Afşar Köyü Kalecik Ankara

  1. Afşar köyü tarihi - ankara köyleri


    Avşar Köyü, 70 haneli bir köydür. Resmi kayıtlara göre nüfusu 1000 civarında görünmektedir. Fakat bu yetmiş haneden sadece 12 tanesi sürekli köyde ikamet etmektedir. Köy halkı kandilerinin “Giygel Avşarı” olduklarını ifade etmektedirler. Giygel kelimesinin anlamını ise şu şekilde açıklamaktadırlar. “Giygel, ibadet zamanı temizlen ve eşinle beraber ibadete gel.” Demektir. Ancak bu düşüncen doğruluğunun araştırılması gerekmektedir. Çünkü anadolu’nun bir çok yöresinde ağız özelikleri sebebiyle aynı telaffuz biçimiyle söylenen “kiğil”, “giğil” gibi yerleşim yerleri bulunmaktadır.

    Köy halkı kendilerinin soyunun Horasan’dan gelen Oğuz Türkmenlerinden olduğunu belirtmektedir. Köyün kuruluşuyla ilgili elimizde kesin bilgiler olmamakla beraber köy, konar-göçer Türkmenler tarafından kurulmuştur. Eskişehir’den gelen “Cansızlar” adıyla anılan şahıslar köye gelip burada bir süre yerleşip, buraya bir çeşme yaptırmışlardır. Bu çeşme “Cansızlar Oluğu” olarak bilinmektedir. Bu çeşme, köy yolundan köye girerken sağ tarafta “Çalı Baba”nın karşısındaki tepelerin arasındaki derede bulunmaktadır. Bu çeşmeyi yaptıranlar köyün ilk temelini atan kişiler olarak söylenmektedir. Eskişehir’in Sarıkavak, Yeşilyurt, Karatepe köyleriyle Avçar köyü arasında kalan halk ikamet tercihi yapakta zorlanmış ve muhtelif zamanlarda bu köyler arasında seçim yaparak mekan değiştirmişlerdir. Sarıkavak köyünden gelenlere Güvendikli; Karatepe Köyünden gelenlere Karatepeliler lakabı verilmiştir. Tarihi tam olarak bilinmemekle beraber, Ankara’nın Çubuk ilçesine bağlı eski Sarıcalar köyünden gelen Garib Musa Oğulları ve Çorum’dan gelen Telli Bey ve oğulları tarafından da Avşar Köyü’nün kurulduğu söylenmektedir. Köye yerleşen Garip Musa Oğulları’nın Kökeni, Sivas’ın Divriği ilçesi Güneşli köyü mezrasında yatmakta olan Horasan erenlerinden Garip Musa’ya dayanmaktadır. Bu alp erenin Musa Kazım evlatlarının, 12 imamdan 7. imamın soyundan geldiği söylenmektedir. İsmail elibol bir şiirimde soyunu şu dörtlüklere anlatmaktadır:

    Ayrılmayız erenlerin yolundan

    Kökümüz Türkmen’dir Türkler soyundan

    Vazgeçelim dedikodu huyundan

    Benim köyüm cennet köyüm merhaba

    Xxxxx

    Güller solmuş bülbül boşa ötmeyin

    Kökü kabul edin ister etmeyin

    Benim neslim inan ol Garib Musa



    Bu bilgilerin tamamı Anadolu’nun en büyük ocaklarından biri olan Seyit Garip Musa Sultan Ocağı’nın bağlısı bulunan köylerle ilgilidir. Eskişehir’deki köylerle Avşar Köyü bu ocağa bağlıdır. Zaman zaman birbirlerine el ele el hakka ilkesi ile bağlı bulunan köylülerin bu köylere gidip gelmeleri tarihte sık rastlanan olaylar arasıda yer almaktadır.

    Köyü kuran sülaleleri şu şekilde sıralayabiliriz.

    1-) Garip Musa oğulları: Mahmut, Mehmet Ali, Müdür Ali, Zülfikar (şık İsmail Elibol bu sülaleye mensuptur.)

    2-) Karatepeliler (Karatepe Köyü’nden gelmişlerdir.): Mülazım, Çolak Ali, Kuruğlak, Mehmet kahyalar, Memo Ağlar

    3-) Güvendikliler (Sarıkavak Köyü’nden gelmişlerdir.) Hüseyin, Bayındır, Mehmet, Hasan Acarlar.

    4-) Çorum’dan gelenler: Telli Bey ve oğulları. Köyün hocası Hüseyin ve kardeşi Mehmet ağalar bu sülaleden gelirler.

    Köyü kuran bu dört sülale de Alevi kültürüne ve inancına sahiptirler.

    Köy ilkokulunu, Hasanoğlan Köy Enstitüsü orta kısmından ayrılıp köye vekil öğretmen olarak atanan İsmail Elibol 1955 yılında açmıştır. Eğitmen Haydar Tufanla beraber Kargın köyündeki öğrencileri de alarak eğitim öğretim faaliyetlerini yürütmüşlerdir.

    Köy halkı yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Alevi inancına, kültürüne sahip insanlardır. Köy halkı 48 kez cem yapmaktadırlar. Bu cemin belirli bir zamanı yoktur. Genellikle Cuma akşamından Cuma akşamına yapılmaktadır. Ancak köy halkı artık belirli bir günün olmadığını, Halk sahibi ne zaman “kurbanım var” derse o gün, yapıldığını, Pazar, Cuma Çarşamba günlerinin Cem’in yapılması için daha makbul olduğunu söylemektedirler. Köy halkına göre Cem’in felsefesi, ahirete mahkeme bırakmadan bütün alacak vereceğin burada halledilip günahsız,temiz olarak gitmektir. Cemler ayrı özel bir yer yapılıncaya kadar geniş evlerde yapılırken, 1994 yılından itibaren yapılan cem toplantı merkezinde yapılmaya başlamıştır.

    2. Avşar Köyünün Coğrafi Yapısı

    Avşar Köyü, Ankara’nın Kalecik ilçesine bağlıdır. Köy Ankara-Çankırı karayoluna 2 km. uzaklıkta olup, Azıtepe’nin kuzey yamacına kurulmuştur. Güneyinde Çandır Köyü, güneydoğusunda Gökçeören Köyü, kuzeyinde Elmapınar Köyü, doğusunda Dümbelek Tren İstasyonu ve Kargın Arazisi, batısında Satılar Arazisi ve Çaykara bulunmaktadır.

    Avşar Köyünün nüfusu kayıtlara göre 1.000 olmasına rağmen, burada sadece 50 kişi yaşamaktadır. Bu da halkın çoğunluğunun çalışmak amacıyla büyük şehre göçmelerinden kaynaklanmaktadır.

    Yüzölçümü 15.000 hektardır. 600 m yükseklikte bir dağ olan Azıtepe’nin çevresi meyilli ve engebeli olmasına rağmen, arazinin büyük bir kısmı ekilebilir. Düz ovadır. Ancak kıraç olması ve sulama sisteminin eksikliğinden dolayı sebze ve meyvecilik yapılamamaktadır. Köyde genellikle hububat ekilmektedir. Buğday, arpa, yeşil mercimek, fiğ, nadaslı tarlalarda bostan ekimi (Kavun-karpuz), az da olsa bağcılık yapılmaktadır.

    Avşar Köyünde koyun, tiftik keçisi, sığır ve kümes hayvanları yetiştirilmektedir.

    Avşar Köyü ve civarında çeşitli madenler bulunmaktadır. Köyün doğu yönünde Maden Teknik Arama Enstitüsü tetkiklerde bulunmuş, fakat yeterli bir sonuç alamamıştır.

    3. Avşar Köyünün Kültürel Yapısı

    a) Giyim

    Avşarlı kadınlar eskiden başlarına bir fes giyerler, fesin üstünü ipek veya benzeri bir kumaşla yedi defa dolandırarak başa bir yükseklik kazandırırlar. Sonra kumaşı çene altından geçirirerek boyunlarına bağlarlardı. Bu çeşit baş bağlama şekline “börk” adı verilirdi.

    İpekten yapılmış sırmalı mintan, altında ipekten veya kumaştan dikilen üç etek, en altında ise ayak bileğine kadar uzanan “bağlamalı don” adı verilen pijama giyilirdi.

    Günümüzde Avşarlı kadınlar başlarına eşarp bağlıyorlar, etek boyu diz altında elbise veya etek, üzerine de gömlek, kazak gibi giysiler giyiyorlar.

    Avşarlı erkekler ise, eskiden başlarına fes, üzerlerine mintan, altlarına da “zıvga” adı verilen parça kısmının üstüne tozluk çekilen giysiyi giyerlerdi. Şimdi ise erkekler şapka, gömlek, ceket, pantolon giyiyorlar.

    b) Düğün

    Geçmişten günümüze süregelen düğün âdetlerinin bir sistematiği vardır. Bu disiplin içinde Avşar köyündeki düğünler şu şekilde yapılmaktadır.

    Düğün evine Perşembe günü bayrak asılarak, komşular bayrak yemeğine çağrılır. “Okuntu” (davetiye) gönderilen misafirlerin gelmesiyle düğün başlamış olur. Düğün evinde halaylar çekilir, diğer yöresel oyunlar (Şekeroğlan, Hüdayda..) oynanır. Akşamları genç kızlar gelinin başında, genç erkekler de damadın başında toplanarak kendi aralarında eğlenirken, ihtiyarlar ise düğün evinin bir odasında toplanıp sohbet edip, Türkü söyleyerek eğlenirler.

    Pazar günü ise düğün alayı damat evinden kız evine giderek gelini almaya giderler. Gelin arkadaşları tarafından giydirilip, süslenir. Gelin annesi, babası, kardeşleri ve arkadaşlarıyla vedalaşarak ata bindirilir.

    Gelin at üzerinde önde, düğün alayı arkada davul-zurna eşliğinde yeni evinin önüne kadar getirilir. Attan indirilen gelin, evin önüne konulmuş olan kapları toplamaya çalışır. Toplayamazsa bu kızın çalışkan olmadığına işaret kabul edilir. Ayrıca gelin kapıdan girerken kapıya yağ sürülür, bu uygulama gelinin eve rahat girip çıkması, yabancılık çekmemesi için yapılır.

    Gelini getiren düğün alayı, düğün sahibi tarafından yemek yedirilerek ağırlanır. Böylece düğün sona erer.

    Günümüzde ise köyde yapılan düğünlerde pek bir değişiklik olmamakla birlikte, bayrak cumartesi günü asılmakta, gelin almada ise at yerine taksi veya traktör kullanılmaktadır. Ancak son yıllarda köy düğünleri azalmıştır. Düğünlerin çoğu Ankara’dan bir düğün salonu tutularak yapılmaktadır.

    c) Maniler

    Avşar Köyü’nde söylenen manilerin bazıları şöyledir:



    Maniciyim ezelden

    Gönlüm geçmez güzelden

    Gönlümün gözü çıksın

    Sevmeseydim ezelden



    Ben bir küçük makasım

    Açtım yarin yakasın

    Aldın yari elinden

    Pencereden bakasın



    Mani bilirim atmış

    Karanfile gül katmış

    Benim sevdiğim oğlan

    Kuru yerlerde yatmış



    Maniye maraz derler

    Güzele kiraz derler

    Her kime derim yansam

    Yana yana gez derler



    İnce kaşların ince

    Soğanın zarı gibi

    Yarim beni erittin

    Dağların karı gibi



    Ben bir küçük cezveyim

    Yar elinde hazneyim

    Verin benim yarimi

    Mahlenizde gezmeyim



    Karşıda oturanlar

    Derdimi arttıranlar

    Bana bir öğüt verin

    Sevdadan kurtulanlar



    d) Oyunlar

    Avşar Köyünde çocuklar genellikle saklambaç, körebe, çinçan, sekerek... gibi oyunlar oynarken gençler arasında ise köse oyunu yaygın olarak oynanır. Bu oyun şöyledir: Köyün bütün genç erkekleri bir araya gelir. İçlerinden biri köse, biri Arap, ikisi de gelin olup kadın kıyafeti giyerler. Köseye çan, zil takılır. Arap’ta boyanır. Bu şekilde gençler köydeki tüm evleri dolaşarak her evin önünde oyun oynarlar. Oyun bitince hep bir ağızdan:

    “Köşem öldü diyemedim

    Çığ yumurta soyamadım

    Ben Köseme kıyamadım

    Kalk gidelim Kara Kösem”

    diye seslenirler. Ev sahibi dışarıya çağrılır.

    “Beri bak ağa,

    yağ verenin oğlu, bulgur verenin kızı olsun.

    Hiç vermeyenin kapısı kilitli kalsın.”

    diyerek istediklerini ev sahibine bildirirler. Ev sahibi istenilen şeylerden sadece birini verir. Bu şekilde bütün köy dolaşılır, toplanan yiyeceklerle yemekler yaparak, gençler sabaha kadar eğlenir.

    e) Yemek

    Avşar köyü orta Anadolu’da mutfağının bütün özelliklerini taşımaktadır. Eskiden beri Avşar köyünde yapılagelen bir yemek vardır. Malak yemeğinin yapısı şöyledir:

    Tencereye su koyularak kaynatılır. Kaynayan suya, suyun ölçüsüne göre, bir miktar un atılır, karıştırılarak hamur haline getirir. Hamur tencerede piştikten sonra ateşten alınır. Diğer yandan bir tavada yağ eritilir. Eriyen yağ pekmezle karıştırılır. Hamur tencereden alınarak tabaklara konur. Yağ pekmez karışımı hamurun üstüne dökülür, Sıcak olarak servis yapılır.

    f) Köydeki Ziyaret Yerleri:

    a-) Çalı Baba:

    köye giriş yolu üzerinde sol tarafta bulunan Çalı Baba, dilek tutanların bez bağladıkları bir ağaçtır. Daha önce yeşilken tarlalara atılan zirai ilaçlar yüzünden kurumuştur. Çalı Baba hakkında kesin olarak bir şey bilinmemektedir. Yaptığımız araştırma sırasında köylülerin bize anlattıkları inanışa göre; köy kurulmadan önce buradan geçen Horasan erenlerinden birinin atı tökezleyip burada düşmüş, yanındakiler buraya bir işaret bir anı olsun diye, oraya bir ağaç dikmişler ondan sonra büyüyünce insanlar bez bağlamaya onun aracılığıyla bir şeyler dilemeye başlamışlardır.

    b-) Dolamaç Tekke:

    Köyün güney batısında yer alan Azı Tepesi’nin dibinde derenin içinde bulunan üç tane yatırın bulunduğu bir tekkedir. Tekkeyi ziyarete gitmek istediğimizde köylüler bize: “Hiç yolunun izinin olmadığını gitmenin çok zor olduğunu ifade ettiler. Yine köylülerden aldığımız bilgiye göre genelde bahar ve yaz aylarında tekkeye ziyarete gidilmektedir.

    c-) Azı Tepesi:

    Köyün güney batısında yer alır. Üç dört köyün ortasında bulunur. Avşar köyüyle beraber çevre köyler de burayı ziyarete çıkmaktadır. Tepenin doruğunda bir yatır bir mezar taşı bulunmaktadır. Hakkında kimse bir şey bilmemektedir. Sıklıkla ziyarete gidilmektedir.





    Avşarların Dağılışı ve Dağılışını etkileyen olaylar



    Doç. Dr. Enver Aydın KOLUKISA



    ÖZET
    Avşarlar, bir Türk boyudur. Türklerin ulaştığı her sahada; Orta Asya, İran, Afganistan, Suriye, Libya (Trablus) ve Anadolu’da izleri rastlamak mümkündür.

    Türkiye’de bir çok yerlerde Avşarlar yaşamaktadır.

    ABSTRACT
    Avşar tribe is one of the leading Turkish groups. In the course of time, they settled in different regions of İran, Syria and Anatolia.

    There are a lof of settlements in Turkey, where a lot of Avşar people live.



    Sunuş
    Avşarlar, bir Türk boyudur.Türklerin ulaştığı her sahada; Orta Asya, İran, Afganistan, Suriye, Libya (Trablus) ve Anadolu’da izlerine rastlamak mümkündür.

    Türk tarihi boyunca Türk Devletleri’nin (Safevi, Akkoyunlu, Memlük, Karaman) kurulması ve Anadolu’nun Türkleşmesinde ve gelişmesinde önemli rolleri olmuştur.

    Tarihleri boyunca, çeşitli siyasi çalkantılar içerisinde yer almasına rağmen, adını ve geleneklerini yaşatarak günümüze ulaştıran Türk boylarının başında gelir.

    Anadolu’nun her köşesinde 40 tan fazla Avşar adını taşıyan köy bulunmaktadır.Bu nedenle, Avşarları tanımak, bir bakıma Anadolu Türklüğünü tanımakla eş anlamlı sayılmalıdır.



    Avşar İsmi ve İlk Yurtları


    Avşar, Oğuzların 24 boyundan birine verilen isimdir. Bozokların Yıldız Han Oğulları koluna bağlıdır. Boyun adı Anadolu’da daha çok Avşar, İran’da ise Afşar olarak telaffuz edilmektedir. Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lügat-it Türk isimli eserinde 22 Oğuz boyu listesinde “Afşar” olarak geçmektedir. Bugün İran’da bu boya mensup oymak ve köylüler de boylarının adını aynı şekilde, yani “Afşar” olarak söylemektedirler.

    Afşar adının ne anlama geldiği kesin olarak bilinmemekle beraber, F. Sümer XIV. Yüzyıl başında yaşamış olan Reşidüddin’e ait esere dayanarak “Çevik, ava meraklı” anlamına geldiğini yazmaktadır!

    Oğuzların, İslamiyet’ten önceki tarihlerine dair rivayetlerde Avşar ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Ancak; İslâmiyet’ten önceki devirde hükümdar çıkarmış beş boydan biri olduğu bilinir. Diğer boylar; Kayı, Eymür, Yazır ve Beğdili boylarıdır.

    Büyük göçlerden önce, Avşarların Orta Asyanın neresinde yaşadıkları konusunda farklı bilgiler vardır.

    Kaşgarlı Mahmuta göre; Sir-i Derya bölgesi ile onun kuzeyinde yaşayan oğuz boylarının bir kısmı, toprağa bağlanarak şehir ve köyler kurdular. “Yatuk” adı verilen bu çiftçi ve tüccar Oğuzlardan bir kısmı Avşarlardı. X.yy Coğrafyacılardan El. Makdisi’nin Türk sınırının Afşar adlı bir köyden bahsetmeside buna delildir. F. Sümer’de yukarıdaki bilgileri teyit etmektedir.ona göre; Avşaların da içerisinde bulunduğu kalabalık Oğuz grupları, Seyhun ırmağı boylarında ve hattâ Mangışlak ve Balkan bölgelerinde (Türkmenistan’ın batısında) yaşamaktaydı.

    Avşarların, Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulmasından önce, öbür Oğuz boyları ile birlikte Kıpçak Çölü’nde (Deşt-i Kıpçak’ta) yaşadıklarını belirten kaynaklarda vardır. Daha çok Arap ve İran kaynaklarında geçen Kıpçak Çölü (Deşt-i Kıpçak);Güneyde Balkaş Gölü, Doğuda İrtiş Irmağı, Batıda ise Dinyeper Irmağına kadar uzanan, büyük ölçüde bugünkü kazak bozkırlarını içerisine alan geniş sahaya denmektedir.

    Selçuklu Hanedanının büyük siyasi başarıları, daha sonraları Karahıtaylar’ın Türkistan’a hakimiyet kurmaları, Oğuz boylarının ana yurtlarından kopup Orta doğu ülkelerine, özellikle İran ve Anadolu’ya doğru göç etmelerine sebep olmuştur.



    İran’da Avşarlar
    Hiç şüphe yok ki, Avşarların diğer bir yurduda İran’dır. Moğolların baskısı sonucu ana yurtlarını terk eden Avşarların büyük bir bölümü, bugünkü güney Azerbaycan’daki Huzistan bölgesine yerleşmiştir(1135/1136). Daha sonraları burada bir beylik kurmuşlardır(1155).

    Afşarların, tarih sahnesinde en etkili olduğu dönem Safevi Devleti zamanına rastlar. İtimat telkin eden bir kuvvet olarak Şah İsmail tarafından İran sınırını korumak maksadıyla, kısmen Horasan eyaletine yerleştirilmişlerdir. Bunlardan Kırklu adlı Avşar boyuna mensup İmamkulioğlu Nadir Şah gösterdiği siyasi çeviklik ve kabiliyet üzerine 1735/6 tarihinde, Safevi hanedanlığına son vererek, kendisini İran hükümdarı ilân etmiştir. Bir aralık Hindistan’ı da fethederek, doğunun adeta büyük imparatoru mertebesine erişmiştir.Basit bir aile çocuğu olmasına rağmen, müteşebbis bir yaratılışa sahipti. Zamanın bir nevi inkılapçısı olmuştu.Değerleri hiç bir zaman unutulmayacak olan, başlıca hizmetleri arasında, mezhep ihtilaflarını kaldırmak, Türkiye ile dostluk ve kardeşlik bağını kurmak vardır.Ölümü üzerine İran tahtı Kaçar Türkleri sülalesine geçmiştir.

    Nadir Şah döneminde İran İmparatorluğu’nun bu kadar genişlemesi, Avşarların da çeşitli bölgelere savrulmasına sebep olmuştur. Afganistan’da yaşayan Avşarların, Kâbil seferi sırasında Nadir Şah’ın ordusunu korumak amacıyla geride bırakılan Afşar askerlerinin torunları oldukları bilinmektedir.

    İran’da da Avşarların yayıldıkları alan çok geniştir. Adacıklar halinde serpildikleri bölgeler, ana çizgileriyle şu şekilde belirlenebilir: Urmiye Gölünün kuzey batı kıyıları; Hamse eyaletinin güney kısmı, Hemadan ve Kirmanşah eyaletinin sınır bölgeleri, Bocnurd’la Kuşan’ın güney çevresindeki Sebzevar ile Nişabur arası, Cumey’in kuzeyi ve Kirman’ın güneyi yoğun olarak yaşadıkları yerler olarak gösterilebilir.

    Birbirinden uzak bölgelerde adacıklar halinde topluluk kurarak yaşayan İran Avşarları, Türklüklerini korumalarına rağmen, siyasi bir nüfuz oluşturabilecek durumda değillerdir. Hayat tarzlarını göçebe olarak sürdürdükleri için, daha ziyade dağlık alanlarda yaşamayı tercih etmişlerdir.



    Anadolu’da Avşarlar


    Avşarların, sadece “Avşar” adını taşıyan 40’tan fazla köy isimlerine bakıldığında, Anadolu’nun her tarafına dağılmış olduklarını anlamak mümkündür. Günümüzde Anadolu’da bu kadar dağılmış ve sayıca bu kadar çok, özelliğini kaybetmeyen başka bir boya rastlanmaz.

    XV. ve XVI. yy. Osmanlı tahrir defterinde Avşarlara ait bir çok yer adı geçmektedir. Bu yer adları, Avşarların sayı bakımından Kayılar’dan sonra ikinci sırada yer aldığını göstermektedir. Bu da Avşarların Anadolu’nun bir Türk yurdu haline gelmesinde, Kayı ve Kınık boyları gibi birinci derecede rol üstlendiklerini kesin bir şekilde kanıtlamaktadır.

    Anadoludaki Avşarların hangi tarihlerde ve neden yerleştiklerini anlayabilmek için, oldukça karışık siyasi olaylara, zor geçen hayat tarzlarına ve çok önem verdikleri kültürlerine bakmak gerekir.



    Malazgirt Savaşı’nı (1071) takiben Anadolu’ya göç eden Türkmenler arasında, çok sayıda Avşarlar da vardır. Bunların çoğu Anadolu’nun uç bölgelerine yerleştirilmişlerdir.Bu dönemde oldukça güçlü olan Anadolu Selçuklu Devleti, kendisinden olmayan Türk boylarını parçalayarak uç bölgelerine dağıtma politikasını izlediğinden, Avşarlar da küçük topluluklar halinde değişik yörelere dağıtılmışlar ve genellikle siyasi bir rol oynayamamışlardır. Buna rağmen Konya ve İçel yörelerinde yaşayan Avşarlar aynı soydan gelen Karamanlılar’ın devlet kurmalarına yardımcı olmuşlardır. Günümüzde kuzeyde Kastamonu ve Bolu’dan başlayıp, Muğla, Isparta ve Antalya’ya kadar uzanan bölgelerde yaşayan Avşarlar, uç Avşarlarının torunlarıdır.

    Avşar adını günümüze kadar sürdüren ve Osmanlı, özellikle de İran tarihinde etkin rol oynayan Afşarlar Moğol istilası (13.yüzyıl) sonucuna kuzey Suriye’ye ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi’ne Türkmenler ile birlikte göç eden Avşarlardır. Avşarların yoğun olarak yerleştiği yerler; Halep, Antep ve Antakya yöreleridir. Türkiye’de ve İran’da Avşar oymalklarının hemen hemen hepsi, orta ve batı Anadolu’daki bazı küçük oymaklar hariç bu koldan ayrılmıştır.

    XVI. ve XVIII. Yüzyıllarda özellikle Halep çevresindeki Avşarların büyük bir bölümü İran’a göç etmiştir. Akkoyunlu ve Safevi Devletlerini Türk göçebe teşekküllerine bağlı olarak geliştikleri bilinmektedir. Hatta, Avşarlar zamanla bu devletleri yönetir duruma yükselmişlerdir.

    Avşarların İran’a göç etmelerindeki asıl sebebi kültürlerinde aramak gerekir. Özellikle İran’daki devlet yöneticilerinin ve halkın Türkçe konuşmaları bunların başında gelir. Avşarlar, bu devleti yabancılamamış, tam aksine kendi devletleri olarak bilmişlerdir.

    Avşarlar 1865 de Fırka-i ıslahiyye kuvvetleri gelinceye kadar, güçlü bir boy olarak varlıklarını sürdürdüler.

    Başlıca Avşar kolları şu şekilde dağılmıştır.

    Dulkadirli Avşarları, Kuzey Suriye Avşarlarının bir kolu olup, Maraş, Kars ve Bozok yörelerinde yaşamışlardır.

    Yeni il Avşarları, Yeni il adı verilen Türkmen topluluğu içerisinde yer alan Avşarlardır. Bunlar Sivas ve Gürün arasında yaşamışlardır.Bunlardan Bidil Avşarı yeni il’in çözülmesi üzerine batıya göç etmiş ve Ankara’nın Balâ ilçesi içerisinde yurt edinmiştir.

    Sis (Kozan) Avşarları, Suriyede Anakoldan ayrılarak gelen Avşarlardır. Memlüklerin Adana’ya seferi sırasında (1375) gelip yerleşmişlerdir. Çiftçilikle uğraşmışlardır.

    Recep Oğulları, XVI. Yüzyıln ikinci yarısından itibaren Zamantı Irmağı boylarına yaylaya çıktıkları bilinmektedir. O zamanlar kışlak olarak da Halep’i seçmişlerdir. Ancak; XVIII. Yüzyıldan itibaren kışlak olarak Çukurova’ya, Ceyhan Irmağı kıyılarına gitmeye başlamışlardır. Recep Oğulları, 1687 yılında Avusturya’ya yapılan sefere çağrılmış ve 1690 yılnda bu sefere katılmışlardır.

    Osmanlı devleti, iç düzeni sağlamak amacıyla, birkaç defa (1691, 1703 ve 1856 yıllaında) Rakka’ya sürerek yerleşik düzene zorlamış, Ancak; bu isteğe uymamışlardır.

    Nihayet; Osmanlı Devleti 1865 yılında, Fırka-i İslahiyye adında bir kuvveti Çukurova’ya Avşarların üzerine gönderdi. Avşarlar bu durum karşısında yaylalara yerleşmek istediklerini bilidirdiler. Anvcak; Uzunyayla’ya geldiklerinde buralara Çerkezlerin yerleştirilmiş olduğunu gördüler.Çaresiz olarak; Kayseri’nin verimsiz köşeleri olarak bilinen Sarız, Pınarbaşı ve Tomarza ilçerine yerleşmek zorunda kaldılar. Bugün söz konusu edilen ilçelerde 90 a yakın Avşar köyü bulunmaktadır. Geleneklerini unutmamışlardır.Ancak; fakir bir hayat sürdürmektedirler.

    Kars yöresinde Şii Avşarlara rastlamak mümkündür. Bunlar; İran’da ki Urmiye yöresinden gelmiş olmalıdır.

    Günümüzde Avşarlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde kendi kimliğini bulmuş, ve devletiyle barışık olarak yaşamaktadır.


    Köyünüz hakkında herşeyi bizimle paylaşabilirsiniz..

     

     

    Nehir - 22.01.2010 - 16:44
  2. Benim dedelerim Afşar köyünün Güvendikli sülalesinden. Çok eskiden Eskişehirin karatepe köyüne göçmüş. Orada hala akrabalarımız olduğu söyleniyor. Burada paylaştığınız bilgiyi daha önce başka bi sitede görmüştüm kökenimle ilgili olarak benim için çok faydalı oldu. Yanlız daha fazla şeyler öğrenmek için afşar köyünden biriyle temas kuramadım bir türlü. Sizde bu köydenmisiniz???

     

     

    OzTuRK35 - 15.08.2011 - 06:27
  3. Afşar köyünden kimse yokmu

     

     

    OzTuRK35 - 26.03.2012 - 01:40



Benzer Konular

  1. Maltepe Dershanesi Kalecik Şubesi Ankara Kalecik
    Konuyu Açan: Nerissa-Su, Forum: Ankara.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 26.12.2012, 09:47
  2. Kınık Köyü Kalecik Ankara
    Konuyu Açan: Nehir, Forum: Ankara.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 21.03.2010, 00:00
  3. Keklicek Köyü Kalecik Ankara
    Konuyu Açan: Nehir, Forum: Ankara.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 29.01.2010, 15:20
  4. Kargın Köyü Kalecik Ankara
    Konuyu Açan: Nehir, Forum: Ankara.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 29.01.2010, 15:16
  5. Hacıköy Köyü Kalecik Ankara
    Konuyu Açan: Nehir, Forum: Ankara.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 27.01.2010, 12:53

copyright

Soru Cevap