Kılıç sporları

  1. Kılıç sporları

    Süvari bir ulus olan Türklerde kılıcın her kişinin yanında taşıdığı bir araç olması çok doğaldır.Türkler at ve kılıçla tarih boyunca çağlar açmışlar,çağlar kapamışlardır.Kılıç Türklerde kutsal kabul edilmiştir.Demir ve onu eriten ateşin büyük bir ruhsal yönü olduğu kabul edilirdi.Demire büyük saygı gösteren Türkler bu nedenle kılıca da saygı göstermişler,yeminlerini kılıç üzerinde yapmışlardır.
    İyi kılıç yapımı demiri bulan Türkler tarafından gerçekleştirilmiştir.Kamaların namlu denilen madeni bölümü daha da uzunlaştırılan Türk kılıçları dövme demirden ve ağırlıkları uç tarafa toplanacak biçimde yapılırdı.Her bozuluş yada kırılışta yeniden dövülerek kılıç biçimi veriliyordu.Türkler,kılıcın yapımında ve kullanımında de üstün yetenek göstermiş,kılıcın kullanım tekniğinde de büyük aşama yapmışlardır.Özel formüllerle yapılan kılıçlar yetenekli bileklerde büyük işler başarmışlardır.Tek vuruşta bir deve yavrusunu ikiye biçen bilek,yine tek vuruşta bir atlası ikiye bölüyor,kat kat yapılmış keçeyi doğruyordu.
    Kılıcı saldırı aracı olarak kullanan Türkler kılı kesecek kadar hünerli idi ve savunma aracı olarak kalkanı da ona eş değer özellikte kullanıyordu.Avrupa kılıçları düz ve iki tarafı da keskin olarak yapılıyordu.Türk kılıçlarının ise bir tarafı keskin ve kıvrıktır.Mezarlarına atları ve kılıçları ile gömülmelerini isteyen Türklerin kazılarla sağlanan bulgularında bu tarihsel yönlerini yansıtan bir çok belge ele geçmiştir.
    M.Ö. 23-24. Yüzyıl öncesine varan doğu Hun Türklerinin silahlarına ait Çin kaynaklarında geniş açıklamalar vardır.Bir bölümde şöyle denilmektedir:”Onların hepsi zırhlı süvarilerdi.Uzağa mahsus silahları yay ve oktu,Kısa silahları ise keskin kılıçlar ve mızraktı.
    Tarihçi lofyor.”Türkler(kılıç,acemilik ve dikkatsizlikte bir toprak çanak gibi kırılır)der.kılıç onu kullananın bileğin kuvvet ve yeteneği ile üstünlük kazanır.İşte bu bilek Türklerde vardır” demektedir.
    Ayrıca tarihi belgelerde Alparslan’ın yönettiği ani saldırılarda her Türk askerinin biri elinde,biri belinde,biride ağzında olmak üzere üç kılıcı olduğu belirtilir.Savaş dışında ise kılıç bir egemenlik sembolü olarak kullanılıyordu.
    Kılıç;kabza,korkuluk ve namlu diye adlandırılan üç bölümden oluşmaktadır.
    Kabza: Ağaç,boynuz,kemik yada madeni maddelerden yapılırdı.kabzanın süslü olmasına her dönemde ayrı bir özen gösterilirdi.
    Korkuluk: Kılıcı kullanan kişinin elini bir darbeye karşı koruyan bölümdür.
    Namlu ise: Kılıcın madeni bölümüdür.Türk kılıçlarının namluları eğridir.Eğri namlular darbede daha büyük yara açtıkları için delici kılıçlardan daha öldürücüdür.Bazı kılıçlarda iki yanları keskin,ucu sivri,düz yada yuvarlak olan namlu türleri de vardır.Namlunun keskin kenarına kılıç ağzı yada kılıç yalmağı denir.Kılıçlar kullanılmadıkları zaman “kın” denilen bir kılıfta korunur ve taşınır.Kın önceden madenden yada tahtadan yapılırdı.Kının üst tarafında bele bağlanmasını sağlayacak olan bölüm vardır.
    Eski Türklerde kılıç yapımı ustalığı yanı sıra,kılıç üzerine ve kınına yapılan işlemecilikte büyük bir sanata dönüşmüştür.Kılıçların kınları ilk dönemlerden beri hayvan,bitki türündeki motiflere göre süslenirdi.Kılıçların üzerine de özellikle kabza bölümlerine;kaç yılında,hangi amaçla,kimin tarafından yapıldığı kazınarak işlenirdi.İslam dininin kabulünden sonra kılıçlar üzerine ayet,hadis ya da bazı mısralar işlemekte bir gelenek olarak benimsenmiştir.
    11.Yüzyılda yazılan Kaşgarlı Mahmud un eserinde; demir maddesinde şu açıklamalar vardır; Kırgızlar Yabanku,Kıpçaklar ve öteki Türk boyları yemin edecekleri zaman demirden yapılmış kılıcı kınından çıkarırlar önlerine enine koyar “Bu kök girsin,kızıl çıksın” diyerek yemin ederlerdi.Bunun anlamı sözümde durmasam bu kılıç temiz girsin vücudumdan kanlı çıksın biçiminde idi.Bu suretle ”Demir intikamını alsın” demekti.
    Eski Türklerde daha 5-6 yaşındaki çocuklar ellerine verilen tahtadan yapılmış kılıçlarla bu uğraşa hazırlanırdı.Daha sonra iki çocuk bu tahta kılıçlarla birbirlerinin karşısında beceri edinirlerdi.Eski kaynaklara göre Türkler eğri ve tek yüzlü bir savaş aracı olarak kullandıkları kılıçları ile ilgili düzenlenen oyunlara büyük önem verirlerdi.Kılıçla ilgili becerilerini artırmak,sergileyebilmek için sık,sık gösteri düzenlenirdi.Bu kılıç oyunları yıl dönümlerinde ve büyük törenlerde yakılan ateşin çevresinde,müzik eşliğinde ritmik hareketlerle yapılırdı.Bu oyunlar ve benzeri akrobatik hareketlerin Türk efsanelerinde, destanlarında geçmesi bunların tarihin derinliklerinden indiğini anlatır.
    Kılıç-kalkan oyunu bir dini inançtan oluşmuştur.Bu gösteri ilkbaharda yeniden ateş yakmak amacı ile yeni yılın başında yapılırdı.Bundan yeni yılın ürünü için bir sonuç çıkarılırdı.
    İki düşman kabile arasındaki iddialı gösterilerde öldürme koşulu vardı.Düğün ve bayram gibi özel günlerdeki gösterilerde ise oyuncular birbirlerini yaralamaktan kaçınırlardı.Ancak oyunun aşırı heyecan ile yinede ölenler olabilirdi.
    Türkler çok iyi kullandıkları kılıçlarına kutsal bir değer kazandırmışlardır.Eski Türklerde olduğu gibi Osmanlı Türkleri de yeminlerini kılıç üzerine ederlerdi.Fatih Sultan Mehmet Bosna’daki Latin kilisesine tanıdığı ayrıcalığı doğrulamak için ”Kuşandığım kılıç hakkı için” diyerek güvence vermiştir.Yavuz Sultan Selim de Venediklilere ticaret ile ilgili olarak verdiği izni;”Kılıcım hakkı için” diyerek garanti etmiştir.
    Kılıç yapımı için 3-5 kg ağırlığındaki kılıç yumurtası 5-8 cm çapında ve 8-12 cm yüksekliğinde oval biçimdeki bir çelik külçe dövülerek yapılırdı.Sonradan değişik formüllerle kılıca su verilirdi.Kılıca su verme işlemi başlı başına bir sanattı.Kılıç ustaları kendilerine özgü değişik su verme formülleri bulmuşlar ve bunları birbirlerinden büyük değer olarak gizlemişlerdir.Bu türde yapılan Türk kılıçları havaya atılan yaş pamuktan bir yumağı kolayca ikiye biçerdi.
    Kaynak
    Doğan Yıldız Türk spor tarihi İstanbul-1979

     

     

    LEVIS-501 - 15.05.2008 - 03:50
  2. teşekkür

     

     

    tataris - 26.05.2010 - 22:12
  3. Ülkemizde ilk ve tek ! 'Tarihi Kılıç Kullanma Sanatı' özüne sadık kullanım yöntemleri ve prensipleriyle, Türk HEMA topluluğu 'Kuzgun Akademi' önderliğinde yeniden hayat buluyor...

    1 Yıldan uzun bir süredirde Türk Kılıçları üzerine araştırma yapan topluluk Türk Ata Sporu Türk Kılıcına da yeniden hayat vermek için çalışmalara başladı...

    HEMA (Historical European Martial Arts ) / 'Tarihi Avrupa Savaş Sanatları' Nedir ?

    Kılıç, tarihin akışı boyunca hep bir biçimde ilgi çekebilmiş bir nesnedir; kimi zaman bir hükümdarın elinde yönetimin ve gücün sembolu olmuş, kimi zaman savaçıyı ve bilek maharetiyle hayatta kalmayı ifade etmiş, kimi zaman da mistik ve büyülü araçlar olarak hayal gücümüzü ateşlemiştir.


    Yine de şaşırtıcı olan bir şey vardır ki; efsanelere konu olan, yazılı ve sözlü edebiyatta kendine böylesine bir yer edinmiş kılıç, uygulama alanında barut tarafından tahtından edilince gerçek bir araç olmaktan ziyade giderek sembolik bir öğeye dönmüş, zamanla da kılıç kullanımı konusunda bilgi ve teknikler silikleşmiş ve kaybolmuştur.

    19.yy sonlarında Avrupalı bir takım aristokratlar, tarihi kılıç tekniklerini uygulamalı olarak diriltmeye yeltenene kadar, kılıç hakkında bilinen pek çok şey unutulmaya yüz tutmuştu. Özellikle Almanya, İngiltere ve İtalya’da, çoğu akademik araştırmacılardan oluşan küçük ama nüfuzlu topluluklar, tarihi savaş sanatlarını diriltmeye çabaladılar. Bu topluluklar zamanla HEMA (Historical European Martial Arts) toplulukları olarak anılmaya başlandı. Eski el yazmaları özel koleksiyonlardan ve depolardan çıkartıldı ve yorumlanmaya başlandı, aynı dönemlerde bu kaynaklardan öğrenilen bilgiler uygulamaya aktarılıyor ve bu şekilde unutulan teknikler tekrardan gün ışığına çıkartılıyordu. 15.yy’ın ünlü Alman kılıç ustası ve eğitmeni “Hans Talhoffer” ve 14.yy’da yaşamış İtalyan meslektaşı “Fiore Dei Liberi”’nin kılıç kullanımı üzerine hazırladıkları el yazmaları 1900’lerin başında kılıç öğrenmeye hevesli kişilere yeniden yol gösteriyordu.


    Kuzgun Akademi, özellikle Avrupa ve Amerika’da yıllar boyunca gelişen ve günümüzde köklü kurumlar haline gelen toplulukları örnek alarak, Türkiye’de kılıç kullanımına ilişkin teorik ve pratik çalışmalar yapan ve eğitim veren ilk topluluktur. İlker Can Karagülle tarafından 2007 mayıs ayında Ankara’da kurulan, Kuzgun Akademi'nin çalışmaları içersinde; ateşli silahlar öncesi dönemlere ait Avrupa ve Orta asya tarihi silahları ve envanterlerinin araştırılması, bu alanlarda kaynaklar oluşturulması ile bazı tarihi kılıç tiplerinin denenmiş ve kullanılan eğitim yöntemleri üzerinden, ilgilenen kişiler için kılıç kullanımı eğitimleri yer almaktadır. Bunun yanısıra Sinema ve Tiyatro oyunlarının hareketli sahneleri için silahlı-silahsız dövüş koreografilerinin de çalışmalarına yer veren kurum, bu alanda oyuncular da eğitmektedir.

    Bu spor size ne katar?

    Ülkemizde henüz tanınmayan, Kuzgun Akademi. ile ilk kez çalışmaları başlatılmış olan tarihi kılıç kullanma sporu, tarihe ve ateşli silahlar öncesine meraklı kişiler için, meraklarını giderebildikleri eğlenceli bir hobi aktivitesi olmak dışında, zihinsel ve bedensel gelişime de kattığı olumlu yönleri ile günlük yaşamlarında da faydalarını görebildikleri bir spor faaliyetidir.


    Bu çalışmalar aşağıdaki amaçlar doğrultusunda Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da, tarih ve kılıç kullanma meraklıları dışındaki kişiler için de bir çok kurum tarafından tavsiye edilmekte, tiyatro ve sinema okullarında artı beceri dersi olarak gösterilmektedir. Tarihi Kılıç sporunun kişiye kattıkları kısaca şöyle sıralanabilir;

    * Zihin - beden koordinasyonu
    * Geliştirilmiş odak, dikkat ve dürtü kontrolü
    * Geliştirilmiş özsaygı, öz güven ve kararlılık
    * Fiziksel sağlık ve fitness
    * Zamanlı refleks ve kontrollü denge
    * Strateji geliştirme, oyun kurma

    Çalışmalar Nasıl ve Nerede Yapılıyor?

    Kuzgun Akademi ile yapılan çalışmalar gruplar halinde spor salonlarında veya zemini uygun olan açık alanlarda yapılmakta, kullanılan ekipman topluluk tarafından sunulmaktadır. Eğitmen İlker Can Karagülle eşliğinde iki saatlik programlar olarak yapılan antrenmanlarda yeni başlayanlar öncelikle adım ve beden pozisyonlarını öğrenmekte, sonra sırasıyla saldırı ve savunma hareketlerine, özel tekniklere ve silahsız yakın mücadele tekniklerine geçmektedirler. Topluluk tarafından Sportif faaliyetlerin yanında üyelere hazırlanan sunumlar ile kullanılan silahlar hakkkında, kullanıldıkları dönem ve savaşlar ile ilgili tarihi bilgiler sunulmakta, kaynak kitaplar önerilmektedir.


    İleriki yıllarda uluslararası HEMA turnuvalarına katılabilecek sporcular yetiştirmeyi hedefleyen topluluk, şu an farklı okullarla iletişim halinde olarak bu planın alt yapısını hazırlama çalışmalarını yürütmektedir.

    Halen ülkemizde yalnızca Ankara’da çalışmaları olan topluluk önümüzdeki yıl için kardeş topluluklar aracılığı ile çalışmalarını İstanbul, İzmir ve Antalya’da da başlatmayı planlıyor.

     

     

    kuzgun akademi - 01.12.2010 - 18:22
  4. Teşekkürler çok güzel olmuş

     

     

    ERAY.E - 10.01.2012 - 19:13
  5. Teskkürler..

     

     

    .-kral-. - 09.02.2012 - 19:57



Benzer Konular

  1. Ata Sporları
    Konuyu Açan: elizabeded3cici, Forum: Soru - Cevap.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 20.03.2013, 11:46
  2. Su Sporları
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: Her Telden Resimler.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 28.04.2011, 02:59
  3. Kılıç Sporları Tarihi
    Konuyu Açan: Sari Menekse, Forum: Ata Sporlarımız.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07.12.2009, 00:22
  4. Dalma - Su Sporları
    Konuyu Açan: sevil1903, Forum: Spor Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 29.06.2009, 21:12
  5. Rafting - Su Sporları
    Konuyu Açan: sevil1903, Forum: Spor Genel.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 29.06.2009, 21:10

copyright

Soru Cevap