırlar"(en-Nisa, 4/76)
    buyurmakta ve müminin tağut karşısındaki yerini belirlemektedir.

    Allah Teâlâ, Âdem (a.s)'dan, Resulullah'a (s.a.v) kadar bütün peygamberleri,
    insanları Tevhid'e, yani Allah'ın varlığına ve birliğine, ortağı olmadığına
    inanmaya; O'nun koyduğu hükümleri kabullenmeyerek kendi heva ve
    heveslerine göre hüküm koyma isteğinde olan "tağut"a karşı savaşmaya
    ve tağut kapsamına giren her şeye kulluk etmekten kaçınmaya çağırmaları için göndermiştir.

    Nitekim Allah Teâlâ bu hususta;
    Andolsun ki biz her kavme, "Allah'a ibadet edin, tağuta kulluk etmekten kaçının" diye (tebliğ yapması için) bir peygamber göndermişizdir"(en-Nahl, 16/36) buyurmaktadır.

    Bu tağutlar İbrahim (a.s) döneminde Nemrut, Mûsa (a.s) döneminde Firavun,
    Resulullah (s.a.v) döneminde de Ebu Cehil, Ebu Leheb gibi Daru'n-Nedve'nin
    ileri gelenleri ve puta tapan şahsiyetleri olduğu gibi, diğer peygamberler
    döneminde de, kendilerine gönderilen peygamberlerin getirdiği tevhid
    akidesini inkâr edip, atalarından kalan inançları devam ettirme inatçılığı
    gösteren puta tapan kavimler olmuşlardır. Günümüzde de heva ve
    hevesleriyle hükümler koyan ve o hükümleri insanlara dayatan meclisler,
    hükümetler, devletler vb. gibi kurum ve kuruluşlar da bu tağutlardandır.

    Gelen peygamberler, gönderildikleri kavimleri tevhid'e çağırdılar.
    Tapmaya devam edegeldikleri putlarının kendilerine ne bir fayda,
    ne de bir zarar veremeyeceklerini açıkladılar.
    Ancak pek azı müstesna olmak üzere, çoğunluğu peygamberleri yalanladılar,
    hatta öldürdüler.
    Allah Teâlâ'ya yönelecekleri yerde, atalarından devraldıklarını ileri sürdükleri tağuta yöneldiler.
    Allah Teâlâ bu inkârcı kavimler hakkında;
    "Onlara: «Allah'in indirdiğine uyun.» denildiğinde, «Hayır, atalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona uyarız.» dediler. Ya ataları birseye akıl erdirememiş ve doğruyu seçememiş idiyseler?"(Bakara 170)
    uyurmakta ve nasıl bir çıkmazda olduklarını açıkça gözler önüne sermektedir.

    Tağutların devri kapanmış değildir.
    Peygamber bulunsun veya bulunmasın, her dönemde tağutlar varlıklarını korumuşlardır.
    Tağut, sadece eski kavimlerde ortaya çıkıp yaşama imkânı bulan bir güç değildir.
    Tağut, bugün de müslümanın en büyük düşmanıdır.
    Tağut, devlet sistemlerini, ahlâki değerleri ele geçirmiş ve onları müslümana zarar verecek bir hale dönüştürmüştür.
    Kısaca tağut, müslümanı dört yanından kuşatmış bulunmakta ve müslümana hayat hakkı tanımamaktadır.

    Müslüman Allah'ın hükümleri doğrultusunda yaşamak,
    O'nun koyduğu hükümler dışında konulan bütün hükümleri reddetmek,
    İlâhlık taslayan bütün güçleri yok etmek için çalışmakla mükelleftir.
    Şu bir gerçektir ki, Allah (c.c)'a iman edenler,
    O'nun yolunda tağutla savaşmak zorundadırlar.
    Çünkü tağut bir mümin için her şey demek olan imanını çiğnemek,
    ona hayat hakkı vermemek ve Allah'ın hükümlerini iptal edip,
    kendi heva ve hevesleri doğrultusunda hükümler koymak amacındadır.
    Nitekim Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerîm'de;
    "İman edenler Allah yolunda cihat ederler, küfredenler ise tağut yolunda savaşırlar"(en-Nisa, 4/76)

    Resulullah (s.a.v) de tağut hakkında bir hadis-i şerifinde;
    "Her kim (tağuta karşı) cihad etmeden ve onunla mücadele (ederek Hakk'ı hakim kılma) arzusunu ruhunda duymadan ölürse, nifaktan bir şube üzerinde ölür" buyurmaktadırlar." (Muhtasar Sahih-i Müs-lim, Hafız Münzirî, Hd. No: 103)

    Bu ayet ve hadis, bir müminin tağuta karşı takınması gereken tavrı en anlaşılır şekilde ortaya koymaktadır.
    Bir mümin; camileri-nin ibadete açık olmasına izin veren, insanları dini inançlarında özgür bıraktığını iddia eden rejimlere karşı çok dikkatli olmak zorundadır.
    Bugün bu rejimler, İslâm dünyası için büyük bir tehlike arzetmektedirler.
    Bu rejimlerin hepsi tağuttur.
    Çünkü apaçık ortadadır ki Allah'ın indirdikleriyle hükmetmemektedirler.
    İnsanları kendi heva ve hevesleri doğrultusunda çıkarmış oldukları hükümlerle idare etmektedirler.
    Allah'ın hükümlerini, ortaçağ insanına hitab edebilen, sınırlı, bugünün gelişen
    ve düşünen insanının gerisinde kalmış hükümler olarak kabul etmektedirler.

    Bir mü'min, tağutu, yani Allah Teâlâ'nın emirleri ve yasakları ile
    çatışan nefsini, diğer şahısları, önderleri, rejimleri ve ilkeleri red etmedikçe,
    hakimiyetin yalnız Allah'a ve O'nun düzeni olan İslâm nizamına ait olduğunu
    kabullenmedikçe imanın sembolü olan tevhid kulpuna yapışamaz.
    Allah Teâlâ bu konuda da şöyle buyurmaktadır:
    "Dinde zorlama yoktur.Hakikat, iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır.Artık kim tağutu inkâr edip de Allah'a (O'nun kanunlarına) iman ederse, muhakkak ki kopması (mümkün) olmayan en sağlam kulpa sarılmıştır. Allah işiten ve bilendir."(Bakara, 2/256)

    Dolayısıyla insanlar için iki yol vardır.
    Birincisi: Allahu Teâlâ (c.c)'ya iman etmek ve her türlü ilişkileri (hayatını) İslâm'ın hükümlerine göre değerlendirmek;
    ikincisi, tağuta kalben teslim olmak (iman etmek) suretiyle hevâ ve heveslerine göre yaşamak!..
    Bu iki inanç ve yaşama biçiminin dışında üçüncü bir durumdan söz etmek mümkün değildir.
    İnsanlar kendi iradeleri ile, bu iki yoldan birisini tercih etmekte serbesttirler.Buna "Kesb" (kendi kazancı) denilir.
    İmam Taftazânî, "İnsanların sevap ve mükâfat almaya, ceza ve azab görmeye esas teşkil eden ihtiyari fiilleri vardır."
    (Taftazanî, Şerhu'l Ahaid, İstanbul 1980, s. 196)
    diyerek, bu konuda herhangi bir zorlamanın olmayacağına işaret etmiştir.

    Allahü Teâlâ'nın hükümlerini bir kenara bırakarak, Tağut'un huzurunda muhakeme olmak ve onun hükümlerine boyun eğmek, küfrü tercih etmek demektir.
    Nitekim Kur'an-ı Kerim'de:
    "Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilen kitaplara iman ettik diye, boş iddialarda bulunanlara bakmaz mısın?Onlar Tagut'un huzurunda muhakeme olmak (hükümlerine boyun eğmek) istiyorlar.Halbuki Tağut'u inkâr etmekle (tekfir etmekle, lânetlemekle) emrolunmuşlardı" (en-Nisa 4/60) buyurulmuştur.

    Bu ayette Tağut'un hükümlerine boyun eğen ve kalben razı olanların, iman iddialarının boş olduğu ifade edilmektedir.
    İbn-i Kesir bu ayetin tefsirinde "Allahü Teâlâ Tağut'un hükümlerine kalben teslim olanların iman iddialarını red etmektedir" diyerek, meselenin özüne işaret eder.
    (İbn Kesir, Tefsir, Beyrut 1969, I, 519)

    Tağutî güçler; Allahu Teâlâ'nın arzında, O'nun hükümlerine karşı tuğyan eden ve insanların üzerinde ilâhlık iddiasında bulunan otoritelerdir.
    Bunlarla sürekli olarak savaşmak farzdır.
    Bununla ilgili olarak,
    "İman edenler; Allah Teâlâ'nın yolunda cihat ederler.Küfredenler ise, Tağut yolunda savaşırlar.Öyle ise; şeytanın dostlarıyla (Tagut güçlerle) savaşınız.Şüphesiz ki, şeytanın hilekârlığı zayıftır" (en-Nisa, 4/76) buyurulmuştur.
    Bir mümin Tağutî güçlerle savaşmanın farz olan bir ibadet olduğunu bilmek mecburiyetindedir.
    Bu Kelime-i Tevhid'in tabii bir sonucudur.

    Allahû Teâlâ'nın hükümlerine karşı tuğyan eden siyasi otoriteler insanları, dalaletin karanlığına doğru çekerler.
    Hem bu dünyada, hem de Ahirette işkenceye ve azaba uğramalarına sebep olurlar.
    İslâm dininin hükümlerini inkâr eden bütün ideolojiler Tağut hükmündedir.
    Kur'an-ı Kerim'de;
    "Allah, iman edenlerin velisidir (yardımcısıdır).Onları karanlıktan (kurtarıp) nura çıkarır. Küfreden-lerin velisi ise Tağut'tur.O da kendilerini nurdan (ayırıp) karanlıklara çıkarır.Onlar (Tağut ve ona tabi olanlar) Cehennemin arkadaşlarıdır. Onlar orada, bir daha çıkmamak üzere ebedi kalıcıdırlar" (el-Bakara, 2/257) buyurulmuştur.

    Günümüzde Allahü Teâlâ'nın indirdiği hükümleri bir kenara bırakarak, "Hakimiyet kayıtsız ve şartsız insanındır" sloganına sarılan ve insanların çoğunun rızasına göre kurulduğu iddia edilen siyasî otoriteler, iktidar haline gelmişlerdir.
    Bu siyasi otoritelerin Tağut hükmünde olduğu asla unutulmamalıdır.
    Daha açık bir ifade ile İslâm nizamının dışındaki bütün sistemler "Tağuti" özellikleri taşırlar.
    Kelime-i Şehadet getiren ve günde beş vakit ezânı dinleyen her mükellef bu mahiyeti asla unutmamalıdır.
    İnsanları Tağutî güçlere karşı cihada teşvik etmeyen ve bu uğurda gayret sarfetmeyen kimseler ne kadar ilim sahibi olursa olsunlar, kat'iyyen âdil ve müslüman değildirler.
    Olsa olsa onlar ancak Bel'âm'dırlar.
    Dolayısıyla onların fetvaları ile amel edilemez.

     

     

    byHaktan - 09.06.2009 - 17:26
  2. .

     

     

    megalanya - 08.03.2010 - 23:13
  3. İzmlerin hepsi tağuti sistemlerdir.Hepsi de Allah'a isyan ve tuğyandır...İşte tağuti sistemler;

    1- Siyonizm
    2- Komünizm
    3-Sosyalizm
    4- Kapitalizm
    5-Darwinizm
    6- Ateizm
    7-Emperyalizm
    8-Feminizm
    9-Laisizm
    10-Kemalizm'
    dir..Kim bunlardan birini kabul ederse İslam yolundan çıkmış olur..

    İslam'dan başka bütün yollar batıldır, yok olmaya mahkumdur...İslam, yegane cihan şümul bir dindir.Hem İslam'ı kabul etmek hem de yukarıda ki izmleri kabul etmek bir müslümana asla yakışmaz.Kıyısından köşesinden İslam'ı kabul etmek te olmaz.İzmlerin hepsini veya birini seçmek onun dini demektir...İslam Dini Allah'ın yoludur..

    ALİ İMRAN SURESİ; AYET:85 - "Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır."

    İslam, kayıtsız şartsız tam teslimiyet göstererek kabul edilmelidir...

     

     

    Terakkiperver - 09.03.2010 - 01:00
  4. hakimiyet kayıtsız sartsiz milletin: demek o zaman ıslami kurallara göre küfürdür

     

     

    a-yan - 11.03.2010 - 13:32
  5. Hakimiyet, kayıtsız şartsız Allah'ındır.O'nun dediği olur.Esas sözün gerçeği budur.İnsanoğlu kainata hükmedemez.Çünkü böyle bir yetki verilmemiştir.Kıyamet gününde de hüküm Allah'ındır.

    Türkiye'de ki hükümler gariban millete verilir.Ergenekoncu ve din düşmanları hükmü verirler müslümanda bunu yapar .Böylelikle o müslümanlar da bu hükümlere uymuş olur.Hem sonra da zengin ve tuzukurular verilen bu hükümlerin dışındadırlar.
    İşte, Türkiye'nin acı gerçeği bunlardır.

    Hüküm vermeyle ilgili ayetler:

    Bu kâinatta hüküm; "Yalnız Allah'ındır" (Yûsuf, 12/40, 67); ''Hüküm O'nundur" (el-Kasas; 28/70, 88); ''Artık hüküm yüce ve büyük Allah'ındır" (el-Mü 'min, 40/12); "Hüküm vermek Allah'a âittir" (es-Sûrâ, 47/10), "Hüküm veren Allah'tır"(er-Ra'd, 17/41); "Hüküm vermek yalnız Allah'a âittir'' (el-En'âm, 6/57); "Doğrusu hüküm yalnız O'nundur" (el-En'âm, 6/62) ve daha birçok âyette de belirtildiği gibi Allah'ındır
    .



    EL-HÜKMÜ LİLLÂH (HÜKÜM ALLAH'INDIR)

     

     

    Terakkiperver - 12.03.2010 - 08:49
  6. Byhaktan kardeşim

    terakkiperver kardeşim

    A-yan kardeşim

    Allah c.c sizden ve ümmetten razı olsun.

    inşallah kelime-i şehadet-i bozan unsurları bilen yaşayan kardeşlrimizi görünce çok mutlu oluyorum.

    Allah c.c yar ve yardımcımız olsun .

     

     

    dosdoğru - 01.07.2010 - 20:17
  7. kardeşim allah razu olsun çok güzel anlatımlı olmuş

     

     

    el cihad - 06.08.2012 - 14:48
  8. sadece izm ler değil....pop kültürün görsel ve işitsel dünyamıza ektiği putlarda mevcut...özellikle genç nesillerin idoller ve semboller le oyalanıp bunları farkında olmadan putlaştırması ve ülkemizde bir komedya halini almış futbol 2 renk için ruhunu verme noktasına gelmiş taraftar kitleleri ve bunları sürekli manüple edenler...bilinçleri öyle kapanmış halde ki dışardan hiçbir telkini algılayamama noktasındalar...
    müziğimizde şiirimizde bile var izleri...yıllarca müzik adı altında nefsin ve sevilenin putlaştırılması bilinçlere ekilmiş...hatta forumda okuduğum şiirlerde bile mevcut bu durum....

     

     

    horrabin - 06.08.2012 - 15:28
  9. teşekürler

     

     

    Nerissa-Su - 07.08.2012 - 21:01



Benzer Konular

  1. Asabe İle İlgili Ayet ve Hadisler
    Konuyu Açan: byHaktan, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 13.10.2009, 00:06
  2. Miras İle İlgili Ayet ve Hadisler
    Konuyu Açan: byHaktan, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 12.10.2009, 23:54
  3. Küfür İle İlgili Ayet ve Hadisler
    Konuyu Açan: byHaktan, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 11.10.2009, 18:58
  4. Endad İle İlgili Ayet ve Hadisler
    Konuyu Açan: byHaktan, Forum: Ayet Hadis Ve Dini Bilgiler.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 10.06.2009, 23:48
  5. Oruç İle İlgili Ayet Ve Hadisler
    Konuyu Açan: Nerqish, Forum: Ramazan.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05.05.2009, 21:19

copyright

Soru Cevap