Terminal Evredeki Hasta

ölümü yaklaşan hasta - terminal hasta bakımı - terminal dönem - ölümcül hastanın evreleri



Terminal evredeki hasta

Ölüm bambaşka olabilir, insanca ve onurlu...
Cicely Saunders



Son yıllarda tıp alanında önemli gelişmeler olmasına rağmen hala bazı
hastalıklar ölümcül olmaya devam etmektedir. Ölümcül hastalıklar psikolojik
ve fizyolojik olarak, hem hasta ve ailesi, hem de sağlık ekibi açısından
zorlayıcı bir durumdur .

Terminal evredeki hasta, yaşamının son günlerini yaşayan, ölmek üzere
olan hasta anlamına gelir. Terminal evredeki hasta; başkalarına yük olma,
ölürken fiziksel ve mental yeteneklerin kaybolması, ölüm ile ilgili ağrı
beklentisinde olma ve önemli yaşam hedeflerini başaramadan erken ölme
korkusu içinde olabilir

Terminal dönemdeki hasta hastalığı ile savaşma çabasındayken zorunlu
olarak birçok aşamadan geçer (Kübler-Ross, 1995). Bu aşamalar inkar, öfke,
pazarlık, depresyon ve kabullenme olarak sıralanmıştır.

İnkar: Bu dönem tüm insanlar için benzer olarak karar vermekten ya da
bu yönde girişim yapmaktan çekinildiği bir dönemdir. İnkarı yaşayan hasta
öleceğine inanmaz ve yanlışlık olduğunu ümit eder. Bu dönemde kişi zihinsel
olarak yaşananları fark etse de genellikle duygusal olarak reddetmektedir
Bu dönemde hastanın sosyal desteklerinin arttırılması, tedavi süreciyle ilgili bilgilendirmelerin
yapılması, inkarının sözel olarak desteklenmesi ve hastaya zaman tanınması
önemlidir.

Kızgınlık-Öfke: Hasta, daha yapacak çok şey varken, ölmesini haksızlık
olarak görür. Engellenmiş kişi tedirgin olarak “neden ben” sorusunu sorar.
Bazen hastalığın bir ceza olarak kendine verildiği düşüncesi ile öfkeyi kendine
yöneltir. Terminal dönemde ele alınamayan öfke, bireyi
depresyona yaklaştıran bir etkendir . Bu dönemde hastanın
kendi yaşamını daha fazla kontrol etmesine izin verilmeli, öfke reaksiyonu
altındaki nedenlerle ilgilenilmeli ve güven duygusu güçlendirilmelidir.

Pazarlık: Bu evrede yaşanan çaresizlik ve umutsuzluk duygularına karşı
çocukça bir güçlülük duygusu vardır. Bu sayede kişiler kaybettiklerini geri
Ölüm Sürecinde Olan Hasta: Terminal Bakım ve Hospis 149
getirebilecekleri ya da gerçeği değiştirebilecekleri duygusunu yaşayabilirler .
Pazarlık aslında bir ertelemedir. Bu evrede hasta tanrı ve çevresindekilerle pazarlığa girişir.
Hasta ölmemek için arayış içindedir. Bu dönemde hastaların
konuşmaya teşvik edilmesi ve dinsel desteklerin sağlanması, korkuların ve
günahkarlık duygularının ortadan kaldırılmasında hastaya yardımcı olmaktadır

Depresyon: Bireyin fiziksel durumu kötüleştikçe, hastalığın ciddiyetini
inkar, öfke ve pazarlık etme anlamsız hale gelir ve bunun sonucunda derin
kayıp duygusu ve depresyon görülür. Bu dönemde depresyonun
farklı iki yönü vardır. Biri hastalığın aileye ve bireye getirdiği maddi
zorlukların yaşattığı suçluluk duygusuna ve fonksiyoneliğin kaybına bağlı
reaktif depresyon, diğeri ise ölüme karşı hazırlığın yarattığı depresyondur
Bu dönemde hastanın duygularını ifade etmesine olanak
verilmeli ve hasta etkili bir şekilde dinlenerek desteklenmelidir. Bireyin
kayıplarının yasını tutmasına izin verilirse ve aile desteği sağlanırsa birey
kabullenme evresine daha rahat geçer.

Kabullenme: Durumunu kabullenen hasta, daha gerçekçi davranmaya,
yarım kalan işlerini düzene sokmaya, yakınlarına ölümünden sonra
yapacaklarını anlatmaya başlar. Bu dönemde hastaların
tedavi programlarına mümkün olduğunca katılmalarının sağlanması için
hastalar cesaretlendirilmelidir.

Düzenli bir şekilde tanımlanan bu evreler, terminal dönemdeki tüm
bireylerde aynı şekilde yaşanmayabilir. Hatta hastaların çoğunluğu iki ya da üç
evreyi aynı zamanda yaşayabilirler . Tanımlanan bu
aşamalar kesin sınırlamalar olmamakla birlikte, ölümcül hastaları
anlayabilmekte önemli bir rehberdir. Kübler-Ross bu evrelerde umudu önemli
ve sürekli bir etken olarak görmektedir. Yeni bir ilaç, yeni bir tedavi yöntemi,
bir çalışmadan elde edilen başarılı sonuç gibi düşünceler hastaların son aylarına
hatta haftalarına kadar korudukları düşüncelerdir. Bu umut sadece iyileşme
umudu değil, aynı zamanda ölümü kabul ederek ölme umududur .
Ölümcül hastaların bakımında temel amaç, hastanın fiziksel ve ruhsal
yönden rahatlığının sağlanması ve kalan yaşam süresinin
kalitesinin arttırılması olmalıdır. Terminal dönemdeki hasta ve yakınlarına
verilecek hizmette en önemli rol hemşirelere düşmektedir

Terminal evredeki hastayla çalışan hemşireler hastaların korkuları, hastanın
bireyselliğinin ve aile bütünlüğünün korunması, ailenin duygusal ve fiziksel
olarak güçlenmesi için planlama yapma ve aileyi yas sürecine hazırlama,
semptomları kontrol ederek hastanın rahat ölümünü sağlama ile sorumludurlar

Yaşamın son günlerini yaşayan hastanın bakımında, hastanın
duygusal ve fiziksel gereksinimlerini karşılayabilmek için hemşirenin gerekli
bilgi, beceri ve anlayışa sahip olması hasta ve ailesine etkili
psikososyal destek sağlayabilmek için onların duygularını anlaması ve kabul
etmesi gereklidir. Bunun için öncelikle hemşirenin kendi davranışlarına ilişkin
bir iç görü kazanmasını sağlamak önemlidir. Ölmekte olan hasta ile iletişim
kurmak, ona gereksinimi olan desteği verebilmek için, hemşirelerin öncelikle
yaşam, hastalık, ölüm ve kayba ilişkin kendi duygularını gözden geçirmeleri,
hastalara daha iyi fiziksel ve psikolojik bakım sağlamalarında etkili olmaktadır

Hastaları dinlemek ve hastaların hastalıkla ilgili duygu ve düşüncelerini
paylaşmak için güdüleyici sorular sormak önemlidir.
Hemşirelerin böylesi bir iletişimi sürdürebilmeleri için sürekli okumaları,
bilgilerini uygulamaya aktarmaları ve kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir

Bireylerin geçmiş deneyimleri, destek kaynakları tartışılmalı,
olumsuz düşünceleri ortaya çıkarılmalı ve genel problem çözme yöntemleri
anlatılmalıdır. Hemşirelik uygulamalarında amaç, bireylerin hastalık ve ölüm
süreci ile baş etmelerinde ve yaşantılarında anlam bulmalarında onlara yardım
etmektir. Ölüm yaşamımızdaki en büyük kayıp olgusudur. Ancak deneyimlenmemiş
olana karşı duyulan korku, yok olma korkusu ve bilinmeyene doğru yapılan
yolculuk her bireyi korkutur. Bir yandan geleceğe ilişkin belirsizlik
yaşanırken, diğer yandan hastalığın ölümü yaklaştırıyor olması hastaların
duygulanımlarını olumsuz etkilemekte, kaygı ve korku düzeyini arttırmaktadır

Ölümü yaklaşan hastaların bakımı ve ölüm olayı, sağlıkla ilgili mesleklerin
en zor yönlerinden biridir. Hiç istenmeyen bir durum olsa da terminal dönem
hastaları için önemli üç durumsöz konusudur.
Bunlar; ağrı, yalnızlık ve izolasyondur.
Ölümcül hastalıklar her hastada farklı şiddet, düzey ve çeşitte psikolojik
tepkilere yol açmalarına rağmen sıklıkla gösterilen psikolojik tepkiler yas
reaksiyonu, depresyon, kaygı, inkar, kızgınlık, hostilite, yansıtma, patolojik
bağımlılık, agresif direnç, regresyon ve suçluluk duygusu şeklinde olmaktadır

Ölmek üzere olan hastada psişik morbiditeyi ve psikolojik acıyı azaltmak,
uyumu sağlayarak yaşam kalitesini arttırmak, kaygı, depresyon ve diğer
psikiyatrik semptomları düzeltmek, yalnızlık ve izolasyonu önlemek, ağrı ve
diğer fizyolojik semptomlarla başetmeye yardım etmek, hastanın tedaviye etkin
katılımını sağlamak ve hastanın umutlarını destekleyip güçlendirmek ele
alınması gereken temel hemşirelik yaklaşımlarıdır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1209
favori
like
share
hido57 Tarih: 27.04.2012 15:51
güzel