Güdüler ve Duygular Konu Anlatımı

  1. açık öğretim sosyoloji dersleri - aöf psikolojiye giriş dersi konu anlatımı - psikolojiye giriş ünite konusu - güdü nedir - duygu nedir

    Davranışlar her zaman güdü ve duygularla meydana gelir.
    Güdü : organizmayı etkileyerek bir amaç için harekete geçmeye sevk eden istekleri, arzuları, ihtiyaçları, dürtüleri ve ilgileri kapsayan genel bir kavramdır.
    Dürtü : Açlık,susuzluk,censellik gibi fizyolojik kökenli güdülere dürtü denir.
    Gereksinim (ihtiyaç) : vücut süreçlerini denge durumuna getirmek için çeşitli kaynakların kullanıldığı organizmanın fizyolojik ihtiyaçları ya da davranışı yüksek seviyede yönlendiren başarma, toplumsal onay, statüye ilişkin duyulan istek gibi dürtülerdir.

    Güdüleme kuramları

    A. DÜRTÜ KURAMI : aç olan bir insanda yeme gereksinimi sürekli artmaktadır ancak günlük koşuşturma içinde birey açlığını unutabilir. Fakat bu durum açlık gereksiniminin azaldığı yada tamamen kaybolduğu anlamına gelmez. Yaşanan durumlar yemek yeme davranışının oluşmasını engelleyebilmektedir.
    B. ÖZENDİRİCİ UYARICI KURAMI : Bazı davranışların oluşmasında biyolojik bir unsur bulunmasına gerek yoktur. Çevredeki herahngi bir durum , davranışın oluşması için uyarıcı olabilmektedir.
    Biyolojik olmayan, bireye cazip gelen ve onu davranışa iten unsurlar ÖZENDİRİCİ UYARICI olarak adlandırılmaktadır. Bu unsurlar bireyi kendine geçen nesne yada olaylardır.
    Yeni çıkan çep telefonunun tanıtım ve sunuç itibarıyla onu almak istemek yada tok olduğumuz halde kekin gelen kokusu…

    C. EN UYGUN (OPTİMAL ) DÜZEYDE UYARILMA KURAMI
    Organizma sürekli olarak belirli bir uyarılma düzeyinde kalmak ister. Belirli bir uyarılma düzeyinin altına düştüğünde organizma çevresinde daha çok uyarıcı arar. Organizma en uygun uyarılma düzeyinin üstünde bir uyarılma halindeyse, daha sakin bir çevre arayarak belirli bir uyarılma düzeyini sürdürmeye çalışır.
    Bireylerin neden yüksek sesli müzik çalınan yerlere gitme gereksinimleri yada bir yerden yamaç paraşütü ile atlama gereksinimleri olduğu bu kuramla açıklanabilir.
    İnsanların gerçekte yüksek yerden atlamak gibi bir gereksinimleri yoktur ama hayatın sıkıcı olduğunu ve yeteri derecede uyarılma olmadığını düşünen birey bu tarz aktiviteler ile uyarılma düzeyini daha yüksek ve kendisi için en uygun seviyeye çekmek istemektedir.

    D. İÇGÜDÜ KURAMI :
    İçgüdü : Belirli bir türün tümünü yansıtan karakteristik davranış yapıları içgüdü olarak tanımlanmaktadır.
    Leyleklerin mevsime göre göç etmesi, örümceklerin ağ örmesi.. gibi davranışlar belli bir türe özgü davranış yapılarını ortaya koymaktadır.
    İnsan davranışlarının sadece doğuştan olmayıp sonradan kazanılanları da içermesi ve insanların ortak davranışlarının kendilerine özgü davranışlara göre çok az gözlemlenmesi içgüdü ve insan arasındaki ilişkinin gücünü zayıflatmaktadır. Bu şekilde insanlar birçok davranışı doğuştan değil sonradan öğrenerek şekillendirmekte ve insan ırkına özgü değil daha çok kendilerine özgü davranışlar sergilemektedir.

    E. BİLİNÇDIŞI GÜDÜLER
    Çoğu zaman insan davranışlarının sebepleriin bilinmediği ve anlaşılmadığı durumlar söz konusudur. Böyle durumlarda insan bazı davranışları ne için yaptığının tam olarak farkında değildir.
    Freud a göre bireylerin çoğu davranışını, farkında olmadıkları güdüleri yönlendirmektedir. Bireyler hatırlamak istemedikleri rahatsız edici düşünce, istek ve güdülerini biliçdışına iterler. Bilinçdışındaki düşünce istek ve güdüler aslında yok olmaz ve varlıklarını sürdürürler. Bu düşünce, istek ve güdüler bireyler farkında olmadan, onların davranışlarını yönlendirir.

    F. BİYOLOJİK DENGE ( HOMEOSTASİS) KURAMI

    Homeostatis : organizmanın bünyesine katılan maddelerin hangi yoğunlukta ve ne şekilde alınacağına ve alınan bu maddelerin arasında nasıl bir denge kurulacağına ilişkin sabit içsel durumu işaret eden biyolojik denge durumudur.

    Kelime itibarıyla : homeo, benzer ve statis, sabit kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir.

    Sabit içsel durumu işaret eden, biyolojik denge olarak tanımlanabilecek homeostasis ısıyı sürekli dengede tutan termostat gibi vücudun sürekli olarak dengede olmasını ve bu şekilde sağlıklı bir şekilde işlenmesini sağlar.
    İnsanlarda ve hayvanlarda benzer şekilde işleyen homeostatis insanlarda olumsuz öğrenme, yanlış alışkanlıklar gibi durumlar, bu sistemin işleyişini düzensiz hala getirmektedir.
    Fastfood alışkanlığı, bireyde biyolojik dengenin bozulmasına yol açar.

    Güdülemelerin sınıflandırılması

    Bazı güdüler biyolojik olarak tüm insanlarda görülürken bazı güdüler de toplumdan topluma değişken bir yapı gösterirler. Bazı güdüler ise öğrenme ile oluştuğundan bireylere göre farklılaşan güdülerde mevcuttur.

    BİRİNCİL GÜDÜLER : Belli bir byolojik gereksinme durumu ile ortaya çıkan, birçok organizmada ortak, öğrenilmemiş ve davranışı yönlendiren güdülerdir.
    Açlık,susuzluk,cinsellik gibi dürtüler bütün biyolojik gereksinimler birincil dürtüler arasında yer almaktadır.

    Açlık ve Susuzluk : organizmada açlık ile ilgili tepkileri yönlendiren merkez HİPOTALAMUS tur. Açlık ve tokluk merkezleri ile yeme yada doyma durumunu kontrol etmektedir.
    İnsilün salgılanır ve kandaki glikoz seviyesi düşer buda açlık hissi yaratır. Bir simit kokusu yada pasta görüntüsünden Ani açlıkta oluşabilir. Kişinin içinde bulunduğu duygu durumuda bireyi yemek yemeye yada yememeye itebilir. Çok kızgın yada mutsuzken yemek yemek gibi.
    Yada sıkıntılı olduğunuzda iştahınızın kaçması..
    Susuzlukta açlığa benzer çevresel ve fiziksel unsurlara bağlı olarak düzenlenir.
    Vücuttaki su ve tuz dengesinin bozulması susuzlukla ilgili gereksinim belirlemesine neden olur.
    Örneğin barlarda içeceklerin yanında verilen kuruyemişler vücuttaki tuz oranını arttıracağından müşteri daha çok içecek tüketmek isteyecektir.
    Yaz aylarında buz gibi su görüntüsü su ihtiyacını arttırır. Kışın sıcak bir çay etkilidir.
    Ülkelere göre değişen Damak tadı farklılığıda ihtiyaçlarda etkili olur.

    AÇLIK GEREKSİNİMİNİN DOYURULMASI BİYOLOJİK UNSURLARDAN ÖTE : PSİKOLOJİK, SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKİLERLE ŞEKİLLENİR.

    Cinsellik : üreme davranışı ile ilgili olan cinsellik, biyolojik ve çevresel unsurlar tarafından uyarılarak ortaya çıkar.
    Cinsellik dürtüsünün açlık ve susuzluk gibi diğer birincil dürtülerden farklılaşan yönleri bulunmaktadır. Açlık ve susuzluk dürtüleri organizmanın yaşamını sürdürmesi için önemlidir. Cinsellik ise sadece türün devamını sağlaması açısından önem kazanmaktadır.
    Cinsel davranışın ortaya çıkmasında merkezi sinir sistemi tarafından kontrol edilen hormonlar, parfüm kokusu, içerikli bir reklam, hayaller gibi çevresel unsurlar etkili olabilmektedir.
    Toplum tarafından oluşturulan ahlaki değerler ve kurallar cinsel davranışın ortaya konuluş şeklini ve yoğunluğunu belirler.
    Kadın ve erkekte cinsel davranışın altında yatan en önemli biyolojik unsur TESTOSTERON HORMONU dur.
    Diğer yandan bazı araştırmacılar insanlarında birçok hayvanın cinsel davranışlar ortaya koymadan önce hazırlık döneminde FEROMON adı verilen maddeler gibi koltuk altı gibi bölgelerde benzer kimyasallar salgıladıklarını ortaya koymaktadır. Beynin iç kısmında yer alan LİMBİK SİSTEM heyecan uyandırmada etkilidir.

    Uyarıcı kaynak güdüler

    Öğrenilmemiş güdüler arasında yer alan uyarıcı kaynaklı güdüler, dış uyarıcılara daha fazla bağlı olup, çevreden bilgi edinmeye yöneliktir. Merak etme,kurcalama gibi güdüler çevreyi araştırarak bireyi daha fazla bilgi toplamaya ve değiştirmeye yöneltir.
    1-Araştırma ve Merak : bazı araştırmacılar merak kavramını bir duygu olarak nitelendirirken,Freud merak kavramını cinsel dürtünün sosyal açıdan uygun şekilde yansıtılması olarak nitelendirmektedir.
    Yine aynı şekilde bir kısım araştırmalar merak kavramını yaşamın anlamını bulma yolunda bir gereksinme olarak ortaya koyarlarken, bir kısmında merak, zeka ve yaratıcılıkla ilişkilendirilmiştir.
    Merak kavramı insanların kendilerini geliştirip sürekli araştırmalarına neden olur. Merak daha iyisine ulaşma konusunda hızlandırıcı bir güç olarak düşünülebilir.
    2-Kurcalama : bireylerde var olan dokunma ve anlama isteğinin dayanılmazlığından yola çıkarak psikologlar, bireylerin bazı şeyleri dokunarak anlama gereksinimleri olduğunu yada bazı şeylerin dokunarak sakinleşmenin yolu olduğunu vurgularlar.
    Birey bilmediği yeni bir cihazı kurcalayarak ne olduğunu anlama yönünde kendisini tatmin edebilir.

    Sosyal güdüler

    Açlık, susuzluk ve cinsellik gibi doğuştan sahip olunan güdülerin dışında bireyler öğrenme yoluyla yeni güdüler kazanırlar.
    Sosyal güdüler biyolojik gereksinimlerden etkilenmelerine rağmen toplum değerlerinin, yaşantısının etkisiyle şekillenmiş güdülerdir.
    Başarı Gereksinimi : yapılan bir işi en iyi şekilde yerine getirme ve sonuçları ile ilgili haz alma davranışı ile ilgilidir.
    Rekabetin yüksek olduğu endüstri toplumlarında daha da ön plana çıkan başarı gereksinimi bireyin davranışları üzerinde etkili olmaktadır.
    Başarı gereksiniminde ailenin yetiştirme tarzı önemlidir. Başarı gereksiniminin kültürden kültüre değişmesi bu konuda aile ve çevrenin önemini ortaya koyar.
    Özellikle çocuğun küçük yaşlarda kendi seçimlerini yapmasına içizn verilmesi, kendi parasını kazanabilmesi ve insiyatif alabilmesi için bağımsız bir kişi olarak büyütülmesi başarı gereksiniminin artmasına yol açacaktır.

    Bağımsız yapı : bireyin yapacaklarının sonuçlarının kendisi ile ilgili olduğunun işaretidir.

    Aileye bağlı bir çocuk aileyi mutlu etmek onlardan onay almak için yapacaktır herşeyi.

    Başarı gereksinimi korkusu yüksek bireyler başarılı olasılığı yüksek işleri tercih eder, başaracak yeterlilikleri olsa dahai daha üst seviyedeki işlerden kaçınırlar.

    İLİŞKİ KURMA VE BAĞLANMA GEREKSİNİMİ : Birey toplumdaki diğer insanlarla ilişki kurma, onların onayını alma, topluma uyma gereksinimi gösterir.
    Birlikte olma gereksinimi bireyden bireye farklılık gösterir. Bazı bireyler yalnızlığı seçebilir.

    KONTROL ALTINDA TUTMA GEREKSİNİMİ : Bazı bireyler çevrelerindeki olaylar ve kişiler üzerinde denetim kurma, onları kontrol edebilme gereksinimi duyarlar. Bazı toplumlarda kadercilik olarak, sonuçları bekleyip görme gereksinimi daha fazlayken bazı toplumlarda durumun denetim altında tutulmasını ve istenilen yönde gitmesini sağlayan gereksinim baskın olabilmektedir.

    ÖDÜLÜN KAYNAĞINA GÖRE GÜDÜLENME : bireylerin güdülenmesinde içsel ve dışsal kaynaklı ödüller farklı şekilde bireylerin davranışlarını yönlendirir.
    İçsel kaynaklı ödül : yapılan işin doğası gereği , işin kendisinin ve içeriğin ödül niteliğini taşıması birey için bir zevk ve tatmin sağlıyorsa bu tarz ödülleri içsel kaynaklı ödül olarak nitelendirmek mümkündür.hızlı ve yeterli olma isteği, gelişme arzusu, araba kullanmak,bilme ihtiyacı,yüksek yerden suya atlamak,bulmaca çözmek gibi sadece alınan haz için gerçekleştirilen aktiviteler bu gruba girmektedir.
    Dışsal kaynaklı ödül : eğer davranışın gerçekleştirilmesi için dışarıdan bir ödül sunuluyor ve davranış oluşuyorsa bu durumda dışsal kaynaklı ödülden söz etmek mümkündür. Bir işyerinde fazla mesaiye sadece prim ve yan ödemeler olduğu için kalan bir çalışan dışsal kaynaklı ödülle güdülenmektedir. Kendisini geliştiren ve daha ileride bu çabasıyla daha iyi yerlere geleceğini düşünerek fazla mesaiye kalan bir çaalışanın davranışlarında içsel kaynaklı ödülün etkisi olduğunu söylemek mümkündür.

    Gereksinimler hiyerarşisi - ihtiyaçlar hiyerarşisi

    Abraham MASLOW – insancıl psikoloji
    İnsanlarda güdüler en temel öğrenilmemiş daha ilkel güdülerden,daha karmaşık güdülere uzanan bir yol izlemektedir.
    İnsancıl psikolojinin savunucularından abraham maslow insan davranışlarını şekillendiren gereksinimleri bir piramit şeklinde en temel gereksinimlerden yukarı doğru en karmaşık olanına uzanan bir şekilde sınıflandırmıştır.

    Kendini gerçekleştirme (en üst basamak) (ahlakın üstünlüğü,yaratıcılık,problem çözme gibi..)
    Değer , başarı, saygı (saygının takdir edilmesi gereksinimi)
    Ait olma ve sevgi (aile,arkadaşlık,sosyal grup gibi ait olma ve sevgiye ilişkin sosyal gereksinimler)
    Güvenlik (ailenin,işin,sahip olunan kaynakların güvenliği)
    Temel fizyolojik gereksinimler ( en alt basamak : açlık,susuzluk,nefes alma,uyku,cinsellik…)

    Maslov a göre alt taraftaki gereksinimler giderilmeden üst taraftaki gereksinimler giderilemez.
    Piramidin en üst noktasındaki kendini gerçekleştirme aşamasına pek az sayıda kişi ulaşabilmektedir.

    Piramitte bir üst basamaktaki gereksinimin giderilmesinde sorun yaşanırsa bir önceki basamağa dönülür. Bu dönüş birey için bazen sıkıntılar yaratır.
    Örneğin : sevgilisinde ayrılan biri ait olma ve sevgi ihtiyacı karşılanmadığı için kendini aşırı yemek yemeye verebilir.

    Zaman zaman Maslov un gereksinimlerin hiyerarşisi ile ilgili yaklaşımına eleştiriler yapılmaktadır. Örneğin bazı ailelerde ekonomik sıkıntılar sonucu ilk basamak olan temel fizyolojik gereksinimlerin giderilmesine ilişkin sorun yaşansada daha üst basamağa ait bir arada bulunma gereksiniminin giderildiği görülmektedir. Bu tarz aileler ekonomik durumları kötüde olsa birbirlerine bağlı bir şekilde bir arada bulunmayı gerçekleştirebilmektedir.

    Duygu - Duygular - Duygu çeşitleri - Yaşanan duygular

    Bireyin karmaşık davranışlarını harekete geçiren duygular bireyi belli bir davranışa yöneltmektedir.
    Bireyler temelde 8 farklı duygu yaşar.

    *korku
    *neşe
    *kızgınlık
    *hüzün
    *nefret
    *umut
    *yakınlık
    *hayret

    Bunun dışında yaşanan diğer duygular ise bu duyguların karışımıyla meydaha gelmektedir.
    Bazı araştırmacılar duyguları olumlu-olumsuz diye sınıflandırırken
    bazı araştırmacılarda hoşa giden-hoşa gitmeyen olarak ikiye ayırır.

    Duygu kuramları

    1-James-Lange kuramı
    2-Cannon Bard kuramı
    3-Bilişsel kuram
    4-Sosyolobiyolojik kuram

    1-James-Lange kuramı: William James ve Carl Lange tarafından ortaya konulan kurama göre beden çevrede gerçekleşen belirli özelliklere göre tepkide bulunur ve bu tepkinin farkına varıldığında fizyolojik değişmelerle birlikte duygu durumu meydana gelir.
    Vücutta gözlerin büyümesi,tylerin diken diken olması beraberinde duyguları ortaya çıkarmaktadır. Issız bir sokakta köpekle karşılaşan; vücutta fizyolojik değişmeler meydana gelir, bedendeki bu değişikliklerde beraberinde korkuyu getirir. Normal olarak insanlar korktukları için vücutta terleme yada titreme olduğunu düşünür ama bu kuram bu durumun tam tersini ileri sürer. Vücutta ortaya çıkan o anın etkisiyle oluşan terleme, yüzün beyazlaşması gibi unsurlara bakılarak korkunun yaşandığı ifade edilir.

    Bu kurama yapılan eleştirilerden biri eğer fizyolojik unsurlar duyguyu başlatıyorsa her duygu durumu için farklı fizyolojik süreç yaşanmalıdır şeklindedir. Öte yandan eğer fizyolojik süreçler korku ve diğer duyguların yaşanmasına neden oluyorsa,omurilik felci olan kişilerin daha az ve seyrek duygu durumları yaşamaları gerekmektedir.fakat böyle bir durum sözkonusu değildir.

    Bireyler aynı duygu durumu için farklı tepkiler verebilir. Örneğin korku kimilerinde ağlama, kimilerinde titreme gibi farklı davranış süreçlerini başlatmaktadır. James-Lange kuramı bu durumu açıklamakta yetersiz kalmaktadır.

    2-Cannon Bard kuramı : James-Lange kuramının eksiklerini gidermeyi amaçlayan bu kuramda duygular ve bedensel davranışlar aynı anda ortaya çıkmaktadır. Çevrede birey için herhangi bir uyarıcı durum olduğunda HİPOTALAMUS devreye girer. Hipotalamus fizyolojik değişimleri yapmak için sinir sistemini uyarırken beyin kabuğunada sinyal yollayarak duygu ile ilgili yaşantının farkına varılmasını gerçekleştirir.

    3-Bilişsel kuram : Bu alanda çalışan Stanley Schachter a göre ; bilişsel süreçler duyguların tanımlanması ve anlamlandırılmasında önemli rol oynar. Bu süreçte bedendeki fizyolojik değişikliklerin şekilllenmesinde bireyin algıları ve anlayışı etkilidir. Uyarılan birey bu durumu çevredeki ipuçları sayesinde yorumlar. Birey bu uyarılmayı ve duygu durumunu nasıl tanımlayacağını belirler.
    Az miktarda alkol alan birinin fizyolojik durumu alkol etkisi ile değişiklik gösterir. Fakat kişinin duygu durumu içinde bulunduğu ortama göre farklılık gösterebilecektir. Duruma göre kendisini eğlenceli bir ortamdaysa sevinçli ve eğlenceli, kasvetli bir ortamda ise sıkıntılı hissedebilir.
    Yaşadığı duygu durumunun alkolden etkilendiğini sanan kişinin aslında sadece bilişsel bakış açısı ve çevresini yorumlamaya bağlı farklılaşan duygu durumu değişikliği yaşadığı görülmektedir.

    4-Sosyolobiyolojik kuram : toplumsal bir varlık olan insan toplumsal davranışlar gösterir. Bu davranışlar doğal bir süreçten geçerek bugünkü haline gelmiştir. Bazı davranışlar ortadan kalkarken bazı yeni davranışlar kazanılmıştır. Duygular içinde benzer bir süreç işlemiş ve bazı duygular ortadan kalkmış,bazıları varlıklarını sürdürebilmişlerdir. Bu duygular insanın çevreye uyum sürecini sağlamaktadır.
    Örneğin : çevreye uyum sürecinde kızgınlık duygusu aslında diğer insanların saldırganlıklarına karşı insanları korurken, neşe ve mutluluk gibi duygular insanların yakınlaşmasını sağlamaktadır.
    Bu kuram duyguların fizyolojik temelerini açıklama konusunda sınırlılık içermektedir.

    Duyguların ifade edilmesi - Duygularımızı nasıl ifade ederiz

    JEST VE MİMİKLER : duygu ve düşünceleri destekleyerek gözle görülür somut hale gelmelerine katkıda bulunan hareketlerdir.
    Kızgınlık,mutluluk,hüzün,korku,hayret gibi temel duygu ifadeleri kültürden kültüre değişmemektedir.
    Bunun yanı sıra sonradan öğrenilmiş bazı kişilere ve topluma özel yüz ifadelerinden de söz etmek mümkündür.
    Sevgi,korku ve mutluluk gibi duyguların ifade edilmesinde yüzün daha iyi kullanıldığını söylemek mümkündür.
    İğrenme,acı çekme,küçümseme ile ilgili duyguların inandırıcı bir biçimde duygusal ifadesini ortaya koymak daha zorlayıcıdır.


    alıntı

     

     

    BiR-DOST - 12.11.2010 - 16:51



Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 26.05.2012, 19:25
  2. Since ve For Konu Anlatımı
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: Ingilizce.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 15.03.2012, 01:32
  3. Too Enough Konu Anlatımı
    Konuyu Açan: Nehir, Forum: Ingilizce.
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj : 21.11.2011, 22:45
  4. Too Enough Konu Anlatımı
    Konuyu Açan: Gül_yarasi, Forum: Ingilizce.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 30.12.2010, 13:27
  5. Güdüler ve Duygular
    Konuyu Açan: BiR-DOST, Forum: AÖF Açık Öğretim.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 27.10.2010, 14:22

copyright

Soru Cevap